Yeni Şafak Gazetesi olarak yayın hayatına başladığımız ilk günden itibaren ülkemizde demokrasinin tüm kurumları ile yerleşmesi, milli irade ve değerlerimizin hâkim olması için tüm gücümüzle çalıştık.Bu ülkenin geleceğinin derin sularda boğulup gitmemesi için çaba sarf ettik.Fırtınalı günlerde sığını…

Şehir kültürüne az çok âşina olan herkesin bildiği bir gerçektir ki, İstanbul tam bir camiler şehridir. Osmanlı padişahları, hanım sultanlar ve ileri gelen devlet adamları bu tarihi şehri, yaptırdıkları birbirinden güzel mâbetlerle bir güzel süslemişlerdir. Özellikle selatin camileri bu tezyinatın en gözde eserleri olarak arz-ı endam etmektedir. Fazla söze ne hacet… Fatih, Bayezid, Süleymaniye, Sultan Ahmed Camii gibi diğer bütün ecdat eseri olan camileri ortadan kaldırsak, muhakkak ki İstanbul tarihi özelliğinin ve güzelliğinin hepsini değilse bile, büyük bölümünü kaybetmiş olur. Bu zâyiat ise, hiç şüphesiz ki, tam bir manevi deprem olarak karşımıza çıkar.

Selami: Selam arkadaşlar! “Bu bir tez konusu olsaydı” adlı podcast serimize hoş geldiniz. Yeni podcast serimiz üç haftadır devam ediyor. İlk bölümleri dinlemeyen arkadaşların bu yayından sonra onlara da kulak vermesini çok isteriz.

Türkiye'de dünya çapında ses getirecek büyük uluslararası ekonomi zirveleri yapılmıyor. Diplomasi zirvesi var Antalya'da. Ama ekonomi zirvesi yok ülkemizde o çapta.

ABD ve İsrail'in İran'a karşı başlattıkları hava saldırılarının 40. Günü'nde geçici ateşkes sağlandı. Pakistan'da yapılan müzakerelerin en önemli gündemiyse, savaş başladıktan sonra İran tarafından kapatılan Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasıyla ilgili. Oysa Amerikan-İsrail ortak saldırısının siyasî hedefleri arasında “Hürmüz Boğazı” yer almıyordu. Hürmüz Boğazı'nın kapatılması bu savaşın önceden hesaba katılmayan sonuçlarından sadece birisiydi. .

Kırk gün süren savaşın ateşkes aşamasına gelmesi, geleceğe dair kesin bir öngörü ortaya çıkarmasa da insanlığın derin bir nefes almasını sağlamıştır. Savaş durma noktasına gelirken, ABD ve İsrail'de siyasi tartışmalar devam etmektedir. Bu iç hesaplaşmalar sürerken, biz bu süreçte Türkiye'nin üstlendiği öğretici rolü ele alabiliriz.

Geçtiğimiz yıl, ablukayı kırarak insani bir yardım koridoru açmak ve Gazze'de soykırıma uğrayan halkın sesini dünyaya duyurmak için yola çıkan Küresel Sumud Filosu'nda yer aldım. Akdeniz'in uluslararası sularında, hiçbir hukuki dayanağı olmayan silahlı bir müdahaleyle alıkonulduk, özgürlüğümüzden yoksun bırakıldık ve hem psikolojik hem de fiziki yaptırımlara maruz kaldık.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı “Genç Üretim Çağı” projesiyle gençlerin eğitimden kopmadan işgücü piyasasına kalıcı biçimde katılımını amaçlayan bütüncül bir istihdam modeli başlattı. Program Türkiye İş Kurumu tarafından yürütülüyor. Bu yazımızda bu programı tanıtmaya çalışacağız.

Bizim en büyük zorluklarımızın başında en yakın coğrafyalarımızda savaşlar ve ambargolar olması var. En yakın coğrafya demek dünyanın her yerinde en yakın ticaret ortağı demek. Ama biz bundan mahrumuz.

Sağlık sektörünün küresel temsilcileri insan ömrünü bin yıla çıkarmanın peşinde milyar dolarları harcamaktan çekinmiyor.

“Bize, arif olmanın yollarından birini söyler misin?” diye sorduk. Söyledi. Bu, odur.

Bûtî, önceki yazımda tanıttığım kitabı, taklidi caiz görmeyen ve mezhepleri reddeden Elbânî ve benzerleri için yazmıştı. Benim böyle bir düşüncem olmadığına göre kitabın bana karşı olması mümkün değildi, ama kitabı çeviren D.A.K. böyle gösterdi, yazdığı çok uzun (neredeyse kitap kadar) girişte bana etmediği hakaret ve iftirayı bırakmadı.

Ortadoğu'da son kırk gün içinde yaşananlar, artık savaşlarda sadece askerî mühimmatın değil, anlamların, kavramların ve diplomatik imkânların da birer mühimmat gibi harcanıp tüketildiğini gösteriyor. “Ateşkes” denilen şeyin bile artık barışı değil, savaşın yeniden düzenlenmesini ifade ettiği bir dönemdeyiz.

Medeniyetler de insanlar gibi, doğarlar büyürler ve ölürler. Maddenin boşluk kabul etmeyişi gibi meydan yeri de boşluk kabul etmez. Bir medeniyet tarih sahnesinden çekildiğinde bir başkası iddia ve teklifiyle meydan yerine çıkar ve yeryüzüne kendi rengini verir.

Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik'in Perşembe günü yaptığı açıklamalar içinde, “Atlantik ittifakı içinde ABD ile Avrupa Birliği arasındaki çatlakların belirginleşmesi, dünya düzeni geleceği açısından da problemdir. Yeni güvenlik mimarilerinden bahsediliyor ama önemli olan uluslararası toplum için referans olacak temel ahlaki değerler ne olacaktır?”

CHP lideri Özgür Özel, ara seçim turlarını sürdürüyor. Ekrem İmamoğlu ve yakın çevresine yönelik soruşturmanın ardından meydan meydan dolaşan Özgür Özel, Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım rezaletinden sonra parti parti gezmeye başladı.

Yıllar evvel, Mescid-i Aksâ'nın avlusunda bir Filistinli büyüğümüzle sohbet ediyorduk. Daha önce kendisi Türkiye'yi ziyaret ettiğinden, önce İstanbul ve diğer şehirlerdeki hatıralarından söz açıldı.

Sermayenin dikkatine, fonlara, portföylere, türev ürünlere, yatırım araçlarına, varlık yönetim yapılarına ve finansal işlemlerin kenarlarına güven ve istikrarla “overlok” çekilir.

Türkiye uzun süreden bu yana yüksek faiz, kur kontrolü ve kredi kısıtlarının olduğu bir politika seti ile enflasyonu düşürmeye çalışıyor. Bu politika setinden oluşan program sürecinde dönem dönem ekonomiye etki eden ekonomi dışı faktörler nedeni ile kesintiler yaşanıyor. Ama ne olursa olsun programdan vazgeçilmiyor. Ancak zaman içinde yaşanan her olumsuz gelişmenin ardından gözler hızlıca kur seviyesine çevrilirken sakin dönemlerde ise faiz indirimlerine yönelik beklentiler artıyor. Dahası ekonomi yönetimi her ikisinde de kontrolü elden bırakmayacak şekilde tüm eleştiri ve yan etkilere rağmen bildiğini yapmaya devam ediyor.

Dünyada hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacak. ABD-İsrail ve İran arasındaki savaşın alevleri bölgeyi sararken, küresel sermaye panik içinde kendine yeni ve güvenli karargâhlar arayışında.

“Dünyanın en saçma işletilen yasaları listesi” yapılsa herhalde 5816 sayılı Atatürk'ü koruma kanunu ilk onda yer bulur kendisine. Hemen her ay, hatta her hafta bu yasanın bir mağdurunun haberini görüyoruz.

“Hayal” dediğimizde çoğu zaman akla, aslı olmayan şeylerin zihinde kurulması gelir. Oysa bu kelimenin taşıdığı anlam alanı, basit bir düş kurma eyleminin çok ötesindedir. Hayal; hatırlama, tasavvur etme, olmayanı var gibi kurma, görüleni dönüştürme ve nihayet görünmeyene suret kazandırma gücüdür. Bu yüzden hayal, yalnızca zihnin bir oyunu değil; ruhun kurucu bir faaliyetidir. Aynı zamanda insanın varlıkla kurduğu ilişkinin en ince ve en derin damarlarından biridir.

Dünya bunu da gördü. Alenen küfür eden başkan. Demek ki Tarzan çok zorlandı. Hesaplar tutmayınca, işler istediğinin tam zıddına gidince, elinden bir şey gelmeyince ağzını bozdu. Sinirleri çok yıprandı, zihnini ve dilini kontrol edemez duruma düştü. Sarı kafa, İran'ın Hürmüz Körfezini açması için tehditler savurdu, ağzına geleni söyledi. Beyaz Saray'da sokak ağzı… Açmazlarsa İran'ı çok fena vuracak, taş devrine döndürecekmiş. İran ise hiç umursamadan el yükseltti. “Saldırı olursa Babül Mendeb boğazını da kapatırız.”

Çoğu kimsenin gözünden kaçan bir gerçeğe dikkatinizi çekmek isterim. Dünya genelinde yaygın dinlere ait mezheplerin, kendi dinlerindeki nüfus oranlarına baktığımızda şöyle bir tablo ile karşılaşıyoruz

40 günlük savaş, ABD-İsrail ittifakının kesin mağlubiyetiyle neticelendi. ABD-İsrail yenildiler çünkü savaşı başlatmak için öne sürdükleri hiçbir hedefe ulaşamadılar. Uranyum orada duruyor. İran rejimi savaş öncesine göre çok daha güçlü. İran halkı birbirine kenetlendi ve uzunca bir süre muhaliflerin sesi çıkmayacak, bir halk ayaklanması artık ihtimal dışında.

CHP ve Özgür Özel'in Uşak, Bornova ve Görele belediye başkanlarına karşı tutum ve tavrı, partinin bugüne kadar olan sözde “kadın hakları, adalet…” söylemlerinin hepsini çöpe attı.

ABD-İran müzakereleri yarın Pakistan'da başlayacak mı, göreceğiz. Ateşkes kırılgan. Çünkü masa kurulmadan altı boşalan unsurlar var. Bir. Lübnan'ın ateşkesin bir parçası olup olmadığı meselesi.

Yahudiler, Amerikan derin devleti'nin bütün görünür görünmez kurumlarının sahibi, dolayısıyla Amerika'nın hâkimi.

Trump'ın İran medeniyetini yok etme tehdidi savurduğu bir aşamada varılan ateşkesin kalıcı bir barış anlaşmasına dönüşmesi kolay olmayacak.

İstanbul Finans Merkezi (İFM) uzun süre dar bir bakış açısıyla değerlendirildi; çoğu zaman bir gayrimenkul projesi gibi ele alındı. Oysa mesele bir bina değil, sermayenin yönünü değiştirme meselesidir. Doğru kurgulandığında İFM; finans, ticaret, teknoloji ve jeopolitik güç açısından Türkiye'ye çarpan etkisi yaratabilecek stratejik bir hamledir.

Akşama doğru telefonlar titriyor. Ekranlara bir bildirim düşüyor: “Bu gece uzun olacak! Önerilerimize kulak verin, eğlenceli bir gece geçirin.”

Gün ile dünü buluşturan çok önemli yüksek lisans, doktora tezleri yapılıyor. Ancak kamuoyu bu çalışmalardan pek haberdar olmuyor. İlgimi çeken tezler üzerinden akademi dünyası ile gündelik hayatı bir noktada buluşturmak üzere genç akademis-yenlerle tezlerine dair konuşmanın iyi olacağını düşündüm. İlk tezimiz Neslihan Mervenur Vural'ın fıkıh disiplini altında yapmış olduğu doktora tezi.

İbn Arabî'nin (k.s.) Füsûsu'l-Hikem'inden yaptığımız okuma, onun düşünüşüne tabidir. Bir de onun düşünüşünü, Molla Camî, İsmail Hakkı Bursevî, Erzurumlu İsmail Hakkı, Elmalılı A. Hamdi Yazır… gibi büyüklerimizin görüş, yorum ve şiirleriyle birlikte düşünmüş son derece kıymetli bir düşünüş daha var elimizde:

2010 yılından bu yana iktidarda kalarak Avrupa'da özgün bir hikayenin öznesi olan Orban, 16 yıllık iktidarının ardından en zorlu seçimine girmek üzere. Seçim öncesinde çok yoğun bir tempoda çalışmalarını sürdüren Orban'ın hikayesi, zaman zaman iktidar süresi ve izlediği politikalarla, zaman zaman da bir önceki seçimde olduğu gibi muhalefetin kendisine karşı konsolide olma stratejisi üzerinden Türkiye'de ilgiyle takip edilen bir konu.

Körfez Savaşı'ndan başlayarak ABD'nin Orta Doğu ağırlıklı olarak başlattığı yıkım harekâtları, bugüne kadar yakalamış olduğu başarıyı bir çırpıda kaybetti. Bugün târihi ehemmiyete sâhip. Meseleye kitâbın ortasından girelim: ABD İran'da mağlup oldu.

Almanya, İngiltere ve ABD'de ırk ayrımına ve üstünlüğüne dayalı ideolojik grupların toplumsal karşılığının ürkütücü boyutlara ulaşması 7 Ekim 2023'ten sonra çok daha çarpıcı bir boyut kazandı. İsrail'in soykırım suçları uluslararası mahkemelerde tespit edilirken bu ülkeler Filistin'i desteklemeyi suç sayan bir anlayışı hayata geçirdi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan'ın Londra'daki yatırımcı toplantısının ardından yurt içinde ekonomistler, ekonomi gazetecileri ve akademisyenler arasında sosyal medyada ciddi tartışmalar gözlemledik. Tartışmanın ortaya çıkışında geçmişte de sorunlu işlere imza attığını bizzat müşahede ettiğim yabancı bir haber ajansının yaptığı haber vardı.

11 Eylül saldırısından hemen sonra ABD Başkanı George W. Bush, “Bu bir Haçlı savaşı” demişti. Bunun bir medeniyet savaşı olacağını ilan ediyordu. Ardından Afganistan, Irak işgal edildi. Yüzbinlerce insan öldürüldü. Onlarca ülke iç savaşa sürüklendi. Sayısız terör örgütleri kurulup Müslüman ülkelere çok ağır zararlar verildi.

William Chittick benim kitaplarından çok yararlandığım bir isim… Pozitivist cereyanlara maruz kalarak boynu tutulan modern zihniyeti pek çok konuda doğru bakışa yönlendiren bir düşünür…

ABD-İsrail ve İran arasındaki savaşın enerji fiyatları üzerinden etkileyebileceği en önemli göstergelerden birisi de enflasyondur.

Kanal D'de yayınlanan 'Eşref Rüya' dizisinin oyuncularından Görkem Sevindik instagram hesabından bir paylaşım yapmış ve “12 bin Filistinli mahkûmun idamı onaylandı. Bunların 4 bini çocuk... İnsanlık bugün ayağa kalkmayacaksa ne zaman kalkacak? İnsan olduğumuzu bugün gösteremeyeceksek ne zaman göstereceğiz? Lütfen susmayın. Paylaşın. Karşı çıkın bu idamlara..." demiş.

Saatlere bakarken zamanı görmeyiz çoğu zaman. Zamanın kendisini de değil, ona dair bir tahayyülü izleriz. Tophane-i Âmire Kültür ve Sanat Merkezinde Mehmet Çebi'nin koleksiyo-nundan oluşan Spectacular Pocket Watches Collection sergisini gezerken de aynı duyguya kapıldım: Karşımda duran şey, zamanı ölçen bir araç değil, zamanın nasıl kurulduğuna dair bir estetik ve politik anlatıydı.

Trump'ın İran Kara harekatı Planındaki sırrı ortaya çıktı ABD'nin İran'daki zenginleştirilmiş uranyumu ele geçirmek için günler sürecek bir kara operasyonu planladığı ortaya çıktı. Özel kuvvetlerin ateş altında sahaya ineceği planda, hedef nükleer materyalin bulunduğu noktaları ele geçirip güvenli şekilde ülke dışına çıkarmak.

Dün Baas Partisi'nin kuruluşunun yıldönümüydü. Tarihte kalması gereken, kurulduğu günden itibaren kendi kuruluş iddialarından bile uzak kalan, Arap halklarına kandan, gözyaşından, onur kırıcı istibdattan başka bir şey getirmeyen bir hareket. Anılmaya değer bulunmayabilir ama biraz üzerinde düşününce bizimle de ne kadar ortak ibretlik tecrübelerin üzerine oturduğunu hatırlatıyor, bir göz atmaya davet ediyor.

Geçtiğimiz hafta sonu konferanslar için Sivas ve Elazığ'daydım. Pazar sabahı Sivas'tan Elazığ'a geçerken Divriği'ye uğradık. Çok uzun zamandır, bu şirin İslâm beldesine yolumu düşürmek istiyordum, ancak Divriği'yi dünya çapında şöhrete kavuşturan ulu cami ve şifahane yıllardan beri restorasyonda olduğundan, ziyaretimi de erteliyordum. Nihayet çalışmalar tamamlanınca, imkânları fırsata dönüştürdük. Epey serin bir bahar sabahı, Divriği'yi idrak etmek nasibine erdik. “Ziyaret” yerine “idrak” kelimesini kasten kullanıyorum elbette. Gidip görünce anladım ki, Divriği ziyaret değil idrak edilir.

ABD Başkanı Trump, düşen pilotlarını kurtarmak için 155 uçakla operasyon yaparken, CHP Genel Başkanı Özgür Özel de İmamoğlu'nu kurtarmak için 22 milletvekiliyle operasyona hazırlanıyor. Dünya yanarken muhalefetimizin derdi çok büyük.

Savaş, siz bu satırları okurken bitse de aylarca devam etse de değişmeyecek sonuçlar üretecek… Günlük değerlendirmelerin dahi yanılabildiği zamanda sonuçlara dair sabitler üretmek nasıl mümkün oluyor? Çünkü, ABD/İsrail-İran savaşının günlük gelişmeleri ile, saha hedefleri ile, “nedenleri” farklı…

Trump'ın İran'a verdiği son mühletlerden şimdiye kadar sonuç alamadığını görüyoruz. Ateşkes için beş gün ve on günlük ültimatomlar veren Trump, bu hafta başında da salı günü sona erecek yeni bir son mühlet açıklaması yaptı. İran'ın çok beklemeden reddettiği ateşkes koşulları, Trump'ın küfürlü mesajından anlaşıldığı kadarıyla Hürmüz'ün açılmasına odaklanmış durumda. Sadece Amerikan ekonomisini değil küresel ekonomiyi de sarsıcı bir krizle tehdit eden İran'ın Hürmüz'ü başarılı şekilde bloke etmesi, Trump'ın zafer ilanını imkânsız kılıyor.

Türkiye'de anketler uzun zamandır bize vatandaşın canını en çok yakan şeyin hayat pahalılığı olduğunu söylüyor. Artık hepimiz gıda, kira, fatura, okul masrafı, ulaşım derken neredeyse her fiyat düzeyinde bir bunalım yaşamayı sürdürüyoruz.

Türk şirketlerinin dünyaya açılmasında gerçek anlamda ‘oyunu değiştiren' kırılma anlarını şöyle sıralamış bir ihracatçı; “İlk olarak Turquality bize markalaşmayı öğretti.

İsrail iç siyasetine yönelik eleştirileriyle öne çıkan Haaretz gazetesinin, geçtiğimiz hafta “Duyması Zor Gelecek” ifadeleriyle sayfalarına taşıdığı röportajın başlığı şöyleydi: “ABD'deki Yahudilerin Önemli Bir Kısmı İsrail'den Nefret Ediyor.”

Soğukçeşme Sokağı'nın aşağıya, Gülhane'ye doğru inen tatlı meylinden kendimi alamıyorum. Belki de bu sokak bütün şatafatına ve çekiciliğine rağmen netice itibarı ile bir “turistik” yer hâlini almış olduğundan artık bana itici geliyor.