POPULARITY
Bir yerinden girip TÜSİAD'ın Yüksek İstişare Kurulu toplantısını takip etmeye başlıyorum. Ekran buz gibi. Hatip konuşuyor. Hem de Türkçe. Dinliyorum. Dinliyorum. Sözcükler konuşanın kimliğini şaşırtıyor. Şaşkınlıktan konuşulanı da anlamıyorum. Bocalıyorum. İrkiliyorum. Ürperiyorum. Bir şok beliriyor, sonra atlatıyorum. Toparlanmam lazım. Çünkü düştüğüm dehşet dehlizlerinden çıkmalıyım. Ama olmuyor. Hücremdeyim ülkemle beraber ve her bir cümle üstümüze yeni duvarlar örüyor.
TÜSİAD başekonomisti Gizem Öztok Altınsaç ekonomideki sorunları ve gidişatı yorumladı. İyi seyirler...
Yalan söyleyemem. Pek sevmediğim bir ifade ile Z kuşağı denen gençlik kuşağının apolitik oluşu, bireyciliği, toplumsal ve siyasi konulardaki duyarsızlığı konusundan dostlarla, hocalarla aramızda çok çekiştirdik sizi. Yanılmışız. Ne güzel bir yanılgı oldu bu. Ne umut dolu, ne mutlu bir yanılgı bu.Geleceğinizin nasıl karartıldığını görüp yaşarken, kendi geleceğinizle birlikte memleketin geleceğine de sahip çıkmak için el ele verdiniz. Başınızı yukarı kaldırdığınızda herkes tertemiz yüzlerinizi, pırıl pırıl gözlerinizi gördü.Mesele ne CHP ne İmamoğlu ne de Saraçhane… Gençler hürriyet istiyor! Biz işçi sınıfı devrimcisiyiz. CHP'de yokuz. İmamoğlu'nda yokuz. Saraçhane'de yokuz! Olmayız da. MÜSİAD markalarına boykot yapıp sövmekte, TÜSİAD markalarını övmekte de yokuz. İngilizden, Amerikalıdan, Almandan herhangi bir konuda medet umanlardan olmadık, olmayız, olmayacağız. Ama gençlerin mücadele azmini, enerjisini, coşkusunu kendi pazarlıklarında koz olarak kullananlar, istediklerini yarım yamalak alır almaz, gençleri istibdadın polis gaddarlığıyla baş başa bıraktığında, orada biz varız. Hocaysak, eğitim ve bilim emekçisi isek, memleketin pırıl pırıl gençleri hürriyet için mücadele ediyor, bedel ödüyorsa, elbette ki sahip çıkacağız, yalnız bırakmayacağız. Yoksulluğun, hayat pahalılığının, işsizliğin pençesinde kıvranan işçiler, emekçiler, yoksul köylüler yani emekçi halkımız da aynı şekilde memleketin evlatlarına sahip çıkmalı. Bunun yolu CHP'ye yazılmak değil. İmamoğlu'nu siyasi olarak savunmak değil. Bunun yolu gençler nasıl kendi gelecekleriyle memleketin geleceğine birlikte sahip çıkıyorsa, işçi ve emekçinin de işine aşına sahip çıkarken, memlekette hüküm süren sermayenin istibdadına karşı da hürriyet mücadelesi vermesidir. Kim diyebilir ki grevleri yasaklanan metal işçileri fiili grevlerle yasakları yırtıp attığında sadece ekmek mücadelesi vermiştir? Bu basbayağı bir hürriyet mücadelesidir. Kim diyebilir ki sendikalaştıkları için işten atılıp aylarca direnen, barikatlar aşarak Anayasal Hak Yürüyüşü yapan Polonez işçileri sadece işleri ve aşları için direnmiştir? Bu basbayağı bir hürriyet mücadelesidir. Antep'te tekstil işçilerinin önderi Mehmet Türkmen neden hapis yattı? Hürriyet için! Gençler niye yatıyor? Hürriyet için! Biz niye yatıyoruz? Hürriyet için!