POPULARITY
Categories
Gusletmiş olan kimse gusülden sonra kuru bir yer görmüş olsa guslü yenilemesi icap etmez, bilâkis oraya su dökmesi yeterlidir, ancak ıslak eli sürmek yeterli olmayıp muhakkak su dökmek gerekir. Eğer mazmaza veya istinşâk etmediğini gusülden sonra hatırlayacak olsa ağzına ve burnuna su verir, yeniden gusletmesi gerekli değildir. Sünnetsiz olan kimsenin, kendisi için meşakkatli olmaması hâlinde suyu, sünnet derisinin içine sokması icap eder, meşakkat bulunması durumunda ise bu gerekli değildir. Kadının başını yıkaması, herhangi bir özürden dolayı kendisine zarar verecekse başını yıkaması farz değildir, bu durumda başını yıkamaz, geri kalan yerleri yıkar. Gusledecek kadının saçı eğer örgülü değil ise başının tamamını yıkaması ve suyu, saç tellerinin aralarına ulaştırması gerekir; dolayısıyla saçında, suyun ulaşmadığı bir yer kalmış olursa gusül sahih olmaz. Fakat kadının saçı örgülü ise yalnızca suyu, saç diplerine ulaştırması gerekir ve saç örgülerini ıslatması icap etmez. Hamur, tırnakta kurumuş bir hâlde bulunur ve su altına ulaşmamış olursa gusül sahih olmaz, hamuru ovarak çıkarmak ve tırnağı yıkamak icap eder. Bir kimse bu şekilde almış olduğu gusülle namaz kılmışsa namazı iade eder. Gusleden kimsenin elinde veya ayağında çatlak olup oraya ilaç/merhem veya yağ sürmüşse bakılır; eğer suyu, çatlağa ulaştırmak kendisi için zararlı olacaksa suyu, yağ/ilaç üzerine akıtmakla gusül sahih olur; fakat zararlı olmayacaksa bu durumda gusül sahih olmaz. (Eşref Ali et-Tehânevî, Hanefi İlmihali, s.68-69)
2026 yılına girer girmez ABD emperyalizmi Venezuela'ya saldırdı. Ardından Meksika ve Kolombiya gibi bir dizi Latin Amerika ülkesinin yanı sıra Küba'yı da hedef tahtasına koydu. ABD'nin Küba üzerindeki baskı ve kuşatmayı arttırması, “zaten yıllardır ambargo var” rehavetiyle ve ambargonun sıkılaştırılması basitliği ile ele alınabilecek bir gelişme değil. ABD Küba'yı yakıtsız bırakarak boğmaya ve teslim almaya çalışıyor. 3 Ocak'ta ABD'nin Venezuela'ya yönelik saldırısı ve Maduro'nun kaçırılmasının ardından, ABD'nin Venezuela petrol akışına el koyması ile birlikte Küba'nın yıllardır ayakta kalmasını sağlayan damarlardan biri kesilmiş oldu. Ardından Trump Küba'nın petrol ihtiyacını karşılayabilecek diğer ülkelerin de boğazına çökecek şekilde kuşatmasını genişletti. Trump 30 Ocak'ta Küba'ya doğrudan ya da dolaylı petrol sağlayan ülkelere karşı ek gümrük tarifeleri uygulanmasına olanak sağlayan bir kararnameye imza attı. Hedef doğrudan doğruya Küba halkının günlük yaşamıdır. ABD Küba'nın enerji damarlarını kesip hayatı felç etmeyi, sağlık gibi en temel yaşamsal hizmetlere erişimini engellemeyi, halkı karanlığa ve yokluğa mahkûm etmeyi amaçlıyor.Trump bu şekilde Küba'nın enerji damarlarını keserken ABD'nin Hazine Bakanlığı Venezuela petrolünün Küba'ya satışına kolaylık sağlayacaklarını açıkladı. Bu açıklamada utanmazca “Küba halkını destekleme amacıyla” diyorlardı. Tabii ki bu desteğin bir şartı vardı: Venezuela petrolü Küba'daki özel sektöre satılabilecekti ama “Küba ordusu, istihbarat servisleri veya diğer devlet kurumlarıyla ilişkili herhangi bir kişi veya kuruluş ya da ABD Dışişleri Bakanlığının Küba'ya yönelik kısıtlama listesinde yer alan kuruluşlar” bu kapsamın dışında kalacaktı! Bir yandan bütün bir ülkeyi abluka ile boğ, öte yandan nefes borusunu kapitalist restorasyonun tohumu olan özel sektör üzerinden aç, devleti tamamen dışla. Bir yandan baskıyı arttır, bir ülkenin boynunu eğmeye çalış, diğer yandan içeriden siyasal ve sosyal çözülmeyi örgütlemeye yönelik bir mühendisliğe giriş. Abluka ve ambargolarla boğdukları Küba halkını “destekleme” masalıyla sunulan her hamle, Küba'yı düzenin kalıbına sokma, devrimin kazanımlarını ortadan kaldırıp işçi devletinin altını oyma hamlesidir.
LinkedIn uzun yıllar Türkiye'de daha çok CV güncelleme platformu veya işe alım ağı olarak görüldü. Ancak son yıllarda bu algı hızla değişiyor. Özellikle B2B ve sanayi sektöründe faaliyet gösteren şirketler için LinkedIn artık sadece bir sosyal ağ değil, doğru kullanıldığında yeni müşterilere, distribütörlere ve iş ortaklarına ulaşılabilen güçlü bir ticari kanal haline geliyor.Türkiye'de LinkedIn kullanıcı sayısı 20 milyonun üzerine çıkmış durumda ve bu kitlenin önemli bir bölümü şirket yöneticileri, satın alma sorumluları, mühendisler, ihracat yöneticileri ve karar vericilerden oluşuyor. Yani klasik sosyal medya platformlarından farklı olarak LinkedIn'de karşınıza çıkan kitle çoğu zaman doğrudan iş dünyasının içinden geliyor. Bu da sanayi firmaları için çok büyük bir fırsat anlamına geliyor.Birçok üretici firma yıllardır yeni müşteri bulmak için fuarlara katılıyor, distribütör ağlarını genişletmeye çalışıyor veya ihracat kanallarını farklı yollarla büyütmeye çalışıyor. Ancak dijital dünyada çok daha görünür hale gelen LinkedIn, aslında bu süreçlerin dijital versiyonu gibi çalışıyor. Doğru bir stratejiyle kullanıldığında LinkedIn adeta sürekli açık bir fuar alanı gibi çalışabiliyor.Bu bölümde B2B sanayi firmalarının LinkedIn üzerinden nasıl müşteri bulabileceğini, bu platformu sadece kurumsal bir vitrin olarak kullanmanın neden yeterli olmadığını ve gerçekten satışa dönüşebilecek bir sistemin nasıl kurulabileceğini konuşuyoruz. Çünkü birçok şirket LinkedIn'de var olmasına rağmen platformu stratejik olarak kullanmıyor. Sayfalar açılıyor, zaman zaman fuar fotoğrafları paylaşılıyor ya da şirket içi duyurular yapılıyor. Ancak bu tarz paylaşımlar tek başına yeni müşteri kazandırmıyor.LinkedIn'de gerçekten müşteri bulabilmek için öncelikle güçlü bir şirket sayfası oluşturmak gerekiyor. Şirketin ne ürettiği, hangi sektörlere hizmet verdiği, hangi ülkelerle çalıştığı ve hangi problemleri çözdüğü çok net bir şekilde anlatılmalı. Bunun yanında yöneticilerin ve satış ekiplerinin kişisel profilleri de büyük önem taşıyor. B2B dünyasında insanlar çoğu zaman şirketlerden önce insanlara güveniyor. Bu nedenle yöneticilerin LinkedIn'de görünür olması, sektörle ilgili fikirlerini paylaşması ve uzmanlıklarını göstermesi ciddi bir güven oluşturuyor.İçerik stratejisi de burada kritik bir rol oynuyor. LinkedIn'de sürekli ürün paylaşmak çoğu zaman beklenen etkiyi yaratmaz. Bunun yerine sektör içgörüleri, üretim süreçleri, teknik bilgiler, vaka analizleri ve gerçek uygulama örnekleri paylaşmak çok daha güçlü bir etki yaratır. Bu bölümde ayrıca LinkedIn'de en sık yapılan hataları, sanayi firmalarının içerik üretirken nelere dikkat etmesi gerektiğini ve LinkedIn'in neden günümüzde dijital bir ticari ağ haline geldiğini de detaylı şekilde ele alıyoruz. Eğer siz de üretim yapan bir şirkete sahipseniz ya da B2B pazarda büyümek istiyorsanız LinkedIn'i sadece bir profil alanı olarak değil, doğru stratejiyle yeni iş fırsatları yaratabileceğiniz güçlü bir pazarlama kanalı olarak değerlendirmeye başlamanız gerekiyor.Çünkü artık B2B satış çoğu zaman ilk telefon görüşmesiyle değil, ilk dijital izlenimle başlıyor. LinkedIn ise bu ilk izlenimin oluştuğu en önemli platformlardan biri haline gelmiş durumda. Bu bölümde tüm bu süreci gerçek örnekler ve uygulanabilir stratejilerle detaylı şekilde konuşuyoruz.00:25 - B2B nedir ve neden işletmeler için büyük fırsatlar sunar00:53 - LinkedIn gerçekten müşteri bulma platformu mu01:37 - Türkiye'de LinkedIn kullanıcı sayısı ve ihracat verileri02:28 - LinkedIn neden ihracat yapan firmalar için fırsat sunuyor05:24 - Sanayi firmalarının LinkedIn'de yaptığı en büyük hata06:03 - B2B satın alma süreci ve karar komitesi gerçeği08:42 - LinkedIn'de başarı için 5 katmanlı strateji16:30 - LinkedIn reklamları ve B2B satış için yeniden hedefleme stratejisi
Kırılma Anı'nda bu kez konuğumuz, yıllarca Cinayet Büro'da dedektif olarak görev yapmış Suç Araştırmaları Uzmanı Mesut Demirbilek.Yıllar önce gündeme gelen ve kamuoyunda “Kaddafi'nin pilotu cinayeti” olarak bilinen dosyanın nasıl çözüldüğünü, bir cinayet soruşturmasında bazen tek bir detayın nasıl kırılma anına dönüştüğünü konuşuyoruz.Bir dedektif olay yerine baktığında ne görür? Bir dosya hangi noktada yön değiştirir? Ve yıllarını cinayet soruşturmalarına vermiş biri, suçun izini nasıl sürer?Bölüm boyunca ayrıca Türkiye'de suç oranlarının gerçekten artıp artmadığını, seri katil ile toplu katliam arasındaki farkı ve kriminal soruşturmaların arka planındaki düşünme biçimini ele alıyoruz.Gerçek dosyalar, saha deneyimi ve suç dünyasının karanlık tarafına içeriden bir bakış. ------ Tüm bölümler ve daha fazlasına Podbee app ve podbeemedia.com'dan ücretsiz olarak ulaşabilirsiniz. ----- Podbee Sunar ------- Bu podcast reklam içerir.
