POPULARITY
Categories
Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu İşte Bunu Konuşalım programına İstanbul Sahne Perde Film Eğlence Yerleri Esnaf ve Sanatkarları Odası Başkanı ve Üsküdar Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Terlan Kaya konuk oldu.
Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu İşte Bunu Konuşalım programına İstanbul Sahne Perde Film Eğlence Yerleri Esnaf ve Sanatkarları Odası Başkanı ve Üsküdar Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Terlan Kaya konuk oldu.
Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu İşte Bunu Konuşalım programına CALL Energy CEO'su Sacit Akbaş konuk oldu.
Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu İşte Bunu Konuşalım programına CALL Energy CEO'su Sacit Akbaş konuk oldu.
Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu İşte Bunu Konuşalım programına Güvenlik Servisleri Organizasyon Derneği (GÜSOD) Başkanı Turgay Şahan konuk oldu.
Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu İşte Bunu Konuşalım programına Güvenlik Servisleri Organizasyon Derneği (GÜSOD) Başkanı Turgay Şahan konuk oldu.
174. Bu mektûb, hâce Muhammed Eşref-i Kâbilîye yazılmışdır. Bu yolun şaşkınları, uzaklık görünen yakınlık ve ayrılık sanılan vuslat ararlar. Yazılan rü'yânın cin te'sîri ile olduğu bildirilmekdedir: “Kıymetli kardeşimin güzel mektûbu geldi. Fakîrleri sevdiğinizi ve bu yüksek insanlara sığındığınızı bildirdiği için, bizleri çok sevindirdi. (Kişi sevdiği ile berâberdir) hadîs-i şerîfi, büyük müjdedir. Fekat, bu yolun âşıkları, bu kadarla doymazlar. Yakınlık görünen uzaklıkla sevinmezler. Uzak görünen bir yakınlık ve ayrılık görünen bir kavuşmak ararlar. İşin gecikdirilmesine, sonraya bırakılmasına râzı olmazlar. Tenbelliği, gericiliği çirkin bilirler. Kıymetli dakîkaları, yaldızlı pislikler için elden kaçırmazlar. Ömür sermâyesini, sonu gelmez hayâller arkasında geçirmezler. Yüksekleri bırakıp, alçaklara bakmazlar. Beğenileni verip, gadab olunanı, kızılanı almazlar. Tatlı yağlı yemeklere aldanmazlar. İnce, süslü elbise için, Allahü teâlâya kulluk zevkıni vermezler. Hükümdârlık koltuğu gibi olan kulluğu, pislik gibi olan dünyâ bağlılığı ile kirletmekden utanırlar. Allahü teâlânın mülkünde, memleketinde, Lât ve Uzzâ putlarını Ona ortak yapmakdan hayâ ederler. Kardeşim! Bu makâmda, hâlis din isterler! Zümer sûresinin üçüncü âyetinde meâlen, (Biliniz ki, Allahü teâlâ, ancak hâlis dîni beğenir) buyuruldu. Ortaklık tozunu bile kondurmak istemezler. Zümer sûresinin altmışbeşinci âyetinde meâlen, (Eğer Allah'a ortak koşarsan bilmiş ol ki yaptıkların boşa gidecek ve mutlaka hüsrana uğrayanlardan olacaksın!) buyuruldu. Bir ân, kendinizi düşününüz! Eğer, ortak katılmamış bir dîniniz varsa, size müjdeler olsun! Eğer böyle değilse, başınıza belâ gelmeden önce çâresine başvurunuz! Yazdığınız rü'yâ, cin görünmesidir. Onun boş işleridir. Cinnin böyle, bozuk işleri, tâliblerde çok görülmekdedir. Buna hiç üzülmeyiniz! Nisâ sûresinin yetmişbeşinci âyetinde meâlen, (Şeytânın aldatması, elbette zayıftır) buyuruldu. Eğer yine gelirse, (Kelime-i temcîd) okuyunuz! Ya'nî, (Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahil'aliyyil'azîm) deyiniz! Bunu okumak, cinleri dağıtır, kovar. Doğru yolda bulunanlara ve Muhammed Mustafânın izinde gidenlere selâm olsun “aleyhi ve alâ âlihissalevâtü vetteslîmâtü etemmühâ ve ekmelühâ” Yüce Allah, Kur'ânda, Hazret-i Nûh'un ağzından şöyle buyuruyor "Yâ Rabbî! Beni, ana-babamı, imân etmiş olarak evime girenleri mü'min erkek ve kadınları affeyle..." (Nûh sûresi, âyet: 28). Yine Yüce Allah, Hazret-i İbrahim'in ağzından şöyle buyurmuştur: "Ey Rabbimiz! Hesab görüleceği gün, beni, ana babamı ve mü'minleri affeyle." (Ibrahim sûresi, âyet: 41) Rabbenağfirlî duasını bellet çocuğuna… Öldükten sonra onun sırtından geçinirsin, kurnaz ol. Abdullah ibni Mesut'un karısı kocasını şikayete peygamberimize geldi. Bütün gece namaz kılıyor benim kocam dedi peygamberimiz aleyhisselam dedi ki ben onla konuşacağım. Abdullah gecenin üçte birinde ibadet yap üçte birinde dinlen üçte birinde ailenle ilgilen. İslam bir denge dinidir bütün aşılıcılıklardan bizi men eder iki aşırı kavim bize bir örnektir Yahudiler ve hristiyanlar. Örnek olarak bacaklarını acmazsan yürüyemezsin ama bacaklarını gereğinden fazla açarsan yine yürüyemezsin düşersin Allah her şeyi dengede yapmamızı istiyor. Tövbe yapacaksın ama nasuh tövbesi yapacaksın. Nasuh tövbesi mutlak butlan gibidir. Tam bir geriye dönüş temizliğe dönüş Yani siz bir dinsizden merhamet mi ararsınız ben size bir ateistim merhamet kapasitesini yaşanmış bir olayla anlatacağım: Bir kardeşim anlattı 11:12 yaşlarında okulda sınıfına girerken parmağını kapıya kaptırıyor ve parmak kesilince kanamaya başlıyor. Çocuğun da en sevdiği öğretmen ateist ve eşcinsel hem ateist hem eşcinsel. Yani zebaniler ellerindeki listeye baktığında kafaları karışacak ya hem ateist hem eşcinsel cehenneme atacağız da ya Rabbi hangisini atacağız kafaları karışacak. Öğretmene gidiyor diyor ki hocam parmağım kanıyor yardım eder misiniz? Öğretmeni şöyle cevap veriyor “ayy minik bir kedi miyav dedi, git bir bardak su iç geçer.
171. Mektup Bu mektûb, molla Tâhir-i Bedahşîye yazılmışdır."Âlemlerin rabbi olan Allahü teâlâya hamd olsun. Peygamberlerin efendisine salât ve selâm olsun. Onun temiz Âline ve Eshâbının hepsine iyi düâlar olsun! "sallallahü teâlâ aleyhi ve alâ Âlihi ve Eshâbihi ecma'în".Biz fakîrlerin, Allahü teâlâya karşı aşağı, küçüklük düşüncesi içinde olmamız, herşeyi Ondan beklememiz, kalbi kırık, hep yalvarıcı ve Ona sığınıcı olmamız, kulluk vazîfelerini yapmamız, islâmiyyetin dışına taşmamamız ve sünnet-i seniyyeye sıkı sarılmamız lâzımdır. Hayrlı işler yaparken niyyetlerimizi düzeltmeliyiz. Kalblerimizi, dünyaya düşkün olmakdan kurtarmalıyız. Her uzvumuz islâmiyyete teslîm olmalıdır. Ayblarımızı görüp, günahlarımızın çokluğunu düşünüp, Allahü teâlânın intikâm almasından korkmalıyız. İyiliklerimizi az görmeli, günahlarımızı az olsa da, çok bilmeliyiz. Şöhret sahibi olmakdan, insanlar arasında iyi tanınmakdan çok korkmalı, titremeliyiz. Peygamberimiz "sallallahü aleyhi ve sellem", (Din veyâ dünyâ işlerinde iyi tanınarak parmakla gösterilmek, bir kimseye zarar olarak yetişir. Bu zarardan ancak Allahü teâlânın koruduğu kurtulabilir) buyurdu. İnsân, niyyeti ve işleri, ne kadar hâlis ve iyi olsa da, kendini kusûrlu ve kabâhatli bilmelidir. Tesavvuf yolunda, ele geçen ni'metlere, hållere, zevklere güvenmemeli, ne kadar doğru ve islâmiyyete uygun olsalar da, bunlara özenmemelidir. Dîne yapdığı hizmetlere, islâmiyyeti kuvvetlendirmesine ve insanların doğru yola gelmelerine sebeb olmasına güvenmemeli ve bunlarla övünmemelidir. Bu güzel işleri, kâfirler ve fâcirler de yapabilir. Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem", (Çok olur ki, Allahü teâlâ bu dînini fâcir kimse ile kuvvetlendirir) buyurdu.Dînini öğrenmek, Allahü teâlânın rızâsına kavuşmak için gelenleri, arslan ve kaplan gibi zararlı bilmeli, bunun kendi harâblığına sebeb olmaması için çok korkmalıdır. Talebe gelince, kendinde sevinç duyarsa, bunu küfr ve şirk bilmelidir. Hemen tevbe, istigfår ederek bu sevinci gidermelidir. Onun yerine korku ve üzüntü yerleşinceye kadar uğraşmalıdır. Hele, talebenin malında gözü olmakdan, ondan fâide beklemekden çok sakınmalıdır. Böyle olursa, talebe istifade edemez ve pîrin harâb olmasına sebeb olur. Çünki bu yolda, yalnız hâlis din isterler. Zümer sûresinin üçüncü âyetinde meâlen, (Bilinmeli ki halis dindarlık yalnız Allah için olanıdır...) buyuruldu. Allahü teâlânın katında şirke hiçbir süretle yol yokdur. Kalbe gelen her sıkıntı ve karartı, tevbe, istigfâr ve pişmanlık ile ve Allahü teâlâya sığınarak, kolayca giderilebilir. Fekat, bu alçak dünyâ için gelen karartı, leke, kalbi büsbütün karartır, harâb eder. Bunu temizlemek çok güç olur. Resûlullahın "sallallahü aleyhi ve sellem", (Dünyaya düşkün olmak, günahların başıdır) hadîs-i şerîfi çok doğrudur. Allahü teâlâ, bizi ve sizi, dünyaya düşkün olmakdan kurtarsın! Dünyaya düşkün olanları sevmekden ve onlarla arkadaşlık etmekden, düşüp kalkmakdan korusun! Çünki o, öldürücü zehrdir ve iyi olmaz bir hastalıkdır ve büyük belâdır ve bulaşıcı hastalıkdır. Akıllı kardeşim şeyh Hamîd yanınıza gelmekdedir. Ondan işiteceğiniz yeni, tâze haberlerin kıymetini biliniz. Gerisini, buluşunca bildiririm."
Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu İşte Bunu Konuşalım programına Ambalaj ve Paketleme Danışmanı ve Eğitmeni Ahmet Fatih Çepni konuk oldu.
Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu İşte Bunu Konuşalım programına Yaratıcı Proje Direktörü, Gayrimenkul Danışmanı, Yazar Cansen Yelesen ile Ekoteknoloji ve Biyoinovasyon Enstitüsü Derneği Genel Sekreteri Altuğ Revnak Eti konuk oldu.
Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu İşte Bunu Konuşalım programına Prestige Uluslararası İlişkileri Geliştirme Platformu Başkanı Mehmet Gözcü konuk oldu.
Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu İşte Bunu Konuşalım programına Çevre Yüksek Mühendisi, Ulus Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Rahşan Bukni Ulus konuk oldu.
Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu İşte Bunu Konuşalım programına Yaratıcı Proje Direktörü, Gayrimenkul Danışmanı, Yazar Cansen Yelesen ile Ekoteknoloji ve Biyoinovasyon Enstitüsü Derneği Genel Sekreteri Altuğ Revnak Eti konuk oldu.
Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu İşte Bunu Konuşalım programına Ambalaj ve Paketleme Danışmanı ve Eğitmeni Ahmet Fatih Çepni konuk oldu.
Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu İşte Bunu Konuşalım programına Çevre Yüksek Mühendisi, Ulus Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Rahşan Bukni Ulus konuk oldu.
Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu İşte Bunu Konuşalım programına Prestige Uluslararası İlişkileri Geliştirme Platformu Başkanı Mehmet Gözcü konuk oldu.
Türk siyasetinde birçok partide sayısız bölünme, ayrışma ve hesaplaşma yaşandı. Kaynamalar oldu, hizipler oluştu, yeni hareketler ve liderler sahneye çıktı. Dün alkışlananların bugün “hain” ilan edilmesine de alıştık, geçmişte yerden yere vurulanlara günümüzde “umut” bağlanmasını da… Kimse kızmasın ama sosyal medyanın da etkisiyle “siyasi omurgasızlık” neredeyse sıradanlaştı.
Kurumsal hayatta neden kimse birbirine güvenmiyor? Neden şirketlerde bilgi saklanıyor, insanlar değerli hissetmiyor ve aynı dili konuşsalar bile birbirlerini anlamıyorlar?Bize anonim olarak hikaye yollamak için: https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSdt-VVZvCipuZWmwIOrCCHMh307dGf74zoKHMjPQ1L8axbVGw/viewform?usp=dialog Bu bölümde @onuruguru ile birlikte:kurum kültürü, plaza dili, toksik rekabet, aidiyet eksikliği, bilgi saklama davranışı, eğitimlerin neden işe yaramadığı ve şirketlerdeki görünmeyen iletişim problemleri üzerine konuştuk.Ayrıca Güney Kore Havayolları örneği üzerinden, “dilin” bir şirketin kaderini nasıl değiştirebildiğini tartıştık.Belki de sorun iletişim değildir. Belki sorun, insanların kendini güvende hissetmediği bir sistemdir.Yorumlarda kendi yaşadığınız kurumsal hikâyeleri paylaşabilirsiniz. Bir sonraki bölümlerde anonim şekilde bu vakaları konuşacağız.Bölüm Akışı:(00:30) Kurum Dili ve Edebiyatı(02:30) Kurumların lehçeleri(05:00) Kızıl Kraliçe etkisi(07:30) Ctrl+P kısayolunu bile saklayan çalışan(10:20) Çalışanlar kendisini değerli görmüyor(14:00) Mike Tyson örneği: teori vs gerçek hayat(15:00) Tekrarın gücü(19:00) NASA'daki temizlik görevlisi örneği(22:00) Güney Kore Hava Yolları kurum kültürü dönüşümü#BunuMBAdeAnlatmazlar #KurumKültürü #PlazaHayatı #İşHayatı #Psikoloji #KurumsalHayat
Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu İşte Bunu Konuşalım programına Ostim Teknik Üniversitesi Yazılım Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meltem Eryılmaz oldu.
Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu İşte Bunu Konuşalım programına Ostim Teknik Üniversitesi Yazılım Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meltem Eryılmaz oldu.
Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu İşte Bunu Konuşalım programına Esas Sosyal Direktörü Özlem Akgün Eşmeler, Koruncuk Vakfı Kaynak Geliştirme Ve Kurumsal İletişim Müdürü, Şevket Sabancı Vizyonuyla İlk Fırsat 4. Dönem Mezunu Hacer Yıldırım Gündüz ile Otokoç Otomotiv İş Analisti, Şevket Sabancı Vizyonuyla İlk Fırsat 2. Dönem Mezunu Ümran Gündüz Yıldırım konuk oldu.
Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu İşte Bunu Konuşalım programına Esas Sosyal Direktörü Özlem Akgün Eşmeler, Koruncuk Vakfı Kaynak Geliştirme Ve Kurumsal İletişim Müdürü, Şevket Sabancı Vizyonuyla İlk Fırsat 4. Dönem Mezunu Hacer Yıldırım Gündüz ile Otokoç Otomotiv İş Analisti, Şevket Sabancı Vizyonuyla İlk Fırsat 2. Dönem Mezunu Ümran Gündüz Yıldırım konuk oldu.
Tarihteki birçok savaşta toplu tecavüz, cezalandırma, intikam alma ya da etnik temizlik yöntemi olarak kullanıldı. Tecavüzün en temel amacı ise “onur kırmak” oldu.
3 senedir sabah 5'te kalkıyorum.Meditasyon, spor, rutinler, üretkenlik, kişisel gelişim…Bir noktadan sonra kendime şunu sormaya başladım:İnsan gerçekten gelişiyor mu…yoksa sadece kendini daha iyi kontrol etmeyi mi öğreniyor?Bu videoda disiplin, öz-sevgi, tükenmişlik, üretkenlik kültürü, bastırılmış duygular, modern maneviyat ve içsel baskı üzerine konuşuyoruz.Belki problem disiplinsizlik değildir.Belki problem, insanın kendine karşı kurduğu ilişki biçimidir.
Tergîb-i Hamîdî'de geçtiğine göre bu günlerde şu duâlar yapılabilir: 1. Lâ ilâhe illâllahü vahdehû lâ şerike leh lehül mülkü ve lehül hamdü yuhyî ve yümît ve hüve hayyün lâ yemût bi-yedihil hayr ve hüve alâ külli şey'in kadir. 2. Eşhedü en lâ ilâhe illâllahü vahdehu lâ şerîkeleh ilâhen vâhiden sameden lem yettehız sâhıbeten ve lâ veledâ. 3. Eşhedü en lâ ilâhe illâllahü vahdehu lâ şerîkeleh ehaden sameden lem yelid ve lem yûled ve lem yekûn lehû küfüven ehad. 4. Eşhedü en lâ ilâhe illâllahü vahdehu lâ şerîkeleh lehül mülkü ve lehül hamdü yuhyî ve yümît ve hüve hayyün lâ yemût bi-yedihil hayr ve hüve alâ külli şey'in kadir. 5. Hasbiyellah ve kefâ semi'allahü limen de'â leyse verâullâhi müntehâ. Umeyrîşî der ki: Havarileri İsâ (a.s.)'a sorup, Ey Rûhullâh, bu kelimeleri, ya'nî duâları okuyanların sevâbı nedir dediklerinde, İsâ (a.s.): “Kim birinci duâyı yüz kerre okursa, o gün yeryüzünde hiç kimsenin ondan üstün ameli olmaz. Kıyâmet günü de sevâbı, diğer ibâdetlerden çok olur. İkinci duâyı yüz defâ okuyan, Tevrat ve İncili, oniki defa okumuş gibi olur ve ona her ikisinin sevâbı verilir. Üçüncü duâyı yüz defa okuyana, on milyon sevab yazılır ve amel defterinden on milyon günâhı silinir. Cennetteki dereceleri bir milyon derece yükseltilir. Dünyâ göğünden, ya'nî birinci kat gökten yetmiş bin melek iner, ellerini kaldırıp duâ ederler ve bu kelimeleri okuyanlara mağfiret isterler. Dördüncü duâyı yüz kerre okuyanın duâsını, bir melek Allâh (c.c.)'ya arz eder. Allâhü Te‘âlâ bunu okuyan kuluna rahmet nazarı ile bakar. Allâhü Te‘âlâ'nın râhmet nazarı ile baktığı kimse, hiç bir zaman bedbaht olmaz.” İsâ (a.s.), “ey Cebrail, beşinci duânın sevâbı nedir” deyince, Cebrail (a.s.): “Benim da'vetimdir. Bunu sana açıklamam için bana izin verilmedi” buyurdu. (Muhammed Rebhâmî, Riyâdün-Nâsihîn, s.271-273)
Selam dostlar. Ayşe ile Ahmet'in YouTube kanalına hoş geldiniz. Kanalımızın resmî adı “Ahmet ile Ayşe” ama yayında öncelik hakkını Ayşe'ye vererek Ayşe ile Ahmet'in kanalı diyorum. Bunu bilmeniz gerekiyor mu? Bence gerekiyor. (Kuş sesleri efekti.)
Modern şehirlerde yaşayarak tabiatla irtibatımızı büyük ölçüde kaybediyoruz. Bunu söylerken gerçek tabiatı kastediyorum elbette; etrafı çevrilmiş, dizayn edilmiş, çimlerine basılmayan, bitkilerine dokunulmayan, gölgesinde oturulamayan, beton ve ahşap görünümlü plastikle çevrili kentsel yeşillik takviyelerinden değil!
Gerçekten çok mu çalışıyoruz, yoksa artık yoğun görünmek bir statü göstergesine mi dönüştü?İlk bölümünde “Bunu MBA'de Anlatmazlar”da, Onur Uğur ve Çağrı Küpeli; yoğunluk kültürünü, multitasking yalanını, sürekli ulaşılabilir olma baskısını ve modern iş hayatının görünmeyen psikolojik yüklerini konuşuyor.Bize anonim olarak hikaye yollamak için: https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSdt-VVZvCipuZWmwIOrCCHMh307dGf74zoKHMjPQ1L8axbVGw/viewform?usp=dialog Bu bölümde:* Yoğun görünmek neden başarı gibi algılanıyor?* Multitasking gerçekten işe yarıyor mu?* Sürekli meşgul olmak neden tükenmişlik yaratıyor?* İş hayatında “zarafet” neden güçsüzlük gibi görülüyor?* Rutinler zihinsel yükü gerçekten azaltıyor mu?* Yavaşlamak neden artık suçluluk hissettiriyor?Siz de yorumlarda:
Aparıcılar: DJ Fateh və Rəvan Bağırov
Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu İşte Bunu Konuşalım programına İşNet Genel Müdür Yardımcısı Murat Dereli konuk oldu.
Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu İşte Bunu Konuşalım programına Polat Holding İş Zekası ve Dijitalleşme Müdürü, Akademisyen İsmail Çoban konuk oldu.
Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu İşte Bunu Konuşalım programına Ekoteknoloji ve Biyoinovasyon Enstitüsü Derneği Genel Sekreteri Altuğ Revnak Eti konuk oldu.
Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu İşte Bunu Konuşalım programına Polat Holding İş Zekası ve Dijitalleşme Müdürü, Akademisyen İsmail Çoban konuk oldu.
Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu İşte Bunu Konuşalım programına İşNet Genel Müdür Yardımcısı Murat Dereli konuk oldu.
Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu İşte Bunu Konuşalım programına Ekoteknoloji ve Biyoinovasyon Enstitüsü Derneği Genel Sekreteri Altuğ Revnak Eti konuk oldu.
If you've spent any time in Australia, you've probably noticed how relaxed the style is. You might notice activewear, surf brands and casual clothes everywhere. But there's another side to Australian fashion. Aboriginal and Torres Strait Islander designers have been creating clothes and accessories for thousands of years — and that work is very much alive today. You'll see it on runways, in global fashion campaigns and in everyday clothing. Find out what makes First Nations fashion different, how it connects to the environment and what you should be aware of if you want to wear it. - Avustralya'da biraz zaman geçirdiyseniz, burada insanların giyim tarzının ne kadar rahat olduğunu fark etmişsinizdir. Her yerde spor giyim, sörf markaları ve gündelik kıyafetler görebilirsiniz. Ancak Avustralya modasının başka bir yönü daha var. Aborijin ve Torres Boğazı Adalı tasarımcılar binlerce yıldır kıyafet ve aksesuarlar yaratıyor ve bu gelenek bugün de devam ediyor. Bunu podyumlarda, küresel moda kampanyalarında ve günlük giyimde görebilirsiniz. Bu makalede İlk Ulusların modasını farklı kılan şeyin ne olduğunu, çevreyle nasıl bir bağlantısı olduğunu ve bu tarzda dolaşmak istiyorsanız nelere dikkat etmeniz gerektiğini öğrenebilirsiniz.
CHP Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Güldem Atabay ve Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Politika Kurulu Başkanı Kerim Rota, CHP'nin ekonomiye dair tespitlerini, çözüm önerilerini ve CHP'ye yönelik eleştirileri anlattı. İyi seyirler...
#ŞehirKuşçuları
Gecenin saat 2 buçuğu... Asla ihtiyacınız olmayan, hayatınız boyunca belki de bir kez bile kullanmayacağınız o plastik ürünü neden tek bir tıklamayla, hem de hiç düşünmeden satın aldığınızı hiç düşündünüz mü? Filtresiz Dijital'in bu sarsıcı ve ufuk açıcı yeni bölümünde, e-ticaret dünyasının kurallarını baştan yazan, dev markaların bile hala tam olarak çözemediği o büyük fenomeni, "#TikTokMadeMeBuyIt" (Bunu Bana TikTok Aldırdı) psikolojisini masaya yatırıyoruz. Sadece çoluk çocuğun dans ettiği bir eğlence platformu sanılan TikTok'un, aslında insan beyninin en zayıf noktalarını nasıl hacklediğini ve saniyeler içinde devasa bir satış makinesine nasıl dönüştüğünü tüm şeffaflığıyla, filtresiz bir şekilde anlatıyorum.Bölüme çok gerçek ve eminim birçoğunuza tanıdık gelecek bir hikayeyle başlıyoruz. Koskoca bir holdingde finans müdürü olan, analitik düşünen 40 yaşındaki bir adamın, gece yarısı karşısına çıkan 15 saniyelik bir video yüzünden nasıl pille çalışan mini bir masaüstü süpürgesi aldığını konuşuyoruz. Peki bu sadece bir algoritma tesadüfü mü? Kesinlikle hayır! Burada devreye nöropazarlama ve amansız bir dopamin döngüsü giriyor. TikTok algoritması, tıpkı bir slot makinesi gibi beyninize her kaydırmada küçük ödüller sunarak sizi nasıl bir trans haline (Alfa beyin dalgalarına) geçiriyor? O trans anında rasyonel düşünme yeteneğimizi nasıl kaybedip tamamen duygularımızla satın alma kararı veriyoruz? Tüm bu kimyasal süreci adım adım çözümlüyoruz.Tabii ki işin sadece teknik ve algoritmik bir tarafı yok; olayın çok derin bir ruhsal ve spiritüel boyutu da var. Pazarlamanın en karanlık ama en gerçek sırrı şudur: İnsanlar her zaman kendilerini eksik hissederler. Modern çağın o büyük koşturmacası ve mükemmeliyetçilik baskısı içinde hepimiz içimizde kozmik bir boşluk taşıyoruz. İşte o videolarda satılan şey aslında ürünün teknik özellikleri, kalitesi veya içindeki materyaller değil; videodaki o kusursuz, rahatlamış ve "sorunsuz" insanın hayatıdır. Filtresiz, makyajsız, pijamasıyla kameranın karşısına geçip "hayatımı kurtaran o şeyi buldum" diyen içerik üreticileri (UGC), o milyonluk sahte stüdyo çekimlerini işte tam da bu yüzden ezip geçiyor. İnsanlar artık plastiği değil, samimiyeti ve kendi yaralarına merhem olacak o "hissi" satın alıyorlar.Peki, e-ticaret yapıyorsanız veya bir markanız varsa bu devasa gücü kendi lehinize nasıl kullanabilirsiniz? Bu bölümde ajansların sizden on binlerce lira karşılığında sakladığı saha taktiklerini de ücretsiz olarak veriyorum. İzleyiciyi o ilk 3 saniyede nasıl kancaya takarsınız (Hook stratejisi)? Ses tasarımının (ASMR) ve o "tatmin edici" seslerin beynin dokunma duyusunu nasıl tetiklediğini, "Bunu sakın almayın!" şeklindeki ters psikolojinin satışları neden bir anda patlattığını çok net örneklerle öğreneceksiniz.Eğer e-ticarette sürekli para harcayan, cüzdanını boşaltan ve videoları kaydıran taraftan çıkıp; sistemi kuran, insan psikolojisini yöneten ve parayı kazanan o zeki tarafa geçmek istiyorsanız, doğru yerdesiniz. Dijital pazarlamanın tüm bu görünmeyen kurallarını, algoritmaları hackleme stratejilerini ve sıfırdan marka yaratma süreçlerini ekran paylaşımıyla anlattığım Joy Akademi nihayet yayında. Sadece bu podcasti dinleyen gerçek e-ticaret savaşçılarına özel bir hediyem var: joyakademi.com adresine girip sepet sayfasında "PODCAST" kodunu kullanarak anında %50 indirim kazanabilirsiniz.Bu bölümü dinledikten sonra hemen gece yarısı saçma sapan alışverişler yapan o arkadaşınıza göndermeyi unutmayın! Spotify ve Apple Podcasts üzerinden bize 5 yıldız bırakarak algoritmadaki gücümüze güç katabilir, yeni bölümleri kaçırmamak için takip edip zili açabilirsiniz. 01:25 - 02:34 Bölüm Girişi ve Amacımız02:34 - 03:16 TikTok'u Küçümseyen Markalar03:16 - 04:42 Dopamin Döngüsü ve Nöropazarlama04:42 - 06:55 Satın Alma Psikolojisi ve Boşluk06:55 - 09:18 Satışları Patlatan 3 Taktik09:18 - 10:44 Joy Akademi ve İndirim Kodu10:44 - 12:05 Kapanış ve Ana Fikir
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, duygularını kontrol etmekte zorlanan bir politikacı ve yaptığı ilginç açıklamalarla sıkça gündemde. Bunların çoğu da göç ve göçmenlerle alakalı. Göçmen ailelerin erkek çocuklarının "küçük paşalar" olarak yetiştirildiğini söylemesinden ilticacıların sağlık sistemini sömürdükleri iddialarına kadar pek çok söylemi, göçün ve göçmenlerin sorun olarak algılanmasına yol açıyor. Aşırı sağcı ve ırkçı Almanya için Alternatif'in oylarını yarılamak iddiasıyla iktidara gelen Merz ve hükümeti bunu başaramadı; ancak iddiaları göçü bir güvenlik tehdidi gibi gösteriyor. Bunu neden yapıyor? Göç ve siyaset uzmanı Caner Aver ile buna cevap aradık. Mikrofonda Eren Mahir Gençer ve Aydın Işık var. Von Aydın Işık und Eren Mahir Gençer.
Bilgi felsefesi (epistemoloji) perspektifi, bir bilginin kaynağını, doğruluğunu, sınırlarını ve yapısını sorgulayan bir bakış açısıdır. Bir şeye sadece "bu böyledir" diyerek bakmak yerine; "Bunu nereden biliyorum?", "Bu bilginin kaynağı nedir?" ve "Bu bilgi ne kadar güvenilirdir?" sorularını merkeze alır. Bu perspektifi daha iyi anlamak için temel odak noktalarını şu başlıklarla inceleyebiliriz: Bir iddiaya bilgi felsefesi açısından baktığınızda, o bilginin size nasıl ulaştığını analiz edersiniz. Akılcılık (Rasyonalizm): Bilgi mantık ve düşünme yoluyla mı elde edildi? Deneyimcilik (Empirizm): Bilgi beş duyu ve deneyimle mi kanıtlandı? Sezgicilik: Bilgi içsel bir kavrayışla mı ortaya çıktı? Bir bilginin "doğru" kabul edilmesi için hangi kriterleri karşılaması gerektiğine bakar. Söylenen şey gerçeklikle örtüşüyor mu? (Uygunluk) Kendi içinde çelişki barındırıyor mu? (Tutarlılık) Herkes tarafından aynı şekilde mi kabul ediliyor? (Tümel Uzlaşım) İnsan zihninin neleri bilebileceğini ve neleri asla kavrayamayacağını tartışır. Örneğin; "Tanrı", "ruh" veya "evrenin sonu" gibi kavramlar deneyimlenemediği için bunlar hakkında "kesin bilgi" sahibi olmak mümkün müdür, yoksa bunlar sadece birer inanç mıdır? Diyelim ki bir arkadaşınız "Yarın yağmur yağacak" dedi. Bu duruma farklı perspektiflerden bakabilirsiniz: Pratik Perspektif: Yanıma şemsiye almalıyım. Bilgi Felsefesi Perspektifi: Bu bilgiye nasıl ulaştın? Meteoroloji verilerine mi (deneyimcilik) dayanıyorsun, yoksa dizlerin ağrıdığı için mi (sezgi/deneyim) böyle düşünüyorsun? Yağmurun yağması "doğru" bir bilgi midir, yoksa sadece güçlü bir tahmin mi? Bilgi felsefesi perspektifi takınmak; dogmatik (sorgulamadan kabul eden) tavrı bir kenara bırakıp, bilginin mutfağına girmek demektir. Bir verinin "bilgi" değerini kazanması için geçtiği zihinsel süreçleri irdelemektir. 1. Bilginin Kaynağı Sorgulaması2. Doğruluk ve Gerçeklik İlişkisi3. Bilginin SınırlarıGünlük Hayattan Bir ÖrnekÖzetle Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Men-E-Men Stüdyo tarafından hazırlanan iki yüz yirmi ikinci bölüm sizlerle.24 yıl sonra Dünya Kupası'na katılmaya hak kazandık. Bunu da kaydımızın başında coşkuyla kutladık ve Türk Milli Takımımıza başarılar diledik.Ardından, arka arkaya izlediğimiz, biri eski, diğeri yeni bilim kurgu filmlerini konuştuk. Bu filmlerin aynı türe dahil olsalar da nasıl farklı tonlarda olduklarına ve izleyiciye nasıl farklı hisler aktardıklarına değindik. Sonu zor çözümlenen bilim kurgu klasiği “2001: Bir Uzay Macerası”nun bitişi ile ilgili Stanley Kubrick'le yapılan bir telefon röportajının link'ini aşağıda bulabilirsiniz.Bölümümüzün sonunda, Koray Candemir'in yeni parçasının ve çok yakında yayınlanacak olan albümünün haberini verdik.https://www.youtube.com/watch?v=er_o82OMlNMStanley Kubrick on the meaning of the ending of 2001 in a rare 1980 interviewhttps://www.youtube.com/watch?v=xns1lLlahj4Shark Guitars
Kitap kulübümüzün 62inci buluşmasında Ursula K. Le Guin'in Kadınlar Rüyalar Ejderhalar adlı kitabını konuştuk.Ursula K. Le Guin, 20. yüzyılın en özgün ve en çok okunan yazarlarından biri. Bilim kurgu ve fantezi edebiyatında adı Tolkien ile birlikte en tepede anılan Le Guin, romanlarıyla olduğu kadar denemeleriyle de edebiyat dünyasına derin bir iz bırakmış bir yazar. Kadınlar, Rüyalar, Ejderhalar, farklı dönemlerde yazdığı deneme ve makalelerinden derlenen bir seçki. Kitap; bilim kurgu ve fantezinin edebiyattaki yeri, hayal gücünün insan için ne anlama geldiği ve kadın olarak yazmak üzerine Le Guin'in tavizsiz, doğrudan sesiyle konuşuyor bize.Bu buluşmada kitabı gerçekten dikkatle sindirmeye çalışarak okuyup gelen arkadaşlarımız vardı. Pek çoğumuz hikayeler veya bir roman beklentisiyle okumaya başlamışız, ama elimizde deneme ve makalelerden oluşan, zihin açıcı bir kitap vardı. Bu yine de çoğumuz için hoş bir sürpriz olmuş.Bizde en çok yankılanan bölümler "Çocuk ve Gölge" ile "Amerikalılar Ejderhalardan Neden Korkar?" oldu. Le Guin'in Jung'dan beslenen "gölge" kavramı üzerine söyledikleri bizi derinden etkiledi: kötülüğü bir sorun olarak değil, bizimle birlikte yaşayan bir gerçek olarak görmek gerektiği fikri. Hayal gücünü reddetmenin insanı kendi iç dünyasından ve doğasından koparttığı üzerine konuştuk. Le Guin'in "Yetişkin bir insan, çocuk olmayan biri değil; yaşamayı başarmış bir çocuktur" cümlesi bunun en iyi fadelerinden biri sanırım.Metin, sessizlik ve müzik üzerine Le Guin'in tespiti de büyük ilgi gördü: müzikte notaları takip etmeden hayal gücümüze alan tanırken, dilde neden aynı özgürlüğü tanımadığımız sorusunu soruyor. Kurgu edebiyatın ise herhangi bir yazılı metinden farkını bu hayale alan açmasıyla açıklıyor. Bu türe mesafeli olanlarımızı bile bu bakış açısıyla bilim kurguya yeniden bakmasını sağladı diyebilirim.Toplantı ilerledikçe söz kaçınılmaz biçimde Le Guin'in feminist perspektifine ve kadın yazarlığına geldi. Yetmişlerde yazılmış satırların bugünün gerçekliğine bu denli dokunması hem şaşırttı hem düşündürdü. Hayal gücünün tarihsel olarak kadınsı ve çocuksu, yani değersiz görülmesi üzerine ciddi bir tartışma yaşandı. Kadının dili — hem anlatan hem dayanışma kuran, hem de var olabilmek için geliştirdiği dil — konuşmamızın merkezine oturdu.Benim açımdan şunu söyleyeyim: Le Guin bu kitapta, bilim kurgunun geleceği tahmin etmek değil, insanın içini anlatmak için var olduğunu söylüyor. Bunu okuyunca gençlerin okumadığını gördüğümde neden içimin burulduğunu daha net anladım. Kitaplar ve hikayeler, insanın kendisiyle ve insanlıkla kurduğu en kadim köprü. Onun yerini alacak başka bir araç yok bence.Bu bölümde görüşlerine yer verebildiğim arkadaşlarım sırasıyla:(03:24) Aycan Acar Şahin, (06:12) Neslihan Oruç, (09:01) Duygu Şahin, (11:33) Feyza Demir, (14:50) Mete Yurtsever, (15:53) Mehpare Şayan Kileci, (20:12) Mete Yurtsever, (21:05) Didem Güçlü İlgün, (25:59) Ebru Vural, (27:06) Feyza Demir ve (31:30) Dilek GeçitSupport the show
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Herkesin hayatında “keşke o yaşta kalsaydım” dediği bir dönem vardır… Peki gerçekten en güzel yaş hangisi? Bu bölümde çocukluktan başlayıp 60 ve sonrasına kadar tüm yaşları tek tek konuşuyoruz. Hangi yaşta neyi yaşadık, neyi kaçırdık, neleri büyüttük? Ve en önemlisi: Bundan sonra bizi ne bekliyor? Belki de en güzel yaş tam da içinde olduğumuz yaştır… Show Notes Sponsor Find your ideal Turkish teacher on italki: https://go.italki.com/turkish3 Use the code TURKISH3 for 5€ off on your first lesson (of at least 10€) Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Transcript Intro Emin: [0:15] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin, bugünkü bölümümüzde Ömer'le beraberiz. Nasılsın Ömer? Ömer: [0:24] Teşekkür ederim Emin, iyiyim. Sen nasılsın? Emin: [0:26] Ben de iyiyim. Koca bir ramazan ayını ve Ramazan Bayramı'nı geride bıraktık. Düşüncelerin neler? Ömer: [0:34] Düşüncelerim neler? Güzel. Bayramı da atlattık dediğin gibi. Ziyaretlerimizi yaptık. Güzel. Yani yetti ramazan otuz gün. Yetiyor insana. Emin: [0:43] Ramazan kırk beş gün olsa fazla olurmuş değil mi? Ömer: [0:45] Ramazan kırk beş gün olsa oldukça fazla olurmuş. Emin: [0:50] Teşekkürler Rabb'im. En güzel yaş kaç? Emin: [0:53] Evet, biliyorsun 30 oldum artık. Sen de 29'un sonlarındasın artık. İkimiz de 30'uz diyebiliriz bence. Ömer: [1:01] Evet. Emin: [1:02] Biraz da burada artık 30 yıllık hayatımızda değerlendireceğimiz bir konu olacak Ömer'le beraber: En güzel yaş. Bunu kararlaştıracağız Ömer'le beraber bugün. Ömer: [1:11] Evet, umuyorum ki daha deneyimleyeceğimiz yaş sayısı deneyimlediğimizden fazladır. Emin: [1:18] Evet, sağlıkla diyelim. O da önemli. Ömer: [1:22] Amin, amin, aynen öyle. Emin: [1:24] Evet, tabii ki şu ana kadar değerlendirebileceğimiz yaş sayısı bizim 30 adet. Hatta ilk üçünü saymazsak hatırlamadığımız için... 27 adet yaş deneyimleyeceğiz. Diğer yaşları birazcık daha tabii ki tahmin etmek zorundayız. Evet, şu zamana kadarki hayatında diyelim o zaman Ömer, en güzel yaşın hangisiydi? Ömer: [1:43] Ooo... Yani direkt böyle zor oldu. En güzel yaşım hangisiydi? Herhâlde üniversite zamanlarım. Yani böyle bir 19-20-21 yaşlar falan... Oralar güzeldi sanki. Emin: [1:56] Evet. Ömer: [1:57] Ama tabii geniş geniş konuşacağız. Çok dezavantajı da var bazı açılardan. İnsan yaş aldıkça görüyor bunları. Ama hani genel verdiği hissiyat bakımından güzeldi. Senin? Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
Eve dönerken fazla trafikten mi nedir bir düşünce sardı. Düşünsenize, tüm dünyayı kaplayan, tek bir şehir. Bunu ilk düşünen ben değilim tabii. Hatta dünyayı saran, ucu bucağı olmayan bu şehre bir isim de verilmiş. Ekümenopolis. Bu bölüm bununla ilgili sorular üreteceğiz. Sunan: Barış Özcan Hazırlayan: Robar Adar Son Okuma ve Düzenleme: Elif Danyal, Fırathan Özfırat Ses Tasarım ve Kurgu: Metin Bozkurt Yapımcı: Podbee Media Tüm bölümler ve daha fazlasına Podbee app ve podbeemedia.com'dan ücretsiz olarak ulaşabilirsiniz. ----- Podbee Sunar ------- Bu podcast reklam içerir.
Sinema kulübümüzün 28inci buluşmasında yönetmenliğini Denis Villeneuve'nin yaptığı, başrollerinde Amy Adams ve Jeremy Renner'ın oynadığı 2016 yılı yapımı Arrival, Türkçe adıyla Geliş filmini konuştuk.Film, dünya genelinde 12 farklı noktaya inen gizemli uzay gemilerinin ardından askeri birimler tarafından göreve çağrılan dilbilimci Louise Banks'in hikâyesini anlatıyor. Louise, uzaylıların dilini çözmeye çalışırken hem insanlığın geleceğini hem de kendi varoluşuyla ilgili derin bir gerçeği keşfediyor. Dilin düşünce biçimimizi nasıl şekillendirdiği ve zamanın döngüsel algılanması üzerine kurulu bu bilim kurgu filmi, 2016'nın en çok konuşulan yapımlarından biri oldu.Bu tüm buluşmalarımız için geçerli ama yine de söyleyeyim, filmi henüz izlemediyseniz önce izleyip sonra bizi dinlemenizi öneriyorum, zira bu noktadan sonra ciddi spoiler içeriyor.Filmi etkileyici bulduk; özellikle görsel dil, uzaylı tasarımı ve alışılmış uzay istilası kalıplarını kıran bakış açısını beğendik.Konuşmamızın merkezinde “sonunu bildiğin bir yola girmeyi seçer miydin?” sorusu yer aldı, herkesi en çok bu etkilemiş. Louise kızını nadir bir hastalıktan kaybedeceğini bilmesine rağmen ona hamile kalmayı seçiyor. Gerçi bu bir seçim mi değil mi çok net söylenmiyor. Ancak filmin mesajı netleşti benim için tartışmalardan sonra; dil hayatı anlamak için kullandığımız bir araç. Bunu bir zihniyet olarak alırsak eğer, hayatta acı ve tatlı deneyimlerin olacak, bunu kabullenmelisin. Acıları ayıklayamazsın, buna kader de veya olumsuzluklar üzerinde bir etkinin olmaması de, bu hayatı yaşayacaksın. Ama tüm acılara rağmen sevmek ve sevilmek için yaşamaya değer.Film biraz karanlık atmosferi ve biraz elini kolunu bağlayan deterministik hali ile izlemesi zorlayıcı ama yine de üstünde düşünmeye değer. Özellikle de zamanı lineer değil, döngüsel olarak (yani geçmişi, bugünü ve geleceği) iç içe algılamak kolay değil. Gelecekte bir şey olması bugüne bir müdahale gerektiriyorsa, devreleri yakıyor, bu yabancı medeniyetin 3000 yıl sonra kendilerine yardım etmesi için bugün bu lisanı insanlığa öğretmesi gibi. Yani zaten geleceklerinden değil de, 3000 yıl sonra işlerine yarasın diye gelmeleri gerçekten anlamlandırması zor bir mantık benim için. Size film neler düşündürdü merak ediyorum. Bana yazın.Bu bölümde görüşlerine yer verebildiğim arkadaşlarım sırasıyla:(02:53) Zeynep Bilgin, (04:27) Feyza Demir, (07:43) Duygu Şahin, (09:44) Sedef Maşraf, (11:33) Zeynep Bilgin ve (13:38) Ebru Vural, (15:04) Mete Yurtsever, (16:10) Sedef Maşraf, (17:26) Duygu Şahin, (19:03) Sedef Maşraf.Support the show
Yeni bir rapora göre, Avustralya'daki restoran ve kafeler krizde. Yükselen maliyetler ve düşen gelirler, son bir yılda her on gıda işletmesinden birinin kapanmasına neden oldu. Ancak, Avustralyalı bir çift hayatta kalmanın ve başarılı olmanın yollarını buldu.
Nasıl insan bunu yapar? Vagus siniri 4 0:08 - Giriş: Yeni sinir sistemi haritası 1:22 - Polivagal teori: Üçlü sistem 4:52 - Savaş örneği: Aşırı kaç-savaş 9:40 - Ev içi şiddet: Don hali 13:36 - “Neden kaçmadı?”: Travma ve don 15:12 - Emniyet ve şifa 17:10 - Sosyal bağların önemi 22:59 - Depresyon ve dorsal vagal 27:31 - Göz egzersizi 30:33 - Meditasyon Pratiği Bu bölümde Zeynep Aksoy, eski “stres–rahatlama” modelinin yetersiz kaldığını ve polivagal teoriyle birlikte sinir sisteminin sosyalleşme, kaç-savaş ve kapan-don olmak üzere üçlü ve hiyerarşik bir yapıda anlaşıldığını anlatıyor. Savaş ve ev içi şiddet örnekleri üzerinden, insanların neden bazen “mantıksız” görünen davranışlar sergilediğini, bunun travmatize ve donmuş bir sinir sistemiyle ilişkili olabileceğini açıklıyor. Şifalanmanın temelinde emniyet hissi ve sosyal bağların yer aldığını vurguluyor; depresyonu da dorsal vagal kapanma haliyle ilişkilendirerek bölümü kısa egzersizler ve nefes temelli meditasyonla tamamlıyor. Zeynep Aksoy, saygın bir yoga eğitmeni ve Reset platformunun kurucusudur. Web sitesi üzerinden canlı ve kayıttan izlenebilen dersler, üyelik programları ve profesyonel eğitimler sunmaktadır. Online Stüdyo üyeliği ile günlük çevrim içi derslere, geniş bir arşive ve topluluk desteğine erişim imkânı sağlar. Ayrıca Zeynep, katılımcıların hareket, anatomi ve farkındalık konularında bilgilerini derinleştirmelerine yardımcı olmak için yenilikçi Fasyal Yoga Uzmanlık Programı'nı yürütmektedir. Daha fazla bilgi almak ve sertifikalı eğitimlere katılmak için: www.zeynepaksoyreset.com
İkili Görüş'ün Özel bölümünde Emrullah Özdemir moderatörlüğünde Reza Talebi, Aydın Selcen ve İlkan Dalkuç ABD ile İsrail'in İran'a operasyonunu, operasyonun muhtemel sonuçlarını, dünyaya, Türkiye'ye etkilerini tartışıyor.00:00 Giriş00:35 Guernica: İran "Bunu ben yapmadım, siz yaptınız efendim"04:00 İran'ın en üst düzey yönetim kademesinin öldürülmesinin İran'a etkileri09:35 Hasan Ruhani, Batı yanlılığıyla öne çıkan bir isim13:20 ABD-İsrail: İran'da rejim değişmeli; İran halkı, hadisenize...15:10 İrin Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan seçilmedi, atandı çünkü...20:10 İran'ın komşularıyla ve bölgedeki ülkelerle ilişkilerine dair28:50 Türkiye'nin İran'a kısmi bile olsa bir müdahalesinin olası sonuçları32:20 Düşman/dost ateşiyle olması fark etmez 24 saatte 3 tane F-15 nasıl vurulur?37:30 İran hangi boyuttaki bir savaşı ne kadar sürdürebilir?44:40 İlkan Dalkuç ise devasa konular ikişer cümle ile 46:20 Demokrasiden hediye olmaz48:40 Nükleer silaha sahip bir İran, Türkiye için -NATO'ya rağmen- bir risktir...01:02:00 İran dağılabilir mi? Evet ama her etnik unsur hadi kendi devletimizi kuralım demez.01:07:10 İran'da rejim değişirse en büyük mağdurları Hamaney'in öldürümünü dansla kutlayanlar olacak01:09:20 İran'dan Türkiye'ye milyonlarca kişinin göç etme ihtimali01:19:40 İran'a müdahale Trump'ı ara seçimlerde kurtarabilir mi?01:29:50 ABD'de siyasetten Hollywood'a yüksek profilli bazılarının İran rejimini değiştirme biçimimiz Anayasa'mıza uygun olmalı söylemi01:33:50 MAGA'cılarda da Trump'ın eylemlerine karşı çıkanlar var ama halkı Demokratlarda halkı sandığa götürebilecek bir kapasite şu an yokDaktilo1984'e daha fazla destek olmak için KATIL üyesi ol:https://www.youtube.com/channel/UCWyDy24AfZX8ZoHFjm6sJkg/joinBizi Patreon'dan Destekleyin
İran, Ukrayna, Epstein, Trump… Bu hafta bu başlıkları ayrı ayrı ele almak yerine dünyanın güvenlik algısının nereye evrildiğine ve güvenlik endişelerinin yörüngeleri nasıl değiştirdiğine yakından bakacağız. Bunu yaparken satır aralarında kalan bilgilere dikkat çekeceğiz. Çünkü bazen dünyanın yönünü değiştiren şeyler, en büyük krizler değil, en sessiz dönüşümlerdir. Hazırsanız, dünya turumuza başlıyoruz. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices