POPULARITY
Categories
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde günlük hayatta bizi sinirlendiren ama çoğu zaman değiştiremediğimiz şeyleri konuşuyoruz. Kullanım kılavuzlarının hiçbir işe yaramaması, müşteri temsilcisine ulaşmanın imkânsızlığı, bahşiş verirken yaşanan o tuhaf sosyal gerilim, “bu bir mesaj olabilirdi” dedirten toplantılar… Kısacası, hepimizin yaşadığı küçük ama sinir bozucu durumlar üzerine sohbet ediyoruz. "Evet, ben de bunları yaşıyorum" diyeceğiniz bir bölüm sizi bekliyor.
Temmuz ayında Ankara'da gerçekleşecek ve dünyanın merakla beklediği “NATO Liderler Zirvesi”ne giderken, yanımıza almamız gereken soru şudur… Türkiye, herhangi bir uluslararası güvenlik mimarisinin kanatları altında mıdır? “Çatısı” demedim. Evet, NATO üyesiyiz ama küresel tartışma siyasi zeminde cereyan ediyor…
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde Ömer ve Emin, son zamanların en popüler alışkanlıklarını “abartılıyor mu yoksa değeri bilinmiyor mu?” sorusuyla değerlendiriyor. Sabah rutinlerinden minimalizme, yürüyüş yapmaktan evde yemek yapmaya kadar herkesin sürekli övdüğü şeyleri samimi ve eğlenceli bir sohbetle masaya yatırıyorlar. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Transcript Açılış Emin: [0:15] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin. Bugünkü bölümümüzde Ömer'le beraberiz. Nasılsın Ömer? Ömer: [0:24] Sağ ol Emin. İyiyim. Sen nasılsın? Emin: [0:25] Ben de iyiyim. Teşekkür ederim. Ömer: [0:27] Allah iyilikler versin. Sabah rutininden minimalizme: Abartılanlar ve hakkı yenilenler Emin: [0:29] Bugünkü bölümümüzde birkaç konu başlığı belirledik. Birbirimize soracağız bunları. Ve bu popüler konular hakkında "Acaba bu konu abartılmış bir şey mi?" yoksa "Değeri yeterince bilinmeyen bir şey mi?" İngilizce tabirleriyle "overrated" mı, "underrated" mı bölümü çekeceğiz. Evet Ömer, hazır mısın? Ömer: [0:48] Son derece hazırım, heyecanlıyım. Emin: [0:50] Birinci sorum, sabah rutinleri. Var mı bu arada sabah rutinin? Ömer: [0:56] Valla sabah rutinim yok, olmasını isterim. O yüzden underrated diyebilirim kendim için. Ama çok da abartılıyor sosyal medyada. Genel olarak overrated herhâlde. Şahsi olarak underrated. Emin: [1:09] Mesela sabah beşte kalkıyorlar, koşuyorlar. Ondan sonra geri geliyorlar, duş alıyorlar. Güzel bir sağlıklı kahvaltı hazırlıyorlar vesaire... Sence bu abartılan bir etkinlik mi? Yoksa yapıldığında gerçekten insanı zımba gibi yapan bir şey mi? Ömer: [1:25] Ya herhâlde bünye alıştıktan sonra insanı zımba gibi yapan bir şey olabilir. Çünkü mesela ben de söyledim ya, sabah rutinimin olmasını isterdim. Neden? Çünkü biraz zor geçiyor sabahlarım. Dolayısıyla bir şeyleri yanlış yapıyorum. Demek ki zımba gibi olabilen insanlar bir şeyleri doğru yapıyorlar sabahları abi. Dolayısıyla overrated demeye çok dilim varmadı. Sen ne düşünüyorsun? Emin: [1:47] Ben... Bence tam olarak hak ettiği ilgiyi alıyor ya. Ömer: [1:51] Aynı noktadayız herhâlde. Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
2026 Kurban Bayramı da her uzun bayram tatilinde olduğu gibi “Kavimler Göçü Başladı” cümleleri ile haberlere konu oldu. Gidenler gitti. Gidenler nereye gitti? Ailenin reisi “kurbana girmeye”, hane halkı kesilip eve getirilen kurbanın meşakkatini video ve fotoğraflarla paylaşıp “akraba yükü”nü anlatan cümleler kurmaya gitti.
Kendisi hakkında Ekşi Sözlük'te edilen hakaret ve iftiralar arasına sıkışmış şu karşıt malumat, aslında o köhne zihniyetin itirafı olarak kısmen doğru: “Siyasal İslâm'ın ve gericiliğin bayraktar-larından…” Evet, o bir bayraktardı. Vefatının ardından yazılanlar ise mide bulandıracak kadar seviyesizdi. Birkaçı dışında hemen hepsi büyük bir nefretin sonuçlarındandı.
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde yapay zekanın hayatımıza ne kadar hızlı girdiğini, interneti nasıl değiştirdiğini ve artık online dünyada neyin gerçek olup olmadığını anlamanın neden zorlaştığını konuşuyoruz. Botların interneti teorisinden yapay zekayla üretilen sahte videolara kadar dijital dünyanın en ilginç ve kafa karıştırıcı taraflarına değiniyoruz.
Abdullah ibni Ömer (r.a.), şöyle bir olay yaşadığını anlattı: "Bir defasında yolculuk ederken bir bedevî ile karşılaştım; bu bedevînin babası Hz. Ömer (r.a.)'in dostuydu." İbni Ömer (r.a.) bedevîye: "Sen falanın oğlu değil misin?" diye sordu. O da: "Evet, onun oğluyum." dedi. Bunun üzerine Abdullah ibni Ömer (r.a.), yolculuk yaparken devenin üzerinde yorulduğu zaman, ondan inip rahatlamak için bindiği eşeği ve başındaki sarığı çıkarıp bedevîye hediye etti. İbni Ömer (r.a.) ile birlikte yolculuk edenlerden biri: "Şu bedevîye iki dirhem yetmez miydi de bunca şey verdin?" diye söylendi. İbni Ömer (r.a.) ise ona, Resûlullâh (s.a.v.)'in: "Babanın dostunu koruyup gözet! Onunla ilgiyi kesme! Yoksa Allâh imânının nûrunu giderir." uyarısında bulunduğunu haber verdi. Yine Abdullah ibni Ömer (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: "İyiliklerin en değerlisi, bir kimsenin baba dostunun yakınlarına iyilikte bulunup onlara ikrâm etmesidir." Vefâ duygusu, insanın sahip olduğu en üstün erdemlerden biridir. Peygamber (s.a.v.) terbiyesiyle yetişen Abdullah ibni Ömer (r.a.) hazretleri de bu üstün vasfa sahip olduğunu, nakledilen bu olaydaki davranışıyla göstermiştir. Babasını kaybetmenin üzüntüsünü yaşayan kimse, baba dostlarına tutunarak teselli bulmalıdır. Bu konuda Sultân-ı Enbiyâ (s.a.v.) Efendimiz'in Hz. Hatice (r.anhâ)'nın vefâtından sonra onun dostlarına nasıl ilgi gösterdiği, kurban kestiği zaman onları hatırlayıp kendilerine nasıl pay gönderdiği unutulmamalıdır. (İmâm Buhârî, Edebü'l-Müfred, c.1, s.66-67)
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde seyahat etmekle yurt dışında yaşamak arasındaki farkı konuşuyoruz. Bir ülkeyi turist olarak görmek gerçekten onu tanımak mı? İnsan hangi deneyimde daha çok değişiyor? Kendi deneyimlerimiz üzerinden “gezmek” ve “orada yaşamak” arasındaki çizgiyi tartışıyoruz. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Show Notes Sponsor Find your ideal Turkish teacher on italki: https://go.italki.com/turkish5 Use the code EASYTURKISH5 for 5€ off on your first lesson (of at least 10€) Podcast'te bahsi geçen videoyu buradan izleyebilirsiniz
Allâh (c.c.)'u zikretmek makbûl bir ibâdet olduğu gibi, zikir halkalarında oturmak da makbûl bir ibâdettir. Böyle olduğuna dâir pek çok delil vardır. Abdullah ibni Ömer (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Cennet bahçelerine uğradığınız zaman oradan faydalanmaya bakın!" Ashâb-ı Kirâm (r.a.e.): "Yâ Resûlullâh! Cennet bahçeleri nedir, neresidir?" diye sordular. Allâh'ın Elçisi (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Cennet bahçeleri zikir meclislerdir. Allâhü Teâlâ'nın yeryüzünde dolaşıp zikir meclislerini araştıran melekleri vardır. Onlar zikir meclislerini buldukları zaman, zikredenlerin yanına varıp aralarına katılırlar." Hz. Muâviye bin Ebû Süfyân (r.a.) şöyle dedi: "Bir gün Resûl-i Ekrem (s.a.v.) halka şeklinde oturan sahâbîlerinin yanına geldi ve onlara: "Burada niçin oturuyorsunuz?" diye sordu. Onlar da: "Allâhü Teâlâ bize İslâmiyet'i nasip ederek büyük bir lütufta bulundu, biz de bu sebeple O'nu zikretmek ve O'na hamd etmek için toplandık" diye cevap verdiler. Resûlullâh (s.a.v.): "Allâh aşkına söyleyin, siz buraya sadece Allâh'ı zikretmek için mi toplandınız?" diye sordu. Onlar da: "Evet, vallâhi sadece bunun için toplandık" dediler. Bunun üzerine Allâh'ın Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ben size inanmadığım için yemin vermiş değilim. Fakat bana Cebrâil geldi ve Allâhü Teâlâ'nın, meleklere sizinle iftihar ettiğini haber verdi; onun için böyle söyledim." Ebû Saîd el-Hudrî ile Ebû Hüreyre (r.a.e.), Resûlullâh (s.a.v.)'in şöyle buyurduğuna şâhit oldular: "Bir topluluk oturup Allâhü Teâlâ'yı zikrederse, onları melekler kuşatır, Allâh'ın rahmeti kaplar, üzerlerine mânevî huzûr (sekînet) iner ve Allâhü Teâlâ da onları kendi huzûrunda bulunanların arasında anar." (İmâm Nevevî, el-Ezkâr, c.1, s.26-28)
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde aslında hiçbir şey konuşuyoruz… ya da belki de her şeyden biraz. İçerik üretmenin zorlaştığı dönemlerden, “vaktim yok” meselesinin gerçekten bahane olup olmadığından ve yeni baba olmanın hayatı nasıl değiştirdiğinden konuşuyoruz; sonra laf bir şekilde hiç kullanmasak da sahip olmayı sevdiğimiz garip aletlere, güçlü lazerlere ve saatlerce izlenen inşaat videolarına geliyor. Plansız, filtresiz bir muhabbet sizleri bekliyor.
