Evrimsel biyoloji ve kuş bilimi uzmanı Utku Perktaş, İnsan Çağı’nın getirdiği altıncı kitlesel yokoluşu geçmişten geleceğe irdelerken, biyoçeşitlilik perspektifinden yakın gelecek için çıkarımlarda bulunmak için uzmanlarla bir araya geliyor.

Konuğumuz antropolog Tayfun Atay ile yeni kitabı Şempanzelerden Peygamberlere'den yola çıkarak insanın biyolojik ve kültürel doğasını, antropolojinin “öteki”yle kurduğu ilişkiyi ve Antroposen çağında insan-merkezci düşüncenin yarattığı ekolojik kırılmaları konuşuyoruz.

Çöken bir yol görüntüsünden yola çıkarak Antroposen'i bir kırılganlıklar çağı olarak ele alırken; eriyen buzullar, azalan kuşlar, geri dönen kurtlar, Çernobil'in kırk yıl sonra hâlâ süren etkileri ve ısınan okyanuslar aynı soruda birleşiyor: Çatlayan yolun altında yalnızca çöken toprak mı var, yoksa insanın doğayla kurduğu ilişkinin derin kırılganlığı mı?

Akbabaların ekosistemdeki temizlik rolünden yola çıkarak kuşların önemini genişleten bu bölümde, ağaçkakanların habitat oluşturan “mimar” rolü ve böcekçil kuşların ekolojik dengeyi sağlayan etkisi üzerinden kuşların doğadaki işlevsel çeşitliliği ele alıyor; kuşların yalnızca estetik değil, ekosistemlerin işleyişini sürdüren temel aktörler olduğu vurguluyoruz.

Konuğumuz Londra SOAS'dan Ela Demiral ile Olafur Eliasson'un 'Little Sun' projesinden yola çıkarak, enerjiye erişim, iklim krizi ve ekolojik adalet arasındaki ilişkiyi ele alıyor; sanatın yalnızca estetik değil, aynı zamanda deneyimsel ve dönüştürücü bir alan olarak nasıl işlediğini tartışıyoruz.

Hindistan'da yaşanan çarpıcı bir ekolojik çöküş hikâyesinden yola çıkarak kuşların gezegenimiz için kritik rolünü ele alıyor; biyoçeşitlilik kaybı ve iklim krizine değiniyoruz.

Konuklarımız Kapadokya Üniversitesi öğretim üyeleri Dr. Öğr. Üyesi Selda Öztürk ve Doç. Dr. Sinan Akıllı ile 'Biyosemiyotik" konusu üzerinden canlıların çevreyle kurduğu ilişkilerde nasıl anlam ürettikleri üzerine konuşuyoruz.

'Biyolojinin Dönüşümü: Tanımlayıcı Bir Bilimden Üretici Bir Bilime' başlığıyla sentetik biyoloji ve çok yakın zaman önce yayımlanan Adrian Woolfson'un On the Future of Species başlıklı kitabı üzerine konuşuyoruz.

Aynı dünyaya bakan farklı canlıların dünyayı bambaşka şekillerde algıladığını; renklerin doğanın değil, algının ürünü olabileceğini sorgulayarak 'Renk Gerçek mi, Algı mı?' sorusunu soruyoruz.

Antroposen Sohbetler'de Utku Perktaş, akademi ve üniversite üzerine farklı zamanlarda kaleme aldığı yazıları bir araya getirdiği açık erişimli kitabı Akademi Unutmazsa ekseninde düşünsel bir yolculuğa çıkıyor.

Charles Darwin'in eserlerinin Türkçeye kazandırılma sürecini ve özellikle Türlerin Kökeni çevirisinin arka planını konuğumuz Bahar Kılıç'ın yaptığı çeviriler üzerinden ele alıyoruz.

Geçtiğimiz yıl Tanıl Bora ile gerçekleştirdiğimiz “Antroposen'de Türkiye: Çevre Düşüncesi, Bellek ve Yeni Cereyanlar” başlıklı söyleşiye yeniden dönüyor; Türkiye'de çevre düşüncesinin bağımsız bir “cereyan” olup olamayacağını, ekolojizm ile çevrecilik arasındaki farkları ve Antroposen çağında düşüncenin nasıl yeni bir zemine kavuşabileceğini tartışıyoruz.

Sanayi Devrimi'nden bu yana doğanın milyonlarca yılda biriktirdiği enerjiyi kısa süre içinde atmosfere saldık. Bedelini gezegenendeki pek çok ekosistem ödüyor. Marmara'daki müsilaj ani bir felaket değil; yılların birikmiş yükünün görünür hâli. Bu noktada bir canlı hâlâ önemli bir şey söylüyor: Pinna nobilis (Pina).Pina var ise deniz hâlâ kendini düzenleyebiliyor demektir.

Konuğumuz Londra SOAS University of London araştırmacısı Ela Demiral ile dekolonizasyon tarihine uğrayarak içinde bulunduğumuz krizler çağını farklı bir perspektiften düşünmeye çalışıyoruz.

Renkli fotoğrafın unutulmuş tarihinden yola çıkarak Antroposen'in görsel hafızasını sorguluyor; büyük felaket imgeleri yerine sessiz, kırılgan ve bağlama duyarlı anlara odaklanıyoruz.

Konuğumuz Amerikan Doğa Tarihi Müzesi'nde kıdemli araştırma görevlisi olarak çalışan Peter Capainolo ile “Doğa tarihine baktığımızda ilk karşımıza çıkan şey nedir?” sorusundan yola çıkarak, doğa tarihine veri ile tarih arasındaki gerilim üzerinden yaklaşıyor; bilginin nasıl üretildiğini ve doğayı okuma biçimlerimizi birlikte tartışıyoruz.

Borusan Contemporary'de halen devam eden fotoğraf sanatçısı Edward Burtynsky'nin 'Dönüşen Yeryüzü' sergisi üzerinden Antroposen'e sunduğu nesnel bakışı ele alıyoruz.

Mayalar ve iklim değişimi üzerinden Antroposen'in eşik mantığını ele alıyor; Mayaların iklim değişimiyle imtihanını ve günümüzde Antroposen kavramını altın kurbağa örneği üzerinden tartışıyoruz.

Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü'nde İklim Değişiminin Biyolojik Etkileri dersinin içinden öğrenciler ile birlikte çizilmiş bir haritaya kulak veriyor; altı farklı çalışma, altı farklı ses ve ortak bir soruya cevap arıyoruz: İklim değişimi dediğimizde gerçekte neyi kaybediyor; neyi dönüştürüyoruz?

Konuğumuz SOAS University of London'dan Ela Demiral ile müzeleri birer “hafıza mekânı” olarak ele alıyor; Antroposen çağında nesnelerin vitrinde korunmasıyla ekosistemlerin kırılganlığı arasında kurulan bağı tartışıyoruz.

Yazarlık hayatının 50. yılında Buket Uzuner ile zamanın doğrusal olmayan akışı, tanıklık ve etik sorumluluk, çevre duyarlılığı ve Antroposen çağında yazarlığın imkânları üzerine derinlikli ve keyifli bir sohbet gerçekleştiriyoruz.

Avrupa'da uydu verileriyle görünür hâle gelen su kaybının ne anlama geldiğini, kuraklığın neden artık geçici bir sorun değil yapısal bir krize dönüştüğünü konuşurken; bu tabloyu Akdeniz havzası ve Türkiye üzerinden okuyarak, yeraltı sularından sulak alanlara, tarımdan su politikalarına uzanan ortak kırılganlıkları ve yanılsamaları masaya yatırıyoruz.

Konuğumuz İstanbul Üniversitesi Bilim Tarihi bölümü öğretim üyesi Gönenç Göçmengil ile bilim tarihi perspektifiyle doğa tarihi müzelerini ele alarak, 'Anadolu'da bugün Avrupa'daki ya da Kuzey Amerika'daki örnekleri gibi bir doğa tarihi müzesi olsaydı biyoçeşitlilik algımız nasıl olurdu?' sorusuna yanıt arıyoruz.

Konuğumuz İstanbul Gelişim Üniversitesi Öğretim Üyesi Özlem Tuğçe Keleş ile Batı merkezli küresel kriz anlatılarına karşı, yerel kültürlerin doğayla kurduğu özgün ilişkilerin sinemaya nasıl taşınabileceğini; “kurtarılacak doğa” söyleminin ötesine geçip insan davranışının nasıl sorunsallaştırılabileceğini tartışıyor; belgesel ile kurmaca arasındaki sınırları, ekolojik kriz temalarının kimin diliyle, kimin finansmanıyla ve hangi ideolojik çerçevede anlatıldığını masaya yatırıyoruz.

Ahraz, YerKuşAğı ve Doğa Defteri – Gündönümleri, Fırtınalar, Uçanlar, Çiçek Açanlar'ın yazarı Deniz Gezgin'le geçtiğimiz hafta başlayan sohbetimizi sürdürüyoruz; insanın doğayla barışı için geri çekilmenin, ayrıcalıklardan vazgeçmenin ve duyuların yeniden çağrılmasının neden temel bir eşik olduğunu konuşuyoruz.

İnsan çağında dilin, sessizliğin ve yabanın izini sürerek; doğayı bir fon değil, yaşayan bir özne olarak duyumsatan Ahraz, YerKuşAğı ve Doğa Defteri – Gündönümleri, Fırtınalar, Uçanlar, Çiçek Açanlar'ınn yazarı Deniz Gezgin ile “Canlıların Dili, Sessizliğin Hafızası” başlığı altında insanın dünyayla kurduğu duygusal, etik ve dilsel bağı konuşuyoruz.

Geçtiğimiz hafta başladığımız serinin ikinci ve son bölümünde, genetik çeşitlilik, adaptasyon ve iklim krizi odağında genetiğin evrimi nasıl 'okuduğunu' konuğumuz Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Banu Şebnem Önder ile farklı bir perspektiften ele alıyoruz.

Konuğumuz İsviçre Federal Orman, Kar ve Peyzaj Araştırma Enstitüsü (WSL) — Biyoçeşitlilik ve Koruma Biyolojisi Grubu, Ekolojik Genetik Birimi'nden Dr. Gözde Çilingir ile koruma genetiğine odaklanarak genetik ile evrim arasındaki ilişkiyi ele alıyoruz.

Interstellar filmi üzerinden insanın, kendi yarattığı yıkımın görkemine bakarken çaresizleşmesi üzerine konuşuyor; biraz da Antroposen mitolojisi üzerinde duruyoruz.

Zürih Üniversitesi'nden Prof. Dr. Arpat Özgül ile gerçekleştirdiğimiz söyleşiyi tekrar gündeme getiriyor; Arpat'ın Science dergisinden iki önemli akademik çalışmasına atıfta bulunarak, çevresel değişimin bireyden topluluğa uzanan çok katmanlı etkilerini vurguluyor ve bugünün iklim krizine yeni bir gözle bakmak için önemli bir hatırlatma yapıyoruz.

İklim değişimi ile biyoloji arasındaki karşılıklı etkiyi ve ‘gezegenin eylemliliği' fikrini masaya yatırıyor; ‘İklim mi yaşamı şekillendiriyor, yaşam mı iklimi?' sorusuna bilimsel örneklerle yaklaşıyoruz.

Konuğumuz Türkiye'de PuMP metodolojisinin lisanslı temsilcisi Ayça Tümer Arıkan ile kurumların ve bireylerin sürdürülebilirliği nasıl 'ölçtüğü'nü ve ölçümün nasıl bir bilinç dönüşümüne evrilebileceğini konuşuyoruz.

Yakın zamanda aramızdan ayrılan büyük bilim insanı Jane Goodall'ı, onun temsil ettiği umudu ve yaşamanın evrimini, "Tutkunun Evrimi: Jane Goodall ve Bilimin Kalbi" başlığı altında konuşuyoruz.

Antroposen Sohbetler'de Utku Perktaş'ın konuğu Çukurova Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Sedat Gündoğdu, birlikte mikroplastikler üzerine konuşuyorlar.

'Biyoçeşitliliği korumak için dilleri bilmek gezegendeki koruma çabalarına nasıl bir avantaj sağlar' sorusu üzerinde duruyoruz.

Akdeniz'in sessiz kahramanı deniz çayırlarının (Neptün topları) mikroplastikleri nasıl filtreleyerek kıyıya taşıdığını ve bunun doğanın bize gönderdiği bir uyarı olduğunu ele alırken, bu görünmez kirliliğin soframıza nasıl ulaştığı — tuz, balık unu ve tatlısu kaynakları üzerinden insan sağlığını da tehdit eden bir zincire dönüştüğünü tartışıyoruz.

Kuşların renkleri, şarkıları ve gösterileri yalnızca hayatta kalma işlevleriyle değil, aynı zamanda beğeniler ve estetik tercihler yoluyla evrimleşmiştir. Darwin'in 'estetik evrim' fikri üzerinden bu çerçevedeki güncel tartışmaları ele alıyoruz.

Konuğumuz Tanıl Bora ile 'Türkiye'de çevre düşüncesi hep olmuş gibi ama aslında hep olmamış gibi kaldı” tespitinden yola çıkarak, Yeşil hareketin genellikle çevrecilikle, doğa korumacılıkla sınırlandığını ve özerk bir akım haline gelmesi için daha güçlü bir ideolojik hararet gerektiğini ele alıyoruz.

Şehirlerin ışıklarıyla birlikte doğanın ritminin nasıl değiştiğini ele alıyoruz.

Konuğumuz Gelişim Üniversitesi öğretim üyesi Özlem Tuğçe Keleş ile sinemayı ve sinema ile Antroposen arasındaki bağlantıyı ele alıyoruz.

Bir yer… Aynı gökyüzü, aynı ağaçlar. Ama artık tanıdık değil. Utku Perktaş, bir filozofun bu hissi tarif etmek için bulduğu kelimeyi anlatıyor.

27 Temmuz – 04 Ağustos tarihleri arasında Büyükada'da bu yıl 10'uncusu düzenlenen Nâzım Hikmet Yaz Kampı üzerine konuşuyoruz.

Beş haftadır devam ettirdiğimiz 'Evrim Serisi'nin kısa bir değerlendirmesini gerçekleştiriyoruz.

'Evrim Serisi'nin üçüncü ve son bölümünde Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Kahraman İpekdal ile türlerin genetik hafızasında saklı coğrafi geçmişlerini filocoğrafya alanının sunduğu bilimsel ve etik perspektiflerle konuşuyoruz.

Evrim serimize devam ediyor ve 'Evrim sadece bir genetik kader mi yoksa çevreyle kurulan sürekli bir diyalog mu?' sorusunu cevaplamaya çalışıyoruz.

Konuğumuz Hacettepe Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Çağatay Tavşanoğlu ile doğanın değişen dinamiklerini ve bu değişimlerin canlılar üzerindeki evrimsel yansımalarını 'Ekoloji evrimi nasıl görür?' sorusunu merkeze alarak, bu iki alanın birbirine nasıl temas ettiğini tartışıyoruz.

Charles Darwin ve Alfred Russel Wallace'ın evrim kuramına dair ortak bildirisinin okunduğu The Linnean Society ve evrim kuramı fikirlerinin akışı üzerine konuşuyoruz.

'Evrim Teorisi' serisinin ilk bölümünde Hacettepe Üniversitesi, Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ergi Deniz Özsoy ile birlikte evrim kuramının bilimsel, tarihsel ve etik boyutlarını konuşuyor, Darwin ve Wallace'ın bilimsel dostluğundan yola çıkarak doğal seçilimin ne anlama geldiğini, kolektif bilim üretiminin önemini ve evrim düşüncesinin günümüzdeki yansımalarını ele alıyoruz.

İklimsel dengesizliklerden, mikroplastiklerden ve henüz literatüre girmiş bir konu olan yok oluşların sorgulanan çerçevesi üzerinden çağın üç sarsıntısı üzerine konuşuyoruz.

Bir yanda teknolojiye ve yapay zekâya duyulan sınırsız güven, diğer yanda doğanın hızla çöken dengeleri... Bu çelişki, günümüzün düşünsel ve etik krizinin tam merkezinde yer alıyor.Konuğumuz Gündüz Vassaf ile bu konunun üzerine gidiyor ve ne yapmalıyız sorusuna cevap arıyoruz.

5 Haziran Dünya Çevre Günü'nün artık yalnızca bir kutlama değil, ekolojik kriz ve türlerin yok oluşu karşısında bir yüzleşme ve sorumluluk günü olması gerektiğini vurgularken; plastik kirliliğinden habitat kaybına, tarihsel ve güncel örneklerle insan-doğa ilişkisini sorguluyoruz. Altıncı yok oluşun eşiğinde, her kaybedilen türün bize dönük bir uyarı olduğu ve hatırlamanın, harekete geçmenin etik bir zorunluluk haline geldiğini de yeniden hatırlatıyoruz.

Yaban hayatı fotoğrafçısı Alper Tüydeş ve anatomist, Yaşayan Dinozor - Avian - Kuşların Evrimi ve Atalarının Serüveni kitabının yazarı Pedram Türkoğlu ile Bursa Karacabey Longoz Ormanları'nda bir araya gelerek gözlemle bilimin, sezgiyle veri analizinin birleştiği noktada doğa ile kurulan teması ele alıyoruz.