POPULARITY
Categories
TBMM Genel Kurulu'nda kabul oyları sayılırken, sosyal medya “Terörsüz Türkiye” karşıtlığıyla kaynıyordu. TBMM'deki 467 vekilin tarihi “evet” oyuna, öncesinde yapılan kamuoyu araştırmalarında yüzde 80'lere varan desteğe rağmen, özellikle de X'te esen rüzgâr memleketi yine derin uçurumlara sürüklüyordu. Arkadaşlardan rica ettim bir analiz çalıştılar. Aynı dakikalarda, birbirine neredeyse kelimesi kelimesine benzeyen binlerce paylaşım yapıldı. Birkaç hesabı inceledim. Manzara şuydu: Boş biyografiler, fotoğrafsız profiller, birkaç ay önce açılmış ve çoğu sıfır takipçili. Yani bot hesaplar.
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com*Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.*Beynimiz bir insanı yargılamak için kaç saniyeye ihtiyaç duyuyor biliyor musunuz?Saniyenin onda biri.
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Türkçe biliyoruz, konuşuyoruz, yazıyoruz… ama her zaman doğru mu?
İçişleri Bakanlığı'nın geçtiğimiz nisanda açıkladığı o veride bir bulanıklık yok. “Soruşturulmasına izin verilen belediyeler” sekmesinde mükerrer dosyaları da hesaba kattığımızda AK Parti 677 dosyayla birinci, CHP 371 dosya ile ikinci… Yani herhangi bir usulsüz, kanunsuz, tekinsiz işin yapıldığı şüphesi devletin “ayrımcılıkla” yaklaştığı bir şey değil.
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
200 . bölüme ulaştık!
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, T24'ten Şirin Payzın ve Murat Sabuncu'nun sorularını yanıtladı. T24'e konuşan Özel, Tuzla Belediye Başkanı Eren Ali Bingöl hakkında şu ifadeleri kullandı:"'Ya hapse atılacaksın ya AK Parti'ye katılacaksın!' üzerinden... İşte uykuları kaçan, küçük çocuğu olan, yeni evli Tuzla Belediye Başkanı'nın kimyasını bozdular. O da şimdi bu gidişine, 'Efendim, bize de İBB haksızlık yaptı. Bu kadar insanı sokağa mı ataydık?' diyerek kılıf buluyor. İBB, AK Parti'nin yaptığı yolsuzlukları mı aklaydı? Bunu yapmayacağı için, çok da doğru bir çözümü bizzat ben önerdiğim hâlde; 'Bakan, Tuzla'ya yapılan haksızlığı gidersin. Bunlar da, müteahhitler de payına düşen parayı vererek geçmişte ödemediklerini ödesin. Bu iş çözülsün, vatandaş da mağdur olmasın' ama kamusal bir çözüm yerine Belediye Başkanı AK Parti'den... Nasıl ki bizde normal şartlarda Şadi Bey, onunla birlikte çalışan belediye başkan yardımcısı ve imzası olan bütün geçmiş dönem bürokratlarının paldır küldür içeri alınması gerekirken hâlen daha dışarıdalar. Hatta ve hatta, geçmişin AK Partili belediye başkan yardımcısı şimdi bizim belediyemizde görevlendirilmiş, pozisyon tutturulmuş durumdalar.Ben bu konuyla ilgili öyle çok... Yani artık Tuzla Belediye Başkanı da AK Parti'ye geçmekle birlikte, bu konudaki bütün şüpheleri doğrular bir pozisyon tutmuş oluyor. Bu işi fevkalade sıkıntılı, sorunlu ve aslında bir suçüstü durumu olarak görüyorum.Ben, Tuzla Belediye Başkanı'nın bana neler diyerek ağladığını, anlattığını falan bizzat yaşadım. Zaten birtakım şeyler var. "Genel Başkan abim gibidir, ben ona da anlattım." diyor. Benim, bu çözüm ve bu söylediklerimin bir tanesini bile bir kişinin yalanlayacak pozisyonu yok; ne Murat Kurum ne Tuzla Belediye Başkanı ya da başka bir şey."
Dairy farmers are set to benefit now and into the future because of the research and development undertaken by a 5-year collaborative program in NSW that has recently come to an end. The DairyUP program was a unique collaboration that had ten key projects focussing on a broad range of areas including animals, pastures, farmer capability, future systems and products, the future climate and planning. Discussing some of the key outputs and resources for dairy farmers, our guest this episode is Sergio Garcia, better known to the dairy industry as Yani. Yani is the Professor of Dairy Science at the University of Sydney and the DairyUP program Leader. He has had a long and distinguished career in the dairy industry initially in Argentina, his country of origin, then in New Zealand and for the last 20 years or more, here in Australia. Resources: DairyUP website (publications, final reports, factsheets and other resources) - https://dairyup.com.au/ This podcast is an initiative of the NSW DPIRD Dairy Business Advisory Unit – further information and resources are available here - Dairy | Department of Primary IndustriesIt is brought to you in partnership the Hunter Local Land ServicesPlease share this podcast with your fellow farmers and colleagues and feel free to contact us with suggestions or comments via this email address thebusinessofdairy@gmail.comFurther NSW DPIRD Dairy channels to follow and subscribe to include;NSW DPIRD Dairy Facebook page - https://www.facebook.com/NSWDairyNSW DPIRD Dairy Newsletter - Connect with us | Department of Primary Industries Transcript - Produced by “Pacific Studio” www.pacific.studio The information discussed in this podcast is for informative and educational purposes only and does not constitute advice.
Son zamanlarda öyle bir şirket var ki hem artan piyasa değeriyle hem ürettiği çiplerin teknolojik sofistikasyonuyla hem de ülkeler arası jeopolitik mücadeleyi şekillendirmesiyle gündeme geliyor. NVIDIA. NVIDIA, aslen 90'larda oyun oynamak isteyenlerin oyunları daha kaliteli ve hızlı bir şekilde çalıştırabilmesi için grafik işlemciler üretmek için kuruldu. Yani şirketin temel pazarı gamerlardı. Fakat NVIDIA günümüzde bilinen neredeyse her şirketin çip sağlayıcısı. Microsoft, Alphabet, Mercedes, Amazon …değeri yüz milyarları hatta trilyon dolarları aşan şirketlerden sadece birkaçı. Tesla'nın veri merkezlerinden ChatGPT'nin sunucularına, hava durumu modelleme simülatörlerinden petrol ve doğalgaz arayan gemilerin bilgisayarlarına kadar NVIDIA'nın grafik işlemci birimleri her yerde.Birkaç milyar dolarlık bir şirket, nasıl oldu da dünya piyasalarının ve ülkeler arası jeopolitik mücadelenin göbeğine oturdu? 49W ve Mehmet Yaşar Altundağ, bu sorunun yanıtını arıyor.Bütün Kaynakça:https://docs.google.com/document/d/17...Yatırım hizmet ve faaliyetleri, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yetkilendirilen lisanslı Midas Menkul Değerler A.Ş. aracılığıyla sunulmaktadır. Döviz işlemleri, Midas Menkul Değerler A.Ş. tarafından yatırım hizmetleri ve faaliyetleri ile sınırlı olmak üzere sunulmaktadır. Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değil, genel niteliktedir. Sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.00:00 - NVIDIA 08:06 - Plan11:25 - 3 Mühendisin Hikayesi15:55 - NVIDIA kurulurken nasıl bir ortam vardı?18:40 - Ufak kırılma anları21:05 - NVIDIA neden batıyordu?24:18 - NVIDIA'nın doğru hamleleri29:22 - NVIDIA'nın kendini inşa edişi 31:50 - GPU vs CPU41:30 - AlexNET45:07 - ChatGPT'nin Ortaya Çıkışı47:35 - Midas48:50 - Teknolojinin güvenlikleşmesi55:54 - Çin'in yapay zeka başarıları1:00:42 - Finansallaşma1:02:10 - Çin'in yüksek teknoloji atılımları1:12:02 - TSMC1:15:21 - Jevonks Paradoksu1:16:41 - Tech-brolar 1:22:06 - Teknoloji Cumhuriyeti Kitabı1:29:22 - Son sözler ve teşekkürler
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bir baş ağrısı yaşayınca hemen internete mi bakıyorsunuz? Ya da akıllı saatinizin gösterdiği her değeri dikkatle takip ediyor musunuz?
Merkez Bankası Para Politikası Kurulu faiz kararını geçtiğimiz Perşembe günü açıkladı. PPK üyeleri aynı zamanda politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının %37'de sabit tutulmasına karar verdi. Diğer yandan gecelik borç verme faiz oranını %40'ta sabit tuttu. Yani oranlarda bir değişiklik yok. Dahası uygulamada da bir değişiklik yok zira Merkez Bankası politika faizinden işlem yapma anlamına gelen bir hafta vadeli repo ihalelerine uzun bir süredir ara vermiş durumda. Bu uygulama ise TLREF'in %37 yerine %40'ı yakınsamasına neden oluyor.
Lataa (Klikkaa oikealla ja tallenna) Puhujina Tounis ja Haider (Pojat ovat nykyään myös Blueskyssa) [00:00:00] Alkusanat, tunnelmia kaudesta sekä vaikeudesta katsoa kaikki kauden sarjat nykyään[00:04:14] Jaadugar (Witch in Mongolia), sekä muslimeista, sumopainijoista ja Diktaattorin käsikirjasta[00:26:02] Super no Ura de Yani … Lue loppuun →
You may think your intake team converts 98% of your qualified cases—but when you audit every lead, there's a good chance that number doesn't reflect reality. Yani Smith, the CEO and Founder of Legal Intake Pros, a nationwide fractional intake operations company, explains why the numbers so often fall apart once she puts them under a microscope. Through intake audits, CRM implementation, coaching, quality control, and business intelligence, Yani Smith's team helps firms improve conversion rates and routinely delivers 50% growth in signed cases within six to eight months—with many clients exceeding 100% growth after a year. In this episode, she unpacks what really happens inside a professional intake audit. She discusses why speed-to-value has overtaken speed-to-lead, how firms should benchmark intake performance, why coaching matters more than hiring natural closers, and how the best-performing firms build systems that consistently turn marketing dollars into signed cases. You'll learn: Why PI Intake audits often reveal lower conversion rates than firms report. How speed-to-value improves signed case conversion more than speed-to-lead alone. What realistic intake conversion benchmarks look like for high-performing firms. How to structure intake teams as lead volume scales. Why coaching, quality control, and CRM strategy outperform guesswork in intake operations. If you want to dive deeper into intake strategies that actually move the needle, make sure you visit pimcon.org to get your tickets to PIMCON 2026 in Scottsdale, Arizona. Like what you hear? Hit Subscribe! We do this every week. For more resources on how to dominate your market, visit us at Rankings.io. Subscribe to our newsletter and get the freshest news every Monday: newsletter.rankings.io Get Social! Personal Injury Mastermind w/ Chris Dreyer powered by Rankings.io is on Instagram | YouTube | TikTok
Konumuz siyasi iletişim. Tabii ki, stratejik bir bakış açısıyla… Algılama Yönetimi'nin 11 altın kuralından altıncısı, ‘Ölçmek'tir. Yani iletişim mühendisliği… Peter Drucker, “Ölçmüyorsan yönetemezsin” der, Sir Iain Vallance ise işi daha da ileri götürür, “Ölçmüyorsan yapma” buyurur. Göktürk devletinin başveziri, Türk tarihinin ilk büyük stratejisti, bilge devlet adamı Tonyukuk'un, (M.S. 646-724) bugün hâlâ geçerliliğini koruyan sözünü hatırlayalım:
FETÖ'nün en büyük ihaneti, 15 Temmuz'un bile ötesinde, iman esaslarına yönelmiş bir tahriftir. “Dinlerarası diyalog” maskesiyle “Peygamber'e iman teferruattır” diyerek Kelime-i Tevhid'in “Muhammedün Resûlullah” kısmını devre dışı bırakmış, “Yahudiler ve Hristiyanlar da peygambere iman etmeden cennete gidebilir” söylemiyle İslâm'ı tahrif edilmiş dinlerle eşitlemeye kalkmıştır. Bu çizgi, yıllarca dış merkezlerin projesi olarak beslendi; içerde ise “hoşgörü” diye pazarlanarak milyonların itikadını zehirledi. Diyanet'in 2016 Olağanüstü Din Şûrası ve 2017'deki “Kendi Dilinden FETÖ” raporu, gecikmiş de olsa bu gerçeği tescilledi: Kelime-i Tevhid'in ikinci kısmı görmezden gelinmiş, diyalog adıyla akide budanmıştır. O halde mücadele, sadece suç ve ceza başlıklarıyla sınırlanamaz. Asıl hedef, bu akideyi bozan kökü kurutmaktır. Yani: sahih akaidi merkeze alan bir irşad seferberliği, okullarda ve camilerde Ehl-i Sünnet ölçülerinin açık öğretilmesi, gençliğin “iman, nübüvvet, ahiret” esaslarında berraklaştırılması, sapkın söylemlerin delilleriyle reddedilmesi, medya ve müfredatta dinî dilin netleştirilmesi. FETÖ, yargıda budanarak zayıflatılabilir; fakat kök, akıl ve kalpteki tahrif olduğu müddetçe başka isimlerle yeniden filiz verir. Unutmayalım: FETÖ'nün en büyük mağduru Türkiye'den önce İslâm'dır. Asıl darbe, ümmetin kalbine indirilmiştir. Bu hakikat görülmeden verilen her mücadele eksik kalacaktır. Bu nedenle mesele, sadece bir güvenlik dosyası değil, “içeriden değiştirme” stratejisinin bozulmasıdır. Yıllar önce bazı Batılı yayınlarda açıkça “İslâm bombayla yıkılamaz, içeriden dönüştürülür” denilmiş; bu dönüşümün aktörü olarak da Gülen gösterilmiştir. Dinlerarası diyalog bu planın mecrası yapılmıştır. Diyanet'in şûra kararlarında “Allah katında hak din İslâm'dır; Kelime-i Tevhid'in ikinci kısmı göz ardı edilemez” vurgusu bu sebeple hayâtîdir. (Nuh Albayrak, 20 Temmuz 2025)
Serinleten çorbalar
Bayram Özel programı gibi bol şarkılı türkülü sezon finali. Adeta bir görsel şölen! (Tabii görmesini bilen gözlere... Yoksa mal gibi bakarsın, bir bok göremezsin. Ama daha önce de belirttiğim gibi görmesini bilen gözleriniz varsa ciddi anlamda bir sıkıntı yaşanacağını düşünmüyorum. Yine de şöyle bir ara yol bulunabilir bence: Bölümü dinlerken şölen tipi bir şey gözünüze çarparsa dikkatli bakın. Yok eğer çarpmazsa, görmesini bilen gözlere sahip olmadığınızı düşünebilirsiniz. Bunun hayatınızın diğer aşamalarında size sorun çıkaracağını düşünmeyin. İçiniz rahat olsun... Çok da rahatlayıp abuk subuk hareketlere de kalkışmayın sakın. Esas sorunu o zaman yaşarsınız. Ama kalbinizde gerçekten memleket sevgisi varsa, o sıkıntı da bir şekilde aşılır. Yani memleketini seven her türlü hareketi yapabilir diye düşünebilirsiniz. Tabii gerçekten seven!) Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Bizim masallarımız “Bir varmış, bir yokmuş.” diye başlar. İlginçtir ki masalların başlangıç cümlesi olan bu ifade, bir vefat haberi aldığımızda da dilimizden dökülüverir. Yani sanal hikâyelerin başında söylenen bu cümle, insanların gerçek hikayelerinin bitişinde söylenir. Birinde “meraklı bir başlangıç” vardır, diğerinde “hüzünlü bir son”.