Üçüncü göz…Bir efsane mi?Yoksa insanın içindeki gerçek bir kapı mı?Kadim öğretilerde, üçüncü göz zihnin ötesini görme, sezgilerin açılması, ruhsal dünyalarla iletişim kurma yeteneği olarak anlatılır. Bazıları için bu kapı büyük bir bilgelik ve aydınlanma anlamına gelirken, bazıları için ise… bilinmeyenle yüzleşmek demektir.
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Gündemden haberleri aktardığımız bu bölümde "Petrol fiyatları yükseldi", "Endonezya'da sosyal medya için yaş sınırı" ve "Türkiye, Sierra Leone'de hastane yapacak" gibi haber başlıkları var. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Transcript Intro Emin: [0:15] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Bu bölümümüzde sizlere dünya gündeminden haberleri yavaş bir şekilde aktaracağım. Podcastlerimizden çok daha verimli yararlanabilmek için easyturkish.org/membership adresine gidip podcast kademesine abone olabilirsiniz. İlk haberimizle başlayalım. Petrol fiyatları yükseldi Emin: [0:53] Brent petrolün varil fiyatı uluslararası piyasalarda 90 doların üstüne çıktı. Bir gün önce fiyat yaklaşık 85 dolar civarındaydı. Yani kısa sürede belirgin bir artış oldu. Haberlerde bu yükselişin nedenleri olarak Orta Doğu'da artan gerginlik ve çatışmalar gösteriliyor. Bu tür durumlarda petrolün taşınması zorlaştığı için fiyatlar hızlıca artıyor. Emin: [1:29] Ayrıca Hürmüz Boğazı petrol taşımacılığı için çok önemli bir deniz geçididir. Eğer bu bölgede gemi trafiği azalır ya da gecikirse petrolün taşınması zorlaşır. Bu da fiyatları yükseltebilir. Bazı büyük deniz taşımacılığı şirketleri de güvenlik gerekçesiyle Orta Doğu'ya giden bazı hatlarını geçici olarak durdurduklarını açıklamış. Bu da doğal olarak petrol fiyatlarını doğrudan etkiledi. Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
Bir Music Festival is one of the emerging music festivals of Himachal Pradesh. With its belief in sustainability, the festival has ensured that work towards upliftment of the community of Bir and ensure an event that gives back. For this episode, we are joined by Alakhananda Sharma, the founder of Bir Music Festival. We talk about the core philosophy of the festival and how many steps have they taken to ensure that the festival happens in sync with local community and nature. Connect with Bir Music Festival https://www.instagram.com/birmusicfestivalhttps://birmusicfestival.comhttps://www.instagram.com/pahadimommy/Share your thoughts and feedbackshttps://www.instagram.com/theresponsibletravelpodcast/anshul.akh99@gmail.comYoutube: https://www.youtube.com/c/DailyPassenger/videosInstagram: https://www.instagram.com/daily.passenger/Blog: https://travelwithansh.com
Ayrı kaldık. Ama merak ettiğin bir konuyla geldim sevgilim. Bir tek bölümün videocasti de var. Onu da buradan ücretsiz Podbee App'i indirip veya Podbee websitesinden ücretsiz izleyebilirsin.
Ehli hikmetten biri şöyle der: "Amelleri hususunda kişi, koyun çobanını örnek edinmeli ve onun gibi olmalıdır.". Bunun ne demek olduğunu soranlara şu cevabı verir: "Çoban, koyunlarının yanında namaz kıldığı zaman nasıl ki onlardan herhangi bir övme beklemez. Herhangi bir hayır işleyen de onun gibi olmalı. Yâlnız da kalsa, halkın yanında da olsa, yaptığı iyiliğe aynı şekilde devam etmeli." İslâm alimleri, amellerin selâmetle sona ermesi için şu üç şeyin gerekli olduğunu bildirmişlerdir: 1. Başlamadan önce bilgi. Çünkü ilimsiz amelin hiçbir faydası yoktur. Ilimsiz yapılan bir işiri zararı faydasından çoktur. 2. Bir işe başlamadan önce niyet. Zira, amel niyetle yararlı olur. Nitekim bu mânâda, Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ameller, niyetlere göredir. Ve herkese niyetindeki vardır." Meselâ: Namaz, oruç, hac, zekât ve diğer ibâdetler hep niyetledir. Bütün bu ibâdetlerin başında niyet gereklidir. Tâ ki , yapılan ibâdet bir işe yarasın. Yâni ibâdet sırasında sabırlı olmalı ki, sakin ve huzurla ibâdetini tamamlasın. 3. İşin bitiminde ihlâs. Çünkü ameller ihlassız kâbul edilmez. İhlâs ile amel edersen, Allâhü Teâlâ yaptığın ameli kâbul buyurur. Bu mânâda Hirem bin Hıyan'dan nakledilen bir rivayet şöyledir: "Bir kul, kalbi ile Allâh'a yöneldiği zaman, Allâhü Teâlâ mü'minlerin kalbini ona yöneltir. Böylece, kulların sevgisini ve şefkatini o kuluna nasip eder. "Allâhü Teâlâ, bir kulu sevdiği zaman, Cebrail'e şöyle buyurur: "Ben falan kulu sevdim, sen de sev." . Cebrail o kulu sever. Ve göktekilere şöyle seslenir: "Râbbiniz falan kulu sevdi; siz de seviniz." Semâ ehli de o kulu sever. Sonra, o kulun sevgisi yerdekilerin kalbine konur.
Ūkininkai Kristina ir Rokas Janickai Kaišiadorių rajone Gabriliavos kaime laiko 140 mėsinių galvijų ir 350 avių. Ir ketina plėsti bandas. Trisdešimtmečiai, padedami Kristinos tėčio, jau turi nemenkos patirties, daug dirba, sumaniai pritaiko naujoves ir spėja visur: vaikus auginti, pakeliauti, kultūrinius renginius aplankyti. Kas labiausia lemia jų pasirinkimą užsiimti gyvulininkyste?Daugėja ūkiškų veiklų, kur žmogų ir įprastą techniką gali pakeisti dronai. Bendrovės Agrodronas, vienos pirmųjų Baltijos regione pradėjusios tiekti žemdirbiams dronus, vadovas Mindaugas Dorelis įsitikinęs, kad viskas priklauso nuo naudotojo fantazijos. Biržų rajono ūkininkas Žilvinas Jasinevičius tai tik patvirtina, nes prižiūrėti 400 ha uogyną dabar lengviau. Ne tik ūkininkai galės geriau įvaldyti dronus, kai Kauno technologijų mokymo centre pradėjo veikti uždara dronų skraidymo praktinio mokymo bazė. Jos direktorius Paulius Čepas pristato mokymų ypatumus.Molėtų rajone Duobinių kaime vietos gyventojas Dalius Kontrimavičius prieš metus įrengė šaudyklą. Joje lankosi ne tik profesionalai iš krašto apsaugos, medžiotojai, bet ir visi, norintys išmokti valdyti ginklą. Kaip kilo toks neįprastas sumanymas, kuriam gauta ES parama alternatyviai veiklai kaime kurti?Ved. Arvydas Urba
Enerji ve teknoloji alanlarında iş yönetimi danışmanlığı faaliyetlerinde bulunan, multidisipliner kamu politikaları üreten Glocal Grup Danışmanlık'ın sunduğu Varsayılan Ekonomi'nin Soru-Cevap Yayını'nda Ekonomist Dr. Enes Özkan ve Enerji Uzmanı Eser Özdil, İran Savaşı ve Hürmüz Boğazı'nın kapatılması bağlamında enerji güvenliği sorunu, yükselen akaryakıt fiyatları ve bu gelişmelerin dünya ve Türkiye ekonomisine etkileri konularında merak ettiğiniz soruları cevaplıyor. Bu gönderinin altına sorularınızı yazabilirsiniz.https://groupglocal.com/contact/ #reklam #işbirliği00:00 Giriş02:30 Bir deponun kaça dolacağı nasıl belirleniyor?07:40 EŞEL Mobil Sistemi nedir, ne zaman devreye girer, ne kadar etkili olabilir?12:05 Trump sonrasında Paris Anlaşması ve geniş anlamda çevreci enerji devrimi sekteye uğradı mı?19:40 2026'da elektrik-gaz sübvansiyonu olarak öngörülen 500 milyar lira yeterli gelecek mi?23:10 Hürmüz Boğazı'nın kapatılması Avrupa enerji piyasalarını ve Avrupa'da enflasyonu nasıl etkiler?32:10 Çin, Hürmüz Boğazı'nın kapatılması nedeniyle ihtiyacı olan petrolü başka yerlerden hızlı bir şekilde tedarik edebilir mi? 34:10 70'lerdeki petrol krizi gibi bir kriz çıkması için varil fiyatı kaç dolara çıkması gerekir?37:40 AB'nin Rusya`dan petrol/doğalgaz alımı için Ukrayna'daki boru hatlarını kullanmak isteğine Ukrayna'nın olumsuz cevap verdiği söyleniyor. Türkiye burada devreye girebilir mi?46:20 Libya petrol üretimi İç Savaş öncesi seviyeye ne zaman çıkar?47:45 Rusya'nın yerine enerji tedarikçisi ya da hub'ı olmak gibi bir hedefimiz var mı?54:00 Enerji açığımızın giderilmesinde doğal kaynaklardan yararlanılması konusundaki engeller nelerdir? Doğal kaynaklarımız mı yetersiz?01:01:00 Brentteki artışın Türkiye'ye daha fazla yansımasının ne kadarı bizim döviz kuru ve vergilerimizle ilgili?01:02:30 İran vanayı kısarsa veya Hürmüz Boğazı'nda kriz çıkarsa Türkiye'nin arz güvenliği bundan nasıl etkilenir? 70'lerdeki gibi bir kıtlık yaşama riskimiz var mı?01:06:00 ABD'nin Venezuela politikası veya kaya gazı üretimi şu anki fiyatları dizginlemeye yetmiyor mu?01:09:50 VIX endeksi niye düşüşte? (YTD)01:11:35 Petroldeki durum petrol bazlı plastiklerde de fiyat artışına neden olur mu?01:12:10 Körfez'in tarafsız, güvenli ve lüks imajı yara aldı mı?01:15:40 "Kardeş Ülke İspanya" enerji piyasası ne durumda? (keyifler yerindeymiş :)01:19:05 Körfez ülkeleri bir süre petrol-gaz satmasa da idare edebilirler ancak deniz suyu arıtma tesislerine elektrik sağlayan enerji santrallerinin petrol-gaz arzı & Hürmüz Boğazı'ndan yapılan gıda sevkiyatları durursa bu ülkeler ne kadar dayanabilecekler?01:21:50 Özel sektörün perakende su temini (pet şişe sular) işletmeciliği, özellikle yeni dönemde bölgesel su kaynakları ve enerji bakımından bir güvenlik sorunu oluyor mu, olacak mı?Ayrıcalıklardan yararlanmak için bu kanala KATILın (IOS kullanan takipçilerimiz de artık kolayca KATILabilirler):https://www.youtube.com/channel/UCWyDy24AfZX8ZoHFjm6sJkg/joinBizi Patreon'dan Destekleyin
