POPULARITY
Categories
Dizi ile ilgili çok konuşulunca benim de birkaç kelam etmem farz oldu. 3 açıdan analiz ettim. Kemal, Füsun ve kurgu.. Evet bunlara biraz eleştirel biraz takdir ederek yaklaştım. Aşklarını değerlendirdim kendimce. İyi dinlemeler
ABD İran'a saldıracak mı? Son günlerin en baskın tartışma konusunun bu olduğu son derecede âşikâr. Çeşitli medyalarda hemen her gün “uzmanlar” bu mesele etrâfında kafa patlatıyorlar. Esâsen bunun yadırganacak bir tarafı yok. Tırmanarak yaşanan gelişmeler muhtemel savaşı medyatik gündemin merkezine yerleştiriyor. ABD, yüzlerce uçakla takviye ettiği deniz kuvvetlerinin üçte birini İran'ın etrâfına yığmış durumda. Evet, bir taraftan diplomatik müzâkereler devâm ediyor. Ama bu kuvvet temerküzünün gölgesi altında.
Süreç komisyon raporu DEM Parti eleştirilerine rağmen neden rapora 'Evet' dedi? TİP ve EMEP'in 'Hayır'ına nasıl bakıyor? Raporun bağlayıcılığı olacak mı, ilk somut adım ne olacak? DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Koçyiğit Candan Yıldız'ın sorularını yanıtladı.
Serinin son bölümündeyiz.Chomsky'den giriyoruz, Norveç Kraliyet Ailesi'nden çıkıyoruz.Arada bir yerde kendi kendime sinirlendim. :)Epstein'i "çok yumuşak biri" olarak tanımlıyor Norveç veliaht prensesi."Yumuşak" insan görmesek inanacağız.Evet, bu bölümde siyasetçiler, krallar, başbakanlar, prensesler var.İyi dinlemeler.Biliyorsunuz Yeni Haller sizlerin desteğiyle yayın hayatına devam eden bir podcast kanalı.Beni aşağıdaki link'lerden destekleyebilirsiniz:www.patreon.com/yenihallerYeni Haller'in bir de Buy Me A Coffee hesabı var artık. Buradan destek olmak çoook daha kolay. Patreon'da sorun yaşayanlar için açtım efendim. Buyurun:https://www.buymeacoffee.com/yenihallerBir de bu sezon spor basınımızda apayrı yeri olan, ben ustam olarak kabul ettiğim Yiğiter Uluğ'la T24'ün Youtube kanalında bir spor programına başladık. Korkmayın, sadece futbol konuşmuyoruz. Hele sahadaki skorları, maçları hiç konuşmuyoruz. Yeni Haller tadında spor sohbeti isteyenler için:Yiğiter Uluğ ve Eray Özer'le GazozunaBana ulaşmak için:https://www.instagram.com/eray_ozerhttps://twitter.com/ErayOzeryenihallerpodcast@gmail.com
✅ ABD ve İran masada
Alıştığımız dünyânın yapı taşları yerinden çıkıyor. Bunu büyük ölçüde Trump'ın ikinci devrinde yaptıklarına borçluyuz. Çok değil , bir sene evveline kadar hiç kimse kolay kolay AB ile ABD'nin bir kopuş sürecine gireceğini tahmin edemezdi. Evet, Duvar yıkılıp Sovyetler çöktükten sonra bu iki dünyâyı birleştiren NATO, kendisini var eden düşman ortadan kalktığı için büyük bir boşluğa düşmüştü.
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Gezmek sadece yer değiştirmek mi, yoksa dünyayı başka bir yerden anlamak mı? Bu bölümde seyahat ederken farklı dillerde konuşmanın bizde nasıl yeni bir alan açtığını, düşünme biçimimizi nasıl etkilediğini konuşuyoruz. Peki bu yolculukların bir hedefi var mı, yoksa mesele yolda olmak mı? Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Show Notes Sponsor Find your ideal Turkish teacher on italki: https://go.italki.com/easyturkish2026 Use the code EASYTURKISH for 5€ off on your first lesson (of at least 10€) Transcript Intro Emin: [0:14] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin. Bugünkü bölümümüzde Ömer'le beraberiz. Nasılsın Ömer? Ömer: [0:24] Teşekkür ederim Emin. İyiyim. Sen nasılsın? Emin: [0:26] Ben de iyiyim. Teşekkür ederim. Ocak ayının sonuna doğru geldik artık iyice. Nasıl gidiyor 2026'nın ilk ayı? Ömer: [0:33] Yani 2025'in son ayından çok farklı değil. Aynen devam ediyoruz. Güzel diyelim. Bugünümüze şükür. Emin: [0:44] Şunu da sormak lazım kendimize: Hani neyin bu kadar değişmesini bekliyorduk bir takvim gününün geçmesiyle? Ömer: [0:50] Aynen aynen. İşte bu tamamen bir aslında hissiyattan ibaret. Hani yeni bir dönem... Yeni kararlar alıyor insanlar. Hani o şeyde... Yeni yıl başlarken onu bir vesile kılıyor vesaire... Herhâlde öyle yerleşmiş bir gelenek gibi. Yoksa çok anlamı yok gerçekten. Zaman lineer akıyor. Emin: [1:08] Evet. Ya bu his güzel bir his. Onu inkâr edemeyeceğim. Yani ben de farklı hissediyorum gerçekten yeni yıla girdiğim zaman da. Ama bunun mesela hayvanlar ve bitkiler âlemindeki karşılığını düşündüğümde çok boş bir şey olduğunu düşünmeye başlıyorum. Yani biz de sonuçta bu dünyanın bir parçasıyız. Güneş'in doğmasıyla batması arasındaki süreyi bir gün dediğimizi varsayıyoruz. Sadece bizim için bir anlam ifade ediyor bazı şeyleri hesap edebilmemiz için. Aslında Dünya açısından yani 24 saat öncesiyle 24 saat sonrasının bir farkı yok gerçekten de. Ömer: [1:40] Muazzam bir düzen, muazzam bir hesap yöntemi diyebiliriz sadece buna. O açıdan etkileyici. Emin: [1:46] Evet evet kesinlikle öyle. Çok önemli ve gerekli bir şey tabii ki. Sonuçta beyni olan varlıklarız yani. İhtiyacımız var böyle bir şeye. Ama bir yandan da gerçekten aslında önemi yok yani ama... İnsan farklı hissetmeden de yapamıyor. Ömer: [2:01] Tabii tabii. Yani biraz da kendimize böyle yeni umutlar, yeni mutluluklar aramanın derdi içerisindeyiz tabii insanlar olarak. O yüzden böyle kendimiz ona anlam yüklemekten de memnun oluyoruz belki de. Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bir şey almak istiyoruz ama seçenekler arasında kaybolup çıkıyoruz. Bu bölümde alışverişte karar yorgunluğunu, AVM'lerle artan seçenekleri ve “uzmanından almak” gibi işleri kolaylaştıran bir yöntemi konuşuyoruz. Daha az seçenekle daha rahat karar vermek mümkün mü, birlikte bakıyoruz. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Transcript Intro Emin: [0:15] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin. Bugünkü bölümümüzde Ömer'le beraberiz. Nasılsın Ömer? Ömer: [0:24] İyiyim Emin. Teşekkür ederim. Sen nasılsın? Emin: [0:26] Ben de iyiyim. Teşekkür ederim. Nasıl gidiyor? Ömer: [0:29] Çok şükür. Her şey yolunda. Bir yaramazlık yok. Senden ne haber? Emin: [0:32] Ben de aynı şekilde. Rutin aynı şekilde devam ediyor. Bu bile başlı başına bir şükür sebebi aslında. O yüzden şikâyetçi değilim. Ömer: [0:40] Aynen öyle. Emin: [0:40] Evet, son zamanlarda birkaç yaşadığım olumsuz tecrübeden dolayı seninle bir fikrimi paylaştım "Bunu bir podcast bölümü haline getirelim." diye. Sen de tamam dedin. Seçenek fazlalığı Ömer: [0:50] Benzer bir problemi yaşadığım için. Emin: [0:52] Evet, bunu eminim ki herkes yaşıyordur. Bir şey satın alırken seçenek çokluğu beni çok yormaya başladı. Sen de hissediyor musun bunu? Ömer: [1:01] Kesinlikle, kesinlikle. Seçeneğin azlığının vermiş olduğu rahatlık bambaşka bir şey. Emin: [1:06] Evet, bununla nasıl başa çıkacağız artık bilmiyorum. Mesela evime hava temizleyicisi almak istedim. Çünkü bebeğim var üç buçuk aylık. Hani bir faydası olur diye... Çünkü çok fazla hava kalitesinden memnun değilim, bulunduğum yerin. O yüzden alayım dedim. Ya inanılmaz çok seçenek var. İnanılmaz çok. Ya belki beş yüz tane farklı, marka ve model kombinasyonundan bahsediyorum, seçenek var. Ya ben nasıl seçeceğim bunlar arasından ya? Ömer: [1:35] Gerçekten çok zor oluyor bu karar. Sanki hani seçeceğimiz "tek iyi" de, diğerleri de "kötü" gibi bir algımız oluyor. Sende de oluyor mu bilmiyorum... Hani "İçlerinden doğruyu bulmalıyım." şeyi oluyor. Emin: [1:49] Evet evet. En büyük yanılgı bu olabilir mi acaba ya? Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
Evet millet bizi görmeyi özlemişsinizdir diye videocaste geri döndük. Bu bölümümüzde geçmişte kalan, unuttuğumuz benlik kavramını konuştuk. Buyurunuz. Zorlu'daki "ÜÇLEME: KAYIP KAPI, KAYIP ODA VE GİZLİ KAT" etkinliğine göz atmak isterseniz: https://www.zorlupsm.com/etkinlikler/ucleme-kayip-kapi-kayip-oda-ve-gizli-katİnstagram: bumuyanipodcastTwitter: https://twitter.com/bumuyani.com İletişim: bumuyanipodcast@gmail.comYoutube: @BuMuYaniBu podcast Zorlu hakkında reklam içermektedir.
Haritaya bakıldığında birbirinden kopuk iki havza ortaya çıkıyor. Evet, Somaliland ve Yemen birbirine yakın; lâkin Grönland onlara çok uzak. Bu tarz bir yazı başlığı ilk olarak kafa karıştırıcı gelebilir. Ama kısa bir zaman zarfında bu coğrafyalarda yaşanan hâdiseler, ortaya birbiriyle iltisaklı çok düşündürücü manzaralar çıkarıyor.
Noel ve Yılbaşı aynı anlama mı geliyor? Evet, hayır?.. Bu bilgiyi Pelin Batu'nun bir yayınından öğrendim. Biraz geç de olsa yükledim. İyi dinlemeler!
ABD'nin Venezuela'ya yaptığı adam kaçırma operasyonu aslında fiilen ABD hegemonyasının söz konusu olduğu yıllardan itibaren yaptığından farklı bir eylem değil. 7 Ekim'den beri Siyonist katil İsrail'in Gazze'ye karşı işlediği soykırım suçuna karşı uluslararası düzenin sergilediği lakaytlığa bakarak dünyada aslında sandığımızdan çok daha farklı bir düzenin hâkim olduğu konusunda bütün dünyada bir bilinç oluştu. Evet görünürde işgal altında olan Filistin toprakları ve şu anda en kesif ordularıyla İsrail, ABD'nin sınırsız desteğiyle Gazze'ye yüklenmektedir.
Ebû Davud'un Abdurrahman bin Ebû Leylâ (r.a.)'denyaptığı rivayete göre, Peygamber (s.a.v.) bir gece yolculuğu yapıyorlarmış, arkadaşlarından biri devesininüzerinde uyuya kalmış, bunu görenler bir kısmı uyuyanın yanındaki urganı çekip almışlar, adam korku içindeuyanmış. Buna muttali olan Resûlullâh (s.a.v.): "Bir Müslümana diğer bir müslümanı korkutmak helâl olmaz"buyurmuşlar. Mizahın fazlası iyi değildir, bu hususta nehiy yollu rivayetler vardır. Nitekim "Başkasının sözünehaklı, haksız itiraz etmek" bahsinde İbni Abbas (r.a.)'denrivayet edilen hadîs-i şerîfte buna işaret edilmişti.Evet, mizahın fazlası heybet ve vakarı düşürür, bâzıahval ve şahıslarda kinin doğmasına ve bir kısım kimselerde de kalbi öldüren gülmeye yol açar. Tirmizî'ninEbû Hüreyre (r.a.)'den yaptığı rivayete göre, Peygamber(s.a.v.) ashabına buyurdular ki: "Kim benden şu altıkelimeyi alır da onunla amel eder veya amel edecekolan kimseye öğretir?" Ebû Hüreyre (r.a.) "Ben, yâResulullâh!" dedim, diyor. Bunun üzerine Peygamber(s.a.v.) elimi tutarak o beş şeyi saydı: "Haram şeylerden sakın ki insanların en çok ibâdet edeni olasın.Allâh'ın sana ayırdığı rızka razı ol ki insanların enzengini sayılasın. Komşuna iyilik et ki kâmil mü'minolasın. Kendi nefsin için sevdiğin şeyi insanlar içinde sev ki dosdoğru Müslüman olasın. Bir de gülmeyiartırma, çünkü çok gülmek kalbi öldürür." Ebû Hureyre (r.a.)'den yaptığı rivayette, Peygamber(s.a.v.) buyurdular ki: "Şüphe yok ki kul bir kelime söyler, onu ancak meclistekiler gülsün diye söyler deo kelime sebebiyle yerle gök arasındaki mesafedendaha uzak bir düşüş düşer. Hem kişinin diliyle kayması, ayağıyla kaymasından çok beter olur."(İmam Birgivî, Tarikat-ı Muhammediye, s.400)
T24 yazarı Prof. Dr. Ayşe Naz Bulamur ile akademisyen Dr. Cihan Yurdaün'ün dizi ve film gibi yapımları tartıştığı Ekran Aşkına'nın bu bölümünde Jasmine dizisi mercek altında.
Evet, biz bir gaflet uykusuna düşmüş idik. Yönümüzü kaybetmiş idik. Yörüngemizi şaşırmış idik. Kimimiz 1922'ye girdi ve ebeden orada kaldı. Kimimiz 1923'e girdi ve onlarda ebeden orada kaldı. Ve biz mağlup olduk.
Evet, takvim yaprağı değişti. Evet, havai fişekler atıldı. Evet, “Hoş geldin 2026” cümlesi kuruldu. Ama asıl soru şu: Gerçekten girdik mi? Malum yeni bir yıla sadece sayılarla girmek mümkün olmuyor. Dünün ruh hali, hafızası ve taşıdığı yükle giriyoruz yeni yıla, yanımızda 2025'ten kalan ağır bir bavulla.
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde Emin ve Ömer, 2025'te Google'da en çok nelerin arandığını masaya yatırıyor. Yapay zekâdan dizilere, futboldan “100 kişilik mercimek çorbası”na kadar herkesin merak ettiği başlıklar bir bir açılıyor.Bazıları şaşırtıyor, bazıları “zaten belliydi” dedirtiyor ama hepsi Türkiye'nin dijital gündemine dair ipuçları veriyor.Kısacası bu bölümde Google'a biz değil, Google bize soruyor.
Söz verdik. Ben sizin ‘Rabbiniz değil miyim?' dedi. ‘Belâ' dedik, ‘Evet, sen bizim Rabbimizsin!'. Sual herkese aynı soruldu ama her ruh ayrı bir şekilde duydu, buyrulmuş. ‘Ben sizin sevdiğiniz değil miyim?' ‘Ben sizin derdinizin dermanı değil miyim?' ‘Ben sizin her şeyiniz değil miyim?' Kim, suali nasıl işitmişse cevabı da öyle verdi derler: ‘Sen bizim sevdiğimizsin!' Sen bizim dermanımızsın' Sen bizim her şeyimizsin!' Sual birdir, insan birdir ama duyuşlar ve cevaplar başka başka.
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde Emin ve Ömer'in Lenur ile sohbeti kaldığı yerden devam ediyor. Kırım mutfağının öne çıkan lezzetlerinden yola çıkıyorlar, Lenur'un Türkiye seyahatindeki deneyimlerinden bahsediyorlar. Yemekler üzerinden kültürel benzerlikleri ve farkları konuşurken, Türkiye'de bir Kırım Tatarı olarak karşılaştığı önyargıları da samimi bir şekilde ele alıyorlar. Gündelik deneyimler, sürpriz gözlemler ve tanıdık tatlar eşliğinde keyifli bir sohbet sizleri bekliyor.
Soğuk bir kış gününde yürüyemeyecek kadar küçük kardeşini sırtına almış çıplak ayakla taşlara basa basa yürümeye çalışan kız çocuğuna “Yükün çok ağırmış” diyen adama o koca yürekli ablanın verdiği cevap felsefe kitaplarına sığmaz; O yük değil kardeşim. Evet, yüklerimiz var bizim; Bizi biz yapan yüklerimiz ve bizi bizden çıkaran yüklerimiz.
Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK) geçtiğimiz Perşembe günü yılın son toplantısını gerçekleştirdi. Toplantıda piyasa beklentileri ile uyumlu bir şekilde 150 baz puanlık faiz indirimi gördük. Böylelikle politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını %39,5'ten %38'e indirilmiş oldu.
2025 yılı kapanıyor. Kürsülerden şatafatlı sözlerle “Aile Yılı” ilan edilen 2025 yılı… Sermayenin istibdadı bu kapsamda aileyi güçlendirmekten, nüfus artış hızını desteklemek için doğum teşviklerinden, sosyal ve ekonomik desteklerden bahsetti. Sözde kadınların sorunlarını gözeten politikalar izliyormuş gibi kendisini göstermeye çalıştı. Ama yılı kapatırken “Aile Yılı”nın gösterdiği gerçekler başka: Emekçi kadınlar için artan yoksulluk, fabrikada emeğinin daha değersiz hale gelmesi, evdeki emeğinin daha görünmez olması, bakım yükünün katlanması, şiddete maruz kalan ve kadın cinayetlerinde yaşamını yitiren kadınlar…İktidarın sözcüleri yine işlerini yaptılar tabii. “1,5 milyon kadını istihdama kazandırdık” diyorlar. Evet, 1,5 milyon kadın “Aile Yılı”nda emekçi ailesi açlıkla terbiye edildiği için, geçinemediği için işgücüne katıldı. Esas soru ise şu: Bu 1,5 milyon kadın ne tür işlerde, hangi şartlarda istihdam edildi? Cevap belli: düşük ücretlerle, güvencesiz, yarı zamanlı, esneklik adı altında kuralsızlığın hâkim olduğu işlerde.Tüm bunlar ortadayken kadın emeğine yönelik saldırının bir cephesi de metal işkolunun en büyük toplu iş sözleşmesi masası oldu. Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS), yaklaşık 150 bin işçiyi kapsayan grup TİS görüşmelerinde kadın işçilerin günlük bir buçuk saatlik süt iznini birleştirerek haftada bir tam gün izin kullanmasını sağlayan maddenin sözleşmeden çıkarılmasını talep etti. Sözleşmeye bir gün refakatçi izni eklenmesi talebini reddetti. İşyerinde şiddet ve tacizi önlemek için Uluslararası Çalışma Örgütü ILO'nun bu konuda temel bir çerçeve sunan 190 sayılı sözleşmesinin referans alınması talebini de yine MESS kabul etmedi. Kim bu MESS fabrikaları? Arçelik'ler Ford'lar, Mercedes'ler, Bosch'lar… Yıllardır 8 Mart'larda pembe kurdelelerle, sosyal medya iletişimleriyle, “HeForShe gönüllüsüyüz”, “cam tavanları birlikte kırıyoruz”, “kadına yönelik şiddete sıfır tolerans” kampanyalarıyla ortalıkta poz kesiyorlar. Bazıları kendini kaptırıp 8 Mart'ı, Dünya Emekçi Kadınlar Günü diye kutlamaya bile kalkıyor. Yılda bir gün fabrikalara, işyerlerine mor balon asıp, çalışan kadınlara çiçek dağıtıp sosyal medyada cinsiyet eşitliği dersi verenlerle bugün süt iznine göz dikenler aynı şirketler! “Şiddete sıfır tolerans” diye boy boy reklam yapanlar, otellerin konferans salonlarında konuşmalar yapanlarla ILO 190'ı reddedenler aynı şirketler! Kadın mühendisliği teşvik ediyoruz diye afişler bastırıp, “İşin cinsiyeti yok, kadınların yapamayacağı iş yok!” diye reklam filmi çekenlerle hafif işlerde çalışabilir raporu alan işçi patronun önerdiği işi kabul etmezse ihbar tazminatını vermeden kapının önüne koyabileyim isteyen aynı patronlar! Ama bu tutarsızlık değil, ikiyüzlülük değil, bu MESS düzeninin ta kendisi, sermayenin çıkarlarını her şeyin üzerinde tutan kapitalist sistemin gerçeği. Sorun kadınların ilerlemesinin önünde görünmez cam tavanlar değil, patronların işçilerin haklarını gasbetmeye yönelik dayatmaları. Sorun eşitlik maskelerinin ardında kadın erkek ayırt etmeksizin bütün işçileri aşağıda gören, hor gören erkek egemen kapitalist düzen.
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde Emin ve Ömer'e Kırım'dan Lenur Vacip, namıdiğer ‘seyahatdelisi' (https://www.instagram.com/seyahat_delisi_/) konuk oluyor. Kırım Tatarı olmak nasıl bir kimlik, Kırım'da anadil ne kadar korunabiliyor ve Kırım Tatarcası Türkçeye gerçekten benziyor mu? Lenur hem kendi deneyimleri hem de kültürel arka planıyla bize Kırım'ın görünmeyen yüzünü anlattı. Türkiye'de yaşayan Kırım Tatarları, göçler ve kültürel bağlar üzerine de duruyoruz. Dil, kimlik ve kültür üzerine yaptığımız bu sohbeti kaçırmayın. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Show Notes Lenur Vacip'in Instagram hesabını buradan ziyaret edebilirsiniz.
Zayıflama iğneleri… Son zamanların en çok konuşulan konularından biri.Gerçekten işe yarıyor mu, yoksa sadece güzel bir pazarlama mı?Konuştuğumuz başlıklar:
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde Emin ve Ömer'e harika bir konuk eşlik ediyor: Pınar Kiilerich! Danimarka'da yaşayan ve Danca öğreten Pınar Kiilerich, sosyal medya hesaplarında paylaştığı öğretici ve eğlenceli içeriklerle büyük ilgi görüyor. Birlikte Danimarka'daki kültür şoklarını, Danimarka ve Türkiye'nin arasındaki farkları, günlük yaşamın güzelliklerini ve yurt dışında yaşamın perde arkasını konuştuk. Hem kahkahalarla dolu hem de ufuk açan bir sohbet oldu. Bu keyifli bölümü sakın kaçırmayın! Dinledikten sonra Pınar Hanım'ın paylaşımlarına göz atmak için instagram.com/pinarkiilerich adresini ziyaret etmeyi unutmayın. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Show Notes Pınar Kiilerich'in Instagram hesabını buradan ziyaret edebilirsiniz.
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde hepimizin hayatına sessizce sızan bir alışkanlığı masaya yatırıyoruz: erteleme. Neden “birazdan” demeyi bu kadar seviyoruz? Ertelemek her zaman kötü mü, yoksa bazen zihnin kendini koruma yolu mu? Peki ya fark etmeden kaçırdığımız fırsatlar… Bu sohbet, “Ben de böyle yapıyorum!” dedirtecek türden. Dinlemeyi ertelemeyin.
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde Emin ve Ömer, ekran süresi ve sosyal medya bağımlılığı üzerine samimi bir sohbet yapıyor. Günde ortalama 5-6 saatimizi ekranlara bakarak geçirdiğimizi fark eden ikili, bunun zihinsel sağlık, dikkat dağınıklığı, uyku kalitesi ve “başarı” algısı üzerindeki etkilerini tartışıyor. LEGO'nun çocukların kaygısını azaltan MR setinden “dijital detoks” deneyimlerine kadar uzanan bu keyifli sohbet, modern hayatın dijital alışkanlıklarını sorgulatıyor. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Transcript Intro Emin: [0:14] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin, bugünkü bölümümüzde Ömer'le beraberiz. Nasılsın Ömer? Ömer: [0:24] Merhaba Emin, teşekkür ederim. İyiyim. Sen nasılsın? Emin: [0:27] Ben de iyiyim. Nasıl gidiyor? Nasıl geçti bir haftan? Ömer: [0:30] İyi. Koşuşturmacalı, fena değil, yoğun. Bir sıkıntı yok. Senin nasıl? Bir yaramazlık yok diyelim. Emin: [0:36] Çok şükür. İnanılmaz derecede sisli bir gündü bugün. Hiç fark ettin mi? Ömer: [0:40] Sabah öyleymiş. Ben evdeydim bu sabah. Fark edemedim. Sonra da herhâlde kalktı o sis. Emin: [0:46] Ya anormal bir sis vardı ya. Hani önümde araba var ama sadece tahmin ediyorum yani önümde araba olduğunu. Öyle bir sis vardı. Ömer: [0:54] Allah Allah çok ilginç. Geçtiğimiz günlerde de ben öyle bir izlenim edinmiştim. Sanki biraz böyle "Hava kirli mi ulan?" falan filan diye gelmişti bana. Ama meğer bir sis söz konusuymuş. Emin: [1:04] Ama bugünkü bayağı fenaydı yani. Ve genelde güneş açtığında gider ama bugün o kadar da şey olmadı. Gitmedi yani. Ömer: [1:12] Hava da güzel. Bu da şeyi gösteriyor herhâlde... Bir yüksek basınca işaret ediyor. Öyle olunca da basıyor bütün o şeyi, kirli havayı aşağı. (Evet, doğrudur.) Böyle bir bilgim var. Öyle olunca sisli bir durum ortaya çıkıyor. Haftanın haberi: LEGO'dan MR cihazı ve çocuklar üzerindeki olumlu etkisi Emin: [1:26] Evet, dinleyicilerimize bir söz vermiştik. Her podcast bölümünde ilginç bir haberle onları karşılayacaktık. Bugün bize ne hazırladın? Ömer: [1:34] Bugün gerçekten hoş bir haber bir yandan. Geçtiğimiz haftalarda paylaştığımız haberler biraz daha komikti. Bugün yine eğlenceli ama hoş bir haber. LEGO'nun MR tarayıcı seti. Sever misin LEGO öncelikle? Emin: [1:48] Severim ama bir koleksiyoncusu değilim yani bunun. Sen? Ömer: [1:52] Ben severim oldukça. Yani bir 8-10 setim de var. Dolayısıyla yapmaktan hoşlandığım bir şey. O reklamında var ya böyle... Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde Emin ve Ömer absürt haberlerden yola çıkıyor, tüketim kültürünün derinliklerine iniyor. Influencer'lardan Labubu çılgınlığına, Dubai çikolatasından matcha furyasına… Gerçekten tüm bunlara ihtiyacımız var mı, yoksa sadece “influence” mı ediliyoruz? Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Show Notes Matcha ile sınırlarımızı zorladığımız o bölüm
Kıvılcım'la yarida kesilen sohbetimizin ikinci kısmı:* Cevap bulmak zor demiyorum. Yanlış soruları sorduğun için, bulduğun hiçbir cevap—esas bunu besleyen mekanizmayı sorgulamadığın için—sana hiçbir zaman “Evet, bunun cevabı şudur”a gelmeyecek sonuçta. Keyifli dinlemeler.[Kayıt tarihi: 8 Temmuz 2025]Güncellemelerden haberdar olmak ve daha fazlası (bölüm notları, soru ve yorumlarınız) için: tersaci.substack.com Twitter: @trscbrs @kivilgym This is a public episode. If you'd like to discuss this with other subscribers or get access to bonus episodes, visit tersaci.substack.com/subscribe
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde Emin ve Ömer, site ve mahalle yaşamı arasındaki farklar ile bunların avantaj ve dezavantajlarını masaya yatırıyorlar. Konu konuyu açıyor ve erkeklerin berberlerine olan sadakatine ilişkin anılarını anlatıyorlar. Ayrıca geçtiğimiz hafta yaşanan trajikomik bir olay da gündeme geliyor: Bir müşterinin balıkla dövülmesi. Son olarak yeme ve içmeye ilişkin bir şeyler söylemezlerse olmaz! Markette satılan yumurta çeşitlerini değerlendiriyorlar. Bu dolu dolu ve eğlenceli bölüm sizleri bekliyor! Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Show Notes Bölümde bahsettiğimiz “çipurayla dövülen müşteri” haberi
Yarattığı etkiyle başkalarına ilham olan girişimlerin hikayesi seni de cesaretlendiriyor mu? Evet diyorsan, Big Bang Startup Challenge'a bir göz atmalısın! ⚡Big Bang; İTÜ ARI Teknokent'in vizyoner yaklaşımıyla 2011 yılında kurulan İTÜ Çekirdek Kuluçka Merkezi'nin düzenlediği Türkiye'nin ve bölgenin en büyük girişimcilik etkinliği! Geçen sene 2,85 milyar TL ödül, nakit ve yatırıma şahitlik eden Big Bang sahnesi, bu sene ImpactVerse temasıyla etkiyi odağına alıyor.Bu etki evreninde sen de yerini almak istiyorsan hemen katılımcı kaydını oluşturabilirsin.Kayıt olmak için tıklayınız!* Instagram: @ortamlardasatilacakbilgiTwitter: @OrtamlardaB * Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com*Yeni çıkan kitabım “Kendimi Nasıl İyileştiririm?”i almak için: https://amzn.eu/d/0wFlqHl*Bu bölüm "İTÜ Çekirdek Kuluçka Merkezi'' hakkında reklam içerir
164. Mektup Bu mektûb, hâfız Behâeddîn-i Serhendîye yazılmışdır. Allahü teâlânın feyz ve ni'metleri, her ân, herkese gelmekdedir. Bunları almak ve alamamak arasındaki ayrılık insanlarda olduğu bildirilmekdedir: Allahü teâlâ hepimizi, islâmiyyet yolunda bulundursun! Allahü teâlânın feyzleri, ni'metleri, ihsânları, ya'nî iyilikleri, her ân, insanların iyisine, kötüsüne herkese gelmekdedir. Herkese mal, evlâd, rızk, hidâyet, irşâd ve selâmet ve dahâ her iyiliği fark gözetmeksizin göndermekdedir. [Kullarının küfrlerini, günâhlarını yüzlerine vurmuyor. Kendisine karşı gelenlerin, inkâr edenlerin, günâh işliyenlerin rızklarını kesmiyor. Dünyâ için çalışanlara karşılıklarını, fark gözetmeksizin veriyor]. Fark, bunları kabûlde, alabilmekde ve ba'zılarını da alamamak sûretiyle, insanlardadır. [Allahü teâlâ, kullarına zulm etmez, haksızlık etmez. Onlar, kendilerini azâba, acılara sürükleyen bozuk düşünceleri, çirkin işleri ile, kendilerine zulm ve işkence ediyorlar. Beyt: Hâşâ, zulm etmez kuluna, Hüdâsı, herkesin çekdiği, kendi cezâsı!] Nitekim güneş, hem çamaşır yıkayan adama, hem de çamaşırlara, aynı şeklde, parlamakda iken, adamın yüzünü yakıp karartır, çamaşırlarını ise beyâzlatır. [Bunun gibi, elmaya ve bibere aynı şeklde parladığı hâlde, elmayı kızartınca tatlılaşdırır; biberi kızartınca acılaşdırır. Tatlılık ve acılık hep güneşin parlaması ile ise de, aralarındaki fark, güneşden değil, kendilerindendir.] İnsanların, Allahü teâlâdan gelen ni'metlere nâil olmamaları, Ondan yüz çevirdikleri içindir. Yüz çeviren, elbette birşey alamaz. Ağzı kapalı bir kap, Nisân yağmuruna elbette kavuşamaz. Evet, yüz çeviren birçok kimsenin, ni'metler içinde yaşadığı görülüp, mahrûm kalmadıkları zan olunuyor ise de, bunlarda ni'met olarak görülenler, hakîkatde azâb ve felâket tohumlarıdır. Mekr-i ilâhî ile, istidrâc olarak, ya'nî Allahü teâlânın aldatarak, ni'met şeklinde gösterdiği musîbetlerdir. O kimseleri harâb etmek için ve dahâ ziyâde azıp, sapıtmaları içindir. Nitekim, Mü'minûn sûresinin ellialtıncı âyetinde meâlen, (Kâfirler, mal ve çok evlâd gibi dünyâlıkları verdiğimiz için, kendilerine iyilik mi ediyoruz, yardım mı ediyoruz sanıyor. Peygamberime “sallallahü aleyhi ve sellem” inanmadıkları ve dîn-i islâmı beğenmedikleri için, onlara mükâfat mı ediyoruz, diyorlar? Hayır, öyle değildir. Aldanıyorlar. Bunların ni'met olmayıp, musîbet olduğunu anlamıyorlar) buyurulmuşdur. O hâlde, Hak teâlâdan yüz çevirenlere verilen dünyâlıklar, hep harâblıkdır, felâketdir. [Şeker hastasına verilen tatlılar, helvalar gibidir. Onu bir ân evvel helâke sürükler.] Allahü teâlâ, bizleri, böyle olmakdan korusun! Vesselâm. 166. Bu mektûb, molla Muhammed Emîne yazılmışdır. Dünyânın birkaç günlük hayâtına aldanmamağı ve bu kısa zemânda, çok zikr ederek, kalb hastalığını gidermeğe çalışmak lâzım olduğu bildirilmekdedir: Yavrum! Annenin yavrusuna karşı yapdığı gibi, dahâ ne zemâna kadar kendine böyle titreyeceksin? Dahâ ne güne kadar, nefsin için üzülecek, sıkıntılara düşeceksin? Yakında, elbet öleceksin! O hâlde! Kendini ve herkesi ölmüş bil! Duymaz, kımıldamaz bir taş gibi düşün! Zümer sûresi, otuzuncu âyetinde meâlen, (Sen elbette öleceksin! Onlar da elbette ölecekler!) buyuruldu. Bu kısa zemânda, yapılması gerekli en mühim şey, çok zikr yaparak, kalbi hastalıkdan kurtarmağı düşünmekdir. Çabuk biten bu zemânda, Allahü teâlâyı hâtırlayarak, ma'nevî hastalığa ilâc yapmak en büyük vazîfe olmalıdır. Allahdan başkasına düşkün olan bir gönülden hiç hayr umulur mu? Dünyâya eğilmiş olan rûhdan, nefs-i emmâre dahâ iyidir. Orada, hep kalbin selâmetini isterler. Rûhun, kurtulmuş olmasını ararlar. Biz, kısa görüşlüler ise, hiç durmadan rûhumuzu ve kalbimizi bu dünyâya bağlayacak sebebleri elde etmeği düşünmekdeyiz. Yazıklar olsun! Yazıklar olsun! Ne yapalım? Âl-i İmrân sûresi, yüzonyedinci âyetinde meâlen, (Allahü teâlâ onlara zulm etmedi. Onlar, kendilerine zulm ediyorlar) buyuruldu.
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde ekibimizden harika haberler var!
Gennçleerr toplanın ablanız 20lerini anlatıyor! Evet 20ler zor ama bir o kadar da önemli yaşlar, adeta kendimizi inşa süreci bu yıllar… Peki ne yapmak lazım? 20lerin çalkantılı dünyasından nasıl sağ çıkarız, kariyer, ilişkiler, kişisel gelişim konularında nasıl gelişiriz? Merak etmeyin, hepsini bölümde anlattım. Ayrıca genç Tuba nasıldı, neler yaptı, neleri yapsa daha iyi olurdu merak ediyorsanız bölümde bu detayları da bulabilirsiniz. Bu bölüm, Garanti BBVA hakkında reklam içermektedir.
Vay efendim erkeklere tahammül edemiyorum, vay efendim ben yalnız kalmak istiyorum falan filan. Geçelim bunları Dr. Güleç efendi... Evet arkadaşlar sonunda triplerimi bir kenara bıraktım ve "Ben neden sevgili yapamıyorum?" sorusunun peşine düştüm. Bu bölümde hepsini tüm çıplaklığıyla anlatıyorum... Tüm bölümler ve daha fazlası için podbeemedia.com'u ziyaret et! ----- Podbee Sunar ------- Bu podcast reklam içermektedir.
Bölümümüzün sponsoru Tıkla Gelsin®️'e özel avantajlardan faydalanmak için buraya tıklayarak uygulamayı indirebilirsiniz.Tüm zamanların en iyi üç bölümü geliyor olabilir! Evet, üç bölümlük serinin ilk iki bölümünde yaşamın hızlanmasından, giderek bir konuya odaklanmada yaşadığımız sorunlardan bahsediyoruz.Bugün dikkat eşiğimiz 47 saniyeye düşmüş durumda ve bu sayı giderek azalıyor!Oysa dikkat çok kıymetli bir şey. O kadar ki, İngilizcede ona "ödemek/pay" fiilini kullanıyoruz. Hatta bugün tüm teknoloji devleri dikkatimizin peşinde.Ve ayrıca hep meşgulüz ama hiçbir işi de tam bitieremiyoruz.İlk iki bölümde tüm bunları ve bunlardan kurtulmak için neler yapılabileceğini konuşacağız.Üçüncü bölüm ise tam bir bomba: Yüzyıllardır dikkat kesilmeyi hedefleyen gizli bir örgütü anlatacağım. Şimdiden heyecanlıyım!İyi dinlemeler!
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde Emin ve Ömer, Türkiye'de tatil yapmanın farklı yönlerini konuşuyor. Konya'dan Kapadokya'ya, Antalya'dan Karadeniz yaylalarına kadar Türkiye'nin turistik noktalarını tartışıyorlar. Deniz ve kış turizminin sunduğu imkânların yanı sıra, bakımsızlık ve yüksek fiyatların yarattığı sorunlara değiniyorlar. Elbette Türk mutfağına da özel bir parantez açılıyor; yöresel lezzetlerin zenginliği keyifli bir sohbetle aktarılıyor. Türkiye'yi gezmek isteyenler hem eleştirel hem de iştah açıcı bu bölümü mutlaka dinlemeli! Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Transcript Intro Emin: [0:13] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin. Bugünkü bölümümüzde Ömer'le beraberiz. Nasılsın Ömer? Ömer: [0:23] Teşekkür ederim Emin. Sen nasılsın? Emin: [0:25] Ben de iyiyim. Bu beraber kaydettiğimiz ikinci bölüm. Ömer: [0:28] Evet. Emin: [0:29] Yavaştan ısınıyoruz. Nasıl hissediyorsun? Ömer: [0:31] İyi hissediyorum. İlk bölümümüzü de dinledim. Daha yayınlanmadı ama biz dinlemiş olduk önden. Tabii dinleyince daha da bir insanın hoşuna gidiyor. İyi başladığımızı düşünüyorum. İyi de devam edelim inşallah. Emin: [0:42] Evet, ilk bölüm biraz daha tanışma bölümü gibiydi. Birazcık daha neler yaptık, neler yapıyoruz gibi günlük konulardan konuştuk. Emin: [0:50] Bugünkü bölümümüzün spesifik bir konusu var. Türkiye'deki turistik noktalar hakkında, Türkiye'de bir turist olma, Türkiye'yi gezme hakkında konuşacağız. Bu konuda sen benden çok daha fazla deneyimlisin bence. Ben o kadar da fazla tecrübe sahibi değilim açıkçası. Daha taze hatta Konya'dan döndün. Bu podcast yayınlandığından bir yaklaşık 15 gün önce falan olmuş olacak açıkçası. Biz Türkiye millî takımı olarak, futbol millî takımı olarak tarihî bir hezimet yaşadık ve Ömer onu en önlerden izledi. Türkiye'de turist olmak Ömer: [1:25] Evet abi sıcacık yatağımdan kalktım bir pazar günü. Pazar günü sabahın köründe kalktım. Söğütlüçeşme'den trene bindim. Konya'ya gittim beş saatlik bir hızlı tren yolculuğuyla. Sırf bu tarihî hezimeti kendi gözlerimle görebilmek için. Emin: [1:42] Hiç gerek yokmuş. Ben televizyondan izlediğim kadarıyla tatmin oldum yani. Bir de oraya gidip o kadar emek sarf edip çaba sarf edip üstüne 6-0 yenilip dönmek... Ömer: [1:52] Gerçekten, gerçekten şeydi yani... Ya kötü bir deneyimdi diyemeyeceğim. İyi anları da vardı. Ama nasıl diyeyim... Şu an iyi hatırlasam da stresli bir deneyimdi. Stresli bir deneyimdi. Çünkü maç çok daha kötü de olabilirdi. Onun stresini çok yaşadık. Onun stresini gerçekten bütün stat, bütün Konya olarak yaşadık. Ekranları başında sizler, canlı izleyenler olarak bizler. Ama bir yandan şu yönü de var: İspanya millî takımı şu an gerçekten tarihi olarak hani baktığım zaman, iyi bir takım olarak görüyorum İspanya millî takımını. Ona çıplak gözle şahitlik etmek, Lamine Yamalları, Rodrileri çıplak gözle görmek o açıdan güzel bir deneyimdi. Ama tabii 1984'ten sonra mı ne, ilk defa böyle bir saçma sapan bir fark yemişiz. Bir tane istatistik görmüştüm. Ona şahitlik etmek açısından çok kötüydü. Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Ömer uzun bir aradan sonra Easy Turkish Podcast ile geri dönüyor ve hem eski günleri hem de yeni maceralarını konuşuyoruz. İsviçre'nin masalsı manzaralarından Bern'in ayı geleneğine, parlamentonun önünde kurulan plaj voleybolu sahasından Lauterbrunnen'in Tolkien'e ilham veren doğasına kadar keyifli bir yolculuğa çıkıyoruz. Sohbet ilerledikçe konu vahşi yaşama uzanıyor; ayılar, timsahlar ve hayatta kalma hikâyeleriyle eğlenceli bir bölüm sizi bekliyor! Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Transcript Intro Emin: [0:12] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin. Bugünkü bölümümüzde diğer bölümlerden farklı bir şekilde Ömer'le beraberiz. Ömer aslında Easy Turkish'in çok eski bir üyesi ama aynı zamanda da şu anda yeni üyesi tekrardan. Çok küçüklükten beri, eskiden beri aslında hayalimiz olan bir şey yapıyoruz Ömer'le. Çok eski de bir arkadaşız Ömer'le aynı zamanda. Emin: [0:39] Beraber podcast kaydedeceğiz bundan sonra. Evet Ömer, hoş geldin. Ömer geri döndü! Ömer: [0:44] Hoş bulduk. Buraya olan kalbî bağlılığımızda tekrar buradayız. Heyecanlıyım valla. Konuk olduk falan ama... Easy Turkish'lebu şekilde bir içerik üretmeyeli bayağı oldu. Mutlu ve heyecanlıyım. Emin: [0:56] Evet. Nasıl bir his tekrardan mikrofon karşısında konuşmak? Ömer: [0:59] Valla güzel. Özlemişiz bu heyecanı. Yani tabii şeyden farklı... Bundan önce hep kamera önündeydik. Şimdi bir kamera yok. Sadece mikrofonla baş başayız. O açıdan farklı. Ama o hissiyat, o heyecanı tekrar hissetmek güzel yani. Şey gibi... Dedim ya, böyle bir kalbî bağlılık var. İsmail Kartal - Fenerbahçe ilişkisi gibi yani. Emin: [1:22] Evet yani ne olursa olsun görev olduğunda asla hayır diyemeyen bir Ömer. Ömer: [1:27] Aynen aynen. Sen bana podcast dediğin anda ben zaten çoktan hazırdım. Hemen geldim yani. Çünkü o şeyi de özlemiştim gerçekten... Yani bu özlenecek bir şey gerçekten. Emin: [1:39] Easy Turkish bünyesinde olmasa bile seninle bir podcast çekelim fikrimiz vardı aslında. Ömer: [1:44] Kesinlikle. Emin: [1:45] Dedik Easy Turkish'ten neden olmasın? Bundan sonra Ömer'le beraber bölümlerimizdeyiz. Yine konuklar da alırız tabii ki. Üç kişi çektiğimiz, yeri gelir dört kişi çektiğimiz bölümler de olur. Ömer: [1:56] Evet. Emin: [1:57] Ama ana hostlar olarak, sunucular olarak diyeyim, ben ve Ömer devam edeceğiz bir süre. Evet Easy Turkish bünyesinde beş sene önceki Ömer'le şu anki Ömer arasında nasıl farklar var? Bize bahsetmek istediğin değişiklikler var mı hayatında? Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
Bir gün bu konuyu konuşacağım günün geleceğini biliyordum... Evet arkadaşlar, o gün bugünmüş. Benim için yapması zor bir bölüm olacağını düşünüyordum ama her şey o kadar üst üste geldi ki bölüm resmen aktı gitti (süresinden de anlamışsınızdır :d) Bölümün başında size son günlerde yaşadıklarımı anlatıyorum, ayrıntılı... Biraz içimi döküp sinirleniyorum falan. Sonra da "body dysmorphia" konusunu açıyoruz, bende var mı yok mu falan hepsini konuşuyoruz. İyi dinlemeler. i rub you. Tüm bölümler ve daha fazlası için podbeemedia.com'u ziyaret et! ------ Podbee Sunar ------- Bu podcast, Garanti BBVA reklamı içermektedir. Bonus Platinum'un avantajlarını keşfet!
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Emine'nin İstanbul'dan Sivas'a doğru yaptığı yolculuğun lezzet duraklarını konuşuyoruz. Karabük'ten Sinop'a, Samsun'dan Amasya ve Sivas'a kadar hangi yemekleri denediğinden bahsediyoruz. Aynı isimli yemeklerin farklı şehirlerde bambaşka tatlara dönüşmesinden, Türkiye mutfağının dünyadaki eşsiz yerine kadar uzanan keyifli bir sohbet sizleri bekliyor. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Show Notes Yolculukta denediğim lezzetlerden birkaç kare (https://drive.google.com/drive/folders/1iDZUsXpbiwMULUriK7HZjIMdp1k3DsSb?usp=sharing) Transcript Intro 1- Emin: [0:15] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin, bugünkü bölümümüzde Emine ablamla beraberiz. Nasılsın Emine abla? 2- Emine: [0:25] İyiyim Emin, sen nasılsın? 1- Emin: [0:27] Ben de iyiyim. Nerede kalmıştık? 2- Emine: [0:30] Lezzetli bir yerde kalmıştık. 1- Emin: [0:32] Evet, bir önceki bölümü dinlemeyenler varsa, Emine ablam yakın zamanda bir Batı Karadeniz, Orta Karadeniz ve Sivas gezisine gitti. Orada geçen bölümümüzde gezdiği yerleri anlattı bize. Şimdi bu bölümde çok daha önemli bir şey, yediği şeylerden bahsedecek bize. 2- Emine: [0:52] Gelelim asıl konuya. 1- Emin: [0:53] Aynen. Gelelim önemli konuya. Dedik yani bu bölüm apayrı bir bölüm olmalı. Bunu öyle kestirip atamayız yani kısa bir bölümde bunu bitiremeyiz. Evet en son bölümün sonunda en beğendiğin şeyin Sinop mantısı olduğunu söylemiştin. Bu hâlâ geçerli mi? 2- Emine: [1:10] Geçerli sanırım. Böyle ana yemek olarak Sinop mantısını çok beğendim. Bir de Sivas'ta bir Divriği pilavı diye bir pilav denedim. Pilav da şahaneydi ya dışarıda yediğim en iyi pilavlardandı. Ama pilav bizde biliyorsun böyle ana yemek gibi geçmiyor. Bir de ben ekstra sevdiğim için pilavı... O da çok ağır basıyor. 1- Emin: [1:30] Nasıl bir pilavdı? 2- Emine: [1:32] Nasıl bir pilavdı... İçinde bolca kuru meyve vardı. Kuru üzüm falan... Üstünde de haşlanmış et gibi bir et vardı. Ama ikisi beraber pişiyorlarmış galiba. 1- Emin: [1:41] Bayağı ana yemek bu ya. 2- Emine: [1:44] Ya ben pilav kısmını daha çok beğendim. O yüzden oraya odaklanıyorum. Evet eti de düşününce doğru diyorsun. Ana yemek gibi. O çok güzeldi. Böyle et suyuyla pişen pilav zaten çok lezzetli oluyor. O şekilde... O ikisini diyorum. 1- Emin: [1:57] Evet. Peki o zaman gezinin başından başlayalım. İlk gittiğin yer Karabük'tü herhâlde. Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Emin ve Emine bu bölümde, Emine'nin İstanbul'dan Sivas'a doğru çıktığı yolculukta uğradığı şehirler, gördüğü yerler ve karşılaştığı insanlar hakkında konuşuyor. Divriği Ulu Camii'nin dünyadaki diğer ünlü yapılarla kıyaslanabilecek öneminden, Safranbolu'nun UNESCO mirasındaki yerinden ve Türkiye'de turizmin tanıtım eksikliklerinden bahsediyorlar. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Show Notes Divriği Ulu Camii: Kapıdaki ışık oyunları ve silüetler (fotoğrafları) (https://drive.google.com/drive/folders/1zKExjepMvZJfQpQTo3xB9CiLdN3CVWdp?usp=share_link) Transcript Intro 1- Emin: [0:13] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin, bugünkü bölümümüzde Emine ablamla beraberiz. Nasılsın Emine abla? Gerçi yorgunsundur herhâlde biraz. 2- Emine: [0:26] Evet, biraz yol yorgunuyum. Ama aynı zamanda mental olarak da dinlenmiş... Yani fiziksel yorgun, mental olarak dinlenmiş bir hâldeyim. 1- Emin: [0:35] Evet, o güzel bir his ya... Güzel bir tatilden dönmüşsün, eve gelmişsin... İnsan bir yandan tabii o evdeki düzenini, rutinini de özlüyor. Ona kavuşmanın da bir mutluluğu oluyor değil mi? 2- Emine: [0:47] Aynen, kesinlikle. Özellikle ben bu yolculukta biraz evdeki rutinimi çok özledim nedense. Uzun bir yoldu benim için. O yüzden olabilir. 1- Emin: [0:56] Bence güzel bir rutine sahip olmak dünyanın en büyük lükslerinden biri. 2- Emine: [1:01] Kesinlikle. Arada o rutinden çıkmak ve sonra o rutinin kıymetini bilmek, bence asıl lüks bu. Hep o rutinin içinde kalmak biraz sıkıcı kesinlikle... Ama arada o rutinden çıkıp özleyip tekrar o rutine dönebilmek gerçekten dediğin gibi en büyük lükslerden biri. 1- Emin: [1:18] Evet ben de gezmeyi çok seven biriyim ama evimi de çok seviyorum. Evimdeki hayatımı, yaşantımı da çok seviyorum. Şükretmek için çok fazla sebebimiz var ve bu da onlardan biri diye düşünüyorum. 2- Emine: [1:31] Katılıyorum sana. Sen nasılsın bu arada? 1- Emin: [1:34] Ben de iyiyim teşekkür ederim. Ben tatil haklarımı önceden kullandım. Avans olarak kullandım. 2- Emine: [1:40] Sen yaz başında hallettin tatil olaylarını. Ben yeni başlıyorum. 1- Emin: [1:45] Aynen. Bende genel olarak öyle oluyor. Daha sakin sezonları tercih ediyorum ben seyahat etmek için. 2- Emine: [1:51] Ben de aynı şekilde. 1- Emin: [1:53] Belli. 2- Emine: [1:54] Yok yok bu biraz istisna oldu ama ben genelde okullar açıldıktan sonra, eylül sonrasını seviyorum. Açıkçası gerçekten herkes hevesini almış, kenara çekilmiş gibi oluyor. Yaz başını tercih ettiğinde gene bir daha kalabalık oluyor sanki. Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
Topraktan geliyoruz ve toprağa gideceğiz. "Toprağa ne taraftan gidiyorduk ya şimdi tam olarak?" diye soranlarımız olacak, "Erbezi Market'i bildin mi?" diyecek birilerimiz. "Evet" ya da "Hayır" diyeceğiz belki ama sonuç değişmeyecek "O marketin hemen yanında güzel havuzlu bir ev var" diyecek yine birilerimiz. "Evet" diyeceğiz. Devam edecek aramızdan birimiz: "Ben o evi çok beğeniyorum ya, inanılmaz zarif bir bahçe düzenlemesi var, havuz kenarları ahşap, sundurmaları pirinç gibi, kendinden barbekülü bi köşesi var..." "İyi de bundan bize ne?" diyecek belki bazılarımız ama ona da cevap verecek birilerimiz: "Peki senden ve senin sorularından bize ne......"Recorded @ KALT Recording Studios Edit: Erman ÇağlarMix & Mastering: Göksel "Magnum" Elbüken
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde birbirimizin genel kültürünü test ediyoruz! Farklı konulardan sorular soruyor, üç ipucu ile doğru cevabı tahmin etmeye çalışıyoruz. Siz de dinlerken ipuçlarını takip edin, cevaplarınızı bizimle karşılaştırın. Bakalım kaç soruyu bizden önce bulabileceksiniz?
Bir takipçimizin sorusu üzerinden Kıvılcım'la yapay zeka (AI) üzerine yaptığımız sohbetin ilk bölümü. * İnsanoğlu düşünmeye bu kadar mı gocunuyordu arkadaş falan diyorum.Kime kitap tavsiye etsem “abi bunu vereyim yapay zekaya özetini çıkartsın diyor.” Tamam olsun çıkartsın tabii de yani... Ben hani o yüzden tavsiye etmedim ki. Ben yapay zeka ile yaparım onun muhabbetini çok tatminkar olmaz ama ben senin o kitaba bakışın nasıl olacak ve bir miktar böyle konuşabilmek için de onu tavsiye ediyorum ve ben insanlardanaçtığım mevzulardan besleniyorum.* Pusulasızız bir şeyiz biz nasıl geldik buraya ya nereden niye geldik ki falandiyecek bir durumda kalıyoruz.* Söylenende bir anlam bulmaya, hani küçük bir çocuk bir şeylersöylediğinde bir iki cümle kurduğunda aa ne kadar akıllıca şeyler söylüyor falan demeye insanoğlunun bir eğilimi var. Yani ne kadar akıllı çocuk bilmem ne falan. Evet, hakikaten akıllı ama işte ne bileyim bir yetişkinin anında cevap vereceği bir soruyu sorduğunuzda “ık” diye kalıyor. Niye ık diye kalıyor? Çünkü hani o bilgi özümsenmiş ya da işte sindirilmiş bir bilgi ya da yaşanmışlığa dayanan bir bilgi değil.Keyifli dinlemeler.[Kayıt tarihi: 8 Temmuz 2025]Güncellemelerden haberdar olmak ve daha fazlası (bölüm notları, soru ve yorumlarınız) için: tersaci.substack.com Twitter: @trscbrs @kivilgymNot: Twitter Spaces üzerinden iki defa kopan bağlantının ikinci bölümünü de yakında yükleyeceğim. This is a public episode. If you'd like to discuss this with other subscribers or get access to bonus episodes, visit tersaci.substack.com/subscribe
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölüm kendini sürekli erteleyenler için içten bir davet! Bu bölümde “başlamak” neden bu kadar zor geliyor, gerçekten neyin korkusunu yaşıyoruz, bunu konuşuyoruz. Başarı mı korkutuyor bizi, yoksa yine o tanıdık mükemmeliyetçilik mi araya giriyor? Biraz dertleşiyoruz, biraz da cesaret toplamak isteyenlere yol arkadaşlığı yapıyoruz. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Transcript Intro 1- Emin: [0:22] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin. 2- Emine: [0:28] Ben Emine. 1- Emin: [0:29] Nasılsın Emine abla? 2- Emine: [0:30] İyiyim. Biraz yorgunum Emin. Sen nasılsın? 1- Emin: [0:33] Ben de iyiyim. Neden yorgunsun? 2- Emine: [0:35] Biraz ağır bir spor yaptım bugün. Ondan yoruldum. Bir de çok sıcaktı bugün hava. 1- Emin: [0:40] Evet. 2- Emine: [0:41] Sen de hissetmişsindir. 1- Emin: [0:42] Bu ara İstanbullular olarak, genel aslında Türkiye olarak, anormal sıcaklarla mücadele ediyoruz. 2- Emine: [0:48] Maalesef. 1- Emin: [0:48] Gün içerisinde 40 dereceler, 45 derecelere kadar çıkıyor hava sıcaklığı. Siz de dikkat edin özellikle bol sıvı tüketmeye. Çünkü gerçekten çok riskli bir durum da var ortada. 2- Emine: [1:00] Öyle maalesef ya. Bir de sadece sıcakla boğuşmuyoruz. Aynı zamanda bir sürü orman yangını vesaire de çıkıyor. Onlar da biraz can sıkıcı haberler oluyor. İnşallah bir an önce şu sıcaklar biter diyelim. 1- Emin: [1:15] Evet, umarız orman yangınları da gerçekten bir an önce son bulur. 2- Emine: [1:19] İnşallah. Başlamak istek değil, cesaret meselesi 1- Emin: [1:20] Evet, o zaman biz konumuza girelim. Günümüzde, ben de dahil birçok insanın yaşadığı bir durumdan bahsedeceğiz bugün. Bir şeyler yapmak istiyoruz ama ya ilk adımı ya son adımı atma konusunda yeterli cesareti gösteremiyoruz. Bununla ilgili biraz konuşmak istiyoruz. Yani bir şeyleri istemeyen bu dünyada hiç kimse yok. Kimileri başarıyor, kimileri başaramıyor, kimileri hiç denemiyor bile. Burada işin kilit noktası cesaret bence. Bir şeyleri yapmaya cesaret gösterebilmek. Bunun üzerine konuşalım istiyorum. Sen kendini nasıl tanımlarsın? Kendini nereye koyarsın böyle bir konuda? Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde bol bol en sevdiklerimizden konuştuk! ❤️ En sevdiğimiz yemekler, tatlılar, şehirler, ülkeler, diziler, filmler, şarkılar ve daha fazlası… İki kardeş olarak (Emin ve Emine) bazen aynı şeyleri çok sevdiğimizi fark ettik, bazen de ne kadar farklı düşündüğümüzü! Peki ya siz? Bizimle aynı fikirde misiniz, yoksa tamamen zıt kutuplarda mısınız?
*Bu bölüm Hiwell hakkında reklam içerir. Sevgili Sen,Evet sen. Bu mektup senin için. Bir ay önce 39 oldum ve bugün, bunun farkına vararak masamın başına oturdum. Hayat denen bu tuhaf yolculukta öğrendiklerimi sana anlatmak istiyorum. Hazırsan, başlıyorum.Hiwell'den faydalanmak için tıklayın.Hiwell'de ilk seansınız aşağıdaki kodla sadece 299 TL!Kod: merdiven299Daha önce seans satın almış ve yeniden almak isteyenler için indirim kodu: 15merdivenBölüm sonu şarkısı: The Metdown - Better Dayshttps://www.youtube.com/watch?v=KgP41Ei8nqghttps://open.spotify.com/track/6JqCM3lNhG9cOwl2APrYTv
Evet sevgili Yeni Haller dinleyicileri.Yaz tatiline girmiyor ama yaza özel minik bir format değişikliğine gidiyoruz. Sadece yaz boyunca.Peki, nasıl bir değişiklik bu?Şöyle efendim: Gündemi Yeni Haller gibi yorumluyoruz. Herkesin baktığı yerden bakmamaya çalışarak ve herkesin tercih ettiklerinin yanı sıra Yeni Haller'e yakışacak gündem başlıklarını bularak.Dolayısıyla geride kalan haftada olanlardan sadece haberdar olmayacak, olan biteni dinlerken her daim işinize yarayacak yeni bilgiler öğrenerek ayrılacaksınız bölümden.Yani, umarım... :)(He bu arada, beğenirseniz bana yazın. Sosyal medya olur, e-mail olur... Hepsi aşağıda var. Yazın zira eğer beğenirseniz Eylül'de bunu videolu çekip hem podcast hem de videocast olarak Youtube ve diğer mecralara yüklemeyi düşünüyorum.)Klasik Yeni Haller ise Eylül'den itibaren devam edecek tabii... (Haftada iki bölüm olacak yani!)Bu hafta neler anlattım peki?Türkiye'nin gündemi: Belediyeler ve yangınlarTrump-Musk kavgasında 2. perdeABD'nin enerji kriziMeta'nın OpenAI'dan eleman araklaması ve gelişenlerOpenAI'ın yeni YZ "gadget"ıAzerbaycan, Ermenistan ve bu ikilinin Rusya'yla ilişkileriFIFA Kulüpler Dünya Kupası'na aşırı uyuz olmam(Epey de doluymuş ya!)İyi dinlemeler.Biliyorsunuz Yeni Haller sizlerin desteğiyle yayın hayatına devam eden bir podcast kanalı.Beni aşağıdaki link'lerden destekleyebilirsiniz:www.patreon.com/yenihallerYeni Haller'in bir de Buy Me A Coffee hesabı var artık. Buradan destek olmak çoook daha kolay. Patreon'da sorun yaşayanlar için açtım efendim. Buyurun:https://www.buymeacoffee.com/yenihallerBölümde bahsi geçen Yeni Haller'in T24 Youtube kanalındaki özel içeriklerine şuradan ulaşabilirsiniz:T24 Youtube Yeni Haller ListesiBana ulaşmak için:https://www.instagram.com/eray_ozerhttps://twitter.com/ErayOzeryenihallerpodcast@gmail.com
Günümüzün büyük bir kısmını yemek yiyerek, yemek yaparak ya da yemek düşünerek geçiyoruz. Evet, şüphesiz ki ilk olarak doymak, gerekli enerji ihtiyacımızı karşılamak, yani yaşamak için yiyoruz. Peki sadece bu kadar mı? 111 Hz'in bu bölümünde neden yemek yediğimizi sorguluyor, adeta hayatımızın merkezinde yer alan bu "yemek" olgusunun aslında ne anlamlara geldiğini anlamak üzere bir yolculuğa çıkıyoruz. Sunan: Barış Özcan Hazırlayan: Kevser Yağcı Biçici Ses Tasarım ve Kurgu: Metin Bozkurt Yapımcı: Podbee Media ------- Podbee Sunar ------- Bu podcast, getirfinans hakkında reklam içerir. getirfinans iyi faizi vade beklemeden günlük kazandırır. Kredi faiz oranı düşüktür. Aidatsız kredi kartı sunar. Para transferinden ücret almaz. Sen de getirfinanslı ol. Bu podcast, Garanti BBVA hakkında reklam içerir. Bonus Platinum Dinamik'le tanışın! Kendiliğinden saatte bir değişen güvenlik koduyla internet alışverişlerinin en yeni ve daha da güvenli ödeme yöntemi! See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.