İnanıyorum ki içeride yatanların temsil ettiği mücadeleler dışarıda hürriyet için buluştuğunda zafere giden yolu arşınlamaya başlayacağız. Nasıl buluşacağız? Herkes kendi payına AKP'den, CHP'den ve benzerlerinden yani düzen siyasetinden koptuğunda, kendi gücümüze ve emekçi halka güvenip alçak ve katil emperyalistlerden, ikiyüzlü ve korkak burjuvalardan medet ummaktan vazgeçildiğinde, buluşacağız! Kimsenin karşısında duramayacağı bir güç açığa çıkaracağız. Kazanacağız!Not: Ramazan bayramında işçi, emekçi dostların, yoldaşların, arkadaşların destek ve dayanışma mesajları en güzel hediye oldu. Herkese çok teşekkür ediyorum. Bir sonraki bayramda yani 1 Mayıs İşçi Bayramı'nda iş, aş, hürriyet bayrağının altında mücadeleci gençleri, namuslu hocaları ve öncü işçileri bir arada görmek en büyük dileğimdir. Sevgilerimle. Silivri 3 No'lu Cezaevi
TÜSİAD başkanlarının gözaltına alınmasını ve kültürel hegemonya kavramını Konya Organize Sanayi Bölgesi'nden bakarak ele alıyoruz. İşçi-işveren ilişkileri, dindarlık ve ekonomi-politik ekseninde şekillenen yeni düzeni Emeğin Tevekkülü kitabı üzerinden inceliyoruz. Sekülerlik, İslamcılık, işçi sınıfı ve patronaj ilişkileri nasıl şekilleniyor? Tüm bu soruların peşine düşerken, Gaziantep'te tutuklanan sendikacı Mehmet Türkmen'in mücadelesine de selam gönderiyoruz.Adı geçen bölüm:Özak Tekstil'e Bakıp Türkiye'nin Düzenini Görmek------- Podbee Sunar -------Bu podcast Garanti BBVA BonusFlaş hakkında reklam içerir.Ramazan alışverişlerine 1.200 TL bonus!Ramazan'da Bonus üye işyerinde yapacağınız 2000 TL ve üzeri market alışverişlerinize toplam 1.200 TL bonus!Ramazan avantajlarını kaçırmamak için BonusFlaş'ı şimdi indirin.See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.
Kobraların gündeminde bu hafta; çok şükür tahliye olan Kerimcan Durmaz, az kalsın tahliye olacak olan Ayşe Barım, tahliye kararı verdi diye hakkında soruşturma açılan savcı, "seviyorsan evlen" diyen Aile Bakanlığı, %62'si makarna ve ekmekle beslenen halk, bu durumu eleştiren Fatih Erbakan, 12 yıllık zorunlu eğitimi çok bulan Milli Eğitim Bakanı ve dayanak olarak gösterdiği rapor, depremlerle ilgili sorular soran Abdurrahman Dilipak, şaşırtan fitre açıklamasıyla Diyanet, emekli yılının sona ermesiyle kaybedilen haklar, oğlunu Beyaz Saray'a götüren Elon Musk, sabıka fotoğrafını çerçeveleten, Yunanistan'ın LGBT yardımlarını kesen Donald Trump var.Hukuk köşesinde; HDK'ya yönelik operasyonlarda tutuklanan Yıldız Tar ve beraberindeki 59kişi, TÜSİAD olayı ve tüm detaylarıyla yaşananlar, delil yetersizliğinden serbest kalan Dilan ve Engin Polat, istenen cezaları 25 yılı aşan Ekrem İmamoğlu ve polemik yaşadığı İletişim Başkanı, cumhurbaşkanının manevi tazminat davasını reddeden bağımsız yargı var. Ahmet Hakan köşesinde ise "Çerezlik Notlar" başlıklı gündem değerlendirmeleri ve "Zavallı Avrupa" başlıklı değinmeleri var. Cumhurbaşkanı köşesinde; Togg hediye edilen dünya liderleri, hediyeyi eleştirenlere lokumlu cevaplar, çok şeffaf açıklamalar, çok sert eleştirilen Özgür Özel ve çok önemsenen etik değerler var. Haftanın bütün gündemini konuştuğumuz yepyeni bölüm yayında! Kobralara destek olmak için: http://kreosus.com/kobrakobrapodcastTwitter: http://twitter.com/kobrapodInstagram: http://instagram.com/kobrakobrapodcast
Kobraların gündeminde bu hafta; çok şükür tahliye olan Kerimcan Durmaz, az kalsın tahliye olacak olan Ayşe Barım, tahliye kararı verdi diye hakkında soruşturma açılan savcı, "seviyorsan evlen" diyen Aile Bakanlığı, %62'si makarna ve ekmekle beslenen halk, bu durumu eleştiren Fatih Erbakan, 12 yıllık zorunlu eğitimi çok bulan Milli Eğitim Bakanı ve dayanak olarak gösterdiği rapor, depremlerle ilgili sorular soran Abdurrahman Dilipak, şaşırtan fitre açıklamasıyla Diyanet, emekli yılının sona ermesiyle kaybedilen haklar, oğlunu Beyaz Saray'a götüren Elon Musk, sabıka fotoğrafını çerçeveleten, Yunanistan'ın LGBT yardımlarını kesen Donald Trump var.Hukuk köşesinde; HDK'ya yönelik operasyonlarda tutuklanan Yıldız Tar ve beraberindeki 59kişi, TÜSİAD olayı ve tüm detaylarıyla yaşananlar, delil yetersizliğinden serbest kalan Dilan ve Engin Polat, istenen cezaları 25 yılı aşan Ekrem İmamoğlu ve polemik yaşadığı İletişim Başkanı, cumhurbaşkanının manevi tazminat davasını reddeden bağımsız yargı var. Ahmet Hakan köşesinde ise "Çerezlik Notlar" başlıklı gündem değerlendirmeleri ve "Zavallı Avrupa" başlıklı değinmeleri var. Cumhurbaşkanı köşesinde; Togg hediye edilen dünya liderleri, hediyeyi eleştirenlere lokumlu cevaplar, çok şeffaf açıklamalar, çok sert eleştirilen Özgür Özel ve çok önemsenen etik değerler var. Haftanın bütün gündemini konuştuğumuz yepyeni bölüm yayında! Kobralara destek olmak için: http://kreosus.com/kobrakobrapodcastTwitter: http://twitter.com/kobrapodInstagram: http://instagram.com/kobrakobrapodcast#elonmusk #kerimcandurmaz #ekremimamoğlu
Ali Rıza Güngen ve Ümit Akçay, Kriz Notları'nın son bölümünde TÜSİAD ve AK Parti arasındaki gerilimin Mehmet Şimşek programıyla bağlantısını ve yaşanan krizin siyasi sonuçlarını değerlendirdi.
Gazete ilanıyla hükümet deviren, darbecilere açıktan yol veren patronlar kulübü nasıl oldu da 'yeni Türkiye'de iktidarın en elverişli kum torbasına dönüştü? TÜSİAD yöneticilerinin kapısına polis getiren kavganın arka planında neler yaşanıyor? AK Partili yıllarda değişen sermaye yapısı bugünkü gerilimlerde ne kadar etkili oldu? MÜSİAD, TÜSİAD'ın yerini alabildi mi? İktidar tarafında bundan sonra hangi adımlar beklenmeli? Soru/Yorum'da Bahadır Özgür, Didem Mercan'ın moderatörlüğünde izleyici sorularına da yanıt vererek değerlendirdi...
Ekonomist Haluk Bürümcekçi, TÜSİAD operasyonunu ve olası etkilerini, dolar kurundaki beklentileri ve portföylerde dolar zamanının gelip gelmediğini, enflasyon beklentilerini ve ekonomik verilerin ne mesaj verdiğini değerlendirdi.
CHP'nin 38. Kurultayı kayyum tartışmalarıyla gündemde. TÜSİAD'ın sert çıkışı ne anlama geliyor? Sermaye sınıfı neden huzursuz? Türkiye'de hukuk düzeni nasıl işliyor, düşman ceza hukuku kimleri hedef alıyor? Bu bölümde, tüm bu soruların cevaplarını birlikte arıyoruz. Ben Ozan Gündoğdu, hazırsanız başlayalım.See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.
ikas'la e-ticaret sitenizi hemen açın!
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD), Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras Hakkında soruşturulması başlatılmasının ardından açıklama yayımladı.
Nuray Mert, Soru - Cevap'ın bu bölümünde, HDK'ya düzenlenen operasyonu, TÜSİAD'ın çıkışını ve HÜDA PAR'ın çalıştayını değerlendirdi. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Çavuşesku'nun Termometresi'nin yeni bölümünde Melis Konakçı moderatörlüğünde Burak Bilgehan Özpek ve İlkan Dalkuç; TÜSİAD çıkışının nedenlerini ve alımlanışı, İmamoğlu'na düzenlenen iddianameyi ve kayyum atamalarını değerlendiriyorlar.Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/daktilo1984--5970640/support.
Kerim Rota ve Ömer Rıfat Gencal, TÜSİAD'ın çıkışı ile başlayan tartışmaları, kötüleşen enflasyon beklentilerini, gümrük vergilerini, cari açıktaki son tabloyu ve portföy yatırımlarını tartıştı.
Komprador Burjuvazi'nin Vitrindeki Kulübü TÜSİAD'ın kadim alışkanlığı yine nüksetti. Bir kez daha siyasete ve yargıya ayar vermeye kalktılar.
TÜSİAD, Türkiye'nin en “ne istediler de vermedik” yapısıdır. Bunu TÜSİAD üyelerinin Cumhuriyetin başından bu yana aldıklarından verdiklerinden ettiklerinden falan anlatmaya gerek yok. TÜSİAD'ın kendi internet sitesindeki kıvanç tablosundan dahi anlatırım.
Necip Bahadir | Vaaay! TÜSİAD neler yapmış?| 16.02.2025 by Tr724
Ankara Sayfası'nın yeni bölümüden gazeteci Erdal Sağlam büyük yankı uyandıran TÜSİAD açıklamasını ve iktidardan gelen tepkileri değerlendiriyor. TÜSİAD'ın verdiği mesajları değerlendiren Sağlam, iktidar cephesinden yükselen şiddetli tepkinin nedenlerini masaya yatırıyor. Sağlam, Ssn dönemde artan baskının arkasındaki en önemli sebeplerden bir tanesinin ekonomide bir hikayenin yazılamayacak olmasının anlaşılması olduğunu belirtti. Kurda yaşanan hareketler ve enflasyonun mevcut seviyesine dikkat çeken Sağlam, bundan sonra bizi nelerin beklediğini aktardı.
TÜSİAD benim için her zaman “statükonun devamını temin etmek için işlevsel bir aparat” olagelmiştir. Statükonun devamını ve politik kaosun sürmesini temin ederek kendi parasal iktidarlarının keyfini çıkarmanın merkezidir nazarımda. Bir gram fazlası değil.
Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD), Olağan Genel Kurulu'nu gerçekleştirdi. TÜSİAD'ın 13 Şubat'ta toplanan Genel Kurulu'nda derneğin Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras ve Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan konuştu.
İşçiye, kamu emekçisine, emekliye ne verileceği belli oldu. Erdoğan istediği kadar enflasyona ezdirmedik desin İngiliz Mehmet'in işçi düşmanı Orta Vadeli Programı'nı uyguladı ve yaptığı TÜİK'in yalan enflasyonunun dahi altında kalan asgari ücret ve maaş zamları ile milyonları hayat pahalılığı karşısında ezdi. İşçinin, emeklinin, kamu emekçisinin geçim sıkıntısı biraz olsun hafiflesin diye beklediği değil; İMF'nin, emperyalist tekellerin, para babalarının, TÜSİAD'ların, MÜSİAD'ların istediği oldu. Ne de olsa ufukta seçim yok diyerek, düzen partisi CHP'nin aynı AKP gibi, patronların çıkarını öne koyan yumuşak muhalefetini fırsat bilerek bunu yaptılar. Daha önce seçim olan yıllarda, asgari ücrete daha yüksek zamlar yapıldığında da bu parayı, çarşıyı pazarı kasıp kavuran zamlarla ve devletin arttırdığı vergilerle fazlasıyla geri almışlardı. Ne verecekler diye beklemenin sonu her zaman hüsran oldu. Bizler “hak verilmez alınır” diyenlere ve haklarını söke söke alanlara bakmalıyız. MESS'in dayatmalarına grevle cevap veren, grev yasağını grevle yırtıp atan metal işçilerine, sendika hakkını fabrikasını işgal ederek söke söke alan Betek (Filli) Boya ve bir yıla yakın süre direnerek alan Perfetti işçilerine, işçi sınıfının Anayasal haklarını barikatları aşarak, Ankara yollarını adımlayarak, direne direne savunan Polonez işçilerine bakmalıyız. Böyle gelmişse de böyle gitmeyeceğini görmeliyiz ve göstermeliyiz. 2024 sonu itibarıyla Türk-İş açlık sınırını 21 bin TL, yoksulluk sınırını da 68 bin TL olarak açıkladı. 10 milyon işçi, aileleriyle birlikte ülkenin yarısı asgari ücretle açlık sınırına mahkûm edildi. Ama aynı zamanda işçilerin örgütlü mücadeleyle ücretlerini açlık sınırının katbekat üstüne çıkarabildiğini görüyoruz. Gebze'de Chen Solar işçileri bunu başardılar. MESS'in dayatmalarına karşı grev diyen, iktidarın grev yasaklarına Kavel ruhuyla cevap veren metal işçileri bunu başardılar. İktidardakiler “ne verirsek biz veririz, verdiğimizi de istediğimiz zaman geri alırız” diyorlar. Emekçi halkın, verdikleri üç kuruşa şükretmesini istiyorlar. Emperyalist sermaye, arkasını devlete dayamış, ülkenin sanayi bölgelerini karış karış ele geçirmiş, fabrikaların içine Anayasa'yı sokmuyor. Ama onlar emekçi halkın bunları görmeyip kendilerine verdiği “Şam Fatihi” havalarına kanmasını, Vaşington'la, Londra'yla, Brüksel'le birlikte yaptıklarını alkışlamasını istiyorlar. Yabancısıyla yerlisiyle sermaye sınıfı, memleketin işçisini en ucuza ve en kötü kölelik koşullarında sömürüyor, madenleri yağmalayıp toprakları kirletiyor. Onlar sermayeyi el üstünde tutup hakkını arayan işçiyi polis botunun altında eziyor. Ve onlar bu devir böyle gelmiş böyle de gidecek zannediyorlar. Ancak böyle gelmişse de böyle gitmeyecek. Onlar önümüzdeki yılı işçi ve emekçi milyonlar için sefalet ve kemer sıkma yılı yapmaya niyetliler. Kıdem tazminatına, emeklilik haklarına, işçi sınıfının kırmızı çizgilerine, kazanılmış tüm haklarına göz dikmiş durumdalar. Hak almak ve haklarımızı korumak için 2024'ün grevci direnişçi işçilerinin açtığı örgütlü mücadele, birlik, dayanışma ve kardeşlik yolundan yürümeliyiz. Fabrikalarda direne direne kazandığımız mevzileri, Birleşik İşçi Cephesi'yle konfederasyon ayrımı olmadan meydanlarda birleşerek güçlendirmeliyiz. 2025'i örgütlenme ve mücadele yılı yapmalıyız! İşçiler emekçiler çağrımız size! Sınıfını bil, safları sıklaştır! Örgütlü mücadeleye katıl! Fabrikanda, işyerinde sendikaya üye ol, sahip çık, denetle! Düzen siyasetinden medet umma, Devrimci İşçi Partisi saflarında sınıf siyasetine güç ver! Bu mücadelede ayrı gayrı yok, Türk-Kürt, Alevi-Sünni ayrımı yok, işçilerin birliği halkların kardeşliği var! Emekçi halkın yararına bir açılım varsa burada var. Bu mücadelede emperyalizmin kölesi de askeri de olmak yok! Bu mücadelede emperyalist zincirleri kırmak var! Bu mücadelede istibdadın baskılarına boyun eğmek yok! Bu mücadelede işçi sınıfının etrafında birleşen emekçi halk için iş, aş, hürriyet var!
Devrimci Ernesto “Che” Guevara'nın Küba Merkez Bankası başkanlığına getirilmesiyle ilgili eğlenceli bir hikâye anlatılır. Fidel Castro bir bakanlar kurulu toplantısında Merkez Bankasının başına geçmesi için iyi bir “ekonomist” (economista) gerektiğini söyler. Che elini kaldırır. Che tıp tahsili görmüştür. Fidel “sen nereden ekonomist oluyormuşsun” diye gülerek sorar. Che'nin cevabı: “Ben iyi bir komünist (comunista) dedin sandım!” Fidel Castro Küba'da devrim yapıp iktidara geldiğinde kapitalist düzenden devraldığı Merkez Bankasının başına bir “ekonomist” istemekte belki haklı görünüyordu. Ama Che Guevara bu göreve bir “komünist” olarak talip olmakta çok daha haklıydı. Çünkü Merkez Bankası ya emperyalizmin askerle yıkamadığı sosyalizm kalesini dolarla içeriden fethedeceği bir “Truva atı” olacaktı ya da Merkez Bankası üzerinde işçi sınıfı diktatörlüğü kurulacak ve emperyalizmin kalenin içine sızmasına engel olunacaktı. Küba ekonomisinin doktoru da tabii ki komünist olacaktı. Mesela 126 ekonomist akademisyen; ekonomi politikasını yönetenleri asgari ücret artışlarında gerçekleşen enflasyon oranını dikkate almaya, gelir dağılımını da gözeten bütüncül bir ekonomi politikası izlemeye davet eden bir bildiri yayınladı. Okuyunca gözlerime inanamadım. Bildiri kaş yapayım derken göz çıkartmış. Asgari ücrete hedeflenen enflasyon oranında artıştan bahsederek milyonlarca asgari ücretlinin cebine elini uzatan hırsızın elini kırmak gerek. Tamam da bunun karşılığı “gerçekleşen enflasyon oranını dikkate almak” mıdır? Kaldı ki hangi enflasyondan bahsediyoruz? TÜİK mi? ENAG mı? İTO mu? TÜİK iki yıldır mahkeme kararlarına rağmen madde sepeti verileri açıklamıyorken, TÜİK'in manipüle edilmiş yani aslında “gerçekleşmemiş” enflasyon oranları gözetilerek zam yapılırsa bu alenen hırsızlığın devam etmesi demek olur. Hırsıza kapı göstermenin alemi var mı? Denebilir ki TÜİK meselesi çözülene kadar somut bir iyileşme talep edilemeyecek mi? Biz de soruyoruz: Bir-iki cümle ile “gerçekleşen enflasyon”un bugün Türkiye'de doğru dürüst ölçülmediği söylenemez miydi? Ekonominin hakim tepelerini tutan özel bankaların kamulaştırılmasını geçtik, bankacılık sistemi ile ilgili kamu bankalarının siyasi sebeple zarar ettirilmesinin eleştirisi dışında hiçbir şey yok. Kaldı ki bu eleştiri TÜSİAD'ın da eleştirisidir. TİP'in uzmanları özelleştirilmiş olan her şeyi yeniden kamulaştırmaktan bahsediyor. Ama yeni hiçbir şeyi kamulaştırmayı önermiyor. TİP'in hiçleri burada bitmiyor. Pakette emperyalizm kelimesi hiç geçmiyor. Dolayısıyla Türkiye'nin emekçi halkın üzerindeki emperyalist boyunduruğun ana unsurları olan yabancı sermayeye, döviz piyasasına, dış ticarete ilişkin hiçbir şey söylenmiyor. Ne gümrük birliğinden çıkmak ne dış borcun reddi bunlardan da hiç bahsedilmiyor. Kapitalizm demek emek gücünün meta olması ve emek gücü piyasası demek. Emek gücü piyasası işsizlik demek. İşsizlik söz konusu olduğunda sosyalistler söze “işten atmak yasaklansın” diye başlar ve iş güvencesini savunur. TİP'in uzmanları iş güvencesinden hiç bahsetmiyor yerine istihdam yaratacağız diyor işsizlik sigortasından yararlanmayı kolaylaştıracağız diyor. Bunlar gerçekçilik değildir, gerçeklikten kopmaktır. Halkı yoksulluğa ve sefalete iten mekanizmalara dokunmadan kısa vadeli bile olsa gerçekçi çözümler üretemezsiniz. Bu bilim değildir! Bu ekonomi bilimi kisvesi adı altındaki burjuva ideolojisine iman etmektir! Karl Marx'ın bilimsel sosyalizmini bırakıp kapitalizmi ezeli ve ebedi doğal düzen olarak gören Adam Smith'e bağlanmaktır. Kapitalizm büyük depresyon içinde ölüm döşeğinde kıvranıyorken kapitalizmin ebediliğine iman etmekten daha büyük yobazlık olamaz. O yüzden bugün ekonomist, bir doktora değil üfürükçüye benzemektedir. Bugün işçi ve emekçi sınıflar derdine derman arıyor. Kapitalizmin krizi ekonomistleri değil komünistleri çağırıyor. Biz elimizi kaldırıyoruz ve buradayız diyoruz!
Ekonomist Murat Sağman, Donald Trump'a yapılan suikast girişiminin ekonomiye ve piyasalara olası etkilerini anlattı. Ayrıca, Mehmet Şimşek'in TÜSİAD'da yaptığı sunumu aktaran Sağman, en kötüsü geride kaldı söyleminin gerçekliğini sorguladı. İyi seyirler...
#ekonomi #zam #enflasyon Gazeteci Erdal Sağlam, Ankara Sayfası'nın bu haftaki bölümünde politika faizinin izini sürüyor ve gerçek fonlama maliyetinin hesabını çıkarıyor. Ankara kulislerinde konuşulan yabancı para ve 'bıyıklı' girişi iddialarını aktaran Sağlam, rezervlerdeki büyük artışın kaynağını tartışıyor. Sağlam son olarak Hazine'nin TCBM'de tuttuğu yüksek miktardaki mevduatın arka planını ve TÜSİAD'ın tespitlerini aktarıyor. İyi dinlemeler...
172.Bölümde konuğum Esas Holding CEO'su Çağatay Özdoğru oldu ve TÜSİAD ve TÜBİSAD iş birliğinde hazırlanan “Türkiye'nin 2. Yüzyılında Yüksek Teknoloji İçin Eylem Çağrısı” raporunu değerlendirdik. (00:00) - Açılış “Türkiye'nin 2. Yüzyılında Yüksek Teknoloji İçin Eylem Çağrısı” raporu - http://www.yuksekteknolojiraporu.org/ (01:12) - Önce klasik bir soru olacak ama önemli bir soru diye düşünüyorum. Türkiye'nin 2. Yüzyılında Yüksek Teknoloji için Eylem Çağrısı raporunu neden yaptınız? (05:11) - Sizin bir söyleminiz var. Bu çok hoşuma gitti gerçekten. Ülkemizi bir teknopark gibi yönetmemiz lazım diyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız? (17:51) - İçinde 7 tane ana bileşeni olan bir eylem çağrısı var raporda kısaca bahsedebilir misiniz? Türkiye Teknoloji Geliştirme Bankası kurulur mu? (25:10) - Dijital ekonomi potansiyelinin değerlendirilmesi için dijital dönüşümün işlerin ve sektörlerin geleceğini nasıl değiştirmekte olduğunu anlamak ve farklı sektörlerin buna hazır olmasını sağlamak gerekmektedir. (raporda gördüğüm bir dipnot) Dijital ekonomide ortaya çıkan yeni iş modelleri ve teknolojilerin geleneksel sektörlere etkisi nedir? Bu dönüşüm sürecinde karşılaşılan zorluklar ve fırsatlar nelerdir? (28:23) - Esas Holding girişimcilere nasıl bakıyor? (30:33) - Kitap önerisi - Tesadüf Yoktur - https://www.goodreads.com/book/show/107590573-tesad-f-yoktur?ac=1&from_search=true&qid=qZqrEgqouU&rank=3 Chip War - https://www.goodreads.com/book/show/60321977-chip-war?ref=nav_sb_ss_1_8 Success Is a Choice - https://www.goodreads.com/book/show/24551947-success-is-a-choice?from_search=true&from_srp=true&qid=hHn4O7iryv&rank=4 Power and Progress - https://www.goodreads.com/book/show/74871480-power-and-progress (32:41) - Kapanış Çağatay Özdoğru - https://www.linkedin.com/in/%C3%A7a%C4%9Fatay-chaatai-%C3%B6zdo%C4%9Fru-67536b12/ Sosyal Medya Hesaplarımız; Twitter - https://twitter.com/dunyatrendleri Instagram - https://www.instagram.com/dunya.trendleri/ Linkedin - https://www.linkedin.com/company/dunyatrendleri/ Youtube - https://www.youtube.com/c/aykutbalcitv Goodreads - https://www.goodreads.com/user/show/28342227-aykut-balc aykut@dunyatrendleri.com Bize bağış yapıp destek olmak için Patreon hesabımız - https://www.patreon.com/dunyatrendleri
Gazeteci Erdal Sağlam, Ankara Sayfası'nın bu haftaki bölümünde Merkez Bankası'nın faiz kararını, rezervlerdeki azalışı ve TÜSİAD'ın muhalefete yaklaşımını yorumladı.
İnsan Hakları Uzmanı Cemre Ülker'le 'Dünya Hali'nde gündemi değerlendiren Dış Politika ve Siyaset Bilimi Uzmanı Ömer Murat, Batı'nın Rusya'ya yaptırımlar konusunda Türkiye'yi yakından takip ettiğini belirterek ABD Maliye Bakan Yardımcısı Adewale Adeyemo'nun TÜSİAD'a gönderdiği mektuba dikkat çekti.
Diyarbakır'da gözaltına alınan gazetecilerden 16'sı tutuklandı. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında 8 Haziran'da 20'si gazeteci 22 kişi gözaltına alınmıştı. Türk Demokrasi Vakfı'nın Ankara'da düzenlediği “Türk Demokrasi Vakfı; Yeniden” başlıklı toplantıya CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Bülent Arınç ve Ertuğrul Günay gibi isimler katıldı. Toplantı salonuna giren Kılıçdaroğlu, pek çok kişiyle el sıkışırken Bülent Arınç ile el sıkışmadı ve kafa selamı vermekle yetindi. Gökçe Çiçek Kösedağı'nın sunduğu “Güne Bakış”da, eski TÜSİAD Washington Temsilcisi, George Washington Üniversitesi öğretim görevlisi Abdullah Akyüz ve iktisatçı Mustafa Sönmez ile Erdoğan-TÜSİAD arasındaki gerginliği konuştuk. Yayını izleyebilirsiniz: bit.ly/3OhWu0l
Ekonomik kriz gündemden düşmezken TÜSİAD ile hükümet bir kez daha karşı karşıya geldi. TÜSİAD'ın sert eleştirilerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ey TÜSİAD" diye yanıt verdi. Ekonomide en çok tartışılan konu başka ülkelerden tarım için arazi kiralanması planı oldu. Türkiye, tarım için 10 ülkeden arazi kiralayacak... Ve bununla bağlantılı bir veri TÜİK'ten geldi. Tarım ürünleri fiyat endeksi yıllık yüzde 154,97 arttı... Gündemin tüm gelişmeleri Kısa Dalga Bülten'de...
Gündemin üst sıralarında yine ekonomik gelişmeler var. TÜSİAD'dan iktidarın yeni ekonomi modeline 'refah kaybına neden oldu' eleştirisi geldi. Merkez Bankası rekor kıran ev fiyatlarının son durumunu açıkladı: İstanbul'daki artış yüzde 100'ü geçti. Yüksek Hızlı Tren'e dört ayda üçüncü zam geldi. Gündemin tüm gelişmeleri Kısa Dalga Bülten'de...
"Ekonomi Tıkırında"nın 140. yayınında Sedat Pişirici, Türkiye Sanayici ve İş İnsanları Derneği'nin (TÜSİAD) önde gelen isimleri ve yetkililerinin, mevcut ekonomik sıkıntılardan neden şikayet etmemesi gerektiği sorusunu, geçmişten örnekler vererek cevapladı.
Ağır Ekonomi'de Prof. Dr. Haluk Levent ve Prof. Dr. Öner Günçavdı, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği'nin (TÜSİAD) açıkladığı "Geleceği İnşa Raporu" üzerinden Türkiye'de geleceğin nasıl inşa edilebileceği üzerine konuştu.
Murat Kubilay, "Herkes İçin Ekonomi" programının 104. bölümünde, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği'nin (TÜSİAD) toplantısını değerlendirdi.