POPULARITY
Categories
Enerji ve teknoloji alanlarında iş yönetimi danışmanlığı faaliyetlerinde bulunan, multidisipliner kamu politikaları üreten Glocal Grup Danışmanlık'ın sunduğu Varsayılan Ekonomi'de Dr. Enes Özkan ve Eser Özdil, Türkiye'nin son dönemde yaptığı enerji anlaşmalarını, TPAO ve BOTAŞ'ın bu anlaşmalardaki rolünü, anlaşmaların dış politika ve makroekonomi açısından önemini değerlendiriyor.https://groupglocal.com/contact/ #reklam #işbirliği00:00 Giriş00:35 Elektrik fiyatı 0'a düşer mi?04:00 Santraller elektriği neden saatlik bazda ücretlendiriyor?06:20 Santraller ürettiği elektriği mutlaka satmak zorunda mı; depolamanın önündeki engeller ve çözümler12:40 Türkiye'nin enerji üretiminin kaynak dağılımının aylara/mevsimlere göre değişimi17:30 Türkiye'de Medya ve Siyasi Finansmanı raporumuza dair18:50 TPAO'nun 106 milyar dolarlık uzun süreli LNG anlaşmaları bize ne söylüyor?35:00 Cevap: İran'dan Rusya'dan LNG almayıp ABD'den alınca "çeşitlilik" mi oluyor?43:10 Bir zihin jimnastiği olarak: BOTAŞ bu ay/yıl ne kadar zarar etti45:50 TPAO'nun son anlaşmaları onu lokal bir aktörlükten çıkarıp global aktör yapamazD84 ve Şeffaflık Derneği işbirliğinde hazırlanan “Güç Hatları: Türkiye'de Medya ve Siyasi Finansmanı İzlemek” projesi kapsamında, Prof. Dr. Burak Bilgehan Özpek'in hazırladığı “Türkiye'de Basın Özgürlüğü ve Medya'nın Finansmanı” raporuna aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:https://daktilo1984.com/wp-content/uploads/2026/02/turkiyedebasinozgurluguvemedyaninfinansmani.pdfAyrıcalıklardan yararlanmak için bu kanala KATILın (IOS kullanan takipçilerimiz de artık kolayca KATILabilirler):https://www.youtube.com/channel/UCWyDy24AfZX8ZoHFjm6sJkg/joinBizi Patreon'dan Destekleyin
Vilniaus apskrities atliekų tvarkymo centras iki kovo pabaigos kviečia gyventojus daiktų dalijimosi stotelėse „DĖK'ui“ aukoti Ukrainai. Ši iniciatyva įgyvendinama bendradarbiaujant su paramos organizacija „Blue/Yellow“.Aplinkos apsaugos departamento duomenimis, Lietuvoje surenkama ir tinkamai sutvarkoma tik ketvirtadalis į rinką išleistos alyvos. Spėjama, kad likusi alyva nelegaliai deginama. Aplinkosaugininkai pastebi, kad didžiausia problema – maži servisai, neregistruojantys ir neatiduodantys pavojingų atliekų.Pirmuosius veiklos metus skaičiuoja „Birštono dvarelis“, įkurtas Karolio Rutkausko su šeima. Rutkauskai šią vietą vadina autentiškų patirčių edukacijų namais.Praėjusių metų pabaigoje įregistruojamų elektromobilių skaičius įsibėgėjo – fiksuota beveik po 2 tūkst. naujų registracijų kiekvieną mėnesį. Ekspertai sako, kad nors dvejonių dar yra, vairuotojai vis dažniau renkasi žaliąjį transportą, vis dažniau jį įsigyja antrinėje rinkoje.Jau porą metų važiuojant pro Kretingos rajone esančius Darbėnus galima aplankyti Berlyno stiliaus užkandinę, kurioje dera techno muzika ir itališki sumuštiniai.Auksinio proto atrankos žaidimas.Auksinio proto aptarimas.Ved. Darius Matas.
Like in most countries, public transport in Australia is the cheapest way to get around. It includes trams, buses, trains and ferry services. And each state or territory has its own transport network. However, navigating Australia's public transport system with ease requires knowing the basics around how it works and what to expect. - Birçok ülkede olduğu gibi, Avustralya'da da toplu taşıma en ucuz ulaşım şekli. Her eyalet veya bölgenin kendi ulaşım ağı var ve tramvay, otobüs, tren ve feribot hizmetleri bu sisteme dahildir. Avustralya'nın toplu taşım sistemini kolaylıkla kullanmak için, sistemin nasıl çalıştığı ve neler bekleyebileceğiniz konusunda temel bilgilere sahip olmanız gerekiyor.
Birçoğumuz için DEHB, sadece okulda başarısız olan veya yerinde duramayan çocuklarla özdeşleştiriliyor. Oysa bazı DEHB'li bireyler; kariyerlerinde yükselirken, akademik unvanlar […]
Sa'd b. Ebi Vakkas (r.a), Resûlullah (s.a.v) Efendimiz'e, Allahu Teala'nın kendisini duası kabul edilen bir kimse yapması için dua etmesini istirham edince, Resûlullah (s.a.v) Efendimiz: “Ey Sa'd yemeğini helâlden ye; duan kabul olsun” buyurdu. Âlimler derler ki: “Yenen yemeğin haram olması yüzünden, dua, ilahî huzura çıkmadan gökte perdelenir, kalır.” Denilmiştir ki: “Kulun yediği temiz ve ameli Allah (c.c.) rızasına uygun olana kadar Allah (c.c.), kulun duasını kabul etmez.” Bu söz, şu ayetin tefsiri içinde geçmektedir: “Hayır! Bilakis onların yaptıkları (kötülükler) kalplerini iyice kapamıştır. (Mutaffifin, 14) Kalbin zulmetle kapanmasının, haram kazanç ve yiyeceklerden ileri geldiği söylenmiştir. Seleften önceki salihlerden bir grup demiştir ki: “Cihad on bölümdür; dokuzu helal kazanmanın içindedir.” “Kim helâl dünya malını, insanlara karşı övünmek ve kenarda yığarak böbürlenmek için elde etmeye çalışırsa, Yüce Allah'ın gazabına uğramış olarak O'nun huzuruna çıkar.” (Beyhaki) Ebu Hureyre (r.a) yoluyla gelen bir hadiste şöyle buyrulmuştur. “Mide, bedenin havuzudur; damarlar ise oraya bağlı kanallardır. Mide sağlam ve sıhhatli olunca, damarlar vücuda bu sıhhati taşır, beden de sıhhatlı olur. Mide, bozuk olunca, damarlar bu bozukluğu bütün vücuda taşır; bütün beden rahatsız olur.” (Müslim) Yemeğin dindeki yeri, binanın temeli hükmündedir. Bir binanın temeli sağlam ve kuvvetli olunca, üzerine kurulacak bina da düzgün ve yüksek olur; temel zayıf ve bozuk olunca, bina eğilir ve yıkılır. Her şeyi en güzel şekilde yaratan Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Binâsını Allah (c.c.) korkusu ve rızası üzerine kuran kimse mi daha hayırlıdır; yoksa yapısını yıkılacak bir çukurun kenarına kurup onunla birlikte kendisi de çöküp cehennem ateşine gidecek kimse mi daha hayırlıdır?” (Tevbe S. 109) (Ebu Tâlib-i Mekki, Kût'ul-Kulub s. 609)
“Kurtlar Sofrasında Kadınlar”ın bu bölümünde Göksel Göksu'nun konuğu, CHP 26. dönem milletvekili ve eski Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka. Nazlıaka halen Aile ve Sosyal Hizmetler Gölge Bakanı ve CHP Parti Meclisi Üyesi olarak görev yapıyor. Nazlıaka, siyasetin neden hâlâ “eril” bir alan olarak görüldüğünü, kadınların Meclis'te verdiği eşitlik mücadelesini ve kürsüye kendini kelepçelediği protestonun arka planını anlatıyor. Partiden ihraç edilme sürecinin yarattığı kırılmayı, CHP'ye dönüşünün anlamını ve bugün Türkiye'de kadınlar ile çocukların neden daha güvensiz hissettiğini değerlendiren Nazlıaka, “Bir kişi bile çok şeyi değiştirebilir” sözünün arkasındaki inancı anlatıyor. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Abdest alan abdestini Allâh'a tazimle alsın. Ve bilsin ki; bu abdestle Râbbini ziyaret etmektedir.Sonra, bütün günâhlarına da tövbe etsin. Çünkü Allâhü Teâlâ su ile yıkanmayı, günâhlardan temizlenme belirtisi saydı. Yine, abdest alan, Allâh'ın adı ile başlamalıdır. Ağzına ve burnuna su verdiği zaman, yalandan ve gıybetten yıkamalı. Su ile nasıl yıkıyorsa, öyle yıkamalı. Yüzünü yıkadığı zaman, harama bakmaktan yana yıkamalı. Diğer uzuvlarını da, aynı niyetle yıkamalı. Abdestini bitirdikten sonra, Allâh'a yalvarıp O'nu teşbih etmelidir. Bir mü'min kul, abdestini bitirdikten sonra: "Allâh'ım, subhansın.Hamd sana mahsustur.Şehadet ederim ki, Sen'den başka ilâh yoktur.Günâhlarımın bağışlanmasını dilerim.Sana tevbe ederim." diye duâ ederse, bu duâsı, teşbihi veya abdesti alınır, mühürle mühürlenip; Arş'ın altına konur. Kıyamet Günü kendisine verilinceye kadar açılmaz. Ukbe b. Amr, Ömer b. Hattab (r.a.)'ın şöyle dediğini anlatır: "Herhangi biriniz, abdest aldıktan sonra: "Şehadet ederim ki, Allâh'tan başka ilâh yoktur; birdir, ortağı yoktur.Muhammed O'nun kulu ve Resulüdür" derse, cennetin sekiz kapısı açılır, Hangisinden dilerse, ondan girer". Ebû Derda (r.a.) yolu ile gelen bir rivayette, Resûlullâh (s.a.v.)'ın şöyle buyurduğunu anlattı: "Beş şey var ki, bir kimse imânlı olarak berâberinde getirirse, cennete girer. Şöyle ki: Bir kimse, abdesti, rükûu, secdesi ile vakitlerinde beş vakit namazı kılarsa; bir kimse, gönül hoşluğu ile malından zekâtını verirse, bunları da hâlis olarak îfâ ederse, Allâh'ın affına nail olur." (Ebu'l-Leys es-Semerkandi , Tenbihü'l- Gafilin s.307-308)
Terörsüz Türkiye projeksiyonunun konuşulduğu ilk günden bu yana hem mental hem de siyasi olarak önemli bir mesafe kat edildi. Saha pratikleri cihetinden özellikle Suriye'deki gelişmeler, sürecin önündeki engelleri kaldırdığı gibi sürece olan inancı tahkim etti. Bir devlet projesi olarak gündeme gelen ve tedrici biçimde siyasal alanın konusu haline gelen bu sürecin önemli kilometre taşlarından biri de meclis komisyonu idi. Sürecin yol haritasına dair normatif bir çerçeve iddiası da olan komisyonun nihai raporu, benzer bir tema üzerine farklı siyasi partilerin müzakere edebildiği gerçeğini de göstermiş oldu.
Biržuose šiandien rengiama antroji Aukštaitijos kultūros asamblėjaJungtinių Valstijų Aukščiausiajam teismui neteisėtais pripažinus prezidento Donaldo Trumpo įvestus muitus, Baltieji rūmai skelbia apie naujas priemonesTrakuose šiuo metu vyksta jau devintus metus iš eilės organizuojamos 25-ių metrų eketės plaukimo varžybosVed. Darius Matas
Türkiye siyaseti her zaman canlıdır. Bir seçim bitmeden yenisinin senaryosu konuşulmaya başlanır. Genar Türkiye Raporu'nun şubat verileri üzerinde çalışırken siyasi yelpaze ile parti tercihi arasındaki ilişkiyi çapraz analiz ettik. Ortaya çıkan tablo, alışılmış kalıpların ötesinde bir siyasal gerçekliğe işaret ediyor.
Andrew Mountbatten-Windsor, modern zamanlarda tutuklanan ilk üst düzey İngiliz kraliyet üyesi oldu. Bir önceki 1647'de Birinci Charles'tı. O da daha sonra vatana ihanetten idam edilmişti. 66 yaşındaki Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle polis tarafından tutuklandı.
Bowen Ailesinin evinin duvarları arkasından bazı sesler geliyordu. Peki bu sesler neydi? Genleşen borular mı, çıtırdayan beton mu yoksa ailenin henüz vefat eden annesinin ruhu mu? Peki hiç akıllara gelmeyen, çok başka bir ihtimal olabilir miydi? Bir ailenin yaz sürecini kabusa çeviren paranormal olayların ve altında yatan kan dondurucu gerçeğin izini sürmeye hazırsanız, başlayalım mı? Sunan: Sezgi Aksu Hazırlayan: Kadircan Değer Ses Tasarımı ve Kurgu: Ada Suay Tekdal Yapımcı: Podbee Media Canlandıranlar: Tina: Hazal Beril Çam Karen: Zeynep Şevval Anaç Baba: Umut Coşkun Polis: Kadir Biçici Daniel LaPlante: Ada Suay Tekdal Tüm bölümleri dinlemek ve daha fazlası için podbeemedia.com'u ziyaret et! ------ Podbee Sunar ------- Bu podcast reklam içermektedir.
Dünyanın dört bir yanından milyonlarca insan At Yılı'nı karşıladı. Birçok toplum için Ay Yeni Yılı kutlamalarının önemli bir parçası olan aslan dansı, yeni yıla iyi şans ve refah getirdiğine inanılan bir gelenektir. Ancak bu beceride ustalaşmak disiplin gerektirir; Brisbane'daki bir grup dansçı da geleneksel performansı sürdürmeyi umuyor.
Bugün 17 Şubat 2026. Böyle tarihlere özellikle dikkat ederim. Çünkü bazı günlerin enerjisi farklıdır. Bugün spiritüel olarak yoğun bir gün. Güneş tutulması var ve gökyüzü bize şunu söylüyor: Plansız hareket eden değil, bilinçli adım atan kazanacak. Tam da bu yüzden bugün sert bir konu konuşuyoruz.Dijital pazarlama öğrenenlerin yüzde 90'ı neden asla para kazanamıyor?Bakın çok net konuşacağım. Öğreniyorsunuz ama kazanmıyorsunuz. Kurs alıyorsunuz, YouTube izliyorsunuz, Meta panelini kurcalıyorsunuz, Google Ads sertifikası alıyorsunuz. Terimleri biliyorsunuz. CTR nedir biliyorsunuz, CPC nedir biliyorsunuz. Ama ay sonunda cebinize para girmiyor.Neden?Çünkü dijital pazarlamayı öğrenmiyorsunuz, terimleri ezberliyorsunuz.Birinci büyük problem bu. İnsanlar taktik öğreniyor ama sistem kurmuyor. Reklam vermeyi öğreniyor ama gelir makinesi kurmayı öğrenmiyor. Oysa dijital pazarlama butona basmak değildir. Dijital pazarlama sıfırdan müşteri kazanma sistemi tasarlamaktır. Funnel kurgulamaktır. Retargeting planlamaktır. CRM entegrasyonu düşünmektir. Bilgi var ama yapı yok.İkinci sebep daha derin: Para psikolojisi yok. Ücret istemeye çekiniyorsunuz. Teklif gönderirken korkuyorsunuz. “Ya pahalı derlerse?” diyorsunuz. “Ya sonuç alamazsam?” diye düşünüyorsunuz. Bu enerjiyle kazanamazsınız. Çünkü siz bir markaya bütçeni bana ver diyorsunuz. Eğer siz kendinize inanmıyorsanız o bütçe size gelmez. Dijital pazarlama teknik olduğu kadar özgüven işidir.Üçüncü sebep kurs bağımlılığı. Sürekli eğitim, sürekli sertifika ama uygulama yok. Ben hep şunu söylüyorum: 10 saat eğitim, 100 saat uygulama. Ama çoğu kişi 100 saat eğitim, sıfır saat uygulama yapıyor. Sonra “Bu işte para yok” diyor. Hayır, para var. Sen sahaya çıkmadın.Dördüncü sebep niş seçmemek. Herkese hizmet vermeye çalışıyorsunuz. E-ticaret de olur, emlak da olur, klinik de olur. Bu kafa ile derinleşemezsiniz. Para uzmanlaşmaya gider. Bir sektöre odaklandığınızda hızlanırsınız, özgüveniniz artar, fiyatınız yükselir.Beşinci sebep satış bilmemek. Satış konuşması yapamayan, teklif yazamayan, fiyat savunamayan dijital pazarlamacı para kazanamaz. Teknik bilgi tek başına yetmez. Kendinizi satamazsanız hizmetinizi de satamazsınız.Altıncı sebep sabırsızlık. Üç gün kötü giden kampanyada panik yapıyorsunuz. Oysa bu iş test, veri ve optimizasyon işidir. Dijital pazarlama sihir değil, matematik işidir.Yedinci sebep ise gerçek anlamda iş kurma niyeti olmaması. Özgürlük hayali var ama disiplin yok. CRM yok, sistem yok, takip yok. Bu iş freelancer romantizmi değil, girişimciliktir.Para kazanan yüzde 10 ne yapıyor? Sistem kuruyor. Niş seçiyor. Satışı öğreniyor. Uyguluyor. Psikolojisini yönetiyor. Net oluyor.Bugün kendinize şu soruyu sorun: Ben gerçekten bu işi gelir modeline dönüştürmek istiyor muyum, yoksa sadece öğrenmiş olmak mı istiyorum?Bilgi zengin yapmaz. Sistem kuran kazanır.Ben Faruk Toprak. Türkiye'de Dijital Pazarlama Podcast'inde bugün biraz sert konuştum ama gerçekleri konuştuk. Eğer bu bölüm sana dokunduysa paylaşmayı unutma. Çünkü bu sektörde öğrenen çok, kazanan az.00:21 Dijital pazarlama öğrenenlerin %90'ı neden kazanamıyor01:08 Taktik öğrenmek vs sistem kurmak02:30 Dijital pazarlama bir gelir makinesidir02:48 Para psikolojisi ve özgüven problemi03:23 Kurs bağımlılığı ve uygulama eksikliği03:47 Niş seçmemenin büyük hatası04:22 Satış bilmeyen dijital pazarlamacı neden kaybeder04:43 Sabırsızlık ve optimizasyon gerçeği05:17 Freelancer romantizmi vs girişimcilik05:39 Para kazanan %10 kim?05:53 2026'da yapay zeka ve strateji farkı06:19 Gelir modeline dönüşme kararı06:46 Para netliğe gelir07:15 Joy Akademi ve kapanış mesajı
Solda Kürt sorunundan bahis açıldığında sınıftan bahsetmek, pek çok zaman meselenin etrafından dolanmanın bir vesilesi olagelmiştir. Sınıftan ve sınıf siyasetinden pek uzak olan sol liberal ve sol Kemalist eğilimlerin konu Kürt sorununa gelir gelmez sınıfı hatırlaması, emek sermaye çelişkisinden dem vurmaya başlaması tipiktir. Bu tür oportünist söylemlerin ikna edebileceği bir Kürt işçi olacağını zannetmiyorum. Zira her Kürt işçisi bu tür bir söylemin ardındaki sömürgeci kokusunu hemen hisseder. Kürt sorununu, Kürdün ezilmeye ve eşitsizliğe karşı bir mücadelesi olarak değil de Türkün canını sıkan bir mesele olarak yaşayan sosyal şovenist yaklaşım hemen kendini ele verir. Sosyal şovenizm ile enternasyonalizmi ayıranın HDP/Dem Parti çizgisiyle yakınlık ya da uzaklık olduğunu zannetmek ise çok yaygın bir yanlıştır. Sosyal şovenist ya da sömürgeci sol bakış açısı Kürt sorununun çözümünü değil, Kürt sorunundan kurtulmayı ister. Örneğin bugün karşıt uçlarda gözüküp sosyal medyada birbiriyle atışan solcuların tamamı Öcalan'ın Kürt sorunu çözülmüştür diyerek yaptığı açılımı olumlu değerlendirmekte buluşmaktadır. Solda ne yazık ki “ah bir şu Kürtler Kürt sorununun peşinden gitmeyi bıraksa da önümüz açılsa” diye bir inanış, adeta bir hurafe çok yaygındır. Bu hurafe ne kadar sınıfsal ifadelerle gerekçelendirilse de kaynağında sınıf siyaseti değil tam tersine sınıf siyasetinden uzaklık vardır. Çünkü siyasete sınıfsal perspektiften bakmayınca açılımın gerçekten silahların bırakılması ya da barışla ilgili bir yanı olduğu zannedilmiş, özünde sömürgeci burjuvazinin yayılmacı çıkarlarına yaslanan bir “petrol açılımı” olduğu görülmemiştir.Sınıf siyaseti ise aynı tabloya bakıp başka sonuca varır. Eğer Türk-Kürt ittifakı halkların kardeşliği ve eşitliği değil de mezhepçi bir ortaklık ve karşıtlık temelinde tanımlanıyorsa, emperyalizme ve sömürgeciliğe karşı değil de İran'ın nüfusuna karşı bir stratejik hamle olarak emperyalizme ve Siyonizme pazarlanıyorsa burada çözüm yoktur. Bir “petrol açılımı” vardır. Karşımızda olan Türk ve Kürt gençlerinin başka halklara karşı savaştırılması ise burada barış yoktur, haksız savaşların hazırlanması vardır. Böyle olmasa Bahçeli'nin Suriye'de Fırat'tan Dicle'ye boylu boyunca temizlik yapmaktan bahsettiği günün ertesinde Öcalan'ın kendisine gönderdiği kilimin törenle takdim edilmesi gibi absürtlükler nasıl yaşanır? Bu anlamda Bahçeli'nin gündeme taşıdığı ve sahiplendiği Öcalan'ın umut hakkının bir yönüyle Kürt halkının çözüm umudunun karşısında yükseliyor olması nasıl açıklanır? Sınıf siyaseti “Kürt sorunu yoktur sadece emek sermaye çelişkisi vardır” demek değildir. Sınıf siyasetinin düsturu “bütün ülkelerin işçileri ve ezilen halklar, birleşin”dir. Türk işçisinin ve emekçi halkının Kürt halkının ezilmesinde hiçbir çıkarı olmadığını tespit ederek işe başlar. Türk işçisinin milliyetçi eğilimleri çıkarı orada olduğundan değil, sömürgeci burjuvazinin ideolojik hegemonyasından kaynaklanmaktadır. Bu hegemonyanın kırılmasının yolu da sınıf mücadelesini harlamaktan geçer. Burjuvazi böler grev halayları birleştirir! Eğer Kürt burjuvazisi ve toprak ağaları sömürgeci burjuvaziyle işbirliği yaparak Kürt işçisinin, emekçisinin, yoksul köylüsünün taleplerinden yan çiziyorsa burada olumlu anlam yüklenecek bir şey yoktur. Türkün ne hakkı varsa Kürdün de aynı hakları olmasından hiçbir zarar görmeyecek olanlar, Kürdün ne emeğini ne toprağını sömüren Türk işçi ve emekçileridir. Sınıf siyaseti, sınıf çelişkisini ulusal ezme ve ezilme ilişkilerinin üzerini örtmek için kullanmak değildir. Tam tersine, sınıf siyaseti sınıf mücadelesi bayrağına ulusların ve dillerin tam eşitliğini yazmaktır. İşçilerin birliğinin yanına halkların kardeşliğini koymaktır. Bu siyasetin adı proleter enternasyonalizmidir. Bu Marx'ın ve Lenin'in yoludur. Darağacında yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği diye haykıran Denizlerin yoludur.Yazının devamını podacst olarak dinleyebilirsiniz...
(Videoda adı geçen Bogos Binted?, GameDev.ist yayıncılığı bünyesindedir.)Bugün State of Play duyurularını konuşmak üzere kadim sarı koltuğa oturduk. Bir süre sonra kendimizi yine Resident Evil'dan bahsederken bulsak da, bu işin tadı tuzu da budur. Kısacası biz bu oyunları bekleyeceğiz arkadaş! Bizimle birlikte bu beklemeye katılmak isteyenleri de abone olmaya ve Disket Kutusu'nun bir parçası olmaya davet ediyoruz.
Emekçi halk abluka altında. İstibdad rejimi ve patronlar el ele verdi işçi sınıfının üzerine adeta kâbus gibi çöktü. Ablukanın adı Orta Vadeli Program! İşçi ve emekçilerin ücretlerini/maaşlarını hedeflenen enflasyona göre belirleme adı altında sermayenin sefalet dayatmasını devlet politikası haline getirdiler. Geçtiğimiz yıl kamu işçilerinin toplu sözleşmeleriyle başladılar, kamu emekçilerinin (memurların) toplu sözleşmesiyle, asgari ücretle ve emekli aylıkları ile devam ettiler. Ablukayı MESS sözleşmesinde de sürdürdüler. Patronlar tüm bir dönem boyunca yaptıkları işten çıkarmalarla adeta terör estirerek toplu sözleşme masasına oturdular. MESS masada sefaleti dayatırken arkasına yine istibdadı ve grev yasaklarını alıyordu.Bu ablukayı kırmanın işçi sınıfının örgütlü mücadelesinden başka yolu yoktur. Bu süreçte metal işçileri MESS'ten kopardığı her kuruşu örgütlülükleriyle, geçmişte grev yasaklarını aşan grev örneklerinden aldıkları güçle kazandılar. Migros işçileri örgütlü mücadeleyle ve direnerek depolarında taşeron düzenini çöpe attı. Ve nihayet Gebze'de 261 işçi çıkıp 100 günü aşan grevle ablukayı kırdı. Bir buz kıran gemisi gibi tüm işçi sınıfı için yolu açtı. Smart Solar grevinden bahsediyoruz. İşçiler sadece patronla değil adeta yedi düvelle dövüştüler. Smart işçileri 2022 yılında tek bir işçinin işten atılmasına karşı fabrikayı işgal ederek, hepimiz birimiz için diyerek bu kavgaya başladılar. Birleşik Metal-İş sendikasını işgalle, grevle, direnişle fabrikada örgütlediler. Sendika için gerekli çoğunluğu sağladıktan sonra karşılarına uzayan yetki mahkemeleri çıktı. “Alınteri kurumadan adalet istiyoruz!” diyerek adliyenin kapısına dayandılar. Sendika girdi ama Smart patronunun saldırıları bitmedi. İstibdadın yardımıyla İzmir'deki fabrikasının işkolunu tamamen yasadışı şekilde değiştirip sarı sendikayı soktu. Bu sendikayla sözleşme imzalayıp Gebze'deki işçilerin grevini daha başlamadan kırmaya çalıştı. Yetmedi, Kayseri'de yasadışı fason üretim yaptı. Yetmedi, mahkemeden ısmarlama kararlar çıkartıp grev olan fabrikadan mal çıkartmaya çalıştı. Direnen işçilerin karşısına polisi dikti. İşyeri temsilcileri dahil 47 işçiyi tazminatsız işten attı. Smart işçisi birliğini bozmadı, dayandı. Tek bir işçiyi geride bırakmadıkları gibi 47 işçiyi de geri işe aldırdı. Sefalet dayatmalarını yırtıp attı. Ablukayı örgütlü gücüyle kırdı.Hayat pahalılığına ve sefalete karşı dişinizi sıkın diyenlere cevabımız sıkılı yumruklarımızdır! Her koyun kendi bacağından asılır diyenlere cevabımız işçilerin birliğidir! Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz! Çözüm için seçim sandığı gösterenlere cevabımız grev çadırlarıdır. Sandıkta başka başka partilere oy vermiş olsa da sınıf kavgasında birleşen Smart işçisi memlekete umut olacak siyasetin yani sınıf siyasetinin de yolunu göstermektedir. 261 oyun sandıktaki etkisi sıfırdır. Ama 261 işçinin birliği ve örgütlü mücadelesi adeta yedi düvelle savaşıp sermayenin ve istibdadın kuşatmasını kıracak bir gücü açığa çıkartmıştır. İşte bu, sınıf siyasetinin dayandığı güçtür. İşçiler, kamu emekçileri, küçük esnaf, yoksul köylü ve tüm ezilenler bu gücün etrafında birleşmelidir.Sınıf siyaseti boş vaatlere değil sermaye düzeninden söke söke alınan haklara ve kazanımlara dayanır. O yüzden gerçekçi siyaset sınıf siyasetidir. İçinde tek bir işçinin olmadığı meclisten medet ummak mı gerçekçi siyaset? Sınıf siyaseti aynı zamanda yeni olandır. Defalarca aynı şeyi deneyip tekrar tekrar hüsrana uğrayan emekçi halka yeni ve umutlu bir yol açmaktadır. İşgal, grev, direnişle buzları kırıp bu yolu açan tüm işçilere selam olsun! Kazanacağız!
Asıl yaratılışta olan güzel vasıflara bakıldığı zaman Peygamber (s.a.v.)'in bilittifak bütün bu güzellikleri kendinde cem etmiş bir halde olduğu görülür. Peygamber (s.a.v.)'in güzelliklerini anlatan hadîsler bitmeyecek kadar çok ve meşhurdur. Bunlardan bazıları şunlardır; Bera bin Âzib (r.a.)'dan: "Al elbise içinde Resûlullâh (s.a.v.)'in zülfü kadar güzel bir zülfü (hayatımda) görmedim." Ebu Hüreyre (r.a.)'dan: "Resûlullâh (s.a.v.)'den daha güzel hiçbir şey görmedim, sanki güneş olanca parlaklığı ile yüzünde parlıyordu. Güldüğü zaman, dişleri duvarlara aydınlık saçardı.", Cabir bin Semûre (r.a.)'dan: "Bir adam: "Resûlullâh (s.a.v.)'ın yüzü kılıç gibi parlaktır." dediğinde şu cevabı vermiştir: "Hayır; bilâkis güneş ve ay gibidir! Değirmi bir yüze sahipti.", Ümmi Ma'bed (Âtike binti Halid) (r.a.)'dan: "Uzaktan (göründüğünde) insanların en güzeli, yakından (göründüğünde) insanların en tatlısı idi.", Enes (r.a.)'dan: "Resûlullâh (s.a.v.)'in güzel kokusundan daha güzel, ne misk ve ne de anber koklamadım.", Cabir b. Semûre (r.a.)'dan: "Resûlullâh (s.a.v.) yüzüme mübarek elini sürdüğünde" dedi ki: "Elinde sanki Allar'in çantasından taze çıkarmış gibi güzel bir koku ve serinlik buldum." dedikleri rivayet edilmiştir. İbn Ebi Hale (Hind b. Ebi Hale) (r.a.)'dan nakledilen hadiste şöyle anlatılmıştır: "Yüzü, ayın on dördü gibi parıldardı." Hz. Ali (r.a.) onu son vasfında şöyle demiştir: "Onu aniden gören mehabetine kapılırdı. Onunla sohbet edip tanıyan onu hemen severdi." Bu hususlarda Allâh (c.c.) ona öyle özellikler ihsan etmiştir ki (dünya kurulduğundan bu yana) ondan başka hiç kimsede bunlar bulunmamıştır. Sonra bunları, nezafet-i şer'iye ve on güzel fıtrî hasletle tamamlamıştır. (Kadı İyaz, Şifâ-i Şerîf, s.65-68)
Okyanus ötesinde Amerika kıtasında “saraydan başkan kaçırma” olayı yaşandı ya. Venezuela Başkanı Nicolas Maduro 3 Ocak'ta Amerikan emperyalizminin haydutlarınca kaçırıldı ya. Orada olan bu bölgede de sarsıntılar yaşanacağının işareti ya. Bizimkiler derhâl bir “iç cephe” tartışmasına başladılar.Erdoğan, halkı her türlü savaşı desteklemek zorunda bırakmak istiyor: “İç cepheyi sağlam tutacak, orada gedik açmak için fırsat kollayanlara karşı daima uyanık olacağız.”Bahçeli de kendine pay çıkarıyor: “Şimdi anlaşıldı mı iç cephemizi tahkim etmekteki samimi gayretimizin haklılığı?” diyor.Ama ne Erdoğan ne Bahçeli, “bu Amerika gangster, başındaki adam da Baba filmindeki heriften beter, biz NATO'dan ayrılalım” demiyor. Varsa yoksa “iç cephe”.Muhalefet de “iç cephe” zokasını bir güzel yuttu. Erdoğan'la Bahçeli lafı açtı ya, hepsi toptan topa girdi.Özgür Özel: “Erdoğan iç cepheyi güçlendirmek istiyorsa içerideki kimseye düşman hukuku uygulamayacak.”Ali Babacan: “İç cepheyi tahkim etmemiz gereken dönemlerden geçiyoruz, ancak ülkeyi kutuplaştırarak iç cepheyi tahkim edemezsiniz.”Müsavat Dervişoğlu: “İç cephenin güçlendirilmesi bu hükümetin güçlendirilmesi anlamına gelmemektedir. İç cephenin güçlendirilmesi” … şudur budur.Ahmet Davutoğlu: “Kutuplaştırmayacaksınız, şeytanlaştırmayacaksınız.”Ümit Özdağ: “İç cephe Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması ile güçlenir.”Ocak ayının ilk 10 günü Türkiye para babaları düzeninin siyasetçileri iç cephe ile yattı kalktı yani.İşin tuhaf yanı ne biliyor musunuz? Bu son tartışma başlayana kadar Türkçede böyle bir laf yoktu! Savaşa giren bir ülkede askerin çarpıştığı cephenin dışında kalan alanlara Türkçede “cephe gerisi” denir!Bize inanmıyorsanız Google amcaya sorun. Ne çıktı?Cephe gerisiBaşka sözlüklere de bakın. Hepsi ama hepsi “cephe” dışındaki alanlara “cephe gerisi” der. Bir sürü kitap var, çeşitli savaşlarda “cephe gerisi”ni anlatan. İşte bazı kitap başlıkları: Cephe Gerisi, Cihan Harbi'nin Cephe Gerisi, Basına Göre Cephe Gerisi ve Cephedeki Faaliyetleriyle İstiklâlin Kadınları.“İç cephe”yi google'layın, karşınıza sayfalar boyu sadece her türden duvar boyası reklamı çıkacaktır!Eee, ne öyleyse bu “iç cephe”? Muhtemelen işini bilmeyen bir çevirmen NATO eğitim malzemesini çevirirken “home front” terimini “iç cephe” ile karşılamıştır. Askeriyede “iç cephe” denmeye başlanmıştır. Ama önemlisi bundan sonra.İktidarın bir danışmanı, “muhterem beyefendi, bu Amerikalılar iç cephe diyor, biz de öyle söyleyelim, böylece halkı her türlü savaşımızı desteklemek zorunda bırakmamız daha kolay olur” demiştir. “Eviniz de savaşın cephesidir” deriz.İktidar bunu güzel bulmuştur. Muhalefet de zokayı yutmuştur!Halkın her savaşı destekleme gibi bir sorumluluğu yoktur! Fetih savaşlarına, onun bunun topraklarına ve petrolüne el koymaya, başka halkları Osmanlı döneminde olduğu gibi köleleştirmeye yönelik savaşları halkın desteklemesini beklemeyin.NATO denen emperyalist savaş makinesinin içinde yer aldığınız için Trump'ın bu bölgedeki planlarına omuz verme çabalarınıza destek vermek zorunda değil kimse. Haklı savaş vardır, haksız savaş vardır.Trump ve benzerleri, Siyonist İsrail ile birlikte Batı Asya'yı (Ortadoğu'yu) hallaç pamuğu gibi atıyor. Türkiye'nin işçileri, emekçileri, gençleri, Trump'ın Ortadoğu hallacı olmayacaktır!İsterseniz bütün savaş terimlerini değiştirin. Haksız savaş, haksız savaş olarak kalacaktır.
Evet “Cahille sohbete girdim”. Bunun tuzak bir başlık olduğunu düşündüyseniz darılırım. Şimdi anlatınca bana hak vereceksiniz."Cahiller: Karşılıklı Bir Aydınlanmanın Hikayesi", çizgi roman sanatçısı Étienne Davodeau'nun 2011 yılında yayınlanan 270 sayfalık otobiyografik bir eseri, bir çizgi roman. Hikaye, Davodeau'nun Anjou bölgesinde, evine yakın yerlerde yaşayan komşusu Richard Leroy ile başlattığı bir yıllık karşılıklı öğrenme macerasını anlatıyor.Size önce kitaptan bahsedeceğim ardından bu kitabın ilham olduğu oluşumu ve benim buradaki rolümü anlatacağım.Dediğim gibi bu bir otobiyografik eser. Etienne Davodeau, 2010 yılı başında arkadaşı şarap üreticisi Richard Leroy'a bir teklifte bulunuyor.Bir yıl boyunca arkadaşının bağında çalışma karşılığında onu çizgi roman dünyasıyla, hatta yazarlarla ve başka bağcılarla tanıştırmayı teklif ediyor. Bu karşılıklı öğrenme deneyimini de bir çizgi roman haline getirmeyi istiyor.İki adam, birbirlerinin "cahili" olarak, birbirlerinin dünyasına dalıyorlar. Şüphesiz kitabın önsözünü yazan Vedat Milor'un sözünü ettiği gibi onları bu özverili paylaşıma iten iki şey; mükemmelliyetçilik ve merak olsa gerek. Beni de bu kitapta yakalayan tam da bu oldu.Support the show
Romancı ve reformist Charles Dickens'ın bahçe merakını konuşuyoruz.
Bu bölümde, 1981'de “Video Killed The Radio Star” klibiyle yayına başlayan, bir neslin müzik zevkini şekillendiren ve pop kültürünü baştan yazan MTV'nin 44 yıllık hikâyesini masaya yatırıyoruz.Bir zamanlar müziğin kalbi olan bu kanal nasıl oldu da müzikten koptu?Reality şovlar, dijital platformlar, YouTube ve streaming çağının yükselişi MTV'yi nasıl tarihe gömdü?Bugün Spotify, TikTok ve YouTube çağında büyüyen bir nesil için MTV belki nostaljiden ibaret. Ama bir dönem için MTV demek; müzik demekti, gençlik demekti, kültür demekti.Bu bölümde hep birlikte MTV'nin cenazesini kaldırıyoruz. Hoşça kal, MTV.
Evvel zamanda, tepelik bir yerde, etrafında kimsenin yaşamadığı küçücük bir kulübede yoksul bir karı koca yaşarmış. Yoksullarmış ama öyle para pul istekleri yokmuş. Tek istedikleri bir çocuklarının olmasıymış.Adam gündüzleri kulübesinden çıkar, toprakta bulduğunu, ağaçta gördüğünü toplar ve akşam karısıyla yerlermiş. Bir gün yine yiyecek toplamaya çıkmış. Aramış, taramış ama hiçbir şey bulamamış. Girmediği yollara girmiş, bakmadığı ağaç diplerine bakmış ama bir şey bulamamış. Umutsuz bir şekilde ormandan çıkmış ve bir de ne görsün! Bembeyaz mermerden yapılmış, göz kamaştıran bir köşk...
Sezon 6, Bölüm 1: Bir varız, bir yokuz. Arada uğruyoruz, sizden ateş alıyoruz. Yine uzun bir aradan sonra Batı Karadeniz'e, güncel siyasete, bazı kuşaklara ve modern çağın bazı kurulmalarına yer verdik.
Korupcijos skandalų purtomos Valstybinės augalininkystės tarnybos laukia pokyčiai. Dalis žmonių palieka darbą paaiškėjus, kad čia buvo įdarbinti politikų giminaičiai. Tarnybos laikinasis vadovas Simonas Pusvaškis irgi neslepia, kad pokyčių bus, o ekspertai sako, kad tai smūgis visiems valstybėje dirbantiems sąžiningiems tarnautojams.Su šalmu, ant kurio pavaizduoti kare žuvę Ukrainos sportininkai startuoti norėjęs ir dėl to vakar diskvalifikuotas Ukrainos olimpietis, skeletonininkas Vladyslavas Heraskėvyčius atvyko į Milaną. Čia šiandien laukia sporto arbitražo teismo posėdis, kuriame bus sprendžiamas jo skundas.Žvejams mėgėjams ši žiema dovanoja puikias galimybės džiaugtis poledine žūkle. Nors ledo storis daugelyje vandens telkinių siekia kone pusmetrį, specialistai primena, kad ypač upėse jis gali būti itin pavojingas. Tiesa, pastebima, kad bėgant metams žvejų sąmoningumas auga - patikrinimus rengiantys pareigūnai sako, kad ant ledo jau retai sutiksi meškeriotoją, kuris neturėtų smaigų.Seimas 2026-uosius yra paskelbęs Lietuvos radijo metais. Birželį sukaks lygiai šimtas metų nuo pirmosios Kauno radiofono transliacijos. Ruošiantis šiam jubiliejui, kolega Adomas Šimkus kviečia kartu prisiminti, kiek daug per šį šimtmetį yra nutikę.Taip pat klausytojų klausime kuo jiems svarbus radijas.Ved. Rūta Kupetytė
Ayşe Yıldırım'ın konuğu olan Siyaset Bilimci Prof. Dr. Naif Bezwan, Suriye'nin önümüzdeki dönemini yorumladı. uriye sahasında taşlar yerinden oynarken, Rojava tarihinin en kritik varoluşsal sınavlarından birini veriyor. HTŞ'nin ilerleyişi, bölgesel güçlerin kirli pazarlıkları ve 30 Ocak Anlaşması... Peki, tüm bu karmaşanın ortasında Rojava nereye evriliyor? Siyaset bilimci Naif Bezwan, Ayşe Yıldırım'ın sorularını yanıtlarken Kürt siyasi aktörlerinin neden proaktif olamadığını ve 20 Ocak anlaşmasının olası sonuçlarını analiz ediyor: Stratejik Manipülasyon: Rojava yönetimi uluslararası vaatlerle nasıl oyalandı? 30 Ocak Anlaşması Bir statü garantisi mi, yoksa geçici bir nefes borusu mu? "Barış süreci" söylemi, Rojava'yı etkisizleştirme aracına mı dönüştü? Halep'in düşüşü ve Kobani kuşatması Kürt siyasetinde neleri kalıcı olarak değiştirdi? Kürt aktörler "kurban" psikolojisinden çıkıp yeniden "özne" olabilir mi? Kürt tarihinden güncel jeopolitik denklemlere uzanan bu derinlikli analiz, Suriye'de olan biteni anlamak isteyenler için yayında. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Canlı yayında ilgimizi çeken haber ve videoları yorumluyoruz, boş yapmak için fırsat kolluyoruz. 00:00 | Giriş08:35 | Haftalık Program 10:20 | Yeni Tasarımlar Voxvil'de!13:05 | Metal Konserlerine Yasak, Satanizm Haberlerinde 90'lara Dönüş14:45 | Yılmaz Tunç'a Yazar!18:00 | Mottomuzu Arıyoruz 19:25 | A Knight of the Seven Kingdoms21:17 | Özel Bir İstek22:15 | Bad Bunny Çılgınlığı34:20 | Bir Fotoğrafın Anatomisi42:30 | Sosyal Medyada Hamnet Kavgası47:05 | Serena Williams'ın Reklamı49:30 | Elon Musk'ın Yeni Projesi1:01:00 | Özgür Özel'in Mesajları1:06:10 | Almanya'da Homofobik Saldırı1:10:35 | Scream 7 İçin Boykot Çağrısı1:12:45 | Netflix'in Dizi Yazarlığı Dersleri1:15:50 | İTO Başkanı'nın Skandal Açıklamaları1:23:00 | Vekil Maaşlarında Türkiye Zirvede1:26:15 | Kenan İmirzalıoğlu ve Dizi Görseli1:29:30 | Ayşe Barım'ın Yalnızlığı1:35:35 | Beren Saat ve Spiritüel Ünlüler1:48:20 | Teşekkürler
Çavuşesku'nun Termometresi'nde Ekin Keleş moderatörlüğünde Prof. Dr. Burak Bilgehan Özpek ve İlkan Dalkuç; Keçiören'i, yerel yönetimlerde parti değiştirmeyi, yerel siyaset üzerinden iktidar-muhalefet ve muhalefet içi siyaset ilişkilerini konuşuyor.00:00 Giriş00:50 Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan'ın istifası ve muhalefetin koordinasyon sorunu (çözülmez)03:40 Birkaç kişi hata yaparsa linçleriz, muhalefet topyekün hata yapınca oyna, devam modundayız05:50 Otoriter rejimler kazanacağı seçime girer; bu rejimleri şaşırtmacalarla yenebilirsiniz07:30 CHP rozetli MYP (Mansur Yavaş Partisi)11:10 Muhalefetin 2023 seçimlerindeki tavrını doğru düzgün ele almadığımız için...13:20 Mesut Özarslan nasıl seçildi? (Çok muazzam bir kaynak nasıl harcandı?)16:20 Muhalefetin yerel seçim zaferlerinden endişelenmiştim, maalesef haklı çıktım17:10 İBB iktidarda olsaydı da muhalefetin koordinasyon sorununu çözecek isim İmamoğlu dışarıda olsaydı20:20 Özgür Özel'in CHP'den CHP kökenliler de ayrılıyor tonlu söylemine dair: Neden böyle oluyor?23:20 CHP'nin sağdan aday göstermesinde sorun yok, ilk etapta (Sağcılıkla barışık, devletçi K. Kılıçdaroğlu içerir)26:40 Mesut Özarslan, Özgür Özel'in mesajlarını ifşa ederek ne umdu ne buldu?28:30 Dalkuç, Bozpek'in iktidara seçim yapın, söylemini eleştiriyor: İktidarın sürprizlerini hatırla: Diploma, hapis, Gül'in villasına helikopter indirdi, seçim kanununda mini yamalar30:20 CHP'nin kullanması gereken avantajı: Seçimler hala yüzde 51'le kazanılıyor (Bu toplumun yüzde 48'i KK'ye oy verdi, gerçi sonra pişman oldu ama :)33:30 Muhalefetin oyununu değiştirmesi gerekiyor, insanlara istediği zaferi vermeli (önce söylemde)37:10 Yavaş ve İmamoğlu sahnede oldukça CHP'nin de İYİ Parti'nin de bir şansı yok (linçle ama önce bi' dinle)47:00 Erdoğan milliyetçi bir twist'le milliyetçileri cezbedebilir, fakirler için de 5k'lık 3 harfli market kartı kozu var54:20 İktidar muhalefete sürekli baskı yapıyor, şimdi ise "Güçlendirilmiş Ali Kemal Özcan" sürecinde01:01:50 Muhalefetin elinde çok imkan yok, olanları da optimum kullanacağı bold soru işareti01:04:40 Türkiye'de hiçbir normal değil ama analizörler tarih dersindeymiş gibi takılıyor01:10:20 Medyanın finansmanı demişken... Bir bakın bakalım, Daktilo1984'e destek olmak için hangi seçenek sizin için daha uygun?Ayrıcalıklardan yararlanmak için bu kanala KATIL:https://www.youtube.com/channel/UCWyDy24AfZX8ZoHFjm6sJkg/joinBizi Patreon'dan Destekleyin
Güzel bir hafta olmasını dilerken, gazeteci İbrahim Ekinci'nin bir haftanın ekonomik gelişmeleriyle hazırladığı Marjinal Fayda'yla karşınızdayız Ekonomide ve piyasalarda geride bıraktığımız haftanın en kritik başlıklarını ve bu hafta bizleri nelerin beklediğin rakamların gürültüsünü biraz azaltarak, neden–sonuç ilişkileriyle anlatacağız. Bu hafta ekonomiyi üç kelimeyle özetlemek mümkün: Enflasyon. Oynaklık. Güvensizlik. Bir yanda ocak ayı enflasyonu… Diğer yanda altın, gümüş, kripto ve borsalarda yaşanan istisnai dalgalanma… Ve bütün bu tablonun ortasında, alım gücü her ay biraz daha eriyen geniş kitleler. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
#doğakonuşmaları
Bugün 9 Şubat 2026 #doğatakvimi
Yüz yıl önce İskoç mucit John Logie Baird, Televisor adını verdiği ilk televizyonu dünyaya tanıttı. Bir kuklanın başının titrek görüntüleri olan bu ilk görüntüler, sosyal eğlence ve kültürde bir devrime yol açtı.
Mutlulukta, kutlamada, eğlencede... Bazen de hüzünde, kayıpta, tesellide... İnsalık tarihinin başlangıncından bu yana hayatımızın en vazgeçilmez noktasında sofra. Bir çok kültürü içinde barındıran bu sofralar Eskişehir Odunpazarı Modern Müze'de yeniden hayat buldu. Ara Güler'den Nuri İyem'e bir çok ismin eserleri sanatseverlerle buluştu. Ferahfeza sergisinin küratörü Yağmur Elif Ertekin Pencere'de nereden ilham aldıklarını, serginin her katını ve merak edenleri nelerin beklediğini anlattı.
Selma Kara, 6 Şubat depremlerinde Hatay'dan sonra en büyük yıkımı yaşayan illerden biri olan Adıyaman'da depremi yaşayanlara mikrofon uzattık: Bir şehir yıkıldığında, insanların hafızasını nasıl onarırız? Aysel Erol: İşçi. Depremde 21 yakınını ve evini kaybetmiş. 1 aydır TOKİ'den çıkan evde yaşıyor, bu zamana kadar da konteynerde yaşamış. Mehmet Dağdeviren: Öğretmen. Depremde eşini ve erkek çocuğunu kaybetmiş. Şimdi kızıyla hayata tutunmaya çalışıyor. Oğuzhan Fidancı: Depremde hayattaki en biricik sırdaşı olan erkek kardeşini, anne ve babasını kaybetmiş. Aynı zamanda işini. O zamandan beri çalışmak için kendinde güç bulamıyor. Kübra Ayhan: Yakınlarından kaybı yok ama çok yakın arkadaşlarını yitirmiş. Deprem döneminde sosyal medya üzerinden bağlantılar kurarak şehrine yardım gelmesini sağlamış. Onu ayakta tutan hayalleri. Bu yıl hayalini kurduğu üniversiteye başladı. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Hi Listen Local fam! It is FINALLY warming up outside, and just in time for Crosslake Winterfest and other outdoor winter events happening in the BLA this weekend. On today's episode the crew catch up with Winterfest Committee Members Marlene Mingo and Heather Jones to chat about everything regarding the fun weekend in Crosslake, which actually kicks off Thursday! Also on this show, the guys recap the Extravaganza, Jacob's has a stay-cation at Breezy Point Resort, a snowmobile event at BIR this weekend, updates on the Lakes Area Heroes Banquet, the Olympics kicking off this week and much more! And HUGE thanks to our 2026 sponsors Pequot Lakes and Gull Lake Sanitation, Hanneken Insurance, Craguns Legacy Courses, Party Time Rental, Bens Marine and Motorsports and our PRESENTING SPONSOR Lakes Area CPAs! Instagram: ListenLocalMNBlazeAirProductionsWoodsToWaterMNNorthwoodsAgent Facebook:Listen Local MNBlazeAirMNWoodsToWaterMN
Jau šį mėnesį dalį gyventojų pasieks ženkliai išaugusios sąskaitos už sausio elektros energiją. Biržoje kaina, lyginant su gruodžiu, išaugo daugiau nei 80 proc. Kokios to priežastys ir kas mokės brangiausiai?Europos šalys ieško būdų, kaip stiprinti savo saugumą ir strateginę autonomiją, jei ateityje tektų veikti be Jungtinių Valstijų pagalbos.Siekiant užtikrinti atlyginimo skaidrumą, mažinti vyrų ir moterų atlyginimų skirtumą už tokį patį ar vienodos vertės darbą darbdaviai turės teikti informaciją apie atlyginimus savo darbuotojams.Daugėja žmonių, kurie akinius perka parduotuvėse, turguje ar elektroninėse parduotuvėse. Medikai įspėja, kad netinkamai pasirinkti akiniai gali sukelti akių ligas.Olimpiečių cikle – pažintis su jauniausia rinktinės nare, 17-os metų kalnų slidininke Neringa Stepanauskaite.Ved.Rūta Kupetytė
İkili Görüş'te Bahadır Çelebi ve İlkan Dalkuç, Epstein dosyasının ve son yayınlanan belgelerin satır aralarını konuşuyor.00:00 Giriş00:35 -stein soy adı nasıl telaffuz edilir?01:40 Epstein hakkında ilk şikâyet 1996 iken "iş" nasıl bu kadar büyüyebildi?03:50 Epstein her başarısızlıktan sonra nasıl daha fazla güçlendi, büyüdü, nüfuzlandı?05:40 ABD'nin Grönland'ı istemesinin tarihi07:10 Epstein'ın uçağı, adası, evi, çiftliği... Epstein bunları "nasıl" edindi?10:00 Trump'ın "çöpçatanı" olarak Epstein13:30 "Epstein dosyalarındaki herkesten tiksindim; belki de belgelerdeki en temiz insan Epstein dedim" Bir network'ün yapısökümü17:10 Epstein dosyalarından çıkan hisse: Ahlak, orta sınıfa özgüdür (Esra Erol, Multinet, Epstein)19:40 Melinda Gates: Epstein Adası'ndan hastalık kaptı, bana da bulaştıracaktı21:50 Ne "idüğü" bilinen Epstein ile bu kadar etkili yetkili kişi iletişim kurdu, iletişimi kesmedi?29:50 Epstein e-postaları neden çok inandırıcı?31:00 Epstein bir MOSSAD ajanı mıydı?33:50 Eyy Demokratlar, 4 sene evvelinde iktidar sizdeydi, niye yayınlamadınız?45:40 Epstein dosyalarından sonra insanlık, ABD halkı, sistem kendine gelir mi?52:40 İsrail, ABD'yi İran'a saldırtamadığı için mi Epstein belgelerini açıklıyor (ABD Adalet Bakanlığı yayınlıyor gerçi)57:40 Epstein belgelerini yayınlayın diyen MAGA'cılar 3 milyon belge yayınlanınca neden suspus?01:02:40 Epstein dosyalarının şimdiye kadar yayınlanmamasını, şimdi yayınlanmasının nedeni01:07:40 Okey, İsrail'in MOSSAD'ı var da MI5/6, CIA, FBI armut mu topluyordu?01:11:00 Moderatör, Epstein meselesinde basının rolünden Daktilo1984'e destek çağırısı çıkarıyor :)01:13:20 Cumhurbaşkanlığı İletişim Sistemi ve Teyit mekanizmasının Dezenformasyona dönüşmesi (konuk da buradan Eptesin olayına bağlıyor)01:19:00 Epstein dosyalarındaki elitlere bakıp bu elitler de amma... demeyin çünkü...01:21:40 Dostlar, şu konuda yayın yapsanıza taleplerinizi Bahadır'a iletin01:21:00 Epstein meselesi, kişilik yetmezliği, güç diyalizi01:27:30 Chomsky-Epstein ilişkisi ve liberallerin Fetullhaçılarla ilişkisine dair01:28:40 Mod. dizi öneriyor: Daredevil (2015) ve Daredevil: Born Again (2025)Ayrıcalıklardan yararlanmak için bu kanala KATIL:https://www.youtube.com/channel/UCWyDy24AfZX8ZoHFjm6sJkg/joinBizi Patreon'dan Destekleyin
Bu bölümümüzde; Dünyanın bize dayattığı "Hep daha fazlasını yap!" baskısını konuşuyoruz.Bu konuyu konuşmamıza vesile olan Can Yılmaz, yazısında çok güzel özetlemiş; "Soğuk duş, nefes egzersizi, günlük tutma, aralıklı oruç, meditasyon, şükür, vizyon, misyon, takviye gıdalar. Bir de bunları yaparken sürekli bir Buda heykeli gibi sürekli gülümsemen gerekiyor. Çünkü yüzün asık olursa ya da yorgun görünürsün, algoritma sana anında bir motivasyon videosu fırlatıyor: BAHANE ÜRETME"Eğer sen de böyle hissediyorsan; doğru yerdesin. Buyrunuz..
Bu bölümümüzde; Dünyayı yöneten "Manchild" - Trump üzerinden Narsizm konuşuyoruz. Narsizm nedir? Bir narsistin en belirgin özellikleri, sevdiği ve katlanamadığı şeyler nedir? sorularının cevapları için bölümümüze buyrunuz.
Bir fotoğraf... Bir etiket... Masum bir paylaşım kimin arşivine giriyor? Ebeveynler bu mesaj size: Pedofili ağlarının veri tabanını besliyor olabilirsiniz! Epstein dosyasından yola çıkıyoruz, Çocukların ‘unutulma' hakkını konuşuyoruz.
Anlatacağım kişi bir tenisçi. Novak Djokovic. Ama anlatacağım şey tenis değil.Bir motivasyon hikayesi.Hem de ne motivasyon. Dile kolay, tam 18 yıl boyunca bir gün bile kaytarmadan tek bir hedefe odaklanarak tüm rekorları paramparça etti.39 yaşında ama 33 yıldır aynı hedefin peşinde koşuyor.Ama nasıl?Motivasyonu neydi? O gücü nereden alıyordu?Öyle mutluluklarla bezeli bir hikaye değil bu.Travmalarından gücünü alan, kan, ter ve gözyaşıyla kazanılan zaferler için nasıl bir irade gerektiğini anlatıyorum bu bölümde.Son kısımda bir de diyet var, benim de uygulamaya başladığım.İyi dinlemeler.Biliyorsunuz Yeni Haller sizlerin desteğiyle yayın hayatına devam eden bir podcast kanalı.Beni aşağıdaki link'lerden destekleyebilirsiniz:www.patreon.com/yenihallerYeni Haller'in bir de Buy Me A Coffee hesabı var artık. Buradan destek olmak çoook daha kolay. Patreon'da sorun yaşayanlar için açtım efendim. Buyurun:https://www.buymeacoffee.com/yenihallerBir de bu sezon spor basınımızda apayrı yeri olan, ben ustam olarak kabul ettiğim Yiğiter Uluğ'la T24'ün Youtube kanalında bir spor programına başladık. Korkmayın, sadece futbol konuşmuyoruz. Hele sahadaki skorları, maçları hiç konuşmuyoruz. Yeni Haller tadında spor sohbeti isteyenler için:Yiğiter Uluğ ve Eray Özer'le GazozunaBana ulaşmak için:https://www.instagram.com/eray_ozerhttps://twitter.com/ErayOzeryenihallerpodcast@gmail.com
Çavuşesku'nun Termometresi'nde Ekin Keleş moderatörlüğünde Prof. Dr. Burak Bilgehan Özpek ve İlkan Dalkuç; Devlet Bahçeli'nin yine, yeniden Öcalan açıklamasını, Rojava'dan sonra sürecin devam etme ihtimalini, açıklanan Epstein dosyalarının yarattığı çalkantıyı konuşuyor.27. dakikada bahsedilen akademi üzerine yayın: https://youtube.com/live/wHHXgOncuggBahçeli'nin başlığı belirleyen açıklamasının tam metni: https://www.mhp.org.tr/htmldocs/mhp/5520/mhp/Milliyetci_Hareket_Partisi_Genel_Baskani_Sayin_Devlet_BAHCELI__nin_TBMM_Grup_Toplantisinda_yapmis_olduklari_konusma_3_Subat.html00:00 Giriş00:35 Erdoğan'ın tekelleri, medyanın finansmanı ve itaatine dair16:50 Bir medya organı maksimum ne kadar bağımsız olabilir? (Reklamcılıkta zekâ kullanımının düşmesi)20:00 Gerçek bakanlıkları olarak teyit kurumları21:40 Medyada en düzgün iş belki de "fonculuk"tur22:40 “Medya neyi düşüneceğinizi değil ne hakkında düşüneceğinizi söyler"24:00 İnfantillik, filtresiz/editörsüz medya30:00 Niye "inatla" pazar gazetesi (Daktiko2)* çıkarmaya çalışıyoruz?32:30 "Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar"35:00 Erdoğan Suriye'de, Irak'ta kazanmışken neden Bahçeli'nin Öcalan PR'ını satın alsın?38:00 Gençlerin oyu AKP'den kayarken, millet geçinemezken Bahçeli neden Öcalan şartı koyuyor?41:40 Erdoğan'ın kayyumları kaldırmaya, Öcalan'a umut hakkı vermeye, Demirtaş'ı salıvermeye ihtiyacı yok43:40 Bahçeli, Erdoğan'dan zarar görmeden ayrılmak istiyor46:40 Ortada bir süreç yoktu ki bitsin, darbe alsın52:50 "İlkan Bey, Demirtaş bu hafta sonu çıkıyor mu?" (Clickbait değil)54:15 Kenan Evren otoriterdi (ama değil) ve Norveç başbakanı gibi davranmıyordu56:20 Chomsky ile röportaj* yapan Ekin Keleş anlatıyor. Hiç işkillenmedi mi?59:20 "Trump'ı eşiyle Epstein tanıştırmış olabilir"* https://ayrintidergi.com.tr/sayi-43-bahar-2023/ Ayrıcalıklardan yararlanmak için bu kanala KATIL:https://www.youtube.com/channel/UCWyDy24AfZX8ZoHFjm6sJkg/joinBizi Patreon'dan Destekleyin
00:00 Karakterler her yerde, önce arketipini tanı03:20 Umut abinin konuşma korkusu ve yüzleşme06:20 NLP ve arketipleri pazarlamaya çevirme07:10 Hedef kitle var, karakter analizi yok12:40 Dost ve Ebedi Çocuk deneyim, özgünlük, eğlence14:00 Kampanya değil hikaye, ürün değil deneyim16:45 Amazon ve Savaşçı başarı, kanıt, sayılar18:30 Joykek örnekleri, karar verici neden sayı ister22:10 Filozof ve Mistik anlam, değer, neden sorusu24:20 İşe alım ve devir teslimde karakter uyumuBu bölümde pazarlamanın en çok gözden kaçırdığı ama dönüşümü doğrudan belirleyen bir gerçeği masaya yatırıyoruz. Herkese aynı reklamı göstererek satış yapmaya çalışıyoruz, ama herkes aynı sebeple satın almıyor. Umut abiyle birlikte arketipler ve karakter tipleri üzerinden şunu netleştiriyoruz: Ürününüz aynı kalsa bile mesajınız yanlış karaktere gidiyorsa reklamınız boşa gider.Sohbetin ilk kısmında Umut abinin topluluk önünde konuşma korkusunu nasıl fark ettiğini, bu korkunun arkasındaki reddedilme düşüncesini ve yüzleşmenin nasıl bir dönüşüm yarattığını konuşuyoruz. Buradan pazarlamaya geçiş yapıyoruz, çünkü korku ve belirsizlik sadece bireylerin değil, işletmelerin de kaderini belirliyor. Bir marka riskten kaçtığında, yeni bir şey denemediğinde ya da sürekli aynı dili konuştuğunda aslında görünmez bir fren çekmiş oluyor.Sonra karakter modelini pazarlama diliyle çerçeveliyoruz. Google ve Meta size yaş, cinsiyet, ilgi alanı verir ama karakter vermez. Peki markanız bunu nasıl çözer? Ürününüzü kullanan müşterileri dinleyerek, kısa görüşmeler yaparak, toplantılarda kullanılan kelimeleri yakalayarak ve satın alma motivasyonunu çözerek. Dost ve Ebedi Çocuk tarafında yeni deneyim, özgünlük ve eğlence beklentisini görüyoruz. Bu kitleye kampanya anlatmak yerine hikaye anlatmanız, ürün söylemek yerine deneyimi hissettirmeniz gerek…Amazon ve Savaşçı tarafında ise başarı, rekabet ve kanıt ihtiyacı öne çıkıyor. Bu kitleye romantik vaatler değil, net sonuçlar, sayı, referans ve başarı hikayeleri gerekir. Joykek müşteri toplantılarında karar vericilerin neden rakam istediğini, case study ile başlamanın neden oyunu değiştirdiğini ve sunumun ilk 3 dakikasında hangi verilerin masaya konması gerektiğini konuşuyoruz. Ne harcadık, ne kazandık, nereden nereye gideceğiz soruları bu karakterin doğal dili.Filozof ve Mistik çizgisinde ise neden sorusu var. Değer, vizyon, anlam ve derinlik arayan bir kitleye sadece indirim konuşursanız bağ kuramazsınız. Burada içerik, manifesto, marka hikayesi, uzmanlık ve uzun format anlatım devreye girer. Bu karaktere satış baskısı değil, düşünce liderliği ve güven veren bir anlatı gerekir.Bölümün sonunda bu bilginin sadece reklam metinlerinde değil, ekip kurulumunda, işe alımda, departman yerleşiminde ve devir teslim süreçlerinde nasıl kullanılabileceğine değiniyoruz. İstediğinize değil isteyene devredersiniz cümlesi bu bölümün işletme tarafındaki en kritik anahtarı. Doğru karakter doğru rolde olduğunda hem ekip huzuru hem performans hem de büyüme daha kolay olur.Dinlerken kendinize şu üç soruyu sorun: Markanız hangi karakter diliyle konuşuyor, müşteriniz hangi karakter diliyle dinliyor, reklamınız hangi karakteri hedefliyor? Bu üçü aynı hizaya geldiğinde dönüşümler hızlanır, yanlış hizadaysa bütçe yanar.
"Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddîklarla, şehidlerle ve iyi kimselerle birliktedirler. Bunlar ne güzel arkadaştır." (Nisa 69)“Bu lütuf Allah'tandır; bilen olarak Allah yeter.” 70Bir grup müfessirin riyayet ettiğine göre, Hazret-i Peygamberin kölesi (mevlâ) olan Sevban, Hazret-i Peygamber'i çok seviyor ve O'ndan ayrılmaya hiç dayanamıyordu. Bir gün, yüzü değişmiş, bedeni incelmiş, zayıflamış ve yüzünü hüzün bürümüş olduğu halde Hazret-i Peygamberin yanına gelir. Bununüzerine Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ona halini sorunca, o şöyle der: "Ey Allah'ın Resulü, benim şundan başka hiçbir derdim yok: Seni görmediğim zaman özlüyor, seninle karşılaşıncaya kadar büyük bir yalnızlık duyuyorum... Derken âhireti hatırlıyor, bu sefer de seni orada görememekten korkuyorum...Çünkü ben, cennete girdirilsem bile, sen peygamberlerin derece ve makamlarında olacaksın, bense kulların derece ve makamlarında; binaenaleyh, seni göremiyeceğim. Eğer cennete girdirilmezsim, o zaman da seni asla göremiyeceğim..." Bunun üzerine, bu âyet-i kerime nazil oldu."Biz hiçbir peygamberi, Allah'ın izniyle kendisine itaat edilmesinden başka bir hikmetle göndermedik" (Nisa. 63)Sıddîk, sıdkı (doğruluğu) âdet edinmiş olan kimsenin ismidir. Bir fiil bir insanın âdeti olur ve o insan bu fiili ifade eden kelimeyle tavsif edilir ise, o vasıf fiîl vezni üzere gelir. Mesela hımmîr (çok şarap içen) denilir. Her kim, şekke düşmeksizin herhangibir dini tasdik eder (doğrular) ise, o sıddîktir. Bunun delili, "Allah'a ve peyamberlerine iman edenler (yok mu!), onlar sıddîklerdir" (Hadîd, 19) âyetidir.Sıddîk, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'i ilk önce tasdik etmiş ve böylece, bu hususta diğer insanlara öncü olmuş kimsenin ismidir.O, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'i tasdikte öncüdür. Çünkü Hazret-i Peygamber'in, "İslâm'ı her kime arzettiysem, mutlaka o duraklamıştır; Ebu Bekir müstesna, çünkü o, hiçtereddüt etmedi" dediği meşhurdur.Alimlerimiz, Hazret-i Ebu Bekir (radıyallahü anh)'in iman etmesinden kısa bir zaman sonra, Hazret-iOsman (radıyallahü anh), Talha, Zübeyr, Sa'd İbn Ebî Vakkas ve Osman İbn Maz'ûn (radıyallahü anhnhüm)'u da İslâm'a getirdiği ve onların böylece müslüman oldukları hususunda ittifak etmişlerdir. Binaenaleyh, Hazret-i Ebu Bekir'in müslüman olması, bu büyük zatların ona uymasına vesile olmuştur.Allahü teâlâ en hayırlı ümmet olarak vasfedilmiş olan bu ümmeti, Hazret-i Peygamber'den sonra Hazret-i Ebu Bekir'i icmâ ile halife seçmeye; O (radıyallahü anh) vefat ettiği zaman, onu Hazret-i Peygamber'inhemen yanına defnetmeye muvaffak kılmıştır.Şehâdetin, insanın kâfir bir kimse tarafından öldürülmesi şeklinde tarif edilmesi caiz değildir.Mü'minler bazan, "Allah'ım, bize şehâdeti nasib et!" diye dua ederler. Eğer şehâdet, sadece kâfir tarafından öldürülmekten ibaret olsaydı, onlar, Allah'tan bu öldürülmeyi istemiş olurlardı. Oysa ki bu caiz değildir.Çünkü, kâfirin onu öldürmesini istemek küfürdür.Hazret-i Peygamber, "Karın ağrısından ölen şehiddir; boğularak ölen şehiddir" Müslim, İmare, 164,Salih, itikadında ve amelinde iyi, dürüst olan kimsedir. Çünkü, cehalet itikadda bir bozukluk, günah ise amelde bir bozukluktur. Bu böyledir, çünkü itikadı doğru, işi de mâsiyet değil taat olan herkes sâlihtir.Bil ki Cenâb-ı Hak, Allah'a ve Resulüne itaat eden kimsenin peygamberler, sıddîklar, şehidler ve salihlerleberaber olduğunu açıklamış, sonra bunlardan hangisi olduğuna pek önem vermeyip, sadece onlarla beraber refîk bir arkadaş olmanın kâfi geldiğini bildirmiştir, Biz daha önce, "refik" kelimesinin, hazarda ve seferde kendisinden istifade edilen kimse manasına olduğunu zikretmiştik. Böylece Cenâb-ı Hak, bu itaatkâr kullardan fayda sağlanacağını açıklamıştır.” Razi
Kitap kulübümüzün 60'ıncı buluşmasında Rutger Bregman'ın "Çoğu İnsan İyidir" adlı kitabını konuştuk.Bu arada 60 buluşma tam 5 yıl yapıyor. Dile kolay, kitap kulübümüz altıncı yaşına bastı, daha nicelerine diyorum, birlikte olduğumuz tüm üyelerimize teşekkür ediyorum.Hollandalı tarihçi ve gazeteci Rutger Bregman'ın bu kitabı (orijinal adı Humankind: A Hopeful History), insan doğasına dair yaygın kabulleri kökten sorgulayan cesur bir çalışma. Yazar, Stanford Hapishane Deneyi, Sineklerin Tanrısı ve Paskalya Adası gibi meşhur örneklerin aslında bize yanlış anlatıldığını belgeleyerek, insanın özünde kötü olduğu varsayımının manipüle edilmiş bir kurgu olduğunu savunuyor. Kitap, kriz anlarında insanların dayanışma içinde hareket ettiğini gösteren gerçek hikayeler ve bilimsel araştırmalarla iddiasını destekliyor. Kitabın kapak yazılarında Harari'nin bile “İnsanlığı yepyeni bir perspektiften görmemi sağladı” sözü yer alıyor.Bregman'a göre bu "kötülük" anlatısı, insanların kendi başlarına düzen kuramayacağı inancını pekiştirerek merkezi otoriteyi, hiyerarşiyi ve katı kontrol mekanizmalarını meşrulaştırmak için bilinçli bir kurgu olarak kullanılır. Özünde bu manipülasyon, toplumsal bir güvensizlik ortamı yaratarak bizleri daha kolay yönetilebilir ve otoriteye muhtaç özneler haline getirmeyi amaçlar.Kitap bizde derin bir heyecan yarattı. Bir yandan, yıllardır referans gösterdiğimiz bilimsel çalışmaların aslında manipüle edilmiş olabileceğini görmek sarsıcıydı. Bazılarımız kitabı fazla iyimser buldu; Türkiye'deki düşük güven ortamında ve adalet sisteminin yetersiz kaldığı bir coğrafyada yazarın bu anlayışla mücadele yaklaşımının ne kadar gerçekçi olduğunu sorguladık. Öte yandan maruz kaldığımız medya ve politik ortamın bizleri olumsuzluğa ittiğini fark ettik, belki de bu nedenle böyle bir bakış açısına ihtiyacımız olduğunu düşündük.Grup olarak sanırım şu noktada hemfikiriz: İnsanın iyi mi kötü mü olduğunu test edecek bir ölçüm aracımız yok, dolayısıyla bu bir tercih meselesi. Bağlamın son derece önemli olduğunu, koşullar iyileştirildiğinde kötülüğün minimize edilebileceğini, ama bunun için ciddi bir hak ve adalet sistemine ihtiyaç duyulduğunu konuştuk. Sonuçta, hayatı anlamlı kılmak için bir şeyler seçmeliyiz; bazılarımız yaşama tutunmak için "çoğu insan iyidir" önermesini seçmeyi tercih ediyoruz.Ben kendi adıma, insanlara verdiğim krediyi 100'den başlatıp geriye geldiğimi söyleyebilirim. Bunun beni sıkıntıya düşürdüğü durumlar da çok oldu, ama bu benim hayat görüşüme daha yakın, bu kitapta da bu seçimi görmekten memnun oldum.Bu bölümde görüşlerine yer verebildiğim arkadaşlarım sırasıyla: (03:20) Feyza Demir, (07:55) Yasemin Karakaya, (12:07) Mürsel Çavuş, (16:06) Bengü İlhan, (17:42) Bahadır Balibaşa, (20:10) Öngün Şumnulu, (23:49) Aycan Acar Şahin, (27:03) Ekin Akkol, (30:30) Mete Yurtsever, (31:38) Ebru Başaran, (35:15) Suat Soy, (37:03) Feyza Demir, (41:47) Cem Çağatay Karaali, (44:07) Bahadır Balibaşa, (48:39) Yasemin Karakaya, (50:41) Öngün ŞumnuluSupport the show
Dünyayı olduğu gibi mi görüyoruz, yoksa bize sunulduğu şekilde mi? New York Üniversitesi'nin (NYU) iki saygın ismi, Prof. Dr. Selçuk Şirin ve Prof. Dr. Tülin Erdem, modern dünyanın en güçlü bilişsel mekanizmalarından birini masaya yatırıyor: Çerçeveleme (Framing). Bir bilginin, bir tercihin veya bir sorunun sunuluş biçimi, verdiğimiz kararları nasıl manipüle eder? Özellikle bağlamın gücü üzerinde durulurken, bir verinin sadece sunuluş şeklinin -ister kayıp odaklı ister kazanç odaklı olsun- tercihlerimizi nasıl kökten değiştirebildiği çarpıcı örneklerle ortaya koyuluyor. Prof. Dr. Tülin Erdem'in pazarlama ve davranış bilimi alanındaki uzmanlığıyla, kararlarımızın ne kadarının gerçekten özgür irademize dayandığını, ne kadarının ise stratejik bir çerçevenin sonucu olduğunu keşfediyoruz. Meselenin toplumsal etki boyutunda ise Prof. Dr. Selçuk Şirin, veriler ve çıplak gerçekler farklı çerçevelerle sunulduğunda kitlelerin tepkisinin nasıl dramatik bir şekilde farklılaşabildiğini analiz ediyor. Böylece, zihnimizin maruz kaldığı bu "mimariyi" anlamak, bireysel ve toplumsal kararlarımıza daha bilinçli bir pencereden bakmamızı sağlıyor.
#ŞehirKuşçular
Çavuşesku'nun Termometresi'nde Ekin Keleş moderatörlüğünde Prof. Dr. Burak Bilgehan Özpek ve İlkan Dalkuç, Cumhurbaşkanlığı seçim sürecini, Hakan Fidan-Bilal Erdoğan tartışmalarını ele alıyor.00:00 Giriş00:40 Bir hayatsızlık biçimi olarak cuma akşamı Post-Erdoğan dönemi konuşmak02:40 Erdoğan'ın tarzı rakiplerine doğrudan saldırmak (tutuklatmak) değil04:20 Erdoğan, muhalefeti bölmek yerine neden İmamoğlu'nu tutuklattı?05:20 Bilal Erdoğan sadece muhalefet topyekün yok edilirse seçim kazanabilir06:00 Bilal Erdoğan'a seçimde avantaj sağlayacak imkanların sırasız (eksik) listesi09:30 Güçlü muhalefetin varlığı-yokluğu12:50 Succession süreçleri çok netamelidir, hele bizimki gibi sistemlerde daha da 15:40 İktidarda çatışma alanları ve Hakan Fidan18:40 Neden "2 Savaş 1 Yazar" ve "Cumhuriyet'in Edebiyatı" programlarımızı izlemelisiniz?20:30 Putin İmparatorluğunu Sorgulama*23:05 Tarihimiz ve çevremizde iktidar değişimlerine dair24:57 Erdoğan'ın uzun bir iktidar süresi var; uzun iktidar süreleri çeşitli sorunları otomatik getirir26:30 15 Temmuz'dan sonra Erdoğan'ın güveni azaldı; sadakati Aile'de arıyor28:20 Bugün Bilal Erdoğan'dan konuşulsa da Erdoğan kolay kolay adaylıktan vazgeçmez30:50 Hakan Fidan "hâlâ" Dışişleri Bakanı ama...32:30 Ne kadar tek adam da olsanız sadece 24 saatiniz var; YT'den bir şey bile izleyemiyorsunuz35:30 İmamoğlu'nu tutukladılar diye düşünmeyin: "İmamoğlu, seni tutukluyorum, Mansur Yavaş, Özdağ, Erbakan... sen anla"40:40 Selçuk Bayraktar ya da Berat Albayrak'tan daha çok Bilal Erdoğan'ı konuşuyoruz?42:00 Bilal Erdoğan'ı seven çekirdek kitle ve Yenilenmiş Ahmet Davutoğlu olarak Bilal Erdoğan46:20 Tayyip Erdoğan neyi devredecek: İktidarı mı partiyi mi?52:40 Liyakatli, işbilir kimsenin sadakate tapmaya ihtiyacı olmaz57:40 Rus raporlarında Erdoğan sonrası için Hakan Fidan'dan bahsedilmesi01:00:10 Sorun Erdoğan'da değil; bir kesimi yok etmek istediğinde destek olan diğer kesim/ler01:02:10 Erdoğan kadar eleştirilebilen başka bir AKP'li yok (Hulusi Akar'a, Hakan Fidan'a bakın bir)* https://www.kitapyurdu.com/kitap/rus-iktidarinin-kalbinde-putin-imparatorlugunu-sorgulama/395378.html?Ayrıcalıklardan yararlanmak için bu kanala KATIL:https://www.youtube.com/channel/UCWyDy24AfZX8ZoHFjm6sJkg/joinBizi Patreon'dan Destekleyin
Bir ay sürmesi beklenen 200 sanıklı Aziz İhsan Aktaş davası başladı. Şam yönetimi ile SDG'nin vardığı yeni anlaşmaya göre Kamışlı ve Haseke'de güvenlik Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlanacak.Bugünün bülteni Nilky ile birlikte ulaşıyor. Bitki bazlı süt dünyasında fark yaratan Nilky, Nespresso uyumlu yeni matcha kapsülleriyle pratikliği ve saflığı tek tuşla bardağınıza taşıyor. Ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.