POPULARITY
Categories
Yeni bölümde konuğum Prof. Dr. Mutlu Binark, konumuz ise Kore Dalgası - Hallyu ve buna bağlı kültür politikaları.K-drama olarak adlandırılan Güney Kore dizileri, K-Pop, Kore edebiyatı, Kore filmleri, Kore kozmetiği ya da yemekleri... Hepsi dalga dalga dünyaya yayılıyor, Türkiye de bundan nasibini alıyor.Ancak bu tesadüfi bir şey değil. Kore'nin devlet işine de dönüşen bir kültür politikası. İnanılmaz ilginç, sosyolojik, politik ve ekonomik bir fenomen; uzun uzun bakılması ve belki de bazı yerleri belki de örnek alınması gereken bir durum.Hacettepe Üniversitesi İletişim Fakültesi, Bilişim ve Enformasyon Teknolojileri Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mutlu Binark da ağırlıkla Japonya, Çin ve Güney Kore üzerine çalışmış, dillerini öğrenmiş, bölgeye giderek araştırmalar yapmış, kültür politikaları üzerine kitaplar yazmış bir akademisyen.Mutlu Hanım ile Rose ile Bruno Mars şarkısı Apt'dan (apati apati) Kore oyun kültürüne, K-dramalardan "hayran emeğine" pek çok konuyu masaya yatırdığımız bölümden bazı başlıklar vereceğim...* Mutlu Hanım'ın kitaplarından birinin adı çok şey söyleyebilir: Kültürel Diplomasi ve Kore Dalgası - Hallyu Güney Kore'de Sinema Endüstrisi, K-Dramalar ve K-Pop...* Kore dalgası-Hallyu nedir? Hangi dalgalar nasıl geldi, yeni neler var?* K-drama ve K-Pop dünyanın farklı ülkelerinde ve Kore'de neleri değiştirdi?* Demokratikleşme - ekonomik gelişme ilişkisi* Ağır sanayileşme yanında kültürel ihracat...* İçerik kraldır! KOCCA (Kore Yaratıcı İçerik Ajansı) - KOFIC (Kore Film Konseyi)* Kore hayranlık kültürünün yüzeysel yanı.* Türk dizi endüstrisinin rakamsız, verisiz ve kayıtsızlığına karşı her şeyin ölçüldüğü Kore işleri* Çin dalgası mı geliyor?* Kore edebiyatından örnekler, Kore sineması ve modasının Batı'daki konumu...* Meraktan saha çalışmasına, farklı diller öğrenmekten "aynı yerde uzun kalmamaya" nasıl iyi akademisyen olunur?Hepsi ve çok daha fazlası bu yayında mutlaka dinleyin. Gazeteci#Journalist ~ #Art- #Food- #Travel lover ~ #EnthusiastBooks:
Merhaba değerli dinleyiciler! Günümüzün en çok konuşulan konularından biri olan Bitcoin ve diğer dijital para birimlerinin fıkhi hükümlerini merak ediyor musunuz? Bu bölümde, İslam hukuku uzmanlarının bu çağdaş finansal enstrümanlara bakışını derinlemesine inceleyeceğiz.Bitcoin, internet üzerinde geniş çapta yayılan, eşsiz özelliklere ve risklere sahip yeni bir elektronik para birimidir. Uzmanlar, Bitcoin'in fiziksel varlığı olmaması, sanal olması ve merkezi bir otorite tarafından kontrol edilmemesi gibi özellikleriyle geleneksel paralardan ayrıştığını belirtir. Üretimi "madencilik" adı verilen programatik bir süreçle gerçekleşir ve bu işlemler, işlem doğrulama ve yeni para birimlerinin oluşturulmasını sağlar.Peki, Bitcoin caiz midir? Başlangıçta bazı fıkıh alimleri "garar" (belirsizlik) ve "cehalet" (bilinmezlik) gibi sakıncalar nedeniyle şüphe duysa da, Şeyh Abdurrahman bin Nasır el-Berrak gibi bazıları artık işlemlerin helal olduğunu belirtmektedir. El-Berrak'a göre, bu sakıncalar tüm işlemlerde mevcut değildir ve bir para birimi olarak güvenilir bir "örtüye" sahipse, çeklere veya diğer geleneksel paralara benzer şekilde kabul edilebilir.Bu dijital paralar, geleneksel paralar gibi kabul edildiğinden, faiz (riba) haramdır. Ayrıca, mal sahibini zengin kıldığından ve miras bırakılabildiğinden, belirli bir nisap miktarına ulaştığında ve üzerinden bir yıl geçtiğinde zekat vaciptir. Zekat nisabı, altın veya gümüşten hangisinin değeri daha düşükse ona göre belirlenir. Bitcoin cüzdanları, paranın saklandığı "hirz" (korunan yer) olarak kabul edilir. Bu cüzdanların hacklenmesi veya giriş bilgilerinin çalınması, İslam hukukuna göre hırsızlık hükmüne girer.Bitcoin'in getirdiği avantajlar arasında gizlilik, doğrudan işlem yapma imkanı, düşük transfer ücretleri, şeffaflık ve hızlı doğrulama yer alır. Ancak, kara para aklama ve yasa dışı ticarette kullanılması, siber saldırı riski ve düzenleyici belirsizlikler de önemli tehlikelerdendir.Bu bölümde, Bitcoin'in doğasını, kullanım alanlarını ve İslam hukukundaki yerini ele alarak, bu yeni finansal devrimin karmaşık yönlerini aydınlatacağız. Bizi dinlediğiniz için teşekkür ederiz!Kaynak 1 Kaynak 2
Jeoekonomik gerilimin güneyimizden doğumuza kaydığına, henüz emareler belirmemişken, Gürcistan konulu yazımla işaret etmiştim. Jeoekonomik parametreler bunun geleceğini gösteriyordu. Ancak ilk etkinin Azerbaycan'da gelişeceğini öngörememiştim. Ruslar gelen dalgayı ön satıhta karşılamayı benimsedi. Oldukça hasmane bir tavır takındılar kardeşimiz Azerbaycan'a karşı.
Açıkçası Afganistan'a ilk gittiğimizde zihnimizde bizim de önceden duyduklarımızın etkisi çoktu. Yarım asırdır gün yüzü görmemiş bu ülkede 2 buçuk yıl önce işbaşına gelmiş olan bir yönetimin elbette her şeyi bu kadar kısa süre içinde halletmiş olmasını bekleyemezdik. Ancak kimsenin Taliban'ı anlayışla karşılama gibi bir durumu yok, esasen kimsenin öyle bir derdi de yok. Herkes önüne konulan haberleri kendi zevk ve beklentilerine göre konulduğu şekliyle tüketmekle yeterince mutmain.
Allâhü Teâlâ şöyle buyuruyor: “Yemin ederim bu beldeye ki, sen de bu beldenin sakinisin.” (Beled s. 1-2) Endülüslü kırâat âlimi Mekkî bin Ebî Tâlib (r.âleyh)'den nakledildiğine göre bu ayetin anlamı şudur: “Sen içinde bulunmadıkça, yani sen hicretle birlikte içinden çıkıp gittikten sonra, ben bu beldeye yemin etmem.” Bazıları söz konusu ayetteki “Lâ uksimü” sözüne “uksimü” mânası vermiştir. Buna göre ayetin mânası: “Ey Peygamber! İçinde sen bulunduğunda, ben bu beldeye yemin ederim ki, sadece sana mahsus olmak üzere, sen bu beldeye istediğin gibi girmekte ve ihramlıların yapamayacağı şeyleri yapmakta serbestsin veya sen bu beldede her istediğini yapmakta serbestsin” demektir. Yine bu açıklamaları yapanlara göre, ayetteki “belde (beled)” kelimesiyle Mekke kastedilmiştir. Mekke, ilâhî feyiz ve bereketin indiği, insanların mânen temizlendiği mübârek bir yerdir. Allâhü Teâlâ orayı her türlü kötülükten korumuş, güvenli bir belde yapmıştır. Mekke'nin dokunulmazlığı konusunda Resûl-i Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Cenâb-ı Hâkk şüphesiz Mekke'yi, gökleri ve yeri yarattığından beri haram kılmıştır. O, benden önce kimseye helâl olmadığı gibi, benden sonra da helâl olmayacaktır. Bana helâl edilmesi de günün bir vakti içindir. Sonra tekrar haram olması, kıyâmet gününe kadar devam etmek üzere avdet etmiştir.” Sûfî âlim Ebû Bekir el-Vâsıtî (r.âleyh) şöyle demiştir: “Ayetteki beldeden maksat Medine olup, sağlığında içinde yaşamak suretiyle kendisini şereflendirdiğin, ölümünden sonra da vücûdunla kendisini bereketlendirdiğin bu şehre senin için yemin ederim demektir. Ancak kendisine yemin edilen şehrin Mekke olması daha doğrudur. Çünkü Beled suresi Mekke'de nazil olmuştur. Ayetin devamında gelen: “Sen de bu beldenin sakinisin.” (Beled s. 2) ifâdesi oranın Mekke olduğunu göstermektedir.”(Kâdı İyâz, Şifâ-i Şerîf, c.1, s.108-109)Başka bir metin varsa düzenlemeye devam edebilirim!
Genç nesiller genellikle sosyal açıdan en bağlantılı olanlar olarak kabul ediliyor; özellikle de dijital iletişim söz konusu olduğunda. Ancak yeni bir rapor, giderek daha fazla sayıda Avustralyalı gencin kendini sık sık ve kalıcı bir şekilde yalnız hissettiğini ortaya koyuyor.
Bitcoin ve diğer kripto paraların İslami hukuktaki yeri, uzun süredir hem uzmanların hem de kamuoyunun zihnini meşgul eden karmaşık bir konu olmuştur. Bu bölümümüzde, bu dijital varlıkların Şer'i statüsünü derinlemesine inceliyoruz. Peki, Bitcoin caiz mi, değil mi?Hanefi fıkıhçıların titiz tanımlarına göre, bir varlığın mal (servet) sayılabilmesi için üç temel şart aranır: saklanabilirlik (iddikhār), insanlar tarafından arzu edilmesi veya tanınması (tamawwul) ve Şer'an kullanımının mübah olması (taqawwum). Bitcoin, dijital cüzdanlarda güvenle saklanabilme, küresel çapta bir değer deposu ve değişim aracı olarak giderek artan bir tanınırlık kazanması ve özünde yasak bir unsur barındırmamasıyla bu kriterleri eksiksiz karşılayarak meşru bir mal varlığı olarak kabul edilmektedir.Bitcoin'e yöneltilen yaygın itirazları da ele alıyoruz:• Soyut Olması: Bitcoin'in fiziksel olmayışı, dijital fiat paralar veya yazılımlar gibi modern ekonomideki yaygın soyut varlıklardan farksızdır. Klasik fıkıh, bir varlığın somutluğundan ziyade, işlevselliğine ve toplumsal tanınmasına odaklanır.• İçsel Değeri Olmaması: Altın ve gümüş gibi geleneksel paraların değeri de temelde toplumsal uzlaşıya (örf) dayanır. Bitcoin'in değeri kıtlığı, ademi merkeziyetçiliği ve sağladığı faydadan gelir, içsel değere bağlı değildir.• Devlet Desteği Bulunmaması: Şer'i hukuk, bir varlığın para veya mal sayılması için devlet tarafından çıkarılmasını veya düzenlenmesini şart koşmaz. Tarihsel örnekler ve Bitcoin'in küresel çapta artan kabulü bunun kanıtıdır.• Aşırı Volatilite (Gharar): Fiyat dalgalanmaları, Bitcoin'i Şer'an yasak kılmaz. Tarihte de paralar değer dalgalanmaları yaşamıştır ve bu, ticari riskin doğal bir parçasıdır.• Yasa Dışı Faaliyetlerde Kullanılması: Her türlü mal varlığı kötüye kullanılabilir. Bitcoin'in şeffaf ve izlenebilir yapısı, nakitten çok daha şeffaf olup, yasa dışı faaliyetler için uygun bir araç değildir.Mevcut durumda, Bitcoin günlük ticarette yaygın olarak kullanılmadığı için tam bir para (thaman) yerine, bir varlık (ʿarḍ) olarak sınıflandırılmaktadır. Ancak toplumsal benimseme arttıkça gelecekte para statüsüne geçme potansiyeli bulunmaktadır.Diğer kripto paralar (altcoinler) için ise dikkatli bir yaklaşım gerekmektedir. Bitcoin'in aksine, çoğu altcoin yüksek oranda spekülatiftir, merkeziyetçi yapıları nedeniyle manipülasyona açıktır ve bazıları etik olmayan kar elde etme modelleri üzerine kurulabilir. Tamamen desteklenen stablecoinler ise uygun görülmektedir.Bu değerlendirme, Bitcoin'in İslami hukuktaki yerini açıklığa kavuşturmayı amaçlamakta olup, herhangi bir yatırım tavsiyesi içermemektedir.Kaynak
ÇİKOLATA Aşağıdaki metni okuyunuz. Bu yazıyı okurken canınız nefis bir çikolata çekebilir. Okumaya başlamadan önce, çikolatanızı yanınıza hazır edin. Yalnızca çikolatanın tadına varmakla yetinmeyin, o tadın nereden geldiğini de keşfedin. Çikolata, kakao ağacının çekirdeklerinden yapılmaktadır. Çikolatanın ilk olarak Orta Amerika Bölgesi'nde yaşayan Mayalar zamanında üretildiği sanılmaktadır. Kristof Kolomb ve Hernando Cortes gibi kâşifler 1500'lü yıllarda Amerika kıtasını keşfettikleri zaman burada olan birçok şeyi ülkeleri İspanya'ya götürmüşlerdi. Bunların arasında kakao çekirdekleri de vardı. Çikolatanın ana maddesi olan kakao çekirdekleri o zamanlar Avrupa'da yeniymiştir ve bilinmiyordu. Avrupalılar, önceleri kakao çekirdeklerini ne yapacaklarını bilememişler. Çünkü elde edilen içeceğin tadı çok acıymış. Sonunda çok parlak bir fikir bulunmuş: kakaonun içine şeker eklemek! Şeker eklendikten sonra bu karışım saraylarda içilmeye başlar hâline gelmiş. O dönemlerde kakao ve şeker kolay bulunamadığından çikolata yalnızca zenginlerin içebileceği bir içecekmiş. Daha sonra şeker üretiminin artması, çikolatanın tüketimini çok açmış. Fakat kakao üretimi arttıkça daha da ucuzlayarak yaygınlaşmaya başlamış. Çikolata, 1800'lü yıllara kadar sıvı olarak tüketilmiş. Daha sonra bugün tadına doyamadığımız şekilleri ortaya çıkmış. Çikolatanın tadı yıllar geçtikçe çeşitlenmiş. Ancak ham maddesinin elde ediliş yöntemi hiç değişmemiş. Çikolata yapmak için ilk olarak kakao çekirdekleri ayıklanır ve acılığının azalması için mayalanır. Ardından da kurutulur. Kurutulan çekirdekler fabrikalarda kavrulur. Kavurma işleminden sonra çekirdekler ezilir. Bunun sonucunda üç ayrı madde elde edilir: acı sıvı, kakao yağı ve kakao tozu. Biliyorsunuz, çikolataların birçok çeşidi var. Siyah çikolatada acı sıvı, kakao yağı ve şeker bulunur. Sütlü çikolataya bunların yanında bir de süt eklenir. Beyaz çikolata ise yalnızca şeker, süt ve kakao yağından yapılır. Bunun içine acı sıvı konulmaz. İşte, çok sevdiğiniz çikolata böyle yapılır. Fakat çok fazla çikolata yemek sağlık sorunlarına yol açabilir. Örneğin, çikolata diş çürüklerine yol açabilir. Çikolatanın doğrudan dişte çürüklerle neden olduğuna dair kesin bir kanıt yoktur ama çikolatanın içine konulan şeker, dişlerde çürümeye yol açabilir. Tıpkı içinde şeker bulunan diğer yiyecekler gibi. Aynı zamanda enerji deposu olan kakao, kalorisi yüksek olan bir yiyecektir. Bunun için sporcular genellikle enerji almak için çikolata yerler. Siz de sınavlardan ya da yapacağınız spor faaliyetlerinden önce çikolata yiyebilirsiniz. Ama çikolata yerken aşırıya kaçmamalısınız. Başka yiyeceklerden de enerji elde edebileceğinizi unutmamalısınız. Banu BİNBAŞARAN (Düzenlenmiştir.)
Avustralya'da emeklilik yaşı artık 67 olmasına rağmen, 51-55 yaş arası çalışanlar işe alım süreçlerinde genellikle yaşlı olarak kabul ediliyor. Bu bulgu, Avustralya İnsan Kaynakları Enstitüsü ve Avustralya İnsan Hakları Komisyonu'nun yeni araştırmasıyla ortaya çıktı. Ancak bu, bu yaş grubundaki çalışanlar için yeni bir haber değil; çünkü daha önceki bazı araştırmalar, 50'li yaşlardaki kişilerin iş yerinde yaş ayrımcılığına maruz kaldığını ortaya koymuştu. Peki, iş gücünde yaşlılığa karşı ayrımcılığa karşı mücadele etmek neden bu kadar zor?
AK Parti hükümetleri, Türkiye'de cumhuriyeti demokratikleştirme ve altyapı-kalkınma sorunlarını çözme konusunda devrim niteliğinde adımlar attı. Her ne kadar tepeden tırnağa bütüncül bir mimari tasarımla, estetik olarak büyüleyici şehirler inşa edilmemiş olsa da şehirlerin mamur hale getirilmesi hususunda ciddi bir çaba gösterildi. Hemen her vatandaş, kendi ilinde yapılan yatırımların, iyileşmelerin ve hizmetlerin farkındadır. Ancak İstanbul üzerinden konuşmak, her zaman daha genel ve herkesin ilgisini çeken bir zemin olmuştur.
Geleneksel metinlerde bilmediğini bilmek insan için hep bir fazilet merhalesi olarak görülmüş, bilinmiştir. Bilmediğini bilmek iki türlü kazanç sunar insana… Bir, bilmediğini bilen kişi bilmeye giden yolun kapısını daima açık tutar kendisi için. Ve iki, bildiği vehmiyle yanlış adımlar atmaktan, yanlış kanaatler edinmekten korur kendini. Uzun zamandır insanlar kendi kararlarını vermek konusunda ölçüsüzce cesaretlendiriliyor. Bu kararların arkasında tam teşekküllü bir kişilik oluşumu ve insanın doğal sınırlarının getirdiği kısıtlılıklara dair bir farkındalık varsa, bu cesaretlendirmelerde yarar görülebilir. Ancak kişiliğin kolay kazanılan bir şey olmadığı da hatırda tutulmalı bu noktada. İnsan, varlık içindeki yeri ve konumunu makul bir şekilde tespit edememiş, buna uygun bir hayat görüşü ve muhakeme kazanamamış ise, dünyanın en keskin zekâsına sahip olması bile hata yapmaktan, yanlış istikamete yönelmekten emniyette tutamaz onu. Keskin bir zekâ; insanlık bilgisinden mahrum ve varoluşun hakikati ile irtibatsız bir zihniyetle çıkılan yolda, insanın dramatik yanlışlara düşmesine sebep olduğu gibi, bu kötü gidişatı daha da hızlandırabilir.
Son on yıla baktığımızda, Türkiye diplomasi ve güvenlik alanında ciddi meydan okumalarla karşı karşıya kalmıştır. Ancak bugün geldiğimiz noktada, kendi bölgesinde hem güvenliği hem de diplomasiyi organize eden bir Türkiye gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bu dönüşüm, sadece dış politika başarılarıyla değil, aynı zamanda kurumsal kapasite ve siyasal kararlılıkla ortaya konmuş bir devlet refleksidir.
Şu anda güney Tasmanya'nın sularında parlak mavi bir fenomen yaşanıyor, ancak bunu görmek için gece dışarı çıkmanız gerekiyor. Soğuk ışık yayılımı olarak da adlandırılan bir çeşit lüminesans olan ve Biyolüminesans olarak bilinen bu fenomeni bulmaya gecelerini adayanlar, şu anda görülen şeyin gördükleri en çarpıcı görüntülerden biri olduğunu söylüyor. Ancak bunun aynı zamanda ekosistemde bir sorun olduğunun da işareti olabileceği bildiriliyor.
Federal Hükümet 16 yaşından küçük çocuklara yönelik sosyal medya yasağına YouTube'u da dahil edeceğini açıkladı. Bu kararın alınmasında e-Güvenlik Komiserliği'nin tavsiyeleri etkili oldu. Ancak bazıları da sosyal medya platformlarına yönelik daha geniş kapsamlı bir reform yapılması çağrısında bulundu.
Hafta içinde Merkez Bankası Sektörel Enflasyon Beklentileri raporu yayımlandı. Buna göre Temmuz ayında 12 ay sonrası için piyasa katılımcılarının enflasyon beklentisi 1,2 puan azalarak %23,4 seviyesine düşerken reel sektörün beklentisi de 0,8 puan azalarak %39,0 seviyesine geriledi. Ancak hane halkının yani vatandaşların 12 ay sonrası için enflasyon beklentisinde 1,5 puanlık bir artış var ve beklenti %54,5'e çıktı.
Elon Musk, Twitter'ı satın alma sürecinde düşeşçi tüccar refleksiyle “kötü mal” stratejisi uygulamıştı. 2022 yılının mayıs ayında, 44 milyar dolarlık satın alma anlaşmasını feshetmiş ve Twitter ile davalık olmuştu. Ancak vazgeçmiyordu. Amerikan siyasetine yön veren ve Donald Trump'ı başkanken sansürleyen platformu alarak hem intikam alacak hem de yeni dönemin ilk politik tavrını ortaya koyacaktı.
Bugün 29 Temmuz 2025 #doğatakvimi
Kürt meselesinde çözüm arayışı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı süreç çerçevesinde devam ediyor. Ancak bu sürece yönelik toplumsal güven henüz süreci taşıyacak boyuta ulaşmadı. Süreçle ilgili son gelişmeleri Erkan Alsan derledi. Gazeteci İrfan Aktan da COSMO Türkçe'ye sürecin başarıya ulaşabilmesi için atılması gereken adımlarla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Mikrofonda Aydın Işık var. Von Aydın Işık und Erkan Aslan.
Müslümanlar Darvin'in biyolojik zeminde ifade ettiği “doğal seleksiyon” tezini refleks bir tepkiyle reddetmiştir. Ancak her ne hikmetse biyolojik Darvinizm'in bir versiyonu olan “Sosyal Darvinizm”i büyük ölçüde ve sessiz sedasız kâbul etmiş durumda olduğumuz kimsenin dikkatini çekmiyor. Efendimiz (s.a.v.), “Kuşakların en hayırlısı benim dönemimde yaşayanlardır. Sonra onları izleyenler, sonra onları izleyenler gelir” (Buharî, Müslim, Tirmizî) buyurduğu ve Sahabe döneminden itibaren her kuşak, ilmin ve ilim adamlarının gittikçe azalmakta olduğunu, dolayısıyla insanî değerlerde bir düşüş olduğunu vurguladığı halde, birileri bize bunun tam aksini telkin edip duruyor. İnsanlık gittikçe gelişiyor diyorlar, bilgi çağında yaşadığımızı söylüyorlar.Kur'an'ı “tarihsellik” tezleri doğrultusunda anlamaya çalışanların, Darvinizm'in sosyal versiyonunu temel bir gerçek olarak kâbul ettikleri kendileri tarafından söylenmese bile açıkça görülüyor. Zira Kur'an'ın bazı hükümlerinin bugün için “miadını doldurmuş”, dolayısıyla “uygulanamaz” olduğu tezlerinin temelinde Sosyal Darvinizm olgusunun kâbulü yatar. Aksi takdirde şu sorunun cevabını vermeleri mümkün değildir: Niçin Kur'an'ın bazı hükümleri geçmişte uygulanabilir olduğu halde bugün bu özellikte değildir? Bu sorunun cevabı tektir. Çünkü bugün hırsızlık yaptı diye kimsenin elini kesemezsiniz, hırsıza daha “çağdaş” bir ceza vermelisiniz. İşte her kim ki bu “çağdaşlık-çağdışılık” anlayışını kâbul etmiştir; işte o, günümüzde insanlığın geçmişe oranla daha “gelişmiş” olduğunu kâbul etmekle “Sosyal Darvinist” olduğunu ilan etmiş demektir! Halbuki Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: “Ümmetim hiçbir yıla girmeyecek ki, bir sonraki yıl ondan daha beter olmasın.” (Mirkâtu'l-Mefâtîh, c.1, s.507)(Ebubekir Sifil)
The representation of Indigenous Australians in media has historically been shaped by stereotypes and exclusion, but this is gradually changing. Indigenous platforms like National Indigenous Television (NITV) and social media are breaking barriers, empowering First Nations voices, and fostering a more inclusive understanding of Australia's diverse cultural identity. Learning about these changes offers valuable insight into the country's true history, its ongoing journey toward equity, and the rich cultures that form the foundation of modern Australia. Understanding Indigenous perspectives is also an important step toward respectful connection and shared belonging. - Yerli Avustralyalıların medyadaki temsili tarihsel olarak klişeler ve dışlama ile şekillendi. Ancak bu durum yavaş yavaş değişiyor. Aborijin ve Torres Boğazı Adalılara odaklanan Yerli odaklı Ulusal Yerli Televizyonu (National Indigenous Television - NITV) gibi portallar ve sosyal medya engelleri aşıyor, İlk Ulusların seslerini güçlendirirken Avustralya'nın çokkültürlü kültürel kimliğine dair daha kapsayıcı bir anlayışı teşvik ediyor. Medyadaki değişim hakkında bilgi edinmek, ülkenin gerçek tarihi, eşitliğe doğru devam eden yolculuğu ve modern Avustralya'nın temelini oluşturan zengin kültürler hakkında değerli bilgiler sunuyor. Yerlilerin bakış açılarını anlamak da saygılı bir bağ ve ortak aidiyet için önemli bir adım.
Süveyda krizi, taktiksel bir kayıp olarak değerlendirilebilir. Ancak daha büyük stratejik tehdit, Suriye'nin yeniden uluslararası sistemden izole bir aktör haline gelme riskidir Yazan: Kutluhan Görücü Seslendiren: Halil İbrahim Ciğer
Education is a pathway to opportunity, but for too long, Indigenous students in Australia have faced barriers to success. While challenges remain, positive change is happening. In this episode we'll hear from Indigenous education experts and students about what's working, why cultural education matters and how Indigenous and Western knowledge can come together to benefit all students. - Eğitim fırsata giden bir yol olarak görülür. Ancak bu yol uzun bir süre Avustralya'nın yerli halklarına kapalıydı. Zorluklar devam etse de olumlu değişimler yaşanıyor. Bu bölümde Yerli eğitim uzmanları ve öğrencilerden işe yarayan etkenleri, kültürel eğitimin neden önemli olduğunu ve Yerli ve Batılı bilgi birikiminin tüm öğrencilere fayda sağlamak için nasıl bir araya gelebileceğine bakacağız.
Tarihe ve güce dair bildiklerinizi sorgulamaya hazır mısınız? Bu podcast, Walter Benjamin'in derinlemesine düşüncelerini kripto-anarşist bir lensle yeniden yorumlayarak, tarihin sadece bir olaylar zinciri değil, kesintisiz bir felaket yığını olduğunu öne sürüyor. Bu bölümde, otomatlar ve sihirbazlar aracılığıyla anlatılan egemen gücün aldatıcı doğasına dalıyoruz; tıpkı bir satranç otomatının ardındaki cüce ya da zümrüt kulesindeki sahte tanrı gibi. Gücün "sırrı" olan Arcanum Imperii'nin, şiddetle nasıl iç içe geçtiğini ve yaşam ile ölüm arasındaki nihai ayrımı nasıl yarattığını inceliyoruz.Ancak bu karanlık tablo içinde, başka bir gücün kıvılcımını keşfediyoruz: "İstemezdim" deme gücü, şiddetin yok edemediği mutlak bir karşı duruş. Dijital çağda, Bitcoin'in bir hakikat defteri olarak yükselişi, olayları büyük küçük demeden kaydederek hiçbir şeyin tarihe karışmamasını sağlıyor. Bu kaydedilen hakikatler, geçmişin yeniden dirilişi için birer gizli işaret taşıyor. "Olağanüstü halin" hayatımızın kuralı haline geldiği bu çağda, insanlığın sözde "ilerlemesi"nin aslında nasıl bir felakete dönüştüğünü sorguluyoruz.Podcast, kurtuluşun ve "Cennet Krallığı'nın bu yeryüzünde" kurulmasının ancak radikal bir karar ve eylemle mümkün olabileceğini öne sürüyor. Hukukun kapısı, sonsuz bir bekleyişin sembolü olabilir; ancak bu kapının, içeri girilmek için değil, nihayet kapatılmak için var olduğu anlatılıyor. İnsanın kendisini ve emeğini sömürüden arındırarak, "gerçek işine" dönmesi ve yeni bir yaşam biçimi yaratması çağrısı yapılıyor. Geçmişin "şok edici anları"nı yakalayarak, tarihi sürekliliği patlatma ve kendi kaderimizi belirleme fırsatı, her nesile verilmiş messianik bir güç olarak karşımıza çıkıyor. Bu, hakikatin bizden asla kaçmayacağı bir dönem. Katılın ve bu dönüştürücü sohbetin bir parçası olun.Kaynak
Yeni müşteri kazanmak mı, yoksa mevcut müşteriyi elde tutmak mı daha değerli?Bugünkü bölümümüzde dijital pazarlama dünyasında sıkça gözden kaçan ama aslında en yüksek yatırım geri dönüşünü (ROI) sağlayan bir stratejiyi masaya yatırıyoruz: Retention Marketing, yani müşteri tutundurma stratejileri. Reklam bütçenizin büyük bir kısmını yeni müşteri çekmeye harcıyorsanız, belki de en büyük kazanç fırsatınızı göz ardı ediyor olabilirsiniz.Retention neden bu kadar kritik?Yeni bir müşteri kazanmanın maliyeti, mevcut müşteriyi elde tutmaktan ortalama 5 ila 25 kat daha fazladır. Buna rağmen pek çok marka, sadık müşterilerine ikinci, üçüncü hatta dördüncü alışverişi yaptıracak sistemleri kurmakta geç kalıyor. Oysa küçük bir e-posta otomasyonu, bir kişisel kampanya önerisi ya da satış sonrası destek, müşteri memnuniyetini zirveye çıkarabilir.Sadık müşteri, en büyük reklamcınız olabilirBugün konuşacağımız stratejiler sadece tekrar satış oranlarını artırmakla kalmaz, aynı zamanda markanızın çevresinde bir topluluk oluşturur. Sadık müşteriler size sadece tekrar satış getirmez, aynı zamanda sizi arkadaş çevrelerine tavsiye eder, sosyal medyada markanızı savunur ve kriz anlarında bile sizi terk etmezler.Pazarlama stratejinizi tersine çevirinBu bölümde yeni müşteri kazanımına değil, elinizdekini elde tutmaya odaklanacağız. Özellikle dijital platformlar, CRM sistemleri, e-posta ve WhatsApp otomasyonları, sadakat kampanyaları gibi taktiklerle müşteriyi nasıl markaya bağlı kılabileceğinizi örneklerle açıklıyorum.İşletmeniz için örnek senaryolarBir doğal taş mağazası için hazırladığımız müşteri segmentasyon sisteminin 3 ayda nasıl %37 daha fazla sipariş getirdiğiniShopify'da kurulan bir sadakat programının geri dönüşüm oranlarını nasıl 2 katına çıkardığınıKommo CRM'de otomatikleştirilen satış sonrası destek süreçlerinin müşteri puanlamalarını nasıl yükselttiğiniVe en önemlisi, bu adımları nasıl siz de kurabilirsiniz… hepsini detaylıca anlattım.Kullanacağımız stratejiler arasında neler var?Kişiselleştirme ve segmentasyonun gücüOtomatik e-posta serileri ve hatırlatma sistemleriSatış sonrası müşteri desteğiSadakat ve ödül programlarıMüşteri yaşam boyu değeri (CLV) analizleriChurn rate'i düşürmenin yollarıKendi retention sistemini kurmak isteyenler için rehberBu bölümde teoriden çok pratiğe odaklanıyorum. Anlattığım yöntemleri Kommo CRM, HubSpot, Shopify veya diğer platformlarda birebir uygulayabilir, hemen sonuç almaya başlayabilirsiniz. Ayrıca kendi stratejisini kurmak isteyenlere özel ipuçları da bölümün sonunda yer alıyor.Sonuç: Sürdürülebilirlik yeni müşteride değil, mevcutta saklıKısa vadeli kazançlar için müşteri çekmek elbette önemli. Ancak gerçek büyüme, sadık müşteri ile gelir yaratmakta. Bu podcast bölümü, uzun vadeli marka inşası ve kârlılık için size sağlam bir yol haritası sunacak.En güncel bölüm ve paylaşımlar için podcastimi Spotify ve YouTube'da takip etmeyi unutmayın.
Başbakan Anthony Albanese altı günlük Çin gezisinin ilk gününde Çinli turistleri Avustralya'yı ziyaret etmeye teşvik etmek için yepyeni bir kampanya başlatırken sıradan Çinlilerle bir bağ kurabilmek için Şangay'ın tarihi Bund sahil kordonunda bir sabah yürüyüşü yaptı. Ancak gündemin merkezindeki bağ Avustralya'nın ABD ile sıkı askeri ittifakıydı.
Bu bölümde, II. Dünya Savaşı'nın ardından izini kaybettiren bir diktatörün, bizim seçtiğimiz ismiyle “Sivrisinek”in peşine düşüyoruz. 1945'te Berlin'in yerle bir olduğu günlerde ortadan kaybolan bu karakterin, resmi kayıtlara göre son nefesini başkentte verdiği söylenir. Ancak yıllar içinde ortaya çıkan tanık ifadeleri, gizli servis raporları ve Arjantin'deki bazı sığınaklar, Sivrisineğin aslında Güney Amerika'ya kaçtığına dair alternatif bir senaryoyu besliyor.Özellikle Arjantin'in Patagonya bölgesinde rastlanan Alman yerleşimleri, Onun dava arkadaşları için hazırlanan kaçış hattı olan “Ratlines” ve Bariloche gibi şehirlerdeki izler, bu teoriyi destekleyen taşları ağırlaştırıyor. Sivrisinek gerçekten Berlin'de mi hayata veda etti? Yoksa bu sadece bizlere dayatılan bir yalandan mı ibaret?
Her şeyin token'laşması gerçekten devrimci bir değişim getirecek mi, yoksa mevcut ekonomik düzenin bir aracı haline mi gelecek? "The Poverty of Tokens - Crypto Sovereignty" adlı bu derinlemesine inceleme, kripto ekosistemindeki güncel yönelimin tehlikelerine dikkat çekiyor. Bitcoin'in ilk günlerinden beri var olan token kavramının, Ethereum ve Neo gibi platformlarla ne denli kolaylaştığına tanık oluyoruz. Ancak, bu durumun, kriptonun devrimci doğasını kaybetme riski taşıdığı belirtiliyor.Yazar, mevcut token'laşma sürecinin, blok zincirlerin egemen gücünü yok ederek, anonimliği kaldırarak ve değiştirilemezliği ortadan kaldırarak bir "teknoloji bankacılığının" parçalanmış bir biçimine dönüştüğünü öne sürüyor. Bu yozlaşmanın, ekonomik eşitsizlikleri pekiştirdiğini ve bizi başladığımızdan daha kötü bir konuma sürükleyebileceğini vurguluyor.Kripto varlıkların sadece ekonomik yönüne odaklanmak yerine, politik, felsefi ve hatta dini boyutlarını anlamanın teknolojinin "Anahtarını" korumak için hayati olduğu ifade ediliyor. Bu anahtar olmadan, kriptografinin radikal doğasının yitirileceği ve adeta bir Kafka romanındaki "tepenin eteğindeki köyde yaşanılan hayat" gibi bir duruma düşüleceği uyarısı yapılıyor.Peki, kriptonun devrimci potansiyelini nasıl koruyabiliriz? Bu, cypherpunk köklerine ve kripto-anarşist prensiplerine sadık kalmakla mümkün. Anonimlik yoluyla takas edilebilirliği, merkezi olmayan katılım yoluyla konsensüsü ve değiştirilemez blok zincirleri mümkün kılan matematiksel-yasal garantileri ısrarla sürdürmemiz gerekiyor.Eğer bu teknolojinin gerçek potansiyelini anlamazsak, "token yoksulluğu" felsefesinin sığlığını kanıtlamaya devam edeceğiz. İnternet'in egemen ve özgür bir bölge olarak kalması için kripto sistemlerinin merkezinde yatan politik ve felsefi doğayı kabul etmeliyiz.Bu bölümde, kripto dünyasının sadece finansal bir araç olmanın ötesindeki derinliklerine iniyor, token'laşmanın getirdiği tehlikeleri ve kaybolan devrimci ruhu inceliyoruz.Kaynak
Bitcoin'in enerji tüketimi sıkça eleştiriliyor, hatta "israf" olarak nitelendiriliyor. Ancak bu podcast'te, bu yaygın iddialara farklı bir açıdan bakıyoruz. "Enerji israfı" kavramının öznel ve değer yüklü olduğunu vurguluyor, bunun yerine "enerji sarfiyatı" teriminin daha doğru bir anlayış sunduğunu öne sürüyoruz. Bir şeyin ne kadar değerli veya israf olduğunun kişisel değer yargılarına, kültürel farklılıklara ve zamana göre nasıl değiştiğini sorguluyoruz.Peki, Bitcoin'in bu enerji sarfiyatı neden gerekli? Çünkü elektronik paranın doğal ve politik olmayan bir kıtlık kazanmasının temel şartıdır. Tıpkı fiziksel varlıklarımızı korumak için enerji harcamamız (duvarlar, kasalar) gibi, para da kendi değerini korumak için bir çaba gerektirir. Tarih bize, paranın enerji veya emek harcanmadan kolayca yaratıldığında (örneğin enflasyon yoluyla) değerini hızla yitirdiğini ve bunun ekonomik çöküşlere, hatta savaşlara yol açtığını defalarca göstermiştir. Kimse para basma gücüne direnememiştir, en erdemli yöneticiler bile.Bitcoin'in enerji sarfiyatı, her 10 dakikada bir yeni blok üretme gibi "doğa yasasının" işlemesini sağlar. Bu süreç, sistemin istikrarını güvence altına alır ve en önemlisi, paranın el koyma veya enflasyon yoluyla çalınmaması sözünün yerine getirilmesini sağlar. Bitcoin, sıfır ve birlerden ibaret gibi görünse de, ardındaki enerji çabası sayesinde fiziksel bir gerçekliğe dayanır, bu yönüyle tamamen dijital/fiat paralardan ayrışır. Bu enerji kullanımı, madencilik yoluyla üretimden çok, ağın ilgisini, sağlığını ve paranın adil dağılımını gösterir.Podcast, "Parayı düzelt, dünyayı düzelt" felsefesi üzerinden, sağlıklı paranın enerji sarfiyatı gerektirdiğini ve bunun daha sağlıklı bir dünyaya katkıda bulunduğunu savunuyor. Sonuç olarak, her bireyin kendine sorması gereken temel soruya odaklanıyoruz: Sağlıklı bir dünya, bizim için kaç kilovatsaat değerindedir? İşte enerjiye dair soru budur.Kaynak
Bitcoin, para nedir sorusunun cevabıdır. Kredi veya bir borç senedi değil, kendi başına bir değerdir; karşı taraf riski olmayan dijital bir emtia. Ancak Bitcoin, fiziksel dünyayla olan bağlantısı nedeniyle aktarımda sınırlamalara sahiptir, örneğin 10 dakikalık blok süresi gibi.İşte bu sınırlamaya bir cevap olarak Lightning ortaya çıkar. Lightning her şeyi değiştiriyor, çünkü Bitcoin'i özgürleştiriyor. Sats'ların (Bitcoin birimlerinin) kredi olmadan, ışık hızında akmasını sağlıyor. Sağlıklı parayı hem fiziksel hayata ("Meatspace") hem de dijital ortama ("Cyberspace") taşıyor.Tıpkı TCP/IP'nin veri iletişiminde yarattığı devrim gibi, LNP/BP (Lightning Network Protokolü / Bitcoin Protokolü) da değer alışverişi için benzer bir öneme sahip olabilir. Değerin bilgiden farkı kopyalanamamasıdır. Bitcoin ve Lightning'in kuralları, bilginin değere dönüşmesini ve sahte kopyaların değersiz kalmasını sağlar.Para her zaman bilgi olmuştur, ancak Bitcoin, paranın kredi olmadığına dair unutulmuş bilgiyi yeniden keşfetmektir. Sats kredi değildir, ama Lightning sayesinde ışık hızında transfer edilebilirler. Artık fiziksel bedeni olmayan bir nakit varlığa sahibiz: Değer, bilginin kendisinde yer alır. Bu, online kredi kartı ödemelerindeki karşı taraf riski ve dolandırıcılık gibi sorunları çözer.Bir zamanlar "umursamazca" görülen Lightning, bugün artık oldukça normalleşti. El Salvador, Bitcoin Beach ve Bitcoin Jungle gibi yerlerdeki "aşağıdan yukarıya" (bottom-up) benimseme hareketleri, bu teknolojinin ne kadar ilerlediğini gösteriyor.Lightning henüz tam olgunlaşmamış olsa da hızla bu noktaya ilerliyor. Kullanıcı deneyimi olarak geleneksel ödeme yöntemlerinden farkı azalacak. Ancak temel fark çok büyük: Kredi değil, sağlıklı para (Sats).Lightning, aracıları ortadan kaldırarak, sağlıklı parayla doğrudan, manipüle edilemez ve ışık hızında hem yerel hem de küresel ticareti mümkün kılıyor. Bu, gerçekten de her şeyi değiştiriyor.Kaynak
İnsanlara yardım etmek, onların iyiliği için tavsiye vermek elbette herkesin istediği ve yaptığı bir şeydir. Ancak bu gösterilen gayret yerine ulaşmıyorsa ne yapmak gerekiyor? Keyifli dinlemeler... organikbeyinlerpodcast@gmail.com https://www.instagram.com/organikbeyinlerpodcast/
Bitcoin'in enerji kullanımı hakkındaki tartışmalar sık sık gündemde. Ancak ya bu tartışmanın temelinde yaygın bir yanılgı yatıyorsa? Çoğu kişi "madencilerin" enerji harcayarak "bitcoin ürettiğini" düşünüyor olabilir. Oysa gerçek şu ki, madenciler bitcoin yaratmazlar. Onlar, ağ üzerinde geçerli bloklar oluşturmak için çalışır ve bu süreçte başarılı olduklarında, ağın başlangıç aşamasında belirlenmiş yeni satoshi'lerle ödüllendirilirler. Bitcoin'in piyasaya sürülme programı, harcanan enerji miktarıyla tamamen ilgisizdir. Bu program sadece ve sadece zamana bağlıdır. Kaç tane makinenin "madencilik" yaptığı veya ne kadar enerji harcandığı önemli değil; toplam 21 milyon adetle sınırlı olan Bitcoin, yaklaşık 131 yıllık bir süre zarfında ve her 10 dakikada bir sabit bir hızda piyasaya sürülecektir. Bitcoin'in enerji kullanımı, daha fazla coin "üretmekle" ilgili değildir. Bunun yerine, ağın güvenliği ve coin'lerin tüm katılımcılar arasında adil bir şekilde dağıtılmasıyla ilişkilidir. Hatta, Bitcoin'in enerji kullanımı ne kadar yüksek olursa, coin'lerin ilk dağıtımı o kadar adil olur. Enerji kullanımındaki bir azalma, güvenliğin ve adil dağıtımın azalması, ağın merkezileşmesi ve dış müdahalelere karşı direncinin düşmesi anlamına gelir. Eğer Bitcoin'i faydasız olarak görüyorsanız, harcadığı herhangi bir enerji size israf gibi görünebilir. Ancak İş İspatı mekanizmasının gerekliliğini ve zorluk ayarlamasının arkasındaki deha gibi konuları anlamak, bu konuya farklı bir perspektif getirir. Bu bölümde, Bitcoin'in enerji tüketiminin gerçek nedenlerini, coin'lerin nasıl piyasaya sürüldüğünü ve "madencilik" teriminin neden yanıltıcı olduğunu derinlemesine inceleyeceğiz.Kaynak
Bitcoin'in programlanabilirliği hala tam olarak keşfedilmemiş bir potansiyel barındırıyor ve satoshi akışları konusunda geleneksel düşünce yapısına sıkışıp kalmış durumdayız. Peki ya ödemeler otomatik olarak, akıllıca ve programlanabilir kurallarla birden fazla alıcıya yönlendirilebilseydi?Bu bölümde, dijital değerin akışını dönüştürmeyi vadeden yenilikçi bir konsept olan Lightning Prizmaları fikrini inceliyoruz. Mr. Kukks tarafından ortaya atılan bu yapı, bir lightning adresi veya benzeri bir tanımlayıcı ile belirlenir ve gelen ödemeleri önceden tanımlanmış, programlanabilir bölmelerle bir veya daha fazla alıcıya dağıtır. İlginç bir şekilde, bir prizma bile bir başka prizmanın alıcısı olabilir, bu da karmaşık dağıtım ağları oluşturmaya olanak tanır.Lightning Prizmaları, Bitcoin veya Lightning ağında temel değişiklikler gerektirmeden, uygulama katmanında hayata geçirilebilir. Kullanım alanları oldukça çeşitli ve heyecan verici:•İçerik oluşturucular: Blog yazıları, kitap bölümleri gibi uzun formatlı içerikler için yazar, editör, illüstratör gibi katkıda bulunanlara otomatik ve anında değer bölüşümü. Podcast yayıncılığındaki mevcut değer bölme modelinin daha esnek bir evrimi olarak görülebilir.•Nostr kullanıcıları: Zapların akışını yönetmek; örneğin alıntı tweet'e gelen zapların otomatik olarak orijinal nota yönlendirilmesi veya bir gönderide etiketlenen herkese zapların eşit olarak bölünmesi.Bir prizma, ödemeleri yönlendirdiği için bir nevi vekil (proxy) görevi görür. Bu, temel cüzdan veya altyapınız değişse bile ödeme kimliğinizin sabit kalmasını sağlar, bu da özellikle organizasyonlar için faydalıdır. Ayrıca, ödeme bölme mekanizmasının kullanıcılar için şeffaf ve doğrulanabilir hale getirilmesi de hedeflenebilir.Elbette bu konseptin uygulanmasında dikkate alınması gereken ücretler ve lightning adreslerinin IP tabanlı olmasından kaynaklanan gizlilik gibi konular bulunmaktadır. Ancak, LNbits'in scrub & split ve satdress gibi mevcut araçları kullanılarak bugün bile bu fikirler denenebilir.Lightning Prizmaları gibi yenilikçi yapıların, zaps ve diğer Değer Karşılığı Değer (V4V) ödeme modellerinin yaygınlaşmasıyla birlikte daha fazla benimsenmesi bekleniyor. Bu fikir, dijital içeriğin değer akışını yeniden tasavvur etme ve satoshi akışının geleceğini şekillendirme potansiyeli taşıyor.Kaynak
Yaz Geldi, Dönüşümler Durdu mu? Tatil Sezonunda İşler Durmaz, Strateji Değişir!Yaz ayları birçok marka için kabus gibi geçebilir. Reklamlara harcanan bütçeler aynı kalır ama tıklamalar düşer, dönüşümler yavaşlar. Tatil sezonu insanların modunu değiştirirken, iş dünyasının ritmini de etkiler. Bu bölümde seninle birlikte bu süreci fırsata dönüştürmenin yollarını keşfedeceğiz.Tatil Modu ve Tüketici PsikolojisiTüketicilerin yaz aylarında davranışları değişir. Alışveriş kararları ertelenir, ilgi dağılır, dikkat süresi kısalır. Ancak bu, alışveriş yapılmadığı anlamına gelmez. Sadece karar süreci uzar ve temas sayısı artar. Bu yüzden yaz döneminde pazarlama stratejilerinde “sabır” ve “esneklik” çok önemlidir.Yaz Aylarının En Büyük Tehlikesi: Görünmez OlmakMarkalar bu dönemde ya bütçesini kısmaya ya da tamamen sessizliğe gömülmeye meyilli olur. Oysa bu dönemde reklam vermeyi bırakmak, görünürlüğünüzü kaybetmek anlamına gelir. Kullanıcılar yaz sonrasında markanızı hatırlamayabilir. Bu yüzden az ama sürekli bir görünürlük şart.Veri ile Sezonu Okumak: Dönüşümün KodlarıYaz dönemini doğru okumak için geçmiş yıl verilerine bakın:En çok hangi ürünler ilgi görmüş?Mobil mi desktop mı daha baskın?Hangi yaş grubu daha aktif?Bu verilerle yeni kampanyalarınızı daha verimli bir şekilde planlayabilirsiniz.Yazın En Etkili Kampanyaları Nasıl Olmalı?Tatildeki kullanıcıları yakalamak istiyorsan, içeriklerin ve kampanyaların da “tatil modunda” olmalı:Görsel ağırlıklı içeriklerEsprili, hafif mesajlarYaz temalı kreatiflerMobil uyumlu kampanyalarMini hediye çekilişleri ya da sezonluk indirimlerKanal Bazlı Stratejiler: Meta, Google Ads ve E-PostaMeta Reklamları:Story ve Reels içeriklerle kullanıcıları eğlendirirken markanı da göster. Yüksek kaliteli kısa videolar, anketler, hızlı aksiyon çağrısı içeren reklamlar yazın en çok iş gören formatlar arasında.Google Ads:Search hacimleri düşebilir ama Display Network ve YouTube reklamları bu dönemde çok daha etkili. Marka bilinirliğini artırmak için mükemmel bir zaman.E-posta & SMS:Tatil temalı e-postalar, mobilde kolay okunabilir sade içerikler kullan. “Yaz indirimi seni bekliyor” gibi çağrılarla dönüşüm oranlarını artırabilirsin.Retargeting & CRM Odaklı OtomasyonlarZiyaret eden ama satın almayanlara yönelik özel kampanyalar oluştur. Tatil sonrası alışverişe yönlendirecek otomasyonlar kur. CRM verilerinizi segmentleyerek yaz tatilinde farklı kitlelere farklı mesajlar gönderebilirsiniz.Yazı Geçiş Değil, Hazırlık Süreci Olarak GörmekYazın sessizliğini fırsat bilip Eylül ve dördüncü çeyrek için hazırlıklarını yap. Kitle topla, veri biriktir, test kampanyalarıyla A/B denemeleri yap. Tatil dönüşünde güçlü başlangıç yapmanın yolu yazın temelleri atmaktan geçer.Sonuç: Yazın Sessizliğini Avantaja ÇevirBu dönemi sadece “dönüşüm düştü” diye değerlendirmek yerine, stratejik bir hazırlık ve marka bilinirliği dönemi olarak konumlandır. Yazın kampanya yapan markalar, Eylül'de çok daha güçlü performans sergiliyor.Beni Instagram'dan takip etmek için tıklayın @frktprk
Ortadoğu'da sular biraz da olsa durulmuşa benziyor. İsrail, ABD ve İran arasındaki "12 gün savaşı" ateşkes anlaşmasıyla sona erdi. Ancak İsrail bu krizin gölgesinde Gazze'deki saldırılarına devam ediyor. Çevresi ateş çemberiyle çevrili Türkiye ise bu denklemde kendine yeni bir rol arıyor. Ateşkes kalıcı mı? Barış gelecek mi? Ortadoğu'nun nasıl yeniden şekillendiğini bölgedeki gelişmeleri yakından takip eden gazeteci Murat Yetkin ile konuştuk. Mikrofonda Gökçe Göksu ve Erkan Aslan var. Von Gökçe Göksu und Erkan Aslan.
Caner Taslaman'ın "Hayretten Hayranlığa: Aforizmalarım" adlı kitabından alıntılara yer veriyoruz. - İnsan ne mazlum ne de zalim olmalı! Fakat ahiret hesabını bilenler için mazlum olmak, zalim olmaktan iyidir. - İnsanlar bu dünyadan mahrum kalmamak için ölümü düşünmüyorlar ama ölümü düşünmeyerek ahiretten mahrum kalıyorlar. - Evrenin sonlu olması bazı insanlar için varoluşsal bir krizin kaynağı olmuştur. Birçok insan kendi ölümünün tesellisini evrende bıraktığı eserlerin, namın ve neslin devam etmesinde bulmuştur. Dünyada dev eserler bırakma isteği ölümsüzleşme arzusunun bir tezahürü değil midir? - Varlığını yok olanların üstüne inşa etmek ne büyük bir ahmaklıktır! - Ölümü öldürüp ölümsüzleşemezsin Ölümün Sahibi'ne yönelmeden. - Şu an öldüğünü düşün; geçmişte nasıl bir hayat yaşamış olmak isterdin? Geçmişte nasıl bir hayat yaşamış olmak istiyorsan şu an hayatını öyle yaşa! - Hepimiz mantıken bir gün öleceğimizi biliyoruz ama yaşarken sanki hiç ölmeyecekmiş gibi, ölmek bir yalanmış gibi yaşıyoruz. Biz ölümü görmezden gelirsek ölüm de bizi görmez sanıyoruz. Oysa ölümün gözleri hepimizden daha keskin, adımları hepimizden daha hızlı, kararlılığı hepimizden daha fazladır. Dünya işlerinde öndekilere bakıp imrenen, ahiret işlerinde geridekilere bakıp tembellik edenlerin; dünya işlerinde geridekilere bakıp şükretmeleri, ahiret işlerinde öndekilere bakıp gayret etmeleri gerekmez mi? - Ancak verdiklerinin sahibisin. - Evrendeki muazzam ihtişamla beraber hayatın orantısız kısalığı, sadece bu dünya için yaratılmadığımızı ve ahiretin var olduğunu desteklemektedir. - Var olmanın olağanüstülüğünü, kainatın ihtişamını, yaratılmışların güzelliğini hissedip de coşamıyorsak utanç duymamız lazım! Göğün, denizlerin, ağaçların, kuşların, karıncaların seslerini işitemiyorsak sağır değil miyiz?
175. bölüm için özel konuğum, İngiltere siyasetinde bir ilki temsil eden, bir öncü: Baroness Meral Hussein-Ece. Kendisi, İngiltere Parlamentosu'nun üst kanadı olan House of Lords'a atanan ilk ve tek Türk. Ancak bu unvan sadece bir sembol değil. Onun hayatı, göçün içinden doğan bir kimlikle şekillenmiş, eşitlik, temsil ve adalet mücadelesiyle örülmüş bir yolculuk.Ailesi 1948'de Kıbrıs'tan İngiltere'ye taşınan Meral Hanım, kariyerine 80'lerde Londra'da yerel yönetimlerde başlamış. Önce Hackney, ardından Islington Belediye Meclisi üyelikleri, kabine görevleri ve sosyal hizmet alanında liderlik… 1982'de İngiltere'de Türk ve Kürt göçmen kadınlar için ilk Türkçe konuşulan kadın merkezini, İmece'yi kuruyor. Siyasetin en yerelden en üst düzeyine uzanan bu yolda, hem etnik azınlıkların sesi olmuş hem de kadınların güçlenmesi için sahada yer almış. Yaptığı çalışmalarla, 2009'da Kraliçe Elizabeth tarafından Order of British Empire'a layık görülüyor, Baroness ünvanı veriliyor ve Hpuse of Lords'a atanıyor. Hala Afgan kadın gazeteciler, akademisyenler ve mültecilere destek veren projelerde ön saflarda yer alıyor ve İngiltere'de sosyal hareketliliği artırmak ve eşitsizliklerle mücadele etmek adına kurulan komitelerde aktif görev alıyor.Bu bölümde Meral Hanım'la hem siyasi kariyerini hem de 80'ler ve 90'larda İngiltere'de bir azınlık mensubu ve kadın olarak bu başarılarının zorluğunu konuştuk. Bu bölüm, İngiltere ve İrlanda'da öğrenci konaklaması için en iyi imkanları sunan GoBritanya'nın katkılarıyla sizlere buluşuyor. 2013'ten beri öğrencilere konaklama çözümleri sunan GoBritanya, özellikle uluslararası öğrencilerin ilk tercihi olmaya devam ediyor. Daha fazla bilgi için www.gobritanya.com'u ziyaret edebilirsiniz.
Bitcoin, bir paradokslar yumağıdır. Dijital ama kıt, her yerde ve hiçbir yerde, sürekli değişiyor ama değişmez. İçeriklerimizde, Bitcoin'in sadece kriptografiden ibaret olmadığını görüyoruz. Bilgi güçtür felsefesiyle bağlantılı olarak, Bitcoin'in kelimenin tam anlamıyla bilgi olduğunu ve 12 sihirli kelimenin bu gücün anahtarı olduğunu öğreniyoruz. Bacon kelimesinin 24 kez tekrarının bile geçerli bir cüzdan olması bunu gösterir. Ancak bu kelimelerin rastgele olması ve gizli tutulması hayati önem taşır.Bitcoin, geleneksel paranın temel sorunu olan güven sorununu çözmek için tasarlandı. Güvenilir üçüncü taraflar güvenlik açıklarına yol açar. Bitcoin, otorite yerine gerçekliğe dayanarak meşruiyet yaratır. Otorite değil, gerçeklik meşruiyet yaratır.Bitcoin'in gücü ve bütünlüğü, kriptografiden fazlasına dayanır. İş İspatı (Proof of Work), Bitcoin'in temel yapı taşlarından biridir. Adam Back tarafından icat edilen bu konsept, enerji gerektiren ve kendiliğinden aşikar olan bir süreçtir. İş İspatı, taklit edilemez bir tarih yaratır ve dijital kıtlığı mümkün kılar. Zorluğa göre ayarlanmış iş ispatı, güvenilir üçüncü taraflara veya gizliliğe dayanmadan bütünlük sağlar. Veri bütünlüğü, özel anahtarlar olmadan İş İspatı sayesinde mümkündür. Doğrulama için gereken her şey herkese açıktır.Bitcoin, 12 kelime (özel anahtarlar) ve 21 milyon (genel defter) gibi zıtlıkları bir araya getirir; bunlar aynı madalyonun iki yüzüdür. Her 10 dakikada bir, gerçeklik kendini gösterir ve tarih pekişir. Bitcoin'in sabit blok süresi (~10 dakika), sistemin tek sabitidir. Bitcoin'i anlamak, bu derin ve çoğu zaman sezgiye aykırı kavramları kavramayı gerektirir. Holding Bitcoin, 12 kelimeyi aklınızda tutmaktan ibarettir, bu yüzden onu yasaklamak düşünce suçuna benzer. Bitcoin'in ahlaki kodu basittir: çalmayacaksın.Kaynak
Bitcoin'in kafa karıştırıcı olduğu çok söylenir. Karmaşık olmaktan ziyade, tamamen yeni olduğu için yabancıdır ve bu yüzden yanlış anlaşılır. Hakkında konuşmak için kelimelere ve metaforlara ihtiyaç duyarız: cüzdanlar, anahtarlar, adresler, coinler gibi. Ancak, bu metaforlar genellikle eksiktir veya yanlıştır. Örneğin, "cüzdanınız aslında bitcoinlerinizi tutmaz", "anahtar" bir kapıyı açmaktan çok dijital bir imza atmak için kullanılır, "adres" aslında teknik olarak bir "fatura" gibidir, ve "coinler" fiziksel bir varlık değil, sadece defter kayıtlarıdır.Bu yanlış anlaşılmaların yarattığı kafa karışıklığı yasa koyucular, politikacılar ve yorumcular tarafından bir silah olarak kullanılmaktadır. Bitcoin düşmanları, işleyişini ve tanımlamak için kullandığımız dili tahrif eden fikirler yaymaya çalışıyor. Bu, bir anlatı savaşıdır.Bu dilsel saldırıların örnekleri arasında, sıradan bitcoin cüzdanlarını sanki "barındırılması" gerekiyormuş gibi gösteren "barındırılmayan cüzdan" terimi yer alır. Bu terim, insanları merkezi, gözetimli hizmetlere ("barındırılan cüzdanlar" veya "köle cüzdanlar") yönlendirmeyi amaçlar. Oysa Bitcoin'in amacı, bireye tam egemenlik sağlamak ve üçüncü taraflara bağımlılığı ortadan kaldırmaktır. Bu nedenle "anahtar senin değilse, bitcoin de senin değildir" prensibi esastır.Başka bir saldırı, Bitcoin'in kodunun değiştirilemez olduğunu ima eden "#ChangeTheCode" kampanyasıdır. Oysa Bitcoin açık kaynaklı yazılımdır ve herkes kodunu değiştirebilir. Bu kampanya, aslında liyakatle rekabet edemeyen diğer projeler tarafından finanse edilmektedir."Proof of Stake" terimi de yanıltıcıdır. "Proof-of-work" ile karşılaştırılabilir olduğunu düşündürmeyi hedefler, ancak tamamen farklıdır ve güvene dayanır. "Sadece bana güven" olarak adlandırılması daha doğru olur.Kelimeler, algıyı ve dolayısıyla kamusal politikayı şekillendirir. Bitcoin özgürlük, kendi kendine egemenlik, bağımsızlık ve doğrulanabilir gerçeklik ile ilgilidir. Kötü fikirler ve kötü terminolojiyle mücadele etmenin en iyi yolu, iyi fikirler ve doğru terminolojidir. Kullandığımız kelimelerin bilinçli seçilmesi, bu yeni ve yabancı sistemi anlamak ve saldırılara karşı durmak için hayati önem taşır. Bitcoin, yalanların ve yanıltıcı dillerin dünyasında bir akıl sağlığına dönüş potansiyeli sunar.Kaynak
Almanya'da ekonomik ve sosyal sistemin yürümesi için her yıl yaklaşık 400 bin kişinin ülkeye göç etmesi gerekiyor. Bu sayı ülkedeki nitelikli iş gücü açığını kapatmak için gerekli. Ancak yapılan bir araştırma Almanya'ya bu yolla gelen ve "Expat" diye tabir edilen insanların dörtte birinin burada kalmak istemediğini ortaya koydu. İş gücü açığını kapatan bu kişiler Almanya'dan ayrılmayı planlıyor. Konuyu Eren Mahir Gencer araştırdı. Almanya'dan İsveç'e göç eden Siyaset Bilimci Dr. Öykü İnci Yener-Roderburg, bu karara nasıl vardığını anlattı. Yayını Gökçe Göksu sunuyor. Von Gökçe Göksu und Eren Mahir Gençer.
Bugün 26 Haziran 2025 #doğatakvimi
"Bitcoin bunu düzeltir" sözünü duydunuz mu? İlk başta kulağa anlamsız, hatta alaycı gelebilir. Ancak modern dünyamız ciddi tehditlerle yüzleşiyor: zulüm, yaygın gözetim, finansal sistemden dışlanma. Basit bir eyleminiz yüzünden banka hesaplarınız dondurulabilir, topluma katılım hakkınız elinizden alınabilir. Eski sistemde herkesin başına gelebilecek bu durumlar karşısında Bitcoin'in rolü ne olabilir? Bitcoin tek başına sihirli bir çözüm değildir. Ancak sizin katılımınızla, ilginizle ve çabanızla işe yarar. Kendinizi korumak, finansal özgürlüğünüzü savunmak sizin sorumluluğunuzdadır. Bu anlayış, sadece bilgiyle değil, deneyimle kazanılır. Bir Bitcoin cüzdanı kurmak, kendi anahtarlarınıza sahip çıkmak, yedek almak... Bu adımlar, Bitcoin'in size bahşettiği gücü ve kimsenin onu sizden alamayacağı gerçeğini hissetmenizi sağlar. Servetinizi sadece zihninizdeki kelimelerle bir yerden bir yere taşımanın ne anlama geldiğini deneyimlemek, Bitcoin'in potansiyelini derinlemesine anlamanızı sağlar. Bu yolculuk bireyi ve dolayısıyla dünyayı dönüştürebilir. Bitcoin'in özünde Hakikat, Sevgi ve Sorumluluk ilkeleri vardır. Artık küçümseme dönemi bitti; Bitcoin büyüdükçe ona karşı koyma çabaları artacaktır. Unutmayın, siz, kullanıcılar, bu yapının kritik bir parçasısınız. Bilgi ve özgürlük araçlarıyla kendinizi donatın. Kolay çözümler aramak yerine, kendinizi eğitin, başkalarını bilgilendirin. Kimseye körü körüne güvenmeyin, kendi yargılarınızı oluşturun. Bitcoin, doğru kullanıldığında bireyi gerçekten güçlendiren bir araçtır.Kaynak
Kurumsal Pazarlama Dünyasının Perde ArkasıBu bölümde kurumsal pazarlama departmanlarında çalışanların yaşadığı zorlukları, baskıları ve hedef odaklı süreçleri konuşmak için sevgili Gamze konuğum oldu. Her gün onlarca işi aynı anda yürüten, ajanslarla koordinasyon içinde olan, iç ve dış paydaşları memnun etmeye çalışan, krizleri yöneten ve bir yandan yaratıcı kalmaya çalışan kurumsal pazarlama çalışanlarının gerçek dünyasına yakından bakıyoruz.Pazarlama ile Tanışma HikâyesiGamze'nin pazarlama ile yolu, aslında sosyoloji ve psikoloji bölümleri mezunu olduğu dönemden geçiyor. Üniversitede pazarlama alanına geçilemeyeceği yönünde aldığı yönlendirmelere rağmen, içindeki merak ve kararlılık onu bu yolda ilerlemeye itti. Stajlarla başlayan bu serüven, bugün onu büyük firmalarda kurumsal pazarlama uzmanlığına kadar taşıdı. Eğitimin bir yol haritası olduğu ancak asıl şekillendirici gücün tutku ve kararlılık olduğu net bir şekilde anlaşılıyor.Kurumsal Pazarlama Departmanlarında Günlük HayatKurumsalda pazarlama sadece içerik üretmek ya da kampanya oluşturmak değil. Aynı zamanda strateji belirleme, ajans yönetimi, raporlama, SEO'dan sosyal medyaya, web sitesinden fiziksel etkinliklere kadar çok geniş bir spektrumda faaliyet göstermek demek. Gamze'nin deneyimleri, kurumsal pazarlamada “her şeyden biraz” bilmenin ne kadar değerli olduğunu gösteriyor. Ancak bu durum bazen uzmanlaşmayı da zorlaştırabiliyor.Ajanslarla İlişkiler ve Brief Vermenin GerçekleriPazarlama departmanlarının olmazsa olmazı ajanslarla olan iletişim. Ama bu ilişki her zaman pürüzsüz ilerlemeyebiliyor. Gamze'nin bir basın lansmanında ajansın yanlış baskı ile gelmesi üzerine yaşadığı kriz anı, bu bölümün en dikkat çekici hikâyelerinden biri. Kriz anında sakin kalmak, iletişimi güçlü tutmak ve çözüm üretmek, bir pazarlamacının en büyük sınavlarından biri.Kriz Yönetimi: Pazarlamacının En Kritik YeteneğiBir etkinlikte, sponsor logolarının olmadığı bir fotoğraf panosunun son anda fark edilmesi gibi örneklerle kriz yönetiminin ne kadar önemli olduğunu konuşuyoruz. Gamze, bu gibi anlarda paniğe kapılmadan basın mensuplarını oyalamayı ve ajansla hızlıca çözüm bulmayı başarmış. Kriz çözülür ama o anki baskı unutulmaz. Bu da işin ruhunu ortaya koyuyor.Kurumsalda Kariyer Yolculuğu ve Uzmanlaşma SüreciKurumsal yapıda birden fazla alana hâkim olmak avantaj gibi görünse de, uzun vadede uzmanlaşmayı geciktirebilir. Gamze bu süreci, yeni firmasında daha büyük bir pazarlama ekibine geçiş yaparak dengelemeyi hedefliyor. Artık influencer marketing, sosyal medya ve reklamlar gibi alanlara odaklanacağı bir kariyer yolu çizmiş durumda.Yapay Zeka Pazarlamayı Nasıl Değiştiriyor?Yapay zeka konusuna da değinmeden geçmedik. Gamze, AI teknolojilerinin pazarlamayı kolaylaştırdığı kadar bazı iş kollarını tehdit ettiğini de vurguluyor. Ancak burada önemli olan şey: AI'ı nasıl kullandığın. Yapay zekayı doğru yöneten, geleceğin dijital dünyasında öne çıkacak. Özellikle pazarlama departmanlarının AI ile olan ilişkisini yönetmesi, rakiplerinin önüne geçmelerini sağlayabilir.Yeni Mezunlara Tavsiyeler: Kariyere Nereden Başlamalı?Gamze, pazarlama alanına adım atmak isteyen yeni mezunlar için somut ve uygulanabilir önerilerde bulunuyor. Üniversite kulüplerine katılmak, staj yapmak, ajans tecrübesi edinmek ve tabii ki İngilizce ile birlikte yapay zeka araçlarını öğrenmek bu listenin başında geliyor. Ayrıca ajans deneyiminin kurumsala geçişte ne kadar değerli olduğuna dikkat çekiyor.Ajans Mutfak, Kurumsal YönetimdirAjans tarafında çalışanlar işin mutfağında yetişirken, kurumsalda işi yaptıran kişi konumuna geliyorsunuz. Ancak iki tarafın da birbirine avantaj sağladığı noktalar var. Ajans deneyimi size farklı sektörlerdeki dinamikleri gösterirken, kurumsal taraf stratejik düşünmeyi öğretiyor.
İnternetin temel bir sorunu var: Bilgi, özgür olmak ister ve genellikle 'bedava' hale gelir. Ancak bu 'bedava' görünen dünyanın gizli maliyetleri var. Bugün içeriklerin çoğu dikkat ekonomisi üzerinden dönüyor; yani biz, dikkatimizle ödeme yapıyoruz. Hatta daha da kötüsü, ürün biziz: verilerimiz toplanıp satılıyor, platformlar kârlarını maksimize etmek için ne gördüğümüzü, ne okuduğumuzu, hatta ne düşündüğümüzü algoritmalarla şekillendiriyor. Bu sistem, yüzeysel etkileşimi, kutuplaşmayı ve sansürü teşvik ediyor. Kamusal söylem parçalanmış durumda ve fikirlerimizi özgürce ifade etmemiz giderek zorlaşıyor.Geleneksel dijital içerik para kazanma yöntemleri de sorunlu. İçeriği bir ödeme duvarının arkasına koymak, zihinsel işlem maliyetleri (MTX) nedeniyle genellikle işe yaramıyor. Ayrıca, DRM paradoksu gerçeği var: eğer içerik gerçekten iyiyse, kopyalanması ve ücretsiz yayılması kaçınılmazdır. Dijital bilgi fiziksel bir eşya gibi değildir; kopyalanabilir, paylaşılabilir ve bir fikir gibi yayılır.İşte bu noktada Değer-için-Değer (Value-for-Value) modeli devreye giriyor. Bu model, bilginin doğasını kabul eder. İçeriğinizi kısıtlama olmadan sunarsınız ve eğer dinleyicileriniz, izleyicileriniz veya okuyucularınız ondan değer bulursa, gönüllü olarak size değer geri verirler. Tıpkı dijital çağın sokak sanatçısı gibi.Değer-için-Değer, teşvikleri değiştirir. Artık tıklama veya izlenme süresi gibi metrikleri değil, izleyiciniz için değer yaratmayı amaçlarsınız. Bu model, aracıları ("onlar") ortadan kaldırır; sansürleyen, platformdan çıkaran "onlar" artık yoktur. Bireyi ve yaratıcıyı yeniden merkeze koyar. Reklamlara, sansüre ve platformların kısıtlamalarına karşı gerçek ve yaşayabilir bir alternatif sunar. Bitcoin, Lightning Network ve Podcasting 2.0 gibi teknolojilerle desteklenen Değer-için-Değer, internetin para kazanma modelinde anıtsal bir değişimin kapısını aralıyor. Platformlardan protokollere doğru bu evrime tanıklık ediyor, hatta onu inşa ediyoruz.Kaynak
Teknolojinin ne kadar büyüleyici olduğunu ve akıllı telefonlar gibi günlük cihazların bile birkaç nesil önce yaşayan birine sihir gibi görünebileceğini hiç düşündünüz mü? Aynı şekilde, Bitcoin de bu "sihirli" niteliği paylaşıyor. Tıpkı bir araba veya akıllı telefon gibi, kullanmak için her teknik detayını anlamanız gerekmiyor. Bu yeni değer biçimine alışmanın en iyi yolu, bizzat deneyimlemektir.Bitcoin, internetin bir çocuğu. Bilimsel bir dergide değil, internette ücretsiz olarak yayınlanan bir teknik makaleyle duyuruldu. İlk viral reklamı, mavi bir sihirbazın yer aldığı "Magic Internet Money" temalı bir internet memesi aracılığıyla yayıldı. Bu dijital paranın sabit 21 milyon adetlik arza sahip olması gibi benzersiz parasal özellikleri bu bölümde ele alınıyor.Bitcoin'in takma adlı yaratıcısı Satoshi Nakamoto'nun gizemine dalıyoruz. Satoshi, 2008'de aniden ortaya çıktı ve 2010'da ortadan kayboldu. Kimliğinin bilinmemesinin, lidersiz bir sistem için bir özellik olduğuna inanılıyordu. Bitcoin'in erken tarihindeki önemli olayları takip ediyoruz: 2008'de teknik makalenin yayımlanması, 2009'da Genesis Bloğun çıkarılması ve Satoshi'nin 2010'daki son kamu mesajı.Mt. Gox gibi öne çıkan erken projeleri öğrenin. Başlangıçta bir "Magic: The Gathering Online eXchange" (sihirli kart takas sitesi) olan Mt. Gox, zamanla lider Bitcoin borsası haline geldi. Ancak 2014'teki dramatik çöküşüyle 850.000 bitcoin kaybetti. Buradan çıkarılan ders şuydu: "Anahtarlar senin değilse, bitcoin de senin değil".Ayrıca, 2011'de başlatılan kötü şöhretli Silk Road'u ele alıyoruz. Yaratıcısı Ross Ulbricht, liberter ideallerle uyumlu, kısıtlamasız bir çevrimiçi pazar yeri hayal ediyordu. Bitcoin, bu vizyonu gerçeğe dönüştürmek için eksik olan anonim ödeme çözümünü sağladı. Ross, sihirli mantarları sihirli internet parası karşılığında satarak ilk satıcı oldu. Silk Road, Ulbricht'in tutuklanmasına kadar devasa boyutlara ulaştı. Karanlık geçmişine rağmen, Silk Road birçok kişi için Bitcoin'i keşfetme yolunda bir "geçiş kapısı" oldu.Sihri bizzat deneyimleyin: bir iletişim kanalı üzerinden doğrudan değer almak. Bitcoin, herhangi bir aracı olmadan doğrudan alıcı ve satıcı arasında akar. Satoshi'nin benzetmesiyle Bitcoin, "sihirli bir baz metal" gibidir. Herhangi bir iletişim kanalıyla taşınabilir ve metin, QR kodları gibi çeşitli şekillere bürünebilir. Bu şekil değiştirme özelliği, onu sansüre karşı dirençli kılar. Bitcoin'in diğer bir sihirli özelliği ise "görünmezlik" veya inkar edilebilirliğidir; servetiniz, onu açığa çıkaran sihirli bir büyü (özel anahtarınız) gibidir.Bu mümkün çünkü Bitcoin, internetin "çift harcama sorununu" çözdü. Geleneksel çevrimiçi para sistemleri, işlemleri izleyen ve düzensizliği yöneten aracı kurumlara güvenmeyi gerektirir. Bitcoin ise bu güveni üçüncü partilerden kişinin kendisine kaydırır, ağdan sağlam para çıkışını mümkün kılar.Bitcoin kullanmak giderek kolaylaşsa da, teknik ve parasal yeniliklerini anlamak sizi bir "Bitcoin Sihirbazı" yapabilir. Bu yolculuk, genellikle "tavşan deliğine düşmek" veya "turuncu hapı almak" olarak adlandırılır. Bu kontrolle birlikte sorumluluk gelir; anahtarlarınızı kaybeder veya bir dolandırıcıya gönderirseniz, geri dönüşü yoktur. Bu bölüm, Magic Internet Money'nin bu büyüleyici kökenlerini ve özelliklerini keşfediyor.Kaynak
13 Haziran saldırısı, İsrail toplumunda güvenlikçi refleksleri harekete geçirmiş ve siyasal arenada geçici bir mutabakat üretmiştir. Ancak bu durum ne kamuoyunun bölünmüşlüğünü gizleyebilir ne de operasyonun uzun vadeli sonuçlarını bertaraf edebilir. Yazan: Doç. Dr. Tuğçe Ersoy-Ceylan Seslendiren: Halil İbrahim Ciğer
31 Ekim 2008'de dünya yeni bir fikirle tanıştı: Bitcoin: Eşler Arası Elektronik Nakit Sistemi. Satoshi Nakamoto tarafından yayımlanan bir teknik makale ile duyurulan bu fikir, ilk birkaç yıl boyunca neredeyse herkes tarafından göz ardı edildi. Ancak zamanla, bunun basit bir zengin olma planından çok daha fazlası, küresel toplum üzerinde kalıcı bir değişim potansiyeli taşıyan durdurulamaz bir kavram olduğu ortaya çıktı.Dijital nakit fikrinin kökleri 1990'lara ve öncesine dayanır; özellikle cypherpunks olarak bilinen bir grup, anonim dijital nakit ve güçlü kriptografinin toplumsal etkileri üzerine yoğun tartışmalar yürütmüştür. Eric Hughes'un 1993 tarihli "Bir Cypherpunk Manifestosu", mahremiyetin ve anonim işlem sistemlerinin özgür bir toplum için ne kadar önemli olduğunu vurgulamıştır.Daha önceki dijital nakit girişimleri (Ecash, E-gold, hashcash, bit gold, b-money, RPOW gibi) çeşitli yenilikler sunsa da, genellikle merkezi yapıları nedeniyle başarısız olmuştur. Satoshi'nin de belirttiği gibi, bu sistemleri başarısızlığa mahkum eden tam olarak merkeziyetçilikti.Satoshi'nin dehası, mevcut teknolojileri (açık anahtarlı kriptografi, eşler arası ağlar, dijital imzalar, iş ispatı gibi) dahiyane bir şekilde birleştirmekte yattı. Onun çığır açan buluşu, dijital dünyadaki iki temel sorunu, yani çift harcama ve dijital kıtlık sorunlarını, güvenilir üçüncü bir tarafa ihtiyaç duymadan çözmesiydi. Bunu, eşler arası bir ağ, küresel bir zaman zinciri ve dinamik olarak ayarlanan bir zorluk seviyesi kullanarak başardı.Merkezi olmayan tasarım, Bitcoin'in hayatta kalması için kritik öneme sahiptir. Devletler gibi motive olmuş aktörlerin merkezi sistemleri kapatması kolayken, Bitcoin gibi tamamen eşler arası ağların "kesilecek bir başı" yoktur. Satoshi, bit gold'un merkezi otoriteye bağımlılığı ve b-money'nin para yaratma zorlukları gibi önceki sistemlerin zayıflıklarını gidermiştir. Sonuç, her düğümün her şeyi kendi başına doğrulayabildiği, kıtlığın garantilendiği (21 milyon adetle sınırlı) ve ihraç hızının önceden belirlendiği merkezi olmayan bir sistemdir.Bitcoin, yalnızca enerjiye (fizik kanunlarına) güvenen ilk pratik, merkezi olmayan dijital kıtlık çözümünü sunarak, dijital varlıkların potansiyelini değiştirdi. "Fikirler kurşun geçirmezdir" ve Bitcoin fikri, Satoshi'nin kodlanmış haliyle dünyaya saldığı "şişeden çıkan cin"dir. Bu, parayı devlet kontrolünden kurtarmaya bir adım daha yaklaştıran, zamanı gelmiş güçlü bir fikirdir.Kaynak
Gelecekte "dünyayı devletler değil şirketler yönetecek" söylemi palavra mıydı? Evet, devlet muhtemelen büyük değişikliklerle yeni dönemde de varlığını sürdürecektir. Ancak şirketlerin yaşaması o kadar kolay görünmüyor. Yazan: Erkan Öz Seslendiren: Halil İbrahim Ciğer
Çoğu insan gibi siz de Bitcoin ile ilk karşılaştığınızda "Bu asla çalışmaz" diye düşündüyseniz, yalnız değilsiniz. Bitcoin'i anlama yolculuğu genellikle ilk başta reddetme ile başlar. Ardından gelen "Neden hala ölmedi?" sorusu ve nihayet "Bu ilginçmiş..." diyerek baş aşağı atladığınız Bitcoin tavşan deliği süreci başlar.Bu tavşan deliği, M.C. Escher tablosuna benzeyebilir; ilk bakışta kafa karıştırıcıdır. Ancak bu kafa karışıklığının iki temel sebebi var: Bitcoin'in aşırı disiplinlerarası yapısı (kriptografi, bilgisayar bilimi, oyun teorisi, ekonomi ve çok daha fazlası) ve karmaşıklığı. Bilgisayar biliminden finansa, tarihten psikolojiye kadar birçok farklı alandan gelen insanların aynı sonuca ulaşması ilginçtir: Bitcoin geleceğin parası.Peki Bitcoin'in kendi yolculuğu nasıl ilerliyor? "Sıfırdan Bire" bir buluş olan Bitcoin, dijital kıtlığı mümkün kıldı. Bu yolculuk üç aşamada incelenebilir: Yokluk, Varlık ve Değer Kazanma. Bitcoin'in değeri, onun "NgU (Number Go Up)" teknolojisi için kritik öneme sahiptir ve ebedi bir geri bildirim döngüsünü tetikler.Analizler, Bitcoin'in bir döngüsel doğası olduğunu gösteriyor. Fiyat, benimseme, gelişim, madencilik gibi birçok yönü dalgalar halinde ilerler. Farklı anlatılar (e-nakit, sansüre dayanıklı e-altın, finansal varlık vb.) ve modeller (Stock-to-Flow, HODL Dalgaları) bu aşama ve dalgaları tanımlar.Bitcoin topluluğu da sürekli gelişen, yaşayan bir sistem gibidir. Düğümlerin veriyi doğruladığı gibi, bitcoiner'lar da anlatıları ve zihinsel modelleri doğrulamaya çalışır. Bu ortak bilgi birikimi ve anlayış, bir Schelling Noktası'na benzetilebilir.Bitcoin tavşan deliği sonu olmayan bir yolculuktur; sürekli evrilen bu sistemi tam olarak anlamak belki de imkansızdır.Nihayetinde, eğer başarılı olursa, Bitcoin'in internet ve elektrik gibi arka plana çekilmesi, herkes tarafından kanıksanması beklenir. O gün geldiğinde, "bitcoiner" olarak tanımlanmaya gerek kalmayacak; bu, Bitcoin'in Omnipresent (Her Yerde Var Olma) aşaması olacaktır.Kaynak
Melbourne Üniversitesi'nin yeni araştırmasına göre, sosyal medya Otizm ile ADHD yani dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu arasındaki çizgiyi yeniden şekillendiriyor. İnternet gruplarında giderek daha fazla sayıda insanın bu iki rahatsızlığın yani hem ADHD hem de otizme sahip olduğunu tespit ettiği belirtiliyor. Ancak araştırmacılar, uzmanlar ve savunucular, bu iki rahatsızlığının birlikte ortaya çıkabileceği konusunda uyarıyor ancak tedavilerinin ayrı ayrı tedavi edilmeleri gerekiyor.
Kaçık Prens Podcast: Psikoloji ve Günlük Hayat Üzerine Söyleşiler
Çevremizin ve bulunduğumuz ortamın davranışlarımız üzerinde çok güçlü bir etkisi var. Ortamdan etkilenmemenin bir yolu güçlü alışkanlıklara sahip olmak. Ancak dikkat, alışkanlıkların etkisi otomatik. Olumsuz çevreden koruyabileceği gibi olumlu çevreden faydalanmayı da zorlaştırabilir.