POPULARITY
İstanbul'un fethinde maddi gücün yanında manevi güç de İslam ordusunun muzafferiyetinde büyük rol oynamıştır. Manevi yardım konusundaki örneklerden biri de şöyledir: Ubeydullah-ı Ahrâr (k.s.) Hazretleri, bir perşembe günü öğleden sonra, aniden atının hazırlanmasını istedi. Atı hazırlanınca, atına binip, Semerkand'dan sür'atle çıktı. Talebelerinden bir kısmı da kendisini tâkib etti. Biraz yol aldıktan sonra, Semerkand'ın dışında bir yerde talebelerine; “Siz burada durunuz” buyurdu. Sonra atını Abbas sahrasına sürdü. Mevlâna Şeyh adıyla tanınmış bir talebesi, bir müddet daha peşinden gidip tâkib etti. Abbas sahrasına varınca, atının üstünde sağa-sola gidip geldi. Sonra da birden bire gözden kayboldu. Ubeydullah-ı Ahrâr (k.s.) daha sonra evine döndüğünde, talebeleri nereye ve niçin gittiğini sorduklarında; “Türk sultânı Muhammed Han (Fâtih) kâfirlerle harb ediyordu. Benden yardım istendi ve yardıma gittim. Allâhü Te‘âlâ'nın izniyle gâlip gelinip zafer kazanıldı” buyurdu. Fâtih Sultan Mehmed Han, Ubeydullah-ı Ahrâr (k.s.) Hazretleri'nin gelişini şöyle anlatır: “İstanbul'u fethetmek üzere savaştığım sırada, harbin en şiddetli bir ânında Allâhü Te‘âlâya yalvarıp, zamanın kutbunun imdadıma yetişmesini istedim. O anda beyaz at üzerinde bir zât yanıma geldi. “Korkma!” buyurdu. Ben de; “Nasıl endişelenmeyeyim küffâr askeri pek çok” deyince, elbisesinin yeninden bakmamı söyledi. Baktığımda büyük bir ordu gördüm. “İşte bu ordu ile sana yardıma geldim. Şimdi sen falan tepenin üzerine çık, kösün tokmağına üç defa vur. Orduna hücum emri ver” buyurdu. Emirlerini aynen yerine getirdim. O da bana gösterdiği ordusuyla hücuma geçti. Böylece düşman hezimete uğradı. İstanbul'un fethi gerçekleşti.” Fâtih Sultan Mehmed Han'ın, İstanbul'u fethederken cümle evliyânın ve rûhâniyetlerinin yardımını gördüğü pek açık bir hakikattir. (Osmanlı Tarihi Ansiklopedisi, c.4 s. 134-135)
Meleklerin bu yumuşak ve öğretici mesajında önce beyin jimnastiği yapıyoruz: Acaba gerçekten ama gerçekten ne istiyoruz? Ardından materyal ve ruhani arzularımızı nasıl yaratabileceğimize bakıyoruz. Eğer mutlu olmak için dış şartların istediğimiz gibi olmasını bekliyorsak çok şey kaçırabiliriz. Acaba her ikisinin birbirini beslediği bir yaşam yaratabilir miyiz?Sezon 3 Bölüm 150Dinlemek yerine okumak ya da enerjisi mesaja uygun, özenle seçilmiş görselleri görmek, bahsedilen bağlantılara ulaşmak için https://moralev.com/Meditasyonlar, yöntemler ve zamansız makaleler için https://moralev.com/Mor Alev'i Instagram'dan takip etmek için: @moralev1111
İstanbul, Osmanlı'nın ruhudur. Tarihî Yarımada da İstanbul'un ruhu. İstanbul üstüne düşünmüyoruz hiç. MTO Azerbaycan temsilcimiz Vuqar Azizov kardeşimiz İstanbul üzerine derin düşünen birkaç yazı kaleme aldı. Bu yazılardan ilkini paylaşıyorum sizlerle. Leziz ve nefis bir yazı bu.
Lam-Rim Analitik Meditasyonlar & Sohberlerden Olusan Sādhana Buluşmaları - 22.04.2025
Lam-Rim Analitik Meditasyonlar & Sohberlerden Olusan Sādhana Buluşmaları - 22.04.2025
GAZZÂLÎ MEKTEBİ
GAZZÂLÎ MEKTEBİ
GAZZÂLÎ MEKTEBİ
Hatip: Abdulhalim İnam (IGMG Eğitim Başkanı) Almanya, Köln – IGMG Genel Merkez Hutbe metnini okumak için linke tıklayabilirsiniz: igmg.org/hutbe
İnsanların korumak üzere birbirine bıraktığı veya bir kimsenin başkasından ödünç aldığı şeyler maddi anlamda emânettir. Kur'an-ı Kerim'de emânetlere riayet edilmesi emredilmiş emânete riayet, kurtuluşa eren müminlerin vasıflarından sayılmıştır. Hadis-i şerifte ise emânete hıyanet, münâfıklık alametlerinden sayılmıştır. Şöyle ki: “Münâfığın alameti dörttür: Konuştuğunda yalan söyler, söz verdiğinde yerine getirmez, kendisine bir şey emânet edildiğinde hıyânet eder, birisiyle anlaşmazlığa düştüğünde haddi aşar (hasmına zulmeder).” İnsanoğluna verilen mal, can, evlad, iyal, kendisine tevdi edilen görev ve ictimai sorumluluklar da birer emânettir. İnsanoğlunun uhdesine verilen bütün bu değerler, emânet sahibi Allâhü Teâlâ'nın emri doğrultusunda değerlendirilirse, emânete riayet edilmiş olur. Aksi halde, emânetin asıl sahibi olan Allâh (c.c.)'un rızasına uygun olmayan hayat, emânete hıyânet anlamına gelir. Kur'an-ı Kerim'de, emânetlerin ehline verilmesi emredilerek içtimaî sorumlulukların (görevin) liyakatli insanlara tevdi edilmesine işaret edilmiştir. Manevi anlamda emânet ise, geçmişten bize tevdi edilen dinimiz, dini değerlerimiz ve dini yükümlülüklerimizdir. Bu bağlamda, Kur'an, sünnet, İslâm, sahabe, selef-i sâlihin, İslâm itikadı, dini hükümler, ilim ve değer yargılarımız her mümin fert ve toplum için birer emânettir. Bunları korumak, yaşamak ve yaymak, Allâh (c.c.)'un yüklediği bir görev olarak en mühim emânetlerdir. Zira bu değerler bizim yaratılış gayemizi bize tanıtmaktadır. Bunları zayi ettikten sonra, diğer emânetlerin de bir değeri kalmaz. Kur'an-ı Kerim'de ve hadis-i şeriflerde imân ve ibâdet yükümlüklerimiz yanında evlat, iyal ve yöneticilik sorumluluğuna da ayrıca dikkat çekilmiştir. (www.ahmetgelisgen.com)
Hindistan'ın gurusu ve manevi lideri Gurudev Sri Sri Ravi Shankar, 20 yıl sonra ilk kez Avustralya'ya geldi. Perth'teki ilk durağının ardından, küresel yardımsever Melbourne'de takipçileriyle buluştu ve Pazar gecesi Sidney'de meditasyon ve manevi gelişim üzerine başka bir konferansa ev sahipliği yaptı. Dünyanın en önde gelen manevi liderlerinden biri olan Gurudev Sri Sri Ravi Shankar, Avustralya'nın Hint diasporasından kutlama dolu bir karşılama aldı...
"99 Kuralı"Mutluluk yaşadığın hayat tarzında değil hayata bakış tarzındadır.Tolstoy'un bu sözü sohbetimizi aydınlatacak mottomuz.Merhaba sevgili dostum ben Hasan Basri Budak. Yine ruhumuza yeni farkındalıklar ilham olması niyeti ile bir Kendine Gel podcast'i daha hazırladım.Keyifli dinlemelerBecome a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/hasan-basri-budak-ile-kendine-gel--5728974/support.
Kamplar ve Manevi Yenilenme | Bir Hasbihal | M. Fethullah Gülen by Çınar Medya
Kurban'ın ibadetlerdeki yeri nedir? Kurban ve hac arasındaki bağlantıyı nasıl okumak gerekir? İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ekrem Demirli ile konuştuk.
Türkiye, evet, bir keriz silkeleme cumhuriyetidir uzun zamandır. Bu silkelemenin iki boyutu var. İlki maddi boyut. Hem dünyada hem de Türkiye'de kimse “İnsana sadece elinin emeği vardır” ayetinde berraklaşan hakikate inanmıyor. “Rızkın insanın üzerine kayıtlı olduğu” gerçeğini bir an olsun aklına getirmiyor. Parayı çabucak ve kolayca elde etmek tek geçer akçe. Bu da “kerizleri silkelemek” için eşsiz bir fırsat sunuyor keriz silkeleyicilere. Borsa, faiz, kripto piyasası gibi nispeten “legal” keriz silkeleme organizasyonlarının yanı sıra pek çok başka operasyona da maruz kalıyor artık insanlar. Burada altın iki cümlem var. Birincisi “Tamahkârla sahtekârın karşılaşmasından üçkâğıt doğar” cümlesi. İkincisi de “Arzusunu hırsıyla birleştiren insanı dolandırmak, dolandırıcılığın en kolay yoludur” cümlesi. Basına en çok tosuncuk ve Çiftlik Bank işi yansıdı tabii ama Türkiye'de irili ufaklı binlerce saadet zinciri var ve insanların “daha çoğuna zahmetsizce ulaşma arzusu” bu zincirlerin işini inanılmaz kolaylaştırıyor. Futbolcuları dolandıran bankacı da bu aralığı kullanıyor, “Alım satımdan ettiğim kârın yüzde şu kadarı senin” diyen yerel dolandırıcı da. Üstelik bu “daha çoğuna zahmetsizce ulaşma arzusu” ne dindar dinliyor ne seküler, ne bankacı dinliyor ne ev hanımı. Her seferinde insanın o bitmek bilmez “daha fazlası” hırsını kullanmanın, o hırsı harekete geçirmenin bir yolunu buluyor. Keriz silkeleme cumhuriyetinin ikinci boyutu ise daha feci. Buna biz “manevi / gelişimsel boyut” diyelim. Kişisel gelişimden meditasyon olaylarına, dini cemaat görünümündeki ticarethanelerden sokak hayvanlarına mama dağıtma iddiasındaki üçkağıtçılara kadar keriz silkeleyicilerin çok başarılı şekilde bulduğu bir alan var artık: Manevi tatmin hissi yaşatmak ve/veya kişiyi geliştiğine inandırmak. Daha geçen gün bir hanım abla Urfa'da yüzlerce kerizi “Göbeklitepe'nin enerjisi çok yüksek çünkü burası uzaylıların terminali” cümlesiyle kafalayıp silkeledi mesela. Bu hanım ablanın kerizlere yarı çıplak zikir yaptıran versiyonu da var, 5 yıldızlı otelde muhafazakâr sosyeteyi dolandıranı da.
Lojong Slogan-52 “Yanlış anlama!” 1. Neye karşı Sabır Gösteriyorsun? Kişisel menfaatlerine, kimliksel haz arzularına değil, uygulamanın zorluklarına karşı olsun. 2. Arzularının İçeriği Ne? Dünyevi, geçici nesneler için değil açık bir kalp ve zihin geliştirmek, manevi olgunluk, bilgelik arzun olsun 3. Heyecanların Neye Karşı? Zenginlik ve keyfe karşı değil Aydınlanma ihtimaline karşı olsun 4. Şefkat Kime Karşı? Sadece sevdiklerine karşı değil, sevmediklerin dahil, herkese koşulsuz olsun. 5. Önceliklerin neler? Dünyevi hazlar, kazançlar mı yoksa merhamet ve saf sevgi geliştirmek mi? 6. Düşmanların acı çekince neşe duyuyorsan bu karanlıkları olan bir kalp ve aynı zamanda başkalarına bolluk bereket gelince de seviniyor musun yoksa kıskançlık içinde misin? Başkasının mutluluğunu gördüğünde kutlamayı, ondan ilham almayı, onu tebrik etmeyi, onun kadar sevinmeyi hatırlatan bir kalp olsun.
Hatip: Emrullah Yayla Hutbe metnini okumak için linke tıklayabilirsiniz: igmg.org/hutbe
Komprador Burjuvazi'nin “Mavi Boncuklu” siyasetçisi İmamson Efendi, birkaç gün arayla iki “iyi haber” aldı. İlki, Yeniden Refah Partisi'nin İstanbul'da aday çıkaracağını açıklamasıydı. Ekrem Müdafa “Yeniden Refah adayının AK Partili Murat Kurum'a gitmesi muhtemel oyları kayda değer seviyede böleceği” hesabı ile Fatih Erbakan'ın kararına dikkat kesilmişti ki; beklediği haber geldi. *** İkincisi ise Başak Demirtaş'ın DEM Parti İstanbul adaylığı beyanından çark edişiydi. İmamson Efendi, “DEM Parti'nin aday göstermemesini; gösterse bile işbu adayın Başak Demirtaş değil vasat bir aday olmasını” temenni ediyordu. Kandil'deki PKK elebaşlarından Mustafa Karasu'nun “ittifak” çağrısı yapmasından bir gün sonra, Başak Demirtaş aday olmayacağını açıkladı. Ezcümle: “Emir, demiri kesti!” ÇANTADA “KEKLİK” YOK İmamson Efendi, 2019'daki ortağı İP'in İstanbul'da aday göstermesiyle yara almıştı; son gelişmelerin ardından “ayakları yerden kesilmiş” gibi sevinçli! *** Muhtelif anketler ise İmamson'u “çok az farkla önde” gösteriyor ki; bu, İstanbul'daki yarışın kafa kafaya geçeceğinin habercisidir. Seçimlere daha elli gün var; İmamson'un şimdiden “zaferini garanti görmesi” yanıltıcı olabilir! PÜF NOKTASI
16 Kasım 2021'de vefat eden şair ve fikir adamı Sezai Karakoç'u, manevi kızı olarak bilinen genç şair Zeynep Karaca ile konuştuk.
Hayatında büyük bir değişiklik olmuş gibi hissediyorsun. Her şey aynı ama tamamen farklı. Ruhsal bir uyanış yaşamış olabileceğini düşünüyorsun. Şimdi kesinlikle kafanda uçuşan tonlarca soru var. Manevi bir uyanış ne kadar sürer? Ruhsal olarak uyanıp uyanmadığımı nasıl anlarım? Ve ruhsal uyanışımı nasıl sürdürebilirim? --- Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/spiritueller/message
Ruhsal uyanış, her birey için farklı bir anlam taşır. Kimileri için içgüdülerine veya sezgilerine daha fazla güvenmeyi ifade ederken, diğerleri için daha derin ve anlamlı bir deneyim sunar. Bu deneyim, fiziksel sınırları aşarak gerçekliği daha farklı bir perspektiften görmeye başlama sürecini içerir. Bu süreç, kişilere kendilerini ve dünyadaki yerlerini daha iyi anlama fırsatı sunar. --- Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/spiritueller/message
Risale-i Nur sohbetlerinin ikinci bölümü yayında! Bu sohbette Selim Bey Mesnevi-i Nuriye'deki Katre bahsinin Hâtimesi'ni anlatıyor. Orada bahsi geçen dört manevi hastalık olan yeis, ucb, gurur ve suizan detaylarıyla birlikte ele alınıyor. İstifadeye medar olması ümidiyle!
▪️Manevi pencereden Filistin İsrail savaşı ▪️Asıl hedef Türkiye, neden? ▪️Melhame-i Kübra'nın taşları nasıl döşeniyor? ▪️Kainatın jandarması Türk Milleti #synergykendiyas #filistin #israil #türkler #savaş #türkiye Facebook : https://www.facebook.com/SynergyKendiyas İnstagram: https://instagram.com/synergykendiyas Youtube: https://www.youtube.com/channel/UC_xe-4OhrGjeQkX9dWA96fQ TikTok: https://www.tiktok.com/@synergykendys Yaay: https://yaay.com.tr/SynergyKendiyas Twitter: https://twitter.com/SynergyKendiyas?t=rF3t1yDh7eLgUg_Djh5khQ&s=0
“Allahım, büyük Peygamberimiz'e salât ve selâm eyle. Bu salât ve selâm ondan sonra gelen ve zamanında yaşayan yakınlarına da olsun... «Bize bol sabır ver. Bu yolda yürümemiz için bize kuvvet ihsan eyle.» (Bakara, 250) Bizlere iyiliğini arttır. Verdiklerine de şükretmeyi nasip et... Ey cemaat! Sabırlı olun, içinde bulunduğunuz dünya, âfet ve musibet doludur. Bunların gayrisi nadirdir. Yok denecek kadar azdır. Arkasına belâyı saklamayan iyilik bulunmaz. Her genişliğin bir sıkıntısı çıkar. Her ferahlıkta bir darlık saklıdır. Maddî hayatınızı dünyaya verin. Kısmetinizi meşru yoldan alın. Dertlerinizin devası budur. İyi yollardan gelen dünyalık size yeter. Ey evlâd! Kısmetini, meşru olduğuna inanınca al; alırken iman eliyle al. Hakikî yolu arıyorsan, böyle seçmelerdensen, doğrulara katışmışsan emirle al. Hakk'ı bulmuş ve hâl âlemine ermişsen, Hak yakınlığında kendini kaybetmişsen, o zaman başka hâl olur. Senin hükmün orada geçmez. Sana gönderirler. Emir seni yürütür. O âlem seni kötülüklerden korur. Hak işler varlığını, harekete geçirir. Olanlar olur, ama sen yoksun onlarda... İnsanları senin, için üçe böleceğim: Birincisi, cahil, hakikî âleme sevgisi yok. İkincisi, seçme ve iyilerle olan. Üçüncüsü, iyilerin bizzat kendileri ve esasen iyiler. Hakikî âleme sezisi ve duygusu olmayana «âmi» tabir edilir. Bu, îslâm dininin temel prensiplerine uyar. Hiç ayrılmaksızın, Allah ne buyurmuş. Peygamber (SA.) efendimiz ne demişse onu bilir ve bu bilgisinin dış kabuğunu bir türlü yırtamaz, dolayısıyla ötelere geçemez. Bu adam, şu İlâhi fermanın hükmü altındadır: «Peygamber size ne getirmişse ona uyunuz ve her neyi yasak etmiş ise, ondan da sakınınız.» (Haşr, 7) O «âmi» tabir ettiğimiz, bu yolu kendine seçer, işlerini yukarıda beyan edilen ferman dahilinde yürütürse, saf bir gönül sahibi olur. Ama biraz da iç âleme yönelmesi şarttır. Biraz daha ilerler, hakikatlere daha çok anlayış peyda ederse, Mevlâ ona ilham kapısını açar. İyiliğini ve kötülüğünü o ilhamla seçer. Bir Âyet-i Kerimede şöyle beyan edilir: - «Allah ona iyiliğini ve kötülüğünü ilham etti.» (Şems, 8) İşbu anlatılan vasıflar, «âmi» kulun vasfıdır Bu zatın kalbi, yanlış yol tutmaktan titrer. Her şeyde bir işaret bekler. Kur'ân-ı Kerim okur. Orada bulamayınca, Peygamber (S.A.) efendimizin emirlerine bakar; orada da bulamazsa bekler. İşinde çalışırken, bir melek onu idare eder. Yolunu aydınlatır. Bu anlatılanlar, İslâm dininin zahirde beyan edilen emirlerini yerine getirdikten sonra başlar. İmanı kuvvet bulur. Tevhid nuru kalbe yerleşir. Sonra dünya kalbinden çıkar. Daha sonra halkın hayrını ve şerrini görmek de kaybolur. Her türlü maddî iş ve korku gidince, İlâhî ilham gözükmeye başlar; ama bu gözün göreceği cinsten değil. Artık sabah olmuştur. İkinci hal başlar. İyilere mensup olur. İman nuru gelir. Takva ışığı peyda olur. Amel nuru, sabır nuru, sevgi ve olgunluk nuru da gelir; cümle nurlar birleşir ve artık o da bir insan olur. Bunlar, tek tek, birer meyvedir. Ancak İslâm dininin hakkı ödendikten sonra başlar ve onun bereketi ile olgunlaşır. Artık abdâllık başlamıştır. Abdallar bizzat iyilerdir. Seçmelerin seçmesidir. Bunlardan öte kulluk makamı yoktur. Bunlarda bir iş için evvelâ İslâm dininin emri gözetilir. Sonra bizzat emir alınır; sonra bizzat İlâhî hareket ve ilham beklenir. Saydığımız üç şeyin ötesinde hayat yoktur. Manevi ölüm vardır. Haram üstüne haram, hastalık üstüne hastalık, dert üstüne dert vardır. Ve sadece baş ağrısı vardır. Çünkü dinin baş emirlerini zedelemişlerdir. Kalp de ezginliğe ve bezginliğe uğramıştır. Ve artık ceset de yara ve bere içindedir. Ey cemaat! Mevlâ'nın tasarrufu sizde devamlıdır. Her an biraz daha tekâmül eder. Bu tekâmül sonunda, işlerinize dikkat edilir. Sebat gösterebiliyor musunuz yoksa hemen dağılıyor musunuz?.. Yalancılığınız ve doğruluğunuz meydana çıksın. Kadere uymayan, şefkat bulamaz ve kimse ona uymaz. İlâhî hükümlere boyun eğmeyene rıza yolu kapalıdır ve hiç kimse ondan memnun değildir.
Okulda çocukların oynadığı futbol oyununa portakal götürmekten ölümcül yangınlara müdahale etmeye kadar Avustralya'da gönüllü olarak yapabileceğiniz sayısız şey var.
Sizden gelen soruları cevapladığımız soru cevap videomuzda aşağıdaki soruların cevaplarını alacaksınız. İstifade edenin bol olması duasıyla.. Kime oy vermeliyim? Mürşidimi nasıl bulurum? "Her nefis ölümü tadacaktır" ayetinden ne anlamalıyım? Adem as zamanında kardeşler arasındaki evliliği nasıl anlamalıyız? Oy vermek şirk midir? Oy vermek caiz midir? Manevi hallerimizi nasıl arttırabiliriz? Sağlığımıza nasıl dikkat etmeliyiz? Şeytan için tevbe etsek olur mu? Şeytan cezalandırılmıyor mu? Kurban kesmenin insan üzerindeki etkisi nedir?
Bu kaydımızda; Peygamber Efendimizin (s.a.v.) “Ben, bendeki şeytanı Müslüman ettim” Hadis-i Şerifinden anladıklarımızı paylaşıyoruz. Bizim de kendi şeytanımızı Müslüman etme sorumluluğumuz var mı? Biz de kendi şeytanımızı Müslüman edebilir miyiz? Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “bendeki şeytan” diyerek ne kastetmişti? “Şeytanımızı Müslüman edemezsek” imanımız geçersiz mi sayılır? Hak yolunda olabildiğimizin göstergesi nedir? “Şeytan” neye, kime denir? “Nefsin mutmain olması” ne demektir? Şeytandan korkmalı mıyız? “Bedenimizin istekleri” nasıl belirleniyor? “Biz kapı açmazsak, ifritler bize dokunamaz” lafzının açılımı. Neden hastalanıyoruz? “Şeytanlaşmış insanlar” kimlerdir? “Arkadaş seçimi” neden bu kadar önemlidir? Biz, bizdeki şeytanı” nasıl Müslüman edebiliriz? Peygamber Efendimizin (s.a.v.) “küçük cihadı bitirdik, büyük cihada dönüyoruz” Hadis-i Şerifinden ne anlıyoruz? “Cihat” nedir? “Nefisle mücadele” cihat mıdır? Hangi ibadetler, ameller “cihat” sayılır? Faizden kazanılan paranın zekâtı verilebilir mi? “Allah'u Teâlâ'ya savaş açtık ama bunun farkında değiliz!” lafzının açılımı. “Allah'u Teâlâ'ya rüşvet teklif etmek!” lafzının açılımı. “Cihat” ve “nefis” arasında nasıl bir ilişki vardır? “Müslüman ülkeler” neden fiziksel tehdit altında? “Biz ne kadar Müslümanız ki şeytanımızı Müslüman edelim!” lafzının açılımı. Müslümanların kabahatlerine bakarak yargıya gidilebilir mi? Peygamber Efendimizin (s.a.v.) zamanında Müslümanlık daha mı kolaydı? “Kur'an'ı Kerimin mealini, tefsirini okumak” neden bu kadar önemlidir? “Faiz musibetine” neden bu kadar maruz kalıyoruz? Zekât vermenin öneminin farkında mıyız? Herkes zekatını verseydi ne olurdu? “Musallatlar” ve “hastalıklar” arasında nasıl bir ilişki vardır? Neden kimseye “kafir” diyemeyiz? Müminler olarak, şeytana karşı bir sıfır mağlup muyuz? Maddi sıkıntılara neden maruz kalıyoruz? Yediğimiz gıdalardan nasıl etkileniyoruz? “Tövbe etmek, tövbe namazı kılmak” neden bu kadar önemlidir? Kaza namazı borcu olanlar, tövbe namazı kılabilir mi? Manevi derecemizi nasıl yükseltebiliriz? Şeytanın üzerimizdeki etkisini nasıl azaltabiliriz? “Manevi zırh” nasıl edinilir? “Nefis” nasıl küçültülür? “Nefis” nasıl eğitilir? “Alt beyin, üst beyin” nedir? Nefsimizin ihtiyaçlarını gidermezsek ne olur? “Nefse zulmetmek” nedir? “Nefsi” öldürebilir miyiz? Asıl düşmanımız nefis mi şeytan mı? Öldükten sonra nereye gideceğiz? “İmanın ve İslam'ın şartlarına ne kadar uyuyoruz, bunu gözden geçirmek zorundayız” lafzının açılımı. Namaz, nefsimize karşı olan savaşımızda neden önemlidir? “Nefse, örnek olmamız lazım” lafzının açılımı. “Oruç tutmak” nefsimizi nasıl etkiler? “Günümüz çilehanesi” nasıl olmalıdır? Bu soruların cevaplarını hâl ilmi üzerinden vermeye çalışalım #synergykendiyas #mümin #iman #mükellef Facebook: https://www.facebook.com/SynergyKendiyas İnstagram: https://instagram.com/synergykendiyas Youtube: https://www.youtube.com/channel/UC_xe-4OhrGjeQkX9dWA96fQ TikTok: https://www.tiktok.com/@synergykendys Yaay: https://yaay.com.tr/SynergyKendiyas Twitter: https://twitter.com/SynergyKendiyas?t=rF3t1yDh7eLgUg_Djh5khQ&s=0
Sure, “necm” kelimesi (yıldız veya yıldızlar) ve Allah'ın yıldızlara yemin etmesiyle başladığından dolayı bu adı almıştır. [1] Yeminle başlayan surelerin dokuzuncusudur. Aynı şekilde dört Azaim surelerin (secde edilmesi farz olan sureler) üçüncüsüdür. Son ayetinde (62. ayet) secde etmek vaciptir. [2] Farz Tilavet Secdesine Sahip Necm Suresi, içinde tilavet secdesi (Secde ayeti) olan 4 sureden biridir. [3] Tilavet secdesi farz olan surelere “Azaimi” (En üstün ) sureler denilmektedir. [4] Secde tilaveti olan sureleri okumanın hükümlerinden bir diğeri de cünüp şahsın, secde tilaveti olan sure ve ayet-i kerimeleri okumasının haram olmasıdır. [5] [6] Ayet sayısı bazı karilere göre 62 ve bazı karilere göre ise, 61 veya 60'dır; ancak birinci görüş daha doğrudur. Sure, 359 kelime ve 1432 harften oluşmaktadır. Mushaf'taki sırasına göre elli üçüncü ve iniş sırasına göre ise, yirmi üçüncü suredir ve Kur'an-ı Kerim'in 27. cüz'ünde yer almaktadır. [7] Sure, Mekke'de inmiştir. Hacim olarak mufassal surelerden ve tıval kategorisinde bulunmakta ve yarım hizip kadardır. [8] Bazılarının inancına göre, Necm Suresi, Peygamber Efendimiz'in (s.a.a) Mekke'de aleni olarak, İslam'a davet etmeye başladığı zaman yüksek sesle ve aşikârca okuduğu ilk suredir. [9] İçeriği Bu sure Hz. Muhammed Efendimizin (s.a.a) miracına (5. ayetten 18. ayete kadar) değinmiş ve Peygamber Efendimizin (s.a.a) “Kavseyn” katından daha da yukarı dereceye çıktığını haber vermiştir (bunun ilk bölümü İsra Suresi'nde zikredilmiştir). Müşrik ve putperestlerin, hurafe içerikli inanç ve ibadetleri. Tövbenin istifade şartları. Allah'ın özel lütuf ve mağfireti. İnsan amellerinin her iki cihandaki neticesi. Geçmişte yaşamış bazı kavim ve toplulukların yaşantısından kesitler, surede sunulmaktadır.[10] Tarihi Rivayetler ve Öyküler Necm Suresi, 7-18. ayet-i kerimelerde Allah Resulü'nün (s.a.a) Miraç'a yükselme öyküsü beyan edilmiştir. Bu ayetlerde, Peygamber Efendimiz'in (s.a.a) Sidretü'l Muntaha'ya ve Cennetü'l Me'va'ya yaklaştığına ve Yüce Allah'ın bazı nişanelerini gördüğüne işaret edilmektedir. Yine aynı şekilde 50-53. ayet-i kerimelerde Ad, Semud, Nuh ve Lut kavimlerinin helak edilişlerine işaret edilmektedir. Meşhur Ayetler وَمَا يَنطِقُ عَنِ الْهَوَى إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْيٌ يُوحَى Ve kendi dileğiyle söz de söylemedi. Sözü, ancak vahyedilen şeyden ibaret. Necm Suresi / 3 ve 4) Tefsir-i Numune'ye göre, Allah Resulü (s.a.a) heva ve hevesiyle konuşmaz. Bu konu sadece Kur'an ayetleriyle sınırlı olmadığı gibi, Resulullah'ın sünneti olan ‘‘söylem ve eylem''ini de kapsamaktadır. [12] Bu esas üzere bazıları bu ayet-i kerimeyi, Peygamber Efendimiz'in (s.a.a) Sünneti'nin muteber olduğuna delil ve kanıt olarak sunmaktadır. [13] Yine aynı şekilde Peygamber Efendimiz'in (s.a.a) ismet makamını ve masum olduğunu ispatlamak için bu ayet-i kerime kullanılmaktadır. [14] El-Burhan Tefsiri'nde bu konu hakkında farklı rivayetler nakledilmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.a) İmam Ali'nin (a.s) menzileti ve halafiyeti hakkında konuştuğunda, bazıları Allah Resulü'nün (s.a.a) amcaoğlu hakkında heva ve havesiyle konuştuğunu söylediler. İşte bundan dolayı Necm Suresi'nin ilk ayetleri nazil oldu. [15] ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّى فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَى Sonra yaklaştı, yakınlaştı. İki yay kadar kaldı araları, yahut daha da yakın. (Necm Suresi / 8 ve 9) Miraç olayını anlatan ayetler arasında 8. ve 9. ayet-i kerimeler, Peygamber Efendimiz'in (s.a.a) Yüce Allah ile arasında olan mesafeden bahseden en meşhur ayetlerdir. Bazıları, Allah Resulü (s.a.a) ile araları ‘‘İki yay kadar kaldı'' cümlesinden maksadın Peygamber Efendimiz (s.a.a) ile Cebrail arasındaki mesafenin olduğunu söylemişlerdir. [16] Bazıları da fasıla ve mesafeden maksadın, Peygamber Efendimiz (s.a.a) ile Allah-u Teâlâ arasındaki ‘‘Manevi Şuhud'' olduğuna inanmaktadır. [17] وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَانِ إِلَّا مَا سَعَى Ve gerçekten de insan, ancak çalıştığını elde eder. (Necm Suresi / 39) Tefsir'de şu şekilde beyan edilm
Gündem: Medya‘da bu hafta Ceren Sözeri ve Can Ertuna, milli manevi değerler ve troller çerçevesinden basın ve yayın kuruluşlarına yönelik Resmi Gazete'de yayınlanan cumhurbaşkanlığı kararnamesinin gelecekteki olası etkilerini ele aldı. Sözeri ve Ertuna aynı zamanda CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun malumun ilanını gerçekleştirdiği ve siyasetin içinde organize bir şekilde araçsallaştırılan trol şebekesi hakkında değerlendirmelerde bulundu. Programda ayrıca "Ütopya mı distopya mı?" hala bilinmez; Metaverse dünyası hakkında gelecekte nasıl gelişmeler olacağı konuşuldu.
Dış politikanın nabzını tutan tek program, analizleriyle gündemi sarsmaya devam ediyor. Küresel bakış açısıyla dünyadaki gelişmeler masaya yatırılıyor, diplomasi analiz ediliyor. Süleyman Seyfi Öğün, Avni Özgürel ve Prof. Dr. Çağrı Erhan'ın konuk olduğu #AkılOdası'nda bu hafta: ◾ #Kazakistan'da neler oluyor? ◾ Kazakistan'daki olayların arkasında kimler var? ◾ Rusya'nın Kazakistan'daki rolü ◾ Kazakistan'daki protestoların arkasında Rusya mı var? ◾ Ankara nasıl bir politika izlemelidir? ◾ Cumhurbaşkanı #Erdoğan, Kazakistan Cumhurbaşkanı #Tokayev ile görüştü. ◾ Kazakistan'daki durum #TürkDevletleriTeşkilatı'nı nasıl etkiler? ◾ ABD-Rusya ilişkilerinde Türkiye'nin rolü nedir? #siyaset #politika #analiz #haber #gündem Nedret Ersanel ile #AkılOdası her Salı ve Perşembe 20.45'te #TVNET'te.
Bir Kadın‘da Gökçe Çiçek Kösedağı‘nın konuğu arkeolog, sanat tarihçisi Emine Çaykara.
Insan mevcudattaki güzelliklere bakarken, kendisini Rububiyet saltanatının seyircisi kabul etmeli ve gördüğü güzelliklere karşı tekbir ve tesbih ile karşılık vermelidir. Yani namazda ilk seviye “seyretme ve takdir etme” makamıdır. Bir mertebe daha yukarı çıkıp kendisini Cenab-ı Hakk'ın yarattığı benzersiz ve parlak eserlerinin “tanıtıcısı makamında” görerek “sübhanallah” ve “elhamdülillah” demelidir. İlahi Rahmetin ikram ettiği çeşitli nimetleri, görünen ve görünmeyen duygularıyla “tatma makamına” çıkıp şükür ve övgü ile karşılık vermelidir. Manevi donanımlarının terazisiyle, Cenab-ı Hakk'ın isimlerinin definelerindeki cevherleri “tartma ve bilme makamında” tenzih ve övgü vazifesi yapmalıdır. Cenab-ı Hakk'ın kader çizelgesi üzerinde kudret kalemiyle yazdığı birer mektubu hükmündeki eserlerini “okuma, tetkik etme ve etraflıca düşünme makamında” tefekkür ve takdir görevini yerine getirmelidir. Mahlûkatın yaratılışındaki ve sanatlı oluşundaki incelikleri ve güzellikleri seyrederek “tenzih makamında” Allah'ı sevmeli ve O'na şiddetli bir arzu duymalıdır. Buradaki açıklamalar, bize namazın adeta bir eğitim platformu olduğunu gösteriyor. Bilindiği üzere, eğitimde tedricilik esastır. Her çeşit eğitimde olduğu gibi, kulluk eğitiminde, yani Allah'a ibadetlerimizi şuurlu olarak takdim etme yolunda da birtakım basamaklar vardır. Namazın bütün ibadetlerin fihristi olması ve bütün varlıkların farklı ibadetlerini bir yönüyle temsil etmesi hasebiyle namazla kulluk eğitiminde de tedricilik esastır. Bediüzzaman Hazretleri, “On Birinci Söz” isimli eserinde bu konuya dikkat çekmektedir. Allah'a (celle celâluhu) kulluk yolunda ilk adım, Rabbimizin kâinattaki eserlerini seyretmek, bunların başıboş ve gayesiz olmadığını anlamak ve onların değerini takdir etmektir. Çevreyi koruma konusunda da ilk adım bu olsa gerektir. Madem varlıkların anlamlı olduğunu idrak ettik, artık insaniyetimiz, yani onları evrende anlayabilen bir varlık türü olmamız bizi sorumlu kılıyor. Bu sorumluluk bir tür ilancılık ve tanıtımı gerektiriyor. Bu tanıtımın ilk şartı, onları yaratan Zât-ı Akdes'e övgü ve şükürle karşılıkta bulunmaktır. Bunun bir adım ötesi, inceleyerek derinleşme safhası, bilgiyi özümseme aşamasıdır. Özümsenmeyen bilgi benliğe mal olmaz ve uygulamaya geçemez. Bu aşamaya yükselmenin yolu, eserlerinin mükemmelliği karşısında Yüce Yaratıcının kusur ve hatadan uzak olduğunu övgüyle bildirmektir....
Tıp bilimi uzmanları; sağlığı, sadece hastalık ve sakatlık durumunun olmayışı değil; bedenen, ruhen ve sosyal yönden tam bir iyilik hali olarak tarif eder. Yani sağlığın beden, ruh ve sosyal ilişkiler şeklinde üç saç ayağı vardır. Ruh ve nefis sağlığı çalışanlarının topluma anlatmakta en çok zorlandığı kısım tam da budur. En gelişmiş toplumlarda bile ruh ve nefis sağlığı ile ilgili konular, kötü etiketlerden kurtulamamıştır. Bu durum, muhafazakâr kesimlerde ise had safhadadır.“Manevi hayatıma dikkat etmediğim için böyle oluyor.” “Psikiyatriste gittiğimi duyarlarsa, bana deli derler.” “Üç harfliler musallat oldu” gibi düşünceler, insanların uygun tedavi almalarını engelliyor veya geciktiriyor.