Adı Ella Kenan. 38 yaşında bir kadın. Bu zamana dek kurduğu anlatıların kaç masumun kanının dökülmesine meşruiyet sağladığını kimse bilmiyor. Ancak milyarlarca insanın zihnini allak bullak ettiğini kendisi söylüyor. Ella'nın katliamları meşrulaştırdığı veya gölgelediği ise kesin. Bu arada kendisi bir asker değil. Haliyle üniforma giymiyor, silah taşımıyor. Ancak milyonlarca ekranı aynı anda harekete geçirebilen bir dijital ordunun komutanı. Kendisi anlatıyor rolünü ve yaptıklarını. “Vurduklarını” nasıl indirdiklerine kadar hem de…
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Emin ve Ömer bu bölümde baharın o aldatıcı havasından yola çıkarak yaz özlemini ve “ideal yaz tatili”ni konuşuyor. Kalabalık yaz destinasyonları mı, yoksa sezon dışı sakin tatiller mi daha cazip? Deniz mi, yayla mı? Her şey dahil oteller mi, yoksa daha özgür planlar mı? Kendi tatil alışkanlıklarını ve değişen tercihlerini paylaşırken bölümün sonunda yepyeni bir kavram ortaya çıkıyor: Season Lag. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Transcript Intro Emin: [0:14] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin, bugünkü bölümümüzde Ömer'le beraberiz. Nasılsın Ömer? Ömer: [0:23] Teşekkür ederim. İyiyim Emin, sen nasılsın? Emin: [0:25] Ben de iyiyim. Nasıl gidiyor? Havalar biraz daha güzelleşiyor sanki gittikçe. Ömer: [0:29] Tam hastalık havası dediğimiz havalar. Görünüşte bir iyileşme var. Tabii ki ısındı da biraz ama gidiyor, geliyor. Bir gidiyor bir geliyor böyle... Ara ara ısıran soğuklar oluyor. Dikkat etmek lazım. Emin: [0:40] Şu dönemde güneşe aldanmamak lazım çok. Tabii ki güneşin keyfini çıkaralım. Çok da ince giyinme zamanı değil sanki henüz. Ömer: [0:48] Kesinlikle. Yaz özlemiyle havanın görünüşüne aldanmamak lazım. Emin: [0:52] Evet. Bu dönemlerde hasta olur musun? Ömer: [0:54] Dikkat ederim. Çok da olmam o yüzden ama özellikle bu dönemlerde bir alerji problemi yaşıyorum her sene. Farklı şekillerde tezahür ediyor. Bazen öksürük, bazen hapşırık. Bu aralar hapşırıkla mücadele hâlindeyim. Senin aran nasıl? Emin: [1:07] Ben çok severim aslında bu dönemki havaları. Yazı ne kadar özlediğimi fark ettim bir anda. Ama tabii yaz gelince de "Yaz çok sıcak.Keşke kış gelse." falan diyoruz. Öyle karışık bir durum hâkim bende. Ama şu anda birazcık "Yaz gelse de yazın keyfini çıkarsam." diyorum. Ömer: [1:25] Bir de bu sene uzun bir kış oldu gibi geldi bana. Havalar yani bir süredir ciddi manada soğuktu. O açıdan ben de bu güzel havaları görünce yazı özlediğimi fark ettim. Emin: [1:35] Ya bence uzun bir kış olmadı da kış çok geç başlıyor artık. Ömer: [1:39] Geç başlayıp geç mi bitiyor diyorsun? Emin: [1:41] Evet bence öyle. Sanki bir ay, iki ay ileri gitti mevsimler. Ömer: [1:46] Olabilir olabilir. Bir ara bir sene başlarında böyle ocakta havaların ısındığını hatırlıyorum ama ondan sonra dönemsel bile bir şey olmadı. O bana herhâlde biraz daha özletti bu sene. Ama dediğine de katılıyorum tabii ki bir mevsimlerde tuhaflık ben de seziyorum yani. Emin: [2:02] Evet evet. Bu bölümümüzde ideal yaz tatili hakkında konuşacağız. Genel olarak nasıl planlarız, en güzel yaz tatili nasıl olur vesaire bunları konuşacağız. Sever misin öncelikle yaz tatili planlarını? Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
İyi akşamlar sayın seyirciler. “Herkesin Bakmadığı Yerden” adlı programımıza hoş geldiniz. Herkesin bakmadığı yerden bakar, gizleneni görürüz ilkesiyle devam ettirdiğimiz programımızın bu akşam yedinci yaşını kutluyoruz. Sabah doğan, ikindiden sonra ölen programların yanında bizim programımız doğdu, büyüdü yürüdü. Evet yürüdü. Sizler bizimle yürüdüğünüz için büyüdü, yürüdü. Biliyorsunuz bizim yayın anlayışımız diğerlerinden çok farklı. Biz ve diğerleri. Siz bu ayırımı biliyorsunuz. Yedinci yılımızın şerefine diğerlerinin çok gündeminde olan ama bizim o tarz haberlere, yayınlara itibar etmediğimiz bir konuyu bu defa bir ilke imza atarak huzurunuza getiriyoruz. Malumunuz “Botokslu Cenaze Kime ait?” haberi Türkiye'nin gündeminden düşürülmüyor. Düşmüyor değil, DÜŞÜRÜLMÜYOR! Niye düşürülmediği konusunda haberciler, sosyologlar, antropologlar, felsefeciler ve komplo teorisyenleri şaşkın.
Gözlerinizi kapatın ve 2005 yılına, o meşhur çevirmeli ağ cızırtılarının evlerimizde yankılandığı döneme gidin. Evdeki o devasa tüplü monitörün karşısında, "Kredi kartı numaramı internete yazdım, eve kargoyla dijital fotoğraf makinesi gelecek" diyen bir arkadaşınıza uzaylı görmüş gibi baktığınız o günleri hatırlıyor musunuz? "İnternete kart mı yazılır, ya parayı çekerlerse, kesin dolandırılacaksın!" korkusunun zirve yaptığı o yıllardan, bugün 65 yaşındaki annemizin TikTok canlı yayınında yüz tanıma sistemiyle saniyeler içinde kedi maması sipariş ettiği 2026 yılına nasıl geldik? Türkiye'de Dijital Pazarlama podcastinin bu heyecan verici yeni bölümünde, e-ticaretin arka kapısından içeri giriyor ve dijital kasaların fişlerini tek tek inceliyoruz. İnterneti kimler çökertiyor? Cüzdanın gerçek sahibi 20 yılda nasıl el değiştirdi?Türkiye'nin e-ticaret serüveni aslında toplumumuzun geçirdiği değişimi anlatan muazzam bir sosyolojik dizi gibidir. 2000 ile 2010 yılları arasına, e-ticaretin o ilk emekleme dönemine baktığımızda sepetin mutlak hakiminin 25-35 yaş arası, teknolojiye meraklı ve "cesur" erkekler olduğunu görüyoruz. Cesur diyoruz çünkü 3D Secure gibi güvenlik altyapılarının olmadığı o yıllarda internetten alışveriş yapmak, gece yarısı ıssız bir sokakta yürümeye benziyordu. İnsanlar korkuyordu. O dönemin sepetlerinde sadece MP3 çalarlar, flash bellekler ve bilgisayar donanımları vardı. Kadınların e-ticaretteki payı ise yüzde yirmilerde sürünüyordu. "Denenmeden internetten ayakkabı mı alınır, ya ayağıma olmazsa?" cümlesinin değişmez bir kural olduğu, tamamen elektroniğin ve mantığın domine ettiği o yıllar artık çok geride kaldı.2010 yılından sonra cebimize giren dokunmatik akıllı telefonlar, hızlanan mobil internet altyapıları ve bankaların oturttuğu ödeme güvenlik sistemleriyle oyunun kuralları bir gecede tamamen değişti. O teknoloji sevdalısı erkekler e-ticaret tahtından indirildi ve yerini mutlak bir güçle kadınlara bıraktı! Trendyol, Morhipo gibi moda platformlarının hızlı yükselişiyle birlikte, o kargo poşetleriyle büyük bir aşk yaşamaya başladık. Duygu, moda ve hız e-ticaretin yeni adı oldu. Mobil alışverişin yüzde altmışından fazlasını kadınların yaptığı bu on yıllık dönemde karar verici mekanizma tamamen kadının eline geçerken, erkekler genellikle sadece kadınların seçtiği ürünlerin kredi kartı şifresini giren kişi konumuna geriledi.Ve geldik 2020 yılındaki o malum pandemi kırılmasına ve sonrasına, yani tam olarak günümüze. Şu an Türkiye e-ticaret pazarında öyle bir noktadayız ki, pazarlamacıların bildiği tüm eski ezberler ve hedef kitle kuralları çöpe gitmiş durumda. Bugün dijital sepeti iki yeni ana grup devraldı. Bir yanda Z kuşağı var; onlar Google'da uzun uzun ürün aramak yerine TikTok'ta kaydırırken bir fenomenin ayağında gördüğü ayakkabıyı videodan bile çıkmadan, tamamen dürtüsel bir şekilde saniyeler içinde satın alan o hızlı nesil. Diğer yanda ise e-ticaret sektörünün asıl büyük şoku: Gümüş Sörfçüler! Yani 65 yaş ve üzeri kitlemiz. Evet, şu an Türkiye'de e-ticaretin en hızlı büyüyen demografik grubu gençler değil, annelerimiz, babalarımız ve teyzelerimiz. Pandemi döneminde mecburen dijitalleşen bu kitle, internetten sipariş vermenin o eşsiz kolaylığını keşfetti. Artık uygulamalardan damacana su söyleyen, deterjan stoklayan, pazar arabasını dijitale taşıyan devasa bir kitle var.Pazarlamacılar ve marka yöneticileri olarak buradan çıkarmamız gereken çok net bir ders var: Hedef kitlenizi artık kalıplaşmış yaş sınırlarıyla veya ezberlenmiş cinsiyet kodlarıyla yönetemezsiniz. 20 yıl önce sadece teknoloji meraklılarına bilgisayar parçası satan o internet, bugün herkesin her an cebinde taşıdığı devasa bir alışveriş merkezine dönüştü. Doğru içeriği üretir, doğru platformda yer alır ve o güveni sağlarsanız, 70 yaşındaki dedenize bile dijitalden dron satabileceğiniz yepyeni bir çağdayız.
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde icatları karşı karşıya getiriyoruz. Her turda iki icadı karşılaştırıyor, birini eleyip diğerini üst tura taşıyoruz. Günlük hayatımızı en çok etkileyen, onsuz yaşamanın en zor olduğu icadı bulana kadar devam ediyoruz. Bakalım en sonda hangi icat kazanacak? Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Show Notes Sponsor Find your ideal Turkish teacher on italki: https://go.italki.com/turkish4 Use the code TURKISH4 for 5€ off on your first lesson (of at least 10€) Bu bölümde geçen “telefon nasıl bulundu?” muhabbeti, Cem Yılmaz'ın aynı konuyu ele aldığı ünlü stand-up skecine bir göndermedir. Skeçi buradan izleyebilirsiniz. Transcript Intro Emin: [0:13] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin, bugünkü bölümümüzde Ömer'le beraberiz. Nasılsın Ömer? Ömer: [0:22] Teşekkür ederim Emin, iyiyim. Sen nasılsın? Emin: [0:25] Ben de iyiyim. Bir hafta ara verdik. Ne yaptın bu sürede? Ömer: [0:28] Koşturmaca, yoğunluk. Bir yandan iş yoğunluğu, bir yandan özel hayatta ilgili yoğunluklar. O yüzden ara vermek zorunda kalabiliyoruz bazen. Özledik burayı. Emin: [0:38] Evet, aynen öyle. Ömer: [0:39] Sen ne yaptın? Emin: [0:39] Her zamanki hayat koşuşturmacamızdayım ben de. Herhangi ekstra bir durum yok. Bu da aslında büyük bir şükür sebebi baktığında. Ömer: [0:47] Aynen öyle, kesinlikle. Emin: [0:49] Evet, bugün hayatımızı en çok etkileyen icatlar hakkında konuşmak istiyoruz. Hangisi hayatımızda en kritik öneme sahip? Tabii ki biraz daha böyle somut şeyler üzerinden gideceğiz. Mesela elektrik gibi çok genel ve tam olarak fiziki tutamadığımız bir şey üzerinden değil de daha böyle somut... Telefondur, kameradır, klimadır falan... O tarz şeyler üzerinden ilerleyelim. En önemli icatlar Ömer: [1:17] Tabii tabii. Zaten elektriği onlarla kıyasladığın anda onlar devre dışı kalır gibi. Emin: [1:21] Direkt anlamsız kalıyor diğerleri gerçekten. Şu şekilde ilerleyeceğiz ama: Önümdeki listeye ben sırayla devam edeceğim. Karşılaştırma şeklinde yapacağız. İkişer ikişer gideceğiz. Ömer: [1:32] Allah. Emin: [1:32] Mesela ben "O mu, bu mu?" diye soracağım sana. Ömer: [1:35] Heyecan. Emin: [1:36] Seçtiğin bir üst tura çıkmış olacak. Yeni listedeki icadımız, buluşumuz da onun karşısına rakip olarak çıkacak. Bu şekilde eleye eleye gideceğiz. Ömer: [1:45] Gerildim. Gerildim. İkizler Burcu'nun çok kararsız olduğu söylenir. Emin: [1:49] Aynen öyle. Ömer: [1:50] Seçimlerde şimdiden gerildim. Emin: [1:52] Evet bunun üzerine tabii ki konuşacağız onun için buradayız. Beraber bir karar vereceğiz. O yüzden ben sana yardımcı olabilirim karar vermende. Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Herkesin hayatında “keşke o yaşta kalsaydım” dediği bir dönem vardır… Peki gerçekten en güzel yaş hangisi? Bu bölümde çocukluktan başlayıp 60 ve sonrasına kadar tüm yaşları tek tek konuşuyoruz. Hangi yaşta neyi yaşadık, neyi kaçırdık, neleri büyüttük? Ve en önemlisi: Bundan sonra bizi ne bekliyor? Belki de en güzel yaş tam da içinde olduğumuz yaştır… Show Notes Sponsor Find your ideal Turkish teacher on italki: https://go.italki.com/turkish3 Use the code TURKISH3 for 5€ off on your first lesson (of at least 10€) Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Transcript Intro Emin: [0:15] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin, bugünkü bölümümüzde Ömer'le beraberiz. Nasılsın Ömer? Ömer: [0:24] Teşekkür ederim Emin, iyiyim. Sen nasılsın? Emin: [0:26] Ben de iyiyim. Koca bir ramazan ayını ve Ramazan Bayramı'nı geride bıraktık. Düşüncelerin neler? Ömer: [0:34] Düşüncelerim neler? Güzel. Bayramı da atlattık dediğin gibi. Ziyaretlerimizi yaptık. Güzel. Yani yetti ramazan otuz gün. Yetiyor insana. Emin: [0:43] Ramazan kırk beş gün olsa fazla olurmuş değil mi? Ömer: [0:45] Ramazan kırk beş gün olsa oldukça fazla olurmuş. Emin: [0:50] Teşekkürler Rabb'im. En güzel yaş kaç? Emin: [0:53] Evet, biliyorsun 30 oldum artık. Sen de 29'un sonlarındasın artık. İkimiz de 30'uz diyebiliriz bence. Ömer: [1:01] Evet. Emin: [1:02] Biraz da burada artık 30 yıllık hayatımızda değerlendireceğimiz bir konu olacak Ömer'le beraber: En güzel yaş. Bunu kararlaştıracağız Ömer'le beraber bugün. Ömer: [1:11] Evet, umuyorum ki daha deneyimleyeceğimiz yaş sayısı deneyimlediğimizden fazladır. Emin: [1:18] Evet, sağlıkla diyelim. O da önemli. Ömer: [1:22] Amin, amin, aynen öyle. Emin: [1:24] Evet, tabii ki şu ana kadar değerlendirebileceğimiz yaş sayısı bizim 30 adet. Hatta ilk üçünü saymazsak hatırlamadığımız için... 27 adet yaş deneyimleyeceğiz. Diğer yaşları birazcık daha tabii ki tahmin etmek zorundayız. Evet, şu zamana kadarki hayatında diyelim o zaman Ömer, en güzel yaşın hangisiydi? Ömer: [1:43] Ooo... Yani direkt böyle zor oldu. En güzel yaşım hangisiydi? Herhâlde üniversite zamanlarım. Yani böyle bir 19-20-21 yaşlar falan... Oralar güzeldi sanki. Emin: [1:56] Evet. Ömer: [1:57] Ama tabii geniş geniş konuşacağız. Çok dezavantajı da var bazı açılardan. İnsan yaş aldıkça görüyor bunları. Ama hani genel verdiği hissiyat bakımından güzeldi. Senin? Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
Şevvâl ayında altı gün oruç tutmak, sahîh hadîs ile sabittir. Nebî (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Ramazan-ı Şerif ayında oruç tutup, ardından Şevvâl ayından da altı gün oruç tutarsa, bir yıl oruç tutmuş gibi olur”. Ebû Eyyûb (r.a.) buyurur ki, Resûlullâh (s.a.v.)'den “Bir gününe on gün mü?” diye sordum: “Evet” buyurdu. Abdullah ibni Ömer (r.a.) rivayeti ile bildirilen hadîs-i şerîfte: “Ramazan-ı Şerif ayı orucunu tutup, ardından Şevvâl ayında altı gün daha oruç tutan, günâhlardan, anadan doğduğu gün gibi sıyrılır, kurtulur” buyuruldu. Bu altı gün orucu tutmanın hikmetini, Allâh (c.c.) bilir, ama şöyle olsa gerektir: Allâhü Teâlâ, Kur'ân-ı Kerîm'de: “Bir sevâb işleyene, on sevâb verilir” buyuruyor. Buna göre, Ramazan-ı Şerîf için otuz güne, üç yüz günlük sevâb yazılır. Şevvâl ayındaki altı gün oruç da altmış gün yazılır. Böylece üç yüz altmış gün, ya'nî bir yıl oruç tutmuş gibi olur. İşte sevâb bakımından bütün seneyi oruçlu geçirmiş gibi sevâba kavuşur. Bir hikmeti de şu olsa gerektir ki, Allâhü Teâlâ her iki cihânı altı günde yaratmıştır. Nitekim Allâhü Teâlâ: “Muhakkâk Râbbiniz, o Allâh'dır ki, gökleri ve yeri altı günde yarattı” (A'raf s. 54) buyuruyor. Bütün bunlar, bizim yararımıza yaratılmıştır. O halde, Şevvâl ayında altı gün oruç tutmamız, o fayda ve iyiliklerin şükrü olarak, bize sünnet olmuştur. Bitişik tutulabileceği gibi ayrı ayrı da tutulabilir. Bitişik tutmak, ya'nî Ramazan bayramı olan Şevvâl'in birinci gününün akabinde, ikinci gün başlayıp, yedinci gün bitirmektir. Bunda iyiliğe acele etmek vardır. Nitekim Allâhü Te'âlâ: “Hayır işlerinde yarışırlar” (Âl-i İmrân s. 114) buyuruyor. Bâzı âlimler de, “Şevvâl ayının her on gününde ikişer gün oruç tutmalıdır” demişlerdir. (Muhammed Rebhâmi, Riyadü'n-Nâsihîn, s.257)
Serinin sonuna geldik. Üç haftada beş bölümle epey hızlıydık aslında.Evet, bu son bölümde ABD'nin İslam Devrimi'yle sanıldığı kadar "mesafeli" olmadığını göreceksiniz.CIA-Kontra ilişkisi, İran'a verilen "solcu" infaz listeleri ve Humeyni'nin "Ben aslında ABD düşmanı değilim" açıklamaları...Yani anlayacağınız bu işler "karışık."İyi dinlemeler.Biliyorsunuz Yeni Haller sizlerin desteğiyle yayın hayatına devam eden bir podcast kanalı.Beni aşağıdaki link'lerden destekleyebilirsiniz:www.patreon.com/yenihallerYeni Haller'in bir de Buy Me A Coffee hesabı var artık. Buradan destek olmak çoook daha kolay. Patreon'da sorun yaşayanlar için açtım efendim. Buyurun:https://www.buymeacoffee.com/yenihallerBir de bu sezon spor basınımızda apayrı yeri olan, ben ustam olarak kabul ettiğim Yiğiter Uluğ'la T24'ün Youtube kanalında bir spor programına başladık. Korkmayın, sadece futbol konuşmuyoruz. Hele sahadaki skorları, maçları hiç konuşmuyoruz. Yeni Haller tadında spor sohbeti isteyenler için:Yiğiter Uluğ ve Eray Özer'le GazozunaBana ulaşmak için:https://www.instagram.com/eray_ozerhttps://twitter.com/ErayOzeryenihallerpodcast@gmail.com
Sondan bir önceki bölümdeyiz. Evet, beşinci bölümle birlikte seriyi sonlandıracağız.Darbe sonrası Şah Muhammed Rıza Pehlevi iktidarını pekiştiriyor ve İran'ı demir yumrukla yönetmeye başlıyor.Kendi özel istihbaratını CIA yardımıyla kuruyor ve tüm muhalefetin üzerine kabus gibi çöküyor.Beyaz Devrim'den sekiz yıl sonra kendi sonunun başlangıcı olacak bir hamle yapıyor: Tüm dünyayı davet ettiği, yüzlerce milyon dolar harcanan bir davet veriyor.Harcamalar akıl alır gibi değil. O esnada İran halkının yarıdan fazlası açlık sınırının altında.Bu "tuhaf" eğlence tüm muhalefeti birleştiriyor ve ilerleyen süreçte Şah ülkeden kaçmak zorunda kalıyor.İyi dinlemeler.Biliyorsunuz Yeni Haller sizlerin desteğiyle yayın hayatına devam eden bir podcast kanalı.Beni aşağıdaki link'lerden destekleyebilirsiniz:www.patreon.com/yenihallerYeni Haller'in bir de Buy Me A Coffee hesabı var artık. Buradan destek olmak çoook daha kolay. Patreon'da sorun yaşayanlar için açtım efendim. Buyurun:https://www.buymeacoffee.com/yenihallerBir de bu sezon spor basınımızda apayrı yeri olan, ben ustam olarak kabul ettiğim Yiğiter Uluğ'la T24'ün Youtube kanalında bir spor programına başladık. Korkmayın, sadece futbol konuşmuyoruz. Hele sahadaki skorları, maçları hiç konuşmuyoruz. Yeni Haller tadında spor sohbeti isteyenler için:Yiğiter Uluğ ve Eray Özer'le GazozunaBana ulaşmak için:https://www.instagram.com/eray_ozerhttps://twitter.com/ErayOzeryenihallerpodcast@gmail.com
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Ramazan ayı geride kalırken bu bölümde Emin ve Ömer, Ramazan'ın onlara neler öğrettiğini konuşuyor. Evlerde başlayan Ramazan süslerinden camilerdeki mahyalara, iftar sofralarından Ramazan pidesine kadar bu aya özgü gelenekleri ele alıyorlar. Bölümün sonunda ise bayram anılarına, bayram harçlıklarına ve eskisiyle bugünü kıyasladıkları bayram kültürüne değiniyorlar. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Show Notes Bölümde bahsettiğimiz mahya örneklerinden bazıları
İkili Görüş'ün Özel bölümünde Emrullah Özdemir moderatörlüğünde Reza Talebi, Aydın Selcen ve İlkan Dalkuç ABD ile İsrail'in İran'a operasyonunu, operasyonun muhtemel sonuçlarını, dünyaya, Türkiye'ye etkilerini tartışıyor.00:00 Giriş00:35 Guernica: İran "Bunu ben yapmadım, siz yaptınız efendim"04:00 İran'ın en üst düzey yönetim kademesinin öldürülmesinin İran'a etkileri09:35 Hasan Ruhani, Batı yanlılığıyla öne çıkan bir isim13:20 ABD-İsrail: İran'da rejim değişmeli; İran halkı, hadisenize...15:10 İrin Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan seçilmedi, atandı çünkü...20:10 İran'ın komşularıyla ve bölgedeki ülkelerle ilişkilerine dair28:50 Türkiye'nin İran'a kısmi bile olsa bir müdahalesinin olası sonuçları32:20 Düşman/dost ateşiyle olması fark etmez 24 saatte 3 tane F-15 nasıl vurulur?37:30 İran hangi boyuttaki bir savaşı ne kadar sürdürebilir?44:40 İlkan Dalkuç ise devasa konular ikişer cümle ile 46:20 Demokrasiden hediye olmaz48:40 Nükleer silaha sahip bir İran, Türkiye için -NATO'ya rağmen- bir risktir...01:02:00 İran dağılabilir mi? Evet ama her etnik unsur hadi kendi devletimizi kuralım demez.01:07:10 İran'da rejim değişirse en büyük mağdurları Hamaney'in öldürümünü dansla kutlayanlar olacak01:09:20 İran'dan Türkiye'ye milyonlarca kişinin göç etme ihtimali01:19:40 İran'a müdahale Trump'ı ara seçimlerde kurtarabilir mi?01:29:50 ABD'de siyasetten Hollywood'a yüksek profilli bazılarının İran rejimini değiştirme biçimimiz Anayasa'mıza uygun olmalı söylemi01:33:50 MAGA'cılarda da Trump'ın eylemlerine karşı çıkanlar var ama halkı Demokratlarda halkı sandığa götürebilecek bir kapasite şu an yokDaktilo1984'e daha fazla destek olmak için KATIL üyesi ol:https://www.youtube.com/channel/UCWyDy24AfZX8ZoHFjm6sJkg/joinBizi Patreon'dan Destekleyin
Void kelimesinin , boş, hükümsüz, geçersiz gibi anlamları vardır. Void State, yani , Boşluk durumu, hiçlik hali, düşüncelerinizi yargılamadan zihninizden geçmelerine izin verdiğiniz derin bir meditatif durumdur, bedeninizden ve zihninizden tamamen özgürleşip, benliğinizle, dünya ile evrenle tüm boyutlar ve kapılarla bir olabileceğiniz bir duruma geçersiniz. Bu hali yakaladığınızda, tüm dünyadan, tüm eski inançlarımızdan, kalıplarınızdan, kimliklerinizden, sizi engelleyen her şeyden bağımsızsınızdır, sizin için sadece boşluk ve siz varsınızdır. Saf bilinç düzeyine ulaşırsınız. Daha önce meditasyon yaparken belki de yakaladınız bu durumu, bir boşluk haline ulaştınız. El ve ayak parmaklarında karıncalanma, uçuyormuş gibi hissetme olarak kendini gösterir. Evet bir boşluktasınızdır ama aynı zamanda evrenin tüm potansiyel enerjisini barındıran o boşluktasınızdır burada olabilecek tüm potansiyelleri görebilir gözlemleyebilir ya da yaratabilirsiniz . Bu boşluk aşamasına girdiğimizde bütün enerjiyi kontrol edebilirsiniz yaratıcıyla birsinizdir, yaratıcı enerjiyle de birsiniz , normal bedeninizde bilinçaltınızın tüm kalıpları tüm yaşadıklarınız ve sınırlı enerji kullanımınızla ederek istediklerinizi gerçekleştirmeye çalışırken burada sizi kısıtlayan her şeyden kopmuşken tüm o yaratıcı enerjiyi istekleriniz için rahatça kullanabilirsiniz. Bu çalışmanın bu hali deneyimlemenize yardımcı olmasını dilerim.Araba kullanırken ya da dikkat gerektiren bir işle uğraşırken dinlemeyiniz.Kulaklıkla dinlemeniz önerilir. Meditasyon serisinden ilk siz haberdar olmak ve kanalımı desteklemek için YOUTUBE da abone olup,
"Allâh yolunda çift sadaka veren kimse, cennetin muhtelif kapılarından, ‘Ey Allâh'ın (sevgili) kulu! Burada hayır ve bereket vardır', diye çağırılır. Sürekli namaz kılanlar namaz kapısından, mücahidler cihad kapısından, oruçlular reyyân kapısından, sadaka vermeyi sevenler de sadaka kapısından (cennete girmeye) davet edilirler." (Riyazu's-Salihin, 1219) Ebû Bekir (r.a.): Anam babam sana feda olsun ey Allâh'ın Rasûlü! Gerçi bu kapıların birinden çağrılan kimse için bir sıkıntı yoktur; ama bu kapıların hepsinden birden çağrılacak kimseler de var mıdır? dedi. Resûlullâh (s.a.v.): "Evet, vardır. Senin de o bahtiyarlardan olacağını ümit ederim." buyurdu. (Buharî, Müslim) "Ramazan'ı bir veya iki gün önce oruçla karşılamayın. Eğer bir kimse âdeti olduğu için bu günleri oruçla geçiriyorsa tutsun." (Buharî, Müslim) "Ümmetim sahuru geciktirip, iftarı acele ettikçe hayır üzere olmaya devam ederler." (Müsnedu Ahmed b. Hanbel) "Gündüz uykusuyla (öğlen önce veya sonrasındaki uyku) gece kalkabilmeye, sahur yemeği ile de gündüz orucuna yardım alın." (Taberânî, Mucemu'l-Kebîr) "Oruçlunun en güzel hasleti misvak kullanmasıdır." (İbn Mâce) "Üç şey oruçlunun orucunu bozmaz; kan aldırmak, kusmak, rüyalanmak." (Tirmizî) "Hilali görmedikçe oruç tutmayın, hilali görmedikçe iftar etmeyin..." (İmam Mâlik, Muvattâ) "Ramazan demeyin. Zira ramazan, Allâh'ın isimlerinden bir isimdir. Ramazan ayı deyin." (Beyhakî, Sünenu'l-Kübrâ) Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayete göre adamın biri Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'e gelerek şöyle dedi: "Ben Ramazan'da (oruçluyken) hanımımla birlikte oldum." Onun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Köle azat et" buyurdu. Adam "imkânım yok" dediğinde Efendimiz (s.a.v.), "Peş peşe iki ay oruç tut" buyurdu. (Beyhakî, Sünenu'l-Kübrâ)
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Emin ve Ömer bu bölümde, baba olmanın onları nasıl değiştirdiğini ve en çok neye şaşırdıklarını konuşuyor. Baba olmak düşündükleri gibi miydi? Yoksa onları hiç beklemedikleri bir şekilde mi dönüştürdü? Hazırsanız, iki taze babadan samimi ve içten bir bölüm sizi bekliyor. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Show Notes Sponsor Find your ideal Turkish teacher on italki: https://go.italki.com/turkish2 Use the code EASYTURKISH2026 for 5€ off on your first lesson (of at least 10€) Transcript Intro Emin: [0:15] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin. Bugünkü bölümümüzde Ömer'le beraberiz. Nasılsın Ömer? Ömer: [0:24] Teşekkür ederim Emin. İyiyim. Sen nasılsın? Emin: [0:27] Ben de iyiyim. Nasıl gidiyor ramazan? Ömer: [0:29] Çok şükür bir haftayı devirdik. %23'lere tekabül ediyor. Yaptığım hesaplamalar neticesinde bu sonuca ulaştım. Emin: [0:36] Evet. Ömer: [0:37] Güzel gidiyor. Geçen hafta konuşmuştuk. Kış ramazanı, yaz ramazanından sonra çıtır geliyor. Sadece son saatlerde bir böyle acıkma falan hissediyorum. Güzel. Ben memnunum ramazandan. Sen? Emin: [0:49] Evet ben de. Bundan önceki ramazanlar hep böyle baş ağrısı, açlık, susuzluk ekseninde geçerdi. Bu seneki ramazan çok daha rahat geçiyor. Tabii bunda ramazanın kışa denk gelmesinin de çok büyük bir payı var. Ömer: [1:02] Evet, evet. Tabii ki. Çünkü günler uzun olunca uzun oruç, kısa olunca kısa oruç tutuluyor. Ve dediğin gibi kışın çok daha rahat. Dışarıda olduğumuz zamansarf ettiğimiz efor daha az oluyor, soğuk havalarda. Sıcak havalarda daha bunaltıcı ve su kaybı meydana geliyor. Kış ramazanı iyidir abi. Ben şu an memnunum. Yıllar süren yaz ramazanından sonra şu an hâlimden memnunum. Emin: [1:25] Böyle emekli olacağımız zamana da böyle yaz ramazanı olur. Orada da bir emekli oluruz. Çok güzel sıyrılmış oluruz. Ömer: [1:32] Aynen ama öğrencilikte de geçen hafta konuştuk herhâlde bunu. Yaz ramazanı başkaydı şimdi o... Emin: [1:37] Evet evet. Ömer: [1:38] Sahura kadar çöplemeler falan başkaydı yani. Emin: [1:40] Aynen öyle. Evet. Taze babamız Ömer. Nasıl gidiyor? Baba olmak: Teoride her şeyi biliyorduk, ya pratikte? Ömer: [1:47] Valla nasıl gidiyor Emin'ciğim... İyi gidiyor çok şükür. Olağan. Yani en azından bir sağlık problemimiz yok çok şükür vesaire... Bunlar insanı çok rahatlatan şeyler. Çünkü kendini ifade edemeyen bir canlı ile karşı karşıyayız. Hani ağladığı zaman aç da olabilir, altı ıslak da olabilir. Gazı da olabilir, başka bir problemi de olabilir. Dolayısıyla şu an herhangi bir sağlık problemiyle vesaire karşılaşmadığımız için memnunuz. Ama, nasıl diyeyim? Çok olumlu duygular yaşatan bir şey insana. Bir yandan da gerginlik ve korku da veriyor bence. Çünkü o küçücük şey, yani onun sorumluluğu bazen psikolojik olarak insanın gerçekten dirayetli olmasını gerektiriyor ve gerektirecek gibi. Yani biz daha... Hani ben en azından yirmi gündür bunu yaşıyorum ama ileride de bu duygunun kaybolacağını çok zannetmiyorum. Onun için böyle bir korku, bir gerginlik de var üzerimde. Emin: [2:39] Evet ben de yaklaşık yüz yirmi gündür yaşıyorum bu hissi. Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Ramazan geldi, hoş geldi!
Serinin son bölümündeyiz.Chomsky'den giriyoruz, Norveç Kraliyet Ailesi'nden çıkıyoruz.Arada bir yerde kendi kendime sinirlendim. :)Epstein'i "çok yumuşak biri" olarak tanımlıyor Norveç veliaht prensesi."Yumuşak" insan görmesek inanacağız.Evet, bu bölümde siyasetçiler, krallar, başbakanlar, prensesler var.İyi dinlemeler.Biliyorsunuz Yeni Haller sizlerin desteğiyle yayın hayatına devam eden bir podcast kanalı.Beni aşağıdaki link'lerden destekleyebilirsiniz:www.patreon.com/yenihallerYeni Haller'in bir de Buy Me A Coffee hesabı var artık. Buradan destek olmak çoook daha kolay. Patreon'da sorun yaşayanlar için açtım efendim. Buyurun:https://www.buymeacoffee.com/yenihallerBir de bu sezon spor basınımızda apayrı yeri olan, ben ustam olarak kabul ettiğim Yiğiter Uluğ'la T24'ün Youtube kanalında bir spor programına başladık. Korkmayın, sadece futbol konuşmuyoruz. Hele sahadaki skorları, maçları hiç konuşmuyoruz. Yeni Haller tadında spor sohbeti isteyenler için:Yiğiter Uluğ ve Eray Özer'le GazozunaBana ulaşmak için:https://www.instagram.com/eray_ozerhttps://twitter.com/ErayOzeryenihallerpodcast@gmail.com
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Gezmek sadece yer değiştirmek mi, yoksa dünyayı başka bir yerden anlamak mı? Bu bölümde seyahat ederken farklı dillerde konuşmanın bizde nasıl yeni bir alan açtığını, düşünme biçimimizi nasıl etkilediğini konuşuyoruz. Peki bu yolculukların bir hedefi var mı, yoksa mesele yolda olmak mı? Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Show Notes Sponsor Find your ideal Turkish teacher on italki: https://go.italki.com/easyturkish2026 Use the code EASYTURKISH for 5€ off on your first lesson (of at least 10€) Transcript Intro Emin: [0:14] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin. Bugünkü bölümümüzde Ömer'le beraberiz. Nasılsın Ömer? Ömer: [0:24] Teşekkür ederim Emin. İyiyim. Sen nasılsın? Emin: [0:26] Ben de iyiyim. Teşekkür ederim. Ocak ayının sonuna doğru geldik artık iyice. Nasıl gidiyor 2026'nın ilk ayı? Ömer: [0:33] Yani 2025'in son ayından çok farklı değil. Aynen devam ediyoruz. Güzel diyelim. Bugünümüze şükür. Emin: [0:44] Şunu da sormak lazım kendimize: Hani neyin bu kadar değişmesini bekliyorduk bir takvim gününün geçmesiyle? Ömer: [0:50] Aynen aynen. İşte bu tamamen bir aslında hissiyattan ibaret. Hani yeni bir dönem... Yeni kararlar alıyor insanlar. Hani o şeyde... Yeni yıl başlarken onu bir vesile kılıyor vesaire... Herhâlde öyle yerleşmiş bir gelenek gibi. Yoksa çok anlamı yok gerçekten. Zaman lineer akıyor. Emin: [1:08] Evet. Ya bu his güzel bir his. Onu inkâr edemeyeceğim. Yani ben de farklı hissediyorum gerçekten yeni yıla girdiğim zaman da. Ama bunun mesela hayvanlar ve bitkiler âlemindeki karşılığını düşündüğümde çok boş bir şey olduğunu düşünmeye başlıyorum. Yani biz de sonuçta bu dünyanın bir parçasıyız. Güneş'in doğmasıyla batması arasındaki süreyi bir gün dediğimizi varsayıyoruz. Sadece bizim için bir anlam ifade ediyor bazı şeyleri hesap edebilmemiz için. Aslında Dünya açısından yani 24 saat öncesiyle 24 saat sonrasının bir farkı yok gerçekten de. Ömer: [1:40] Muazzam bir düzen, muazzam bir hesap yöntemi diyebiliriz sadece buna. O açıdan etkileyici. Emin: [1:46] Evet evet kesinlikle öyle. Çok önemli ve gerekli bir şey tabii ki. Sonuçta beyni olan varlıklarız yani. İhtiyacımız var böyle bir şeye. Ama bir yandan da gerçekten aslında önemi yok yani ama... İnsan farklı hissetmeden de yapamıyor. Ömer: [2:01] Tabii tabii. Yani biraz da kendimize böyle yeni umutlar, yeni mutluluklar aramanın derdi içerisindeyiz tabii insanlar olarak. O yüzden böyle kendimiz ona anlam yüklemekten de memnun oluyoruz belki de. Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bir şey almak istiyoruz ama seçenekler arasında kaybolup çıkıyoruz. Bu bölümde alışverişte karar yorgunluğunu, AVM'lerle artan seçenekleri ve “uzmanından almak” gibi işleri kolaylaştıran bir yöntemi konuşuyoruz. Daha az seçenekle daha rahat karar vermek mümkün mü, birlikte bakıyoruz. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Transcript Intro Emin: [0:15] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin. Bugünkü bölümümüzde Ömer'le beraberiz. Nasılsın Ömer? Ömer: [0:24] İyiyim Emin. Teşekkür ederim. Sen nasılsın? Emin: [0:26] Ben de iyiyim. Teşekkür ederim. Nasıl gidiyor? Ömer: [0:29] Çok şükür. Her şey yolunda. Bir yaramazlık yok. Senden ne haber? Emin: [0:32] Ben de aynı şekilde. Rutin aynı şekilde devam ediyor. Bu bile başlı başına bir şükür sebebi aslında. O yüzden şikâyetçi değilim. Ömer: [0:40] Aynen öyle. Emin: [0:40] Evet, son zamanlarda birkaç yaşadığım olumsuz tecrübeden dolayı seninle bir fikrimi paylaştım "Bunu bir podcast bölümü haline getirelim." diye. Sen de tamam dedin. Seçenek fazlalığı Ömer: [0:50] Benzer bir problemi yaşadığım için. Emin: [0:52] Evet, bunu eminim ki herkes yaşıyordur. Bir şey satın alırken seçenek çokluğu beni çok yormaya başladı. Sen de hissediyor musun bunu? Ömer: [1:01] Kesinlikle, kesinlikle. Seçeneğin azlığının vermiş olduğu rahatlık bambaşka bir şey. Emin: [1:06] Evet, bununla nasıl başa çıkacağız artık bilmiyorum. Mesela evime hava temizleyicisi almak istedim. Çünkü bebeğim var üç buçuk aylık. Hani bir faydası olur diye... Çünkü çok fazla hava kalitesinden memnun değilim, bulunduğum yerin. O yüzden alayım dedim. Ya inanılmaz çok seçenek var. İnanılmaz çok. Ya belki beş yüz tane farklı, marka ve model kombinasyonundan bahsediyorum, seçenek var. Ya ben nasıl seçeceğim bunlar arasından ya? Ömer: [1:35] Gerçekten çok zor oluyor bu karar. Sanki hani seçeceğimiz "tek iyi" de, diğerleri de "kötü" gibi bir algımız oluyor. Sende de oluyor mu bilmiyorum... Hani "İçlerinden doğruyu bulmalıyım." şeyi oluyor. Emin: [1:49] Evet evet. En büyük yanılgı bu olabilir mi acaba ya? Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
Evet millet bizi görmeyi özlemişsinizdir diye videocaste geri döndük. Bu bölümümüzde geçmişte kalan, unuttuğumuz benlik kavramını konuştuk. Buyurunuz. Zorlu'daki "ÜÇLEME: KAYIP KAPI, KAYIP ODA VE GİZLİ KAT" etkinliğine göz atmak isterseniz: https://www.zorlupsm.com/etkinlikler/ucleme-kayip-kapi-kayip-oda-ve-gizli-katİnstagram: bumuyanipodcastTwitter: https://twitter.com/bumuyani.com İletişim: bumuyanipodcast@gmail.comYoutube: @BuMuYaniBu podcast Zorlu hakkında reklam içermektedir.
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde Emin ve Ömer, 2025'te Google'da en çok nelerin arandığını masaya yatırıyor. Yapay zekâdan dizilere, futboldan “100 kişilik mercimek çorbası”na kadar herkesin merak ettiği başlıklar bir bir açılıyor.Bazıları şaşırtıyor, bazıları “zaten belliydi” dedirtiyor ama hepsi Türkiye'nin dijital gündemine dair ipuçları veriyor.Kısacası bu bölümde Google'a biz değil, Google bize soruyor.
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde Emin ve Ömer'in Lenur ile sohbeti kaldığı yerden devam ediyor. Kırım mutfağının öne çıkan lezzetlerinden yola çıkıyorlar, Lenur'un Türkiye seyahatindeki deneyimlerinden bahsediyorlar. Yemekler üzerinden kültürel benzerlikleri ve farkları konuşurken, Türkiye'de bir Kırım Tatarı olarak karşılaştığı önyargıları da samimi bir şekilde ele alıyorlar. Gündelik deneyimler, sürpriz gözlemler ve tanıdık tatlar eşliğinde keyifli bir sohbet sizleri bekliyor.
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde Emin ve Ömer'e Kırım'dan Lenur Vacip, namıdiğer ‘seyahatdelisi' (https://www.instagram.com/seyahat_delisi_/) konuk oluyor. Kırım Tatarı olmak nasıl bir kimlik, Kırım'da anadil ne kadar korunabiliyor ve Kırım Tatarcası Türkçeye gerçekten benziyor mu? Lenur hem kendi deneyimleri hem de kültürel arka planıyla bize Kırım'ın görünmeyen yüzünü anlattı. Türkiye'de yaşayan Kırım Tatarları, göçler ve kültürel bağlar üzerine de duruyoruz. Dil, kimlik ve kültür üzerine yaptığımız bu sohbeti kaçırmayın. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Show Notes Lenur Vacip'in Instagram hesabını buradan ziyaret edebilirsiniz.
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde Emin ve Ömer'e harika bir konuk eşlik ediyor: Pınar Kiilerich! Danimarka'da yaşayan ve Danca öğreten Pınar Kiilerich, sosyal medya hesaplarında paylaştığı öğretici ve eğlenceli içeriklerle büyük ilgi görüyor. Birlikte Danimarka'daki kültür şoklarını, Danimarka ve Türkiye'nin arasındaki farkları, günlük yaşamın güzelliklerini ve yurt dışında yaşamın perde arkasını konuştuk. Hem kahkahalarla dolu hem de ufuk açan bir sohbet oldu. Bu keyifli bölümü sakın kaçırmayın! Dinledikten sonra Pınar Hanım'ın paylaşımlarına göz atmak için instagram.com/pinarkiilerich adresini ziyaret etmeyi unutmayın. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Show Notes Pınar Kiilerich'in Instagram hesabını buradan ziyaret edebilirsiniz.
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde hepimizin hayatına sessizce sızan bir alışkanlığı masaya yatırıyoruz: erteleme. Neden “birazdan” demeyi bu kadar seviyoruz? Ertelemek her zaman kötü mü, yoksa bazen zihnin kendini koruma yolu mu? Peki ya fark etmeden kaçırdığımız fırsatlar… Bu sohbet, “Ben de böyle yapıyorum!” dedirtecek türden. Dinlemeyi ertelemeyin.
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde Emin ve Ömer, ekran süresi ve sosyal medya bağımlılığı üzerine samimi bir sohbet yapıyor. Günde ortalama 5-6 saatimizi ekranlara bakarak geçirdiğimizi fark eden ikili, bunun zihinsel sağlık, dikkat dağınıklığı, uyku kalitesi ve “başarı” algısı üzerindeki etkilerini tartışıyor. LEGO'nun çocukların kaygısını azaltan MR setinden “dijital detoks” deneyimlerine kadar uzanan bu keyifli sohbet, modern hayatın dijital alışkanlıklarını sorgulatıyor. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Transcript Intro Emin: [0:14] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin, bugünkü bölümümüzde Ömer'le beraberiz. Nasılsın Ömer? Ömer: [0:24] Merhaba Emin, teşekkür ederim. İyiyim. Sen nasılsın? Emin: [0:27] Ben de iyiyim. Nasıl gidiyor? Nasıl geçti bir haftan? Ömer: [0:30] İyi. Koşuşturmacalı, fena değil, yoğun. Bir sıkıntı yok. Senin nasıl? Bir yaramazlık yok diyelim. Emin: [0:36] Çok şükür. İnanılmaz derecede sisli bir gündü bugün. Hiç fark ettin mi? Ömer: [0:40] Sabah öyleymiş. Ben evdeydim bu sabah. Fark edemedim. Sonra da herhâlde kalktı o sis. Emin: [0:46] Ya anormal bir sis vardı ya. Hani önümde araba var ama sadece tahmin ediyorum yani önümde araba olduğunu. Öyle bir sis vardı. Ömer: [0:54] Allah Allah çok ilginç. Geçtiğimiz günlerde de ben öyle bir izlenim edinmiştim. Sanki biraz böyle "Hava kirli mi ulan?" falan filan diye gelmişti bana. Ama meğer bir sis söz konusuymuş. Emin: [1:04] Ama bugünkü bayağı fenaydı yani. Ve genelde güneş açtığında gider ama bugün o kadar da şey olmadı. Gitmedi yani. Ömer: [1:12] Hava da güzel. Bu da şeyi gösteriyor herhâlde... Bir yüksek basınca işaret ediyor. Öyle olunca da basıyor bütün o şeyi, kirli havayı aşağı. (Evet, doğrudur.) Böyle bir bilgim var. Öyle olunca sisli bir durum ortaya çıkıyor. Haftanın haberi: LEGO'dan MR cihazı ve çocuklar üzerindeki olumlu etkisi Emin: [1:26] Evet, dinleyicilerimize bir söz vermiştik. Her podcast bölümünde ilginç bir haberle onları karşılayacaktık. Bugün bize ne hazırladın? Ömer: [1:34] Bugün gerçekten hoş bir haber bir yandan. Geçtiğimiz haftalarda paylaştığımız haberler biraz daha komikti. Bugün yine eğlenceli ama hoş bir haber. LEGO'nun MR tarayıcı seti. Sever misin LEGO öncelikle? Emin: [1:48] Severim ama bir koleksiyoncusu değilim yani bunun. Sen? Ömer: [1:52] Ben severim oldukça. Yani bir 8-10 setim de var. Dolayısıyla yapmaktan hoşlandığım bir şey. O reklamında var ya böyle... Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde Emin ve Ömer absürt haberlerden yola çıkıyor, tüketim kültürünün derinliklerine iniyor. Influencer'lardan Labubu çılgınlığına, Dubai çikolatasından matcha furyasına… Gerçekten tüm bunlara ihtiyacımız var mı, yoksa sadece “influence” mı ediliyoruz? Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Show Notes Matcha ile sınırlarımızı zorladığımız o bölüm
Kıvılcım'la yarida kesilen sohbetimizin ikinci kısmı:* Cevap bulmak zor demiyorum. Yanlış soruları sorduğun için, bulduğun hiçbir cevap—esas bunu besleyen mekanizmayı sorgulamadığın için—sana hiçbir zaman “Evet, bunun cevabı şudur”a gelmeyecek sonuçta. Keyifli dinlemeler.[Kayıt tarihi: 8 Temmuz 2025]Güncellemelerden haberdar olmak ve daha fazlası (bölüm notları, soru ve yorumlarınız) için: tersaci.substack.com Twitter: @trscbrs @kivilgym This is a public episode. If you'd like to discuss this with other subscribers or get access to bonus episodes, visit tersaci.substack.com/subscribe
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde Emin ve Ömer, site ve mahalle yaşamı arasındaki farklar ile bunların avantaj ve dezavantajlarını masaya yatırıyorlar. Konu konuyu açıyor ve erkeklerin berberlerine olan sadakatine ilişkin anılarını anlatıyorlar. Ayrıca geçtiğimiz hafta yaşanan trajikomik bir olay da gündeme geliyor: Bir müşterinin balıkla dövülmesi. Son olarak yeme ve içmeye ilişkin bir şeyler söylemezlerse olmaz! Markette satılan yumurta çeşitlerini değerlendiriyorlar. Bu dolu dolu ve eğlenceli bölüm sizleri bekliyor! Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Show Notes Bölümde bahsettiğimiz “çipurayla dövülen müşteri” haberi
Yarattığı etkiyle başkalarına ilham olan girişimlerin hikayesi seni de cesaretlendiriyor mu? Evet diyorsan, Big Bang Startup Challenge'a bir göz atmalısın! ⚡Big Bang; İTÜ ARI Teknokent'in vizyoner yaklaşımıyla 2011 yılında kurulan İTÜ Çekirdek Kuluçka Merkezi'nin düzenlediği Türkiye'nin ve bölgenin en büyük girişimcilik etkinliği! Geçen sene 2,85 milyar TL ödül, nakit ve yatırıma şahitlik eden Big Bang sahnesi, bu sene ImpactVerse temasıyla etkiyi odağına alıyor.Bu etki evreninde sen de yerini almak istiyorsan hemen katılımcı kaydını oluşturabilirsin.Kayıt olmak için tıklayınız!* Instagram: @ortamlardasatilacakbilgiTwitter: @OrtamlardaB * Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com*Yeni çıkan kitabım “Kendimi Nasıl İyileştiririm?”i almak için: https://amzn.eu/d/0wFlqHl*Bu bölüm "İTÜ Çekirdek Kuluçka Merkezi'' hakkında reklam içerir
164. Mektup Bu mektûb, hâfız Behâeddîn-i Serhendîye yazılmışdır. Allahü teâlânın feyz ve ni'metleri, her ân, herkese gelmekdedir. Bunları almak ve alamamak arasındaki ayrılık insanlarda olduğu bildirilmekdedir: Allahü teâlâ hepimizi, islâmiyyet yolunda bulundursun! Allahü teâlânın feyzleri, ni'metleri, ihsânları, ya'nî iyilikleri, her ân, insanların iyisine, kötüsüne herkese gelmekdedir. Herkese mal, evlâd, rızk, hidâyet, irşâd ve selâmet ve dahâ her iyiliği fark gözetmeksizin göndermekdedir. [Kullarının küfrlerini, günâhlarını yüzlerine vurmuyor. Kendisine karşı gelenlerin, inkâr edenlerin, günâh işliyenlerin rızklarını kesmiyor. Dünyâ için çalışanlara karşılıklarını, fark gözetmeksizin veriyor]. Fark, bunları kabûlde, alabilmekde ve ba'zılarını da alamamak sûretiyle, insanlardadır. [Allahü teâlâ, kullarına zulm etmez, haksızlık etmez. Onlar, kendilerini azâba, acılara sürükleyen bozuk düşünceleri, çirkin işleri ile, kendilerine zulm ve işkence ediyorlar. Beyt: Hâşâ, zulm etmez kuluna, Hüdâsı, herkesin çekdiği, kendi cezâsı!] Nitekim güneş, hem çamaşır yıkayan adama, hem de çamaşırlara, aynı şeklde, parlamakda iken, adamın yüzünü yakıp karartır, çamaşırlarını ise beyâzlatır. [Bunun gibi, elmaya ve bibere aynı şeklde parladığı hâlde, elmayı kızartınca tatlılaşdırır; biberi kızartınca acılaşdırır. Tatlılık ve acılık hep güneşin parlaması ile ise de, aralarındaki fark, güneşden değil, kendilerindendir.] İnsanların, Allahü teâlâdan gelen ni'metlere nâil olmamaları, Ondan yüz çevirdikleri içindir. Yüz çeviren, elbette birşey alamaz. Ağzı kapalı bir kap, Nisân yağmuruna elbette kavuşamaz. Evet, yüz çeviren birçok kimsenin, ni'metler içinde yaşadığı görülüp, mahrûm kalmadıkları zan olunuyor ise de, bunlarda ni'met olarak görülenler, hakîkatde azâb ve felâket tohumlarıdır. Mekr-i ilâhî ile, istidrâc olarak, ya'nî Allahü teâlânın aldatarak, ni'met şeklinde gösterdiği musîbetlerdir. O kimseleri harâb etmek için ve dahâ ziyâde azıp, sapıtmaları içindir. Nitekim, Mü'minûn sûresinin ellialtıncı âyetinde meâlen, (Kâfirler, mal ve çok evlâd gibi dünyâlıkları verdiğimiz için, kendilerine iyilik mi ediyoruz, yardım mı ediyoruz sanıyor. Peygamberime “sallallahü aleyhi ve sellem” inanmadıkları ve dîn-i islâmı beğenmedikleri için, onlara mükâfat mı ediyoruz, diyorlar? Hayır, öyle değildir. Aldanıyorlar. Bunların ni'met olmayıp, musîbet olduğunu anlamıyorlar) buyurulmuşdur. O hâlde, Hak teâlâdan yüz çevirenlere verilen dünyâlıklar, hep harâblıkdır, felâketdir. [Şeker hastasına verilen tatlılar, helvalar gibidir. Onu bir ân evvel helâke sürükler.] Allahü teâlâ, bizleri, böyle olmakdan korusun! Vesselâm. 166. Bu mektûb, molla Muhammed Emîne yazılmışdır. Dünyânın birkaç günlük hayâtına aldanmamağı ve bu kısa zemânda, çok zikr ederek, kalb hastalığını gidermeğe çalışmak lâzım olduğu bildirilmekdedir: Yavrum! Annenin yavrusuna karşı yapdığı gibi, dahâ ne zemâna kadar kendine böyle titreyeceksin? Dahâ ne güne kadar, nefsin için üzülecek, sıkıntılara düşeceksin? Yakında, elbet öleceksin! O hâlde! Kendini ve herkesi ölmüş bil! Duymaz, kımıldamaz bir taş gibi düşün! Zümer sûresi, otuzuncu âyetinde meâlen, (Sen elbette öleceksin! Onlar da elbette ölecekler!) buyuruldu. Bu kısa zemânda, yapılması gerekli en mühim şey, çok zikr yaparak, kalbi hastalıkdan kurtarmağı düşünmekdir. Çabuk biten bu zemânda, Allahü teâlâyı hâtırlayarak, ma'nevî hastalığa ilâc yapmak en büyük vazîfe olmalıdır. Allahdan başkasına düşkün olan bir gönülden hiç hayr umulur mu? Dünyâya eğilmiş olan rûhdan, nefs-i emmâre dahâ iyidir. Orada, hep kalbin selâmetini isterler. Rûhun, kurtulmuş olmasını ararlar. Biz, kısa görüşlüler ise, hiç durmadan rûhumuzu ve kalbimizi bu dünyâya bağlayacak sebebleri elde etmeği düşünmekdeyiz. Yazıklar olsun! Yazıklar olsun! Ne yapalım? Âl-i İmrân sûresi, yüzonyedinci âyetinde meâlen, (Allahü teâlâ onlara zulm etmedi. Onlar, kendilerine zulm ediyorlar) buyuruldu.
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde ekibimizden harika haberler var!
Bölümümüzün sponsoru Tıkla Gelsin®️'e özel avantajlardan faydalanmak için buraya tıklayarak uygulamayı indirebilirsiniz.Tüm zamanların en iyi üç bölümü geliyor olabilir! Evet, üç bölümlük serinin ilk iki bölümünde yaşamın hızlanmasından, giderek bir konuya odaklanmada yaşadığımız sorunlardan bahsediyoruz.Bugün dikkat eşiğimiz 47 saniyeye düşmüş durumda ve bu sayı giderek azalıyor!Oysa dikkat çok kıymetli bir şey. O kadar ki, İngilizcede ona "ödemek/pay" fiilini kullanıyoruz. Hatta bugün tüm teknoloji devleri dikkatimizin peşinde.Ve ayrıca hep meşgulüz ama hiçbir işi de tam bitieremiyoruz.İlk iki bölümde tüm bunları ve bunlardan kurtulmak için neler yapılabileceğini konuşacağız.Üçüncü bölüm ise tam bir bomba: Yüzyıllardır dikkat kesilmeyi hedefleyen gizli bir örgütü anlatacağım. Şimdiden heyecanlıyım!İyi dinlemeler!
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde Emin ve Ömer, Türkiye'de tatil yapmanın farklı yönlerini konuşuyor. Konya'dan Kapadokya'ya, Antalya'dan Karadeniz yaylalarına kadar Türkiye'nin turistik noktalarını tartışıyorlar. Deniz ve kış turizminin sunduğu imkânların yanı sıra, bakımsızlık ve yüksek fiyatların yarattığı sorunlara değiniyorlar. Elbette Türk mutfağına da özel bir parantez açılıyor; yöresel lezzetlerin zenginliği keyifli bir sohbetle aktarılıyor. Türkiye'yi gezmek isteyenler hem eleştirel hem de iştah açıcı bu bölümü mutlaka dinlemeli! Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Transcript Intro Emin: [0:13] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin. Bugünkü bölümümüzde Ömer'le beraberiz. Nasılsın Ömer? Ömer: [0:23] Teşekkür ederim Emin. Sen nasılsın? Emin: [0:25] Ben de iyiyim. Bu beraber kaydettiğimiz ikinci bölüm. Ömer: [0:28] Evet. Emin: [0:29] Yavaştan ısınıyoruz. Nasıl hissediyorsun? Ömer: [0:31] İyi hissediyorum. İlk bölümümüzü de dinledim. Daha yayınlanmadı ama biz dinlemiş olduk önden. Tabii dinleyince daha da bir insanın hoşuna gidiyor. İyi başladığımızı düşünüyorum. İyi de devam edelim inşallah. Emin: [0:42] Evet, ilk bölüm biraz daha tanışma bölümü gibiydi. Birazcık daha neler yaptık, neler yapıyoruz gibi günlük konulardan konuştuk. Emin: [0:50] Bugünkü bölümümüzün spesifik bir konusu var. Türkiye'deki turistik noktalar hakkında, Türkiye'de bir turist olma, Türkiye'yi gezme hakkında konuşacağız. Bu konuda sen benden çok daha fazla deneyimlisin bence. Ben o kadar da fazla tecrübe sahibi değilim açıkçası. Daha taze hatta Konya'dan döndün. Bu podcast yayınlandığından bir yaklaşık 15 gün önce falan olmuş olacak açıkçası. Biz Türkiye millî takımı olarak, futbol millî takımı olarak tarihî bir hezimet yaşadık ve Ömer onu en önlerden izledi. Türkiye'de turist olmak Ömer: [1:25] Evet abi sıcacık yatağımdan kalktım bir pazar günü. Pazar günü sabahın köründe kalktım. Söğütlüçeşme'den trene bindim. Konya'ya gittim beş saatlik bir hızlı tren yolculuğuyla. Sırf bu tarihî hezimeti kendi gözlerimle görebilmek için. Emin: [1:42] Hiç gerek yokmuş. Ben televizyondan izlediğim kadarıyla tatmin oldum yani. Bir de oraya gidip o kadar emek sarf edip çaba sarf edip üstüne 6-0 yenilip dönmek... Ömer: [1:52] Gerçekten, gerçekten şeydi yani... Ya kötü bir deneyimdi diyemeyeceğim. İyi anları da vardı. Ama nasıl diyeyim... Şu an iyi hatırlasam da stresli bir deneyimdi. Stresli bir deneyimdi. Çünkü maç çok daha kötü de olabilirdi. Onun stresini çok yaşadık. Onun stresini gerçekten bütün stat, bütün Konya olarak yaşadık. Ekranları başında sizler, canlı izleyenler olarak bizler. Ama bir yandan şu yönü de var: İspanya millî takımı şu an gerçekten tarihi olarak hani baktığım zaman, iyi bir takım olarak görüyorum İspanya millî takımını. Ona çıplak gözle şahitlik etmek, Lamine Yamalları, Rodrileri çıplak gözle görmek o açıdan güzel bir deneyimdi. Ama tabii 1984'ten sonra mı ne, ilk defa böyle bir saçma sapan bir fark yemişiz. Bir tane istatistik görmüştüm. Ona şahitlik etmek açısından çok kötüydü. Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Ömer uzun bir aradan sonra Easy Turkish Podcast ile geri dönüyor ve hem eski günleri hem de yeni maceralarını konuşuyoruz. İsviçre'nin masalsı manzaralarından Bern'in ayı geleneğine, parlamentonun önünde kurulan plaj voleybolu sahasından Lauterbrunnen'in Tolkien'e ilham veren doğasına kadar keyifli bir yolculuğa çıkıyoruz. Sohbet ilerledikçe konu vahşi yaşama uzanıyor; ayılar, timsahlar ve hayatta kalma hikâyeleriyle eğlenceli bir bölüm sizi bekliyor! Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Transcript Intro Emin: [0:12] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin. Bugünkü bölümümüzde diğer bölümlerden farklı bir şekilde Ömer'le beraberiz. Ömer aslında Easy Turkish'in çok eski bir üyesi ama aynı zamanda da şu anda yeni üyesi tekrardan. Çok küçüklükten beri, eskiden beri aslında hayalimiz olan bir şey yapıyoruz Ömer'le. Çok eski de bir arkadaşız Ömer'le aynı zamanda. Emin: [0:39] Beraber podcast kaydedeceğiz bundan sonra. Evet Ömer, hoş geldin. Ömer geri döndü! Ömer: [0:44] Hoş bulduk. Buraya olan kalbî bağlılığımızda tekrar buradayız. Heyecanlıyım valla. Konuk olduk falan ama... Easy Turkish'lebu şekilde bir içerik üretmeyeli bayağı oldu. Mutlu ve heyecanlıyım. Emin: [0:56] Evet. Nasıl bir his tekrardan mikrofon karşısında konuşmak? Ömer: [0:59] Valla güzel. Özlemişiz bu heyecanı. Yani tabii şeyden farklı... Bundan önce hep kamera önündeydik. Şimdi bir kamera yok. Sadece mikrofonla baş başayız. O açıdan farklı. Ama o hissiyat, o heyecanı tekrar hissetmek güzel yani. Şey gibi... Dedim ya, böyle bir kalbî bağlılık var. İsmail Kartal - Fenerbahçe ilişkisi gibi yani. Emin: [1:22] Evet yani ne olursa olsun görev olduğunda asla hayır diyemeyen bir Ömer. Ömer: [1:27] Aynen aynen. Sen bana podcast dediğin anda ben zaten çoktan hazırdım. Hemen geldim yani. Çünkü o şeyi de özlemiştim gerçekten... Yani bu özlenecek bir şey gerçekten. Emin: [1:39] Easy Turkish bünyesinde olmasa bile seninle bir podcast çekelim fikrimiz vardı aslında. Ömer: [1:44] Kesinlikle. Emin: [1:45] Dedik Easy Turkish'ten neden olmasın? Bundan sonra Ömer'le beraber bölümlerimizdeyiz. Yine konuklar da alırız tabii ki. Üç kişi çektiğimiz, yeri gelir dört kişi çektiğimiz bölümler de olur. Ömer: [1:56] Evet. Emin: [1:57] Ama ana hostlar olarak, sunucular olarak diyeyim, ben ve Ömer devam edeceğiz bir süre. Evet Easy Turkish bünyesinde beş sene önceki Ömer'le şu anki Ömer arasında nasıl farklar var? Bize bahsetmek istediğin değişiklikler var mı hayatında? Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Emine'nin İstanbul'dan Sivas'a doğru yaptığı yolculuğun lezzet duraklarını konuşuyoruz. Karabük'ten Sinop'a, Samsun'dan Amasya ve Sivas'a kadar hangi yemekleri denediğinden bahsediyoruz. Aynı isimli yemeklerin farklı şehirlerde bambaşka tatlara dönüşmesinden, Türkiye mutfağının dünyadaki eşsiz yerine kadar uzanan keyifli bir sohbet sizleri bekliyor. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Show Notes Yolculukta denediğim lezzetlerden birkaç kare (https://drive.google.com/drive/folders/1iDZUsXpbiwMULUriK7HZjIMdp1k3DsSb?usp=sharing) Transcript Intro 1- Emin: [0:15] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin, bugünkü bölümümüzde Emine ablamla beraberiz. Nasılsın Emine abla? 2- Emine: [0:25] İyiyim Emin, sen nasılsın? 1- Emin: [0:27] Ben de iyiyim. Nerede kalmıştık? 2- Emine: [0:30] Lezzetli bir yerde kalmıştık. 1- Emin: [0:32] Evet, bir önceki bölümü dinlemeyenler varsa, Emine ablam yakın zamanda bir Batı Karadeniz, Orta Karadeniz ve Sivas gezisine gitti. Orada geçen bölümümüzde gezdiği yerleri anlattı bize. Şimdi bu bölümde çok daha önemli bir şey, yediği şeylerden bahsedecek bize. 2- Emine: [0:52] Gelelim asıl konuya. 1- Emin: [0:53] Aynen. Gelelim önemli konuya. Dedik yani bu bölüm apayrı bir bölüm olmalı. Bunu öyle kestirip atamayız yani kısa bir bölümde bunu bitiremeyiz. Evet en son bölümün sonunda en beğendiğin şeyin Sinop mantısı olduğunu söylemiştin. Bu hâlâ geçerli mi? 2- Emine: [1:10] Geçerli sanırım. Böyle ana yemek olarak Sinop mantısını çok beğendim. Bir de Sivas'ta bir Divriği pilavı diye bir pilav denedim. Pilav da şahaneydi ya dışarıda yediğim en iyi pilavlardandı. Ama pilav bizde biliyorsun böyle ana yemek gibi geçmiyor. Bir de ben ekstra sevdiğim için pilavı... O da çok ağır basıyor. 1- Emin: [1:30] Nasıl bir pilavdı? 2- Emine: [1:32] Nasıl bir pilavdı... İçinde bolca kuru meyve vardı. Kuru üzüm falan... Üstünde de haşlanmış et gibi bir et vardı. Ama ikisi beraber pişiyorlarmış galiba. 1- Emin: [1:41] Bayağı ana yemek bu ya. 2- Emine: [1:44] Ya ben pilav kısmını daha çok beğendim. O yüzden oraya odaklanıyorum. Evet eti de düşününce doğru diyorsun. Ana yemek gibi. O çok güzeldi. Böyle et suyuyla pişen pilav zaten çok lezzetli oluyor. O şekilde... O ikisini diyorum. 1- Emin: [1:57] Evet. Peki o zaman gezinin başından başlayalım. İlk gittiğin yer Karabük'tü herhâlde. Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
Topraktan geliyoruz ve toprağa gideceğiz. "Toprağa ne taraftan gidiyorduk ya şimdi tam olarak?" diye soranlarımız olacak, "Erbezi Market'i bildin mi?" diyecek birilerimiz. "Evet" ya da "Hayır" diyeceğiz belki ama sonuç değişmeyecek "O marketin hemen yanında güzel havuzlu bir ev var" diyecek yine birilerimiz. "Evet" diyeceğiz. Devam edecek aramızdan birimiz: "Ben o evi çok beğeniyorum ya, inanılmaz zarif bir bahçe düzenlemesi var, havuz kenarları ahşap, sundurmaları pirinç gibi, kendinden barbekülü bi köşesi var..." "İyi de bundan bize ne?" diyecek belki bazılarımız ama ona da cevap verecek birilerimiz: "Peki senden ve senin sorularından bize ne......"Recorded @ KALT Recording Studios Edit: Erman ÇağlarMix & Mastering: Göksel "Magnum" Elbüken
*Bu bölüm Hiwell hakkında reklam içerir. Sevgili Sen,Evet sen. Bu mektup senin için. Bir ay önce 39 oldum ve bugün, bunun farkına vararak masamın başına oturdum. Hayat denen bu tuhaf yolculukta öğrendiklerimi sana anlatmak istiyorum. Hazırsan, başlıyorum.Hiwell'den faydalanmak için tıklayın.Hiwell'de ilk seansınız aşağıdaki kodla sadece 299 TL!Kod: merdiven299Daha önce seans satın almış ve yeniden almak isteyenler için indirim kodu: 15merdivenBölüm sonu şarkısı: The Metdown - Better Dayshttps://www.youtube.com/watch?v=KgP41Ei8nqghttps://open.spotify.com/track/6JqCM3lNhG9cOwl2APrYTv
Evet sevgili Yeni Haller dinleyicileri.Yaz tatiline girmiyor ama yaza özel minik bir format değişikliğine gidiyoruz. Sadece yaz boyunca.Peki, nasıl bir değişiklik bu?Şöyle efendim: Gündemi Yeni Haller gibi yorumluyoruz. Herkesin baktığı yerden bakmamaya çalışarak ve herkesin tercih ettiklerinin yanı sıra Yeni Haller'e yakışacak gündem başlıklarını bularak.Dolayısıyla geride kalan haftada olanlardan sadece haberdar olmayacak, olan biteni dinlerken her daim işinize yarayacak yeni bilgiler öğrenerek ayrılacaksınız bölümden.Yani, umarım... :)(He bu arada, beğenirseniz bana yazın. Sosyal medya olur, e-mail olur... Hepsi aşağıda var. Yazın zira eğer beğenirseniz Eylül'de bunu videolu çekip hem podcast hem de videocast olarak Youtube ve diğer mecralara yüklemeyi düşünüyorum.)Klasik Yeni Haller ise Eylül'den itibaren devam edecek tabii... (Haftada iki bölüm olacak yani!)Bu hafta neler anlattım peki?Türkiye'nin gündemi: Belediyeler ve yangınlarTrump-Musk kavgasında 2. perdeABD'nin enerji kriziMeta'nın OpenAI'dan eleman araklaması ve gelişenlerOpenAI'ın yeni YZ "gadget"ıAzerbaycan, Ermenistan ve bu ikilinin Rusya'yla ilişkileriFIFA Kulüpler Dünya Kupası'na aşırı uyuz olmam(Epey de doluymuş ya!)İyi dinlemeler.Biliyorsunuz Yeni Haller sizlerin desteğiyle yayın hayatına devam eden bir podcast kanalı.Beni aşağıdaki link'lerden destekleyebilirsiniz:www.patreon.com/yenihallerYeni Haller'in bir de Buy Me A Coffee hesabı var artık. Buradan destek olmak çoook daha kolay. Patreon'da sorun yaşayanlar için açtım efendim. Buyurun:https://www.buymeacoffee.com/yenihallerBölümde bahsi geçen Yeni Haller'in T24 Youtube kanalındaki özel içeriklerine şuradan ulaşabilirsiniz:T24 Youtube Yeni Haller ListesiBana ulaşmak için:https://www.instagram.com/eray_ozerhttps://twitter.com/ErayOzeryenihallerpodcast@gmail.com
Günümüzün büyük bir kısmını yemek yiyerek, yemek yaparak ya da yemek düşünerek geçiyoruz. Evet, şüphesiz ki ilk olarak doymak, gerekli enerji ihtiyacımızı karşılamak, yani yaşamak için yiyoruz. Peki sadece bu kadar mı? 111 Hz'in bu bölümünde neden yemek yediğimizi sorguluyor, adeta hayatımızın merkezinde yer alan bu "yemek" olgusunun aslında ne anlamlara geldiğini anlamak üzere bir yolculuğa çıkıyoruz. Sunan: Barış Özcan Hazırlayan: Kevser Yağcı Biçici Ses Tasarım ve Kurgu: Metin Bozkurt Yapımcı: Podbee Media ------- Podbee Sunar ------- Bu podcast, getirfinans hakkında reklam içerir. getirfinans iyi faizi vade beklemeden günlük kazandırır. Kredi faiz oranı düşüktür. Aidatsız kredi kartı sunar. Para transferinden ücret almaz. Sen de getirfinanslı ol. Bu podcast, Garanti BBVA hakkında reklam içerir. Bonus Platinum Dinamik'le tanışın! Kendiliğinden saatte bir değişen güvenlik koduyla internet alışverişlerinin en yeni ve daha da güvenli ödeme yöntemi! See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.