Bağımsız İnternet Gazetesi T24'ün Podcast Kanalı www.t24.com.tr

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, T24'ten Şirin Payzın ve Murat Sabuncu'nun sorularını yanıtladı. T24'e konuşan Özel, Tuzla Belediye Başkanı Eren Ali Bingöl hakkında şu ifadeleri kullandı:"'Ya hapse atılacaksın ya AK Parti'ye katılacaksın!' üzerinden... İşte uykuları kaçan, küçük çocuğu olan, yeni evli Tuzla Belediye Başkanı'nın kimyasını bozdular. O da şimdi bu gidişine, 'Efendim, bize de İBB haksızlık yaptı. Bu kadar insanı sokağa mı ataydık?' diyerek kılıf buluyor. İBB, AK Parti'nin yaptığı yolsuzlukları mı aklaydı? Bunu yapmayacağı için, çok da doğru bir çözümü bizzat ben önerdiğim hâlde; 'Bakan, Tuzla'ya yapılan haksızlığı gidersin. Bunlar da, müteahhitler de payına düşen parayı vererek geçmişte ödemediklerini ödesin. Bu iş çözülsün, vatandaş da mağdur olmasın' ama kamusal bir çözüm yerine Belediye Başkanı AK Parti'den... Nasıl ki bizde normal şartlarda Şadi Bey, onunla birlikte çalışan belediye başkan yardımcısı ve imzası olan bütün geçmiş dönem bürokratlarının paldır küldür içeri alınması gerekirken hâlen daha dışarıdalar. Hatta ve hatta, geçmişin AK Partili belediye başkan yardımcısı şimdi bizim belediyemizde görevlendirilmiş, pozisyon tutturulmuş durumdalar.Ben bu konuyla ilgili öyle çok... Yani artık Tuzla Belediye Başkanı da AK Parti'ye geçmekle birlikte, bu konudaki bütün şüpheleri doğrular bir pozisyon tutmuş oluyor. Bu işi fevkalade sıkıntılı, sorunlu ve aslında bir suçüstü durumu olarak görüyorum.Ben, Tuzla Belediye Başkanı'nın bana neler diyerek ağladığını, anlattığını falan bizzat yaşadım. Zaten birtakım şeyler var. "Genel Başkan abim gibidir, ben ona da anlattım." diyor. Benim, bu çözüm ve bu söylediklerimin bir tanesini bile bir kişinin yalanlayacak pozisyonu yok; ne Murat Kurum ne Tuzla Belediye Başkanı ya da başka bir şey."





Bosna Savaşı sırasında 1992-1996 yılları arasında yaşanan Saraybosna Kuşatması, modern savaş tarihinin en ağır kuşatmalarından biri olarak kayda geçti. Yıllar içinde ortaya çıkan tanık ifadeleri, istihbarat belgeleri ve yürütülen adli süreçler, kuşatma altındaki kentte yalnızca düzenli askerî birliklerin değil, dışarıdan gelen yabancıların da sivillere yönelik saldırılara katıldığını ortaya koydu. Tanık ifadelerine göre "Saraybosna Safarisi" olarak anılan bu organizasyonlarda, çeşitli ülkelerden yalnızca "eğlence" amacıyla Saraybosna'ya gelen zengin siviller, yüksek meblağlar karşılığında Sırp keskin nişancı mevzilerine götürülüyor ve buradan günlük yaşamını sürdürmeye çalışan Boşnak sivilleri hedef alıyordu.Savaşın ahlaki çöküşünü ve vahşetin ulaştığı boyutu gözler önüne seren bu "insan avı", insan hakları örgütlerinin raporlarında, tanık anlatımlarında ayrıntılı biçimde yer alıyor. Konuya ilişkin hazırlanan suç duyuruları doğrultusunda Milano Cumhuriyet Başsavcılığı da soruşturma başlattı. İtalyan yazar ve gazeteci Ezio Gavazzeni'nin hazırladığı şikâyet dosyasında, organizasyonu yürütenlerin vurulan hedefin yaşına ve cinsiyetine göre farklı ücret tarifeleri uyguladığı, erkek, kadın ve çocukların hedef alınması için ayrı bedeller belirlendiği, bazı katılımcıların ise bu "av" deneyimi için 100 bin avroya varan ödemeler yaptığı aktarılıyor. Para karşılığında masum sivillerin yaşamını hastalıklı bir eğlenceye dönüştüren bu sistem, Bosna'da yaşanan trajedinin yalnızca siyasi ya da etnik bir çatışma olmadığını, aynı zamanda insanlık onurunun en ağır biçimde ayaklar altına alındığı örneklerden biri olarak tarihe geçti.Savaş muhabiri ve belgeselci Coşkun Aral, Bosna Savaşı sırasında tanık olduğu olayları ve dönemin atmosferini T24'e anlattı.


✅ "Kimlik Kapanında Ülkem"

✅Özgür Özel 34 yıl sonra CHP'ye veda etti



✅ AHBAP'lık ve kutuplaşma

✅ Gayrettepe, İliç ve Dilovası iş cinayetleri


Hazırlayan: Emre ŞimşekHarbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu'nda sahnelediği "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisini YouTube'da yayımlayan komedyen Deniz Göktaş, "halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama" ile "Cumhurbaşkanı'na hareket" iddialarıyla tutuklandı.Peki yüksek güvenlikli Karatepe Cezaevi'ne sevk edilen Deniz Göktaş gerçekte neden tutuklu?"Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisi nasıl ülke gündemine oturdu, neden hedef gösterildi?Yaşanan tüm süreci komedyenler Kaan Sekban ve Deniz Özturhan, gazeteciler Hilmi Hacaloğlu ve Barış Pehlivan, T24'e anlattı.




Söyleşi: Faruk EkiciBağımsız tiyatro sahnesinin üretken ekiplerinden Fact Tiyatro, Ali Haydar Çataltepe'nin yazıp yönettiği ve Dilara Vural'ın sahnelediği Sendrom ile sınırları aşıyor. Fransa'da düzenlenen dünyanın en prestijli festivallerinden olan Avignon Tiyatro Festivali'nin OFF bölümünde 100. gösterimini gerçekleştirmeye hazırlanan oyun; çocuk yaşta başlanan antidepresanların yarattığı tahribatı, ebeveynlik bağlarını ve derin bir kayıp hissinin ortasındaki bir kadının uçlardaki savruluş hikâyesini merkeze alıyor.Sahnede tek kişilik performansıyla Dilara Vural'ın devleştiği, 75 dakikalık kesintisiz bir hikâye anlatıcılığı üzerine kurulan minimalist yapım, alışılageldik seyir konforunu yerle bir ediyor. Karakterin cesur eylemleri ve ofansif mizahıyla izleyiciyi kendi iç sesiyle, saklamaya çalıştığı karanlık düşünceleriyle ve politik doğruculuğuyla yüzleştiren oyun; günümüz insanının yalnızlığına ve çaresizliğine dair çarpıcı bir ayna tutuyor.10-14 Temmuz tarihleri arasında Avignon'da Theatre de l'Ange'da sahne alacak olan Ali Haydar Çataltepe ve Dilara Vural; bağımsız tiyatro yapmanın sektörel zorluklarına rağmen sahnede kalma inatlarını, bir erkeğin kaleminden gerçekçi bir kadın karakter inşa etmenin inceliklerini, tek kişilik performansın oyuncu üzerindeki psikolojik ağırlığını, uluslararası arenaya uzanan serüvenlerini ve ufuktaki yeni projelerini T24'e anlattı.Künye:Yazan-Yöneten: Ali Haydar ÇataltepeOynayan: Dilara VuralYardımcı Yönetmen: Veysel FezailIşık Tasarımı: Eren Uğurhan, Uğur YıldızMüzik ve Efektler: Can Birben, Tunç OğuzAfiş Fotoğrafları: İdil SezginYönetmen Yardımcıları: Dilek Sağır, Arya Akkutlu, Şeyma Nur ÖzbakırSahne Tasarımı: Dilara Vural, Ali Haydar Çataltepe

Söyleşi: Faruk EkiciSertaç Sayın'ın kaleme alıp yönettiği, Payidar Muhtar karakterine Doğukan Polat'ın hayat verdiği, Orta Anadolu'nun bozkırından Ankara pavyonlarına uzanan bu tek kişilik bağımsız yapım Bozkır; iktidar hırsını, aidiyet arayışını ve bir muhtar adayının absürt çöküşünü kara mizahın diliyle sahneye taşıyor.Sertaç Sayın ve Doğukan Polat; politik tarih ile yerel hikâyelerin sahnede buluştuğu bu süreci, mülteci meselesinin insanı nasıl dönüştürdüğünü, bağımsız tiyatronun günümüzdeki "özgürlük alanı" olma vasfını ve "görkemli bir kaybeden" üzerinden kutuplaşmaya dair söylediklerini T24'e anlattı.Künye:Yazan ve Yöneten: Sertaç Sayın Oynayan: Doğukan Polat Yapımcı: Mehmet Küçükgünaydın Afiş ve Dekor Tasarım: Rabia Kip Telek Kostüm Tasarım: R. Dilara Akalın Işık Tasarım: Eren Uğurhan Hareket Tasarım: Seda Özgiş Repetitör: Ozan Demir Müzik Danışmanı: Cem Erdost Yönetmen Yardımcıları: Fatih Sevdi ve Tanıl Yöntem Dekor Uygulama: Serkan Kavurt Afiş Fotoğrafı: Mürsel Çoban Video Çekim & Kurgu: Berkan Karadede ve Renas Gültekin Reji Asistanı: Seçil Aras ve Özlem Göksu Dura Yapım Ekibi: Salih Ronayi Gültekin Yapım Koordinatörleri: Ece Şahin ve R.Dilara Akalın

✅ Silivri aileleri ne yaşıyor?





Söyleşi: Faruk EkiciPandemi döneminde Tiyatronet adıyla kurulan ve daha sonra thehouseseat ismini alan dijital platform, sahne sanatlarını kaydederek dijital bir arşive dönüştürüyor. Tiyatro oyunlarına çevrimiçi erişim imkânı sağlayan sistem, izlenme oranlarına dayalı telif modeliyle sanatçılar ve tiyatro ekipleri için alternatif bir gelir yapısı oluşturmayı hedefliyor.Platformun kurucusu ve tiyatro sanatçısı Onur Şenay; tiyatroyu dijitale taşıma fikrinin ortaya çıkış sürecini, Tiyatronet'ten global bir platforma dönüşüm adımlarını, sahne rejisi ile kamera kaydı arasındaki teknik farkları ve oluşturdukları gelir dağılım modelini T24'e anlattı.


Söyleşi: Faruk Ekici Yönetmen Cansu Baydar ve başrol oyuncusu Rahaf Armanazi, Venedik ve Sundance gibi dünyanın en prestijli festivallerini dolaşan ve şu an MUBI Türkiye'de yayında olan ödüllü kısa film Neredeyse Kesinlikle Yanlış'ın izini sürmek için yıllar sonra yeniden bir araya geldi. Tarlabaşı'nın kendine has sokaklarından Yenikapı Mendireği'nin kayalıklarına uzanan bu yolculukta; klişeleşmiş "kurban" göçmen temsillerinin dışına çıkarak zor şartlar altında bir direniş ve varoluş stratejisi geliştiren Hana karakterinin doğuşunu, uykusuz geçilen zorlu set gecelerini ve geçen zamanın mekânlarda yarattığı büyük değişimi konuştuk. Yönetmen Osman Çetinkaya Görüntü Yönetimi Muhammet Kaldırım Kurgu Sinan Karaağaç Teşekkürler Sinan Yusufoğlu Mehmet Yeralan












