POPULARITY
Categories
Sosyal medya çağında çocuklarımızın rol modelleri hızla değişiyor. Milyonlarca takipçiye ulaşan influencerlar kısa sürede büyük başarılar elde ederken, bilim, teknoloji ve sanat gibi alanlar uzun soluklu emek, sabır ve disiplin gerektiriyor. Peki, hızlı tüketim ve anlık ödüllerle şekillenen bir dünyada çocuklarımızı üretmeye, araştırmaya, keşfetmeye ve yeni beceriler kazanmaya nasıl motive edebiliriz? Bu videoda, dikkat ekonomisinin gençlerin hayallerini nasıl etkilediğini, bilim ve sanatın neden hâlâ vazgeçilmez olduğunu ve geleceğin üretken bireylerini yetiştirmek için neler yapabileceğimizi birlikte değerlendireceğiz.
Bilim dalı ilgili olanların bir kısmı ile ortalığı kaplayıp her telden çalan yorumcuların bir kısmı, “dengesiz güç ve vicdansız dünya var iken ve sonucun zararlı çıkmak olacağı aşikâr iken hem 7 Ekim hem de iki Sumud hareketi yanlış idi, faydalı da olmadı” diyorlar.
Podcastimizin 300'üncü bölümünde Pelin Dilara Çolak'ı ağırladım. Pelin Dilara Çolak, felsefeyi dijital medyada yeniden konumlandıran akademik bir araştırmacı ve yayıncı. Onu 2018'den bu yana YouTube ve podcast platformlarındaki yayınlarından tanıyorsunuz; Cumhuriyet Gazetesi'nin ifadesiyle "toplumun her kesiminden insanı felsefeyle tanıştıran" bir isim. İçerik üreticiliğinin yanı sıra 2022'de Londra'da, 2025'te ise Berlin'de Philosophy Works adlı yaratıcı stüdyoyu kuran Pelin Hanım, Athenaeum Kitap Kulübü ve Kolektif 06 gibi topluluk projelerini de yürütüyor. Akademik çalışmalarını ise King's College London'da sürdürüyor. Söyleşimizde önce Pelin Hanım'ın bir "bilgi girişimcisi" olarak çıktığı yolun arka planını, iş insanı vasfının ailesindeki izini sürmek istedim. Ardından felsefi düşünmenin derin düşünmeden farkını sordum; felsefe eğitiminin bir düşünme eğitimi olup olmadığını konuştuk. Bilim, din ve felsefe ilişkisinden insanın anlam arayışına, oradan da yapay zekânın felsefeyle neden bu kadar yakın temas hâlinde olması gerektiğine uzandık. Hubert Dreyfus'un MIT'de kurduğu Heideggerian Lab üzerinden, yapay zekânın çözemediği "çerçeve problemi"ni ve "yönelimsellik" kavramını ele aldık: Bir insanı insan yapan şey sahip olduğu bilgi yığını değil, hangi şeylere hangi önemi atfettiği; yani kendi yaşama dünyasını nasıl kurduğu. Stoacıların "arı kovanı için iyi olmayan, arı için de iyi olamaz" sözünden hareketle, konuyu bireyselliğin neden topluluk olmadan eksik kaldığına bağladık. Pelin Hanım, tek yönlü içerik üretiminden Athenaum ve Collective 06:00 gibi topluluk projelerine geçişini bu farkındalıkla açıkladı. Yapay zekâ çağında bizi biz yapacak olan şey, sahip olduğumuz bilgi değil; o bilgiye yöneldiğimiz açı, kendi sınırlarımızı çizebilme becerimiz ve durup düşünmeye tahammül edebilmemiz olacak. Pelin Hanım'ın değer formülünün "düşünceyi deneyime çevirmek" olması, benim merakla başlayıp eylemle biten formülümle de güzel bir yerde buluştu.Bu söyleşiyle podcastime bir sezon arası veriyorum. Eylül ayında tekrar görüşmek üzere.(02:48) Girişimciliğinin geçmişinden gelen izleri (09:35) Felsefi düşünmenin, düşünmeden farkı (16:07) Felsefe eğitimi düşünme eğitimi midir? (21:42) Din'in rolü azalıyor mu? (27:02) Felsefe - psikoloji ilişkisi (36:07) Yapay zeka çağında felsefe nasıl insana hizmet edebilir? (45:40) Athenaum ve Collective 06:00 toplulukları (52:27) Pelin Dilara Çolak'ın değer yaratma formülüPelin Dilara Çolak'ın Youtube kanalıhttps://www.youtube.com/@pelindilaracolakPelin Dilara Çolak'ın Instagram sayfasıhttps://www.instagram.com/pelindilaracolak/Support the show
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Gündemden haberleri aktardığımız bu bölümde "'El Niño' tehlikesi", "Sosyal medya etkisi okulları vurdu." ve "Japonya'da iki kavun yaklaşık 36.500 dolara satıldı!" gibi haber başlıkları var. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Transcript Açılış Emin: [0:14] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Bu bölümümüzde sizlere dünya gündeminden haberleri yavaş bir şekilde aktaracağım. Podcastlerimizden çok daha verimli yararlanabilmek için easyturkish.org/membership adresine gidip podcast kademesine abone olabilirsiniz. İlk haberimizle başlayalım. 'El Niño' tehlikesi Emin: [0:46] Bilim insanları 2026 yılında çok güçlü bir El Niño yaşanabileceği konusunda uyarıyor. El Niño birkaç yılda bir görülen bir iklim olayıdır. Bu olay sırasında Pasifik Okyanusu'nun bazı bölgelerinde deniz suyu sıcaklığı normalden çok daha fazla yükselir. Bu değişim dünyanın farklı yerlerinde hava durumunu etkileyebilir. Bazı ülkelerde kuraklık olurken, bazı yerlerde çok şiddetli yağışlar görülebilir. Bu da gıda ve su güvenliği açısından ciddi sorunlara yol açabilir. Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
Mekan Bellek Hikaye'nin bu bölümünde Ankara'nın vadilerinden Kıbrıs Vadisi'ndeyiz. Kıbrıs Vadisi, Ankara'nın doğal hafızası ve ekolojik yaşam koridorlarından biri olarak taş ocakları ve koruma statüsü değişiklikleri nedeniyle yeni bir tehdit altında. Bilim insanlarının ve mahkemelerin korunması gerektiğini vurguladığı vadi, yeni planlarla yeniden yapılaşma baskısıyla karşı karşıya. Tartışma yalnızca bir doğa alanını değil, Ankara'nın su kaynaklarını, endemik türlerini ve geleceğini de ilgilendiriyor. Tezcan Karakuş Candan hazırladı.
Bugün 16 Mayıs 2026 #DoğaTakvimi
Anne sütü, sağlıklı bir mikrobiyota için sadece “yararlı” değil; kurucu ve belirleyici bir rol oynuyor. Bilim dünyası anne sütünü, bebeğin mikrobiyotasını ilk günden itibaren programlayan en güçlü biyolojik faktör olarak tanımlıyor. Peki anne sütü mikrobiyata için neden bu kadar önemli? Genetik ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Recep Keşli'ye sorduk.
Caner Taslaman'ın "Hayretten Hayranlığa: Aforizmalarım" adlı kitabından alıntılara yer veriyoruz. - Kelimeler çekiç gibidir. İnşa etmekte de, yıkmakta da kullanılabilir. - İnsanları sürüleştirmeye çalışanların sloganıdır: Aklını kullanma! - Aklın inanma ve inkar sürecinde etkisi olduğunu görmezden gelmek de, her şeyi akılcı deliller ileri sürmekten ibaret sanmak da önemli hatalardır. - Allah'ın yarattığı doğa ve Allah'ın gönderdiği din çatışmaz. Fakat insanların doğayı anlama gayretini ifade eden bilim ve insanların Allah'ın gönderdiği dinden çıkardıkları teolojiler çatışabilir; eğer bir sorun varsa bu sorun, insanın ya doğayı ya dini ya da ikisini birden yanlış veya eksik anlamasından kaynaklanmaktadır. - Materyalizmde olduğu gibi pasif, umursamaz, farkındalıksız maddeyi başlangıç yapınca, bu maddeyi kaç trilyon yıl boyunca, hangi şekilde birleştirirseniz birleştirin; akla, iradeye ve bilince benzer bir unsurun buradan çıkmasını beklemek için hiçbir sebep yoktur. - Ateist-evrimci görüşe göre akıl, doğruyu bulmak için değil hayatta kalmak için oluşmuştur. Dolayısıyla bu görüşün sahipleri, kendi akıl yürütmelerine güvenecek bir zemin bulamayarak kendi kendilerini çürütürler. - Kuran, bilimsel faaliyetler için gerekli ön kabulleri inşa eder ve verdiği motivasyonla bilimsel uğraşa teşvik eder. - Zayıf aklın daha çok iman edeceğini sanmak bir kuruntudur; böylesi bir aklın sadece hurafelere düşme ihtimali artar. - Batılın düzeltilmesi en zor olanı hakla karışmış olanıdır.
Ateşkes mi, yeni bir kıvılcım mı? ABD - İran hattında belirsizlik sürüyor; Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim dünya ekonomisini tehdit etmeye devam ediyor. Avrupa'da da gündem çok hareketli. Macaristan'da 16 yıllık Orban döneminin ardından yeni bir sayfa açılıyor, Çekya'da öğrenciler medya özgürlüğü için sokaklara çıkıyor, Slovakya iki kritik konuda sandığa gidiyor. Romanya'da hükümet krizi var. Fransa'da hava tahminlerinin bahis konusu yapılmasıyla ilgili soruşturma... ABD'de kayıp 11 bilim insanın akıbeti... Ve güzeller güzeli bir ağacın dünyayı mikroplastikten kurtarma ihtimali... Hazırsanız, dünya turumuza başlayalım...
Kitap kulübümüzün 62inci buluşmasında Ursula K. Le Guin'in Kadınlar Rüyalar Ejderhalar adlı kitabını konuştuk.Ursula K. Le Guin, 20. yüzyılın en özgün ve en çok okunan yazarlarından biri. Bilim kurgu ve fantezi edebiyatında adı Tolkien ile birlikte en tepede anılan Le Guin, romanlarıyla olduğu kadar denemeleriyle de edebiyat dünyasına derin bir iz bırakmış bir yazar. Kadınlar, Rüyalar, Ejderhalar, farklı dönemlerde yazdığı deneme ve makalelerinden derlenen bir seçki. Kitap; bilim kurgu ve fantezinin edebiyattaki yeri, hayal gücünün insan için ne anlama geldiği ve kadın olarak yazmak üzerine Le Guin'in tavizsiz, doğrudan sesiyle konuşuyor bize.Bu buluşmada kitabı gerçekten dikkatle sindirmeye çalışarak okuyup gelen arkadaşlarımız vardı. Pek çoğumuz hikayeler veya bir roman beklentisiyle okumaya başlamışız, ama elimizde deneme ve makalelerden oluşan, zihin açıcı bir kitap vardı. Bu yine de çoğumuz için hoş bir sürpriz olmuş.Bizde en çok yankılanan bölümler "Çocuk ve Gölge" ile "Amerikalılar Ejderhalardan Neden Korkar?" oldu. Le Guin'in Jung'dan beslenen "gölge" kavramı üzerine söyledikleri bizi derinden etkiledi: kötülüğü bir sorun olarak değil, bizimle birlikte yaşayan bir gerçek olarak görmek gerektiği fikri. Hayal gücünü reddetmenin insanı kendi iç dünyasından ve doğasından koparttığı üzerine konuştuk. Le Guin'in "Yetişkin bir insan, çocuk olmayan biri değil; yaşamayı başarmış bir çocuktur" cümlesi bunun en iyi fadelerinden biri sanırım.Metin, sessizlik ve müzik üzerine Le Guin'in tespiti de büyük ilgi gördü: müzikte notaları takip etmeden hayal gücümüze alan tanırken, dilde neden aynı özgürlüğü tanımadığımız sorusunu soruyor. Kurgu edebiyatın ise herhangi bir yazılı metinden farkını bu hayale alan açmasıyla açıklıyor. Bu türe mesafeli olanlarımızı bile bu bakış açısıyla bilim kurguya yeniden bakmasını sağladı diyebilirim.Toplantı ilerledikçe söz kaçınılmaz biçimde Le Guin'in feminist perspektifine ve kadın yazarlığına geldi. Yetmişlerde yazılmış satırların bugünün gerçekliğine bu denli dokunması hem şaşırttı hem düşündürdü. Hayal gücünün tarihsel olarak kadınsı ve çocuksu, yani değersiz görülmesi üzerine ciddi bir tartışma yaşandı. Kadının dili — hem anlatan hem dayanışma kuran, hem de var olabilmek için geliştirdiği dil — konuşmamızın merkezine oturdu.Benim açımdan şunu söyleyeyim: Le Guin bu kitapta, bilim kurgunun geleceği tahmin etmek değil, insanın içini anlatmak için var olduğunu söylüyor. Bunu okuyunca gençlerin okumadığını gördüğümde neden içimin burulduğunu daha net anladım. Kitaplar ve hikayeler, insanın kendisiyle ve insanlıkla kurduğu en kadim köprü. Onun yerini alacak başka bir araç yok bence.Bu bölümde görüşlerine yer verebildiğim arkadaşlarım sırasıyla:(03:24) Aycan Acar Şahin, (06:12) Neslihan Oruç, (09:01) Duygu Şahin, (11:33) Feyza Demir, (14:50) Mete Yurtsever, (15:53) Mehpare Şayan Kileci, (20:12) Mete Yurtsever, (21:05) Didem Güçlü İlgün, (25:59) Ebru Vural, (27:06) Feyza Demir ve (31:30) Dilek GeçitSupport the show
00:00 Giriş 01:28 Din ve bilim çatışır mı?10:14 Kadın erkeğin kaburga kemiğinden mi yaratıldı?19:03 Hz. Adem'in çocukları birbiriyle evlendi mi?
Kadir Has Üniversitesi'nde öğretim üyesi olan Dr. Doruk Tatar, lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde, yüksek lisansını Sabancı Üniversitesi Kültürel Çalışmalar Programı'nda tamamlamıştır. Doktora derecesini aldığı Buffalo New York Eyalet Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü'ndeki tezi, psikanaliz, estetik-politik teori ve polisiye/casusiye edebiyatı üzerine odaklanmıştır. Araştırma alanları arasında kıta felsefesi, eleştirel teori, psikanaliz, siyaset kuramı ve kültürel çalışmalar yer almaktadır. Edebiyat ve kültür alanındaki yazıları Birikim, 221B, Episode, IstanbuLab, BÜMED, Corpus, Vesaire ve Afiş gibi dergilerde yayımlanmıştır. Eylül 2025'ten bu yana “Psikanaliz Marksizmle Buluşursa” başlıklı oturum serisini sürdürmektedir. Dr. Tatar, ayrıca Bilim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği'nin (BESAM) Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapmaktadır.
Bilime olan katkılarından çok dinlere olan eleştirileriyle gündeme gelen Jeolog Prof. Dr. Celal Şengör ve bazı ateistler; evrenin yapısının tamamen kaotik olduğunu, evrene tam anlamıyla bir kaosun hakim olduğunu söylüyorlar. Ve buna delil olarakta; yıldız patlamalarını, savaşları, hastalıkları, doğal afetleri, ölümleri, hayvanların birbirini yemeleri gibi olayları örnek gösteriyorlar. “Eğer bu evreni yaratan bir yaratıcı olsaydı, evrende bir düzen hakim olurdu. Madem görüyoruz ki, kaos hakim. O zaman bu, bir yaratıcının var olmadığına delildir.” diyorlar. Şimdi hazırsanız gelin bu konuyu birlikte inceleyelim. Acaba bu içinde yaşadığımız evrenin yapısı düzenli mi, yoksa kaotik mi?0:00 Intro0:45 Evrende kaos mu var düzen mi?2:22 Kötülük kaosa delil değildir4:18 "Evrende kaos vardır." düşüncesi nereden geliyor?9:20 Düzen-Kaos kavramları nedir?10:31 Bazı "düzenlilik" örnekleri11:59 Yaratıcının varlığını delillendirmede iki farklı metod13:06 İnayet delili17:02 Düzen neye delildir?17:53 Düzeni görmeye muktedir değilsen...20:00 Bilim ve fenler neye delilidir?28:47 Nizam, "nazım"ı ve "vahdet"i gerektirir.32:06 Vahdet olmasa ne olurdu?34:03 Nizam, nazımın "ilmini" gerektirir.36:53 Nizam, nazımın "azametini" gerektirir.39:43 Peki kainatta "düzensiz" olarak görünen şeylere ne diyeceğiz?#bilim #kaos #celalşengör
SALGINTR, hekimlerin kendi semptomlarını haftalık olarak paylaştıkları yenilikçi bir dijital kohort modeli üzerinden toplum sağlığına farklı bir bakış sunuyor. Bu podcast'te, sağlık çalışanlarının deneyimlerinden yola çıkarak grip benzeri hastalıkların izlenmesi, erken uyarı sistemleri ve dijital epidemiyolojinin geleceği ele alınıyor. Konuğumuz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'ndan Dr. Eray Öntaş, SALGINTR'nin ortaya çıkış hikâyesini, bilimsel altyapısını ve sahadaki potansiyel etkisini anlatıyor. ‘Hekim temelli sürveyans neden önemli? Dijital kohortlar salgın yönetiminde nasıl bir rol oynayabilir? Türkiye için bu model ne vadediyor?' sorularına yanıtlar veriyor. Bilim, saha deneyimi ve dijital yeniliğin kesiştiği bu bölüm; epidemiyolojiye ilgi duyan hekimler, halk sağlığı profesyonelleri ve sağlık politikasıyla ilgilenen herkes için. SALGINTR ile sürveyansın geleceğine kulak verin.
Nereden Edebiyat'ın bu bölümünde konuğumuz, edebiyatta bilim kurgu türünün öncülerinden biri olarak kabul edilen, onlarca yıl hem yetişkinleri hem de çocukları eserleriyle büyütmüş Fransız yazar Jules Verne.
Caner Taslaman'ın "Hayretten Hayranlığa: Aforizmalarım" adlı kitabından alıntılara yer veriyoruz. - Sorumluluk ancak iradenin varlığıyla anlamlıdır. İradesi olmayan bir insanın yaptıklarıyla tepeden yuvarlanan bir kaya arasında ne fark kalır? Tepeden yuvarlanan bir kayayı sorumlu tutmak ne kadar anlamsızsa, iradesiz insanı sorumlu tutmak da o kadar anlamsızdır. - “Bilginin tek kaynağı bilim, bilimin tek kaynağı gözlem ve deneydir” diyenler, bu iddialarının bile gözlem ve deneye dayalı olmayan felsefi bir iddia olduğunu görememekteler! - Bilimsel tarif, güçlü nükleer kuvvetin, birbirlerini iten protonları çekirdekte bir arada tuttuğunu söyler ama bu açıklama, neden evrenin her köşesindeki maddenin böyle bir kuvvetin işleyişini belirleyen yasalara uyduğunun ve neden böyle yasaların var olduğunun açıklaması değildir. - Yaşam arzumuzun objesi olan ahiretin varlığının gerçekleşmesi; bu evrene aşkın olanı ama aynı zamanda insanların arzularından haberdar olacak kadar içkin olanı, üstelik bunu gerçekleştirecek kadar bilgili ve kudretli olanı, yani Allah'ın varlığını gerektirmektedir. - Allah'a atıf yapmayan biri de ahlaklı olabilir ama rasyonel bir ahlaki yapıyı temellendiremez. Materyalist-ateist varlık anlayışında, evreni aşkın hiçbir varlık olmadığından, bilinçsiz madde parçacıklarından oluşan evrenin bağlayıcı ahlak yasaları empoze etmesi düşünülemez. - Bir Müslümanın evrende ve canlılar dünyasında bilimin açıklayamadığı boşluklar bulmayı “din” adına arzu etmesi için bir sebep yoktur. Elbette bilimin açıklayamadıkları vardır ama bilimin açıklayamadığı alanlar olması, bunun “din” adına arzu edilmesini gerektirmez. - “Bir Müslüman evrimci olabilir” demek “Evrimci olmalıdır” demek değildir. “Evrim Kuran'la çelişmez” demek “Kuran'dan evrim çıkar” demek değildir. - Bir Müslüman, Hz. İsa'yı ilahlaştıranlardan dolayı Hz. İsa'ya sevgisinden vazgeçmediği gibi, bilimi ateizm için araçsallaştırmaya çalışan ateistler yüzünden, Allah'ın yarattığı varlıkları tanımada en önemli yardımcılardan biri olan bilimden de vazgeçmemelidir. - Düşünce tarihi içerisinde Allah'ı tanıtan iki kitap olduğu ifade edilmiştir; bunlardan birincisi Allah'ın vahyini içeren kitap(lar), diğeri ise evren kitabıdır. Bunlara “insan doğasını” (fıtratı) eklemek gerekir. Bu üç kitaptan hareketle varılan sonuçların birbirini onaylaması, her birinden çıkarılan sonucu daha da güçlendirecek niteliktedir. - “Her şey şüphelidir” diyenler, bu yaklaşımlarıyla şüphesiz bir şey iddiasında olduklarının farkında olmadan kendilerini yalanlarlar.
Bilim ve Teknoloji Söyleşileri'nin bu bölümünde Doç. Dr. Ahmet Koltuksuz, dünyanın paralel evrenler konusunda hangi noktada yer aldığını, mevcut teknolojinin hangi fırsatları doğurabileceğini Hugh Everett'ın teorisi ve hayatı üzerinden dinleyicilerine aktarıyor.
Bilim ve Teknoloji Söyleşileri'nin bu bölümünde Doç. Dr. Ahmet Koltuksuz, bizlere kara delikleri anlatıyor.
İyi oluş yolculuğunda, tüm içerikleriyle anlaşıldığını hissedeceğin alan Terappin yanında ve POD500 kodu ile dilediğin konuda aradığın destek 500TL indirimli! #AnlaşılmakİyiGelecek@terappin.online**Bu bölüm "terappin" hakkında reklam içerir* * Sabah 9'dan önce beynimizi sabote ediyor olabilir miyiz?Bu bölümde, uyanır uyanmaz yaptığımız 5 yaygın alışkanlığın kortizol ritmimizi, odaklanmamızı ve ruh hâlimizi nasıl etkilediğini konuşuyoruz.Bilim ne diyor, neyi değiştirebiliriz ve sabahın ilk 60–90 dakikasını nasıl avantaja çevirebiliriz?Küçük değişimler, büyük farklar.
Hedefi değiştirebilmek 00:00 – MBCT'nin Doğuşu Ve Oxford Süreci 00:50 – Bilim, Yoga Ve Meditasyona Direnç 03:49 – John Kabat-Zinn Ve Stres Kliniği 04:31 – Mindfulness Tanımı: Kasıtlı, Anda, Yargısız 07:41 – Farkındalığın Üç Temel Faydası 13:09 – Terapide Hedef Değişimi 14:27 – Yoga: Bedeni Değil İlişkiyi Dönüştürmek 16:57 – Meditasyon Pratiği Zeynep Aksoy bu bölümde Mindfulness Based Cognitive Therapy'nin nasıl ortaya çıktığını ve bilişsel terapiyle mindfulness'ın hangi noktada birleştiğini anlatıyor. John Kabat-Zinn'in çalışmalarının depresyon alanında yeni bir perspektif açtığını, asıl dönüşümün düşünce içeriğini değiştirmekten değil, düşüncelerle kurulan ilişkiyi dönüştürmekten geçtiğini vurguluyor. Yoga ve meditasyonun da benzer şekilde beden ya da düşünceyi düzeltmekten çok onlarla kurulan ilişkiyi değiştirdiğinde etkili olduğunu söyleyerek bölümü meditasyon pratiğiyle tamamlıyor. Zeynep Aksoy, saygın bir yoga eğitmeni ve Reset platformunun kurucusudur. Web sitesi üzerinden canlı ve kayıttan izlenebilen dersler, üyelik programları ve profesyonel eğitimler sunmaktadır. Online Stüdyo üyeliği ile günlük çevrim içi derslere, geniş bir arşive ve topluluk desteğine erişim imkânı sağlar. Ayrıca Zeynep, katılımcıların hareket, anatomi ve farkındalık konularında bilgilerini derinleştirmelerine yardımcı olmak için yenilikçi Fasyal Yoga Uzmanlık Programı'nı yürütmektedir. Daha fazla bilgi almak ve sertifikalı eğitimlere katılmak için: www.zeynepaksoyreset.com
Annesi tarafından terk edilen Punch, neden cansız bir oyuncağa delicesine sarılıyor?
Bugün Dünya Radyo Günü. Radyo kimi zaman haber alma, kimi zaman müzik dinleme,, kimi zaman da yalnızlığı unutturan bir ses. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO, eğitimin, toplumsal tartışmanın ve düşünce özgürlüğünün taşıyıcısı olan radyoya hakettiği değeri hissetirmek için 2011 yılında 13 Şubat'ı Dünya Radyo Günü ilan etmişti. O günden bu yana her 13 Şubat, radyo ve radyocular için özel bir gün olarak kutlanıyor. Radyo, günümüzde dünya nüfusunun %95'ine ulaşabilme olanağı ile dünyada milyarlara ulaşan kitle iletişim araçlarından biri olarak kabul görüyor. Radyo sayesinde mesafelerin hükmü ortadan kalkıyor, dünyanın en ücra noktalarından bile haber almak hiç olmadığı kadar kolaylaşıyor. Bazıları için sosyal medya platformlarından bilgi daha ulaşılabilir olsa da yapay zeka içerikleri, doğruluğu konusunda kullanıcıları şüpheye düşürüyor. Bu noktada radyo diğer haber alma mecralarına göre daha güvenilir görülüyor. Kayıttayız'da bu hafta radyonun önemini ve Türkiye'deki radyoculuğu konuştuk.
Bugün 8 Şubat 2026 #doğatakvimi ❄️ Hiçbir kar tanesinin birbirine benzemediğini biliyor musunuz? Bilim insanları kar kristallerini 10 temel şekil ve 35 türe ayırıyor.
Sokak hayvanları gerçekten hastalık mı yayıyor, yoksa yıllardır yanlış bilgiler mi dolaşıyor? Patidio ve Medyascope işbirliğiyle hazırlanan Hayvani Bakış programında veteriner hekim Gülhan Türkay Hoştürk, Meral Candan'ın sorularını yanıtlıyor. Programda toksoplazma ve kist hidatik başta olmak üzere kedi ve köpeklerden insanlara bulaştığı iddia edilen hastalıklar bilimsel verilerle ele alınıyor. Çiğ et tüketimi, hijyen algısı ve sokak hayvanlarının neden günah keçisi ilan edildiği tartışılırken, sosyal medyada paylaşılan araştırmaların nasıl çarpıtıldığı ve sokak hayvanlarıyla birlikte sağlıklı yaşamanın yolları anlatılıyor. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Caner Taslaman'ın "Hayretten Hayranlığa: Aforizmalarım" adlı kitabından alıntılara yer veriyoruz. - İman için aklı reddedenler, imanı en büyük dostundan mahrum ederler. - İnsan aklını sürekli anlamaya davet eden Kuran, aklı kullanmayı ibadet seviyesine yerleştirir. Bu, bilgeliğe en üst seviyede bir değer kazandırır ve Allah'tan dolayı bilgiyi sevmeyle, bilmekten dolayı Allah'ı sevmeyi kaynaştırır. Bildikçe sever, sevdikçe Allah'ın davetinden dolayı daha çok bilmek istersiniz. Bu, felsefenin şükürle birleşmesidir. - İçimizde fıtratın delilleri, evrende muhteşem sanatın ve kudretin tezahürleri, elimizde Kuran'ın ayetleri varken Allah'tan nasıl şüphe edilir? - Bilimin ayrı, felsefenin ayrı, dinin ayrı hakikatleri olamaz. Fakat yanlış bilim, yanlış felsefe ve yanlış din anlayışları olabilir. - Akıl temelli deliller, bir yandan Kuran'a inanıp da inancını temellendirmek isteyenlere istediklerini sunarken; bir yandan da Kuran'ın otoritesini kabul etmeyenlerle insanlığın ortak zemini olan akıl üzerinden irtibat kurmak için aracı görevi görürler. - Ne mutlu Allah'ın yarattığı evrenin, verdiği aklın, biçimlendirdiği benliğin ve gönderdiği Kitap'ın çelişmediğini bilenlere! - Salt bilimle evrenin duyulmayan sesini duyarız, bilim-din birlikteliğiyle ise muhteşem bir müziği dinleriz. - Temel soru atomu nasıl gördüğümüz değil, görmenin nasıl var olduğudur. - Eğer evren düzensiz, kaotik bir yer olsaydı, insan hiçbir zaman bebeklikteki şaşkınlığından çıkamazdı. - Akılla alevlenen duyguya, duyguyla beslenen akla ihtiyacımız var. - “Rabbim kim?” diye sorarak Yaratıcısı ile irtibat isteyen bir fıtrat yaratan Allah'ın, bu soruya cevap vermemesi düşünülemez.
Spiritüalizm nedir? Ruh gerçekten var mı, bilim bunu nasıl açıkladı? Bilim insanları neden ruhçuluğa inandı, medyumluk ve ruh çağırma hangi boşlukları doldurdu? Spekülatif'in bu bölümde Emre Dündar, spiritüalizmin 18. yüzyıldan günümüze uzanan tarihini; bilim tarihi, felsefe ve kültürel dönüşümler üzerinden inceliyor. Dündar, bu bölümde; spiritüalizm, ruhçuluk, ruh fotoğrafçılığı, hipnoz, astral seyehat, medyumluk, görünmeyen güçler ve modern inanç arayışları eleştirel bir perspektifle tartışıyor Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
28 Years Later: The Bone Temple'ın biyolojik ve sosyolojik otopsisini yaptığımız yeni bölümde, Rage virüsünün tedavisinden iyot zırhının arkasındaki bilime kadar filmin tüm gerçeklerini ve nostaljinin tehlikelerini bir bilim insanı gözüyle inceliyoruz.Üçüncü film hedefi ıskalamış olsa da, seri bu filmle kesinlikle rayına oturmuş. Özellikle tematik köklerine dönüşüyle, serinin bu dördüncü halkası ilk filmle boy ölçüşecek seviyede.Film, günümüz statükosuna; bilhassa siyasetin nostaljiyi bir silaha dönüştürerek dünyayı nasıl yozlaştırdığına ve kültürel bir durgunluğu nasıl dayattığına dair çok net cümleler kuruyor. Nia DaCosta ve Alex Garland, krizdeki bir toplumun bugünkü çürümüşlükle yüzleşmek yerine; romantize edilmiş, yanlış hatırlanan bir geçmişe nasıl sığındığını göstermek için bu 'donmuş kültür' kavramını ustaca kullanıyor.Jack O'Connell'ın karakteri, çocukluk pop kültürünün parçalarını şiddet dolu yeni bir mitolojiye dönüştürerek bu 'silahlanmış masumiyeti' kusursuzca bedenleştiriyor. Bir bilim insanı olarak; hikayenin ampirik gerçeği, çarpıtılmış mitlerden oluşan o 'halüsinatif kaleydoskopun' karşısına koyması ve bilimsel düşünceyi bu çöküşten tek çıkış yolu olarak sunması beni fazlasıyla tatmin etti.Videoda sadece sosyolojik değil, biyolojik bir otopsi de yapıyoruz. Dr. Kelson'ın turuncu iyot zırhının ozmotik basınçla virüsleri nasıl parçaladığından, Rage virüsünün morfin ve antipsikotik kokteyliyle gerçekten baskılanıp baskılanamayacağına kadar; filmin sunduğu tıbbi 'çözümleri' gerçek bilimin süzgecinden geçiriyoruz. Bilim kurgunun nerede bitip, gerçek biyokimyanın nerede başladığını merak edenler için videonun 'Fact-Check' kısmı zihin açıcı olacak.Jack O'Connell ve özellikle Ralph Fiennes muazzam. Fiennes'ın 'The Number of the Beast' sahnesi, sinema tarihinin en iyi şarkı kullanımlarından biri!Sizin film hakkında görüşleriniz neler? Yorumlarda buluşalım.Bilimsel perspektiften film analizlerini kaçırmamak için kanala abone olmayı ve bildirimleri açmayı unutmayın!#28yearslater #film #bilim
Göksel Göksu'nun konuğu Türkiye'nin en saygın akademisyenlerinden Emeritus Prof. Dr. Faruk Birtek. Bu özel söyleşide, Boğaziçi Üniversitesi'ndeki kayyum uygulaması, akademik özgürlük ve üniversite özerkliği, “yerli ve milli aydın” tartışması, Erdoğan dönemi, özgürlükler ve kutuplaşma, akademisyenlerin direnişi konuşuluyor. Faruk Birtek, yıllarca ders verdiği Boğaziçi Üniversitesi'nden uzaklaştırılmasını, öğrencileriyle bağını ve “can suyum” dediği gençleri anlatıyor. Aynı zamanda Bilal Erdoğan'ın “yeni aydın sınıfı” açıklamasına tepki gösteriyor: “Bilim yerli ve milli olmaz, bilim evrenseldir" Birtek, ülkedeki siyasi atmosferi de “husumet rejimi” olarak nitelediriyor Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Covid 19 yalnızca sosyal yaşantımızı değil, vücudumuzdaki bir çok organı da değiştirdi, tahrip etti. Bilim insanlarının yaptıkları inceleme sonucunda, Covid 19 geçirenlerin beyinlerinin yaklaşık 4 yıl yaşlandığı sonucuna vardı. Araştırma tıp dergisi Nature Medicine'de yayılandı. Hastalığı ağır geçiren ve hastaneye kaldırılan hastalarda bu değişimlerin daha belirgin olduğu tespit edildi. Peki Covid-19 beyni neden ve nasıl bu kadar etkiledi? Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Dilek Necioğlu Örken'e sorduk.
Yapay zekayla nereye gidiyoruz? Ege Berk Kiraz, 2025 yılında çok konuşulan ve gelecek herkesin hayatını etkileyecek gibi görünen yapay zekayla ilgili merak edilenleri, yeni yılda beklenenleri bilenlere sordu: Yapay zeka alanında yeni trendleri izleyen içerik üreticisi Alper Attias bu yılı değerlendirdi, yolda olanları anlattı. Bilim dünyasındaki gelişmeleri değerlendiren Prof.Dr. Derya Unutmaz'a göre, "10 yıl sonra insanlığın altın çağı başlayacak. Doktorların yüzde 90'ının iş bulması çok zorlaşacak. Yapay zekayla rekabet mümkün değil, birlikte çalışmalı." Sosyolog Prof.Dr. Nilüfer Narlı ise insanlık tarihinde yeni bir boyuta geçtiğimizi belirterek, bireysel ve toplumsal alanda neleri etkilediğini anlattı.
Bugün 24 Aralık 2025 #doğatakvimi
#acıtatlımayhoşİspanya'daki Bilim ve Yemek Kongresi'ne katılan Aylin Öney Tan mahlep ve damla sakızının hikayesini, tadındaki sırrı anlatıyor. Acı Tatlı Mayhoş'un da bu haftaki konusu mahlep.
#acıtatlımayhoş İspanya'daki Bilim ve Yemek Kongresi'ne katılan Aylin Öney Tan mahlep ve damla sakızının hikayesini, tadındaki sırrı anlatıyor. Acı Tatlı Mayhoş'un da bu haftaki konusu mahlep.
30 Haziran 1908'de Sibirya'nın Tunguska bölgesinde gerçekleşen devasa bir atmosferik patlama, modern bilimin hâlâ tam olarak açıklayamadığı en büyük kozmik olaylardan biri olarak kabul edilir. Yaklaşık 2.150 km²'lik bir alanı etkileyen bu enerji boşalması, milyonlarca ağacın aynı yönde devrilmesine ve atmosfere önemli miktarda enerji salınımına yol açtı. Bilim insanlarının araştırmalarına devam ettiği ancak üzerinde uzlaşamadığı bir bilinmezler konusu ile karşınızdayız!
Bilim iletişimcisi ve düz dünya inkarcısı Ayhan Tarakçı ‘yı konuk ettiğimiz bu bölümde, yaklaşmakta olan 3I Atlas gök cismini, bir türlü gelmeyen uzaylı ziyaretçilerimizi ve düzdünya lobisini konuştuk.
İslam Özkan'ın sunduğu Dünya-Alem Programında Dinler tarihi ve teoloji alanında çalışmalarıyla tanınan ilim insanı Bahaeddin Sağlam, “dini alan alarm veriyor” tespitini, yükselen ateizm/deizm tartışmaları ve egemen dini yorumun bilime uyum sağlayamaması üzerinden değerlendiriyor. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Antroposen Sohbetler'de Utku Perktaş'ın konuğu Çukurova Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Sedat Gündoğdu, birlikte mikroplastikler üzerine konuşuyorlar.
Kuzey Ren-Vestfalya (NRW) ikinci tur seçimlerinde Berivan Aymaz Köln'de belediye başkanı seçilemedi. Köln'ü SPD, Dortmund'u CDU aldı. Münster'de ilk kez Yeşiller başarılı oldu. Göçmen karşıtı AfD ise hiç bir kentte belediye başkanı çıkaramadı, ancak aşırı sağcı bu partinin göçmenlerin haklarını savunan uyum meclisleri seçiminde ciddi oy alması şaşkınlık yaratıyor. Eren M. Gençer, göçmenlerin neden aşırı sağcı partiyi tercih ettiklerini araştırdı. Bilim ve Politika Vakfı'ndan siyaset bilimci Dr. Yaşar Aydın, COSMO Türkçe için bazı göçmenlerin AfD'ye oy verme gerekçelerini analiz etti. Mikrofonda Gökçe Göksu var. Von Gökçe Göksu und Eren Mahir Gençer.
Yüksek enerji fiziği uzmanı Alper Dizdar, Foça'da filizlenen Bilimler Köyü'nü anlatıyor: Disiplinlerarası deneysel müfredat, tamamen gönüllülük esasıyla yürüyen etkinlikler, Türkiye'de alternatif bilim eğitimi... Foça'daki Bilimler Köyü'nün 2025 yaz programında yer alan dersleri, katılım koşullarını, gönüllü hocaların deneyimlerini, öğrencilerin köydeki yaşantılarını ve Matematik Köyü'nden Bilimler Köyü'ne uzanan alternatif eğitim modellerinin Türkiye'de neden ilgi gördüğünü tartışıyoruz.
Selamlar!İnanmazsınız bu bölümde bir konuğum var. Konuğumla Türkiye'nin önde gelen akademisyenlerinin kurduğu bir bilim vahasını, Foça'da kurulan Bilimler Köyü'nü konuştuk.Ama istedim ki, konuğum hocalardan değil de Bilimler Köyü'nün öğrencilerinden olsun.O nedenle İstanbul Üniversitesi Fizik Bölümü mezunu, şimdilerde yüksek lisansa hazırlanan Sena Nur'la Bilimler Köyü'nü konuştuk.Dinleyince göreceksiniz ki, Bilimler Köyü'nün yaz dersleri yakında başlıyor.Bir de sürpriz var: Ben de bir ders anlatıyorum.Eylül Görmüş'le birlikte anlatıyoruz daha doğrusu. :)16-21 Haziran tarihlerinde birlikte "Kurmaca ve Kurmamaca" etkinliğinde metinler üzerine konuşacağız. Bekleriz.https://bilimler.org adresinden köyle ilgili detaylı bilgiyi alabilirsiniz. Etkinlikler kısmında da bizimki dahil tüm yaz etkinlikleri yer alıyor.İyi dinlemeler!Biliyorsunuz Yeni Haller sizlerin desteğiyle yayın hayatına devam eden bir podcast kanalı.Beni aşağıdaki link'lerden destekleyebilirsiniz:www.patreon.com/yenihallerYeni Haller'in bir de Buy Me A Coffee hesabı var artık. Buradan destek olmak çoook daha kolay. Patreon'da sorun yaşayanlar için açtım efendim. Buyurun:https://www.buymeacoffee.com/yenihallerBölümde bahsi geçen Yeni Haller'in T24 Youtube kanalındaki özel içeriklerine şuradan ulaşabilirsiniz:T24 Youtube Yeni Haller ListesiBana ulaşmak için:https://www.instagram.com/eray_ozerhttps://twitter.com/ErayOzeryenihallerpodcast@gmail.com
On-Air (Karanlık) filminin katkılarıyla hazırlanan Geri Dönüyoruz'un yeni bölümünde Mahir Ünsal Eriş ve Töre Sivrioğlu, bilim kurgu ve çizgi film dünyasını birbirine katıyor. İkili, On-Air (Karanlık) filminden yola çıkarak, bir yandan çizgi filmlerden, animasyonlardan ve fiktif gelecek tasavvurlarından bahsediyor, bir yandan da var olmayan evrenlere dair kurgular içeren çocukluk yapımlarını hatılamaya çalışıyor.