Village in Zlatibor District, Serbia
POPULARITY
Categories
Âlimler, Hz. Peygamber (s.a.v.)'in vârisleridir. Âlimlerin vâris olmasından, beyân konusunda vâris olduğu kimsenin yerini almaları lâzım gelir. Peygamber (s.a.v.)'e beyân farz olduğuna göre, aynı şekilde vârise de farz olacaktır. Tebliğin esası, şer'î hükümlerin açıklanmasıdır. Tebliğden sonra, âlimler tarafından yapılan tebliğ de, ilk tebliğ gibidir. Âlimlere nisbetle bu konuda gelen deliller çoktur. Allâhü Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Gerçekten, Allâh'ın indirdiği Kitap'tan bir şeyi gizlemede bulunup, onu az bir değere değişenler var ya, onların karınlarına tıkındıkları ancak ateştir." (Bakara s. 174) "Hâkkı bâtıla karıştırmayın ve bile bile hakkı gizlemeyin." (Bakara s. 42) "Allâh tarafından kendisine bildirilen gerçeği gizleyenden daha zâlim kim olabilir." (Bakara s. 140) Hadis-i şeriflerde de şöyle buyurulur: "Dikkat edin! Burada bulunanlarınız, bulunmayanlara tebliğ etsin." (Buhârî) "Hased (gıpta) ancak iki kişi hakkında caizdir: Birincisi, Allâh (c.c.)'un kendisine mal verdiği ve o malı hak yolunda harcamaya muvaffak kıldığı kimsedir, ikincisi de, Allâh (c.c.)'un kendisine hikmet (ilim) verdiği kimsedir; onunla âmel eder ve onu öğretir." (Buhârî) "Kıyâmet alâmetlerinden biri de, ilmin kaldırılmış olması ve cehaletin ortaya çıkmasıdır." (Buhârî) Yani eğer âlimlerin mevcut olması sebebiyle ilim mevcut olsaydı, kendilerine düşen görev gereği olmak üzere o ilmi izhâr ederler ve böylece cehâlet ortaya çıkmazdı. Bu da, âlimlerin görevinin ilmi yaymak olduğunu gösterir. Bu konuda vârid olan hadisler pek çoktur. Beyân görevinin âlimler üzerine vacip olduğunda herhangi bir görüş ayrılığı yoktur. Beyân ise, gelen nasslara ve yönelen yükümlülüklere ait ilk açıklamaları kapsar. (Şatıbi, el-Muvâfakat; İslâmi İlimler Metodolojisi, c.3, s.290-291)
Acest material poate conține mesaje publicitare și plasare de produse. Unele dintre produsele, serviciile sau brandurile menționate sunt promovate prin parteneriate comerciale, iar prezentarea acestora reprezintă o reclamă.Opiniile exprimate de gazde și invitați sunt personale și nu reflectă neapărat poziția oficială a sponsorilor sau partenerilor noștri. Încurajăm publicul să efectueze propria cercetare înainte de a lua decizii bazate pe informațiile prezentate în acest podcast.
00:00 Karakterler her yerde, önce arketipini tanı03:20 Umut abinin konuşma korkusu ve yüzleşme06:20 NLP ve arketipleri pazarlamaya çevirme07:10 Hedef kitle var, karakter analizi yok12:40 Dost ve Ebedi Çocuk deneyim, özgünlük, eğlence14:00 Kampanya değil hikaye, ürün değil deneyim16:45 Amazon ve Savaşçı başarı, kanıt, sayılar18:30 Joykek örnekleri, karar verici neden sayı ister22:10 Filozof ve Mistik anlam, değer, neden sorusu24:20 İşe alım ve devir teslimde karakter uyumuBu bölümde pazarlamanın en çok gözden kaçırdığı ama dönüşümü doğrudan belirleyen bir gerçeği masaya yatırıyoruz. Herkese aynı reklamı göstererek satış yapmaya çalışıyoruz, ama herkes aynı sebeple satın almıyor. Umut abiyle birlikte arketipler ve karakter tipleri üzerinden şunu netleştiriyoruz: Ürününüz aynı kalsa bile mesajınız yanlış karaktere gidiyorsa reklamınız boşa gider.Sohbetin ilk kısmında Umut abinin topluluk önünde konuşma korkusunu nasıl fark ettiğini, bu korkunun arkasındaki reddedilme düşüncesini ve yüzleşmenin nasıl bir dönüşüm yarattığını konuşuyoruz. Buradan pazarlamaya geçiş yapıyoruz, çünkü korku ve belirsizlik sadece bireylerin değil, işletmelerin de kaderini belirliyor. Bir marka riskten kaçtığında, yeni bir şey denemediğinde ya da sürekli aynı dili konuştuğunda aslında görünmez bir fren çekmiş oluyor.Sonra karakter modelini pazarlama diliyle çerçeveliyoruz. Google ve Meta size yaş, cinsiyet, ilgi alanı verir ama karakter vermez. Peki markanız bunu nasıl çözer? Ürününüzü kullanan müşterileri dinleyerek, kısa görüşmeler yaparak, toplantılarda kullanılan kelimeleri yakalayarak ve satın alma motivasyonunu çözerek. Dost ve Ebedi Çocuk tarafında yeni deneyim, özgünlük ve eğlence beklentisini görüyoruz. Bu kitleye kampanya anlatmak yerine hikaye anlatmanız, ürün söylemek yerine deneyimi hissettirmeniz gerek…Amazon ve Savaşçı tarafında ise başarı, rekabet ve kanıt ihtiyacı öne çıkıyor. Bu kitleye romantik vaatler değil, net sonuçlar, sayı, referans ve başarı hikayeleri gerekir. Joykek müşteri toplantılarında karar vericilerin neden rakam istediğini, case study ile başlamanın neden oyunu değiştirdiğini ve sunumun ilk 3 dakikasında hangi verilerin masaya konması gerektiğini konuşuyoruz. Ne harcadık, ne kazandık, nereden nereye gideceğiz soruları bu karakterin doğal dili.Filozof ve Mistik çizgisinde ise neden sorusu var. Değer, vizyon, anlam ve derinlik arayan bir kitleye sadece indirim konuşursanız bağ kuramazsınız. Burada içerik, manifesto, marka hikayesi, uzmanlık ve uzun format anlatım devreye girer. Bu karaktere satış baskısı değil, düşünce liderliği ve güven veren bir anlatı gerekir.Bölümün sonunda bu bilginin sadece reklam metinlerinde değil, ekip kurulumunda, işe alımda, departman yerleşiminde ve devir teslim süreçlerinde nasıl kullanılabileceğine değiniyoruz. İstediğinize değil isteyene devredersiniz cümlesi bu bölümün işletme tarafındaki en kritik anahtarı. Doğru karakter doğru rolde olduğunda hem ekip huzuru hem performans hem de büyüme daha kolay olur.Dinlerken kendinize şu üç soruyu sorun: Markanız hangi karakter diliyle konuşuyor, müşteriniz hangi karakter diliyle dinliyor, reklamınız hangi karakteri hedefliyor? Bu üçü aynı hizaya geldiğinde dönüşümler hızlanır, yanlış hizadaysa bütçe yanar.
Allâhü Teâlâ, Resûlü (s.a.v.)'e olan itaatin, teslimiyetin ve bağlılığın bizzat kendisine yapılmış olacağını birçok ayetinde belirtmiştir. Hâkk Teâlâ buyurur ki: "Hayır! Râbbine andolsun ki, aralarında ihtilâf ettikleri şeylerde seni hakem tayin edip sonra haklarında verdiğin hükümden dolayı, kalplerinde sıkıntı duymadan tamamen kâbul etmedikçe imân etmiş olmazlar." (Nisa s. 65) Ve yine Resûlullâh (s.a.v.)'in emrine tabi olmayı gerektiren bir delilde, Allâhü Teâlâ'nın şu ayet-i kerimesidir: "Resûlullâh'ın çağrısını, aranızda bazınızın bazınızı çağrısı gibi tutmayın. Allâh, içinizden başkalarını siper edinerek sıvışıp gidenleri çok iyi bilir. Resûlullâh'ın emrine muhalefet edenler, başlarına bir belanın gelmesinden veya can yakıcı bir azaba uğramaktan sakınsınlar." (Nur s. 63) Allâhü Teâlâ, bir ayetinde daha buyurmaktadır ki: "Resûl size ne verdiyse onu alın. Size ne yasak ettiyse ondan da sakının." (Haşr s. 7) Bu Ayetler ve daha nice ayetler, Resûlullâh (s.a.v.)'in emrine tâbi olup ona itaatin gerekli olduğunu göstermektedir. Resûlullâh (s.a.v.)'in emri reddedilmez. Çünkü Allâhü Teâlâ, Resûlü (s.a.v.)'e itaat edilmesini farz kılmıştır. İmâm Beyhaki (rh.a) şöyle dedi: "Şayet sünnet dinde delil olmasaydı, Resûlullâh (s.a.v.)'in kendisiyle berâber bulunanlara, dinlerini öğrettikten sonra vermiş olduğu hutbesinde şöyle buyurmazdı: "Burada bulunan kişiler, bulunmayanlara anlattıklarımı aktarsınlar. Umulur ki anlatılan şahıs burada dinleyenden daha anlayışlı ve kavrayışlı olabilir." Ve yine sünnet delil olmasaydı Resûlullâh (s.a.v.): "Allâhü Teâlâ bizden bir hadisi dinleyip de bunu başka bir kişiye anlatarak vazifesini yerine getirenin yüzünü parlatsın. Olur ki anlatılan kişi dinleyenden daha kavrayışlıdır." buyurmazdı. (İmâm Suyutî, Akidede Sünnetin Yeri, s. 11-14)
Yargıtay her yıl Ocak ve Temmuz aylarında yaptığı gibi siyasi partilerle ilgili verileri açıkladı. Bu verilere göre Türkiye'de 188 siyasi parti faaliyette bulunuyor. Ama siyasi ve sınıfsal açısından bakarsanız 188 rakamını epey bir sadeleştirebilirsiniz. İkiye kadar indirebilirsiniz. Düzen partisi bir tarafta devrimci parti bir tarafta. Düzen partisi demek temel amacı ve işlevi sermayenin hakimiyetine dayanan mevcut kapitalist sistemi korumak olan parti demek. 2023'te Türkiye'nin kaderini çizeceği söylenen bir seçime girdik değil mi? Bir tarafta AKP lideri Tayyip Erdoğan vardı karşısında da CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu! Zafer Partisi üçüncü bir aday olarak Sinan Oğan'ı çıkardı. Bir anda 188 parti üç partiye düştü. İkinci turda Sinan Oğan Erdoğan'a, onu aday gösteren Ümit Özdağ da Kılıçdaroğlu'na katıldı. Sadece ama sadece bizim partimiz Devrimci İşçi Partisi Erdoğan'a da Kılıçdaroğlu'na da oy yok diye çağrı yaptı! Artık iki parti kalmıştı. Ne var ki bunda seçim sistemi böyle mi diyeceğiz? Eğer konu esas olarak iki turlu seçim sistemi olsaydı Sinan Oğan'ın seçimlerden sonra yani turlar bittikten sonra Erdoğan'a katılmasını ama çok daha önemlisi Kılıçdaroğlu'nun bugün fiilen Erdoğan'ın safına geçmiş olmasını nasıl açıklarız?Kılıçdaroğlu sattı diyelim, peki ya onun yerine geçen Özgür Özel? 2024 yerel seçimlerine CHP'nin başında gitti ve AKP'yi yendi. Madem yendi neden yerden kaldırmak için normalleşme sürecine dahil olup, erken seçim için bastırmak yerine önemli olan ekonomiyi düzeltmek diyerek İngiliz Mehmet'in işçi düşmanı Orta Vadeli Programı'na kredi açtı? Zaten Erdoğan'ı rasyonel politikalardan sapmakla suçlayan CHP'nin ekonomi politikası tam olarak rasyonel politikalara yani uluslararası ve yerli tekellerin çıkarlarına uygun politikalara dönüş vadeden Mehmet Şimşek'in anlayışı ile paraleldi. Ama orada da kalmadı. Yerel seçimde zafer kazanan Özgür Özel “içerde ana muhalefet partisiyiz dışarıda Türkiye'nin partisiyiz” diyerek AKP'yle aynı çizgiyi savunacaklarını ilan etti. Arada Özgür Özel'in Cumhurbaşkanı adayı hapse atıldı, CHP'li belediyelere kayyım atandı, CHP'nin kendisine kayyım atanmaya çalışıldı ve İstanbul örgütüne fiilen atandı da… Ve şimdi Özgür Özel bakın ne diyor: “Bundan sonra çağrımdır; CHP'li belediyeler AKP ve MHP'li başkanları, yöneticileri davet etsinler. Biz de davet edildiğimiz her yere gideceğiz!”Yargıtay listesi size bu düzenin asla değişmeyeceğini, en büyükler dışındaki partilerin ve dolayısıyla siyasetin de anlamsız olduğunu anlatır. Sınıf siyaseti ise AKP'ye, MHP'ye CHP'ye düzen partisinin hangi amblemine basmış olursa olsun gerçekte bu sömürü düzeniyle uzlaşmaz bir hayat yaşamakta olan milyonlarca işçi ve emekçiyi devrim partisinin asli gücü olarak göreceğiniz bir pencereyi açar. Burada artık sorular ve kriterler değişir. “Kime oy verdin? Hangi partiyi tutuyorsun?” değil “İşin var mı”, “Nerede çalışıyorsun”, “Geçinebiliyor musun?” soruları anlam kazanır. Gücünü kaç üyen olduğuna, kaç oy aldığına, kaç milletvekilin olduğuna göre değil “Kaç fabrikada örgütlendin?”, “Kaç işçi direnişine, greve, fabrika işgaline önderlik ettin?” sorularıyla ölçersin. Devrim için üye sayını değil önderlik kapasitesini arttırmaya çalışırsın. Herkesi kaydetmeye değil devrimci kadrolar yetiştirmeye ve öncü işçileri kazanmaya uğraşırsın. 188 partiden bir tanesini daha değil düzen partisine karşı devrim partisini inşa etmeye çalışırsın! Bu köhne düzenin yıkılmasının değil sürmesinin gerçekçi olmadığını anlarsın! Devrimin tek gerçekçi çözüm ve emeğin tek gerçek güç olduğunu kavrarsın. Bir ömür vermeye değer olan kavgadasın. Devrimci İşçi Partisi'nin saflarındasın!
SDG'nin Halep'te oluşturmaya çalıştığı kurtarılmış bölge imtiyazları son derece ilkel ve dünyanın hiçbir yerinde geçerliliği olmayan iktidar alanları. Bunu Kürtlerin bir hakkı olarak görüyor olması aslında her şeyden önce Kürtlere hakaret. Bunun Kürtlere sağlayacağı hiçbir avantaj olmayacağı gibi Kürtleri bir şehir içinde iki mahalleye hapsederek bütün şehrin nimetlerinden faydalanmaktan da menetmiş oluyordu. Burada kazanan sadece bu hapishanenin, bu kurtarılmış bölgenin gardiyanları, SDG militanları oluyordu. Bu tarz bir yapılanmanın ne kadar faşizan bir baskı kurabileceğinin tarihte sayısız örnekleri vardır. Halep şehri içinde merkezi devletten bağımsız bir silahlı örgütün keyfi varlığının tanınmasını talep ediyordu SDG.
İslâm âlimleri abdestsiz ve cünüp olanların, hayız görenve yeni doğum yapan kadınların kalple ve dille Allâh (c.c.)'uzikredebilecekleri konusunda fikir birliği etmişlerdir. Burada "zikretmekten" maksat Sübhânallâh, Lâilâhe illallâh,Elhâmdülillâh, Allâhü ekber demek, Resûlullâh (s.a.v.)'esalâtü selâm getirmek ve duâ etmektir.Cünüp olan, hayız gören ve yeni doğum yapan kadınların Kur'ân-ı Kerîm'den az veya çok bir bölümü, hatta birayetin bir kısmını okumaları haramdır.Abdullah ibni Ömer (r.a.)'den rivayet edildiğine göreResûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Âdet gören kadınve cünüp olan kimse, Kur'ân-ı Kerîm'den bir şey okuyamaz."Cünüp olanlar ile hayız gören kadınlar, bir sıkıntı vefelâketle karşılaştıkları zaman aşağıdaki ayet-i kerîmeleriduâ niyetiyle okuyabilirler:"İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn. Bizim bütün varlığımız Allâh'ındır ve sonunda yine O'na döneceğiz."(Bakara s. 156)Onlar binite binerken şu ayet-i kerîmeyi duâ niyetiyleokuyabilirler: "Sübhânellezî sehhara lenâ hâzâ vemâkünnâ lehû mukrinîn. Bu biniti bizim hizmetimize veren Allâh her türlü kusurdan uzaktır. Yoksa bizim bunagücümüz yetmezdi." (Zuhruf s. 13)Duâ ederken de şu ayet-i kerîmeyi okuyabilirler:"Râbbenâ âtinâ fiddünyâ haseneten ve filâhireti haseneten ve kınâ azâben nâr. Allâhım! Bize dünyada da iyilik ver, âhirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabındankoru." (Bakara s. 201)Cünüp olanlar ile hayız gören kadınlar Kur'an okumayıdüşünmeden, duâ niyetiyle veya böyle bir niyeti olmadan"bismillâh", "Elhamdülillâh" diyebilirler. Bunları Kur'an okumak niyetiyle söylerlerse günâhkâr olurlar. (İmâm Nevevî, el-Ezkâr, c.1, s.31-33)
Burada iki ihtimâl var görünüyor. İlki, ABD'nin yeni elitleri olarak sahneye çıkan neoconlar, Sovyet Kampı'nın çöküşü ve Soğuk Savaş'ın sona erişinin, küresel sistemik bir krizden kaynaklandığını ve eninde sonunda kendilerini de vuracağını anlamadılar. Kendilerini bir zafer sarhoşluğuna kaptırdılar. İkinci ihtimâl, bunu gördülerse de bir fırsata çevirerek onu aşmak istediler. Esâsen plânlar devreye sokulduğu safhadan sonra bu ihtimâler arasındaki farkların bir ehemmiyeti kalmadı.
Yeni seneye deja vu konuşarak başlıyoruz - bu sene de eskisinin aynısı duygusu vererek başladı gibi sanki çünkü, değil mi? Çıkış noktamız her ne kadar bu olsa da, konuyu elbette daha geniş çerçeveliyor; deja vu duygusunun yarattığı zaman kırılmasını hem teknik hem romantik biçimde açıklamaya ve anlamaya çalışıyoruz. Pek tabii sinemada ve edebiyatta karşımıza çıkan deja vu anlarına da göz atarak.Bölümde adı geçen tüm kitap ve filmlerin listesini @1kitap1film.us instagram hesabımızda bulabileceğinizi hatırlatalım.Bu bölüme sponsor olarak bizi destekleyen vitruta'ya katkılarından ötürü çok teşekkür ederiz. vitruta.com'da ve vitruta mağazalarında yapacağınız alışverişlerde, 1kitap1film kodu ile indirimsiz ürünlerde %15 indirim avantajından faydalanabilirsiniz. vitruta.com'dan yapacağınız alışverişlerde 1kitap1film özel avantaj kodunu, ürünü sepete ekledikten sonra çıkan sayfadaki “hediye kartı veya indirim kodu” alanına ödeme işlemi öncesinde tanımlayabilirsiniz.Kapak görseli: Ruthy Valdez, Deja Vu Drawing (2018)
“Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, duaedenin duasına cevap veririm. O hâlde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana imanetsinler.” Bakara 186Kullarım sana beni sorarlarsa, şüphesiz ben yakınımdır” yani de ki: Ben yakınımdır. Bu, kulların işlerini vesözlerini eksiksiz şekilde bilmesinin ve hâllerinden en yakınlarındaki biri gibi haberdar olmasının temsilidir."Dua edenin dua ettiği zaman duasına icabet ederim” yakınlığı akıllara yerleştirmekte ve dua edene icabetedeceğine vaattir. "Öyleyse onlar da bana icabet etsinler” onları îmana ve taâta çağırdığım zaman, nitekimmühim işleri için bana dua ettikleri zaman da onlara icabet ediyorum.“Kullarına zikir olan tekbiri ve şükrü emredince, lütfunun ve rahmetinin kullarına yakın olduğunu; onlarınzikir ve şükürlerinden haberdar olduğunu; kullarının nidalarını duyup, dualarını kabul edip, ümidlerini boşaçıkarmayacağını beyan etmiştir.Görmüyor musun ki İbrahim (aleyhisselâm) dua etmek isteyince, önce Cenâb-ı Allah'ı medh-ü sena etmişve, "O beni yaratan ve bana hidayet edendir. Bana yediren, bana içiren O'dur. Hastalandığım zaman banaşifa veren O'dur. Beni öldürecek, sonra beni diriltecek Odur. Kıyamet günü kusurlarımı bağışlayacağınıumduğum da O (Rabb)dir." (Şuara, 78-82)demiştir. Bütün bunlar, Hazret-i İbrahim'in Allahü teâlâ'ya medh-üsenalarıdır. O bunlardan sonra duaya başlayarak, "Ya Rabbi, bana hüküm (hikmet) nasîb et ve benisalihlere kat" (Şuara, 83) demiştir. Burada da aynı şekilde Cenâb-ı Allah ilk önce tekbiri emretmiş, dahasonra da duayı emretmiştir.
Bilimsel yöntem sayesinde, kozmozdan kuantum, ilmin her alanında büyük buluş-lar yapıldı. Peki bilimsel yöntemi kim buldu derseniz akla Isaac Newton gelir. Galileo ve Descartes diyenler olur. Bilim tarihçilerine so-rarsanız onlar Roger Bacon diyecektir. Ancak konu ile ilgili detaylı araştırma yapanlar, bilim-sel metodun icadını, Roger Bacon'ı da New-ton'u da etkileyen, onlardan 250 yıl önce ya-şamış müslüman bilim adamı İbn-i Heysem'e (965-1040) götürecektir.Bilimsel yöntemin kurucusu İbn-i Heysem şöyle der: “Öğrendiklerini hep eleştiriye tâbi tutacaksın. Yani incelemelerinde, tahkikatında kendi bildiklerinden şüphe edeceksin. Ancak bu sayede önyargı tuzağına düşmekten kur-tulursun.” Ve devam ediyor: “Araştıran kişinin amacı hakikati öğrenmektir. Bunun için öğre-neceklerinin tümünü düşman (yanlış, eksik) göreceksin. Her yönden onu karşına alıp, ona taarruz edeceksin. Bilgiyi ancak bu şekilde fethederek, onu hakikate dönüştürebilirsin.” Heysem'in geliştirdiği bilimsel yöntemin temelinde, yargıları ve bilgileri eleştirmek ve sonuçlar çıkarırken son derece dikkatli olmak vardır. Bildiklerini tekrar tekrar şüphe eleğin-den geçirmek gerekiyor. Burada şüphe ile ilgili Hz. Ali (k.v.)'nin bir sözü aklımıza geliyor. O diyor ki: “Şüphe ikidir. Birinci tür şüphe marazî (şizofrenik) şüphedir. Makbul değildir. Makbul olan, bildiklerini eksik ve yanlış görmekten doğan ikinci tür şüphedir. Seni derin ve etraflı öğrenmeye götürür.”Sadece İbn-i Heysem değil, İbn-i Haldun, Harezmî, er-Razi gibi daha birçok bilim ada-mının bilimsel yöntem tarifine katkıları oldu. Bu zatlar bilim tarihini değiştiren kişilerdir.(Prof. Dr. Osman Çakmak, Zafer Dergisi, 549. Sayı, Eylül 2022)
Bu bölüm Garanti BBVA Emeklilik hakkında reklam içerir. Reklamda belirtilenler yatırım tavsiyesi değildir.https://www.garantibbvaemeklilik.com.tr/ek-katki-payi-kampanya?utm_source=podbee&utm_medium=nativentegrasyon&utm_campaign=kipi_emeklilik&utm_content=kipi_maxdk_kampanyasiMesele Ekonomi podcastlerinin bu bölümünde Atilla Yeşilada ile 2026'ya girerken farklı yatırım araçlarının görünümünü, tasarruf yapmanın önemini ve bireysel emeklilik sistemini konuşuyoruz.Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Ulaşmış olduğunuz bu kanal kapsamındaki gerek sözel gerekse de grafik bilgiler ulaşılabilen ilk kaynaklardan iyi niyetle ve doğruluğu, geçerliliği, etkinliği velhasıl her ne şekil ve surette olursa olsun herhangi bir karar dayanak oluşturması hususunda herhangi bir teminat, garanti oluşturmadan yalnızca bilgi edinilmesi amacıyla toplanmıştır. Mesele Ekonomi, her an hiçbir şekil ve surette ön ihbara ve/veya ihtara gerek kalmaksızın söz konusu bilgileri değiştirebilir ve/veya ortadan kaldırabilir. Genel anlamda bilgi vermek amacıyla hazırlanmış olan işbu site kapsamı bilgiler hiçbir şekil ve surette Mesele Ekonomi herhangi bir taahhüdünü tazammun etmediğinden, bu bilgilere istinaden her türlü özel ve/veya tüzel kişiler tarafından alınacak kararlar, varılacak sonuçlar ve oluşabilecek her türlü riskler bizatihi bu kişilere ait olacaktır. Hiçbir şekil ve surette ve her ne nam altında olursa olsun, her türlü gerçek ve/veya tüzel kişinin gerek doğrudan gerek dolayısı ile uğrayacağı maddi ve/veya manevi zararı, kâr mahrumiyeti, velhasıl her ne nam altında olursa olsun uğrayabileceği zararlardan hiçbir şekil ve surette Mesele Ekonomi sorumlu tutulamayacaktır.
Plânların hayâta geçirilmesinde yaşanması muhtemel zorlukları herkes bilir. Kâğıt üzerinde mükemmel olan plânlar bile buna dâhildir. Zihnî mahsûl ve mâmûller hiçbir zamân hayâta olduğu gibi geçmemiştir. Burada bahsedilen sâdece hesapsız hayâller ile alâkalı değildir.
15 Temmuz 2016'dan sonra düşünce dünyamızda ne türden bir değişim oldu sorusunun net bir cevabını vermek herhâlde çok zordur. Buna karşın soruyu önemli kılan birçok unsuru sıralayabiliriz. Belki bu soruya da biraz uzaktan bakmayı başaran biri çok daha sağlıklı cevaplar verecektir. Ama bunlar için dahi bireysel değişimlerin kayda geçirilmesinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Zira siyasi ve bürokratik hareketliliklerden ziyade bu kadar büyük bir olayın düşünce dünyamızdaki yansımaları kalıcı sonuçlar açısından çok daha değerlidir. Üstelik kendini yenilemek bakımından devlet katındaki hareketlilik gözle görülür bir hâl almıştır. Burada örgütlü yapılarla bir karşılaştırma yaptığımı özellikle belirtmek isterim.
Modern dünyânın zihnî dünyâsı hummalı bir nesneleştirme arzusu üzerinden şekillendi. Bunun maddî arkaplânında hiç şüphesiz, kapitalist iş ve işlemlerle işleyen kapitalist sermâye birikimin dinamikleri yatmaktadır. İnsanın duygularından tamâmen arındırılmış, dolayısıyla herhangi bir ahlâkî engelle çarpmayan bir dünyâdır bu. Burada herşey alabildiğine yalıtılmış; kendisine indirgenmiş, kendi kendisinin gâyesi hâline getirilmiştir. Meselâ ekonominin amacı sâdece kendisidir.
Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır. “Kur'ân'ı gereği gibi güzel okuyan kimse vahiy getiren şerefli ve itaatkâr meleklerle berâberdir. Kur'ân'ı kekeleyerek zorlukla okuyan kimseye de iki kat sevap vardır.” Burada bahsedilen iki kat sevaptan birinin sebebi şudur: Bu kimse önce Kur'ân okumuştur. Elbette Kur'ân okuduğundan dolayı bir sevap veriliyor. İkinci sevâbın sebebi ise bu kimsenin zahmet çekip üzerinde dikkatle durarak, düşünerek ve yorularak okumasıdır ki zahmet çektiği ve yorulduğu için de ayrıca bir sevap daha veriliyor. Sevabı iki katlı oluyor. Bu hadîs-i şerîfte Efendimiz (s.a.v.)'in müslümanların gönüllerini nasıl aldığını, teşvik edip ümîd verdiklerini şöyle bir düşünelim. Kur'ân-ı Kerîm'i okumak için zahmet çeken kimseleri ümitsiz bırakmak şöyle dursun, zorluk çektiklerinden dolayı kendilerine iki kat sevap müjdelemişlerdir.Resûlullâh (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır: “Her kim Kur'ân'dan bir harf okursa bir hasene (bir sevap) kazanır. Bu hasene de on katı ile amel defterine yazılır. Ben, Elif-Lâm-Mim bir harftir demiyorum. Elif bir harftir, Lâm bir harftir, Mim de bir harftir.” Meselâ bir kimse “el-hamdü” kelimesini okursa burada “Elif, Lâm, Hâ, Mîm, Dâl,” olarak beş harf vardır. Öyleyse bu kimse elli iyilik kazanmış olacaktır. Biraz gayret ve himmet sarf etmeyip Kur'ân-ı Kerîm'i okumayan veya ondan bir kısmını öğrenmeyen zavallıların hâlini düşünelim. Bunlar ne kadar bedbaht ve zavallıdırlar ki çok az bir gayreti esirgerler de kendilerini bütün bu iyilik, ecir ve sevaptan, nimet ve servetler kazanmaktan mahrum bırakırlar.(Eşref Ali et-Tehânevî, Hayâtü'l Müslimîn-Müslümanın Günlük Hayatı, s.93)
Evlilik insan hayatındaki en önemli dönemeçlerden biridir. Bu dönemeç düzgün bir şekilde dönülmediği takdirde sonradan düzeltmesi çok zor olur. Günümüzde evlâdların ana-babaları ile yaşadıkları en büyük sorunlardan bir tanesi evlilik konusunda ortaya çıkmaktadır. Evlenirken tâbiki ana-babaya sorulur, onların rızâsı alınır. İslâmi terbiye almış bir hanım bulurlarsa ne âlâ; ama evlâdlarını namazı, abdesti olmayan bir hanım ile evlenmeye zorluyorlarsa o zaman o da bunu kâbul etmek zorunda değildir. Bilindiği gibi Resûlullâh (s.a.v.)'in evlilik konusunda “Kadınlarla dört hasletleri için evlenilir: Malı için, asaleti için, güzelliği için ve dini için. Sen dindar olanı tercih et, mesud olursun.” (Buhari, Müslim) buyurmuşlardır.Burada günümüzde erkeklerin sıkça karşılaştıkları bir durumdan bahsetmekte fayda var. Kimi erkekler tesettüre riayet etmeyen kızlarla evlenmek istiyorlar ve şart olarak da tesettüre riayet etmelerini istiyorlar. Evlenilecek kızda evlendikten sonra buna riayet edeceğine söz veriyor. Eğer bir kimse “Ben evlendikten sonra tesettüre riayet edeceğim.” diyerek Allâh (c.c.) ve Resûlü (s.a.v.)'in emrini hemen tatbik etmeyip evlilik sonrasına tehir ediyorsa çok büyük ihtimalle evlendikten sonra da tatbik etmeyecektir. Bunun birçok örneği vardır. Eğer tesettüre Allâh (c.c.) ve Resûlü (s.a.v.)'in emri olduğu için riayet edecekse neden hemen tatbik etmiyor?(Ömer Muhammed Öztürk, Sohbetler-2, s.103-104
Büyükşehir Belediyesi'nin Hasko Şirketi'ne havale ettiği, “Topkapı alt-üst geçit inşaatı” sürüyor. Bu inşaatın izin verdiği şekilde ve trafiğe çizdiği istikamette seyretmek mecburiyetindeyiz. Ayrıca burası bilindiği üzere otobüs terminallerinin bulunduğu yerdir. Burada irili-ufaklı arabalar, üzerlerine bir trafik polisi ordusu gelse bile yine istiklâllerini son damla kanlarına kadar muhafaza etmek için mücadele verirler. Burası can pazarıdır.
“Eğer tutuklanmamın sebeplerinden biri 19 Mart'a hazırlıktıysa o zaman ben bir sektör adına burada rehin tutuluyorum demektir. Her zaman apolitiktim, işimi de hiçbir zaman siyasi bir duruşun gölgesinde yapmadım. Keşke bir gün başıma gelenleri tüm açıklığıyla korkmadan anlatabilsem ama imkânsız sanki”Bu söyleşi yapay zekâ ile seslendirilmiştir. Söyleşiyi okumak için: https://t24.com.tr/yazarlar/cansu-camlibel/ayse-barim-sektor-bana-sahip-cikmadi-burada-bunun-yasini-da-tutuyorum-ve-bu-sessizlik-magduriyetime-yer-acmis-olabilir,51662
"Belqradda nəqliyyat ödənişsizdir""Tövsiyə edirəm ki, Balkan ölkələrinə gedəndə təkcə Serbiyaya deyil, Monteneqrodan başlayaraq həmin marşrutda olan digər ölkələrə də səyahət edəsiniz""İcarəyə maşın götürərkən sərhədi keçmək üçün icazə sənədini tələb edin""Belqrad qalasında Dunay çayı üzərində gün batımını izləyə bilərsiniz""Onların marketlərində başqa ölkədən gələn məhsul demək olar ki, yoxdur""Burada insanların çoxu işə piyada gedirlər"Qonağımız "Tourandcamping"-in təsisçisi, səyahətçi Famil İbrahimli oldu
"Vyetnamı digər ölkələrdən fərqləndirən xüsusiyyət hər bir şəhərinin özünəməxsus xarakter daşımasıdır""Burada qadınlar ölkənin iqtisadi həyatında fəal iştirak edirlər""Cəmi iki gün ərzində viza əldə etmək mümkündür""Bu şəhərdə olmaqla bütövlükdə Vyetnamı hiss etmək mümkündür""Azərbaycan vətəndaşları üçün Vyetnama səfər zamanı mətbəx baxımından hər hansı çətinlik yaranmır""Tövsiyə edərdim ki, geri dönüş zamanı baqajınızda yer saxlayasınız, çünki oradan müxtəlif ərzaq məhsullarını gətirməyi istəyə bilərsiniz""Mobil tətbiq vasitəsi ilə motosikl və avtomobil sifariş edə bilərsiniz"Qonağımız "Formula 1" marşalları təlimçisi, səyahətçi Fərid Abilov oldu
İnsanlar kendi çocuklarını ve kendilerini ilmi olarak inkişaf ettirmek geliştirmek tekamüle ulaştırmakla hem mükelleftir hem hak sahibidir.Devlet burada insanlara müdahale edemez, çocuğa terbiyeyi veremez. Terbiye anne babanın hakkıdır.Onun için Milli Eğitim bir kere İslâm tefekkürüne tamamen aykırı bir meseledir. Hem milli olması yanlış, hem eğitim olması yanlış. İnsanlar çocuklarına ilim öğretmekte zorluk çekebilirler,onun için devlet buna el atabilir, bunun için mektepler kurabilir. Burada insanlara, çocuklara, gençlere üniversal bilgileri öğretebilir. Yani ideolojik, tek taraflı bilgileri değil, üniversal bilgileri öğretebilir. Ama devlet hiçbir zaman; “Çocukları alıp belli bir kalıba sokayım, eğiteyim, benim istediğim gibi insanlar olsun, rejimin istediği gibi insanlar olsun” diyemez. Bu insan haklarına aykırıdır.Nazi Almanya'sında, Mussolini İtalya'sında, Sovyet Rusya'da cari olan bu prensip, Antik Çağ'daki Yunan Sitesi Sparta örneğine dayanıyor. Bizde hala bu müdafaa ediliyor, çocuklar mekteplere alınıyor, tek tip insanı olarak yetiştiriliyor. Halbuki devletin böyle bir hakkı yoktur.Onun için Milli Eğitim tabiri bile yanlış bir tabirdir.Eğitim aldınız mı diyorlar. Ben at mıyım ki eğitim alayım? Annem babam bana terbiye verdi.“Eğitim”… burada bakın eğmek var, bu bile doğru değil. Terbiye düzeltmek demektir Arapçada.Eğitim eğmek demektir. Yani müesses nizamının önünde eğeceksin, çocuğun eğilecek.Bu doğru değil, terbiyeyi anne baba verir.Devletin ve hiç kimsenin bir çocuğa veya bir insana terbiye verme hakkı yoktur. Bu anne babanın hakkıdır, bu da insan haklarındandır. Devletin buna müdahale etmesi doğru değil. Ama insanlar bunu düşünmüyor ve tartışmıyor bile.Halbuki bunun yanlışlığından şikayet ediyorlar.(Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci, www.youtube.com/c/ekrembuğraekinci)
Muhterem Ömer Öztürk anlatıyor: “Avrupalı'nın demokrat ve insan haklarına saygılı olduğuna dair senelerdir çok büyük propaganda yapıyorlar. Avrupalı, hâkimiyet sahasına tecavüz etmediğin müddetçe demokrat görünür. Hele bir onların hâkimiyet sahasına girmeğe teşebbüs edin de o zaman görün demokrasiyi, özgürlüğü… Biz lise üçüncü sınıftayken (Galatasaray Lisesi) bir gün derste Fransız edebiyatı hocası şöyle demişti: “Biz 16. asırda Türkleri, Osmanlıları aydan gelmiş adamlar zannederdik.” Ben parmak kaldırdım.Bizim okulda böyle şeyler serbestti. Fikir münakaşası yapılırdı. Elimi kaldırınca hoşlanmadı ama ne diyeceğimi de merak ettiği için: “Buyurun” dedi. Bunun üzerine şu tarihi bilgiyi naklettim ve sordum: “Fransa kralı Fransuva, 1525'te Şarlken'e esir düşmüştü. Avrupa devletleri ne yaptılarsa onu esaretten kurtaramamışlardı. En sonunda sizin kralınız Fransuva'nın annesi ve Fransız sarayı, krallarının esaretten kurtarılması için Kanuni Sultan Süleyman'dan yardım istemişti. Peki Kral Fransuva'nın annesi oğlunun kurtarılması için nereye müracaat etmişti? “Ay”a mı müracaat etmişti, yoksa Osmanlı sultanına, İstanbul'a mı müracaat etmişti?” “Sen zaten her zaman mevzu dışına çıkarsın” dedi. “Sizinki mevzu dışı olmuyor da neden benimki mevzu dışı oluyor? Siz dediniz ki biz Osmanlı'yı uzaydan gelmiş bilirdik, ben de sizin kralınızın annesinin Osmanlı'ya müracaatını sordum.Aya mı müracaatını yapmış, yoksa İstanbul'a mı, cevabını verin bunun. Burada mevzunun dışına çıkacak bir durum yok.” dedim. “Peki, söylediğiniz anlaşıldı. Buyurun yerinize oturabilirsiniz” dedi. Dışarıdan bakıldığında modern ve demokrat görünürler; ama gerçekte bunların hepsi masal. Kendi hâkimiyet sahalarına dokununca ne demokrasi tanırlar ne de insan hakları!”(Misvâk Neşriyat, Ömer Öztürk'ün Hayatı ve Hatıraları)
Ama, fakat, lakin, ancak yok. Taciz tacizdir ve oluşma şartları bellidir. Birine rızası dışında yöneltilen ve onun huzurunu, güvenliğini, onurunu veya özgürlüğünü zedeleyen ısrarlı, rahatsız edici, istenmeyen davranış ve fiillerin alayı tacizdir. Bu tanımda böylece anlaşmazsak tacize uğrayan insanlarla gerekli empatiyi kuramayız. Onları anlayamayız. Cinsel tacizi alalım ele. Kadın ya da erkek zil zurna sarhoş olsa… Kadın ya da erkek muhatabının karşısına çırılçıplak çıksa… Kadın ya da erkek bir noktaya kadar olan bitene rıza gösterse… Biri diğerini evine davet etmiş olsa… Sonuç değişmez. Taraflardan birinin “rızasının dışında” bir şey gelişiyorsa o buz gibi tacizdir. Burada “rahatsız edicilik” ve “ısrar” iki kaçınılmaz ölçüttür.
Takip ediyorsunuzdur. Eyüp Sultan Camii'nde kıldıkları cuma namazını müteakip Müslüman Alimler Birliği Yassıada'ya geçti. Burada bir hafta boyunca her gün Gazze için toplanacaklar ve çok yönlü toplantılarla bazı kararlar alarak bunu dünya kamuoyu ile paylaşacaklar.
*Bu bölüm Hiwell hakkında reklam içerir. "Evli, mutlu, çocuklu" diyor Demet Akalın toplumun ona öğrettiklerini tekrar ederek ama evlilik her kadın için mutluluğa giden tek yol mu? Burada tanıştığım 60 küsür yaşında sörfçü bir kadın olan Robin'in iki senedir yaşadığı tutkulu macerayı anlatıyorum. Cinsellik dolu dizgin, bağlanma yok.Hiwell'den faydalanmak için tıklayın.Hiwell'de ilk seansınız aşağıdaki kodla sadece 499 TL!Kod: merdiven499
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölüm kendini sürekli erteleyenler için içten bir davet! Bu bölümde “başlamak” neden bu kadar zor geliyor, gerçekten neyin korkusunu yaşıyoruz, bunu konuşuyoruz. Başarı mı korkutuyor bizi, yoksa yine o tanıdık mükemmeliyetçilik mi araya giriyor? Biraz dertleşiyoruz, biraz da cesaret toplamak isteyenlere yol arkadaşlığı yapıyoruz. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Transcript Intro 1- Emin: [0:22] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin. 2- Emine: [0:28] Ben Emine. 1- Emin: [0:29] Nasılsın Emine abla? 2- Emine: [0:30] İyiyim. Biraz yorgunum Emin. Sen nasılsın? 1- Emin: [0:33] Ben de iyiyim. Neden yorgunsun? 2- Emine: [0:35] Biraz ağır bir spor yaptım bugün. Ondan yoruldum. Bir de çok sıcaktı bugün hava. 1- Emin: [0:40] Evet. 2- Emine: [0:41] Sen de hissetmişsindir. 1- Emin: [0:42] Bu ara İstanbullular olarak, genel aslında Türkiye olarak, anormal sıcaklarla mücadele ediyoruz. 2- Emine: [0:48] Maalesef. 1- Emin: [0:48] Gün içerisinde 40 dereceler, 45 derecelere kadar çıkıyor hava sıcaklığı. Siz de dikkat edin özellikle bol sıvı tüketmeye. Çünkü gerçekten çok riskli bir durum da var ortada. 2- Emine: [1:00] Öyle maalesef ya. Bir de sadece sıcakla boğuşmuyoruz. Aynı zamanda bir sürü orman yangını vesaire de çıkıyor. Onlar da biraz can sıkıcı haberler oluyor. İnşallah bir an önce şu sıcaklar biter diyelim. 1- Emin: [1:15] Evet, umarız orman yangınları da gerçekten bir an önce son bulur. 2- Emine: [1:19] İnşallah. Başlamak istek değil, cesaret meselesi 1- Emin: [1:20] Evet, o zaman biz konumuza girelim. Günümüzde, ben de dahil birçok insanın yaşadığı bir durumdan bahsedeceğiz bugün. Bir şeyler yapmak istiyoruz ama ya ilk adımı ya son adımı atma konusunda yeterli cesareti gösteremiyoruz. Bununla ilgili biraz konuşmak istiyoruz. Yani bir şeyleri istemeyen bu dünyada hiç kimse yok. Kimileri başarıyor, kimileri başaramıyor, kimileri hiç denemiyor bile. Burada işin kilit noktası cesaret bence. Bir şeyleri yapmaya cesaret gösterebilmek. Bunun üzerine konuşalım istiyorum. Sen kendini nasıl tanımlarsın? Kendini nereye koyarsın böyle bir konuda? Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
"Babanın-Adı ne demek? Men etmek ne demek? Babanın-Adı derken kastedilen şey bir işlevdir aslında. Lacan babasal işlevden bahseder. Burada söz konusu olan gerçek baba değildir. Bir çocuğun babası ölmüş olabilir, evi terk etmiş olabilir, hatta babanın kim olduğu hiç bilinmiyor bile olabilir. Ama önemli olan babanın kanlı canlı bir şekilde orada olması değildir. Önemli olan anne-çocuk çiftine bir üçüncünün dahil olmasıdır."Bu bölümde sözü geçen eserler şunlardır:Lacan, J. Seminar XIII: Transference: https://www.valas.fr/IMG/pdf/THE-SEMINAR-OF-JACQUES-LACAN-VIII_le_transfert.pdfLacan, J. (2014).The seminar of Jacques Lacan, Book X: Anxiety (A. R. Price, Trans.; J.-A. Miller, Ed.). Polity Press.Instagram: https://www.instagram.com/psikanalizsohbetleri/ Twitter: https://twitter.com/PsikanalizS https://www.oguzhannacak.com/
264. bölümde Türkiye'nin ilk ve tek kariyer markalama ajansı olan Smart Career Türkiye'nin kurucusu Banu Çakar ile kariyer markanızı nasıl oluşturabileceğinizi, dijital dünyada nasıl konumlanmanız gerektiğini konuşuyoruz. (00:00) – Açılış (00:48) – Banu Çakar'ı tanıyoruz. www.smartcareerturkey.com https://www.youtube.com/@BanuCakar (06:00) – (09:24) – Yöneticiler kişisel marka itibarı için nasıl bir strateji ile ilerlemeli? (12:04) – Sosyal medyayı kullanırken olumsuz yorumlara karşı nasıl bir tavır takınmalıyız? (14:07) - LinkedIn, işe alım uzmanlarının ve işe alım yöneticilerinin sizin hakkınızda daha fazla bilgi edinmek için ilk baktığı yer. Burada nasıl konumlanmalı? - reverse recruiting (17:50) - Kendimizi en son ne zaman google'da arattık? (21:00) – Yapay Zeka içerik üreticilerinin yerini alacak mı, yoksa sadece destek olacak? (23:00) – Hangi yapay zeka araçlarını kullanıyorsunuz. (25:20) – Yapay zeka ile içerik üretirken özgünlük konusuna nasıl dikkat ediyorsunuz? (27:00) – Solo girişimcilik. https://open.spotify.com/show/4a2aDpfSH83J9g1UwenNLb (29:00) – Kendi kitlemizi oluşturmak daha mı değerli? (32:00) – Son sözler ve kitap önerisi Milyoner Aklın Sırrı - https://www.goodreads.com/book/show/27239402-milyoner-akl-n-s-rlar?from_search=true&from_srp=true&qid=mbicexjX5B&rank=1 Herkesin Aradığı Kişi - https://www.goodreads.com/book/show/151331860-herkesin-arad-ki-i-kendi-sekt-r-n-zde-en-bilinen-de-erli-ve-tan-nan?ref=nav_sb_ss_1_15 Duyguların Dili Olsa - https://www.goodreads.com/book/show/87590426-duygular-n-dili-olsa?ref=nav_sb_ss_3_15 (34:04) - Kapanış Sosyal Medya takibi yaptın mı? Twitter - https://twitter.com/dunyatrendleri Instagram - https://www.instagram.com/dunya.trendleri/ Linkedin - https://www.linkedin.com/company/dunyatrendleri/ Youtube - https://www.youtube.com/c/aykutbalcitv Goodreads - https://www.goodreads.com/user/show/28342227-aykut-balc aykut@dunyatrendleri.com Bize bağış yapıp destek olmak için Patreon hesabımız – https://www.patreon.com/dunyatrendleri Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
This is a free preview of a paid episode. To hear more, visit tersaci.substack.com[Sohbetin tamamına tersaci.substack.com üzerinden ulaşabilirsiniz.]“Burada geldin şeytanın avukatlığını yapıyorsun diye düşünenler olabilir de, bu solcu arkadaşları da anlama adına şunu da söylemek lazım: Türkiye'nin zenginleri gerçekten çok, hepsi değil ama, büyük bir kısmı çirkin insanlar. Yani davranış şekilleri bozuk.”“Şöyle bir düzeltme yapacağım sen devam et. Yani zengin insanlar çirkin değil de çirkinlerin zengin olmasına daha fazla olanak veren bir durum var Türkiye'de desek?”“Kapitalizmin oluşmasında gereken yedi önemli erdem vardır—ki bu erdemleri oluşturduğun zaman burjuva kültürü oluşuyor. Ama işte bu durumu mülkiyet üzerinden değil de yağma üzerinden yaptığınız zaman bu erdemleri de siliyorsunuz.”“Ekonomi konusunda guruluğa soyunan, sosyal medyada “borsada şuna yatırım buna yatırım” falan diyen bir hesaba denk gelmiştim adam başka bir toplumsal bir konuda öyle bir şey ortaya atmış, ekonomi bilmediği ortaya çıkıyor.”
“Bilesiniz ki, Allah'ın dostlarına hiçbir korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de.” (Yunus 62)“Onlar iman etmiş ve Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlardır.” 63“Korku ancak gelecekle ilgili olur, yani ileride korkutan bir şeyin meydana gelmesinden dolayı korkulur. Hüzün ise ancak geçmişte olan birşeyle ilgili olur. Bu, ya geçmişte insanın hoşuna gitmeyen birşeyin meydana gelmiş olmasından ötürü, yahut da arzu edip sevdiği bir şeyi elde edememiş olmasından dolayı olur.Bazı muhakkikler şöyle demişlerdir: "Veliler için, korku ve hüznün olmamasının söylenmesi, ya onlar bu dünyada iken olur, yahut ahirette iken olur. Birincisi, şu sebeplerden ötürü olamaz;Bu, dünyada olmaz. Çünkü burası, korku ve keder yurdudur. Hele mü'min, Hz. Peygamber (s.a.s)'in şuhadislerinde de buyurduğu gibi, bundan hiç kurtulamaz: "Dünya, mü'minin (adetâ) hapishanesi, kâfirin de cennetidir"“İman etmek" kelimesi nazarî kuvvetin {tefekkür kuvvetinin) mükemmelliğine, "takvaya ermek" tabiri de amelî kuvvetin mükemmelliğine işarettir. Burada bir başka husus da, imanın, itikad ve amelin toplamına hamledilmesidir. Sonra biz "velî"yi, bütün bu hususlarda ittikâ sahibi olarak tavsif ederiz. Takva, ilim hududunda olur ve o hududu aşar. Çünkü Allah'ın celâli, beşer aklının ihata edip kavrayamayacağı derecede yücedir. Binâenaleyh sıddîk, Allah Teâlâ'yı, celâl sıfatlarından bir sıfatla tavsif ettiğinde, Allah'ın kemâl ve celâlinin, kendisinin bildiğine münhasır olmasından tenzih eder. Yine o, Allah'a ibadet ettiğinde Allah'ı,böylesi bir hizmet ve ibadete layık olmaktan tenzih eder. (Yani O'nun pek çok mükemmel tarzda yapılacak ibadetlere müstehak olduğunu düşünür.) Böylece o kimsenin devamlı olarak havf ve takva makamındaolmuş olduğu sâbıt olur.Hz. Ömer (r.a), Hz. Peygamber (s.a.s)'in: "Onlar, aralarında bir akrabalık ve alıp-verecekleri bir malolmadığı halde, birbirlerini Allah için seven kimselerdir. Allah'a yemin olsun ki onlann yüzleri nurdur ve insanlar korkup hüzünlendikleri zaman, onlar korkup hüzünlenmezler" dediğini ve bu ayeti okuduğunu rivayet etmiştir.Yine, Hz. Peygamber (s.a.s)'in: "Onlar öyle insanlardır ki, onları görenler Allah'ı hatırlarlar" buyurduğu rivayet edilmiştir. Bunun sebebi şudur: Onlarda görülen, huşu ve huzû alâmetlerinden ötürü, bir de Hak Teâlâ onlar hakkında, "Secde izinden nişanları yüzlerindedir" (Fetih, 29) buyurduğu için, onların bütün bakıp müşahede edişleri, ahireti hatırlamaya yöneliktir.Herşeyin "velî"si, ona yakın olan demektir. Allah'a mekân ve cihet bakımından yakın olmak imkânsızdır. O halde ona yaklaşmak, ancak insanın kalbi, Hak Teâlâ'yı bilmenin nuruna garkolduğunda olur. Bu kimse, baktığında, Allah'ın kudretinin delillerini görür; dinlediğinde Allah'ın ayetlerini dinler; konuştuğunda, Allah'ı sena eder; hareket ettiğinde, Allah'a kulluk ve hizmet için hareket eder, çalışıp çabaladığında, Allah'a taat için çalışıp çabalar. İşte bu şekilde de, Allah'a son derece yaklaşmış olur. İşte bu şahıs, Allah'ın velîsidir.İnsan böyle olduğunda, Allah da onun dostu ve velîsi olur. Nitekim Hak Teâlâ, "Allah imân edenlerin velîsi (yardımcısı)dır. Onları karanlıklardan nura çıkarır" (Bakara 257)Bu müjdeden maksad, sâlih rüyadır. Hz. Peygamber (s.a.s)'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Büşrâ (müjde), müslümanın kendisinin gördüğü veya senin, onun için gördüğün salih (güzel) rüyadır," Yine Hz. Peygamber (s.a.s) “Peygamberlik gitti (bitti), geriye mübeşşirât (müjdeci rüyalar) kaldı.”Bil ki ayetteki, "büşrâ" tabirini "sâdık rüya" manasına aldığımızda, ayetin zahiri bu halin ancak veliler için söz konusu olmasını gerektirir. Akı! da buna delalet eder. Çünkü Allah'ın velisi, kalbi ve ruhu zikrullaha gömülmüş kimsedir. Binâenaleyh kim böyle olur ise, uyurken de ruhunda sadece marifetullah bulunur.Marifetullah'ın ve Allah'ın celâlinin nurunun da, ancak hakkı ve doğruluğu göstereceği malumdur. Ama fikri, bu bulanık ve karanlık âlemin hallerine dağılmış kimse, uyuduğu zaman da böyle dağınık kalır.
Geleneksel olarak ABD'nin Los Angeles eyaletinde düzenlenen “Anadolu Kültürleri ve Yemek Festival”i Mayıs ayının birinci haftasında gerçekleştirildi. İki gün boyunca açık kalan festivalde, Türk yemeklerinin yanı sıra Türkiye'nin tarihi mekanlarının maketleri ve sunumları da vardı. Festivalde Türk mutfağının birbirinden lezzetli yemekleri sunuldu. Yemeklerin tadına bakan Amerikalılar, Türk yemeklerine hayran kaldılar. Tadı damaklarında kalan yemekleri tekrar yiyebilmek için yemek reyonlarının önünde uzun kuyruklar oluşturdu. Türk aşçılarının yemek yapığını da izleyen Amerikalılar, her yemeği tek tek tatmaya çalıştı. Festivale gelip de Türk yemeklerinin tadına bakan insanların izlenimleri şöyleydi: Avustralya kökenli bir Amerikalı, patlıcan yemeğini tadınca aldığı lezzetten şaşkınlığını gizleyemedi. Sharon adlı Amerikalı ise favori yemeğinin köfte olduğunu söyledi. Yine Amerikalı Jane de “Türk mutfağı dünyada bir numara, farklı kültürleri içinde barındırıyor.” dedi. Festivali çok başarılı bulan Jeff ve Eloise ise gözlemeye hayran kaldıklarını söylediler. Festivale gelenler sadece Amerikalılar değildi. Farklı milletlerden de Türk mutfağı sevdalısı ziyaretçiler vardı. Örneğin Arap asıllı Nazri burasının kendisine Arap kültürünü ve akrabalarının tarihini hatırlattığını belirtti. Türk ve Arap kültürlerini birbirlerine çok yakın gördüğünü ifade eden Nazri, festivalden çok keyif aldığını vurguladı. Festivale oğluyla birlikte gelen Zae de Türkiye'yi ziyaretinin ardından, dünyada en sevdiği ülkenin Türkiye olduğuna karar verdiğini belirtti ve bu nedenle festivale ailesini de getirip onlara Türk kültürünü ve yemeklerini göstermek istediğini söyledi. Zea, “Türk yemekleri bence dünyanın en güzel yemekleri” derken oğlu da festivalde en çok Truva atından ve şehir standartlarındaki üç boyutlu maketlerden etkilendiğini, bir gün Türkiye'ye gitmeyi çok istediğini ifade etti. Amerikalılara Yemek Dersi Festivale gelenlere ders veren aşçı Süreyya Gökeri, 21 yıldır ABD'de yaşıyor. Türk yemekleri konusunda 4 yıldır profesyonel dersler veriyor. Türk aşçı Gökeri, “Burada işin de ricada bulunuldular, kabul edip, zevkle geldim. Her şey çok güzel gidiyor. Yemek dersini, içine kültür, tarih ve eğlence katarak vermeye çalışıyorum. Çok güzel ilgi var.” dedi. Amerikalılar için yapılan kolay yemek tarifleri belirten aşçı Gökeri, bunlar arasında kısır, sigara böreği, patlıcan salatası ve irmik tatlısı gibi örnekleri sıraladı. Türk aşçı Gökeri, Amerikalıların Türk yemeklerine genel anlamda ilgisini ise şöyle değerlendirdi: “Dört yıl önce yemek derslerine başladığımda kendi kendime kızdım, keşke daha önce başlasaydım, çünkü Amerikalılar Türk mutfağına çok ilgi duyuyor. Genelde orta yaş ve orta yaş üstü insanların Türk mutfağını daha fazla merak ettiğini görüyoruz. Aslında Türk yemeklerini çok tanımıyorlar ama inşallah bundan sonra onlara Türk yemeğini daha iyi tanıtıp bilmedikleri kapıları açmak istiyoruz.”
Hindistan ve Pakistan arasında Keşmir üzerinden yaşanan çekişmede yeni bir dönüm noktasına girildi. Burada yaşananlar, tüm dünya tarafından endişeyle izleniyor. Peki, Keşmir meselesi nedir ve bölgede neler oluyor?
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Ulaşmış olduğunuz bu kanal kapsamındaki gerek sözel gerekse de grafik bilgiler ulaşılabilen ilk kaynaklardan iyi niyetle ve doğruluğu, geçerliliği, etkinliği velhasıl her ne şekil ve surette olursa olsun herhangi bir karar dayanak oluşturması hususunda herhangi bir teminat, garanti oluşturmadan yalnızca bilgi edinilmesi amacıyla toplanmıştır. Mesele Ekonomi, her an hiçbir şekil ve surette ön ihbara ve/veya ihtara gerek kalmaksızın söz konusu bilgileri değiştirebilir ve/veya ortadan kaldırabilir. Genel anlamda bilgi vermek amacıyla hazırlanmış olan işbu site kapsamı bilgiler hiçbir şekil ve surette Mesele Ekonomi YouTube kanalı herhangi bir taahhüdünü tazammun etmediğinden, bu bilgilere istinaden her türlü özel ve/veya tüzel kişiler tarafından alınacak kararlar, varılacak sonuçlar ve oluşabilecek her türlü riskler bizatihi bu kişilere ait olacaktır. Hiçbir şekil ve surette ve her ne nam altında olursa olsun, her türlü gerçek ve/veya tüzel kişinin gerek doğrudan gerek dolayısı ile uğrayacağı maddi ve/veya manevi zararı, kâr mahrumiyeti, velhasıl her ne nam altında olursa olsun uğrayabileceği zararlardan hiçbir şekil ve surette Mesele Ekonomi YouTube kanalı sorumlu tutulamayacaktır.
Anadolu'nun Şifacı Kadınları'nı konuk ettiğim programın bu haftaki konuğu Serpil Çakar. 1981 yılında Iğdır'da Azeri kökenli şifacı bir aileye doğan Serpil, daha küçük yaşlarda şifa yolculuğuna başladı. Iğdır'dan İzmir'e taşınmasıyla hayatında büyük bir kırılım yaşayan Serpil, 24 yaşına geldiğinde iletişim ajansında çalışmaya başladı. Ajans patronun kendisini reiki toplantılarına götürmesiyle reiki ile tanışan Serpil, farklı şifa teknikleri ile de çalışmaya başladı. Regresyon terapisiyle tanışan Serpil, Tülin Etmeyez ile çalışmaya başladı. Ardından yoga eğitimi için Hindistan'a giden Serpil, işten çıkarıldı ve Nepal'e gitmeye karar verdi. Burada yaptığı bir çalışmada kendiyle yüzleşen Serpil, seyahatini uzatarak bir yıl yolculuğunu uzatarak şifa yolculuğuna devam etti. Regresyondan, Geleneksel Çin Tıbbına, su terapisinden iç organ masajına kadar farklı eğitimler alan Serpil'in çalışmalarını ve paylaşımlarını https://www.instagram.com/butunsel_sifa_terapileri/ Instagram adresinden takip edebilirsiniz. Keyifli dinlemeler :)*****Nisan Ayı AŞK Buluşmasına Katılmak İster Misin?18 Nisan Cuma saat 20:30'de çevirimiçi (Zoom) gerçekleşecek buluşmamızda Sevgili Fulya Nanba ile AŞK Oyununda Sinir Sistemi Aktivasyonları, ardından Sevgili Aysu Erdoğdu ile farkındalıklı temas için elleri uyandırma yapacağız. Detaylar ve kayıt formuna aşağıdaki linkten ulaşabilirsin. https://forms.gle/TueUKWM1oCZTKT9q8*****Anadolu'nun Şifacı Kadınları'nı Desteklemek İster Misin? :)Hiçbir maddi destek almadan 5 yıldır gönüllü sürdürdüğüm bu programın içeriğini beğeniyor ve hayatına bir katkı sunduğuna inanıyorsan, beni ve programı maddi olarak da desteklemek istersen, https://kreosus.com/ask üzerinden ister aylık, ister tek seferlik katkı sunabilirsin :)*****Artık Anadolu'nun Şifacı Kadınları'nın Whatsapp Grubu var :)https://chat.whatsapp.com/D29r8vCHBN6ARYI6UTJtYpDuyuruları, geri bildirimleri paylaştığımız bu alanda olmak istersen, yukarıdaki linkten gruba dahil olabilirsin.*****Yazılarımı ve yolculuklarımı takip etmek istersen; https://www.instagram.com/didemmollaoglu/*****Anadolu'nun Şifacı Kadınları'nı aynı zamanda Spotify ve Apple Music'den podcast olarak dinleyebilirsin. https://open.spotify.com/show/312t5k7BqvGSv7c9l88Y6Z https://podcasts.apple.com/tr/podcast/anadolunun-şifacı-kadınları/id1519077215*****Ben Kimim? 2016'da tüm eşyalarını satarak çıktığı yolculukta henüz kendine doğru bir yolculukta olduğunu bilmiyordu. Ta ki yuvasından binlerce kilometre uzaklıkta Anadolu onu çağırana kadar. Yuvasına dönüşüyle birlikte kendi şifa yolculuğu başladı. Çünkü bir ağacın yeşermesi için önce köklerinin iyileşmesi gerektiğini biliyordu ve kökleri bu kadim topraklardaydı. Çıktığı bu yolculukta Maya Şamanizmden yogaya, yogadan tasavvufa uzanan farklı ilimlerin peşinden gitti, birçok eğitim aldı. Anadolu'nun Şifacı Kadınları'nı konuk ettiği bir podcast yapan Didem kendi deyimiyle Aşk'ı arayan bir aciz kul, yolcu. ***** Light Of Daytime by Vlad Gluschenko | https://soundcloud.com/vgl9 Music promoted by https://www.free-stock-music.com Creative Commons / Attribution 3.0 Unported License (CC BY 3.0) https://creativecommons.org/licenses/by/3.0/deed.en_US
Bu bölümde yeme bozukluklarında uzman koçlar ve psikologlar arasındaki farkı konuşuyoruz. Burada da belirtmek isterim ki ikisinin yaptığı iş tanımı farklı olup, biri diğerinin yerine geçmez. Koçluk ve terapistlik birbirini bütünler, biri diğerinin yerini tutmaz. Bana ulaşmak isteyenler iremwlazlo@gmail.com dan yada Instagram hesabım @antidietfoody den ulaşabilirler. Sağlıkla kalın, sevgiler. İrem
Bu bölümde konuğum yönetim ve kariyer danışmanı Deniz Günaydın.Deniz, 2008 yılında kurduğu Collective Minds'da koçluk ve deneyim yoluyla organizasyonel kolektif güç ve değer zinciri oluşturma üzerinde çalışıyor. Yine kariyer ve iş modeline etkili bir şekilde yön vermek isteyen bireylere, kendilerini keşfetmeleri, gelişme, dönüşüm yolculuklarında rehberlik etmeye çalışıyor.Deniz kurumsal iş hayatını önce içeriden sonra dışarıdan yaptığı gözlemler sayesinde çok güzel analiz ediyor bence.Sohbetimizde önce beyaz yakalıları masaya yatırdık. Deniz, beyaz yakalıların temelde gelir elde etmek, tatmin edici bir kariyere sahip olmak ve güç/itibar kazanmak gibi üç temel amaç güttüğünü, ancak bu amaçlara ulaşmada yaşadıkları zorlukların onları tükenmişliğe ve mutsuzluğa sürüklediğini anlattı. Burada şirketlerin de, iç iletişim kopukluğu, sürekli değişen gündemleri ve eksik kadroyla çalışma gibi uygulamalarıyla çalışanların iş yükünü artırıp bu duruma katkıda bulunduğuna inanıyor.Deniz bu tabloda beyaz yakalının kurtuluşunun yolunun ise özgür yakalı olmaktan geçtiğini söylüyor. Deniz'e göre özgür yakalı olmak, sistemin dayattığı kalıplardan sıyrılıp kendi özgün değerlerini, yeteneklerini ve karakterini kullanarak iş hayatında değer yaratmak anlamına geliyor. Bu konuda da masterclass veya danışmanlık yollarıyla tavsiyelerini paylaşıyor.Deniz, Barış Müstecaplıoğlu'nun yeni kurduğu Türkiye Yaratıcılık Hareketi'nin de yöneticilerinden. Türkiye'de yaratıcı düşüncenin gelişmesini ve yaygınlaşmasını amaçladıklarını ve bu konuda atacakları ilk adımları aktardı.Beyaz yakalıların kaçırmaması gereken bir sohbet olduğuna inanıyorum.Deniz Günaydın'ın LinkedIn profili:https://www.linkedin.com/in/deniz-ince-günaydınDeniz Günaydın'ın Masterclass'larına erişebileceğiniz Web sitesi:https://hellodeniz.com/Deniz Günaydın'ın Instagram hesabı:https://www.instagram.com/hellodenizgunaydin/Support the show
"İman edip salih amel işleyenlerin kötülüklerini elbette örteceğiz. Onları işlediklerinin daha güzeliyle mükafatlandıracağız." (Ankebut 7) “Ayet, amellerin imandan maksûd olan, gaye edinilen şeye dâhil olduğunu gösterir. Çünkü günahların bağışlanması ve amellerin en güzeli ile mükâfaatlandırılması işi, Sâlih amellerin işlenmesi şartına bağlanmıştır. Çünkü ameller, imanın meyvesidir. Bunu şöyle bir misalle açıklayabiliriz: Bu, tıpkt meyve veren bir ağaca benzer. O ağacın damarlarının ve dallarının ağaçtan olduğunda şüphe yoktur. Fakat yerden çektiği su ve etrafını çevreleyen o toprak ağaca dahil değildir. Fakat meyvesi, ancak kendisine dahil olmayan bu su ve toprak sayesinde elde edilmiştir. İşte iman ile amel-i salih münasebeti de böyledir. Hem sonra o ağacın etrafını, işe yaramaz otlar, zararlı dikenler sararsa, meyve mutlaka az olur. Eğer bunlar büsbütün o ağaca hükümran olur, onu mağlub ederlerse, ağacın hiç meyvesi olmaz ve ağaç kurur. İşte günahlar da imana bu tesiri yapar. Amel-i sâlih, kendi kendine bakî kalamaz. Çünkü o bir arazdır, cevher değildir. O, âmili (yapanı) ile de kalamaz. Çünkü Cenâb-ı Hakk, onu yapanın (kulların) helak olacaklarını bildirmiştir ve "Allah´ın zâtı dışında herşey helak olacaktır" (k&mb, se) buyurmuştur. Binâenaleyh amel-i Salih´in bakî oluşunun, mutlaka bakî olan birseyden dolayı olması gerekir. Fakat bakî olan, sadece Allah´ın zâtıdır. Çünkü Cenâbn Hak, "Allah´ın zâtı dışında herşey helak olacakhr" buyurmuştur. Binâenaleyh o amelin bakî kalabilmesi ve sâlih olabilmesi için, Allah rızası uğrunda yapılmış olması gerekir. Allah rızası için olmayan şeyin ise, ne kendisi, ne yapanı ve ne de uğruna yapıldığı şey ile bakî kalamaz, dolayısıyla da sâlih amet olamaz, O halde amel-i sâlih, mükellefin, sırf Allah rızası için yaptığı şeylerdir. Sâlih ameller "yükseltilir". Çünkü Cenâb-ı Hak, "Amel-i sâlihi (hoş kelimeler) yükseltir" (Fâtır, 10) buyurmuştur. Fakat amel-i sâlih, kelime-i tayyibe (kelime-l tevhid, yani iman) ile yükselir. Mükelleflerin amelleri üç kısma ayrılır: Tefekkürü, inancı ve tasdiki demek olan, kalbinin amelleri; zikri ve şahadeti demek olan, dilinin amelleri; taatı ve ibadeti demek olan, uzuv ve bedenlerinin amelleri. Binâenaleyh bedenî ibadetler, kendi başlarına değil, ancak diğerleri sayesinde yükselebilirler. Doğru söz ise, ayette de beyan edildiği gibi, kendi kendine yükselebilir. Kalbin ameli demek olan tefekkür ise, ona İner. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah, en yakın semaya iner ve "Yok mu bir tevbe eden, tevbesini kabul edeyim" diye nida ecfer. "Tevbe eden", kalbi ile pişmanlık duyandır. Yine, Hz. Peygamber (s.a.s) "Allah Azze ve Celle, buyuruyor ki: "Ben, kalbi kırık ve mahzun olanların yanındayım” yani "Kendi aczini ve Benim kudretimi, kendi önemsizliğini ve Benim azametimi düşünenlerin yanındayım" demiştir. Bu, aklen de böyledir. Çünkü kim, Allah´ın nimetleri hususunda tefekkür ederse, Allah´ı bulur ve O´nu zihninde tutar. Burada bahsedilen "daha güzel mükâfaat", cennet dışında bir mükâfaattır Çünkü mü´min cennete imanı sayesinde girecektir. Çünkü cennet onun kötülüklerini örter. Kötülükleri örtülmüş olan kimse ise cennete girer. O halde "en güzel (daha güzel) mükâfaat" cennetten başka birşey olup, bu da hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın duymadığı ve hiçbir insanın aklına gelmeyen birşeydir. Bunun rü´yetullah (Allah´ı görme) olması, uzak bir ihtimal değildir.
#dolar #faiz #ekonomi Ekonomist Haluk Bürümcekçi ile dolarizasyondaki değişimi, reel kurdaki değerlenmeyi, bütçe açığını ve enflasyon-faiz dengesindeki son durumu konuştuk.İyi dinlemeler... Mesele Ekonomi'ye destek olmak için: https://www.youtube.com/MeseleEkonomi/join Daha fazla Mesele Ekonomi içerikleri için sosyal medya hesaplarımızı takip edebilirsiniz! Twitter'da takip etmek için: https://twitter.com/MeseleEkonomi Spotify'dan dinlemek için: https://sptfy.com/mesele-ekonomi Instagram'da takip etmek için: https://instagram.com/meseleekonomi/ Linkedin'de takip etmek için: https://linkedin.com/company/meseleek...Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Ulaşmış olduğunuz bu kanal kapsamındaki gerek sözel gerekse de grafik bilgiler ulaşılabilen ilk kaynaklardan iyi niyetle ve doğruluğu, geçerliliği, etkinliği velhasıl her ne şekil ve surette olursa olsun herhangi bir karar dayanak oluşturması hususunda herhangi bir teminat, garanti oluşturmadan yalnızca bilgi edinilmesi amacıyla toplanmıştır. Mesele Ekonomi, her an hiçbir şekil ve surette ön ihbara ve/veya ihtara gerek kalmaksızın söz konusu bilgileri değiştirebilir ve/veya ortadan kaldırabilir. Genel anlamda bilgi vermek amacıyla hazırlanmış olan işbu site kapsamı bilgiler hiçbir şekil ve surette Mesele Ekonomi YouTube kanalı herhangi bir taahhüdünü tazammun etmediğinden, bu bilgilere istinaden her türlü özel ve/veya tüzel kişiler tarafından alınacak kararlar, varılacak sonuçlar ve oluşabilecek her türlü riskler bizatihi bu kişilere ait olacaktır. Hiçbir şekil ve surette ve her ne nam altında olursa olsun, her türlü gerçek ve/veya tüzel kişinin gerek doğrudan gerek dolayısı ile uğrayacağı maddi ve/veya manevi zararı, kâr mahrumiyeti, velhasıl her ne nam altında olursa olsun uğrayabileceği zararlardan hiçbir şekil ve surette Mesele Ekonomi YouTube kanalı sorumlu tutulamayacaktır.
Varsayılan Ekonomi'de Bahadır Çelebi soruyor, Enes Özkan yanıtlıyor:Merkez Bankası faizi neden sabit tuttu?Bu yıl faiz indirimi olur mu?Yeni vergiler ne anlama geliyor?00:00 Giriş00:20 Fuat Keyman'ın vefatı02:48 Merkez Bankası'nın şu an "dişe dokunur" etkisi var mı?09:17 "Ekonomideki hatalar düzelir" ya sonuçları?14:38 "Merkezin faiz inadı üretimi düşürüyor" mu?21:58 "Kredi limitine vergi" ve diğer yeni vergiler25:20 Merkez Bankası faizi ne zaman indirmeli?27:30 Savunma Sanayi Fonu ve savunmada (özellikle hava) Türkiye ne durumda?35:25 Bu ortamda ev/araba almak mantıklı mı?36:50 Enflasyon %30'da katılaşır mı?40:00 Yurt dışı bireysel alışveriş sınırının 30 euro olmasıyla ne hedefleniyor?45:10 2025 BTC tahmini?47:06 Reklam kuşağı :)NOT: Friedrich Naumann Vakfı'nın desteğiyle yayınlanmıştır. Burada ifade edilen görüşler yalnızca konuşmacılara aittir. Bu görüşler Friedrich Naumann Vakfı'nın görüşlerini yansıtmayabilir.Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/daktilo1984--5970640/support.
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Teknolojinin çok hızlı ilerlediği günümüz dünyasında birçok icat bizler için vazgeçilmez hale geldi. Hayatımızda en önemli yere sahip icatları konuştuğumuz bu bölümümüzde Berkin, Feyza ve Onur bu icatların hangilerinden asla vazgeçemeyeceklerini ve hangilerinden vazgeçebileceklerini tartıştılar. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Transcript Intro Onur: [0:22] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Onur. Bugünkü bölümümüzde Feyza ve Berkin'le birlikteyiz. Nasılsınız öncelikle? Feyza ile başlayalım. Feyza: [0:35] İyiyim. Onur sen nasılsın? Emin diyecektim. Onur: [0:38] Ben de iyiyim. Alışkanlık olmuş. Genelde Emin açılış yapıyor. Burada olmadığı için ben yapıyorum. Ben iyiyim. Teşekkür ederim. Sen nasılsın Berkin? Berkin: [0:48] Ben de iyiyim Onur. Senin de iyi olduğunu duyduğuma sevindim Feyza. Dünyayı değiştiren önemli icatlar Onur: [0:53] Evet. Bugünkü bölümümüzde icatlar hakkında konuşacağız. Sizce en önemli icat hangisi? Vazgeçemeyeceğiniz, onsuz yapamayacağınız icatlar hangileri? Bu konu üzerinde konuşacağız. Öncelikle fikirlerinizi alalım. Sizce en önemli icat nedir günümüzde? Berkin: [1:10] Yani günümüzde mi yoksatarih boyu mu düşünelim bunu? Onur: [1:15] Önce tarih boyu diyelim sonra günümüzde diye düşünelim. Berkin: [1:20] Ya şimdisonuçta tüm teknolojik gelişimler bir noktadan başlamıştır ya... Hani sonuçtasıfırdan başlıyor ve dalga dalga dallanarak budaklanarak ilerliyor. Dolayısıyla burada tekerleğin icadı falan gibi... Feyza: [1:39] Yok... Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
İnsanların alışkanlıkları ve davranışları onun kişiliği hakkında önemli ipuçları veriyor. Burada 12 davranışın hangi ipuçlarını verdiğini anlattım.
Çavuşesku'nun Termometresi'nde bu hafta Melis Konakçı moderatörlüğünde Burak Bilgehan Özpek ve İlkan Dalkuç Eskişehir'deki ABD benzeri saldırıyı, Amerika seçimlerinin Türkiye'ye etkisini konuşuyor; Dr. Adem Yılmaz ise ise Friedrich Naumann Vakfı'nın desteğiyle kaleme aldığı "Tereddütten Savunmaya: Liberalizm ve Muhafazakârlık İlişkisi" makalesinin* özünü ve iddiasını anlatıyor.Friedrich Naumann Vakfı'nın desteğiyle yayınlanmıştır. Burada ifade edilen görüşler yalnızca konuşmacılara aittir. Bu görüşler Friedrich Naumann Vakfı'nın görüşlerini yansıtmayabilir.Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/daktilo1984--5970640/support.
Çavuşesku'nun Termometresi'nde bu hafta Melis Konakçı moderatörlüğünde Burak Bilgehan Özpek ve İlkan Dalkuç TBMM'de yaşanan kavgayı ve AK Parti'nin transferlerini konuşuyorlar; Doç. Dr. Armağan Öztürk ise Friedrich Naumann Vakfı'nın desteği ile kaleme aldığı “Liberalizm ve Sosyal İlerlemecilik” makalesinin* özünü ve iddiasını anlatıyor.Friedrich Naumann Vakfı'nın desteğiyle yayınlanmıştır. Burada ifade edilen görüşler yalnızca konuşmacılara aittir. Bu görüşler Friedrich Naumann Vakfı'nın görüşlerini yansıtmayabilir.Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/daktilo1984--5970640/support.
Çavuşesku'nun Termometresi'nde bu hafta Melis Konakçı moderatörlüğünde Burak Bilgehan Özpek ve İlkan Dalkuç, Bakan Şimşek hakkındaki istifa iddialarının kökenlerini ve muhalefetteki son tartışmaları konuşuyorlar. Hünkâr Özgü Alıcı ise Friedrich Naumann Vakfı'nın desteği ile kaleme aldığı “Özgürlüğün Tonları: Liberalizm ve Liberteryenizm Karşılaştırması” makalesinin* özünü ve iddiasını anlatıyor.Friedrich Naumann Vakfı'nın desteğiyle yayınlanmıştır. Burada ifade edilen görüşler yalnızca konuşmacılara aittir. Bu görüşler Friedrich Naumann Vakfı'nın görüşlerini yansıtmayabilir.Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/daktilo1984--5970640/support.
Çavuşesku'nun Termometresi'nde bu hafta Melis Konakçı moderatörlüğünde Burak Bilgehan Özpek ve İlkan Dalkuç, teğmenlerin yemin törenini, kurultay öncesinde CHP'nin gündemini ve Yeniden Refah Partisi'nin son durumunu konuşuyorlar.Friedrich Naumann Vakfı'nın desteğiyle yayımlanmıştır. Burada ifade edilen görüşler yalnızca konuşmacılara aittir. Bu görüşler Friedrich Naumann Vakfı'nın görüşlerini yansıtmayabilir.Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/daktilo1984--5970640/support.
Çerçeve'nin yeni bölümünde Mert Söyler ve İlkan Dalkuç; Tuncay Özkan'ın X paylaşımı sonrası yaşanan tartışmaları, Demokrat Parti ile DEVA arasında kurulacağı açıklanan yeni meclis grubunu ve Tuğrul Türkeş'in Gezi Tutukluları hakkındaki açıklamalarını konuşuyorlar.Friedrich Naumann Vakfı'nın desteğiyle yayınlanmıştır. Burada ifade edilen görüşler yalnızca konuşmacılara aittir. Bu görüşler Friedrich Naumann Vakfı'nın görüşlerini yansıtmayabilir.Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/daktilo1984--5970640/support.
Herhalde kişileri konuşmayan hiç kimse yoktur. Elbette konuşacağız hepimiz insanız. Burada önemli olan kişilerden ziyade konulara odaklanarak konuşmak. Keyifli dinlemeler... organikbeyinlerpodcast@gmail.com https://www.instagram.com/organikbeyinlerpodcast/
Olası-Kast'ta bu hafta Sinan Tartanoğlu, AKP'nin çift maaşlı gözde bürokratlarını anlatıyor. Dikkat! Burada çok fazla isim, çok fazla makam-mevki okuyacaksınız. “Aynı zamanda” sözcüklerini yan yana ve sık sık göreceksiniz. Tıpkı Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanlığı, Başdanışman, Bakan Yardımcısı gibi… Şirketler, yönetim kurulu üyelikleri havada uçuşacak. Yeteneği hissedecek, başarı merdivenlerini üçer beşer atlayanları öğreneceksiniz… Ama… Gözleriniz biraz olsun liyakat arayacak… Hak edenin haklı hikayesini duymak isteyeceksiniz. Bakalım istediğinize ulaşabilecek misiniz?