Cenâb-ı Allâh'ın kudsî hadisi olan, "Kul, besmeleyi okuduğunda, Allâh: "Kulum beni zikretti" der." ifadesinde birçok hüküm vardır. Cenâb-ı Hakk; "Beni zikredin ki, Ben de sizi zikredeyim" (Bakara 152) buyurur. İşte burada kul, Cenâb-ı Allâh'ı zikretmeye yöneldiğinde şüphesiz ki Cenâb-ı Hakk, onu kendisini andığı bir toplumdan daha hayırlı bir toplulukta anar. Bu, zikir makamının, kullukta çok yüce ve şerefli bir makam olduğunu gösterir. Çünkü geçen ayette, Cenâb-ı Allâh, önce kulun zikrini mevzubahis etmiştir. Yine bu zikir makamının mükemmel bir makam olduğuna Cenâb-ı Hakk'ın, zikri emrederek şöyle buyurması da delâlet eder: "Beni zikredin ki, Ben de sizi zikredeyim." Cenâb-ı Hakk ayet-i kerimelerde şöyle buyurmuştur: "Ey imân edenler Allâh'ı çokça zikredin." (Ahzâb 41) "Onlar ayakta iken, otururken ve yanları üstünde yatarlarken hep Allâh'ı (hatırlayıp) zikrederler." (Âl-i İmrân 191) "Takvaya erenler, kendilerine şeytandan bir ârıza iliştiği zaman, iyice düşünürler. Bir de bakarsın ki onlar (hakikati) görüp bilmişlerdir." (A'râf 201) Görüldüğü üzere Cenâb-ı Hakk, kulluk makamlarından olan, zikir makamı üzerinde durduğu kadar hiçbir şeyin üzerinde durmamıştır. O'nun kudsî hadisteki, "Kulum beni zikretti" sözü "Allâh" lâfzının Cenâb-ı Hakk'ın kendine mahsus zatı için bir alem (özel) ismi olduğuna delalet eder. (Fahruddîn Er-Râzî, Tefsîr-i Kebîr Mefâtîhu'l-Ğayb, c.1, s.380-381)
Deniz Gamze Ergüven'in yönettiği, kadrosunda Nihal Koldaş, Elit İşcan ve İlayda Akdoğan gibi oyuncuları barındıran, tamamı Türkiye'de ve Türkçe çekilmesine rağmen Fransa'dan "Yabancı Dilde En İyi Film" dalında Oscar yarışına katılan 2015 yapımı Mustang filmini konuşuyoruz.Konu başlıkları:Mustang yıllar sonra neden tekrar gündem oldu?Mustang'in yurtdışında sevilip Türkiye'de eleştirilmesinin sebebi ne?Mustang'i sahiplenmeli miyiz?Filmin gerçekçilik ve tempo sorunlarıFilmdeki Batı Karadeniz temsiliOscar aday adaylığı mevzusuMakaleler:Mustang: Masal mı, Deney mi? - Şenay Aydemir (ArtfulLiving)Mustang bir Özgürleşme Filmi mi? - Aslı Özgen Tuncer (5harfliler)Mustang: Bir Zafer - Duygu Aytaç (5harfliler)Mustang: Deniz Gamze Ergüven'den Normalin Dışında Bir Film - Emre Eminoğlu (The Magger)Sinemada Temsil Kurmak: Mustang (2015) Filmi Üzerine Bir İnceleme - Zehra Cerrahoğlu (SineFilozofi Dergisi)Five Questions for Mustang Director Deniz Gamze Ergüven - Vadim Rizov (Filmmaker)Deniz Gamze Ergüven on Her Feminist Fable Mustang - Hillary Weston (The Criterion Collection)Tweetler:https://x.com/mc_sikintili/status/2026747023555190863?s=20https://x.com/JeffNihility/status/2027857267438075997?s=20https://x.com/tuncerhaydarlar/status/2028026775641460759?s=20https://x.com/murattolga/status/2028053513880715305?s=20https://x.com/natuckbaitan/status/2028115914260926591Sohbet muhabbet ve daha fazla içerik için Instagram @farklievrenn
Birçoğumuz bu fenomeni daha önce ya duymuş ya da yaşamıştır. Peki bu neden oluyor? Tüm bölümler ve daha fazlası için podbeemedia.com ve Podbee App'i ziyaret et! ------- Podbee Sunar -------- Bu podcast reklam içermektedir.
Ankara'nın Kavaklıdere semtinde, Bestekar Sokak'ta yükselen 71 yıllık Mavi Apartman bugün kentsel dönüşüm kıskacında. Bu bölümde sadece bir binanın olası yıkımını değil, bir kentin hafızasının nasıl silindiğini konuşuyoruz. Yüksek Mühendis Fuat Diriken imzasıyla 1955'te inşa edilen ve Cumhuriyet dönemi kent anlayışının zarif bir örneği olan Mavi Apartman üzerinden; rant, komşuluk, aidiyet ve “hafıza kırımı” meselesini ele alıyoruz. Bir bina yıkıldığında geriye sadece moloz mu kalır, yoksa belleğimiz mi enkazın altında kalır? Bu bölüm, Ankara'nın solan mavisine ve kentin belleksizleştirilmesine karşı bir tanıklık. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Hayat bizi durmadan özel seriler hazırlamak zorunda bırakmasa daha iyi olur tabii ama son yaşananlardan sonra İran'ı anlatmak istedim size.Yakın tarihe, son 150 yıla bakıyoruz.Bir dört bölüm süreceğini tahmin ettiğim bu seriye İngilizlerin İran petrollerine çökmesinin hikayesiyle başlıyoruz.Hikayenin kendisi ilginç ama bir de bir o kadar ilginç karakterler var.İyi dinlemeler...Biliyorsunuz Yeni Haller sizlerin desteğiyle yayın hayatına devam eden bir podcast kanalı.Beni aşağıdaki link'lerden destekleyebilirsiniz:www.patreon.com/yenihallerYeni Haller'in bir de Buy Me A Coffee hesabı var artık. Buradan destek olmak çoook daha kolay. Patreon'da sorun yaşayanlar için açtım efendim. Buyurun:https://www.buymeacoffee.com/yenihallerBir de bu sezon spor basınımızda apayrı yeri olan, ben ustam olarak kabul ettiğim Yiğiter Uluğ'la T24'ün Youtube kanalında bir spor programına başladık. Korkmayın, sadece futbol konuşmuyoruz. Hele sahadaki skorları, maçları hiç konuşmuyoruz. Yeni Haller tadında spor sohbeti isteyenler için:Yiğiter Uluğ ve Eray Özer'le GazozunaBana ulaşmak için:https://www.instagram.com/eray_ozerhttps://twitter.com/ErayOzeryenihallerpodcast@gmail.com
Ils seraient aujourd'hui entre 3 000 et 4 000. Au fil des mois et d'une guerre qui s'enlise, la Russie a accéléré le recrutement de combattants africains pour son invasion de l'Ukraine. Certains se retrouvent au front en connaissance de cause, d'autres par tromperie persuadés de quitter leur pays pour une place à l'université ou un emploi. Aujourd'hui, le voile se lève sur ce système de recrutement basé sur des agences de voyage et des opérateurs d'influence entre Moscou et le continent africain. En ce matin de début février, 200 personnes environ se retrouvent dans le jardin familial de Bibiana Wangari, à Mukurwe-Ini, dans le centre du Kenya, à un peu plus de 2h de route au nord de Nairobi. Ce sont des funérailles, mais la cérémonie se déroule sans corps et sans cercueil, constate Albane Thirouard, la correspondante de RFI. Des bougies ont été déposées sur une tombe symbolique en contrebas. Charles Waithaka, dit « Charlo », le fils de Bibiana, avait 30 ans. Parti en octobre en Russie, sa famille a perdu le contact vers Noël, et c'est sur Facebook que sa mère a appris son décès en Ukraine : « Je me suis réveillée un jour et la nouvelle était partout sur les réseaux sociaux. J'ai appris qu'il avait marché sur une mine. Avant de partir, il m'avait appelée pour me dire qu'il avait obtenu un emploi pour travailler en tant que mécanicien pour la construction d'un camp militaire. Une fois sur place, il m'a appelée pour me dire qu'il était en Russie. On a continué à parler, jusqu'au jour où il m'a dit qu'il allait être déployé sur le front. Il a pleuré, beaucoup pleuré. En tant que mère, ce n'était pas facile. Chaque jour il m'appelait en pleurant "maman, je veux rentrer au Kenya, ce n'est pas bien ici.". » À lire aussiCombattants africains tués sur le front ukrainien: le deuil impossible de familles désemparées Le corps de Charles Waithaka n'a pas pu être rapatrié. Les présents lui rendent hommage. Un homme prend le micro, il vient de rentrer du front. « J'ai eu la chance de rentrer à la maison, témoigne Dancan. J'aurais pu finir comme ça. J'ai vu la mort de mes propres yeux. Je sais que ce n'est pas facile, vu comment la guerre se déroule là-bas : les gens meurent, et quand une personne meurt, le corps est juste laissé là, personne ne s'en occupe ». Dancan détaille son expérience : « J'ai l'impression d'avoir été trompé. Je suis allé là-bas, je pensais travailler comme chauffeur. Une fois arrivé, on m'a donné une formation militaire. Et même quand tu dis que tu ne veux pas faire ce travail et que tu veux rentrer chez toi, on te force à aller au front. Les Russes n'ont aucune humanité. Alors j'ai fait semblant d'être fou, on m'a envoyé à l'hôpital, et c'est comme ça que j'ai pu m'échapper. Mais je sais que beaucoup de Kényans sont encore là-bas. Ils cherchent des moyens d'en sortir et de rentrer chez eux mais ce n'est pas facile, c'est même très difficile. » Dancan affirme par ailleurs ne jamais avoir touché l'argent promis. « Il ne savait pas où il était exactement mais qu'il était au cœur de la guerre avec l'Ukraine » À plusieurs milliers de kilomètres de là, Mike – un nom d'emprunt – laisse un message vocal à RFI : « On est venu ici pour travailler, on nous avait dit que ce serait un travail dans la sécurité. Une fois arrivés en Russie, on s'est rendu compte que c'était un emploi militaire. Nous n'avions rien signé au Kenya, les recruteurs ont juste pris nos passeports pour arranger le visa et les billets d'avion. Ce n'est qu'une fois en Russie que nous avons signé des papiers mais tout était en russe donc nous ne comprenions pas. Nous les avons scannés avec nos téléphones et c'est là que nous avons compris que les documents que nous nous apprêtions à signer étaient des contrats dans l'armée. On attend. Ils vont nous emmener combattre. Mon ami et moi refusons d'y aller, nous cherchons à nous échapper. » Quelques jours plus tard, Mike prévient : il est parvenu à fuir et à quitter la Russie. À lire aussiDes proches de Kényans envoyés par la Russie sur le front critiquent la diplomatie de leur pays À Nairobi, l'association VOCAL Africa tente de venir en aide aux familles sans nouvelles de leurs proches. Julius Kimani Kamanu est venu accompagné de son père pour évoquer le cas de son frère, âgé de 26 ans, parti en Russie il y a plusieurs mois. Sur le téléphone de Julius, il y a une photo : trois hommes armés posant en tenue de combat. « C'est la dernière photo qu'il nous a envoyée, le dernier jour où nous avons pu communiquer avec lui, souligne Julius Kimani Kamanu. Il y a mon frère, Peter Kimemia, un homme que je ne connais pas qui est sûrement russe, et l'ami avec qui mon frère est parti. Il nous a dit qu'il partait pour un emploi de chauffeur donc quand nous l'avons vu comme ça en tenue militaire, ça nous a choqués ». Peter Kimemia Kamanu est parti en Russie avec un visa de visiteur, avec un billet d'avion aller-retour, pour un séjour de quelques jours à peine. Lui aussi a été trompé, affirme Julius : « L'agent lui avait dit qu'il allait travailler comme chauffeur en Russie. Avant de partir, mon frère vendait des téléphones et des ordinateurs. On lui avait promis un meilleur emploi en Russie avec un bon salaire. Il est arrivé en Russie le 22 