Dish from Southeast Europe
POPULARITY
Açılışı, “Biz de ‘Bibi'ye saygı duyuyor muyuz” sorusuyla yapalım. Cevap vermeye tenezzül etmeyelim. Ama Trump için önemine bakalım…
Ahkam'ın bu bölümünde Emrah Ablak ile yetişkinlik, sorumluluk ve hayatla kurduğumuz ilişkiyi konuşuyoruz: Yetişkin olmak nedir, insan ne zaman gerçekten “büyüdüğünü” anlar?Çocukluk coşkusunu kaybetmeden yaşamak mümkün mü? Rutine kapılmadan farkındalığı nasıl koruruz? Genç kalmak bir yaş meselesi mi, yoksa dünyayla kurulan bağın biçimi mi? Emrah Ablak, kendi hayat tecrübelerinden yola çıkarak üretmek, sorumluluk almak ve toplumla ilişki kurmak üzerine samimi bir muhasebe yapıyor.Bu derin sohbette; askerlikte yaşanan unutulmaz bir anıdan güç ve aidiyet hissine, karikatürist olmanın getirdiği ergenlik–yetişkinlik geriliminden, idealize edilen baba figürüne ve “toplum için bir şey yapma” fikrine kadar pek çok konuya dokunuyoruz. Gençlere iş üretmenin ne anlama geldiğini, zamanla değişen öncelikleri ve üretimin neden bir meslekten fazlası olduğunu konuşuyoruz.Emrah Ablak'ın içten anlatımıyla; yetişkinliğin konfor değil sorumluluk, gençliğin ise bir ruh hali olduğunu yeniden düşünmek isteyenler için güçlü bir bölüm.
Büyük Sorular'in bu bölümünde Sinan Canan'la homeschooling yani evde eğitim konusunu masaya yatırıyor; okulun ne işe yaradığını, evin ne zaman “daha iyi” olduğunu ve çocuğun nasıl öğrendiğini konuşuyoruz.Bir yandan da özdisiplinin; içsel motivasyon, rutin ve rol modelle kurulduğunu konuşuyor; malumat obezliği, otomatik pilotta yaşam, ters yüz sınıf (flipped classroom) gibi kavramlar üzerinden eğitimin geleceğine bakıyoruz. Türkiye'de homeschooling'in hukuki zemini, regülasyon ihtiyacı ve sosyoekonomik eşitsizlikler de bölümün en kritik başlıklarından.
Ahkam'ın bu bölümünde Emrah Ablak'la çizginin peşine düşüyoruz: Bir çocuğun sık sık taşındığı şantiye hayatından, yalnızlığını kalemle eğlendiren bir karikatüriste dönüşme hikâyesini dinliyoruz. King Kong'lu bir dergi sayfasından, yasak odadaki tavan boyu çizgi roman arşivine uzanan o “kadersel” yolu adım adım konuşuyoruz.Emrah abi, tarama ucuyla şöhler kağıt arasında geçen ömrünü, neden hâlâ tablete tam olarak geçmediğini, iyi çizmek ile iyi anlatmak arasındaki farkı ve kendi kuşağının sokakta büyüyen karikatürist tavrını anlatıyor. Çizginin “hain” yanını, bırakınca nasıl elinin unuttuğunu, sürekli pratik yapmanın Karate Kid'le yarışacak kadar sıkı bir disiplin olduğunu örneklerle açıyoruz.Bir yandan da Bora ile beraber yaptıkları çizgi roman denemelerini, TÜBİTAK'la özdeşleşen Saklı Düşman serisini, ekonomik nedenlerle yarım kalan projeleri ve bir gün çizmek istediği Çanakkale hikâyesini konuşuyoruz. Çocuklara çizgi öğreten son karikatüristlerden biri olmanın ağırlığını, yeni neslin çok meslekli geleceğini ve yapay zekâ çağında “geleneksel” kalemin hâlâ neden cazip olduğunu tartışıyoruz.
2025 yılı kapanıyor. Kürsülerden şatafatlı sözlerle “Aile Yılı” ilan edilen 2025 yılı… Sermayenin istibdadı bu kapsamda aileyi güçlendirmekten, nüfus artış hızını desteklemek için doğum teşviklerinden, sosyal ve ekonomik desteklerden bahsetti. Sözde kadınların sorunlarını gözeten politikalar izliyormuş gibi kendisini göstermeye çalıştı. Ama yılı kapatırken “Aile Yılı”nın gösterdiği gerçekler başka: Emekçi kadınlar için artan yoksulluk, fabrikada emeğinin daha değersiz hale gelmesi, evdeki emeğinin daha görünmez olması, bakım yükünün katlanması, şiddete maruz kalan ve kadın cinayetlerinde yaşamını yitiren kadınlar…İktidarın sözcüleri yine işlerini yaptılar tabii. “1,5 milyon kadını istihdama kazandırdık” diyorlar. Evet, 1,5 milyon kadın “Aile Yılı”nda emekçi ailesi açlıkla terbiye edildiği için, geçinemediği için işgücüne katıldı. Esas soru ise şu: Bu 1,5 milyon kadın ne tür işlerde, hangi şartlarda istihdam edildi? Cevap belli: düşük ücretlerle, güvencesiz, yarı zamanlı, esneklik adı altında kuralsızlığın hâkim olduğu işlerde.Tüm bunlar ortadayken kadın emeğine yönelik saldırının bir cephesi de metal işkolunun en büyük toplu iş sözleşmesi masası oldu. Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS), yaklaşık 150 bin işçiyi kapsayan grup TİS görüşmelerinde kadın işçilerin günlük bir buçuk saatlik süt iznini birleştirerek haftada bir tam gün izin kullanmasını sağlayan maddenin sözleşmeden çıkarılmasını talep etti. Sözleşmeye bir gün refakatçi izni eklenmesi talebini reddetti. İşyerinde şiddet ve tacizi önlemek için Uluslararası Çalışma Örgütü ILO'nun bu konuda temel bir çerçeve sunan 190 sayılı sözleşmesinin referans alınması talebini de yine MESS kabul etmedi. Kim bu MESS fabrikaları? Arçelik'ler Ford'lar, Mercedes'ler, Bosch'lar… Yıllardır 8 Mart'larda pembe kurdelelerle, sosyal medya iletişimleriyle, “HeForShe gönüllüsüyüz”, “cam tavanları birlikte kırıyoruz”, “kadına yönelik şiddete sıfır tolerans” kampanyalarıyla ortalıkta poz kesiyorlar. Bazıları kendini kaptırıp 8 Mart'ı, Dünya Emekçi Kadınlar Günü diye kutlamaya bile kalkıyor. Yılda bir gün fabrikalara, işyerlerine mor balon asıp, çalışan kadınlara çiçek dağıtıp sosyal medyada cinsiyet eşitliği dersi verenlerle bugün süt iznine göz dikenler aynı şirketler! “Şiddete sıfır tolerans” diye boy boy reklam yapanlar, otellerin konferans salonlarında konuşmalar yapanlarla ILO 190'ı reddedenler aynı şirketler! Kadın mühendisliği teşvik ediyoruz diye afişler bastırıp, “İşin cinsiyeti yok, kadınların yapamayacağı iş yok!” diye reklam filmi çekenlerle hafif işlerde çalışabilir raporu alan işçi patronun önerdiği işi kabul etmezse ihbar tazminatını vermeden kapının önüne koyabileyim isteyen aynı patronlar! Ama bu tutarsızlık değil, ikiyüzlülük değil, bu MESS düzeninin ta kendisi, sermayenin çıkarlarını her şeyin üzerinde tutan kapitalist sistemin gerçeği. Sorun kadınların ilerlemesinin önünde görünmez cam tavanlar değil, patronların işçilerin haklarını gasbetmeye yönelik dayatmaları. Sorun eşitlik maskelerinin ardında kadın erkek ayırt etmeksizin bütün işçileri aşağıda gören, hor gören erkek egemen kapitalist düzen.
UMUTSUZLUK BİR KADER MİDİR? Hayır. Grigori Petrov'un efsanevi eseri Beyaz Zambaklar Ülkesinde, bir bataklığın nasıl cennete dönüştüğünü kanıtlıyor. Bu bölümde, Atatürk'ün de başucu kitabı olan, imkansızı başarma sanatının ve kendi hayatınızdaki bataklığı kurutmanın 100 yıllık formülünü açıklıyoruz. Finlandiya'nın soğuk ve karanlık coğrafyasında Johan Wilhelm Snellman'ın yaktığı o ateş, sadece bir tarih dersi değil; bugün sizin için bir uyanış çağrısıdır. Kılıçların yapamadığını kalemlerin nasıl yaptığını, bir halk doktorunun cenazesinde çiçek yerine neden insan seli olduğunu dinleyeceksiniz.Bu hikaye size şunu soruyor: Sizin mazeretiniz ne?Eğer bir ulus küllerinden doğabiliyorsa, siz de kendi hayatınızı değiştirebilirsiniz. ABONE OLMAYI UNUTMAYIN! Dinlediğiniz için teşekkürler!Support the show İnstagram
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre 2024 yılında hastanelere toplam 660 milyon başvuru olmuş. Özel hastanelere başvuru sayısı ise yaklaşık 66 milyon (toplam hastane başvurularının %10'u). OHSAD (Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği), Eylül ayında bu istatistikleri işaret ederek “Özel hastanelere GSS başvuruları dibe vurdu” başlığıyla bir açıklama yayınladı. Oysa özel hastanelere başvurular ne dibe vurdu ne de özel hastanelerin sağlık sistemi içindeki ayrıcalıklı konumları değişti. Türkiye'de özel hastaneler Cumhuriyetin ilk yıllarından beri vardı. Ancak sağlık sisteminin ana aktörü haline gelmeleri AKP iktidarının 2003'te başlattığı “Sağlıkta Dönüşüm Programı - SDP” sonrasında oldu. İlk önce, sevk işlemi yapılmadan özel hastanelere başvurunun önü açıldı. Daha sonra (2006-2008) SGK'nın özel hastanelerden hizmet satın alması uygulaması başladı. Artık vatandaşlar “fark ücreti/ilave ücret” ödeyerek istedikleri özel hastaneye başvurabilecekti. Bu gelişmelerle beraber özel hastane başvurularında patlamalı bir yükseliş yaşandı. SDP'nin başladığı yıllarda özel hastanelere başvuru sayısı yaklaşık 5 milyonken (toplam hastane başvurularının %4'ü), 2009 yılına gelindiğinde bu sayı 60 milyona (toplam hastane başvurularının %26,4'ü) ulaşmıştı. Daha sonra başvuru sayısı 2015 yılında (90 milyon) tavan yaptıktan sonra azalışa geçerek 2024 yılında 66 milyon oldu. OHSAD patronlarının ağlamasının esas sebebi başka. Onlar başvuru sayısı azalırken kârlarından zarar etmek istemiyorlar. SGK'dan aldıkları pastanın artırılmasını istiyorlar. Oysa zaten özel hastanelere başvuran hasta sayısında ve oranında azalma olmasına rağmen SGK'nın özel hastanelere yaptığı birim ödeme yıldan yıla artıyor. 2012'den 2024'e gelene kadar özel hastanelere hasta başına ödenen tutar yaklaşık 9,5 kat artarken, devlet hastanelerine kıyasla yaklaşık 2 kat artmış. 2024 yılında SGK özel hastanelere, devlet hastanelerine göre hasta başına 3 kat daha fazla ödeme yapmış.Özel hastaneler, yasaya göre SGK'nın ödediği ücretin en fazla %200 kadarını “ilave ücret” olarak alma hakkına sahip. Bu da branşına göre değişmekle beraber yaklaşık 250-350 lira kadar ek bir ücret anlamına geliyor. Buradan soruyoruz: Herhangi bir özel hastaneye başvurunuzda talep edilen ücretler bu mu? OHSAD açıklamasında bu itiraf ediliyor: “Ya yaşamak, hayatta kalmak için vatandaştan alacaksınız, kural ihlal edeceksiniz, ya da kapanacaksınız.” Hem SGK'dan aslan payını al hem de vatandaştan kopar koparabildiğini.Ekonomik kriz koşullarında özel hastane faturalarını işçilerin ve emekçi halkın ödemesi imkânsız hâle geldi. Bu nedenle hastane başvuruları, kamuya kaydı. Ancak kaynaklar kamuya aktarılması gerekirken özel hastane patronlarına akmaya devam ediyor. Özel hastanelerin varlığı, kamu sağlık hizmetlerinin nitelikli şekilde verilmesine engel olmakta, işçilerin ve emekçi halkın sağlığına zarar vermekte. Nitelikli, ücretsiz, eşit-ulaşılabilir, devlet eliyle planlanan sağlık hizmetinin önünde engel olan özel hastanelerden SGK'nın hizmet satın alması derhal durdurulmalıdır! Özel hastanelerdeki “ilave ücret” soygununa göz yumulmasına son verilmeli, denetimler artırılmalı, cezalar caydırıcı hale getirilmelidir! Konkordato/iflas ilan eden özel hastaneler kamulaştırılmalı, buralarda çalışan sağlık emekçilerine kamuda istihdam hakkı tanınmalıdır! Kaynakların tamamı kamu sağlık hizmetinin yararına kullanılmalıdır!
Ahkam'ın bu bölümünde Emrah Ablak ile filmler, kitaplar ve hikâye anlatıcılığı üzerinden “etki”yi tartışıyoruz: Bir eser hayatımızı gerçekten değiştirir mi, yoksa sadece iyi bir şov mu izleriz?Emrah Ablak'ın keskin gözlemleri ve anlatıcılığıyla; bağlanma arzusu, etkilenme psikolojisi, okuma-izleme ritüelleri ve “seçici maruziyet” üzerine düşünürken, eğlence ile manipülasyon arasındaki ince çizgiyi yokluyoruz.
Kıvılcım'la yarida kesilen sohbetimizin ikinci kısmı:* Cevap bulmak zor demiyorum. Yanlış soruları sorduğun için, bulduğun hiçbir cevap—esas bunu besleyen mekanizmayı sorgulamadığın için—sana hiçbir zaman “Evet, bunun cevabı şudur”a gelmeyecek sonuçta. Keyifli dinlemeler.[Kayıt tarihi: 8 Temmuz 2025]Güncellemelerden haberdar olmak ve daha fazlası (bölüm notları, soru ve yorumlarınız) için: tersaci.substack.com Twitter: @trscbrs @kivilgym This is a public episode. If you'd like to discuss this with other subscribers or get access to bonus episodes, visit tersaci.substack.com/subscribe
Ahkam'ın bu özel bölümünde Emrah Ablak'la Cumhuriyet'in bireylerin hayatını nasıl dönüştürdüğünü konuşuyoruz: Kars'a yerleştirilen Karapapakların hikâyesinden, “Emrah”ın bir meslek adı oluşuna; fener alaylarının ışığından, liyakatle kurulan bir hayatın taşlarına kadar…Bu sohbette; kimlik ve aidiyet, yurttaşlık kültürü, TRT'nin 70'ler kamu spotlarından bugüne toplumsal alışkanlıklar, spor kulüplerinin işçi sınıfı kökleri, liyakat tartışmaları ve Ulu Önder Atatürk'e duyulan minnet duygusu bir araya geliyor.
Mısırlı alim Şa'ravi (r.âleyh) şöyle der: “Ben San Francisco'da iken bir müsteşrik bana sordu: “Sizin Kur'anınızda bulunan şeylerin tamamı doğru mu?” Cevap verdim: “Kesinlikle evet.” Tekrar sordu: “O halde Allâh niçin kâfirlerin müminlere galip gelmesine imkân veriyor?” Hâlbuki Kur'an diyor ki: “Allâh kâfirlerin mü'minlere galip gelmesine asla imkân vermez.” (Nisa s. 141) Dedim ki: “Çünkü bizler müslümanız, mü'min değiliz, ondan.” “Mü'minlerle Müslümanlar arasındaki fark nedir?” Şeyh Şa'ravi (r.âleyh) şöyle cevap verdi: “Günümüzde müslümanlar namaz, zekât, hac ve Ramazan orucu gibi İslâm'ın ibâdet cinsinden bütün sembollerini yerine getiriyorlar, fakat onlar tam bir sıkıntı ve yokluk içindedirler!”“İlmi, iktisadi, sosyal ve askeri sıkıntılar vs. bu yokluk ve sıkıntıların sebebi nedir? “Kuran'da geçen bir ayette şöyle denilir: “Göçebe Araplar biz iman ettik, diyorlar. Onlara de ki: Siz iman etmediniz. Fakat Müslüman olduk, deyin. Çünkü iman henüz kalplerinize girmedi.” (Hucurat s. 14) Bana sordu: “O halde onlar niçin sıkıntı ve yokluk içindedirler?” “Bunu Kur'an-ı Kerim açıklıyor. Çünkü müslümanlar mü'minler merhalesine yükselemediler.” “O halde müminler kimlerdir?” “Buna da Kur'an-ı Kerim şöyle cevap veriyor: Onlar: “Günâhlarından uzaklaşan tövbekârlar, ibâdetlerine devam eden âbidler, Allâh'a hamd edenler, lezzetlerden uzaklaşarak oruç tutan zahitler, rükû ve secdeleriyle Râblerine boyun eğenler, iyiliği emredip, kötülüğü engelleyenler ve Allâh'ın belirlediği sınırları aşmayanlardır.” (Tevbe s. 112) Yani Allâh (c.c.) zaferi galibiyeti, hâkimiyeti ve yüksek bir durumda bulunmayı müminlere vaat etmiştir, Müslümanlara değil.”(mevlanatakvimi.com)
Kilo verme döngülerinin ardındaki biyoloji, diyet kültürünün görünmeyen etkileri ve yeme bozukluğundan iyileşmenin gerçek belirtileri üzerine sıcak bir sohbet.
Bu bölümde sıkça sorulan üç konuyu ele alıyoruz:Yeme bozukluğundan iyileştikten sonra kilo vermek mümkün mü?Food noise nedir, zihindeki yemek gürültüsü nasıl azalır?Chew and spit (çiğneyip tükürme) davranışı neden olur ve nasıl geçer?Bir yeme bozukluğu koçu olarak bu üç soruyu yargısız, şefkatli ve gerçekçi bir şekilde cevaplıyorum.Bedenle barışmak, yemekle güven ilişkisini yeniden kurmak ve içsel gürültüyü susturmak üzerine samimi bir sohbet bu.
Sosyal medyada meşhur bir doktora soruyorlar: -İnsanın mutlu ve sağlıklı yaşaması için size göre en önemli şeyler nelerdir? Cevap veriyor: -1.Neşeli olmak, 2. Sağlıklı beslenmek, 3. Yeterli ve kaliteli uyku, 4. Egzersiz. Bu cevaba döneceğim.
Soruldu: Mesafe almak için ne yapmak lazım gelir? Cevap verildi: Bir adam düşünün ki suyu arıyor. Bunun için de her önüne gelen toprağı biraz kazıp “burada su yok” diyerek başka bir yere yürüyor ve yeniden kazmaya başlıyor. O adamın su bulma ihtimali nasıl yoksa bu soruyu soran adamın mesafe alma ihtimali de o kadar yoktur.
Avustralya ve İsrail arasında yaşanan son diplomatik kriz, iki ülke arasındaki 76 yıllık ilişkiyi tehlikeye soktu.
Büyük Sorular'ın bu bölümünde Sinan Canan'la insanın toplumsal doğasını ve “yalnızlık” meselesini konuşuyoruz: İnsan gerçekten topluma muhtaç mı?Yalnızlık ile bir başınalık arasındaki fark nedir? Kalabalıklar içinde hissedilen yalnızlık, biyolojimizi ve psikolojimizi nasıl etkiler? Modern çağın sanal bağlantıları, gerçek sosyal ilişkilerin yerini tutabilir mi?Bu derin sohbette; insanın sosyal bağlara neden biyolojik olarak ihtiyaç duyduğundan, toplulukların özgürlükle ilişkisine; bireysellik ile toplumsallık arasında sağlıklı denge kurmanın yollarından, dijital çağda dostluk ve aidiyetin nasıl değiştiğine kadar pek çok konuyu ele alıyoruz.
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde birbirimizin genel kültürünü test ediyoruz! Farklı konulardan sorular soruyor, üç ipucu ile doğru cevabı tahmin etmeye çalışıyoruz. Siz de dinlerken ipuçlarını takip edin, cevaplarınızı bizimle karşılaştırın. Bakalım kaç soruyu bizden önce bulabileceksiniz?
“Çocuklar İçin Akaid serimizden “Allah'ı Esmalarıya tanıdığımız “İsimleriyle Rabbimiz “adlı yayınlanmış short videoları tek parça halimde istifadenize sunuldu . Her bir Esma yı , anlamını ,çocuklarımızn idrak seviyesine uygun muhteşem şiirli dualarla öğreniyoruz . Ezberlemelik şiirli dualar .
Çocuklar için Akaid “serimizin bu bölümünde yine akla takılan , iman ve akaidle ilgili bir konuya daha evlatlarımzın seviyesine uygun örnekli anlatımlarla cevap buluyoruz .
Çocuklar için Akaid “serimizin bu bölümünde yine akla takılan , iman ve akaidle ilgili bir konuya daha evlatlarımzın seviyesine uygun örnekli anlatımlarla cevap buluyoruz .Okul dönemi evlatlar için ıygundur
Bu bölümde; gündüz ve gece haritalarının farklarından, astrolojide gezegenlerin nasıl çalıştığına, mitolojiyle olan bağlantılarından cazimi kavramına kadar birçok konuya değiniyoruz. Güneşin “yaratıcı enerjisi”nden Ay'ın kaderimize etkisine, yükselen burcun motivasyonlarımıza nasıl yön verdiğine dair kapsamlı bir sohbet sizleri bekliyor.Tuğba Karadayı'nın detaylı ve akıcı anlatımıyla, astrolojiyi sadece burç yorumlarından ibaret sananlara yepyeni bir pencere açıyoruz. Hem bilgi hem farkındalık arayanlar için kaçırılmaması gereken bir bölüm.
Tuğba Karadayı'nın açık, anlaşılır ve eğlenceli anlatımıyla; astrolojinin kadim bilgeliğini modern hayatla buluşturuyoruz. Doğum haritasının bir kader değil, potansiyel haritası olduğunu, gökyüzünün bize verdiği oyun hamuruyla neler yaratabileceğimizi konuşuyoruz.
İnsanın garip bir yanı var… Sevdiği herkesi yanında istiyor. Ama işte bir noktada ilişkilerimiz tıkanmaya başlıyor. İşte bu durum bir soruyu çıkarıyor ortaya: Hayatımıza kaç insan sığar? Cevap vermesi epey zor bir soru gibi gelebilir bu, fakat aslında bilimsel bir açıklaması var. Hiçbir Şey Tesadüf Değil'in bu bölümünde Robin Dunbar'ın beyin ve sosyal ilişkiler bağlantısı kurduğu çalışmaları, sosyal medyanın bu sürece etkisini ve zihnimizin çalışma sistemini inceliyoruz. ------- Podbee Sunar ------- Bu podcast, Pegasus hakkında reklam içerir. Yeni seyahat rotanı planlamak için hemen https://www.flypgs.com/ 'u veya Pegasus Mobil uygulamasını ziyaret et! Bu podcast, Garanti BBVA hakkında reklam içerir. GENC2025 kodu ile 3342'ye SMS atıp Garanti BBVA Mobil'den müşteri olun.
Ev serisinin bu bölümünde Tuğba Karadayı ile astrolojiye giriş yapıyoruz: Astroloji bir bilim midir, yoksa sembolik bir yorum sanatı mı?Gezegenler hayatımızı nasıl etkiler? Yükselen burç neyi belirler? Ev sistemleri neyi temsil eder? Astrolojinin tarihsel kökleri nerelere uzanır? Göbeklitepe'den modern psikolojiyle iç içe geçmiş sembol diline kadar uzanan bu derin sohbette astrolojinin temel kavramlarını adım adım keşfediyoruz.Tuğba Karadayı'nın akıcı ve açıklayıcı anlatımıyla, burçların karakter özelliklerinden, harita yorumlamanın ipuçlarına, klasik ve modern astroloji arasındaki farklardan Vedik ve Çin astrolojisine kadar pek çok konuyu ele alıyoruz. Astrolojiyi merak edenler ve bu dili hayatına rehber etmek isteyenler için harika bir başlangıç bölümü.
İRAN'DAN MİZANSEN CEVAP, TRUMP 'BÜYÜK PLANI' DEŞİFRE ETTİ
Tahran için en uygun seçenek ABD'yi daha fazla çatışmaların içine çekmeden İsrail'in canını yakacak saldırıları şiddetlendirmek ve çatışmayı zamana yaymak olacaktır. Yazan: Dr. Hakkı Uygur Seslendiren: Halil İbrahim Ciğer
“Nedir?” diye sormuşlar bizim dervişe. Böyle ne idüğü belirsiz sorulara cevap vermeyi pek sevmez bizim derviş. Yürüdüğü yolu sırlı, esrarlı, -nasıl derler- sofistike zanneden akıl ve kalp kumkumalarından pek hazzetmez. Çünkü yolun sırlı, esrarlı olmadığını bilir. Yol düzdür zira. Yolu çatallı, çapraşık, karışık kılan insanın kibri ve cehlidir.
Mevcut para sisteminin temelden bozuk olduğuna mı inanıyorsunuz? Hükümetlerin ve merkez bankalarının trilyonlarca doları adeta yoktan var etmesi sizi endişelendiriyor mu? Bu podcast bölümünde, mevcut sistemin kırılganlığını ve neden Bitcoin'in bir "Plan B" olabileceğini derinlemesine inceliyoruz. Bitcoin hala yaygın olarak yanlış anlaşılıyor, ancak modern parasal teoriye bir panzehir, sağlam para ve özgürlük için bir oylama olarak görülmeye başlıyor.Bitcoin'in "geç kalınmış" bir teknoloji olmadığını, aslında hala çok erken günler olduğunu savunuyoruz. Bitcoin'in parasal özellikleri - taşınabilirlik, kıtlık, bölünebilirlik, doğrulanabilirlik, dayanıklılık, mantarlaşabilirlik ve sansüre karşı direnç - onu bugüne kadarki en iyi para yapıyor. Merkezi otoritelerden bağımsız, halkın parası.Peki ne yapmalı? Cevap basit: Sats istiflemeye başlayın. Tüm bir Bitcoin almak zorunda değilsiniz; küçük kesirler bile yeterli. Sats istiflemek, piyasayı zamanlama baskısını ortadan kaldırır ve volatiliteyi göz ardı etmenizi sağlar. Otomatikleştirilebilir. Bitcoin'in pahalı olduğu, riskli olduğu veya başka bir kripto parayla değiştirileceği gibi yaygın yanılgıları çürütüyoruz. Özellikle "shitcoin" olarak adlandırılan diğer paralardan uzak durmanız öneriliyor.Unutmayın: Anahtarlarınız değilse, Bitcoin'iniz değildir. Güvenilir üçüncü taraflar güvenlik açığıdır. Kendi araştırmanızı yapın ve doğrulayın. Bu finansal tavsiye değildir. Bitcoin, kişisel sorumluluk gerektiren asimetrik bir bahistir. Hazır olduğunuzda, Bitcoin de hazır olacak.Kaynak
Bu podcast bölümümüzde, dünyanın dört bir yanında işleyen, durmaksızın ilerleyen ve adeta yaşayan bir organizma gibi tanımlanan Bitcoin'in derinliklerine iniyoruz. Onun bu eşsiz dayanıklılığının ve başarısının ardında ne yatıyor? Cevap, düzen ve kaosun sürekli çekişmesinde gizli.Bitcoin'in mekanizmasını harekete geçiren temel kavramları ele alacağız: entropi, rastgelelik ve bilgi. Bu kavramların, cüzdanlarınızın güvencesi olan özel anahtarların rastgeleliğinden, yeni blok bulma sürecinin kaotik doğasına kadar nasıl hayati bir rol oynadığını göreceğiz.Bilginin değiştirilmesinin enerji gerektirmesi gibi fiziksel yasaları kullanan Bitcoin, bu termodinamik güvenliği ve bilgi asimetrisini temel alarak çalışır. Madencilik gibi kaotik süreçlerden elde edilen sonuçlar, herkesin doğrulayabileceği, düzenli, sıralı ve kalıcı bir kayıt olan blok zincirini oluşturur.Sistemin nihai amacı basittir: "Ne, ne zaman, kime oldu?" sorusuna şüpheye yer bırakmayacak şekilde cevap vermek. Bu şeffaflık, herkesin her işlemi denetlemesine olanak tanır, Bitcoin'i açık, izinsiz, sansüre dayanıklı ve tarafsız bir para birimi yapar.Sabit arzından, ortalama 10 dakikada bir oluşan "blok kalp atışına", ve madencilerin teşvik yapısına kadar, Bitcoin'in hayatta kalmak için nasıl tasarlandığını ve belki de neden bir yazar tarafından sadece "Yaşam" olarak adlandırıldığını keşfedeceksiniz.Bitcoin'in düzen ve kaos arasındaki bu büyüleyici dengesini ve dijital çağdaki yerini anlamak için bize katılın.Kaynak
Büyük Sorular'ın bu bölümünde Sinan Canan ile duyguların kökenini sorguluyoruz: Duygular biyolojik mi, yoksa sosyal bir inşa mı?İnsanın beyin sistemi nasıl çalışır? Duygular nasıl oluşur? Bizi harekete geçiren hisler ne kadar bize ait, ne kadarı öğrenilmiş? Terk edilince depresyona girmek, kazanınca mutlu olmak gerçekten doğamızda mı var?Bu derin sohbette; beynin bilinç-dışı karar alma süreçlerinden, inançlarımızın duygular üzerindeki etkisine, sanatsal deneyimlerin nörobiyolojik temellerinden yapay zekâya kadar birçok konuya dokunuyoruz.Sinan Canan'ın akıcı ve düşündürücü anlatımıyla, duyguların nörobilimsel altyapısını, inançlarla ilişkisini ve değiştirilebilir olup olmadığını konuşuyoruz. Sanatla ilgilenmenin insanı nasıl dönüştürebileceğini keşfetmek isteyenler için eşsiz bir bölüm.
Bilim sürekli soru sormayı gerektiren bir alan. Verdiğimiz cevaplar, bulduğumuz çözümler asla bir son anlamı taşımıyor. Bilakis yeni sorunları ve soruları da beraberinde getiriyor. Hiçbir Şey Tesadüf Değil'in bu bölümünde o soruların izinden gidiyoruz. Fiziğin uzun zamandır cevabını aradığı, fakat bir türlü yanıtını bulamadığı bazı temel soruları analiz ediyoruz.------- Podbee Sunar -------Bu podcast, On Dijital Bankacılık hakkında reklam içerir.Bankacılık On'la Rahat. Dünya Döndükçe EFT-Havale- Fast Ücreti Yok.ON Mobil'i İndir! Bu podcast, Pegasus hakkında reklam içerir.Yeni seyahat rotanı planlamak için hemen https://www.flypgs.com/'u veya Pegasus Mobil uygulamasını ziyaret et!Bu podcast, Garanti BBVA hakkında reklam içerir.See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.
Bu videomuzda "Peygamberler neden hep Ortadoğu'ya gönderildi?" "Semavi dinler neden hep ortadoğudan çıktı?" "Yoksa Allah diğer milletlere kıymet vermiyor mu?" "Ortadoğu'da yaşayan insanların bi ayrıcalığı mı var?" "İslam evrensel bir dinse, bu nasıl evrensellik?" gibi Kuran'da adı geçen peygamberlerin hep Ortadoğu'da olmasıyla ilgili sorulan bazı soruları ve Celal Şengör'ün "Ortadoğu geleneği" iddiasını cevapladık. İyi seyirler..0:00 Intro1:40 Bu soru İslam'ı çürüten bi soru değil3:26 Bütün peygamberler Ortadoğu'ya gönderilmemiştir5:37 Akla gelen 3 soru6:03 Kuran neden tüm peygamberlerden bahsetmiyor?7:37 Kuran neden sadece Ortadoğu'ya gönderilen peygamberlerden bahsediyor?11:23 Başka milletlere gönderilmiş olan peygamberlerin hiç tarihi izleri var mıdır?14:17 SON*Takip Etmeyi Unutma:Instagram: @maksat114bursaYouTube: @maksat114Spotify: Maksat 114X: @maksat114bursa
Büyük Sorular'ın bu bölümünde Sinan Canan ile şu soruyu masaya yatırıyoruz: Bilgi gerçekten güç mü, yoksa sadece bir baş belası mı?Veri, malumat, bilgi ve bilgelik arasındaki farkları konuştuğumuz bu derin sohbette; zihinsel yorgunluk, sosyal medya çağında manipülasyon, bilgiyle gelen yalnızlık ve sorumluluk gibi konuları da ele alıyoruz. Sinan Canan'ın sade ama etkili anlatımıyla, bilginin neden her zaman dışarıdan alınamayacağını ve gerçek bilginin nasıl içsel bir üretim süreciyle oluştuğunu keşfediyoruz.
Dervişe sormuşlar: “İnsanı nerede gördün?” Cevap vermiş: Düşerken gördüm insanı. Tutunduğu tuğlayı Rabbi bilmekle meşguldü. Başkasının putuna İbrahim'di, başkasının günahının masumuydu düşerken insan. Öyle bir düşüşle düşüyordu ve bu düşüş ona öyle büyük bir zevk veriyordu ki mest oluyordu mutluluktan. “Benim kararım” diyordu, “benim sevabım” diyordu, benim günahım, benim Rabbim, benim dünyam, benim hayatım. Her “benim” dediğinde düşüyordu insan. Düşmenin her türünü ezberine aldığını zannederek düşüyordu. Üstelik düşerken dönüşü bildiğinden yüzde yüz emindi. Döneceği yerin orada, öylece kendisini beklediğinden hiç şüphesi yoktu.
Bu bölümde, dinleyicilerden gelen sorulara kaldığımız yerden devam ediyoruz. Saraçhane bir son mu, yoksa başlangıcın ilk halkası mıydı? Halk sokaktan neden ve nasıl çekilir? Gençlik hareketleri ne kadar sürer, maratonu kim koşar? Ve devrim kelebeği… O hiçbir zaman durmaz. Bir bakmışsınız boykottayız, bir bakmışsınız grevdeyiz. Ben Ozan Gündoğdu, hazırsanız kaldığımız yerden devam edelim.------- Podbee Sunar -------Bu podcast, Hiwell hakkında reklam içerir.50podbee koduyla Hiwell'de ilk seansınızda geçerli %50 indirimi kullanmak için Hiwell'i şimdi indirin .1750'den fazla uzman arasından ücretsiz ön görüşmelerle size en uygun uzmanı seçebilir, yolculuğunuza kolaylıkla başlayabilirsiniz. Buradan indirin podcast.See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.
Saraçhane Direnişi'nin 6. günü geride kaldı, meydanlar hâlâ dolu, sorular ise yanıt bekliyor. Bu bölümde Ekrem İmamoğlu'na yöneltilen suçlamalardan MASAK raporuna, düşman ceza hukukundan medya manipülasyonuna kadar pek çok başlığı, halkın gündemindeki “sık sorulan sorular” üzerinden ele alıyoruz.Soruların devamı 2. bölümde.Ben Ozan Gündoğdu, hazırsanız başlayalım.------- Podbee Sunar -------Bu podcast, Hiwell hakkında reklam içerir.50podbee koduyla Hiwell'de ilk seansınızda geçerli %50 indirimi kullanmak için Hiwell'i şimdi indirin .1750'den fazla uzman arasından ücretsiz ön görüşmelerle size en uygun uzmanı seçebilir, yolculuğunuza kolaylıkla başlayabilirsiniz. Buradan indirin podcast.See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.
Ukrayna, Suudi Arabistan'da ABD'li yetkililerle yaptığı görüşmelerde Rusya ile 30 günlük bir ateşkes imzalamayı kabul etti. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ateşkes teklifini Rusya'ya götüreceğini söyledi.
PEKER'İN HAKARETİNE BELGELERLE CEVAP - CEVHERİ GÜVEN
NOW Haber Genel Yayın Yönetmeni Doğan Şentürk ile gazeteciler Murat Yetkin, Nevşin Mengü, Çiğdem Toker ve Deniz Zeyrek kulis bilgileri ve yorumlarıyla Orta Sayfa'da gündemi değerlendirdi.Bizi sosyal medyadan takip edin: X: https://twitter.com/nowhaberFacebook:https://www.facebook.com/nowhaber.trInstagram:https://www.instagram.com/nowhaber.tr/Podcast: https://anchor.fm/now-haber
Okyanusları aşıp yanyana gelmenin şerefine sokakta, spontane bir şekilde konu bizi nereye götürürse götürsün minvalinde yaptığımız minicast serimizin beşinci kesiti yayında :)#gelişigüzelsohbetlerSupport the showBize ulaşmak için: Twitter @hkbu_podcast İnstagram @hkbu.podcast Facebook hkbupodcast.com hkbu.podcast@gmail.com Bizimle yolculuğa devam ettiğin için teşekkürler!
Federal koalisyon gelecek seçimleri kazanırsa Avustralya'nın enerji altyapısına nükleer enerjiyi de ekleyeceğini açıkladı. Ana muhalefet lideri Peter Dutton dün nükleer santralleri inşa edecekleri yedi bölgeyi de halkla paylaştı.
Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri beklenildiği gibi aşırı sağın oylarını artırmasıyla sonuçlandı ve bu sonuçlar kıta politikasında sarsıntıya neden oldu. Avrupalı muhafazakârlar sonuçlardan çok mutlu. Seçim sonuçlarının ardından Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Ulusal Meclis'i feshetmesi ve erken seçim kararı almasıyla başlayan tartışma giderek büyüyor. Liderlerden peşi sıra açıklama gelirken, sol partiler ise “Yeni Halk Cephesi” adında birleşme kararı aldı. Nuray Mert, Gamze Elvan'ın sorularını yanıtladı!
Necip Bahadır | Şarkıya iddianameyle cevap! | 29.04.2024 by Tr724
Dersimiz Fitness'ın bu bölümünde sürecin neden sonuçtan daha değerli olduğu detaylarıyla ele alındı. Eğer sen de hayatında ister fiziksel değişim elde etmek için, ister finansal anlamda daha iyi yerlere gelmek için bir çaba sergiliyorsan bu bölümü kaçırma. (00:21) Dönüşmek istediğin kişiye odaklan (07:13) Doğru partner seçimi (10:05) Kendine hiçbir zaman ulaşamayacağın bir hedef koy (14:12) Sonucu değerli kılan şey, çabanın büyüklüğü (18:24) Antrenman, anda kalma ve meditasyon, asıl zenginlik - (22:56) SORU & CEVAP (23:07) 63 yaşından sonra da kas yapılır mı? (24:07) Antrenmanın yarısından fazlası dinlenmeyle geçiyor. Bu normal mi? Set arası ne kadar dinlenmem gerekiyor? (26:48) DeFi Anabolik'teki tetik antrenmanlarını tam olarak nasıl uygulamamız gerekiyor? (28:32) Antrenman programındaki hareketlerde ne kadar ağırlık kaldırmam gerektiğini nerde anlayabilirim? (31:04) Kardiyoyu ağırlık antrenmanlarından önce mi yoksa sonra mı yapmak daha iyi? Sosyal Medya: https://linktr.ee/dersimizfitness Email: bilgi@dersimizfitness.com Hepinize güzel yorumlarınız için teşekkürler! --- Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/dersimiz-fitness/message
Cumartesi günü AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya ziyareti sonrası uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Anayasa değişikliği ile ilgili de konuşan Erdoğan, 50+1 şartının değişmesi gerektiğini söyledi. Bahçeli de bugün grup toplantısında konuştu ve “Milletvekili, belediye başkanı, muhtar seçmiyoruz. Cumhurun bütününü temsil edecek cumhurbaşkanı seçiyoruz. MHP olarak dün ne demişsek bugün de aynı görüşteyiz. Cumhur İttifakı olarak konuşarak, ortak yolun, makul çözümün anlayış ve uzlaşmayla yapılacağı inancına da sahibiz” dedi. İYİ Parti'de ise sular durulmuyor. İstifalar, disipline sevkedilenler, taciz iddiaları.... Gökçe Çiçek Kösedağı'nın konuğu Gürkan Çakıroğlu. Medyascope Ankara Haber Müdürü Senem Büyüktanır ve Medyascope muhabiri Özgecan Özgenç Ankara'nın gündemini aktardı. Gezi Parkı davasından 18 yıl hapis cezasına çarptırılan ve İstanbul-Silivri'deki Marmara Cezaevi'nde tutuklu bulunan şehir plancısı Tayfun Kahraman'ın eşi Meriç Demir Kahraman, yayımladığı videoyla hem AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a hem de kamuoyuna seslendi. Meriç Demir Kahraman Medyascope yayınında... Editör: Aliye Altınışık
Müslümanlar bu dünyaya cevap verebilir mi? İslam dininin sol ile ilişkisi nasıl? İslam dininin cemaatlere bakışı nasıl? İslam dini ile kadının ilişkisi nedir? Ruşen Çakır ve ilahiyatçı İhsan Eliaçık, canlı yayında sizlerden gelen soruları yanıtlıyor.