POPULARITY
05.06.2026 | Dijital Hayat Bölüm588 - TRT Radyo1 | "Bir Avuç Kum ve Çip İmparatorluğu" Dr. Bilal Eren'in hazırlayıp, sunduğu Dijital Hayat programımızda bu hafta, Boğaziçi Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi Genel Müdürü Dr. Volkan Özgüz ile; - Silika Kumu Nedir, Neden Önemli? - Silika Kumunun Yarı İletken Çip Üretimindeki Rolü Ne? - Silika Kumu Nerelerde, Nasıl Çıkarılıp, İşleniyor? - Yarı İletken Çip Üretim Aşamaları Neler? - ASML, Zeiss, TSMC gibi Firmalar Hangi Rollerde Çalışıyor? - Yarı İletken Çip Üretiminde Optik Mercek, Safsızlık, Litografi, Pullar gibi hangi Yüksek Mühendislik Ürünleri Mevcut? - Yarı İletken Çip Üretim Döngüsünde Hangi Firma ve Ülkeler Tekel Olmuş Durumda? - Türkiye, Yarı İletken Çip Üretebilir mi, Ne Yapmalı? Başlıklarını konuştuk. Dijital Hayat, her cuma saat 15:30'da TRT Radyo1 mikrofonlarında canlı yayında... Tüm geçmiş ve gelecek yayınlarımız için; Web: https://www.dijitalhayat.tv
Victoria Etnik Toplumlar Konseyi'nden (Ethnic Communities Council of Victoria – ECCV) Suzan Saka yaşlı istismarı (elder abuse) konusunda sunulan destek ve etkinlikleri paylaştı.ÖNE ÇIKANLARYaşlı istismarı fiziksel, psikolojik ve finansal şiddet de içerebiliyor. Sürekli saygısızlık, banka hesaplarının kontrolünün ele geçirilmesi veya yaralama doğrudan yaşlı istismarına giriyor.Torunlarına bakmak için geçici vize ile Avustralya'ya getirilen bazı ebeveynlerin çocuklar büyüdüğünde vize ile korkutuldukları ve hatta anavatanlarında her şeylerini çocukları için sattıktan sonra evsiz kaldıkları bile görüldü.ECCV'den Suzan Saka kişinin hayatı tehdit altında ise doğrudan “000” acil hattının aranması gerektiğini vurguladı.Podcastlarımızı dinlemek ve bizi takip etmek için: https://podfollow.com/sbs-turkishSBS Türkçeyi Salı hariç hafta içi her gün dinleyebilirsiniz. Bizi ayrıca Facebook'tan takip edebilirsiniz.
29.05.2026 | Dijital Hayat Bölüm587 - TRT Radyo1 | "Tercih Değil Zorunluluk: Yapay Zeka Yönetişimi" Dr. Bilal Eren'in hazırlayıp, sunduğu Dijital Hayat programımızda bu hafta, Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şahika Eroğlu ile; - Yapay Zeka Yönetişimi Nedir, Nasıl Tanımlanabilir? - AI Yönetişimi Neden Önemli? - Yapay Zeka Yönetişimi, Tercih Değil Zorunluluk mu? - Güvenlik, Şeffaflık, Adalet gibi Temel Unsurları Neler? - Uluslararası Kabul Görmüş, Standartlaşmış Bir Yapay Zeka Yönetişim Kuralları Mevcut mu? - Günümüzde Yapay Zeka Üretim ve Kullanımı ile İlgili Hangi Riskler Bulunuyor? - Yapay Zeka ile İlgili En Temel Prensipler, Avrupa Birliği Yapay Zeka Kanununda mı Mevcut? - Türkiye'de Yapay Zeka Yönetişimi ile İlgili Neler Yapılıyor, Yapılmalı? Başlıklarını konuştuk. Dijital Hayat, her cuma saat 15:30'da TRT Radyo1 mikrofonlarında canlı yayında... Tüm geçmiş ve gelecek yayınlarımız için; Web: https://www.dijitalhayat.tv
İşsiz Avustralyalıların iş bulması için kurulan Employment Services veya İstihdam Hizmetlerinde kapsamlı değişiklikler gündemde. Hükümet, 30 yılı aşkın süredir ilk defa istihdam hizmetlerinde bu kadar kapsamlı bir reform yapıldığını söylüyor. Ancak karşılıklı yükümlülüklerin ve özel hizmet sağlayıcıların devam etmesi nedeniyle, savunucular bu değişikliklerin sadece bir imaj değişikliğinden ibaret olduğunu söylüyor.Hafta içi Salı hariç her gün Avustralya doğu kıyıları saati ile 14:00 ile 15:00 arasında yayınlanan SBS Türkçe radyo programını artık dilediğiniz podcast yayıncısından dinleyebilirsiniz.ÖNE ÇIKANLARİşgücü Bakanı Amanda Rishworth son otuz yılda Avustralya'nın istihdam hizmetlerinde yapılan en büyük revizyonu planladıklarını söylüyor. Değişiklikler kapsamında, yeni bir üç aşamalı yaklaşım uygulanacak. Katılımcılar bireysel engellerini ve işgücü piyasasından uzaklıklarını belirlemek için yeni değerlendirmelerden geçecekler.Mevcut sistemde, iş arayan bir milyondan fazla Avustralyalı, yıllık 2 milyar dolarlık bir program kapsamında özel istihdam hizmet sağlayıcılarına başvurmak zorunda. Ancak bu uygulama, adaletsiz ve cezalandırıcı olduğu gerekçesiyle şiddetli eleştirilere maruz kalıyor. Sosyal yardım ödemelerinin haksız yere askıya alınması ve kâr odaklı hizmet sağlayıcılarla ilgili şikayetler sıkça dile getiriliyor.İki federal ombudsman raporu, iş arama şartlarını yerine getiremedikleri için birçok kişinin sosyal yardım ödemelerinin kesilmesinin hukuka aykırı olabileceğini ortaya koydu. Bakan açıkladığı değişikliklerin mevcut sistemin mükemmel olmadığını fark etmesinin bir sonucu olduğunu söylüyor.
22.05.2026 | Dijital Hayat Bölüm586 - TRT Radyo1 | "Yapay Zeka ile Üretilen Müzikler Kime Ait?" Dr. Bilal Eren'in hazırlayıp, sunduğu Dijital Hayat programımızda bu hafta, Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. M. Furkan Akıncı ile; - Yapay Zeka ile Üretilen/Geliştirilen Müzik Eserlerinin Sahibi Kim? - Müzik Eserlerinin Yapay Zeka ile Üretilip Üretilmediği Nasıl Anlaşılıyor? - Müzik Eserleri Yapay Zeka ile Üretilmiş ise Nasıl Bir Telif Hukuku İşliyor? - İşletmeler, Yapay Zeka ile Üretilen Müzikleri Telif Ödemeden Kullanabilir mi? - Müzik ile İlgili Telif Kontrolü Yapma Hakkına Sahip MÜYAP gibi Kuruluşlar, Yapay Zeka Müziklerini Nasıl Kontrol Ediyorlar? - Telifsiz Müzik, Sinema, Video gibi Sanat Eseri Üretmek Mümkün mü? - Mevcut Uluslararası Hukuk Yapay Zeka ile Üretilen Sanat Eserleri için Ne Diyor? - Yapay Zeka ile Üretilen Müzik gibi Sanat Eserleri ile İlgili Hukuki Belirsizliklikler ve Eksiklikler Neler? - Türkiye'de Durum Ne, Çalışmalar Mevcut mu? Başlıklarını konuştuk. Dijital Hayat, her cuma saat 15:30'da TRT Radyo1 mikrofonlarında canlı yayında... Tüm geçmiş ve gelecek yayınlarımız için; Web: https://www.dijitalhayat.tv
Almanya'da hekimler birliği Marburger Bund, alkol satışına yönelik kuralların sertleştirilmesi için hükümete çağrıda bulundu. Hekimler; yüksek dereceli içkilerin süpermarket, benzin istasyonu ve büfelerde çikolatanın, cipsin ya da sakızın hemen yanında satılmasının yasaklanmasını ve bu satışların yalnızca özel lisanslı "alkol dükkanlarında" yapılmasını istiyor. Mevcut durumun alkolün "temel gıdaymış" gibi algılanmasına yol açtığı görüşünde. Ayrıca 14 yaşındaki çocukların ebeveyn gözetiminde bira ve şarap içmesine olanak tanıyan "refakatli içme" uygulamasının da kaldırılması talep ediliyor. Konuyu, eski Federal Milletvekili, çocuk hekimi ve Kinderschutzbund Başkan Vekili Dr. Nezahat Baradari ile konuştuk. Mikrofonda Gökçe Göksu ve Serap Doğan var. Von Gökçe Göksu und Serap Doğan.
17.04.2026 | Dijital Hayat Bölüm581 - TRT Radyo1 | "Yazma ve Nadir Eserlerin Dijitalleştirilmesi" Dr. Bilal Eren'in hazırlayıp, sunduğu Dijital Hayat programımızda bu hafta, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Yazma ve Nadir Eserler Dairesi Başkanı Ekrem Aytar ile; - Türkiye Yazma Eserler Kurumunu Kısaca Tanıyabilir miyiz? - Kurumda Bugün İtibariyle Hangi Kategorilerde, Hangi Dillerde ve Kaç Adet El Yazması & Matbu Nadir Eser Mevcut? - Nadir ve Yazma Eserler Osmanlı ve Selçuklu Eserlerinden mi Oluşuyor? - Türkiye Yazma Eserler Kurumu'nun Dijitalleştirme Çalışma ve Projeleri Neler? - Fiziki Olarak Bulunan El Yazması & Matbu Nadir Eserlerin Kaç Adedi Dijitalleştirildi? - Dijitalleştirilen Yazma ve Nadir Eserler Sadece Görüntülenebiliyor mu? İndirme ve Kopyalama Yeteneği Mevcut mu? - Kurumdaki Yazma ve Nadir Eserlerin Dijital Kataloglaması Mevcut mu? - Dijitalleştirilen Eserlerin Görüntülenmesi ve İndirilmesi Ücretsiz mi? - Türkiye Yazma Eserler Kurumu'nun Mühür Veri Tabanı Projesi Nedir? Başlıklarını konuştuk. Dijital Hayat, her cuma saat 15:30'da TRT Radyo1 mikrofonlarında canlı yayında... Tüm geçmiş ve gelecek yayınlarımız için; Web: https://www.dijitalhayat.tv
10.04.2026 | Dijital Hayat Bölüm580 - TRT Radyo1 | "Yerel Yönetimlerde Yapay Zeka Kullanımı" Dr. Bilal Eren'in hazırlayıp, sunduğu Dijital Hayat programımızda bu hafta, Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mete Yıldız ile; - Yerel Yönetimlerde Yapay Zeka Kullanımı Araştırması Amaç ve Motivasyonu? - Yerel Yönetimlerde Yapay Zeka Kullanımı Araştırması Metodolojisi Nedir? - Büyükşehir, İl ve İlçe Belediyeleri Yapay Zekayı Nasıl ve Hangi Alanlarda Kullanıyorlar? - Yapay Zeka Kullanımında Belediyeler Özelinde, Ulaşım, Çevre, Güvenlik, Karar Destek gibi Hangi Hizmetlerde, Hangi Örnekler Mevcut? - Yerel Yönetimlerin Yapay Zeka Kullanımında Güçlü ve Zayıf Yönleri Neler? - İnsan Kaynağı, Veri Yoksunluğu, Hukuki Düzenlemeler gibi Hangi Eksiklikler Yerel Yönetimlerin Yapay Zeka Kullanımında Zayıf Yönleri Öne Çıkıyor? Başlıklarını konuştuk. Dijital Hayat, her cuma saat 15:30'da TRT Radyo1 mikrofonlarında canlı yayında... Tüm geçmiş ve gelecek yayınlarımız için; Web: https://www.dijitalhayat.tv
298. bölümde finansal sistemin görünmeyen tarafına gidiyoruz. Kara para aklama, bankacılık regülasyonları ve Avrupa Birliği'nin yeni AML reformu ne anlama geliyor? Commerzbank'ta Küresel Standartlar, Danışmanlık ve Yönetişim Başkanı olarak görev yapan Dr. Osman Saçarçelik ile; finansal suçlarla mücadelenin nasıl dönüştüğünü, bankaların neden artık birer “dedektif” gibi çalıştığını ve yapay zekanın bu alandaki rolünü konuşuyoruz. (00:00) – Açılış & Konuk Tanıtımı • Bölümün konusu: Finansal suçlar, AML, regulasyon • Konuk tanıtımı: Dr. Osman Saçarçelik (Commerzbank, AML & Governance Head) (01:20) – İlk Türkçe Podcast Deneyimi • İlk kez Türkçe podcast yayınına katılma deneyimi (01:47) – Kariyer Yolculuğu & Türkiye Bağlantısı • Türkiye ve Almanya arasında nasıl bir kariyer yolculuğunuz oldu? (04:46) – AB AML Reformu Neden Geldi? • Avrupa Birliği neden 2024'te böyle kapsamlı bir reform yaptı? • Mevcut sistemdeki temel sorun neydi? (08:07) – AMLA ve Avrupa'da Yeni Yapı • AMLA nedir? • Neden Frankfurt seçildi? • Finans merkezi olarak Avrupa'daki etkisi (08:18) – Türkiye Bu Sürecin Neresinde? • Türkiye bu regulasyonun neresinde? • AB dışındaki ülkeler nasıl etkilenecek? (09:39) – Reformun Önemi & Finansal Güvenlik • Bu reform neden kritik? • Finansal sistemde neyi değiştirecek? (13:33) – Single Rulebook Nedir? • Single Rulebook tam olarak ne anlama geliyor? • Şirketler buna nasıl erişebilir? (15:05) – KYC ve Yeni Kurallar • Müşteri tanıma süreçleri nasıl değişiyor? • Veri güncelleme süreleri (10 yıldan 5 yıla) (16:04) – Yapay Zeka ve AML • Yapay zeka bu süreçleri nasıl dönüştürüyor? • Bankalar AI'ı nasıl kullanıyor? (17:51) – Gerçek Hayattan AML Örneği • Almanya'da para transferi ve kontrol mekanizmaları • 10.000€ üzeri işlemler (19:03) – Transaction Monitoring Sistemleri • Otomatik sistemler nasıl çalışıyor? • False positive nedir? • AI bu hataları nasıl azaltıyor? (22:03) – Bankalar Arası Veri Paylaşımı • Yeni regulasyon bankalar arası iletişimi nasıl değiştiriyor? (23:15) – Kara Para Nedir? • Kara para tam olarak ne demek? • Hangi faaliyetler bu kapsama giriyor? (25:43) – Fintech & Kripto Etkisi • Yeni düzenleme fintech ve kripto şirketlerini nasıl etkileyecek? (26:01) – Türkiye'de Fintech Ekosistemi • Türkiye fintech alanında nerede? • Avrupa ile kıyaslama (28:53) – Türkiye'deki Şirketler Ne Yapmalı? • Bu regulasyon Türkiye'deki kurumları nasıl etkiler? (29:40) – Kurumlar Nasıl Hazırlanmalı? • Teknoloji dönüşümü • Veri yönetimi • Kültürel adaptasyon (31:22) – Türkiye vs Almanya Çalışma Kültürü • İki ülke arasında en büyük farklar neler? (34:06) – Dijitalleşme & Kültürel Farklar • Almanya vs Türkiye dijital adaptasyon farkı (36:37) – Kültürel Öğrenme & Hibrit Yaklaşım • İki kültürün avantajlarını birleştirmek (37:03) – Kitap Önerisi • Son dönemde önerdiğiniz bir kitap var mı?
Felsefe Seminerleri - Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum“Dijital Sanatın Derdi Ne? Simondoncu Bir Öneri”Konuşmacı: Emre SünterModeratör: Emre ŞanSeminer Tarihi: 8 Mayıs 2025Dijitalliğin toplumun her alanına hızla nüfuz ettiği bir çağda, dijital ortamın kendisini sorunsal olarak ele alan bir sanat biçimi uzunca bir süredir sanatçıları meşgul ediyor. Dijital resim, 3D modelleme, animasyon, sanal gerçeklik ve jeneratif sanat gibi teknikleri kapsayan dijital sanat, geleneksel özgünlük kavramlarına meydan okuyor ve NFT'ler gibi diğer teknolojilerle entegre bir halde yeni katılım ve mülkiyet biçimleri sunuyor. Bu konuşmada, dijital sanatın belirli bir üslup ya da estetikle sınırlı kalmak yerine, teknolojik gelişmelerin, kültürel değişimlerin ve sanatsal pratiklerin kesiştiği dinamik bir potansiyeller alanı açtığını öne süreceğim. Bu bakış açısı, dijital sanatın ne olduğunu değil ne yapabileceğini, nasıl evrilebileceğini ve ne tür yeni etkileşim biçimleri yaratabileceğini vurgular.Bu perspektifi ortaya koymak için Gilbert Simondon'un felsefesinden yararlanacağım. Simondon'a göre şeyler bir seferde baştan aşağı hazır halde verili nesneler değildir ve hiç bitmeyen, çoğul ve beklenmedik potansiyellerle dolu oluş süreçleri üzerinden açığa çıkarlar. Bunun bir yansıması olarak da Simondon'un ‘teknoestetik' olarak adlandırdığı tutum teknokratik yaklaşımla keskin bir tezat oluşturur ve öngörülebilir olan karşısında beklenmedik olanı ön plana çıkarır. Sanat ve estetik pratikler, teknik araçları işlevsel ve faydacı mantıklarının ötesinde yeniden düşünmek için ayrıcalıklı bir açı sunar ve düşünceyi teknolojinin yaratıcı güçleriyle aynı düzleme getirir. Teknik nesnelerin kolektif güçlere aktardığı belirlenimsizlik payı gelecekteki bireyleşmelerin tohumları olarak işlev görür. Mevcut çerçevelerin veya düzenleyici ilkelerin sınırlarının ötesine uzanarak, mevcut durumların belirsiz ama ilişkisel olarak yüklü sınırlarına doğru ilerler.Bu mercek aracılığıyla, dijital medyanın etkileşim, algoritmik üretim ve akışkanlık gibi özelliklerinin yalnızca sanatın yaratılmasını değil, aynı zamanda alımlanmasını ve yorumlanmasını da nasıl yeniden tanımladığını irdeleyeceğim. Nihayetinde bu yaklaşım bizi dijital sanatı teknolojik, kültürel ve sanatsal güçlerin süregelen etkileşimiyle şekillenen, sürekli gelişen bir potansiyel olarak yeniden düşünmeye sevk eder.
Bu bölümde konuklarım, sosyal etki ve topluluk inşası alanında uzman iki isim: Emre Gür ve Nesrin Köseler.285'inci bölümde Etienne Davodeau'nun "Les Ignorants" adlı çizgi romanından ve oradan esinlenen Cahiller Öğrenme Topluluğu'ndan bahsetmiştim. 286'ıncı bölümde ise tandemim Serap Aykut'la onun hikayesini ve topluluk deneyimimizi paylaşmıştım. Bu mini serinin üçüncü ve son bölümünde, bu topluluğun doğuşunu ve seyrini konuşmak üzere kurucuları Emre ve Nesrin'i ağırladım.Emre, günümüzde birçok kurumun sosyal alandaki faaliyetlerinden neden etki yaratamadıklarını anlamaya çalıştıklarını anlattı. Bu ihtiyaca karşılık, projeyle sınırlı kalmayan, bireylere bağlı olmayan ve kolektif etki yaratan bir iş modeli oluşturduklarını paylaştı.Mevcut yapının tıkandığından, kurumların ve bireylerin bir "pusula" arayışında olduğundan ve toplulukların bu tıkanıklığı nasıl açabileceğinden bahsettik.Nesrin, topluluk tasarımı ve inşasını hangi kriterlere göre ele aldıklarına değindi. Yeni topluluk oluşturma, mevcut topluluğu güçlendirme ve kapasiteyi artırma alanlarında kurumlara destek olduklarını anlattı.Cahiller Öğrenme Topluluğu'nda "karşılaşmaların" nasıl anlamlı ilişkilere dönüştüğünü gördüklerini ve "minimum müdahale, maksimum keşif" ilkesiyle hareket ettiklerini paylaştı.İnsanlığın, içinden geçtiğimiz siyasi, teknolojik ve sosyal değişimlerin sarsıntıları içinde ayakta kalması ve değer yaratması için en önemli desteğin topluluklardan geleceği inancıyla sizi bu söyleşiyi dinlemeye davet ediyorum.Katalist'in web sitesi (Instagram linklerine siteden ulaşabilirsiniz)www.katal.istSupport the show
Semih Soruyor'un bu bölümünde konuğumuz İYİ Parti Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sayın Burak Dalgın. Burak Dalgın ile Türkiye ekonomisinin mevcut durumunu ve İYİ Parti'nin çözüm önerilerini konuştuk. Mevcut ekonomi yönetimini ve Mehmet Şimşek'in politikalarını eleştirerek, bu programın sadece faiz ve vergiye dayalı dar bir çerçevede sıkıştığını belirtiyor. İktidarın "talep baskılama" stratejisine karşı, İYİ Parti'nin "arzı artırma" odaklı "Bolluk Bereket Ekonomisi" modelini tüm detaylarıyla anlattı. Gıda enflasyonundan tekstil sektöründeki işsizliğe, vergi dilimlerinden jeoekonomik risklere kadar ekonominin "suyun altında kalan" gerçek meselelerini masaya yatırdık. İyi seyirler...
Eckhart - Berrak ve mevcut kal 00:08 – Yin Kavramı, İnziva ve Biçimsiz Olana Açılmak 04:00 – Ego, Kimlik ve “Araç Olma” Hali 07:50 – Kimlik Yaratma, Ahamkara ve Spiritüel Ego 11:59 – Özel Olma İhtiyacı ve “Ruhunda Fakir Olmak” 16:47 – Mevcudiyetle Yaşamak ve Öğretmenlik Yanılsaması 20:02 – Emek, Hazırlık ve Yin–Yang Dengesi 21:27 – İlişkilerde Kabul ve Kontrolden Özgürleşmek 26:14 – Fikirlerle Özdeşleşmemek 29:07 – Meditasyon pratiği Bu bölümde Eckhart Tolle'un yin kavramı üzerinden, kimlik ve ego ile mevcudiyet ve farkındalık arasındaki ilişki ele alınıyor. Gerçek uyanışın inzivadan değil, gündelik hayatın içindeki zorluklardan ve ilişkilerden geçtiği vurgulanıyor. Ego; kişisel, toplumsal ve spiritüel kimlikler üzerinden kendini yeniden üretiyor. “Özel olma” ve “haklı olma” ihtiyacı ızdırabın temel kaynakları olarak açıklanıyor. İnsanları değiştirmeye çalışmak yerine, kendi bilincini korumanın özgürleştirici etkisine değiniliyor. Bölüm, mevcudiyeti deneyimlemek için yapılan bir meditasyonla tamamlanıyor. Zeynep Aksoy, saygın bir yoga eğitmeni ve Reset platformunun kurucusudur. Web sitesi üzerinden canlı ve kayıttan izlenebilen dersler, üyelik programları ve profesyonel eğitimler sunmaktadır. Online Stüdyo üyeliği ile günlük çevrim içi derslere, geniş bir arşive ve topluluk desteğine erişim imkânı sağlar. Ayrıca Zeynep, katılımcıların hareket, anatomi ve farkındalık konularında bilgilerini derinleştirmelerine yardımcı olmak için yenilikçi Fasyal Yoga Uzmanlık Programı'nı yürütmektedir. Daha fazla bilgi almak ve sertifikalı eğitimlere katılmak için: www.zeynepaksoyreset.com
Eckhart Tolle - Sadece mevcut ol yeter, eylem de buradan gelir. 00:08 – Kaosun Büyümesi: “Changing Lanes” ve Şiddete Giden Yol 01:59 – Hayat = Olaylar Değil, Tepkimiz 04:38 – Zorluklar Mevcudiyeti Uyandırır 05:42 – “Uyandım” Demek Kolay Hayat Demek Değil 09:25 – Zihnin Paterni: “Bir Sonraki An” ve Sokrates 10:50 – Taraf Tutmadan Mevcut Olmak 13:03 – Tartışma Kültürü ve Kavramlara Yapışma 15:10 – Çocuklarla İlişki: Zihin/Duygu Ötesi Presence 20:41 – Bilmemek ve Fikirsizlik: Özgürlük Alanı 22:17 – Nisargadatta Örneği: Uyanış Mükemmellik Değil 26:26 – Meditasyona Geçiş: Dinginlik ve Tanıklık Bu bölümde Eckhart Tolle'un kaos, ızdırap ve bilinç ilişkisine dair söyledikleri üzerinden, hayatı belirleyen şeyin yaşananlar değil onlara verdiğimiz tepkiler olduğu ele alınıyor. Bilinçsiz tepkilerin küçük olayları büyütebildiği, mevcudiyetin ise hem içsel hem ilişkisel alanı dönüştürebildiği vurgulanıyor. Uyanmış olmanın hayatı kolaylaştırmadığı; zorlukların devam ettiği ama onlarla kurulan ilişkinin değiştiği anlatılıyor. Bölüm, düşüncelere tutunmadan bu anda kalmayı destekleyen bir meditasyonla tamamlanıyor. Zeynep Aksoy, saygın bir yoga eğitmeni ve Reset platformunun kurucusudur. Web sitesi üzerinden canlı ve kayıttan izlenebilen dersler, üyelik programları ve profesyonel eğitimler sunmaktadır. Online Stüdyo üyeliği ile günlük çevrim içi derslere, geniş bir arşive ve topluluk desteğine erişim imkânı sağlar. Ayrıca Zeynep, katılımcıların hareket, anatomi ve farkındalık konularında bilgilerini derinleştirmelerine yardımcı olmak için yenilikçi Fasyal Yoga Uzmanlık Programı'nı yürütmektedir. Daha fazla bilgi almak ve sertifikalı eğitimlere katılmak için: www.zeynepaksoyreset.com
Dr. Gabor Mate Bağımlılık - 5 00:37 – İstenmeme duygusu ve işkoliklik 04:01 – Duygusal yokluk ve bağ kaybı 06:21 – Bağımlılık: anormale tepki 08:26 – Kopma (tuning out) ve dikkat 11:51 – Yüksek uyarım ve stresli ortamlar 14:30 – Mevcut olamamak ve bedeli 17:50 – Meditasyona hazırlık 19:38 – Farkındalık Çarkı meditasyonu Bağımlılığa “ne yaptı?” sorusuyla değil, “ne yaşadı, neye dayanmak zorunda kaldı?” sorusuyla yaklaşan bir devam bölümü. Gabor Maté'nin kendi hikâyesi üzerinden, ebeveynin fiziksel olarak orada olsa bile duygusal olarak “mevcut olmamasının” çocukta nasıl bir kayıp yarattığı; bu kaybın da ileride bağımlılık, kopma (tuning out) ve dikkat sorunlarıyla nasıl ilişkilenebileceği konuşuluyor. Ardından stresin gelişim üzerindeki etkilerine dair araştırma çerçevesiyle konu toparlanıyor ve ikinci yarıda Dan Siegel'in Farkındalık Çarkı rehberliğinde bir meditasyon pratiğine geçiliyor. Zeynep Aksoy, saygın bir yoga eğitmeni ve Reset platformunun kurucusudur. Web sitesi üzerinden canlı ve kayıttan izlenebilen dersler, üyelik programları ve profesyonel eğitimler sunmaktadır. Online Stüdyo üyeliği ile günlük çevrim içi derslere, geniş bir arşive ve topluluk desteğine erişim imkânı sağlar. Ayrıca Zeynep, katılımcıların hareket, anatomi ve farkındalık konularında bilgilerini derinleştirmelerine yardımcı olmak için yenilikçi Fasyal Yoga Uzmanlık Programı'nı yürütmektedir. Daha fazla bilgi almak ve sertifikalı eğitimlere katılmak için: www.zeynepaksoyreset.com
Uluslararası sistem, Soğuk Savaş sonrası dönemde inşa edilmeye çalışılan liberal düzenin çözülmesiyle birlikte, giderek daha belirsiz, daha güvensiz ve daha öngörülemez bir yapıya evrilmektedir. Bugün dünya siyaseti, ortak değerler ve kurallardan ziyade güç dengeleri, caydırıcılık ve zorlayıcı kapasite üzerinden şekillenmektedir. Bu tablo, düzen kurucu aktörlerin zayıfladığı; buna karşılık kriz üreten, hukuku askıya alan ve güç kullanımını meşrulaştıran aktörlerin öne çıktığı çok katmanlı bir küresel kriz ortamı üretmektedir. Mevcut durum, birçok yönüyle Birinci Dünya Savaşı öncesi dönemin kırılgan jeopolitiğini hatırlatmaktadır.
2025'in son bölümü ile karşınızdayım. Kitap kulübümüzün 60. buluşmasında Amin Maalouf'un "Empedokles'in Dostları" adlı kitabını konuştuk.1949 Lübnan doğumlu Maalouf, Semerkant gibi tarihsel kurgularıyla tanınsa da bu kez karşımıza siyasi bir komplo teorisi ile çıkıyor. Pandemi öncesinde kaleme aldığı kitap, nükleer tehditler ve teknolojinin insanlığın üzerindeki etkilerini tartışıyor. Teknolojinin bizi nasıl köleleştirdiği tartışmasına değişik bir açıdan ışık tutuyor.Toplantımızda bazı arkadaşlarımız Maalouf'un diğer eserlerinden bekledikleri edebi derinliği bulamadıklarını, karakterlerin ve kurgunun daha basit kaldığını düşündüklerini paylaştılar. Buna karşın, kitabın özündeki tartışma konusunun hepimize hitap ettiğini söyleyebiliriz.Empedokles, M.Ö. 5. yüzyılda yaşamış yani Sokrates öncesi bir antik Yunan filozofu. Kendinden önceki doğa düşünürlerinin temel öğe (arkhe) olarak belirlediği, su, ateş ve havaya, toprak öğesini de ekleyerek hepsini bir arada kullanan ilk düşünür olmuş. Bu elementleri bir araya getiren gücün “sevgi”, ayıran gücün ise “nefret” olduğunu öne sürmüş. Efsaneye göre tanrılaşmak için Etna yanardağına atlamış ve bu hikaye, ölümsüzlük arayışı ve insanüstü bilgelik temalarıyla bu kitapta sembolik olarak kullanılmış.Kitabın bizi en çok düşündüren tarafı, ölümsüzlük gerçekten insanlık için bir kurtuluş mu yoksa yeni bir kölelik mi sorusu oldu. Yapay zeka ve teknolojinin geldiği noktada, bu sorunun pek de uzak olmayan bir gelecekte yanıt bulabileceğini konuştuk. Dervişin fikri neyse zikri de odur, biz de konuyu tüketim merkezli sistemden çıkış arayışına bağladık. Mevcut kapitalist sistemin sancılarını görüyoruz, yapay zeka ile ezberler bozuluyor ve insanın üretimdeki rolü tartışılır hale geliyor. Ama bu da bütün sistemin dayandığı tüketim için bir tehdit; öyle ya, geliri düşerse veya işsiz kalırsa tüketmek için parayı nereden bulacak insanlar? Hele ömür de uzarsa ne yapacaklar; çare ve umut bireysel üretimde bence.Kitap da çok umutsuz bir yerde kapanmıyor, çare sizsiniz diyor bir bakıma davetsiz misafirlerimiz. Bu bölümde görüşlerine yer verebildiğim arkadaşlarım sırasıyla: (02:37) Olcay Büyükçapar, (03:43) Ebru Başaran, (05:19) Müge İrfanoğlu, (07:46) Olcay Büyükçapar, (11:00) Mürsel Çavuş, (14:46) Suat Soy, (18:10) Olcay Büyükçapar, (19:09) Cem Çağatay Karaali, (21:21) Müge İrfanoğlu, ve (21:50) Feyza Demir.Support the show
Dünyada döngüsel ekonomi artık zorunlu bir ekonomi modeli olarak yaygınlaşmaya devam etmektedir. Mevcut “al, üret, tüket, at” modeli bir çok ekonomi için lüks olduğu gibi bizim gibi gelişmekte olan ülkeler için de lüks olduğu açıktır.
Mevcut durumda belirli alanlarda denenen 5G teknolojisi, 2026 yılı Nisan ayında Türkiye genelinde kullanılmaya başlanacak. Türkiye'nin 5G teknolojisine yönelik çalışmalarını, Anadolu Ajansı Ekonomi Muhabirleri Mertkan Oruç ve Ayşe Böcüoğlu Bodur ile konuştuk.
7 Ekim sonrasında bütün dünyanın gözlerinin önünde cereyan eden soykırımın nasıl sonlandırılabileceği, hiç kuşkusuz sadece Müslüman dünyanın bir sorunu değil. Mevcut uluslararası sistemin sınırları içerisinde dile getirilen teklif ve önerilerin uygulanma ihtimali bir kenara sonuca ne tür bir katkı sağlayacağı da tartışmalı. Bu nedenle, son günlerde İrlanda Cumhurbaşkanının çağrısı ile gündem olan ve Türkiye'den de destek gören BM bünyesinde bir askeri operasyon seçeneği, BM Güvenlik Konseyi yapısı nedeniyle ihtimal dışı. Bu nedenle İsrail'i ne durdurabilir sorusunun mevcut hukuki düzlem içinde anlamlı bir cevabının olmadığı açık.
Bitcoin ve diğer kripto paraların İslami hukuktaki yeri, uzun süredir hem uzmanların hem de kamuoyunun zihnini meşgul eden karmaşık bir konu olmuştur. Bu bölümümüzde, bu dijital varlıkların Şer'i statüsünü derinlemesine inceliyoruz. Peki, Bitcoin caiz mi, değil mi?Hanefi fıkıhçıların titiz tanımlarına göre, bir varlığın mal (servet) sayılabilmesi için üç temel şart aranır: saklanabilirlik (iddikhār), insanlar tarafından arzu edilmesi veya tanınması (tamawwul) ve Şer'an kullanımının mübah olması (taqawwum). Bitcoin, dijital cüzdanlarda güvenle saklanabilme, küresel çapta bir değer deposu ve değişim aracı olarak giderek artan bir tanınırlık kazanması ve özünde yasak bir unsur barındırmamasıyla bu kriterleri eksiksiz karşılayarak meşru bir mal varlığı olarak kabul edilmektedir.Bitcoin'e yöneltilen yaygın itirazları da ele alıyoruz:• Soyut Olması: Bitcoin'in fiziksel olmayışı, dijital fiat paralar veya yazılımlar gibi modern ekonomideki yaygın soyut varlıklardan farksızdır. Klasik fıkıh, bir varlığın somutluğundan ziyade, işlevselliğine ve toplumsal tanınmasına odaklanır.• İçsel Değeri Olmaması: Altın ve gümüş gibi geleneksel paraların değeri de temelde toplumsal uzlaşıya (örf) dayanır. Bitcoin'in değeri kıtlığı, ademi merkeziyetçiliği ve sağladığı faydadan gelir, içsel değere bağlı değildir.• Devlet Desteği Bulunmaması: Şer'i hukuk, bir varlığın para veya mal sayılması için devlet tarafından çıkarılmasını veya düzenlenmesini şart koşmaz. Tarihsel örnekler ve Bitcoin'in küresel çapta artan kabulü bunun kanıtıdır.• Aşırı Volatilite (Gharar): Fiyat dalgalanmaları, Bitcoin'i Şer'an yasak kılmaz. Tarihte de paralar değer dalgalanmaları yaşamıştır ve bu, ticari riskin doğal bir parçasıdır.• Yasa Dışı Faaliyetlerde Kullanılması: Her türlü mal varlığı kötüye kullanılabilir. Bitcoin'in şeffaf ve izlenebilir yapısı, nakitten çok daha şeffaf olup, yasa dışı faaliyetler için uygun bir araç değildir.Mevcut durumda, Bitcoin günlük ticarette yaygın olarak kullanılmadığı için tam bir para (thaman) yerine, bir varlık (ʿarḍ) olarak sınıflandırılmaktadır. Ancak toplumsal benimseme arttıkça gelecekte para statüsüne geçme potansiyeli bulunmaktadır.Diğer kripto paralar (altcoinler) için ise dikkatli bir yaklaşım gerekmektedir. Bitcoin'in aksine, çoğu altcoin yüksek oranda spekülatiftir, merkeziyetçi yapıları nedeniyle manipülasyona açıktır ve bazıları etik olmayan kar elde etme modelleri üzerine kurulabilir. Tamamen desteklenen stablecoinler ise uygun görülmektedir.Bu değerlendirme, Bitcoin'in İslami hukuktaki yerini açıklığa kavuşturmayı amaçlamakta olup, herhangi bir yatırım tavsiyesi içermemektedir.Kaynak
Bu bölümde, İslam hukukunda kesinlikle yasak olan "riba" (faiz ve tefecilik) kavramını derinlemesine inceliyoruz. Kur'an ve Hadislerde riba'nın ne kadar şiddetli bir günah olduğunu ve modern finans sisteminin temelinde yatan bir yozlaşma olduğunu ortaya koyuyoruz.Mevcut itibari para (fiat) sisteminin nasıl işlediğine odaklanıyoruz: Dolarların büyük ölçüde ticari bankalar tarafından, borç vererek ve faiz (riba) ekleyerek yaratıldığını açıklıyoruz. Bu sistemin enflasyon, satın alma gücü kaybı ve insanları etik olmayan yatırımlara yönlendirme gibi ciddi sorunlara yol açtığını ele alıyoruz. İslami bankaların dahi mevcut itibari standardında riba sorununu tam olarak aşamadığını, çünkü paranın doğasının borca dayalı olduğunu vurguluyoruz.Riba'nın yıkıcı etkilerini hem bireysel hem de küresel düzeyde tartışıyoruz. Bankaların insan emeğini nasıl sömürdüğünü, şirketlerin iş modellerinin faiz arbitrajına dönüştüğünü ve IMF gibi uluslararası kuruluşların gelişmekte olan ülkeleri nasıl borç sarmalına soktuğunu gözler önüne seriyoruz. Bu sistemin nihai amacının insanlığı borç köleliğine sürüklemek olduğunu belirtiyoruz.Peki, bu riba temelli sistemden çıkış yolu nedir? İşte burada Bitcoin devreye giriyor! Bitcoin'in sabit 21 milyonluk arzı ve öngörülebilir üretimi sayesinde enflasyona dirençli bir yapı sunduğunu açıklıyoruz. Bitcoin standardında paranın değerinin artması beklenirken, insanların faiz kazanmak için borç vermeye daha az meyilli olacağını, aksine güven temelli, kâr ve zarar paylaşımına dayalı iş modellerinin ön plana çıkacağını ele alıyoruz. Bankaların artık sadece borç vererek değil, gerçek değer üreten hizmetler sunarak var olabileceği bir gelecek vaat ettiğini tartışıyoruz.Müslümanlar için Bitcoin, paranın "kaynak kodunda" riba'nın yer almadığı, helal birikim ve işlem yapma özgürlüğü sunan devrim niteliğinde bir anti-riba teknolojisidir. Dünya genelinde enflasyonist para birimleri çökerken, Müslüman ümmetinin finansal bir "hicret"e ihtiyacı olduğunu ve Bitcoin'in bu yolculukta kilit rol oynayacağını vurguluyoruz. Riba'dan kaçınmak isteyen tüm Müslümanlar için Bitcoin, çözüme giden yolun önemli bir parçasıdır.Kaynak
"Fiat Müslüman Zihniyeti" nedir? Bu zihniyet, içinde yaşadığı mevcut finansal sistemi sorgulamayan, onu en adil ve en geçerli sistem olarak gören bir yaklaşımdır. Alternatif para sistemlerinin varlığını göz ardı eder, hatta onların düşünülmeye bile değmediğini varsayar. Parasal genişleme politikalarını Şeriat'a uygun ilan ederken, sabit para arzı gibi seçenekleri asla düşünmez. Devam eden sosyalist politikaların olumsuz etkilerini göz ardı ederek, modern toplumsal sorunların tek sorumlusu olarak kapitalizmi suçlar. Batı ekonomik düşüncesini reddettiğini iddia etse de, Keynesyen ekonomiyi tam anlamıyla benimsemiştir.Bu zihniyet, ev, iş veya araba finansmanı için faizli borca girmeyi, modern dünyada 'başarılı olmak' için bir zorunluluk olarak meşrulaştırır. Uluslararası bankalardaki vadesiz hesaplardaki birikimlerini faiz getirmediği için helal kabul eder, ancak kısmi rezerv bankacılığının nasıl işlediğinden tamamen bihaberdir. İslami bankacılığın tam olarak Şeriat'a uygun bir alternatif olmadığını içgüdüsel olarak bilse de, 'yeterince iyi' olduğuna kendini ikna etmiştir.Merkez bankalarının ekonomiyi dengelediğine ve tam istihdamı sağladığına safça inanır, oysa onların ekonomileri mahvetme geçmişleri ortadadır. Faiz almanın haram olduğunu kabul ederken, merkez bankasının faiz oranlarını manipüle etmesini 'helal' bulur. Enflasyonun doğal bir olgu olduğuna, hatta %2'lik enflasyon hedefinin adeta Şeriat'ın bir parçası olduğuna inanır. Mevcut fiat sistemine bir alternatif sorulduğunda, sadece İslami hükümetlerin sosyalist politikalarını düşünebilir.Piyasaların işleyişi, fiyatların dalgalanması onu rahatsız eder; bunun nedenlerini, nasıl olduğunu veya fiyatların ne anlama geldiğini sorgulamaz. Spontane düzenin ortaya çıkardığı bir sistemi hayal edemez, her şeyi kaos ve manipülasyon olarak görür. Ona göre, para dahil her şeyin fiyatları dış bir otorite tarafından sabitlenmeli ve yönetilmelidir. Ekonomik olarak okuryazar değildir, karşı olguları düşünemez, tüm ekonomik düşüncesini devlete ve kurumlarına taşere eder.Bu zihniyetin en acı gerçeği ise, tüm parasal işlemlerinin Riba'ya derinden bağlı olduğunu idrak edememesidir. Küresel fiat sisteminin tamamen Riba üzerine kurulduğunu kavrayamaz; aslında Riba'nın bir kölesidir ve fiat zihniyeti bu köleliğin bir sonucudur.Bu podcast serisi, "Fiat Müslüman Zihniyeti"nin kökenlerini, etkilerini ve Riba'dan arınmış bir ekonomik geleceğin nasıl mümkün olabileceğini derinlemesine inceliyor. Riba temelli finansal sistemlerden kurtulmak ve Ümmet'i bilgiyle güçlendirmek için yeni bir finansal teknoloji standardını anlamaya davet ediyoruz. Gerçek ekonomik özgürlüğe giden yolu keşfedin!Kaynak
Siyasetin Ötesinde: Bitcoin ve Gerçek Siyasal GüçGünümüz dünyasında "siyaset" olarak bildiğimiz şey, yolsuzluğun ve istismarın bir gösterisi, oysa gerçek "Siyasal" olanın potansiyelini kaybetmiş durumda. Carl Schmitt'in de işaret ettiği gibi, modern teknik ve ekonomik düşünce, siyasal bir fikri algılama yeteneğini yitirdi. Mevcut siyaset, savaşları bitirme, askeri harcamaları azaltma veya yeni sistemler kurma imkanı sunmuyor; sadece bir oyalama, değişimin önündeki engel. Peki ya radikal bir değişim mümkünse?Bu bölümde, siyasetin ötesine geçerek "Siyasal"ı yeniden diriltmenin gizli ritüelini keşfediyoruz. Bu ritüel, ne geçmişin partileriyle ne de devlet bürokrasisinin ideolojileriyle ilgili. Bitcoin, tam da bu "Siyasal" olanı aktive eden en politik fikir olarak karşımıza çıkıyor.Bitcoin neden "Siyasal"dır? Devletlerin gücünün dışında var olur. Seçim siyasetini veya bürokratik sistemleri aşan bir örgütlenme biçimi yaratır. Lider seçmeye, yasalar geçirmeye veya çoğunluk tarafından anlaşılmaya ihtiyaç duymaz; sadece varlığıyla siyasal hedefini ortaya koyar. On yıldan kısa sürede, hiçbir kişi, kurum veya devrimci hareketin başaramadığı şeyi başardı: bağımsız, kendi kendine egemen, kimseye bağlı olmayan bir para yaratmak.Paranın kendisi, özellikle de fiat paranın siyasi doğası, çoğu zaman göz ardı edilir. Fiat para, devleti var eden ve sürdüren bir "siyasal nesne"dir; halkın kontrolünün dışındadır. Devlet, adil bir para yaratamaz, çünkü kendisi taraflıdır.Podcastımızda, bireysel seçimin gücünü ve Bitcoin'i kullanarak bu eski, borca dayalı kölelik sisteminden nasıl kurtulabileceğimizi ele alacağız. Bitcoin, zenginliğimiz üzerindeki "efendi" ihtiyacını ortadan kaldırarak demokrasiyi en uç noktasına taşıyor. Parayı düzeltmek, dünyayı düzeltmektir, çünkü paranın ne olduğuna dair yanlış anlama, kötülüğün köküdür. "Yasaya Erişmek" meselinde olduğu gibi, siyasal olana erişim, size özel bir anahtarla açılan kişisel bir kapıdır. Kendi anahtarınızla kendi servetinizi koruyun. "Siyasal"ı yeniden etkinleştirmek için seçim sizin.Kaynak
Bitcoin Pedagojisi: Kripto Egemenliği'ne hoş geldiniz! Bu podcast, Bitcoin'i sadece bir teknoloji değil, aynı zamanda kişisel özgürleşmenin ve bilginin gücüyle dünyayı yeniden kurmanın bir felsefesi olarak inceliyor.Bitcoin'in "Hakikat Makinesi" rolünü keşfedeceğiz. Bu eşsiz güç, bize mutlak koruma ve gerçekliği garanti ederek, mevcut baskı sistemlerinden ve fiat paranın dayattığı kölelikten kurtulma umudu sunuyor. İnsanların kendi "polis memurları" haline getirildiği panoptik devlet sistemine meydan okumayı ele alacağız.Paulo Freire'nin "Ezilenlerin Pedagojisi" ve Kant'ın "Sapere Aude" (Bilmeye Cesaret Et) felsefelerinden ilham alarak, bireyin eleştirel bilincini ("conscientização") nasıl uyandırabileceğimizi ve kişisel eylemliliğini nasıl geri kazanabileceğimizi tartışıyoruz. Bu, içimizdeki gizli gücü keşfederek devletin kontrolünü kırmaktır.Podcast'imiz, servet kavramına yeni bir soluk getiriyor. Servet, sadece para değil, aynı zamanda bir toplumda güvenliğin ve güvencenin garantisidir. Bitcoin, bu tanımı genişleterek, kurallara dayalı, şeffaf ve güven gerektirmeyen yeni bir "ortak refah" anlayışı sunar. Mevcut finansal sistemin dayattığı zorlama yerine, bireysel rıza ve özgür seçimin önemini vurgularız.Bitcoin'in sunduğu "yıkıcı güç" (destituent power), mevcut düzeni reddetme ve çekilme eylemiyle yeni stratejiler geliştirmemizi sağlar. Bu, paranın, gücün ve hukukun radikal bir dönüşümünü mümkün kılan bir direniş biçimidir.Son olarak, teknolojinin bizi köleleştiren mi yoksa özgürleştiren mi olacağına dair kişisel seçimin önemini vurguluyoruz. Bu bilgiyle, devlet onayına bağlı olmayan yeni bir bilinç ve yaşam biçimi, yani "Kripto-Egemenlik" inşa edebiliriz.Bu podcast, Bitcoin'in kritik gücünü anlayarak finansal sistemleri sorgulamanın ve bireysel özgürlüğe ulaşmanın yollarını aydınlatmayı amaçlamaktadır.Kaynak
Dijital vasiyetnamenizi yazdınız mı? Öldükten sonra sosyal medya hesaplarınız, videolarınız, fotoğraflarınız, yorumlarınız, avatarınız ne olacak? Prof.Dr. Nezih Orhon, dijital çağda ölümden sonra geride kalan dijital varlıklarımızı ele alıyor. Melbourne Üniversitesi'nden Prof. Bjorn Nansen'in çalışmaları doğrultusunda; dijital vasiyetler, şifreler, sosyal medya hesapları, sanal paralar, yapay zeka avatarları ve davranış verileri gibi konulara ışık tutuluyor. • Dijital miras nedir? • Dijital varlık ve dijital değerler neyi kapsar? • Sevdiklerimiz verilerimize nasıl erişebilir? • Mevcut platformların sınırları ne? Dijital mirası araştırmalardan notlarla dinleyin.
Bitcoin... Bir düzine insana sorun, iki düzine farklı cevap alın. Basit ve karmaşık, müsrif ve verimli, yavaş ama aynı zamanda var olabilecek en hızlı para. Dijital ama kıt? Değişebilir ama değiştirilemez? Anonim ama şeffaf? Bitcoin tüm zıtlıkları birleştiriyor. Peki gerçekten nedir? Belki de sonsuz soru 'Bitcoin nedir?', 'Senin için Bitcoin nedir?' sorusuna dönüşmeli, çünkü onun dünyasında otorite yok.Bitcoin bilginin ta kendisi. 12 kelimeniz - özel anahtarınız - ve halka açık defterin birleşimiyle değer kazanır. Bu sadece bilgi değil, kontrol. Değer, fikir birliğinden ve benzersizlikten gelir. Şansla başlayan, matematikle şekillenen, zamanın belirlediği bir para politikası. Dinamik yapısı, ağın kendisini ayarlamasını sağlar.Bu sadece teknoloji değil, aynı zamanda etik bir kod barındırır: Sahtecilik yapmayacaksın, enflasyona yol açmayacaksın, el koymayacaksın. Çalmayacaksın. Bu ahlaki kod, bilgisayar koduna, oradan da yasaya dönüşür. Bitcoin özgürlüktür, gerçektir ve akıldır. Gönüllü bir sistemdir.Mevcut sistemin (Fiat) yol açtığı sansür, kölelik ve tiranlığın aksine, Bitcoin adalettir, ölçüttür. Fiat para, zaman hırsızlarının işidir; enflasyon ve merkez bankaları tarafından çalınan zamanı geri getiren Momo'dur. Bitcoin, Fiat aşamasını sonlandırıp kökenlere dönüşü temsil eder. İstikrarlı, basit, makul olduğu için kalıcıdır. Bitcoin bir kurtarma botudur.Kaynak
Dr. Mehmet Akif Koç'a göre İsrail-İran savaşında taraflar hem kazanımlar elde etti, hem de kayıplar yaşadı. İsrail'in hedeflerine ulaşamaması sebebiyle ateşkesin uzun ömürlü olmayacağı değerlendirmesinde bulunan Koç, Batı'nın rejim değişikliği söylemlerinin ise İran'daki gerçeği yansıtmadığını ve gerçekçi olmadığını vurguladı.
Mevcut para sisteminin temelden bozuk olduğuna mı inanıyorsunuz? Hükümetlerin ve merkez bankalarının trilyonlarca doları adeta yoktan var etmesi sizi endişelendiriyor mu? Bu podcast bölümünde, mevcut sistemin kırılganlığını ve neden Bitcoin'in bir "Plan B" olabileceğini derinlemesine inceliyoruz. Bitcoin hala yaygın olarak yanlış anlaşılıyor, ancak modern parasal teoriye bir panzehir, sağlam para ve özgürlük için bir oylama olarak görülmeye başlıyor.Bitcoin'in "geç kalınmış" bir teknoloji olmadığını, aslında hala çok erken günler olduğunu savunuyoruz. Bitcoin'in parasal özellikleri - taşınabilirlik, kıtlık, bölünebilirlik, doğrulanabilirlik, dayanıklılık, mantarlaşabilirlik ve sansüre karşı direnç - onu bugüne kadarki en iyi para yapıyor. Merkezi otoritelerden bağımsız, halkın parası.Peki ne yapmalı? Cevap basit: Sats istiflemeye başlayın. Tüm bir Bitcoin almak zorunda değilsiniz; küçük kesirler bile yeterli. Sats istiflemek, piyasayı zamanlama baskısını ortadan kaldırır ve volatiliteyi göz ardı etmenizi sağlar. Otomatikleştirilebilir. Bitcoin'in pahalı olduğu, riskli olduğu veya başka bir kripto parayla değiştirileceği gibi yaygın yanılgıları çürütüyoruz. Özellikle "shitcoin" olarak adlandırılan diğer paralardan uzak durmanız öneriliyor.Unutmayın: Anahtarlarınız değilse, Bitcoin'iniz değildir. Güvenilir üçüncü taraflar güvenlik açığıdır. Kendi araştırmanızı yapın ve doğrulayın. Bu finansal tavsiye değildir. Bitcoin, kişisel sorumluluk gerektiren asimetrik bir bahistir. Hazır olduğunuzda, Bitcoin de hazır olacak.Kaynak
Bir halk neden isyan eder? Aslında herhangi bir sebep olabilir bu. Bardağı taşıran son damla misali… Gezi'de olduğu gibi ağaçların kesilmesine karşı çıkanların çadırlarının yakılması ya da 19 Mart'ta olduğu gibi seçilmiş bir belediye başkanının, müstakbel bir cumhurbaşkanı adayının siyasi bir operasyonla içeri atılması bardağı taşırabilir. Halk sokağa dökülebilir. İktidara bakarsanız bunlar hep dış güçlerin işleridir. Kişi kendinden bilir. Kendileri Amerika'dan aldıkları talimatla hocalarını terk edip yine Amerika'dan aldıkları icazetle iktidar oldukları için kendi iktidarlarını tehlikede gördüklerinde de hemen “dış güçler” diye feryada başlarlar. Oysa her şeyin sebebi kendileridir! Bardak taşınca sadece iktidar halkın karşısına çıkmaz. İktidara karşı olsa da düzene sonuna kadar bağlı olan düzen muhalefeti de rolünü oynamaya başlar. Halkın isyanını soğutur, böler, saptırır. Sebep onlardır, çözüm ise bizdedir. Emekçi halktadır!Emekçi halk kendi gündemine sahip çıkmalı ve bu gündemi siyasetin merkezine taşımalıdır. Çünkü bardağı taşıran son damlanın ne olduğu kadar, bardağın nasıl dolduğu da önemlidir. Türkiye işçi sınıfı için bardak, işsizlik ve yoksulluk ile ağzına kadar dolmuş durumda. Bunun da sebebi iktidarın emperyalist para babalarına, yerli ve yabancı tekellere hizmet eden, sermayeye dost, işçiye düşman politikaları. Ekonomiyi teslim ettikleri İngiliz Mehmet'e (kendisi resmen İngiliz vatandaşıdır) Orta Vadeli Program diye bir kemer sıkma programı hazırlatıp kemeri işçi sınıfının boynuna taktılar, sıktıkça sıkıyorlar.İşte rakamlar! TÜİK'in resmî rakamları ile atıl işgücü oranı yani gerçek işsizlik oranı yüzde 32,1'e ulaştı ve rekor kırdı. Pandemi döneminde dahi bu rakam en fazla yüzde 30'a (Ocak 2021) çıkmıştı. Bugün her üç kişiden biri işsiz! Vestel'in krizin faturasını işçiye çıkartmak için 2.000 işçiyi işten atma planı kamuoyunda ses getirdi. Ancak hâlihazırda sanayide fabrikalar onar onar, yüzer yüzer işçi çıkartıyor. İşsizler ordusu büyüdükçe patronlar işten çıkarma tehdidiyle çalışanlar üzerinde terör estiriyor. Çıkartılan işçiler yeniden iş bulmakta zorlanıyor. Bir şekilde iş bulduklarında ise eski işlerindeki ücret ve sosyal hakların altında şartlara, çoğu zaman da asgari ücrete mahkûm oluyorlar.Asgari ücret bu ülkede açlık ücreti demek. Yılın ilk 5 ayında açlık sınırı 25.092 lira, yoksulluk sınırı 81.734 liraya yükseldi. Bekar bir işçinin yaşam maliyeti ise 32.463 lira. Bunlar Mayıs ayı rakamları. Mevcut enflasyonla yıl sonuna kadar açlık sınırı 30 bin lirayı, yoksulluk sınırı 100 bin lirayı aşacak, bekar bir işçinin yaşam maliyeti de 40 bin lirayı bulacak. İşte böyle bir ortamda işçi sınıfımız asgari ücret adı altında 22.104 liralık açlık ücretine mahkûm edilmiş durumda. Hâliyle ve haklı olarak işçiler, Temmuz'da asgari ücrete zam bekliyor. İktidarın tutumu belli! İngiliz Mehmet “kemer sıkmaya devam” diyor. Çalışma Bakanı Vedat Işıkhan “daha erken” diye top çeviriyor. Sürpriz yok. Ama düzen muhalefetine de dikkat! Özgür Özel mitinglerde asgari ücrete zam nutukları atarken sermayeyi ürkütmemek için CHP'nin sözde emek komisyonu başkanı Gamze Taşcıer devreye giriyor: “Yükü sadece işverene bırakırsanız bu ekonomik ortamda işverenin bunu kaldırabilmesi mümkün değil!” Vermeyecekler! Almak için örgütlü mücadeleye! Unutma, sadece sendikalı olursan iş güvencesini savunabilirsin ve açlık ücretini reddedebilirsin! Devletten vermesini beklemeyeceğiz, örgütlü mücadeleyle patronlardan teker teker, söke söke alacağız! Devlete de gücün işçide olduğunu ancak böyle gösterebiliriz. Bardak doldu taştı! Emekçi halk isyanlarda ama bize işçi iktidarı gerek! Ancak işimiz için patronların karşısına birlik olup çıkarsak, ancak her lokmamız için birlikte savaşarak işçi iktidarının yolunu açabiliriz. İşçi düşmanı Orta Vadeli Programı çöpe atmak, İngiliz Mehmet'e “go home” demek için işçiler siyasete! Memlekete iş, aş, hürriyet getirmek için öncü işçiler göreve, Devrimci İşçi Partisi'ne, örgütlü mücadeleye!
Mevcut hukuk nosyonları ve sosyal bilimlerin kavramları ile izah edilemeyecek bir durum ile karşı karşıyayız. Sadece 7 Ekim sonrasıyla sınırlandırdığında bile İsrail'in Gazze ve Filistin'de açık ve sistematik bir soykırım amaçladığı görülmektedir. Soykırımda herhangi bir yaptırımla karşılaşmayan İsrail'in nasıl durdurulacağı ise en önemli soru.
Toplum olarak fiziksel dünyadan dijital bilgi alanına doğru hızlı bir geçiş yapıyoruz. Kaynakta ele alınan konulara göre, artık biletler, kartlar ve hatta para gibi pek çok şey sıfır ve birlerden oluşan dijital bilgiye dönüştü. Dijital bilgi, fiziksel nesnelerden çok farklı özelliklere sahip. Kolayca parçalara ayrılabilir, birleştirilebilir, mükemmel şekilde kopyalanabilir, anında doğrulanabilir ve fiziksel bir alana bağlı değildir, bu da onun neredeyse sonsuz form almasını sağlar.Kaynakta, bu değişimi anlamak için bir benzetme kullanılıyor: Her şeyi toza dönüştüren sihirli bir çekiç ve tozu eski haline getiren sihirli bir iksir. Dijital dünyada da benzer bir belirsizlik var; örneğin şifrelenmiş dijital bir pasaportun veya bir Bitcoin özel anahtarının ("paranızı harcamanızı sağlayan bilgi") nerede olduğu sorusu fiziksel anlamını yitiriyor. Bitcoin'de paranız saf bilgidir, yani özel anahtarınızdır. Bu bilgi, sayılar, kelimeler veya görseller gibi birçok farklı şekilde kodlanabilir.Bu durumun önemli sonuçları var. Mevcut yasa ve düzenlemelerimiz fiziksel dünyaya göre şekillenmiştir, dijital alan için pek kullanışlı değildir. Hükümetlerin ve şirketlerin belirli bilgi türlerini (örneğin algoritmaları) yasa dışı ilan etme çabaları, bilginin doğası gereği giderek zorlaşmaktadır. Bilgi bir "şey" değildir; fiziksel alemi aşar.Bu yeni kavramlar toplumdaki güç dengesini değiştiriyor. Kriptografi gibi araçlar hem özgürleştirici olabilir hem de suç veya baskıya yol açabilir. Durdurulamaz ve sansüre dayanıklı kodların sonuçlarını anlamaya çalışmalıyız. Fiziksel nesnelerin dijital olarak indirilip basılabildiği, değerin anında aktarılabildiği bir çağa giriyoruz. Herhangi bir şeyi sihirli kriptografik toza dönüştürebilir ve sadece sihirli kelimelerle eski haline getirebiliriz.Kaynak
23.05.2025 | Dijital Hayat Bölüm535 - TRT Radyo1 | "Bilgiyi Aktarma Sanatı: Veri Görselleştirme" Bilal Eren'in hazırlayıp, sunduğu Dijital Hayat programımızda bu hafta; Sakarya Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Bostancı ile; - Veri Görselleştirme Nedir, Nasıl Tanımlanabilir? - Veri Görselleştirme, Bilgiyi Aktarma Sanatı Olarak Tanımlanabilir mi? - Veri Çağında; Bilgiyi/Veriyi Anlaşılır Hale Getirmek Neden Önemli? - Göz/Görsellik Çağında, Metin Yerine Görsel Bilgi Neden Daha Kalıcı? - İletişim Bilimi Açısından, Bir Resim Bin Kelimeye Bedel mi? - Veri Görselleştirme Yöntem ve Methodları Neler? - Habercilik/Gazetecilik Açısından, Veri Gazeteciliği Daha mı Başarılı? - Tablolaştırma, İnfografik, Histogram, Haritalaştırma gibi Hangi Yöntemler Mevcut? - Hangi Veri Görselleştirme Araç ve Uygulamaları Mevcut? - Yapay Zeka Temelli Veri Görselleştirme Uygulamaları Neler? Başlıklarını konuştuk. Dijital Hayat, her cuma saat 15:30'da TRT Radyo1 mikrofonlarında canlı yayında... Tüm geçmiş ve gelecek yayınlarımız için; Web: https://www.dijitalhayat.tv
Mevcut konjonktürde Moskova ve Kiev, savaşın uzun vadede neden olacağı riskleri, getirisi muğlak olan bir ateşkes veya barış antlaşmasına tercih etmektedir.Yazan: Mehmet Çağatay GülerSeslendiren: Halil İbrahim Ciğer
Bu bölümde, kitap kulübümüzün yazarla buluşma etkinliğinde ağırladığımız Dünya ve Avrupa Bilim ve Sanat akademileri üyesi, beyin ve hipofiz cerrahı Prof. Dr. Türker Kılıç ile söyleşimizden bir derlemeyi sunuyorum.Son yıllarda yapılan kapsamlı çalışmalara rağmen beyin vücudumuzun hakkında en az şey bildiğimiz parçası olmaya devam ediyor. En büyük gelişme ise bu çalışamlarda sadece beyni değil tüm yaşamı anlamamıza kapı açan yeni bir matematiğin keşfedilmiş olması.Türker Hoca, yaşamın aslında bir enformasyon sistemi olduğu fikrini ele alarak, beyin nasıl düşünce üretiyorsa yaşamın da aynı şekilde gerçeklik ürettiğini vurguluyor. Bu bakış açısı, modern bilimin temel taşlarını yeniden gözden geçirmemizi sağlıyor. Peki, yapay zeka gerçekten “yapay” mı? Kılıç'a göre, her enformasyon işleyen sistem er ya da geç zeka üretiyor. Bu durumda, insan zekası ile yapay zekanın gelecekte nasıl bir etkileşim içinde olacağını anlamak büyük önem taşıyor.Eğitim sistemimiz ise başka bir önemli konu. Mevcut sistemin sahip olmaya dayalı bir yapı üzerine kurulu olduğunu, ancak çocukları geleceğe hazırlamak için sahip olmaya değil anlamlandırmaya dayalı bir modelin gerekliliğini vurguluyor. İhtiyacımız olan eğitim modelini şöyle tanımlıyor: Merakla başlayıp çalışkanlıkla zeki olmanın üzerine eklemlendiği, yaratıcılık ve iyilik haliyle devam eden, anlamlandırmayla sonuçlanan bir eğitim.Hocanın canlı hayat, bilinç, yaşamın anlamı üzerine dile getirdiği düşünceler çok etkileyici. Üzerine düşünmek şart ve eminim podcastimin en uzun bölümünün bazı kısımlarını tekrar tekrar dinlemek isteyeceksiniz.Bilim ve felsefenin kesiştiği, zihninizi açacak bu bölümü kaçırmayın!Türker Hoca'nın geçtiğimiz Eylül ayında çıkan “Nasıl Daha İyi ve Güzel Bir Yaşam Kurarız? Beyinbilimin Yanıtı” adlı kitabını okumanızı hararetle tavsiye ediyorum.(04:40) Beyin hakkında bilmemiz gerekenlerin ne kadarını biliyoruzdur? (09:53) Kadim bilgi ile bilim kavuştu mu? (Ufuk Çarşıbaşı'nın sorusu) (17:05) Çocuklarımızın eğitimine nasıl yön vermeliyiz? (Fatma Saniye Canbek'in sorusu) (29:17) Fizik-Kimya-Biyoloji, canlılığın kaynağı hangisi? (36:08) Yapay zeka beynimizle nasıl bir ilişki içinde olacak (Aycan Acar Şahin'in sorusu) (44:56) Bilinç nedir? (49:55) Yeni bir yaşam nasıl kurulacak? (Feyza Demir'in sorusu) (01:02:08) En yetkin öğretmen yaşamın kendisi (01:04:17) Türker Hoca'nın kardeşi Yasemin Şahin'in kitaptan alıntısıSupport the show
Eğitim sisteminde dinin yeri ne olmalı? Din eğitimi, bireyin gelişimini nasıl etkiliyor? Okullarda verilen din dersleri gerçekten kapsayıcı mı? Bu bölümde, okullarda din eğitimi konusunu tüm yönleriyle ele alıyoruz!
JUG İstanbul Dijital Yolculuklar podcast serimizin yeni bölümünde, moderatörlerimiz Özlem Güncan ve Tahir Murat Ağın ile birlikte, kariyer yolculuğunu yurt dışına remote çalışarak şekillendiren Abdullah Sunça'yı ağırlıyoruz. Remote çalışma yolculuğunuzda rehberlik edecek ipuçları ve ilham verici hikayelerle dolu bir sohbet sizleri bekliyor, keyifli dinlemeler! Konuk: Abdullah Sunça (Full Stack Typescript Engineer) Bölümün Konu Başlıkları: Geçmiş remote, hibrit ve ofis çalışma deneyimlerinizden bahseder misiniz? Mevcut çalışma şekliniz remote'un avantajları ve dezavantajları? Yurtdışı firmada çalışmanın sağladığı avantajlar ve dezavantajlar nelerdir? Türkiye'den yurtdışındaki bir firmada çalışmak için neler yapmalıyız? Tavsiyeleriniz nelerdir?
Akıntıya İnat'ta, canlı yayın konuğu DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan oldu. Gazeteciler Banu Güven ve Kemal Göktaş sordu, Ayşegül Doğan yanıtladı: - Yeni bir çözüm süreci mi geliyor? - Bahçeli'nin "el sıkma" hamlesinden sonra yapılan açıklamalar ne anlama geliyor? - DEM Parti yeni bir sürece nasıl bakıyor? Ayşegül Doğan, Türkiye'deki Kürt meselesinin çözümüne ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Barışın sağlanması için onurlu, eşit ve adil bir yaklaşım gerektiğini vurgulayan Doğan, çatışan tarafların yok sayılmasının sorunu derinleştireceğini belirtti. Geçmişteki çözüm süreçlerinden örnekler veren Doğan, Türkiye'nin bu konuda ciddi bir deneyime sahip olduğuna dikkat çekti. Mevcut hükümetin tutumunu eleştirerek İmralı'da tutulan Abdullah Öcalan'ın rolünün göz ardı edilemeyeceğini ifade eden Doğan, Kürt meselesinde kalıcı bir çözüm için anayasa yapım sürecinin kritik olduğunu söyledi. Anayasa çalışmalarında şeffaflık ve diyalog çağrısında bulunan Doğan, bu sürecin toplumun tüm kesimlerinin beklentilerini karşılaması gerektiğini belirtti. Programda ayrıca CHP'nin tutumu da ele alındı ve Kürt meselesinde toplumun beklentilerine karşılık verilmesi gerektiği vurgulandı. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Amerika Birleşik Devletleri'nde başkanlık seçimi için geri sayım başladı. Demokrat Parti'nin başkan adayı resmiyet kazandı. Mevcut başkan yardımcısı Kamala Harris, adaylığı resmen kabul etti. Ülkesi için “yeni bir yol çizme” vaadinde bulundu. Tüm Amerikalıların başkanı olacağını söyledi. Harris, Gazze, Ukrayna ve NATO'yla ilgili de önemli mesajlar verdi. Rakibi Donald Trump'ı eleştiri yağmuruna tuttu. Kayıttayız'da bu hafta Amerikan seçimlerine mercek tutuldu. Harris'in mesajları, 5 kasım'da kimin daha avantajlı olduğu,, Amerika'nın yeni dönemde izleyeceği politikalar konuşuldu.
Heltia uygulamasını indirmek için link: https://heltia.go.link/?adj_t=1d3smbye_1daaf80t %10 indirimden hemen yararlanmak için indirim kodu: KABİLE10
AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel arasında başlayan ve “yumuşama” ya da “normalleşme” olarak adlandırılan müzakere sürecinin ardından MHP'den art arda dikkat çeken açıklamalar geldi. “Cumhur İttifakı yol ayrımında mı?” dedirten gelişmelerin ilki Erdoğan-Özel ikilisinin ikinci buluşması öncesi başladı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin üzerinde “Bana Allah yeter” yazan yüzükle önce imalı bir mesaj vermesi, görüşmenin ardından da yazılı bir açıklamayla “AKP ve CHP ittifakı dileğimizdir” diyerek temennisini dile getirmesi “İttifakta ne oluyor?” sorusunu gündeme getirdi. Ali Bayramoğlu değerlendirdi. İYİ Parti Ankara Milletvekili Koray Aydın, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile eski İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in görüşmesiyle ilgili parti yönetimine çağrıda bulundu. Aydın, “Mevcut parti yönetimimiz tarafından İYİ Parti Kurucu Genel Başkanı ve Kurucular Kurulu Üyesi Sayın Meral Akşener'in, İYİ Partililerin bir haftadır yüzünü yere eğdiren gelişmeler hakkında bir an önce açıklama yapmaya davet edilmesi şarttır, elzemdir” dedi. Özgecan Özgenç son gelişmeleri aktardı. Rasim Ozan Kütahyalı'dan 3 Ekim 2023'te anlaşmalı olarak tek celsede boşanan Habertürk yazarı Nagehan Alçı, uzun yıllardır süren ve boşandıktan sonra da devam ettiğini söylediği şiddet sarmalını sosyal medya hesabından ifşa etti. Alçı, Kütahyalı'nın evliliği süresince kendisine şiddet uyguladığını ve şiddetin boşandıktan sonra da sürdüğünü yazdı. İfşasına “Hayatımın en büyük pişmanlığı” diyerek başlayan Alçı, bugüne kadarki suskunluğunu, “İnsan bazen hayatla tuhaf mücadele yöntemleri buluyor. Çeşit çeşit savunma mekanizmaları icat ediyor. Başkaları için avaz avaz bağırırken kendi için hep susuyor, içine atıyor” sözleriyle açıkladı. Avukat Yelda Koçak değerlendirdi. Almanya'da düzenlenecek 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası (EURO 2024), 14 Haziran Cuma günü başlayıp 14 Temmuz Pazar günü sona erecek. Medyascope Spor'dan Doğa Üründül ve Yahya Kemal Doğan gelişmeleri anlattı.
AYM'nin yeni başkanı Kadir Özkaya oldu. Mevcut başkan Zühtü Arslan'ın görevi 20 Nisan'da sona eriyor. TCMB Para Politikası Kurulu, beklenmedik bir kararla seçim öncesinde faizi 500 baz puanlık artışla %50'ye yükseltti. Bu bölüm Assembly Buildings hakkında reklam içermektedir. İş yaşamının geleceğine yön veren mekânlar ve ekosistemleri oluşturarak bir ‘iş kulübü' yaklaşımıyla iş dünyasını ağırlayan Assembly Buildings, İstanbul'dan sonra geleceğin ofis anlayışını Ankara'ya taşıdı. Assembly Buildings'in sunduğu tüm ayrıcalıklara ve detaylara bu bağlantı üzerinden ulaşarak siz de iş dünyası için aradığınız ilhamı bulabilirsiniz.
Bu makale Ortadoğu'da kangren olan meseleleri stratejik düzlemde incelemektedir. Mevcut dokuyu bozan yapay düşünceler ile gerçekte olanlar arasındaki farkı bütün çıplaklığıyla dile getirmektedir. Halen bölgede savaş, çatışma, suç, terör, işgal, soykırım, gibi pek çok olumsuzluk yaşanmaktadır. Uluslararası sistem bu olup bitene çare bulamamaktadır. Suriye, Irak, Lübnan, Yemen, Libya, gibi ülkelerin halkları harap ve bitap düşmüş durumdadırlar.
Yerel seçimlere az bir süre kala siyasi partiler gözünü İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) çevirdi. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Zafer Partisi ve İYİ Parti ve Saadet Partisi adaylarını açıklarken, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) ve Yeniden Refah Partisi'nin alacağı tavır merak ediliyor. Memleket Partisi ise aday çıkaracağını açıkladı ancak yarışacak isim henüz belli değil. Mevcut belediye başkanı Ekrem İmamoğlu'nun karşısında iktidarın yanında muhalefetin de adayları yarışacak. Peki İmamoğlu taban ittifakını kurabilecek mi? Gökçe Çiçek Kösedağı'nın konuğu Medyascope Haber Müdürü Göksel Göksu. Medyascope muhabirleri Cansu Timur, Dilhun Gençdal ve Berfin Bayır sahadan gelişmeleri canlı aktarıyor. Editör: Aliye Altınışık 26.01.2024
Sansürsüz dobra dobra! Prof. Dr. M. Efe Çaman, Erkam Tufan Aytav. Ekrem İmamoğlu ne yapmak istiyor? Türkiye'de muhalefet var mı? Mevcut muhalefet umut olabilir?
To enjoy all 100+ episodes, please subscribe on https://anchor.fm/turkish-learners-network/subscribe We publish new episodes weekly! Basit Türkçe ile Haberler / News in Simple Turkish by Turkish Learners Network Basit Türkçe ile Haberler'in yeni bölümüne hoş geldiniz. Cumhurbaşkanlığı: Presidency Meclis: Parliament Aday: Candidate Milletvekili: Member of Parliament İttifak: Alliance Çoğunluk: Majority Bugün 15 Mayıs 2023 Pazartesi. Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı ve Meclis Seçimleri Türkiye'de 14 Mayıs Pazar günü cumhurbaşkanlığı ve meclis için seçimler yapıldı. Cumhurbaşkanı olmak için dört aday vardı. Bir aday seçimden üç gün önce adaylıktan çekildi. Türkiye'de cumhurbaşkanı seçilmek için yüzde 50'den fazla oy almak gerekiyor. Adaylardan hiçbiri yüzde 50'yi geçemedi. Mevcut cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, oyların %49,50'sini aldı. En yakın diğer aday Kemal Kılıçdaroğlu'nun oy oranı %44,89 oldu. Üçüncü aday Sinan Oğan ise %5,17 oranında oy aldı. Bu nedenle Erdoğan ve Kılıçdaroğlu arasında 28 Mayıs Pazar günü ikinci tur seçimi olacak. İlk turda Sinan Oğan'a oy veren kişilerin ikinci turdaki oyları sonucu etkileyecek. Sinan Oğan özellikle göçmen karşıtı seçmenlerden oy aldı. Adaylar ve onları destekleyen partiler ikinci tur hazırlıklarına başladı. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde toplam 600 milletvekili var. Meclis çoğunluğu için 300 milletvekili gerekiyor. Erdoğan'ın partisi Ak Parti mecliste 267 milletvekili kazandı ve meclis çoğunluğuna ulaşamadı. Ak Parti, ekonomi yönetimindeki hatalar nedeniyle metropollerde oy kaybetti. Ancak Ak Parti seçimden önce farklı partiler ile ittifak yaptı. Bu ittifakın adı Cumhur İttifakı. Cumhur İttifakı toplamda 322 milletvekili kazandı ve mecliste çoğunluk kazandı. Kılıçdaroğlu'nun partisi Cumhuriyet Halk Partisi 169 milletvekili kazandı. CHP diğer beş partiyle Millet İttifakı içindeydi. Bu beş partiden İyi Parti farklı bir parti olarak, diğer dört parti ise CHP altında seçime girdi. İyi Parti 44 milletvekili kazandı. CHP altında seçime giren partiler CHP'ye çok oy getirmedi. Millet İttifakı ise toplamda 213 milletvekili kazandı. Emek ve Özgürlük İttifakı da toplamda 65 milletvekili ile mecliste olacak. Dinlediğiniz için teşekkürler! Lütfen bu bölümü Türkçe öğrenen diğer kişilerle de paylaşın! Yeni bölümde görüşmek dileğiyle, hoşça kalın!
Kemal Can, 5 Soru 10 Cevap'ın bu bölümünde, aşağıdaki sorulara cevap aradı: Bu noktadan dönüş ve muhalefetin geleceği nasıl? Beyaz Toros ve Yeşil tribüne nasıl ve neden çıktı? Seçime giderken gerilim hatları nereye kuruluyor? Mevcut imkanlar, değiştirme hevesine çok mu uzak? Siyasi krizlerin öznesi ve çözümün adresi kim?
382'inci Medyascope Açık Oturumu'nda Edgar Şar, konukları Osman Sert, Şebnem Yardımcı Geyikçi ve Tanju Tosun ile Altılı Masa'nın geçiş süreci yol haritası kapsamında ortaya çıkan tartışmaları ve HDP'nin aday çıkarma kararı sonrası oluşan dengeleri konuştu. “Önemli olan masada kararların nasıl alacağı” Siyaset bilimci Prof. Tanju Tosun, son günlerdeki yetki tartışmasını bir iletişim sorunu olarak değerlendiriyor: “Bu mesele genel başkanların hali hazırda üzerinde anlaştığı bir metni parça parça ve ağır aksak kamuoyuna iletme çabasının yarattığı problemlerden kaynaklanıyor. Geçiş sürecinde bir şekilde ortak yönetim ve eşgüdüm olacağı belli. CHP'li İbrahim Kaboğlu da son zamanda yazdığı yazılarda buna dikkat çekiyor. Eleştirilen asıl nokta burada partileri arasındaki oy oranı farklarına rağmen liderlerin eşit söz hakkına sahip olacağı fikri. Ancak Kılıçdaroğlu'nun son yaptığı açıklamada, bakanlık dağılımındaki sayıların oy oranına göre belilrneceği de yer alıyor. Önemli olan kararların nasıl alınacağı.” “Muhalefetin henüz seçim öncesi ayrıntılar içinde boğulması seçmene iyi bir mesaj değil” Siyaset bilimci Dr. Şebnem Yardımcı Geyikçi, Altılı Masa'nın en başında önemli bir heyecan yarattığına dikkat çekiyor: “Demokrasinin tüm partilerlerin katılımıyla inşa edilmesi halen kıymetli ve önemli. Ancak mevcut belirsizliler ve son krizler masada bazı konularda anlaşmanın sağlanmadığına işaret ediyor. Masadan beklenti de çok büyük. Temel sorun bence masada bazı önemli ayrımların yapılamaması. Seçimlerden önce yapılması gerekenler ve sonrasındakiler ayrımı çok önemli. Masa ise uzun bir süredir seçimler kazanılmış ve sonra ne yapılması gerekiyor buna odaklanmış durumda. Bu konuda yaptıkları da önemli ancak muhalefetin henüz seçim öncesi ayrıntılar içinde boğulması seçmene iyi bir mesaj değil.” “Bir aktöre yürütme erkinde oy oranından bağımsız ve orantısız bir yetki verilmesi hiç iyi bir mesaj değil. Cumhurbaşkanı Erdoğan da bunu kullanıyor. Özellikle Davutoğlu'nun ‘kriz çıkar, çözeriz' ifadeleri Erdoğan'In bunu daha rahat kullanmasını sağlıyor.” “Bu tartışmalardan sonra 30 Ocak'ta açıklayacakları belgede liderler revizyon yapabilirler” PanaromaTR Direktörü Osman Sert, asıl sorunun sistem sorunundan kaynaklandığını düşünüyor: “Liderler aslında bu krizi çözmeye çalışıyorlar. Mevcut krize yeni bir çözüm üretmeye çalışıyorlar ama o çözüm de başka bir kriz ve sorunun başlangıcı olarak algılanıyor haklı olarak. Cumhur İttifakı, iktidarda olmanın avantajını kullanıyor ve muhalefete göre daha bütünlüklü bir fotoğraf verebiliyor. Muhalefetin işi ise daha zor. Ortak bir aday bulunması gerekiyor ama adayları seçilse bile yönetimin nasıl olacağını kurgularken sıkıntılar ortaya çıkıyor. Bu tartışmalar hayırlı da olmuş olabilir. Belki bu tartışmalardan sonra 30 Ocak'ta açıklayacakları belgede revizyon da yapabilirler.”
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) dün (3 Aralık) İstanbul'da Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda “İkinci Yüzyıla Çağrı Buluşması”nda vizyon belgesini açıkladı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Bugün ülkenin kaderini değiştirme günüdür. Bunun için yönetim anlayışımızı kökten değiştirmeliyiz. Ancak bunun çaresi ‘Mevcut tek adam gitsin, başka bir tek adam gelsin' değildir. Bugün bizden bambaşka bir sistemin altyapısını dinleyeceksiniz” dedi. Dördüncü Yol'un 138. bölümünde siyaset bilimci Alphan Telek, Gülçin Karabağ, Nezih Onur Kuru ve avukat Gürkan Çakıroğlu CHP'nin ekonomi vizyonu ile stratejisini ve Altılı Masa'nın bundan sonra nasıl bir yol izleyebileceğini ele aldı.