POPULARITY
*Bu bölüm Carte D'or hakkında reklam içerir.Bir an, bir koltuk, bir felsefe… Sofalogy; koltukta geçirilen küçük anların değerini hatırlatan bir yaşam yaklaşımı ve bir koltuk felsefesi. Sofalogy felsefesini daha yakından tanımak istersen @Cartedorturkiye sosyal medya hesaplarına göz atabilirsin.
İstanbul'un fethinde maddi gücün yanında manevi güç de İslam ordusunun muzafferiyetinde büyük rol oynamıştır. Manevi yardım konusundaki örneklerden biri de şöyledir: Ubeydullah-ı Ahrâr (k.s.) Hazretleri, bir perşembe günü öğleden sonra, aniden atının hazırlanmasını istedi. Atı hazırlanınca, atına binip, Semerkand'dan sür'atle çıktı. Talebelerinden bir kısmı da kendisini tâkib etti. Biraz yol aldıktan sonra, Semerkand'ın dışında bir yerde talebelerine; “Siz burada durunuz” buyurdu. Sonra atını Abbas sahrasına sürdü. Mevlâna Şeyh adıyla tanınmış bir talebesi, bir müddet daha peşinden gidip tâkib etti. Abbas sahrasına varınca, atının üstünde sağa-sola gidip geldi. Sonra da birden bire gözden kayboldu. Ubeydullah-ı Ahrâr (k.s.) daha sonra evine döndüğünde, talebeleri nereye ve niçin gittiğini sorduklarında; “Türk sultânı Muhammed Han (Fâtih) kâfirlerle harb ediyordu. Benden yardım istendi ve yardıma gittim. Allâhü Te‘âlâ'nın izniyle gâlip gelinip zafer kazanıldı” buyurdu. Fâtih Sultan Mehmed Han, Ubeydullah-ı Ahrâr (k.s.) Hazretleri'nin gelişini şöyle anlatır: “İstanbul'u fethetmek üzere savaştığım sırada, harbin en şiddetli bir ânında Allâhü Te‘âlâya yalvarıp, zamanın kutbunun imdadıma yetişmesini istedim. O anda beyaz at üzerinde bir zât yanıma geldi. “Korkma!” buyurdu. Ben de; “Nasıl endişelenmeyeyim küffâr askeri pek çok” deyince, elbisesinin yeninden bakmamı söyledi. Baktığımda büyük bir ordu gördüm. “İşte bu ordu ile sana yardıma geldim. Şimdi sen falan tepenin üzerine çık, kösün tokmağına üç defa vur. Orduna hücum emri ver” buyurdu. Emirlerini aynen yerine getirdim. O da bana gösterdiği ordusuyla hücuma geçti. Böylece düşman hezimete uğradı. İstanbul'un fethi gerçekleşti.” Fâtih Sultan Mehmed Han'ın, İstanbul'u fethederken cümle evliyânın ve rûhâniyetlerinin yardımını gördüğü pek açık bir hakikattir. (Osmanlı Tarihi Ansiklopedisi, c.4 s. 134-135)
Bir filmden, daha doğrusu filmi de yapılan bir kitaptan yola çıkıyor ve siyaset teorisi, iletişimi ve otoriter rejimler meselelerine daldım bu bölümde.Biraz da aslında siyaset sosyolojisi konuşmuş oldum.İlginç bir bölüm oldu. İçime sindi.Umarım siz de beğenirsiniz.Biliyorsunuz Yeni Haller sizlerin desteğiyle yayın hayatına devam eden bir podcast kanalı.Beni aşağıdaki link'lerden destekleyebilirsiniz:www.patreon.com/yenihallerYeni Haller'in bir de Buy Me A Coffee hesabı var artık. Buradan destek olmak çoook daha kolay. Patreon'da sorun yaşayanlar için açtım efendim. Buyurun:https://www.buymeacoffee.com/yenihallerBir de bu sezon spor basınımızda apayrı yeri olan, ben ustam olarak kabul ettiğim Yiğiter Uluğ'la T24'ün Youtube kanalında bir spor programına başladık. Korkmayın, sadece futbol konuşmuyoruz. Hele sahadaki skorları, maçları hiç konuşmuyoruz. Yeni Haller tadında spor sohbeti isteyenler için:Yiğiter Uluğ ve Eray Özer'le GazozunaBana ulaşmak için:https://www.instagram.com/eray_ozerhttps://twitter.com/ErayOzeryenihallerpodcast@gmail.com
Avrupa ve ABD'nin küresel iktidar alanındaki tekeli sonsuza dek kırıldı. Artık dünyayı onlar yönetmiyor, onların dışında bir dünya hızla yükseliyor. Sömürgeciliğin başlangıcından bu yana, yüzyıllar sonra, insan tarihinde en olağanüstü bir değişim geliyor. Birinci Dünya Savaşı'nı, İkinci Dünya Savaşı'nı kazanan, en son Soğuk Savaş'ı kazanan Batı'nın yeni bir dünya inşa etmeye dönük planları paramparça oldu. Oysa iki dünya savaşında sonra kurdukları gibi, yeni düzeni de kendilerinin kuracağından çok eminlerdi.
"Kaos ve çılgınlığın ortasında Boğa burcundaki yeni ay ile bir mola geliyor. Şu an için çabalamayı bir kenara bırakın ve sadece olun. Cidden. Sorun yok. Bir şeyler atıştırın. Biraz kestirin. Duraklarken güvendesiniz." Bu yeni ayın Sabian sembolü ve yeni ay kartı bize nasıl ve neden rahatlayıp dinlenmemiz, hayatın keyfini çıkarmamız gerektiğini anlatıyor.Sezon 4 Bölüm 179Dinlemek yerine okumak ya da enerjisi mesaja uygun, özenle seçilmiş görselleri görmek, bahsedilen bağlantılara ulaşmak için https://moralev.com/Meditasyonlar, yöntemler ve zamansız makaleler için https://moralev.com/Mor Alev'i Instagram'dan takip etmek için: https://www.instagram.com/moralev1111/
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde seyahat etmekle yurt dışında yaşamak arasındaki farkı konuşuyoruz. Bir ülkeyi turist olarak görmek gerçekten onu tanımak mı? İnsan hangi deneyimde daha çok değişiyor? Kendi deneyimlerimiz üzerinden “gezmek” ve “orada yaşamak” arasındaki çizgiyi tartışıyoruz. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Show Notes Sponsor Find your ideal Turkish teacher on italki: https://go.italki.com/turkish5 Use the code EASYTURKISH5 for 5€ off on your first lesson (of at least 10€) Podcast'te bahsi geçen videoyu buradan izleyebilirsiniz
Bu bölümde, Ekşi Sözlük'te hakkımda yazılan sert bir yorumdan yola çıkarak; anneliğimle, kariyerimde bulunduğum yerle, üretme biçimimle, evliliğimle ve kendimi yetersiz hissettiğim taraflarla yüzleşiyorum.Ne “tradwife” anlatısına ait hissediyorum kendimi, ne de klasik bir “girlboss” hikayesine. İkisinin arasında, daha belirsiz, daha kırılgan ama belki de daha gerçek bir yerde duruyorum.Bu bölüm biraz; kadınların başarı, emek, annelik, özgürlük ve “kendi ayaklarının üzerinde durmak” kavramlarıyla kurduğu ilişki üzerine düşünme alanı. Biraz kişisel, biraz sosyolojik, biraz da bugün yaşadığımız çağın kadınlık haline dair bir iç dökme.
Fahreddin er-Râzî 13. Yüzyıl ve sonrasında genel olarak İslam düşünce tarihinin sorunlar kitaplığını belirleyen düşünürdür. İster onunla aynı kanaati paylaşsın ister onun tam karşısında yer alsın sonraki bütün düşünürler bir şekilde Râzî'nin gündeme getirdiği sorunlarla meşgul olmuşlardır. Tahsin Görgün hocanın Kant felsefesiyle ilgili “Kant'tan sonra Almanya'da onu okuyup anlayabilen herkes filozof olmuştur” diye bir tespiti vardır. Aynı durum İslam düşünce tarihinde Fahreddin er-Râzî için geçerlidir. Biraz daha geriye gittiğimizde aynı cümleyi İbn Sînâ için de kurmak mümkündür. Fakat Fahreddin er-Râzî'yle oluşan “düşünür” tipi, klasik dönemde bir filozofun bilmesi gereken bilgi hacmini aşarak kelam, fıkıh usulü, belagat gibi şerî ilimler ile yöntem disiplinlerinin tamamını kuşatacak şekilde genişlemiştir. Bu bağlamda sonraki nesillerden Râzî'nin yazılarıyla âlim seviyesinde irtibat kurabilen herkes yeni dönemin düşünürleri arasına girmiştir.
Biraz arayı kapatalım istedim dostlarım, hem de minik bi motivasyon konuşması gibi oldu…Yani umarım olmuştur :)
İran savaşı stratejik ve taktik tahlilleri kızıştıryor. Kamuoyları, akademisyenler , askerler veyâ bunun karışımı olan şahısların her gün TV'lerde yaptıkları analizleri tâkip ederek dünyâyı anlamaya çalışıyor. Elbette bu tahlillerin nitelikli olanları , ufuk açanları var. Ama kâhir ekseriyeti için aynı değerlendirmeyi tekrarlayamam. Stratejik tahliller gelişmeleri tâkip etmemiz için son derecede faydalıdır. Ama bu gelişmelerin hangi çerçeveye oturduğu, sebepleri husûsunda bizi doyurmuyor. Bunun için için daha gelişmiş modellere ihtiyâcımız olduğunu düşünüyorum. Biraz açalım….
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Herkesin hayatında “keşke o yaşta kalsaydım” dediği bir dönem vardır… Peki gerçekten en güzel yaş hangisi? Bu bölümde çocukluktan başlayıp 60 ve sonrasına kadar tüm yaşları tek tek konuşuyoruz. Hangi yaşta neyi yaşadık, neyi kaçırdık, neleri büyüttük? Ve en önemlisi: Bundan sonra bizi ne bekliyor? Belki de en güzel yaş tam da içinde olduğumuz yaştır… Show Notes Sponsor Find your ideal Turkish teacher on italki: https://go.italki.com/turkish3 Use the code TURKISH3 for 5€ off on your first lesson (of at least 10€) Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Transcript Intro Emin: [0:15] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin, bugünkü bölümümüzde Ömer'le beraberiz. Nasılsın Ömer? Ömer: [0:24] Teşekkür ederim Emin, iyiyim. Sen nasılsın? Emin: [0:26] Ben de iyiyim. Koca bir ramazan ayını ve Ramazan Bayramı'nı geride bıraktık. Düşüncelerin neler? Ömer: [0:34] Düşüncelerim neler? Güzel. Bayramı da atlattık dediğin gibi. Ziyaretlerimizi yaptık. Güzel. Yani yetti ramazan otuz gün. Yetiyor insana. Emin: [0:43] Ramazan kırk beş gün olsa fazla olurmuş değil mi? Ömer: [0:45] Ramazan kırk beş gün olsa oldukça fazla olurmuş. Emin: [0:50] Teşekkürler Rabb'im. En güzel yaş kaç? Emin: [0:53] Evet, biliyorsun 30 oldum artık. Sen de 29'un sonlarındasın artık. İkimiz de 30'uz diyebiliriz bence. Ömer: [1:01] Evet. Emin: [1:02] Biraz da burada artık 30 yıllık hayatımızda değerlendireceğimiz bir konu olacak Ömer'le beraber: En güzel yaş. Bunu kararlaştıracağız Ömer'le beraber bugün. Ömer: [1:11] Evet, umuyorum ki daha deneyimleyeceğimiz yaş sayısı deneyimlediğimizden fazladır. Emin: [1:18] Evet, sağlıkla diyelim. O da önemli. Ömer: [1:22] Amin, amin, aynen öyle. Emin: [1:24] Evet, tabii ki şu ana kadar değerlendirebileceğimiz yaş sayısı bizim 30 adet. Hatta ilk üçünü saymazsak hatırlamadığımız için... 27 adet yaş deneyimleyeceğiz. Diğer yaşları birazcık daha tabii ki tahmin etmek zorundayız. Evet, şu zamana kadarki hayatında diyelim o zaman Ömer, en güzel yaşın hangisiydi? Ömer: [1:43] Ooo... Yani direkt böyle zor oldu. En güzel yaşım hangisiydi? Herhâlde üniversite zamanlarım. Yani böyle bir 19-20-21 yaşlar falan... Oralar güzeldi sanki. Emin: [1:56] Evet. Ömer: [1:57] Ama tabii geniş geniş konuşacağız. Çok dezavantajı da var bazı açılardan. İnsan yaş aldıkça görüyor bunları. Ama hani genel verdiği hissiyat bakımından güzeldi. Senin? Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
Mart ayının tek gündemi vardı o da İran savaşı. Biraz bu konunun kamuoyu üzerindeki etkilerini anlattım.
Biraz halktan biraz haktan biraz da senden yana yazıyorum bugün. Uzunca süredir ekonomik gelişmeleri fiyatlar üzerinden okuduğumuz gözünü sevdiğimin dünyasında mesele artık fiyat meselesinin çok ötesinde bir varlık meselesine dönüşmüş durumda. Yani artık pahalı hayat kavramı out, varlığı ile yokluğu arasındaki ince çizgide seyreden bir hayat in. Hayat pahalılığı, fiyat oynaklığı, madem hayat pahalı bu kafeler bu restoranlar neden çakılı nidaları arasında adım adım bir yokluk krizine doğru gidiyoruz ellam.
Bütün hayatı manevî kerâmet (yani istikamet) olan Efendimiz Hazretleri, kendilerinden sâdır olan kerâmetleri böylece saklamamızı bize öğretmiş oluyorlardı. Böylece kerâmetin matlûb olmadığını, zuhûrunun o kişilere Allâh (c.c.)'ün rahmeti olduğunu anlatmış oluyorlardı. Buna da hâmdetmek lâzımdı ve hemen takılmadan istikâmet üzere Hâkk yola devâmı öğretiyorlardı. Böylece inkılâb kâbiliyetini hâiz olan kalbimiz hakîkî ve tek matlûb olan Allâh (c.c.) ile olacaktı. Ağyârdan ictinâb gerekliydi. İşte kalbin hâllerini anlatırlarken verdikleri bir misâl: “Bukâlemun denilen, Türkçe adı “bahtabakan” kertiş cinsinden kuyruğu ile dala sarılan bir hayvan vardır. Çocukluğumuzda, bu boz renkli hayvanı tutar, erkeklerin o zaman kullandığı kırmızı renkli, püsküllü, kalıba konan feslerini onun üzerine koyardık. Kısa bir süre sonra fesi kaldırdığımızda, bukalemunun kıpkırmızı olduğunu görürdük. Biraz açıkta kalınca eski boz rengine avdet ederdi. Yine kadınların başını örttüğü siyah renkli yağlığı (başörtüsünü) alır bukalemunun üzerine örterdik. Bir müddet beklettikten sonra başörtüsünü açtığımızda hayvanın renginin siyahlaştığını müşâhade ederdik. Biraz sonra asıl rengine avdet ederdi. İşte bir hayvanda bu derece bulunduğu yere intibâk kâbiliyyeti olursa; ya kalbimizi nasıl muhâfaza etmemiz gerekir; teemmül edelim” buyururlardı. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Cenâb-ı Hâkk, sizin kalıbınıza değil; kalblerinize nazar atfeder.” Kalb nazargâh-ı İlâhî'dir; ona göre dikkat etmeliyiz. Yine buyuruyorlar: “Gençliğimde dergâhta hâl ehli, ehl-i keşiften Âdil Beğ bana: “Sâmî evlâdım, münâsebette bulunduğun kişilere çok dikkat et, sakın kasvetli kimselerle karşı karşıya oturma. Bir defa Ayasofya câmiinde mevlid dinliyordum; bir de baktım letâiflerim durmuş. Karşımda diz dize oturduğum adamın kalbi hasta imiş (ya‘ni katı). Letâiflerimi üç günde zor çalıştırdım.” dedi. Câmiide mevlid dinleyenin kalbinden bu in‘ikâs olursa ona göre dikkat edelim.”
Men-E-Men Stüdyo tarafından hazırlanan iki yüz on dördüncü bölüm sizlerle.Bu bölüme Altın Küre Ödülleri'ne değinerek başladık. Önceki bölümlerimizde konuştuğumuz bazı dizi ve filmlerin kazandığı ödüllerden bahsettik.Sonrasında, yaklaşık 1.5 ay önce medya ve eğlence dünyasında büyük yankı uyandıran Netflix ve Warner Bros. Discovery açıklamasını değerlendirdik. Haber artık çok güncel olmadığı için, haberden çok habere konu olan şirketlerin üzerine odaklandık ve farklı bir pencereden baktık.Netflix demişken, yılbaşı günü platformda yayınlanmaya başlayan yeni Cem Yılmaz gösterisi hakkında sohbet ettik. Üzerine çok konuşulan, bir espri yüzünden bazılarının eleştirdiği gösterinin bize düşündürdüklerini paylaştık.
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Büyük şehirde yaşamak mı daha cazip, yoksa küçük şehirde hayat daha mı huzurlu? Bu bölümde İstanbul'daki deneyimlerimizden yola çıkarak büyük şehir ve küçük şehir yaşamını karşılaştırıyoruz. Kalabalık, tempo ve yaşam tarzı üzerine kendi düşüncelerimizi paylaşıyoruz
Noel ve Yılbaşı aynı anlama mı geliyor? Evet, hayır?.. Bu bilgiyi Pelin Batu'nun bir yayınından öğrendim. Biraz geç de olsa yükledim. İyi dinlemeler!
İşçi sınıfından. Solcu bir ailede doğdu. İş hayatına otobüs şoförü olarak başladı. Babası gibi sendika lideri oldu. 2000'de Ulusal Meclise seçildi. Önce Meclis Başkanı, ardından Dışişleri Bakanı ve Devlet Başkan Yardımcısı oldu. 5 Mart 2013'te Chavez'in ölümünün ardından geçici olarak Başkanlığı devraldı. 2014 Nisan'ında yapılan özel seçimde Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi adayı olarak kazandı ve Venezuela Devlet Başkanı oldu. Biraz sosyalist, biraz diktatör, biraz devrimci, çokça ABD karşıtı, farklı bir adamdı. Diriliş Ertuğrul izler, Gazze'yi destekler, Trump'a kafa tutar, dans ederdi. 3 Ocak 2026 gecesi yapılan saldırıda üstünde eşofmanları, yanında eşiyle kelepçelenip ABD'ye götürüldü.
Bizi aşağıdaki kanallardan takip edebilirsiniz:Whatsapp kanalımız:https://whatsapp.com/channel/0029VaJYoOl0LKZKWgRU8Q2FSpotify:https://open.spotify.com/show/5qTpxh1EbnjEpByrkK70u1Apple Podcasts:https://podcasts.apple.com/tr/podcast/galaksinin-sesi-star-wars-podcast/id1454295021Google Podcasts:https://podcasts.google.com/feed/aHR0cHM6Ly95aWxkaXpzYXZhc2xhcmkuY29tL2ZlZWQvcG9kY2FzdA Açılış Star Wars'un 50. yıldönümü gösterimi Şubat 2027'ye kaydı:https://www.starwarsnewsnet.com/2025/12/restoration-of-original-1977-star-wars-releasing-in-theaters-february-2027.html Star Wars: Starfighter İtalya'da çekiliyor:https://www.starwarsnewsnet.com/2025/09/star-wars-starfighter-set-photos-reveal-isola-rossa-sardinia-italy-as-filming-location.htmlhttps://www.starwarsnewsnet.com/2025/09/first-star-wars-starfighter-behind-the-scenes-photo-teased.htmlhttps://www.starwarsnewsnet.com/2025/11/shawn-levy-reveals-third-act-of-starfighter-was-completely-changed-during-production.htmlhttps://www.starwarsnewsnet.com/2025/11/thomas-newman-is-scoring-star-wars-starfighter.htmlhttps://www.starwarsnewsnet.com/2025/12/shawn-levy-confirms-principal-photography-of-star-wars-starfighter-has-concluded.htmlhttps://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/c/cd/Shawn_Levy_%2836214015175%29.jpghttps://commons.wikimedia.org/wiki/File:Thomas_Newman.jpg Adam Driver'ın Ben Solo projesi ortalığı karıştırdı:https://www.starwarsnewsnet.com/2025/10/adam-driver-reveals-failed-plans-for-a-ben-solo-movie-the-hunt-for-ben-solo-he-put-together-with-steven-soderbergh-in-2021.htmlhttps://www.starwarsnewsnet.com/2025/10/the-hunt-for-ben-solo-plane-with-banner-advocating-to-save-failed-project-flies-over-burbank.htmlhttps://www.starwarsnewsnet.com/2025/10/the-hunt-for-ben-solo-fan-campaign-hits-time-square-no-ones-ever-really-gone.htmlhttps://www.starwarsnewsnet.com/2025/10/the-hunt-for-ben-solo-reportedly-had-a-planned-start-date-when-alan-bergman-and-bob-iger-axed-it-over-internal-politics.htmlhttps://www.starwarsnewsnet.com/2025/12/daisy-ridley-reacts-to-the-hunt-for-ben-solo-resurrection-campaign.htmlhttps://commons.wikimedia.org/wiki/File:58th_Karlovy_Vary_International_Film_Festival,_Steven_Soderbergh_07.jpg Yönetmen David Fincher'ın da bir Star Wars projesi varmış:https://www.starwarsnewsnet.com/2025/10/david-fincher-was-also-developing-a-star-wars-movie-post-rise-of-skywalker-that-ultimately-fell-through.htmlhttps://commons.wikimedia.org/wiki/File:David_Fincher.jpg Lando projesi, aktörün sağlık sorunları sebebiyle askıya mı alınacak?https://www.starwarsnewsnet.com/2025/11/lando-calrissian-actor-donald-glover-confirms-he-recovered-from-stroke-and-heart-problems.html Andor Emmy ödülü kazandı:https://www.starwarsnewsnet.com/2025/09/andor-wins-outstanding-writing-at-the-77th-primetime-emmys.html Las Vegas'taki ünlü Küre'ye […]
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde Emin ve Ömer, 2025'te Google'da en çok nelerin arandığını masaya yatırıyor. Yapay zekâdan dizilere, futboldan “100 kişilik mercimek çorbası”na kadar herkesin merak ettiği başlıklar bir bir açılıyor.Bazıları şaşırtıyor, bazıları “zaten belliydi” dedirtiyor ama hepsi Türkiye'nin dijital gündemine dair ipuçları veriyor.Kısacası bu bölümde Google'a biz değil, Google bize soruyor.
Arkadaşlaarrr bu bölüm sürpriz bir konuğum var. Karşınızda canım ablam Sena Güleç! Bu bölümde gerçek kardeşlik nasıl olur sadece anlatmadık, mikrofon başında uygulamalı olarak yaşadık adeta. Kıskançlık, rekabet, sevgi, hepsi burda. Ayrıca bolca çocukluk, ergenlik ve gençlik anımızı anlattık. O zaman buyrun sohbete! Tüm bölümler ve daha fazlası için podbeemedia.com'u ziyaret et! ----- Podbee Sunar ------ Bu podcast reklam içermektedir.
Suni intellektini döyməyən dizini döyər!
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde Emin ve Ömer'e harika bir konuk eşlik ediyor: Pınar Kiilerich! Danimarka'da yaşayan ve Danca öğreten Pınar Kiilerich, sosyal medya hesaplarında paylaştığı öğretici ve eğlenceli içeriklerle büyük ilgi görüyor. Birlikte Danimarka'daki kültür şoklarını, Danimarka ve Türkiye'nin arasındaki farkları, günlük yaşamın güzelliklerini ve yurt dışında yaşamın perde arkasını konuştuk. Hem kahkahalarla dolu hem de ufuk açan bir sohbet oldu. Bu keyifli bölümü sakın kaçırmayın! Dinledikten sonra Pınar Hanım'ın paylaşımlarına göz atmak için instagram.com/pinarkiilerich adresini ziyaret etmeyi unutmayın. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Show Notes Pınar Kiilerich'in Instagram hesabını buradan ziyaret edebilirsiniz.
*Bu bölüm Hiwell hakkında reklam içermektedir.Hiwell'e ulaşmak işin tıklayan.https://hiwell.app/denizdulgeroglu2Tüm seanslarınızda geçerli %15 indirim kodu: merdiven15
Neredeyse 7 yılın ardından 250'nci bölüme gelindi.Nasıl Olunur'un 250'nci bölümünde Nilay Örnek konuşuyor. Dinleyici sorularını ona Serdar Kuzuloğlu'nun bu alandaki rolünü üstlenen Sinan Hamamsarılar soruyor:)Bu bölümde çok şey var.Biraz şikayet, fazlasıyla minnet... E dertleşme de var, konuklardan, dinleyicilerden bahis de...Bazı çağrılar, bir takım mesajlar....Yukarıdaki metni dışardan birinin gibi ama onu da bugüne kadar bütün metinleri yazdığım gibi ben, -Nilay Örnek- yazdım.Nasıl Olunur, 7 yıl boyunca benim memleket derdim, benim anlama çabam, olan bitenden kaçarken sığındığım bazı insan-limanlar ve benim çözüm önerilerimdi... Bu serinin bir podcast olmanın ötesinde pek çok hayata değdiğini, güzeleştirdiğini, benim kadar başkalarını da değiştirdiğini gördüm, duydum, dinledim, okudum...Ne mutluyum ki "250'nci bölüm için bana yazar mısınız?" dediğimde aslında programı bitirmeyi düşündüğümü bilmeyen 10 bini aşkın insan (10.000!!) bana mesaj yazdı.E bu işleri değiştirdi.Nasıl Olunur belki yakın bir gelecekte kitap da olur, -bölümde bir çağrı var- belki teknolojiden iyi anlayan, yenilikleri sıkı takip edenler sayesinde başka şeylere de dönüşür, bir buluşma kavuşma vesilesi de olabilir.Kısmet.7 yıllık yoldaşlığınız için teşekkür ederim.Hadi 250'nci bölümü dinleyin. Gazeteci#Journalist ~ #Art- #Food- #Travel lover ~ #EnthusiastBooks:
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde Emin ve Ömer absürt haberlerden yola çıkıyor, tüketim kültürünün derinliklerine iniyor. Influencer'lardan Labubu çılgınlığına, Dubai çikolatasından matcha furyasına… Gerçekten tüm bunlara ihtiyacımız var mı, yoksa sadece “influence” mı ediliyoruz? Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Show Notes Matcha ile sınırlarımızı zorladığımız o bölüm
Yazın sonuna doğru Sakız Adası'na gittim.Orada Nea Moni Manastırı'nı gezerken Yunan halkının ve Sakız Adası sakinlerinin "Sakız Katliamı" dedikleri bir tarihsel olayla karşılaştım.Türklerin de içinde olduğu ve bu kadar kritik bir olayı hiç bilmememizi garipsedim ve "Tam da Yeni Haller'e yakışır bu hikaye" diyerek araştırdım.Yani başka hiçbir yerde bulamayacağınız bir hikayeyle karşınızdayım.Biraz adanın tarihinden bahsettim, biraz da Yunan milli kimliğinin oluşmasına -Osmanlı tam tersini arzu ederken- vesile olan bu olayı ve sonrasında yaşananları anlattım.İyi dinlemeler.Biliyorsunuz Yeni Haller sizlerin desteğiyle yayın hayatına devam eden bir podcast kanalı.Beni aşağıdaki link'lerden destekleyebilirsiniz:www.patreon.com/yenihallerYeni Haller'in bir de Buy Me A Coffee hesabı var artık. Buradan destek olmak çoook daha kolay. Patreon'da sorun yaşayanlar için açtım efendim. Buyurun:https://www.buymeacoffee.com/yenihallerBir de bu sezon spor basınımızda apayrı yeri olan, ben ustam olarak kabul ettiğim Yiğiter Uluğ'la T24'ün Youtube kanalında bir spor programına başladık. Korkmayın, sadece futbol konuşmuyoruz. Hele sahadaki skorları, maçları hiç konuşmuyoruz. Yeni Haller tadında spor sohbeti isteyenler için:Yiğiter Uluğ ve Eray Özer'le GazozunaBana ulaşmak için:https://www.instagram.com/eray_ozerhttps://twitter.com/ErayOzeryenihallerpodcast@gmail.com
Zeynep Ocak yeni sezonda da canlı yayında canı ne isterse onu konuşuyor.
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde ekibimizden harika haberler var!
Yeni bölümde adı bile tam konmamış bir "şey"i, "arkadaş ayrılığı"nı konuşuyoruz. Kimi zaman bir büyük patlamayla, kimi zaman sessizce biten, yasını bile tam tutamadığımız arkadaşlıklar var hepimizin hayatında. Biraz bunu konuşalım, yerli yerine yerleştirmeye çalışalım istiyoruz. Tabii ki sinemaya ve edebiyata da başvurarak. Bölümde adı geçen tüm kitap ve filmlerin listesini @1kitap1film.us instagram hesabımızda bulabileceğinizi hatırlatalım.Bu bölüme sponsor olarak bizi destekleyen vitruta'ya katkılarından ötürü çok teşekkür ederiz. vitruta.com'da ve vitruta mağazalarında yapacağınız alışverişlerde, 1kitap1film kodu ile indirimsiz ürünlerde %15 indirim avantajından faydalanabilirsiniz. vitruta.com'dan yapacağınız alışverişlerde 1kitap1film özel avantaj kodunu, ürünü sepete ekledikten sonra çıkan sayfadaki “hediye kartı veya indirim kodu” alanına ödeme işlemi öncesinde tanımlayabilirsiniz.Kapak görseli: Igor Shulman, Old Friends (2016)
Bir gün bu konuyu konuşacağım günün geleceğini biliyordum... Evet arkadaşlar, o gün bugünmüş. Benim için yapması zor bir bölüm olacağını düşünüyordum ama her şey o kadar üst üste geldi ki bölüm resmen aktı gitti (süresinden de anlamışsınızdır :d) Bölümün başında size son günlerde yaşadıklarımı anlatıyorum, ayrıntılı... Biraz içimi döküp sinirleniyorum falan. Sonra da "body dysmorphia" konusunu açıyoruz, bende var mı yok mu falan hepsini konuşuyoruz. İyi dinlemeler. i rub you. Tüm bölümler ve daha fazlası için podbeemedia.com'u ziyaret et! ------ Podbee Sunar ------- Bu podcast, Garanti BBVA reklamı içermektedir. Bonus Platinum'un avantajlarını keşfet!
Gündem gibi değil bu bölüm aslında.Basbayağı Yeni Haller bölümü gibi.Zira gündemdeki bir konuya, mesela yangın meselesine de Yeni Haller'de konulara baktığımız gibi bilgi perspektifinden bakmazsak hiçbir şeyi çözemiyoruz.Dinleyince şaşıracaksınız.Gelibolu'nun neden her yıl yandığını anlattım.Biraz üzgün, biraz da öfkeliydim kaydı yaparken. Nasıl olmayayım/olmayalım ki?İyi dinlemeler.Biliyorsunuz Yeni Haller sizlerin desteğiyle yayın hayatına devam eden bir podcast kanalı.Beni aşağıdaki link'lerden destekleyebilirsiniz:www.patreon.com/yenihallerYeni Haller'in bir de Buy Me A Coffee hesabı var artık. Buradan destek olmak çoook daha kolay. Patreon'da sorun yaşayanlar için açtım efendim. Buyurun:https://www.buymeacoffee.com/yenihallerBölümde bahsi geçen Yeni Haller'in T24 Youtube kanalındaki özel içeriklerine şuradan ulaşabilirsiniz:T24 Youtube Yeni Haller ListesiBana ulaşmak için:https://www.instagram.com/eray_ozerhttps://twitter.com/ErayOzeryenihallerpodcast@gmail.com
Adəm, Həvva, hamısı hava sözdür.
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölüm kendini sürekli erteleyenler için içten bir davet! Bu bölümde “başlamak” neden bu kadar zor geliyor, gerçekten neyin korkusunu yaşıyoruz, bunu konuşuyoruz. Başarı mı korkutuyor bizi, yoksa yine o tanıdık mükemmeliyetçilik mi araya giriyor? Biraz dertleşiyoruz, biraz da cesaret toplamak isteyenlere yol arkadaşlığı yapıyoruz. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Transcript Intro 1- Emin: [0:22] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin. 2- Emine: [0:28] Ben Emine. 1- Emin: [0:29] Nasılsın Emine abla? 2- Emine: [0:30] İyiyim. Biraz yorgunum Emin. Sen nasılsın? 1- Emin: [0:33] Ben de iyiyim. Neden yorgunsun? 2- Emine: [0:35] Biraz ağır bir spor yaptım bugün. Ondan yoruldum. Bir de çok sıcaktı bugün hava. 1- Emin: [0:40] Evet. 2- Emine: [0:41] Sen de hissetmişsindir. 1- Emin: [0:42] Bu ara İstanbullular olarak, genel aslında Türkiye olarak, anormal sıcaklarla mücadele ediyoruz. 2- Emine: [0:48] Maalesef. 1- Emin: [0:48] Gün içerisinde 40 dereceler, 45 derecelere kadar çıkıyor hava sıcaklığı. Siz de dikkat edin özellikle bol sıvı tüketmeye. Çünkü gerçekten çok riskli bir durum da var ortada. 2- Emine: [1:00] Öyle maalesef ya. Bir de sadece sıcakla boğuşmuyoruz. Aynı zamanda bir sürü orman yangını vesaire de çıkıyor. Onlar da biraz can sıkıcı haberler oluyor. İnşallah bir an önce şu sıcaklar biter diyelim. 1- Emin: [1:15] Evet, umarız orman yangınları da gerçekten bir an önce son bulur. 2- Emine: [1:19] İnşallah. Başlamak istek değil, cesaret meselesi 1- Emin: [1:20] Evet, o zaman biz konumuza girelim. Günümüzde, ben de dahil birçok insanın yaşadığı bir durumdan bahsedeceğiz bugün. Bir şeyler yapmak istiyoruz ama ya ilk adımı ya son adımı atma konusunda yeterli cesareti gösteremiyoruz. Bununla ilgili biraz konuşmak istiyoruz. Yani bir şeyleri istemeyen bu dünyada hiç kimse yok. Kimileri başarıyor, kimileri başaramıyor, kimileri hiç denemiyor bile. Burada işin kilit noktası cesaret bence. Bir şeyleri yapmaya cesaret gösterebilmek. Bunun üzerine konuşalım istiyorum. Sen kendini nasıl tanımlarsın? Kendini nereye koyarsın böyle bir konuda? Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bugünün temposu kimseye nefes aldırmıyor. Her şey hızla değişiyor, yetişmemiz gereken işler, mesajlar, hedefler bitmiyor. Ama bazıları bu hıza direnmeyi seçiyor. Yavaş yaşam gerçekten mümkün mü? Yavaşlamak bir lüks mü, yoksa ihtiyaç mı? Bu bölümde Emin ve Emine hızlı yaşam kültürünü, dijital dünyayı, kıyas baskısını ve sadeleşmenin yollarını konuşuyoruz. Belki de hayatın ritmini yeniden bulmanın zamanı gelmiştir. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Transcript Intro 1- Emin: [0:00] Sabah gözümüzü açar açmaz başlayan o koşuşturma. Mesajlar, toplantılar, sorumluluklar, yapılacaklar listeleri, hayaller... Üstüne üstlük her şeyin arasında durmak suç gibi hissettiriyor. Ne zaman gerçekten nefes aldık? Ne zaman hiçbir şey yapmadan sadece var olmanın tadını çıkardık? Bu bölümde yavaş yaşam kavramını konuşacağız. Bu hız çağında yavaşlamak mümkün mü? Yavaş yaşamak tembellik mi? Yoksa bilinçli bir tercih mi? Ve asıl soru, bu kadar koştururken nereye gidiyoruz? Eğer siz de zamanın nasıl geçtiğini anlamadan günleri tüketiyorsanız, belki bu bölüm size biraz durmak, düşünmek ve kendi ritminizi hatırlamak için bir fırsat sunabilir. Hazırsanız önce derin bir nefes alalım. Çünkü bu kez acelemiz yok. O zaman başlayalım. 1- Emin: [1:06] Nasılsın Emine abla? Nereye yetişmeye çalışıyoruz? 2- Emine: [1:07] İyiyim Emin. Konuşmanı dinledikten sonra daha iyi oldum. Sanki böyle bir meditasyona başlayacakmışız gibi hissettim. İyi geldi söylediklerin. Sen nasılsın? 1- Emin: [1:17] Ben de iyiyim. Bugün acelemiz yok. Sakin ve rahat bir bölüm çekeceğiz beraber. Biraz hayatın koşuşturmacasından uzaklaşıp kendimizi dinleyelim. Neden bu kadar hızlıyız? Ne yapıyoruz? Nereye gidiyoruz? Nereye yetişmeye çalışıyoruz? 2- Emine: [1:32] Evet İstanbul gibi bir şehirde yaşarken bu biraz gerçekten çok zor ama umarım başarabiliriz. 1- Emin: [1:38] Evet. Sen kendi hayatını değerlendirdiğinde sürekli bir şeylere yetişememe hâlinde mi hissediyorsun kendini? 2- Emine: [1:46] Ya ben kendimi aslında topluma kıyasla çok hızlı yaşıyor olarak görmüyorum. Genel olarak yapısal olarak daha sakin bir insanımdır ve yavaş hareket ederim bence. Çevreme ve aileme kıyasla diyeyim. Ama İstanbul'da yaşadığım için bu yavaşlık da gerçekten bana bir şeyleri kaçırıyormuşum hissiyatı veriyor. Yani hani herkes sürekli bir sürü bir şey yapıyor ama sen daha az şey yapıyorsun vesaire... Bu tarz şeyler biraz bana bir şeyleri kaçırıyormuşum hissiyatı veriyor. Sende durum nedir? Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
Bundan sonra “Dasein” söyüşdür.
Men-E-Men Stüdyo tarafından hazırlanan iki yüz birinci bölüm sizlerle.Bu bölümümüze sorularla başladık. Biraz podcast'imizle, biraz son gelişmelerle ilgili soru-cevap yaptık.Ardından SXSW Londra konferansı'nı değerlendirdik. Bu konferansta yaşananları, gerçekleşen bazı tartışmaları masaya yatırdık.Blockbuster diye adlandırılan, gişeye oynayan büyük bütçeli ve büyük maliyetli filmlerin vizyona girdiği bir dönemdeyiz. Bunlardan biraz bahsettik. Özellikle heyecanla beklediğimiz bir filmi daha detaylı konuştuk. “F1 the Movie”... Arabaları, Formula 1 yarışlarını sevenlerin beklediği filmi değerlendirdik.Geçen bölümün öğretilerinden biri, “Bi de Buna Bak”ı ihmal etmememiz gerektiğiydi. O yüzden, bölümün sonunda jingle'ıyla birlikte “bi de buna bak” dediğimiz nefis bir öneri dinleyeceksiniz. “Bi de Buna Bak” The David Lynch Collectionhttps://www.juliensauctions.com/en/auctions/julien-s-auctions-turner-classic-movies-present-the-david-lynch-collection?tagIds=108391,108444,589
Bu bölümde konumuz misafirlik! Bayram başlarken, hepimiz ama bayram ziyareti ama tatili için misafir olmaya ya da misafir ağırlamaya hazırlanırken bu kavramın bizdeki duygusu ve çağrışımları üzerine konuşalım istedik. Biraz çocukluğumuza gittik, biraz ilişkilerimize baktık ve elbette bol bol kitaplara ve filmlere başvurduk. Herkese iyi bayramlar ve mutlu misafirlikler!Bölümde adı geçen tüm kitap ve filmlerin listesini @1kitap1film.us instagram hesabımızda bulabileceğinizi hatırlatalım.Bu bölüme sponsor olarak bizi destekleyen vitruta'ya katkılarından ötürü çok teşekkür ederiz. vitruta.com'dan yapacağınız alışverişlerde, 1kitap1film kodu ile indirimsiz ürünlerde %20 indirim avantajından faydalanabilirsiniz. vitruta.com'dan yapacağınız alışverişlerde geçerli olacak 1kitap1film özel avantaj kodunu, ürünü sepete ekledikten sonra çıkan sayfadaki “hediye kartı veya indirim kodu” alanına ödeme işlemi öncesinde tanımlayabilirsiniz.Kapak görseli: Konstantin Korovin, At the Tea-Table (1888)
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde Emin ve Feyza değişen zevklerinden bahsettiler. Önceden sevip artık sevmedikleri şeyleri anlattılar. Sizlerin değişen zevkleri neler? Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Transcript Intro Emin: [0:24] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin, bugünkü bölümümüzde Feyza ile beraberiz. Nasılsın Feyza? Feyza: [0:34] İyiyim Emin, sağ ol. Sen nasılsın? Emin: [0:36] Ben de iyiyim, teşekkür ederim. Nasıl bir gün geçirdin bugün? Feyza: [0:39] Bugün güzel, keyifli bir gün geçirdim. Aktif bir gün geçirdim fiziksel olarak. Güzel bir gündü. Senin günün nasıldı? Bugün şu an kaydettiğimiz gün resmî tatil. O yüzden onun böyle bir şeyi var... Bitmesinin bir üzüntüsü var. Emin: [0:55] Ben kendi işimi yaptığım için ben bugün de çalıştım. O yüzden benim için resmî tatil falan hiç fark etmiyor. Yorucu bir gündü benim için de. Evet, bu günü de bu podcast bölümüyle beraber artık kapatacağım gibi duruyor. Feyza: [1:10] Süper. Emin: [1:10] Heyecanlıyım ama bu bölüm için. Feyza: [1:12] Öyle mi? Emin: [1:13] Evet güzel bir konu hakkında, sürekli kendi arkadaş ortamlarımızda da konuştuğumuz bir konu hakkında konuşacağız bugün. Biraz bahsetmek ister misin? Konu başlığımız ne bugün? Yaşımızın ilerlemesiyle değişen zevklerimiz Feyza: [1:22] Olur bahsedeyim. Yaşımızın ilerlemesi ya da hayat koşullarımızın bir şekilde değişmesiyle aslında zevklerimiz de değişiyor. Biz bu değişen zevklerimizden bahsedelim diye düşündük bu bölümde. Eskiden sevdiğimiz, şu an sevmediğimiz ya da eskiden sevmediğimiz ama şu an sevdiğimiz şeylerden bahsedeceğiz. Emin: [1:43] Evet bu cümleyi ilk seferde anlayabildiyseniz... Bizi artık dinlemenize gerek yok daha. Feyza: [1:49] Ben de kurarken bir zorlandım. Emin: [1:53] Evet, alt yazıyı yazarken gerekli tırnak işaretlerini, virgülleri, noktalı virgülleri kullanmaya özen göstereceğim. Feyza: [1:59] Evet, süper o zaman. Emin: [2:01] Aynen, buradan da interaktif alt yazımızın reklamını yapmış olalım. Feyza: [2:05] Aynen öyle. Alt yazısız biraz zor anlaşılabilir gerçekten. Emin: [2:08] Eğer Türkçe öğreniyorsanız easyturkish.org/membership adresine gidip oradan podcast kademesine abone olarak bölümlerimizi alt yazıyla, interaktif alty azıyla takip edebilirsiniz. Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
Traktor çempion oldu!
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu ciddi ve derin bölümümüzde iki erkek olarak Emin ve Onur, kendi bakış açılarından ataerkil (erkek egemen) düzeni ele alıyorlar. Atarerkillik kavramının dünden bugüne büründüğü şekli ve toplum üzerindeki etkilerini biz nasıl değerlendiriyoruz? Dinleyip öğrenelim... Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Transcript Intro Emin: [0:22] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin, bugünkü bölümümüzde Onur'la beraberiz. Nasılsın Onur? Onur: [0:31] İyiyim Emin, teşekkür ederim. Sen nasılsın? Emin: [0:34] Ben de iyiyim, teşekkür ederim. Günümüz dünyasında çok sıklıkla konuşulan ve tartışılan bir bölüm hakkında biz de biraz düşüncelerimizi dile getirmek istedik. Neler düşünüyoruz, bir erkek olarak özellikle neler hissediyoruz? Biraz "Ataerkil düzen nedir? Erkeğin rolü neydi? Nereye gidiyor?" vesaire... Bunlar hakkında bahsetmek istiyoruz. Biraz tabii tartışmalı bir konu ama... Belli başlı mayınlara basmadan konuşmaya çalışmayı deneyeceğiz. Ataerkil düzende erkek olmak Onur: [1:02] Çuvaldızı kendimize batırarak... Yani iki erkek olarak belki bu konuda kendi perspektifimizi de ifade ederek sağlıklı bir sohbet edeceğiz diye düşünüyorum. Emin: [1:13] Evet. Öncelikle istersen biraz tanımlardan gidelim. Ataerkil ne demek? Onur: [1:18] Yani ataerkil kelime anlamı olarak erkek egemenliği anlamına geliyor. Yani bu şeyden geliyor birazcık... Eskiden soyadı mesela babadan oğula geçiyor, mal babadan oğula geçiyor, mülk babadan oğula geçiyor. Yani bu erkekliği ön plana çıkaran, erkeklerin bir şeyleri devralmasını, bir miras almasını ön plana çıkaran bir durum. Ve bu erkeklerin güç sahibi olmasına ve kadınların dışlanmasına, ikinci sınıf vatandaşı olarak görülmesine sebep olan geleneksel bir düzen diyeyim. Geçmişte bir norm olarak ve bugün de içinden çıkmaya çalıştığımız bir düzen diyeyim. Erkek egemenliği, erkeğin güç sahibi olduğu bir düzen. Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
Öncelikle özür dilerim.Neredeyse yirmi gündür buralarda yokum.T24 yazılarımı takip ediyorsanız, Sırrı Süreyya Önder'in hastaneye kaldırılmasıyla birlikte İstanbul'da olduğum her günü hastanede geçirdiğimi görmüş, okumuşsunuzdur."Hastane Günlükleri" adı altında oradan her gün yazılar kaleme aldım.Bunun dışında da dünyayla ilişkim tamamen kopmuş gibi oldu.Ve tabii size, Yeni Haller'in dinleyicilerine de hem bu yirmi günün hikayesini hem de biraz Sırrı Süreyya'yı anlatmak istedim.Biraz dertleşmiş olalım dedim.Artık hayat bize başka dert vermezse (vermesin lütfen) podcast'lere tam gaz devam!Bir de olur da "Hastane Günlükleri"ni okumak isterseniz diye, şuraya bir link bırakayım.
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Günler su gibi akıp giderken zaman algımız neden değişiyor? Çocukken saatler geçmek bilmezken, yetişkinlikte yıllar göz açıp kapayıncaya kadar nasıl geçiyor? Bu bölümde, beynimizin zamanı nasıl algıladığını, yoğunluk, rutinler ve duyguların zaman hissimiz üzerindeki etkisini konuşuyoruz. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Transcript Intro Emin: [0:22] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin. Bugünkü bölümümüzde Berkin'le beraberiz. Nasılsın Berkin? Berkin: [0:31] İyiyim Emin. Sen nasılsın? İyi misin? Emin: [0:33] Ben de iyiyim. Teşekkür ederim. Heyecanlısın biraz. Berkin: [0:36] Sesim titriyor. Emin: [0:39] İlk bölüm de değil oysaki ama... Berkin: [0:40] Aynen. Yeni tanışıyoruz herhâlde. Onun verdiği bir heyecan. Berkin asker yolcusu! Emin: [0:46] Evet. Ufak bir telaş içerisindesin. Berkin: [0:48] Evet. Emin: [0:50] Açıklamak ister misin ne telaşı bu? Berkin: [0:52] Easy Turkish takipçileri bir süre benden uzak kalacak ama bunu çok bence hissetmeyecekler. Çünkü bu yayınlandığında ben zaten o uzak olduğum periyotta olacağım muhtemelen. Emin: [1:03] Evet. Berkin: [1:03] Askere gideceğim. Bedelli komando olarak. Çok güzel bir süreç beni bekliyor. Onun arefesindeyiz şu anda da. Bu podcast'ı dinlediğinizde bilin ki ben askerdeyim. Değil mi Emin? Emin: [1:16] Aynen öyle evet. Berkin: [1:18] O yüzden bunu dinlerken bana bir iyi dileklerinizi gönderirseniz sevinirim. Emin: [1:23] Evet bir Berkin için dua edelim bunu dinlediğiniz anda. Umarım her şey yolundadır diye. Berkin: [1:29] Aynen. Emin: [1:30] Evet bizde askerlik durumu birazcık değişik. Zorunlu askerlik var erkekler için. Bunu ya altı ay yapıyorsunuz minimum ya da ücretini ödeyip bir ay yapıyorsunuz. Ama her türlü yapıyorsunuz. Berkin: [1:43] Evet. Emin: [1:44] Berkin de bir ay olmayacak. Ama evet dediği gibi gerçekten eksikliğini hissetmeyecek yani takipçiler. Berkin: [1:51] Aynen aynen. Zaman çok mu hızlı geçiyor? Emin: [1:52] Evet biraz askerlikle de bence ilişkili bir konu çekeceğiz bugün. Zaman çok mu hızlı geçiyor diye. Bu konuyu sen buldun. Biraz gönderme mi var bu askerlik kavramına? Berkin: [2:04] Yok ya aslında tam olarak öyle değil. O askerlik kısmını sen yakaladın. O askerlikte zamanın geçme işinden şikâyetçi olduğun için muhtemelen. Benim son zamanlarda çok gündemimde olan bir şey bu. Zamanın aşırı hızlı akıp gitmesi. Çok yakın sandığımız olaylara bile bir bakıyorsun "Aa iki sene önceymiş." diyorsun. Bu konu benim son zamanlarda gündemimde ve biraz da canımı sıkan bir konu. Yani üzüldüğüm bir konu zamanın bu kadar hızlı geçmesi. Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
Bu epizodun qonağı ChatGPT! Suni intellektlə fəlsəfə haqqında danışdıq.
18 MART VE MİLLİ RUH ! ÇANAKKALE DENİZ ZAFERİ'NİN 110. YILDÖNÜMÜ! Youtube kanalımızdan izleyin: https://youtu.be/bUILVU9sE1Qİlk paylaşım savaşı… 1914 kasım ayında Çanakkale'ye dayanmış İngiliz Fransız donanması… Osmanlı Almanya'yla aynı kanatta.. Alman komutanlar Osmanlı ordusunda.. Çanakkale cephesi komutanı Alman Liman Von Sanders Paşa ! 18 Martta 16 gemilik düşman filosu Boğazda ilerlemeye başlıyor.. Küçücük bir mayın gemisinin marifetiyle döşenen mayınlara çarpan üç düşman gemisi batıyor.. Top ateşi ile üç gemi daha haklanıyor. Ve düşman çekiliyor… Tüm bunlar 7-8 saat içinde oluyor.. Çanakkale geçilemiyor… Alman komutanların planları yüzünden büyük kayıplar verildi.. Allahtan yabancı komutanları dinlemeyecek güçte bir yarbay vardı… Burnunun dikine giden bu yarbay,Yarbay Mustafa Kemal, tarihe ‘mucize' olarak geçecek bir savunmaya imza attı. 33 yaşındaydı. Kendi kararlarıyla savaştı. MİLLİ ruh onun yanındaydı. 8,5 ay boyunca bir gün bile dinlenmeden hem dışardan hem içerden kuşatılmış bir ülkeye ZAFERİ tattırdı. Yedi düvelin ‘Mucize' diye adlandırdığı şey aslında MİLLİ RUHTU! Mustafa kemal o ruhu şöyle anlatmıştı: ‘Karşı siperler arasında mesafe 8 metre, yani ölüm muhakkak…ki muhakkak. Birinci siperdekiler hiçbiri kurtulmamacasına tümüyle düşüyor, ikincidekiler onların yerine gidiyor… Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, en ufak bir tereddüt bile göstermiyor…. Okuma bilenler ellerinde Kuranı Kerim cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler kelimeyi şahadet çekerek yürüyorlar.. Çanakkale muharebesini kazandıran bu yüksek ruhtur!' Batının emperyalist planları Asya'nın kilidini kırma umutları paramparçaydı.. Türk ruhunu kırmadıkça hedefe ulaşılmayacaktı.. Çünkü Türk, silahla değil ruhuyla savaşmıştı. Öyleyse O RUHU çökertmek şarttı. İşte 90 yıldır bunu başarmaya çalışıyorlar. Biraz yol aldılar. İçerde adamları var. Dışarıya bağlı iplerle yönetiliyor kuklalar. Ama son an geldiğinde bir kez daha şaşıracaklar! Çünkü bu milletin kanında Çanakkale var. Yüce ruhlu bu milletin fertleri, kendi varlığını tasfiye etmek isteyen ‘müttefik' güçlere, batılı çetelere NATO'ya, CIA'ya ve içerdeki işbirlikçilerine karşı kendini korumalılar!
Yaxşısı azadə həyatAy brat, ay brat!
Sovetlər dağıldı, biz hələ də varıq!
Ülker'in katkılarıyla hazırlanan Socrates FC'de bu hafta İnan Özdemir, İlhan Özgen ve Atahan Altınordu sizlerle... İlhan ve Atahan'ın rockstar yıllarına saygı duruşuyla açtığımız bölümde ilk olarak bize klasikleşmiş şarkıları öğreten önemli filmlerden ve evladımıza miras bırakacağımız müzik arşivlerinden söz ederek futbol muhabbetini elimizden geldiğince erteliyoruz. Biraz da futbol dedikten sonra Atahan, mevcut düzendeki Süper Lig izleme ve konuşma iştahından şikayetlerini dile getiriyor ve Avrupa'ya yelken açıyoruz. Çizi Çıtır'la Haftanın Olayı'nda İspanya'ya gidiyor, önce Bellingham'ın asistini gole çeviren Arda Güler'e, sonra Atletico Madrid-Sevilla maçına göz atıyoruz. İspanya turumuzda ayrıca, Carlo Ancelotti'nin Madrid'deki geleceğini, bulunduğu ortamdaki baskının Arda'nın performansına etkisini, Diego Simeone'nin oğlu Giuliano Simeone'nin gelişimini, Zinedine Zidane'ın kariyer duraklarında üstlendiği rolleri ve Antoine Griezmann'ın yıldızlar arasındaki konumunu ele aldığımız konulardan birkaçı. Son olarak ülkemizde müzikte gelmiş geçmiş en büyük etki yaratan isimleri sıralayarak haftayı sonlandırıyoruz.
Ülker'in katkılarıyla hazırlanan Socrates FC'de bu hafta İnan Özdemir, İlhan Özgen ve Buğra Balaban sizlerle birlikte. Bu bölümün açılışını ofisteki dergi hazırlama heyecanı ve telaşıyla açıyoruz. Biraz dergi nostaljisi yaptıktan sonra geçtiğimiz haftaki en sevdiğimiz konsol oyunları takımları konusuna uzanıyor ve sizden gelen yanıtları konuşuyoruz. Adriano'nun 99 şut gücüne sahip olduğu PES 6, futbol oyunlarındaki Milan etkisi, İlhan Özgen'in devrimsel 2-6-2 dizilişi, Atahan'ın oyunlardaki hırsı ve Doğubank'tan alınan Playstation, bu kısımdaki başlıca konularımız arasında. Jake Paul ile Mike Tyson arasındaki maçı konuşup maça sallamamızın ardından Çizi Çıtır'la Haftanın Olayı'na geçiyoruz. Haftanın olayını konuşurken Atahan'ın baskınıyla karşı karşıya kalıyor, çiçeği burnunda baba Atahan'a oğlu Batu'yu soruyoruz. Sarıyer'in Altay karşısındaki 5-1'lik zaferi, Sarıyer'in liderliği, Türkiye-Galler maçı, Kerem Aktürkoğlu'nun kaçırdığı penaltı, İnan'ın Curry'ye serbest atış kaçırtması, Murat Kosova nostaljisi, Vincenzo Montella için yapılan ayrılık iddiaları ve Roma'nın teknik direktör harcamaları bu bölümü kaplıyor. İlhan Özgen'in çağrısı sonrası geri dönen Pitbull, Cristiano Ronaldo'nun sürpriz YouTube konuğu, uçakta okuduğu o kitap, “Hangisi Yanlış?” oyunu… Hepsi ve daha fazlası bu bölümde!