POPULARITY
Categories
Türkiye'nin 15 ilinde LGBTİ birey ve derneklere yönelik yapılan operasyon dalgası tüm dünyada geniş yankı uyandırdı. “Ailem Güvende” adı altında yürütülen operasyonlarda onlarca kişi gözaltına alınıp tutuklanırken pek çok dernek, aktivist ve gazetecinin sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirildi. Türkiye'deki siyasi ve toplumsal atmosfer, bir cinsel azınlığa mensup olmanın artık fiilen suç mu sayıldığı sorusunu akıllara getiriyor. Cosmo Türkçe, Berlin'de yaşayan yazar Barbaros Altuğ ile son operasyonları ve LGBTİ'lere yönelik Türkiye ile dünyadaki gidişatı konuştu. Mikrofonda Adnan Ağaç ve Serap Doğan var. Von Adnan Ağaç und Serap Doğan.
Üretken yapay zekanın eğitimde yer alıp almaması meselesi sadece "kullanılsın mı kullanılmasın mı?" sorusuyla sınırlı değildir. Asıl soru, çocukların bilgiyle nasıl ilişki kuracağını kimin ve hangi pedagojik anlayışla yönlendireceğidir. Yazan: Melike TanberkSeslendiren: Halil İbrahim Ciğer
Hayal, Pırıl'ın tanımıyla: “Henüz olmayan bir ihtimalle ilişki kurmak.”İyi oluşunu destekleyecek etkileyici çalışmalara ve güçlü bir topluluğa katılmak ve OCTO üyeliğini başlatmak için heyoctos.com'u ziyaret edebilirsin. Hayal kurmak bir anlamda özgürleşmek. Çünkü başka bir ihtimalin var olduğunu kabul etmek, bugünkü hayatımızın tek mümkün hayat olmadığını hatırlatıyor. Ama belki de tam burada başka bir şey devreye giriyor: Hayal gerçekleştiğinde üstleneceğimiz sorumluluk.Bu sohbette hayal kırıklıklarından kendi potansiyelimizden korkmaya, “zayıflarsam ben de yaparım” dediğimiz anlardan iyi oluşun mutlulukla aynı şey olmadığına kadar uzanıyoruz.Pırıl'ın kurduğu OCTO'dan, zorlu koşullarda iyi olma halinden, umuttan, kendimize yaklaşmaktan ve hayatımızı yaşamaya neden bazen geç kaldığımızı düşündüğümüzden de bahsediyoruz.Bölümün en önemli sorularından birinde buluşuyoruz: “İyi bir hayat, bütün cevapların bulunduğu bir hayat mı?”Pırıl Şenol Yılmaz ile Hayal Sohbetleri'nin bu bölümünde; hayal kurmayı, kendimizi bulmayı ve henüz olmayan bir ihtimale doğru hareket etmeyi konuşuyoruz.---Bölüm Akışı:(03:46) Pırıl'ın hayal tanımı nedir?(06:41) Hayal bugünü harekete geçiriyor(09:11) İnsanlar neden hayal kurmayı bırakır?(13:11) Hayal sorumluluk almaktır.(17:11) Hayal kırıklıkları ve hayata devam etmek(20:51) “Sihirli değneğim olsa bunlar neler olurdu?”(23:11) Şanslı olmak(26:11) “Zayıflarsam ben de yaparım...”(28:01) Bütünsel yaşam platformu; OCTO ile tanışın!(34:11) Zorlu koşullarda iyi olma hali(41:21) Umut, cesaret, iyi olma hali ve eylem ilişkisi(45:11) Kendinle yakınlaşmak...(48:11) “İnsan önce kendini bulmalı sonra ne yapacağına karar vermeli”(55:11) Bu bölümden dinleyiciler hangi soruyla ayrılsınlar?(56:41) Çağrı'nın hayal tanımı ve ilk hayali ne?--* Bu bölüm Octo hakkında reklam içerir.
“Ben İyi Bir İnsanım” Demenin Gizli Tehlikesini Hiç düşündünüz mü?Birine yardım ettikten, iyi bir şey yaptıktan ya da çevremiz tarafından “iyi bir insan” olarak görüldükten sonra kendimize bazı şeyleri yapma konusunda daha fazla izin veriyor olabilir miyiz?Psikolojide bunun oldukça ilginç bir karşılığı var: ahlaki lisanslama (moral licensing).Bu bölümde, geçmişte yaptığımız iyiliklerin gelecekteki davranışlarımızı nasıl etkileyebildiğini; neden bazen “Ben zaten iyi bir insanım” düşüncesinin bizi daha az sorgulayan birine dönüştürebileceğini ve başkalarının bizi iyi bir insan olarak görmesinin davranışlarımız üzerindeki etkisini konuşuyoruz.Asıl soru şu:İyi bir insan olmaya mı çalışıyoruz, yoksa iyi bir insan olduğumuzu kanıtlamaya mı?bölüm akışı:(00:40) Görünmez olsan ne yapardın?(03:23()Ahlaki lisanslama nedir(04:55) İlişkilerde örnekler(05:30) İyilik Puanları toplamak (08:00) Sosyal medyada ahlaki lisanslama örnekleri(11:00) Hangisine daha çok kızdın?#Merak #AhlakiLisanslama #Psikoloji #MoralLicensing #DavranışBilimleri #İnsanPsikolojisi #KişiselGelişim
Vaktinde krallar ipek elbiseler ve topuklu ayakkabılarla poz verirken, üç yüz yıl sonra aynı kıyafet nasıl erkekler için düşünülemez oldu? Bu bölümde, 14. Louis'nin Versay'ından başlayıp Batılı erkeğin renkten, kokudan ve süsten nasıl topluca vazgeçtiğini takip ediyoruz. Bu bölümde: (00:00) Intro (05:20) Güzel Olmak mı, İşe Yarar Olmak mı (11:31) Giyotinden Kaçmak İçin Sade Giyinmek (16:24) Taşerona Devredilen Gösteriş (20:29) Biftek Erkeğe, Salata Kadına (23:44) Erkek Adam Ağlamaz Sunan: Barış ÖzcanYapımcı: Podbee Media Tüm bölümler, videolar ve daha fazlasına Podbee App ve podbee.com'dan ücretsiz olarak ulaşabilirsiniz. Bu bölüm reklam ve sponsorluk içerebilir.
Hafta içi Salı hariç her gün Avustralya doğu kıyıları saati ile 14:00 ile 15:00 arasında yayınlanan SBS Türkçe radyo programını artık reklamsız, müziksiz ve kesintisiz bir şekilde dinleyebilirsiniz.
İş-Özel Hayat Dengesini Kurmak | Başarı ve Mutluluk Arasındaki Denge Başarı yalnızca kariyerde yükselmekten ibaret değildir. Gerçek başarı; iş hayatı, aile, sağlık, kişisel gelişim, ilişkiler ve mutluluk arasında sağlıklı bir denge kurabilmektir. Bu videoda iş-özel hayat dengesinin neden bu kadar önemli olduğunu, sınırlar koymanın gücünü, bilinçli dinlenmenin faydalarını ve daha dengeli bir yaşam oluşturmak için uygulanabilecek yöntemleri öğreneceksiniz. Ayrıca çalışma saatlerini yönetme, mola verme alışkanlığı geliştirme, hobilerin verimlilik üzerindeki etkileri, hayır diyebilme becerisi ve kendi önceliklerinizi koruma konularını detaylı şekilde inceleyeceğiz. Bu bölümde öğrenecekleriniz: • İş ve özel hayat arasında sağlıklı sınırlar oluşturma • Bilinçli dinlenmenin performansa etkisi • Düzenli molaların verimlilik üzerindeki katkısı • Hobilerin stres yönetimindeki rolü • Hayır diyebilme becerisi geliştirme • Kendi önceliklerini koruma yöntemleri • Teknoloji kullanımında denge kurma • Tükenmişlik riskini azaltma yolları • Daha mutlu ve daha sürdürülebilir bir yaşam oluşturma • Uzun vadeli başarı için yaşam dengesi kurma Dengeli bir yaşam daha yüksek enerji sağlar. Daha güçlü ilişkiler kurulmasına destek olur. Daha kaliteli kararlar alınmasına yardımcı olur. Daha sürdürülebilir bir başarı oluşturur. Başarı bir maratondur. Bu maratonu güçlü şekilde sürdürebilmek için kariyer, sağlık, aile ve kişisel gelişim alanlarının birlikte ilerlemesi önemlidir. Videoyu izledikten sonra kendinize şu soruyu sorun: Hayatımda iş, aile, sağlık ve kişisel gelişim arasında nasıl bir denge var? Bu sorunun cevabı gelecekteki mutluluğunuz ve başarınız için değerli ipuçları sunabilir. #İşÖzelHayatDengesi #KişiselGelişim #Başarı #Mutluluk #ZamanYönetimi #Verimlilik #YaşamDengesi #kariyergelişimi 00:00 İş-Özel Hayat Dengesini Kurmak 01:30 İş ve Özel Hayat Arasındaki Sınırları Belirlemek 02:25 Daha Üretken Olmak için Mola Vermek Şart 03:23 Bilinçli Dinlenme Üretkenliği Artırır 04:15 Hobiler Stresi Azaltır ve Yaratıcılığı Artırır 05:09 Gereksiz İşler için "Hayır" Diyebilmek 06:03 Önceliklerini Belirle ve Onlara Odaklan 06:51 Daha Dengeli Bir Yaşam İçin Neler Yapılabilir? 07:41 Daha Mutlu ve Üretken Bir Hayat için Dengeli Çalış 08:35 Dengeli Yaşam, Başarıyı Destekler E-Kitap Satın Al: https://www.shopier.com/gokremtekir/48558601 Udemy Eğitimi: https://www.udemy.com/course/hayatta-basarili-olmanin-formulu/?referralCode=FADEDFFA690D42180B71 Danışmanlık Takvimim: calendar.app.google/aBzjeuTMpjjhBJqr6
Hafta içi Salı hariç her gün Avustralya doğu kıyıları saati ile 14:00 ile 15:00 arasında yayınlanan SBS Türkçe radyo programını artık reklamsız, müziksiz ve kesintisiz bir şekilde dinleyebilirsiniz.
Dönüm Noktası'nın bu bölümünde Umutcan Savcı Reflect Studio'nun kurucu ortağı Eray Erdoğan'ı konuk alıyor. Yapay zekanın yükselişini, günümüz dünyasında çalışan olmayı ve girişimcilik ruhunu konuşuyor.
Bu hafta İsrail, Türkiye sınırına çok yakın bir bölgedeki Ebu Zuhur Askeri Havaalanı'na artarda saldırılar gerçekleştirdi.
“Travma Sonrası Stres Bozukluğu”nun (TSSB) tarihi Amerikan iç savaşına kadar gitse de tıp literatürüne girişi 1980'lerin başlarında gerçekleşti. Vietnam'da, Afganistan'da, Irak'ta savaşan işgalci Amerikan askerlerinin sivil hayatlarına dönüşlerinde yaşadıkları psikolojik rahatsızlıklar çok sayıda filme de konu olmuştur. Bu psikolojik rahatsızlıklar ülke savunmasıyla değil, başka ülkelerin işgal edilmesiyle ilgili olarak ortaya çıkıyor.
Dört Hak mezhepten birini taklit etmek günümüzde bütün Müslümanlar üzerine bir vecîbedir. Bir müslümanın (İslâmi ilimleri tahsil etmiş bile olsa) dört mezhebi terkederek Kitap ve Sünnet'ten anladığıyla amel edip, hüküm çıkarması doğru olmaz. Bu kişi Ehl-i Sünnet yolundan ayrılmış olur. Dört mezhebi bir tarafa bırakarak; hadis alimi olmanın şart ve niteliklerinden yoksun kimseler örfî manada muhaddis olamayacakları gibi, bu yetersizlikleriyle de içtihad sevdasında bulunmakla ehli sünnet ve'l cemaat olmaktan da çıkarlar. İnsan bir ilimde ihtisas sahibi olmadan, onu ihâtâ etmeden ve o ilim kendisine bir meleke haline gelmeden, yalnız onu birkaç kez okumakla ve ara sıra meşgul olmakla, o ilmin âlimi olmaz. Nitekim tıp ilmi ile meşgul olup ve sade bu ilmi meşguliyetle elde etmeye çalışan kişi nasıl ki tabip olamıyorsa, hadis, fıkıh ve benzeri ilimlerle meşgul olan kimse de sade bu meşguliyetinden dolayı muhaddis veya müçtehid olamaz. Bu dört mezhebi reddeden, müçtehid olmadığı halde şer'i delilleri sözde kitap ve sünnetten veya meallerden çıkarmak sevdasında olan kimselerin büyük bir gaflet ve dalâlet içerisinde oldukları şüphesizdir. Bu tipler, hiçbir şey üzerinde karar kılamazlar ve hiçbir kimse ile bu düşüncelerini paylaşamazlar. Bu inançta olanlar zahirde bir ve beraber görünseler bile kalpleri ayrı ve fikirleri dağınıktır. Allâh korusun, şayet müslümanlar bu gibilere uyacak olursa, binlerce mezhep doğar, bunların mezhepleri de cehalet ve ihtiras üzerine kurulmuş olur. Ehli sünnetin dört mezhebinde mevcut olan ilim, ihlas, iffet ve hakkaniyet bunlarda asla bulunamaz. Bunlar İslam düşmanlarının elinde birer oyuncaktırlar. Çok iyi biliyorlar ki, ehli sünnetin dört mezhebinden birisine uymakla hayvani his ve isteklerine kavuşamayacaklardır. (Mehmed Çağlayan, Ehl-i Sünnet Akâidi, s. 184-187)
“Aldanmaya en müsait yer, dindir. Her şeyin kalitelisini arayan insan, niçin dinde kalite aramıyor? Olmak yerine dindar görünmek istiyor? Dindarlık ayrı, dindar görünmek başkadır. Halının altına süpürerek Müslüman olunmaz. Müslüman olmak emek ister, bilgi ister. Takvalı görünmek değil, olmak iyidir. Dindarlığın kalitesi önemlidir ve anlamaya dayalı şuurdur.”
Söyleşi: Faruk EkiciSabancı Vakfı'nın desteğiyle Sakıp Sabancı Müzesi'nde (SSM) düzenlenen sahne sanatları etkinliği Müzede Sahne, bu yıl 10. yılını Oyunlarla Dönüşüm temasıyla kutluyor. Sanat yönetmenliğini tiyatro sanatçısı Ayşe Draz'ın üstlendiği Müzede Sahne, 27-30 Ağustos tarihleri arasında izleyiciyle buluşacak. Oyunlarla Dönüşüm temasını merkezine alan etkinlik, müzede devam eden Yoko Ono: İçses ve İçyapı sergisiyle de diyalog kurarak, seyirciyi aktif bir katılımcıya dönüştürmeyi hedefliyor. Atlı Köşk'ün tarihî atmosferinde gerçekleşecek programda; Fıstıklı Teras'ta yer alan ana sahne oyunları, performatif atölyeler, çocuk etkinlikleri ve disiplinler arası çağdaş üretimler yer alıyor.Müzede Sahne'nin Sanat Yönetmeni Ayşe Draz; 10. yılda neden Oyunlarla Dönüşüm temasının seçildiğini, sanatın dönüştürücü gücünü, Yoko Ono sergisiyle kurulan diyaloğu, Boğaz'a nazır açık sahnede oyun sergilemenin avantaj ve zorlukları ile programın öne çıkan yapıtları ve atölyelerini Antre'nin yeni bölümünde anlattı.
İnsanlık incelik ister. Bugün, kocaman bir köye dönen dünyada en çok kaybettiğimiz kıymetlerden biri de bu incelik. Her konuda büyük laflar ediyoruz, büyük adımlar atıyoruz ama bir yandan da küçük ölçüleri, insanlığın inceliklerini kaybediyoruz.
Müslümanların gündemine modern dönemde girmiş bir tartışmadır: Önce insan sonra Müslüman olmak mı, yoksa önce Müslüman sonra insan olmak mı?
‘Sadece Yürürken Olan Şeyler' podcast serisinde yürümek kavramının evrimsel, biyolojik ve en önemlisi zihinsel anlamını irdelerken bir yol hikayesi de oluşuyor yavaş yavaş. Bu akışın merkezi insan. ‘İnsan Olmak' kavramının temellerini eşeliyorum, yürüdüğümüz için insan olmaya başladığımızı ve modern insan olmak için yürümekte evrimleştiğimizi düşünüyorum. Postürümüzün gelişmesi, omurların dikleşmesi, bacakların uzaması evrim sürecinde bizim zihinsel gelişimimizle paralel ilerledi. Gülmeye, sonra konuşmaya ve en son yazmaya başlayana kadar her şey yolundaymış. Belki telepati ile daha derin ve saf bir iletişime doğru evrim sürecini devam ettirecekken tanımlanamayan bir homo sapiens mağara duvarına bir çizik atmak istemiş ve yazma serüveni başlamış. Her şey ondan sonra hızlı ve karışık ilerliyor.İlkel muhasebe, şikayetler, gezi güncesi, tarih notları, olanı biteni not alarak gelmişiz bugüne. Arada tunç çağı, demir derken, orta çağ felaket, yakın çağda modernleşeceğiz inadı, ihtilaller, Ford, kapitalizm, Hitler, atom bombası, savaşlar, petrol, pandemi, Trump.Hadi yürüyelim!Referanslar ve Okumalar:Okuma – Yazma Araştırma Notları:https://www.cell.com/iscience/fulltext/S2589-0042(25)01549-4Okuma Alışkanlıkları Üzerine: https://www.theatlantic.com/magazine/2026/08/reading-crisis-postliterate-age/687618/Kitap: The Collapse of Complex Societies, Joseph A. TainterYayın: Culture and Social Change, Selected Papers, William F. OgburnGuinness Reklam Filmi: https://youtu.be/qINiB3ndGmU?si=XAx2b1S7o4txyw3kKitap: How Everything Can Collapse: A Manual for Our Times, Pablo Servigne and Raphael Stevens Yeni seri #SadeceYürürkenOlanŞeyler dinliyorsunuz ❤️
Özgüven doğuştan gelen bir özellik mi, yoksa geliştirilebilen bir beceri mi? Birçok insan başarılı olmak için daha fazla bilgiye, daha fazla deneyime veya daha fazla fırsata ihtiyaç duyduğunu düşünür. Oysa çoğu zaman asıl engel dış dünyada değil, kişinin kendi zihninde saklıdır. Bu videoda kendine inanç ve özgüven kavramlarını detaylı şekilde ele alıyoruz. Özgüven eksikliğinin insanı nasıl sınırladığını, başarılı insanların özgüvenlerini nasıl geliştirdiklerini ve özgüveni artırmak için günlük hayatta uygulanabilecek güçlü yöntemleri inceliyoruz. Bu bölümde; ✓ Özgüven ve başarı arasındaki ilişkiyi ✓ Özgüven eksikliğinin görünmez etkilerini ✓ Sahtekârlık Sendromu (Impostor Syndrome) kavramını ✓ Başarıları sahiplenmenin önemini ✓ Güçlü yönleri keşfetme yöntemlerini ✓ Negatif düşünceleri dönüştürme tekniklerini ✓ Özgüven geliştirmek için uygulanabilir alışkanlıkları öğreneceksiniz. Unutmayın: Özgüven büyük başarıların sonucu değildir. Çoğu zaman küçük başarıların birikmesiyle oluşur. Hayatta başarılı olmanın formülünü birlikte keşfetmeye devam ediyoruz.
Londra'da üniversite okumak nasıl bir deneyim? Londra'da öğrenci yurdunda kalmak ile evde kalmak arasındaki fark nasıl? Londra'da Türk öğrenciler için imkanlar neler? İngiltere'de ve özellikle Londra'da öğrenci olmayı Greenwich Üniversitesi'nde International Business okuyan Ayşe Bülbül ile konuştuk. Bu bölüm, İngiltere ve İrlanda'da öğrenci konaklaması için en iyi imkanları sunan GoBritanya'nın katkılarıyla sizlere buluşuyor. 2013'ten beri öğrencilere konaklama çözümleri sunan GoBritanya, özellikle uluslararası öğrencilerin ilk tercihi olmaya devam ediyor. Daha fazla bilgi için www.gobritanya.com'u ziyaret edebilirsiniz.
Yıllardır bize başarı denildiğinde para, kariyer, statü ve toplum tarafından takdir edilmek öğretildi. Peki gerçekten başarı sadece bunlardan mı ibaret? Bu videoda başarı kavramına farklı bir açıdan bakıyoruz. ✔ Başarı herkes için aynı şey midir? ✔ Mutlu olmak mı daha önemlidir, başarılı olmak mı? ✔ Toplumun başarı kriterleri sizin için gerçekten doğru mu? ✔ Kendi başarı tanımınızı nasıl oluşturabilirsiniz? ✔ Hayatınızın sonunda hangi başarılardan gurur duymak istersiniz? Başarı çoğu zaman dışarıdan görünen sonuçlarla ölçülür. Ancak gerçek başarı; kişinin kendi değerleri, hedefleri ve yaşam amacıyla uyumlu bir hayat yaşayabilmesidir. Bu videoda; • Başarıya dair farklı bakış açılarını • Kişisel ve toplumsal başarı kavramlarını • Mutluluk ve başarı arasındaki ilişkiyi • Modern psikolojinin başarı hakkındaki görüşlerini • Kendi başarı tanımınızı oluşturmak için kullanabileceğiniz soruları birlikte ele alıyoruz. Unutmayın: Başarı hazır olarak verilen bir şey değildir. Başarı, kişinin kendi yaşam yolculuğu içinde oluşturduğu kişisel bir tanımdır. Videoyu izledikten sonra yorumlarda şu soruyu cevaplamayı unutmayın: “Sizin için başarı nedir?”
Yıllardır bize başarı denildiğinde para, kariyer, statü ve toplum tarafından takdir edilmek öğretildi. Peki gerçekten başarı sadece bunlardan mı ibaret? Bu videoda başarı kavramına farklı bir açıdan bakıyoruz. ✔ Başarı herkes için aynı şey midir? ✔ Mutlu olmak mı daha önemlidir, başarılı olmak mı? ✔ Toplumun başarı kriterleri sizin için gerçekten doğru mu? ✔ Kendi başarı tanımınızı nasıl oluşturabilirsiniz? ✔ Hayatınızın sonunda hangi başarılardan gurur duymak istersiniz? Başarı çoğu zaman dışarıdan görünen sonuçlarla ölçülür. Ancak gerçek başarı; kişinin kendi değerleri, hedefleri ve yaşam amacıyla uyumlu bir hayat yaşayabilmesidir. Bu videoda; • Başarıya dair farklı bakış açılarını • Kişisel ve toplumsal başarı kavramlarını • Mutluluk ve başarı arasındaki ilişkiyi • Modern psikolojinin başarı hakkındaki görüşlerini • Kendi başarı tanımınızı oluşturmak için kullanabileceğiniz soruları birlikte ele alıyoruz. Unutmayın: Başarı hazır olarak verilen bir şey değildir. Başarı, kişinin kendi yaşam yolculuğu içinde oluşturduğu kişisel bir tanımdır. Videoyu izledikten sonra yorumlarda şu soruyu cevaplamayı unutmayın: “Sizin için başarı nedir?”
Kimimiz ebeveyn olmayı kendi sahip olduğumuz boşlukları doldurmak, kimimiz kendi yaralarımızı telafi etmek, kimimiz ısrarla nasıl gördüysek onu uygulamak, kimimizse bu kitabı yeni baştan yazmak olarak algılıyor ve elimizden geldiğince bir şeyler yapmaya çalışıyoruz...
Bobcast'in bu bölümünde Aytuğ Akdoğan'la edebiyatı, yazarlığı, sosyal medyadan uzaklaşmayı, travmalarla ilişkimizi, sporun ve yalnızlığın insanı nasıl dönüştürdüğünü konuşuyoruz.
Bir an, bir koltuk, bir felsefe… Sofalogy; koltukta geçirilen küçük anların değerini hatırlatan bir yaşam yaklaşımı ve bir koltuk felsefesi.Sofalogy felsefesini daha yakından tanımak istersen @Cartedorturkiye sosyal medya hesaplarına göz atabilirsin.*Instagram: @ortamlardasatilacakbilgiTwitter: @OrtamlardaB * Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com*“Kendimi Nasıl İyileştiririm?” kitabımı almak için: https://amzn.eu/d/0wFlqHl*Yeni kitabım "Hikayeni Yeniden Yaz!"ı almak için: https://amzn.eu/d/ipC0Vma*Bu bölüm "Carte d'Or" hakkında reklam içerir.
13. yüzyılda, herkesin kiliseden korktuğu ve düşünce özgürlüğünün neredeyse sıfır olduğu bir çağda, bir adam kalktı ve dedi ki: 'Gözlemleyin, deney yapın, ölçün ve doğrulamadan hiçbir şeyi kabul etmeyin.' Bu adam Roger Bacon'dı. Oxford ve Paris'te eğitim gören, 840 sayfalık devasa ansiklopedisi Opus Majus'u kaleme alan ve barutun formülünden teleskopa, otomobilden uçan makinelere kadar yüzyıllar ötesini öngören Orta Çağ'ın unutulmuş dahisiydi. Sihirbaz olmakla suçlandı, yıllarını hapishanede geçirdi; ama fikirleri tarihin akışını değiştirdi.
5 sene önce Londra'ya taşınan ve iki senedir Legal 500'da listelenen bir avukat olan Gülmin Coşar konuğum.Robert ve Koç Hukuk mezunu Gülmin, İstanbul'da bankacılık ve finans alanında dört sene çalıştıktan sonra Queen Mary Üniversitesi'nde LLM yani hukuk yüksek lisansı için Londra'ya taşınıyor.Hem Londra'da hayatı hem de İngiltere'de avukat olarak çalışmayı konuştuğumuz dolu dolu bir bölüm sizi bekliyor.Bu bölüm, İngiltere ve İrlanda'da öğrenci konaklaması için en iyi imkanları sunan GoBritanya'nın katkılarıyla sizlere buluşuyor. 2013'ten beri öğrencilere konaklama çözümleri sunan GoBritanya, özellikle uluslararası öğrencilerin ilk tercihi olmaya devam ediyor. Daha fazla bilgi için www.gobritanya.com'u ziyaret edebilirsiniz.
Bu bölümde konuğum gazeteci, iletişim ve sivil toplum uzmanı, aktivist ve feminist Derya Kap.Derya ile feminizmin önyargılarla yüklü tanımından, erkekliğin neden bugün konuşulması gereken bir mesele olduğuna uzanan geniş bir çerçevede konuştuk. Derya, "daha iyi bir feminist olmak için erkekleri anlamam gerek" diyerek başladığı erkeklik çalışmalarının onu nasıl dönüştürdüğünü ve neden erkek müttefikler kazanmanın bu mücadelenin vazgeçilmez bir parçası olduğunu anlattı. Feminizmin aslında hayatın her alanında eşitlik talebi olduğu ve Türkiye'deki farklı feminist hareketlerin çeşitliliği üzerinde durduk. Ama ikimizin de kavramaya çalıştığımız soru erkekliği konuşmak neden bu kadar zor? Benim Ergün Güler ve Evren Diker ile yaptığımız söyleşide farkına vardığım "kırılgan erkeklik" kavramını Derya da destekledi. Kadınların kız kardeşlik kültürüne karşılık erkeklerin yalnızlığı sanırım erkekler olarak aşmamız gereken en ciddi engel. İş dünyası tarafına geçtiğimizde söylem ve politika arasındaki uçurumu konuştuk. Derya, kurum kültürünün ve yönetici tavrının olmadığı yerde söylemin ne kadar boş kaldığını örneklerle anlattı. Derya bütün zorluklara rağmen ümidini yitirmeyen bir aktivist ve herkese de kendi çevresinde yaratabileceği etkiye odaklanmasını tavsiye ediyor. Bir de bizi dinleyen erkeklere bir çağrısı var: Erkekliğe dair konuşmak isteyen erkeklerden yeni hikâyeler dinlemek istiyor.(01:18) Feminizm hâlâ neden yanlış anlaşılıyor? (06:58) Küresel bir geriye gidiş (09:06) Erkekleri anlamak (17:55) Bir tane erkeklik yok (24:06) İletişimle farkındalığı sağlamak mümkün mü? (30:53) İş dünyasında eşitlik: söylem mi, politika mı? (33:57) Derya Kap'ın değer yaratma formülüDerya Kap'ın YouTube kanalıhttps://www.youtube.com/@DeryaKapSupport the show
Bu bölümde sevgili eşkıdemim Psikiyatrist Dr. Ertuğ Baki ile serbest çağrışım şeklinde aklımıza gelenleri konuşuyoruz. Hedef koymaksızın bir hayat yaşamanın […]
Bu podcast bölümü, Türk tiyatrosu ve sinemasının önemli figürlerinden Adile Naşit'in hayatını ve kariyerini detaylı şekilde ele almaktadır. 1930 doğumlu Adile Naşit, tiyatro geleneğine sahip bir aileden gelmiş, özellikle çocuklar için sıcak ve samimi anne rolleriyle tanınmıştır. Vefatının üzerinden yaklaşık 39 yıl geçmesine rağmen hâlâ hatırlanmakta ve anılmaktadır.
Dünya, modern tarihin en tedirgin edici gecelerinden birini 7 Nisan'da yaşadı. Şimdiyse kırılgan bir ateşkesi takip ediyor. Meta'ya yine büyük ceza verildi, sosyal medya devlerini zor günler bekliyor. Ay'a seyahat başarılı ilerliyor, peki sıra Mars mı var? Avrupa'ya seyahatin kuralları değişti, havalimanınlarında kaos olabilir uyarısı yapıldı. Dünya yeni bir trendi konuşuyor; öldükten sonra kompost olmak... Ve dünyada ilk kez bir farenin anıtı dikildi... Hazırsanız dünya turumuz başlasın...
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burak Doğangün, klinik deneyimlerini ve toplumsal gözlemlerini derinlemesine paylaşıyor. "Rezilyans" kavramından akran zorbalığının bilinmeyenlerine, dijital dünyanın çocuklar üzerindeki manipülatif etkisinden ceza sistemindeki eksikliklere kadar pek çok kritik başlığı konuşuyoruz. Bu bölümde neler var?
https://www.corny.com.tr/urunler/corny-tahil-bar-ailesi/kakao-kirmizi-meyve
Bu kez çağımızda artık bir norm haline gelen mutluluk baskısı tartışılıyor “ben okurum”da. Alman filozof Wilhelm Schmid'in Mutsuz Olmak, Bir Yüreklendirme adlı kitabından yola çıkarak “Yaşam Sanatı” kavramını sorgulayan bölüme araştırmacı, danışman, podcast yayıncısı ve yazar Evrim Kuran konuk oluyor. Deniz Yüce Başarır'ın son kitabı Cetvel'e de göndermeler yaparak sorduğu soruları yanıtlayan Kuran, Schmid'in mutluluğu bir “hal” olarak kabul ettiğini, bu anlamda tasavvufa da yakın durduğunu söyleyerek Batı ve Doğu felsefelerini bir araya getiriyor. Bu derin sohbete, elbette her zaman olduğu gibi, kitabın Başarır tarafından seslendirmiş bölümleri de eşlik ediyor.
Konuklarımız Duygu Çayırcıoğlu, Hülya Balcı ve Zarife Biliz ile Çağdaş Edebiyat Editörü Olmak'ı konuşmaya devam ediyor ve bu son bölümde yapay zeka çağında editörlüğü ele alıyoruz.
Dr. Atul Gawande Bakım evlerinde son bulmak... 0:08 - Giriş ve Bakım Evi Süreci 1:07 - Yaşlanmanın Medikal Bir Soruna Dönüşmesi 2:06 - Sağlık Sisteminin Sınırları 3:23 - Makineye Bağlı Ölüm ve Yaşam Kalitesi 5:48 - Ölümcül Hastaların Gerçek Öncelikleri 8:06 - Palyatif Bakımın Etkisi 10:07 - Doktor-Hasta İletişimi 14:18 - Doktor-Hasta İlişki Modelleri 17:09 - Yorumlayıcı Doktor Yaklaşımı 19:46 - Görünen İstekler ve Derin İhtiyaçlar 22:23 - Zamanı Hediye Olarak Yaşamak 23:03 - Meditasyon Pratiği Bu bölümde Zeynep Aksoy, Atul Gawande'nin Ölümlü Olmak kitabı üzerinden bakım evleri, ölüm süreci ve sağlık sisteminin sınırlarını ele alıyor. Modern tıbbın hayatı uzatabildiğini ama her zaman anlamlı bir yaşam sonu sunamadığını; makineye bağlı tedavilerin yaşam kalitesini düşürebildiğini ve ölümcül hastaların aslında daha çok ilişkilerini güçlendirmek, yük olmamak, zihinsel olarak açık kalmak ve hayatlarını tamamlanmış hissetmek istediklerini anlatıyor. Palyatif bakımın önemini, doktor-hasta iletişiminde kelime seçiminin etkisini ve en iyi modelin sadece bilgi veren değil, hastanın değerlerini anlayıp ona göre yönlendiren “yorumlayıcı doktor” yaklaşımı olduğunu vurguluyor. Bölüm, kalan zamanı bir hediye gibi yaşama fikri ve meditasyona geçişle kapanıyor. Zeynep Aksoy, saygın bir yoga eğitmeni ve Reset platformunun kurucusudur. Web sitesi üzerinden canlı ve kayıttan izlenebilen dersler, üyelik programları ve profesyonel eğitimler sunmaktadır. Online Stüdyo üyeliği ile günlük çevrim içi derslere, geniş bir arşive ve topluluk desteğine erişim imkânı sağlar. Ayrıca Zeynep, katılımcıların hareket, anatomi ve farkındalık konularında bilgilerini derinleştirmelerine yardımcı olmak için yenilikçi Fasyal Yoga Uzmanlık Programı'nı yürütmektedir. Daha fazla bilgi almak ve sertifikalı eğitimlere katılmak için: www.zeynepaksoyreset.com
Bakım Evleri Dr. Atul Gawande 2 0:41 - Atul Gawande ve Ölümlü Olmak 1:13 - Yaşam ve Ölüm Sürecinin Değişimi 3:01 - Yaşlanmanın Biyolojik Süreci 8:55 - Bedenin Parça Parça Bozulması 11:11 - Yaşlılığın Asıl Korkuları 11:22 - Hindistan'daki Bakım Evi Örneği 14:42 - Bill Thomas ve Bakım Evi Deneyi 19:20 - Anlam, Ait Olma ve Yaşlılık 21:42 - Meditasyon ve Bolluk Bilinci 23:09 - Meditasyon Pratiği Bu bölümde Zeynep Aksoy, Atul Gawande'nin Ölümlü Olmak kitabı üzerinden yaşlanma ve ölümün modern tıpla nasıl değiştiğini anlatıyor. Eskiden daha ani yaşanan ölümün bugün uzun, inişli çıkışlı ve medikal kurumlara taşınmış bir sürece dönüştüğünü; yaşlanmanın biyolojik etkilerini, yaşlıların ölümden çok bağımsızlık ve anlam kaybından korktuğunu ele alıyor. Hindistan'daki bakım evi örneği ve Bill Thomas'ın bakım evlerine hayvan getirerek yarattığı dönüşüm üzerinden, yaşlılıkta asıl ihtiyacın sadece tedavi değil; anlam, bağ ve aidiyet olduğunu vurguluyor. Bölüm, meditasyonun da insanı daha büyük bir iyilik ve verme bilincine hazırlayan bir araç olduğu fikriyle kapanıyor. Zeynep Aksoy, saygın bir yoga eğitmeni ve Reset platformunun kurucusudur. Web sitesi üzerinden canlı ve kayıttan izlenebilen dersler, üyelik programları ve profesyonel eğitimler sunmaktadır. Online Stüdyo üyeliği ile günlük çevrim içi derslere, geniş bir arşive ve topluluk desteğine erişim imkânı sağlar. Ayrıca Zeynep, katılımcıların hareket, anatomi ve farkındalık konularında bilgilerini derinleştirmelerine yardımcı olmak için yenilikçi Fasyal Yoga Uzmanlık Programı'nı yürütmektedir. Daha fazla bilgi almak ve sertifikalı eğitimlere katılmak için: www.zeynepaksoyreset.com
Konuklarımız Duygu Çayırcıoğlu, Hülya Balcı ve Zarife Biliz ile Çağdaş Edebiyat Editörü Olmak üzerine konuşmaya devam ediyor ve editörlerimizin masalarında neler olduğuna değiniyoruz.
Bu bölümde 63 yaşındaki emekli Zehra Ulusoy'un gözünden Türkiye'de emekli olmanın ne anlama geldiğini dinliyoruz. Artan hayat pahalılığı, geçim hesapları ve kaybolan hayaller arasında bir emeklinin bir günü… Müzeyyen Yüce emekli Zehra Ulusoy ile bir gün geçirdi ve onun anlattıklarını Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Emin ve Ömer bu bölümde, baba olmanın onları nasıl değiştirdiğini ve en çok neye şaşırdıklarını konuşuyor. Baba olmak düşündükleri gibi miydi? Yoksa onları hiç beklemedikleri bir şekilde mi dönüştürdü? Hazırsanız, iki taze babadan samimi ve içten bir bölüm sizi bekliyor. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Show Notes Sponsor Find your ideal Turkish teacher on italki: https://go.italki.com/turkish2 Use the code EASYTURKISH2026 for 5€ off on your first lesson (of at least 10€) Transcript Intro Emin: [0:15] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin. Bugünkü bölümümüzde Ömer'le beraberiz. Nasılsın Ömer? Ömer: [0:24] Teşekkür ederim Emin. İyiyim. Sen nasılsın? Emin: [0:27] Ben de iyiyim. Nasıl gidiyor ramazan? Ömer: [0:29] Çok şükür bir haftayı devirdik. %23'lere tekabül ediyor. Yaptığım hesaplamalar neticesinde bu sonuca ulaştım. Emin: [0:36] Evet. Ömer: [0:37] Güzel gidiyor. Geçen hafta konuşmuştuk. Kış ramazanı, yaz ramazanından sonra çıtır geliyor. Sadece son saatlerde bir böyle acıkma falan hissediyorum. Güzel. Ben memnunum ramazandan. Sen? Emin: [0:49] Evet ben de. Bundan önceki ramazanlar hep böyle baş ağrısı, açlık, susuzluk ekseninde geçerdi. Bu seneki ramazan çok daha rahat geçiyor. Tabii bunda ramazanın kışa denk gelmesinin de çok büyük bir payı var. Ömer: [1:02] Evet, evet. Tabii ki. Çünkü günler uzun olunca uzun oruç, kısa olunca kısa oruç tutuluyor. Ve dediğin gibi kışın çok daha rahat. Dışarıda olduğumuz zamansarf ettiğimiz efor daha az oluyor, soğuk havalarda. Sıcak havalarda daha bunaltıcı ve su kaybı meydana geliyor. Kış ramazanı iyidir abi. Ben şu an memnunum. Yıllar süren yaz ramazanından sonra şu an hâlimden memnunum. Emin: [1:25] Böyle emekli olacağımız zamana da böyle yaz ramazanı olur. Orada da bir emekli oluruz. Çok güzel sıyrılmış oluruz. Ömer: [1:32] Aynen ama öğrencilikte de geçen hafta konuştuk herhâlde bunu. Yaz ramazanı başkaydı şimdi o... Emin: [1:37] Evet evet. Ömer: [1:38] Sahura kadar çöplemeler falan başkaydı yani. Emin: [1:40] Aynen öyle. Evet. Taze babamız Ömer. Nasıl gidiyor? Baba olmak: Teoride her şeyi biliyorduk, ya pratikte? Ömer: [1:47] Valla nasıl gidiyor Emin'ciğim... İyi gidiyor çok şükür. Olağan. Yani en azından bir sağlık problemimiz yok çok şükür vesaire... Bunlar insanı çok rahatlatan şeyler. Çünkü kendini ifade edemeyen bir canlı ile karşı karşıyayız. Hani ağladığı zaman aç da olabilir, altı ıslak da olabilir. Gazı da olabilir, başka bir problemi de olabilir. Dolayısıyla şu an herhangi bir sağlık problemiyle vesaire karşılaşmadığımız için memnunuz. Ama, nasıl diyeyim? Çok olumlu duygular yaşatan bir şey insana. Bir yandan da gerginlik ve korku da veriyor bence. Çünkü o küçücük şey, yani onun sorumluluğu bazen psikolojik olarak insanın gerçekten dirayetli olmasını gerektiriyor ve gerektirecek gibi. Yani biz daha... Hani ben en azından yirmi gündür bunu yaşıyorum ama ileride de bu duygunun kaybolacağını çok zannetmiyorum. Onun için böyle bir korku, bir gerginlik de var üzerimde. Emin: [2:39] Evet ben de yaklaşık yüz yirmi gündür yaşıyorum bu hissi. Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
Konuklarımız Duygu Çayırcıoğlu, Hülya Balcı ve Zarife Biliz ile Çağdaş Edebiyat Editörü Olmak adlı ilk kitapları üzerine konuşmaya devam ediyoruz.
Uçuş okulundan başlayıp Boeing 737'den Airbus 320'ye, oradan geniş gövde Airbus 330'a uzanan 15 yıllık bir kariyerin içinden; pilot olmanın ne demek olduğunu, nasıl olunduğunu ve işin gerçek zorluklarını Kaptan Pilot Eser Aksan Erdoğan'dan dinliyoruz.
Kurtlar Sofrasında Kadınlar'ın 38. bölümünde Göksel Göksu'nun konuğu Ayşe Ateş. Sinan Ateş suikastının ardından yas, tehditler ve kamuoyu baskısıyla yüzleşen Ayşe Ateş, adalet mücadelesinin kendisini nasıl siyasetin merkezine taşıdığını anlatıyor. 2023 seçimleri öncesi gelen milletvekilliği teklifini reddettiği için pişman olduğunu söyleyen Ateş, önümüzdeki seçimlerde aday olacağını ilk kez Medyascope'ta açıklıyor. Siyaseti bir kariyer planı değil, adalet arayışının devamı olarak gördüğünü vurgulayan Ayşe Ateş; hangi partiye yakın durduğunu, kriterlerinin ne olduğunu ve neden geri çekilmek yerine konuşmayı seçtiğini bu programda paylaşıyor. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Konuklarımız Duygu Çayırcıoğlu, Hülya Balcı ve Zarife Biliz ile Çağdaş Edebiyat Editörü Olmak üzerine konuşuyoruz.
Her süreç kusursuz şekilde ilerlemeyebilir ama önemli olan aynı hedefte buluşabilmektir. Birlikte hareket edenler için mutluluk bir sonuç değil, bir yolculuktur.Toyota Türkiye'nin öncelikle müşterilerinin mutluluğunu anlatan reklam filmiyle başlayan “Mutluluk Toyota'da” kampanyası çalışanların deneyimleriyle devam ediyor. Çalışanların rol aldığı yeni filmde, şirketin insan odaklı yaklaşımı, yüksek enerjiye sahip coşkulu bir anlatımla yansıtılıyor. Tüm çalışanların dans ederek yer aldığı, koreografik kurgusuyla dikkat çeken film, birlikte başarmanın, paylaşmanın ve aidiyet duygusunun altını çiziyor.Reklam filmi için tıklayınız.*Instagram: @ortamlardasatilacakbilgiTwitter: @OrtamlardaB * Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com*“Kendimi Nasıl İyileştiririm?” kitabımı almak için: https://amzn.eu/d/0wFlqHl*Yeni kitabım "Hikayeni Yeniden Yaz!"ı almak için: https://amzn.eu/d/ipC0Vma*Bu bölüm " Toyota" hakkında reklam içerir.
Venezuela, İran ve Suriye'de yaşananlar “Yanlışlardan birini seçmek zorunda mıyız?” sorusunu gündeme getirdi. Kemal Can, 5 Soru 10 Cevap'ta Venezuela krizi, İran protestoları, Suriye-Halep gerilimi ve Trump'ın iktidar tarzını; barış, adalet ve taraflaşma tartışmalarıyla ele alıyor. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Bu bölümde, kendini daha iyi ifade edebilmek, yeteneklerini kullanmak ve hayatın hakkını vermek için özgüven kazanmana yardımcı olacak 5 teknikten bahsediyorum.Bölümde bahsettiğim uygulamaya erişmek için: https://plakcheck.com/
BAYETAV'ın Güz 2025 raporu, İzmir'in uluslararası ölçütlere göre tam bir “kadın dostu kent” olmasa da Türkiye'de öne çıktığını gösteriyor. Raporda kadınların en büyük sorunu ekonomik fırsatlara eşit erişim. Sevda Alankuş ve Sevgi Artuç Kutlu ise İzmir'de kadınların kamusal alanda daha özgür hissettiğini, ancak ekonomik eşitsizliğin güvenlik algısını etkilediğini vurguluyor. İzmir kadınlar için gerçekten ne kadar güvenli? Şiddet, ayrımcılık, ekonomik bağımsızlık ve kent politikalarının etkisini Gamze Elvan moderatörlüğünde Alankuş ve Artuç Kutlu değerlendiriyor. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
111 Hz'in bu bölümünde, hepimizin zaman zaman içine düştüğü o tanıdık hissi inceliyoruz: Bir yere, bir topluluğa ve hatta kendimize bile ait hissedememe hali. Antik kabilelerden modern şehirlere, dijital kalabalıklardan kendi iç dünyamıza uzanan bu yolculukta, aidiyet duygusunun nasıl değiştiğine ve kendine ait olmanın ne demek olduğuna bakıyoruz. Sunan: Barış Özcan Hazırlayan: Aslı Candaş Ses Tasarım ve Kurgu: Metin Bozkurt Yapımcı: Podbee Media Tüm bölümler ve daha fazlası için podbeemedia.com'u ziyaret et! ----- Podbee Sunar ------- Bu podcast reklam içermektedir.