POPULARITY
İslamiyet'in kutsal nuru Afrika'nın önce doğu taraflarını ışıklarıyla kaplamıştı. Hazret-i Ömer (r.a)'ın hilafet zamanında gönderilen, dört bin mücahidden oluşan küçük bir ordu, İslamiyet'in mukaddesliği sayesinde Mısır'ı fethedip zaptetmiş, İslamiyet'in gönülleri cezbeden şuaları, ta Trablusgarp sularında dalgalanır şekilde görünmeye başlamıştı. Ne yazık ki, her tarafa yıldırım gibi yayılan İslamiyet'in manevî kuvveti, bir süre sonra zayıflamaya yüz tuttu. Müslümanların hâkimiyetinde bulunan memleketler birer birer ellerinden çıkmaya başladı. Afrika kıtasının doğu, kuzey ve batı bölgelerine dikkatle bakacak olursak, görürüz ki bir zamanlar Afrika'nın en güçlü İslam devleti olan Zengibar memleketi, iç karışıklıklar yüzünden İngiltere'nin hâkimiyeti altına girmiştir. Medeniyet beşiği Mısır, İngiltere'nin siyasi ve ekonomik nüfuzu altına girmiştir. Kıymetli madenleri ile servet hazinesi olmaya layık olan Tunus eyaleti, hiçbir hakka dayanılmadan Fransa'nın işgaline uğramış; Fransa'nın iki katı büyüklüğünde olan Cezayir ise Fransa'nın sömürgesi hâline getirilmiştir. Afrika'nın kuzey batısında sekiz milyon nüfusa sahip olan Fas İslam Devleti ise Avrupalıların aşağılık siyasi ihtiraslarından korunamamış, sonunda bağımsızlığını kaybetmiş ve Fransa'nın işgaline uğramıştır. Ey Müslümanlar! Ne zaman uyanacağız? Ne zaman komşularımızın olağanüstü ilerlemesini görüp bir hayat belirtisi göstereceğiz? Hâlâ mı diğer milletlerin bilimsel, ekonomik ve siyasi gelişmelerini bırakıp kötü ahlâk ve zararlı adetlerini memleketimize sokmaya çalışacağız? (Misvak Neşriyat, Ömer Nasuhi Bilmen, Makaleler, s. 171)
Selçuklular, Hristiyan Avrupa'nın büyük ve sonu gelmez Haçlı taarruzları karşısında, bir müddet, şaşkınlığa uğradılar. Nitekim I. Kılıçarslan, Haçlı ordularının kâhir üstünlüğü sebebi ile 22 yıllık Selçuk payitahtı olan İznik şehrini terketmişti. Kılıçarslan ve Dânişmend Gazi Haçlıları Anadolu içlerinde yıpratmaya ve imhaya girişmişlerdi. Gerçekten Kılıçarslan ve Dânişmend Gazi Gümüştekin, Haçlılara büyük zayiat verdirmiş; muharebelerde tamamiyle imha ederek Anadolu'yu onlara mezar yapmışlardı. Kılıçarslan'ın ölümünden sonra onun oğlu Mes'ud ve torunu II. Kılıçarslan zamanında hem Bizanslılar hem de ikinci Haçlı ordusu tamamiyle imha edilmiş; üçüncüsü de hafif atlatılmıştır. Öyle ki Haçlılar bir daha Anadolu'yu aşmak ve buradan geçmek cesaretini gösterememişlerdir. Türklerin kahramanlıklarını takdir eden Haçlılar, mağlûbiyet ve esaret zamanlarında da onların şefkat ve merhametlerine şahit olmuşlar; hattâ bu yüksek insanî vasıflarının da hayranı olarak Müslüman olanlarına da rastlanmıştı ki İkinci Haçlı seferi esnasında 3000 kadar Avrupalı'nın İslâm dinine girmesi sadece Türklerin bu insanlığı ve himâyeleri sâyesinde mümkün olmuştur. Türkler Bizans'ın ve Avrupa'nın istilâlarına uğrayan İslâm dünyasını destânî kahramanlıkları ile tekrar kurtarmışlar; yeni fethedilen Anadolu'yu İslâm diyarı ve Türk vatanı haline getirmişler; Haçlıları da nihayet Suriye ve Filistin'den söküp atmışlardı. Bu hizmetler de İslâm dünyasında yine takdir ve tebcil edilmiştir. II. Kılıçarslan'ın Bizans'a karşı kazandığı 1176 seferi (Miryokefalon) İslâm dünyasında Malazgirt'e benzer bir bayram havası oluşturmuştu. (Prof. Dr. Osman Turan, Türk Cihân Hâkimiyeti Mefkûresi, s.222-224)
ABD Başkanı Donald Trump ilk döneminden itibaren NATO'nun Avrupalı üyelerinin savunma harcamalarını GSYİH'lerinin yüzde 5 oranında artırmamaları halinde ABD'nin Avrupa'daki askeri güçlerini azaltacağı, hatta tamamen çekebileceğini defalarca dile getirmişti. Oysa daha 1950''lerde ABD, NATO'nun Avrupa kanadını güçlendirerek kıtadan çekilecekti. Nitekim 1952'de ABD ve İngiltere'nin desteğiyle Fransa, Batı Almanya, Lüksemburg, İtalya, Hollanda ve Belçika “Avrupa Savunma Topluluğu”nu (EDC) kuran bir antlaşmayı imzalamış idiler.
NATO liderleri, ABD Başkanı Donald Trump'ın talepleri gölgesinde Ankara'da bir araya geldi. Avrupalı müttefikler savunmaya daha fazla yatırım sözü vererek ayrıldı. Zirvede Trump'tan en çok övgüyü Cumhurbaşkanı Erdoğan aldı.
İran ve ABD arasındaki kritik pazarlıkta son durum ne? ABD Başkanı Trump, Avrupalı müttefiklerine yönelik eleştirilerini Ankara kürsüsünden dile getirecek mi? Washington'ın bölge stratejilerini ve perde arkasını, Anadolu Ajansı Amerika Haberleri Müdürü Can Hasasu ile konuştuk.
Aralarında doktorların, hukukçuların, akademisyenlerin, gazetecilerin ve insan hakları savunucularının da bulunduğu, çoğunluğu Avrupalı vicdan elçileri; Siyonizm'in yıllardır Filistin halkına uyguladığı sistematik şiddetle doğrudan yüzleşti.
İkili Görüş'te İlkan Dalkuç ve Güvenlik Politikaları Araştırmacısı Burak Yıldırım İran-ABD savaşını, savaşın savunma sanayisine etkilerini, SAHA Expo 2026'yı ele alıyor.00:35 SAHA Expo'nun savunma sanayisi için önemi nedir?07:00 Savunma sanayisinde işinde gücünde olanlar ve "dışa dönükler"09:40 T-155 obüslerimiz satmaya kalksak havadan nakletmek için uçağımız yok13:00 Türkiye'nin envanterinde temel eksikler giderilmeden nükleer denizaltılar hayali kurması14:05 Savunma sanayisinin %80'i yerli, sözünün arka planı16:30 "Yıldırımhan"ın reklam edilmesinin amacı ne? (Üretilmesi değil, reklamının)18:20 Yıldırımhan'ın reklamı içerisi için iyi olabilir ama dışarısı için sadece kötü22:50 Titra'nın 100 dronluk ihracat anlaşması yapması, Yıldırımhan'dan daha önemli25:10 Kıtalararası balistik füze yapmaktan daha önemlisi uzaya uydu yerleştirmek26:20 Türkiye, bir propaganda saldırısı altında ve bu, Türkiye'nin çıkarına değil27:30 Türkiye'nin estetik İranlaşması29:20 Yıldırımhan maketi İsrail'in nasıl işine yarayacak?32:10 "Küreselleşme bitti, millî devletler yükselişte"34:20 Türkiye'nin askerî envanteri hâlâ asenkronik36:10 Türkiye, 30 yıl öncesinden daha az caydırıcı (Kardak'tan Datça'ya)38:30 Avrupalı liderler Çin'deki fuarlara gidiyor, Türkiye'dekine değil39:30 Silah satmak ahlaken sorunlu olabilir ama ciddi bir iştir; parayı verene satmamalısınız46:40 Türkiye silah ticaretinde öyle veya böyle bölgede rakipsiz ama...47:45 Yüksek performanslı jet motoruna dair54:10 Savunma sanayisi tam anlamıyla "uzun, ince bir yol"⌨️━━━━━━━DAKTİLO1984 AİLESİNİN BİR PARÇASI OLUN!━━━━━━━⌨️
İsrail, ilk başlarda tam olarak böyle tanımlamıştı teknelere binip Akdeniz'e açılacak siviller için: “Avrupalı maceraperest, heyecanlı gençler. İlk dalgada savrulurlar.” Sosyal medyadan yükselen desteği gören Siyonizmin propaganda aparatları bir süre mizah üreterek bu yeni aktivizmi itibarsızlaştırmaya çalışsa da 2025'in Eylül ayında tekneler Barselona'dan yelken açmaya başlayınca “tepkilerin” ölçüsü değişti.
İslâm, engellerle karşılaşmasa Avrupa'da hızla yayılabilir. Avrupalılar, İslâm'ın yayılmaması için sürgit bir korku dalgası hortlatıp duruyorlar. Bunun için de Kur'ân'a, Hz. Peygamber'e (sav) saldırıyorlar. Müslümanların ne kadar ürpertici, kan emici oldukları sahte imajını yaymaya çalışıyorlar.
İkili Görüş'te Dr. Bahadır Çelebi, konuğu Aydın Selcen ile Münih Güvenlik Konferansı'ndan çıkan mesajları, ABD-İran gerilimindeki son gelişmeleri ve küresel siyasetin öne çıkan başlıklarını değerlendiriyor.Dk 10'da bahsedilen "62. Münih Güvenlik Konferansından Ne Sonuçlar Çıktı?" adlı yazı:https://daktilo1984.com/bultenler/dunya-gundemi-62-munih-guvenlik-konferansindan-ne-sonuclar-cikti/Yayın sonunda bahsedilen Devrim Muhafızları'nın gücüne dair Reza Talebi'nin yazısı (ENG):https://daktilo1984.com/d84intelligence/beyond-the-budget-how-irans-revolutionary-guards-built-an-economic-power-of-their-own/00:00 Giriş00:35 Galatasaray'ın Juventus'u 5-2 yenmesinin düşündürdükleri (futbol dışında her şey)09:00 Demokrasi ve hukuka tecdid-i iman10:10 2007'den bugüne Münih Güvenlik Konferansı'nın içerik değişimi12:00 Seçmeni Trump'ı Beyaz Saray'a bir nthr bom*cısı olarak gönderdi, tabir caizse17:30 İyi bir taktisyen ama kötü bir stratejist: Putin18:20 Münih Güvenlik Konferansı'nda Rubio'nun alkışlanması: Avrupa'nın trajedisi19:30 ABD Yudeo-Christian'lıktan Yudeo'yu düşürme peşinde: yeni sömürgecilik kapıda22:30 AfD Türkiye'de şubesini ne zaman açacak?26:00 Münih Güvenlik Konferansı: Düzen yıkılıyor değil, yıkıldı.27:40 Trump ara seçimde (Kasım 2026) hem Senato'yu hem Meclis'i kaybedecek gibi28:50 Sen Kübalı bir Marco Rubio'sun, Avrupa'nın çocuğuyum deme31:50 ABD'de dindarlaşma ve dinden uzaklaşma paralel olarak yoğunlaşıyor33:50 Devlet-altı aktörlerin devri kapanıyor ama mevcut çatışmalar "devlet"in azarıyla bitmez51:50 ABD, İran'la görüşmelerdeki heyecanını yeni uçak gemileri sevk ederek gösteriyor(!)01:01:01 MOSSAD'ın derin düşüncesi: İran rejimini yıkınca başa kimi koyacağız?01:04:20 Münih Güvenlik Kaonfrası'nda Mazlum Abdi vardı, Suriye Dışişleri Bakanı'nın yanında 01:07:20 Epstein dosyalarının gösterdiği: Avrupalı "beni, oy verdiğim kişi yönetmiyormuş" diye düşünüyor01:12:50 Almanya'nın silahlanması kötü. Japonya'nın silahlanması kötü. İkisinin aynı zamanda silahlanması...Ayrıcalıklardan yararlanmak için bu kanala KATIL:https://www.youtube.com/channel/UCWyDy24AfZX8ZoHFjm6sJkg/joinBizi Patreon'dan Destekleyin
ABD Başkanı, Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nda ülkesinin Avrupalı müttefiklerini, Grönland'ı ABD'nin kontrolüne geçirmeyi sürekli olarak reddetmeleri nedeniyle eleştirdi. 70 dakikalık konuşmasında Donald Trump, Avrupa'nın "yanlış" yolda gittiğini söyledi. Arktik Adası üzerinde devam eden gerginlikler nedeniyle, Trump'ın açıklamaları büyük bir merakla bekleniyordu.
ABD'nin Grönland'ı ele geçirme planlarını desteklemeyen Avrupalı ülkelere ilave gümrük vergisi uygulama kararı tepki çekti. Avrupalı liderler ABD'ni kınasa da ABD Başkanı Donald Trump, Arktik adasının kontrolünü ele geçirme planlarında geri adım atmıyor.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın yıllık basın toplantıları her zaman büyük ilgi görüyor. Bu Türkiye'nin “ne dediğine” ilişkin yüksek ilgiye sahip yabancı basının katılımından da anlaşılıyor. Perşembe günü de öyleydi. Özellikle Yunan ve Çinli gazetecilere bıraksak, yerli matbuattan kimseye söz düşmezdi. (Benim oturduğum sırada Avrupalı gazeteciler vardı ve onlar haberlerini neredeyse Bakan'ın cümlesi bitmeden merkezlerine, hatta kamuoylarına yansıttılar.)
Grönland bir anda jeopolitik çatışma merkezi oldu. Avrupalı askerler adaya konuşlanıyor. Danimarka NATO'nun adadaki varlığını güçlendirmeye çalışıyor ve Trump yönetimi ise hala ABD'nin Grönland'ı satın almak istediğini söylüyor.
Önce dilerseniz, Türkiye Cumhuriyeti Devletini yönetme planları yapan ve şu sıra en azından tüm CHP'lileri -yurt dışı dahil- her yerde temsi etmesi söz konusu olan CHP Genel Başkanı'nın Brüksel'de Avrupalı sosyal demokrat liderlere hitabında tüm ülkeyi temsil eden Türkiye Cumhuriyeti Devlet Başkanı ile ilgili ettiği lafları hatırlayalım:
Rusya-Ukrayna savaşından bir Avrupa-Rusya savaşı türeyecek mi? Gelinen safhada sorulan soru bu. Avrupalı siyâsetçileri dinleyecek olursak bu savaş kaçınılmaz bir şekilde yaşanacak görünüyor. Başta İngiltere, Fransa ve Almanya'nınkiler olmak üzere çok sayıda Avrupali siyâsî liderin verdikleri beyânatlar bunu düşündürüyor. Makro bir dönüşüm karârı verdiler. Ekonomilerini hızla savaş merkezli bir ekonomiye dönüştürmek için ellerindeki tekmil kaynakları seferber etmiş durumdalar. Rusya'nın aleyhteki onca vurgusuna rağmen, zihinlerinde ürettikleri bir “Rus saldırganlığının”, eğer Ukrayna'da durdurulmazsa Avrupa'yı işgâl edeceğini katı bir peşin hükme dönüştürdüklerine şâhit oluyoruz. Kendi kamuoylarını buna hazırlamanın derdine ve telâşına düşmüş vaziyetteler.
MHP lideri Devlet Bahçeli, DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan'ın süreçle ilgili konuşmasını alkışladı. Avrupalı liderler, Londra'da Zelenski'yle görüştü ve Ukrayna'ya desteklerini yineledi.Bu bölüm Wings hakkında reklam içermektedir. Yeni yıl alışverişlerinde 100.000'e varan Mil Puan ayrıcalığı Wings'te. Ayrıntılı bilgiye buradan erişebilirsiniz.
Batı-Ankara ilişkileri, on iki yıllık bir fetret döneminin ardından yeniden tanımlanıyor. Yeni bir tür ilişki biçiminden bahsediyoruz. Ancak henüz adı konmadı. Çerçevesi de net değil. Bu noktada söyleyebileceğimiz tek şey, ilişkilerin, on iki yıl önce kaldığı yerden devam etmeyeceğidir. Çünkü bu on iki yılda çok şey değişti. Türkiye değişti. Bölge değişti. Dünya değişti.
Eurovision'da oylama sistemi, "İsrail tartışmaları" ve devletlerin müdahalesinin önüne geçme kaygısıyla değişiyor. G20 zirvesinde Avrupalı liderler ABD'nin Ukrayna-Rusya barış planına itiraz etti.Bu bölüm Sütaş hakkında reklam içermektedir. Sütaş, sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak için 2024 yılında gerçekleştirdiği faaliyetleri içeren dokuzuncu “Sütaş Sürdürülebilirlik İlerleme Raporu”nu kamuoyu ile paylaştı. Raporu incelemek için buraya tıklayabilirsiniz.
Burçin Keskin Köln doğumlu bir soprano ve oyuncu. Kökleri Ford işçisi bir dedeye, türkü söyleyen bir anneye ve kültürler arasında büyümüş bir kuşağa uzanıyor. Kendi deyimiyle hem Sıvaslı hem Kölnlü hem de Avrupalı. Şimdilerde 1973'teki Ford grevinin anlatıldığı müzikal "Baha und die wilden 70er"de sahne alıyor. Sunucumuz Gökçe Göksu, Burçin keskin ile sahne yolculuğu, müzikle ve kökleriyle kurduğu bağ ve kadınların göç tarihindeki yeri üzerine konuştu. Keyifli bir sohbet sizi bekliyor. Von Gökçe Göksu und Erkan Aslan.
“Ankara'da bir mesaj vermek istiyorum; gelin, ilişkilerimizin sunduğu olağanüstü potansiyeli önümüzdeki yıllarda daha iyi değerlendirelim. Buna zorunluyuz. Zira, yeni bir jeopolitik sürece giriyoruz ve bu süreçte büyük güçlerin siyaseti belirleyici olacak. Buradan şu sonucu çıkarıyorum; Alman olarak, Avrupalı olarak stratejik partnerliklerimizi geliştirmeliyiz. Türkiye de burada devre dışı kalamaz. Kalmamalı”…
Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz buyuruyor ki: “On şey, on şeyi engeller:1. Fatiha, Allâh'ın gazabını,2. Yâsîn suresi, kıyamet günündeki susuzluğu,3. Duhân sûresi, kıyamet korku ve dehşetini,4. Vâkıa sûresi, fakirliği, miskinliği,5. Mülk sûresi, kabir azabını,6. Kevser sûresi, hasımların kinini,7. Kâfirun sûresi,ölüm anında küfrü,8. İhlâs sûresi, ikiyüzlülüğü, samimiyetsizliği,9. Felak sûresi, hased edenlerin hasedini,10. Nâs sûresi, vesveseyi engeller.”(Muhittin ibn-i Arabi, Ravzatü'l Müttekîn, Sırlar Hazinesi, s.401)*DÜNYANIN EN KALİTELİ ÜNİVERSİTESİYeryüzünün en kaliteli üniversite veya medresesi Suffa'dır. “Ben, Muallim/Müderris/Öğretmen olarak gönderildim” (Müslim) Talebelerin bazıları: Ebû Hüreyre (r.a.) muhaddis, Selman el-Farisi (r.a.) mühendis , Hz. Ali (k.v.) edebiyatçı ve müftü, İbn Abbas (r.a.) müfessir ve muhaddis, Hz. Muaz (r.a.) müftü, İbn Mes'ud (r.a.) müftü, İbn Ömer (r.a.) fakih ve muhaddis, Hz.Ömer (r.a.) lider, Hz. Osman (r.a.) Faraiz ilminin mütehassısı.YAPAY ZEKA ÜZERİNE FARKLI BİR BAKIŞ AÇISINoam Chomsky yapay zeka hakkında şöyle diyor: “İnsan zihni, ChatGPT ve benzeri gibi, bir konuşmaya veya bilimsel bir soruya en makul cevabı elde etmek için yüzlerce terabayt verinin açgözlü bir istatistik makinesi değildir. Aksine insan zihni sınırlı miktarda bilgi ile çalışan şaşırtıcı derecede verimli ve zarif bir sistemdir. Verilerden kaynaklanan bağlantılara zarar vermeye değil, açıklamalar üretmeye çalışıyor. O zaman “Yapay Zeka” demeyi bırakıp, ne olduğunu söyleyelim ve “Plagiat yazılımı” yapalım çünkü hiçbir şey yaratmıyor, var olan sanatçıların eserlerini kopyalayıp telif hakkı kanunlarından kaçacak kadar modifiye ediyor. Bu, Avrupalı sömürgecilerin Amerikan Yerlilerinin topraklarına geldiklerinden beri kaydedilen en büyük fikri mülkiyet hırsızlığıdır.”(Noam Chomsky, New York Times, 8 Mart 2023)
Başkanlık seçim kampanyası sırasında aday Trump'ın en önemli dış politika vaatlerinin başında Ukrayna savaşını bitirmek vardı. Başkan olduktan sonra beklediği hızda yol alamayan Trump, Amerika'nın Ukrayna'ya karşılıksız yardımlarını durdurarak yükü Avrupalılara devretti. Ukrayna'ya yardımın finansmanı başka yerden geldiği sürece silah satmaktan memnun görünen Trump, savaşı durdurabilmek için Rusya'ya karşı izolasyon politikasından taviz vererek Putin'i Alaska'da ağırladı.
Geçtiğimiz ay yaşanan bazı gelişmeler emperyalizmin Filistin meselesine bakışına dair kafa karışıklığına neden oluyor. Eylül ayının sonlarında Birleşik Krallık (Kanada ve Avustralya ile birlikte) ve Fransa Filistin Devleti'ni tanıma kararı aldı. İsrail tarafından öfkeyle karşılanan bu gelişme, aslında Filistin halkının mücadelesine ya da topraklarına geri dönüş başta olmak üzere haklarını kazanmasına yönelik bir destek içermiyor. Tam tersine geçmişten bugüne emperyalizmin dayatmasıyla Filistin hareketinin gündemine sokulan sözde “iki devletli çözüm”, bölünmüş ve tamamen İsrail'e tabi kılınmış bir Filistin sözde devletini tanıma adı altında, İsrail'in Siyonist projesine ilelebet meşruiyet sağlamayı amaçlamaktadır.Filistin devletinin tanınmasıyla ilgili Batı dünyasında tartışma yaratan mesele, ABD emperyalizmi ile Avrupa emperyalizmi arasında Batı Asya'daki egemenlik mücadelesinin bir uzantısı. ABD'nin İsrail ile kurduğu neredeyse organik ilişki, Trump'ın hamleleri ile daha da ileri taşınıyor. Netanyahu, sadece Gazze'yi değil, Batı Şeria'yı da ilhak edeceğini söylüyor. Böyle bir durum, 1990'lardaki Oslo süreci sonrasında ortaya çıkan ve ABD'den ziyade Avrupalı emperyalistlerle daha iyi ilişkileri olan Filistin Özerk Yönetimi'ni, dolayısıyla Avrupa'nın bölgedeki etki kanallarından birini tehdit ediyor. İngiltere ve Fransa da buna tepki veriyor. Olan biten bu.
İngiltere, Kanada, Avustralya ve Portekiz dün Filistin'i tanımış, Fransa'nın ise bugün BM Genel Kurulu'nun 80. oturumunda Filistin'i tanıması beklenmektedir. Bu kararlar, Avrupalı devletlerin artık bu hususta ABD'den farklılaştığını göstermektedir. Yazan: Dr. Hasan Basri BülbülSeslendiren: Halil İbrahim Ciğer
Muhterem Ömer Öztürk anlatıyor: “Avrupalı'nın demokrat ve insan haklarına saygılı olduğuna dair senelerdir çok büyük propaganda yapıyorlar. Avrupalı, hâkimiyet sahasına tecavüz etmediğin müddetçe demokrat görünür. Hele bir onların hâkimiyet sahasına girmeğe teşebbüs edin de o zaman görün demokrasiyi, özgürlüğü… Biz lise üçüncü sınıftayken (Galatasaray Lisesi) bir gün derste Fransız edebiyatı hocası şöyle demişti: “Biz 16. asırda Türkleri, Osmanlıları aydan gelmiş adamlar zannederdik.” Ben parmak kaldırdım.Bizim okulda böyle şeyler serbestti. Fikir münakaşası yapılırdı. Elimi kaldırınca hoşlanmadı ama ne diyeceğimi de merak ettiği için: “Buyurun” dedi. Bunun üzerine şu tarihi bilgiyi naklettim ve sordum: “Fransa kralı Fransuva, 1525'te Şarlken'e esir düşmüştü. Avrupa devletleri ne yaptılarsa onu esaretten kurtaramamışlardı. En sonunda sizin kralınız Fransuva'nın annesi ve Fransız sarayı, krallarının esaretten kurtarılması için Kanuni Sultan Süleyman'dan yardım istemişti. Peki Kral Fransuva'nın annesi oğlunun kurtarılması için nereye müracaat etmişti? “Ay”a mı müracaat etmişti, yoksa Osmanlı sultanına, İstanbul'a mı müracaat etmişti?” “Sen zaten her zaman mevzu dışına çıkarsın” dedi. “Sizinki mevzu dışı olmuyor da neden benimki mevzu dışı oluyor? Siz dediniz ki biz Osmanlı'yı uzaydan gelmiş bilirdik, ben de sizin kralınızın annesinin Osmanlı'ya müracaatını sordum.Aya mı müracaatını yapmış, yoksa İstanbul'a mı, cevabını verin bunun. Burada mevzunun dışına çıkacak bir durum yok.” dedim. “Peki, söylediğiniz anlaşıldı. Buyurun yerinize oturabilirsiniz” dedi. Dışarıdan bakıldığında modern ve demokrat görünürler; ama gerçekte bunların hepsi masal. Kendi hâkimiyet sahalarına dokununca ne demokrasi tanırlar ne de insan hakları!”(Misvâk Neşriyat, Ömer Öztürk'ün Hayatı ve Hatıraları)
Avrupalı ve İslam coğrafyasındaki devletler halen İsrail'i kınama seviyesinden bir adım ileri gitmezken küresel şirketler çocukları hedef seçerek katleden İsrail'e karşı eyleme geçti. Dünyanın en büyük varlık fonu olan Norveç Varlık Fonu, ABD merkezli inşaat ekipmanları üreticisi Caterpillar ile İsrail'in önde gelen beş bankasından etik gerekçelerle yatırımını çekti.
Avrupalı ülkelerin, her ne kadar sonuca etki etmese de son dönemdeki baskıları, İsrail'in izolasyonu ve uluslararası meşruiyeti açısından önemli sonuçlar doğurmaktadır. Fransa'nın Filistin'i tanıma yönündeki kararı ve hemen akabinde İngiltere'nin bu kararı şartlı da olsa destekleme yönündeki tutumu, bir dalga olarak devam etmektedir. İspanya'nın başından bu yana devam edegelen ısrarlı pozisyonuna ek olarak Avrupa'da oluşan bu dalgaya son olarak Hollanda'dan önemli bir destek geldi. Temmuz ayının sonunda Ben-Gvir ve Smotrich gibi soykırımla özdeşleşen isimlerin ülkeye girişini yasaklayan Hollanda, devamında İsrail'e yönelik sert tedbirlerin alınması yönünde bir hazırlık içerisine girdi.
Alaska Zirvesi'nden sonra Washington Zirvesi'nden verilen fotoğraf, Ukrayna Barış Görüşmesi'nden çok daha önemliydi. Dünya için çok daha büyük kırılmaları ifade ediyordu. Barıştan çok bir “çöküş”ün hikayesini anlatıyordu. Avrupalı liderler, Trump'ın karşısına dizilmiş, kendilerine dikte edilenleri not alıyordu. Her biri durumu anlıyor, suratlar asık, kendini kurtarmak için bacak bacak üstüne atmış iyi görüntü verme telaşına düşmüş haldeydi.
Trafik hızlandı. Önce Alaska'da Trump-Putin buluşması… Sonra Washington'da Trump-Zelenski görüşmesi ve Avrupalı liderlerle toplantı… Tabloyu bir önceki yazıda anlatmıştık, özetleyelim: Trump'ın karşısına dizilen Avrupalı liderlerin yüz ifadesinden de anlaşılacağı gibi… ABD Başkanı, toprak talebi başta olmak üzere Putin'in ağır şartlarını Zelenski'nin kabul etmesini istiyor. Bunun için Kiev'e “olağanüstü bir baskı” uygulanıyor.
Putin'den sonra Zelenski ve diğer Avrupalı liderlerle de görüşen Trump, Ukrayna'ya NATO benzeri koruma vaat ederken, Rusya'ya toprak bırakılmasını öneriyor. Beyaz Saray'da yapılan zirvenin, Ukrayna'daki savaşın seyrini nasıl değiştireceği merak konusu. Von Serap Doğan und Eren Mahir Gençer.
Bitcoin ve İslam serimizin dört bölümlük tarih serisinin ilk bölümü olan Para Tarihi Serisi Bölüm 1: Paranın Maksimalist Tarihi | Bitcoin Majlis ile paranın kökenlerini araştırıyoruz. Paranın devletin dayatmasıyla değil, takasın sınırlamalarından (çifte istek çakışması, bölünebilirlik) kaçınmak için piyasada kendiliğinden ve aşağıdan yukarıya doğru bir süreçle ortaya çıktığını savunuyoruz.Bu evrimde, Carl Menger'in "satılabilirlik" kavramının (bir malın kolayca ve adil fiyatla satılabilirliği) temel rolünü açıklıyoruz. En yüksek satılabilirliğe sahip malların, yinelemeli bir süreçle evrensel değişim aracı olarak kabul edildiğini gösteriyoruz. Tarihsel örneklerle, deniz kabukları ve aggry boncukları gibi ilkel paraların, daha satılabilir olanlar (özellikle altın ve gümüş) tarafından nasıl yer değiştirdiğini inceliyoruz. Özellikle, Avrupalıların aggry boncuklarını taklit etmesinin Afrika ekonomileri üzerindeki yıkıcı etkilerini ve köle ticaretine katkısını tartışıyoruz. Altın ve gümüşün üstün parasal özellikleri ("taklit edilemez maliyet") sayesinde dünya çapında neden en kabul gören para birimi haline geldiğini vurguluyoruz. Paranın evriminde tek bir standarda ("kazanan hepsini alır" dinamiği) yönelme eğilimini ve rekabetçi paraların mantıksızlığını açıklıyoruz.Paranın borçtan veya devletin müdahalesinden kaynaklandığını iddia eden kredi/devlet teorisini reddediyoruz. Bu teorinin, piyasa fiyatları olmadan merkezi bir otoritenin borç birimlerini belirlemesinin imkansızlığı ve ekonomik değişimi açıklayamaması nedeniyle hatalı olduğunu belirtiyoruz. Mises'in görüşüyle, bu teorinin gerçek bir para teorisi bile olmadığını savunuyoruz. Modern Para Teorisi (MMT) gibi bu yanlış teorilerden kaynaklanan ideolojik yanılgıların ve absürt iddiaların (örn. "devlet vergi mükelleflerini finanse eder") ekonomik okuryazarlığı nasıl etkilediğini gösteriyoruz.Paranın doğru tarihini anlamanın, ekonomi hakkında derinlemesine bir kavrayış için temel olduğunu vurguluyoruz. Bu serideki amacımız, Riba tabanlı finansal sistemlerden kurtulmak ve Ümmet'i Bitcoin standardıyla güçlendirmektir.Kaynak
ÇİKOLATA Aşağıdaki metni okuyunuz. Bu yazıyı okurken canınız nefis bir çikolata çekebilir. Okumaya başlamadan önce, çikolatanızı yanınıza hazır edin. Yalnızca çikolatanın tadına varmakla yetinmeyin, o tadın nereden geldiğini de keşfedin. Çikolata, kakao ağacının çekirdeklerinden yapılmaktadır. Çikolatanın ilk olarak Orta Amerika Bölgesi'nde yaşayan Mayalar zamanında üretildiği sanılmaktadır. Kristof Kolomb ve Hernando Cortes gibi kâşifler 1500'lü yıllarda Amerika kıtasını keşfettikleri zaman burada olan birçok şeyi ülkeleri İspanya'ya götürmüşlerdi. Bunların arasında kakao çekirdekleri de vardı. Çikolatanın ana maddesi olan kakao çekirdekleri o zamanlar Avrupa'da yeniymiştir ve bilinmiyordu. Avrupalılar, önceleri kakao çekirdeklerini ne yapacaklarını bilememişler. Çünkü elde edilen içeceğin tadı çok acıymış. Sonunda çok parlak bir fikir bulunmuş: kakaonun içine şeker eklemek! Şeker eklendikten sonra bu karışım saraylarda içilmeye başlar hâline gelmiş. O dönemlerde kakao ve şeker kolay bulunamadığından çikolata yalnızca zenginlerin içebileceği bir içecekmiş. Daha sonra şeker üretiminin artması, çikolatanın tüketimini çok açmış. Fakat kakao üretimi arttıkça daha da ucuzlayarak yaygınlaşmaya başlamış. Çikolata, 1800'lü yıllara kadar sıvı olarak tüketilmiş. Daha sonra bugün tadına doyamadığımız şekilleri ortaya çıkmış. Çikolatanın tadı yıllar geçtikçe çeşitlenmiş. Ancak ham maddesinin elde ediliş yöntemi hiç değişmemiş. Çikolata yapmak için ilk olarak kakao çekirdekleri ayıklanır ve acılığının azalması için mayalanır. Ardından da kurutulur. Kurutulan çekirdekler fabrikalarda kavrulur. Kavurma işleminden sonra çekirdekler ezilir. Bunun sonucunda üç ayrı madde elde edilir: acı sıvı, kakao yağı ve kakao tozu. Biliyorsunuz, çikolataların birçok çeşidi var. Siyah çikolatada acı sıvı, kakao yağı ve şeker bulunur. Sütlü çikolataya bunların yanında bir de süt eklenir. Beyaz çikolata ise yalnızca şeker, süt ve kakao yağından yapılır. Bunun içine acı sıvı konulmaz. İşte, çok sevdiğiniz çikolata böyle yapılır. Fakat çok fazla çikolata yemek sağlık sorunlarına yol açabilir. Örneğin, çikolata diş çürüklerine yol açabilir. Çikolatanın doğrudan dişte çürüklerle neden olduğuna dair kesin bir kanıt yoktur ama çikolatanın içine konulan şeker, dişlerde çürümeye yol açabilir. Tıpkı içinde şeker bulunan diğer yiyecekler gibi. Aynı zamanda enerji deposu olan kakao, kalorisi yüksek olan bir yiyecektir. Bunun için sporcular genellikle enerji almak için çikolata yerler. Siz de sınavlardan ya da yapacağınız spor faaliyetlerinden önce çikolata yiyebilirsiniz. Ama çikolata yerken aşırıya kaçmamalısınız. Başka yiyeceklerden de enerji elde edebileceğinizi unutmamalısınız. Banu BİNBAŞARAN (Düzenlenmiştir.)
Australia has a dark chapter of history that many are still learning about. Following European settlement, Aboriginal and Torres Strait Islander children were removed from their families and forced into non-Indigenous society. The trauma and abuse they experienced left deep scars, and the pain still echoes through the generations. But communities are creating positive change. Today these people are recognised as survivors of the Stolen Generations. - Avustralya, birçok kişinin hala öğrenmekte olduğu karanlık bir tarihe sahip. Avrupalıların kıtaya yerleşmesini ardından, Aborijin ve Torres Boğazı Adalı çocuklar ailelerinden alınıp Yerli olmayan topluma entegre edilmeye çalışıldı. Yaşadıkları travma ve istismar derin yaralar bıraktı ve bu acı nesiller boyunca yankılanıyor. Ancak yerli toplumlar olumlu bir değişim yaratmaya çalışıyor. Bu insanları bugün Çalınan Nesiller'inden kurtulanlar olarak kabul ediyoruz.
Siyasal iktisatçı İnan Mutlu, gençlerin sorunlarını ve neye itiraz ettiklerini anlattı. Gençlerin kalitesiz bir eğitim, umutsuz bir gelecek ve ağırlaşan yaşam koşulları altında kaldıklarını söyleyen Mutlu, ileride olabilecek yeni sorunları da özetledi. İyi seyirler..
Yeni Trump yönetiminin söylem ve politikaları, ABD'nin Avrupa'yı savunma taahhüdüne olan güveni sarsmış görünüyor. Yapılan son bir ankete göre, Avrupalıların çoğunluğu Trump'ı artık Avrupa'nın müttefikinden çok "düşmanı" olarak görüyorYazan: Giuseppe Spatafora Seslendiren: Halil İbrahim Ciğer
İmamoğlu hakkında 4 yıla, Ümit Özdağ hakkında ise 4 yıl 8 aya kadar hapis istemiyle iddianame hazırlandı. Avrupalı liderler, olağanüstü Ukrayna zirvesi için Paris'te buluştu. Bu bölüm Aktif Portföy hakkında reklam içermektedir. Aktif Portföy, döviz piyasalarında düşük riskli ve sabit getirili yatırım fırsatlarını değerlendirmek isteyen yatırımcılar için özel olarak tasarlanmış DOL-Aktif Portföy Üçüncü Serbest (Döviz) Fon ile Dolar cinsinden yatırım imkânı sunuyor. Ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Avrupalı yetkililer, Kiev'in dışlandığı bir barış sürecinin, gelecekteki olası Rus saldırılarını önleyecek sağlam güvencelerden yoksun bir anlaşmaya yol açabileceğini savunuyor.Yazan: Maksym SkrypchenkoSeslendiren: Halil İbrahim Ciger
Kitap Kulübü'müzün 48inci buluşmasında Haruki Murakami'nin “Ortadan Kaybolan Fil” adlı kitabını konuştuk.Murakami 1949 Kyoto doğumlu. Çocukluğundan itibaren Batı kültürünün etkisi altında bir yaşam sürüyor. Avrupalı yazar ve müzisyenleri takip ediyor, Rus edebiyatı ve müziği de dahil. Gençliğinde bir plak dükkanında çalışıyor, sonra eşiyle birlikte açtıkları “Peter Cat” adında bir kafe ve caz kulübü işletmeciliği yapıyor. 1986-1995 yılları arasında ise Amerika'da yaşıyor. Aynı zamanda bir koşu meraklısı, 1996'da Japonya'da 100kmlik ilk ultramaratonunu koşuyor.Yani oldukça sıra dışı bir kişilik. Ülkesinde, Amerikan kültürünün etkisi altında kaldığı ve aşırı Batıcı olduğu eleştirilerine maruz kalıyor, fakat yine de Japonya'nın XX. yüzyıldaki en büyük yazarlarından biri olarak kabul ediliyor. İsmi son on yıldır Nobel'le de anılıyor ama kendisinin ifadelerinden de ödüllere mesafeli olduğunu öğreniyoruz.Kitap yazarın erken dönem hikayelerinden bir seçki sunuyor. Hayal ile gerçeklik arasındaki sınırları bulanık üslubu ile Japon modern hayatından insan manzaralarını işliyor. Kendine has bir mizah anlayışı ve derinlikli bir anlatımı var. Ama açık söylemek gerekirse konuları işleyiş tarzı bazılarımız tarafından cinsiyetçi ve rahatsız edici bulunmuş. Cinsiyetçilik ve kadın düşmanlığı kendisine yöneltilen eleştirilerden. Murakami bunu reddediyor ve karakterlerini öykünün ihtiyaçlarına göre oluşturduğunu sosyal bir eleştiri amacı gütmediğini ifade ediyor röportajlarında.Benim de okuduğum ilk Murakami eseri, özellikle romanlarını okumuş olanların, yazar ve eserleri hakkında daha olumlu bir izlenime sahip olduklarını anlıyorum konuşmalarımızdan. Murakami okumaya başlamak için çok uygun bir eser olmayabilir doğrusu.Bu bölümde görüşlerine yer verebildiğim arkadaşlarım(02:24) Feyza Demir, (05:48) Elif Burcu Yılmaz, (07:18) Elif Ceylan, (09:22) Uğur İyidoğan, (11:11) Aydan İrem Sungur, (13:30) Olcay Çat, (16:07) Ömer Tural, (19:46) Halime Özben Hacı, (22:00) Olcay Çat, (23:20) Hatice Engin, (24:44) Mürsel Çavuş, (28:33) Suat Soy, (29:54) Mustafa Pancarcı, (31:30) Feyza Demir, (32:23) Mürsel Çavuş, (33:10) Mete YurtseverSupport the show
1. 0:49 - Grok 2, Elon'ı sırtından hançerlemiş: "X platformunda en büyük dezenformasyoncu Elon Musk'tır" 2. 2:03 - Gemini halüsinasyona devam 3. 2:47 - Trump'ın Verimlilik Bakanı Elon Musk, bakanlık için memur alım ilanı açtı: -Süper yüksek IQ'lu -Haftada 80 saatten fazla çalışabilecek -Hükümeti küçültme devrimcisi olabilecek 4. 3:20 - Bu kez ChatGPT kazandı: Şiirleri Shakespeare'i geride bıraktı 5. 4:53 - Her bir Avrupalı, GDPR nedeniyle karşısına çıkan saçmasapan onay kutularına tıklamak için yılda ortalama 1 saat 15 dk harcıyormuş. Toplam maliyet yılda 16 milyar dolar. Hollanda savunma bütçesi kadar. Lüzumsuz regülasyonun sonucu (GDPR Avrupa kişisel verileri koruma kanunu). 6. 5:49 - Grok 3'ün dün eğitimi sırasında bir tür felaketle karşılaştığına dair söylentiler var. xAI araştırmacısı Hieu Pham, Grok-3'ün 1 milyon dolar ödüllü Riemann Hipotezi'ni kanıtladığını iddia etti! 7. 6:53 - Microsoft AI CEO'su Mustafa Süleyman: "Neredeyse sonsuz hafızaya sahip prototiplerimiz var. Ve bu yüzden asla unutmuyor, bu da gerçekten dönüştürücü. (...) 2025 gerçekten dönüştürücü” Eric Schmidt (Eski Google CEO'su), sonsuz bağlam penceresinin bu yıl çözüleceğini söylerken yalan söylemiyordu. 8. 7:55 - OpenAI'ın yeni modeli hayal kırıklığı yaratabilir: Yapay zekada 'sınıra' ulaştık mı? 9. 9:10 - Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi önemli bir gelişmeye imza attı. TOBB ETÜ, 5 Kubit Kuantum Bilgisayarı (QuanT) hayata geçirerek Türkiye'de kuantum bilgisayar çağını başlattı. 10. 11:45 - ChatGPT seviyesinde iş çıkardığını iddia ediyor: https://chat.deepseek.com/ 11. 11:55 - Mistral gerilerden geldi. Yanında da Pixtral 12. 12:10 - Videoda yeni oyuncu: vivago ai. Magic brush ve video enhance dikkat çekici 13. 13:09 - Bytedance durmuyor: komutla fotoğraf editleyen Seededit 14. 13:44 - Ücretsiz rakibi de var: Magic Quill: Sihir Gibi Hissettiren Ücretsiz Bir Yapay Zeka Görüntü Düzenleyicisi 15. 14:18 - DimensionX: Create Any 3D and 4D Scenes from a Single Image 16. 14:34 - blendbox.ai: blender ve aivideo karışımı 17. 14:45 - tiktok symphony creative studio: video da üretiyor konuşan avatar da 18. 15:25 - SUNO V4 müziğe noktayı koyuyor.
#acıtatlımayhoş Üzüm turşusu tuzlu kurulmaz. Ama içine bir bitki konur. O bitkiye Kırklareli'de “hren” deniyor, Doğu Avrupalıların “kren”, Almanların “meredith” dediği bir bitki. Anadolu'daki yaygın adı “bayır turpu”. Aylin Öney Tan bu bitkiyle yeşil üzüm turşusu tarifi veriyor.
#acıtatlımayhoş Üzüm turşusu tuzlu kurulmaz. Ama içine bir bitki konur. O bitkiye Kırklareli'de “hren” deniyor, Doğu Avrupalıların “kren”, Almanların “meredith” dediği bir bitki. Anadolu'daki yaygın adı “bayır turpu”. Aylin Öney Tan bu bitkiyle yeşil üzüm turşusu tarifi veriyor.
Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri beklenildiği gibi aşırı sağın oylarını artırmasıyla sonuçlandı ve bu sonuçlar kıta politikasında sarsıntıya neden oldu. Avrupalı muhafazakârlar sonuçlardan çok mutlu. Seçim sonuçlarının ardından Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Ulusal Meclis'i feshetmesi ve erken seçim kararı almasıyla başlayan tartışma giderek büyüyor. Liderlerden peşi sıra açıklama gelirken, sol partiler ise “Yeni Halk Cephesi” adında birleşme kararı aldı. Nuray Mert, Gamze Elvan'ın sorularını yanıtladı!
Avrupa Birliği'nin (AB) 27 üye ülkesinde seçmenler 6-9 Haziran'da sandık başına gitti. Gelecek dönemin Avrupa Parlamentosu'na (AP) girecek milletvekillerini seçen Avrupalılar, bu dönem de parlamentoda merkezi güçlendirirken aşırı sağın da güçlenmesi yönünde oy kullandılar. Çiğdem Nas, Sinan Ülgen ve Senem Görür Yücel son gelişmeleri değerlendiriyor. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, parti genel merkezinde, Parti Meclisi (PM) ve Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantılarına katıldı. Özgür Özel ayrıca Medyascope'a konuştu. Özel, “31 Mart'ın sonucuna bakarak erken seçim talep etmeyeceğim” dedi. Özel Cuma günü Adana'da cumartesi günü İzmir'deydi. Yarın Erdoğan 18 yıl sonra ilk kez CHP'ye gidecek. Medyascope Haber Müdür Yardımcısı Özgecan Özgenç CHP'deki son gelişmeleri aktardı. Kayda Değer'de Gamze Elvan soruyor konukları son gelişmeleri değerlendiriyor!
Bu bölümde konuştuğumuz konulara ait bağlantılar: Satışları düşen Tesla personel sayısında yüzde 10'luk azalmaya gidiyorVolkswagen'in elektrikli otomobil satışları hızla düşüyor: Avrupalılar neden benzine geri dönüyor? Dünya Mutluluk Endeksi: Finlandiya yedinci kez dünyanın en mutlu ülkesi; Türkiye kaçıncı sırada? Yunan adalarına giden Türk turistlerin sayısı üçe katladı; diğer adalar da aynı uygulamayı istiyorYapay zeka ile hayatımıza giren 5 yeni meslekKaplamasız yapışmaz tavaKakao kıtlığının sebebiNew York metrosu 90 gün için AI'e emanetHelsinki Otobüs Terminali Teorisi
Bu bölümde Karayipler'deki Virjin Adaları'na gidiyoruz ve 2 senedir orada yaşayan Nargiza konuğum. Aslında bu bölümün başlığı Virjin Adaları olsa da içinde göç içinde göç gibi bir sürpriz barındırıyor. Nargiza, Özbek asıllı ve Kırgızistan doğumlu. Türkiye'ye olan sevgisi ve ilgisiyle orada Türk dili ve edebiyatı okuyor ve değişim öğrencisi olarak da TOBB Üniversitesi'ne Ankara'ya gidiyor. O sırada TRT'nin Orta Asya, Balkanlar ve Kafkaslar'a yayın yapan kanalı TRT AVAZ'dan teklif almasıyla Türkiye'de çalışmaya başlıyor. Yaklaşık 7 sene Ankara'da çalıştıktan sonra İstanbul'a taşınıyor ve hepimizin bildiği bir kozmetik şirketinde pazarlama alanında çalışmaya başlıyor. Amerikalı eşiyle İstanbul'da tanışması ve evlenmeleri akabininde eşinin iş teklifi almasıyla ABD Virjin Adaları'na taşınıyorlar. Kristof Kolomb'un 15. yüzyılda keşfettiği ve İspanyollar, İngilizler, Felemenkler, Danimarkalılar gibi farklı Avrupalı devletlerin egemenliğinde kalan adaları 1917'de ABD, Danimarka'dan 25 milyon dolar karşılığı satın alıyor. Nargiza ile ilk 15 dakika Türkiye'ye taşınmasını ve Türkiye'deki yaşamını, sonra da Virjin Adaları'ndaki hayatını konuştuk. 2.7 Karayipler'de 20 Bin Nüfuslu Adada Bir Türk Restoranı 3.8 Küba'da Yaşamak Uygun kur ve düşük gönderim ücretiyle yurt dışı para transferlerinizi kolayca yapabileceğiniz TransferGo uygulamasını http://bit.ly/bigidenesoralim'dan indirip inceleyebilirsiniz.
Ortadoğu'da Hizbullah konusu gayet önemlidir. Burada Hizbullah'ın ne olup olmadığını tartışmayacağım. Belirtmek istediğim konu, İsrail, ABD ve Avrupalı bazı ülkeler Hizbullah'ı Lübnan'dan söküp atmak istiyorlar, fakat bunu meşru bir zeminde ve bir askeri operasyon sonucunda başarabilmeleri için ellerine bir imkân geçmesi gerekiyor. Gelin bu konuyu enine boyuna ve daha çok stratejik bakış açısıyla inceleyim.
Cehennem sıcağı, tatil enflasyonu, cruise ve eşitsizlik, Twitter skandalı, yeni platform arayışı, Threads ve internette yaşlı olmak, Türkiye'nin yeni başöğretmenleri, beslenme çantasıyla işe giden Avrupalı ve çok daha fazlası bu bölümümüzde.