POPULARITY
Categories
Parmak çıtlatmak; ses çıkarıncaya kadar parmakları yummak veya uzatmaktır. Mücahit (r.a.)'den: "Namazda erkeğin parmaklarını çıtlatmasını mekruh gördüğü rivayet edilmiştir." Parmak çıtlatma, hakkında yasak varit olduğundan tahrimen mekruhtur. El-Müctebâ isimli eserde, namazı bekleyen ve namaza yürüyenin hüküm açısından namaz kılan gibi olduğu zikredilmiştir. Yani onların da parmak çıtlatması tahrimen mekruhtur. Namaz dışında parmak çıtlatmaya gelince; bazıları, mafsalları rahatlatmak gayesiyle de olsa bunun mekruh olduğunu söylemişlerdir. Ancak bu kerahet namazdaki gibi tahrimî değil, tenzihî bir kerahettir. Allâme Halebî (r.âleyh): "Namaz dışında parmak çıtlatmanın hükmüne vâkıf olamadığını zikretmiş, zahir olan; iki yer dışında oynama gayesi olmaksızın yapılması durumunda mekruh olmadığıdır" demiştir. Oynama gayesiyle olursa tenzihen mekruh olduğu bilgisini de eklemiştir. NAMAZIDA PARMAKLARI BİRBİRİNE GEÇİRMENİN HÜKMÜ NEDİR? Kab bin Ücra (r.a.) diyor ki; Peygamber (s.a.v.) Efendimiz 'i şöyle buyururken işittim: "Sizden biri güzelce abdest aldıktan sonra mescide gitmeyi kast ederek çıktığında parmaklarını birbirine girdirmesin. Çünkü o, namazdadır." (El-Müsned) Fakihler, namaza giderken, mescitte namazı beklerken ve namaz esnasında parmakları birbirine geçirmenin tahrimen mekruh olduğunu söylemişlerdir. Zira bu hususta nehîy (yasaklama) vardır. El-Mi'rac isimli eserde; parmakları birbirine geçirmenin keraheti hususunda icmâ olduğu nakledilmiştir. (Suâlli Cevaplı İslâm Fıkhı, c.2, s.255-257)
Ailemiz, beden, yemek ve kendimizle kurduğumuz ilişkiyi etkileyebilir. Ancak iyileşmeyi sürekli geçmişe, ebeveynlerimizin değişmesine ya da hiç gelmeyen bir özre bağlamak bizi olduğumuz yerde tutabilir.Bu bölümde aileyi suçlamakla aile dinamiklerini dürüstçe incelemek arasındaki farkı, suç ve sorumluluğun neden aynı şey olmadığını ve koçluğun “Bu neden oldu?” sorusundan “Bugün kendim için ne yapabilirim?” sorusuna nasıl geçtiğini konuşuyoruz.Sevgiler, İrem
Dünya çağdaş sanatının haritası değişiyor. Uzun yıllar boyunca Londra, New York, Paris ve Berlin gibi şehirlerin belirlediği sanat gündemine artık farklı coğrafyalardan yeni merkezler katılıyor. Körfez ülkelerinin son yıllardaki kültür-sanat yatırımlarına alıştık. Ancak şimdi dikkatlerimizi biraz daha doğuya, Orta Asya'ya çevirmemiz gerekiyor. Özellikle Özbekistan'da yaşananlar, çağdaş sanatın geleceği açısından yakından takip edilmeyi hak ediyor.
Senelerdir şu sahne hiç değişmemiştir: Bir futbolcu yeni bir sözleşmeye imza atar, milyon dolarlık kazancıyla ekranlarda pahalı bir spor otomobilin direksiyonunda poz verir. İsviçre saatleri, Dubai tatilleri, villalar... “Hangi futbolcu hangi model arabaya biniyor” haberleri çok fazla yapılır mesela. Ancak kimse kaynağını sormaz. “Adam top oynuyor, kazanıyor” denir. Çünkü futbol piyasasında dönen paralar ortadadır. Kulüpler batar, şampiyonluklar kaçar, taraftar kahrolur ama futbolcunun kazancı mesele edilmez. Hatta başarı gelirse primler, bonuslar artar, transfer ücretleri ikiye katlanır.
İsrail Başbakanı Netanyahu, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu konuşmasında siyasi platform üzerine kurduğu imajını tekrar sahneye koymaya çalıştı: ‘düşmanlarla çevrili' İsrail'i bütün dünyaya meydan okuyarak koruyabilecek vazgeçilmez devlet adamı. Ancak konuşmasını yapar yapmaz ülkesine dönmek zorunda kalması hem İsrail içindeki hem de ABD'deki siyasi tablonun kendi adına hiç de iç açıcı olmadığını gösteriyor.
Müslüman bir kadın ya evlidir ya da bekar, iki durumda da bir aile içinde bulunur. Nur Suresi'nin 31. ayetinde sayılan bu yakın hısım ve birlikte yaşanan kimselerin yanına kadın, son sınır olarak diz kapağı ile göbeği arasını, sırt ve karın kısmını örtmek şartıyla çıkabilir. Ancak bu bir fetva sınırı olup, kadının bunların yanında da edeb ve takva gereği daha fazlasını örtmeyi gaye edinmesi gerekir. Evde çamaşır veya bulaşık yıkayan yahut hamur karan ya da bahçe sulayan bir kadının hizmet gereği kimi yerleri açılabilir. Yine çocuğunu emziren kadının evin içinde kendisini sürekli olarak sakınması güçlük doğurur. Ancak şunu hemen belirtelim ki fitne korkusu olur veya aile içinde zayıf ahlaklı kişiler bulunursa, kadın örtünmesini dikkat etmelidir. Bir müslüman kadına mahrem sayılan kimseler şunlardır: 1. Kocası: Kadın, kocasının yanında dilediği gibi giyinebilir. Eşler arasında örtünme bakımından bir sınır söz konusu değildir. Kadının kocasına güzel görünmek için süslenmesi ve açılması mubahtır. Ancak yabancı erkeklere güzel görünmek ve onların ilgisini çekmek için süslenmek caiz olmaz. 2. Babası 3. Kocanın babası, buna büyük babalar da girer. 4. Kendi oğulları, erkek torunlar da bu kapsama girer. 5. Kocasının oğulları, erkek torunlar da bu kapsamdadır. 6. Erkek kardeşi. 7. Erkek kardeşin oğulları, erkek kardeşin torunları da bu kapsama girer. 8. Kız kardeşin oğulları, bunların torunları da mahrem sayılır. 9. Müslüman kadın, mü'min bir kadının diğer mü'min hanımların yanında diz kapağı ile göbeği arası kapalı olarak bulunabilir. Ancak müslüman bir kadın gayrimüslim kadınların yanında tesettürsüz bulunamaz. (Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslam Hukuku, s.212-243)
Avustralya Merkez Bankası'na (The Reserve Bank of Australia – RBA) göre tüketiciler banka kartlarını kullanırken her yıl 1,6 milyar dolarlık kart ek ücreti ödüyor. Ancak bu durum yakında değişecek. 1 Ekim'den itibaren, alışveriş yapanlar kartlarını her okuttuklarında veya çevrimiçi işlem yapmak için kartlarını kullandıklarında kart ek ücreti alınmayacak; bu da etiketteki fiyatın kasada ödenecek fiyat olması gerektiği anlamına geliyor.ÖNE ÇIKANLARKart ek ücretinin kaldırılması, işletmeleri, özellikle de küçük işletmeleri, bu işlemin maliyetini üstlenmek ya da müşterilere yansıtmak arasında zorlu bir seçim yapmaya zorluyor.İşletmelerin işlemleri gerçekleştirmek için ödediği “interchange ücretleri”ne ilişkin sınırlamalar getirilecek. Azami tutar yüzde 0,8'den yüzde 0,3'e düşecek; bu da 100 dolarlık bir alışverişte 30 sente denk geliyor.Avustralya Restoran ve Kafe Derneği CEO'su Wes Lambert, ödül kartları, yıllık ücretler ve bonus puanların, bankaların karlarını telafi etmeye çalışabileceği yöntemlerden bazıları olduğunu belirtiyor.Bazı işletmeler ise Pay-ID ve banka havalelerine yönelerek kredi veya banka kartı ödemelerini tamamen kaldırıyor.Podcastlarımızı dinlemek ve bizi takip etmek için: https://podfollow.com/sbs-turkishSBS Türkçeyi Salı hariç hafta içi her gün dinleyebilirsiniz. Bizi ayrıca Facebook'tan takip edebilirsiniz.
Hafta içi Salı hariç her gün Avustralya doğu kıyıları saati ile 14:00 ile 15:00 arasında yayınlanan SBS Türkçe radyo programını artık reklamsız, müziksiz ve kesintisiz bir şekilde dinleyebilirsiniz.
Yapay zekâ gerçekten insanların işini elinden alacak mı?Bu videodaki konuğumuz için bu artık geleceğe yönelik bir tahmin değil. Çalıştığı şirkette yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesiyle departmanı kapatıldı ve işinden çıkarıldı. Ancak yapay zekâdan uzaklaşmak yerine bu dönüşümün üzerine gitti.Yalnızca iki aylık birikimi varken freelance çalışmaya başladı. Upwork üzerinden İngiltere, Almanya ve Amerika'dan müşteriler buldu. Kodsuz otomasyonlarla başlayan yolculuğu zamanla yapay zekâ ajanlarına, kendi şirketini kurmaya ve şirketindeki payını satmaya kadar ilerledi.Bu bölümde yapay zekânın iş dünyasını, girişimciliği, e-ticareti ve eğitim sistemini nasıl değiştireceğini konuşuyoruz.
Semerkant'tan sosyal düşüncenin tarihine bakarken, İbn Haldun'un yanına Bîrûnî'yi de yerleştirmek gerektiğini söylemiştik. Bîrûnî'nin başka bir toplumu kendi anlam dünyası içinden kavramaya çalışan yöntemiyle Weber'in anlamacı sosyolojisi arasında dikkat çekici bir yakınlık bulunduğuna da işaret etmiştik. Ancak bu yakınlığı bir etkilenme ilişkisi olarak değil, iki düşünürün farklı yüzyıllarda ulaştığı yöntemsel bir akrabalık olarak değerlendirmiştik.
Gerçekten biz çocuklarımıza yazık ediyoruz. Okumak istemeyeni veya kapasitesi sınırlı olanı zorla sınıfa hapsediyoruz. Bu gençler ise yetenekli olanları aşağı çekiyor ve eğitimin kalitesini düşürüyor. Zorunlu eğitimi her kademeye yaygınlaştırmak, pedagojik ilkelere ve eğitim biliminin gerçeklerine uygun bir yaklaşım değildir. Temel eğitimin bireyin biyolojik varlıktan sosyal ve bilinçli bir insan haline gelmesi için zorunlu olması, insan fıtratının bir gereğidir. Ancak bu zorunluluğun tüm eğitim basamaklarına aynen uygulanması, bireysel farklılıkları ve sosyolojik gerçeklikleri göz ardı etmek anlamına gelir. 12 yıl kesintisiz zorunlu eğitim devletin tüm çocukların zihinsel formasyonunda mutlak belirleyici olma iddiasının somut bir yansımasıdır. Oysa temel eğitim çocuğun asgari insani yeterlikleri kazanabilmesi açısından bir zorunluluk arz ederken, bu zorunluluğun tüm eğitim kademelerine aynen teşmil edilmesi, ebeveynlerin çocuklarını kendi dünya görüşü, değer sistemi ve hayat tasavvuru doğrultusunda yetiştirme hakkını ciddi şekilde sınırlamakta ve ihlal etmektedir. Türkiye'de mevcut zorunlu eğitim sistemi, tarihsel süreçte çeşitli yabancı fikir akımlarının (pozitivizm, materyalizm, Darwinizm) ve bu fikirlerin ülkemizdeki yansımalarını temsil eden ideolojik yaklaşımların etkisi altında şekillenmiştir. Bugün zorunlu eğitim süreçleri büyük ölçüde genç kuşakları hayata hazırlamakta yetersiz kalmakta, onlara gerçek bir meslekî yeterlik kazandırmak şöyle dursun, çoğu zaman üretkenlikten ve hayata etkin katılımdan uzaklaştıran bir oyalama işlevi görmektedir. İnsan fıtratında öğrenmeye yönelik doğuştan gelen bir merak ve öğrenme arzusu bulunmaktadır. Eğitime değil, tek tipleştirici zorunlu eğitime karşı duruyoruz. (Sefa Saygılı, Yeni Akit)
Hakan Taş, 15 Eylül 1966'da Erzincan'ın Kemah ilçesinde doğdu. Ailesi daha sonra Erzincan'dan İstanbul'a göç etti. Taş, 14 yaşındayken, 1980 yılında ailesiyle birlikte önce Münih'e yerleşti. Burada bir yıl yaşadıktan sonra ise bugüne dek evi olan Berlin'e taşındı. 2011 yılında Sol Parti'den ilk kez Berlin eyalet parlamentosuna seçilen Hakan Taş, eşcinsel kimliğini hiç gizlemedi. Göçmen kimliğine cinsel yönelimi de eklenince karşılaştığı ötekileştirmenin, maruz kaldığı tehdit ve hakaretlerin dozu da artmış oldu. Ancak ayrımcılıkla mücadele ve adalet arayışı, onun siyasete girmesinde önemli motivasyonu oldu. 2021 senesine kadar Berlin'de milletvekilliği yapan Hakan Taş ile Cosmo Türkçe'nin “Bizden biri” serisi için Adnan Ağaç konuştu. Von Adnan Ağaç und Serap Doğan.
Bu yılki olağan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, örgütün varoluş nedenleri, dünyanın karşı karşıya olduğu sorunlara çözüm üretme kabiliyeti ve bu çözümlerin uygulanmasındaki etkisinin tartışıldığı bir atmosferde gerçekleştirildi.
Hayatta bazı kararlar birkaç saniyede verilir. Ancak bazı kararlar geleceğimizi tamamen değiştirebilir. İş değiştirmek, şirket kurmak, yatırım yapmak, yeni bir şehre taşınmak veya önemli bir ilişki kararı... Bu tür durumlarda kararsız kalmak oldukça doğaldır. Asıl önemli olan ise doğru karar verme stratejilerini kullanabilmektir. Bu videoda zor kararlarla başa çıkmayı kolaylaştıracak bilimsel ve uygulanabilir yöntemleri adım adım öğreneceksiniz. Bu videoda öğrenecekleriniz: ✅ Neden kararsız kalıyoruz? ✅ Aşırı düşünme ve mükemmeliyetçiliğin zararları ✅ Kararsızlıktan kurtulmanın etkili yöntemleri ✅ Mantık mı, duygular mı, sezgiler mi? ✅ Büyük kararları küçük parçalara ayırma tekniği ✅ Karar verirken zaman sınırı koymanın önemi ✅ SWOT analizi ile riskleri değerlendirme ✅ B Planı ve C Planı oluşturmanın avantajları ✅ Belirsizlik ortamında daha güvenli karar verme yöntemleri Bu eğitim; yöneticiler, girişimciler, proje yöneticileri, yatırımcılar, öğrenciler ve hayatında daha bilinçli kararlar almak isteyen herkes için hazırlanmıştır.
İmâm-ı Sûsî, İmâm-ı Iyâşî ve İbnü'l-Meşrî (rahimehümullâh) gibi ulemânın beyânı vechile; bâzı meşâyih şu vasiyetlerde bulunmuşlardır: “İnsanlara eziyet etmekten, onlara zarar vermekten, ayıplarını ve avretlerini araştırmaktan uzak durun. Gerçekten kim bunlarla uğraşırsa ne dünyâda ne de âhirette felâh bulmaz. Özellikle şu sayacağımız işlerden uzak durmaya devâm edin. Zîrâ her kim bunlardan birine dahî düşerse, hiç şüphesiz Allâhü Teâlâ onu kâfir olarak öldürecektir: 1. Müslümanlara çokça eziyet etmek, 2. Çok zinâ yapıp tevbesiz ölmek, 3. Yalan yere velî olduğunu iddiâ etmek, 4. İzinsiz ve icâzetsiz şeyhlik makāmına geçmek, 5. Gıybet ve dedikoduya dalıp tevbesiz ölmek. İşte bu sayılanlardan birine bile devâm eden kişi, ne kadar sâlih amel yapsa da kâfir öleceği kesindir. Ancak her kim bu yaptıklarından tevbe eder de, ölünceye kadar tevbesinde sebât ederse ve bu günahlara ısrâr etmeksizin ölebilirse, o kişi îmânını kurtarabilir.” (Muhammed ibnü'l-Meşri‘ es-Sâihî, el-Câmi‘, s. 322) ÖLÜM MELEĞİNİN SURETİ Rivâyet edildiğine göre Hz. İbrahim ölüm meleğine fâcir bir kimsenin ruhunu aldığında üzerinde bulunduğun surette bana kendini gösterebilir misin?' diye sordu. Ölüm meleği ‘Bu durumda senin bana bakmaya gücün yetmez!' dedi. Hz. İbrahim (a.s.) ‘Gücüm yeter' dedi. Melek ‘O halde yüzünü çevir!' dedi. Bunun üzerine İbrahim (a.s.) yüzünü çevirince, simsiyah, saçları dik, kokusu müteaffin, elbiseleri simsiyah, ağız ve burun deliklerinden alevler ve duman çıkan bir kişi gördü. Bunun üzerine İbrahim (a.s.) düşüp bayıldı. Ayıldığında melek eski suretine dönmüştü. Bunun üzerine Hz. İbrahim (a.s.) ‘Ey ölüm meleği! Eğer ölüm anında fâcir kimseye, görünüşünden başka bir dehşet isabet etmese dahi bu ona kâfi gelir' dedi. (İmam Gazali, İhya-u Ulumiddin, s. 2661)
İbn Arabî ile İbn Teymiye'nin fikirlerini sentezlemek pek mümkün değildir. Ancak bazı âlimler her ikisinin fikirlerini hoşgörüyle hazmedebilmiş; sentezle değil ama eklektik bir yolla “selefî sûfilik” olarak adlandırıla-bilecek şekilde itikatta İbn Teymiye'nin, metafizik düşüncede İbn Arabî'nin yolunu benimsemiş ve her şeyden önemlisi, her ikisi hakkında saygılı bir dil kullanmayı başarmıştır.
Öyle rakamlar vardır ki, arkasındaki stratejik vizyonu doğru okumak gerekir. Ancak bu coğrafyada vizyoner adımların kaderi hiç değişmez: Önce “istemezükçüler”, ardından haksız ve abartılı karalamalar… İGA İstanbul Havalimanı için daha proje aşamasındayken, temel atma sırasında ve açıldığı ilk günden itibaren her tür tezvirat denendi…
Yakın geçmişte İbn Arabî'nin (k.s.) Fütûhât-ı Mekkiyye'sindeki göze ve görmeye dair sözlerinden bir kısmını, okurlarımızın kaynak ihtiyaçlarına bir katkı olarak nakletmiştik. Şimdi de onun “sûret, tasvir, tecellî ve ihtira” konularındaki sözlerinden yaptığımız bir seçmeyi -yine Ekrem Demirli tercümesine göre cilt ve sayfa belirterek- aynı maksatla iletelim ve bu sayede ola ki nefsimizin etkisiyle yapmış olabileceğimiz aşırı yorumlardan da Şeyhimizi korumuş olalım.
Sendikalar, çalışanların ekonomik ve sosyal haklarını korumak amacıyla kurulmuş demokratik kuruluşlardır. Ancak uygulamada demokratik kuralların ne kadar işlediği ise çok büyük tartışma konusudur. Bunun içindir ki sendikalarda ağalık sistemi olduğu yönünde eleştiriler de yapılmaktadır. On başlıkta ağırlık kazanan eleştirilere yer vermeye çalışacağız.
Zor insanlarla iletişim kurmak, iletişim becerilerimizin en fazla sınandığı alanlardan biridir. Sürekli eleştiren, pasif-agresif davranan, olumsuz düşünen veya uzlaşmaya yanaşmayan kişilerle karşılaştığımızda önemli olan tartışmayı kazanmak değil, iletişimi yönetebilmektir. Bu videoda zor insanlarla daha sağlıklı iletişim kurmanın, çatışmaları büyütmeden yönetmenin ve anlaşmazlıkları yapıcı çözümlere dönüştürmenin temel yöntemlerini ele alıyoruz. Videoda şu konuları öğreneceksiniz: • Zor insan tipleri nasıl tanınır? • Pasif-agresif kişilerle nasıl iletişim kurulur? • Sürekli olumsuz düşünen insanlara nasıl yaklaşılır? • Baskıcı ve uzlaşmaz kişilerle nasıl başa çıkılır? • Çatışma sırasında sakinlik nasıl korunur? • Tartışmayı kazanmak yerine çözüm nasıl bulunur? • Empati çatışma yönetiminde nasıl kullanılır? • Kazan-kazan yaklaşımı nasıl uygulanır? • Sorunları kişiselleştirmeden nasıl ele alabiliriz? • Eleştiri nasıl gelişim fırsatına dönüştürülür? • Yapıcı geri bildirim nasıl verilir? • Suçlayıcı dil yerine çözüm odaklı dil nasıl kullanılır? Her çatışma mutlaka olumsuz bir sonuç doğurmaz. Doğru yönetilen anlaşmazlıklar yeni fikirlerin ortaya çıkmasını, farklı bakış açılarının görülmesini ve ilişkilerin güçlenmesini sağlayabilir. Burada belirleyici olan çatışmanın varlığı değil, nasıl yönetildiğidir. Çatışma anında duyguların yükselmesi doğaldır. Ancak öfke, stres ve hayal kırıklığının davranışlarımızı yönetmesine izin verdiğimizde çözüm üretmek zorlaşır. Durmak, nefes almak, karşı tarafı anlamaya çalışmak ve kişilere değil probleme odaklanmak daha sağlıklı sonuçlar oluşturabilir. Eleştiriler de doğru değerlendirildiğinde önemli bir gelişim kaynağıdır. Her eleştiri doğru olmayabilir; ancak savunmaya geçmeden önce içindeki faydalı noktaları anlamaya çalışmak kişisel ve profesyonel gelişimi destekler. Etkili geri bildirim verirken kişiliğe değil, davranışa odaklanmak gerekir. “Sen sorumsuzsun” demek yerine, davranışın sonuçlarını somut biçimde ifade etmek iletişimi daha yapıcı hale getirir. Hayatınızda iletişim kurmakta zorlandığınız biri var mı? O kişiyi değiştirmeye çalışmak yerine kendi yaklaşımınızı değiştirmek sizce nasıl bir sonuç oluşturabilir? Görüşlerinizi yorumlarda paylaşabilirsiniz. Hayatta Başarılı Olmanın Formülü eğitim serisinin diğer videolarını izlemek ve yeni bölümlerden haberdar olmak için kanala abone olmayı unutmayın. 00:00 Zor İnsanlarla Doğru İletişim Kur, Çatışmaları Yönet! 01:04 Hangi Tür Zor İnsanlarla Karşılaşabiliriz? 01:57 Zor İnsanlarla Uyumlu İletişim Mümkün mü? 03:11 Çatışmalardan Kaçmak Yerine Çözüm Üret! 04:17 Herkesin Kazanabileceği Bir Çözüm Bul! 05:52 Sakin Kalarak Çatışmaları Yönet! 07:06 Eleştiriyi Fırsata Çevir! 07:56 Eleştirilerden Ders Al! 08:51 Doğru Geri Bildirim, Doğru Sonuçlar! 10:15 Zor İnsanlarla Doğru İletişim Kur, Çatışmaları Yönet! E-Kitap Satın Al: https://www.shopier.com/gokremtekir/48558601 Udemy: https://www.udemy.com/course/hayatta-basarili-olmanin-formulu/?referralCode=FADEDFFA690D42180B71 Danışmanlık Takvimim: calendar.app.google/aBzjeuTMpjjhBJqr6
İslam tarihinde, Müslümanların enerjisini gereksiz yere tüketen ve toplumları derin kamplaşmaya mahkûm etmesi sebebiyle “Keşke hiç olmasaydı!” dedirten olgulardan biri, “selefî-sufî-” çatışmasıdır. “Çatışma” kelimesini özellikle kullandım; zira “ihtilaf ve tartışma” gayet doğaldır. Ancak sorun, tartışmanın çatışmaya evrilmesidir. Çünkü tartışmada fikir ve delil, çatışmada ise tahkir ve tekfir vardır.
Bir annenin zihni ne zaman karanlığa teslim olur? Lindsay Clancy, dışarıdan bakıldığında sıradan bir hayat süren, üç çocuk annesi genç bir kadındı. Ancak 2023 yılının ocak ayında yaşanan korkunç olay, hem ailesinin hem de kamuoyunun hayatını sonsuza dek değiştirdi. Bu bölümde Lindsay Clancy dosyasını; annelik, doğum sonrası ruhsal hastalıklar ve geri dönüşü olmayan bir gecenin tüm çarpıcı detaylarını ele alıyoruz. Peki o gece gerçekten ne oldu?
Bir annenin zihni ne zaman karanlığa teslim olur? Lindsay Clancy, dışarıdan bakıldığında sıradan bir hayat süren, üç çocuk annesi genç bir kadındı. Ancak 2023 yılının ocak ayında yaşanan korkunç olay, hem ailesinin hem de kamuoyunun hayatını sonsuza dek değiştirdi. Bu bölümde Lindsay Clancy dosyasını; annelik, doğum sonrası ruhsal hastalıklar ve geri dönüşü olmayan bir gecenin tüm çarpıcı detaylarını ele alıyoruz. Peki o gece gerçekten ne oldu?
İletişim kurmak ile insanları gerçekten etkilemek aynı şey değildir. Her gün sayısız konuşma yapılıyor, mesaj gönderiliyor ve sunum gerçekleştiriliyor. Ancak bunların yalnızca küçük bir bölümü insanların zihninde kalıcı bir iz bırakıyor. Bu videoda etkili iletişim yoluyla insanların dikkatini çekmenin, güven oluşturmanın, hatırlanabilir olmanın ve insanları harekete geçirmenin temel yöntemlerini ele alıyoruz. Videoda şu konuları öğreneceksiniz: • İletişim ile etki yaratmak arasındaki fark • Konuşmaların neden hatırlanmadığı • İlk 30 saniyenin iletişim üzerindeki etkisi • Güçlü bir konuşmaya nasıl başlanır? • Hikâyelerle dikkat ve merak nasıl oluşturulur? • Empati ve aktif dinleme neden önemlidir? • Ses tonu, tempo ve duraklamalar nasıl kullanılmalıdır? • Beden diliyle güven nasıl oluşturulur? • Doğru kelimeler insanları nasıl etkiler? • Heyecan ve enerji karşı tarafa nasıl aktarılır? • Karizmatik konuşma becerileri nasıl geliştirilir? • İnsanlara ilham veren konuşmalar nasıl yapılır? İnsanlar yalnızca duydukları bilgileri değil, iletişim sırasında hissettikleri duyguları da hatırlarlar. Bu nedenle etkili iletişim, yalnızca doğru bilgi vermek değil; merak uyandırmak, güven oluşturmak, bağ kurmak ve duygu aktarabilmektir. Güçlü bir başlangıç, doğal göz teması, kendinden emin bir ses tonu ve anlaşılır kelimeler mesajın etkisini artırabilir. Hikâyeler, örnekler, sorular ve doğru zamanda kullanılan duraklamalar ise konuşmanın daha akılda kalıcı olmasını sağlar. İnsanları etkilemenin temelinde önce onları anlamak vardır. Empati kurmak, dikkatle dinlemek ve karşıdaki kişinin ihtiyaçlarını fark etmek güveni güçlendirir. İnsanlar kendilerini anlaşılmış hissettiklerinde mesajınıza daha açık hale gelirler. Etkili iletişim manipülasyon değildir. İnsanların düşüncelerinde, duygularında ve davranışlarında olumlu bir etki bırakabilmektir. Sizce insanlar sizi dinledikten sonra en çok neyi hatırlıyor: söylediklerinizi mi, onlara nasıl hissettirdiğinizi mi? Görüşlerinizi yorumlarda paylaşabilirsiniz. Hayatta Başarılı Olmanın Formülü eğitim serisinin diğer videolarını izlemek ve yeni bölümlerden haberdar olmak için kanala abone olmayı unutmayın. 00:00 Etkili İletişimle İnsanları Etkileme Sanatı 01:07 İletişiminiz Hatırlanabilir mi? 01:58 İlk 30 Saniye Her Şeyi Belirler! 03:07 Sadece Konuşmak Yetmez, Doğru Konuşmak Gerekir! 03:59 İnsanları Etkilemenin Sırları! 04:52 İnsanlar Önce Anlaşılmak İster! 06:13 Heyecanınızı Karşınızdaki Kişiye Geçirin! 07:41 Kelimenin Gücü! 08:32 Karizmatik Konuşmaların Sırrı! 09:28 Konuşmalarınız İlham Versin! 11:15 Etkili Konuş, İnsanları Etkile! E-Kitap Satın Al: https://www.shopier.com/gokremtekir/48558601 Udemy: https://www.udemy.com/course/hayatta-basarili-olmanin-formulu/?referralCode=FADEDFFA690D42180B71 Danışmanlık Takvimim: calendar.app.google/aBzjeuTMpjjhBJqr6
Aslında ABD Başkanı Trump'ın Mekke Savunma İttifakı'na ilk tepkisi pozitifti. Açıklamasında “Nihayet…” ve “Çok mutluyum” vurguları dikkat çekiyordu. Trump'ın bölgesel meselelere ilişkin gayri resmi sözcüsü Thomas Barrack da İttifak'ı olumlamıştı. Bu yüzden ABD'yi “İttifak'tan rahatsız olan ülkeler” listesine yazamazdık. Ancak geçtiğimiz günlerde üzerinde pek durulmayan önemli bir haber yayınlandı. Trump'ın İran savaşı sonrasına ilişkin bir çalışma yaptığı sızdırıldı. Hedef, ABD garantörlüğünde, İran'ı enterne edecek bölgesel bir uyum/hizalanma/eksen oluşturulmasıydı. ABD'nin kurgusu Mekke İttifakı'yla konuşur mu yoksa çelişir mi? Analiz edeceğiz ama önce elimizdeki verileri yeni bilgilerle harmanlayarak bir fotoğraf çekelim…
Aşırı sağcı, İslam ve göç karşıtı AfD Almanya'nın doğu eyaletlerinde zaten güçlüydü. Ancak yüzde 43,8'lik oy oranı son yılların rekoru. Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern'da 20 Eylül'de yapılacak seçimlerde de oylarını katlaması bekleniyor. Batıda da güçlenen AfD, bir sonraki genel seçimlerde iktidara gelmeyi hedefliyor. AfD'nin Saksonya-Anhalt zaferi neden sadece bir eyalet seçimi olarak görülmemeli? Bunun tüm Almanya ve Avrupa için sonuçları neler olabilir? Prof. Dr. Burak Çopur, WDR COSMO Türkçe için yorumladı. Mikrofonda Gökçe Göksu ve Serap Doğan var. Von Gökçe Göksu und Serap Doğan.
"Kolay da olsa zor da olsa sefere çıkın ve mallarınızla canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Bilirseniz, bu sizin kendi iyiliğinizedir." Tevbe 41Malınızla veya canınızla demiyor Allah. Ve canınızla diyor. Allah yoluna koşturmak sadece benim görevim değil zengin kardeşim. Sen de benimle beraber koşturacaksın. Hocaya zekatımı verdim, o savaşsın yok!Hz. Peygamber yaklaşık 30.000 kişilik bir orduyla hicretin 9. yılı Receb ayında (Ekim 630) bir perşembe günü Medine'nin kuzeybatı istikametinde, bugün Suudi Arabistan sınırları içinde ve Ürdün'ün güney sınırına yakın bir yerde bulunan Tebük'e doğru hareket etti. Bu onun büyük bir ordunun başında kumandan olarak katıldığı son seferdir.Tebük Seferi, iki taraf arasında fiili bir çatışma yaşanmadan ve kan dökülmeden zaferle sonuçlanmıştır. Müslüman ordusunun büyüklüğünü ve kararlılığını haber alan Bizans güçleri ve bölgedeki Hristiyan kabileler, savaşmaktan vazgeçip geri çekilmiş veya İslam devletine barış teklif etmiştir."Yani, 'Siz, ister cihad size ağır gelecek bir durumda, isterse hafif gelecek bir durumda, savaşa çıkınız' demektir.Hifaf ve Sikal Kelimelerinin Şerhi:Çoluk çocuğunuz az olduğu için, hafif olarak; çok olduğu için, ağır olarak.Hafif silahlarla; ağır silahlarla.Binekli olarak; yaya olarak.Gençler olarak; ihtiyarlar olarak.Zayıf olarak; şişman olarak.Sıhhatti olarak; hasta olarak.Bu hususta sahih olan, bütün bu bahsedilenlerin hepsinin bu ifadenin muhtevasına dahil olmasıdır. İmdi şayet, "Siz, bu emrin, bütün insanları, hatta hastaları ve acizleri de içine aldığını mı söylüyorsunuz?" denilirse biz deriz ki: Bu ifadenin zahiri bunu gerektirir.İbn Ümmi Mektûm'un, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'e: "Benim de savaşa çıkmam gerekir mi?" dediğinde, Hazret-i Peygamber'in de: "Sen ya hafifsin, ya da ağır, 'sakîl'sin..." dediği, bunun üzerine İbn Ümmî Mektûm'un, ailesine dönerek silahını kuşandığı ve Hazret-i Peygamber'in önünde denediği; bunun üzerine de Cenâb-ı Hakk'ın: "Âmâya göre bir hareç, darlık ve günah yok" (Nur, 61) ayetinin nazil olduğu rivayet edilmiştir.İbn Um Mektum Uhud günü şöyle demişti: "Ben, gözü görmeyen bir kimseyim. O bakımdan sancağı bana teslim ediniz. Çünkü sancağı taşıyan geri dönecek ve kaçacak olursa ordu da bozguna uğrar. Ben ise kimin kılıcıyla üzerime geldiğinin farkına varamam. O bakımdan da yerimden ayrılmam." Ancak, önce de Âl-i İmrân Sûresi'nde (3/152. âyetin tefsirinde) geçtiği üzere müslümanların sancağını o gün Mus'ab b. Umeyr almıştı."Said İbn'l-Müseyyeb, bir gözü görmediği halde savaşa çıkmıştı. Ona: "Sen, hastasın; senin sıkıntın var" denilince o: "Allah, hafif olanın da, ağır olanın da savaşa çıkmasını emretmiştir. Şayet ben savaşamıyorsam, hiç olmazsa kalabalığı artırırım ve eşyaları korurum" dedi.Ebû Talha, Tevbe Sûresi'ni okumaya başlamış ve şu: "Ağırlıklı ve ağırlıksız olarak Savaşı çıkın" âyetine gelince, ey oğullarım, demiş. Haydi beni Savaşa çıkmak üzere donatın, beni donatın, demiş. Oğulları ona: Allah sana merhamet ihsan etsin. Sen Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte vefat edinceye kadar gazada bulundun. Ebû Bekir ile vefat edinceye kadar, Ömer'le de vefat edinceye kadar gazada bulundun. Senin yerine biz gazaya gideriz, dedyseler de o: Hayır beni donatınız, demişti. Bunun üzerine bir deniz Savaşına katıldı ve denizde öldü. Kendisini gömecekleri bir adaya ancak yedi gün sonra ulaşabildiler. Onu orada defnettiler. Cesedinde hiçbir değişiklik olmamıştı."Ebû Eyyüb el-Ensarî, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'le birlikte Bedir'de bulundu ve müslümanların savaşlarının hiçbirinden geri kalmadı. Zira o, şöyle derdi: "Allah, 'Sizler gerek hafif, gerek ağırlıklı olarak elbirlik savaşa çıkın' buyurmuştur... Binâenaleyh ben kendimi, ya hafif ya da ağır, 'sakil' olarak hissediyorum."Daha sonra Cenab-ı Hakk, "Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla cihâd edin" buyurmuştur.Cihâdın, tek başına kaldığı ve gücü de yettiği zaman, can ile yapılması vacib olur.
Başarı yalnızca bilgi, yetenek ve disiplinle şekillenmez. Çevremizdeki insanlar da düşüncelerimizi, alışkanlıklarımızı, kararlarımızı ve hedeflerimizi önemli ölçüde etkiler. Bu videoda güçlü bir sosyal ağ ve destekleyici bir çevre oluşturmanın başarı üzerindeki etkisini ele alıyoruz. Doğru insanlarla bağ kurmanın, mentor ve rol modellerden öğrenmenin, profesyonel ilişkileri geliştirmenin ve networking becerilerini etkili kullanmanın yollarını inceliyoruz. Videoda şu konuları öğreneceksiniz: • Sosyal çevre başarıyı nasıl etkiler? • Doğru insanlarla zaman geçirmek neden önemlidir? • Mentorlar ve rol modeller gelişimi nasıl hızlandırır? • Yeni insanlarla anlamlı bağlar nasıl kurulur? • Networking nasıl yapılır? • Profesyonel etkinliklerden nasıl yararlanılır? • Bağlantılar nasıl sürdürülebilir ilişkilere dönüştürülür? • Kendinizi ve ürettiğiniz değeri nasıl anlatabilirsiniz? • LinkedIn üzerinden profesyonel ağ nasıl geliştirilir? • İlk izlenim ve güven neden önemlidir? • Küçük detaylar ilişkileri nasıl güçlendirir? • Samimi ve karşılıklı değer üreten ilişkiler nasıl kurulur? Networking yalnızca çok sayıda insan tanımak veya kartvizit toplamak değildir. Gerçek networking; güven oluşturmak, iletişimde kalmak, karşılıklı katkı sunmak ve uzun vadeli ilişkiler geliştirmektir. Profesyonel etkinlikler, konferanslar, eğitim programları, sektörel topluluklar ve dijital platformlar yeni bağlantılar kurmak için önemli fırsatlar sunar. Ancak güçlü bir ağ oluşturmak için yalnızca görünür olmak yeterli değildir. İnsanları dinlemek, ilgi göstermek, katkı sağlamak ve iletişimi sürdürmek gerekir. İlişkilerde güven, samimiyet ve tutarlılık büyük önem taşır. İnsanların adlarını, daha önce konuştuklarınızı veya önem verdikleri ayrıntıları hatırlamak küçük bir davranış gibi görünse de güçlü bir bağ oluşturabilir. Bugün hayatınızda size ilham veren kaç kişi var? Siz kaç kişinin gelişimine katkı sağlıyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlarda paylaşabilirsiniz. Hayatta Başarılı Olmanın Formülü eğitim serisinin diğer videolarını izlemek ve yeni bölümlerden haberdar olmak için kanala abone olmayı unutmayın. 00:00 Güçlü Bir Sosyal Ağ ve Çevre Oluşturma 00:55 Kiminle Zaman Geçirdiğin Önemlidir 01:45 İlham Veren İnsanlarla Büyüyün! 02:43 İnsanlarla Nasıl Bağ Kurarsınız 04:54 İletişim Kapılarını Aç 06:00 Bağlantılarınızı Güçlendirin 07:05 Profesyonel Ağınızı Dijitalde Güçlendirin 09:04 İlk İzlenim ve Güvenin Önemi 11:52 İnsanlar Kendilerine Samimi Davrananı Severler 12:53 Küçük Detaylar Büyü Fark Yaratır 13:30 Güçlü Bir Sosyal Ağ, Başarıyı Getirir E-Kitap Satın Al: https://www.shopier.com/gokremtekir/48558601 Udemy: https://www.udemy.com/course/hayatta-basarili-olmanin-formulu/?referralCode=FADEDFFA690D42180B71 Danışmanlık Takvimim: calendar.app.google/aBzjeuTMpjjhBJqr6
Cenaze namazı ittifakla farz-ı kifâyedir. Müslümanların bir kısmının kılmasıyla diğerlerinden bu sorumluluk düşer. Cenaze namazının meşru olduğuna dair kat'i icma vardır. Buna göre onu inkâr eden kâfir olacaktır. Zira icmâ'ı inkâr etmiştir. Defni, yıkanması ve teçhizi de farz-ı kifâyedir. Bazı kitaplarda vacibtir dense de bundan maksat farz-ı kifâyedir. Cenaze namazının sünnet olduğunu söyleyenlerin sözünü, sünnetle sabittir şeklinde tevil etmek mümkündür. Vasile b. Eska (r.a.)'den Peygamber (s.a.v.) Efendimiz'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Her ölen üzerine namaz kılınız ve her emirle berâber cihad ediniz." (İbn-i Mace) Peygamber (s.a.v.) Efendimiz ve Ashâbı (r.a.e.) bu namaza devam etmişlerdir. O dönemden bu güne kadar da ümmet her ölen müslümanın cenaze namazını kılmıştır. Bu da cenaze namazının farz olduğuna delildir. Şu kadar var ki, ölen bir Müslümanın cenaze namazını her müslümanın kılması mümkün değildir. Bu itibarla cenaze namatzı farz-ı kifâyedir. Müslümanlardan bir kısmının kılmasıyla diğerlerinden bu sorumluluk düşer. Doğduktan sonra ölen her müslümanın cenaze namazı kılınır. Ölenin küçük, büyük, erkek, kadın, hür veya köle olması fark etmez. Ancak İslâm devletine başkaldırıp silahlı mücadeleye girenler, yol kesenler ve bunların konumunda sayılan kimselerin cenaze namazları kılınmaz. Ölü olarak doğanın cenaze namazı kılınmaz. Bir çocuk doğum esnasında ölürse bakılır. Bedeninin çoğu dışarı çıktıktan sonra ölmüşse namazı kılınır. Azı çıktıktan sonra ölürse kılınmaz. Yarısı çıktıktan sonra ölürse, bedenin yarısının var olması durumunda cenaze namazı kılınır hükmüne kıyâsla bu çocuğun da cenaze namazı kılınır. (Suâlli Cevaplı İslâm Fıkhı, c.3, s.156-158)
2019'da, bu podcast'in ikinci bölümünde bir tahmin yapmışım. Yedi yıl sonra o tahminin yanlış olduğunu, kendi sesimden dinleyeceksiniz.100. bölümdeyiz ve bu bölümde başarı hikayesi yok. 100 bölümde öğrendiğim dokuz şey var: beşi hala ayakta duruyor, dördü açık açık yanlış çıktı. Yanıldığım o dördünü kendi arşivimden, yedi yıl önce kurduğum kendi cümlelerimle önünüze koyuyorum. Çünkü sektörde herkes tuttuğu tahmini anlatıyor, tutmayanı kimse anlatmıyor. Halbuki para tam olarak orada kaybediliyor.Bu bölümde ayrıca podcast'in adının neden değiştiğini ve bundan sonra ne olacağını anlatıyorum.BÖLÜMLER00:00 Açılış: yedi yıl önce kurduğum cümle01:53 Bu podcast aslında kaç yaşında05:02 1. Yanıldım: doğru trend, yanlış oyuncu08:29 2. Tuttu: AI optimizasyonu insanı geçti11:47 3. Yanıldım: metaverse mağazaları14:24 4. Tuttu: TikTok'u ciddiye alın17:17 5. Yanıldım: üçüncü parti çerezler20:24 6. Tuttu: WhatsApp reklam alacak23:09 7. Yanıldım: AR ve VR pazarlaması26:11 8. Tuttu: uydu interneti28:52 9. Tuttu: sistem kuran kazanır32:07 Dokuz dersin ortak paydası34:02 Podcast'in adı neden değişiyor37:02 Bundan sonra ne olacak39:40 Kapanış: sıra sizdeBU BÖLÜMDEKİ DOKUZ KURAL1. Bir trendi doğru görmek, o trendden kimin kazanacağını bilmek değildir. Yeni ihtiyacı, dağıtım kanalını elinde tutan karşılar.2. Yeni bir teknolojiyi bugünkü sonucuna göre değil, iyileşme hızına göre değerlendirin.3. Bir teknolojinin adının konuşuluyor olması onun yaşadığı anlamına gelmez. Para akıyor mu, kullanıcı artıyor mu, geri geliyor mu?4. Platform takip etmeyin, davranış takip edin. Platformlar ölür, davranış kalır.5. Herkesin bildiği şey, en son kontrol edilen şeydir. En tehlikeli bilgi yanlış bilgi değil, eskimiş bilgidir.6. Ürün yol değiştirir, gelir modeli değiştirmez. Ücretsiz aracın sahibinin nasıl para kazandığına bakın.7. Yeni teknoloji, eskisinin yeterince iyi olduğu yerde kazanamaz. Ancak eskisinin acıttığı yerde kazanır.8. Teknoloji tahmininde yön bellidir, takvim değildir. Yapay zeka meslekleri bitirmiyor, küçültüyor.9. Artık en iyi işi yapan değil, o işi yapan sistemi kuran kazanıyor.BÖLÜMDE GEÇEN ARŞİV KAYITLARI2. bölüm (2019) AdBlocker, 7. bölüm (Şubat 2020) yapay zeka optimizasyonu, 9. bölüm (2020) uydu interneti, 15. bölüm (Kasım 2023) TikTok ve WhatsApp, 33. bölüm (Mart 2025) metaverse, 36. bölüm (Mart 2025) yapay zeka ajanları, 56. bölüm (Eylül 2025) üçüncü parti çerezler, 72. bölüm (Ocak 2026) sistem kuranlar, 74. bölüm (Ocak 2026) AR ve VR.KİMLER İÇİNE-ticaret ve marka sahipleri, ajans ve pazarlama ekipleri, yapay zeka araçlarını işine katmaya çalışan herkes.Instagram: https://www.instagram.com/faruktoprakx/LinkedIn: https://www.linkedin.com/in/faruk-toprak-05767164/Web: https://faruktoprak.com/Beğendiyseniz takip edin ve bildirimleri açın. Sizin de yıllardır doğru sandığınız ama çoktan değişmiş bir bilginiz var mı? Bana yazın.
İslam'da kadının konumuyla ilgili olarak çağımızda en çok tartışılan konu, kadının örtünme meselesidir. Kur'an'da "Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarıya çıkacakları zaman) baş örtülerini üstlerine almalarını söyle. Onların tanınmaması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allâh bağışlayan ve , esirgeyendir." (Ahzab s. 59) buyurulmuştur. Gerek bu ve gerek benzeri ayetler ifade tarz ve üslubu gerekse Hz. Peygamber zamanında uygulamalar, kadınların örtünmesinin, tavsiye kabilinden veya örf, adete veya sosyal kültürel şartlara bağlı ahlaki çerçevede bir hüküm olmaktan öte dini ve bağlayıcılığı bir hüküm olduğunu göstermektedir. Çağımıza kadar bütün islam bilginlerinin anlaşıp ve asırlar boyu islam ümmetinin uygulaması da bu yönde olmuştur. Örtünme konusunda kadınlara ayrı bir sorumluluk yüklendiği ortadadır. Bu kadını koruma, yüceltme ve ona toplumda saygın bir yer kazandırma çabasının bir parçası olarak değerlendirilmelidir. Utanma ve örtünme, canlılar içinde sadece insana has bir özelliktir.İslam alimlerinde ortak görüş, kadınların el, yüz ve ayak hariç örtünmeleri gerektiği üzerindedir. Ancak örtünmenin renk, üslup ve şeklinin toplumların gelenek, zevk ve imkânlar ile bağlantılı olacağı, bu sebeple de bölge ve devirlere göre farklılık gösterebileceği açıktır. Hz. Aişe (r.a.) hicab ayet-i geldikten sonra müslüman hanımların durumunu şöyle anlatır: "Vallâhi ben Allâh'ın (c.c) kitabını tasdik, Onun indirdiğine iman açsından ensar kadınlarından daha faziletlisini görmedim. Hanımların hepsi Allâh (c.c)'ın emrine uyarak yünden ve pamuktan yapılmış örtülerine büründüler." (Derleme)
Yıllar önce gündeme gelen ama daha sonra da unutulan kamu personel reformunun yapılması kaçınılmazdır. Ancak herkesin ve her kesimin reform anlayışı farklı olduğu için reform yapılması zorlaşmaktadır.
Amanda Williams, Cleveland'da sıfırdan kurduğu lüks güzellik salonuyla etrafına neşe saçan, güçlü ve bağımsız bir kadındı. Ancak dışarıdan kusursuz görünen bu hayatın kapıları ardında, karanlık bir kabusun içine hapsolmuştu. Nişanlısı Tirrell Edwards, Amanda'nın kendisine bıçakla saldırdığını ve onu durdurmak için "meşru müdafaa" hakkını kullandığını iddia ediyordu.Peki ama o gece, katilin çektiği iki video arasındaki o sır dolu altı dakikalık karanlık boşlukta gerçekten ne olmuştu? (00:00) : Giriş (01:31) : Amanda Williams'ın Dünyası (05:15) : Maskelenen Şiddet (07:24) : İplerin Koptuğu Gün (14:46) : Mahkeme Kararı ve Adalet (20:35) : Kapanış Sunucu: Sezgi Aksu Yapımcı: Podbee Media Bu bölüm reklam ve sponsorluk içerebilir.
FIFA, Dünya Kupası hisselerini satma planından neden vazgeçti? UEFA, FIFA'yı boykot mu ediyor? UEFA'nın başlattığı isyan Gianni Infantino'nun başkanlığını tehlikeye atabilir mi?FIFA, altı futbol konfederasyonundan üçünün şiddetli muhalefetinin ardından Infantino'nun FFE planını rafa kaldırdı. Avrupa futbolunun yönetim organı UEFA, muhalefetin liderliğini yaptı. UEFA, FIFA'yı futbolun “ruhunu” satılığa çıkarmakla suçladı ve FIFA yönetiminin güvenini yitirdiğini belirterek boykot tehdidinde bulundu.FIFA'nın planı rafa kaldırılmış olabilir. Ancak bu planın tetiklediği tartışma — futbolu kimin kontrol ettiği, kimin bundan kâr elde ettiği ve FIFA'nın nihayetinde kime hizmet ettiği konusundaki tartışma — futbol dünyasını Gianni Infantino'nun geleceğinin ne olacağı konusunda merak içinde bıraktı.Podcastlarımızı dinlemek ve bizi takip etmek için: https://podfollow.com/sbs-turkishSBS Türkçeyi Salı hariç hafta içi her gün dinleyebilirsiniz. Bizi ayrıca Facebook'tan takip edebilirsiniz.
Utah'ın milyon dolarlık malikanelerinden birinde yaşayan kıdemli asker Matthew Johnson, 23 Eylül günü aniden sırra kadem bastı. Eşi Jennifer, gece yarısı yaşanan şiddetli bir tartışmanın ardından kocasının öfkeyle kapıyı çarpıp gittiğini iddia ediyordu. Ancak mülkün kör noktasına özenle gizlenmiş bir kamyonet ve paramparça edilmiş bir cep telefonu, polislere çok daha karanlık bir hikaye fısıldıyordu. Bu bölümde: (01:53) Bir Kayboluşun Hikayesi (06:15) Parçalanmış Telefon ve Çöken Hikaye (08:16) Sorgu Odasındaki Gizli Tanık (11:09) UV Işıkları ve Çamaşır Suyu (15:45) Kilitli Kapıların Ardında Kalanlar Sunan: Sezgi Aksu Yapımcı: Podbee Media Bu bölüm reklam ve sponsorluk içerebilir.
Hafta içi Salı hariç her gün Avustralya doğu kıyıları saati ile 14:00 ile 15:00 arasında yayınlanan SBS Türkçe radyo programını artık reklamsız, müziksiz ve kesintisiz bir şekilde dinleyebilirsiniz.
28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İran'a yönelik eş zamanlı saldırılarıyla küresel dikkatler Hürmüz Boğazı'na kilitlenmişken, İsrail stratejik bir hamleyle namlusunu Lübnan'a çevirdi. Son iki ayda düzenlenen yüzlerce hava saldırısı, binlerce can kaybı ve 1 milyondan fazla insanın yerinden edilmesi, 2024 yılında imzalanan Hizbullah-İsrail ateşkesinin resmen tarihe karıştığını gösteriyor. Ancak bu kez karşımızda sadece Hizbullah'ın gücünü sınırlamaya yönelik geçici bir askeri operasyon yok; İsrail, Gazze'de uyguladığı sivil-askeri hedef gözetmeyen ve bölgeyi insansızlaştırmayı amaçlayan yıkım modelini Güney Lübnan'a taşıyor. 2024'teki pager (çağrı cihazı) saldırıları ve lider kadrosunun tasfiyesinden bu yana askeri ve siyasi olarak ciddi kan kaybeden Hizbullah, bugün tarihinin en varoluşsal krizlerinden birini yaşıyor.Kitapyurdu'nun katkılarıyla hazırladığımız bu videoda, Orta Doğu'nun bu yeni ve en kritik cephesindeki strateji değişimini tüm boyutlarıyla masaya yatırıyoruz. İsrail'in asıl hedefinin, sınırın 30 kilometre kuzeyindeki Litani Nehri'ni doğal bir sınır kılan fiili bir tampon bölge oluşturmak ve hatta geçmişteki David Ben-Gurion vizyonuna dayanarak burayı yerleşimciler eliyle kalıcı bir işgal alanına dönüştürmek olduğunu görüyoruz. Lübnan hükümetinin kendi içindeki çok parçalı siyasi yapısı ve ordu ile Hizbullah arasında bir iç savaşı tetikleme korkusu, ülkeyi bu işgal karşısında tamamen kırılgan bırakıyor. Videomuzda, "Hizbullah'ın askeri kanadının tamamen tasfiyesi mümkün mü?", "Litani Nehri hem su kaynakları hem de jeopolitik açıdan neden kritik?" ve "Mayıs 2026 itibarıyla süren ateşkes görüşmeleri neden kalıcı bir barış vaat etmiyor?" sorularına yanıt ararken, Orta Doğu'nun yeniden çizilen haritasının perde arkasını aralıyoruz.Kaynaklar:Mustafa Talha Cabadak - Röportaj https://www.foreignaffairs.com/middle...https://www.timesofisrael.com/smotric...https://mondoweiss.net/2026/04/israel...https://understandingwar.org/research...https://www.newarab.com/news/israel-s...https://responsiblestatecraft.org/isr...https://carnegieendowment.org/middle-...https://www.nytimes.com/interactive/2...https://www.csis.org/analysis/what-is...https://www.chathamhouse.org/events/a...https://www.palestine-studies.org/en/...https://www.jstor.org/stable/826169https://mondoweiss.net/2026/04/israel...https://www.aa.com.tr/en/middle-east/...
Victoria'daki İşçi Partisi birkaç gün içinde hem liderini hem de eyaletin başbakanını değiştirdi. Partisinin parlamentodaki grubunun desteğini kaybeden Jacinta Allan biraz dirense de istifa etmek zorunda kalırken, son dönemde Allan'a olan sadakatini sürekli seslendiren yardımcısı Ben Carroll yerine geçti. Ulaştırma Bakanı Gabrielle Williams, Kasım ayında yapılacak eyalet seçimleri öncesinde Carroll'ın yardımcılığını üstlenecek.ÖNE ÇIKANLARDün Victoria eyaleti başbakanı olarak görevinden istifa eden Jacinta Allan'ın yerine yardımcısı Ben Carroll geçti. Allan, başlangıçta en üst makamı korumak için mücadele edeceğine söz vermiş ancak dün düzenlenen İşçi Partisi'nin parlamento grup toplantısından yarım saat kadar önce kararını açıkladı.Salı günkü parti grubu toplantısında, adalet bakanı Sonya Kilkenny, beklenmedik bir şekilde toplantıda adaylığını koydu. Bu durum, iki adayın sıradan üyelerin oyları için rekabet etmek zorunda kalacağı, haftalarca sürecek bir kampanya riskini ortaya çıkardı. Ancak sonra Ben Carroll rakipsiz başbakan olarak sçeildi.Jacinta Allan, parlamentoda Bendigo East'i temsil ediyor. 1999 yılından bu yana bu bölge seçmenlerini temsil eden Allan, İşçi Partisi'nde yükselişe geçerek çeşitli bakanlık görevlerinde bulunmuş ve daha sonra Daniel Andrews'un altında başbakan yardımcısı olmuştu. Ayrıca, son aylarda popülaritesinin düşmesine neden olan yolsuzluk iddialarıyla gölgelenen İşçi Partisi'nin “Büyük İnşaat” Big Build programını da savundu.Podcastlarımızı dinlemek ve bizi takip etmek için: https://podfollow.com/sbs-turkishSBS Türkçeyi Salı hariç hafta içi her gün dinleyebilirsiniz. Bizi ayrıca Facebook'tan takip edebilirsiniz.
Kıbrıs Sorunu, sadece iki toplumun değil, aynı zamanda birçok devletin ve uluslararası kuruluşun dahil olduğu karmaşık bir siyasi mesele olarak güncelliğini korumaya devam ediyor. Bu videomuzda, Kıbrıs meselesinin tarihsel kökenlerine inerek, Osmanlı'dan günümüze kadar gelen süreci detaylı bir şekilde analiz ediyoruz. 1878'de İngiliz yönetimine devredilen ada, 1960 yılında bağımsızlığını kazanarak Kıbrıs Cumhuriyeti'ni kurdu. Ancak bu cumhuriyetin uzun ömürlü olamaması, iki toplumlu yapının çatışmalara sahne olmasıyla şekillendi.1963'te başlayan toplumlar arası çatışmalar ve ardından gelen 1974 Türk askeri müdahalesi, adada fiilen ikiye bölünmüş bir yapının oluşmasına yol açtı. Bu gelişmeler yalnızca Türkiye ve Yunanistan arasında değil, NATO, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği gibi uluslararası aktörler arasında da tartışmalara neden oldu. Birleşmiş Milletler'in Kıbrıs'ta yürüttüğü barış çabaları, Annan Planı ve Crans-Montana görüşmeleri gibi önemli uluslararası girişimleri de krizin çözülmesi için yeterli olmadı.Güney Kıbrıs'ın AB üyeliğinin Türk tarafı üzerindeki etkileri ne oldu? Doğu Akdeniz'deki enerji politikaları Kıbrıs sorununa nasıl yeni bir boyut kattı? Sorunun 50 yıldır çözülememesinin sebebi ne? Tüm bu sorulara Abdulvahit Gezer cevap veriyor.Okuma Önerileri:Cumhuriyet'in Dış Politikası, Hazal Papuççular: https://www.kitapyurdu.com/kitap/cumh...Belgelerle Kuzey Kıbrıs, Yeşim Örek: https://www.kitapyurdu.com/kitap/belg...The Cyprus Problem: What Everyone Needs to Know, James Ker-Lindsayhttps://www.crisisgroup.org/europe-ce...
27 Temmuz'da Avustralya'daki tüm cep telefonlarında yüksek sesli bir alarm çalmaya başlayacak. Bu, doğal afetler, kamu güvenliği tehditleri ve biyogüvenlik olayları dahil olmak üzere bölgedeki acil durumlar hakkında halkı bilgilendirecek olan yeni AusAlert sistemi denemesinin bir parçası. Ancak bu alarmın, telefonlarını gizleyen aile içi şiddet mağdurlarını tehlikeye atabileceğine dair endişeler var.ÖNE ÇIKANLARGöçmen Kadınlar Sesini Yükselt Derneği, 40 yılı aşkın bir süredir aile içi şiddete maruz kalan göçmen kadınlara destek veriyor. Derneğin başkanı Maria Kissouri, bu sesin aile içi şiddet mağdurlarının gizledikleri telefonların yerini ortaya çıkaracağından endişe duyuyor.27 Temmuz Pazartesi günü saat 14:00'da ulusal çapta bir test yapılacak ve bu sesin duyulmaması zor olacak.Podcastlarımızı dinlemek ve bizi takip etmek için: https://podfollow.com/sbs-turkishAusAlert kapsamında iki tür uyarı olacak: Öncelikli ve Kritik. Ingilizce olarak Priority ve CriticalÖncelikli Uyarılar, telefon "Rahatsız Etmeyin" veya "Sessiz" modundaysa çalmayacak; bunun yerine, yüksek düzeyde bir tehdit olduğunda ve koşulların değişmekte olduğu durumlarda kullanılacak.Bu, bir nevi "gözlemle ve harekete geç" mesajına benziyor.LISTEN TO Aile içi şiddetten kaçmak isteyen göçmen kadınların durumu daha zorSBS Turkish06:50TurkishAyrıca, cep telefonu ayarlarınızdan bu uyarıları devre dışı bırakabilirsiniz.Bir sonraki seviye ise Kritik Uyarı; bu uyarı, tehlikede olabileceğiniz ve acil eylem gerektiren durumlarda çalacak. Ulusal testte kullanılacak olan bu uyarı ve telefonunuzun bu uyarıyı vermesini engellemek daha zor.İçerdiği mesajın önemi nedeniyle, bu uyarı “Rahatsız Etmeyin” ayarlarını ve Sessiz Modu geçersiz kılıyor. Bu uyarıyı engellemenin tek yolu telefonunuzu kapatmak.
48 takımlı genişletilmiş format turnuvayı daha çekici kıldı mı? VAR oyunu iyileştirdi mi? Ve bu Dünya Kupası'na geriye dönüp baktığınızda... en çok neyi hatırlayacaksınız?ÖNE ÇIKANLARAltı hafta, 104 maç. Sayısız unutulmaz an. İnanılmaz sürpriz galibiyetler ve muhteşem goller. VAR, su molaları ve turnuvanın 48 takıma genişletilmesinin doğru bir karar olup olmadığına dair hararetli tartışmalar. Kutlanacak çok şey vardı, tartışılacak da.Genişletilen turnuva, Yeşil Burun Adaları ve Curaçao gibi daha küçük futbol ülkelerine de parlama şansı verdi. Takımlar tarih yazdı, bu turnuvada yerlerini hak ettiklerini kanıtladılar ve bu süreçte pek çok yeni taraftar kazandılar. Bir de taraftarları koltuklarının ucunda tutan anlar vardı. Ancak 2030 Dünya Kupası'nın 64 takıma çıkarılma teklifi şimdiden büyük tepki çekti.2026 Dünya Kupası bir de FIFA ile UEFA arasında iplerin kopma noktasına kadar getiren gelişmelere tanık oldu. Turnuva başlamadan önce bile, UEFA Başkanı Aleksander Ceferin, turnuvanın 48 takıma genişletilmesinin rekabeti artırıp artırmayacağını sorgulamıştı. Sonra Dünya Kupası finalini boykot etti.SBS, 1986'dan bu yana, yani kırk yıldır Avustralya'da Dünya Kupası maçlarını yayınlıyor.2026 FIFA Dünya Kupası™'nın 104 maçının tamamını SBS On Demand'de canlı ve ücretsiz olarak izleyin; turnuva boyunca maçların tam tekrarları, mini maçlar ve özetler de sunulacaktır. https://www.sbs.com.au/ondemand/fifa-world-cup-2026Beautiful Game ChangersSBS Audio'nun Beautiful Game Changers video serisinde, futbol aracılığıyla sosyal uyumu teşvik eden Avustrlaya yerlisi kahramanları kutlayın. Beautiful Game Changers portalında ve On Demand'de 12 hikâyenin tamamını şimdi izleyebilirsiniz.Words We UseWords We Use platformunda yaklaşık 25 dilde iki dilli versiyonları bulunan bu altı bölümlük sesli diziyle, saha içinde ve dışında kullanılan futbol terimlerini öğrenebilirsiniz.Route 26Olağanüstü futbol severlerin kişisel yolculuklarını ve hayatlarını şekillendiren Dünya Kupası anlarını keşfeden bir podcast olan Route 26 ile 2026 FIFA Dünya Kupası™'na giden yola katılın. Şu anda SBS Audio platformunda mevcut.SBS Türkçeyi Salı hariç hafta içi her gün dinleyebilirsiniz. Bizi ayrıca Facebook'tan takip edebilirsiniz
Mükemmeliyetçilik, kendimizi çok yüksek ve çoğu zaman da gerçekçi olmayan standartlara göre değerlendirme deneyimidir. Hatalarla aşırı özdeşleşme ve başarısızlıkları büyütme eğiliminde oluruz. Aynı zamanda güçlü yönlerimizi ve başarılarımızı görmekte zorlanabiliriz. Mükemmeliyetçilik bazen gelişime katkı sağlayabilir. Ancak aynı zamanda bizi yorabilir ve ne yaparsak yapalım asla yeterli olmayacakmış gibi hissettirebilir. Dahası ilişkilerimize de yansır ve sevdiklerimizden de mükemmeli bekleriz. Kusursuzluk talep eden iç ses…Hata yapma korkusu…Değerimizin başarıya bağlı olduğu inancı… bunlar mükemmelliyeçinin zihinsel kalıplarıdır….Bu meditasyon mükemmeliyetçilik eğilimiyle başa çıkmanıza destek olmak için hazırlanmıştır. Umarım işinize yarar
Hafta sonunda oynanan maçlardan sonra FIFA 2026 Dünya Kupası yarı finallerinde hangi takımların oynayacağını biliyoruz. Turnuvayı renklendiren Vikingler ve Afrika'nın şampiyonları evlerine dönüyor.ÖNE ÇIKANLARCumartesi sabahı ise Belçika-İspanya maçı için erken kalktık. Fabián Ruiz İspanyayı otuzuncu dakikada öne geçirdi. Ancak daha ilk yarı bitmeden Belçika Charles De Ketelaere'nın golüyle skoru eşitledi. İkinci yarı golsüz bitip uzatmalara doğru gidecek gibi görünürken bir önceki turda Portekiz karşısında da kahraman olan yedek oyuncu Mikel Merino 86. dakikada oyuna girdi... ve iki dakika sonra gol attı.İngiltere turnuvanın belki de en renkli takımı Norveç'le karşılaştı. İngiltere, Jude Bellingham'ın bir kez daha sergilediği olağanüstü performansın ilhamıyla Miami'de Norveç'i uzatmalarda 2-1 yenerek Dünya Kupası hayallerini sürdürdü. Andreas Schjelderup'un golü İngiltere'yi şoke etse de Bellingham, ilk yarının uzatma dakikalarında skoru eşitledi. Sonra da 90 artı 3'te, uzatmaların başında kaleci Ørjan Nyland'ın kurtarışına en hızlı tepkiyi vererek galibiyet golünü attı. Maç tartışmalı bir şekilde sona erdi; Norveç, İngiltere'nin beraberlik golünden önce topun havadaki kamera kablosuna çarptığını iddia etti. Ancak FIFA, top izleme verilerinin herhangi bir temas kanıtı göstermediğini açıkladı.Günün diğer çeyrek finalinde ise Arjantin, Kansas City'de uzatmalarda İsviçre'yi 3-1 mağlup ederek yarı finale yükseldi. Alexis Mac Allister, Katarda şampiyon olan Arjantin'i onuncu dakikada öne geçirdi. İsviçre ise 67'nci dakikada beraberliği sağlayan golü attı. Ancak golden birkaç dakika sonra VAR incelemesinin ardından Breel Embolo kırmızı kart gördü. VAR incelemesi faul kararını bozup Arjantinli oyuncu karşısında Embolo'nun kandırmaya yönelik hareket yaptığına hükmetmesi üzerine, Dünya Kupası'nın yeni “yanlış kişi” kuralı kapsamında kırmızı kart gören ilk oyuncu oldu. Arjantin sonunda sayısal üstünlüğünü skora yansıttı. Julian Alvarez 112. dakikada takımını yeniden öne geçirdi, ardından Lautaro Martinez uzatma dakikalarında galibiyeti perçinledi.2026 FIFA Dünya Kupası™'nın 104 maçının tamamını SBS On Demand'de canlı ve ücretsiz olarak izleyin; turnuva boyunca maçların tam tekrarları, mini maçlar ve özetler de sunulacaktır. https://www.sbs.com.au/ondemand/fifa-world-cup-2026
It's no exaggeration when we hear that the FIFA World Cup is bringing the world together. After all, football is known as the world's most popular sport. But football really begins on the suburban ovals and in the local clubs, with everyday players of all ages and abilities. Here's how you can become one of them. - FIFA Dünya Kupası'nın dünyayı bir araya getirdiğini söylemek pek abartı olmaz. Ne de olsa futbol, dünyanın en popüler sporu olarak biliniyor. Ancak futbol, aslında mahallelerdeki sahalarda ve yerel kulüplerde, her yaştan ve her seviyeden sıradan oyuncularla başlar. Siz de onlardan biri olabilirsiniz.
Hafta içi Salı hariç her gün Avustralya doğu kıyıları saati ile 14:00 ile 15:00 arasında yayınlanan SBS Türkçe radyo programını artık reklamsız, müziksiz ve kesintisiz bir şekilde dinleyebilirsiniz.
Hafta içi Salı hariç her gün Avustralya doğu kıyıları saati ile 14:00 ile 15:00 arasında yayınlanan SBS Türkçe radyo programını artık reklamsız, müziksiz ve kesintisiz bir şekilde dinleyebilirsiniz.
Coming of age rituals have existed across cultures for thousands of years. In modern Australia, traditions that have been preserved, adapted or newly created now exist side by side. But do young people still need a meaningful way to mark the transition into adulthood? - Yetişkinliğe geçiş ritüelleri, binlerce yıldır tüm kültürlerde varlığını sürdürüyor. Modern Avustralya'da, korunmuş, uyarlanmış ve hatta yeni yaratılmış gelenekleri bir arada görebiliyoruz. Ancak günümüz gençleri, yetişkinliğe geçişlerini kutlamak için hâlâ anlamlı bir yola ihtiyaç duyuyor mu?
Türkiye'de azınlık olmanın tarihsel yükü ve bugünün siyasal atmosferi... Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yetvart Danzikyan ile Türkiye'deki Ermeni toplumunun yaşadığı sorunları, azınlık haklarını ve uzun yıllardır süren Hrant Dink cinayeti davasını konuştuk. Geçtiğimiz yüzyılda çok kültürlü yapısı büyük ölçüde tasfiye edilen Türkiye'de, bugün Ermeni, Rum ve Yahudi toplumu hangi gerçeklerle yüzleşiyor? Danzikyan, “Bütün Türkiye'deki Ermeniler bir stadyumu ancak doldurur” diyerek, rakamların ötesindeki toplumsal hafızayı ve sistemik engelleri anlatıyor.