Podcasts about anlad

  • 57PODCASTS
  • 101EPISODES
  • 20mAVG DURATION
  • 1MONTHLY NEW EPISODE
  • Jul 11, 2026LATEST

POPULARITY

20192020202120222023202420252026


Best podcasts about anlad

Latest podcast episodes about anlad

Mevlana Takvimi
HZ. ALİ (R.A.) KAHRAMANLIĞI-11 TEMMUZ 2026-MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Jul 11, 2026 2:34


Uhud Savaşı'nda savaşın kazanıldığı düşünülerek Okçular Tepesi'nden inilmesi üzerine Müslümanlar dört taraftan saldıran düşman arasında kalmışlar ve çok sayıda Müslüman şehid olmuştu. Peygamber (s.a.v.) bir düşman topluluğu arasında kalmıştı. Kafirler Peygamber (s.a.v.)'in şehid olduğu haberini yaymışlardı. Hz. Ali (r.a.) buyuruyor ki: "Kafirler müslümanları kuşatınca ve Peygamber (s.a.v.) gözümün önünden kaybolunca onu sağ olanlar arasında aradım, bulamadım, şehidlerin yanına giderek aradım, orada da bulamadım. Kılıcımı elime alıp kafirlerin kalabalığı arasına dalıp savaşmaya başladım. Bundan daha iyi yol yoktur, dedim ve kılıcımı alarak öyle bir hamle yaptım ki, nihayet kafirler ortalıktan çekilip gittiler. O anda gözüm Peygamber (s.a.v.)'e ilişince son derece sevinmiştim. Anladım ki Allâhü Teâlâ sevgili Peygamberini (s.a.v.) melekleriyle korumuştu. Ben Peygamber (s.a.v.) yanına giderek dikildim. Bu esnada kafirlerden bir topluluk Resûlullâh (s.a.v.) hücum etmek için geldiler. Peygamber (s.a.v.) "Ali onları durdur" buyurdu. Ben tek başıma bu topluluğa karşı koydum ve onların yüzlerini geri çevirdim, bazılarını da öldürdüm.” Ondan sonra tekrar bir topluluk Resûlullâh (s.a.v.)'e saldırmak niyetiyle ilerledi. Resûlullâh (s.a.v.) yine Hz. Ali (r.a.)'yı işaret etti ve o da yine tek başına o toplulukla çarpıştı. Bundan sonra Hz. Cebrail (a.s.) gelerek Hz. Ali (r.a.)'ın yiğitliğini ve yardımını övünce, Peygamber (s.a.v.): "Şüphesiz Ali bendendir, ben de Ali'denim" buyurdu. Bu sözüyle beraberliğin en yüksek derecesine işaret buyurmuştu. Cebrail (a.s.)'da "Ben de ikinizdenim" buyurmuştur. (Zekeriya Kandehlevi, Fezaili Amal, s.74)

Yeni Şafak Podcast
İbrahim Karagül-Ankara'daki Zirve'yi en iyi İsrail anladı ve tam anladı. Netanyahu'nun korkusu ne?

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Jul 9, 2026 9:30


Kim ne derse desin; Ankara'daki NATO Zirvesi, dünyada derin değişimlere açılan bir kapı olarak tarihe geçecek. Zirve'yi abartmak için söylemiyorum ama, uzunca bir süredir tartıştığımız güç kırılmaları, değişimleri bu zirve ile resmileşiyor.

Yeni Şafak Podcast
Selçuk Türkyılmaz-Saraybosna'da insan avı-1992

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Nov 24, 2025 5:29


Milano cumhuriyet savcılığı Bosna Savaşı sırasında Saraybosna'ya keskin nişancılık için giden İtalyanlarla ilgili iddialar üzerine soruşturma başlatmış. Soruşturma İtalyan gazeteci-yazar Ezio Gavazzeni'nin iddiaları ve bunu destekleyen kanıtlardan hareketle başlatılıyor. Anladığım kadarıyla soruşturma zevk ve eğlence için Saraybosna'da insan avına çıkan İtalyanları kapsıyor. Çünkü yine iddiaya göre Saraybosna'da zevk ve eğlence için insan avına çıkanlar arasında Fransız, Alman ve İngilizler de var. İtalyan gazeteci-yazar Ezio Gavazzeni'yi bu cesur adımı için kutlamak gerekir. İddiaların ispatlanması durumunda çok farklı değerlendirmelerin yapılacağını zannediyorum.

Yeni Şafak Podcast
Nedret Ersanel-İsrail'in anladığı tek dil güç ise, o güç nedir, nasıl kullanılır?

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Aug 23, 2025 7:11


İsrail, Gazze'ye yönelik yeni saldırı planını uygulamaya başladı ve aynı zamanda “ateşkes” görüşmelerine göz kırptı. Tel Aviv'den duyulan bu tür açıklamalara kredi açma, umut bağlama faslını hâlâ aşamamış olanların bulunması garip. Çünkü saldırının ana hedeflerinden Hamas'ın rehineleri bırakması şu saniye gerçekleşse dahi İsrail durur mu?

Radyo D
Hakan Gence ile Sıkı Muhabbet | Survivor Adem Kılıççı: Pişman olabileceğim tek şey... | Sinsi biri olduğunu anladım

Radyo D

Play Episode Listen Later Jul 13, 2025 40:17


Hakan Gence ile Sıkı Muhabbet'in bu haftaki konuğu Adem Kılıççı oldu

Hasan Basri Budak İle Kendine Gel
Taşa Çarpınca Anladım I 3.Sezon Podcast

Hasan Basri Budak İle Kendine Gel

Play Episode Listen Later Jul 11, 2025 2:55


“Taşa Çarpınca Anladım” Mevlana Hüdavendigar der ki; Sıkıntı yok efendiler, dert; insana yol gösterir…Hoş geldin sevgili dostum. Ben Hasan Basri Budak.Bazen hayat, biz yönümüzü değiştirelim diye sarsar bizi. Dert diye ağladıklarımız, bir bakmışsın dönüm noktası olur. Bir hastalık, bir kayıp, bir iflas… Aslında bir çağrıdır bunlar. İçine dönmen, yavaşlaman ve başka bir yoldan yürümen için bir çağrı.Bu podcastte, etkileyici bir kıssa eşliğinde, dertlerin aslında nasıl bir rehbere dönüşebileceğini konuşacağız.Keyifli dinlemeler…Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/hasan-basri-budak-ile-kendine-gel--5728974/support.

Genç Derneği
Hakikatin Peşinde Bir Ömür: Selman-ı Farisi | Örnek Nesil B07

Genç Derneği

Play Episode Listen Later Mar 24, 2025 19:05


**Hakikatin Peşinde Bir Ömür: Selman-ı Farisi** Örnek Nesil serimizin **altıncı bölümünde**, **hakikatin peşinde geçen bir ömrün** sahibi olan Selman-ı Farisi (r.a.)'ın ilham verici hayatına yakından bakıyoruz. Zengin bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Selman (r.a.), **gerçek dini aramak için** evini, ailesini ve rahatını geride bıraktı. Yolculuğu boyunca birçok çile çekti, köle olarak satıldı ama **İslam'la şereflenmek için hiçbir fedakârlıktan kaçınmadı**. Nihayet Medine'de Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ile buluştu ve hakikate kavuştu. Hendek Savaşı sırasında **savunma için hendek kazma fikrini önererek** İslam ordusunun zaferine katkıda bulundu. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ona **"Selman bizdendir, ehl-i beytimdendir."** diyerek büyük bir değer verdi. **Selman-ı Farisi'nin (r.a.) sabır, fedakârlık ve hikmet dolu hayatını keşfetmek için yeni bölümümüz yayında!**

Genç Derneği
Yesrib'in İlk Muallimi, Uhud'un Sancaktarı: Mus'ab İbn Umeyr | Örnek Nesil B05

Genç Derneği

Play Episode Listen Later Mar 14, 2025 12:37


*Yesrib'in İlk Muallimi, Uhud'un Sancağı: Mus'ab ibn Umeyr* Örnek Nesil serimizin *beşinci bölümünde, İslam davasının öncülerinden **Mus'ab ibn Umeyr (r.a.)*'ın fedakârlık ve teslimiyet dolu hayatına yakından bakıyoruz. Mekke'nin en zengin ve asil ailelerinden birinde doğan Mus'ab (r.a.), İslam'la şereflenince her şeyini geride bıraktı. *Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tarafından Yesrib'e gönderilen ilk öğretmen ve davetçi* oldu. Orada İslam'ın hızla yayılmasına vesile oldu ve Medine'deki Müslümanları bir araya getirdi. Uhud Savaşı'nda ise Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) *sancaktarlık görevini üstlendi. Büyük bir cesaretle mücadele ederken şehit edildi. **Üzerindeki elbise kefen olarak yetmediği için ayakları otlarla örtüldü*. *Yesrib'in ilk muallimi, Uhud'un sancaktarı, zühd ve fedakârlığın timsali Mus'ab ibn Umeyr'in (r.a.) ilham veren hikâyesini keşfetmek için yeni bölümümüz yayında!*

Genç Derneği
Tay Kabilesinin Bileği Bükülmez Efendisi: Zeydül Hayr | Örnek Nesil B04

Genç Derneği

Play Episode Listen Later Mar 11, 2025 22:50


Tay Kabilesinin Bileği Bükülmez Efendisi: Zeydül Hayr Örnek Nesil serimizin dördüncü bölümünde, Tay Kabilesi'nin önderi Zeydül Hayr (r.a.)'ın hayatına yakından bakıyoruz. İslam'la müşerref olmadan önce "Zeydül Hayl" (Atlı Zeyd) olarak tanınan bu yiğit sahabe, sahip olduğu sayısız atla nam salmıştı. Heybetli duruşu, gür sesi ve cesaretiyle kabilesinin en önde gelen ismiydi. İslam'ın haberini duyduğunda kabilesinin ileri gelenleriyle birlikte Yesrib'e gitti. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in hutbesini dinleyerek şehadet getirdi ve Müslüman oldu. 7 gün boyunca Resûlullah'ın (s.a.v.) yanında kaldıktan sonra, kabilesine İslam'ı anlatmak için yola çıktı. Ancak Medine hummasına yakalanarak vefat etti. Fakat vasiyeti yerine geldi ve kabilesi daha sonra İslam'la şereflendi. Bu cesur sahabenin fedakârlık ve teslimiyet dolu hikâyesini keşfetmek için yeni bölümümüz yayında!

Genç Derneği
Hayırlı Selef: Osman İbn Maz'un'un Büyük Fedakarlığı | Örnek Nesil B03

Genç Derneği

Play Episode Listen Later Mar 8, 2025 11:48


Hayırlı Selef: Osman İbn Maz'un'un Büyük Fedakârlığı Örnek Nesil serimizin üçüncü bölümünde, İslam davasına gönülden bağlı bir sahabe olan Osman ibn Maz'un (r.a.)'ın hayatına yakından bakıyoruz. Müşrik amcası Velid ibn Muğire'nin himayesinde olduğu için zulüm ve işkenceden korunan Osman, arkadaşlarının çektiği sıkıntıları gördüğünde bu ayrıcalıktan rahatsız oldu. Onlarla aynı zorlukları paylaşmak için amcasından himayesini kaldırmasını istedi. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Osman ibn Maz'un (r.a.) vefat ettiğinde onun alnından öpmüş ve onu "Hayırlı Selef" olarak nitelemiştir. Bu büyük sahabenin fedakârlığını ve Allah yolundaki azmini birlikte keşfetmek için bu bölümü kaçırmayın!

Genç Derneği
Peygamberin Sözlerini Duymamak İçin Kulağına Pamuk Tıkayan Sahabe | Örnek Nesil B01

Genç Derneği

Play Episode Listen Later Mar 2, 2025 11:30


Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in sözlerini duymamak için kulağına pamuk tıkayan bir sahabe… Peki, daha sonra ne oldu? Onu İslam'a götüren yolculuk nasıl başladı?

MANPASI
Müdir ilə xaricə səfərdən sonra anladım ki… 24.10.2024

MANPASI

Play Episode Listen Later Oct 24, 2024 73:33


sonra anlad
Yeni Şafak Podcast
NEDRET ERSANEL - Şeytan ayrıntıda kimden gizlenir?

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Aug 14, 2024 6:11


İran, İsrail'i vursa da, vuruyor gibi yapsa da, Çin, Rusya ve evet ABD de bunu istemiyor… Adı geçen her süper gücün kendine göre diğerine zıt stratejik gerekçeleri, bölgede yaşanan çatışmanın üzerinde nedenleri var ve ögelerine ayrılmaları, bunlara bakarak İran'ın da İsrail'i gerçekten vurmayı isteyip istemediğini konuşmak gerekiyor… Herhangi bir ülkenin üç süper gücün hilafına İsrail'i vurması mümkün mü? Bu olay özelinde mümkün… Bu da bizi Tahran'ın ‘içine' taşıyor, tekrarlayalım; İran Cumhurbaşkanı Reisi ve Dışişleri Bakanı Abdullahiyan'ın “tasfiye edilmesi” İran için yeni politik gerçeklik yarattı. Haniye suikastında ve soruşturmasında da gördük. Anladık ki, Tahran çarkı içinde bir dişli takılıyor… Siyasetteki izlerini şuradan izleyebilirsiniz; yeni Cumhurbaşkanı reformist kimliğiyle birlikte Batı'yla daha düzgün ilişkiler kurmak isteyen bir profil. Adaylık sürecinde alenen söyledi. Haniye suikastı bunu çelmeledi, Pezeşkiyan'ın elini bozdu. Yine de Dışişleri Bakanı'nı bile atamadan Cevad Zarif'i stratejik işlerden sorumlu yardımcılığına atadı. Zarif'i anlatmaya gerek yok. İran iç tahterevallisinde nerede oturduğu belli. Biz bu ipucunu/delili sizlerle paylaştıktan 10 gün sonra istifa etti. Neden? İşte o “diş”li ısırdı! Aynı dişli İran dış politikasında esnemek istemiyor. İçeride menfaatlerin dağıtılması konusunda da taraf. Ve yine İsrail'e açık ve güçlü bir cevap verilmesini istiyor. Bu bağlamda Tel Aviv'in savaşı yükseltme arzusunun da paydaşına dönüşüyor… *** Gelelim süper güçlerin stratejik ögelerine ayrılmasına… Çin resmi dili, İsrail'in durdurulmasından yana. İki devletli 1967 çözümünü destekliyor, Filistin örgütlerinin liderlerini bir araya getirip çözüm üretmeye davranacak kadar da ileri gidiyor, Haniye'nin öldürülmesini, “buna karşı” girişim olarak tarif ediyor. Yine de İran'ın İsrail'e fırsat verecek bir karşılık vermesini kesinlikle istemiyor. Sebebi Pekin için hassas bir konu; böylesi durumun geniş Ortadoğu'da, özel olarak Çin'in genel olarak Doğu'nun ilerleyişini sakatlama, özellikle “yatırımlar/yollar” üzerinden ilerlemesini geriletme riski… Rusya açısından yine aynı saikler geçerli olmakla birlikte, ABD ve İsrail'in İran'ı vurması durumunda rejimi düşürme potansiyeli yeşerteceğini, bunun hayati nitelikte jeopolitik kayıp oluşturacağını teşhis etmesi. (Aynı düşünceyi/kaygıyı Çin de paylaşıyor.)

Yeni Şafak Podcast
SÜLEYMAN SEYFİ ÖĞÜN - Adım adım bölgesel savaşa doğru

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Jul 31, 2024 7:04


İsmail Heniye Tahran'da bir suîkast neticesinde şehit edildi. İran'ın yeni Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'ın kutlama törenlerine katılmak için Tahran'daydı. Bu suikast, Beyrut'ta Hizbullah'ın en yüksek rütbeli komutanlarından birisi olan ve şu ana kadar ölüp ölmediği kesinliğe kavuşmamış olan Fuad Şükrü'ye karşı yapılan saldırıdan hemen sonra gerçekleşti. (Muhtemelen o da hayâtını kaybetti). Bu cinâyetlerin fâilinin İsrâil olduğu, tartışmaya meydan vermeyecek kadar âşikâr. Ama bu kadarla yetinmek resmi eksik bırakmak olur. Kendi nam ve hesâbıma,, işin içinde ABD'nin de olduğunu düşünüyorum. Değerlendirmeye, Netanyahu'nun son ABD ziyâreti ile başlamak en doğrusu olur. İnsanlığın utancı olan bir Kongre celsesinde Netanyahu, yalanlarla dolu bir konuşma yaptı. Cumhûriyetçilerin neredeyse tam kadro, Demokratların ise kısmen mahçup, kısmen hesaplı bir şekilde yarı yarıya yer aldığı bu içtimâda, çocuk ve kadın kâtili, savaş suçlusu Netanyahu'yu bir omuzlarına almadıkları kaldı. Konuşması çoşkulu bir şekilde sık sık alkışlandı. Moral depolayan Netanyahu, sırasıyla Biden ve Trump ile görüştü. Biden artık bir siyâsî mevtâ olduğu için bunun üzerinde durma lüzûmu hissetmiyorum. Kamala Harris, ABD'nin İsrâil siyâsetlerinden rahatsız olan Hispanik, Latin kökenli ve siyâhî oyları kaybetmemek için Netanyahu'dan uzak durdu. Yahudî oylara gözünü diken Trump ise İsrâil'in siyonist siyâsetlerine olan desteğini en yüksek perdeden dile getirdi. Netanyahu'nun ABD ziyâretinden gelen haber ve resimler, İsrâil'in suikastlarının habercisiydi. Anladık ki, ABD'nin İsrâil'e olan desteği, ister Kamala Harris seçilsin, ister Trump, herhangi bir kesintiye uğramayacak; gönüllü (Trump) olsun, mızmızlanarak olsun (Harris) devâm edecek. (Kamala Harris'in kocasının da bir Yahudî olduğu unutulmamalı). Netanyahu'nun mutantan ziyâreti esnâsında, muhtemelen daha derinlerde, İsrâil ve Pentagon'un karanlık isimleri, kapalı kapılar arkasında işbaşındaydılar ve bu suikastların ve sonrasında neler yapılacağının plânları üzerinde çalışıyorlardı. Nitekim Beyrut saldırının hemen sonrasında Blinken'ın mutlak sûrette İsrâil'i destekleyeceğini ifâde etmesinin ardından Doğu Akdeniz'deki ABD donanmasına âit gemiler harekete geçti ve Lübnan açıklarına yerleşti. Anlaşılıyor ki, içeride ve Gazze'de sıkışan Netanyahu'nun savaşı büyütmekten ve İran ile kesin bir hesaplaşmayı başlatmaktan başka bir çâresi kalmadı. Bu, tıpkı köpekbalıklarının durumuna benziyor. Bu yırtıcılar için çekilmiş belgesellerden herhangi birini seyretmiş olanların kolaylıkla bilebileceği üzere, köpekbalıkları hayat boyu hareket etmek, yüzgeçlerini çalıştırmak zorunda. Eğer dururlarsa ölüyorlar. Netanyahu da, sıkışmışlığı içinde aynı şeyi yapmak zorunda. Eğer durursa, İsrâil'e ne olur bilmem ama kendisinin biteceği âşikâr. Onun için kimse Gazze'de bir ateşkes beklemesin. Buna Çin'in büyük diplomatik zaferi gibi ilân edilen, FKÖ ile HAMAS'ı uzlaştırdığı söylenen gayretleri de dâhil. Savaş durmayacak; dahası büyüyecek. Gazze'de, neredeyse bir sene geçmesine rağmen istediğini elde edemeyen Netanyahu ve siyonist-faşist kadroların savaşı yaymaktan başka çâresi kalmadı. Lübnan, Sûriye ve Irak toprakları doğrudan bu savaşın yayılma sâhasına işâret ediyor.

Yeni Şafak Podcast
YUSUF DİNÇ - Şakşak tapınağı ve ABD seçimlerinin ekonomi politiği

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Jul 27, 2024 4:51


Bir eşikteyiz. Kapı aralık, ışık basıyor, parlak bir gelecek mi, nükleer bir ışıma mı, nereye açılır, arkada ne vardır, henüz kestirilemiyor. Bu bulanıklıkta yoluna panikle devam eden şahıslar, şirketler, devletler de var, kendini rüzgâra bırakan da soğukkanlılıkla yönünü bulmaya çalışan da… Ortamın berraklaşana kadar; berraklaşma derken bir iyimserliği değil, bulanıklığın dağılmasını kastediyorum; herkes ve her şey Kasım'daki ABD seçimlerine kilitlendi. Ekonominin tüm parametreleri dahil… Faiz indirimlerini işte böyle bir ortamda tartışmaya başladı Türkiye. Gerçi FED'i beklemeden Kanada Merkez Bankası (iki kere), Avrupa Merkez Bankası, Macaristan Merkez Bankası faiz indirdi. Asıl önemli olansa Çin Merkez Bankasının indirim kararıydı. Çin'in Trump'ın seçilme ihtimaline hazır olduğunun çok önemli bir habercisiydi bu karar. İndirim yönlü bu genel havaya rağmen Japon Merkez Bankası ise faiz artırdı. Kendi parametreleri bunu gerektiriyordu vesaire vesaire. Bu seçimin bu denli belirleyici olmasının başta ABD hegemonyasının gücü olarak yorumlanabileceğini düşünmüştüm. Sonra Netansatan'ı ABD Senatosu'nda konuşurken gördüm. Anladım ki hegemonya falan değil, ABD'nin saldırganlığı ve yalancı şahitlik kabiliyeti mesele. Gerçi yalancı şahit; olay yerinde olmayıp yahut olay hakkında bilgisi olmayıp şahitlik yapana denir. Yani şahidin yalan söylemesinden farklı bir sorundur. Kimi zaman yalancı şahitlikle şahitin yalancılığının karıştırıldığını düşünüyorum. (Yalancı şahit doğruyu da söyleyebilir.) Neyse, ABD Gazze'de yalancı şahit midir, şahit yalancı mıdır önemli değil. ABD hem yalancı şahitlik yapabiliyor (ırak'taki kimyasal silah konusunda olduğu gibi) hem şahitliğine yalan katabiliyor (Gazze'deki katliamı durmaksızın alkışladığı gibi). Alkış putperestlikten miras kalmış bir davranıştır. Bu konuda çok yargılayıcı değilim. Bir iki alkış yeri geldiğinde rahatsız edici değildir. Ama onlarca kez alkış bir cinnet hali sayılmayacaksa tapınmadan başka nedir? İyi niyetli değerlendirsem konuşturmamak için alkışlıyorlar derim. Ama Senato'nun tam anlamıyla bir şakşak (applasue-fest) tapınağı olduğunu veriler gösteriyor.

Yeni Şafak Podcast
İSMAİL KILIÇARSLAN - BİR UYARI, BİR VEFA Ne Olur Yakmayın, Ne Olur

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Jul 6, 2024 5:40


Tarım Konseyi İcra Kurulu'nun açıklamasından haberdar oldunuz mu bilmiyorum. Kurul, neredeyse canhıraş şekilde “Ne olur anız yakmayın” açıklaması yaptı ve öyle az buz değil, sonuna kadar haklılar. Diyarbakır ve Mardin'de 15 vatandaşımızın ölümüne, binlerce hayvanın ve binlerce dönüm toprağın yok olmasına neden olan yangın biliyorsunuz bir anız yakımı ile başlamıştı. Gelen haberler, hem bölgede hem de Türkiye'nin dört bir yanında çiftçilerimizin “toprağın verimliliğini sağlamanın bir yolu” olarak gördüğü anız yakımına devam ettiği yolunda. Diyarbakır ve Mardin'deki facia yetmemiş anlaşılan. “Sadece Şanlıurfa'da son iki haftada 206 çiftçiye toplam 15 bin dekar arazide anız yaktıkları için 14 milyon TL ceza kesilmiş” diyeyim de tehlikenin farkına varalım. Şunun adını yerli yerince koyalım: Anız yakımı insani değildir, İslami hiç değildir, hele hele toprağın verimliliğini artıran bir uygulama hiç değildir. Anız, ekosistemi yok eden, tarımsal verimliliği ortadan kaldıran, dahası artık “insan da öldüren” bir olgu haline geldi ne yazık ki. Toprak verimliliğini sağlamanın çok daha iyi, çok daha etkili yöntemleri var ve Tarım Bakanlığı bu yöntemler konusunda çiftçiye her türlü desteği veriyor. Bildiğim kadarıyla malç yöntemi toprak verimliği sağlamak açısından hemen hemen en iyi yöntem ve “insanın, börtü böceğin, hayvanların öldüğü, toprağın bittiği” anıza göre çok daha makul. Üstelik kolay ve destek alınabilir bir uygulama. “Babam yakıyordu, ondan gördüm. Onun da babası yakıyormuş” denilerek halledilebilecek bir şey değil bu. Üstelik adını da yerli yerince koyalım, polisiye tedbirlerle de, nasıl yaparsanız yapın etkili denetimle de ortadan kalkmaz. Kesintisiz bir bilinçlendirme ve destekleme sürecine ihtiyacımız var. Anladığım kadarıyla tarım bakanlığı da hem denetim ve tedbir, hem de bilinçlendirme ve destekleme konularında önemli bir çaba sarf ediyor. Diyanetin kırsalda bir cuma hutbesi ile duruma destek vermesinin de etkili olacağını düşünüyorum bu arada. Geçtik insanı, hayvanların, börtü böceğin, ekosistemin öldürülmesinin ne büyük bir günah olduğu çiftçilerimize etkili şekilde anlatılmalı. Diğer yandan STK'lara da büyük ödevler düştüğünü düşünüyorum. STK işbirliklerine açık Tarım Bakanlığı ile hem bilinçlendirme hem de toprak verimliliği artırma konularında inisiyatif kullanabilirler. Toprak, her zamankinden kıymetli ve anızla mücadele bu kıymetin sürdürülebilmesi için çok ama çok önemli. Kutu… kutu.. Vefasızlığın lüzumu yok

Mevlana Takvimi
RESÛLULLÂH (S.A.V.)'İN HİCRETİ - 05 TEMMUZ 2024 - MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Jul 5, 2024 2:28


Rivayet olunur ki, Hz. Ebû Bekir (r.a.)'in kızı Esmâ (r.anhâ) şöyle anlattı: “Babamla Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz çıkıp gittiler. Nice olduklarını bilemezdik. Bir gün Kureyşten bir toplulukla beraber Ebû Cehil kapıya geldi”. Ben de: “Ne istiyorsunuz?” diye çıktım. Ebû Cehil bana: “Baban nerede?” diye sordu. Ben de:“Vallâhi nerede olduğunu bilmiyorum. Şimdi burada değil” dedim. Ebu Cehil gayet kötü ve pis nefisli, fena sözlü bir kimse idi. Hemen yüzüme bir tokat attı. Kulağımdan küpem düştü. Sonra dönüp gitti. Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz ne oldu ve nereye vardı diye üzüntülü ve karışık düşünceler içinde idik. Hemen bir cin gelip yolda ne vâki oldu ise haber verdi. “Sesini işitirdik, fakat kendisini göremezdik” dedi. Rivayet olunur ki, yolda giderlerken Sürâka bin Mâlik dedikleri kâfir atla yollarını kesti. Ebû Bekir (r.a.), Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz'e bir zarar yetişir diye son derece korku içindeydi. Sürâka'yı görünce ağladı: “Ya Resûlâllah! Kâfirler geldi, bizi bastılar!” dedi. Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz: “Ya Ebâ Bekir! Hâşâ ve kellâ ki, kâfirler bize bir zarar versinler!” dedi ve duâ eyledi. Sürâka'nın atının ayakları yere geçti, tutuldu kaldı. Sürâka: “Anladım, benim aleyhimde duâ ettiniz. Ama lütûf ve kerem edip bana âmân verin ve dua edip atımı kurtarın. Vallâhi benden zarar görmezsiniz. Diğer kâfirleri de üzerinizden savarım” dedi. Sürâka bundan sonrasını şöyle anlatmıştır: ”Durdular, duâ edip atımı kurtardılar. Üzerine bindim, yanlarına varıp kâfirlerin kastlarının ne olduğunu onlara haber verdim. Başıma bu iş gelince Resûlullâh (s.a.v.)'in yakın zamanda zuhurunun ne mertebeye varacağını anladım.” Sonunda Sürâka (r.a.) imâna gelip seçkin sahâbelerden olmuştur. Allâh onların hepsinden razı olsun. (İmâm Kastalâni, Mevahib-ü Ledünniye, s.100-101)

Yeni Şafak Podcast
Ersin Çelik - Bayramlaşma gündemi: Jet yakıtı yalanı

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Apr 11, 2024 4:28


Bu bayram; eş, dost, akraba ve aile sohbetlerinin ana gündemi haliyle geride kalan yerel seçimlerdi. Akrabalarım ve sosyal çevrem büyük oranda AK Parti seçmeni. Şaşkınlıkları, üzüntüleri, kızgınlıkları, kırgınlıkları her hallerinden belliydi. Bol bol sohbet ettik, çok makul, mantıklı yorumlar dinledim. Bir amcamız, ‘bak yaz bunları' dedi: “Teravihlerden önce-sonra uzun uzun konuştuk. Anladım ki bizim emsallerin çoğu oy kullanmaya gitmemiş. Kimse kimseyle de sözleşmedi. Erdoğan deyince akan suları durduran adamlar dahi küsmüşler. Neden? Son ana kadar bekledi insanlar. Bir düzeltme yapılmamasına içerlediler. ‘İyi oldu' diyenler de var, seçimleri kaybetmesine üzülenler var. ‘Ne bileyim herkesin gitmeyeceğini' diyorlar. Yine Erdoğancılar ama birikmiş hayıflarını belediye başkanlarından çıkardılar.” Yukarıdaki analizin neredeyse aynısını, seçim sonuçları üzerine yaptığı araştırmadan veriler paylaşan Hakan Bayrakçı da katıldığı bir yayında yaptı: “Sandığa gitmeyen yüzde 8'in ağırlığı 55 yaş ve üzeri. Yüzde 90'ı da AK Parti seçmeni. Çoğunluğu emekli. Resmen sandığa gitmemişler.” Bu veri bundan sonrası için çok önemli. Emeklilerin birbirleri ile sözleşmeden sandığı protesto etmesi, sonraki seçimlerde bir örgütlenmeye dönebilir. Dahası anket şirketleri ve seçim analistleri, kararsız seçmenin gönlündeki partiyi doğru tahmin edemeyebilirler. Kararsız seçmen kararını verse de son ana kadar sandığa gitme ya da gitmeme ihtimali olan yüzde 8'lik bir kitle var artık. Bütün dengeleri altüst edebilecek bir oran ve günümüz sonuçlarına göre üçüncü parti konumunda.

Yeni Şafak Podcast
Ali Saydam - Tehlike çanları

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Dec 21, 2023 5:42


Önceki gün gazetemizde de geniş bir yer aldı. Araştırma şirketi Areda, 31 Mart 2024 yerel seçimleriyle ilgili Türkiye çapında bir çalışma yapmış. Buna göre; AK Parti hem İstanbul'da hem de ülke genelinde açık ara önde... Bize göreyse ‘tehlike çanları' çalıyor... Anladığımız kadarıyla AK Parti cephesinde seçimlerdeki başarıyı “çantada keklik” gibi görenlerin sayısı çok ciddi boyutta... Rehavet tavan yapmış durumda... Oysa Cumhurbaşkanı Erdoğan, altyapıda büyük başarılara imza atmış iktidarın aynı başarıyı üstyapıda gösteremediğine dikkat çekip duruyor... Ne hikmetse, sanki kahir çoğunluk onun olumlu tespitlerini algılayıp, uyarılarını zihinlerinden silmek için aşırı çaba harcıyorlar... Cumhurbaşkanı'nın üç konuşmasından üç alıntıyı peş peşe okuyalım... Sonra da karar verelim; seçimler gerçekten çantada keklik mi!? “Türkiye, geçtiğimiz 17 yılda her alanda tarihinin en büyük dönüşümlerine, en büyük reformlarına, en büyük yatırımlarına, en büyük eserlerine, en büyük hizmetlerine kavuşmuştur. Bununla birlikte iki konuda nispeten hedeflerimizin gerisinde kaldık. Biri insan yetiştirme olan eğitim, diğeri ise insanı zenginleştirme olan kültür ve sanattır.” 7 Eylül 2019, Odunpazarı Modern Müzesi Açılış Töreni “...İlim adamı telif eser vermekten ve kendisini takip edecek öğrenciler yetiştirmekten asla geri duramaz. Ülkemiz bu bakımdan maalesef epeyce kurak bir süreçten geçmektedir. Binlerce, on binlerce hocamız olmasına rağmen kendi alanında yeni çığırlar açma potansiyeline sahip telif eser sayımız bir hayli düşüktür. Tercüme eserler dünyanın birikimini ülkemize taşımak bakımından elbette önemlidir, ama bunlar telif eserlerle taçlandırılmadıkça hedeflerimize varmamız mümkün değildir.” 16 Aralık 2023, İlim Yayma Ödülleri Töreni “İtalya›da 15. yüzyıldan kalma bir duvar yazısında şöyle diyor: Yapabilen istemiyor, isteyen yapamıyor, bilen yapmıyor, yapan bilmiyor ve dünya böylece kötüye gidiyor. Ülkemizdeki meselenin kökeninde tam da burada ifade edilen kısır döngü var. Siyasetten edebiyata, sanattan zanaata her alanda yapabilenin istemediği, bilenin yapmadığı, yapanın bilmediği garip bir tabloyla karşı karşıyayız. Gençlerimizin bu gidişatı değiştirmek için niyet sahibi olduğuna ancak yeteri kadar gayret göstermediğine, yeteri kadar cesaret sergilemediğine üzülerek şahitlik ediyoruz. Önümüzdeki dönemde gençlerimizi bu doğrultuda harekete geçirmek için daha çok mekanizmayı çevreye alacak, kendileriyle daha yakın mesai içinde olacağız. Dar kadrocu ve hizipçi anlayışın yerini daha çoğulcu, daha kuşatıcı, daha özgürlükçü, daha liyakatli bir yaklaşım almadan hedeflerimize varamayız.” 20 Aralık 2022, Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülleri Töreni İnsiyak, içgüdü (instinct), sezgi (intuition) gibi duyarlılıklar, özellikle bizim kültürümüzde, öngörü ve karar süreçlerinde belirleyici rol oynarlar ve bu duyarlılıklar, Sayın Cumhurbaşkanı'nın işaret ettiği üstyapı hasletlerinin gelişmesi ve bir araya gelmesiyle şekillenirler. Seçimler konusunda fikir beyan etmeden, tahlile girişmeden önce yukardaki kavramlar konusunda ne kadar zenginleştiğimizi anlamakta yarar var... Günün sözü “Bilim ve sanat, itibar görmediği toplumları terk eder.” İbn Sînâ Gözümüze takılanlar...

Yeni Şafak Podcast
ERSİN ÇELİK - İSRAİL'İ NELER BEKLEMELİ?

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Dec 11, 2023 6:09


Bugün 12 Aralık 2023. ‘Gazze Soykırımı'nın 66'ncı günündeyiz. Katledilen sivillerin sayısı 20 bine ulaştı. Aralarında 8 binden fazla çocuk var. İsrail'in ağır bombardımanlarıyla tamamen yıkılan bina sayısı 50 bine yaklaştı. O enkazlarda binlerce sivilin cesetleri olduğu biliniyor. Gazze ölüm kokuyor. Cenazeleri defnedecek yer kalmamış durumda. 8 milyar dünyalı, izliyoruz Gazze'yi. “Elden ne gelir?” sorusu çok eskide kaldı. Anladık ve çaresizliğimizle yüzleştik. Ancak İsrail tam olarak bunu istiyor. Bizi yaşarken öldürmek, çaresizliğe mahkûm etmek istiyor. Önceki yazıda da vurgulamıştım, “Gazze acı eşiğimiz oldu” ve İsrail tüm insanlığı gücüyle baskı altına alma deneyleri yapıyor. Üzerimizdeki psikolojik baskıya boyun eğersek ve böyle devam ederse; tükenmiş, refleksleri zayıflamış ve denemelerinden sonuçlar alamamış toplumlara dönüşeceğiz. Gazze'yi bombalarken, izleyicilerini de yavaş yavaş öldürüyor İsrail. Yani soykırımdan beri, kalan bizler de saldırı altındayız. Ne yapacağız peki? Günlerdir sorguluyorum. Gazetecilik mesleğine lanet ederek düşünüyorum. Merhum Başbakan Necmettin Erbakan'a atfedilen, “İsrail laftan anlamaz. İsrail ancak güçten anlar” sözü bugün tüm gerçekliği ile karşımızda duruyor aslında. Şunda çok net olmalıyız: İsrail laftan anlamıyor. Kulaklarını tüm dünyaya kapatan cani bir devlet İsrail ve tüm gücüyle Gazze'yi yok ediyor. Şundan da eminiz ki İsrail ancak güçten anlar. İsrail'i ancak bir güç durdurabilir. Ancak şunu da gördük ki: “O güç” gerçekten yok. Ya da “o gücü” kendisinde görmüyor dünyanın geri kalanı. Elinde atom bombası olan İsrail, Noah Harari gibi fikir haysiyetsizleri aracılığı ile böylesi korkunç bir katliama imza atabileceğinin suflelerini verdirdi. Harari'nin geçtiğimiz ay, Japon televizyonunda yaptığı o onursuz konuşma tüm dünyaya, önüne dikilecek devletlere ve liderlere yapılmış en büyük tehditti. Gördüğümüz kadarıyla bir tek Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ey İsrail sende atom bombası, nükleer bomba var ve bununla tehdit ediyorsun” diyerek İsrail'in asıl amacının ne olduğuna dikkat çekti. İnsanlık bir korku duvarına çarpıp duruyor. Bu duvarı aşmamız gerekiyor. İsrail'e karşı en az Gazze halkı kadar korkusuz, Gazzeli kadınlar gözü kara, Gazzeli çocuklar kadar cesur ve Gazzeli mücahitler kadar cihat şuuruyla hareket etmeliyiz. En azından oturduğumuz yerden, sosyal medyadan ahkâm kesmenin ötesine geçmeliyiz. Madem İsrail güçten anlıyor, o zaman bu gücün inşa edilmesi gerekiyor. Atom bombası yapmaktan bahsetmiyorum tabii ki. Gazze'ye atom bombası atmayı düşünecek kadar gözü dönmüş İsrail'e, bundan sonrasını zindan edecek bir bilinç ve korkusuzluk iklimi inşa etmeliyiz. İsrail nasıl tüm insanlığı ‘Holokost Endüstrisi' ile tahakküm altına almıştı. Özellikle Amerika ve Avrupa halkları 75 yıldır Filistin'de süregelen vahşeti göremeyecek kadar kör edilmişti. Bir kırılma başladı aslında. Gazze, Hamas'ın 7 Ekim'deki Aksa Tufanı harekâtıyla hiç olmadığı kadar sınırlarını genişletti. Filistin halkının haklı ve kahramanca mücadelesi küresel intifadanın kapılarını aralıyor.

Yeni Şafak Podcast
Yahya Bostan - Eurofighter köprüden önce son çıkış uyarısı mı?

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Nov 21, 2023 4:52


Dün yazımızın başlığı “Türkiye'nin güvenliği denizlerde başlar” şeklindeydi. Peki, Hava Kuvvetleri? Hava kuvvetleriniz güçlü olmazsa bağımsız-lığınızı koruya-mazsınız. Bu çağda böyledir. Bu kadar nettir. Türkiye bu yüzden son yıllarda hava kuvvetlerine önemli bir kaynak ayırıyor. Yerli üretimi artırmak ve dışa bağımlılığı azaltmak için müthiş adımlar atıyor. Milli Teknoloji Hamlesi'ne yoğunlaşıyor. İHA/SİHA teknolojisinde geldiğimiz noktayı, bu teknolojinin Dağlık Karabağ'da, Suriye'de, Libya'daki ortaya koyduğu oyun değiştirici rolü biliyorsunuz. Selçuk ve Haluk Bayraktar kardeşler bu teknolojiyi insansız savaş uçağı Kızılelma ile bir üst seviyeye taşıyor. Bunların hepsi hepsi heyecan verici gelişmeler. Ancak Türkiye'nin kısa vadedeki ihtiyaçlarını karşılamak için savaş uçakları konusunda da adım atması gerekiyor. ABD ile yaşanan krizler nedeniyle 5. nesil savaş uçağı projesi F-35'te yokuz. (Yunanistan bu uçakları ediniyor. Ege'deki hava üstünlüğü dengesi açısından kritik bir konu bu.) ABD ile yeni F-16 alımı ve modernizasyon konusunda görüşmeler yapılıyor. Ankara'nın beklentisi 40 yeni F-16 (yeni nesil Blok 70) ve 79 modernizasyon kiti satın almak. Beyaz Saray'dan konuyla ilgili pozitif açıklamalar gelse de -her zamanki gibi- topu Kongre'ye atıyor. ABD'NİN F-16 PAZARLIĞI Aslında olan şu: Washington F-16 satışını siyasi pazarlık haline getiriyor. Pazarlık konusu ise görünürde İsveç'in NATO'ya üyeliği. Her ne kadar Washington'dan “İsveç'in üyeliği ile F-16 satışı iki ayrı konu” açıklamaları gelse de bu pek inandırıcı değil. Hatta Türkiye İsveç'in üyeliğine onay verdiğinde ABD'nin F-16'lar konusunda adım atıp atmayacağı bile soru işareti. Son tahlilde ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi Başkanlığı'nı Türk düşmanı Menendez'den devralan Senatör Ben Cardin F-16 satışı için tek meselenin İsveç'in NATO üyeliği olmadığını söyledi. Tam da bu konjonktürde Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler TBMM bütçe görüşmelerinde açıkladı. Buna göre ABD ile F-16 (4'üncü nesil) görüşmeleri yürüten Ankara bir yandan da Eurofighter Typhoon (4,5 nesil) tedariki için Avrupalılarla temas halinde. Bakan Güler “Olursa 40 tane alacağız” dedi. Ancak Almanya'dan kaynaklanan bazı pürüzler olduğunu söyledi. Yapılan açıklamalar İspanya ve İngiltere'nin Eurofighter satışını desteklediğini, bu konuda Almanya'yı ikna etmeye çalıştıklarını gösteriyor. ERDOĞAN'DAN NET MESAJ Konu Berlin seyahati sırasında bir Alman gazeteci tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan'a da soruldu. Gazetecinin sorusu Almanya'nın da Eurofighter satışını siyasi bir pazarlık haline getirdiğini gösteriyor. Özellikle Ankara'nın Filistin'de izlediği insan odaklı dış politika nedeniyle aba altından sopa gösteriliyor. Cumhur-başkanı Erdoğan, tam da bu soruya, “Bizi bunlarla tehdit etmeyin” diyerek çok net bir yanıt verdi. “Almanya verir veya vermez. Bir çok yerden bunları temin ederiz” sözleri bir uyarıdır ve Ankara'nın bundan sonraki adımıyla ilgili ipucu içermektedir. Peki, detaylar ne? Ankara'nın bundan sonraki adımı ne olacak? Konuyla ilgili kaynaklarımı yokladım. Aldığım yanıtları şöyle özetleyebilirim. Bir. Ankara, Eurofighter'ın son ve en gelişmiş versiyonunu almak istiyor. Yapılan planlama önce 20 adet almak. Sonra sayıyı 40'a çıkarmak. İki. Eurofighter alma kararının perde arkasında ABD ile yaşanan F-16 sorunu mu var? Tam olarak değil. Anladığım kadarıyla Ankara envanterde her iki uçağın da olmasını istiyor.

Yeni Şafak Podcast
Mehmet Şeker - Ya büyük bir savaş, ya barış!

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Oct 31, 2023 2:52


Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, geçen hafta hutbeye kılıçla çıktı. Kılıç, kından çıkarılmıştı. Cumhuriyetin yüzüncü yıl kutlamaları sırasında ordu komutanlarının da elinde yalın kılıçlar vardı. Ankara'nın seymenleri de yalın kılıç gösterdiler. Kılıçları havalandırmak için olmasa gerek. Bir anlamı olmalı. Mesaj açık. Anlayan gereğini yapsın.  Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “Ya büyük bir savaş, ya büyük bir barış” uyarısı yaptı. Ateşkesin bir mecburiyet olduğunu, katliamın durması gerektiğini söyledi. Gazze'deki can kaybı sekiz bin kişiyi geçmişken, daha kaç kişinin hayata veda etmesi gerekiyor? İsrail'e göre hepsinin. Bize göreyse, bir kişi bile fazla. Ateş derhal durmalı. Sonradan kimse ağlamasın.  ABD'li yöneticiler İsrail'i teşvik etmekten geri durmuyor. Ukrayna'daki gibi. “Gazze'yi işgal edin, orayı cehenneme çevirin” tavsiyeleri havada uçuşuyor. Bazıları da ABD'den insanî yaklaşım beklemeye durmuş. Oysa elinden gelmez o. Kitabında yazmaz öyle bir şey. Kendi nüfusundan daha fazla insan öldürmüştür ABD. Dünyanın her tarafında kan dökmüş, döktürmüş ve hâlâ doymamıştır. Doymaya da niyeti yok. Sivillerin ölümü, bebeklerin ölümü, onlar için doğal sonuç. Ortada çok ciddi bir savaş suçu olduğunu bile göremeyecek kadar gözleri dönmüş.  Öbür taraf ise daha vahim. Anladık ki İslâm Dünyası diye bir şey yok. İspat, delil isteyene yaşadığımız günler cevaptır. En babayiğit olan, kınamakla yetiniyor. Kına ile kınamak arasında bir bağ var mı, henüz onu da çözemedik.  Biz manzarayı iyi gördüğümüzü düşünmekteyiz. “Asıl hedef biziz” diyorlar. “Nihai hedef Türkiye” diyorlar. “Sıradaki biziz” diyorlar. “Son hedef Türkiye olacak” diyorlar. “Kuşatılıyoruz, her tarafımızı kuşattılar” diyorlar. “Dört yanımızda savaş” diyorlar. Derler, çünkü vaktiyle yapılmış bir uyarı hafızalarda duruyor. Erbakan merhum “Eğer bir gün mesele Suriye olursa bilin ki hedef Türkiye'dir” demişti.

Yeni Şafak Podcast
Taha Kılınç - İİT Ne yapabilir?

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Oct 28, 2023 4:16


İsrail tarafından işgalinden iki yıl sonra, 21 Ağustos 1969 sabahı Kudüs'ten gelen bir haber, dünya çapında milyonlarca Müslümanı hüzne ve öfkeye boğmuştu: Mescid-i Aksâ'nın güney cephesindeki Kıble Mescidi kundaklanmış, çıkan yangında tarihî bina harabeye dönmüş, çok sayıda kıymetli hatıra yok olup gitmişti. Salahaddîn Eyyûbî'nin 1187'de şehri Haçlılardan geri alarak İslâm'a hediye ettikten sonra mescide yerleştirdiği Halep işi muhteşem ahşap minberden geriye sadece birkaç yanık tahta parçası kalmıştı. Yangın güçlükle söndürülürken, dönemin İsrail Başbakanı Golda Meir ve PR ekibi hemen şu yalana sarıldılar: “Olay, Mescid-i Aksâ'da devam eden restorasyonlar sırasında, işçilerin dikkatsizliği yüzünden yaşandı. Ortada sabotaj yok, Filistinlilerin kendi ihmali var.” Bu yalan tutmayınca, ikincisi tedavüle sokuldu: “Fetih örgütü, İsrail'i köşeye sıkıştırabilmek için, mescidi kendi militanlarına yaktırdı”. Çok geçmeden, görgü şahitlerinin açık ifadeleriyle, saldırganın kimliği hızlıca belirlendi. Kıble Mescidi'ni ateşe veren kişi, Denis Michael Rohan adlı Avustralyalı bir turistti. Hristiyan Siyonist olan Rohan, “Tanrı'yı kıyamete zorlamak istediğini” söylemişti. Aksâ'yı yakmakla “Üçüncü Tapınak”ın inşası için mekân açmak ve böylece Mesih'in gelişini hızlandırmak istemişti yani. (Bu arada, ne zaman Aksâ Yangını'ndan söz açılsa, Golda Meir'e atfedilen şu cümleler sosyal medyaya düşer: “O gece hiç uyuyamadım. Ertesi sabah, Mescid-i Aksâ yakıldığı için bütün Müslümanların İsrail'e hücum edeceğini ve bizimle savaşacağını düşünüyordum. Ama hiçbir şey olmadı. Anladım ki, Müslümanlar derin bir uykudadır.” Oysa Meir'in bu şekilde bir açıklaması yok. Bu sözler, herhangi bir yazılı kaynakta da yer almıyor. Buna rağmen, kulaktan kulağa yayılmaya devam ediyor. Sadece bu örnek bile, Filistin meselesinde doğru bilgi imtihanımızın boyutları hakkında fikir vermeye yetiyor.) İlk şok atlatıldıktan sonra, İslâm dünyasının devlet ve hükümet başkanları, Suudi Arabistan Kralı Faysal bin Abdülaziz'in çağrısıyla Fas'ın başkenti Rabat'ta bir araya geldi. 22-25 Eylül 1969'da toplanan İslâm Zirve Konferansı'na Türkiye Cumhuriyeti de davet edilmişti. Ancak bu durum, ülke içinde siyasî krize dönüştü. Zirvenin ismindeki “İslâm” kelimesinden alerji duyan CHP muhalefeti -her zamanki gibi- meseleyi laikliğe bağlayarak, böyle bir toplantıya Türkiye'nin katılmaması gerektiğini savunuyordu. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, “Toplantının ismi ne olursa olsun, gündemi bellidir. Gündemde Mescid-i Aksâ'nın yakılması ve Kudüs meselesi bulunmaktadır. Bu konuya Türkiye hiçbir şekilde bigâne kalamaz” şeklinde açıklamalar yapsa da, Rabat'a şahsen gitmeyi göze alamadı ve yerine Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil başkanlığında bir heyeti gönderdi. Türkiye, böylesine önemli ve tarihî bir zirvede, diğer ülkelere nazaran diplomatik açıdan düşük bir seviyede temsil edilmiş oluyordu.

Yeni Şafak Podcast
Yaşar Süngü - Hocam savaş ortamında nereye yatırım yapalım?

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Oct 18, 2023 4:18


Finans ve yatırım uzmanları kendilerine son günlerde en çok sorulan soruları sayarken, “herhalde cehaletin ve duyarsızlığın zirvesidir bu” dedim. Cinnet aşamasındayız. Bundan sonrası ve ilerisi eğer varsa nereye ve nasıl savrulacağımız konusunda hiçbir fikrim yok. İsrail savunmasız bir şehri bombalarken, çocuklar ve kadınlar ölürken, altın mı alsam borsaya mı girsem, hangi hisseler artar şimdi, yoksa faize mi yatırsam diyen epey çoğunlukta bir kesim varmış.  Bana bile sordular; Hocam savaş ortamında nereye yatırım yapalım? “Kendine yatırım yap” dedim. Anladı mı anlamadı mı bilmiyorum. Bu soruyu soruyorsa umurumda da değil zaten.  Herkes bunu savaş zannediyor, çünkü İsrailin ağzı bu. Ortada savaşı filan yok. Aylardır israilden dayak yiyen, zulüm gören, evlerinden kovulan ve islam dünyasına, batıya “durdurun bu zalimi” diyen ama kimseden destek bulamayan Filistinlilerin meşru temsilcisi Hamas'ın verdiği sert bir karşılık var. Kediler bile köpeklerden kaçarlar ama sıkıştıklarında başka çareleri kalmadığında saldırmaktan çekinmezler. Son bir aydır Kudüs'te yapılmayan zulüm kalmadı. Filistin halkının meşru temsilcisi olan Hamas çaresizlikten meşru müdafaa hakkını kullandı. Tek gerçek bu.  İsrail ve savunucuları tek taraflı bir soykırım yaşandığının üstünü yalan haber ve videolarla örtmekte oldukça ustalar. Bizim ülkemizde bile o kadar insanları kandırabildiklerine göre bu işi organize ve çok profesyonel yaptıkları ortada Bu kadar dezeformasyona yalan haberlere rağmen dünyada israilin yalanlarına inanan halk pek yok. İslam ülkelerinde daha fazla inanan var sanki! ABD'nin göbeğinde, İngiltere'nin başkenti Londra'da, Fransa'da Almanya'da farklı din ve düşüncelerde milyonlarca insan caddeleri doldurarak İsrail ve ABD'ye lanet okuyor.  Şimdi herkes israilin gazzede sivilleri bombalamasını bir cümle ile geçip bu savaşı kimin başlattığını ve bu savaştan kimlerin faydalandığına yönelik daracık kafasındaki derin fikirlerini anlatmaya çok hevesli. Sen konudan kaçtıkça onlar üsteliyorlar. Hatta tahrik etmek için “Sen bu konuyla ilgilenmiyorsun, basit görüyorsun, ekonomi alanın ya o yüzden çok önemsemiyorsun herhalde, seni ilgilendirmiyor” diyenler bile oldu. Aslında senin fikirlerini merak ettiği filan yok. Zerrece ilgilendirmiyor senin ne düşündüğün. O kafasındaki hiç kimsede olmayan o derin tahlilleri illa sana söyleyecek. İçinde gaz birikmiş, boşalmaya yer arıyor. Fırsat vermiyorum. Biliyorum ki söyleyecekleri televizyonların, hangi kanalı izliyorsa akşamki tartışma programlarındaki ukalaların cümlelerinin birebir aynısı. Bir versem hem zamanımı öldürecek hem sinirlerimi altüst edecek. İçindeki gazıyla boğulsun diyorum ve uzaklaşıyorum.  Bunlardan o kadar çok ki. İnternetten bile araştırma zahmetine girmeden İsrail ve Filistin hakkında derin çözümler yapıyorlar. Okumamışı da aynı kafada okumuşu da. Zaten cehalette birleştik. Diplomalı ile diplomasız arasında bir fark kalmadı. Uçurumu sosyal medya ile kapattık! Şimdinin modası; Bilgiye gerek duymadan fikir sahibi olmak. Herhangi bir konuda kimsenin araştırıp, bilgi edinip fikir sahibi olma niyeti yok amacı da yok, çabası da.  Son günlerde en çok sorulan ama cevabını herkesin ‘bildiği'! soru bu; Hamas'ın arkasına kim var?

Yeni Şafak Podcast
Nedret Ersanel - Hedefi anladık, ‘mesaj' neydi?

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Oct 4, 2023 5:03


‘Olay Yeri İnceleme'deki ‘yer' çok geniş... ‘Terör uzmanları'nın yaptıkları da dahil, teröristlerin/saldırının bir başka amacı/hedefi olduğuna yönelik çıkarımlar hayatın akışına eksiksiz, içe sinecek kadar oturmuyor. Denebilir ki, “terörün akışı hayata uymaz”. İyi de.. Terörün akışına ilişkin bu kadar hayat tecrübesi başka hangi ülkede var? Baştan sona doğru ‘teknik analiz' yapıp, sonuç bölümüne, tahayyül yazılmaz. Söylenebilir; ‘benim açımdan olayın giriş-gelişme-sonuç bölümü şöyle yaşanmıştır, hedefi de şurasıdır', tamam. Öylesi de yarımdır ama ‘Ockham'ın Usturası' çalışmıştır... ‘Olasılıklar, zorunluluk olmadan çoğaltılmamalıdır”... Diğer yarıya gelince... “Mesaj” yoktur ortada. Bu köpekler sahipliydi. Onların ısırması kadar sahibinin, “saldır” emri üzerine konuşmayacak mıyız, nedenini merak etmeyecek miyiz?..  Terör saldırısının hedefi de mesajı da Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)'neydi... Elde mevcut, mutabakata/akla en yakın kanaat budur. O halde saldırı tekniği açısından iki ihtimal kalır; ya önce TBMM'ye gitmek istediler ve bunu bir noktada/bir nedenle gözleri yemedi, ikincil hedefe yöneldiler. Veya baştan TBMM'ye saldırmanın mümkün olmayacağını değerlendirip, mesajın yine de anlaşılacağı fikriyle-ki doğrudur, ‘ayarlanmış tarih' en üstteki veridir-İçişleri Bakanlığı/Emniyet Genel Müdürlüğü hattına yöneldiler. Yoksa kimse, Ankara'nın kalbindeki bu “güvenlik kompleksinin” iki terörist tarafından-silah ve mühimmatları ne olursa olsun-ele geçirilebileceğini herhalde düşünmüyordur! TBMM'nin, İçişleri'nin/Emniyet'in içine girerek, pozisyon tutmak diye bir şey yok. Hayal bu. Hele TBMM'nin açılış gününde, Cumhurbaşkanı, Bakanlar, Kuvvet Komutanları, yabancı misyon, üst düzey tüm bürokrasi, milletvekillerinin katılacağı bir törenin içine girilebileceğine, mevzi yaratıp/tutulabileceğine inanmak, Ankara'yı, Ankara'nın gerçeklerini bilmemek demek... Keşke, o esnada “tüm bölgede, adı geçen kurumlar ve çevresinde” bulunan silahlı asker, polis, istihbarat personelinin sayısı açıklansa da, kim nereye girer, sonra orada nerede/nasıl çıkar anlaşılsa. Duamız hep onlarladır, altı polisimiz gereğini yaptı, daha nizamiyeyi geçemediler... İlk engeli aşabilseler, mümkün olabilecek en yüksek zayiatı verme konumunda tüm silahlarını kullanacaklardı. Hepsi bu...

Cevheri Güven
CANLI YAYINDA İTİRAF "AMA MONTAJ AMA ŞU BU!"

Cevheri Güven

Play Episode Listen Later May 24, 2023 40:37


Sansürsüz sıcak gündem. Prof. Dr. Mehmet Efe Çaman, Erkam Tufan Aytav Erdoğan'ın "montaj" itirafında bulunduğu bu sözlerinin videosunu sosyal medya hesabından alıntılayan Kılıçdaroğlu "Montajcı sahtekar" ifadelerini kullandı. "Ben iftiraya uğramaktan yoruldum, bu bana iftira atmaktan yorulmadı. Sen kimin temiz olduğunu, kimin kirli olduğunu herkese göster ya Rabbi. Amin!"  "Kılıçdaroğlu, Kandil'dekilerle video çekimleri var, bunları yayınladılar, haydi haydi türü. Anladınız mı? Kandil'dekiler bu şekilde. Ama montaj ama şu bu... Video çekimlerini yaptılar"  Kürtler ikinci turda ne yapacak? CHP ve milet ittifakının performansları. Sandıklar kime emanet? Abdülkadir Selvi: “iki defa bunlarla video çekmişler dediniz. ben onu tam anlayamadım. Kim neyle video çekmiş”

TVNET
Akıl Odası-04 Mayıs 2023/Kudurmaları ondan: Batı, muhalefetin kaybettiğini 10 gün önce anladı!

TVNET

Play Episode Listen Later May 5, 2023 40:00


Dış politikanın nabzını tutan tek program, analizleriyle gündemi sarsmaya devam ediyor. Küresel bakış açısıyla dünyadaki gelişmeler masaya yatırılıyor, diplomasi analiz ediliyor. Prof. Dr. Süleyman Seyfi Öğün, Prof. Dr. Çağrı Erhan ve Avni Özgürel'in konuk olduğu, 4 Mayıs 2023 tarihli Akıl Odası'nda bu hafta: 00:00 Giriş 4:25 14 Mayıs öncesi Batı medyası niye saldırıyor? 6:14 Batı Erdoğan'ı sindiremiyor mu? 8:24 Batı medyası neden Erdoğan'ı hedef alıyor? 11:58 The Economist'in Türkiye ile ne hesabı var? 16:55 Seçim Şudur: Manda mı bağımsızlık mı? 20:16 The Economist neye müdahale etme peşinde? 23:56 Batı medyası 14 Mayıs seçimi ile neden bu kadar ilgileniyor? 28:16 Batı muhalefetin rotasına nasıl müdahale edecek? 35:12 Batı medyası 14 Mayıs seçimi ile neden bu kadar ilgili? 44:18 Türkiye'nin bağımsızlık adımlarına Batı nasıl bakıyor? 51:22 14 Mayıs seçimleri nasıl bir kırılma noktası olacak? 1:03:17 Türkiye'nin attığı adımlardan kimler rahatsız? 1:10:22 Batı medyası kime mesaj veriyor? 1:14:22 14 Mayıs seçimleri nasıl bir kırılma noktası olacak? 1:17:01 Batı 14 Mayıs seçimleri için neden endişeli? #türkiye #batımedyası #seçimler Nedret Ersanel moderatörlüğünde Akıl Odası her salı ve perşembe 20.45'te TVNET'te.

Yapay Zekadan Masallar
Jumbo AVM’nin Sihirli Dünyası: Ulaş ve Arkadaşlarının Macerası

Yapay Zekadan Masallar

Play Episode Listen Later Apr 22, 2023


Jumbo AVM’nin Sihirli Dünyası: Ulaş ve Arkadaşlarının Macerası Bölüm 1: Jumbo AVM’ye Gidiyoruz Bir zamanlar, küçük bir şehirde Ulaş adında akıllı ve meraklı bir çocuk yaşarmış. Ulaş’ın en sevdiği şey, hafta sonları annesiyle birlikte şehrin en büyük alışveriş merkezi olan Jumbo AVM’ye gitmekmiş. O gün de gözlerinin parladığı ve heyecanla annesine sarıldığı bir hafta sonu günüydü. Ulaş’ın annesi, “Bugün Jumbo AVM’ye gideceğiz, ama şunu unutma; annenin sözünden çıkma!” demişti. Ulaş da annesine söz vererek, “Tabii anne, senin sözünden çıkmam!” demişti. Bölüm 2: Arkadaşlarla Buluşma Jumbo AVM’ye varan Ulaş ve annesi, alışveriş merkezinde dolaşırken Ulaş’ın okul arkadaşları Ilgın, Onur, Yaren ve Ekin’le karşılaşmışlar. Çocukların anneleri de oradaymış ve hep birlikte alışveriş yapmaya karar vermişler. Çocuklar büyük bir heyecanla alışveriş merkezinde dolaşıp oyunlar oynamaya başlamışlar. Anneleri ise çocuklarına, “Siz bir süre oyun oynayabilirsiniz ama unutmayın, saat 4’te burada buluşacağız.” demişler. Ulaş ve arkadaşları oyun oynamak için Jumbo AVM’nin oyun alanında koşarken, Ulaş’ın gözüne büyük ve gösterişli bir kapı takılmış. Kapının üstünde “Sihirli Dünya” yazıyormuş. Ulaş, “Hey arkadaşlar, şu kapıya bakın! Ne olduğunu merak ediyorum, hadi içeri girelim!” demiş. Arkadaşları da Ulaş’a katılarak, “Evet, hadi girelim. Ama unutmayalım, saat 4’te annelerimizle buluşacağız.” demişler. Bölüm 3: Sihirli Dünya Ulaş ve arkadaşları “Sihirli Dünya” kapısından içeri girmişler ve kendilerini büyülü bir ormanın içinde bulmuşlar. Etrafta konuşan ağaçlar, uçan şekerlemeler ve renkli hayvanlar varmış. Çocuklar büyük bir şaşkınlıkla etrafa bakınıyorlarmış. Birden Ulaş, “Arkadaşlar, burası ne kadar güzel ve eğlenceli! Biraz daha kalmalıyız!” demiş. Onur ise, “Evet, ama annelerimizin sözünü unutmamalıyız. Saat 4’te buluşacaktık, şimdi ne zaman olduğunu bile bilmiyoruz!” demiş. Yaren ve Ekin de Onur’a katılarak, “Evet, annelerimizin sözünden çıkmamalıyız.” demişler. Ulaş ve arkadaşları “Sihirli Dünya”da eğlenceli vakit geçirirken, birden orada yaşayan küçük bir periyle karşılaşmışlar. Peri, “Merhaba çocuklar! Siz buraya nasıl geldiniz?” demiş. Çocuklar periye, Jumbo AVM’den geldiklerini ve annelerinin sözünden çıkmamak için saat 4’te buluşacaklarını anlatmışlar. Peri, “Anladım. O zaman size yardımcı olabilirim. Buradan çıkmak için sihirli bir anahtar gerek. Ama önce bir görevi tamamlamanız lazım.” demiş. Bölüm 4: Görev ve Sihirli Anahtar Peri, çocuklara görevi anlatmış: “Ormanın diğer tarafında, kayıp bir yavru tavşan var. Onu bulup annesine kavuşturmanız gerekiyor.” Ulaş ve arkadaşları hemen bu görevi kabul etmişler ve yola koyulmuşlar. Ormanda maceralar yaşayarak kayıp yavru tavşanı bulmuşlar ve annesine kavuşturmuşlar. Görevi tamamlayan çocuklar, perinin yanına dönmüşler. Peri, “Tebrikler çocuklar, görevi başarıyla tamamladınız! İşte sihirli anahtar. Şimdi kullanarak geri dönebilirsiniz.” demiş. Çocuklar, sihirli anahtarı kullanarak “Sihirli Dünya”dan çıkmışlar ve Jumbo AVM’ye geri dönmüşler. Saat 4’e çok az kalmış ve anneleriyle buluşma noktasına yetişmişler. Sonuç: Annenin Sözünden Çıkmamanın Önemi Ulaş ve arkadaşları, “Sihirli Dünya” macerası sayesinde annelerinin sözünden çıkmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlamışlar. Hem eğlenceli bir macera yaşamışlar, hem de annelerinin güvendiği çocuklar olmaya devam etmişler. Ulaş ve arkadaşları, bundan sonra Jumbo AVM’ye gittiklerinde, hep annelerinin sözünü hatırlayarak, maceralarına devam etmişler. Ve masal burada biter. Ulaş ve arkadaşlarının yaşadığı bu eğlence

Yapay Zekadan Masallar
SEO Şevval ve Nurdan’ın Büyülü Dünya Macerası: Paylaşmanın Önemi

Yapay Zekadan Masallar

Play Episode Listen Later Apr 22, 2023


SEO Şevval ve Nurdan’ın Büyülü Dünya Macerası: Paylaşmanın Önemi Bölüm 1: Şevval’in Büyülü Dünya’ya Gelişi Bir sabah Şevval, uyandığında hiç beklemediği bir manzara ile karşılaştı. Etrafında gördüğü şeyler çok farklıydı: Renkli ağaçlar, konuşan hayvanlar ve şarkı söyleyen bitkiler… Anladı ki kendisi büyülü bir dünyada bulunuyordu. Şevval şaşkın ve bir o kadar da heyecanlıydı. Bu büyülü dünyayı keşfetmeye karar verdi. Şevval ormanda yürürken bir kedi ve tavşanla karşılaştı. Kedi ve tavşan ona, bu dünyanın adının “Büyülü Dünya” olduğunu ve buraya sadece çok özel çocukların gelebildiğini söyledi. Şevval, kendini çok şanslı hissetti ve hemen bu dünyada geçireceği süre boyunca neler yapabileceğini düşünmeye başladı. Kedi ve tavşan, ona buranın sınırlarının hayal gücü olduğunu söyledi. Şevval ne kadar çok şey hayal edebilirse, o kadar güzel maceralar yaşayacağını öğrendi. Şevval’in ilk durağı, Büyülü Dünya’nın en ünlü müzik grubu olan Blackpink’in konseriydi. Şevval, Blackpink’in en büyük hayranlarından biriydi ve onlarla tanışmak onun için büyük bir şanstı. Konsere gittiğinde, kızlarla tanışmak için özel bir fırsat yakaladı ve onlarla sohbet etti. Şevval, onlarla arkadaş olduğu için çok mutluydu ve bu anı hiç unutamayacağını biliyordu. Bölüm 2: Şevval ve Nurdan’ın Tanışması Şevval, Büyülü Dünya’da geçirdiği günlerden birinde Nurdan adında bir kızla tanıştı. Nurdan, Şevval kadar şanslıydı ve o da Büyülü Dünya’ya davet edilmişti. İkisi de birbirlerine çok benziyordu: Neşeli, enerjik ve maceraperesttiler. Şevval ve Nurdan, kısa sürede arkadaş oldular ve birlikte bu büyülü dünyada keşfe çıkmaya karar verdiler. Nurdan ve Şevval, birlikte Büyülü Dünya’nın dört bir yanını gezdiler; renkli şelalelerde yüzüp, uçan balıklarla dans ettiler. Birbirlerine olan sevgileri ve dostlukları ile Büyülü Dünya’nın güzelliklerini daha da büyüleyici hale getirdiler. Birlikte daha önce hiç görmedikleri kadar güzel yerler keşfettiler ve bu dünyada paylaşılabilecek ne kadar çok şey olduğunu anladılar. Bir gün, Büyülü Dünya’da büyük bir festival düzenlendi. Şevval ve Nurdan, bu festivalde herkesle eğlenmek ve paylaşmak istediklerini düşündüler. Kedi ve tavşan da onlara katıldı ve hepsi birlikte büyük bir şölen hazırladılar. Bu şölenin adı “Paylaşmanın ve Dostluğun Festivali” oldu ve tüm Büyülü Dünya halkı bu şölende bir araya geldi. Bölüm 3: Paylaşmanın Önemi Paylaşmanın ve Dostluğun Festivali başladığında, Büyülü Dünya’nın halkı neşe ve mutlulukla doluydu. Herkes hazırladığı yiyecekler, içecekler ve eğlenceleri paylaşarak, bu şölenin tadını çıkarıyordu. Şevval ve Nurdan da kendi hazırladıkları lezzetli yemekleri, içecekleri ve oyunları diğerleriyle paylaştılar. Bu, Büyülü Dünya’nın en güzel ve unutulmaz günlerinden biri oldu. Şevval ve Nurdan, o gün paylaşmanın ne kadar güzel ve önemli bir şey olduğunu anladılar. Büyülü Dünya’da hep birlikte yaşayan tüm canlılar, birbirleriyle paylaştıkları sürece, bu dünya daha da güzelleşiyor ve mutlu oluyorlardı. Bu düşünceyle, Şevval ve Nurdan kendi dünyalarına döndüklerinde de paylaşmanın değerini hiçbir zaman unutmayacaklarına söz verdiler. Şevval ve Nurdan, maceraları boyunca birçok güzel anı biriktirdiler ve Büyülü Dünya’da edindikleri arkadaşları asla unutmadılar. Kedi, tavşan ve Blackpink de onları her zaman hatırlayacak ve onlarla yaşadıkları güzel günleri düşündükçe gülümseyeceklerdi. Sonunda, Şevval ve Nurdan’ın Büyülü Dünya macerası sona erdi ve her ikisi de kendi dünyalarına geri döndüler. Ama artık hayatlarına, paylaşmanın ve dostluğun önemini bilerek devam ediyorlardı. Bu macera sayesinde, ne kadar çok şey paylaşırsak, dünyamızın da o kadar güzel ve mutlu olacağını öğrendiler.

TR724 Podcasts
Anladım Ki Arkamızda Kimse Yokmuş! [Mahmut Akpınar]

TR724 Podcasts

Play Episode Listen Later Feb 28, 2023 7:39


Anladım Ki Arkamızda Kimse Yokmuş! [Mahmut Akpınar] by Tr724

mahmut kimse anlad arkam
Yeni Şafak Podcast
Fatma Barbarosoğlu - Eksik biyografi

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Dec 15, 2022 3:56


"Bakın misafirimiz hatır için geliyor. Liselere konuşma yapan yazarlardan değil. Bir aksaklık olmasın. Sadece ilgili öğrencileri...” “O dediğiniz çok zor Müdür Bey. Gelen kişi bir fenomen değil. Kimsenin ilgisi olmaz.” “Güzel güzel dinleyecek öğrencileri indirelim konferans salonuna...” “Dinleyeceklerine dair söz veremem. Ama gürültü çıkarmazlar.” “Cep telefonlarını alıyoruz değil mi, konferans salonuna girerken?” “Yok hocam o zaman çok gürültü yaparlar.” “Bütün öğretmen arkadaşlar hazır bulunsun. Özellikle öğle tatiline denk getirdim...” “Bu öğretmen arkadaşların pek hoşuna gitmedi. Bir öğle tatilimiz vardı, kim ki bu dediler.” “Şimdi sırası değil hocanım ama yeri geldi diye söylüyorum. Öğretmen arkadaşlar okulda konuşmacı olarak kimi görmek isterler.” “Ünlü birini isterler.” “Ünlü biri derken...” “Yani etkileşim alacakları bir fenomen isterler. Sormaya gerek yok. Ben gelecek cevapları biliyorum zaten.” “Etkileşim derken...” “Yani hocam şöyle instaya birlikte fotoğrafı konulunca takipçi getirecek, takipçilerini kıskandıracak kişiler.” “Kimmiş böyle kişiler.” “Takipçi sayısı milyonu geçen herkes olabilir. Kim olduğu çok da önemli değil yani.” “Anladım. Yok ya bir şey anlamadım.” “Anlaşılmayacak bir şey yok Hocam.” “Kariyer sahibi kişiler olsun diyorsunuz...” “Evet. Mesela geçen ay... yönetim kurulu üyesi olan... Hanım'ın sunumunu öğrencilerimiz çok beğendi.” “Nasıl çok beğendi. Ben hiç beğenmedim. Sürekli kendini anlattı.” “Gençler kendini anlatan sunumları çok seviyor. Özel hayat paylaşımı gençleri çok etkiliyoo. Sonra kadın çok marka giyinmişti. Kız öğrenciler için bu çok önemli. Sosyal itibarı en çok markalar üzerinden görüyor kız öğrencilerimiz.” “İyi de bilmem nerenin yönetim kurulu üyesi olan o genç hanım hayatta bir şey başarmış değil. Aile mirası, baba nüfuzu ile paraşütle iniş yapmış biri. Anlamıyorum, bizim gençliğimizde biz böyle birileri ile karşılaştık mı hemen mesafe koyardık.” “Madem o kadar karşısınız, niye okulumuza davet ettiniz ki!” “Bazı şeyleri söylemeye mezun değilim Hocanım. Emir demiri kesiyor.” “İyi ki emir demiri kesmiş Hocam. Okulumuzun çok güzel reklamı oldu.” II- “Hoş geldiniz efendim. Sizi kürsüye davet etmeden önce edebiyat hocamız Esma Hanım sizi tanıtan bir konuşma yapacak. Uygun mudur efendim...”

TR724 Podcasts
Amerikalılar Bozdağ'a Ne Dedi O Ne Anladı? [Adem Yavuz Arslan]

TR724 Podcasts

Play Episode Listen Later Nov 17, 2022 11:45


Amerikalılar Bozdağ'a Ne Dedi O Ne Anladı? [Adem Yavuz Arslan] by Tr724

dedi amerikal anlad adem yavuz arslan
Michael Kuyucu ile Müzik Habercisi
İpek Demir Hangi Arabesk & Fantazi Şarkıcı ile Düet Yaptı?

Michael Kuyucu ile Müzik Habercisi

Play Episode Listen Later Nov 8, 2022 10:51


İpek Demir Müzik Habercisi'nde Michael Kuyucu'ya 2022 sonbaharında yayınladığı "Dilli Balım" adlı single'ında düet yaptığı arabesk yorumcusu kim? Bu düeti nasıl hazırladılar?Bir milyonuncu izlenmeyi nasıl aldı?İpek Demir'in 2019 ve 2021 yıllarında yayınladığı "Bıçak Sırtı" - "Anladım"- "Çaresi Aşk" şarkılarının hikayesi ve İpek Demir'in müzik hikayesi

bu bir hangi demir yapt det? anlad arabesk demir'in
Yeni Şafak Podcast
NEDRET ERSANEL - Amerika da konuyu anladı mı?

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Oct 7, 2022 6:38


'One Minute' vakası kadar olmasa da, geçtiğimiz Perşembe Prag'da bir araya gelen ‘Avrupa Siyasi Topluluğu'nda yaşanan kimi anlar daha çok tartışılacak... Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bir Yunun gazetecinin, “bir gece ansızın gelebiliriz' diyerek, Yunanistan'a saldırabileceğinizi mi söylüyorsunuz” sorusuna, “konuyu anlamışsınız” cevabını vermesinden, ardından da, “sadece sizin için söylemiyorum” diyerek, Suriye'yi, PKK/YPG'yi de-Türkiye için bu manada başka tehdit kim/ne varsa-kattığı yanıttan söz ediyorum... Bu çıkışın iç siyasette de bir karşılığı var; daha 24 saat evvel önünü arkasını düşünmeden ‘başörtüsü' üzerinden Erdoğan'a saldırma aklı/planı kuran, devamında gelecek cevap üzerinde hiç düşünmeden hayata geçiren bir çapsızlığın yaşandığı düşünülürse, “Yunan gazetecinin sorusuna muhalefet liderlerinden hangisi bu cevabı verebilir, ulusal güvenlik ve bağımsızlığı koruyabilir” şüphesini Türk kamuoyunun aklına iyice sokmuştur... Neden biliyor musunuz; Cumhurbaşkanı'nın verdiği cevaplar ister beğenilsin ister beğenilmesin, Ankara aslında Yunanistan'ın şahsında Türkiye'ye saldıran tüm mahfillere, “arkandakinden de, Amerika'dan da korkmuyorum” demiş oldu. Muhalefet liderleri içinde Amerika'ya, hele seçime giderken bunu söyleyecek bir isim/söylem göremiyoruz. Tersi var ama; Amerika'yla ‘normalleşecekler' onlardır...

TR724 Podcasts
Ahmet Kurucan | Hocaefendi demedin anladık; ama ne dedin? | 29.09.2022

TR724 Podcasts

Play Episode Listen Later Sep 28, 2022 6:22


Ahmet Kurucan | Hocaefendi demedin anladık; ama ne dedin? | 29.09.2022 by Tr724

ahmet anlad
SEYİR HALİ
Prof. Dr. Yılmaz: Hükümet yıl sonundan itibaren düşük faizle kredi genişlemesi sağlamayı düşünüyor

SEYİR HALİ

Play Episode Listen Later Sep 26, 2022 118:50


Ekonomist Prof. Dr. Yılmaz, Merkez Bankası'nın faiz düşürme kararı için “Anladığım kadarıyla hükümet enflasyonu biraz daha düşürerek gitmek istiyor. Hükümet yıl sonundan itibaren düşük faizle kredi genişlemesi sağlamayı düşünüyor. Kredi Garanti Fonu'nun üst sınırı 1 trilyona çıkarıldı. KGF dahil edilerek kamu bankaları kredi sağlayacak” dedi.

HABERTURK.COM
Kocasının kokusundan hastalığını anladı

HABERTURK.COM

Play Episode Listen Later Sep 8, 2022 4:00


Parkinson hastalığının kokusunu alabilen bir kadın, bilim insanlarının bu hastalığın teşhisinde kullanılabilecek bir test geliştirmesine yardımcı oldu. Bilim insanları, insanların nörolojik durumlarını tanımlamaya yardımcı olmak için 72 yaşındaki ...

parkinson hastal anlad kocas
Muhammet KALEM
Leylam, Kardeş Çocuk • Ahmed Arif ( Leylim Leylim)

Muhammet KALEM

Play Episode Listen Later Aug 27, 2022 6:14


Senden ayrı, ağlanamaz da! Hemi vallah, hemi billah bu böyle. Sensiz, "To be or not to be" bile olamaz, düşünülemez! Nefes alınır sanılır ama nefes değildir. ~ •Dinlemek isteğiniz şiirleri yorum kısmına yazarsanız, sizler için yorumlayabilirim. Yeni şiirlerden haberdar olmak için; https://bit.ly/2IObl6a tıklayarak abone olabilirsiniz. ~ Leyla'm, Kardeş Çocuk! Bu kadarı da çok oldu. Ne oluyorsun yahu? Gelince bir temiz ıslatıcım seni. Kendine gel! Sen, üzüntüye, kahra lâyık veya müstahak değilsin. Yaşaman, asıl senin yaşaman lazım. Hiç kimse, yaşamayı senin kadar hak edemez. Anladın mı? Sen, öyle birisin işte. Bunu belle, buna inan. Sendeki altın yürek, altın da lâf mı, o cânım yürek, kimselerde yoktur. Seni, güzel eden, dost eden, dayanılmaz eden yine sen'sin. Bunu da öğren. Ve hiçbir kahraman, hiçbir aziz, hiçbir hergele, sana azap veremez! Azabı, sen kendin icat ediyorsun. Beni de böyle berbat ediyorsun. Dün sana bir mektup gönderdim. Allah kahretsin, kardeşim taahhütlü yaptıramamış. İçinde parça parça şiir serpintileri de vardı. Aman, alıp almadığını hemen bildir. Ve bana yaz canım. Yaz, sever misin, kızar mısın, küfür mü edersin, neylersen eyle ama bana yaz. Beni yıkacağından falan korkma. Ve beni korkutma. Bana yazmayacaksın da kimlere yazacaksın. Düşün, İstanbul'a gelme umudum olmasa, çoktan kendime kıyardım. Bilirsin, ölüm benim için çok önemsiz bir şey değilse de bu hususta sabıkalıyım da! Ölürüm ha! Ne güzel yaşıyorduk be! Nasıl da yaşatırsın. Kaç bin kere söyleyeyim, öyle yaşatan, öyle sevdirensin ki... Seni tanımak, seni bir kerecik bile görmek, milyarla yıl yaşamaktan daha dolu, daha hazlı ve daha değerlidir. Ama kime bu sözler, anlayana tabii. Seni anlamak, seni sevmek mühim ve aziz bir iştir. Zor da değil halbuki, ama İNSAN olmak lazım. Nerede beklediğim şiirlerin? Hep kulağıma, kalbme ve beynime fısıldayacaksın da ben mi yazacağım? Gerçi bu, değme şaire nasip değil ama, asıl seninkiler mühim. Buna da inan, bunu da bil, e mi? Sonra ben, böyle istiyorum. Ben, isteyince yapmaz mısın? Biraz da bunun için, bu sebeple yazmalısın. Alışıncaya, sende de yaratıcılığın altın kapıları, bütün kanatlarını açıncaya kadar. Sonrası ne benim ne de senin elinde. Sonrası, alıp götürür... Yalnızlığı, riyayı, canavar azgınlığı, o namussuz ölümü, yıkar, tarumâr eder. Kadeh hiç boşalmaz, rüya hiç bitmez (gerçekleşir çünkü), gençliğin ve güzelliğin, cihanlar durdukça devam eder... Bu, beşinci mektubum. Yine 5-1 mağlubum. Benim de mağlup olmam mukaddermiş meğer. Niye yazmıyorsun hayatım? Canevim, en aziz, en sevgili ve en bir tanem? Bu, “sen" değilsin. Kendini topla, yine "sen" ol. Hemen geleyim mi? Sana ah, bir şeyler yapabilsem, bütün derdim bu şimdi. Şahsi dertlerimi, hastalığımı hep unuttum, bir kenara attım. Ablacığım! Oturup ağlayayım mı yani? Senden ayrı, ağlanamaz da! Hemi vallah, hemi billah bu böyle. Sensiz, "To be or not to be" bile olamaz, düşünülemez! Nefes alınır sanılır ama nefes değildir. Sensiz içilemez, yalnız kalınamaz, dövüşülemez. Sensiz ancak bu kafa, taşa çarpılır. Müstahaktır… Yoksa Kenyalarda, İsveçlerde misin? Aman Allahım! Geberdiğim, bittiğim gündür... Ben, hâlâ buradayım. Bismil'de. Annemler evi onarmak için Diyarbakır'a gittiler. Ben de senin mektuplarını, sağlık haberlerini bekliyorum. Ay sonunda belki giderim. Hep, yaz diyorum ama hiç yazmıyorsun. Basarım kalayı ha! Bir kere bir iki tokadı hak ettin, görürsün bak saçlarını nasıl kökünden koparıcam. Seni gidi inatçı, seni! Kendine kıymakla, kendinden kaçmakla iyi halt mı ediyorsun, sanki. Gözlerinden, burnunun, üst dudağına düşen fark edilmez incecik gölgesinden öperim canım. Öperim ömrüm. Yaşşa! Senin, yine senin. (İmza) ~ Tüm Videolar: https://bit.ly/2EyYErA Abone Olmayı Unutmayınız: https://bit.ly/2IObl6a ~ Sosyal Medya Hesaplarım: https://facebook.com/muhammetkalemm https://instagram.com/MuhammetKalemm https://twitter.com/MuhammetKalemm #AhmedArif #LeylimLeylim #Mektup

Yeni Şafak Podcast
Bülent Orakoğlu - Rusya Federal Güvenlik Servisi'nin “Dugina suikastını Ukraynalı ajan...

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Aug 24, 2022 5:36


Rusya Federal Güvenlik Servisi, Rus siyasetinin önemli figürlerinden analist Alexandr Dugin'in kızı ve basın danışmanı Daria Dugina suikastının Ukrayna gizli servis ajanı Natalya Vovk tarafından yapıldığını iddia etti. Gazeteci Daria Dugina, 20 Ağustos gecesi Moskova yakınlarındaki bir otoyolda seyir halindeyken kullandığı aracın uzaktan kumanda ile patlatılması sonucu feci bir şekilde yanarak can vermişti. Rus Ufku Hareketi Başkanı ve Dugin ailesinin yakın dostu Andrey Krasnov, TASS Ajansı'na yaptığı açıklamada, aracın Alexandr'a ait olduğunu ifade etti. Krasnov, “Bu, babanın aracıydı. Daria başka bir araba kullanıyordu ama bugün onun arabasını aldı, Alexandr da farklı bir yoldan gitti. Anladığım kadarıyla Alexandr ya da muhtemelen ikisi birlikte hedefti” dedi. Medya kuruluşu '112' de Dugin ile kızının Moskova dışında bir etkinlikte bulunduğunu ve geri dönüşte beraber seyahat etmekten son anda vazgeçtiklerini belirtti. Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) tarafından yapılan son açıklamada “Dugina suikastının ardında Ukrayna özel servislerinin olduğu ve failin 23 Temmuz'da kızıyla birlikte Rusya'ya gelen Ukrayna vatandaşı Natalya Vovk olduğu” belirtildi. Ria Ajansı, FSB kaynaklarına dayandırdığı haberinde, “Suikastın Ukrayna gizli servisleri tarafından hazırlandığı ve işlendiği, failin, 1979 doğumlu Ukrayna vatandaşı Vovk Natalya Pavlovna olduğu, 23 Temmuz 2022'de kızı Şaban Sofia Mihaylovna ile birlikte Rusya'ya geldiği, Dugina'nın öldürülmesini organize etmek ve yaşam tarzı hakkında bilgi almak için Moskova'da maktulün yaşadığı apartmanda bir daire kiraladığı” bilgisi yer aldı. Haberin devamında Ukrayna gizli servisi ajanlarının maktulü izlemek için Mini Cooper marka bir araç kullandıkları, Rusya'da geçirdikleri süre içinde sık sık plaka numaralarını değiştirdikleri belirtildi. Dugina'nın direksiyonunda olduğu Toyota Land Cruiser Prado marka araç uzaktan kumandayla infilak ettirildi. Ria'ya göre, Vovk ve kızı suikastın hemen ardından 21 Ağustos'ta Rusya'nın batısındaki sınır kenti Pskov üzerinden Estonya'ya geçtiler. HEDEF PUTİN'İN YAKIN ÇEVRESİ Mİ? Yakın zamanda Batı medyasında Ukrayna sabotaj timlerinin Rusya içinde de faaliyete geçtiğine yönelik haberler yer almıştı. Rus lider Vladimir Putin'e yakın isimlerden ve Ukrayna'nın Rusya tarafından işgal edilme politikasında önemli destekçilerinden olan Dugin ve kızını hedef alan suikastta da mesajın Kremlin'e yakın çevreler olduğu iddia edildi. Başkente sadece 20 km mesafede gerçekleşen suikastın, Putin'in yakın çevresine 'güvende değilsiniz' mesajı vermek istediği belirtildi. SALDIRI PLANLIYDI Rusya Soruşturma Komitesi'nden yapılan açıklamada, Dugina'nın, içinde bulunduğu aracın hareket halinde patlatılması nedeniyle hayatını kaybettiği hatırlatıldı. Açıklamada, “Elde edilen bilgilere göre, suikastın önceden planlandığı ve sipariş üzerine işlendiği düşünülüyor” ifadelerine yer verildi. Kimin sorumlu olduğu konusunda da “her türlü ihtimalin değerlendirildiği” belirtildi. Müfettişler ise bir cinayet davası açtıklarını ve tam olarak ne olduğunu belirlemek için adli tıp incelemeleri yapacaklarını kaydetti. “12 RUS GENERALE UKRAYNA KUVVETLERİNCE YAPILAN SUİKASTLARIN ARKASINDA ABD VAR” İDDİASI Ukrayna Gizli Servisi'nin Dugina suikastını tek başına düzenleyecek kabiliyete sahip olup olmadığı çok tartışılacak bir konu sanırım. Aynı şekilde 12 Rus generalin, Ukrayna Özel Kuvvetleri'nce öldürüldüğü gündeme gelirken suikastların arka planında ABD'nin Ukrayna'ya Rus birliklerinin beklenen hareketleri, lokasyonları ve Rusya'nın mobil askeri merkezlerine ilişkin diğer detaylar konusunda bilgi sağladığı iddia edilmişti.

Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin

Bu bölümümüzde, son zamanlarda nasıl dikkat dağınıklığı yaşadığımızı, bu durumun hayatımızda yarattığı etkileri konuşuyoruz. "Artık bir türlü odaklanamıyorum" dediğimiz durumları inceliyor, bu durumla nasıl baş ederiz diye düşünüyoruz. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Open the Interactive Transcript (https://play.easyturkish.fm/episodes/0i7jbf2o79cvrhe) Download transcript as HTML (https://www.dropbox.com/s/0i7jbf2o79cvrhe/easyturkishpodcast3_transcript.html?dl=1) Download transcript as PDF (https://www.dropbox.com/s/95pewr7z89gb1ya/easyturkishpodcast3_transcript.pdf?dl=1) Download vocab as text file (https://www.dropbox.com/s/dyilrdgvk4tap5y/easyturkishpodcast3_vocab.txt?dl=1) Download vocab as text file with semicolons (https://www.dropbox.com/s/chkyr7dzag2eqak/easyturkishpodcast3_vocab-semicolon.txt?dl=1) (for flashcard apps) Show Notes Simpsons: https://www.imdb.com/title/tt0096697/ Better Call Saul: https://www.imdb.com/title/tt3032476/ Interstellar: https://www.imdb.com/title/tt0816692/ The Bear: https://www.imdb.com/title/tt14452776/ Özdemir Erdoğan - Aç Kapıyı Gir İçeri: https://www.youtube.com/watch?v=Dfinmno4rlE Easy Turkish 22: https://youtu.be/9mDnkVUl08k Transcript Intro Müzik Emin: [0:20] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in üçüncü bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Bu bölümümüzde ne hakkında konuşacağız Cihat? Cihat: [0:29] Aslında bölümün konusu tam olarak da bu. "Ne üzerine konuşalım?" falan derken böyle konu seçmekte biraz zorlandık. "Ya şimdi bunun üstüne konuşmayalım bugün.", "Şu olmaz, bu olmaz." diye diye en sonunda böyle seçeneklerimizi tükettik gibi oldu. Sonra aklımıza şey geldi: Tam olarak bu durumdan bahsedelim istedik. Uzun zamandır böyle dikkatimizi toplamakta güçlük çektiğimizden ve bir şeye odaklanıp onu böyle tamamlama konusunda güçlük çektiğimizden bahsediyorduk. Zorlandığımızdan bahsediyorduk. Bu bölümün de konusu biraz da böyle dikkat dağınıklığı diyebiliriz. Çağımızın hastalığı derler ya. Emin: [1:04] Kesinlikle ya. Şu anda zaten çevremizdeki her şey de ona endeksli durumda. Yani gerek YouTube videolarının süresi olsun, filmlerin, dizilerin süreleri olsun her şey buna doğru bir evrim geçirmiş durumda. Artık hiçbir şekilde uzun bir şey tutmuyor, her şey kısa olmak zorunda. Cihat: [1:24] Evet, kesinlikle. Kısa içerikler tükettikçe, özellikle YouTube'dan bahsettin ya, kısa içerikler tükettikçe sana daha fazla kısa içerik önermeye başlıyor. Ben şu anda YouTube'da birer dakikalık videolar izliyorum, otuzar saniyelik. Hani YouTube bir TikTok veya Instagram'a dönüştü benim için. Kısa kısa videolar izliyorum. Çünkü mesela uzun bir video açarsam, uzundan kastım da çok uzun değil bu arada on dakika bile olur, hani yedi sekiz dakika. Atlıyorum yani videoyu. (Evet.) Böyle: "Anladım, anladım, anladım, anladım." diye diye bitirip hemen ya da bitirmeden bir sonraki videoya, ondan sonra başka bir şeye... Sürekli böyle bir şeyler yapıyorum, bir şeylere başlıyorum. Ve hiç sonunu getiremiyorum gibi gelmeye başladı. Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership

Medyascope.tv Podcast
Mehmet Metiner'in isyanının gösterdiği: Kürt “out”, kurt “in”

Medyascope.tv Podcast

Play Episode Listen Later Jun 14, 2022 17:59


Eski AKP Milletvekili Mehmet Metiner, Yeni Şafak gazetesinde yayımlanan “Camiamızın osman'la sınav'ı…” başlıklı yazısında ATV'de yayınlanan, yapımcılığını Osman Sınav'ın üstlendiği “Yalnız Kurt” dizisinde Kürtlere yönelik ırkçı, hedef gösterici bir dil kullanıldığını belirterek isyan etti. Metiner, “Yazıklar olsun….Meğer bir Osman Sınav kadar değerimiz yokmuş bizim! Anladık. Not ettik. Unutmayacağız… Reis'e, partimize ve hükümetimize asıl siyasi operasyon çekiliyor” dedi. Ruşen Çakır, Metiner'in yazısı üzerinden AKP'nin Kürt politikasını değerlendirdi. Yayını izleyebilirsiniz: bit.ly/3HmAVJQ

Yeni Şafak Podcast
MEHMET METİNER - Camiamızın osman'la sınav'ı...

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Jun 13, 2022 5:22


Ziyadesiyle üzgünüm. Ömrümüzü adadığımız davamıza ırkçı-faşist zihniyetli zevatın rota çizmesinden fazlasıyla rahatsızım. Mücadelemizin hiçbir aşamasında yanımızda görmediğimiz bazı zatların bugün baş tâcı edilmeleri yetmiyormuş gibi bize yön tayin edici konuma oturtulmalarından duyduğum rahatsızlık tarifsizdir. Mensubu olduğum Kürt halkının o zat tarafından ırkçı-faşist bir dille tahkir ve tezyif edilmesi karşısında duyduğumuz rahatsızlığı dile getirmemize rağmen o zatın daha iğrenç ötesi sözlerle milyonlarca Kürt'ü düşmanlaştırmasına, milyonlarca Kürt'ün üzerine o ırkçı nefret dilini boca etmesine kendi televizyonumuz olarak bağrımıza bastığımız ATV'nin tekrar fırsat tanımasından duyduğum rahatsızlığı kelimeler tarif etmekte yetersiz kalır. Meğer bizim ve milyonlarca Kürt'ün incinmesinin hiçbir kıymeti harbiyesi yokmuş! Meğer bir Osman Sınav kadar değerimiz yokmuş bizim! Anladık. Not ettik. Unutmayacağız.

Politik Merkez - Robot Okuyucu Yayını

Bugün Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Ankara'da mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu'nun konuşuydu. Görüşmeler sonunda yapılan basın toplantısı ilgi ile izlendi. Söylenenleri size haber kanalları aktardı, hatta Twitter hesabımdan ben de yazdım. Bu yazıyı ise "Lavrov'dan anladıklarım" şeklinde yazacağım. Bu aynı zamanda bir sınamadır. Bakalım doğru anlayabilmiş miyim? Ama çok genel bir sözle başlayayım, görüldü ki; Lavrov bildiğimiz diplomat, Rusya bildiğimiz devlet!

Esmiyor
Döngüsellik de nereden çıktı? Konuk: DCube

Esmiyor

Play Episode Listen Later Apr 29, 2022 54:41


Esmiyor Podcast'in ikinci sezonunun yirmi yedinci bölümünde konuğumuz DCube ve kendilerine "Döngüsellik de nereden çıktı?" diye soruyoruz.DCube, sürdürülebilir kalkınma için döngüsel ekonomi modelinde farkındalık yaratmayı, kapasite arttırımını, çözüm tasarımını ve politika geliştirilmesini amaçlayan bir Bilimsel Ar-Ge ve Sosyal Kalkınma kooperatifi. Kendileriyle Kolektif House'daki döngüsel sohbetlerde tanıştık. Bu inanılmaz ekipten Berna Aşıroğlu, Gülcan Ergün ve Başak Demir ile sohbet ettik. İlk kez bir bölümde üç konuğumuz oldu. Ama o kadar güzel ve uyumlu bir enerji vardı ki, sanki tek konukla sohbet ettik.Döngüsellik, döngüsel ekonomi... Bunlar nedir? Son zamanlarda sıklıkla duyduğumuz konseptler bunlar. Mesela sürdürülebilirlik mi, yoksa döngüsellik mi - bunlar birbiriyle alakalı mı? Anladığımız kadarıyla sürdürülebilirlik hedefine varmak için kullanabileceğimiz önemli araçlardan biri de döngüsellik. Aslında geçmişten gelen kadim bilgilerin, modern uygulamalarla harmanlandığı bir konsept döngüsellik. Dinlerken 'E, ben zaten bunu yapıyorum' diyebileceğiniz çok fazla öğeyi içinde barındırıyor. Keyifli dinlemeler! See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

Annelik İklimi
004 | Büyüdüğümü Anladığım Yaşım

Annelik İklimi

Play Episode Listen Later Apr 18, 2022 11:11


Yeni bir yaşımı daha geride bırakıyorum. Bu bölüm kendime hediyem, oğluma da doğum günü dileğim olsun istedim. Doğum hikayemin, doğurma hikayeme etkisini konuştuğum; çocukluğumun kutlamalarından bugünkü pasta mumlarıma olan yolculuğumla dolu kutlamama hoş geldin. • • ig: @annelikiklimi

bu yeni anlad
Antroposen Sohbetler
Yoksulluk nasıl ve neden yaygınlaşır?

Antroposen Sohbetler

Play Episode Listen Later Apr 5, 2022 26:32


Anladığımız şekliyle yoksulluk nedir, nasıl tanımlanıyor, belli bir coğrafyaya sıkışmış durumda mı ya da yaygınlaşıyor mu? Konuğumuz Tuğrul Özkaracalar ile konuşuyoruz.

konu neden anlad yayg
Cevheri Güven
Partide kriz En yakın kurmayını susturdu, tamam, anladık Tarık Toros Analiz 17 Aralık 202-Tarık Toros

Cevheri Güven

Play Episode Listen Later Dec 17, 2021 28:44


Partide kriz En yakın kurmayını susturdu, tamam, anladık Tarık Toros Analiz 17 Aralık 202

Virgin Radio - Modern Sabahlar
Modern Sabahlar 290 B: 16.02.2017 Perşembe | Demircan Tılsım'ın Fahir'e yaptığı DEV davet... İyi kalpli insanların yanlış anlaşılma hikayelerini merak ediyoruz ve soruyoruz: 'Hangi lafı ya da hangi hareketi yanlış anladınız?..'

Virgin Radio - Modern Sabahlar

Play Episode Listen Later Feb 16, 2017 31:33


Virgin Radio - Modern Sabahlar
Modern Sabahlar 235 B: 29.11.2016 Salı | Bir arayışta olduğunu anladığımız Japonya'ya daha sağlıklı öneriler veriyoruz, 'Eyyy Japonya, dinle bizi!'.. Uykulu kış gecelerine girdik... Soruyoruz: 'Ne izlerken uyuyakaldınız, neyin karşı

Virgin Radio - Modern Sabahlar

Play Episode Listen Later Nov 29, 2016 28:10


Virgin Radio - Modern Sabahlar
Modern Sabahlar 043: 11.02.2016 Perşembe | Stüdyomuzdaki eksik, bağlama ve/veya cüra mı?.. Orta derecede çaldığımız, çalındığı zaman anladığımız ama çok iyi çalamadığımız enstrümanlar bağlama ve klarnet... Sakız çiğnemenin in

Virgin Radio - Modern Sabahlar

Play Episode Listen Later Feb 11, 2016 71:10