concept of the underworld in ancient Mesopotamian culture
POPULARITY
Categories
Dünya Alem programında İslam Özkan'ın konuğu ilahiyatçı-yazar İhsan Eliaçık, İslam'da mülkiyet, infak, zekât ve sınıfsal adalet tartışmalarına dair çarpıcı açıklamalarda yapıyor. “El mülkü lillah” ilkesinin özel mülkiyeti değil, emanet ve kullanım hakkını ifade ettiğini savunan Eliaçık, Kur'an'ın servetin tek elde toplanmasına karşı olduğunu söylüyor. Kur'an'daki miras hükümlerinin mülkiyeti dağıtmayı amaçladığını belirten Eliaçık, günümüzde işçi emeğinin sömürülmesini “asıl hırsızlık” olarak tanımlıyor. Programda ayrıca müstekbir–müstazaf kavramları, İslam iktisadı, sosyal adalet, zekât tartışması ve “abdestli kapitalizm” eleştirisi de ele alınıyor. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Bu bölümde Fatma Bayram hocamız, Fetih Sûresi'nin tamamını ayet ayet ele almaktadır.Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde başlayan ve hâlen devam eden bu çalışma, uzun soluklu bir Kur'ân okuma sürecidir. Hocamız, Elmalılı Hamdi Yazır'ın muhalled eseri Hak Dini Kur'ân Dili adlı tefsirinden hareketle okumalar yapmaktadır. Tefsir okumaları, Elmalılı Hamdi Yazır'ın, Hak Dini Kur'ân Dili adlı eserinin Eser Neşriyat baskısından takip edilmektedir. Tüm içerik ve güncel paylaşımlarımıza bu bağlantılardan ulaşabilirsiniz:
"Kad žēlastība ienāk gribā, tā dod mums jaunu spēku, jaunu stiprumu, kāda mums agrāk nekad nav bijis. Tā dod mums jaunu spēju pretoties kārdinājumiem" (bīsk. Fultons Šīns). Dienas impulss: Mūsu griba nereti ir ļoti ievainota un trausla. Kurā jomā Tu vēlētos, lai Dievs dziedina un atjauno Tavu gribu? Parunā par to ar Dievu! Godināmais bīskaps Fultons Šīns (1895 - 1979) — viens no izcilākajiem 20. gadsimta sludinātājiem, viens no pirmajiem, kurš radio un televīziju izmantoja, lai sludinātu Kristu, ar Evaņģēlija vēsti aizsniedzot miljonus. Šajā gadā bīskapa Fultona Šīna pārdomas dzirdēsi Radio Marija Latvija Gavēņa kalendārā. Patiesa atgriešanās, lūgšana, Euharistija un Kristus upuris — tikai dažas no tēmām, kas Gavēņa laikā iedvesmos Tevi uz dziļāku garīgo dzīvi.
Kur'an-ı Kerim bizim hayat rehberimiz. Bizi sahili selamete götürecek manevi navigasyonumuz. Öğle bir yazılım var ki sıfır hata, tamamen ilahi rota üzere. Bize düşen ise çok kolay.
Lietuvos banko rūmuose Kaune galima susipažinti su nepastebimu pinigų gyvenimu Evaldo Lasio fotografijų parodoje „Gyvenimas tarp delnų“.Kuršėnų Vytauto Vitkausko bibliotekoje sukurta speciali šviesuolių erdvė, skirta pažinti Šiaulių rajono kūrėjų, mokslininkų ir visuomenininkų biografijas bei darbus.M.A.M.A apdovanojimuose šiemet pirmą kartą įteikta „Metų džiazo“ nominacija. Šio apdovanojimo laureatais tapo kolektyvas „Vilnius JJAZZ Ensemble“.Portugalijoje vykusiose XIII tarptautinėse religinio turizmo dirbtuvėse Lietuva sulaukė istorinio dėmesio – mūsų šalis oficialiai pristatyta kaip pagrindinė renginio kryptis.Pasirodė dešimtasis Lietuvos kultūros instituto leidžiamo žurnalo „As a Journal“ numeris „Spirti As a Journal“. Jo kviestinė redaktorė – rašytoja ir dramaturgė Vaiva Grainytė.Lucke minint Lietuvos ir Ukrainos diplomatinių santykių 35 metų sukaktį pirmą kartą įvyko Lietuvos kultūros dienos.Domanto Razausko muzikinės naujienos.Ved. Marius Eidukonis
Bu bölümde Fatma Bayram hocamız, Fetih Sûresi'nin tamamını ayet ayet ele almaktadır.Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde başlayan ve hâlen devam eden bu çalışma, uzun soluklu bir Kur'ân okuma sürecidir. Hocamız, Elmalılı Hamdi Yazır'ın muhalled eseri Hak Dini Kur'ân Dili adlı tefsirinden hareketle okumalar yapmaktadır. Tefsir okumaları, Elmalılı Hamdi Yazır'ın, Hak Dini Kur'ân Dili adlı eserinin Eser Neşriyat baskısından takip edilmektedir. Tüm içerik ve güncel paylaşımlarımıza bu bağlantılardan ulaşabilirsiniz:
Bu bölümde Fatma Bayram hocamız, Fetih Sûresi'nin tamamını ayet ayet ele almaktadır.Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde başlayan ve hâlen devam eden bu çalışma, uzun soluklu bir Kur'ân okuma sürecidir. Hocamız, Elmalılı Hamdi Yazır'ın muhalled eseri Hak Dini Kur'ân Dili adlı tefsirinden hareketle okumalar yapmaktadır. Tefsir okumaları, Elmalılı Hamdi Yazır'ın, Hak Dini Kur'ân Dili adlı eserinin Eser Neşriyat baskısından takip edilmektedir. Tüm içerik ve güncel paylaşımlarımıza bu bağlantılardan ulaşabilirsiniz:
Bu bölümde Fatma Bayram hocamız, Fetih Sûresi'nin tamamını ayet ayet ele almaktadır.Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde başlayan ve hâlen devam eden bu çalışma, uzun soluklu bir Kur'ân okuma sürecidir. Hocamız, Elmalılı Hamdi Yazır'ın muhalled eseri Hak Dini Kur'ân Dili adlı tefsirinden hareketle okumalar yapmaktadır. Tefsir okumaları, Elmalılı Hamdi Yazır'ın, Hak Dini Kur'ân Dili adlı eserinin Eser Neşriyat baskısından takip edilmektedir. Tüm içerik ve güncel paylaşımlarımıza bu bağlantılardan ulaşabilirsiniz:
Die Schunkelei ist vorbei. Jetzt wird entschlackt - mit Heilfasten, Intervallfasten, Detox. Wie sinnvoll ist Fasten? Über welche Kur freut sich unser Darm besonders? Und was bringen solche Zeiten der Selbstdisziplin? Antworten in den WDR 2 Sonntagsfragen von Hausarzt Dr. med. Jan-Philipp Breuer. Von Gisela Steinhauer.
Po neplánované odmlce jsme se vrátili v plné síle do studia… jen abychom zjistili, že v něm nejsou mikrofony
Külliye'de Ramazan programı kapsamında düzenlenen Ramazan'da Kur'ân Sohbetleri, Vaize ve Yazar Fatma Bayram ile Ankara Millet Kütüphanesi'nde gerçekleştiriliyor.Bu sohbetlerde Ramazan ayının maneviyatı, Kur'ân-ı Kerim'in rehberliği ve hayatımıza yansımaları ele alınıyor.Tüm içerik ve güncel paylaşımlarımıza bu bağlantılardan ulaşabilirsiniz:
Viešojoje erdvėje komunikacijos ekspertui Karoliui Žukauskui pradėjus kelti klausimus dėl „Nemuno aušros“ finansavimo prieš 2024-ųjų Seimo rinkimus, prezidentas sako, kad šią informaciją turėtų vertinti atitinkamos tarnybos. Pasak Gitano Nausėdos, informacijai pasitvirtinus - pasekmės turėtų būti labai aiškios.Dalis Lietuvos gyventojų su nerimu laukia atšilimo. Pamaryje iš savo krantų pavasarį išsiliejantis Nemunas yra kasmetis reiškinys. Šilutės rajono meras tikisi, kad kiek atšilus bus sprogdinamos ledo sangrūdos, kad vanduo galėtų laisvai tekėti į Kuršių marias. Tuo metu Kauno rajono Radikių kaimo gyventojai, gyvenantys prie Neries, su siaubu prisimena prieš 16 metų kilusį potvynį, kai buvo apsemti kiemai ir rūsiai, skendo daiktai bei naminiai gyvūnai. Siekdama to išvengti, Kauno rajono savivaldybė žemiausiose vietose prie upės formuoja laikinus pylimus.Atnaujintas misijos apibrėžimas, daugiau narių taryboje ir naujas organas – valdyba. Iš darbo grupės šiandien pasitraukus paskutiniams opozicijos nariams, Seime baigiamos rengti LRT įstatymo pataisos.Dėl įtarimų netinkamu elgesiu suimtas buvęs Didžiosios Britanijos princas Andrew Mountbattenas-Windsoras.Šildymo sąskaitos gąsdina ir bažnyčias. Kai kurie maldos namai svarsto šaltąjį sezoną užverti duris, kiti - apskritai nejungia šildymo, Mišios vyksta prie minusinės temperatūros. Dvasininkai sako, kad situaciją dar labiau pablogino religinėms bendruomenėms nebeskiriama gyventojų pajamų mokesčio parama.Ved. Agnė Skamarakaitė
Zwar sind weder Isa noch Jascha bisher in Kur gegangen, aber wenn es mal so weit ist, wissen wir genau, wie wir uns erholen: mit extremem Cave Diving! Die gleiche ungesunde Idee hat auch Dr. James Hardcastle, unser Protagonist in Das Grauen im Blue-John-Stollen von Arthur Conan Doyle. Ob das so eine gute Idee ist? Zumal sich in dem gemiedenen Schacht eine ziemlich biestige Kreatur aufhalten soll, die in mondlosen Nächten nicht nur Schafe reißt ... Begleitet uns ins malerische Derbyshire und lernt Doyle einmal ganz ohne Sherlock Holmes kennen. VIel Spaß mit der Folge! --- In der nächsten Folge lesen wir die Kapitel 1 und 2 von Schatten über Innsmouth (The Shadow over Innsmouth) von H. P. Lovecraft. Hier findet ihr eine kostenlose, digitale Version auf Deutsch: https://www.bastiancleve.com/wp-content/uploads/Schatten_ueber_Innsmouth.pdf Und hier geht's zum englischen Original: https://www.gutenberg.org/cache/epub/73181/pg73181-images.html --- Wenn ihr möchtet, könnt ihr euch auch schon auf unser darauffolgendes Projekt vorbereiten: Das Haus an der Grenze (The House on the Borderland) von William Hope Hodgson. Wenn ihr die Geschichte auf Deutsch lesen wollt, müsst ihr euch leider eine analoge Ausgabe kaufen. Das englische Original gibt es aber hier online: https://archive.org/details/william-hope-hodgson_the-house-on-the-borderland --- Unterstütz uns auf Steady für noch mehr Content abseits der Literatur
Bu bölümde Fatma Bayram hocamız, Fetih Sûresi'nin tamamını ayet ayet ele almaktadır.Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde başlayan ve hâlen devam eden bu çalışma, uzun soluklu bir Kur'ân okuma sürecidir. Hocamız, Elmalılı Hamdi Yazır'ın muhalled eseri Hak Dini Kur'ân Dili adlı tefsirinden hareketle okumalar yapmaktadır. Tefsir okumaları, Elmalılı Hamdi Yazır'ın, Hak Dini Kur'ân Dili adlı eserinin Eser Neşriyat baskısından takip edilmektedir. Tüm içerik ve güncel paylaşımlarımıza bu bağlantılardan ulaşabilirsiniz:
Były premier o tym, co powinno paść na Radzie Pokoju, o "Kur wie lepiej", o lepszym programie gospodarczym Konfederacji, niż rządzących, Polsce 2050 i pomocy dla Ukrainy
Bu bölümde Fatma Bayram hocamız, Fetih Sûresi'nin tamamını ayet ayet ele almaktadır.Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde başlayan ve hâlen devam eden bu çalışma, uzun soluklu bir Kur'ân okuma sürecidir. Hocamız, Elmalılı Hamdi Yazır'ın muhalled eseri Hak Dini Kur'ân Dili adlı tefsirinden hareketle okumalar yapmaktadır. Tefsir okumaları, Elmalılı Hamdi Yazır'ın, Hak Dini Kur'ân Dili adlı eserinin Eser Neşriyat baskısından takip edilmektedir. Tüm içerik ve güncel paylaşımlarımıza bu bağlantılardan ulaşabilirsiniz:
Güzel bir hafta olmasını dilerken, gazeteci İbrahim Ekinci'nin bir haftanın ekonomik gelişmeleriyle hazırladığı Marjinal Fayda'yla karşınızdayız Merkez Bankası enflasyon hedefini değiştirmedi ama tahmin aralığını yukarı çekti. Piyasa beklentileri resmi hedeflerden kopmuş durumda. Faiz indirimi sinyali var ama hız sınırlı. Kur baskı altında, borsa yükselişte, altın güçlü… Ancak siyasi risk yeniden fiyatlanıyor. Enflasyon beklentileri çıpalanmış değil. Bu bölümde:
Bu bölümde Fatma Bayram hocamız, Fetih Sûresi'nin tamamını ayet ayet ele almaktadır.Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde başlayan ve hâlen devam eden bu çalışma, uzun soluklu bir Kur'ân okuma sürecidir. Hocamız, Elmalılı Hamdi Yazır'ın muhalled eseri Hak Dini Kur'ân Dili adlı tefsirinden hareketle okumalar yapmaktadır. Tefsir okumaları, Elmalılı Hamdi Yazır'ın, Hak Dini Kur'ân Dili adlı eserinin Eser Neşriyat baskısından takip edilmektedir. Tüm içerik ve güncel paylaşımlarımıza bu bağlantılardan ulaşabilirsiniz:
Gönüller sultânı Hazret-i Sâmî (k.s.), kalbin Kur'ân-ı Kerîm'de beş sınıf olarak beyân edildiğini anlatırlardı. Ezcümle: 1. Ölü kalb, 2. Hastalıklı kalb, 3. Gâfil kalb, 4. Zâkir kalb, 5. Ma‘nen diri (hayy) kalb. Kalbimizi her türlü hastalık ve tehlikelerden koruyacak birinci şartın zikru'llâha devâm olduğunu her defasında tekrâr tekrâr beyân buyururlardı. Bunun da, az yiyip oruç tutarak ve şartlarına riâyetle yapılırsa netice hâsıl olacağını bildirirlerdi. Çünkü kul, hadîs-i şerîfte beyân buyurulduğu üzere: “Kişi kalben zikre muvaffâk olursa şeytân me'yûs olarak geri çekilir; zikirden gâfil olursa kalbe yeniden girer.” “Allâh Azîmüşşân'ı kalben zikreden ile zikretmeyenin farkı, cesed dirisi ile ölüsünün farkı gibidir.” buyururlardı. Bu yüzden insanlar, kendilerini Allâh (c.c.)'yü ve O'nun zikrini hatırlatanlarla berâber olmağa çağrılıyordu. Tevbe sûresinde Cenâb-ı Hâkk: “Ey îmân edenler, Allâh'tan korkun da sâlih ve sâdıklarla beraber olun.” diye emrediyor. Sâlihlerden bu dünyâda istifâde olacağı gibi kabirde ve mahşerde de istifâde olunacağını tefsîr ve hadîslerden misâllerle anlatırdı, Hazret-i Sâmî (k.s.). Bu husûsta kendilerine âid şu menkîbeyi anlatırlardı: “Çocukluğumda kız kardeşim yürüyemiyordu. Yakınlarımız Pozantı'ya yakın bir köyde Kaplanca Dede adlı bir zât var; kızı ona götürün; inşâallâh onun vesîlesi ile Allâh (c.c.) şifâ verir dediler. Ben, annem ve kız kardeşim o zâtın türbesine gittik. Geceyi orada geçirdik. Gece bir ara kız kardeşim bağırarak uyandı. Annem: “Kızım ne var, ne oldu, niye bağırdın?” dedi. Kız kardeşim: “Anne şu kabirdeki dede kalktı, geldi benim kalçamın üzerine oturdu” dedi. Bu hâlden sonra yürüyemeyen kız kardeşim Allâh (c.c.)'ün izni ile ayağa kalktı yürüdü. Ömrü boyunca da bir daha ayağı ağrımadı.” İşte sâlihlerden biiznillâh “kabirdeki istifâde.” Not:Yazının devamı 22-27 Ekim tarihlerindedir.
14. februāri Liepājas koncertzālē "Lielais dzintars" Liepājas Simfoniskais orķestris programmā "Bēthovens un Bartoks. Dialogi orķestrim" tiksies ar igauņu diriģentu Risto Jostu un Londonā dzīvojošo ukraiņu pianistu Nikitu Burzaņicu, kurš 2023. gadā Jāzepa Vītola VIII Starptautiskajā pianistu konkursā ieguva 3. vietu un Liepājas Simfoniskā orķestra simpātiju balvu. 2022. gadā mūziķis saņēma Bēthovena medaļu par izcilu Bēthovena mūzikas interpretāciju. Koncertā Nikitas lasījumā skanēs Bēthovena Ceturtais klavierkoncerts, un Bēthovenam bija veltīta arī saruna ar LR3 "Klasika". Nikita Burzaņica: Bēthovens ir viens no maniem mīļākajiem komponistiem. Runājot par klasisko repertuāru, dodu priekšroku Bēthovenam, nevis, piemēram, Mocartam vai Haidnam, jo, spēlējot Bēthovenu, jūtos pārliecinātāks, man šķiet, ka spēlēju mūziku, ko patiešām saprotu. Bēthovens var būt arī Dusmīgais Bēthovens, piemēram, Piektajā simfonijā vai vairākās sonātēs, piemēram, op. 111, bet Ceturtajā klavierkoncertā viņš ir Priecīgais Bēthovens. Viņš nedomā ne par ko - tā ir vienkārši priecīga mūzika. Domāju, ka saprotu Bēthovenu, tāpēc man tik ļoti patīk viņu spēlēt. Orests Silabriedis: Liekas gan, ka Ceturtais klavierkoncerts ir viens no sarežģītākajiem Bēthovena darbiem fantāzijai līdzīgā rakstura dēļ. Pilnīgi piekrītu - man Bēthovena Ceturtais koncerts ir visgrūtākais saprašanai, jo, izņemot otro un trešo daļu, tam īsti nav tipiskas struktūras. Pirmajā daļā ir milzīgs daudzums nošu, un tā ilgst apmēram 20 minūtes, kas Bēthovenam ir diezgan neparasti. Nedomāju, ka tas ir tehniski visgrūtākais koncerts, bet psiholoģiski šo mūziku saprast ir sarežģīti. Un kā ar otrās daļas noslēgumu? Kā jūs to atrisināsiet? Ir ļoti interesanti salīdzināt, cik atšķirīgi pianisti interpretē pēdējās trīs skaņas. Es turu fadiēzu, jo man tā ir šīs daļas sāpīgākā vieta. Tas atrisinās uz mi, šis mi pakāpeniski izzūd un tad pāriet uz trešo daļu attacca. Vai varat mūsu klausītājiem pastāstīt par Bēthovena medaļu, ko saņēmāt pirms četriem gadiem? Tolaik studēju Karaliskajā Mūzikas koledžā, un mums bija koledžas iekšējais Bēthovena konkurss. Es to uzvarēju, un pēc tam mani uzaicināja piedalīties starpkoledžu konkursā, kur piedalījās visu koledžu Bēthovena konkursu uzvarētāji. Arī šajā konkursā uzvarēju. Spēlēju op. 111, un obligātais skaņdarbs bija kāda no bagatellēm, ja nemaldos. Ar sonāti es ļoti smagi strādāju. Kur jūs glabājat šo medaļu? Kopš tā laika esmu četras reizes pārcēlies. Bet zinu, kur medaļa atrodas. Tā nav plauktā, bet koferī kopā ar pārējām medaļām. Dzīvoju Londonā, daudz ceļoju un bieži mainu dzīvesvietu, tāpēc man vēl nav tai pastāvīgas vietas. Vai vēl studējat? Esmu beidzis studijas, bet joprojām apmeklēju nodarbības pie sava profesora. Pastāstiet par savu profesoru. Es studēju pie Dmitrija Aleksejeva, un arī tagad apmeklēju nodarbības pie viņa. Man viņš ir labākais pedagogs Anglijā vai pat pasaulē. Sākumā Aleksejevs nebija pārliecināts, vai mani uzņemt savā klasē. Bakalaura studiju laikā es nespēlēju tik labi, biju jauns un, kā saka, vairāk slaistījos nekā spēlēju. Bet viņš tomēr piekrita mani uzņemt, un tad sāku daudz vairāk strādāt, progresēju, un viņš bija ļoti apmierināts. Viņš pat teica Vanesai Lataršai, Karaliskās Mūzikas koledžas Taustiņinstrumentu nodaļas vadītājai, ka ir ar mani ļoti apmierināts un ka man iet ļoti labi. Esmu par to priecīgs. Pirms dažām dienām Londonā spēlējāt šo klavierkoncertu. Vai tā bija pirmā reize? Jā, tā bija pirmā reize ar orķestri. Laba pieredze. Ansambļa ziņā tas ir daudz vieglāks nekā Trešais klavierkoncerts: ir tikai četras vai piecas vietas, kur diriģentam un man tiešām jāskatās vienam uz otru. Jaunas mūzikas apgūšanu sāku ar lasīšanu no lapas un īpaši Bēthovena gadījumā cenšos uzreiz iemācīties no galvas, jo tas nav kā Rahmaņinovs vai Prokofjevs, kur vajag vairāk laika iegaumēšanai. Bēthovenam ir sistēma un, lai gan iegaumēt nav viegli, harmonisko plānu saprast nav sarežģīti. Tāpēc vispirms iegaumēju notis, un tikai tad sāku eksperimentēt ar mūziku. Kad droši zinu, ko spēlēju, tad sāku pētīt muzikālo saturu. Vai vienmēr spēlējat no galvas? Jā, tas man ir noteikums. Studējot pie Dmitrija Aleksejeva, nekad negāju uz nodarbību ar notīm. Man vienmēr bija jāspēlē no galvas. Ja nebiju iegaumējis, negāju uz nodarbību. Citi studenti varbūt gāja un spēlēja no notīm, bet man vispirms bija jāiemācās no galvas, un tad mēs ar profesoru varējām strādāt dziļāk. Ko atceraties par Liepāju? Liepāja ir ļoti jauka. Man gan īsti nesanāca to izpētīt, jo bija konkurss un mēģinājumi. Bet man patika. Pilsētas centrs ir mazs, bet ļoti mājīgs, īpaši āra bāri. Jā, varbūt ne šajā gadalaikā. Konkurss notika oktobrī. Bija silts. Atceros, ka arī ļoti vējains. Jā, Liepājā vienmēr ir vējains. Kā vērtējat sadarbību ar orķestri? Brīnišķīgi. Man ļoti patika orķestris un arī koncertzāle, tā ir iespaidīga. Liela, bet uz skatuves nejūties saspringti. Un īpaši tas dzintars - ēka tik skaisti veidota, tādā kā apļa formā. Es domāju - kā viņi to dabūja gatavu? Kāda ir jūsu ikdiena Londonā? Daudz staigāju, mācu klavierspēli, vingrinos un kopumā esmu ļoti apmierināts. Strādāju mūzikas studijā par klavieru pedagogu ar bērniem un pieaugušajiem. Ar tiem, kas negrib kļūt par profesionāļiem? Ceru, ka atradīsies arī kāds, kurš grib kļūt par profesionālu pianistu. Bet jā, vairāk tas ir amatieru līmenis, lai gan man ir arī ļoti attīstīti audzēkņi. Studijā, kur strādāju, man parasti uztic tieši spēcīgākos skolēnus. Pastāstiet par ģimeni. Vai visi ir mūziķi? Jā, visi. Pat mana vecmāmiņa bija pianiste. Tā ir ģimenes tradīcija. Mana mamma ir pianiste, un Ukrainā es mācījos pie tās pašas profesores, pie kuras mācījās mamma. Skolotāja pazina mani kopš viena gada vecuma. Tēvs ir trompetists, brālis pianists, vecmāmiņa pianiste, tēvocis saksofonists: mums ir mazs orķestris. Nespēlēt neko nebija iespēju. Vai bērnībā jums patika mūzika? Sākumā nē. Kad esi mazs, gribas spēlēt futbolu. Es gribēju kļūt par futbolistu un spēlēju futbolu starp klavierstundām. Bet, kad 2015. vai 2016. gadā pārcēlos uz Lielbritāniju mācīties Velzas katedrāles skolā, sapratu, ka tā jau ir mana profesija. Biju tur viens un neko citu bez mūzikas nepratu. Man bija jāspēlē labi, citādi nevarētu izdzīvot. Un tad manā galvā kaut kas noklikšķēja. Vai jūsu ģimene arī pameta Ukrainu? Jā, 2023. gadā es viņus uzaicināju uz šejieni. Viņi dzīvo Lielbritānijā, bet ne Londonā. Vai jums ir kas svarīgs sakāms Latvijas auditorijai par Ukrainā notiekošo? Ļoti ceru, ka šis muļķīgais, absurdi bezjēdzīgais karš drīz beigsies un mēs visi varēsim atgriezties vai vismaz apciemot Ukrainu. Varbūt ne dzīvot, jo esmu šeit iekārtojies un, visticamāk, neatgriezīšos Ukrainā pastāvīgi, bet ļoti vēlos atkal apmeklēt Ukrainu. Mani vecvecāki joprojām ir Doneckā, tāpēc ceru, ka karš beigsies un cilvēce spēs turēties kopā. Jūs nākat no ļoti sarežģīta Ukrainas reģiona. Līdz kādam vecumam dzīvojāt Doneckā? Līdz 14–15 gadu vecumam. 2015. gadā pārcēlos, jo uzvarēju konkursā Kijivā, pēc kura bija vasaras skola Velzā. Man piedāvāja pievienoties skolai ar pilnu stipendiju no septembra, un es piekritu. Aizbraucu 15 gadu vecumā. Vai Londonā ir kas īpašs, kas jums patīk? Patlaban esmu pieradis pie Anglijas un Londonas. Man patīk iespējas, kas pieejamas Londonā, to ir vairāk nekā Ukrainā, bet, no otras puses, tās ir grūtāk iegūt. Tev jābūt jau pazīstamam vai arī tevi vajag pamanīt kādam ietekmīgam cilvēkam, kurš šīs iespējas piedāvā. Pianistu līmenis ir ļoti augsts, tāpēc jāpieliek lielas pūles, lai būtu starp labākajiem. Redzēju jūsu mājaslapā koncertus Itālijā un Spānijā. Kā jūs iegūstat šīs iespējas? Anglijā mani atbalsta vietējā pianistu biedrība. Nesen spēlēju Florencē - tieši savā dzimšanas dienā, 22. janvārī. Viņi vienkārši uzrakstīja vēstuli, šeit mani jau mazliet pazīst. Vai ir kāds mūzikas laikmets, kas jums patīk vairāk nekā citi? Agrīnais 20. gadsimts: Rahmaņinovs, Prokofjevs. No agrākiem - Bēthovens. Man patīk arī Ravels - nesen pirmo reizi spēlēju Gaspard de la nuit un uzvarēju Ravela konkursā. Tagad spēlēju Rahmaņinova Trešo koncertu: tas nav tehniski grūts, bet tur vajag lielu izturību, jo gandrīz 45 minūtes jāspēlē bez apstājas. Man patīk šāds stils. Vai domājat arī par ukraiņu komponistiem? Agrāk man nebija iespējas tos iepazīt. Mūsu reģionā ukraiņu mūziku īpaši nemācīja. Tāpat arī Kijivā un Ukrainas rietumos par mūsu gala komponistiem īsti nezina. Tikai pēc pārcelšanās uz Lielbritāniju, īpaši pēc 2022. gada, sāku to vairāk iepazīt, jo visi mani draugi ir ukraiņi un viņiem patīk spēlēt un klausīties ukraiņu komponistu mūziku. Jaunībā zināju tikai Skoriku, jo uzvarēju Skorika konkursā. Tagad zinu Ļatošinski un citus. Varbūt arī Silvestrovu? Jā, bet patlaban koncentrējos uz konkursiem, un tur vajag augstu spēles līmeni. Koncertiem Silvestrovs būtu lieliska programma, bet konkursiem diez vai. Vai jums patīk konkursi vai tie ir tikai solis nākotnei? Man patīk, jo esmu azartisks cilvēks, patīk sacensties. Pat ja neuzvaru vai netieku finālā, tā ir pieredze. Izdaru labāko, ko varu, un eju tālāk. Vai jūsu nervi ir pietiekami stipri? Jā. Ja bieži uzstājies, konkurss vairs nešķiet kā konkurss. Ja pusgadu neesi spēlējis un tad ej uz skatuves, jūties satraukts, grūti koncentrēties. Tas tāpēc, ka esi zaudējis skatuves izjūtu. Ja to dari regulāri, viss ir kārtībā. Tad nav jādomā par sacensību, tas ir vienkārši mazs koncerts.
Galīsiešu režisora Olivera Lašes tuksneša odiseja "Sirāts" – viena no radikālākajām pērnā gada Eiropas filmām, transam līdzīga kino pieredze, kas meistarīgi savij ģimenes un pasaules gala tēmas. Saruna ar režisoru Oliveru Laši (Oliver Laxe) un galveno aktieri Serdži Lopesu (Sergi López) Eiropas Kino akadēmijā Berlīnē. Vai kino var kļūt par rituālu pieredzi un novest skatītāju līdz katarsei? Par to saruna ar diviem spožiem Eiropas māksliniekiem, kuru balsis šais platuma grādos daudz nav skanējušas. Divas personības, kas savās mājās komentārus neprasīja agrāk, bet līdz ar filmu „Sirāts” ir kļuvušas pazīstamas drosmīga kino mīļiem daudzviet pasaulē. Kino apskatnieki to mēdz dēvēt par vienu no pērnā gada radikālākajām filmām. Par katarses ceremoniju. Par nāves deju tuksnesī. Galīsiešu režisora Olivera Lašes filma „Sirāts” vienaldzīgu neatstāj, tomēr to skatīties – vai drīzāk just – nav viegli. Tā caururbj skatītāju ne vien ar skaudriem sižeta pavērsieniem, bet visupirms – ar pulsējošiem tehno ritmiem un elpu aizraujošiem Marokas tuksneša skatiem. Filma „Sirāts” pērn ieguva Kannu kinofestivāla Žūrijas balvu un tagad pretendē uz diviem Oskariem – par labāko ārzemju filmu un labāko skaņu. „Sirāts” saņēma arī virkni balvu Eiropas Kinoakadēmijas ceremonijā šā gada janvārī, galvenajās kategorijās gan piekāpjotie, kinokritiķes Ditas Rietumas vārdiem, „gaumīgajai mērenībai” – norvēģu filmai „Sentimentālā vērtība”. Bet „Sirāts” turpina likt par sevi runāt un no 20. februāra filmu varēs skatīties arī Latvijas kinoteātros. Slava režisoram Oliveram Lašem seko jau kopš viņa pirmās pilnmetrāžas filmas „Jūs visi esat kapteiņi”, kas 2010. gadā tika pirmizrādīta Kannu kinofestivālā un saņēma Starptautiskās Kinokritiķu federācijas (FIPRESCI) balvu. Kannās Laše ir atgriezies arī ar savām nākamajām filmām un nekad nav aizbraucis mājās tukšām rokām. Viņa ceturtā filma „Sirāts” ieguva Kannu kinofestivāla Žūrijas balvu. Olivers Laše ir dzimis Francijā, bet viņa vecāki ir no Galīsijas. Režisors arī atgriezies uz dzīvi Galīsijā Spānijas ziemeļrietumos un arī mūsu sarunā uzsver, ka galīsiešu mantojums viņam ir ļoti svarīgs. Mēs tiekamies nelielā žurnālistu lokā īsi pirms Eiropas Kinoakadēmijas balvu pasniegšanas Berlīnē. Laše ir neparasta personība ar spēcīgu vizuālo tēlu: viņš ir divus metrus garš (savulaik nopietni trenējies basketbolā), ar gariem, tumšiem pāri mugurai viļņojošiem matiem un fotomodeļa skatienu. Viņš studē geštaltterapiju, ir mistiķis un savā domu pasaulē harizmātiski ievelk arī apkārtējos. Kad Lašem jautā par sadarbību ar dīdžejiem filmas „Sirāt” tapšanā, 43 gadus vecais režisors rāmi atlaižas krēslā, un ir sajūta, ka interviju telpā ienāk kaut kas no reiva noskaņas. „Pirmkārt, jums jāsaprot, ka es filmas kadrus vispirms izdejoju. Es pats devos uz reiviem tuksnesī. Starp citu, pats piecus gadus dzīvoju Marokā. Un filmas scenārijs pamazām tapa manā galvā, kamēr es dejoju,” sarunu uzsāk Olivers Laše. „Arī reālais scenārija rakstīšanas process ir ļoti atmosfērisks. Un mūzika ir atmosfēra. Domāju, ka mans jūtīgums kā māksliniekam ir ļoti saistīts ar skaņu, ar šo slāņaino attēla un skaņas struktūru. Manos scenārijos vienmēr ir saites uz mūziku. Šajā filmā es negribēju strādāt ar komponistu, bet gan ar aktīvu mūziķi. Veicu atlasi, un Kangdings Rejs (Kangding Ray) izrādījās labākais. Man vajadzēja kādu, kurš spēj veidot dialogu ar šo katartisko tehno mūziku, kas ir cieši saistīta ar tautas mūziku, bet kurš vienlaikus spētu radīt arī ēteriskāku, ambientāku mūziku.” Par savu gada filmu „Sirātu” nosauca arī kino kritiķe Dārta Ceriņa, kad mūsu raidījumā „Kur kritiķiem nav vietas” kopsavilka pērnā gada kino ražu.
Fatma Bayram hocamızın TDV KAGEM iş birliğiyle gerçekleştirdiği bu sohbetler, Kur'ân-ı Kerim'de insan ilişkilerinin temel kavramlarını ele alıyor. Hocamız, ilişkilerimizin merkezine ahiret inancını yerleştirdiğimizde hem kendimizle hem de diğer insanlarla daha sağlıklı, adaletli ve merhametli bağlar tesis edebileceğimizi hatırlatıyor.Tüm içerik ve güncel paylaşımlarımıza bu bağlantılardan ulaşabilirsiniz:
Fatma Bayram hocamızın TDV KAGEM iş birliğiyle gerçekleştirdiği bu sohbetler, Kur'ân-ı Kerim'de insan ilişkilerinin temel kavramlarını ele alıyor. Hocamız, ilişkilerimizin merkezine ahiret inancını yerleştirdiğimizde hem kendimizle hem de diğer insanlarla daha sağlıklı, adaletli ve merhametli bağlar tesis edebileceğimizi hatırlatıyor.Tüm içerik ve güncel paylaşımlarımıza bu bağlantılardan ulaşabilirsiniz:
Fatma Bayram hocamızın TDV KAGEM iş birliğiyle gerçekleştirdiği bu sohbetler, Kur'ân-ı Kerim'de insan ilişkilerinin temel kavramlarını ele alıyor. Hocamız, ilişkilerimizin merkezine ahiret inancını yerleştirdiğimizde hem kendimizle hem de diğer insanlarla daha sağlıklı, adaletli ve merhametli bağlar tesis edebileceğimizi hatırlatıyor.Tüm içerik ve güncel paylaşımlarımıza bu bağlantılardan ulaşabilirsiniz:
Fatma Bayram hocamızın TDV KAGEM iş birliğiyle gerçekleştirdiği bu sohbetler, Kur'ân-ı Kerim'de insan ilişkilerinin temel kavramlarını ele alıyor. Hocamız, ilişkilerimizin merkezine ahiret inancını yerleştirdiğimizde hem kendimizle hem de diğer insanlarla daha sağlıklı, adaletli ve merhametli bağlar tesis edebileceğimizi hatırlatıyor.Tüm içerik ve güncel paylaşımlarımıza bu bağlantılardan ulaşabilirsiniz:
In dieser Podcastfolge nimmt Zarah ihre Hörer mit auf eine Wellness-Reise nach Bad Krozingen. Wussten Sie, dass vor 115 Jahren in Bad Krozingen bei der Suche nach Erdöl eines der kohlensäurehaltigsten Thermalwasser Europas entdeckt wurde? Darüber spricht Zarah mit Markus Matz von der Kur und Bäder GmbH Bad Krozingen sowie über die Vita Classica Therme mit ihrer einladenden Saunalandschaft, dem großen Wellnessangebot und den besonderen Premium-Spas. Nur einen Steinwurf entfernt von der Therme liegt das Nouri Hotel – verbunden durch eine gläserne Brücke. Das Hotel ist bekannt für Wellness auf einem ganz neuen Level. So verfügt das Hotel etwa über zwei Kryokammern mit - 60 bzw. - 110 Grad Celsius. Zarah wagt den Selbstversuch und steigt in die Kälte. Was passiert mit dem Körper? Und was steckt wirklich hinter den großen Schlagworten Reverse Aging und Longevity? Darüber spricht sie mit Kyra Oltmanns vom Nouri Hotel. Freut euch auf eine informative Episode mit vielen Inspirationen aus der Ferienregion Schwarzwald. Seid gespannt!
Fatma Bayram hocamızın TDV KAGEM iş birliğiyle gerçekleştirdiği bu sohbetler, Kur'ân-ı Kerim'de insan ilişkilerinin temel kavramlarını ele alıyor. Hocamız, ilişkilerimizin merkezine ahiret inancını yerleştirdiğimizde hem kendimizle hem de diğer insanlarla daha sağlıklı, adaletli ve merhametli bağlar tesis edebileceğimizi hatırlatıyor.Tüm içerik ve güncel paylaşımlarımıza bu bağlantılardan ulaşabilirsiniz:
Fatma Bayram hocamızın TDV KAGEM iş birliğiyle gerçekleştirdiği bu sohbetler, Kur'ân-ı Kerim'de insan ilişkilerinin temel kavramlarını ele alıyor. Hocamız, ilişkilerimizin merkezine ahiret inancını yerleştirdiğimizde hem kendimizle hem de diğer insanlarla daha sağlıklı, adaletli ve merhametli bağlar tesis edebileceğimizi hatırlatıyor.Tüm içerik ve güncel paylaşımlarımıza bu bağlantılardan ulaşabilirsiniz:
Kuomet fizikai prabilo apie keliones laiku kaip apie teoriškai įmanomą galimybę? Kaip galėtų veikti laiko mašina? Kodėl kelionę ateities link yra lengviau įgyvendinti nei šuolį į praeitį?Į kokį LDK laikotarpį istorikai rekomenduotų nusitaikyti pasiryžėliams keliauti laiku? Kokius namų darbus turėtų atlikti tokie nuotykių ieškotojai? Ką apie Viduramžių visuomenę derėtų išsiaiškinti prieš sėdant į laiko mašiną? Kur keliautojai laiku galėtų apsistoti, ką valgyti, su kuo jiems patartina (ne)bendrauti, kokių dalykų vengti?Pokalbis su istorikais - Vilniaus universiteto Istorijos fakulteto doc. Tomu Čelkiu, dr. Antanu Petrilioniu, doktorantu Povilu Andriumi Stepavičiumi bei fiziku, Fizinių ir technologijos mokslų centro vyresniuoju mokslo darbuotoju dr. Mindaugu Karčiausku.Ved. Aurimas Švedas
Fatma Bayram hocamızın TDV KAGEM iş birliğiyle gerçekleştirdiği bu sohbetler, Kur'ân-ı Kerim'de insan ilişkilerinin temel kavramlarını ele alıyor. Hocamız, ilişkilerimizin merkezine ahiret inancını yerleştirdiğimizde hem kendimizle hem de diğer insanlarla daha sağlıklı, adaletli ve merhametli bağlar tesis edebileceğimizi hatırlatıyor.Tüm içerik ve güncel paylaşımlarımıza bu bağlantılardan ulaşabilirsiniz:
162. Bu mektûb, hâce Muhammed Sıddîk-ı Bedahşîye yazılmışdır. Mubârek Ramezân ayının üstünlüğünüve Kur'ân-ı kerîmin bu ayda indirildiğini ve hurma ile iftâr etmenin müstehab olduğunu bildirmekdedir:Allahü teâlânın zâtının şü'ûnâtından biri, kelâm şânıdır. Bu kelâm şânında, zâtın bütün üstünlükleri ve sıfatların bütün şü'ûnları bulunur. Böyle olduğu, önceki mektûblarda bildirilmişdi. Mubârek Ramezân ayında da, bütün iyilikler, bütün bereketler bulunur. Her iyilik, her bereket, Allahü teâlânın zâtından gelmekdedir “teâlâ ve tekaddes” ve Onun şü'ûnlarından hâsıl olmakdadır. Her kusûr, her kötülük de, mahlûkların zâtlarından ve sıfatlarından hâsıl olmakdadır. Nisâ sûresinin yetmişsekizinci âyetinde meâlen, (Sana gelen her güzel şey, Allahü teâlâdan gelmekdedir. Sana gelen her kötülük de, kendindendir) buyuruldu. Bunun için, bu aydaki iyiliklerin, bereketlerin hepsi, Allahü teâlânın zâtındaki üstünlüklerden gelmekdedir. Bu üstünlüklerin hepsi de, kelâm şânında bulunmakdadır. Kur'ân-ı kerîm, bu kelâm şânının hakîkatinin hepsinden hâsıl olmuşdur. Bundan dolayı, bu mubârek ayın, Kur'ân-ı kerîm ile tâm bağlılığı vardır. Çünki, Kur'ân-ı kerîmde bütün üstünlükler bulunmakdadır. Bu ayda da, o üstünlüklerden hâsıl olan bütün iyilikler bulunmakdadır. Bu bağlılıkdan dolayı, Kur'ân-ı kerîm bu ayda nâzil oldu. Bekara sûresinin yüzseksenbeşinci âyetinde meâlen, (Kur'ân-ı kerîm, Ramezân ayında indirildi) buyuruldu. Kadr gecesi bu aydadır. Bu ayın özüdür. Kadr gecesi, çekirdeğin içi gibidir. Ramezân ayı da, kabuğu gibidir. Bunun için, bir kimse, bu ayı saygılı, iyi geçirerek bu ayın iyiliklerine, bereketlerine kavuşursa, bu senesi iyi geçerek, hayrlı ve bereketli olur. Allahü teâlâ, hepimizi bu mubârek ayın iyiliklerine, bereketlerine kavuşdursun. Herbirimize bundan büyük pay versin! Resûlullah “aleyhissalâtü vesselâmü vettehıyye” buyurdu ki, (Oruclu olan kimse, hurma ile iftâr etsin! Çünki hurma bereketlidir). O Server “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem”, hurma ile iftâr ederdi. Hurmanın bereketli olması şöyledir ki, onun ağacına (Nahle) denir. Bu ağacın yaradılışında, topluluk ve adâlet vardır. İnsanın yaradılışı da böyledir. Bunun içindir ki, Peygamberimiz “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” Nahle ağacına, Âdem oğullarının halasıdır dedi. (Halanız olan nahleye saygı gösteriniz! Çünki bu ağaç, Âdem aleyhisselâmın çamurundan kalan artıkdan yaratılmışdır) buyurdu. Görülüyor ki, Nahle, Âdem aleyhisselâmın çamurundan yaratılmışdır. Nahleye bereket buyurması, bunda herşeyin bulunduğu için olsa gerekdir. Bunun için, nahlenin meyvesi olan hurma yinince, insanın parçası, dokusu olur. Böylece hurmada bulunan herşey, insana da aktarılmış olur. Hurmada bulunan sonsuz üstünlükler, bunu yiyende de bulunur. Hurmayı yiyen herkes böyle olur ise de, oruclu kimse, iftâr zemânında, şehvetlerden ve dünyânın geçici zevklerinden temiz olduğu için, hurmadan pekçok istifâde eder. Anlatdığımız fâideleri dahâ tâm ve dahâ olgun olur. O Server “aleyhi minessalevâti efdalühâ ve minettehıyyâti ekmelühâ”, (Mü'minin sahûrunun hurma ile olması ne güzeldir) buyurdu. Bu da belki, hurma insanın dokularına karışınca, insanın hakîkatini temâmladığı içindir. Oruclu iken, böyle şey olmadığı için, bunun karşılığı olarak sahûrda hurma yimenin güzel olduğunu bildirmişdir. Hurma yimek, çeşidli yemekleri yimek gibi fâideli olmakdadır. Hurmanın bu bereketi, kendisinde herşey bulunduğu için, iftâr zemânına kadar insanda kalır. Hurmanın bu fâidesi, ancak islâmiyyete uygun olarak yinildiği, islâmiyyetden kıl ucu kadar ayrılık bulunmadığı zemândır. Tâm fâidesine kavuşmak için, bir ağacın bir meyvesi olarak değil, bildirdiğimiz topluluğunu, bereketini düşünerek yimek lâzımdır. Yalnız bir meyve olarak yinirse, yalnız madde, kalori fâidesi elde edilir. İşin iç yüzü bilinerek yinirse, bereketine kavuşulup, bâtını da besler. Bereketine kavuşmadan yimek kusûr olur. İftârı erken, sahûru geç yapmakda da, bu incelik vardır. Vesselâm.” Rabbani
Andreja Verhoustinska jaunākajā filmā “Nošu racēji” fiksēti laikmetīgās mūzikas komponistu Annas Fišeres un Platona Buravicka skaņu meklējumi. Viņi kompozīcijās iekļauj ne tikai instrumentālu skanējumu, bet arī skaņas no sadzīves. Kur komponisti ierauga muzikālo potenciālu un kāpēc Platons Buravickis filmu dēvē par komponistu realitātes šovu?
Heute geht es weiter mit der zweiten Folge meiner dreiteiligen Podcast-Serie „Detox, Ernährung & Resilienz“. Nachdem wir in der ersten Folge darüber gesprochen haben, warum Detox heute so wichtig ist und weshalb die Leber dabei eine zentrale Rolle spielt, gehen wir jetzt einen Schritt weiter. Gemeinsam mit Dr. Michael Tobias Petersohn sprechen wir darüber, wie eine detox-freundliche Ernährung im Alltag wirklich aussehen kann – ganz ohne Verzicht und komplizierte Regeln. Wir klären die Frage, welche Lebensmittel die Leber entlasten, den Stoffwechsel unterstützen und dir helfen, wieder mehr Energie und Stabilität zu gewinnen. In dieser Folge erfährst du, wie du Schritt für Schritt mit alltagstauglichen Rezeptideen einen gesunden Reset starten kannst. Außerdem erklärt dir Dr. Petersohn, wie du Detox nicht nur als kurzfristige Kur, sondern als festen Bestandteil in deinen Alltag integrieren kannst. Eine Folge voller Impulse für mehr Leichtigkeit, Klarheit und Wohlbefinden. Wir sprechen darüber: ✨ warum Ernährung beim Detox nicht Verzicht, sondern Unterstützung bedeutet ✨ welche Nährstoffe und Lebensmittel die Leber besonders entlasten ✨ weshalb Protein, Ballaststoffe und Blutzuckerbalance so entscheidend sind ✨ wie detoxfreundliche Mahlzeiten ganz praktisch aussehen können ✨ warum viele Detox-Rezepte aus dem Internet eher stressen als helfen ✨ wie der Übergang von einer Detox-Phase in eine gesunde Alltagsroutine gelingt Diese Folge ist für dich, wenn du wissen möchtest, wie Ernährung als echtes Werkzeug für Gesundheit funktionieren kann – alltagstauglich, genussvoll und ohne Dogmen.
Lai arī ziema šogad kārtīga un temperatūra daudzviet ir -20 grādu, čaklākiem dārzkopjiem jau darba pilnas rokas, jo šobrīd īstais brīdis sēt leduspuķes, petūnijas, piparus, pētersīļus un citus zaļumus Kā un kur sēt, interesējamies raidījumā Kā labāk dzīvot. Kurās palodzes dobēs jau varam parušināties, skaidro dārzniecības "Neslinko" vadītāja Elga Bražūne, dārzkopības speciāliste no saimniecības "Neslinko" Saiva Pekuse un dārzkopības entuziaste Maija Čerjaka no Carnikavas. Dārzkopes atgādina, ka visu, kas bija glābjams no aukstuma, vajadzēja jau laicīgi sasegt. Ja nu nav paspēts, jutīgākiem garšaugiem un arī rozēm, ja nav sasegtas, var uzmest virsū sniegu. Arī siltumnīcā vajadzētu sanest sniegu, lai tad, kad iestāsies siltāks laiks, tas kustu un mitrinātu augsni. Ja vien ir sasnidzis tik daudz. Bet tiem, kuri paši vēlas sēt papriku un kādus garšaugus, laiks to darīt un dārzkopes dalās pieredzē, kā labāk lolot mazās sēkliņas.
Akşam ile yatsı arası öyle bir vakittir ki, bu sürenin içindeki saatlerde insanlar tamamıyla Râblerinden gafil ve habersiz olurlar. Bu sebepledir ki, tarikât şeyhleri bu gibi vakitlerde bu namazların kılınması için müridleri üzerinde baskı yaparlar. Bu namazların edâsı insan kalbine azâmetli bir nurun dolmasına sebep olur. Bu sebepledir ki, bu vakitlerde aşağıda sayıları belirtilmiş ve hadîslerdeki işaret edilen namazları kılmalısın. Allâh (c.c.) seni hidayetinde sabit kılsın. Hâkk Teâlâ, bu namazların kılınması hakkında Kur'ân-ı Kerim'de meâlen şöyle buyurmaktadır: "Güneşin zevâl vaktinde kayması ânından gecenin kararmasına kadar güzelce namaz kıl" (İsra s. 78) Şu hadîs-i şerif rivayet edilmiştir: Efendimiz (s.a.v): "Herhangi bir kimse akşam namazından sonra altı rekât namaz kılar ve bu rekâtlar arasında kötü söz söylemezse bu kılınan namaz 12 senelik ibâdete eşit olur." (İbni Mâce) Ayrıca "Akşam namazından sonra 20 rekât namaz kılan kişiye Hak Teâlâ (c.c.) Cennette bir ev yapar" (İbn Mâce) hadîsi rivayet edilmiştir. Abdullah bin Mes'ud (r.a.)'in akşam ile yatsı arasında kılınan namazları kastederek, "Gaflet saati ne kadar güzeldir!" deyip durduğu nakledilmiştir. Huzeyfe (r.a)'den şu hadîs rivayet edilmiştir: Huzeyfe (r.a) der ki: "Bir gün Efendimiz (s.a.v)'e giderek onunla birlikte akşam namazını kıldım, kendisi yatsı namazına kadar namaz kılmıştı." (Nesâi) (İmâm Şarani, Büyük Ahidler, s.130-131)
Diese Form des Fastens kam Anfang der 2020erJahre auf und bezeichnet eine mehrtägige Kur, die auf einfache Kohlehydrate, Zucker, Alkohol und tierische Produkte verzichtet. Die Methode verspricht einen ähnlichen Reinigungseffekt für den Körper und eine Gewichtsreduktion wie beim echten Fasten. US-Altersforscher Valter Longo hat die Methode der "Fasting Mimicking Diet" erfunden. Die Sprachwissenschaftlerin Annette Klosa- Kückelhaus findet den deutschen Begriff Scheinfasten zumindest missverständlich, sieht aber andererseits darin auch einen Anreiz, sich dem Thema zu nähern.
Sabırla halifelik yükünü üzerine alan, fitneyle imtihan edilen ve Kur'an'la şehadete yürüyen bir halife… Hazreti Osman'ın (ra) kuşatma altındaki son günleri, ihanetin perde arkası ve ümmeti sarsan büyük fitnenin bilinmeyen yüzü bu videoda.
Jungtinėms Valstijoms vis labiau atsiribojant nuo buvusių sąjungininkų ir didinant prekybos barjerUs, Europos Sąjunga ieško naujų prekybos partnerių ir galimybių.Nebeliks skrydžio iš Vilniaus oro uostą Londono Sitį. Lietuvos oro uostai praneša, kad sprendimas priimtas pamačius mažėjančią kelionių paklausą šia kryptimi. Sprendimą kritiškai vertina verslas.Sveikatos apsaugos ministerija keičia tvarką ir nebereikalaus iš rajonų ligoninių tam tikro skaičiaus gimdymo per metus, kad būtų išlaikytas gimdymo skyrius. Sprendimo kritikai sako, kad mažiau gimdymų priimantys medikai sėdi be darbo, mažėja jų profesionalumas. Tai aktualaus klausimo tema.Kur pinigus pensijai gali investuoti žmonės, nepasitikintys pensijų fondais, bet ir nenorintys atsiimtų lėšų iššvaistyti?LRT RADIJAS pradeda aiškinamąjį ciklą apie Arktį, dėl kurios pasaulyje kyla nemažai įtampų. Girdėsite užsienio naujienų redaktorių parengtus išsamius reportažus, o kai kurias temas išsamiau aptarsime ir su ekspertais. Pirmasis Ievos Balsiūnaitės reportažas ir pokalbis apie Amerikos interesus Grenlandijoje.Panevėžyje veikiantis Stasys Museum įtrauktas į prestižinį Europos Sąjungos šiuolaikinės architektūros apdovanojimų trumpąjį sąrašą. Muziejų komisija atrinko iš daugiau nei keturių šimtų projektų.
Kas mudina būt cilvēcīgam vistumšākajos laikos, kad palīdzīgas rokas sniegšana var nest traģiskas sekas pašam? Kur saduras vispārcilvēcīgas vērtības un morāle un sākas pašsaglabāšanās instinkts? Iepazīstam Žaņa Lipkes dzīvesstāstu. Kas bija šis vienkāršais strādnieks un kāds bija viņa veikums ebreju glābšanā Otrā pasaules kara laikā? Raidījuma viesi vēsturnieks, Latvijas vēstures institūta direktors un vadošais pētnieks Uldis Neiburgs un muzeja "Žaņa Lipkes memoriāls" direktore un publiciste Lolita Tomsone. Holokausta liecinieka monogrāfija. Saruna ar Marģeru Vestermani. 2. daļa 2025. gada septembrī savu simtgadi svinēja vēsturnieks, muzeja “Ebreji Latvijā” dibinātājs, ilggadējs vadītājs un aizvien kurators Marģers Vestermanis. Jubilejas brīdī dienasgaismu ieraudzīja viņa ilgi lolotā grāmata “Cilvēcība tomēr nebija mirusi”. Ar Marģeru Vestermani tikāmies pagājušā gada nogalē, un ir apritējis mēnesis kopš mūsu sarunas pirmās daļas šajā raidījumā. Tajā izcēlām to, kā vēl pirms Otrā pasaules kara pieņēmās spēkā represijas pret ebrejiem, par Vestermaņa sāpīgo pieredzi Rīgas geto, kā arī ģimenes zaudēšanu Rumbulas masu slaktiņos nacistu okupācijas laikā. Taču grāmatas nosaukums jau saka priekšā, kā arī milzīgas nežēlības apstākļos bija cilvēki, kuri ebrejiem sniedza palīdzīgu roku. Ceturtā un piektā nodaļa stāsta par ebreju glābēju fenomenu, ir uzskaitīti vārdi un uzvārdi šiem glābējiem un izglābto cilvēku skaits. Šoreiz sarunas otrā daļa, interesējamies, cik ilgā laika posmā vēsturnieks ir apkopojis grāmatā ietvertos datus. Runa ir par desmitgadēm. Kāpēc tā, to skaidro Marģers Vestermanis.
Bu programda yeni bir başlangıç yaparak, dinin programın büyük çoğunluğunu kapsadığı bir format yerine daha geniş bir kitleye hitap eden bir içerik sunmayı hedefliyoruz. Programın amacı, Müslümanların kendi muhabbetlerini ifade edebileceği bir platform oluşturmak ve genç nesillere hitap etmektir. Bu bölümde Amerika'nın kültürel etkileri, Fatiha Suresi'nin derin anlamları ve yemek kültürü gibi konular üzerinde durulmaktadır. Bu bölümde yapay zeka, teknolojinin gelişimi, etik tartışmalar ve gelecekteki etkileri üzerine sohbet ettik. Ayrıca, bilim kurgu eserlerinin geleceği nasıl şekillendirdiği ve İslam ile modernite arasındaki ilişki ele alındı. Son olarak, güncel dizi ve film tartışmalarıyla program sona erdi.Chapters00:00 Giriş05:29 Programın İçeriği ve Konuları07:15 Amerika11:53 Küresel Güçler ve Gelecek Senaryoları14:38 Fatiha Suresi Üzerine19:20 Lazanya ve Yağlama Tartışması26:53 Rekabet ve Lezzet İlişkisi27:07 Yapay Zeka45:52 Bilim Kurgu ve Geçmişin Yansımaları46:45 Müfemlik Kültürü ve Anlam Derinliği48:47 Kur'an Kıraatleri ve Anlam Çeşitliliği50:22 İslam ve Batı Algısı Üzerine Tartışmalar53:52 Gündemdeki Diziler: Stranger Things ve Furtuna58:01 Eşcinsellik Teması ve Medya Yansımaları
Selefilik nedir? IŞİD gerçekten Selefi bir örgüt mü? Kur'an'dan IŞİD çıkar mı? Selefilik neden bir “kriz teolojisi” olarak tanımlanıyor? Dünya Âlem programının bu bölümünde Selefilik, IŞİD ve radikalizm ilişkisi akademik ve eleştirel bir çerçevede ele alınıyor. İslam Özkan'ın konuğu Prof. Dr. Mehmet Evkuran, Selefiliğin tarihsel, teolojik ve siyasal arka planını; tekfir, şiddet ve öze dönüş tartışmaları üzerinden ayrıntılı biçimde değerlendiriyor. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Lovey La Beatz talks about how one moment, one introduction, one connection changed the trajectory of everything. From being introduced to Kur to stepping into Divine Time, to expanding her sound, her reach, and her purpose—this is what growth looks like when you trust the process.Sometimes what's meant for you doesn't need forcing… it finds you right on time. Doors open. Energy connects. Purpose stretches. And the vision gets louder.
Nuo šių metų pradžios „Regitroje" bus galima rinktis papildomas Europos Sąjungos kalbas vairavimo teorijos egzaminui – ispanų, prancūzų ar lenkų. Toks sprendimas buvo priimtas dar praėjusiais metais siekiant stiprinti nacionalinį saugumą bei mažinti išorės grėsmių poveikį, tačiau jo įsigaliojimas buvo atidėtas.Premjerės Ingos Ruginienės, gavus vienos mamos laišką, kad vaiko priežiūros atostogos nėra tinkamas pavadinimas, paskelbtas konkursas, kuriame gyventojai kviesti siūlyti alternatyvius variantus, sulaukė beveik aštuonių šimtų siūlymų. Tarp jų ir juokingi pavadinimai: pampersinės, tėvystės lažas ar darbymetis be piniginio atlygio. Ar reikia keisti vaiko priežiūros atostogų pavadinimus?Garsių prekių ženklų klastotės Lietuvą pasiekia vis dažniau. Klaipėdos muitininkai sulaikė didelę padirbtų drabužių siuntą. Nors tokios prekės vilioja mažesne kaina, pirkėjai dažnai nepagalvoja, kokią žalą tai daro ekonomikai ir sąžiningam verslui.Nuo šiandienos pensijų kaupimo bendrovėms jau galima teikti prašymus nutraukti kaupimą antroje pensijų pakopoje ir atsiimti savo pinigus. Tai bus galima daryti dvejus metus be papildomų apribojimų. Kaip pateikti prašymą, kada bus grąžinami pinigai?Pasibaigus šventėms daugelis gyventojų atsisveikina su Kalėdų eglutėmis, tačiau ne visi žino, kur jas galima palikti tinkamai. Vilniečiai kviečiami nupuoštas eglutes nešti į artimiausią jų surinkimo vietą. Savivaldybės ir atliekų tvarkytojai primena – nupuoštų žaliaskarių negalima mesti prie mišrių atliekų konteinerių ar palikti bet kur. Kur ir kaip šiemet atsisveikinti su eglute?Ved. Rūta Kupetytė
Enlem ve Boylam'ın bu bölümünde, ağırlıklı olarak din, bilim, felsefe konularının yer aldığı "Tartışmalar" serimize devam ediyoruz. Bu bölümde şu başlıklara değinilmiştir: - Kur'an ile bilim uyuşur mu? - Kur'an'da bilimsel mucizeler var mıdır? - Kur'an'ın evrenin genişlediğini haber vermesi. - Hubble gözlemi ve Einstein'in itirafı - Kur'an ve Big Bang - Kur'an kadınları dövmeyi mi emrediyor? Nisa 34 ayeti. - Firavun'un cesedinin kurtarılması ve bulunuşu - Hiyerogliflerin çözülmesi ve Kur'an'ın göndermesi
Find the grave of Annabel Lee and you find the ghost of Edgar Allan Poe! In this episode, a hand-drawn map pulls us through a locked iron gate into Charleston's most overgrown churchyard, where legends gather like mist and names disappear into leaves. A lady in white wanders the paths. Sixty-four people have collapsed before this very gate. We follow the trail of Annabel Lee—the girl Poe loved, or invented, or summoned—and uncover the stranger story beneath the legend: a visiting scholar who survived war and exile, stood before Juliet's Tomb in Verona, and quietly planted a grave that may never have existed. The map points toward a burial—but the real treasure may be hidden elsewhere. What if the grave was a lie but the lie was true? Sources: The Ghosts of Charleston by Julian Buxton Edgar Allan Poe's Charleston by Christopher Byrd Downey A History Lover's Guide to Charleston by Christopher Byrd Downey Unburied Treasure: Edgar Allan Poe in the South Carolina Lowcountry Scott Peeples, Michelle Van Parys Southern Cultures, Vol. 22, No. 2 Haunted Charleston by Sarah Pitzer Nevermore! Edgar Allan Poe- The Final Mystery by Julian Wiles Source for Alexander Lenard: Primary Sources by Alexander Lenard Die Kuh auf dem Bast (Stuttgart: Deutsche Verlags-Anstalt, 1963) The Valley of the Latin Bear (New York, 1965) - English translation Am Ende der Via Condotti: Römische Jahre (München: DTV Verlag, 2017) - translated by Ernö Zeltner Stories of Rome (Budapest: Corvina, 2013) - translated by Mark Baczoni O Vale Do Fim Do Mundo (São Paulo: Cosac Naify, 2013) - translated by Paulo Schiller Die römische Küche (München, 1963) Sieben Tage Babylonisch (Stuttgart, 1964) A római konyha (1986) Winnie Ille Pu (Latin translation of Winnie-the-Pooh) Völgy a világ végén s más történetek (Budapest: Magvető, 1973) Secondary Sources - Books and Academic Articles Siklós, Péter. "Von Budapest bis zum Tal am Ende der Welt: Sándor Lénárds romanhafter Lebensweg" (online) Siklós, Péter. "The Klára Szerb – Alexander Lenard Correspondence." The Hungarian Quarterly 189 (2008): 42-61 Sachs, Lynne. "Alexander Lenard: A Life in Letters." The Hungarian Quarterly 199 (Autumn 2010): 93-104 Lénárt-Cheng, Helga. "A Multilingual Monologue: Alexander Lenard's Self-Translated Autobiography in Three Languages." Hungarian Cultural Studies 7 (January 2015) Vajdovics, Zsuzsanna. "Gli anni romani di Sándor Lénárd." Annuario: Studi e Documenti Italo-Ungheresi (Roma-Szeged, 2005) Vajdovics, Zsuzsanna. "Alexander Lenard: Portrait d'un traducteur émigrant." Atelier de Traduction 9 (2008): 185-191 Rapcsányi, László & Szerb, Klára. "Who Was Alexander Lenard? An Interview with Klára Szerb." The Hungarian Quarterly 189 (2008): 26-30 Lenard, Alexander. "A Few Words About Winnie Ille Pu." The Hungarian Quarterly 199 (2010): 87-92 Humblé, Philippe & Sepp, Arvi. "'Die Kriege haben mein Leben bestimmt': Alexander Lenard's Narratives of Brazilian Exile." In Hermann Gätje / Sikander Singh (Eds.), Grenze als Erfahrung und Diskurs (Tübingen: Narr Francke Attempto, 2018) Badel, Keuly Dariana. "Writing oneself and the other: A biography of Alexander Lenard (1951-1972)." Proceedings of the XXVI National History Symposium – ANPUH (São Paulo, July 2011) Nascimento, Gabriela Goulart. "Erich Erdstein and the hunt for Nazis: A study on the book 'The Rebirth of the Swastika in Brazil.'" Federal University of Santa Catarina (Florianópolis, 2021) Mosimann, João Carlos. Catarinenses: Gênese E História (Florianópolis/SC, 2010) Kroener, Sebastian (Ed.). Das Hospital auf dem Palmenhof (Norderstedt, 2016) Ilg, Karl. Pioniere in Brasilien (Innsbruck/Wien/München, 1972) Lützeler, Paul Michael. "Migration und Exil in Geschichte, Mythos, und Literatur." In Bettina Bannasch / Gerhild Rochus (Eds.), Handbuch der deutschsprachigen Exilliteratur (Berlin/Boston, 2013): 3-25 Said, Edward. Culture and Imperialism (New York, 1993) Said, Edward. Representations of the Intellectual: The 1993 Reith Lectures (New York, 1994) Herz-Kestranek, Miguel; Kaiser, Konstantin & Strigl, Daniela (Eds.). In welcher Sprache träumen Sie? Österreichische Lyrik des Exils und des Widerstands (Wien, 2007) Lomb, Kató. Harmony of Babel: Profiles of Famous Polyglots of Europe (Berkeley/Kyoto, 2013) Hungarian Periodical Obituaries and Commemorations Egri, Viktor. "A day in the invisible house." In Confession of Quiet Evenings (Bratislava: Madách, 1973): 162-166 Antalné Serb [Mrs. Antal Szerb]. "About Sándor Lénárd." Nagyvilág 1972/8: 1241-43 Kardos, György G. "Man at the end of the world: On the death of Sándor Lénárd." Élet és Irodalom (Life and Literature), May 6, 1972: 6 Bélley, Pál. "Tomb at the end of the world." Magyar Hírlap, April 29, 1972: 13 Kardos, Tibor. "Farewell to the doctor of the valley: The memory of Sándor Lénárd." Magyar Nemzet (Hungarian Nation), May 14, 1972: 12 (also in Az emberiség műhelyei, Budapest: Szépirodalmi Könyvkiadó, 1973) Bodnár, Györgyi. Radio broadcast, Petőfi Rádió "Two to Six," June 21, 1972 Newspaper and Magazine Sources (Hungarian) Magyar Napló, 2005 (17. évfolyam, 11. szám) Kurír, 1990 (1. évfolyam, 124. szám) Magyarország, 1969 (6. évfolyam, 9. szám) Élet és Irodalom, 2010 (54. évfolyam, 11. szám) Siklós, Péter. Budapesttől a világ végi völgyig – Lénárd Sándor regényes életútja Berta, Gyula. "Egy magyar orvos, aki megtanította latinul Micimackót" Other Sources Lenard, Andrietta. "In Memory of Alexander." O Estado, May 11, 1980 (Florianópolis) Rosenmann, Peter. "Lénárd Sándor." Web-lapozgató, November 30, 2004 Wittmann, Angelina. "Alexander Lenard – Sándor Lénárd – Chose Dona Emma SC" (blog, June 24, 2022) Spiró, György & Kallen, Eve Maria. "No politics, no ideology, just human relations." Hungarian Lettre 92 (2014): 4-7 FCC – Fundação Catarinense de Cultura Cultural Heritage Inventory (2006) AMAVI (Association of Municipalities of Alto Vale do Itajaí) Registry (2006) FamilySearch genealogical records Lenard Seminar Group website (mek.oszk.hu) Scherman, David E. "Roman Holiday for a Bashful Bear Named Winnie" (article on Winnie Ille Pu) Film Sachs, Lynne. The Last Happy Day (experimental documentary film, 2009) - premiered at New York Film Festival
“Yusuf Kıssası Bağlamında: İhanet ve Sadakat” başlıklı kütüphane sohbetinde Emekli Vaize Fatma Bayram hocamız, Kur'an kıssalarının insan kalbine tuttuğu aynayı merkeze alarak ihanetin izlerini ve sadakatin dönüştürücü gücünü ele alıyor. Yusuf kıssası üzerinden insanın imtihan anlarını, kalpte büyüyen tercihleri ve ahlaki duruşu tefekkür etmeye davet eden bu program, Kur'an anlatılarından hayata taşınan derin ve sahici mesajlar sunuyor.
“Yol Haritamız: İlk Nazil Olan Beş Surenin Mesajı” başlıklı bu söyleşide Emekli Vaize Fatma Bayram hocamız, Kur'an-ı Kerim'in ilk nazil olan beş suresi üzerine tuttuğu özel defter notları eşliğinde, ayetlerin önce Efendimiz'e (s.a.v.) ne söylediğini, ardından bugünün insanına hangi kişisel ilkeleri sunduğunu ele alıyor. Bu çalışma, vahyi soyut bir bilgi alanı olmaktan çıkararak “ayet bana ne söylüyor?” sorusu etrafında canlı, uygulanabilir ve içselleştirilebilir bir hayata dönüştürüyor. Kur'an'ı parça parça değil, hayatın tam ortasında ve organik bir bütünlük içinde yaşamayı öğreten bu program, kişisel ilke inşası bakımından kıymetli bir yol haritası sunuyor.
Padomju un nacistiskajam režīmam ir daudz kopīga - tie abi radījuši neskaitāmus noziegumus pret cilvēkiem, valstu kultūru un autonomiju. Vai varam teikt, ka totalitāri režīmi darbojās pēc līdzīga principa un mācījušies viens no otra? Kur ar šodienas acīm raugoties redzam kopīgo, kāpēc šajos laikos ir svarīgi atkārtot šīs tumšās 20. gadsimta vēstures lappuses un un kādas sekas uz Latvijas sabiedrību atstāja nacistiskais un padomju režīms? Raidījumā Zināmais nezināmajā analizē vēsturnieks Latvijas Universitātes Humanitāro zinātņu fakultātes Filozofijas un socioloģijas institūta vadošais pētnieks Kaspars Zellis un vēsturnieks Aivars Stranga. Holokausta liecinieka monogrāfija. Sarun ar Marģeru Vestermani. 1. daļa Holokausta liecinieks, vēsturnieks Marģers Vestermanis 2025. gadā ne tikai atzīmējis savu simto jubileju, bet arī laidis klajā monogrāfiju “Cilvēcība tomēr nebija mirusi. Ebreju glābšana nacistu okupētajā Latvijā 1941-1945””. Kā autors ar šī laika acīm raugās uz tā laika notikumiem un par ko stāsta grāmata? “Cilvēcība tomēr nebija mirusi” - tā saucas grāmata, ko ilga darba rezultātā radījis un šogad savā 100. jubilejā rokās turējis muzeja “Ebreji Latvijā” dibinātājs, ilggadējs vadītājs un joprojām šī muzeja kurators Marģers Vestermanis. Viņš pats, kaut izgājis cauri smagai un sāpīgai pieredzei holokaustā, ir gatavs ar šiem stāstiem dalīties. Nacistu okupācijas laikā viņš ieslodzīts Rīgas geto, vēlāk atradies gan Mežaparka, gan Dundagas koncentrācijas nometnē, tad izbēdzis un pievienojies partizāniem, bet savu ģimeni zaudējis Rumbulas masu slaktiņos 1941. gada 8. decembrī. Ar Marģeru Vestermani tiekamies, lai pārlapotu grāmatu, kurā būtiska vieta atvēlēta ebreju glabējiem. Vienlaikus grāmatā fiksēti vēstures fakti, citāti no publiski paustiem pazemojumiem pret ebrejiem un atmiņas. Grāmatā Vestermanis aicina lasītājus atgriezties 1938. gada vasarā. Hitlers tajā brīdī jau ir okupējis Austriju, un tas ir viņa lielo radiorunu laiks, kad, kāpinot balsi līdz histēriskai kliegšanai, Hitlers paziņo, ka viņa pēdējā prasība ir vāciski runājošā Sudetija Čehoslovākijā. Nākamajā gadā nacistiskā Vācija ieved karaspēku visā Čehoslovākijā un pēc tam arī Polijā. Lielvalstis, kā Lielbritānija un Francija, publicēja garantijas, ka Polijas uzbrukuma gadījumā tās ies palīgā. Bet nekas nenotika. -- Bet par sev nozīmīgu grāmatu stāsta vēsturnieks Andris Levāns. "Grāmata, kuru es es izvēlējos, ir ļoti vienkārša un mazlietiņ neparasti šim laikam. Kā par daudzām lietām šajā laikā, par mīlas dzeju cilvēki nerunā vai runā reti. Grāmata ir vācu valodā, un tās nosaukums ir "Deutsche Liebeslieder" (Vācu mīlas dziesmas). Tā ir neliela grāmatiņa, kas izdota 1909. gadā. Dzejas izlase, kur ir apkopoti sacerējumi par mīlestību pantmērā no 12. līdz 20. gadsimtam," atklāj Andris Levāns.
Kuyu'dan saraya, Nil'den Kızıldeniz'e uzanan kaderler… Kur'an kıssalarında Hz. Yusuf ile Hz. Musa'nın şaşırtıcı paralelliklerini, semboller ve ayet referanslarıyla adım adım okuyup günümüze taşıyoruz. Bu bölümde “imtihandan emanete” giden yolu birlikte çözümlüyoruz.Bu bölümde neler var?Saraya giden yollar: “şer görünen” olayların ilâhî plana nasıl hizmet ettiğiGüç merkezinde büyümek: saray eğitiminin stratejik işleviGurbet, yalnızlık ve karakter inşasıİffet ve emanet: Yusuf'un direnişi, Musa'nın “kaviyyün emîn” oluşuDua ve tevekkülün kritik anlarıKardeş desteği: Bünyamin ve Harun'un farklı rolleriKriz yönetimi: kıtlık planı ve özgürlük yürüyüşüAffedicilik ve merhamet: gerçek zaferin yüzü
Kurátorka Helena Kovářová v bílých rukavicích z jemného papíru opatrně vybaluje mapu. „Tohle to je první mapa celé naší sbírky, kterou zakoupil František Slamění před více než 100 lety,“ vysvětluje.