POPULARITY
Categories
Yürümek, az eforla en yüksek getiriyi sağlayan yaşam alışkanlığı olarka kabul ediliyor. Bunu düzeli ve bir spor aktivitesi haline getirdiğimizdeyse vücudumuzda ilaç etkisi yaratıyor. Yapılan çalışmalara göre hem ruhumuza, hem bedenimize iyi geliyor. Hem de zihmimizi daha olumlu yönde etkiliyor. Peki yürümek vücudumuz için neden bu kadar önem taşıyor? Yürüyüş yaptığımzıda kendimizi neden daha iyi hissediyoruz? Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Onur Taşar anlatıyor.
Kış mevsimi ve Ramazan'ın getirdiği o dingin enerji, aslında bir büyüme fırsatı. Tam da bu süreçte kendimizi sorgulamak ve farkındalığımızı artırmak adına bir yola çıktık. Hazırladığımız özel soruları her bölümde ayrı ayrı ele alarak, birlikte yanıtların peşine düşüyoruz. Keyifli dinlemeler... https://www.organikbeyinler.net/ https://www.instagram.com/organikbeyinlerpodcast/
Yürümek vücudumuzun ilacı. Öyleki ruh sağlığından bedensel sağlığa ve kan değerlerine kadar tam iyilik halini attığımız adım sayısından geçiyor. Bazı araştırmalar 3 bin, bazıları 7 bin, bazıları da 10 bin adım atmanın sağlık açısından önemli olduğunu söylüyor. Peki yürüyüşte adım sayısı neden bu kadar önemli? Vücudumuz neden adım attıkça neden daha sağlıklı oluyor? Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Onur Taşar anlattı.
Annesi tarafından terk edilen Punch, neden cansız bir oyuncağa delicesine sarılıyor?
Bu bölümde kariyer tatmini, tükenmişlik ve potansiyel meselesine farklı bir yerden bakıyoruz. Gerçekten yetersiz miyiz, yoksa yanlış ortamda mı mücadele ediyoruz?Sosyolog Robert K. Merton'un Person–Environment Fit yaklaşımı üzerinden şu sorulara cevap arıyoruz:Neden bazı insanlar aynı işi yaparken biri parlıyor, diğeri tükeniyor?Kişilik–iş uyumu performansı nasıl etkiler?Yanlış meslek seçimi mi, yoksa yanlış çalışma ortamı mıKariyer değişimi mi, yoksa bağlam değişimi mi gerekir?Eğer işinizde sıkışmış hissediyorsanız, motivasyon kaybı yaşıyorsanız ya da “Bu hayat benim ama ben değilim” diyorsanız, bu bölüm tam size göre.Ücretsiz koçluk öngörüşmesi içinwww.emineyesilcimen.com/kocluk
Sapien'de bu bölümde Olcay Art'ın kurucusu Bekir Olcay ile Türkiye'de sanat piyasasını, koleksiyonerliğin geç kalmış hikâyesini ve bir sanat eserini gerçekten “değerli” kılan unsurları konuşuyoruz.
Kafa karıştırmaktan ve kafa karıştırıcı sözler söylemekten ve dinlemekten hiç hoşlanmam. Karıştırma kelimesinin Osmanlı Türkçesindeki karşılığı da halt etmektir. Fakat bu karıştırmak kelimesinin bir de müspet yönü vardır. Mesela rahmetli Prof. Dr. Ahmed Süheyl Ünver arada bir, ömür kısa, kitap çok, hepsini okumaya vakit yok. Öyleyse en iyi iş kitap karıştırmaktır. Hangi konunun, hangi kitapta olduğunu böylece öğrenmiş olursunuz, bu da size kapıları açacak bir anahtarı verir.
Mütalaa programında Fırat Fıstık ve Furkan Karabay, gazeteci Ali Can Uludağ'ın gözaltına alınmasını, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yetki tartışmalarını ve sosyal medya paylaşımlarının suçlama konusu yapılmasını değerlendiriyor. Yayında ayrıca suça sürüklenen çocuklar, Daltonlar ve Casperlar dosyaları, cezaların artırılmasının etkisi, Akın Gürlek döneminde yargı politikaları, İBB davaları ve avukat görüş yasakları ele alınıyor. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Uzmanlara göre güneş ışığına maruz kalmak, özellikle dengeli şekilde yapıldığında, vücut ve zihin sağlığı açısından faydalı. Ancak dikkat edilmesi gereken ince bir çizgi var. Çünkü güneşe direkt bakıldığında göz için geri dönülmez sonuçlarla karşılaşılaibliyor. Peki neden güneş ışınları göz için tehlikeli oluyor? Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Muhsin Eraslan'a sorduk.
Süreç komisyon raporu DEM Parti eleştirilerine rağmen neden rapora 'Evet' dedi? TİP ve EMEP'in 'Hayır'ına nasıl bakıyor? Raporun bağlayıcılığı olacak mı, ilk somut adım ne olacak? DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Koçyiğit Candan Yıldız'ın sorularını yanıtladı.
Malumunuz en önemli gündemimiz enflasyon. Ekonomi yönetimi ve Merkez Bankası tüm yan etkilerine rağmen enflasyonu düşürmek adına oldukça ciddi bir politika seti uygulamaya devam ediyor. Ancak buna rağmen enflasyon bir türlü Merkez Bankası'nın hedeflediği noktaya gitmiyor. Merkez Bankası'nın yılın ilk Enflasyon Raporu'nda bu konu hakkında önemli bir değerlendirme var.
Proteinler vücudumuzun sağlıklı çalışması için en temel besin kaynakları. Proteini et ve süt ürünlerinden karşılayabileceğimiz gibi artık protein tozları da sıklıkla karşımızıa çıkıyor. Ancak bu noktada dikkatli olmak gerekiyor. Çünkü protein tozlarının aşırı kullanımı karaciğer ve böbrek gibi organlara zarar verebiliyor. Peki neden ve nasıl? Gastoenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Vedat Göral'a sorduk.
Çözüm süreci raporu için parti kulislerinde ne konuşuluyor?Rapor beklentileri karşılıyor mu?Cumhur İttifakı'nın bir sonraki adımı ne olabilir?CHP'de 'mutlak butlan' söylentileri yine gündemde, neler konuşuluyor?Şirin Payzın ve T24 Genel Yayın Koordinatörü Gökçer Tahincioğlu gündemi konuştu.
Trafikte, sokakta, işte, otobüste, markette...Öfke beynimizi yaşlandırıyor. Japonya'da 2022 yılında 65 yaş ve üzerindeki bireylerde yapılan 7 yıllık bir araştırmanın sonucunda kronik stres ve öfke ile ilişkili stres hormonunun yüksekliğinin beyinin yaşlanmasını hızlandırıp, bilişsel gerileme riskini artırdığını ortaya koydu. Peki öfke beyni neden bu kadar etkiliyor? Beyinde ne gibi değişimler yaşanıyor? Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ramazan Sarı'ya sorduk.
Bugün 17 Şubat 2026. Böyle tarihlere özellikle dikkat ederim. Çünkü bazı günlerin enerjisi farklıdır. Bugün spiritüel olarak yoğun bir gün. Güneş tutulması var ve gökyüzü bize şunu söylüyor: Plansız hareket eden değil, bilinçli adım atan kazanacak. Tam da bu yüzden bugün sert bir konu konuşuyoruz.Dijital pazarlama öğrenenlerin yüzde 90'ı neden asla para kazanamıyor?Bakın çok net konuşacağım. Öğreniyorsunuz ama kazanmıyorsunuz. Kurs alıyorsunuz, YouTube izliyorsunuz, Meta panelini kurcalıyorsunuz, Google Ads sertifikası alıyorsunuz. Terimleri biliyorsunuz. CTR nedir biliyorsunuz, CPC nedir biliyorsunuz. Ama ay sonunda cebinize para girmiyor.Neden?Çünkü dijital pazarlamayı öğrenmiyorsunuz, terimleri ezberliyorsunuz.Birinci büyük problem bu. İnsanlar taktik öğreniyor ama sistem kurmuyor. Reklam vermeyi öğreniyor ama gelir makinesi kurmayı öğrenmiyor. Oysa dijital pazarlama butona basmak değildir. Dijital pazarlama sıfırdan müşteri kazanma sistemi tasarlamaktır. Funnel kurgulamaktır. Retargeting planlamaktır. CRM entegrasyonu düşünmektir. Bilgi var ama yapı yok.İkinci sebep daha derin: Para psikolojisi yok. Ücret istemeye çekiniyorsunuz. Teklif gönderirken korkuyorsunuz. “Ya pahalı derlerse?” diyorsunuz. “Ya sonuç alamazsam?” diye düşünüyorsunuz. Bu enerjiyle kazanamazsınız. Çünkü siz bir markaya bütçeni bana ver diyorsunuz. Eğer siz kendinize inanmıyorsanız o bütçe size gelmez. Dijital pazarlama teknik olduğu kadar özgüven işidir.Üçüncü sebep kurs bağımlılığı. Sürekli eğitim, sürekli sertifika ama uygulama yok. Ben hep şunu söylüyorum: 10 saat eğitim, 100 saat uygulama. Ama çoğu kişi 100 saat eğitim, sıfır saat uygulama yapıyor. Sonra “Bu işte para yok” diyor. Hayır, para var. Sen sahaya çıkmadın.Dördüncü sebep niş seçmemek. Herkese hizmet vermeye çalışıyorsunuz. E-ticaret de olur, emlak da olur, klinik de olur. Bu kafa ile derinleşemezsiniz. Para uzmanlaşmaya gider. Bir sektöre odaklandığınızda hızlanırsınız, özgüveniniz artar, fiyatınız yükselir.Beşinci sebep satış bilmemek. Satış konuşması yapamayan, teklif yazamayan, fiyat savunamayan dijital pazarlamacı para kazanamaz. Teknik bilgi tek başına yetmez. Kendinizi satamazsanız hizmetinizi de satamazsınız.Altıncı sebep sabırsızlık. Üç gün kötü giden kampanyada panik yapıyorsunuz. Oysa bu iş test, veri ve optimizasyon işidir. Dijital pazarlama sihir değil, matematik işidir.Yedinci sebep ise gerçek anlamda iş kurma niyeti olmaması. Özgürlük hayali var ama disiplin yok. CRM yok, sistem yok, takip yok. Bu iş freelancer romantizmi değil, girişimciliktir.Para kazanan yüzde 10 ne yapıyor? Sistem kuruyor. Niş seçiyor. Satışı öğreniyor. Uyguluyor. Psikolojisini yönetiyor. Net oluyor.Bugün kendinize şu soruyu sorun: Ben gerçekten bu işi gelir modeline dönüştürmek istiyor muyum, yoksa sadece öğrenmiş olmak mı istiyorum?Bilgi zengin yapmaz. Sistem kuran kazanır.Ben Faruk Toprak. Türkiye'de Dijital Pazarlama Podcast'inde bugün biraz sert konuştum ama gerçekleri konuştuk. Eğer bu bölüm sana dokunduysa paylaşmayı unutma. Çünkü bu sektörde öğrenen çok, kazanan az.00:21 Dijital pazarlama öğrenenlerin %90'ı neden kazanamıyor01:08 Taktik öğrenmek vs sistem kurmak02:30 Dijital pazarlama bir gelir makinesidir02:48 Para psikolojisi ve özgüven problemi03:23 Kurs bağımlılığı ve uygulama eksikliği03:47 Niş seçmemenin büyük hatası04:22 Satış bilmeyen dijital pazarlamacı neden kaybeder04:43 Sabırsızlık ve optimizasyon gerçeği05:17 Freelancer romantizmi vs girişimcilik05:39 Para kazanan %10 kim?05:53 2026'da yapay zeka ve strateji farkı06:19 Gelir modeline dönüşme kararı06:46 Para netliğe gelir07:15 Joy Akademi ve kapanış mesajı
Mevsimler değişirken, havadaki nem, güneş ve sıcaklık oranlarında dalgalanmalar yaşanıyor. Bu durum bağışıklığımızla birlikte kalp damar sağlığımızı da etkiliyor. Özellikle tansiyon hastalarında ani iniş ve sebepsiz yükselişler yaşanabiliyor. Peki tansiyon neden bu kadar etkileniyor? Kardiyoloji Uzmanı Dr. Demet Erciyes anlatıyor.
Yetişkin olmak özgürlük sanıyorduk.Kimse karışmayacak, kendi kararlarımızı vereceğiz, hayat bizim kontrolümüzde olacak…Ama büyüdükçe anlıyoruz ki yetişkinlik sadece özgürlük değil; sorumluluk, belirsizlik ve bazen yalnızlık demek.Bu bölümde yetişkin olmanın psikolojik ve duygusal tarafını konuşuyoruz:
Hiç “Aslında aç değildim ama yedim” dediğin oldu mu?Bazen yeme isteği midemizden değil, duygularımızdan gelir.Stresli bir günün ardından tatlı krizi, yalnızken kontrolsüz atıştırma, can sıkıntısıyla açılan buzdolabı kapakları… Bunların hepsi “irade eksikliği” değil, çoğu zaman duygusal yeme davranışı.Bu bölümde:• Duygusal yeme nedir?• Fiziksel açlıkla psikolojik açlık arasındaki fark nedir?• Hangi duygular bizi yemeğe yönlendirir?• Suçluluk döngüsü neden oluşur?• Bu döngüyü fark edip nasıl kırabiliriz?Bilimsel temeli olan ama yargısız bir yerden konuşuyoruz. Çünkü mesele yasaklar ya da katı diyetler değil; mesele farkındalık ve kendini anlamak.Eğer sen de zaman zaman yemeği bir baş etme yöntemi olarak kullanıyorsan, bu bölüm sana iyi gelebilir
“Görmezden Gelmek Neden Güçtür?” Her söz sana ait değildir. Ve insan, bazen konuşarak değil, susarak kendini korur.Bu bölümde görmezden gelmenin kaçmak değil; kendini seçmek olduğunu konuşuyoruz. Yeni bölüm yayında, keyifli dinlemeler.Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/hasan-basri-budak-ile-kendine-gel--5728974/support.
Osmanlı İmparatorluğu'nun dış borç sarmalı, 1875 iflası ve 1881'de kurulan Düyun-u Umumiye'ye giden süreç bu yayında tüm boyutlarıyla ele alınıyor. Rivayet Muhtelif'in bu bölümünde Hilmi Hacaloğlu'nun sorularını yanıtlayan akademisyen Murat Birdal, Osmanlı'nın neden borçlandığını, Kırım Savaşı'nın finansmanını, Galata bankerlerinin rolünü, Baltalimanı Anlaşması'nın etkilerini ve bütçe yönetimindeki yapısal sorunları anlatıyor Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
13.02.2026 | Dijital Hayat Bölüm572 - TRT Radyo1 | "Yapay Zeka Etik Beyan Sistemi: YAZEK" Dr. Bilal Eren'in hazırlayıp, sunduğu Dijital Hayat programımızda bu hafta, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Prof. Dr. Cihad Demirli ile; - Yapay Zeka Uygulamaları Etik Beyan Sistemi (YAZEK) Nedir, Amacı Ne? - YAZEK'e Neden İhtiyaç Oldu? - Yapay Zeka Etik Beyan Sistemi Nasıl Çalışıyor? - Hangi Uygulama, Hangi Durumlarda YAZEK Sistemine Girilmeli? - YAZEK Sistemi Sadece Öğretmenler için mi? - Yapay Zeka Uygulamaları Etik Beyan Sistemine Girilen Beyanlar Nasıl Kontrol Ediliyor, Beyaz Edilmez ise Yaptırımı Var mı? - Eğitimde Yapay Zeka Uygulamaları Etik Kılavuzu Kapsamı Ne? Başlıklarını konuştuk. Dijital Hayat, her cuma saat 15:30'da TRT Radyo1 mikrofonlarında canlı yayında... Tüm geçmiş ve gelecek yayınlarımız için; Web: https://www.dijitalhayat.tv
Doğumundan i‘tibâren bütün hayatı boyunca bu müjdenin şanlı izlerini taşıyan bu zâta, “Âlî makâm sâhibi” ma‘nâsına gelen Sâmî ismi konur. Her hâlleri büyük, yüksek makâm sâhibi oluşlarının dışarıya tezâhürüdür. Hâkk idâresinin kaldırılıp, halk idâresinin müslümânlara da sevdirilmeğe çalışıldığı şu cehâlet asrında; ekseriyetin İslâm dışı davranışlarına; “Bugünkü şartlarda ancak bu kadar olur.” diyerek kılıf bulup, İslâm'ın bazı şartlarda tam olarak yaşanamayacağı iddiâsını hâlleri ile çürütüp, asra yakın ömürlerinin, doğumundan i‘tibâren tamâmını, sünnete harfiyyen riâyet ederek geçirip, İslâm, fitnenin zirveye çıktığı devirlerde bile sünnete tam olarak ittibâ edilerek yaşanabilir ve kıyâmete kadar da yaşanacaktır diye hayatı ile bunu isbât etmiş bir âlî kadîrdir Hazret-i Sâmî (k.s.). Allâh (c.c.) dostlarının büyüklerinden bir zâtın ifâdesi ile “Asırların nâdir yetiştirdiği bir büyük velîdir” Hazret-i Sâmî (k.s.). 1950'li yılların başlarında İstanbul'a intikâllerinden sonra kendilerine Fahr-i Kâinat (s.a.v.) Efendimiz tarafından “MAHMÛD” ismi verilmiş ve kendileri icâzetli halîfeleri Adanalı Hacı Hasan Efendiye: “Fakire bundan sonra Mahmûd Sâmî denilmesini ihvâna bildiriniz; bize böyle emrolundu.” diye emir gereği büyük tebşîrâtı bildirirler. Çocuk yaşlarında muhterem anneleri kendilerini akrânlarıyla oynamak üzere dışarı gönderdiklerinde Hazret-i Sâmî (k.s.) Efendimiz ellerini dizlerinin üzerine koyup “tahiyyât” oturuşundaki gibi oturup, uzaklara gözlerini diker, devâmlı olarak düşünür, tefekkür ederler. Çünkü Allâh (c.c.)'ün Resûlü (s.a.v.) Efendimiz, Mi‘râc'da tahiyyâtta gibi oturmuşlardı. Bu sünneti ömürleri boyunca hep böyle sürdürdüler. Hiçbir zaman kendilerini bunun dışındaki bir şekilde otururken gören olmamıştır. “Neden arkadaşları ile oynamayıp oturduğu” sorulduğunda: “Biz oyun için yaratılmadık.” buyurmuşlardır. İşte hadîs-i şerîfi telmîh; işte sünnete ittibâ.
Sevgililer Günü yaklaşırken yalnızlık daha mı yoğun hissediliyor? Yoksa aslında boş olan şey kalbimiz değil, “sevgi depomuz” mu?Bu bölümde Sevgililer Günü'nün yalnızları nasıl etkilediğine odaklanıyorum. Toplumsal baskılar, hediyeler, büyük jestler ve romantik beklentiler arasında gerçekten neye ihtiyacımız var? Sevgi ölçülebilir mi? Yoksa mesele, sevgiyi hangi dilden aldığımız ve verdiğimiz mi? Sen hangi sevgi dillerini kullanıyorsun?Bu bölümde:
Çavuşesku'nun Termometresi'nde Ekin Keleş moderatörlüğünde Prof. Dr. Burak Bilgehan Özpek ve İlkan Dalkuç; Keçiören'i, yerel yönetimlerde parti değiştirmeyi, yerel siyaset üzerinden iktidar-muhalefet ve muhalefet içi siyaset ilişkilerini konuşuyor.00:00 Giriş00:50 Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan'ın istifası ve muhalefetin koordinasyon sorunu (çözülmez)03:40 Birkaç kişi hata yaparsa linçleriz, muhalefet topyekün hata yapınca oyna, devam modundayız05:50 Otoriter rejimler kazanacağı seçime girer; bu rejimleri şaşırtmacalarla yenebilirsiniz07:30 CHP rozetli MYP (Mansur Yavaş Partisi)11:10 Muhalefetin 2023 seçimlerindeki tavrını doğru düzgün ele almadığımız için...13:20 Mesut Özarslan nasıl seçildi? (Çok muazzam bir kaynak nasıl harcandı?)16:20 Muhalefetin yerel seçim zaferlerinden endişelenmiştim, maalesef haklı çıktım17:10 İBB iktidarda olsaydı da muhalefetin koordinasyon sorununu çözecek isim İmamoğlu dışarıda olsaydı20:20 Özgür Özel'in CHP'den CHP kökenliler de ayrılıyor tonlu söylemine dair: Neden böyle oluyor?23:20 CHP'nin sağdan aday göstermesinde sorun yok, ilk etapta (Sağcılıkla barışık, devletçi K. Kılıçdaroğlu içerir)26:40 Mesut Özarslan, Özgür Özel'in mesajlarını ifşa ederek ne umdu ne buldu?28:30 Dalkuç, Bozpek'in iktidara seçim yapın, söylemini eleştiriyor: İktidarın sürprizlerini hatırla: Diploma, hapis, Gül'in villasına helikopter indirdi, seçim kanununda mini yamalar30:20 CHP'nin kullanması gereken avantajı: Seçimler hala yüzde 51'le kazanılıyor (Bu toplumun yüzde 48'i KK'ye oy verdi, gerçi sonra pişman oldu ama :)33:30 Muhalefetin oyununu değiştirmesi gerekiyor, insanlara istediği zaferi vermeli (önce söylemde)37:10 Yavaş ve İmamoğlu sahnede oldukça CHP'nin de İYİ Parti'nin de bir şansı yok (linçle ama önce bi' dinle)47:00 Erdoğan milliyetçi bir twist'le milliyetçileri cezbedebilir, fakirler için de 5k'lık 3 harfli market kartı kozu var54:20 İktidar muhalefete sürekli baskı yapıyor, şimdi ise "Güçlendirilmiş Ali Kemal Özcan" sürecinde01:01:50 Muhalefetin elinde çok imkan yok, olanları da optimum kullanacağı bold soru işareti01:04:40 Türkiye'de hiçbir normal değil ama analizörler tarih dersindeymiş gibi takılıyor01:10:20 Medyanın finansmanı demişken... Bir bakın bakalım, Daktilo1984'e destek olmak için hangi seçenek sizin için daha uygun?Ayrıcalıklardan yararlanmak için bu kanala KATIL:https://www.youtube.com/channel/UCWyDy24AfZX8ZoHFjm6sJkg/joinBizi Patreon'dan Destekleyin
Uzmanlar uykunun sadece dinlenmek değil, vücudun kendini tamir etme süreci olduğunu vurguluyor. Yeterli uyku sağlıklı bir yaşam için, iyi beslenme ve bol hareket kadar önemli. Yetersiz uyku ise, kalp hastalıkları, şeker ve obezite riskini doğrudan artırabiliyor. Peki günde en az kaç saat uyumalıyız? Uyku sorunlarıyla ilgili yapılan araştırmaların sonuçlarını Serap Doğan derledi. Berlinli aile hekimi Dr. Şahin Mirkouhi, COSMO Türkçe'ye uykunun sağlık açısından önemini anlattı. Mikrofonda Gökçe Göksu var. Von Gökçe Göksu und Serap Doğan.
00:00 - Bu bölüm neden can yakacak ve kimler dinlemeli00:44 Hata 1 - Reklam sihirli değnek sanılıyor01:39 Hata 2 - Ürün sayfasını katalog gibi kullanmak02:34 Hata 3 - Herkese aynı reklamı göstermek03:22 Hata 4 - Dönüşüm ve KPI takibinin yanlış kurulması04:54 Hata 5 - Güven unsurlarını küçümsemek05:42 Hata 6 - Sepeti terk eden müşteriyi unutmak06:33 Hata 7 - Kısa vadeli düşünmek ve sistem kurmamakSevgili dostum, bu bölüm biraz can yakabilir. Baştan uyarıyorum.Çünkü bugün ajans olarak neredeyse her hafta, her ay, her projede karşımıza çıkan ve satışları sessizce sabote eden 7 büyük e-ticaret hatasını tüm açıklığıyla masaya yatırıyorum.Üstelik bu hatalar sadece yeni başlayan markalarda değil, milyonluk ciro yapan firmalarda da karşımıza çıkıyor.E-ticarette işler yolunda gitmediğinde çoğu zaman ilk suçlanan şey reklam oluyor.Reklam bütçesi artırılıyor, kreatifler değiştiriliyor, platformlar suçlanıyor.Ama gerçek şu ki problem çoğu zaman reklamda değil, sistemin kendisinde yatıyor.Eğer reklam veriyorum ama satış gelmiyor diyorsan,ROAS düşüyor, sepetler dolup boşalıyorsa,ziyaretçi var ama ödeme yoksa,bu bölüm tam olarak senin için hazırlandı.Bu bölümde ajans olarak sahada en sık karşılaştığımız şu soruların cevabını net bir şekilde veriyorum:Neden iyi reklam kötü sonuç verir?Neden trafik var ama satış yoktur?Neden bazı siteler aynı bütçeyle çok daha fazla kazanır?Ve neden bazı markalar sürekli daha fazla reklam bütçesi yakar?Konuştuğumuz 7 hata, küçük detaylar gibi görünse de bir araya geldiğinde e-ticaret markalarının büyümesini ciddi şekilde yavaşlatıyor.Ürün sayfalarının satış yerine katalog gibi hazırlanması,herkese aynı mesajın gösterilmesi,dönüşüm takibinin yanlış veya eksik kurulması,güven unsurlarının hafife alınması,sepeti terk eden kullanıcıların tamamen unutulmasıve en önemlisi kısa vadeli düşünme alışkanlığı…Bu bölümde sadece “şu yanlış” demekle kalmıyorum.Neden yanlış olduğunu, neye mal olduğunu ve nasıl düzeltilmesi gerektiğini de ajans perspektifiyle anlatıyorum.E-ticarette sürdürülebilir büyüme, sadece reklam vermekle değil;doğru sistem kurmakla, doğru mesajı doğru kişiye doğru zamanda göstermekle mümkün oluyor.Bu bölümü dinledikten sonra sitene, reklamlarına ve satış süreçlerine çok daha farklı bir gözle bakacağına eminim.Eğer bu 7 maddeden en az 2–3 tanesi bizde var diyorsan, yalnız değilsin.Ama iyi haber şu: Bu hataların hepsi düzeltilebilir.Yeter ki problemi reklamda değil, sistemde aramayı öğren.Bu bölüm, e-ticarette neden takıldığını gerçekten anlamak isteyenler için hazırlandı.Dinle, not al, sitene tekrar bak.
Almanya'daki okullarda Nazi sembollerinin kullanımı giderek artıyor. İşin garip tarafı; okulda bu tür aşırı sağcı sembollere ceza yok, çünkü sınıflar hukuken "özel alan" sayılıyor. Bazı uzmanlar "Polis çağırılsın, hapis cezası gelsin" derken, bazı okul müdürleri "Çocuklarla konuşup onları ikna etmeliyiz" görüşünü savunuyor. Şimdi bu kuralın değiştirilmesi ve okulların da kapsam altına alınması isteniyor. Thüringen eyaleti, bu konuda yeni bir yasa önerisi sundu. Son gelişmeleri Serap Doğan derledi. Podcast COSMO Türkçe'ye konuşan siyaset bilimci ve sosyolog Dr. Özgür Özvatan, öğrencileri çözüm sürecine dahil etmenin ve konunun önemini vurgulayan girişimlerde bulunmanın, sorunun çözümü için en kritik adım olduğunu belirtiyor. Mikrofonda Gökçe Göksu var. Von Gökçe Göksu und Serap Doğan.
Bölüm Özeti:Hepimiz aynı dünyada yaşıyoruz ama her birimizin zihninde farklı bir "işletim sistemi" yüklü. Bazılarımızın sistemi kurallarla kusursuz çalışırken, bazılarımızınki en ufak bir dış baskıda "error" veriyor. Peki, sizin zihniniz beklentileri nasıl işliyor?Gelişigüzel Hayaller'in bu bölümünde, davranışlarımızın arkasındaki o görünmez kodları deşifre ediyoruz. Neden bazıları bir takvime sadık kalırken, diğerleri özgürlük uğruna kendi planlarını sabote eder? Neden bazılarımız başkaları için dünyayı yerinden oynatırken, konu kendi hayalleri olduğunda yerinden kalkamaz?Bölümü dinledikten sonra siz hangi tip olduğunuzu keşfettiniz? Benimle paylaşmayı ve bu aydınlanmayı yaşamasını istediğiniz arkadaşınıza göndermeyi unutmayın!Bölümde bahsettiğim - > quiz✨ Ücretsiz Koçluk Ön Görüşmesi İçin: emineyesilcimen.com/kocluk#GelişigüzelHayaller #KişilikTesti #GretchenRubin #FourTendencies #Psikoloji #KişiselGelişim
Mükemmellik bir yalan, yaraların ise gerçekliğindir. Japonların 500 yıllık Kintsugi sırrı ile acılarını sanata dönüştür. Kırıldığın yerler, ışığın içeri girdiği yerlerdir.
“İnsanlar Neden Kırıcı Konuşur?” Bir söz seni anlatmaz sevgili dostum, söyleyeni anlatır.Bu bölüm, kırıcı üslubun neden kişisel alınmaması gerektiğini ve insanın kendi değerini başkasının diliyle tartmaması gerektiğini anlatıyor.Keyifli dinlemelerBecome a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/hasan-basri-budak-ile-kendine-gel--5728974/support.
Reha Üner bu bölümde biraz ADHD, biraz erteleme anlatıyor. Ben arada sinirleniyorum ve stüdyoda bir anda deliren Uçan adam Sabri oluyorum. Neyse ki önceki bölümden tetiklenince ne yapacağımızı öğrenmiştik:)Reha'yı instagram ve podcast hesaplarından takip edebilirsiniz.Keyifli dinlemeler
2019 yılında Victoria Yüksek Mahkemesi'nde başlatılan toplu davada, Uber'in Avustralya pazarına girerken lisanssız araçlar ve akredite edilmemiş sürücülerle çalışarak yasa dışı davrandığını iddia edilmişti. Uber, kendisine karşı açılan bu toplu davada taksicilerin avukatlığını üstlenen Maurice Blackburn Hukuk Bürosu ile Mart 2024'te anlaşmaya varmış ve Avustralyalı taksi ve kiralık araç sahibi ve taksi şoförlerine 271,8 milyon Avustralya dolar tutarında bir tazminat ödemeyi kabul etmişti. Söz konusu bu anlaşma, araç paylaşım hizmetlerinin geleneksel taksi sektörüne verdiği zararla ilgili beş yıllık bir hukuk mücadelesinin önemli bir çözümünü temsil etmesi açısından oldukça önemliydi.
Çavuşesku'nun Termometresi'nde Ekin Keleş moderatörlüğünde Prof. Dr. Burak Bilgehan Özpek ve İlkan Dalkuç, Cumhurbaşkanlığı seçim sürecini, Hakan Fidan-Bilal Erdoğan tartışmalarını ele alıyor.00:00 Giriş00:40 Bir hayatsızlık biçimi olarak cuma akşamı Post-Erdoğan dönemi konuşmak02:40 Erdoğan'ın tarzı rakiplerine doğrudan saldırmak (tutuklatmak) değil04:20 Erdoğan, muhalefeti bölmek yerine neden İmamoğlu'nu tutuklattı?05:20 Bilal Erdoğan sadece muhalefet topyekün yok edilirse seçim kazanabilir06:00 Bilal Erdoğan'a seçimde avantaj sağlayacak imkanların sırasız (eksik) listesi09:30 Güçlü muhalefetin varlığı-yokluğu12:50 Succession süreçleri çok netamelidir, hele bizimki gibi sistemlerde daha da 15:40 İktidarda çatışma alanları ve Hakan Fidan18:40 Neden "2 Savaş 1 Yazar" ve "Cumhuriyet'in Edebiyatı" programlarımızı izlemelisiniz?20:30 Putin İmparatorluğunu Sorgulama*23:05 Tarihimiz ve çevremizde iktidar değişimlerine dair24:57 Erdoğan'ın uzun bir iktidar süresi var; uzun iktidar süreleri çeşitli sorunları otomatik getirir26:30 15 Temmuz'dan sonra Erdoğan'ın güveni azaldı; sadakati Aile'de arıyor28:20 Bugün Bilal Erdoğan'dan konuşulsa da Erdoğan kolay kolay adaylıktan vazgeçmez30:50 Hakan Fidan "hâlâ" Dışişleri Bakanı ama...32:30 Ne kadar tek adam da olsanız sadece 24 saatiniz var; YT'den bir şey bile izleyemiyorsunuz35:30 İmamoğlu'nu tutukladılar diye düşünmeyin: "İmamoğlu, seni tutukluyorum, Mansur Yavaş, Özdağ, Erbakan... sen anla"40:40 Selçuk Bayraktar ya da Berat Albayrak'tan daha çok Bilal Erdoğan'ı konuşuyoruz?42:00 Bilal Erdoğan'ı seven çekirdek kitle ve Yenilenmiş Ahmet Davutoğlu olarak Bilal Erdoğan46:20 Tayyip Erdoğan neyi devredecek: İktidarı mı partiyi mi?52:40 Liyakatli, işbilir kimsenin sadakate tapmaya ihtiyacı olmaz57:40 Rus raporlarında Erdoğan sonrası için Hakan Fidan'dan bahsedilmesi01:00:10 Sorun Erdoğan'da değil; bir kesimi yok etmek istediğinde destek olan diğer kesim/ler01:02:10 Erdoğan kadar eleştirilebilen başka bir AKP'li yok (Hulusi Akar'a, Hakan Fidan'a bakın bir)* https://www.kitapyurdu.com/kitap/rus-iktidarinin-kalbinde-putin-imparatorlugunu-sorgulama/395378.html?Ayrıcalıklardan yararlanmak için bu kanala KATIL:https://www.youtube.com/channel/UCWyDy24AfZX8ZoHFjm6sJkg/joinBizi Patreon'dan Destekleyin
Det nye året startet med et brak da USA 3.januar gikk inn i Venezuela og arresterte landets president. Trump vil ha Grønland og utelukket ikke militær makt, noe som førte til europeisk krisestemning. Hva skjer med NATO nå? Og dette fredsrådet som Trump stabler på bena, er det i realiteten en undergraving av FN? Var januar måneden folkeretten døde? Dette blir tema når Jusspodden oppsummerer de viktigste juss-sakene fra januar. Hadia Tajik, Merete Smith og Sindre Granly Meldalen er på plass i studio for å gi oss et innblikk i hva som rører seg i jussene verden denne måneden. Vi snakker også om månedens rettssak: i januar startet straffesaken mot den tidligere Norsk Industri-toppen. Hva den går ut på og hvorfor det er månedens sak kan du høre om i denne episoden! Neste uke kommer en episode om viktige dommer fra den siste tiden - og Hadia, Sindre, Merete og Marianne har også med seg litt juss-knask. Jusspodden sponses av Lovdata. Har du spørsmål, tips eller andre innspill? Ta kontakt på jusspodden@gmail.com!See omnystudio.com/listener for privacy information.
03:17 Gestalt nedir beyin kararları nasıl verir04:07 Yakınlık ilkesi web sitesi ve mağaza örnekleri05:25 Benzerlik ilkesi güven ve marka algısı06:31 Tamamlama ilkesi beynin boşlukla ilişkisi07:31 Merak yaratan eksik mesajlar neden çalışır08:42 Billboard ve outdoor pazarlamada tamamlama örneği08:59 Süreklilik ilkesi göz yolu nasıl tasarlanır10:25 Şekil zemin ilişkisi CTA neden görünmez olur12:17 Psikoloji ve pazarlamada algı kısa yolları13:01 Semiha ile tasarım ve algı üzerine sohbet16:15 Gerçek projelerde Gestalt nasıl kullanılıyor17:18 Tasarımcıların en sık yaptığı Gestalt hatalarıBu bölümde sana çok temel ama çoğu markanın fark etmeden hata yaptığı bir konudan bahsediyorum: İnsanlar neden tıklıyor, neden kaçıyor?Bir web sitesine girdiğinde ya da bir reklam gördüğünde, bazen hiçbir şey yapmadan çıkarsın. Bazen de hiç planlamadığın halde tıklarsın, incelersin, hatta satın alırsın. İşte bu kararların büyük kısmı mantıkla değil, algı ile verilir. Ve bu algının arkasında Gestalt psikolojisi vardır.Gestalt İlkeleri bize şunu söyler: İnsan beyni dünyayı tek tek parçalar halinde değil, bir bütün olarak algılar. Yani kullanıcı senin sayfanda butonları, görselleri, metinleri ayrı ayrı incelemez. Beyni onları gruplayarak, tamamlayarak ve anlamlandırarak hızlıca karar verir.Bu bölümde Gestalt'ın temel prensiplerini pazarlama ve satış perspektifinden ele alıyorum. Yakınlık, benzerlik, tamamlama, süreklilik, şekil-zemin ve ortak kader gibi kavramların; web sitelerinde, reklamlarda, e-ticaret sayfalarında ve offline pazarlamada nasıl çalıştığını gerçek örneklerle anlatıyorum.Bir tasarım neden güzel olduğu halde satmaz?Bir reklam neden teknik olarak doğru ama etkisiz kalır?Neden bazı mağazalarda insanlar rahatça gezerken bazılarında hızlıca çıkmak ister?Bu soruların cevapları estetikte değil, algı yönetiminde gizlidir.Bölüm boyunca sadece dijital örneklerle sınırlı kalmıyoruz. Mağaza vitrinlerinden raf dizilimlerine, broşür tasarımlarından outdoor reklamlara kadar Gestalt İlkeleri'nin offline pazarlamada nasıl kullanılabileceğini de detaylı şekilde konuşuyoruz.Ayrıca insan psikolojisiyle pazarlamayı birleştirerek şuna odaklanıyoruz: Beyin neden düzeni sever, neden karmaşadan kaçar ve neden bazı markalara fark etmeden güvenir.Eğer web sitende dönüşümler düşükse, reklamların tıklanıyor ama satışa dönmüyorsa ya da mağazana giren müşteri karar vermekte zorlanıyorsa, sorun çoğu zaman fiyat değil, mesaj değil, ürün değil; algıdır.Bu bölüm sana şunu kazandıracak:Kullanıcıyı ikna etmeye çalışmadan nasıl yönlendirebileceğiniDaha az anlatarak nasıl daha çok sattırabileceğiniTasarımı sadece görsel değil, stratejik bir satış aracı olarak nasıl kullanacağınıBen Faruk Toprak. Türkiye'de Dijital Pazarlama Podcast'inde bu bölümde insan beyninin satın alma kararlarını nasıl verdiğini, Gestalt psikolojisi üzerinden sade, net ve uygulanabilir şekilde ele alıyoruz.Dinledikten sonra markana, web sitene ve reklamlarına bir daha aynı gözle bakamayacaksın.
Spoiler Serbest'te Senem Görür Yücel ve Aslı Tunç ile Oscar adayları üzerinden ödül sezonunun politik dengelerini, jüri tercihlerini ve öne çıkan filmleri tartışıyoruz. One Battle After Another, Sentimental Value, Sinners ve Hamlet üzerinden “Oscar gerçekten sanatsal başarıyı mı ödüllendiriyor?” sorusuna yanıt arıyoruz. Netflix'in gerilim dizisi His & Hers izlenir mi, abartılıyor mu ve neden bu kadar konuşuluyor, eleştirel bir gözle değerlendiriyoruz. Ayrılık da Sevdaya Dahil, Yavuz Turgul beklentisi, Yeşilçam nostaljisi ve senaryo sorunları üzerinden sert ama gerekçeli eleştirilerle masaya yatırılıyor. Tiyatro ve sinema dünyasının usta ismi Haldun Dormen'i, Türkiye kültür hayatına bıraktığı büyük mirasla saygıyla anıyoruz. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Büyük Sorular'ın bu bölümünde Sinan Canan'la “anti hedefler” kavramını, fazlalıkları hayatımızdan çıkarmanın neden gerçek başarı için bu kadar kritik olduğunu ve sadeleşmenin zihnimizi nasıl özgürleştirdiğini konuşuyoruz. Seçenek çokluğunun bizi nasıl felç ettiğinden, “yapmayacaklar listesi”nin hayat stratejisi olarak kullanılmasına kadar uzanan bir sohbet bu.Bu kapsamlı sohbette; insanın yokluklar devri için tasarlanmış bir canlı olup bugün çokluklar çağında yaşamasının yarattığı zihinsel yükten, karar verirken seçenek azaltmanın nörobilimsel temelinden, sadelik ile basitlik arasındaki kritik farktan, “otantik hedef” kavramına ve başarıyı başkalarının dayattığı kalıplardan kurtarıp kendi iç pusulamıza göre tanımlamaya kadar birçok konuya değiniyoruz. Sinan Canan, kendi hayatından örneklerle minimal donanımla seyahat etmekten askerlikte yaşadığı sade düzen deneyimine, oradan da yeni kitabı İnsanın Manevi Ayarları'na uzanan bir çerçevede “azaltma” ilkesini anlatıyor.
Bir kedi veya köpek sahiplenmekle evde bir canın sorumluluğunu üstlenmek aynı şey değil... Neden mi?
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bir şey almak istiyoruz ama seçenekler arasında kaybolup çıkıyoruz. Bu bölümde alışverişte karar yorgunluğunu, AVM'lerle artan seçenekleri ve “uzmanından almak” gibi işleri kolaylaştıran bir yöntemi konuşuyoruz. Daha az seçenekle daha rahat karar vermek mümkün mü, birlikte bakıyoruz. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Transcript Intro Emin: [0:15] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin. Bugünkü bölümümüzde Ömer'le beraberiz. Nasılsın Ömer? Ömer: [0:24] İyiyim Emin. Teşekkür ederim. Sen nasılsın? Emin: [0:26] Ben de iyiyim. Teşekkür ederim. Nasıl gidiyor? Ömer: [0:29] Çok şükür. Her şey yolunda. Bir yaramazlık yok. Senden ne haber? Emin: [0:32] Ben de aynı şekilde. Rutin aynı şekilde devam ediyor. Bu bile başlı başına bir şükür sebebi aslında. O yüzden şikâyetçi değilim. Ömer: [0:40] Aynen öyle. Emin: [0:40] Evet, son zamanlarda birkaç yaşadığım olumsuz tecrübeden dolayı seninle bir fikrimi paylaştım "Bunu bir podcast bölümü haline getirelim." diye. Sen de tamam dedin. Seçenek fazlalığı Ömer: [0:50] Benzer bir problemi yaşadığım için. Emin: [0:52] Evet, bunu eminim ki herkes yaşıyordur. Bir şey satın alırken seçenek çokluğu beni çok yormaya başladı. Sen de hissediyor musun bunu? Ömer: [1:01] Kesinlikle, kesinlikle. Seçeneğin azlığının vermiş olduğu rahatlık bambaşka bir şey. Emin: [1:06] Evet, bununla nasıl başa çıkacağız artık bilmiyorum. Mesela evime hava temizleyicisi almak istedim. Çünkü bebeğim var üç buçuk aylık. Hani bir faydası olur diye... Çünkü çok fazla hava kalitesinden memnun değilim, bulunduğum yerin. O yüzden alayım dedim. Ya inanılmaz çok seçenek var. İnanılmaz çok. Ya belki beş yüz tane farklı, marka ve model kombinasyonundan bahsediyorum, seçenek var. Ya ben nasıl seçeceğim bunlar arasından ya? Ömer: [1:35] Gerçekten çok zor oluyor bu karar. Sanki hani seçeceğimiz "tek iyi" de, diğerleri de "kötü" gibi bir algımız oluyor. Sende de oluyor mu bilmiyorum... Hani "İçlerinden doğruyu bulmalıyım." şeyi oluyor. Emin: [1:49] Evet evet. En büyük yanılgı bu olabilir mi acaba ya? Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
İslam Özkan'ın hazırlayıp sunduğu “Dünya Alem” programına konuk olan İran uzmanı Ramazan Bursa, Aralık 2025'te başlayıp Ocak 2026'da şiddetlenen İran protestolarını tüm boyutlarıyla değerlendiriyor. Ramazan Bursa'ya göre İran'da her bastırılan isyan, rejimi daha da zayıflatıyor. Eğer yolsuzlukla mücadele, siyasi sistem ve aday vetoları konusunda köklü reformlar yapılmazsa, halk umudunu sandıktan kesip tamamen sokağa bağlayabilir. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Büyük Sorular'ın bu bölümünde Sinan Canan'la insanın neden korktuğunu, korkunun beynimizde nasıl çalıştığını ve bu duyguyla sağlıklı bir ilişki kurmanın yollarını konuşuyoruz. Korkunun hayatta kalmamız için neden vazgeçilmez olduğunu ve onsuz bir yaşamın gerçekten mümkün olup olmadığını masaya yatırıyoruz.Ayrıca Andrew Huberman'ın ortaya koyduğu “cesaret devresi”nden yola çıkarak; talamus, amigdala ve ön beyin arasındaki o kritik karar anını, korkunun beyni nasıl iki farklı yola sokabildiğini ve küçük cesaret antrenmanlarının zamanla karakterimizi nasıl dönüştürebildiğini konuşuyoruz. Korku filmleri, roller coaster'lar ve “parayla psikoz satın almak” dediğimiz eğlence biçimlerinin aslında duygularımızı nasıl eğittiğini de sinirbilim perspektifinden ele alıyoruz.
Netizen'in bu bölümünde Atıf Ünaldı konuğu Burak Dalgın ile Türkiye'nin teknoloji, ekonomi ve ticaret politikalarını masaya yatırıyor. Mikro ihracat limitinin 150 Euro'dan 30 Euro'ya, ardından sıfıra indirilmesi ne anlama geliyor? Bu karar girişimciyi, KOBİ'leri ve gençleri nasıl etkiliyor? Burak Dalgın, Türkiye'nin dünyayla bağlarının neden zayıfladığını, alınan kararların vatandaşa ve ekonomiye nasıl yansıdığını çarpıcı örneklerle anlatıyor. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Bir yüzü neden güzel buluruz? Güzellik gerçekten yüzün kendisinde mi vardır, yoksa ona bakarken kurduğumuz yargıda mı ortaya çıkar? Spekülatif'in bu bölümünde Emre Dündar, yüz, estetik ve güzellik kavramlarını tarihsel ve felsefi bir perspektifle anlatıyor. Dündar, Immanuel Kant'ın “çıkarsız haz” kavramından yola çıkarak yüz güzelliğinin binlerce yıllık estetik serüvenini inceliyor. Ve bugün… Dündar, Instagram yüzleri, filtreler, estetik cerrahi, “Morning Shed” trendi ve dijital platformların dayattığı tek tip güzellik anlayışıyla yüzün nasıl dijital bir tiranlığa dönüştüğünü sorguluyor. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Aramızda'nın bu bölümünde bence yılın hatta son birkaç yılın kelimesi seçilmesi gereken tetiklenmeyi konuşuyoruz. Neden olur, nasıl kontrol altına alınır, kendimizi ve tetiklendiğini gördüğümüz birini nasıl sakinleştiririz? Reha'nın önerdiği kitaplar şunlar: Amir Levine - Rachel Heller : BağlanmaBessel A. Van Der Kolk: Beden Kayıt TutarPeter A. Levine - Ann Frederick : Kaplanı UyandırmakMark Wolynn: Seninle Başlamadı
Neden örneğin bir Harley Davidson dövmesi normal karşılanır da, başka bir kar amacı güden şirket dövmesi anormaldir? Siz tamamen gönüllü olarak, bir markanın dövmesini yaptırır mıydınız? Selam Fularsızlar, Vakıf serisine birazcık ara verip, bugün sponsorlu bir bölümle dünyaya dönüyoruz. Lovemark kavramını konuşacağız. Konular: 00:00 Dövme testi 02:55 Lovemark 03:52 iphone kuyrukları 05:18 Saygı-sevgi ekseni 07:45 Sponsor mesajı 08:30 Gizem 10:37 Duyusallık 12:29 Yakınlık 14:32 Kimlik (For the Culture) Bu bölüm Garanti BBVA Bonus reklamı içermektedir. Türkiye'nin Lovemark'ları 2024 araştırması MediaCat önderliğinde Ipsos tarafından hayata geçirilmiştir. Araştırmada Bonus “En Sevilen Kredi Kartı” markası seçilmiştir. Araştırma 15-55 yaş aralığında, kadın-erkek oranı eşit, Türkiye temsili 2000 kişinin katılımıyla bilgisayar destekli telefon görüşmeleri tekniği (CATI) yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir.
Siyaset Bilimci Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu, Siyasetname'nin 2025 yılının son programında yapay zekâ devriminden gelir dağılımındaki uçuruma, küresel kapitalizmin krizinden milliyetçiliğin yükselişine, Avrupa Birliği'nin geleceğinden ABD ve Türkiye'deki siyasal rejim dönüşümlerine kadar yılın en kritik başlıklarını değerlendiriyor. Dezenformasyon çağında medyanın çöküşü, robotlaşma ve güvencesiz emek, trilyon dolarlık servet birikimi, Trump sonrası ABD, Ukrayna savaşı, Avrupa'da aşırı sağın yükselişi ve Türkiye'de yargı, Meclis ve yerel yönetimlerde yaşanan kurumsal erozyon bu kapsamlı analizde ele alınıyor. 2025 neden bir “kırılma yılı” oldu, 2026'ya nasıl bir dünya kaldı? Ersin Kalaycıoğlu, 2025'i tüm yönleriyle Senem Görür Yücel'e değerlendiriyor. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Açık Oturum'un bu bölümünde Mehmet Akif Ersoy soruşturması, magazinleştirilen adliye haberleri, özel hayatın ihlali, masumiyet karinesi ve medya etiği başlıkları ele alınıyor. Göksel Göksu'nun moderatörlüğünde Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici, Avukat Gökhan Küçük ve Gazeteci Candan Yıldız, soruşturma sürecinde yayımlanan pornografik haber içeriklerini, medyadaki editoryal denetimin çökmesi sonucu şekillenen haberciliği ve özellikle kadın gazetecilerin hedef haline getirilmesini tartışıyor. Programda gazetecilikteki etik çürüme, basın özgürlüğü ile kişilik hakları arasındaki denge ve adil yargılanma hakkı tüm boyutlarıyla değerlendiriliyor. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Neden bazı yerler, bazı sesler ve bazı görüntüler bize kendimizi evde hissettirir? Hiç konuşmadığımız bir yabancının varlığı bize nasıl güven verebilir? Bir zamanlar "ucube" denilerek protesto edilen bir demir yığını, nasıl olur da bir şehrin aşkla anılan sembolüne dönüşür? 111 Hz'in bu bölümünde; şehir plancısı Kevin Lynch'in zihinsel haritalarından yola çıkıyor, sevgiyle bağlandığımız eşyalar ve hiç tanımadan güvendiğimiz insanlar üzerinden "iz bırakma" kavramını inceliyoruz. Bu bölüm Bonus reklamı içermektedir. Türkiye'nin Lovemark'ları 2024 araştırması MediaCat önderliğinde Ipsos tarafından hayata geçirilmiştir. Araştırmada Bonus “En Sevilen Kredi Kartı” markası seçilmiştir. Araştırma 15-55 yaş aralığında, kadın-erkek oranı eşit, Türkiye temsili 2000 kişinin katılımıyla bilgisayar destekli telefon görüşmeleri tekniği (CATI) yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir.
Vakıf serisinin ikinci kitabı, toplam iki hikayeden oluşuyor. Birbirinden çok farklı olduklarından bugünün konusu ilki: General. "Son Romalı" lakaplı Bizans generali Belisarius'tan esinlenilmiş Bel Riose karakterini takip edeceğiz. Arada Asimov'a da yükleneceğim biraz. Bir sonraki bölümde de serinin kırılım noktası olan Katır hikayesini, tek parça halinde ele alacağız. Konular: 00:00 Bir dakikalık özet 02:18 Pastırma Yazı ve 3.yy Krizi 04:31 Belisarius 06:16 Bel Riose 08:33 Vakıf bir ütopya değil 10:41 Sesli ve görüntülü kitap fikri 11:44 Ve olaylar gelişir 13:15 Yazarın hatası: Sahne dışı ölüm 15:20 Neden zafer kaçınılmazdı 17:32 Kurgu tutarsızlığı: GoT laneti 19:27 Son söz Kaynaklar: Kitap: Foundation and Empire: The General April 1945, pages 6-61 (Dead Hand) Kitap: The Life of Belisarius (Video versiyonu) --- Bu bölüm reklam içermektedir