octobre 2025 et il nous a informés qu'il était dans un hôtel en attendant plus d'informations. Quelques jours plus tard, il nous a informés qu'il avait été emmené dans un camp militaire et qu'il allait y recevoir une formation, puisque le travail de chauffeur se ferait dans un camp militaire. Donc, il a commencé sa formation militaire qui a duré moins d'une semaine. Puis, un jour, il nous a appelés à minuit, il était terrorisé. Il nous a dit qu'il ne savait pas où il était exactement mais qu'il était au cœur de la guerre avec l'Ukraine. C'était notre dernière communication, le 18 novembre. » Julius affirme que le numéro de l'agent avec lequel son frère communiquait n'est plus joignable. La famille a écrit aux autorités kényanes pour obtenir des nouvelles mais la demande n'a pas abouti. Les estimations du nombre de Kényans partis en Russie ne cessent de gonfler ces dernières semaines. Mi-février, le gouvernement a haussé le ton. Le ministre des Affaires étrangères a promis de se rendre à Moscou pour « enrayer » ce phénomène, alors que son bras droit dénonçait auprès des médias « un schéma inacceptable consistant à attirer des gens et à les faire mourir ». À lire aussiLe Kenya inculpe un homme accusé d'avoir envoyé des citoyens combattre contre leur gré pour Moscou « Parfois ils nous donnaient des coups de pied quand ils nous trouvaient en train de dormir » En Afrique du Sud, la politique de recrutement russe a pris une tournure politique. La fille de l'ex-président Jacob Zuma est visée par une enquête judiciaire pour son rôle dans l'envoi de 17 combattants sud-africains. Elle a dû démissionner de son poste de députée. À lire aussiUkraine: la fille de Jacob Zuma a-t-elle orchestré le départ de Sud-Africains sur le front? Elle est directement mise en cause par l'un d'entre eux, qui a répondu par écrit à notre correspondant à Johannesburg, Valentin Hugues, joignant photos et vidéo où on le voit en treillis dans la neige : « J'ai quitté l'Afrique du Sud, le 9 juillet 2025. Je suis venu en Russie parce que je n'avais pas de travail et que Duduzile Zuma [la fille de Jacob Zuma, NDLR], nous avait promis des emplois. Tout n'était que mensonges. Nous nous sommes retrouvés à nous entraîner à l'attaque, à utiliser des bombes et à creuser des abris, des toilettes, à manger de la nourriture avariée et périmée. Parfois, ils nous donnaient des coups de pied quand ils nous trouvaient en train de dormir et ils se moquaient que nous tombions malades. Il n'y avait pas de jours de repos. Ensuite, nous sommes partis vers le front et notre groupe a été séparé. Je ne sais pas où sont les autres. Nos familles et nos enfants nous manquent vraiment. C'est très douloureux : aidez-nous à rentrer chez nous, s'il vous plaît. » L'affaire fait grand bruit dans un pays membre des Brics où les partis russophiles MK ou EFF sont bien implantés au parlement. Au point que l'actuel chef de l'État, Cyril Ramaphosa, a téléphoné à Vladimir Poutine pour obtenir leurs rapatriements il y a quelques jours. À lire aussiAfrique du Sud: Ramaphosa remercie Poutine pour le retour de Sud-Africains enrôlés en Ukraine Impossible de savoir exactement combien de ressortissants africains portent aujourd'hui l'uniforme russe. Selon un rapport de l'Institut français des relations internationales, ils seraient de 3.000 à 4.000 sur 18.000 à 20.000 combattants étrangers. Le groupe d'investigation All Eyes on Wagner a obtenu une liste de 1 417 contractuels ayant servi entre 2023 et mi-2025. Ils sont originaires de 35 pays africains ; 316 sont décédés. À lire aussiQui sont les Africains qui combattent pour la Russie? Les révélations d'All Eyes on Wagner Les récits de combattants mettent en avant le rôle d'intermédiaires qui diffusent des promesses trompeuses. Des militaires ou anciens militaires sont notamment ciblés par le démarchage À Yaoundé, Richard Onanena a échangé avec l'un d'entre eux, un Camerounais qui s'est rendu à plusieurs reprises en Russie dans un cadre universitaire. Saluant les « convergences de valeurs » russo-africaines, il explique accompagner certains vers un recrutement dans l'armée : « Cette rémunération, elle est alléchante. Il y a une batterie de documents qui vous sont présentés. Vous avez la possibilité de lire ces documents, de les faire traduire, on ne peut pas vous enrôler de force dans l'armée. C'est un contrat où on vous dit combien vous serez payés, combien de temps vous devez servir, et quels sont les avantages que vous aurez et ainsi de suite. Si vous êtes d'accord vous signez, si vous n'êtes pas d'accord vous ne signez pas. Mais avant d'arriver à ce niveau, il y a déjà une présélection. On vérifie votre état et l'agent de recrutement décide si oui ou non vous êtes recruté, ce n'est pas automatique. Néanmoins, il est important de préciser qu'il y a des personnes, qui ne sont pas des Russes pour la plupart, qui vont se servir de la détresse de leurs frères africains, pour leur faire miroiter des choses qui parfois n'ont absolument rien à voir avec la vérité, et peut-être d'une manière ou d'une autre les convaincre, ou les contraindre. » Certaines recrues, en revanche, sont tout à fait conscientes de leur choix. Les militaires ou anciens militaires sont notamment ciblés par le démarchage. Les salaires promis sont par exemple dix fois supérieurs à ceux de l'armée camerounaise. Un militaire du BIR, bataillon d'intervention rapide, unité d'élite, explique comment il a vu certains de ses frères d'armes céder aux sirènes russes, à commencer par son cousin... Il évoque même des complicités au sein de la hiérarchie : « Il m'a dit que c'est un colonel qui a géré, c'est par le réseau de ce colonel qu'il a voyagé. Après deux semaines, je n'avais plus de ses nouvelles, son numéro ne passait plus, et jusqu'à maintenant, rien. Quand je suis entré en contact avec un autre collègue qui était là-bas, il m'a fait comprendre que les Camerounais qui étaient arrivés à cette époque, en mars-avril-mai 2024, étaient tous morts, parce que les attaques étaient très intenses. J'ai essayé d'en parler avec la famille, mais ils ne voulaient rien entendre, alors j'ai lancé un appel sur les réseaux sociaux, voir si je pouvais le retrouver. Un gars m'a répondu qu'il n'était plus en vie. Sa famille a honte de dire qu'il est mort, alors ils le cachent aux gens. » « Plein d'Africaines vantent le programme » Mais le front n'est pas la seule voie de recrutement pour de jeunes Africains. Via des influenceurs très suivis, la Russie promeut le programme « Alabuga start », qui s'adresse à des jeunes femmes étrangères de 18 à 22 ans. Selon ses promoteurs, ce sont des formations de qualité, tout inclus, il n'y a que des avantages. Mais dans cette zone économique spéciale du Tatarstan, on monte des drones pour bombarder l'Ukraine, comme l'ont documenté plusieurs enquêtes. Certaines pratiques peuvent être assimilées à de la traite d'êtres humains, ont mis en garde les Nations unies. Ce type de contenus attire l'attention, par exemple de Rebecca : « J'ai vu ça sur TikTok, je me suis inscrite. J'ai donné mon identité, copie de mon passeport. » Aide-soignante ivoirienne, elle a expliqué à Benoit Almeras, notre correspondant à Abidjan, avoir candidaté après avoir vu sur les réseaux « plein d'Africaines vanter le programme, le logement inclus, les avantages, la possibilité de rester en Russie ou de rentrer avec le certificat. Elles disent qu'elles sont bien à l'aise ». Des jeunes femmes comme Rebecca, il y en a des dizaines à Abidjan, attirées par la promesse d'une formation gratuite à l'étranger. La Russie prend le contre-pied de l'Europe où les démarches d'expatriation sont de plus en plus difficiles, et où le discours xénophobe s'impose. Et peu importe les risques encourus pour une jeunesse africaine urbaine prête à tenter sa chance au péril de sa vie. « Des sirènes russes au mouroir ukrainien : les combattants africains de Vladimir Poutine », un récit de François Mazet, à la réalisation de Pauline Leduc.
Ailesi 1960'larda işçi olarak Almanya'ya gelen ve bir madenci torunu olan Cem Özdemir, Baden-Württemberg eyaletinde 8 Mart pazar günü yapılacak seçimlerde eyalet başbakanlığına aday oldu. Bir önceki federal hükümette de bakan olarak görev üstlenmiş olan Özdemir'in bu hamlesi, onu 65 yıllık göç tarihinin zirvesine taşıyabilir. Peki Özdemir'in şansı ne kadar? Erkan Aslan, Baden-Württemberg seçimleriyle ilgili ayrıntıları derledi. COSMO Türkçe'ye konuşan Almanya Türk Toplumu Eş Genel Başkanı Gökay Sofuoğlu, Cem Özdemir'in adaylığının sembolik gücünü değerlendirdi. Mikrofonda Gökçe Göksu var. Von Gökçe Göksu und Erkan Aslan.
Dr. Betsey Hermanson Boughton is originally from Michigan and now resides in Sebring, FL. She graduated with a B.S. in Biological Sciences from Central Michigan University and earned her PhD from the University of Central Florida in Conservation Biology. Her roots run deep at Archbold Biological Station and Buck Island Ranch (BIR). She first started as an intern and she now serves as the Director of Science. Her research at BIR is focused on the quantification of multiple ecosystem services provided by working ranches, understanding how ranch management practices affect multiple ecosystem services and disservices, and the drivers and threats to ecosystem services, such as invasive species and climate change. Dr. Boughton serves as an integral part of the scientific community, helping to bridge the gap between science, conversation, and ranching.
İranlı Avustralyalılar, ABD ve İsrail'in İran'a düzenlediği saldırılar ve ruhani lider Ayetullah Ali Hamaney'in öldürülmesi konusunda çelişkili hislerini SBS'le paylaştı. Birçoğu onun ölümünün özgür bir İran'a yol açacağını umarken, diğerleri Donald Trump ve Benjamin Netanyahu'nun iyi niyetli olduğuna inanmadıklarını söylüyor.
Bir zamanlar tabu olan, kadın dediğin kendinden büyük erkeklerle takılır, evlenir algısı yıkılıyor mu? Eğer yıkılıyorsa neden böyle oldu? Hepsi ve daha fazlası için buyurunuz. İnstagram: bumuyanipodcastTwitter: https://twitter.com/bumuyani.com İletişim: bmy@bubbleworkscreators.comYoutube: @BuMuYani
Stāsta vēsturnieks Jānis Šiliņš; pārraides producente – Dina Dūdiņa-Kurmiņa Krišjānis Ķergalvis (1856–1936) piedzima pie Jaunpils – trūcīgā kalpu ģimenē. Četrpadsmit gadu vecumā ar dažiem rubļiem kabatā viņš devās uz Rīgu. Līdzīgi daudziem citiem saviem vienaudžiem, viņš ar smagu darbu, nepārtrauktu mācīšanos un taupīgu dzīvi cerēja iekarot lielpilsētu. Tobrīd latviešu puikām jau bija vairāki spilgti piemēri, kuriem līdzināties – Jānis Baumanis, Kristaps Bergs, Kristaps Morbergs un citi sekmīgi uzņēmēji. Krišjānis Ķergalvis iestājās Svētā Jāņa ģildē, lai apgūtu mūrnieka amatu. 19. gadsimta beigās viņš ieguva mūrnieku meistara titulu un izveidoja savu būvuzņēmumu. Turpmākajos divdesmit gados viņš uzbūvēja daudzas ievērojamas ēkas. To vidū bija Rīgas Hipotēku biedrības nams, kurā mūsdienās atrodas Ārlietu ministrija; Rīgas pilsētas otrais teātris, kuru mūsdienās pazīstam kā Latvijas Nacionālo teātri; Rīgas Biržas komitejas komercskola, kurā šobrīd mitinās Latvijas Mākslas akadēmija; tāpat Satiksmes ministrijas ēka; Bērnu slimnīca; Centrālcietums; Zasulauka dzelzceļa stacija; vairākas lielās Rīgas rūpnīcas, daudzstāvu dzīvojamie nami, Valmieras ģimnāzijas ēka, Dubultu un Ķemeru luterāņu baznīcas un daudzi citi objekti. 19. gadsimta nogalē Krišjānis Ķergalvis kopā ar citu latviešu būvuzņēmēju – Pēteri Radziņu – Kalnciema tuvumā izveidoja vienu no lielākajām ķieģeļu ražotnēm Latvijā. Ķieģeļu transportēšanai uz Rīgu tika iegādāts tvaikonis "Delfīns". Pēc dažiem gadiem Ķergalvis izveidoja arī savu kokapstrādes fabriku Rīgā, lai ražotu logus, durvis un parketu savām ēkām. Pirms Pirmā pasaules kara sākuma Ķergalvja uzņēmumu un nekustamo īpašumu vērtība pārsniedza divus miljonus zelta rubļus, kas arī mūsdienās viņu ar desmitos miljonu eiro mērāmu kapitālu ierindotu Latvijas bagātāko cilvēku vidū. Kara laikā Ķergalvis zaudēja savus uzņēmumus un lielu daļu no namiem. Taču līdz pat pēdējām mūža dienām viņš turpināja mācīt latviešu mūrnieku jauno paaudzi. Tāpat līdz pat Mūrnieku amata likvidēšanai viņš bija amata vecākais un noturēja sapulces savā dzīvoklī Krišjāņa Valdemāra ielā 33. Līdzīgi daudziem citiem sava laika bagātajiem latviešiem, arī Krišjānis Ķergalvis bija dāsns mecenāts. Viņš finansēja dažādus izglītības projektus, finansiāli atbalstīja talantīgus studentus un skolēnus; izveidoja strādnieku skolu un bērnudārzu Kalnciemā; bija vairāku ģimnāziju aizgādnis. Tāpat Krišjānis Ķergalvis bija viens no pirmajiem latviešu mākslinieku atbalstītājiem un mākslas kolekcionāriem. Viņam bija draudzīgas attiecības ar Vilhelmu Purvītim, Jani Rozentālu un Pēteri Kalvi. Krišjānis Ķergalvis ievēroja tā laika nerakstīto likumu, kas pastāvēja latviešu vidū – ja tu tiec uz augšu, palīdzi tikt uz augšu arī saviem tautas brāļiem!
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Emin ve Ömer bu bölümde, baba olmanın onları nasıl değiştirdiğini ve en çok neye şaşırdıklarını konuşuyor. Baba olmak düşündükleri gibi miydi? Yoksa onları hiç beklemedikleri bir şekilde mi dönüştürdü? Hazırsanız, iki taze babadan samimi ve içten bir bölüm sizi bekliyor. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Show Notes Sponsor Find your ideal Turkish teacher on italki: https://go.italki.com/turkish2 Use the code EASYTURKISH2026 for 5€ off on your first lesson (of at least 10€) Transcript Intro Emin: [0:15] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin. Bugünkü bölümümüzde Ömer'le beraberiz. Nasılsın Ömer? Ömer: [0:24] Teşekkür ederim Emin. İyiyim. Sen nasılsın? Emin: [0:27] Ben de iyiyim. Nasıl gidiyor ramazan? Ömer: [0:29] Çok şükür bir haftayı devirdik. %23'lere tekabül ediyor. Yaptığım hesaplamalar neticesinde bu sonuca ulaştım. Emin: [0:36] Evet. Ömer: [0:37] Güzel gidiyor. Geçen hafta konuşmuştuk. Kış ramazanı, yaz ramazanından sonra çıtır geliyor. Sadece son saatlerde bir böyle acıkma falan hissediyorum. Güzel. Ben memnunum ramazandan. Sen? Emin: [0:49] Evet ben de. Bundan önceki ramazanlar hep böyle baş ağrısı, açlık, susuzluk ekseninde geçerdi. Bu seneki ramazan çok daha rahat geçiyor. Tabii bunda ramazanın kışa denk gelmesinin de çok büyük bir payı var. Ömer: [1:02] Evet, evet. Tabii ki. Çünkü günler uzun olunca uzun oruç, kısa olunca kısa oruç tutuluyor. Ve dediğin gibi kışın çok daha rahat. Dışarıda olduğumuz zamansarf ettiğimiz efor daha az oluyor, soğuk havalarda. Sıcak havalarda daha bunaltıcı ve su kaybı meydana geliyor. Kış ramazanı iyidir abi. Ben şu an memnunum. Yıllar süren yaz ramazanından sonra şu an hâlimden memnunum. Emin: [1:25] Böyle emekli olacağımız zamana da böyle yaz ramazanı olur. Orada da bir emekli oluruz. Çok güzel sıyrılmış oluruz. Ömer: [1:32] Aynen ama öğrencilikte de geçen hafta konuştuk herhâlde bunu. Yaz ramazanı başkaydı şimdi o... Emin: [1:37] Evet evet. Ömer: [1:38] Sahura kadar çöplemeler falan başkaydı yani. Emin: [1:40] Aynen öyle. Evet. Taze babamız Ömer. Nasıl gidiyor? Baba olmak: Teoride her şeyi biliyorduk, ya pratikte? Ömer: [1:47] Valla nasıl gidiyor Emin'ciğim... İyi gidiyor çok şükür. Olağan. Yani en azından bir sağlık problemimiz yok çok şükür vesaire... Bunlar insanı çok rahatlatan şeyler. Çünkü kendini ifade edemeyen bir canlı ile karşı karşıyayız. Hani ağladığı zaman aç da olabilir, altı ıslak da olabilir. Gazı da olabilir, başka bir problemi de olabilir. Dolayısıyla şu an herhangi bir sağlık problemiyle vesaire karşılaşmadığımız için memnunuz. Ama, nasıl diyeyim? Çok olumlu duygular yaşatan bir şey insana. Bir yandan da gerginlik ve korku da veriyor bence. Çünkü o küçücük şey, yani onun sorumluluğu bazen psikolojik olarak insanın gerçekten dirayetli olmasını gerektiriyor ve gerektirecek gibi. Yani biz daha... Hani ben en azından yirmi gündür bunu yaşıyorum ama ileride de bu duygunun kaybolacağını çok zannetmiyorum. Onun için böyle bir korku, bir gerginlik de var üzerimde. Emin: [2:39] Evet ben de yaklaşık yüz yirmi gündür yaşıyorum bu hissi. Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
“(Kalbi) ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine, insanlar arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimsenindurumu, hiç, karanlıklar içinde kalmış, bir türlü ondan çıkamamış kimsenin durumu gibi olur mu?İşte kâfirlere, işlemekte oldukları çirkinlikler böyle süslü gösterilmiştir.” (En'am 122)“Ehl-i Me'ânî (Dil bilginleri) şöyle demişlerdir: "Kâfirler, şu ayetlerde, "ölü" olarak tavsîf edilmişlerdir:"(Onlar) diri değil, ölülerdir. Ne zaman dirileceklerini de bilmezler" (Nahl, 21); "Şüphesiz sen (EyMuhammed), ölülere duyuramazsın" (Neml, 80); "Kör ile gören bir olmaz" (Fâtır, 19) ve “Dirilerle ölülerbir olmaz" (Fâtır, 22). Binaenaleyh küfür bir nevi ölüm, kâfirler de "ölüler" kabul edilince, hidayet bir nevî hayat, hidayete erenlerde "diri kimseler" kabul edilmiştir. Küfür (inkâr), bir nevi ölüm kabul edilmiştir. Çünkü o bir cehalet(bilgisizlik)tir ve cehalet şaşkınlık ile durmayı gerektirir. Bundan dolayı küfür, hareketsiz kalmayı gerektirenbir ölüm gibi olmuş olur. Ölen kimse de tıpkı bunun gibi, herhangi bir şeye ulaşıp onu elde edemez. Cahil de,bir çeşit ölü gibidir. Hidayet ise, bir ilim ve basirettir. İlim ve basiret, kurtuluşa erme ve rüşd sebebidir.Kâfirin durumu ayette, "İçinden çıkamaz bir şekilde karanlıklarda kalan kişi gibi mi?" ifadesi ile anlatılmıştır.Âyetteki, “içinden çıkamaz" ifadesinde şu şekilde aklî bir incelik vardır: Bir şey devamlı olarak başka birşeyle birlikte bulunursa, o onun kendisi ve ondan ayrılmayan bir sıfatı gibi olur. Binaenaleyh kâfir devamlıcehalet ve kötü ahlâk karanlıkları içinde olursa, o karanlıklar, sanki kendisinden uzaklaştırılamayan zatı veayrılmaz sıfatları gibi olur. Bu hale düşmekten Allah'a sığınırız. Hem sonra karanlıklar içerisinde kalan kimse,faydasına olan herhangi bir şeye ulaşamaksızın, şaşakalır. Böylece de o kimseye korku, feryâd, acziyyet veorada kala kalma hakim olmuş olur.İbn Abbas şöyle demektedir: "Henüz Hazret-i Hamza'nın iman etmemiş olduğu bir sırada, Ebu Cehil Hazret-iPeygamber'e bir deve tersi, (kığısı) atar.. Derken Hazret-i Hamza, yayı elinde olarak avdan döndüğü birsırada bunu duyar. Bunun üzerine Ebu Cehil'e yönetir ve yayıyla onu sıkıştırarak başına vurmaya başlar.Derken Ebu Cehil ona, "O'nun getirdiği şeyi görmüyor musun? Akıllarımızı hiçe çıkardı; ilahlarımıza sövdü,tenkid etti!" dedi. Bu söze karşılık Hamza, "Siz insanların en beyinsizisiniz; Allah'ı bırakıp taşlaratapıyorsunuz. Ben şehadet ederim ki, eşi benzeri olmayan, bir olan Allah'tan başka bir ilah yoktur! Yineşehadet edirim ki, Hazret-i Muhammed O'nun kulu ve elçisidir" dedi. İşte bu hadise üzerine, bu âyet-ikerime nazil oldu."Mukâtil şöyle demektedir: "Bu âyet, Hazret-i Peygamber ile Ebu Cehil hakkında nazil olmuştur. Bu böyledir,zira Ebu Cehil, "Şerefte Abd-i Menâf oğullan bizi sıkıştırdı; öyle ki biz, aynı gaye uğruna yarışan iki kimse gibiolduk.. Abd-i Menafoğulları, "Bizden, kendisine vahyolunan bir nebî çıktı!" diyorlar. Allah'a yemin olsunki, ona gelen vahiy bize de gelmediği sürece, biz ona inanmayız" der. İşte bunun üzerine bu âyet nazil olur.Cenâb-ı Allah, gerek daha önceki, gerek bundan sonraki ayette bu müzeyyinin sadece kendisi olduğunu açıkolarak belirtmiştir. Daha önce geçmiş olan âyet, "Allah'tan başkasına ibadet edenlere sövmeyin. Sonraonlar da haddi aşarak bilmeksizin Allah'a söverler. Biz her ümmetin yaptıklarını (kendilerine) öylece hoşgösterdik" (En'âm, 108) ayetidir. Sonra gelecek olan ayet de, "Her şehir ve kasabada, oralarıngünahkârlarını, o yerlerde hilekârlık etsinler diye, büyük adamlar yaptık" (En'âm, 123) buyruğudur."İnsanların yaptığı sınavlarda üç yanlış bir doğruya götürür üç günah bir iyiliği siler. Allahın yaptığı sınavda isebir doğru on yanlışı götürür 11 soru soruldu on tanesini yanlış cevap verdin ama bir tanesine doğru cevapverdin Allahın yaptığı sınavda o doğru cevabın on tane yanlışı götürür. Kur'an ayeti şöyle der:
Enerji ve teknoloji alanlarında iş yönetimi danışmanlığı faaliyetlerinde bulunan, multidisipliner kamu politikaları üreten Glocal Grup Danışmanlık'ın sunduğu Varsayılan Ekonomi'de Dr. Enes Özkan ve Eser Özdil, Türkiye'nin son dönemde yaptığı enerji anlaşmalarını, TPAO ve BOTAŞ'ın bu anlaşmalardaki rolünü, anlaşmaların dış politika ve makroekonomi açısından önemini değerlendiriyor.https://groupglocal.com/contact/ #reklam #işbirliği00:00 Giriş00:35 Elektrik fiyatı 0'a düşer mi?04:00 Santraller elektriği neden saatlik bazda ücretlendiriyor?06:20 Santraller ürettiği elektriği mutlaka satmak zorunda mı; depolamanın önündeki engeller ve çözümler12:40 Türkiye'nin enerji üretiminin kaynak dağılımının aylara/mevsimlere göre değişimi17:30 Türkiye'de Medya ve Siyasi Finansmanı raporumuza dair18:50 TPAO'nun 106 milyar dolarlık uzun süreli LNG anlaşmaları bize ne söylüyor?35:00 Cevap: İran'dan Rusya'dan LNG almayıp ABD'den alınca "çeşitlilik" mi oluyor?43:10 Bir zihin jimnastiği olarak: BOTAŞ bu ay/yıl ne kadar zarar etti45:50 TPAO'nun son anlaşmaları onu lokal bir aktörlükten çıkarıp global aktör yapamazD84 ve Şeffaflık Derneği işbirliğinde hazırlanan “Güç Hatları: Türkiye'de Medya ve Siyasi Finansmanı İzlemek” projesi kapsamında, Prof. Dr. Burak Bilgehan Özpek'in hazırladığı “Türkiye'de Basın Özgürlüğü ve Medya'nın Finansmanı” raporuna aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:https://daktilo1984.com/wp-content/uploads/2026/02/turkiyedebasinozgurluguvemedyaninfinansmani.pdfAyrıcalıklardan yararlanmak için bu kanala KATILın (IOS kullanan takipçilerimiz de artık kolayca KATILabilirler):https://www.youtube.com/channel/UCWyDy24AfZX8ZoHFjm6sJkg/joinBizi Patreon'dan Destekleyin
Vilniaus apskrities atliekų tvarkymo centras iki kovo pabaigos kviečia gyventojus daiktų dalijimosi stotelėse „DĖK'ui“ aukoti Ukrainai. Ši iniciatyva įgyvendinama bendradarbiaujant su paramos organizacija „Blue/Yellow“.Aplinkos apsaugos departamento duomenimis, Lietuvoje surenkama ir tinkamai sutvarkoma tik ketvirtadalis į rinką išleistos alyvos. Spėjama, kad likusi alyva nelegaliai deginama. Aplinkosaugininkai pastebi, kad didžiausia problema – maži servisai, neregistruojantys ir neatiduodantys pavojingų atliekų.Pirmuosius veiklos metus skaičiuoja „Birštono dvarelis“, įkurtas Karolio Rutkausko su šeima. Rutkauskai šią vietą vadina autentiškų patirčių edukacijų namais.Praėjusių metų pabaigoje įregistruojamų elektromobilių skaičius įsibėgėjo – fiksuota beveik po 2 tūkst. naujų registracijų kiekvieną mėnesį. Ekspertai sako, kad nors dvejonių dar yra, vairuotojai vis dažniau renkasi žaliąjį transportą, vis dažniau jį įsigyja antrinėje rinkoje.Jau porą metų važiuojant pro Kretingos rajone esančius Darbėnus galima aplankyti Berlyno stiliaus užkandinę, kurioje dera techno muzika ir itališki sumuštiniai.Auksinio proto atrankos žaidimas.Auksinio proto aptarimas.Ved. Darius Matas.
El Mencho'nın öncesi ve sonrası Meksika'da yine bir kartel lideri öldürüldü. Bir kartel liderinin ölümü neyi değiştirir? Nasıl doğuyorlar, ne zaman devletle çatışma noktasına geliyorlar? Kartelleri yaşatan sosyo-politik & sosyo-ekonomik sebepler neler? Sora Sora 18:30'da @ntvradyo da...
#acıtatlımayhoş Aylin Öney Tan, güllacın Orta Asya'dan Osmanlı sarayına uzanan yolculuğunu anlatıyor. Topkapı kayıtlarından Evliya Çelebi'ye uzanan bir tarih
Canlı yayında ilgimizi çeken haber ve videoları yorumluyoruz, boş yapmak için fırsat kolluyoruz. 00:00 | Giriş 03:30 | Adil Abi'nin Doğumgünü Kutlu Olsun05:00 | Masumiyet Müzesi, For All Mankind, Sabah Erken Uyanmak... 07:05 | Meltem Cumbul İfşasına Dair Bir Duyuru 08:00 | Bazı Duyurular 13:40 | Bafta Ödülleri'nde Rezaletler Silsilesi 26:25 | Berlinale'de Sular Durulmuyor 30:50 | Festivalller, Ödül Törenleri, Çöküş 39:10 | Hayalkırıklığı Yaratan Sanatçılar44:50 | Beren Saat'e Benzeyen Kadın 46:35 | İnsan&Köpek Birlikte Yenebilecek Mama 48:00 | Hasan'ın İkram Gücü50:13 | Özgür Özel'İn King Sevgisi 51:30 | En Sevdiğimiz İskambil Oyunları1:00:02 | Kutsal Motor Mini Quiz 1:08:30 | ZeynepOcaklandınız1:13:00 | Zeynep'e Özel Hizmet1:16:05 | Hasan'ın Futbol Konusundaki Ciddiyeti1:18:00 | Chat'ten Gelen Konular 1:18:40 | Bekar Yayını mı Çiftler Yayını mı?1:22:30 | Pedro Pascal'ın Yeni Sevgilisi 1:27:27 | KATIL Dostlarımıza Bir Övgü1:29:00 | Hayatsızlar & Oscar Yayını 1:33:30 | Teşekkürler
Like in most countries, public transport in Australia is the cheapest way to get around. It includes trams, buses, trains and ferry services. And each state or territory has its own transport network. However, navigating Australia's public transport system with ease requires knowing the basics around how it works and what to expect. - Birçok ülkede olduğu gibi, Avustralya'da da toplu taşıma en ucuz ulaşım şekli. Her eyalet veya bölgenin kendi ulaşım ağı var ve tramvay, otobüs, tren ve feribot hizmetleri bu sisteme dahildir. Avustralya'nın toplu taşım sistemini kolaylıkla kullanmak için, sistemin nasıl çalıştığı ve neler bekleyebileceğiniz konusunda temel bilgilere sahip olmanız gerekiyor.
Birçoğumuz için DEHB, sadece okulda başarısız olan veya yerinde duramayan çocuklarla özdeşleştiriliyor. Oysa bazı DEHB'li bireyler; kariyerlerinde yükselirken, akademik unvanlar […]
“Kurtlar Sofrasında Kadınlar”ın bu bölümünde Göksel Göksu'nun konuğu, CHP 26. dönem milletvekili ve eski Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka. Nazlıaka halen Aile ve Sosyal Hizmetler Gölge Bakanı ve CHP Parti Meclisi Üyesi olarak görev yapıyor. Nazlıaka, siyasetin neden hâlâ “eril” bir alan olarak görüldüğünü, kadınların Meclis'te verdiği eşitlik mücadelesini ve kürsüye kendini kelepçelediği protestonun arka planını anlatıyor. Partiden ihraç edilme sürecinin yarattığı kırılmayı, CHP'ye dönüşünün anlamını ve bugün Türkiye'de kadınlar ile çocukların neden daha güvensiz hissettiğini değerlendiren Nazlıaka, “Bir kişi bile çok şeyi değiştirebilir” sözünün arkasındaki inancı anlatıyor. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Ramazan geldi, hoş geldi!
Yeni sezonda da her hafta Canlı Yayında sinema ve televizyon gündemini konuşuyoruz, haftanın öne çıkan dizi ve filmlerini yorumluyoruz, ilgimizi çeken konuları tartışıyoruz, listeler yapıyoruz, goygoydan geri kalmıyoruz...00:00 | Giriş 09:15 | Masumiyet Müzesi 26:55 | Dead Man's Wire 32:40 | Mercy 37:37 | Neighbors 42:00 | Oscar Kazanmış En İyi 10 Film1:16:55 | IMDb Savaşları1:23:00 | American Psycho Oyuncusunu Bulamıyor1:24:40 | Tony Gilroy'dan Salvolar 1:26:32 | Bad Bunny'nin Filmi Geliyor1:28:28 | Hamnet'in Gişesi 1:31:55 | Ağlamak ya da Ağlamamak1:42:25 | Mahsun J. Bitirildi 1:44:00 | Paramount'un WB'a Son Teklifi 1:46:00 | Cinema for Peace'te Kaouther Ben Hania'nın Konuşması1:49:10 | Berlinale Direktörünün Açıklamaları1:50:45 | Berlinale'de Gazetecilere Baskı1:55:45 | Emin Alper'in Konuşması 2:03:45 | Hollywood Reporter'ın İsrail Propagandası 2:05:20 | Yapay Zeka ve Fikri Mülkiyet Tartışmaları 2:07:55 | BAFTA'da Filistin Gerginliği 2:10:35 | Jane Schoenbrun'un Yeni Filmi2:11:25 | Kötü Bir Şaka2:14:00 | Habersizlik2:16:30 | Cannes'da Hangi Filmler Yarışacak?
Andrew Mountbatten-Windsor, modern zamanlarda tutuklanan ilk üst düzey İngiliz kraliyet üyesi oldu. Bir önceki 1647'de Birinci Charles'tı. O da daha sonra vatana ihanetten idam edilmişti. 66 yaşındaki Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle polis tarafından tutuklandı.
Dünyanın dört bir yanından milyonlarca insan At Yılı'nı karşıladı. Birçok toplum için Ay Yeni Yılı kutlamalarının önemli bir parçası olan aslan dansı, yeni yıla iyi şans ve refah getirdiğine inanılan bir gelenektir. Ancak bu beceride ustalaşmak disiplin gerektirir; Brisbane'daki bir grup dansçı da geleneksel performansı sürdürmeyi umuyor.
Bugün 17 Şubat 2026. Böyle tarihlere özellikle dikkat ederim. Çünkü bazı günlerin enerjisi farklıdır. Bugün spiritüel olarak yoğun bir gün. Güneş tutulması var ve gökyüzü bize şunu söylüyor: Plansız hareket eden değil, bilinçli adım atan kazanacak. Tam da bu yüzden bugün sert bir konu konuşuyoruz.Dijital pazarlama öğrenenlerin yüzde 90'ı neden asla para kazanamıyor?Bakın çok net konuşacağım. Öğreniyorsunuz ama kazanmıyorsunuz. Kurs alıyorsunuz, YouTube izliyorsunuz, Meta panelini kurcalıyorsunuz, Google Ads sertifikası alıyorsunuz. Terimleri biliyorsunuz. CTR nedir biliyorsunuz, CPC nedir biliyorsunuz. Ama ay sonunda cebinize para girmiyor.Neden?Çünkü dijital pazarlamayı öğrenmiyorsunuz, terimleri ezberliyorsunuz.Birinci büyük problem bu. İnsanlar taktik öğreniyor ama sistem kurmuyor. Reklam vermeyi öğreniyor ama gelir makinesi kurmayı öğrenmiyor. Oysa dijital pazarlama butona basmak değildir. Dijital pazarlama sıfırdan müşteri kazanma sistemi tasarlamaktır. Funnel kurgulamaktır. Retargeting planlamaktır. CRM entegrasyonu düşünmektir. Bilgi var ama yapı yok.İkinci sebep daha derin: Para psikolojisi yok. Ücret istemeye çekiniyorsunuz. Teklif gönderirken korkuyorsunuz. “Ya pahalı derlerse?” diyorsunuz. “Ya sonuç alamazsam?” diye düşünüyorsunuz. Bu enerjiyle kazanamazsınız. Çünkü siz bir markaya bütçeni bana ver diyorsunuz. Eğer siz kendinize inanmıyorsanız o bütçe size gelmez. Dijital pazarlama teknik olduğu kadar özgüven işidir.Üçüncü sebep kurs bağımlılığı. Sürekli eğitim, sürekli sertifika ama uygulama yok. Ben hep şunu söylüyorum: 10 saat eğitim, 100 saat uygulama. Ama çoğu kişi 100 saat eğitim, sıfır saat uygulama yapıyor. Sonra “Bu işte para yok” diyor. Hayır, para var. Sen sahaya çıkmadın.Dördüncü sebep niş seçmemek. Herkese hizmet vermeye çalışıyorsunuz. E-ticaret de olur, emlak da olur, klinik de olur. Bu kafa ile derinleşemezsiniz. Para uzmanlaşmaya gider. Bir sektöre odaklandığınızda hızlanırsınız, özgüveniniz artar, fiyatınız yükselir.Beşinci sebep satış bilmemek. Satış konuşması yapamayan, teklif yazamayan, fiyat savunamayan dijital pazarlamacı para kazanamaz. Teknik bilgi tek başına yetmez. Kendinizi satamazsanız hizmetinizi de satamazsınız.Altıncı sebep sabırsızlık. Üç gün kötü giden kampanyada panik yapıyorsunuz. Oysa bu iş test, veri ve optimizasyon işidir. Dijital pazarlama sihir değil, matematik işidir.Yedinci sebep ise gerçek anlamda iş kurma niyeti olmaması. Özgürlük hayali var ama disiplin yok. CRM yok, sistem yok, takip yok. Bu iş freelancer romantizmi değil, girişimciliktir.Para kazanan yüzde 10 ne yapıyor? Sistem kuruyor. Niş seçiyor. Satışı öğreniyor. Uyguluyor. Psikolojisini yönetiyor. Net oluyor.Bugün kendinize şu soruyu sorun: Ben gerçekten bu işi gelir modeline dönüştürmek istiyor muyum, yoksa sadece öğrenmiş olmak mı istiyorum?Bilgi zengin yapmaz. Sistem kuran kazanır.Ben Faruk Toprak. Türkiye'de Dijital Pazarlama Podcast'inde bugün biraz sert konuştum ama gerçekleri konuştuk. Eğer bu bölüm sana dokunduysa paylaşmayı unutma. Çünkü bu sektörde öğrenen çok, kazanan az.00:21 Dijital pazarlama öğrenenlerin %90'ı neden kazanamıyor01:08 Taktik öğrenmek vs sistem kurmak02:30 Dijital pazarlama bir gelir makinesidir02:48 Para psikolojisi ve özgüven problemi03:23 Kurs bağımlılığı ve uygulama eksikliği03:47 Niş seçmemenin büyük hatası04:22 Satış bilmeyen dijital pazarlamacı neden kaybeder04:43 Sabırsızlık ve optimizasyon gerçeği05:17 Freelancer romantizmi vs girişimcilik05:39 Para kazanan %10 kim?05:53 2026'da yapay zeka ve strateji farkı06:19 Gelir modeline dönüşme kararı06:46 Para netliğe gelir07:15 Joy Akademi ve kapanış mesajı
Evet “Cahille sohbete girdim”. Bunun tuzak bir başlık olduğunu düşündüyseniz darılırım. Şimdi anlatınca bana hak vereceksiniz."Cahiller: Karşılıklı Bir Aydınlanmanın Hikayesi", çizgi roman sanatçısı Étienne Davodeau'nun 2011 yılında yayınlanan 270 sayfalık otobiyografik bir eseri, bir çizgi roman. Hikaye, Davodeau'nun Anjou bölgesinde, evine yakın yerlerde yaşayan komşusu Richard Leroy ile başlattığı bir yıllık karşılıklı öğrenme macerasını anlatıyor.Size önce kitaptan bahsedeceğim ardından bu kitabın ilham olduğu oluşumu ve benim buradaki rolümü anlatacağım.Dediğim gibi bu bir otobiyografik eser. Etienne Davodeau, 2010 yılı başında arkadaşı şarap üreticisi Richard Leroy'a bir teklifte bulunuyor.Bir yıl boyunca arkadaşının bağında çalışma karşılığında onu çizgi roman dünyasıyla, hatta yazarlarla ve başka bağcılarla tanıştırmayı teklif ediyor. Bu karşılıklı öğrenme deneyimini de bir çizgi roman haline getirmeyi istiyor.İki adam, birbirlerinin "cahili" olarak, birbirlerinin dünyasına dalıyorlar. Şüphesiz kitabın önsözünü yazan Vedat Milor'un sözünü ettiği gibi onları bu özverili paylaşıma iten iki şey; mükemmelliyetçilik ve merak olsa gerek. Beni de bu kitapta yakalayan tam da bu oldu.Support the show
Bu bölümde, 1981'de “Video Killed The Radio Star” klibiyle yayına başlayan, bir neslin müzik zevkini şekillendiren ve pop kültürünü baştan yazan MTV'nin 44 yıllık hikâyesini masaya yatırıyoruz.Bir zamanlar müziğin kalbi olan bu kanal nasıl oldu da müzikten koptu?Reality şovlar, dijital platformlar, YouTube ve streaming çağının yükselişi MTV'yi nasıl tarihe gömdü?Bugün Spotify, TikTok ve YouTube çağında büyüyen bir nesil için MTV belki nostaljiden ibaret. Ama bir dönem için MTV demek; müzik demekti, gençlik demekti, kültür demekti.Bu bölümde hep birlikte MTV'nin cenazesini kaldırıyoruz. Hoşça kal, MTV.
Sezon 6, Bölüm 1: Bir varız, bir yokuz. Arada uğruyoruz, sizden ateş alıyoruz. Yine uzun bir aradan sonra Batı Karadeniz'e, güncel siyasete, bazı kuşaklara ve modern çağın bazı kurulmalarına yer verdik.
Ayşe Yıldırım'ın konuğu olan Siyaset Bilimci Prof. Dr. Naif Bezwan, Suriye'nin önümüzdeki dönemini yorumladı. uriye sahasında taşlar yerinden oynarken, Rojava tarihinin en kritik varoluşsal sınavlarından birini veriyor. HTŞ'nin ilerleyişi, bölgesel güçlerin kirli pazarlıkları ve 30 Ocak Anlaşması... Peki, tüm bu karmaşanın ortasında Rojava nereye evriliyor? Siyaset bilimci Naif Bezwan, Ayşe Yıldırım'ın sorularını yanıtlarken Kürt siyasi aktörlerinin neden proaktif olamadığını ve 20 Ocak anlaşmasının olası sonuçlarını analiz ediyor: Stratejik Manipülasyon: Rojava yönetimi uluslararası vaatlerle nasıl oyalandı? 30 Ocak Anlaşması Bir statü garantisi mi, yoksa geçici bir nefes borusu mu? "Barış süreci" söylemi, Rojava'yı etkisizleştirme aracına mı dönüştü? Halep'in düşüşü ve Kobani kuşatması Kürt siyasetinde neleri kalıcı olarak değiştirdi? Kürt aktörler "kurban" psikolojisinden çıkıp yeniden "özne" olabilir mi? Kürt tarihinden güncel jeopolitik denklemlere uzanan bu derinlikli analiz, Suriye'de olan biteni anlamak isteyenler için yayında. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Çavuşesku'nun Termometresi'nde Ekin Keleş moderatörlüğünde Prof. Dr. Burak Bilgehan Özpek ve İlkan Dalkuç; Keçiören'i, yerel yönetimlerde parti değiştirmeyi, yerel siyaset üzerinden iktidar-muhalefet ve muhalefet içi siyaset ilişkilerini konuşuyor.00:00 Giriş00:50 Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan'ın istifası ve muhalefetin koordinasyon sorunu (çözülmez)03:40 Birkaç kişi hata yaparsa linçleriz, muhalefet topyekün hata yapınca oyna, devam modundayız05:50 Otoriter rejimler kazanacağı seçime girer; bu rejimleri şaşırtmacalarla yenebilirsiniz07:30 CHP rozetli MYP (Mansur Yavaş Partisi)11:10 Muhalefetin 2023 seçimlerindeki tavrını doğru düzgün ele almadığımız için...13:20 Mesut Özarslan nasıl seçildi? (Çok muazzam bir kaynak nasıl harcandı?)16:20 Muhalefetin yerel seçim zaferlerinden endişelenmiştim, maalesef haklı çıktım17:10 İBB iktidarda olsaydı da muhalefetin koordinasyon sorununu çözecek isim İmamoğlu dışarıda olsaydı20:20 Özgür Özel'in CHP'den CHP kökenliler de ayrılıyor tonlu söylemine dair: Neden böyle oluyor?23:20 CHP'nin sağdan aday göstermesinde sorun yok, ilk etapta (Sağcılıkla barışık, devletçi K. Kılıçdaroğlu içerir)26:40 Mesut Özarslan, Özgür Özel'in mesajlarını ifşa ederek ne umdu ne buldu?28:30 Dalkuç, Bozpek'in iktidara seçim yapın, söylemini eleştiriyor: İktidarın sürprizlerini hatırla: Diploma, hapis, Gül'in villasına helikopter indirdi, seçim kanununda mini yamalar30:20 CHP'nin kullanması gereken avantajı: Seçimler hala yüzde 51'le kazanılıyor (Bu toplumun yüzde 48'i KK'ye oy verdi, gerçi sonra pişman oldu ama :)33:30 Muhalefetin oyununu değiştirmesi gerekiyor, insanlara istediği zaferi vermeli (önce söylemde)37:10 Yavaş ve İmamoğlu sahnede oldukça CHP'nin de İYİ Parti'nin de bir şansı yok (linçle ama önce bi' dinle)47:00 Erdoğan milliyetçi bir twist'le milliyetçileri cezbedebilir, fakirler için de 5k'lık 3 harfli market kartı kozu var54:20 İktidar muhalefete sürekli baskı yapıyor, şimdi ise "Güçlendirilmiş Ali Kemal Özcan" sürecinde01:01:50 Muhalefetin elinde çok imkan yok, olanları da optimum kullanacağı bold soru işareti01:04:40 Türkiye'de hiçbir normal değil ama analizörler tarih dersindeymiş gibi takılıyor01:10:20 Medyanın finansmanı demişken... Bir bakın bakalım, Daktilo1984'e destek olmak için hangi seçenek sizin için daha uygun?Ayrıcalıklardan yararlanmak için bu kanala KATIL:https://www.youtube.com/channel/UCWyDy24AfZX8ZoHFjm6sJkg/joinBizi Patreon'dan Destekleyin
Güzel bir hafta olmasını dilerken, gazeteci İbrahim Ekinci'nin bir haftanın ekonomik gelişmeleriyle hazırladığı Marjinal Fayda'yla karşınızdayız Ekonomide ve piyasalarda geride bıraktığımız haftanın en kritik başlıklarını ve bu hafta bizleri nelerin beklediğin rakamların gürültüsünü biraz azaltarak, neden–sonuç ilişkileriyle anlatacağız. Bu hafta ekonomiyi üç kelimeyle özetlemek mümkün: Enflasyon. Oynaklık. Güvensizlik. Bir yanda ocak ayı enflasyonu… Diğer yanda altın, gümüş, kripto ve borsalarda yaşanan istisnai dalgalanma… Ve bütün bu tablonun ortasında, alım gücü her ay biraz daha eriyen geniş kitleler. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Yüz yıl önce İskoç mucit John Logie Baird, Televisor adını verdiği ilk televizyonu dünyaya tanıttı. Bir kuklanın başının titrek görüntüleri olan bu ilk görüntüler, sosyal eğlence ve kültürde bir devrime yol açtı.
Selma Kara, 6 Şubat depremlerinde Hatay'dan sonra en büyük yıkımı yaşayan illerden biri olan Adıyaman'da depremi yaşayanlara mikrofon uzattık: Bir şehir yıkıldığında, insanların hafızasını nasıl onarırız? Aysel Erol: İşçi. Depremde 21 yakınını ve evini kaybetmiş. 1 aydır TOKİ'den çıkan evde yaşıyor, bu zamana kadar da konteynerde yaşamış. Mehmet Dağdeviren: Öğretmen. Depremde eşini ve erkek çocuğunu kaybetmiş. Şimdi kızıyla hayata tutunmaya çalışıyor. Oğuzhan Fidancı: Depremde hayattaki en biricik sırdaşı olan erkek kardeşini, anne ve babasını kaybetmiş. Aynı zamanda işini. O zamandan beri çalışmak için kendinde güç bulamıyor. Kübra Ayhan: Yakınlarından kaybı yok ama çok yakın arkadaşlarını yitirmiş. Deprem döneminde sosyal medya üzerinden bağlantılar kurarak şehrine yardım gelmesini sağlamış. Onu ayakta tutan hayalleri. Bu yıl hayalini kurduğu üniversiteye başladı. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Hi Listen Local fam! It is FINALLY warming up outside, and just in time for Crosslake Winterfest and other outdoor winter events happening in the BLA this weekend. On today's episode the crew catch up with Winterfest Committee Members Marlene Mingo and Heather Jones to chat about everything regarding the fun weekend in Crosslake, which actually kicks off Thursday! Also on this show, the guys recap the Extravaganza, Jacob's has a stay-cation at Breezy Point Resort, a snowmobile event at BIR this weekend, updates on the Lakes Area Heroes Banquet, the Olympics kicking off this week and much more! And HUGE thanks to our 2026 sponsors Pequot Lakes and Gull Lake Sanitation, Hanneken Insurance, Craguns Legacy Courses, Party Time Rental, Bens Marine and Motorsports and our PRESENTING SPONSOR Lakes Area CPAs! Instagram: ListenLocalMNBlazeAirProductionsWoodsToWaterMNNorthwoodsAgent Facebook:Listen Local MNBlazeAirMNWoodsToWaterMN
Anlatacağım kişi bir tenisçi. Novak Djokovic. Ama anlatacağım şey tenis değil.Bir motivasyon hikayesi.Hem de ne motivasyon. Dile kolay, tam 18 yıl boyunca bir gün bile kaytarmadan tek bir hedefe odaklanarak tüm rekorları paramparça etti.39 yaşında ama 33 yıldır aynı hedefin peşinde koşuyor.Ama nasıl?Motivasyonu neydi? O gücü nereden alıyordu?Öyle mutluluklarla bezeli bir hikaye değil bu.Travmalarından gücünü alan, kan, ter ve gözyaşıyla kazanılan zaferler için nasıl bir irade gerektiğini anlatıyorum bu bölümde.Son kısımda bir de diyet var, benim de uygulamaya başladığım.İyi dinlemeler.Biliyorsunuz Yeni Haller sizlerin desteğiyle yayın hayatına devam eden bir podcast kanalı.Beni aşağıdaki link'lerden destekleyebilirsiniz:www.patreon.com/yenihallerYeni Haller'in bir de Buy Me A Coffee hesabı var artık. Buradan destek olmak çoook daha kolay. Patreon'da sorun yaşayanlar için açtım efendim. Buyurun:https://www.buymeacoffee.com/yenihallerBir de bu sezon spor basınımızda apayrı yeri olan, ben ustam olarak kabul ettiğim Yiğiter Uluğ'la T24'ün Youtube kanalında bir spor programına başladık. Korkmayın, sadece futbol konuşmuyoruz. Hele sahadaki skorları, maçları hiç konuşmuyoruz. Yeni Haller tadında spor sohbeti isteyenler için:Yiğiter Uluğ ve Eray Özer'le GazozunaBana ulaşmak için:https://www.instagram.com/eray_ozerhttps://twitter.com/ErayOzeryenihallerpodcast@gmail.com
Dünyayı olduğu gibi mi görüyoruz, yoksa bize sunulduğu şekilde mi? New York Üniversitesi'nin (NYU) iki saygın ismi, Prof. Dr. Selçuk Şirin ve Prof. Dr. Tülin Erdem, modern dünyanın en güçlü bilişsel mekanizmalarından birini masaya yatırıyor: Çerçeveleme (Framing). Bir bilginin, bir tercihin veya bir sorunun sunuluş biçimi, verdiğimiz kararları nasıl manipüle eder? Özellikle bağlamın gücü üzerinde durulurken, bir verinin sadece sunuluş şeklinin -ister kayıp odaklı ister kazanç odaklı olsun- tercihlerimizi nasıl kökten değiştirebildiği çarpıcı örneklerle ortaya koyuluyor. Prof. Dr. Tülin Erdem'in pazarlama ve davranış bilimi alanındaki uzmanlığıyla, kararlarımızın ne kadarının gerçekten özgür irademize dayandığını, ne kadarının ise stratejik bir çerçevenin sonucu olduğunu keşfediyoruz. Meselenin toplumsal etki boyutunda ise Prof. Dr. Selçuk Şirin, veriler ve çıplak gerçekler farklı çerçevelerle sunulduğunda kitlelerin tepkisinin nasıl dramatik bir şekilde farklılaşabildiğini analiz ediyor. Böylece, zihnimizin maruz kaldığı bu "mimariyi" anlamak, bireysel ve toplumsal kararlarımıza daha bilinçli bir pencereden bakmamızı sağlıyor.