Khutbah Jum'at - Ustadz Lalu Ahmad Yani, Lc., hafizahullahu.Judul : Cara Membersihkan Jiwa.Sumber : Youtube.
İmâm-ı Gazzâlî (rh.a), İmâm-ı Âzam (r.a.)'in ibâdetine düşkün ve zühd sahibi, "Ârif-i billâh muhlisun li-vechi'llâh (Allâh (c.c.)'yü hakkıyla tanımış ve O'na gönülden bağlanmış)" olduğunu, selefin güvenilir âlimlerinden doğru nakillerle kanıtlayarak, sözünün sonunda diğer mezhep imamları gibi İmâm-ı Âzam (r.a.)'in de ulaştığı en yüce dereceyi tam olarak anlatmanın mümkün olmadığını itiraf etmiştir. Mânevî makâmının yüceliği ile tanınan Fudayl b. Iyâz (k.s.) şöyle söylemiştir: "Ebû Hanîfe (r.a.), fıkıh ilminde ün yapmış, verâ ve takvâ sahibi bir kimse idi. Abdullah b. Mübârek (râleyh), yanında Ebû Hanîfe (r.a.)'in ismi geçtiğinde şöyle söylerdi: "Dünya içindekilerle kendisine sunulup da yüz çevirip reddeden o yüce kişiden mi söz ediyorsunuz? Ebû Hanîfe (r.a.) öyle bir kişi idi ki, kendisinden uzun süre rica edilmiş, en sonunda tehdit edilip zorlandığı hâlde zâlimlere karışmamış, hayatında onların hiçbir şeyini kâbul etmemiştir. Yalnız bir kez Halîfe Mansûr'un Hasan b. elKahtabe ile gönderdiği on bin dirhemlik akçeyi her nasılsa kâbul etmek zorunda kalmış; fakat oğlu Hammâd'a, Hasan'a geri vermesini vasiyet etmiştir. İrtihâlinde oğlu Hammâd, adı geçen akçeyi tam olarak Hasan'a geri verince şaşırmış ve "Allâh (c.c.) babana rahmet etsin, muhakkak o dinine çok düşkündü." demiştir." Yani "Allâh (c.c.) rahmetine gark etsin, senin baban dinini bizden tamamıyla korudu, dünya için zerre miskâlini saçmadı." (İbn Hacer el-Heytemî, İmâm-ı Azam Ebû Hanîfe (r.a.) Hayatından Râbbânî Esintiler, s.61-62)
In dieser Episode spricht Yani mit Carla: eine Personalentwicklerin mit 30 Jahren Erfahrung in der Automobilbranche, die sich neu auf den Mittelstand ausrichtet. Sie erklärt, wie Personalentwicklung Mitarbeiterbindung stärkt, Führungskräfte langfristig zu begleiten sind und welche Tools helfen — von Ist-Analyse über 360°-Feedback und Onboarding-Workshops bis zu Netzwerkformaten. Externe Begleitung bringt frische Perspektiven und hilft, festgefahrene Denkmuster zu durchbrechen. Praxis-Tipp: mit einem Checkpunkt Personalentwicklung starten, kurzfristige Brennpunkte priorisieren und transparente Spielregeln im Team schaffen. --- Yani Neugebauer GRÜNDUNGSZENTRUM 50+ EXPERTENPOOL 50+ Bismarckstr. 21 61169 Friedberg Hessen www.gz50plus.de
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Dünya Kupası başladı ama Türkiye yine yok... Biz de bu bölümde biraz bunun üzerine konuşuyoruz. Türkiye'nin turnuvaya veda edişinden, organizasyondaki ilginç kararlara; favorilerimizden sürpriz yapmasını beklediğimiz takımlara kadar aklımıza takılan her şeyden bahsediyoruz. Bölümün sonunda ise bizi en çok hayal kırıklığına uğratacağını düşündüğümüz ülkeleri sıralıyoruz. (Evet, Türkiye de listede.
Bu bölümde rotamızı bu kez Güney Amerika'ya, Şili'ye çeviriyoruz. Üç senedir Santiago'da yaşayan Rana Sakallıoğlu konuğum.Rana'nın yurtdışı hikayesi aslında çok erken yaşta başlıyor. 14 yaşındayken bir öğrenci değişim programıyla Paraguay'a gidiyor. Sonrasında Hacettepe Üniversitesi İşletme bölümünde okurken Ukrayna'da gönüllülük programına katılıyor, Polonya'da Erasmus yapıyor, Amerika'da Work and Travel deneyimi yaşıyor. 2021'de üniversiteden mezun olduktan sonra ise yüksek lisans için İspanya'ya taşınıyor.Yani anlayacağınız yurtdışında yaşamak, farklı ülkelerde kendine yeni hayatlar kurmak ve farklı kültürlere adapte olmak Rana'nın hayatının uzun süredir bir parçası. İspanya ve Şili'de son beş yıldır tamamen remote, yani uzaktan çalışarak bir teknoloji firmasında pazarlama uzmanı olarak kariyerine devam ediyor. Partnerinin karşısına çıkan bir iş fırsatıyla da hayat bu kez onu İspanya'dan Şili'ye, Santiago'ya götürüyor.Rana ile hem Santiago'da yaşamayı hem de onun Paraguay'dan İspanya'ya, oradan Şili'ye uzanan geniş yurtdışı hikayesini konuştuk.Bu bölüm, İngiltere ve İrlanda'da öğrenci konaklaması için en iyi imkanları sunan GoBritanya'nın katkılarıyla sizlere buluşuyor. 2013'ten beri öğrencilere konaklama çözümleri sunan GoBritanya, özellikle uluslararası öğrencilerin ilk tercihi olmaya devam ediyor. Daha fazla bilgi için www.gobritanya.com'u ziyaret edebilirsiniz.
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde günlük hayatta bizi sinirlendiren ama çoğu zaman değiştiremediğimiz şeyleri konuşuyoruz. Kullanım kılavuzlarının hiçbir işe yaramaması, müşteri temsilcisine ulaşmanın imkânsızlığı, bahşiş verirken yaşanan o tuhaf sosyal gerilim, “bu bir mesaj olabilirdi” dedirten toplantılar… Kısacası, hepimizin yaşadığı küçük ama sinir bozucu durumlar üzerine sohbet ediyoruz. "Evet, ben de bunları yaşıyorum" diyeceğiniz bir bölüm sizi bekliyor.
haziran başladı, yaz geldi, güneş tepede ama sen biraz buruk hissediyorsun. bu bölümde yaz depresyonunu konuşuyoruz: sadece biyolojik değil; o mevsimin tetiklediği kimlik krizi, beden kaygısı, aile dinamiği, rutin kaybı… ben de kendi yazlarımdan, kaçtığım tatillerden, “mükemmel yaz” fantezimden konuştum. umarım size iyi gelir!!! ----- Tüm bölümler ve daha fazlasına Podbee app ve podbeemedia.com'dan ücretsiz olarak ulaşabilirsiniz. ----- Podbee Sunar ----- Bu podcast reklam içerir.
174. Bu mektûb, hâce Muhammed Eşref-i Kâbilîye yazılmışdır. Bu yolun şaşkınları, uzaklık görünen yakınlık ve ayrılık sanılan vuslat ararlar. Yazılan rü'yânın cin te'sîri ile olduğu bildirilmekdedir: “Kıymetli kardeşimin güzel mektûbu geldi. Fakîrleri sevdiğinizi ve bu yüksek insanlara sığındığınızı bildirdiği için, bizleri çok sevindirdi. (Kişi sevdiği ile berâberdir) hadîs-i şerîfi, büyük müjdedir. Fekat, bu yolun âşıkları, bu kadarla doymazlar. Yakınlık görünen uzaklıkla sevinmezler. Uzak görünen bir yakınlık ve ayrılık görünen bir kavuşmak ararlar. İşin gecikdirilmesine, sonraya bırakılmasına râzı olmazlar. Tenbelliği, gericiliği çirkin bilirler. Kıymetli dakîkaları, yaldızlı pislikler için elden kaçırmazlar. Ömür sermâyesini, sonu gelmez hayâller arkasında geçirmezler. Yüksekleri bırakıp, alçaklara bakmazlar. Beğenileni verip, gadab olunanı, kızılanı almazlar. Tatlı yağlı yemeklere aldanmazlar. İnce, süslü elbise için, Allahü teâlâya kulluk zevkıni vermezler. Hükümdârlık koltuğu gibi olan kulluğu, pislik gibi olan dünyâ bağlılığı ile kirletmekden utanırlar. Allahü teâlânın mülkünde, memleketinde, Lât ve Uzzâ putlarını Ona ortak yapmakdan hayâ ederler. Kardeşim! Bu makâmda, hâlis din isterler! Zümer sûresinin üçüncü âyetinde meâlen, (Biliniz ki, Allahü teâlâ, ancak hâlis dîni beğenir) buyuruldu. Ortaklık tozunu bile kondurmak istemezler. Zümer sûresinin altmışbeşinci âyetinde meâlen, (Eğer Allah'a ortak koşarsan bilmiş ol ki yaptıkların boşa gidecek ve mutlaka hüsrana uğrayanlardan olacaksın!) buyuruldu. Bir ân, kendinizi düşününüz! Eğer, ortak katılmamış bir dîniniz varsa, size müjdeler olsun! Eğer böyle değilse, başınıza belâ gelmeden önce çâresine başvurunuz! Yazdığınız rü'yâ, cin görünmesidir. Onun boş işleridir. Cinnin böyle, bozuk işleri, tâliblerde çok görülmekdedir. Buna hiç üzülmeyiniz! Nisâ sûresinin yetmişbeşinci âyetinde meâlen, (Şeytânın aldatması, elbette zayıftır) buyuruldu. Eğer yine gelirse, (Kelime-i temcîd) okuyunuz! Ya'nî, (Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahil'aliyyil'azîm) deyiniz! Bunu okumak, cinleri dağıtır, kovar. Doğru yolda bulunanlara ve Muhammed Mustafânın izinde gidenlere selâm olsun “aleyhi ve alâ âlihissalevâtü vetteslîmâtü etemmühâ ve ekmelühâ” Yüce Allah, Kur'ânda, Hazret-i Nûh'un ağzından şöyle buyuruyor "Yâ Rabbî! Beni, ana-babamı, imân etmiş olarak evime girenleri mü'min erkek ve kadınları affeyle..." (Nûh sûresi, âyet: 28). Yine Yüce Allah, Hazret-i İbrahim'in ağzından şöyle buyurmuştur: "Ey Rabbimiz! Hesab görüleceği gün, beni, ana babamı ve mü'minleri affeyle." (Ibrahim sûresi, âyet: 41) Rabbenağfirlî duasını bellet çocuğuna… Öldükten sonra onun sırtından geçinirsin, kurnaz ol. Abdullah ibni Mesut'un karısı kocasını şikayete peygamberimize geldi. Bütün gece namaz kılıyor benim kocam dedi peygamberimiz aleyhisselam dedi ki ben onla konuşacağım. Abdullah gecenin üçte birinde ibadet yap üçte birinde dinlen üçte birinde ailenle ilgilen. İslam bir denge dinidir bütün aşılıcılıklardan bizi men eder iki aşırı kavim bize bir örnektir Yahudiler ve hristiyanlar. Örnek olarak bacaklarını acmazsan yürüyemezsin ama bacaklarını gereğinden fazla açarsan yine yürüyemezsin düşersin Allah her şeyi dengede yapmamızı istiyor. Tövbe yapacaksın ama nasuh tövbesi yapacaksın. Nasuh tövbesi mutlak butlan gibidir. Tam bir geriye dönüş temizliğe dönüş Yani siz bir dinsizden merhamet mi ararsınız ben size bir ateistim merhamet kapasitesini yaşanmış bir olayla anlatacağım: Bir kardeşim anlattı 11:12 yaşlarında okulda sınıfına girerken parmağını kapıya kaptırıyor ve parmak kesilince kanamaya başlıyor. Çocuğun da en sevdiği öğretmen ateist ve eşcinsel hem ateist hem eşcinsel. Yani zebaniler ellerindeki listeye baktığında kafaları karışacak ya hem ateist hem eşcinsel cehenneme atacağız da ya Rabbi hangisini atacağız kafaları karışacak. Öğretmene gidiyor diyor ki hocam parmağım kanıyor yardım eder misiniz? Öğretmeni şöyle cevap veriyor “ayy minik bir kedi miyav dedi, git bir bardak su iç geçer.
“…Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa, sanki bütün insanları yaşatmıştır. Şüphesiz peygamberlerimiz onlara apaçık deliller getirdiler. Ama bundan sonra da onların çoğu yeryüzünde taşkınlık göstermektedirler.” (Mâide 32)Medine yahudileri Hz. Peygamber'i ve sahâbeden bazılarını öldürmek için tuzak peşindelerdi. Bu sebeple yüce Allah onlara adam öldürmenin ne kadar büyük bir cinayet olduğunu göstermek için Hz. Âdem'in iki oğlunun kıssasını anlattıktan sonra onların kutsal kitaplarında da haksız yere bir insanı öldürmenin bütün insanlığı öldürmek; bir canı kurtarmanın da bütün insanlığı kurtarmak gibi olduğunun yazılı bulunduğunu haber vermiştir.Bütün dinler, hukuk ve ahlâk sistemleri haksız yere adam öldürmenin, cana kıymanın büyük bir suç olduğunda birleşmişlerdir. Ancak bu suçu önlemek için alınan caydırıcı tedbirler farklıdır. İslâm, haksız yere adam öldürmeyi önlemek, toplumun can güvenliğini sağlamak, onları huzurlu ve mutlu yaşatmak için bu suçu işleyenlere dünyada kısas cezasını öngörmüştür.“Cenâb-ı Hak burada, tek bir canı öldürmenin, bütün insanları öldürme gibi olduğu hükmünü vermiştir. Şüphe yok ki bu sözden maksad, kasten ve haksız yere adam öldürmenin cezasını iyice anlatmaktır. Bunun bu şekilde anlatılmasındaki gaye de, yahudilerin böylesine bir tehdidin olduğunu bilmelerine rağmen peygamberlerini öldürmeye yeltenip, öldürdüklerini belirtmektir. İşte bu, onların kalplerinin son derece katı ve itaattan uzak olduklarını gösterir. Bu kıssaların anlatılmasından maksad, daha evvel de bahsettiğimiz gibi, yahudilerin Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ile güzide sahabelerini öldürmeye niyetlendikleri hadise ile ilgili olarak, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'i bir teselli.Müslümanlara karşı savaşan kâfirin küfrü ve imandan sonra küfre girip irtidad etmesi veya haydutluk yaparak yol kesmesidir. "Allah ve Resulüne harb açanların cezası ancak öldürülmeleridir" (Mâide.33) âyeti ile muradı budur.Tek bir insanın öldürülmesini, bütün insanların birden öldürülmesine benzetmek, bir kimseyi haksız yere kasten öldürme işinin ne kadar mühim bir suç ve büyük bir günah olduğunu iyice beyân etmek içindir. Yani nasıl bütün insanların öldürülmesi herkesçe çok büyük bir cürüm ve suç ise, aynı şekilde tek bir insanın öldürülmesinin de çok büyük ve korkunç bir suç olması gerekir. Binâenaleyh bu ifâde ile kastedilen, her ikisinin de büyüklük ve vahamet bakımından birbirine benzediğini ortaya koymak olup, büyüklüğün miktarı bakımından denk olduklarını beyân etmek değildir. Bu, nasıl çok büyük ve vahîm bir suç olmasın ki? Çünkü Cenâb-ı Hak, "Kim bir mümini kasten öldürürse, cezası, içinde ebedi kalıcı olmak üzere cehennemdir..." (Nisa. 93) buyurmuştur.Bir kimse haksız yere kasten bir kimseyi öldürmeye teşebbüs ettiği zaman, şehvet ve gazap tarafını, taat tarafına tercih etmiş olur. Durum böyle olunca, bu tercih her bir insana nisbetle meydana gelmiş olur. Böylece onun kalbinde, kendisi ile arzu ettiği şeylerden herhangi biri hususunda çekişen her ferdi, gücü yettiği takdirde öldürme düşüncesi yer alır. Halbuki mü'minin hayırlar hususundaki niyetleri, amellerinden daha hayırlıdır. Bunun gibi, mü'minin şerler hususundaki niyet ve düşünceleri de, şer amellerinden daha şerlidir."Yahudilerin çoğu, bundan sonra, yani peygamberlerin gelişinden ve onlara öldürmeyi haram kılışımızdan sonra, yine de haddi aşmışlardır, yani adam öldürmenin büyük bir suç olduğuna aldırış etmemişlerdir."Âyette, "Kim de onu diriltirse, bütün insanları diriltmiş gibi olur..." buyruğundaki "onu diriltmekten" murad, o insanı yangın, boğulma, açlık, soğuk ve sıcak gibi öldürücü ve yok edici şeylerden kurtarmaktır.”
