POPULARITY
Categories
Kabine değişti, siyaset hareketlendi... Menajer Ayşe Barım'a Gezi davasında 12.5 yıl hapis cezası verildi. Türkiye'nin yalnızlık haritası belli oldu... Oyuncu Kanbolat Görkem Arslan, hayatını kaybetti... Bugün 12 Şubat 2026... Kısa Dalga Haber Bülteni'ne hoş geldiniz... Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Sevgililer Günü yaklaşırken yalnızlık daha mı yoğun hissediliyor? Yoksa aslında boş olan şey kalbimiz değil, “sevgi depomuz” mu?Bu bölümde Sevgililer Günü'nün yalnızları nasıl etkilediğine odaklanıyorum. Toplumsal baskılar, hediyeler, büyük jestler ve romantik beklentiler arasında gerçekten neye ihtiyacımız var? Sevgi ölçülebilir mi? Yoksa mesele, sevgiyi hangi dilden aldığımız ve verdiğimiz mi? Sen hangi sevgi dillerini kullanıyorsun?Bu bölümde:
Canlı yayında ilgimizi çeken haber ve videoları yorumluyoruz, boş yapmak için fırsat kolluyoruz. 00:00 | Giriş08:35 | Haftalık Program 10:20 | Yeni Tasarımlar Voxvil'de!13:05 | Metal Konserlerine Yasak, Satanizm Haberlerinde 90'lara Dönüş14:45 | Yılmaz Tunç'a Yazar!18:00 | Mottomuzu Arıyoruz 19:25 | A Knight of the Seven Kingdoms21:17 | Özel Bir İstek22:15 | Bad Bunny Çılgınlığı34:20 | Bir Fotoğrafın Anatomisi42:30 | Sosyal Medyada Hamnet Kavgası47:05 | Serena Williams'ın Reklamı49:30 | Elon Musk'ın Yeni Projesi1:01:00 | Özgür Özel'in Mesajları1:06:10 | Almanya'da Homofobik Saldırı1:10:35 | Scream 7 İçin Boykot Çağrısı1:12:45 | Netflix'in Dizi Yazarlığı Dersleri1:15:50 | İTO Başkanı'nın Skandal Açıklamaları1:23:00 | Vekil Maaşlarında Türkiye Zirvede1:26:15 | Kenan İmirzalıoğlu ve Dizi Görseli1:29:30 | Ayşe Barım'ın Yalnızlığı1:35:35 | Beren Saat ve Spiritüel Ünlüler1:48:20 | Teşekkürler
Söyleşi: Faruk Ekici | Uluslararası yayınlardaki çalışmalarıyla da tanınan çizer M. Kutlukhan Perker, Pilot Galeri'de devam eden LIVE projesiyle üretim sürecini kamusal bir performansa dönüştürüyor. Perker, beş hafta boyunca haftada beş gün, günde sekiz saat izleyici tanıklığında çalışarak atölye mahremiyetini galeri mekânına taşıyor.Mizah dergileri geleneğinden gelen kolektif çalışma disiplini ile bireysel yaratım sürecini harmanlayan sanatçı; bu projeyi yalnızca bir sergi değil, performansın kendisini de kapsayan bütüncül bir eser olarak tanımlıyor. Perker; geri dönüşü olmayan mürekkep tekniğiyle hataya yer bırakmayan izleyicilerin galeride kurulan ekranda yaratım sürecini anlık takip edebildiği bu şeffaf maratonu, geçmiş birikimini, genç çizerlere yönelik motivasyon arayışını ve ifade özgürlüğünün evrensel sınırlarını T24'e anlattı.
14 Şubat yaklaşırken planlar yapılır, küçük detaylar düşünülür… Aslında mesele bir günden ziyade; o günün hatırlattığı kurulan “bağ”dır. Aşk da en kuvvetli bağlardan biridir… SARAR kadın ve erkek koleksiyonları ile “Aşkla Bağlı” çiftler için “Seni seviyorum” deme fırsatı sunuyor. Sevgililer Günü'ne özel, seçili ürünlerde sunulan indirim fırsatlarıyla; anlam taşıyan hediye alternatifleri SARAR Mağazaları, SARAR mobil uygulama ve sarar.com'da sizi bekliyor. https://www.sarar.com/sevgililer-gunu*Instagram: @ortamlardasatilacakbilgiTwitter: @OrtamlardaB * Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com*“Kendimi Nasıl İyileştiririm?” kitabımı almak için: https://amzn.eu/d/0wFlqHl*Yeni kitabım "Hikayeni Yeniden Yaz!"ı almak için: https://amzn.eu/d/ipC0Vma*Bu bölüm "SARAR" hakkında reklam içerir.
162. Bu mektûb, hâce Muhammed Sıddîk-ı Bedahşîye yazılmışdır. Mubârek Ramezân ayının üstünlüğünüve Kur'ân-ı kerîmin bu ayda indirildiğini ve hurma ile iftâr etmenin müstehab olduğunu bildirmekdedir:Allahü teâlânın zâtının şü'ûnâtından biri, kelâm şânıdır. Bu kelâm şânında, zâtın bütün üstünlükleri ve sıfatların bütün şü'ûnları bulunur. Böyle olduğu, önceki mektûblarda bildirilmişdi. Mubârek Ramezân ayında da, bütün iyilikler, bütün bereketler bulunur. Her iyilik, her bereket, Allahü teâlânın zâtından gelmekdedir “teâlâ ve tekaddes” ve Onun şü'ûnlarından hâsıl olmakdadır. Her kusûr, her kötülük de, mahlûkların zâtlarından ve sıfatlarından hâsıl olmakdadır. Nisâ sûresinin yetmişsekizinci âyetinde meâlen, (Sana gelen her güzel şey, Allahü teâlâdan gelmekdedir. Sana gelen her kötülük de, kendindendir) buyuruldu. Bunun için, bu aydaki iyiliklerin, bereketlerin hepsi, Allahü teâlânın zâtındaki üstünlüklerden gelmekdedir. Bu üstünlüklerin hepsi de, kelâm şânında bulunmakdadır. Kur'ân-ı kerîm, bu kelâm şânının hakîkatinin hepsinden hâsıl olmuşdur. Bundan dolayı, bu mubârek ayın, Kur'ân-ı kerîm ile tâm bağlılığı vardır. Çünki, Kur'ân-ı kerîmde bütün üstünlükler bulunmakdadır. Bu ayda da, o üstünlüklerden hâsıl olan bütün iyilikler bulunmakdadır. Bu bağlılıkdan dolayı, Kur'ân-ı kerîm bu ayda nâzil oldu. Bekara sûresinin yüzseksenbeşinci âyetinde meâlen, (Kur'ân-ı kerîm, Ramezân ayında indirildi) buyuruldu. Kadr gecesi bu aydadır. Bu ayın özüdür. Kadr gecesi, çekirdeğin içi gibidir. Ramezân ayı da, kabuğu gibidir. Bunun için, bir kimse, bu ayı saygılı, iyi geçirerek bu ayın iyiliklerine, bereketlerine kavuşursa, bu senesi iyi geçerek, hayrlı ve bereketli olur. Allahü teâlâ, hepimizi bu mubârek ayın iyiliklerine, bereketlerine kavuşdursun. Herbirimize bundan büyük pay versin! Resûlullah “aleyhissalâtü vesselâmü vettehıyye” buyurdu ki, (Oruclu olan kimse, hurma ile iftâr etsin! Çünki hurma bereketlidir). O Server “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem”, hurma ile iftâr ederdi. Hurmanın bereketli olması şöyledir ki, onun ağacına (Nahle) denir. Bu ağacın yaradılışında, topluluk ve adâlet vardır. İnsanın yaradılışı da böyledir. Bunun içindir ki, Peygamberimiz “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” Nahle ağacına, Âdem oğullarının halasıdır dedi. (Halanız olan nahleye saygı gösteriniz! Çünki bu ağaç, Âdem aleyhisselâmın çamurundan kalan artıkdan yaratılmışdır) buyurdu. Görülüyor ki, Nahle, Âdem aleyhisselâmın çamurundan yaratılmışdır. Nahleye bereket buyurması, bunda herşeyin bulunduğu için olsa gerekdir. Bunun için, nahlenin meyvesi olan hurma yinince, insanın parçası, dokusu olur. Böylece hurmada bulunan herşey, insana da aktarılmış olur. Hurmada bulunan sonsuz üstünlükler, bunu yiyende de bulunur. Hurmayı yiyen herkes böyle olur ise de, oruclu kimse, iftâr zemânında, şehvetlerden ve dünyânın geçici zevklerinden temiz olduğu için, hurmadan pekçok istifâde eder. Anlatdığımız fâideleri dahâ tâm ve dahâ olgun olur. O Server “aleyhi minessalevâti efdalühâ ve minettehıyyâti ekmelühâ”, (Mü'minin sahûrunun hurma ile olması ne güzeldir) buyurdu. Bu da belki, hurma insanın dokularına karışınca, insanın hakîkatini temâmladığı içindir. Oruclu iken, böyle şey olmadığı için, bunun karşılığı olarak sahûrda hurma yimenin güzel olduğunu bildirmişdir. Hurma yimek, çeşidli yemekleri yimek gibi fâideli olmakdadır. Hurmanın bu bereketi, kendisinde herşey bulunduğu için, iftâr zemânına kadar insanda kalır. Hurmanın bu fâidesi, ancak islâmiyyete uygun olarak yinildiği, islâmiyyetden kıl ucu kadar ayrılık bulunmadığı zemândır. Tâm fâidesine kavuşmak için, bir ağacın bir meyvesi olarak değil, bildirdiğimiz topluluğunu, bereketini düşünerek yimek lâzımdır. Yalnız bir meyve olarak yinirse, yalnız madde, kalori fâidesi elde edilir. İşin iç yüzü bilinerek yinirse, bereketine kavuşulup, bâtını da besler. Bereketine kavuşmadan yimek kusûr olur. İftârı erken, sahûru geç yapmakda da, bu incelik vardır. Vesselâm.” Rabbani
Kendini Yaşamayı Seçmek
Avustralya Açık'a üçüncü turda veda eden Türk tenisçi Zeynep Sönmez SBS Türkçe'ye verdiği röportajda, Melbourne'daki Türk toplumuna büyük destek için teşekkür ederken “Kortta hiç yalnız hissetmedim” diye konuştu.
SESLİ DERGİ
Ölümsüzlük…İnsanın binlerce yıldır peşinden koştuğu o imkânsız rüya.Çin'in ilk imparatoru Qin Shi Huang, sonsuz yaşam uğruna içtiği “hayat iksiriyle” kendi ölümünü hazırladı.Bugün bizler de farklı değiliz.Vitaminler, takviyeler, zayıflama iğneleri, gençlik vadeden kimyasallar…Peki ya gerçek şifa sandığımız şeyler aslında zehirse?Bu bölümde,
Birini tanımak, soruşturmak için bazı geleneksel, sembolik sorularımız vardır: “Kimdir, nedir, ne yer, ne içer…” deriz… Ya da biraz daha karmaşık düşünmeye yatkınsak, “Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim…” gibi analizlere girişiriz…
Bu gece pek mübârek bir gecedir. Allâhü Te'âlâ'nın ilâhi ihsân ve manevî hediyelerinin diğer zamanlardan daha çok tecelli etmesi, sa-mimi kalble Allah (c.c.)'a yönelenlerin affedilme-lerinin çokça ümit edilmesi ve mü'mînlerin sa-mimiyet ve arzuyla Allâhü Teâlâ'ya yönelmeleri sebebiyle bu geceye Regâib denilmiştir.”Bu gece Resûlullah (s.a.v.) için salat-ü selâm getirmek, O (s.a.v.)'in varlığıyla iftihâr ettiğimizin en temel göstergesidir. Ayrıca sıkıntıda olan tüm Müslümanlara duâ edilmesi tavsiye edilir. Resûlullah (s.a.v.) buyurdular ki: “Receb'in ilk Cuma gecesini ihyâ edene Allâhü Teâlâ kabir azâbı yapmaz. Duâlarını kabul eder. Yalnız, yedi kimseyi affetmez ve duâlarını kabul etmez:Faiz alan veya veren, müslümanları aşa-ğı gören, anasına babasına eziyet edip kar-şı gelen çocuk; müslüman olan ve şerîate, dîne uyan kocasını dinlemeyen kadın, şarkı ve çalgıcılığı sanat edinenler, livâta ve zina edenler, beş vakit namazı kılmayanlar.”Yine rivâyet edildi ki: “Receb'in ilk Cuma gecesinin (Regaib'in) üçte biri geçince, bü-tün melekler Receb ayında oruç tutanlar için istiğfâr ederler.”Regâib Gecesi pek mübârek bir gece oldu-ğundan bu geceden gaflet etmeyerek, ibâdet ve taatle, zikir ve fikirle, tevbe ve istiğfâr ile, salât-ü selâmla, duâ ve niyâzla geçirmelidir. Günâhları-nı göz önüne getirerek ve son istiğfârı imiş gibi kalb, kalıp ve dili birleştirerek gönülden tevbe ve istiğfâra devam etmelidir.Peygamberimiz (s.a.v.): “Beş gece vardır ki, onlarda yapılan duâların geri dönüşü yok-tur” buyurmuştur. Bu gecelerden bir tanesinin de Receb'in ilk Cumâ gecesi olduğunu beyân etmiştir.(Yâsin Yayınevi, Fazîletleriyle Gün ve Geceler, s.206-207)
Necip Bahadir | AKP'nin nesli: ‘Mehmet Akif' yalnız değil! | 11.12.2025 by Tr724
21. yüzyılın ilk çeyreğini deviriyoruz. Bu yüzyıl öylesine sarsıntılı başladı ki ilk çeyreğin sonunda bir envanter çıkarmak yararlı olacak. Nereden geldik, nereye gidiyoruz? Çeyrek yüzyılın ötesine geçtiğimizde dünyanın nasıl bir gelişme yaşayacağını anlayabilmek için yılın son aylarında başladığımız bu dizinin ilk kısmında yaşadığımız büyük sarsıntının ardında dünya ekonomisinin 2008'den beri içine düştüğü çok ağır bir ekonomik krizin, Üçüncü Büyük Depresyon olarak anılması gereken bir buhranın bulunduğunu anlatmıştık. Bütün ülkelerde borsaların aşırı şişkin bir düzeye yükseldiğini, bunun 2008 gibi çok ağır bir balon patlamasına yol açabileceğini, ayrıca Afrika'nın en yoksul ülkesinden dünyanın en büyük ekonomisine sahip ABD'ye kadar bütün ülkelerin bir borç denizinde yüzmekte olduğunu, nihayet dünya çapında rezerv para rolünü üstlenen dolardan ve onun açık ara ardından gelen avrodan altına doğru bir kaçış yaşandığını, yani dünya ekonomisine karşı güvenin de yerlerde süründüğünü anlatmıştık.Dizinin bu ikinci kısmında bu derin ekonomik krizin üstyapısını, politik ve ideolojik alandaki etkilerini konuşacağız. Göreceğiz ki, 80 yıldır ilk kez konuşulması gereken konular var. Dünya ve Türkiye solu Sovyetler Birliği'nin dağılması döneminde girdiği hayal dünyasında hâlâ debelenirken, küreselleşmenin savaşı olanaksızlaştırdığı fikriyle oyalanırken, bizim partimiz 2016'da tam da bu konuda toplanan 1. Olağanüstü Kongresi ile bir Üçüncü Dünya Savaşı tehlikesinin yakın, elle tutulur, somut bir tehlike olduğunu ortaya koymuştu. Şimdi Pentagon'un, yani isim babası Trump'ın kararıyla adı değiştirilmiş olan Savaş Bakanlığı'nın başında olan Peter Hegseth içinde bulunduğumuz zaman diliminin bir “1939 ânı” olduğunu ilan etti! Eğer savaş dönencesine girdiysek her şeyin tartışılması ona tâbi olmak zorundadır. Bugün insanlığın ulaştığı kitlesel imha silahları düzeyi göz önüne alınırsa dünya savaşı yeryüzünde canlı hayatın sonu dahi demek olabilir. Dolayısıyla bu ikinci yazımız esas olarak savaş konusuna odaklanacak. Yalnız oraya geçmeden önce, bizim yeni yüzyılın başından beri dikkat çektiğimiz, son on yıldır da hakkında uyarı üzerine uyarı yaptığımız dünyayı saran faşizm tehlikesine de sadece hatırlatma bâbında da olsa değineceğiz.Yazımızın ana gövdesine geçmeden önce bir metod sorununa değinelim. Ünlüdür, Marx'la biraz ilgilenen herkes duymuştur muhtemelen. Marx kapitalist üretim tarzının doğasını incelerken ampirik verilerini daima 19. yüzyıl ortası İngiltere'sinden seçmiştir. Bunun nedeni sadece araştırmasını yaparken o ülkede yaşıyor olmasının yarattığı veri toplama kolaylığı değildir. Çok daha önemlisi, kapitalist üretim tarzının ülkede diğer bütün ülkelerden çok daha gelişkin olması, yani doğasının incelenmesi ve yasalarının keşfi açısından en olgun malzemeyi sunmasıdır.Kapitalizmin hayatının incelenmesi bakımından en verimli alan 19. yüzyıl ortası İngiltere'si olabilir. Artık 21. yüzyılın çeyreğini devirdik. Dünya alabildiğine değişti. Kapitalizmin can çekişmesinin laboratuvarı artık ne İngiltere'dir ne başka ülke. Amerika Birleşik Devletleri'dir. Bu en azından 1945'ten beri geçerli. Ama Trump'ın başa gelmesiyle, hele Beyaz Saray'a ikinci kez yerleşmesiyle ABD'nin sadece laboratuvar karakteri değil, diğer ileri (emperyalist) kapitalist ülkelere yol gösteren rehber karakteri iyice perçinlendi. Yaklaşık 10 yıldır her kıtada fırtınalı bir yükseliş kaydeden faşizm, en son 2022'de Giorgia Meloni'nin kurduğu hükümetle İtalya'da iktidara geçti ama Meloni İtalya'da tek başına bir hamle yapmasının güçlüğü dolayısıyla başa geldiğinden beri top çeviriyor. Ne var ki ABD başka. ABD dünyanın en kudretli ülkesi. Onun başına Trump gibi hem aşırı hırslı hem yaşlı olduğu için acelesi olan bir faşist (ön-faşist dersek daha doğru olur) geçince ABD çağımız kapitalizminin bütün özelliklerini en iyi temsil eden ülke haline geldi. Bu yüzden bu yazıda hemen hemen bütün ampirik malzememizi ABD'den alacağız.
Bölüm içeriği ve zaman damgaları:00:00 Giriş | Takip Et, Bildirimleri Aç05:19 Finans Podcasti Mezunlarına Özel Bölüm30:50 Kapanış | Bölümü PaylaşBir "Zorlu Ekonomilerde Servet Edinme ve Varlık Yönetimi" yayını olan Finans Podcasti, tüm sosyal ağlarda @finanspodcasti kullanıcı adıyla, tüm podcast platformlarında ise adıyla bulunabilir. Soru, öneri ve diğer iletişim ihtiyaçları için finanspodcasti@gmail.com e-posta adresinden bana ulaşabilirsiniz. Tüm önemli sayfaların bağlantıları https://linktr.ee/finanspodcasti adresinde.Bölümü bulmanızı kolaylaştıracak diğer ilgili konu başlıkları: Zenginlik Psikolojisi, Yatırımcı Yorgunluğu, Sürdürülebilir Finans Disiplini, Karar Yorgunluğu Yönetimi, Portföyün Manevi Yükü, Finansal Sorumluluk Baskısı, Uzun Vadeli Sabır, Bilgi Fazlalığı ile Başa Çıkma, Yatırımcıların Yaptığı Hatalar, Risk-Ödül Dengesi, Portföy Sadeliği, Karmaşık Ürünlerden Kaçınma, Yatırımcının Mental Sağlığı, Strateji Disiplini, Trendlere Karşı Durmak, Finansal Özgüven Yönetimi, Aile Baskısıyla Yatırım Yapmak, Ekonomik Döngüleri Okuma, Piyasa Gürültüsünü Filtreleme, Uzmanlaşmanın Bedeli, Deneyimin Kör Noktaları, Büyük Kararların Yalnızlığı, Finansal Karakter İnşası, Yatırımcı Refleksleri, Kâr Realizasyonu, Strateji Değiştirme, Motivasyon Kaybıyla Mücadele, İç Sesle Çatışma, Gereksiz Riskleri Ayıklama, Finansal Minimalizm, Portföy Yönetiminde Sadelik, Yatırımcı İkilemleri, Zenginlik ve Sorumluluk, Geriye Dönük Pişmanlık Analizi, İçsel Finansal Barometre, Aile İçinde Otorite Olmak, Tavsiye Vermenin Psikolojik Yükü, Trendlerin Büyüsüne Kapılmamak, Uzun Vadede Oyun Planı, Portföyde Duygusal Bağ, Yatırımcı Kör Noktaları, Finansal Dayanıklılık, Bilgi ve Eylem Arası Uçurum, Yatırımcının Karar Kasları, Piyasa Gürültüsüne Direnç
Kral geri döndü! Yalnızca X veY değil, Z ve Alfa kuşağı da Michael Jackson'u dinliyor. Cadılar Bayramı haftası Thriller'ın Billboard Hot 100 listesinde ilk 10'da yer almasının ardından Billie Jean ve Beat It de tırmanışa geçti. Michael filminin fragmanıysa yayınlandığı gün 24 saat içinde izlenme rekorları kırdı. Peki kuşaktan kuşağa MJ sevgisinin sırrı ne? Müzik Yazarı Anıl Ergin Pencere'de anlatıyor. ÖDÜLLÜ PROGRAM Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, 49'uncu Sedat Simavi Ödülleri kapsamında, Pencere'yi "yılın övgüye değer" programı seçti, 13 Şubat 2025 tarihinde yayımlanan "Dünya Radyo Gününde Hataylı Radyocular Anlatıyor" bölümünü "Övgü Ödülü" ile ödüllendirdi. Zeynepgül Alp'in hazırlayıp sunduğu Pencere cumartesi 09.30, pazar günü saat 19.15'te NTVRadyo'da! Her bölümün ses kaydı, radyoda yayınlandıktan sonra bu sayfada ve podcast platformlarında!
Eski sevgiliye mesaj atma isteği nereden geliyor? Neden ayrıldıktan aylar sonra bile “Bir mesaj atsam mı?” düşüncesi aniden gelir? Bu bölümde, bilim insanlarının ve psikologların açıkladığı 10 temel psikolojik nedeni konuşuyoruz.Bu videoda şunları bulacaksın:✨ Bağlanma sisteminin ayrılıkla nasıl alarm verdiği✨ Beynin neden eski sevgiliyi “güvenli liman” sandığı✨ Dopamin yoksunluğunun nasıl mesaj attırdığı✨ Yalnızlık, belirsizlik ve hatıra yanılgılarının beyne nasıl oyun oynadığı✨ “en mutlu an", “Zeigarnik etkisi” ve ego onarım döngüsü✨ Neden bazı mesajlar sevgiliden çok kendimize yazılır?Eğer sen de o ani gelen mesaj dürtüsünü anlamak, kendine biraz şefkatle yaklaşmak ve bu döngüyü çözümlenmiş bir yerden görmek istiyorsan… bu bölüm tam sana göre.Bölüm akışı:01:30 Neden mesaj atıyoruz? Psikolojik nedenleri01:55 1- Bağlanma nesnesi 03:24 2- Yoksunluk 04:40 3- En güzel an... 05:55 4- Belirsizlik - Yeni tehlikeli07:43 5- Kimlik kaybı08:50 6- Zeigarnik etkisi09:43 7- Regresyon11:55 8- Ego onarımı13:15 9- Sosyal kimlikler 14:30 10- Anılar, anılar, anılar 16.45 Eski sevgiliye mesaj atmak iyi mi kötü mü?
Bizi bu hâle getiren, ahlâkımızı Paris'in kerhanesinden daha aşağıya düşüren, millî kültürümüzü çöplüğe ve millî iktisadımızı kumarhaneye çeviren, zekâmızı maymunlaştıran ve kalbimizi kanserleştiren, tarihi 126 yıllık cereyanın, kendi öz evimizde, yüzümüze kapadığı oda, ruh ve mukaddesat odamız… Ayasofya budur!126 yıl boyunca, dışardan Batı emperyalizmasının, içerden de onların sâdık ajanları sıfatıyla kozmopolitlerin, Yahudilerin, dönmelerin, masonların ve nihayet hepsinin birden ana sermayesi ve gönüllü fedaisi halinde; adı Türk, küfür tip ve zümrelerinin idare ettiği bu cereyan, Ayasofya'yı müzeye çevirmekle Türk'ün öz ruhunu müzeye kaldırmış oldu. Dâva ve gayesi bakımından üstün hükümdar, başbuğ ve aksiyon adamı Fatih, İstanbul'u fethedip onun kalbi Ayasofya'da namazını edâ ettiği zaman, Cenubî Fransa'da kırılmış, Viyana'da Batı'yı tekrar dişleyecek olan İslâm taarruz kıskacının mihver çivisini eline geçirmişti. Ayasofya işte bu incecik mildir, bu çividir. Onu İslâm kıskacına yerleştiren Fatih'dir ve eğer ondan sonra kıskaç kapatılamadıysa suç kapatamayanlardadır. Fatih'e düşen şerefse, erişilir soydan değildir. Kendisinden sonra, Kanunî gibi karaların ve denizlerin yüce hakanına kadar süren muazzam aksiyonda en büyük hız payı, yine Fatih'indir. Tarihimizde, Fatih'ten başka her hükümdarın aksiyonu, isterse vatana eklediği toprak Fatih'inkinden bin misli fazla olsun, ulvî kemâl ve noksansızlık bakımından tamam olmaktan uzaktır. Yalnız Fatih'tedir ki, kendi zaman ve mekânına göre, dâva hedefi, muhteşem ve muazzam bir tamamlık içinde göze çarpıyor.İşte bütün bunları sembolize eden de Doğu ve Batı dünyalarının kavşak noktası, cihanın en güzel beldesi İstanbul ve onun kalbi Ayasofya…(Necip Fazıl Kısakürek, MTTB Ayasofya Hitabesi)
Nüfus giderek yaşlanıyor. Zatürreyse ileri yaştakiler için büyük bir tehdit. İklim değişikliği ve hava kirliliğinin artması ileri yaşlardakilerin akciğerlerini daha hassas hale getiriyor. Ve tedavi gecikirse sorun içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Peki yaşlılar zatürre gibi bir hastalıktan neden bu kadar etkileniyor? Yaş ilerledikçe akciğer sağlığı bozuluyor mu? Yalnızca zatürre aşısı korumada ne kadar etkili? Bebeklikte olunan aşıyla, erişkinken olunan aşı aynı etkide mi? Zatürreye dair merak ettiklerimizi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu'na sorduk.
“Akıllı ol. Yalancı olma. Allah'tan korktuğunu söylüyorsun, fakat halktan biri seni tehdit etse korkuyorsun. Hiç kimseden korkma. İnsanlar sana bir şey yapamaz. Cin tayfasından çekinme, sana zararları dokunmaz. Dünya azabından korku duyma. Öbür âlemin sıkıntısından üzüntü çekme. Azabı yapacak kudret sahibinden kork. Silâhtan korkma, onu atacak elden kork. Aklı başında olan, kulların dil uzatmasına üzüntü duymaz. Allah yolunda akıl sahibi, ondan gayri şeylerin sözünden üzülmez. O insan bilir ki, yaratılmışların cümlesi Hak katında aciz ve perişandır. Hepsi O'na muhtaçtır.Bir gün Bayezid-i Bistamî oturuyordu. İçeri biri girdi. Sağa ve sola bakmaya koyuldu. Niçin baktığı soruldu, namaz kılmak için temiz bir yer aradığını söyledi. Bayezid ona döndü ve şöyle dedi:Pisliğin görülmediği her yer temizdir. Yalnız, kalbini temiz et. İstediğin yerde namaz kılmaya başla.”İhlas sahibi olanlar, riyadan korkarlar. Bu bir akabedir. Bu an geçtikten sonra riya ortadan kalkar. Çünkü her varlık Hakk'ın olur. Riya yapacak kimse kalmaz. Gösteriş, için dışa uymaması hâli, kendini beğenmek, şeytanın oklarındandır; o bu okları kalbe atar ve yaralar. Büyük insanları dinleyiniz. Hakk'a götüren yolu onlardan öğreniniz. Büyük yolun yolcuları onlardır. Onlara nefsinizin kötü hallerini sorunuz. Şahsî arzu ve tabiî isteklerin kötü durumlarını onlardan öğreniniz. O büyükler, başlarına gelecek belâyı bildiler. Nefsin kötülüğünü anladılar. Bu yüzden etrafı bırakıp kendi hallerine düştüler. Hayli zaman öyle kaldılar. Nefis canibinden gelen arzuya yıllarca uzaklık duygusu beslediler. Böylece ona galip geldiler; nefislerine hâkim oldular.Şeytanın üflemesine aldanma. Nefisten bir ok atılırsa yıkılma. O kendi oku ile atar. Ve ancak onun yoluna girersen ok sana değer. Nefsin yoluna girmeyene ok değmez. Malûm şeytan, ancak insan şeytanları vasıtası ile kötülük yapar. Nefis ve kötü arkadaştan Allah'a sığın; yardım iste. Bu kadar düşmanla baş edemezsin, ondan daima yardım talep et. O yardımını esirgemez. Hakk'ın yardımını varlığında sezer, manevî bir kuvvete sahip olursan, hemen çık; halka koş, nefse yanaş ve şöyle de: “Topunuz birden geliniz; bana zarar veremezsiniz.” Yusuf (a.s) Peygamber, mülk sahibi olup kuvvet kazanınca bütün hane halkını yanına çağırdı. Mahrum, Allah'tan yardım bulamayandır. Asıl zavallı, dünyada ve âhirette Allah'a yakınlık duygusunu kaybedendir. Geçmişte, kullara gönderilen kitapların bazısında, şöyle buyrulmuştu: “Ey âdemoğlu, sana sahip olmasam her şey senden el çeker.” Hak Teâlâ senden neden el çekmesin ki? O'nun her işine itiraz ediyorsun. O'ndan daima kaçıyorsun. İman sahiplerinden geri durduğun yetmiyormuş gibi, bir de eziyet ediyorsun. İşlerin, iman sahiplerini üzmekte, onları incitmekte. İçinle ve dışınla onları kırmaktasın. Yaptığın işin kötülüğünü Peygamber (s.a.v) Efendimiz'den dinle: “İman sahibine eziyet etmek, Beytü'l-Mamur'u ve Kâbe'nin yapılmışını on beş defa yıkmaktan günah itibarı ile daha büyüktür.”Yazık sana. Ey durmadan Allah adamlarına eziyet eden, yukarıdaki büyük sözü iyi dinle ve anla. Peygamber'in yüce kelâmını iyi dinle. Eziyet ettiğin kimseler, sâlih kimselerdir. Onlar, Allah'a iman etmiş insanlardır. O'nun varlığına iman sahibi olmuşlardır. O'na dayanan ve O'na itimat eden, onlardır. Yakında öleceksin. Malın geri kalacak, bulunduğun evden atacaklar, öğünmekte olduğun mal, seni hiçbir sıkıntıdan kurtaramayacak.” Geylani“Kişi, bilmediği şeyin düşmanıdır.” Hazreti Ali r.a.Zayıf adamlarla yola çıkmayın! Küçük bir zorlukta ya yolu satar ya da sizi...Telefonunun şarjı %5 se, Onun enerjisi de 5 te oluyor. Tamamen aletle senkronize olmu
Patron Ali'nin doğduğunda içine yerleştirilen duygusal sermaye ile işçi, köylü, emekli, memur Ali'nin duygusal sermayesi eşittir. Yalnız kadınların ilk başta sahip olduğu duygusal sermaye kendi cinsleri arasında eşit dağıtılırken, bu sermayenin erkeklerinkinden fazla olduğu tahmin ediliyor. Ömür de bir sermayedir, beden de.
Herkesle konuşuyoruz ama kimseyle bağ kuramıyoruz.Kalabalıklar içinde görünür ama aslında görülmeden yaşamak ne demek?Bu bölümde dijital çağda yalnızlığı, bağlantının yerini alan performans ilişkilerini ve aidiyet özlemimizi konuşuyoruz.
Yeni Medya 451, yedinci sezonunu açarken Can Öz ve Ümit Alan, yapay zekânın yalnızlıkla ilişkisini irdeliyor. Bu bölümde; yalnızlığın neden ölümcül bir halk sağlığı krizine dönüştüğüne, yapay zekâ arkadaşların insanları kendine bağlamak için kullandığı taktiklere, yapay empatiyle kurulan bağların gerçek empati kaslarımızı nasıl körelttiğine, erotik sohbet sağlayan dijital eşlere ve dijital solipsizm tehlikesine göz atıyoruz. Herkesin kendi yankı odasına hapsolduğu bir toplumda bizi nasıl bir gelecek bekliyor? Yapay zekâ, yalnızlığa çözüm mü yoksa yalnızlık sebebi mi? Duygusal boşluklarımız nasıl birer ürüne dönüştürülüyor? Hepsi ve daha fazlası bu bölümde.
Yeni Medya 451, yedinci sezonunu açarken Can Öz ve Ümit Alan, yapay zekânın yalnızlıkla ilişkisini irdeliyor. Bu bölümde; yalnızlığın neden ölümcül bir halk sağlığı krizine dönüştüğüne, yapay zekâ arkadaşların insanları kendine bağlamak için kullandığı taktiklere, yapay empatiyle kurulan bağların gerçek empati kaslarımızı nasıl körelttiğine, erotik sohbet sağlayan dijital eşlere ve dijital solipsizm tehlikesine göz atıyoruz.Herkesin kendi yankı odasına hapsolduğu bir toplumda bizi nasıl bir gelecek bekliyor? Yapay zekâ, yalnızlığa çözüm mü yoksa yalnızlık sebebi mi? Duygusal boşluklarımız nasıl birer ürüne dönüştürülüyor? Hepsi ve daha fazlası bu bölümde.
Açık Dergi'de Ömer Madra ve İlksen Mavituna Zülfü Livaneli'yi konuk ediyor; 'Aşkı, dostluğu, aile bağını ve özgürlük tutkusunu ince ince ören Bekle Beni; bir ülkenin özgürlük yolunda çektiği zorlukların, baskıya karşı girişilen mücadelenin, direnmenin, yalnız bırakılmanın ve dayanışmanın romanı' olarak tasvir ettiği Bekle Beni adlı romanı konuşuyorlar. Söyleşide ayrıca 1970'lerden bugüne süren bir mücadeleye ve bu mücadelenin hafızasına da kulak veriyoruz.
“İsa Peygamberi (a s.) şöyle anlatırlar: Güzel bir koku aldığı zaman, burnunu tıkar ve: - «Bu, dünyakokusudur,» dermiş. Bu size güzel bir örnektir. Ey zühd iddia edenler, hâlinize bir bakın. Sözünüz ve işiniz, İsapeygamberinkine uyuyor mu? Elbisenize bakılırsa, dünyadan elini çekmiş derviş kılığı var; fakat içinizdünyalık hasreti ve sevgisi ile dopdolu. Bu libasınızı çıkarıp içinizde olanı açığa vursaydınız benim için dahaiyi olurdu. Ve siz, içi başka, dışı başka olmaktan uzak olurdunuz. Dünyalık şeylere karşı kalp zenginliği duyananasibi rahat varır. O kimse dışına desinler için hiçbir şey giymez. Kalbi gerek dünyalık işlere gereksebaşkalarına karşı istiğna duyar. Şu da bir vakıadır. Bizim Peygamberimiz (S.A.), İsa (a s.) ve diğerlerindendaha fazla dünyaya karşı istiğna duyardı. Onun zühdü herkesten daha fazla idi. Herkese yazılmış olanı bilirdi.Ve: - «Dünyanızdan bana üç şey sevdirildi: Güzel koku, kadın ve gözümün nuru namaz,» buyururdu.Dünyalıktan tamamen kalbini almasına rağmen, bunlar kendisine sevdirilmişti. Bunlar İlâhî bilginin geçmişteverdiği hükümdü. Rabbi tarafından verilen bir hisse idi. Almak ve faydalanmak zorunda idi. Yaratanın emrinegöre alır ve yerdi. O'nun emrine uymak, tâat sayılır. Buna benzer şekilde kısmetini alıp yiyen tâat içindedir.Dış cephesi ile dünyaya karışmış dahi olsa ibadet ehli arasındadır.Ey niyeti bozuk, Hakk'a muhatap olmaktasın. Ve O'nu görür gibi konuşmaktasın. Her namazda: - «Yalnız sanakulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz.» (Fatiha/5) Derken anlattığımız gibi yapmaktasın. - «Ya Rabbi,yanımdasın. Ey beni bilen ve bütün hâlime şahit olan, kulluğum sana, yardım talebim senden,» demekistiyorsun. Her zaman Hakk'a hitap ediniz. O'na hitabınız yalnız namaz vaktine inhisar etmesin. O'nunvarlığını hazır bilin; kulluğunuzu o niyetle yapın. Peygamber (S.A.) efendimiz şöyle buyuruyorlar: - «Allah'ıgörür gibi ibadet et; sen O'nu görmesen bile O seni görür.»Ey evlâd! Helâl yiyip içerek kalbini temizle. Rabbini bilirsin. Giydiğini, yediğini ve kalbini temiz tut. Bu yoldaniç âlemi temiz olanlar zümresine dâhil olabilirsin. Tasavvuf, safâdan gelir. Suf (kalın yün elbise) giymektengelmez. Tam mânası ile sofi olan, kalbini Allah sevgisi ile doldurur. Başka sevgilere yer vermez. Bu hâl birbaşka hâldir. Kolay elde edilecek cinsten değildir. Elbise değiştirmekle ve renk sarartmakla olmaz. Omuzeğmek, bu hâli veremez. Geçmiş büyüklerin hikâyesini dil gürültüsü ile anlatmak bu hâle vardıramaz.Parmak aralarına tesbih almak insanı o yola götüremez. O yola ileten şey, sadık kalple Allah'ı aramakla olur.Allah'ın size gönderdiği peygambere iyi bağlanınız. Ona bağlılığınız doğru olsun. O'na bağlılık, getirdiklerineuymakla olur. Peygamberin emirlerini ne kadar iyi yaparsanız uymanız o kadar iyi olur. Dünyadapeygamberin sözlerini tutup yaptığı işleri yaparsanız öbür âleme göçtüğünüzde ona arkadaş olursunuz.Allahü Teâlâ'nın şu yüce kelâmını duymadınız mı? - «Peygamberin size yapmanız için getirdiği şeyi alınız;yasak ettiği şeylerden kendinizi çekiniz.» (Haşr/7) Peygamberin emirlerini tutunuz. Yasak ettiği şeylerdenberi durunuz. Bunu yaptığınız takdirde, Rabbinize yakınlık kazanmış olursunuz. Dünyada kalbinizle yakınolursunuz. Öbür âlemde ise, varlığınız ve cesedinizle yakınlık duyarsınız.
Ey iman edenler! Şeytanın adımlarına uymayın. Kim şeytana ayak uydurursa bilsin ki, o edepsizliği ve kötülüğü emreder. Allah'ın lutfu ve rahmeti sizinle olmasaydı içinizden hiçbir kimse günahtan asla arınamazdı, fakat Allah dilediğini arındırır; Allah her şeyi işitmekte ve bilmektedir.” (Nur 21)Dünyada kul imtihandadır. İmtihanda başarının önemli iki engeli nefis ve şeytandır. Dinin irşadı, verdiği bilgi ve eğitim bu iki engele karşı çok önemli bir ilâhî yardımdır. Bu yardımdan mahrum olanların, daha doğrusu bilgi ve akıllarını gerektiği gibi kullanmayarak, iman edip ilâhî irşada kulak vermeyerek kendilerini buyardımdan mahrum bırakanların temiz bir amel defteriyle dünya hayatını noktalamaları imkânsız gibidir. Allah'ın, kullarını mânen temizleyen bir büyük lutfu da hayat boyunca tövbe kapısını açık tutması, tövbe edenleri bağışlaması, tövbekârlara temiz ve beyaz bir defter açmasıdır."Buna göre mana, "Şeytanın izlerine tâbi olmayın, onun bastığı yerlere basmayın ve bu iftiraya, bunu dile dolamaya ve fuhşun (kötü söz ve fiillerin) mü'minler arasında yayılmasına önem verip, gayret etmekhususunda, onun peşinden gitmeyin" şeklindedir. Allah Teâlâ bunu her ne kadar mü'minlere tahsis etmişise de, bu bütün mükellefler için bir yasaktır. Çünkü Cenâb-ı Hak, "Kim şeytanın adımlarına uyarsa, şüphesiz ki o, kötülüğü ve gayr-ı meşrûyu emreder" buyurmuştur. Bütün mükelleflerin bundan menedildikleri ise malumdur. Biz, Cenâb-ı Hakk'ın bu hususu mü'minlere tahsis ettiğini söyledik. Çünkü Allah Teâlâ, mü'minleri, eğer şeytana uyarlarsa, "Kim şeytanın adımlarına uyarsa'', ifadesiyle tehdid etmiştir. Bu ifadenin zahiri ise, mü'minlerin şeytana tâbi olmayacaklarını göstermektedir. Eğer bununla kâfirler kastedilmiş olsaydı, o zaman şüphesiz onlar şeytana zaten uymuşlardı. Binâenaleyh Allah iftira eden okimselere, gerekli tehdidi yapınca, durumları tıpkı onlarınki gibi olmasın diye ve günahtan alabildiğine kaçınsınlar için, özellikle mü'minleri zikrederek onları terbiye etmiştir.Fahşâ ve fahişe aşırı çirkin ve kötü olan şey demektir. Münker ise, insan tabiatının hoşlanmadığı, nefret ettiği ve beğenmediği şeydir.Bil ki, “zeki” Allah'a itaat hususunda “rızâ” mertebesine ulaşmış kimsedir. Arapça'da £_jjJi ^”j (Ekin gelişti, olgunlaştı) denilmesi de bu manadadır. Binâenaleyh mü'min, dini hususlarda, Allah'ın rfcn olacağı “salah” noktasına vardığında ‘zeki” adını alır. Zeki, ancak zeki olana denir. Bu tıpkı, hidayeti bırakan kimseye,mutlak olarak, “Allah ona hidayet etti” denilmeyip, “Allah ona hidayet etti, ama o hidayete ermedi” denilmesi gibidir.Ayetteki ''Allah semî ve alimdir" cümlesi, "O, sizin bu iftiraya dair veya Âişe'nin berî (temiz) olduğuna dair bütün sözlerinizi duyar, fuhşun (kötü söz ve fiillerin) mü'minler arasında yayılmamasına veya yayılmasına dâir arzu ve isteklerinizi bilir. Durum böyle olunca, O'na İsyan etmekten kaçınmak gerekir" demektir.”Her şeyin sahibi Allah bir hadîs-i kudsîde şöyle buyurmaktadır:“Kullarım! Gelmişiniz, geleceğiniz, insanınız, cinleriniz bir yerde toplanıp benden istekte bulunacakolsanız, ben de her birinize istediğinizi ayrı ayrı versem, bu benim mülkümden iğne denize girdiğinde denizden ne eksiltirse işte ondan fazla bir şey eksiltmez." (Müslim, Birr 55)Peygamber Efendimiz (asm) de konuşmalarına “Elhamdülillâh” diye başlar, hemen ardından “Biz Allah'dan yardım dileriz (neste'înühu)” derdi. (Müslim, Cuma 46)Günde en az kırk defa okuduğumuz Fâtiha suresi'ndeki “Yalnız sana kulluk ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.” Ayetiİnsanlardan bir şey istemek; onlar yanında bir tür değer ve sevgi kaybına uğramaktır.“Dünya ve dünyalıklardan yüz çevir ki, Allah seni sevsin;halkın elinde olandan yüz çevir ki, insanlar seni sevsin.” (İbni Mâce, Zühd 1)İnsanlardan bir şey istemeyin, velev ki bir misvakı bir defa kullanmak için de olsa. [Bezzar]"Size bahşetmesini Allah'tan dileyiniz. Çünkü Allah kendisinden bir şey dilenmesinden hoşnut olur." (Tirmizî, Daavât 115)
Avustralya'da erkekler arasındaki yalnızlığın bir "kriz" boyutuna ulaştığı belirtiliyor. Bu sosyal izolasyon sadece erkeklerin ruh sağlığına ve genel refahına zarar vermekle kalmıyor, aynı zamanda Avustralya ekonomisine milyarlarca dolara mal oluyor. Yeni bir araştırma, erkeklerin neden daha fazla yalnızlıkla karşı karşıya kaldığına işaret edebilir.
Kitap Kulübü'müzün 56.buluşmasında Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı kitabını konuştuk.Öncelikle Ahmet Hamdi Tanpınar'ı çok geç keşfettiğimi söylemeliyim. Türkçeyi çok güzel kullanan, çok zengin betimlemeler ruhsal çözümlemeler yapan bir yazar hatta düşünür.Ben haddim olmayarak, Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nü büyülü gerçeklik türünde yazılması nedeniyle Gabriel Garcia Marquez'e onun Yüzyıllık Yalnızlık romanına benzettim. Gerçi Ahmet Hamdi Tanpınar daha büyük olduğu için tersi daha doğru olabilir. Mizahı ve ironiyi beklenmedik şekilde kullanıyor, zamansız ve evrensel bir yazar. Eserleri 58 dile çevirilmiş ama dünya edebiyatı seviyesinde bile hakettiiği yeri bulmadığını söyleyebiliriz.Saatleri Ayarlama Enstitüsü ülkemizin Batılılaşma serüvenine dair alaycı göndermeler yapıyor, zaman kavramı etrafında felsefi tartışmalar açıyor. Bir çokları edebiyatımızdaki en önemli eserlerden biri olarak kabul ediyor.Karakterler birbirinden ilginç, ben kendimde Hayri İrdal'la paralellikler görüp okurken çok eğlendim. Söyleşide de bu alıntıları paylaştım. Halit Ayarcı'da ise birçok yöneticimdeki yönleri gördüm. Yani iş dünyası ile bir çok paralellikler buldum. Ama toplumsal hayata dair de birçok eleştiri var. Gerçekten çok katmanlı ve bir kere okumakla vakıf olunamayacak bir kitap.Dili biraz ağır gelebilir ama bence gayrete değer, Türkçe yazılmış olmasından gurur duyacağınız bir eser. Söyleşimizde kitap hakkında bir çok farklı referansa da ulaşabileceksiniz.Kitabı okurken kapıldığım bir “değer yaratma enstitüsü” kurma fikrinden çıkmaya çalışıyorum hala.Bu bölümde görüşlerine yer verebildiğim arkadaşlarım sırasıyla (02:08) Seda Diril Boyraz, (04:04) Yasemin Karakaya Arslan, (07:06) Aylin Dursun, (09:25) Feyza Demir, (12:51) Mete Yurtsever, (16:47) Ekin Akkol ve (22:38) Mete YurtseverSupport the show
Bu, Yirmibir Bitcoin Podcast'inin "Bitcoin ve İslam" serisindeki "Sadece Bitcoin" yayınının 4 bölümlük serisinin dördüncü bölümüdür.Bu bölümde, çoğu Müslümanın dar görüşlü veya "kültist" olarak nitelediği Bitcoin Maksimalizmi'ni neden gönülden benimsediğimizi açıklıyoruz. Bu duruş, rasyonel düşünceye, dikkatli analize ve kapsamlı çalışmalara dayanmaktadır; gerçek ekonomi, İslami finans, para tarihi ve riba para sorununun derinlemesine incelenmesini içerir. Bitcoin'in teknik, ekonomik ve etik açıdan diğer tüm dijital para birimlerinden ve hatta altın/gümüşten üstün olduğunu ortaya koyuyoruz.Bitcoin'in, Knut Svanholm'un "Tek Atış Prensibi"nde belirttiği gibi, mutlak dijital kıtlığın eşsiz bir keşfi olduğunu ve asla kopyalanamayacağını açıklıyoruz; tıpkı ateşin keşfi gibi, sadece bir kez gerçekleşmiştir. Bu eşsiz doğası, onu kopyalanmaya karşı dirençli kılar. Çoğu kripto projesi ve DeFi uygulamasının, yüksek zaman tercihi, spekülasyon ve hızlı kazanç peşinde koşma gibi unsurlarla aslında riba tabanlı fiat sisteminin bir uzantısı olduğunu savunuyoruz. Dergigi'nin ifadesiyle, "Kripto, steroidli fiattır". Jimmy Song da altcoinlerin fiat paranın ahlaki sorunlarını, yani parasal genişleme yoluyla hırsızlığı miras aldığını belirtir. Bitcoin ise sabit arzı, apolitik yapısı ve riba karşıtı oluşuyla fiat benzeri davranışları doğal olarak caydırır ve insanlığı yüksek zaman tercihi döngüsünden çıkarmaya yardımcı olur.Kripto tanıtıcılarının Bitcoin maksimalizmine karşı çıkmasının ardındaki kâr güdüsünü ifşa ediyoruz; altcoinler yatırımcıları Bitcoin'lerinden ayırmak için tasarlanmış birer dikkat dağıtıcıdır. Medyanın kripto ekosistemindeki çöküşler için sıklıkla Bitcoin'i haksız yere suçlaması, bu sorunların altcoin alanındaki aşırı kaldıraç ve yeniden ipotekten kaynaklandığı gerçeğini gizler. Ayrıca, kripto lobisinin Bitcoin'in enerji kullanımına yönelik saldırıları ve İş Kanıtı'nın güvenlikteki temel rolünü göz ardı etmeleri ele alınmaktadır. Bitcoin'in Lightning Network gibi Katman 2 çözümlerinin başarısı, altcoinleri gereksiz kıldığından, bu durum kripto meraklılarını özellikle rahatsız etmektedir.İslami finans camiasındaki Müslümanlara, diğer kripto tokenleri üzerine "helal" uygulamalar inşa etme veya kendi tokenlarını oluşturma girişimlerinin, İslami bankacılığın geçmişteki fiat tabanlı hatalarını tekrarlayacağı uyarısında bulunuyoruz. Gerçek İslami finansın ancak Bitcoin gibi sağlam, nötr, merkeziyetsiz, sansüre dirençli, izinsiz ve en önemlisi riba karşıtı bir temel üzerine inşa edilebileceğine inanıyoruz. Kripto paralar, para niteliği taşımadıkları için riba para sorununu çözemezler; sadece fiat sisteminin rent-seeking ve yıkıcı mekanizmalarını kopyalarlar. Ümmetin riba tabanlı para sisteminden kurtulması için Bitcoin Maksimalizmi'nin tereddütsüz benimsenmesi gerektiği mesajını veriyoruz.Kaynak
Yirmibir Bitcoin Podcast'in "Bitcoin ve İslam" serisinin "Bitcoin Only" serisinin 3. bölümüne hoş geldiniz [Başlangıç talimatı].Bu bölümde, Bitcoin dışındaki kripto para birimlerinin karşı karşıya olduğu etik sorunlara odaklanıyoruz. Genellikle göz ardı edilen bu problemler, yeni bir kripto projenin başlangıcında paraların nasıl dağıtıldığı ve kurucuların para politikası üzerindeki kontrolü etrafında yoğunlaşıyor. Hedef riba sorununu çözmekse, az sayıda kişiyi başkaları aleyhine haksız yere zenginleştiren bir alternatif yaratmak çelişkili olacaktır.Birçok kripto projesi, Bitcoin'in sınırlamalarını aşma iddiasıyla bir kurucu ekibiyle başlıyor. "Airdrop"lar ve "tokenomik"ler gibi dağıtım stratejileriyle, kuruculara, geliştiricilere ve erken yatırımcılara çok sayıda coin tahsis edilir. Geleneksel finanstan esinlenen İlk Coin Arzları (ICO'lar), şirketlerin dijital token satarak fon toplamasını sağlar. Ancak ICO'lar, yatırımcılara anlamlı güvenceler sunmadan yüksek riskli token'lar satarak düzenleyici boşlukları sömürür. Michael Flaxman'ın belirttiği gibi, ICO'larda likidasyon tercihleri veya uzun vadeli hak ediş programları gibi standart yatırımcı korumaları yoktur. Bu yapı, projenin terk edilmesiyle perakende yatırımcıları değersiz token'larla bırakan ahlaki tehlikeler yaratır ve dolandırıcıları cezbeder.Son yıllarda "meme coin"ler gibi daha nihilizm içeren trendler ortaya çıktı. Bu coin'ler, kullanım değeri iddiasında bulunmaz; tamamen spekülasyon amaçlıdır ve erken yatırımcılar tarafından "pompalandıktan" sonra şüphelenmeyen perakende yatırımcılara "dump" edilir. Sam Callahan, "premine" adı verilen yöntemle içeriden kişilerin sıfır maliyetle aldıkları coin'leri, projenin popülerleşmesiyle perakende yatırımcılara sattığını açıklar. Bu yapay dağıtım süreçleri, içeriden kişilere başkaları aleyhine fayda sağlayacak şekilde tasarlanmıştır, bu da tartışmasız bir şekilde etik dışıdır.Bitcoin, bu etik sorunların aksine konumlanmıştır. Genesis'inde ne bir "premine" ne de bir ICO vardı. Satoshi Nakamoto, Bitcoin'i herkes gibi madencilik yaparak elde etti ve başkalarının katılımını bekledi. Bitcoin, kurumsal değil, organik olarak ortaya çıktı.Diğer kripto paraların aksine, Bitcoin'in bir lideri yoktur. Satoshi, protokolü oluşturduktan sonra projenin gerçekten tarafsız olmasını sağlamak için ayrıldı. Andrew Bailey ve Craig Warmke'nin belirttiği gibi, bu liderliksiz durum, Bitcoin'i daha sağlam ve dayanıklı kılar; merkezi bir bankası veya CEO'su yoktur.Ayrıca, diğer kripto para birimlerindeki protokoldaki değişiklikler genellikle çoğunluk oyuyla veya merkezi otoritelerin kararlarıyla zorla uygulanırken (örneğin Ethereum DAO hack'i ve ETH arz politikasındaki değişiklikler), Bitcoin etik olarak kullanıcılara muhalefet etme özgürlüğü tanır. SegWit veya Taproot gibi yükseltmeler geriye dönük uyumludur, yani kullanıcılar isterlerse kabul etmeyebilirler ve yine de fikir birliğine katılabilirler. Pete Rizzo'nun vurguladığı gibi, Bitcoin'de kullanıcılar para haklarını pazarın takdirine bırakmak zorunda kalmadan istenmeyen özelliklere itiraz edebilirler.Bazı İslami finans uygulayıcılarının Bitcoin'in ilk dağıtımının haksız olduğu iddialarına rağmen, Bitcoin'in lansmanı mümkün olduğunca adil ve şeffaftı. İslam, zenginliğin mutlak eşit dağılımını değil, adil dağılımını hedefler.Sonuç olarak, diğer kripto para projeleri kurucu etkileri, token dağıtım modelleri ve yönetim uygulamaları nedeniyle etik sorunlarla doluyken, Bitcoin adil başlangıcı, liderliksiz gelişimi ve kullanıcı özerkliğine saygısıyla öne çıkıyor. Bitcoin, bu etik tuzaklardan uzaktır ve İslami ilkelere uygun, gerçekten etik para temsil etmektedir.Kaynak
Yirmibir Bitcoin Podcast'inin "Bitcoin ve İslam" serisi içindeki 4 bölümlük "Sadece Bitcoin" serisinin 2. bölümüyle karşınızdayız! Bu bölümde, kripto alanının genellikle gözden kaçırılan teknik sorunlarına derinlemesine dalıyoruz.Bitcoin'in binlerce düğümle sürdürülen hafif ve kolay yönetilebilir zaman zincirinin onu nasıl gerçekten merkeziyetsiz ve güvenli kıldığını inceliyoruz. Bitcoin'in yalnızca parasal bir odakla minimal saldırı vektörlerine sahip olması, onu diğer kripto paralarla karşılaştırıldığında eşsiz bir sağlamlık sunuyor.Çoğu altcoinin ise süslü özelliklerle blok zincirlerini nasıl şişirdiğini ve sıradan kullanıcıların tam düğüm çalıştırmasını nasıl imkansız hale getirdiğini keşfedin. Bu durum, ağların merkeziyetçi olmasına, güvenliğinin azalmasına ve Infura'nın 2020 Ethereum kesintisi örneğinde görüldüğü gibi kesintilere ve saldırılara karşı daha savunmasız hale gelmesine yol açıyor. Ayrıca, Ethereum DAO hack örneğiyle altcoinlerin değişmezlikten nasıl ödün verdiğini gösteriyoruz.Yaygın bir yanılgıyı da ele alıyoruz: **"Blok zinciri teknolojisi"**nin kendisinin mucizevi olmadığını ve çoğu iş uygulaması için verimsiz olduğunu vurguluyoruz. Bitcoin'in blok zincirini kullanışlı kılanın, iş kanıtı (Proof-of-Work) ve dağıtık ağ konsensüsü ile benzersiz entegrasyonu olduğunu açıklıyoruz.Bölümde ayrıca iş kanıtı (PoW) ve hisse kanıtı (Proof-of-Stake - PoS) arasındaki temel teşvik farklarına odaklanıyoruz. PoS'un negatif (ceza tabanlı) teşviklerinin ve "zayıf öznelliğinin" onu nasıl uzun menzilli saldırılara ve tarihin yeniden yazılmasına karşı savunmasız hale getirdiğini detaylandırıyoruz. Bitcoin'in içsel güvenlik modelinin aksine, PoS güvenliğinin dışsal faktörlere ve spekülasyona bağımlı olduğunu gösteriyoruz.Son olarak, uzlaşma güvencesi ("settlement assurance") kavramını ve bunun "defter maliyeti" ("ledger costliness") ile ilişkisini açıklıyoruz. Litecoin gibi PoW altcoinlerin daha hızlı teyit süreleri sunsa da, Bitcoin'in her blok başına biriktirdiği çok daha büyük enerji harcaması ve madenci ödülleri sayesinde çok daha üstün uzlaşma güvencesi sunduğunu öğreniyoruz.Bu bölüm, alternatif kripto paraların hız veya ek özellikler uğruna merkeziyetsizlik ve güvenlikten nasıl taviz verdiğini ortaya koyarken, Bitcoin'in bu alanlardaki tavizsiz üstünlüğünü ve gerçek dijital kıtlığını neden koruduğunu net bir şekilde gözler önüne seriyor. İyi dinlemeler!Kaynak
Varoluş bunalımı hepimizin içinde var mı? Hiçliğin üzerine bir hayat kurulabilir mi? Absürdizm bize ne anlatıyor? Eksik Olan'da bu hafta Alp Y. Kozanoğlu ve Ömer Çeşit absürt tiyatronun kurucusu Eugene Ionesco'nun Yalnız Adam kitabını değerlendirdi. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Yirmibir Bitcoin Podcast'in "Bitcoin ve İslam" serisi kapsamında sunulan dört bölümlük "Yalnızca Bitcoin" serisinin ilk bölümüne hoş geldiniz.Bu bölümde, dijital para birimlerinin geniş dünyasındaki karmaşıklıklar ele alınarak, Bitcoin'in neden tek başına duran, merkeziyetsiz ve son derece güvenli bir para protokolü olduğu inceleniyor. Kaynaklar, bu serinin Bitcoin'i diğer tüm "kripto"lardan (bu terim kaynakta Bitcoin dışındaki tüm dijital varlıkları ifade eder) ayıran temel ekonomik sorunları sistematik bir yaklaşımla ele aldığını belirtiyor.Bitcoin'in aksine, çoğu kripto para biriminin para politikaları sıklıkla değişir; bu değişiklikler genellikle "topluluk" oyları, etkili içeriden kişiler veya çekirdek geliştirme ekipleri tarafından yönlendirilir. Bu esneklik, fiat sistemlerinin istikrarsızlığını yansıtır ve merkeziyetsizlikten yoksun oldukları için istikrarlı bir para politikası uygulayamazlar. Bitcoin'in ise sabit 21 milyonluk arzı güvenilir bir şekilde uygulanır; bu durum, yazılımın kendisinden ziyade, merkeziyetsiz ve sürekli büyüyen ağ katılımcıları tarafından sağlanır. Bu güvenilirlik, Bitcoin'in parasal politikasının onlarca, hatta yüzyıllarca değişmeden kalmasını beklememizi sağlar ve öngörülemeyen piyasa dalgalanmalarına yol açan fiat sistemlerinden ayrışır.Kripto projeleri genellikle Bitcoin'in sağlam dijital para birimi niteliğiyle doğrudan rekabet etmek yerine, daha hızlı onaylar, akıllı sözleşmeler, NFT'ler veya DeFi uygulamaları gibi parasal olmayan faydalar sunmaya çalışır. Kaynaklar, bu yaklaşımın, bu projelerin para olarak Bitcoin ile rekabet edemediğinin zımni bir kabulü olduğunu öne sürer; tıpkı alüminyumun faydalı olmasına rağmen altınla para olarak rekabet edememesi gibi. Ayrıca, bu altcoinleri sırf faydaları için uzun süre elde tutmak için ekonomik bir neden yoktur; bu onları parasal değerden çok bir işlem aracına dönüştürür ve asla gerçek anlamda paraya dönüşemezler.Bölüm ayrıca, birçok kripto para biriminin temel kullanım durumu haline gelen "getiri" elde etme vaadini de eleştirel bir şekilde inceliyor. Proof-of-Stake gibi mekanizmalarla tokenlerin "kilitlenerek" getiri elde edilmesi, bu tokenleri bir para biriminden çok, finansal bir menkul kıymete benzetiyor. Kaynaklar, bu kripto getirilerinin gerçek ekonomik faaliyetten gelmediğini, döngüsel ve spekülatif olduğunu savunuyor. Lyn Alden'ın Ethereum analizi, bu "spekülasyon temelli bankacılık sistemini" detaylarıyla ortaya koyuyor ve mevcut finansal sistemdeki Riba ve kısmi rezerv bankacılığı uygulamalarına benzetiyor. Bu getirilerin sürdürülebilmesi için genellikle token arzının sürekli genişlemesi gerektiği belirtilir, bu da güvenilir kıtlık iddialarını geçersiz kılar.Sonuç olarak, bu bölüm, Bitcoin'in sadece para olarak tasarlandığını ve bu amaç için son derece optimize edildiğini ortaya koyuyor. Gerçek ekonomik faydalar ve finansal hizmetler, ancak Bitcoin'in en güvenli, merkeziyetsiz ve gerçekten sabit arzlı dijital para katmanı üzerine inşa edilebilir. Bu görüş, "Riba" tabanlı para sisteminden uzaklaşmak için gerekli ve haklı görülen Bitcoin Maksimalizmi felsefesini destekler.Kaynak
Ukrayna'da savaşın sona erdirilmesi için Rusya Devlet Başkanı Putin ve Amerikan Başkanı Trump arasında yapılan sonuçsuz Alaska zirvesi sonrası bugün, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, Beyz Saray'da Başkan Trump ile bir araya geliyor.
Büyük Sorular'ın bu bölümünde Sinan Canan'la insanın toplumsal doğasını ve “yalnızlık” meselesini konuşuyoruz: İnsan gerçekten topluma muhtaç mı?Yalnızlık ile bir başınalık arasındaki fark nedir? Kalabalıklar içinde hissedilen yalnızlık, biyolojimizi ve psikolojimizi nasıl etkiler? Modern çağın sanal bağlantıları, gerçek sosyal ilişkilerin yerini tutabilir mi?Bu derin sohbette; insanın sosyal bağlara neden biyolojik olarak ihtiyaç duyduğundan, toplulukların özgürlükle ilişkisine; bireysellik ile toplumsallık arasında sağlıklı denge kurmanın yollarından, dijital çağda dostluk ve aidiyetin nasıl değiştiğine kadar pek çok konuyu ele alıyoruz.
Genç nesiller genellikle sosyal açıdan en bağlantılı olanlar olarak kabul ediliyor; özellikle de dijital iletişim söz konusu olduğunda. Ancak yeni bir rapor, giderek daha fazla sayıda Avustralyalı gencin kendini sık sık ve kalıcı bir şekilde yalnız hissettiğini ortaya koyuyor.
Yalnızlık dost mu düşman mı arkadaşlar biri artık şunu açıklasın! Ben şahsen bizzat kendim yalnızım biliyorsunuz ve inanır mısınız bundan da mutluyum. Her ne kadar bazıları yalnızlığı bir sorun, yalnız insanları "bozuk" olarak görseler de bence öyle değil. Peki yalnızlık ne zaman sorun? Yalnızlığın ne kadarı sorun? Sınırı nerden çekicez? Hepsini araştırdım sizin için; yalnızlık dost mu düşman mı BEN bu bölümde açıklıyorum! Kaynakça: 1-Cacioppo, J. T., & Cacioppo, S. (2018). The growing problem of loneliness. The Lancet, 391(10119), 426. https://doi.org/10.1016/S0140-6736(18)30142-9 2-Hawkley, L. C., & Cacioppo, J. T. (2010). Loneliness matters: A theoretical and empirical review of consequences and mechanisms. Annals of Behavioral Medicine, 40(2), 218–227. https://doi.org/10.1007/s12160-010-9210-8 3-Lieberman, M. D., & Eisenberger, N. I. (2009). Pains and pleasures of social life. Science, 323(5916), 890–891. https://doi.org/10.1126/science.1170008 4-Nowland, R., Necka, E. A., & Cacioppo, J. T. (2018). Loneliness and social internet use: Pathways to reconnection in a digital world? Perspectives on Psychological Science, 13(1), 70–87. https://doi.org/10.1177/1745691617713052 5-Nguyen, T. V., Weinstein, N., & Ryan, R. M. (2022). The bright side of solitude: The role of autonomy in positive solitary experiences. Personality and Social Psychology Bulletin, 48(2), 279–293. https://doi.org/10.1177/01461672211014200 6-Shiovitz-Ezra, S., & Ayalon, L. (2012). Situational versus chronic loneliness as risk factors for all-cause mortality. International Psychogeriatrics, 24(3), 440–447. https://doi.org/10.1017/S1041610211001957 7-Rokach, A. (2015). The psychology of solitude: Meaning and experience. Journal of Psychology & Psychotherapy, 5(6). https://doi.org/10.4172/2161-0487.1000203 8-Holt-Lunstad, J., Smith, T. B., Baker, M., Harris, T., & Stephenson, D. (2015). Loneliness and social isolation as risk factors for mortality: A meta-analytic review. Perspectives on Psychological Science, 10(2), 227–237. https://doi.org/10.1177/1745691614568352 9-Layous, K., Nelson, S. K., & Lyubomirsky, S. (2013). What triggers prosocial effort? A test of the empathy–altruism hypothesis. Motivation and Emotion, 37(3), 447–457. https://doi.org/10.1007/s11031-012-9331-7 10-Reading University. (2023). How solitude boosts wellbeing. University of Reading News. Retrieved from https://www.reading.ac.uk/news/2023/Research-News/How-solitude-boosts-wellbeing 11-New York Post. (2025). 3 major benefits of being alone, according to a psychologist. Retrieved from https://nypost.com/2025/04/13/health/3-major-benefits-of-being-alone-according-to-a-psychologist ------- Podbee Sunar ------- Bu podcast, Garanti BBVA reklamı içermektedir. Bonus Platinum'un avantajlarını keşfet!
ÇİKOLATA Aşağıdaki metni okuyunuz. Bu yazıyı okurken canınız nefis bir çikolata çekebilir. Okumaya başlamadan önce, çikolatanızı yanınıza hazır edin. Yalnızca çikolatanın tadına varmakla yetinmeyin, o tadın nereden geldiğini de keşfedin. Çikolata, kakao ağacının çekirdeklerinden yapılmaktadır. Çikolatanın ilk olarak Orta Amerika Bölgesi'nde yaşayan Mayalar zamanında üretildiği sanılmaktadır. Kristof Kolomb ve Hernando Cortes gibi kâşifler 1500'lü yıllarda Amerika kıtasını keşfettikleri zaman burada olan birçok şeyi ülkeleri İspanya'ya götürmüşlerdi. Bunların arasında kakao çekirdekleri de vardı. Çikolatanın ana maddesi olan kakao çekirdekleri o zamanlar Avrupa'da yeniymiştir ve bilinmiyordu. Avrupalılar, önceleri kakao çekirdeklerini ne yapacaklarını bilememişler. Çünkü elde edilen içeceğin tadı çok acıymış. Sonunda çok parlak bir fikir bulunmuş: kakaonun içine şeker eklemek! Şeker eklendikten sonra bu karışım saraylarda içilmeye başlar hâline gelmiş. O dönemlerde kakao ve şeker kolay bulunamadığından çikolata yalnızca zenginlerin içebileceği bir içecekmiş. Daha sonra şeker üretiminin artması, çikolatanın tüketimini çok açmış. Fakat kakao üretimi arttıkça daha da ucuzlayarak yaygınlaşmaya başlamış. Çikolata, 1800'lü yıllara kadar sıvı olarak tüketilmiş. Daha sonra bugün tadına doyamadığımız şekilleri ortaya çıkmış. Çikolatanın tadı yıllar geçtikçe çeşitlenmiş. Ancak ham maddesinin elde ediliş yöntemi hiç değişmemiş. Çikolata yapmak için ilk olarak kakao çekirdekleri ayıklanır ve acılığının azalması için mayalanır. Ardından da kurutulur. Kurutulan çekirdekler fabrikalarda kavrulur. Kavurma işleminden sonra çekirdekler ezilir. Bunun sonucunda üç ayrı madde elde edilir: acı sıvı, kakao yağı ve kakao tozu. Biliyorsunuz, çikolataların birçok çeşidi var. Siyah çikolatada acı sıvı, kakao yağı ve şeker bulunur. Sütlü çikolataya bunların yanında bir de süt eklenir. Beyaz çikolata ise yalnızca şeker, süt ve kakao yağından yapılır. Bunun içine acı sıvı konulmaz. İşte, çok sevdiğiniz çikolata böyle yapılır. Fakat çok fazla çikolata yemek sağlık sorunlarına yol açabilir. Örneğin, çikolata diş çürüklerine yol açabilir. Çikolatanın doğrudan dişte çürüklerle neden olduğuna dair kesin bir kanıt yoktur ama çikolatanın içine konulan şeker, dişlerde çürümeye yol açabilir. Tıpkı içinde şeker bulunan diğer yiyecekler gibi. Aynı zamanda enerji deposu olan kakao, kalorisi yüksek olan bir yiyecektir. Bunun için sporcular genellikle enerji almak için çikolata yerler. Siz de sınavlardan ya da yapacağınız spor faaliyetlerinden önce çikolata yiyebilirsiniz. Ama çikolata yerken aşırıya kaçmamalısınız. Başka yiyeceklerden de enerji elde edebileceğinizi unutmamalısınız. Banu BİNBAŞARAN (Düzenlenmiştir.)
Yalnızlık hissi, hayatta sevgiyle bağlandığımız kimse yokmuş gibi hissettiğimiz zamanlarda ortaya çıkar. Başkalarıyla dolu kalabalık bir evde veya meslektaşlarınızla dolu kalabalık bir ofiste bile yalnızlık ortaya çıkabilir ve rahatsız edici bir his olabilir. Özünüzde acı, korku veya hatta boşluk hissi yaratabilir. Bu meditasyon yalnızlığı kucaklamanıza yardımcı olması için hazırlanmıştır. Yalnızlığın bedeninizde nasıl hissettirdiğini ve yalnızlığın size anlattığı hikayeleri gözlemleyerek bundan ders çıkarabilir ve hepimizin gerçekte ne kadar bağlantılı olduğumuzu fark edebilirsiniz. Umarım faydası olur
#iletişimbilimi
Yok arkadaş olmuyor, bazen ne yapsan da yetmiyor. Başarılı olsa da, hayallerini gerçekleştirse de kurtulamıyor insan şu "yetersizlik hissi"nden... Şu an neler yaşıyorum, nasıl bir ruh halindeyim, neden yetersiz hissediyorum derseniz hepsini bölümde anlattım. Yalnız baştan söyliyim; fazzzzlasıyla sansürsüz bir bölüm oldu, haberiniz olsun. ------- Podbee Sunar ------- Bu podcast, Pegasus hakkında reklam içerir. Yeni seyahat rotanı planlamak için hemen https://www.flypgs.com/ 'u veya Pegasus Mobil uygulamasını ziyaret et! Bu podcast, Garanti BBVA hakkında reklam içerir. GENC2025 kodu ile 3342'ye SMS atıp Garanti BBVA Mobil'den müşteri olun.
Necip Bahadir | Erdoğan hasta ve yalnız! by Tr724
Sınır Ötesi'nin yeni bölümü yayında! ABD'nin Suriye politikasında Ahmed Eş-Şara'ya verilen açık çek ne anlama geliyor? İsrail'e karşı Batı'nın tavrı sertleşirken, Avrupa Birliği (AB) yaptırımlar için neyi bekliyor? Trump'ın "Altın Kubbe" projesi ABD'nin önceliklerini nasıl yansıtıyor? Türkiye-Hindistan gerilimi Hint düğün turizmini nasıl etkiledi? Vize krizinde Avrupa'nın Türkiye'ye bakışı değişiyor mu? Ukrayna'da barış mümkün mü? Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices