POPULARITY
Categories
İki Savaş Bir Yazar'da Prof. Dr. Korgün Koral ve Prof. Dr. Burak Bilgehan Özpek; "Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok"un yazarı Remarque'ın hayatını konuşmaya sonraki romanları Dönüş Yolu, Üç Arkadaş, Sevmek Zamanı Ölmek Zamanı, Kara Anıt ve Cennetin Gözdesi Yoktur ile devam ediyor.Ayrıcalıklardan yararlanmak için bu kanala katılın:https://www.youtube.com/channel/UCWyDy24AfZX8ZoHFjm6sJkg/joinBizi Patreon'dan Destekleyin
Yazar ve senarist Doğu Yücel, son romanı Trol'de gösteri dünyası, dijital sahneler, linç kültürü üzerine sürükleyici bir öykü anlatıyor. Kurban ve kahraman olmak arasında salınan bir Türkiye manzarasında bir kara komedi. Ayrıntıları kendisiyle konuşuyoruz.
Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu İşte Bunu Konuşalım programına SEGM-Sürdürülebilir Eğitim Gelişim ve Mükemmellik Derneği Başkanı, Yazar, Danışman ve Eğitmen Çağlar Çabuk konuk oldu.
Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu İşte Bunu Konuşalım programına SEGM-Sürdürülebilir Eğitim Gelişim ve Mükemmellik Derneği Başkanı, Yazar, Danışman ve Eğitmen Çağlar Çabuk konuk oldu.
Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu İşte Bunu Konuşalım programına Gazeteci, Yazar, Spor Bilimleri Doktoru Dr. Murat Kuter konuk oldu.
Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu İşte Bunu Konuşalım programına Gazeteci, Yazar, Spor Bilimleri Doktoru Dr. Murat Kuter konuk oldu.
Canlı yayında ilgimizi çeken haber ve videoları yorumluyoruz, boş yapmak için fırsat kolluyoruz. 00:00 | Giriş08:35 | Haftalık Program 10:20 | Yeni Tasarımlar Voxvil'de!13:05 | Metal Konserlerine Yasak, Satanizm Haberlerinde 90'lara Dönüş14:45 | Yılmaz Tunç'a Yazar!18:00 | Mottomuzu Arıyoruz 19:25 | A Knight of the Seven Kingdoms21:17 | Özel Bir İstek22:15 | Bad Bunny Çılgınlığı34:20 | Bir Fotoğrafın Anatomisi42:30 | Sosyal Medyada Hamnet Kavgası47:05 | Serena Williams'ın Reklamı49:30 | Elon Musk'ın Yeni Projesi1:01:00 | Özgür Özel'in Mesajları1:06:10 | Almanya'da Homofobik Saldırı1:10:35 | Scream 7 İçin Boykot Çağrısı1:12:45 | Netflix'in Dizi Yazarlığı Dersleri1:15:50 | İTO Başkanı'nın Skandal Açıklamaları1:23:00 | Vekil Maaşlarında Türkiye Zirvede1:26:15 | Kenan İmirzalıoğlu ve Dizi Görseli1:29:30 | Ayşe Barım'ın Yalnızlığı1:35:35 | Beren Saat ve Spiritüel Ünlüler1:48:20 | Teşekkürler
İki Savaş Bir Yazar'da Prof. Dr. Korgün Koral ve Prof. Dr. Burak Bilgehan Özpek; "Son Romantik" Erich Maria Remarque'ı şaheseri Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok romanını tartışarak konuşmaya başlıyor.Bizi Patreon'dan Destekleyin
Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu İşte Bunu Konuşalım programına Yazar, meltemtv.com.tr Editörü, Program Yapımcısı ve Sunucusu Hüzün Yücel konuk oldu.
Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu İşte Bunu Konuşalım programına Yazar, meltemtv.com.tr Editörü, Program Yapımcısı ve Sunucusu Hüzün Yücel konuk oldu.
292. bölümde konuğum Araştırmacı Yazar ve Trend Uzmanı Nurhan Keeler oldu. Konuğumuz, pazar araştırmaları ve trend analizi denilince Türkiye'de akla gelen ilk isimlerden biri: Nurhan Keeler. Akademik yolculuğuna felsefe ve Eski Yunanca ile başlayan, ardından bu derin bakış açısını pazarlama dünyasına taşıyan Keeler; Coca-Cola, GFK ve Nielsen gibi dev markalarda edindiği deneyimleri bugün Trend Group bünyesinde sürdürüyor. (00:00) – Açılış (01:44) – Nurhan Keeler'i tanıyoruz. Lüks- Gen - https://www.goodreads.com/book/show/107450455-l-ks-gen?ac=1&from_search=true&qid=5JMrmZ0xwN&rank=2 Yeni Gelecek İy!(mi) Gelecek - Amor Fati - https://www.kitapyurdu.com/kitap/yeni-gelecek-iymi-gelecek-amor-fati-/724160.html&filter_name=nurhan+keeler (04:12) – Trendlerle tanışma hikayeniz nasıl başladı? (09:00) – Yeni teknolojiler veriyi okumada kolaylık sağıyor mu? Anlamlandırmak için nasıl bir destek sağlıyor? (13:11) – Yapay zekayı kullanmayan insanlar özel insanlar mı olacak? (15:13) – 2025 yılının en büyük yükselen trendi ne oldu bizi bu yıl neler bekliyor? (17:40) - Dünyanın tüm kıtalarında (Afrika hariç) ciddi bir yaşlanma var. Bu demografik dönüşüm hayatlarımızı, işimizi ve tüketim alışkanlıklarımızı nasıl değiştirecek? Not: Yayın kaydını yaptığımız tarihte Japonya'nın başbakanı Sanae Takai https://tr.wikipedia.org/wiki/Sanae_Takai%C3%A7i (19:30) - Teknolojik aile üyeleri fikrini nasıl değerlendiriyorsunuz? https://www.imdb.com/de/title/tt29135600/ (22:10) - Teknoloji ve demografi bir araya geldiğinde nasıl yeni bir dünya çıkıyor? (26:14) - Genç nüfusun azaldığı bir dünyada iş gücü nasıl dönüşecek? (31:53) – Trendleri öngürürken nerelere bakıyorsunuz? (39:35) – Son sözler ve kitap önerisi https://www.linkedin.com/posts/nurhan-keeler-009141_kahve-k%C3%BClt%C3%BCr%C3%BC-doygunlu%C4%9Fa-ula%C5%9Ft%C4%B1-yeni-d%C3%B6nem-activity-7397975529758404608-z-yR?utm_source=social_share_send&utm_medium=member_desktop_web&rcm=ACoAAAYtiVsBmkLUGLbpdu8cdM0kylg_yIHfxf0 Prag Mezarlığı - https://www.goodreads.com/book/show/12958502-prag-mezarl?from_search=true&from_srp=true&qid=5KoNRIZjKB&rank=1 43:28 - Kapanış Sosyal Medya takibi yaptın mı? X – Instagram – Linkedin – Youtube – Goodreads Bülten – E-Posta – Bu çalışmaları ve emeklerimi desteklemek için Patreon ve Buy Me A Coffee hesabımız Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Kitap kulübümüzün 60'ıncı buluşmasında Rutger Bregman'ın "Çoğu İnsan İyidir" adlı kitabını konuştuk.Bu arada 60 buluşma tam 5 yıl yapıyor. Dile kolay, kitap kulübümüz altıncı yaşına bastı, daha nicelerine diyorum, birlikte olduğumuz tüm üyelerimize teşekkür ediyorum.Hollandalı tarihçi ve gazeteci Rutger Bregman'ın bu kitabı (orijinal adı Humankind: A Hopeful History), insan doğasına dair yaygın kabulleri kökten sorgulayan cesur bir çalışma. Yazar, Stanford Hapishane Deneyi, Sineklerin Tanrısı ve Paskalya Adası gibi meşhur örneklerin aslında bize yanlış anlatıldığını belgeleyerek, insanın özünde kötü olduğu varsayımının manipüle edilmiş bir kurgu olduğunu savunuyor. Kitap, kriz anlarında insanların dayanışma içinde hareket ettiğini gösteren gerçek hikayeler ve bilimsel araştırmalarla iddiasını destekliyor. Kitabın kapak yazılarında Harari'nin bile “İnsanlığı yepyeni bir perspektiften görmemi sağladı” sözü yer alıyor.Bregman'a göre bu "kötülük" anlatısı, insanların kendi başlarına düzen kuramayacağı inancını pekiştirerek merkezi otoriteyi, hiyerarşiyi ve katı kontrol mekanizmalarını meşrulaştırmak için bilinçli bir kurgu olarak kullanılır. Özünde bu manipülasyon, toplumsal bir güvensizlik ortamı yaratarak bizleri daha kolay yönetilebilir ve otoriteye muhtaç özneler haline getirmeyi amaçlar.Kitap bizde derin bir heyecan yarattı. Bir yandan, yıllardır referans gösterdiğimiz bilimsel çalışmaların aslında manipüle edilmiş olabileceğini görmek sarsıcıydı. Bazılarımız kitabı fazla iyimser buldu; Türkiye'deki düşük güven ortamında ve adalet sisteminin yetersiz kaldığı bir coğrafyada yazarın bu anlayışla mücadele yaklaşımının ne kadar gerçekçi olduğunu sorguladık. Öte yandan maruz kaldığımız medya ve politik ortamın bizleri olumsuzluğa ittiğini fark ettik, belki de bu nedenle böyle bir bakış açısına ihtiyacımız olduğunu düşündük.Grup olarak sanırım şu noktada hemfikiriz: İnsanın iyi mi kötü mü olduğunu test edecek bir ölçüm aracımız yok, dolayısıyla bu bir tercih meselesi. Bağlamın son derece önemli olduğunu, koşullar iyileştirildiğinde kötülüğün minimize edilebileceğini, ama bunun için ciddi bir hak ve adalet sistemine ihtiyaç duyulduğunu konuştuk. Sonuçta, hayatı anlamlı kılmak için bir şeyler seçmeliyiz; bazılarımız yaşama tutunmak için "çoğu insan iyidir" önermesini seçmeyi tercih ediyoruz.Ben kendi adıma, insanlara verdiğim krediyi 100'den başlatıp geriye geldiğimi söyleyebilirim. Bunun beni sıkıntıya düşürdüğü durumlar da çok oldu, ama bu benim hayat görüşüme daha yakın, bu kitapta da bu seçimi görmekten memnun oldum.Bu bölümde görüşlerine yer verebildiğim arkadaşlarım sırasıyla: (03:20) Feyza Demir, (07:55) Yasemin Karakaya, (12:07) Mürsel Çavuş, (16:06) Bengü İlhan, (17:42) Bahadır Balibaşa, (20:10) Öngün Şumnulu, (23:49) Aycan Acar Şahin, (27:03) Ekin Akkol, (30:30) Mete Yurtsever, (31:38) Ebru Başaran, (35:15) Suat Soy, (37:03) Feyza Demir, (41:47) Cem Çağatay Karaali, (44:07) Bahadır Balibaşa, (48:39) Yasemin Karakaya, (50:41) Öngün ŞumnuluSupport the show
Çavuşesku'nun Termometresi'nde Ekin Keleş moderatörlüğünde Prof. Dr. Burak Bilgehan Özpek ve İlkan Dalkuç, Cumhurbaşkanlığı seçim sürecini, Hakan Fidan-Bilal Erdoğan tartışmalarını ele alıyor.00:00 Giriş00:40 Bir hayatsızlık biçimi olarak cuma akşamı Post-Erdoğan dönemi konuşmak02:40 Erdoğan'ın tarzı rakiplerine doğrudan saldırmak (tutuklatmak) değil04:20 Erdoğan, muhalefeti bölmek yerine neden İmamoğlu'nu tutuklattı?05:20 Bilal Erdoğan sadece muhalefet topyekün yok edilirse seçim kazanabilir06:00 Bilal Erdoğan'a seçimde avantaj sağlayacak imkanların sırasız (eksik) listesi09:30 Güçlü muhalefetin varlığı-yokluğu12:50 Succession süreçleri çok netamelidir, hele bizimki gibi sistemlerde daha da 15:40 İktidarda çatışma alanları ve Hakan Fidan18:40 Neden "2 Savaş 1 Yazar" ve "Cumhuriyet'in Edebiyatı" programlarımızı izlemelisiniz?20:30 Putin İmparatorluğunu Sorgulama*23:05 Tarihimiz ve çevremizde iktidar değişimlerine dair24:57 Erdoğan'ın uzun bir iktidar süresi var; uzun iktidar süreleri çeşitli sorunları otomatik getirir26:30 15 Temmuz'dan sonra Erdoğan'ın güveni azaldı; sadakati Aile'de arıyor28:20 Bugün Bilal Erdoğan'dan konuşulsa da Erdoğan kolay kolay adaylıktan vazgeçmez30:50 Hakan Fidan "hâlâ" Dışişleri Bakanı ama...32:30 Ne kadar tek adam da olsanız sadece 24 saatiniz var; YT'den bir şey bile izleyemiyorsunuz35:30 İmamoğlu'nu tutukladılar diye düşünmeyin: "İmamoğlu, seni tutukluyorum, Mansur Yavaş, Özdağ, Erbakan... sen anla"40:40 Selçuk Bayraktar ya da Berat Albayrak'tan daha çok Bilal Erdoğan'ı konuşuyoruz?42:00 Bilal Erdoğan'ı seven çekirdek kitle ve Yenilenmiş Ahmet Davutoğlu olarak Bilal Erdoğan46:20 Tayyip Erdoğan neyi devredecek: İktidarı mı partiyi mi?52:40 Liyakatli, işbilir kimsenin sadakate tapmaya ihtiyacı olmaz57:40 Rus raporlarında Erdoğan sonrası için Hakan Fidan'dan bahsedilmesi01:00:10 Sorun Erdoğan'da değil; bir kesimi yok etmek istediğinde destek olan diğer kesim/ler01:02:10 Erdoğan kadar eleştirilebilen başka bir AKP'li yok (Hulusi Akar'a, Hakan Fidan'a bakın bir)* https://www.kitapyurdu.com/kitap/rus-iktidarinin-kalbinde-putin-imparatorlugunu-sorgulama/395378.html?Ayrıcalıklardan yararlanmak için bu kanala KATIL:https://www.youtube.com/channel/UCWyDy24AfZX8ZoHFjm6sJkg/joinBizi Patreon'dan Destekleyin
289. bölümde; danışman, yazar ve konuşmacı Damla Ömür Tantekin'i ağırlıyorum. Baltık ülkelerinin dijitalleşme ve inovasyon yolculuğunu, toplulukların gücünü ve bu coğrafyadan çıkan büyük fikirleri konuşuyoruz.
Edibe Gider'in hazırlayıp sunduğu Konuşan Yazılımlar programına Ekonomist, Yazar, Eğitmen Sinan Bayraktar konuk oldu.
Edibe Gider'in hazırlayıp sunduğu Konuşan Yazılımlar programına Ekonomist, Yazar, Eğitmen Sinan Bayraktar konuk oldu.
Uzm. Psikolog ve Yazar İlknur Aksu, Stüdyo D'de Fatih Uslu'nun konuğu oldu. Aşk ve ilişkiler üzerine sağlıklı iletişim kurmanın önemini ve ikili ilişkilerde yaşanan zorbalıkları ele aldığımız bu sohbette; son dönemde sıkça gündeme gelen akran zorbalığı, kişilerin üzerindeki psikolojik etkileri detaylı şekilde konuşuldu. Bilgilendirici ve farkındalık yaratan bu bölümü mutlaka dinlemelisiniz.
Yazar ve şair A. Erol Göksu 1957 yılında Türkiye'de, Karaman kentinde dünyaya geldi. Yazdığı son roman doğduğu ve 13 yaşına kadar hayatını geçirdiği Topucak Mahallesi'ni konu ediniyor. Köln'de yaşayan yazarın Kır Kahvesi isimli şiirinin bestesi ise 80'li yılların sonunda Suat Sayın ve Yüksel Özkasap gibi sanatçılar tarafından okunmuştu. A. Erol Göksu stüdyomuza konuk oldu, sunucumuz Gökçe Göksu'ya hayat hikayesini ve ve normal işinin yanı sıra kaleme aldığı kitaplarını anlattı. Von Gökçe Göksu und Serap Doğan.
Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu İşte Bunu Konuşalım programına Oyuncu Özlem Güveli ile Oyuncu, Yazar, Yönetmen Okday Korunan konuk oldu.
Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu İşte Bunu Konuşalım programına Oyuncu Özlem Güveli ile Oyuncu, Yazar, Yönetmen Okday Korunan konuk oldu.
Korgün Koral ve Burak Bilgehan Özpek canlı yayında İki Savaş Bir Yazar programında geride bıraktığımız yıl içinde ele aldığımız Avrupa yazarlarını değerlendiriyor. Orwell, Zweig, Marai, Roth ve Koestler ile ilgili programlarda gözden kaçanlar, kenarda kalanlar bu programda ele alınıyor.Bizi Patreon'dan Destekleyin
Yeşim Kaya'nın hazırlayıp sunduğu Hayal Gücü Fabrikası programına Yazar, Edebiyatçı Seyfettin Araç konuk oldu.
Yeşim Kaya'nın hazırlayıp sunduğu Hayal Gücü Fabrikası programına Yazar, Edebiyatçı Seyfettin Araç konuk oldu.
Vakıf serisinin ikinci kitabı, toplam iki hikayeden oluşuyor. Birbirinden çok farklı olduklarından bugünün konusu ilki: General. "Son Romalı" lakaplı Bizans generali Belisarius'tan esinlenilmiş Bel Riose karakterini takip edeceğiz. Arada Asimov'a da yükleneceğim biraz. Bir sonraki bölümde de serinin kırılım noktası olan Katır hikayesini, tek parça halinde ele alacağız. Konular: 00:00 Bir dakikalık özet 02:18 Pastırma Yazı ve 3.yy Krizi 04:31 Belisarius 06:16 Bel Riose 08:33 Vakıf bir ütopya değil 10:41 Sesli ve görüntülü kitap fikri 11:44 Ve olaylar gelişir 13:15 Yazarın hatası: Sahne dışı ölüm 15:20 Neden zafer kaçınılmazdı 17:32 Kurgu tutarsızlığı: GoT laneti 19:27 Son söz Kaynaklar: Kitap: Foundation and Empire: The General April 1945, pages 6-61 (Dead Hand) Kitap: The Life of Belisarius (Video versiyonu) --- Bu bölüm reklam içermektedir
Geçen haftaki bölümde Anne-Laure Le Cunff'ın Küçük Deneyler adlı kitabından PACT yaklaşımını ve değişimi parçalara bölerek nasıl küçük deneylere dönüştürebileceğimizi örnekler eşliğinde aktarmıştım.Bu bölümde ise harekete geçmemizin önündeki en büyük engellerden “erteleme” davranışı için Le Cunff'ın geliştirdiği HEAD-HEART-HAND modelini anlattım.Le Cunff ertelemeyi bir düşman değil, beyninizin size vermek istediği bir sinyal olarak görüyor. Erteleme yaşadığınızda mantık, duygu ve becerilerle kaynaklar açısından ihtiyaçlarınızın karşılanmadığı bir durum olduğunu fark etmenizi istiyor.Ertelediğiniz davranışa gerçekten inanıyor musunuz? İçsel motivasyonunuz mu var yoksa dışsal baskı mı? Bu sizi heyecanlandırıyor mu? "Yapmalıyım" mı diyorsunuz "yapmak istiyorum" mu? Bunu yapacak beceriye, araca ve desteğe sahip misiniz? Nereden başlayacağınızı biliyor musunuz?Yazar ertelediğiniz bir şey olduğunda kendinize bu üç soruyu sormanızı ve hangisi eksikse oraya odaklanmanızı tavsiye ediyor.Ben de kendi spor deneyimimi bu modele örnek olacak şekilde paylaştım.Son olarak da hizmet verdiğim şirketlerde sıklıkla karşılaştığım bir sorun üzerinden küçük bir deneyi nasıl tasarlayabileceğimizi ve karşılaşabilinecek bir dirençte HEAD-HEART-HAND analizinin nasıl kullanılabileceğini anlattım.Umarım bu örnekler size biraz ilham verir, bir çözüm ortağınıza bu iki bölümü dinlemesini salık verip, nasıl küçük deneyler yapabileceğinizi konuşabilirsiniz. Hatta bana da haber verirseniz çok memnun olurum.Support the show
İki Savaş Bir Yazar'da Prof. Dr. Korgün Koral ve Prof. Dr. Burak Bilgehan Özpek; Koestler'i konuşmayı İspanya İç Savaşı'ndaki idama mahkumiyetini, büyük eseri Öğle Saatinde Karanlık'ı, Soğuk Savaş yıllarını ve kendi yaşamının sürekliliğini ortadan kaldıran eylemini değerlendirerek tamamlıyor.Bizi Patreon'dan Destekleyin
Dijital çağın yüzü neden ‘karanlık'? 'Dijitalizm' nedir ve metaverse neden ‘kutsal kase' olarak tanımlanıyor? Dijital dünyada mahremiyeti korumak ve Müslüman kalabilmek için nasıl bir donanım gerekiyor? Yazar İsmihan Şimşek ile konuştuk.
İki Savaş Bir Yazar'da Prof. Dr. Korgün Koral ve Prof. Dr. Burak Bilgehan Özpek; Arthur Koestler'in 20. yüzyılın sert politik ikliminde şekillenen yolculuğunu anlatmaya devam ediyorlar. Bu bölümde Koestler'in Alman Komünist Partisi'ne katılışı, Sovyetler Birliği'nde geçirdiği zaman ve Hitler iktidara geldikten sonra Almanya'ya dönemeyişi üzerinden hem kişisel hem de ideolojik dönüşümünün izlerini takip ediyorlar.Bizi Patreon'dan Destekleyin
Modern dünyanın “sürekli meşgul olma” ve üretkenlik takıntısı sizi de darlıyor mu?Bu bölümde Celeste Headlee'nin Hiçbir Şey Yapmama Sanatı adlı kitabından aldığım notları paylaşıyorum. Yazar sürekli çalışmanın, her anı verimli geçirme baskısının ve boş zamanı bile “gelişim projesi”ne çevirmemizin bizi nasıl yorduğunu ve paradoksal olarak daha az üretken yaptığını ele alıyor. Aylaklığın ne anlama geldiğini, beynimizin varsayılan mod ağının yaratıcılık ve öğrenme için neden hayati olduğunu, boş zaman, sosyalleşme ve dinlenmeyi nasıl geri kazanabileceğimize bakıyor. Daha az yapıp daha çok yaşamanın, araçlara değil amaçlara odaklanmanın yolları hakkında bizi düşündürüyor.Support the show
Yılsonuna doğru yaklaşırken hem bütçe görüşmeleri başlıyor hem de asgari ücret tartışmaları ısınıyor. Bütçe görüşmeleri iktidarı ve muhalefeti ile patron partilerinin ezici çoğunluğunu oluşturduğu mecliste yapılacak. Asgari ücret tespit komisyonunda ise hükümet ve patron temsilcileri işçi sendikaları karşısında üçte ikilik çoğunluğa sahip. O halde meclisten de komisyondan da işçinin emekçinin yoksulun hayrına bir şey beklememek gerek.Ama yine de uyanık olmak gerek. Çünkü patron sınıfı iktidarla bir olarak işçi sınıfı ve emekçi halka büyük bedel ödetmenin hazırlıklarını yapıyor. Bu hazırlıkların bir de belgesi var. Adı: “Orta Vadeli Program”. Yazarı: “İngiliz Mehmet” (Yerli millî edebiyatını pek seven iktidarın ekonomiyi teslim ettiği Mehmet Şimşek resmen İngiliz vatandaşı olduğu için ona bu şekilde hitap ediyoruz.) İngiliz Mehmet'in işçi düşmanı Orta Vadeli Program'ı, enflasyonla mücadelenin tüm faturasını işçi sınıfına kesmek için ücret/maaş zamlarını gerçekleşen enflasyona göre değil hedeflenen enflasyona göre yapmayı vadediyor. Orta Vadeli Program'da 2026 hedefi yüzde 16! 2025 ise TÜİK'in kırpılmış rakamlarıyla dahi yüzde 32'lik enflasyonla kapanacak! Yani tam yarı yarıya!Ama işçi sınıfı için talep, gerçekleşen enflasyonu istemek de olamaz. Bunun iki sebebi var. Birincisi TÜİK'in enflasyon rakamları gerçek hayat pahalılığını yansıtmıyor. TÜİK rakamlarını esas almak demek baştan kaybetmek demek. İkincisi ise hedeflenen enflasyon ölümse gerçekleşen enflasyon sıtmadır. Gerçekleşen enflasyon oranında zam yapılsa, üstüne refah payı konsa dahi asgari ücret açlık sınırı olacak!İşte bu yüzden geçtiğimiz ay bir patron kulübü olan MÜSİAD'ın başkanı çıkıp asgari ücrete gerçekleşen enflasyon artı refah payı verilsin dedi. Hanehalkının morale ihtiyacı varmış! Kurnaza bak sen! Hemen ardından cömert patron, ağzındaki baklayı çıkarıyor: “Bölgesel asgari ücretin çok daha iyi yaklaşım sergileyeceğini düşünüyorum. Belki pilot olarak İstanbul'da uygulanabilir. İyi bir açılım olabilir.” Patronların asgari ücretten kurtulma çabasının kod adıdır bölgesel asgari ücret. Bölgesel asgari ücret bilhassa Anadolu'da ücretleri açlık sınırının da iyice altına çekme, hele de kadınları ve gençleri kölelik ücretlerinde çalıştırma hayalidir patronların.Bunlar ve daha fazlası İngiliz Mehmet'in işçi düşmanı Orta Vadeli Program'ında emek piyasasındaki “katılık”ları giderecek yasal düzenlemeler üst başlığı altında var. Bölgesel asgari ücret dışında, kıdem tazminatı hakkının gasbı ve tamamlayıcı emeklilik sistemi (TES) adı altında sosyal güvenlik sisteminin tamamen tasfiye edilip özelleştirilmesi de hedefleniyor. Bu işçi düşmanı politikanın zemini 2025'te önce asgari ücret zammının düşük ve tek seferli yapılması, ardından da devlet sektörü işçileri ile kamu emekçilerinin ve memur emeklilerinin zamlarını enflasyon altında bırakan sözleşmelerle döşendi. Niyetleri bozuk. İşçiye emekçiye bedel ödetmeye devam edecekler. İşte Gebze'de greve çıkan Smart Solar işçileri! Bu grev tek bir grev değil. Arkasında grev yasaklarını grev yaparak yırtan Grid Solution işçilerinin, grevlerini kazanımla taçlandıran Green Transfo işçilerinin, sendika ve sözleşme hakkını fabrika işgaliyle kazanan Omsa işçilerinin zaferleri var. Polonez işçilerinin Çatalca'dan Gebze'ye kadar uzanan sınıf mücadelesi destanı var. Nice mücadeleler var. Smart Solar'ın kendi tarihinde de sendika fabrika işgaliyle bu işletmeye girmiştir. Ve şimdi tüm mücadele birikiminin üzerinde Smart Solar işçileri geçinebilecek ücret için şalteri indirmiştir, emekçi kadınların en önde olduğu grevle tarih yazmaktadır! Bu grevin ve onun gibi her bir işçi mücadelesinin zaferi için kenetlenmeliyiz. Zaferlerin ve kazanımların üzerinde yükselerek sanayinin kalbinde, MESS'e karşı sadece 150 bin metal işçisi değil işçi sınıfının sektör, sendika ayırt etmeden milyonları birleştiren birleşik işçi cephesi çıkmalıdır.
Siyonist ve komünist ideallerle şekillenen gençlik yıllarının ardından totaliter rejimlerin karanlığına tanıklık eden Arthur Koestler'in kişisel tarihini ve eserlerini ele alıyorlar.Koestler'in "13. Kabile"den "Mağlup Olan İlah"a uzanan düşünsel dönüşümünün izinde bir edebiyat yolculuğuna çıkıyorlar.Bizi Patreon'dan desteklemek isterseniz:
Şiir kitaplarıyla bilinen Dinçer Güçyeter'in iki yıl önce piyasaya çıkan ilk romanı “Unser Deutschlandmärchen” (Bizim Almanya Masalımız) büyük bir başarı yakaladı. Hikaye, büyükannesinden annesine ve kendisine uzanan bir göç, hayata tutunma öyküsü. Ege'den Almanya'ya 1960'larda, Krefeld yakınlarına çalışmaya gelen bir işçi ailesinin hikayesi... Küçük bir kasaba olan Nettetal'de yaşayan Dinçer Güçyeter bu eseriyle Leipzig Kitap Fuarı Ödülü başta olmak üzere pek çok ödüle layık görüldü. Şimdilerde ise sevilen yazarın sahibi olduğu Elif Verlag ödül aldı. Bir kaç yıl öncesine kadar fabrikalarda iş makinası kullanan Dinçer Güçyeter'in hayatı nasıl değişti? Sevilen yazar ile sunucumuz Gökçe Göksu sohbet etti. Von Gökçe Göksu und Elmas Topcu.
Ben Okurum, 7. sezonuna 2025'in yaz aylarında kaybettiğimiz, edebiyatımızın önemli isimlerinden Pınar Kür'ü anarak ve anlayarak başlıyor. Yazarın külliyatında da özel bir yere sahip olan romanı Asılacak Kadın'ınmasaya yatırıldığı 119. bölümde, Deniz Yüce Başarır'ın konuğu kadın yazını alanındaki çalışmalarıyla da tanınan akademisyen Bilge Ulusman. Pınar Kür'ün müstehcenlik suçlamasıyla yargılanan bu çok sesli eserinden, çarpıcı bölümler de Başarır'ın sesinden hayat buluyor. Kadın cinayetlerinin her geçen gün arttığı ülkemizde Pınar Kür'ü yeniden okumanın ve bu sohbeti dinlemenin tam zamanıdır belki de.
Konuğum yazar Şebnem İşigüzel. İşgigüzel'le de pek çok kişiyle olduğu gibi çocukluğundan konuşarak başladık sohbete. 70'li yılların Yalovası, okuyan anne-babalar, sporla geçen gençlik, antropoloji, ilk kitapla gelen tanınırlık, yazar olmak, annelik, nöroloji, felsefe, kadınlık hallerimiz, haksızlıklar, hafıza, demokrasi, okumak, çocuklarla yenilenmek ve tarihe farklı açılardan bakmak gibi konulardan söz açtık... Şebnem'in öykü ve romanlarından, özellikle son romanı Memoria'dan, yazdığı libretto ve tiyatro oyunlarından da bahsettik.Şebnem İşigüzel'in, 2023 yılında kaybettiğimiz eşi, fotoğraf sanatçısı Manuel Çıtak da konuk oldu sohbetimize... Çıtak'tan, sanatından, yastan da konuştuk. Yazar dinlemek bana her zaman güzel; dinlemenizi tavsiye ederim. Gazeteci#Journalist ~ #Art- #Food- #Travel lover ~ #EnthusiastBooks:
Yeni sezona bu bölüme merhaba diyoruz! Metin yazarı, komedyen, podcast sunucusu ve kitap yazarı Özer Uzun'la, yeni yönetim biçimlerinden lotokrasiyi, akrep burcunun özelliklerini ve mizofoni ile baş etme yöntemlerini konuştuk. Çağla ve Caner'in yaz anılarını dinledik!
İki Savaş Bir Yazar'ın yeni bölümü yayında!Burak Bilgehan Özpek ve Korgün Koral, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu tebaası olarak Galiçya'da doğan, II. Dünya Savaşı çıkmadan birkaç ay önce "Sonsuz Kaçış"ını "Yollarda Bir Yahudi" olarak tamamlayan Joseph Roth'u konuşmayı -şimdilik- sona erdiriyorlar.Bizi Patreon'dan desteklemek isterseniz:
İki Savaş Bir Yazar'da Prof. Dr. Korgün Koral ve Prof. Dr. Burak Bilgehan Özpek;1939'da hayatını kaybeden Joseph Roth'un kişisel tarihi ve eserlerini takip ederek Avrupa'nın yıkılan monarşilerinin hikâyeleri üzerinden bir edebiyat yolculuğuna çıkıyor.Bizi Patreon'dan Destekleyin
268.Bölümde konuğum yazar, danışman ve konuşmacı İnan Acılıoğlu. Yapay zekâ teknolojilerinin iş hayatındaki etkilerini, insan-makine iş birliğini, üretkenliği nasıl dönüştürdüğünü ve gelecekte öne çıkacak yetkinlikleri konuştuk. Sosyal Medya takibi yaptın mı? Twitter - https://twitter.com/dunyatrendleri Instagram - https://www.instagram.com/dunya.trendleri/ Linkedin - https://www.linkedin.com/company/dunyatrendleri/ Youtube - https://www.youtube.com/c/aykutbalcitv Goodreads - https://www.goodreads.com/user/show/28342227-aykut-balc aykut@dunyatrendleri.com Bize bağış yapıp destek olmak için Patreon hesabımız – https://www.patreon.com/dunyatrendleri Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Burak Bilgehan Özpek ve Korgün Koral; büyük dostu ve hamisi Stefan Zweig'ın tanımlamasıyla "Karamazov Kardeşler'den çıkmış bir Rus, evsiz bir Yahudi ve sadık bir Avusturyalı monarşist" olan Joseph Roth'u, şaheseri Radetzky Marşı romanını tartışarak konuşmaya başlıyor. Bizi Patreon'dan Destekleyin
Her şeyin token'laşması gerçekten devrimci bir değişim getirecek mi, yoksa mevcut ekonomik düzenin bir aracı haline mi gelecek? "The Poverty of Tokens - Crypto Sovereignty" adlı bu derinlemesine inceleme, kripto ekosistemindeki güncel yönelimin tehlikelerine dikkat çekiyor. Bitcoin'in ilk günlerinden beri var olan token kavramının, Ethereum ve Neo gibi platformlarla ne denli kolaylaştığına tanık oluyoruz. Ancak, bu durumun, kriptonun devrimci doğasını kaybetme riski taşıdığı belirtiliyor.Yazar, mevcut token'laşma sürecinin, blok zincirlerin egemen gücünü yok ederek, anonimliği kaldırarak ve değiştirilemezliği ortadan kaldırarak bir "teknoloji bankacılığının" parçalanmış bir biçimine dönüştüğünü öne sürüyor. Bu yozlaşmanın, ekonomik eşitsizlikleri pekiştirdiğini ve bizi başladığımızdan daha kötü bir konuma sürükleyebileceğini vurguluyor.Kripto varlıkların sadece ekonomik yönüne odaklanmak yerine, politik, felsefi ve hatta dini boyutlarını anlamanın teknolojinin "Anahtarını" korumak için hayati olduğu ifade ediliyor. Bu anahtar olmadan, kriptografinin radikal doğasının yitirileceği ve adeta bir Kafka romanındaki "tepenin eteğindeki köyde yaşanılan hayat" gibi bir duruma düşüleceği uyarısı yapılıyor.Peki, kriptonun devrimci potansiyelini nasıl koruyabiliriz? Bu, cypherpunk köklerine ve kripto-anarşist prensiplerine sadık kalmakla mümkün. Anonimlik yoluyla takas edilebilirliği, merkezi olmayan katılım yoluyla konsensüsü ve değiştirilemez blok zincirleri mümkün kılan matematiksel-yasal garantileri ısrarla sürdürmemiz gerekiyor.Eğer bu teknolojinin gerçek potansiyelini anlamazsak, "token yoksulluğu" felsefesinin sığlığını kanıtlamaya devam edeceğiz. İnternet'in egemen ve özgür bir bölge olarak kalması için kripto sistemlerinin merkezinde yatan politik ve felsefi doğayı kabul etmeliyiz.Bu bölümde, kripto dünyasının sadece finansal bir araç olmanın ötesindeki derinliklerine iniyor, token'laşmanın getirdiği tehlikeleri ve kaybolan devrimci ruhu inceliyoruz.Kaynak
Bitcoin 14. yaşında ve hala tam anlaşılmıyor: Dijital para mı, elektronik altın mı, yoksa başka bir şey mi? Neden belirli özellikleri var ve neden 'mükemmel' özel değil? Bu yayın, Bitcoin'in neden şeffaf olduğunu ve bu şeffaflığın bir zorunluluk olup olmadığını derinlemesine inceliyor.Yazar, Bitcoin'in özünün ve varoluş nedeninin "bütünlük" (integrity) olduğunu vurguluyor. Satoshi'nin temel hedefi, sağlıklı paraya dönüş, yani paranın bütünlüğünü yeniden tesis etmekti. Kişisel bütünlük anonimlikle çelişse de, Bitcoin'deki bütünlük, verinin doğruluğu, tamlığı ve tutarlılığı anlamlarına gelir.Bitcoin'in getirdiği veri bütünlüğü, kullanıcıların özel anahtarlarının yanı sıra, kamusal bilgilerin tam, doğrulanabilir şekilde bozulmamış ve tamamen şeffaf olmasından kaynaklanır. Bu şeffaflık, doğrulanabilirliğin temelidir ve bu sayede başkalarına güvenmek zorunda kalmadan paraya sahip olabilir, sistemin bütünlüğünü kontrol edebiliriz. Örneğin, sistemde hile olup olmadığını, ne kadar Bitcoin olduğunu güven gerektirmeden doğrulayabiliriz. Güven gerektirmeyen bu kamusal veri bütünlüğü için enerji şarttır. Geleneksel bankacılık sistemleri veya yakında çıkacak CBDC'ler (Merkez Bankası Dijital Paraları) gibi diğer sistemler ise, veri bütünlüğünü sağlamak için güvenmek zorunda olduğumuz merkezi anahtarlara dayanır.Sistemin bütünlüğünü herkes için kolayca doğrulanabilir kılmak adına bir dereceye kadar şeffaflık şart olsa da, yazar net bir şekilde belirtiyor: Bitcoin daha özel olmalı ve olacak. Bunun en temel nedenlerinden biri, gözetimin özgürlüklerimizi kısıtlaması ve insan onuruna doğrudan bir saldırı olmasıdır. Gözetim, farkında olsak da olmasak da davranışlarımızı etkiler. İnternetteki HTTPS'ye geçiş gibi, Bitcoin için de mahremiyet katmanlarına acilen ihtiyacımız var. Lightning Network gibi üst katmanlar hız ve mahremiyet açısından şimdiden daha iyi ve gelecekteki sistemler (Hal Finney'nin bahsettiği Bitcoin destekli bankalar gibi) tasarımları gereği özel olacak.Özellikle, yakın zamanda hayatımıza girecek CBDC'ler total gözetim ve kontrol getirme potansiyeli taşıyor. Merkez bankaları, kimin ne zaman, ne kadar ve ne için harcama yapacağını merkezi ve otoriter bir şekilde belirleyebilecek. Bu dijital gözetim ve kontrol tehdidi karşısında Bitcoin bir sığınak sunuyor. Bu nedenle, otoriteler tarafından düzenleme ve yasaklama baskısı kaçınılmaz olacaktır; çünkü merkez bankacılarının bakış açısıyla, insanlar bu kontrollü sistemden kaçış yolu arayacaklardır ve otoriteler bu "kaçış kapılarını kapatmak" isteyecektir.Yazarın mesajı açık: Sağlıklı para tek başına yeterli değil, mahremiyet de şarttır. Özgür düşünce, özgür eylem, ifade özgürlüğü ve serbest ticaretin temelinde bu ikisi yatar. Bitcoin sistemi, işleyişinin temelinde çoğu insanın dürüst olduğuna dair bir güven barındırır. Bütünlük, takma adlar (pseudonymity) aracılığıyla sağlanır; bu, sistemin anahtarıdır. Bu bölüm, Bitcoin'in temel bütünlük prensibini, şeffaflığın gerekliliğini, mahremiyet arayışını ve dijital çağın getirdiği gözetim tehdidi karşısında Bitcoin'in konumunu derinlemesine ele alıyor.Kaynak
İki Savaş Bir Yazar'da Prof. Dr. Korgün Koral ve Prof. Dr. Burak Bilgehan Özpek; 20. yüzyılın büyük Macar yazarı Sándor Márai'yi ve Buda'da Bir Boşanma'dan İşin Aslı, Judith ve Sonrası'na Márai'nin romanlarını incelerken geçen yüzyılın Doğu Avrupa tarihinden kesitler sunmaya devam ediyor.Bizi Patreon'dan Destekleyin
İki Savaş Bir Yazar'ın dördüncü bölümünde Prof. Dr. Korgün Koral ve Prof. Dr. Burak Bilgehan Özpek 1934'ten sonraki Zweig'a odaklanıyor.İkinci Dünya Savaşı başlamak üzere. Avusturya artık yok. Ardından ne İsviçre kalacak ne Paris; ne elyazması kitaplar ne de uğruna kavga edilecek dostlar Zweig için. Avrupa -o iyinin, barışın, özgürlüğün rüyası- can çekişmektedir. Büyük Amerika kıtası kucak açar ona. ABD savaşa girince bu kucak kendisini sıktıkça sıkacak, Brezilya'nın Petropolis şehrine kadar daralacaktır. Son bir çırpınışla yazdığı evine, vatanına, Avrupa'ya ağıdı Dünün Dünyası'nı yayıncısına gönderdikten sonra uzun gecenin şafağını beklemeyi dostlarına bırakarak sabırsızca önden gidecektir.Bizi Patreon'dan Destekleyin
Yazar, eleştirmen, akademisyen Prof. Süha Oğuzertem nasıl bir insandı? Türkçe konusunda niçin mükemmelliyetçiydi? Önceki hafta genç yaşta aramızdan ayrılan Süha Oğuzertem'i anıyoruz.
İki Savaş Bir Yazar'ın üçüncü bölümünde Prof. Dr. Korgün Koral ve Prof. Dr. Burak Bilgehan Özpek Stefan Zweig'ın hayatını, eserlerini ve eserlerini ortaya koyduğu dönemi incelemeye devam ediyorlar.Bizi Patreon'dan Destekleyin
İki Savaş Bir Yazar'ın ikinci bölümünde Prof. Dr. Korgün Koral ve Prof. Dr. Burak Bilgehan Özpek Stefan Zweig'ın hayatını, eserlerini ve eserlerini ortaya koyduğu dönemi incelemeye başlıyorlar.Almancanın büyük yazarının Dünün Dünyası'ndan İnsanın Yıldızının Parladığı Anlar'a, Sabırsız Yürek'ten Satranç'a eserlerini; 19. yüzyılın sonundan 20. yüzyılın ortasına gerçekleşen dönüşümle birlikte tartışıyorlar.Bizi Patreon'dan Destekleyin
İki Savaş Bir Yazar'ın ilk bölümünde Prof. Dr. Korgün Koral ve Prof. Dr. Burak Bilgehan Özpek George Orwell'in hayatını, eserlerini ve eserlerini ortaya koyduğu dönemi tartışıyor. 1984'ten Aspidistra'ya, Burma Günleri'nden Hayvan Çiftliği'ne Orwell'in edebi yolculuğunun izleri sürülüyor.Bizi Patreon'dan Destekleyin
Konuğum sanatçı, sanat tarihçisi, akademisyen, yazar ve küratör Emre Zeytinoğlu.Bir gün Emre Bey'in bir söyleşisini izliyordum... "Bir sanatçı ne yaparsa yapsın. Dünyanın en şahane sanatçısı olsun, onun yanında onun değerlendirecek, onu yorumlayacak ve onu başka düşüncelere aktarabilecek bir entelektüel grup yoksa, bir teori grup yoksa o sanatçı yaptığıyla kalır. Ne kadar üst düzeyde sanatçı olursa olsun" ifadesi beni çok etkilemişti...Buradan çıktık yola... Sanattan futbola, sokağı anlamaktan klişelere pek çok konuda sohbet ettik.Biz bu kaydı Türkiye'de 'konuşma konularının yönünü kendi eksenine çeken' 19 Mart 2025 günü öncesi karlı bir günde yapmıştık... Bu notu da düşmeliyim. İyi dinlemeler... Gazeteci#Journalist ~ #Art- #Food- #Travel lover ~ #EnthusiastBooks:
Ben Okurum'da bu kez edebiyatımızın en üretken yazarlarından biri var: Kemal Tahir. Yazarın, ömrünün büyük kısmını Avrupa'da geçirmiş bir paşa çocuğu olan Kamil Bey'in işgal altındaki İstanbul'a dönüşünü ve burada karşılaştığı gerçeklerle birlikte geçirdiği değişimi konu alan Esir Şehrin İnsanları adlı romanının konuşulduğu bölümün konuğu da ülkemizin en sevilen romancılarından biri: Murat Menteş. Deniz Yüce Başarır'ın sorularıyla şekillenen, romandan yaptığı alıntılarla renklenen bu bölüm tam memleketi hakkında düşünmek isteyen edebiyatseverlere göre.
Her yıl aynı olaylar üzerine birçok tarih kitabı yayımlanıyor ve tarihçiler pek çok konuda anlaşmazlık yaşıyor. Peki, tarihi kimler yazıyor? Tarih nasıl yazılıyor? Tarihte nesnellik mümkün mü? 111 Hz'in bu bölümünde tarih disiplininin ne olduğunu inceliyor ve bu sorulara yanıt arıyoruz.Sunan: Barış ÖzcanHazırlayan: Uğur YıldırımSes Tasarım ve Kurgu: Metin BozkurtYapımcı: Podbee Media------- Podbee Sunar -------Bu podcast, Hiwell hakkında reklam içerir.50podbee koduyla Hiwell'de ilk seansınızda geçerli %50 indirimi kullanmak için Hiwell'i şimdi indirin..1750'den fazla uzman arasından ücretsiz ön görüşmelerle size en uygun uzmanı seçebilir, yolculuğunuza kolaylıkla başlayabilirsiniz. Buradan indirin.See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.