On this week's episode of Out and About, Dr. Mae Gilliland of ArtsPartners of Central Illinois talks with Marc Supreme of Strictly Hip Hop 90.7 FM about this year's YANI Collective Juneteenth Fest taking place June 13 at the Peoria Riverfront.
She said no. You got down on one knee, opened the box, asked the question, and she said no. Not "I need time." Not "maybe later." She said no. So now what? In Episode 542, the crew tackles one of the most vulnerable questions a man can face: what do you do when your feelings are telling you one thing, but the data is telling you something completely different? A brother writes in after proposing to his girlfriend of several years, only to hear her say she's not ready. He's confused, hurt, and stuck between staying or walking away. ET, Karl, CJ, and Jemal break down why feelings will lie to you every single time, and why the data never does. ET gets raw about the moment Dede told him she didn't feel safe, not physically, but emotionally and mentally. How his ego wanted to defend what he'd built, but the data told him something else entirely. He shares how he got off the road for four months, gave her predictability, and watched their marriage transform because he stopped going with his feelings and started going with the facts. Karl brings the "what by when" accountability framework that keeps you honest. Jemal drops the vision about getting in front of your future, how he started his daughters' 529 plans when they were toddlers, and why Yani just graduated from Michigan State debt free. CJ tells the Slim Thug story, the moment he reached out to a Houston legend to help an artist he was mentoring, got ghosted, and realized the most important lesson of his career: stop asking people to do for you what you need to learn how to do yourself. They also break down why Joe Jackson energy isn't just for parenting, it's for every area of life where you're trying to build something real. From book covers to corporate stages to marriage, this episode will challenge you to stop letting your feelings run your life and start letting the data lead. If you've ever been rejected, corrected, or redirected and didn't know what to do next, this conversation is for you. Because your feelings will tell you to quit. The data will tell you to adjust. And the difference between the two is the difference between staying stuck and leveling up. Timestamps:
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde yapay zekanın hayatımıza ne kadar hızlı girdiğini, interneti nasıl değiştirdiğini ve artık online dünyada neyin gerçek olup olmadığını anlamanın neden zorlaştığını konuşuyoruz. Botların interneti teorisinden yapay zekayla üretilen sahte videolara kadar dijital dünyanın en ilginç ve kafa karıştırıcı taraflarına değiniyoruz.
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde seyahat etmekle yurt dışında yaşamak arasındaki farkı konuşuyoruz. Bir ülkeyi turist olarak görmek gerçekten onu tanımak mı? İnsan hangi deneyimde daha çok değişiyor? Kendi deneyimlerimiz üzerinden “gezmek” ve “orada yaşamak” arasındaki çizgiyi tartışıyoruz. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Show Notes Sponsor Find your ideal Turkish teacher on italki: https://go.italki.com/turkish5 Use the code EASYTURKISH5 for 5€ off on your first lesson (of at least 10€) Podcast'te bahsi geçen videoyu buradan izleyebilirsiniz
Selam fularsızlar. Vakıf serimizin son iki bölümünü, 2021'de başlayan dizi uyarlamasına adıyorum. Hem çok iyi hem de çok kötü bir uyarlama. Çünkü birbiriyle pek alakası olmayan en az iki farklı diziden oluşuyor. İşin komik tarafı, Asimov'dan esinlendikleri kısımları zayıfken, kendi uydurdukları orjinal kısımları onun vizyonunu daha iyi yansıtıyor. Bugün dizinin "kötü" kısmını anlatacağım. Ama esas derdim, onu bahane olarak kullanıp, genel olarak hikaye anlatıcılığı üstüne atıp tutmak. Yani diziyi izlememiş ve belki hiç izlemeyecek olanların dahi işine yarayacak bir şeyler yapmak istiyorum. Konular: (00:00) Dizi uyarlamaları: Dune ve Vakıf (03:30) Seçilmiş kişi" klişesi (05:26) Kahramanın yolculuğu (07:15) Ölümsüz aktörler (08:30) Fikir enflasyonu (09:03) Anlatım aygıtları vs dünya inşası (11:52) Exposition dump (16:13) 138 yıl daha uyuyalım (17:40) Şiddet yanlısı Salvor Hardin (19:30) Seldon enflasyonu (20:34) Sihirli obje: Vault (23:09) Anti sürpriz: Katır (25:07) Zaman paradoksu (26:50) Lüzumsuz bir Pinokyo (28:31) Awake (30:20) Ve uzaylılar (31:13) Herkesi şaşırtmalıyız hastalığı (33:51) Öğrencinin öğretmenine dönüşümü (35:12) Dizinin iyi yarısı Kaynaklar: AppleTV'de yayınlanan Vakıf dizisi (2021) --- Bu bölüm reklam içermektedir
İyileşmek istiyorsun… ama…Bu bölümde biraz dürüst oluyoruz. Çünkü çoğumuz bir yandan özgürce yemek, kafamızın içindeki o sesi susturmak, daha enerjik ve rahat hissetmek isterken… diğer yandan kontrolü bırakmak, kilo almak ya da “güvenli alanımızdan” çıkmak istemiyoruz.Yani aslında aynı anda iki zıt şeyi istiyoruz.Bu bölümde:– İyileşmeden beklediğimiz o “sihirli” senaryoyu– Gerçek iyileşmenin neden çoğu zaman daha zor ve kaotik hissettirdiğini– Daha fazla yemeye başladığında neden her şeyin bir süre daha kötüleşebildiğini– Ve neden “biraz iyileşip biraz yeme bozukluğunu tutmak” diye bir ara yol olmadığını konuşuyoruz.Eğer sen de “Ben iyileşmek istiyorum ama…” diye başlayan cümleler kuruyorsan, bu bölüm tam sana göre.Belki de soru şu:Gerçekten iyileşmek mi istiyorsun… yoksa yeme bozukluğunun daha konforlu bir versiyonunu mu?
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde aslında hiçbir şey konuşuyoruz… ya da belki de her şeyden biraz. İçerik üretmenin zorlaştığı dönemlerden, “vaktim yok” meselesinin gerçekten bahane olup olmadığından ve yeni baba olmanın hayatı nasıl değiştirdiğinden konuşuyoruz; sonra laf bir şekilde hiç kullanmasak da sahip olmayı sevdiğimiz garip aletlere, güçlü lazerlere ve saatlerce izlenen inşaat videolarına geliyor. Plansız, filtresiz bir muhabbet sizleri bekliyor.
#AcıTatlıMayhoş
Starting in the late 1970s, three women navigate post Cultural Revolution China: Lulu, who's forced to become a prostitute in Shanghai to save her mother and sister from starving, Lei who is sold in marriage for cigarettes and a few eggs, and Yan, Lei's smart, beautiful daughter, whose kindness to the farmer master's neurodivergent son allows her to get an education. Both Lei and Lulu must put aside their dreams and suffer indignity after indignity, Lei from her husband, and Lulu from her pimp, while Yan ultimately sacrifices her career to help her family. With a cast of unforgettable characters struggling through China's transition to modernity, and grappling with the impact of mental illness, prostitution, and Aids, And the Ancestors Sing is a stunning gripping historical novel. Radha Lin Chaddah was born in London to an East Indian father and a Malaysian Chinese mother, and grew up in Kenya, the UK and the US, graduating from New Trier High School in Winnetka, IL. She majored in Biology at the University of Chicago, earned medical and law degrees at the University of Illinois, and a Master of Public Health at Harvard University. She completed Internal Medicine residency training, and later practiced, at Massachusetts General Hospital/Harvard Medical School in Boston. Radha and her family moved, over the course of twenty years, from Boston to NYC to Taipei to Shanghai to Beijing to Princeton, and finally to Philadelphia. Radha worked as a primary care physician in Boston, NYC and Beijing; worked with the China CDC to co-write the book, HIV/ AIDS: Beyond the Numbers; and provided mental healthcare to patients in several states as a telemedicine doctor upon settling in Philadelphia. When not reading and writing, Radha enjoys learning new Mandarin characters, tackling novice knitting projects, painting with watercolors and acrylics, catching a live, stand-up comedy show with her husband, Avery, trying out new recipes with their young adult daughters, Yani and Ayo, and, of course, jotting down story notes for her next writing project. You can visit Radha online at radhalinchaddah.com. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices Support our show by becoming a premium member! https://newbooksnetwork.supportingcast.fm/new-books-network
Starting in the late 1970s, three women navigate post Cultural Revolution China: Lulu, who's forced to become a prostitute in Shanghai to save her mother and sister from starving, Lei who is sold in marriage for cigarettes and a few eggs, and Yan, Lei's smart, beautiful daughter, whose kindness to the farmer master's neurodivergent son allows her to get an education. Both Lei and Lulu must put aside their dreams and suffer indignity after indignity, Lei from her husband, and Lulu from her pimp, while Yan ultimately sacrifices her career to help her family. With a cast of unforgettable characters struggling through China's transition to modernity, and grappling with the impact of mental illness, prostitution, and Aids, And the Ancestors Sing is a stunning gripping historical novel. Radha Lin Chaddah was born in London to an East Indian father and a Malaysian Chinese mother, and grew up in Kenya, the UK and the US, graduating from New Trier High School in Winnetka, IL. She majored in Biology at the University of Chicago, earned medical and law degrees at the University of Illinois, and a Master of Public Health at Harvard University. She completed Internal Medicine residency training, and later practiced, at Massachusetts General Hospital/Harvard Medical School in Boston. Radha and her family moved, over the course of twenty years, from Boston to NYC to Taipei to Shanghai to Beijing to Princeton, and finally to Philadelphia. Radha worked as a primary care physician in Boston, NYC and Beijing; worked with the China CDC to co-write the book, HIV/ AIDS: Beyond the Numbers; and provided mental healthcare to patients in several states as a telemedicine doctor upon settling in Philadelphia. When not reading and writing, Radha enjoys learning new Mandarin characters, tackling novice knitting projects, painting with watercolors and acrylics, catching a live, stand-up comedy show with her husband, Avery, trying out new recipes with their young adult daughters, Yani and Ayo, and, of course, jotting down story notes for her next writing project. You can visit Radha online at radhalinchaddah.com. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices Support our show by becoming a premium member! https://newbooksnetwork.supportingcast.fm/literature
Starting in the late 1970s, three women navigate post Cultural Revolution China: Lulu, who's forced to become a prostitute in Shanghai to save her mother and sister from starving, Lei who is sold in marriage for cigarettes and a few eggs, and Yan, Lei's smart, beautiful daughter, whose kindness to the farmer master's neurodivergent son allows her to get an education. Both Lei and Lulu must put aside their dreams and suffer indignity after indignity, Lei from her husband, and Lulu from her pimp, while Yan ultimately sacrifices her career to help her family. With a cast of unforgettable characters struggling through China's transition to modernity, and grappling with the impact of mental illness, prostitution, and Aids, And the Ancestors Sing is a stunning gripping historical novel. Radha Lin Chaddah was born in London to an East Indian father and a Malaysian Chinese mother, and grew up in Kenya, the UK and the US, graduating from New Trier High School in Winnetka, IL. She majored in Biology at the University of Chicago, earned medical and law degrees at the University of Illinois, and a Master of Public Health at Harvard University. She completed Internal Medicine residency training, and later practiced, at Massachusetts General Hospital/Harvard Medical School in Boston. Radha and her family moved, over the course of twenty years, from Boston to NYC to Taipei to Shanghai to Beijing to Princeton, and finally to Philadelphia. Radha worked as a primary care physician in Boston, NYC and Beijing; worked with the China CDC to co-write the book, HIV/ AIDS: Beyond the Numbers; and provided mental healthcare to patients in several states as a telemedicine doctor upon settling in Philadelphia. When not reading and writing, Radha enjoys learning new Mandarin characters, tackling novice knitting projects, painting with watercolors and acrylics, catching a live, stand-up comedy show with her husband, Avery, trying out new recipes with their young adult daughters, Yani and Ayo, and, of course, jotting down story notes for her next writing project. You can visit Radha online at radhalinchaddah.com. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices Support our show by becoming a premium member! https://newbooksnetwork.supportingcast.fm/historical-fiction
Gözlerinizi kapatın ve 2005 yılına, o meşhur çevirmeli ağ cızırtılarının evlerimizde yankılandığı döneme gidin. Evdeki o devasa tüplü monitörün karşısında, "Kredi kartı numaramı internete yazdım, eve kargoyla dijital fotoğraf makinesi gelecek" diyen bir arkadaşınıza uzaylı görmüş gibi baktığınız o günleri hatırlıyor musunuz? "İnternete kart mı yazılır, ya parayı çekerlerse, kesin dolandırılacaksın!" korkusunun zirve yaptığı o yıllardan, bugün 65 yaşındaki annemizin TikTok canlı yayınında yüz tanıma sistemiyle saniyeler içinde kedi maması sipariş ettiği 2026 yılına nasıl geldik? Türkiye'de Dijital Pazarlama podcastinin bu heyecan verici yeni bölümünde, e-ticaretin arka kapısından içeri giriyor ve dijital kasaların fişlerini tek tek inceliyoruz. İnterneti kimler çökertiyor? Cüzdanın gerçek sahibi 20 yılda nasıl el değiştirdi?Türkiye'nin e-ticaret serüveni aslında toplumumuzun geçirdiği değişimi anlatan muazzam bir sosyolojik dizi gibidir. 2000 ile 2010 yılları arasına, e-ticaretin o ilk emekleme dönemine baktığımızda sepetin mutlak hakiminin 25-35 yaş arası, teknolojiye meraklı ve "cesur" erkekler olduğunu görüyoruz. Cesur diyoruz çünkü 3D Secure gibi güvenlik altyapılarının olmadığı o yıllarda internetten alışveriş yapmak, gece yarısı ıssız bir sokakta yürümeye benziyordu. İnsanlar korkuyordu. O dönemin sepetlerinde sadece MP3 çalarlar, flash bellekler ve bilgisayar donanımları vardı. Kadınların e-ticaretteki payı ise yüzde yirmilerde sürünüyordu. "Denenmeden internetten ayakkabı mı alınır, ya ayağıma olmazsa?" cümlesinin değişmez bir kural olduğu, tamamen elektroniğin ve mantığın domine ettiği o yıllar artık çok geride kaldı.2010 yılından sonra cebimize giren dokunmatik akıllı telefonlar, hızlanan mobil internet altyapıları ve bankaların oturttuğu ödeme güvenlik sistemleriyle oyunun kuralları bir gecede tamamen değişti. O teknoloji sevdalısı erkekler e-ticaret tahtından indirildi ve yerini mutlak bir güçle kadınlara bıraktı! Trendyol, Morhipo gibi moda platformlarının hızlı yükselişiyle birlikte, o kargo poşetleriyle büyük bir aşk yaşamaya başladık. Duygu, moda ve hız e-ticaretin yeni adı oldu. Mobil alışverişin yüzde altmışından fazlasını kadınların yaptığı bu on yıllık dönemde karar verici mekanizma tamamen kadının eline geçerken, erkekler genellikle sadece kadınların seçtiği ürünlerin kredi kartı şifresini giren kişi konumuna geriledi.Ve geldik 2020 yılındaki o malum pandemi kırılmasına ve sonrasına, yani tam olarak günümüze. Şu an Türkiye e-ticaret pazarında öyle bir noktadayız ki, pazarlamacıların bildiği tüm eski ezberler ve hedef kitle kuralları çöpe gitmiş durumda. Bugün dijital sepeti iki yeni ana grup devraldı. Bir yanda Z kuşağı var; onlar Google'da uzun uzun ürün aramak yerine TikTok'ta kaydırırken bir fenomenin ayağında gördüğü ayakkabıyı videodan bile çıkmadan, tamamen dürtüsel bir şekilde saniyeler içinde satın alan o hızlı nesil. Diğer yanda ise e-ticaret sektörünün asıl büyük şoku: Gümüş Sörfçüler! Yani 65 yaş ve üzeri kitlemiz. Evet, şu an Türkiye'de e-ticaretin en hızlı büyüyen demografik grubu gençler değil, annelerimiz, babalarımız ve teyzelerimiz. Pandemi döneminde mecburen dijitalleşen bu kitle, internetten sipariş vermenin o eşsiz kolaylığını keşfetti. Artık uygulamalardan damacana su söyleyen, deterjan stoklayan, pazar arabasını dijitale taşıyan devasa bir kitle var.Pazarlamacılar ve marka yöneticileri olarak buradan çıkarmamız gereken çok net bir ders var: Hedef kitlenizi artık kalıplaşmış yaş sınırlarıyla veya ezberlenmiş cinsiyet kodlarıyla yönetemezsiniz. 20 yıl önce sadece teknoloji meraklılarına bilgisayar parçası satan o internet, bugün herkesin her an cebinde taşıdığı devasa bir alışveriş merkezine dönüştü. Doğru içeriği üretir, doğru platformda yer alır ve o güveni sağlarsanız, 70 yaşındaki dedenize bile dijitalden dron satabileceğiniz yepyeni bir çağdayız.
Bu bölümümüzdeki konuğumuz okumuş Seda Sayan, diva doktor, ejderhaların kraliçesi, peri bacası fakültesi dekanı ve birçok farklı sıfata sahip olan Tuğba Nur Güleç. Bu bölümde hayattaki anlam arayışını, romantik ilikileri, çocuk yapmayı, narsizmi ve birçok farklı konuyu konuştuk. Hepsi ve daha fazlası için buyurunuz.Instagram: bumuyanipodcastTwitter: https://twitter.com/bumuyani.com İletişim: bmy@bubbleworkscreators.comYoutube: @BuMuYani
Bütçeniz Çöpe Gidiyor: ChatGPT ve Dunning-Kruger Tuzağı!
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Herkesin hayatında “keşke o yaşta kalsaydım” dediği bir dönem vardır… Peki gerçekten en güzel yaş hangisi? Bu bölümde çocukluktan başlayıp 60 ve sonrasına kadar tüm yaşları tek tek konuşuyoruz. Hangi yaşta neyi yaşadık, neyi kaçırdık, neleri büyüttük? Ve en önemlisi: Bundan sonra bizi ne bekliyor? Belki de en güzel yaş tam da içinde olduğumuz yaştır… Show Notes Sponsor Find your ideal Turkish teacher on italki: https://go.italki.com/turkish3 Use the code TURKISH3 for 5€ off on your first lesson (of at least 10€) Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Transcript Intro Emin: [0:15] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin, bugünkü bölümümüzde Ömer'le beraberiz. Nasılsın Ömer? Ömer: [0:24] Teşekkür ederim Emin, iyiyim. Sen nasılsın? Emin: [0:26] Ben de iyiyim. Koca bir ramazan ayını ve Ramazan Bayramı'nı geride bıraktık. Düşüncelerin neler? Ömer: [0:34] Düşüncelerim neler? Güzel. Bayramı da atlattık dediğin gibi. Ziyaretlerimizi yaptık. Güzel. Yani yetti ramazan otuz gün. Yetiyor insana. Emin: [0:43] Ramazan kırk beş gün olsa fazla olurmuş değil mi? Ömer: [0:45] Ramazan kırk beş gün olsa oldukça fazla olurmuş. Emin: [0:50] Teşekkürler Rabb'im. En güzel yaş kaç? Emin: [0:53] Evet, biliyorsun 30 oldum artık. Sen de 29'un sonlarındasın artık. İkimiz de 30'uz diyebiliriz bence. Ömer: [1:01] Evet. Emin: [1:02] Biraz da burada artık 30 yıllık hayatımızda değerlendireceğimiz bir konu olacak Ömer'le beraber: En güzel yaş. Bunu kararlaştıracağız Ömer'le beraber bugün. Ömer: [1:11] Evet, umuyorum ki daha deneyimleyeceğimiz yaş sayısı deneyimlediğimizden fazladır. Emin: [1:18] Evet, sağlıkla diyelim. O da önemli. Ömer: [1:22] Amin, amin, aynen öyle. Emin: [1:24] Evet, tabii ki şu ana kadar değerlendirebileceğimiz yaş sayısı bizim 30 adet. Hatta ilk üçünü saymazsak hatırlamadığımız için... 27 adet yaş deneyimleyeceğiz. Diğer yaşları birazcık daha tabii ki tahmin etmek zorundayız. Evet, şu zamana kadarki hayatında diyelim o zaman Ömer, en güzel yaşın hangisiydi? Ömer: [1:43] Ooo... Yani direkt böyle zor oldu. En güzel yaşım hangisiydi? Herhâlde üniversite zamanlarım. Yani böyle bir 19-20-21 yaşlar falan... Oralar güzeldi sanki. Emin: [1:56] Evet. Ömer: [1:57] Ama tabii geniş geniş konuşacağız. Çok dezavantajı da var bazı açılardan. İnsan yaş aldıkça görüyor bunları. Ama hani genel verdiği hissiyat bakımından güzeldi. Senin? Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
Serinin sonuna geldik. Üç haftada beş bölümle epey hızlıydık aslında.Evet, bu son bölümde ABD'nin İslam Devrimi'yle sanıldığı kadar "mesafeli" olmadığını göreceksiniz.CIA-Kontra ilişkisi, İran'a verilen "solcu" infaz listeleri ve Humeyni'nin "Ben aslında ABD düşmanı değilim" açıklamaları...Yani anlayacağınız bu işler "karışık."İyi dinlemeler.Biliyorsunuz Yeni Haller sizlerin desteğiyle yayın hayatına devam eden bir podcast kanalı.Beni aşağıdaki link'lerden destekleyebilirsiniz:www.patreon.com/yenihallerYeni Haller'in bir de Buy Me A Coffee hesabı var artık. Buradan destek olmak çoook daha kolay. Patreon'da sorun yaşayanlar için açtım efendim. Buyurun:https://www.buymeacoffee.com/yenihallerBir de bu sezon spor basınımızda apayrı yeri olan, ben ustam olarak kabul ettiğim Yiğiter Uluğ'la T24'ün Youtube kanalında bir spor programına başladık. Korkmayın, sadece futbol konuşmuyoruz. Hele sahadaki skorları, maçları hiç konuşmuyoruz. Yeni Haller tadında spor sohbeti isteyenler için:Yiğiter Uluğ ve Eray Özer'le GazozunaBana ulaşmak için:https://www.instagram.com/eray_ozerhttps://twitter.com/ErayOzeryenihallerpodcast@gmail.com
Önce biraz gündem (İran Savaşı) sonra da Epstein'in 2008-2019 arası dönemi. Yani aldığı akıl almaz federal dokunulmazlık, tatil gibi bir hapis cezası, bitmek bilmeyen tazminat davaları, İngiliz kraliyet ailesine uzanan mesele ve sonun başlangıcı. Haftasonu da düşüş kısmı geliyor (son dava, intihar, belgelerin yayınlanma macerası). Konular: (00:00) Kimse savaş ilan etmiyor (04:19) Özet (07:24) Federal dava (08:49) Dünyanın en kötü pazarlığı (15:05) Tatil gibi hapis (16:18) Tazminat davaları (18:46) Prens olmayan Andrew (22:20) Her şeyi değiştiren yazı dizisi - Bu bölüm reklam içermektedir
Here's something most strong people don't expect.You don't get injured on your max lift.You get injured on the rep you thought was easy.Back in 2012, I was training hard. High volume. High intensity. Proper bodybuilding split.I was big. Strong. Confident.At a hypertrophy workshop, the first exercise was 20 reps on a 70kg squat.A warm-up.Not a max attempt. Not a grind.I completely blew my lower back out.Ambulance. Hospital. End of the workshop.That wasn't bad luck.This week, I want you to watch the full 4-part playlist. Because it shows the exact rule we use in UMS to fix this.Strength and flexibility in the same workout.No extra sessions. No extra time.▶️ Watch the playlist: The Strength–Flexibility Pairing SeriesAnd, if you want to know what it's like to work with us, → Click here
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Ramazan ayı geride kalırken bu bölümde Emin ve Ömer, Ramazan'ın onlara neler öğrettiğini konuşuyor. Evlerde başlayan Ramazan süslerinden camilerdeki mahyalara, iftar sofralarından Ramazan pidesine kadar bu aya özgü gelenekleri ele alıyorlar. Bölümün sonunda ise bayram anılarına, bayram harçlıklarına ve eskisiyle bugünü kıyasladıkları bayram kültürüne değiniyorlar. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Show Notes Bölümde bahsettiğimiz mahya örneklerinden bazıları
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Gündemden haberleri aktardığımız bu bölümde "Petrol fiyatları yükseldi", "Endonezya'da sosyal medya için yaş sınırı" ve "Türkiye, Sierra Leone'de hastane yapacak" gibi haber başlıkları var. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Transcript Intro Emin: [0:15] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Bu bölümümüzde sizlere dünya gündeminden haberleri yavaş bir şekilde aktaracağım. Podcastlerimizden çok daha verimli yararlanabilmek için easyturkish.org/membership adresine gidip podcast kademesine abone olabilirsiniz. İlk haberimizle başlayalım. Petrol fiyatları yükseldi Emin: [0:53] Brent petrolün varil fiyatı uluslararası piyasalarda 90 doların üstüne çıktı. Bir gün önce fiyat yaklaşık 85 dolar civarındaydı. Yani kısa sürede belirgin bir artış oldu. Haberlerde bu yükselişin nedenleri olarak Orta Doğu'da artan gerginlik ve çatışmalar gösteriliyor. Bu tür durumlarda petrolün taşınması zorlaştığı için fiyatlar hızlıca artıyor. Emin: [1:29] Ayrıca Hürmüz Boğazı petrol taşımacılığı için çok önemli bir deniz geçididir. Eğer bu bölgede gemi trafiği azalır ya da gecikirse petrolün taşınması zorlaşır. Bu da fiyatları yükseltebilir. Bazı büyük deniz taşımacılığı şirketleri de güvenlik gerekçesiyle Orta Doğu'ya giden bazı hatlarını geçici olarak durdurduklarını açıklamış. Bu da doğal olarak petrol fiyatlarını doğrudan etkiledi. Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Emin ve Ömer bu bölümde, baba olmanın onları nasıl değiştirdiğini ve en çok neye şaşırdıklarını konuşuyor. Baba olmak düşündükleri gibi miydi? Yoksa onları hiç beklemedikleri bir şekilde mi dönüştürdü? Hazırsanız, iki taze babadan samimi ve içten bir bölüm sizi bekliyor. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Show Notes Sponsor Find your ideal Turkish teacher on italki: https://go.italki.com/turkish2 Use the code EASYTURKISH2026 for 5€ off on your first lesson (of at least 10€) Transcript Intro Emin: [0:15] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin. Bugünkü bölümümüzde Ömer'le beraberiz. Nasılsın Ömer? Ömer: [0:24] Teşekkür ederim Emin. İyiyim. Sen nasılsın? Emin: [0:27] Ben de iyiyim. Nasıl gidiyor ramazan? Ömer: [0:29] Çok şükür bir haftayı devirdik. %23'lere tekabül ediyor. Yaptığım hesaplamalar neticesinde bu sonuca ulaştım. Emin: [0:36] Evet. Ömer: [0:37] Güzel gidiyor. Geçen hafta konuşmuştuk. Kış ramazanı, yaz ramazanından sonra çıtır geliyor. Sadece son saatlerde bir böyle acıkma falan hissediyorum. Güzel. Ben memnunum ramazandan. Sen? Emin: [0:49] Evet ben de. Bundan önceki ramazanlar hep böyle baş ağrısı, açlık, susuzluk ekseninde geçerdi. Bu seneki ramazan çok daha rahat geçiyor. Tabii bunda ramazanın kışa denk gelmesinin de çok büyük bir payı var. Ömer: [1:02] Evet, evet. Tabii ki. Çünkü günler uzun olunca uzun oruç, kısa olunca kısa oruç tutuluyor. Ve dediğin gibi kışın çok daha rahat. Dışarıda olduğumuz zamansarf ettiğimiz efor daha az oluyor, soğuk havalarda. Sıcak havalarda daha bunaltıcı ve su kaybı meydana geliyor. Kış ramazanı iyidir abi. Ben şu an memnunum. Yıllar süren yaz ramazanından sonra şu an hâlimden memnunum. Emin: [1:25] Böyle emekli olacağımız zamana da böyle yaz ramazanı olur. Orada da bir emekli oluruz. Çok güzel sıyrılmış oluruz. Ömer: [1:32] Aynen ama öğrencilikte de geçen hafta konuştuk herhâlde bunu. Yaz ramazanı başkaydı şimdi o... Emin: [1:37] Evet evet. Ömer: [1:38] Sahura kadar çöplemeler falan başkaydı yani. Emin: [1:40] Aynen öyle. Evet. Taze babamız Ömer. Nasıl gidiyor? Baba olmak: Teoride her şeyi biliyorduk, ya pratikte? Ömer: [1:47] Valla nasıl gidiyor Emin'ciğim... İyi gidiyor çok şükür. Olağan. Yani en azından bir sağlık problemimiz yok çok şükür vesaire... Bunlar insanı çok rahatlatan şeyler. Çünkü kendini ifade edemeyen bir canlı ile karşı karşıyayız. Hani ağladığı zaman aç da olabilir, altı ıslak da olabilir. Gazı da olabilir, başka bir problemi de olabilir. Dolayısıyla şu an herhangi bir sağlık problemiyle vesaire karşılaşmadığımız için memnunuz. Ama, nasıl diyeyim? Çok olumlu duygular yaşatan bir şey insana. Bir yandan da gerginlik ve korku da veriyor bence. Çünkü o küçücük şey, yani onun sorumluluğu bazen psikolojik olarak insanın gerçekten dirayetli olmasını gerektiriyor ve gerektirecek gibi. Yani biz daha... Hani ben en azından yirmi gündür bunu yaşıyorum ama ileride de bu duygunun kaybolacağını çok zannetmiyorum. Onun için böyle bir korku, bir gerginlik de var üzerimde. Emin: [2:39] Evet ben de yaklaşık yüz yirmi gündür yaşıyorum bu hissi. Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership