Village in Kuyavian-Pomeranian Voivodeship, Poland
POPULARITY
Hata yaptığımızda gerçekten öğreniyor muyuz? Yoksa sadece yanlış cevabı görüp doğru cevaba bakıyor ve hayatımıza devam mı ediyoruz?Reklam l Bu video ÜçDörtBeşAll Star hakkında reklamlarını içermektedir.ÜçDörtBeş All Star hakkında detaylı bilgi almak ve MERAK26 koduyla 5.000 TL indirimden yararlanmak için linke tıkla: https://www.ucdortbesallstar.com Satın Al butonuna bas ve indirim kodunu kullan.Bu bölümde beynimizin hatalardan nasıl öğrendiğine, neden bazı hataların bizi geliştirdiğine ve bazı hataların neden tekrar tekrar karşımıza çıktığına bakıyoruz.Avustralya'nın başkenti Sydney mi, Melbourne mü?Basit bir soruda yanıldığımızı fark ettiğimiz o an, aslında beynimiz için oldukça değerli olabilir. Çünkü bildiğimizden emin olduğumuz bir şeyin yanlış olduğunu fark etmek, öğrenme sürecinde güçlü bir etki yaratabiliyor.Peki sadece hata yapmak yeterli mi? Hayır.Bir hatanın öğrenmeye dönüşmesi için nerede hata yaptığımızı fark etmek, neden hata yaptığımızı anlamak ve aynı bilgiyi yeniden kullanabilmek gerekiyor.Bu bölümde ayrıca:• Aşırı düzeltme etkisi (Hypercorrection Effect)• Test etme etkisi ve aktif hatırlama• Neden tekrar tekrar okumak yerine kendimizi test etmenin daha etkili olabildiği• Beynin olumsuzluğa odaklanma eğilimi• “Siyah nokta” deneyi• Küçük bir hatanın bütün güne yayılması: Domino etkisi• Hataların kimliğimize dönüşmesi• Havacılık sektörünün hatalardan öğrenme sistemi• Sağlık sektöründe hataların raporlanması problemi• Hataları kişisel başarısızlık yerine sistem problemi olarak yeniden çerçevelemek• Hataların özgüven inşa etmedeki rolü• Super Mario'dan öğrenme ve oyun zihniyeti• Öz şefkat ve hata yapmaya izin vermek üzerine konuşuyoruz.Belki de hata yapmakla ilgili asıl soru şu:“Nasıl daha az hata yaparım?” değil, “Yaptığım hatayı bir sonraki sefer için nasıl bilgiye dönüştürürüm?”Çünkü yanlış yapmak öğrenmenin karşıtı değil. Doğru şekilde üzerine gittiğimizde, öğrenmenin başladığı yer olabilir.=============================IG: ➡︎ https://www.instagram.com/kupelicagri/ Tik Tok: ➡︎ https://www.tiktok.com/@cagrikupeli Linkedin: ➡︎ https://www.linkedin.com/in/cagrikupeli/ ===========================merak. listesi Podcast'ine abone olmak için tıkla:
Osmanlılar son asırlarında şimal üzerinde bir kuyruklu yıldız doğsa mutlak bizim başımıza düşer diye vehmedermiş. Belki aynı etki devam ettiğinden o günün sosyolojisinde ve o günün psikolojisinde yazılan İstiklal Marşımız dahi bu hale bir son vermek ister gibi “korkma” diye başlar. Sönmez diye devam eder. Lâ tahzen! Lâ tahzen, innallãhe me‘anâ. İnnallãhe me‘a's-sâbirîn…
Paraya, sahip olmaya ve vermeye neden bu kadar sıkı tutunuyoruz?Bu videoda cömertlik üzerine düşünmek istedim. Vermek gerçekten kaybetmek mi? Yoksa bazen elini açmak, sahip olduğun şeylerden çok daha fazlasını değiştirebilir mi?Hatim-i Tâî'nin hikâyesinden Budizm'deki dāna kavramına, kıtlık korkusundan “bende yeter var” hissine kadar uzanan bir yolculuk.Belki de mesele ne kadar sahip olduğumuz değil, ne kadarını rahatça akıtabildiğimizdir.Elini aç. Bak bakalım, ne kadarı gerçekten senindi?#para #cömertlik #felsefe #kişiselgelişim #budizm #maneviyat
Axess ile okula dönüş alışverişlerinde 3000 TL'ye varan chip-para fırsatı.Kampanya detayları için: https://www.axess.com.tr/axess/kampanyalar/okula-donus* bu bölüm Akbank hakkında reklam içerir.Eylül geldiğinde neden bir anda hayatımızı düzene sokmak istiyoruz?Tatil bitiyor, şehir yeniden hareketleniyor ve içimizden o tanıdık cümle geçiyor: “Tamam, artık hayatımı biraz düzene sokmam lazım.”Peki neden yeni bir başlangıç yapmak istediğimizde bazen önce yeni bir şey satın almak istiyoruz? Yeni bir defter, spor ayakkabısı ya da kıyafet… Belki de satın aldığımız şey bir nesne değil, olmak istediğimiz kişinin ihtimali.Bu bölümde Fresh Start Effect'i, Eylül'ün neden birçok insan için gizli bir yeni yıl gibi hissettirdiğini ve gerçek değişimin nerede başladığını konuşuyoruz.Belki yeni bir hayata değil, yeni bir harekete ihtiyacımız vardır.Bölüm Akışı:00:00 Giriş02:00 Yeni başlangıçlar04:10 Okulun başlaması05:30 Yeni bir ben, yeni bir kimlik07:00 Küçük bir deney12:40 Neden bu yeni değişim heyecanı kısa sürüyor?10:55 Kampanya detayları için: https://www.axess.com.tr/axess/kampanyalar/okula-donus15:20 “Eğer... sonra....” yöntemi17:40 3 Önemli soru#eylül #startfresheffect #alışkanlık #eylülhüznü
Dağlara tırmanmak şahanedir biliyorum, zirveye çıkmak da keyiflidir muhakkak ama hayat çoğunlukla düz sıkıcı patika bir yol. Çoğu zaman büyük ve özel şeyler olmuyor, bunları bekleyerek hayat da geçmiyor. Bir öğle vakti sevdiğiniz biriyle telefonda konuşmak, birinin şakasına gülmek, sakin bir akşam yemeği yemek, rastgele bir salı günü sevdiğiniz hiç kimsenin ölmemesi, hepsi bu patika yol üzerinde duruyor.
Kaos başladığında yeni bir karakter inşa edemezsin; yalnızca bugüne kadar oluşturduğun karakter ortaya çıkar.Bu videoda Dōgen'in Zen mutfağından Aristoteles'in “Arete” kavramına, Stoacıların zihinsel hazırlığından Carl Jung'un gölge çalışmasına kadar uzanan ortak bir düşünceyi inceliyoruz: Hayat, büyük kararlarla değil; kimse görmezken tekrarladığımız küçük davranışlarla şekillenir.Neden profesyonel aşçılar servisten önce “mise en place” yapar?Zen rahipleri neden her sabah avluyu süpürür?Pilotlar neden binlerce saatlik deneyimlerine rağmen kontrol listesi kullanır?Ve biz neden ne yapmamız gerektiğini bildiğimiz hâlde sürekli erteleriz?Belki de sorun motivasyon eksikliği değildir. Belki kaçtığımız düzen, aslında yüzleşmek istemediğimiz bir kimliğe açılan kapıdır.Bu videonun sonunda kendine şu soruyu sor:“Hayatımda sürekli ertelediğim şey gerçekten zor olduğu için mi, yoksa onu yaparsam artık eski kimliğime tutunamayacağım için mi?”Yorumlarda hayatına eklemek istediğin tek bir küçük ritüeli paylaşabilirsin.#KişiselGelişim #CarlJung #ShadowWork #Zen #Disiplin #Alışkanlıklar #Felsefe #Stoacılık #Dogen
Sabah olmuş. Her tarafım tutulmuş. Oturduğum yerde külçe gibi yığılıp kalmışım. Vera yok. Belki gelir diye ümit etmiştim. Yaşlandıkça insanların huyu suyu değişiyor diyorlar. Bir arkadaşına gitti, sonra gelir diye düşündüm. “Evim evim güzel evim” diye döner ümidi ile uyumuşum. Her seyahat dönüşü anahtarı çevirirken daha kapı açılmadan “Evim evim güzel evim” derdi Vera.
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com*Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir. *Büyümek sadece yaş almak değilmiş. Kendi kararlarının sorumluluğunu almak, bazı insanları uğurlamak, herkese kendini açıklamaktan vazgeçmek, hata yapmaya izin vermek ve en önemlisi, hayat ne getirirse getirsin kendinin yanında kalmayı öğrenmekmiş.Bu bölümde, 20'lerimden 30'ların ortasına gelirken hayatın bana öğrettiklerini ve geriye dönüp baktığımda artık farklı gördüğüm şeyleri anlatıyorum.Belki senin de büyüdükçe fark ettiğin şeyler vardır.
İnsanlar dağa sadece zirveye ulaşmak için çıkmıyor.Ben de bu yolculuğa fiziksel bir meydan okuma sanarak başladım. Ama Agung'da fark ettim ki en zor mücadele dağla değil, kendi zihnimleydi.Bu videoda bir tırmanış hikâyesinden çok daha fazlasını anlatıyorum:Korku neden hiç kaybolmuyor?Cesaret gerçekten öğrenilen bir şey mi?Konfor alanı bizi gerçekten koruyor mu?Dağlar neden insana ayna oluyor?Belki de hayat, zirveye ulaşmaktan çok, her seferinde bir sonraki adımı atabilmektir.Eğer psikoloji, felsefe, kişisel gelişim ve insan zihni üzerine içerikleri seviyorsanız kanala abone olmayı unutmayın.
Belki de en sık duyduğumuz eleştirilerden biri, anlaşılır olmama.
Off Campus projesindeki yapımcılık sürecimden ve bu süreçte edindiğim deneyimlerden kısaca bahsettiğim bu bölüm, aslında beni Off Campus'tan tanıyanların zaman içinde sorduğu sorulara toplu bir cevap verme isteğinden doğdu.Film sektöründe yapımcılık nasıl bir süreç?Bir projeyi hayata geçirirken neler öğreniyorsun?Kariyer yolculuğunda doğru kararları nasıl veriyorsun?Başarı, fırsat, cesaret, başarısızlık ve kendine inanmak gerçekten ne anlama geliyor?Bu bölümde yalnızca film sektörünü ya da kendi deneyimlerimi anlatmak istemedim. Çünkü bu soruların altında, aslında hepimizin hayatının bir döneminde kendimize sorduğu çok daha büyük sorular var.Bu yüzden konuştuğumuz konuların, film sektöründe kariyer yapmak isteyenlerin ötesinde, kendi yolunu çizmeye, risk almaya, başarısızlıklardan öğrenmeye ve hayata farklı bir açıdan bakmaya çalışan herkes için anlamlı olacağına inanıyorum.Belki bu bölümde bir sorunuzun cevabını bulacaksınız.Belki de hiç kendinize sormadığınız bir soruyu sormaya başlayacaksınız.Çünkü bazen hayatımızı değiştiren şey, cevaptan çok, doğru sorudur
0 yıl önceki kendine yalnızca 60 saniyeliğine ulaşabilseydin, ona ne söylerdin? Instagram'da karşıma çıkan bir soru beni zamanın içinde uzun bir yolculuğa çıkardı. Geçmişteki sen, bugünkü sen, gelecekteki sen… Gerçekten birbirinden bu kadar ayrı mısın? Yoksa zaman, sandığın kadar doğrusal değil mi? Bazen yıllar önce yaşadığın bir şeyin anlamını bugün çözüyorsun. Bazen de henüz olmadığın bir yerden, bugünkü haline görünmez bir yardım eli uzanıyor.Ben kendi hayatımda bunun öyle çarpıcı bir karşılığını yaşadım ki, bugün geriye dönüp baktığımda yaşadığım şeyin ne anlattığını çok daha net görebiliyorum. Üstelik geride yalnızca bir hikâye değil, yıllarca süren fiziksel bir sonuç bırakan bir deneyimden bahsediyorum. Bu bölümde zamanın lineer olup olmadığını, tekâmül yolculuğunda geçmiş ve gelecekteki hallerinle bağını ve bazen Yaradan'ın elinin sana yine senden nasıl uzanabildiğini konuşuyorum.Belki de geçmiş, olup bitmiş ve geride kalmış bir yer değildir. Belki zamanın hangi noktasında olursan ol, kendine ulaşmanın bir yolu vardır. Haydi gel uzun uzun anlattım.Support the showarkafonhikayeleri.podcast@gmail.com https://instagram.com/arkafonhikayeleri?utm_source=qrYouTube: https://www.youtube.com/channel/UC11V-FdnYq0_yqCP5BUayrg
Bu bölümde, Sam Altman'ın yalnızca bir hafta içinde değişen yapay zekâ söylemini inceliyoruz. "Tekillik çağına girdik" mesajından "Belki de yavaşlamalıyız" noktasına uzanan bu değişim, gerçekten teknolojik bir dönüşümü mü gösteriyor, yoksa rekabet ve yatırım savaşlarının bir parçası mı? Yapay zekâ dünyasının en büyük tartışmalarından birini birlikte analiz ediyoruz. (00:00) Açılış Sam Altman neden fikrini değiştirdi (00:40) Tekillik nedir (01:40) 2015'teki akşam yemeği ve tekillik şakası (02:45) Sam Altman'ın yıllar içindeki söylemleri (04:00) The Gentle Singularity yazısı (05:25) Neden şimdi bu kadar iddialı konuşuyor (06:20) Bir hafta sonra gelen geri adım (07:15) Dario Amodei ve güvenlik uyarıları (08:20) CEO'ların değişen söylemleri (09:10) Yatırım yarışı ve rekabet (10:00) Dario Amodei'nin imzaladığı dilekçe (10:28) Altman neden devlet düzenlemesine karşı (10:55) CEO'ları zaman çizelgesiyle değerlendirmek (11:25) Tekillik söylemi kime hizmet ediyor (11:55) Tekillik ve yatırım toplama stratejisi (12:35) Büyük iddiaları nasıl okumalıyız (13:05) Bu tartışmada tarafsız kimse yok (13:38) Test edilebilir tahminler ve belirsiz söylemler (14:10) 2030 tahminleri ne kadar gerçekçi (14:45) Şakadan CEO söylemine dönüşen tekillik (15:10) Bir haftada değişen söylemler güven verir mi (15:45) Sen hangi taraftasın (16:05) Kapanış Sosyal Medya takibi yaptın mı? X – Instagram – Linkedin – Youtube – Goodreads Bülten – E-Posta – Bu çalışmaları ve emeklerimi desteklemek için Patreon ve Buy Me A Coffee hesabımız Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
"Neden Sürekli Aynı Sorunları Yaşıyorum?” Hayatında neden aynı sorunları tekrar tekrar yaşadığını hiç düşündün mü? İnsan bazen kaderinin değişmediğini sanır. Oysa çoğu zaman tekrar eden hayat değildir, kendimizde görmediğimiz taraftır. Bu bölümde; öz farkındalık, kendini tanımak, tekrar eden ilişki döngüleri, iç huzur ve kadim irfanın insanın kendine bakışı üzerine konuşuyoruz. Belki de en uzun yolculuk başkasına değil; kendi kalbine doğru olandır.Yeni bölüm yayında, keyifli dinlemeler.Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/hasan-basri-budak-ile-kendine-gel--5728974/support.
Finanse Bardzo Osobiste: oszczędzanie | inwestowanie | pieniądze | dobre życie
‘Sadece Yürürken Olan Şeyler' podcast serisinde yürümek kavramının evrimsel, biyolojik ve en önemlisi zihinsel anlamını irdelerken bir yol hikayesi de oluşuyor yavaş yavaş. Bu akışın merkezi insan. ‘İnsan Olmak' kavramının temellerini eşeliyorum, yürüdüğümüz için insan olmaya başladığımızı ve modern insan olmak için yürümekte evrimleştiğimizi düşünüyorum. Postürümüzün gelişmesi, omurların dikleşmesi, bacakların uzaması evrim sürecinde bizim zihinsel gelişimimizle paralel ilerledi. Gülmeye, sonra konuşmaya ve en son yazmaya başlayana kadar her şey yolundaymış. Belki telepati ile daha derin ve saf bir iletişime doğru evrim sürecini devam ettirecekken tanımlanamayan bir homo sapiens mağara duvarına bir çizik atmak istemiş ve yazma serüveni başlamış. Her şey ondan sonra hızlı ve karışık ilerliyor.İlkel muhasebe, şikayetler, gezi güncesi, tarih notları, olanı biteni not alarak gelmişiz bugüne. Arada tunç çağı, demir derken, orta çağ felaket, yakın çağda modernleşeceğiz inadı, ihtilaller, Ford, kapitalizm, Hitler, atom bombası, savaşlar, petrol, pandemi, Trump.Hadi yürüyelim!Referanslar ve Okumalar:Okuma – Yazma Araştırma Notları:https://www.cell.com/iscience/fulltext/S2589-0042(25)01549-4Okuma Alışkanlıkları Üzerine: https://www.theatlantic.com/magazine/2026/08/reading-crisis-postliterate-age/687618/Kitap: The Collapse of Complex Societies, Joseph A. TainterYayın: Culture and Social Change, Selected Papers, William F. OgburnGuinness Reklam Filmi: https://youtu.be/qINiB3ndGmU?si=XAx2b1S7o4txyw3kKitap: How Everything Can Collapse: A Manual for Our Times, Pablo Servigne and Raphael Stevens Yeni seri #SadeceYürürkenOlanŞeyler dinliyorsunuz ❤️
Emek hırsızları izleniyor diye haklılar mı? Yaptıkları söylendiğinde neden mağdur oluyorlar?Bugün sosyal medyada tuhaf bir denklem kurduk.❌Çok izlenmek = haklı olmak.❌Çok takip edilmek = güvenilir olmak.❌Çok paylaşılmak = üretmiş olmak.Oysa bunlar aynı şey değil.
"Beklentilerinden Kurtul Hayatın Değişsin" İnsan bazen birine değil, ondan beklediği şeye kırılır.Bu bölümde beklentilerin neden hayal kırıklığına dönüştüğünü, insanları olduğu gibi görmekle zihnimizde kurduğumuz insanı sevmek arasındaki farkı konuşuyoruz.Belki de hayatı değiştiren şey, insanları değiştirmek değil, beklentinin yerini değiştirmektir.Keyifle dinlemeler.Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/hasan-basri-budak-ile-kendine-gel--5728974/support.
I- Kime anlatsam. Vera olmaz. Vera olmaz. Belki o benim karım Vera değil. Neydi o romanın adı? Bilmem ne kadınları. Yerin adını hatırlayabilsem. Vera'ya sorarım. O bana hemen bulur. Ne diyorum ben ya. Ben iyiden iyiye karıma bağımlı hale gelmişim.
Bu bölümde Amsterdam'ın sokaklarında yürürken bende uyanan düşünceleri paylaşıyorum. Kendime şu soruları sordum: Ne zaman yavaşlamam gerekiyor? Neden bazen geri çekilmek aslında ilerlemenin bir parçası olabiliyor? Üretirken kendimi kaybetmeden dinlenmeyi, nefes almayı ve yeniden başlamayı öğrenebilir miyim?Belki de bu yolculuk bana, hayatın en önemli duraklarından birinin dengelenmek olduğunu hatırlattı.
“Körükçü” demiş buna Şeyh Ebu Medyen diyor. Dinliyorum. Daha doğrusu dinlemiyorum. Bir tür yorgunluğun ve bir çeşit terin içinde uzun sayılabilecek sefil hayatımı düşünerek ağlamakla ağlamamak, gülmekle gülmemek, olmakla olmamak, ölmekle ölmemek arasındaki farkları düşünüyorum. Bir kopuş hali mi? Belki. Bunun üzerine düşündüğünde “kopuş” yaşıyor olamazsın fakat. Bunu bilecek kadar bağlıyım ama nasıl derler, bağlantı zayıf o esnada.
Hayatının bir döneminde mutlaka şu soruyu kendine sormuşsundur:“Neden hep aynı şeyler benim başıma geliyor?”Belki ilişkilerinde...Belki iş hayatında...Belki maddi konularda...Belki de dostluklarında...
Bu yıl doğum günüm için farklı bir şey yapmak istedim.Kimseye tek tek mesaj atmadım.Arkadaşlarımı özel olarak davet etmedim.Sadece Instagram'da bir reels paylaştım ve "Gelmek isteyen gelsin." dedim. (100 binden fazla izlendi şaşırttı) Sonra 25 Haziran'da Caddebostan Sahili'ne gidip beklemeye başladım.İlk başta tek başımaydım. Bir süre "Acaba kimse gelmeyecek mi?" diye düşündüm.Sonra bir kişi geldi.Ardından bir kişi daha...Ve gün batımına doğru hiç beklemediğim kadar güzel bir akşam ortaya çıktı.Bu vlog, sadece bir doğum günü kutlaması değil; insanlara güvenmek, bir topluluk kurmak ve bazen ilk adımı atmanın nasıl hissettirdiği üzerine küçük bir deney aslında.Gelen, mesaj atan, iyi dileklerini paylaşan herkese yeniden teşekkür ederim.Belki bundan sonra her yıl gün batımında buluşuruz.
“Yine mi savaş?” diyeceksiniz. Belki savaş, belki güç mücadelesi. ABD ve İran anlaşsa da dosya henüz kapanmış değil. 60 günlük nükleer müzakere kapısı aralandı. Ama Lübnan hala kanıyor. İran'da amacına ulaşamayan Tel Aviv yönetimi, caydırıcılık inşası için bilhassa Türkiye'yi ilgilendiren dosyalarda provokasyona yönelebilir. Bunun karşısında, İsrail'in alanını daraltacak bazı adımlar gelmelidir. “Her şey bitti” demek için erken. Fırsatlar ve tehditleri analiz etmek gerekir.
Prywatna emerytura a podatki — co warto wiedzieć, zanim zaczniesz oszczędzać?Cześć, tu Marcin Kowalik, ubezpieczenia po ludzku. Dziś temat, który dotyczy każdego kto prowadzi działalność gospodarczą lub pracuje na kontrakcie B2B — prywatna emerytura i ulgi podatkowe, które możesz wykorzystać już teraz.Zacznijmy od podstaw. W Polsce masz dwa główne narzędzia do prywatnego oszczędzania na emeryturę z ulgą podatkową. IKE i IKZE. Brzmią podobnie, działają zupełnie inaczej.IKE — Indywidualne Konto Emerytalne.Wpłacasz pieniądze, inwestujesz je, a gdy wypłacisz po sześćdziesiątce — nie płacisz podatku Belki. To dziewiętnaście procent od zysku, które normalnie znika przy każdej sprzedaży funduszu czy akcji. Przy długoterminowym oszczędzaniu ta różnica robi się bardzo duża.Limit wpłat na IKE to w tym roku około dwudziestu sześciu tysięcy złotych. Nie musisz wpłacać tyle co roku — możesz wpłacić mniej, możesz pominąć rok. Nie ma obowiązku regularności.IKZE — Indywidualne Konto Zabezpieczenia Emerytalnego.Tu działa odwrotna logika. Wpłaty odliczasz od podstawy opodatkowania w tym samym roku. Już teraz, w tym roku, płacisz mniejszy podatek.Dla przedsiębiorcy na podatku liniowym dziewiętnaście procent — przy maksymalnej wpłacie to blisko tysiąc pięćset złotych zwrotu rocznie. Realnej gotówki z powrotem w kieszeni.Przy wypłacie po sześćdziesiątce płacisz zryczałtowany podatek dziesięć procent. Znacznie mniej niż standardowa stawka PIT.Które rozwiązanie wybrać?W mojej praktyce IKZE częściej wybierają przedsiębiorcy i osoby na B2B, które chcą obniżyć podatek już w bieżącym roku. IKE lepiej sprawdza się jako długoterminowe narzędzie budowania kapitału.Dobra wiadomość: możesz mieć oba. I to często najrozsądniejsze wyjście. Maksymalne wykorzystanie obu limitów rocznie to jeden z najprostszych legalnych sposobów na obniżenie podatku dla przedsiębiorcy.Jest jeszcze trzecia warstwa — polisa emerytalna.Jeśli zależy Ci nie tylko na zgromadzeniu kapitału, ale na gwarantowanej wypłacie przez określony czas — polisa emerytalna ma inne parametry ryzyka niż fundusze inwestycyjne. Dla części klientów ta przewidywalność jest ważniejsza niż potencjalnie wyższy zysk.Jeśli chcesz wiedzieć, które rozwiązanie najlepiej pasuje do Twojej sytuacji podatkowej i dochodowej, wejdź na ubezpieczeniapoludzku.pl i wypełnij formularz. Omówimy opcje i dobierzemy produkt konkretnie pod Ciebie.Link do formularza na ubezpieczeniapoludzku.plNazywam się Marcin Kowalik. Pomagam dobrać i zawrzeć ubezpieczenie od utraty dochodu, ubezpieczenie na życie i polisy emerytalne na ubezpieczeniapoludzku.pl. Jestem autorem książki Jak sprzedawać ubezpieczenia — sto historii agentów ubezpieczeniowych, twórcą społeczności mistrzowie.online dla właścicieli multiagencji oraz autorem podcastów Ubezpieczenia po ludzku, Praca w ubezpieczeniach i Marketing i sprzedaż dla agenta ubezpieczeniowego.Do usłyszenia.O mnie - nazywam się Marcin Kowalik – Pomagam dobrać i zawrzeć ubezpieczenie od utraty dochodu, ubezpieczenie na życie czy polisy emerytalne na ubezpieczeniapoludzku.pl. Współpracuję z wieloma towarzystwami. Jestem praktykiem pozyskiwania leadów ubezpieczeniowych, twórcą rankingów i porównań ubezpieczeń na życie, ubezpieczeń od utraty dochodu, założycielem społeczności mistrzowie.online, autorem książki „Jak sprzedawać ubezpieczenia. 100 historii agentów ubezpieczeniowych" (dostępne na marcinkowalik.online), ekspertem łączącym pracodawców ubezpieczeniowych z osobami szukającymi pracy w ubezpieczeniach przez portal insurjobs.pl, autorem podcastów „Ubezpieczenia po ludzku", „Praca w ubezpieczeniach", „Marketing i sprzedaż dla agenta ubezpieczeniowego", autorem tekstów w Gazecie Ubezpieczeniowej.
Belki çoğumuz farkında bile değiliz ama kendimiz için sürekli planlar yapıyoruz, hedefler koyuyoruz. Büyük hedefler değil burada sözünü ettiğim (onlar da ayrı mesele), daha sıradan, daha gündelik şeyler…
İnsan gerçekten neden sevgiden korkar?Neden yakınlık isterken aynı anda geri çekiliriz?Neden bazı insanlar sevilmek ister ama sevgi karşısında savunmaya geçer?Bu videoda sevgi korkusunu; çocukluk yaraları, görünür olma korkusu, yakınlık, şefkat, kontrol ihtiyacı ve duygusal savunmalar üzerinden konuşuyoruz. Osho'nun şefkat anlayışından, Buddha'nın yumuşaklığından ve ölüm döşeğindeki insanların en büyük pişmanlıklarından bahsediyoruz.Belki de çoğu insan sevgisiz değil… sadece yaralıdır.
Karacaoğlan'ı evliya mertebesinde gören amcam, onun, “Gezer iken sürüsüne rastladım/ Durmuş sohbet eder beşi güzelin/ Belki bir tanenin misli bulunmaz/ Yüzü çifte benli başı güzelin” mısralarını okudu ve bana bu güzellerin kim olduğunu sordu. Ne bileyim, dedim, Karacaoğlan'ın Eşe'si var, Döndü'sü var, Döne'si var, Elif'i var, Hatçe'si var, adını zikretmedikleri var; var oğlu var. Sen bilmiyorsun dedi amcam, o güzeller, Hazreti Ömer, Hazreti Ebu Bekir, Hazreti Osman, Hazreti Ali'dir. İçlerinde “misli bulunmayan” ise Peygamber Efendimizdir.
Kurumsal hayatta neden kimse birbirine güvenmiyor? Neden şirketlerde bilgi saklanıyor, insanlar değerli hissetmiyor ve aynı dili konuşsalar bile birbirlerini anlamıyorlar?Bize anonim olarak hikaye yollamak için: https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSdt-VVZvCipuZWmwIOrCCHMh307dGf74zoKHMjPQ1L8axbVGw/viewform?usp=dialog Bu bölümde @onuruguru ile birlikte:kurum kültürü, plaza dili, toksik rekabet, aidiyet eksikliği, bilgi saklama davranışı, eğitimlerin neden işe yaramadığı ve şirketlerdeki görünmeyen iletişim problemleri üzerine konuştuk.Ayrıca Güney Kore Havayolları örneği üzerinden, “dilin” bir şirketin kaderini nasıl değiştirebildiğini tartıştık.Belki de sorun iletişim değildir. Belki sorun, insanların kendini güvende hissetmediği bir sistemdir.Yorumlarda kendi yaşadığınız kurumsal hikâyeleri paylaşabilirsiniz. Bir sonraki bölümlerde anonim şekilde bu vakaları konuşacağız.Bölüm Akışı:(00:30) Kurum Dili ve Edebiyatı(02:30) Kurumların lehçeleri(05:00) Kızıl Kraliçe etkisi(07:30) Ctrl+P kısayolunu bile saklayan çalışan(10:20) Çalışanlar kendisini değerli görmüyor(14:00) Mike Tyson örneği: teori vs gerçek hayat(15:00) Tekrarın gücü(19:00) NASA'daki temizlik görevlisi örneği(22:00) Güney Kore Hava Yolları kurum kültürü dönüşümü#BunuMBAdeAnlatmazlar #KurumKültürü #PlazaHayatı #İşHayatı #Psikoloji #KurumsalHayat
İyileşmek istiyorsun… ama…Bu bölümde biraz dürüst oluyoruz. Çünkü çoğumuz bir yandan özgürce yemek, kafamızın içindeki o sesi susturmak, daha enerjik ve rahat hissetmek isterken… diğer yandan kontrolü bırakmak, kilo almak ya da “güvenli alanımızdan” çıkmak istemiyoruz.Yani aslında aynı anda iki zıt şeyi istiyoruz.Bu bölümde:– İyileşmeden beklediğimiz o “sihirli” senaryoyu– Gerçek iyileşmenin neden çoğu zaman daha zor ve kaotik hissettirdiğini– Daha fazla yemeye başladığında neden her şeyin bir süre daha kötüleşebildiğini– Ve neden “biraz iyileşip biraz yeme bozukluğunu tutmak” diye bir ara yol olmadığını konuşuyoruz.Eğer sen de “Ben iyileşmek istiyorum ama…” diye başlayan cümleler kuruyorsan, bu bölüm tam sana göre.Belki de soru şu:Gerçekten iyileşmek mi istiyorsun… yoksa yeme bozukluğunun daha konforlu bir versiyonunu mu?
Zayıf olmak istemeyi biz mi seçtik… yoksa öğrendik mi?Bu bölümde çizgi filmlerden sosyal medyaya kadar gelen o sinsi mesajları konuşuyoruz.Kilofobi, beden algısı ve bedenimizle aramıza giren şeyler…Belki de mesele yemek değil.Belki de mesele… bize sinsi sinsi anlatılan hikaye.
Artık hiçbirimiz eskisi kadar okuyamıyoruz. Ve suçlu belli; ekranlar. Peki bu tanı tamamen doğru mu? Bu bölümde, Avustralyalı kütüphaneci Carlo Iacono'nun makalesinden yola çıkarak okuma ve dikkat krizinin gerçek yüzüne bakıyoruz. İnsanlar her çağda o dönemin yeniliklerinden korkuyordu. Belki de bizim yapmamız gereken ekranları suçlamanın ötesine geçip daha farklı bir perspektif bulmamızdır.Bu bölümde şunları konuşuyoruz: Dikkat krizinin ardındaki gerçek mekanizma nedir? Okuryazarlık neden bir beceri değil, bir habitat meselesidir? Odaklanamıyorum diye kendinizi suçluyorsanız, bu bölüm tam size göre. Şimdiden keyifli dinlemeler :)Kitap kulübüne katıl:https://www.shopier.com/32954138Podcast danışmanlığı:https://www.shopier.com/genelsesler/32981019İlham Postası bültenine ücretsiz kayıt ol: https://open.substack.com/pub/genelsesler?r=jttw9&utm_medium=iosBeni Instagramdan takip edin: https://www.instagram.com/genelseslerpodcast/Bana yazın: info@genelsesler.com
54 yıl sonra NASA'nın ilk insanlı Ay görevi olan Artemis II misyonu kapsamında dört astronotu taşıyan Orion uzay aracı yörüngeye yerleşti. Macron, Trump'ı çelişkili mesajlar vermekle suçladı ve “Belki de her gün konuşmamalısınız” dedi.Bu bölüm Akra Hotels hakkında reklam içermektedir. Akra Hotels'in Ege'deki ilk oteli Akra Didim, sade tasarımı ve sakin atmosferiyle Didim'de kapılarını açtı. Ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Herkesin hayatında “keşke o yaşta kalsaydım” dediği bir dönem vardır… Peki gerçekten en güzel yaş hangisi? Bu bölümde çocukluktan başlayıp 60 ve sonrasına kadar tüm yaşları tek tek konuşuyoruz. Hangi yaşta neyi yaşadık, neyi kaçırdık, neleri büyüttük? Ve en önemlisi: Bundan sonra bizi ne bekliyor? Belki de en güzel yaş tam da içinde olduğumuz yaştır… Show Notes Sponsor Find your ideal Turkish teacher on italki: https://go.italki.com/turkish3 Use the code TURKISH3 for 5€ off on your first lesson (of at least 10€) Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Transcript Intro Emin: [0:15] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin, bugünkü bölümümüzde Ömer'le beraberiz. Nasılsın Ömer? Ömer: [0:24] Teşekkür ederim Emin, iyiyim. Sen nasılsın? Emin: [0:26] Ben de iyiyim. Koca bir ramazan ayını ve Ramazan Bayramı'nı geride bıraktık. Düşüncelerin neler? Ömer: [0:34] Düşüncelerim neler? Güzel. Bayramı da atlattık dediğin gibi. Ziyaretlerimizi yaptık. Güzel. Yani yetti ramazan otuz gün. Yetiyor insana. Emin: [0:43] Ramazan kırk beş gün olsa fazla olurmuş değil mi? Ömer: [0:45] Ramazan kırk beş gün olsa oldukça fazla olurmuş. Emin: [0:50] Teşekkürler Rabb'im. En güzel yaş kaç? Emin: [0:53] Evet, biliyorsun 30 oldum artık. Sen de 29'un sonlarındasın artık. İkimiz de 30'uz diyebiliriz bence. Ömer: [1:01] Evet. Emin: [1:02] Biraz da burada artık 30 yıllık hayatımızda değerlendireceğimiz bir konu olacak Ömer'le beraber: En güzel yaş. Bunu kararlaştıracağız Ömer'le beraber bugün. Ömer: [1:11] Evet, umuyorum ki daha deneyimleyeceğimiz yaş sayısı deneyimlediğimizden fazladır. Emin: [1:18] Evet, sağlıkla diyelim. O da önemli. Ömer: [1:22] Amin, amin, aynen öyle. Emin: [1:24] Evet, tabii ki şu ana kadar değerlendirebileceğimiz yaş sayısı bizim 30 adet. Hatta ilk üçünü saymazsak hatırlamadığımız için... 27 adet yaş deneyimleyeceğiz. Diğer yaşları birazcık daha tabii ki tahmin etmek zorundayız. Evet, şu zamana kadarki hayatında diyelim o zaman Ömer, en güzel yaşın hangisiydi? Ömer: [1:43] Ooo... Yani direkt böyle zor oldu. En güzel yaşım hangisiydi? Herhâlde üniversite zamanlarım. Yani böyle bir 19-20-21 yaşlar falan... Oralar güzeldi sanki. Emin: [1:56] Evet. Ömer: [1:57] Ama tabii geniş geniş konuşacağız. Çok dezavantajı da var bazı açılardan. İnsan yaş aldıkça görüyor bunları. Ama hani genel verdiği hissiyat bakımından güzeldi. Senin? Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
Bedenimizi Beğenmeden İyileşmek Mümkün Mü?Yeme bozukluklarıyla mücadele eden birçok kişi şunu düşünür:“Önce bedenimi sevmem lazım, sonra iyileşebilirim.”Peki gerçekten öyle mi?Bu bölümde güzellik algısının tarih boyunca nasıl değiştiğini, yeme bozukluklarıyla birlikte sık görülen body dysmorphia'yı ve bedenimizden memnun olmasak bile iyileşmenin mümkün olup olmadığını konuşuyoruz.Belki de iyileşmenin yolu bedenimizi sevmeye çalışmaktan değil…bedenimizi hayatımızın merkezinden indirmekten geçiyordur.Body focus'tan life focus'a geçmek mümkün mü?Hayatımız bedenimizin etrafında dönmese nasıl bir hayat yaşardık?Bu bölümde tam da bunu keşfediyoruz. Sevgiler, İrem
Bu meditasyon, hayatınızın bir sonraki aşamasına karar vermeniz ve size huzur ve tatmin getirecek bir yöne ilerlemenize yardımcı olmak için tasarlanmıştır. Belki de şu anda hayatınızda biraz sıkışmış hissediyorsunuz ya da bir ikilemle başa çıkmakta zorlanıyorsunuz. Bu meditasyonun sonunda, bir sonraki adımda ne yapmanız gerektiği konusunda daha net bir cevaba sahip olacaksınız. Umarım işinize yarar
Reklamlarınız çalışıyor gibi görünüyor ama dönüşümler düşüyor mu?CTR fena değil ama satışlar yavaşladı mı?Sepete ekleme var ama satın alma gecikiyor mu?Belki sorun kampanya değil.Belki sorun bağlam.Bu bölümde Ortadoğu'daki savaş ortamının dijital pazarlamaya etkisini konuşuyoruz. Çünkü savaş sadece sınırları etkilemez. Savaş, tüketici psikolojisini etkiler. Psikoloji değiştiğinde satın alma davranışı değişir. Satın alma davranışı değiştiğinde ise reklam performansı sessizce aşınır.Bu bölümde şunları ele alıyoruz:Tüketici psikolojisi kriz dönemlerinde nasıl değişir?Impuls alışveriş neden azalır?Riskten kaçınma davranışı dönüşüm oranlarını nasıl etkiler?CPM, CTR ve ROAS neden dalgalanabilir?Soğuk kitle neden zayıflar, retargeting neden güçlenir?Ayrıca tarihten gerçek örnekler inceliyoruz.Körfez Savaşı döneminde otomotiv markaları neden indirim yerine finansal güvence mesajı verdi?Irak Savaşı sırasında Walmart neden reklamı kesmedi ve nasıl pazar payı kazandı?Rusya–Ukrayna savaşı sonrasında markalar iletişim tonunu nasıl değiştirdi?2. Dünya Savaşı'nda Coca-Cola neden moral ve birlik mesajıyla konumlandı?Kriz dönemlerinde iki tip marka vardır:Panikleyen marka ve stratejik düşünen marka.Bu bölümde şunu net şekilde konuşuyoruz:Reklamı kesmek çözüm mü?Bütçeyi azaltmak mı gerekir?Yoksa mesajı değiştirmek mi?Çünkü bu dönem acquisition değil, retention dönemidir.Yeni müşteri kovalamaktan çok mevcut müşteriyi elde tutmak önem kazanır.Agresif satış dili yerine empati, güven ve şeffaflık dili çalışır.Türkiye perspektifini de ele alıyoruz.Jeopolitik risk, döviz dalgalanması, lojistik maliyetleri ve marj erimesi…ROAS'ın tek başına yeterli olmadığı dönemler neden başlar?Net kâr takibi neden daha kritik hale gelir?Bu bölüm özellikle şunu anlamanızı sağlayacak:Reklam performansındaki düşüş her zaman teknik bir problem değildir.Bazen problem psikolojiktir.Ve pazarlama, bağlamı okumaktır.Eğer markanızı kriz dönemlerinde nasıl konumlandırmanız gerektiğini merak ediyorsanız, bu bölümü mutlaka dinleyin.Çünkü kriz kötü pazarlamacıyı bitirir.İyi pazarlamacıyı büyütür.Podcastimle ilgili öneri ve iş birlikleri için faruk@joykek.com adresinden ya da Instagram'da @frktprk üzerinden bana ulaşabilirsiniz.00:00 - 02:35 Ortadoğu Krizi ve Tarihsel Örnekler02:35 - 03:45 Savaşın Tüketici Psikolojisine Etkisi03:45 - 06:30 Impuls Alışveriş Nedir ve Neden Azalır?06:30 - 07:50 Reklam Performansı Neden Dalgalanır?07:50 - 09:20 Reklamları Durdurmalı mıyız?09:20 - 10:30 Mesaj Dili Nasıl Değişmeli?12:15 - 14:09 Büyük Hata ve Stratejik Sonuç
Belki de ihtiyacın olan biraz sadeleşmek...
Dünyayı kendi irademizle mi şekillendiriyoruz, yoksa önceden yazılmış bir senaryonun figüranları mıyız? Modern bilim ve felsefenin en kadim tartışması olan "Özgür İrade", bugün nörobilimin laboratuvarlarından felsefenin derin koridorlarına kadar her yerde yeniden masaya yatırılıyor. Bu bölümde, New York Üniversitesi'nin (NYU) iki değerli ismi Prof. Dr. Selçuk Şirin ve Prof. Dr. Tülin Erdem, insan olmanın en temel sorusunu tartışıyor: Gerçekten özgür müyüz? Deterministler, her düşüncemizin ve kararımızın neden sonuç zincirinin kaçınılmaz bir halkası olduğunu savunuyor. Libertaryenler ise insanın, tüm biyolojik ve çevresel koşullara rağmen gerçekten “başka türlü yapabilme” kapasitesine sahip olduğunu iddia ediyor. İki uç arasında ise uyumcular var: Belki de özgür irade, determinizmle çelişmek zorunda değildir. Peki bilim bu tartışmada nerede duruyor? Eğer seçimlerimiz genetik mirasımız, yetiştirilme tarzımız ve beyin kimyamızın bir sonucuysa, "ben" dediğimiz şey nerede başlıyor? Kendi hayatımızın mimarı mıyız, yoksa biyolojik bir makinenin operatörü mü? Zihninizin sınırlarını zorlayacak, bildiğiniz her şeyi sorgulatacak bir beyin fırtınasına davetlisiniz.
Bazen en dibe vurduğumuzda, bir savaşçı beliriyor içimizde belli belirsiz. Belki ufacık bir umut kırıntısı. Belki bir şeylerin düzelebileceğine dair silik bir inanç. Belki hayatına anlam veren küçücük bir şey… Belki de başka bir şansın olmadığını fark edip “ayağa kalkmam gerekiyor” demek. Bugün bu Psikopatika bölümümüzde o ayakta kalma hâlimiz hakkında konuşacağım. Tüm bölümler ve daha fazlası için podbeemedia.com'u ziyaret et! ------ Podbee Sunar ------- Bu podcast reklam içermektedir.
Sizlerle yılın bu zamanında dört yıl önce başlattığım seriyi sürdürüyoruz. Geçirdiğimiz yılın bir muhasebesini yapıp, önümüzdeki yıl için bir plan yapıyoruz.Bunun için Year Compass adlı çalışmadan faydalanıyoruz. Macar bir grup arkadaşın yılbaşı gecesi için hazırladıkları birkaç soru içeren kitapçık 2012'de viral oluyor. O zamandan beri 61 ülkeden 500'den fazla gönüllü ile uluslararası bir hareket haline geliyor. 52 dildeki bu ücretsiz form milyonlarca kez indirilmiş.Arka arkaya sorularla, sağından solundan, kıyıdan köşeden yılınızın özetini önünüze döküyor ve analiz ettiriyor, ardından önümüzdeki yıl için kararlar aldırıyor.Bu çalışmayı son dört senede bireysel olarak yapıp der ya topluluğu içinde grup halinde değerlendiriyoruz, herkes uygun gördüğü kadarını paylaşıyor haliyle. Bu yıl da doldurduğumuz formlar üzerinden birlikte geçip, belki aklımızda net olmayan bazı kısımları netleştirmek için birbirimizden destek, ilham almış olacağız. Bu kararları alırken, başkalarının da benzer savaşlar verdiğini yani yalnız olmadığınızı bilmek ve bunları paylaşmak bize güç veriyor.Ben kendi adıma yıl içerisinde etraflıca bir değerlendirme yapma imkanı bulamıyorum. Bu çalışmayı yapacağımı bildiğim için kayıt tutmaya biraz daha dikkat ediyorum sadece, katıldığım etkinlikler, tanıştığım insanlar hakkında mesela.Bu yıl ilk kez yapay zekayı işe koşayım dedim. Zira 2025'te tamamen Microsoft ürünlerinden çıkıp Google'ın ürünlerini kullanmaya başladım bu kayıtların çoğunun bulunduğu Outlook yerine Gmail, Google Calendar kullanıyorum. Gemini'dan bana bir özet hazırlamasını istedim ama çok verimli olmadı, biraz da notları sadece kendimin anlayabileceği şekilde girdiğim için. Belki onları da tag'lemem gerekiyor, tanışma toplantısı, davetli olduğum etkinlik gibi gibi. Her neyse yine kendim geçtim üzerinden ve bana daha iyi hissettirdi, detaylara girmek, bağlantıları kendim keşfetmek, üstünkörü bir özet yerine.Formu doldurduğumda her defasında bir örüntü yakalıyorum, neyi fazla veya eksik yaptığımı görebiliyorum. O anda koyduğum hedefler de yıl içinde değişebiliyor ama kısa süre için bile olsa bir yön belirlemek gerek. Zira bu hiç bitmeyecek bir yolculuk, ben de küçük adımlarla farklı patikalar deneyerek yolculuktan aldığım keyfi arttırmaya çalışıyorum.https://yearcompass.com/tr/#download/Support the show
Andrzej Domański o 2-leciu rządu, stanie polskiej gospodarki, sporze wokół składki zdrowotnej, wynikach finansowych Polski, podatku Belki i dodatkowycj świadczeniach
Hayat, hayatı anlamlandırmaya çalışarak geçer. Genellikle de "bugün bankada işim var, hayatı yarın anlamlandırırım" diye erteleyerek geçer. Ama bazı günler olur, farklı bir anlayışla uyanırız. Sonbaharın temiz soğuğu bir gün önce tükettiğimiz mandalinanın vitaminiyle etkileşime girer, beynimiz ışıl ışıl olur. Belki on dakika beyninize süre tanısanız gerçeklerin üzerindeki tül perde aralanacak, aradan tüm çıplaklığıyla anlamların oturma odasını dikizleyebileceksiniz. Ama onun yerine telefondan kızartma tavuk videosu izliyorsunuz, videonun yağı beyin damarlarınızı tıkıyor, gerçekle temasınız gerçekleşmeden nanayize oluyor. Hayat budur, mücadele gerçektir. Tıpkı size karşı olan hislerimiz gibi. Recorded @ Atölye5 Nişantaşı
Finanse Bardzo Osobiste: oszczędzanie | inwestowanie | pieniądze | dobre życie