POPULARITY
Categories
Hz. Peygamber (s.a.v.)'den rivayet edildiğine göre, Hz. İbrahim (a.s.), Cenâb-ı Hâkk'a şunu sormuştur: "Ya Râbbî sana "El-hamdülillah" deyip hamdedenin mükâfaatı nedir?" Cenâb-ı Allâh: "El-hamdülillah şükrün hem başı hem sonudur." diye cevab vermiştir. Hakikat ehli şöyle demişlerdir: "El-hamdülillah" ifadesi şükrün başı olduğu için, Cenâb-ı Allâh onu Kur'ân'ın başlangıcı yapmış, yine bu şükrün sonu olduğu için, Cenâb-ı Hâkk onu cennetliklerin de son sözü kılmış ve "Onların duâlarının sonu, "Âlemlerin Râbbi Allâh'a hamdolsun" demeleridir." (Yunus s. 10) buyurmuştur. Hz. Ali (r.a.)'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: "Allâh (c.c.), aklı, ezelî ilminde saklı ve gizli bir nurdan yaratmış: ilmi onun canı; anlayışı onun ruhu; zühdü onun başı; hayâyı onun gözü; hikmeti onun dili; hayrı onun kulağı; acımayı onun kalbi; merhameti onun düşüncesi ve sabrı da onun karnı kılmıştır. Sonra akla, "konuş" denilmiş bunun üzerine o da: "Eşi, zıddı, misli ve dengi olmayan; izzetinden ötürü her şeyin zelil olduğu Allâh (c.c.)'a hamdolsun" demiştir. Bunun peşi sıra da Cenâb-ı Allâh: "İzzetim ve celâlime yemin ederim ki, Benim katımda senden daha değerli olan bir mahlûk yaratmadım" buyurmuştur." Yine nakledildiğine göre, Hz. Adem (a.s.) aksırınca, "El-hamdülillah" demiştir. Böylece onun ilk sözü de bu olmuştur. Aklın ilk sözü "El-hamdülillah", Âdem (a.s.)'ın da ilk sözü yine "El-hamdülillah" olmuştur. Böylece, sonradan yaratılmışların ilki olan varlıkların ilk sözünün ve sonradan yaratılmışların sonuncusunun ilk sözünün bu kelime olduğu sabit olunca, şüphesiz Cenâb-ı Hâkk bu kelimeyi kitabının başlangıcı kılmış, "El-hamdü lillahi râbbi'l-alemin" buyurmuştur. (Fahruddîn Er-Râzî, Tefsîr-i Kebîr Mefâtîhu'l-Ğayb, c.1, s.398)
İran'ı Anlamak serisinde ikinci bölüm yayında.Kaçar Hanedanı'nın sonu gelecek ve İran 1906'da anayasal düzene geçmek için ilk adımı atacak.Rusların kurduğu Kazak Tugayı yeni Meclis'i bombalayarak anayasa girişimlerini sona erdirecek.Sonra yeni bir dönem başlayacak: Darbe yapan Rıza Pehlevi şahlığını ilan ederek Pehlevi Hanedanı dönemini başlatıyor.Sonra İran Nazilerle iş birliğine başlıyor. Ve arkasından İngiliz-Rus işgali geliyor.İyi dinlemeler.Biliyorsunuz Yeni Haller sizlerin desteğiyle yayın hayatına devam eden bir podcast kanalı.Beni aşağıdaki link'lerden destekleyebilirsiniz:www.patreon.com/yenihallerYeni Haller'in bir de Buy Me A Coffee hesabı var artık. Buradan destek olmak çoook daha kolay. Patreon'da sorun yaşayanlar için açtım efendim. Buyurun:https://www.buymeacoffee.com/yenihallerBir de bu sezon spor basınımızda apayrı yeri olan, ben ustam olarak kabul ettiğim Yiğiter Uluğ'la T24'ün Youtube kanalında bir spor programına başladık. Korkmayın, sadece futbol konuşmuyoruz. Hele sahadaki skorları, maçları hiç konuşmuyoruz. Yeni Haller tadında spor sohbeti isteyenler için:Yiğiter Uluğ ve Eray Özer'le GazozunaBana ulaşmak için:https://www.instagram.com/eray_ozerhttps://twitter.com/ErayOzeryenihallerpodcast@gmail.com
İkili Görüş'te Dr. Bahadır Çelebi, Araştırmacı-Yazar Dr. Mehmet Akif Koç ile yedinci gününde İran savaşının gidişatını ve "İran'dan sonra sıra Türkiye'de" tartışmasını değerlendiriyor.00:00 Giriş01:40 Uluslararası hukuk çöp oldu; gücü isteğine denk olan yaşadı (mı?)05:50 Faz faz ABD/İsrail-İran çatışmaları: Düşürene kadar vuracaklar11:05 İran'ın (ve Türkiye'nin) nükleer silaha sahip olması gerekiyorSıra Türkiye'de (gelecek, geliyor, geldi bile) söylemine dair16:50 Realist açıdan: Sıradaki Türkiye mi? (ABD'nin her istediğini yapıyor zaten, 'sıra'da değil)38:10 F-35 ve S400 meselelerine dair40:50 Akkuyu Nükleer Santrali meselesi ve konuşturulmayanlar44:10 Madem Türkiye "ABD'nin şemsiye altında" Naftali Bennett neden "Sıra Türkiye'de" diyor?51:00 ABD/İsrail, Türkiye'yi savaşa yanlarında dahil etmek isterse ederler, ekstra çabalamalarına gerek yok52:50 İran Ortadoğu'daki kendisi dışındaki 3 aktörün de ayağına basıp durdu ve...59:10 Mücteba Hamanei meselesi ve nasıl ayetullah olunur? Nasıl hüccetü'l-İslam olunur?01:21: 10 Habib halkası ve İbrahim Reisi'nin ölümü01:27:25 Mehmet Akif Koç'un "Stalin" kitabı çıkıyor; 2026 yazı çizi takvimi nasıl?01:31:20 İran'da rejim içten/dıştan yıkılır mı? (seküler devrim, çok etnili ayaklanma, kara harekatı ve...)01:48:10 İran'ın halihazırdaki silah altındaki personel sayısı 1 milyon civarında; bu ne anlama geliyor?02:00:00 İran'daki katı/ılımlı ayrımı temel konularda değil nüanslarda02:04:00 "Zamanlama manidar" ABD/İsrail neden "şimdi" saldırdı?02:06:30 Mehmet Akif Koç ile otobiyografik mini sohbetDaktilo1984'e daha fazla destek olmak için KATIL üyesi ol:https://www.youtube.com/channel/UCWyDy24AfZX8ZoHFjm6sJkg/joinBizi Patreon'dan Destekleyin
Ehli hikmetten biri şöyle der: "Amelleri hususunda kişi, koyun çobanını örnek edinmeli ve onun gibi olmalıdır.". Bunun ne demek olduğunu soranlara şu cevabı verir: "Çoban, koyunlarının yanında namaz kıldığı zaman nasıl ki onlardan herhangi bir övme beklemez. Herhangi bir hayır işleyen de onun gibi olmalı. Yâlnız da kalsa, halkın yanında da olsa, yaptığı iyiliğe aynı şekilde devam etmeli." İslâm alimleri, amellerin selâmetle sona ermesi için şu üç şeyin gerekli olduğunu bildirmişlerdir: 1. Başlamadan önce bilgi. Çünkü ilimsiz amelin hiçbir faydası yoktur. Ilimsiz yapılan bir işiri zararı faydasından çoktur. 2. Bir işe başlamadan önce niyet. Zira, amel niyetle yararlı olur. Nitekim bu mânâda, Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ameller, niyetlere göredir. Ve herkese niyetindeki vardır." Meselâ: Namaz, oruç, hac, zekât ve diğer ibâdetler hep niyetledir. Bütün bu ibâdetlerin başında niyet gereklidir. Tâ ki , yapılan ibâdet bir işe yarasın. Yâni ibâdet sırasında sabırlı olmalı ki, sakin ve huzurla ibâdetini tamamlasın. 3. İşin bitiminde ihlâs. Çünkü ameller ihlassız kâbul edilmez. İhlâs ile amel edersen, Allâhü Teâlâ yaptığın ameli kâbul buyurur. Bu mânâda Hirem bin Hıyan'dan nakledilen bir rivayet şöyledir: "Bir kul, kalbi ile Allâh'a yöneldiği zaman, Allâhü Teâlâ mü'minlerin kalbini ona yöneltir. Böylece, kulların sevgisini ve şefkatini o kuluna nasip eder. "Allâhü Teâlâ, bir kulu sevdiği zaman, Cebrail'e şöyle buyurur: "Ben falan kulu sevdim, sen de sev." . Cebrail o kulu sever. Ve göktekilere şöyle seslenir: "Râbbiniz falan kulu sevdi; siz de seviniz." Semâ ehli de o kulu sever. Sonra, o kulun sevgisi yerdekilerin kalbine konur.
“Savaşın daha yıkıcı aşamasına geçmedik” *İran lideri Hamaney'in ölümünün ardından İran'da kararları kim alıyor? *İran bundan sonra nasıl bir politika izleyecek? *Ne kadar sürmesi bekleniyor? *İran'ın Türkiye'ye saldırması ihtimal dahilinde mi? Siyaset Bilimci Arif Keskin yanıtladı. Gülseven Özkan'ın söyleşisi Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Avustralyalı siyasiler, Cumartesi günü İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik askeri operasyona desteklerini açıkladı. ABD ve İsrail, 12 ay içinde ikinci kez İran'a koordineli saldırılar düzenledi. ABD Başkanı Donald Trump, bu saldırıları İran yönetimini devirmek için "büyük ve devam eden" bir operasyon olarak nitelendirdi. İran'ın ruhani liderinin saldırılarda ölmesi sonrası ülke komşu ülkelere yönelik kapsamlı bir füze ve İHA saldırısı başlattı.
Aparıcılar: DJ Fateh və Rəvan Bağırov
“(Kalbi) ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine, insanlar arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimsenindurumu, hiç, karanlıklar içinde kalmış, bir türlü ondan çıkamamış kimsenin durumu gibi olur mu?İşte kâfirlere, işlemekte oldukları çirkinlikler böyle süslü gösterilmiştir.” (En'am 122)“Ehl-i Me'ânî (Dil bilginleri) şöyle demişlerdir: "Kâfirler, şu ayetlerde, "ölü" olarak tavsîf edilmişlerdir:"(Onlar) diri değil, ölülerdir. Ne zaman dirileceklerini de bilmezler" (Nahl, 21); "Şüphesiz sen (EyMuhammed), ölülere duyuramazsın" (Neml, 80); "Kör ile gören bir olmaz" (Fâtır, 19) ve “Dirilerle ölülerbir olmaz" (Fâtır, 22). Binaenaleyh küfür bir nevi ölüm, kâfirler de "ölüler" kabul edilince, hidayet bir nevî hayat, hidayete erenlerde "diri kimseler" kabul edilmiştir. Küfür (inkâr), bir nevi ölüm kabul edilmiştir. Çünkü o bir cehalet(bilgisizlik)tir ve cehalet şaşkınlık ile durmayı gerektirir. Bundan dolayı küfür, hareketsiz kalmayı gerektirenbir ölüm gibi olmuş olur. Ölen kimse de tıpkı bunun gibi, herhangi bir şeye ulaşıp onu elde edemez. Cahil de,bir çeşit ölü gibidir. Hidayet ise, bir ilim ve basirettir. İlim ve basiret, kurtuluşa erme ve rüşd sebebidir.Kâfirin durumu ayette, "İçinden çıkamaz bir şekilde karanlıklarda kalan kişi gibi mi?" ifadesi ile anlatılmıştır.Âyetteki, “içinden çıkamaz" ifadesinde şu şekilde aklî bir incelik vardır: Bir şey devamlı olarak başka birşeyle birlikte bulunursa, o onun kendisi ve ondan ayrılmayan bir sıfatı gibi olur. Binaenaleyh kâfir devamlıcehalet ve kötü ahlâk karanlıkları içinde olursa, o karanlıklar, sanki kendisinden uzaklaştırılamayan zatı veayrılmaz sıfatları gibi olur. Bu hale düşmekten Allah'a sığınırız. Hem sonra karanlıklar içerisinde kalan kimse,faydasına olan herhangi bir şeye ulaşamaksızın, şaşakalır. Böylece de o kimseye korku, feryâd, acziyyet veorada kala kalma hakim olmuş olur.İbn Abbas şöyle demektedir: "Henüz Hazret-i Hamza'nın iman etmemiş olduğu bir sırada, Ebu Cehil Hazret-iPeygamber'e bir deve tersi, (kığısı) atar.. Derken Hazret-i Hamza, yayı elinde olarak avdan döndüğü birsırada bunu duyar. Bunun üzerine Ebu Cehil'e yönetir ve yayıyla onu sıkıştırarak başına vurmaya başlar.Derken Ebu Cehil ona, "O'nun getirdiği şeyi görmüyor musun? Akıllarımızı hiçe çıkardı; ilahlarımıza sövdü,tenkid etti!" dedi. Bu söze karşılık Hamza, "Siz insanların en beyinsizisiniz; Allah'ı bırakıp taşlaratapıyorsunuz. Ben şehadet ederim ki, eşi benzeri olmayan, bir olan Allah'tan başka bir ilah yoktur! Yineşehadet edirim ki, Hazret-i Muhammed O'nun kulu ve elçisidir" dedi. İşte bu hadise üzerine, bu âyet-ikerime nazil oldu."Mukâtil şöyle demektedir: "Bu âyet, Hazret-i Peygamber ile Ebu Cehil hakkında nazil olmuştur. Bu böyledir,zira Ebu Cehil, "Şerefte Abd-i Menâf oğullan bizi sıkıştırdı; öyle ki biz, aynı gaye uğruna yarışan iki kimse gibiolduk.. Abd-i Menafoğulları, "Bizden, kendisine vahyolunan bir nebî çıktı!" diyorlar. Allah'a yemin olsunki, ona gelen vahiy bize de gelmediği sürece, biz ona inanmayız" der. İşte bunun üzerine bu âyet nazil olur.Cenâb-ı Allah, gerek daha önceki, gerek bundan sonraki ayette bu müzeyyinin sadece kendisi olduğunu açıkolarak belirtmiştir. Daha önce geçmiş olan âyet, "Allah'tan başkasına ibadet edenlere sövmeyin. Sonraonlar da haddi aşarak bilmeksizin Allah'a söverler. Biz her ümmetin yaptıklarını (kendilerine) öylece hoşgösterdik" (En'âm, 108) ayetidir. Sonra gelecek olan ayet de, "Her şehir ve kasabada, oralarıngünahkârlarını, o yerlerde hilekârlık etsinler diye, büyük adamlar yaptık" (En'âm, 123) buyruğudur."İnsanların yaptığı sınavlarda üç yanlış bir doğruya götürür üç günah bir iyiliği siler. Allahın yaptığı sınavda isebir doğru on yanlışı götürür 11 soru soruldu on tanesini yanlış cevap verdin ama bir tanesine doğru cevapverdin Allahın yaptığı sınavda o doğru cevabın on tane yanlışı götürür. Kur'an ayeti şöyle der:
1981'de işlenen basit bir market soygunu, sahibi Carol Morgan'ın canına mal olmuştu. Fakat bu aslında bir soygun değil, incelikle planlanmış bir cinayetti. O kadar iyi planlanmıştı ki katilin ortaya çıkması 43 yıl sürdü. Takıntılı bir polis dedektifi, 40 yıl önce öldürülen bir kadın için adalet sağlamaya karar verince, yılların üstünü örttüğü bütün sırlar açığa çıkmaya başlayacak. Sunan: Sezgi Aksu Hazırlayan: Elif Danyal Ses Tasarımı ve Kurgu: Ada Suay Tekdal Yapımcı: Podbee Media Canlandıranlar: Dedektif Foster: Robar Adar Özdemir Jane Bunting: Hazal Beril Çam Allen Morgan: Metin Bozkurt Charlotte Morgan: Şevval Balkan Polisler: Umut Coşkun, Ada Suay Tekdal Tüm bölümleri dinlemek ve daha fazlası için podbeemedia.com'u ziyaret et! ------ Podbee Sunar ------- Bu podcast reklam içermektedir.
Konuğumuz şehir plancısı Dr. Zehra Güngördü ile depremlerden en çok etkilenen ve özgün tarihi kent dokusu en çok tahrip olan yerlerden Hatay'ın Kırıkhan ilçesinde yaşayan bir depremzede olarak deprem sonrası yaşam koşullarını nasıl deneyimlediğini, bir şehir plancısı olarak kentin yeniden ayağa kaldırılmasına yönelik yapılan çalışmaları nasıl değerlendirdiğini konuşuyoruz.
Konuğumuz şehir plancısı Dr. Zehra Güngördü ile depremlerden en çok etkilenen ve özgün tarihi kent dokusu en çok tahrip olan yerlerden Hatay'ın Kırıkhan ilçesinde yaşayan bir depremzede olarak deprem sonrası yaşam koşullarını nasıl deneyimlediğini, bir şehir plancısı olarak kentin yeniden ayağa kaldırılmasına yönelik yapılan çalışmaları nasıl değerlendirdiğini konuşuyoruz.
#beşerimünasebetler
Abdest alan abdestini Allâh'a tazimle alsın. Ve bilsin ki; bu abdestle Râbbini ziyaret etmektedir.Sonra, bütün günâhlarına da tövbe etsin. Çünkü Allâhü Teâlâ su ile yıkanmayı, günâhlardan temizlenme belirtisi saydı. Yine, abdest alan, Allâh'ın adı ile başlamalıdır. Ağzına ve burnuna su verdiği zaman, yalandan ve gıybetten yıkamalı. Su ile nasıl yıkıyorsa, öyle yıkamalı. Yüzünü yıkadığı zaman, harama bakmaktan yana yıkamalı. Diğer uzuvlarını da, aynı niyetle yıkamalı. Abdestini bitirdikten sonra, Allâh'a yalvarıp O'nu teşbih etmelidir. Bir mü'min kul, abdestini bitirdikten sonra: "Allâh'ım, subhansın.Hamd sana mahsustur.Şehadet ederim ki, Sen'den başka ilâh yoktur.Günâhlarımın bağışlanmasını dilerim.Sana tevbe ederim." diye duâ ederse, bu duâsı, teşbihi veya abdesti alınır, mühürle mühürlenip; Arş'ın altına konur. Kıyamet Günü kendisine verilinceye kadar açılmaz. Ukbe b. Amr, Ömer b. Hattab (r.a.)'ın şöyle dediğini anlatır: "Herhangi biriniz, abdest aldıktan sonra: "Şehadet ederim ki, Allâh'tan başka ilâh yoktur; birdir, ortağı yoktur.Muhammed O'nun kulu ve Resulüdür" derse, cennetin sekiz kapısı açılır, Hangisinden dilerse, ondan girer". Ebû Derda (r.a.) yolu ile gelen bir rivayette, Resûlullâh (s.a.v.)'ın şöyle buyurduğunu anlattı: "Beş şey var ki, bir kimse imânlı olarak berâberinde getirirse, cennete girer. Şöyle ki: Bir kimse, abdesti, rükûu, secdesi ile vakitlerinde beş vakit namazı kılarsa; bir kimse, gönül hoşluğu ile malından zekâtını verirse, bunları da hâlis olarak îfâ ederse, Allâh'ın affına nail olur." (Ebu'l-Leys es-Semerkandi , Tenbihü'l- Gafilin s.307-308)
Siyaset, yargı ve dünya derken yoğun bir gün daha bitiyor. Çözüm sürecinde yeni soru: Takvim nasıl işleyecek? Ramazan'da okullarda düzenlenecek etkinlikler ve “laiklik bildirisi” siyasette yeni bir tartışma başlattı. Casperlar çetesine operasyon polislere uzandı... ' Trump yönetiminin İran'a yönelik saldırı planı iddiaları konuşulurken, Epstein dosyasında eski Prens Andrew'u gözaltına alındı. Haber kaosunda boğulmak istemeyenler için gündemdeki gelişmeleri özetledik. Buyurun, başlayalım… Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
“Muskat ve Cenevre görüşmelerinden sonra umutlu olmak için neden çok. İnşallah özellikle nükleer dosyada neticeye ulaşırlar. Öteki taraftan, askerî hareketliliğin de arttığını gözlemliyoruz. Tabii bu hareketlilik devam eden müzakerelere bir baskı yapma amacı mı taşıyor, yoksa kararı önceden verilmiş bir askeri harekâtın hazırlığı mı, yakından takip ediyoruz. Dileğimiz odur ki, askeri harekâta, savaşa gerek kalmadan tarafların uzlaşması. Benim aldığım izlenim, taraflar şu ana kadar olmadık derecede, somut konuları ilerletmede olumlu sinyaller veriyorlar. Bu pratikte uygulanabilir hale nasıl gelebilir, ne zaman gelebilir, taraflar nasıl bir algı içinde olur ve bir sonraki aşamaya nasıl yönlendirir, tam o kritik eşikteyiz”…
İkili Görüş'te İlkan Dalkuç, konuğu yazar Çağlar Karakış ile Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporu'nun raporunu ve sonuçlarını, Münih Güvenlik Konferansı'nı değerlendiriyor.00:00 Giriş00:30 Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu aslında 2004'te kurulmuştu diyebiliriz03:10 Süreç''in aktörleri bu kez daha kararlı ama halkta o kadar karşılığı yok08:40 Komisyonlar toplanır, İmralı'ya gidildi, silahlar yakıldı. Sahaya nasıl yansıdı?13:00 Süreç'in en temel noktası: Asgari değil azami müşterek14:10 Anayasal/değişikliklerin yapılması çok zaman almayacak18:10 Genel Kürt kamuoyunda, DEM Parti seçmeni Süreç için ne düşünüyor?23:40 Rapor'daki bazı kelimelerin kullanım sıklığından hareketle... (terör, kardeşlik, barış)27:20 Süreç al çözümü ver adaylığı ile mi çözülecek?31:10 İyimser olmak için, iktidarın yumuşayacağı iddiası için bir gerekçe göremiyorum40:05 Türkiye'de demokrat kesimler birbirini kırmamalı49:20 Pembe tablodaki kara leke: Emekli maaşı 20 bin, "dul" 17 bin 900, engelli 3 bin 500 lira56:00 Türkiye'de en milliyetçi aktör olarak Erdoğan algılanıyor58:00 Erdoğan'ın sonraki seçimde yetkiyi alıp da bozabileceği başka ne kaldı?01:00:00 "Barış' yarına kalmaz; hangi kombini giysem" diye düşünmüyorum ama sanıldığı kadar uzak değil01:02:50 Suriye'nin "mevcut" durumu uzun süre stabil kalabilir mi?01:07:30 Muharrem İnce benim çok sevdiğim bir siyasetçi değilDİ01:10:05 Ok, 90'lar çok kötüydü de 90 sonrasının 20 küsur yılı?01:11:55 "Cumhurbaşkanının Türkiye'yi iyi yönettiği tartışılır ama muhalefeti iyi yönettiği tartışılmaz"01:14:50 Birisi, bir güç gelip de kimseye demokrasi, hukuk vs. vermeyecek01:20:30 (CB övmüyorum ama) iktidarın söylemsel sertliğinin bir amacı var01:26:30 Bu yayının size ulaşmasındaki emekleri için Aybike Boyacıoğlu'na teşekkür faslı :)01:28:40 "Gelin tanış olalım..."Ayrıcalıklardan yararlanmak için bu kanala KATIL:https://www.youtube.com/channel/UCWyDy24AfZX8ZoHFjm6sJkg/joinBizi Patreon'dan Destekleyin
Asıl yaratılışta olan güzel vasıflara bakıldığı zaman Peygamber (s.a.v.)'in bilittifak bütün bu güzellikleri kendinde cem etmiş bir halde olduğu görülür. Peygamber (s.a.v.)'in güzelliklerini anlatan hadîsler bitmeyecek kadar çok ve meşhurdur. Bunlardan bazıları şunlardır; Bera bin Âzib (r.a.)'dan: "Al elbise içinde Resûlullâh (s.a.v.)'in zülfü kadar güzel bir zülfü (hayatımda) görmedim." Ebu Hüreyre (r.a.)'dan: "Resûlullâh (s.a.v.)'den daha güzel hiçbir şey görmedim, sanki güneş olanca parlaklığı ile yüzünde parlıyordu. Güldüğü zaman, dişleri duvarlara aydınlık saçardı.", Cabir bin Semûre (r.a.)'dan: "Bir adam: "Resûlullâh (s.a.v.)'ın yüzü kılıç gibi parlaktır." dediğinde şu cevabı vermiştir: "Hayır; bilâkis güneş ve ay gibidir! Değirmi bir yüze sahipti.", Ümmi Ma'bed (Âtike binti Halid) (r.a.)'dan: "Uzaktan (göründüğünde) insanların en güzeli, yakından (göründüğünde) insanların en tatlısı idi.", Enes (r.a.)'dan: "Resûlullâh (s.a.v.)'in güzel kokusundan daha güzel, ne misk ve ne de anber koklamadım.", Cabir b. Semûre (r.a.)'dan: "Resûlullâh (s.a.v.) yüzüme mübarek elini sürdüğünde" dedi ki: "Elinde sanki Allar'in çantasından taze çıkarmış gibi güzel bir koku ve serinlik buldum." dedikleri rivayet edilmiştir. İbn Ebi Hale (Hind b. Ebi Hale) (r.a.)'dan nakledilen hadiste şöyle anlatılmıştır: "Yüzü, ayın on dördü gibi parıldardı." Hz. Ali (r.a.) onu son vasfında şöyle demiştir: "Onu aniden gören mehabetine kapılırdı. Onunla sohbet edip tanıyan onu hemen severdi." Bu hususlarda Allâh (c.c.) ona öyle özellikler ihsan etmiştir ki (dünya kurulduğundan bu yana) ondan başka hiç kimsede bunlar bulunmamıştır. Sonra bunları, nezafet-i şer'iye ve on güzel fıtrî hasletle tamamlamıştır. (Kadı İyaz, Şifâ-i Şerîf, s.65-68)
Konuğumuz mimar Deniz Emir'le Antakya'da depremden bu yana geçen üç yıl içinde şehrin kimliğinin ana unsuru tarihi sivil yapıları, mahalleleri, sokak dokularını yeniden hayata döndürmek için neler yapıldı ve şu anda bu kültür mirası varlıklarının durumu nedir, bu yapılarda yaşama dönüş başladı mı, konuşuyoruz. Deniz Emir deprem öncesinde Antakya'da tarihi yapılarda restorasyon uygulamaları yapan, depremin ardından da belgeleme ve yardım/hibe başvurularında çalışan, deprem sonrası kültür varlıklarının tamir ve iyileştirme sürecinin içinde bulunan bir mimar.
Konuğumuz mimar Deniz Emir'le Antakya'da depremden bu yana geçen üç yıl içinde şehrin kimliğinin ana unsuru tarihi sivil yapıları, mahalleleri, sokak dokularını yeniden hayata döndürmek için neler yapıldı ve şu anda bu kültür mirası varlıklarının durumu nedir, bu yapılarda yaşama dönüş başladı mı, konuşuyoruz. Deniz Emir deprem öncesinde Antakya'da tarihi yapılarda restorasyon uygulamaları yapan, depremin ardından da belgeleme ve yardım/hibe başvurularında çalışan, deprem sonrası kültür varlıklarının tamir ve iyileştirme sürecinin içinde bulunan bir mimar.
Medine görülünce çokça salat-ü selam getirilir. Ziyaretin yararlı olması ve dünya-ahiret saadeti getirmesi için de duâ edilir. Bu çerçevede yapılabilecek duâlardan biri şöyledir: "Allâh'ım! Bana rahmet kapılarını aç. Veli kullarına ve sana tam anlamıyla bağlananlara lütfettiğini bana da lütfet. Beni bağışla ve bana merhamet buyur. Ey kendisinden istekte bulunulanların en iyisi!" Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'i selamlayıp eş-dostun göndermiş olduğu selamları ilettikten sonra, bir metre kadar ilerleyip önce Hz. Ebu Bekir, ardından da Hz. Ömer'in kabirleri başında durulur ve onlara da şöyle selam verilir: "Ey Ebu Bekir es-Sıddık, selam üzerine olsun! Ey Peygamberin Halifesi, selam üzerine olsun! Ey Peygamberin mağaradaki arkadaşı, seferlerdeki yoldaşı ve sırdaşı! Allâh'ın selamı üzerine olsun. Allâh seni en güzel şekilde mükâfatlandırsın. Allâh'ın selamı rahmeti ve bereketi üzerine olsun. Allâh'ım! Ondan razı ol. Derecesini yükselt. Makamını mübarek kıl. Mükâfatını bol eyle." "Ey Müminlerin emiri Ömer el-Faruk! Selam sana. Ey İslam'ı güçlendiren! Selam sana! Ey putları kıran! Selam sana! Allâh seni en güzel şekilde mükâfatlandırsın. Allâh'ın selamı rahmeti ve bereketi üzerine olsun. Allâh'ım! Ondan razı ol. Derecesini yükselt. Makamını mübarek kıl. Mükâfatını bol eyle." Sonra uygun bir yere çekilip kıbleye yönelerek kendisi, anne babası, kardeşleri, yakınları, arkadaşları, dostları, kendisine iyiliği dokunmuş olanlar ve diğer Müslümanlar için duâ edilir. Kişi Mescid-i Nebevî'de bulunduğu vakitleri büyük bir ganimet bilmeli ve bolca hamd etmeli, tekbir, tehlil ve tesbih okumalı, duâ etmeli, salat-ü selam getirmelidir. (Sualli Cevaplı İslam Fıkhı, c. 4, s. 444-447)
Hazret-i Sâmi (k.s.)'un hayatını manevi görevlisi ve ihvâna kılavuzu Muhterem Ömer Muhammed Öztürk'ün kaleminden yayınlıyoruz: 1892 Yılında Adana'nın Tepebağ mahallesinde dünyâya teşrîf eden Hazret-i Sâmî (k.s.)'un babaları Müctebâ Efendi, anneleri Ümmügülsüm Hanımefendilerdir. Dedelerinin ismi Abdurrahmân, büyük dedeleri İshâk ve Hüseyin Efendilerdir. Büyük Türk beyliklerinden Ramazânoğlu beyliğinin en son beylerinden olan Abdülhâdî Efendinin (ki Sâmî Efendi Hazretlerinin büyük dedelerindendir) tesbîtine göre Ramazânoğlu beyliği aslen Türklerin Oğuz boyunun Üçoklar kabîlesindendir. Bu kabîlenin de şecereleri büyük Türk Hâkânı Nureddîn Zengî (Şehîd) vasıtası ile Seyfullâh Hz. Hâlid bin Velîd (r.a.)'e dayanır. Efendi Hazretleri kendi ifâdeleriyle doğumlarını şöyle nakletmektedirler: “Benim doğumum (1308) târihindedir: Adana'da Vakıfsarayı'ndadır. Doğumumdan evvel kapıya bir zât gelmiş: “Bu evde, yakında bir doğum olacaktır, oğlan olacaktır, adını: Sâmî koyunuz; hayırlı bir insan olacaktır.” diyor, gidiyor. Bir müddet sonra doğum oluyor, oğlan oluyor. Adı: “Mahmûd Sâmî” konuyor. Sonra o zât tekrâr geliyor. Oğlan doğduğunu söylüyorlar. Adının da “Muhammed Mahmûd Sâmî” konulduğunu öğrenince: “Sandıktaki emânetimi veriniz!” diyor. Ona benzer bir emâneti veriyorlar: “Bu değil; esâs sandıktaki bana âid emâneti veriniz!” diyor. Veriyorlar. Memnûn oluyor. Duâ edip gidiyor.” Efendi Hazretleri bu ma‘lûmât hakkında: “-Bunu kaydediniz. Mühimdir. Gelen zât, boş değildir. Bunları olduğu gibi sen kaydet. İleride neşredilir. İyi olur. Hayırlı olur.” diye buyurdular. Not: Bu ma‘lûmât, Muhterem Ömer Kirazoğlu (rh. âleyh) Ağabey'in kendi el yazısı ile not defterinden alınmıştır. Metinden Hazretin ism-i şerîflerinin tam olarak “Muhammed Mahmûd Sâmî” olduğu öğreniliyor. Hazretin 6 Kasım 1937de kendi el yazılarıyla, latince olarak, “Kadastro ve Tapu Tahrîrine Mahsûs Beyânnâme”de, sâdece “Sâmî” ismini ve imzâsını kullandıklarına ve nüfus cüzdanlarında da sâdece “Sâmî” ismini kullandığına göre, tam ism-i şerîflerinin kullanılmaması o devirdeki birtakım yasakları akla getirmektedir. Bu “Beyânnâme”de, Hazretin doğdukları ev Seyhân vilâyeti, Adana kazâsı, Kayalıdağ mahallesi, Sabuncu Abdullâh sokağı olarak belirtilmiştir ki burada da isimler değiştirilmiştir. Hazretin doğdukları evin bulunduğu mahalle en son Tepebağ adını almıştır.
Pek çok ayette mahşer yerinin dehşetli bir yer olacağı insanlara ikaz edilmiştir. Onlardan bazıları şöyledir: "Yaklaşmakta olan o felaket günüyle onları korkut! O gün yürekler gırtlaklara dayanmıştır, (kederlerinden) yutkunup dururlar. Zalimler için ne samimi bir dost ne de sözü dinlenecek bir şefaatçi vardır." (Mümin, 18) "Kulakları sağır eden o ses geldiğinde, işte o gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar. O gün, herkesin kendine yetip artacak bir derdi vardır." (Abese, 33-37) Mahşer etrafını cehennem kuşatacak, insanlar amellerinin durumuna göre tere batacaklar. Herkes kendini kurtarma derdine düşecek. Peygamberler bile kendi derdime düştüm manasında "nefsî, nefsî" diyecekler. İnsanlar peygamberlere şefaat etmeleri için müracaat edecekler. Her peygamber insanları bir başka peygambere havale edecek. En son Peygamberimiz (s.a.v.)'e müracaat edilecek ve Peygamberimiz (s.a.v.) insanlık âlemi için arşın altında secdeye kapanıp şefaatte bulunacak. Allâh onun duâsını kâbul edecek. Sonra amel defterlerinin dağıtılması hesabın görülmesine başlanacak. Mahşer yerindeki bekleme, hesap, kitap 50 bin sene olacak. Bu bekleme mümin kullara çok kısa gelecektir. (Sahih-i Müslim, Kitabu'l-Iman, Bab, 84, 194) Kiramen Kâtibîn adlı meleklerin yazdığı ademoğlunun amelleri, mahşerde bir amel defteri olarak kendisine verilecektir. Bu defterler kimine sağından, kimine solundan, kimine de arkasından verilecek ve insanın hayatı boyunca yaptığı iyilik ve kötülüklerin, küçük, büyük hepsini ihtiva edecektir. "Kitap ortaya konmuştur: Suçluların, onda yazılı olanlardan korkmuş olduklarını görürsün. "Vay halimize!" derler, "Bu nasıl kitapmış! Küçük büyük hiçbir şey bırakmaksızın hepsini sayıp dökmüş!" Böylece yaptıklarını karşılarında bulmuşlardır. (Kehf 49) (Delilleriyle Imân Esasları, s.132)
Selma Kara, 6 Şubat depremlerinde Hatay'dan sonra en büyük yıkımı yaşayan illerden biri olan Adıyaman'da depremi yaşayanlara mikrofon uzattık: Bir şehir yıkıldığında, insanların hafızasını nasıl onarırız? Aysel Erol: İşçi. Depremde 21 yakınını ve evini kaybetmiş. 1 aydır TOKİ'den çıkan evde yaşıyor, bu zamana kadar da konteynerde yaşamış. Mehmet Dağdeviren: Öğretmen. Depremde eşini ve erkek çocuğunu kaybetmiş. Şimdi kızıyla hayata tutunmaya çalışıyor. Oğuzhan Fidancı: Depremde hayattaki en biricik sırdaşı olan erkek kardeşini, anne ve babasını kaybetmiş. Aynı zamanda işini. O zamandan beri çalışmak için kendinde güç bulamıyor. Kübra Ayhan: Yakınlarından kaybı yok ama çok yakın arkadaşlarını yitirmiş. Deprem döneminde sosyal medya üzerinden bağlantılar kurarak şehrine yardım gelmesini sağlamış. Onu ayakta tutan hayalleri. Bu yıl hayalini kurduğu üniversiteye başladı. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Sanatın hemen her sahasında vaziyetimiz aynı: eserlerimiz ya köksüz ve bizimle hiç bir irtibatı olmayan sözüm ona modern bir forma bürünüyor yahut biz olduğumuz köklü zamanların birebir kötü bir kopyasından müteşekkil gereksiz, kuru ve kaba bir taklide.
Künyesi Ebu Abdurrahman'dır. Hazrec kabilesinden olup Medine'lidir. Peygamberlikten yirmi iki yıl önce doğmuştur. Cahiliye döneminde Muhammed ismini alanlardan biridir. İlk müslüman olanlardandır. Hz. Musab b. Umeyr (r.a.)'ın vesilesiyle, Hz. Sad b. Muaz (r.a.)'dan önce müslüman olmuştur. Resûlullâh (s.a.v.) Hz. Ebu Ubeyde (r.a.) arasında kardeşlik kurmuştur. Bedir ve daha sonraki savaşlara Tebuk Gazvesi hariç, katılmıştır. Sahabe (r.a.e.)'in faziletlilerindendi. Cemel ve Sıffin'e katılmamıştır. Hz. Huzeyfe (r.a.) onun hakkında şöyle dedi: “Fitnenin kendisine zarar vermeyeceği birini tanıyorum” Sonra bunu Resûlullâh (s.a.v.)'den işittiğini açıkladı. İbn Kuteybe dedi ki: "Mugammed b. Mesleme (r.a.)'a Resulullah (s.a.v.)'in kahramanı denirdi. Peygamber (s.a.v.) onu Karkaratü'l-Küdr gazvesinde Medine'de kendi yerine bıraktı. Resûlullâh (s.a.v) ona bir kılıç verdi ve şöyle buyurdu: “Savaşan müşriklere karşı bununla savaş. Ümmetimin birbiriyle vuruştuklarını gördüğünde, Uhud'a kılıcınla git! Kırılıncaya kadar onu (taşa) çal. Sonra evinde otur. Sana günahkâr bir el veya ölüm gelinceye kadar (evinden çıkma)” O da öyle yaptı.” Hz. Ömer (r.a.) bir işin istediği gibi olmasını arzu ettiği zaman onu gönderirdi. Hz. Ömer (r.a.)'ın yanında şehirlerdeki kapalı meseleleri açıklığa kavuşturmak için yardımcıydı. Hz. Sad b. Ebi Vakkas (r.a.) Kûfe'de köşk bina ettiğinde durumu keşfetmesi için Hz. Muhammed b. Mesleme (r.a.)'ı elçi olarak göndermişti.” Medine'de hicri 43 yılı Safer ayında, 77 yaşında vefât etti. Cenaze namazını Mervan b. Hakem kıldırdı. (İbnu Hacer el-Askalânî, el-İsabe (Seçkin Sahabeler), s.379)
00:00 Karakterler her yerde, önce arketipini tanı03:20 Umut abinin konuşma korkusu ve yüzleşme06:20 NLP ve arketipleri pazarlamaya çevirme07:10 Hedef kitle var, karakter analizi yok12:40 Dost ve Ebedi Çocuk deneyim, özgünlük, eğlence14:00 Kampanya değil hikaye, ürün değil deneyim16:45 Amazon ve Savaşçı başarı, kanıt, sayılar18:30 Joykek örnekleri, karar verici neden sayı ister22:10 Filozof ve Mistik anlam, değer, neden sorusu24:20 İşe alım ve devir teslimde karakter uyumuBu bölümde pazarlamanın en çok gözden kaçırdığı ama dönüşümü doğrudan belirleyen bir gerçeği masaya yatırıyoruz. Herkese aynı reklamı göstererek satış yapmaya çalışıyoruz, ama herkes aynı sebeple satın almıyor. Umut abiyle birlikte arketipler ve karakter tipleri üzerinden şunu netleştiriyoruz: Ürününüz aynı kalsa bile mesajınız yanlış karaktere gidiyorsa reklamınız boşa gider.Sohbetin ilk kısmında Umut abinin topluluk önünde konuşma korkusunu nasıl fark ettiğini, bu korkunun arkasındaki reddedilme düşüncesini ve yüzleşmenin nasıl bir dönüşüm yarattığını konuşuyoruz. Buradan pazarlamaya geçiş yapıyoruz, çünkü korku ve belirsizlik sadece bireylerin değil, işletmelerin de kaderini belirliyor. Bir marka riskten kaçtığında, yeni bir şey denemediğinde ya da sürekli aynı dili konuştuğunda aslında görünmez bir fren çekmiş oluyor.Sonra karakter modelini pazarlama diliyle çerçeveliyoruz. Google ve Meta size yaş, cinsiyet, ilgi alanı verir ama karakter vermez. Peki markanız bunu nasıl çözer? Ürününüzü kullanan müşterileri dinleyerek, kısa görüşmeler yaparak, toplantılarda kullanılan kelimeleri yakalayarak ve satın alma motivasyonunu çözerek. Dost ve Ebedi Çocuk tarafında yeni deneyim, özgünlük ve eğlence beklentisini görüyoruz. Bu kitleye kampanya anlatmak yerine hikaye anlatmanız, ürün söylemek yerine deneyimi hissettirmeniz gerek…Amazon ve Savaşçı tarafında ise başarı, rekabet ve kanıt ihtiyacı öne çıkıyor. Bu kitleye romantik vaatler değil, net sonuçlar, sayı, referans ve başarı hikayeleri gerekir. Joykek müşteri toplantılarında karar vericilerin neden rakam istediğini, case study ile başlamanın neden oyunu değiştirdiğini ve sunumun ilk 3 dakikasında hangi verilerin masaya konması gerektiğini konuşuyoruz. Ne harcadık, ne kazandık, nereden nereye gideceğiz soruları bu karakterin doğal dili.Filozof ve Mistik çizgisinde ise neden sorusu var. Değer, vizyon, anlam ve derinlik arayan bir kitleye sadece indirim konuşursanız bağ kuramazsınız. Burada içerik, manifesto, marka hikayesi, uzmanlık ve uzun format anlatım devreye girer. Bu karaktere satış baskısı değil, düşünce liderliği ve güven veren bir anlatı gerekir.Bölümün sonunda bu bilginin sadece reklam metinlerinde değil, ekip kurulumunda, işe alımda, departman yerleşiminde ve devir teslim süreçlerinde nasıl kullanılabileceğine değiniyoruz. İstediğinize değil isteyene devredersiniz cümlesi bu bölümün işletme tarafındaki en kritik anahtarı. Doğru karakter doğru rolde olduğunda hem ekip huzuru hem performans hem de büyüme daha kolay olur.Dinlerken kendinize şu üç soruyu sorun: Markanız hangi karakter diliyle konuşuyor, müşteriniz hangi karakter diliyle dinliyor, reklamınız hangi karakteri hedefliyor? Bu üçü aynı hizaya geldiğinde dönüşümler hızlanır, yanlış hizadaysa bütçe yanar.
“Zihnimin tıkandığını daha çok hissediyorum son birkaç yıldır. Değişkenler çok fazla, iş, özel yaşam, gündem her şey olabilir, ya da hepsi bir blokaj gibi sanki kafatasımın içine yerleşmiş bir kütle; hissimin doğru tarifi bir kütle! Bir buz kütlesi de değil su içinde, bir dağ yamacı da değil, top gibi değil, volkan gibi canlı da değil, sadece bazen daha yakın bazen daha uzak ama hep orada.”Önemli not: Anlatı içerisinde ‘Türk gibi sigara içiyor' deyimini kullandım. Sadece deyimin orijinal söylemini aktarmak ve bağlama uygunluğu sebebiyle içerikte yer alıyor. Önemle belirtmek isterim ki tütün ürünleri sağlığa zararlıdır. Yeni seri #SadeceYürürkenOlanŞeyler dinliyorsunuz. ❤️
Aparıcılar: DJ Fateh və Rəvan Bağırov
28 Years Later: The Bone Temple'ın biyolojik ve sosyolojik otopsisini yaptığımız yeni bölümde, Rage virüsünün tedavisinden iyot zırhının arkasındaki bilime kadar filmin tüm gerçeklerini ve nostaljinin tehlikelerini bir bilim insanı gözüyle inceliyoruz.Üçüncü film hedefi ıskalamış olsa da, seri bu filmle kesinlikle rayına oturmuş. Özellikle tematik köklerine dönüşüyle, serinin bu dördüncü halkası ilk filmle boy ölçüşecek seviyede.Film, günümüz statükosuna; bilhassa siyasetin nostaljiyi bir silaha dönüştürerek dünyayı nasıl yozlaştırdığına ve kültürel bir durgunluğu nasıl dayattığına dair çok net cümleler kuruyor. Nia DaCosta ve Alex Garland, krizdeki bir toplumun bugünkü çürümüşlükle yüzleşmek yerine; romantize edilmiş, yanlış hatırlanan bir geçmişe nasıl sığındığını göstermek için bu 'donmuş kültür' kavramını ustaca kullanıyor.Jack O'Connell'ın karakteri, çocukluk pop kültürünün parçalarını şiddet dolu yeni bir mitolojiye dönüştürerek bu 'silahlanmış masumiyeti' kusursuzca bedenleştiriyor. Bir bilim insanı olarak; hikayenin ampirik gerçeği, çarpıtılmış mitlerden oluşan o 'halüsinatif kaleydoskopun' karşısına koyması ve bilimsel düşünceyi bu çöküşten tek çıkış yolu olarak sunması beni fazlasıyla tatmin etti.Videoda sadece sosyolojik değil, biyolojik bir otopsi de yapıyoruz. Dr. Kelson'ın turuncu iyot zırhının ozmotik basınçla virüsleri nasıl parçaladığından, Rage virüsünün morfin ve antipsikotik kokteyliyle gerçekten baskılanıp baskılanamayacağına kadar; filmin sunduğu tıbbi 'çözümleri' gerçek bilimin süzgecinden geçiriyoruz. Bilim kurgunun nerede bitip, gerçek biyokimyanın nerede başladığını merak edenler için videonun 'Fact-Check' kısmı zihin açıcı olacak.Jack O'Connell ve özellikle Ralph Fiennes muazzam. Fiennes'ın 'The Number of the Beast' sahnesi, sinema tarihinin en iyi şarkı kullanımlarından biri!Sizin film hakkında görüşleriniz neler? Yorumlarda buluşalım.Bilimsel perspektiften film analizlerini kaçırmamak için kanala abone olmayı ve bildirimleri açmayı unutmayın!#28yearslater #film #bilim
Suriye'de büyük sorunlar yeniden karşımıza çıktığında İngiltere ve Fransa hâkimiyetine dayanan bir sistemin sonuçlarıyla boğuşmak zorunda kaldığımızı biliyorduk. Birbirini dönüştüren sorunlar silsilesinin son halkasında olduğumuz çok açıktı. Arap Baharı ile başlayan olayların içinden küllerinden doğmayı başaran bugünkü Suriye'yi hayal etmek çok da kolay değildi. 2016'nın sonuna gelindiğinde ise Halep'i terk etmek zorunda kalan binlerce insan, bugünle kıyas edilemeyecek bir tablonun parçasıydı. Coğrafyamızın kaderiyle iyi kötü alakadar olanlar ağır bir yükle karşı karşıya olduklarını anlayabilirdi. Peki, zafer kimindi? Çünkü büyük bir acı yaşanıyordu ve kaybedenler çoğunluğu oluşturuyordu.
Amazon'da satış yapan birinin gerçek iniş-çıkış hikayesini dinlemeye hazır mısın?Bu bölümde konuğum Abdülbaki, 3,5 yıl önce başladığı Amazon yolculuğunda yılda 150.000$ seviyelerinden geçip bugün aylık 1,5 milyon TL kazanç bandına kadar çıkmayı başarmış biri. Ama bu başarı “düz bir çizgi” değil…
Yeni sezonda da her hafta Canlı Yayında sinema ve televizyon gündemini konuşuyoruz, haftanın öne çıkan dizi ve filmlerini yorumluyoruz, ilgimizi çeken konuları tartışıyoruz, listeler yapıyoruz, goygoydan geri kalmıyoruz...00:00 | Giriş 06:43 | David Lynch'in Olmadığı Bir Dünya10:08 | 28 Yıl Sonra: Kemik Tapınağı 27:03 | Heated Rivalry Sezon Finali 32:30 | Overrated 10 Film 1:26:42 | Masumiyet Müzesi Fragmanı1:27:50 | Kathleen Kennedy'nin Ayrılışı1:35:35 | J.J. Abrams'ın Yeni Filmi 1:37:46 | Paramount Vazgeçmiyor1:40:45 | Dunesday PR'ı 1:43:18 | Yeni Tomb Raider'dan İlk Görsel 1:46:32 | Disney + Türkiye'nin Paylaşımları1:48:10 | James Cameron: Çocuklarım Avatar İzlemiyor 1:50:00 | Matthew McConaughey'in Yapay Zekaya Karşı Hamlesi1:51:44 | Fortnite'a The Office Geliyor 1:52:40 | Send Help'in PR'ı 1:53:15 | Damien Chazelle'in Yeni Filminin Kadrosu1:53:50 | The Bride'ın Fragmanı1:56:30 | Criterion Closet: Adam Asmaca
Receb-i Şerîf'in yirmi yedinci gecesi on iki (12) rek‘atnamâz kılınır. Her iki rek‘atta bir selâm verilir. Her rek‘atta bir(1) Fâtiha ve on bir (11) İhlâs okunur. Namâzdan sonra yüz(100) defa Salevât-ı Şerîfe ve bir kere şu duâ okunur:“Allâhümme innî eselüke bi-müşâhedeti esrâri'lmuhibbîne ve bi'l- hılveti'lletî hassante bi-hâ seyyidi'lmürselîn. Hîne üsriyet bihî leyletü's- sâbi'u ve'l-ışrûneen-terhame kalbiye'l- hazîne ve tücîbe da‘vetî yâ ekrame'lekramîn. Âmin!”RECEBİN YİRMİ YEDİNCİ GÜNÜ VE GECESİİBÂDETLERİHasan-ı Basrî (r.a.) anlatmıştır: “Abdullâh b. Abbâs (r.a.)Recebin yirmi yedinci günü sabahından i‘tibâren i‘tikâfa girerdi. O, öğle vaktine kadar namâz kılardı. Öğle namâzınıkıldıktan sonra biraz istirahât eder, sonra (dört rek‘at)namâza durur: Her rek‘atta; bir Fâtiha, üç Kadir sûresi(İnnâ enzelnâhu fî leyleti'l-kadr), elli (50) İhlâs sûresini (kulhüva'llâhu ahad), bir Felâk ve bir Nâs sûresini okuyarakkılardı. Sonra ikindi vaktine kadar duâ ederdi. İbn-i Abbâs(r.a.), Resûlullah (s.a.v.)'in böyle yaptığını da söylerdi.”Ebû Hureyre (r.a.)'dan rivâyet edilmiştir: Resûlullah(s.a.v.): Recebin yirmi yedinci günü oruç tutan kimseiçin, Hâkk Teâlâ, altmış ay oruç tutmuş sevâbını yazar.Ve o gün Nebî (s.a.v.) üzerine Cebrâil (a.s.)'ın AllâhüTeâlâ tarafından peygamberlik vazîfesini indirdiği ilkgündür.” buyurdular.Öyle ise bu gecede kazâ namazı olan biraz kazâ namazı veya nafile namaz kılmalı ve Kur'ân-ı Kerîm okumalıdır.Günâhlarını düşünerek tevbe istiğfâra devam etmeli, Peygamber (s.a.v.)'e Salavât-ı Şerîfe'yi fazlaca getirmeli, zikir,tevhid, duâ ve niyazda bulunarak bu gecenin nurundan vefeyzinden istifade etmelidir.(Abdulkâdir Geylâni (k.s.), Gunyetü't-Tâlibîn, s.272)
Venezuela'dan sonra İran mı; yoksa Trump yine şaşırtacak mı?Trump'tan tarife kartı; Türkiye'nin İran ve ABD'yle ticaretine darbe mi?İran sokakta, ceremesini Türk halkı da mı çekecek?Ankara ne diyor, nükleer Pakistan'la ittifak var mı?Barçın Yinanç ve Buse Söğütlü yorumladı.
Çavuşesku'nun Termometresi'nde Ekin Keleş moderatörlüğünde İlkan Dalkuç ve Prof. Dr. Burak Bilgehan Özpek Maduro'nun kaçırılmasının Türkiye ve İran başta olmak üzere bölgeye etkilerini tartışıyor.Bizi Patreon'dan Destekleyin
“Bir gün Peygamber Efendimiz'in huzuruna biri geldi ve “Seni Allah için seviyorum.” dedi. Şu cevabı aldı: “Ohalde, fakri gömlek gibi giy. Belaya sarıl. Öbür âlemde beni bulmak, benimle olmak için yaptıklarımıyapmalısın. Sevginin baş şartı; uymaktır.” Hz. Sıddîk, Peygamber (s.a.v) sevgisine sadık idi. Bütün malınıPeygamber yoluna harcadı. Peygamber'in sıfatına büründü. Hak kapısında Peygamber'e eş oldu. Her şeyidağıttığı zaman, kendisine sarınacak bir aba kalmıştı. Çocukları için, Allah ve Peygamberi'nden başka hiçbirşey ayırmadı. İçini ve dışını Peygamber'in hâline uydurmuştu. Sana gelince, yalancısın. İyi insanların sevgisipara ile ölçülemez. Onların karşısına paranı, altınını çıkarmaktasın. Bu hâlinle onlara yakınlık iddiaediyorsun. Onlara yakın olmayı diliyorsun. Aklını başına al. Bu sevgi yalandır. Seven sevdiğinden bir şeyesirgemez. Sevilen her şeye tercih edilir. Fakr hâli Peygamber (s.a.v) Efendimiz'den ayrılmazdı. Bu sebepleşöyle buyurmuştu: “Fakr hali, beni sevenlere, selden daha çabuk varır.” Hz. Âişe'nin şu sözü önemlidir:“Peygamber hayatta iken dünya bize gülmedi. Daima darlık ve sıkıntılı oldu. Peygamber'in öbür âlemegöçünden sonra üzerimize çöktü.” Peygamberimiz 'in sevgisini kazanma şartı fakr hâlidir. Allah sevgisi için debela şarttır. Bazı büyükler şöyle der: “Her velayet hâlini bela takip eder.” Sebebi, boş yere Allah sevgisi iddiaedilmeye. Öyle olmazsa, riyakâr ve münafıklar da Allah sevgisi iddia eder; belki de davalarınıkazanabilirlerdi. Boş davadan dön. Yalan işleri bırak. Kendi başına tehlikeler çıkarma. Şayet bir dava açmakistiyorsan, ispatlı, delilli olsun. Aksi hâlde ne bizden olursun ne de davayı kazanabilirsin. Altın işlerindenanladığını iddia ederek övünme. Sonra pişman olursun. Utandırırlar; bir şey sorarlar, bilemezsin.Yılan ve yırtıcı hayvanlarla uğraşma. Onlar seni perişan eder. Eğer Havva isen yılana yanaş. Kuvvetinegüveniyorsan, yırtıcı hayvanlarla dalaş.Ey evlat! Münafıkları bırak. Allah'ın azabına kendini atmak isteyenlerden uzak ol. Aklını başına al. Zamaneinsanlarının çoğundan uzak dur. Onlar elbise giymiş kurtlara benzerler. İyi insanlar azdır.Her şeyi sizin için arıyorum. Bana bir şey gelmese de olur. İpimi kuyuya salarım; oradan çıkanı size veririm,ben almam. Beni zengin edecek şeyim var. Sizden hiçbir şey talep etmiyorum. Bana göre çalışmak vardır.Çalışamayacak olursam, tevekkül ederim. Sizin getireceğinize bakmam. Getirmenizi zaten beklemem. Nifaksahipleri sizi bekler; Allah'a güvenmez, sizin vereceğinize dayanır. Allah'ı unutur. Yaratan'a itimat etmez.Kurtuluş istiyorsan, örsümün üstüne yat. Çekicimin vuruş sesleri ile nefsin, şeytanî duyguların ve sana tesireden şeytanî kuvvetlerin beynine sesleneyim. Düşmanlarını korkutayım. Kötü arkadaşlarını kaçırayım.Afetler çoktur; fakat onu indiren bir tanedir. Hastalık sayılamayacak kadardır; ama onun doktoru bir tanedir.Ey nefisleri hasta olanlar. Varlığınızı doktora teslim ediniz. Sizi tedavi ederken onu itham etmeyekalkmayınız. Onun kadar şefkatli olamazsınız. Sizi incitmeden tedavi eder. Nefsinizi o doktor kadarkorumanız kabil değildir. O Aziz tabibin önünde dilinizi tutunuz. Ona taarruz etmeyiniz. O'na teslimolduğunuz takdirde dünya ve âhiretin hayrını bulursunuz.
Men-E-Men Stüdyo tarafından hazırlanan iki yüz onuncu bölüm sizlerle.Bu bölüme 90'lardan konuşarak başladık. Bizi üzen bir kaybın bize hatırlattıklarından bahsettik. DJ Tangun Gencel .Sonra 3-4 yıldır tüm dünyada gittikçe popülerleşen hareketli bir spordan söz ettik. Yıllar önce Meksika'dan çıkan padelin yarattığı etkiyi anlattık.Ardından konu yine yapay zeka destekli müziğe geldi. İş öyle bir hal aldı ki, artık yapay zeka kullanılarak yapılan şarkıların listelerde yer alması haber niteliği bile taşımıyor, kimse bu şarkıları standart yolla yapılanlardan ayırt edemiyor.Söz bu konuya gelince, yapay zekalı oyuncaklardan da bahsettik ve konunun karmaşık boyutlarını değerlendirdik.
Çavuşesku'nun Termometresi'nde Ekin Keleş moderatörlüğünde Prof. Dr. Burak Bilgehan Özpek, Dr. Edgar Şar ve İlkan Dalkuç Komisyon'un İmralı ziyaretini ve Süreç'te iktidar ve muhalefete tepkileri tartışıyor.Bizi Patreon'dan Destekleyin
Men-E-Men Stüdyo tarafından hazırlanan iki yüz dokuzuncu bölüm sizlerle.Bu bölüme Power Group'un Aralık başında gerçekleşecek Podcast Festivali ve Ödülleri'nden bahsederek başladık.Sonra kendimizi dizilere bıraktık. 9,5 yıl önce başlayan ve bu yılın son günü yayınlanacak bölümüyle final yapacak Stranger Things'den notlar paylaştık. Dizi için seçilen nefis parçaları hatırladık.Ardından bir başka diziye, daha yeni bir yapıma geçtik. Herkesin konuştuğu Pluribus'dan söz ettik. Neden bu kadar popüler oldu, devamı nasıl olabilir, neler beklemeliyiz? Dizinin ikinci bölümünün sonunda nasıl bir sürpriz var?En sonda da, “Bi de Buna Bak”ımız var. Sizlerden gelen iki nefis öneriyi paylaştık. Biri yine bir dizi, diğeri de çok ilginç bir podcast...Bi de Buna Bakhttps://www.imdb.com/title/tt31510819/Moblandhttps://open.spotify.com/show/3IcR07iNbmI7rZiuJpi32dSoul Boom
Konuk Umut Vural ile insan bedeninin üç katmanına dokunan, pazarlamaya farklı bir pencereden baktığımız bir bölümdesin. Bu kez panel ekranlarından, butonlardan ve metriklerden çıkıp bir reklamı izlerken aslında bedeninde, duygularında ve zihninde neler olduğunu konuşuyoruz.Bedenin üç katmanı üzerinden ilerliyoruz: fiziksel beden, duygusal beden, zihinsel beden.Fiziksel katmanda; mağazadaki koltuğun rahatlığından, ortam sıcaklığına, kokuya, renk paletine, web sitende kullandığın görsellere ve sayfa akışına kadar her detayın sürüngen beyni nasıl tetiklediğini konuşuyoruz. Bir evi gezerken kendini evinde gibi hissetmenin ya da bir ayakkabı mağazasından, ihtiyacın olmasına rağmen eli boş çıkmanın arkasındaki bedensel tepkileri örneklerle açıyoruz.Duygusal bedende markanın hikayesinin, kurucusunun duruşunun, ekip içi iletişimin ve kullandığın kelimelerin şirketin duygusal alanını nasıl doldurduğunu masaya yatırıyoruz. İnsan kaynakları yerine insan enerjisi diyerek, departmanlar arasındaki iletişimin müşteriyle kurulan iletişime nasıl bire bir yansıdığını, içeride çözülmeyen duygusal düğümlerin satış ve pazarlama süreçlerini nasıl sabote ettiğini konuşuyoruz.Zihinsel bedende ise hedefler, stratejiler ve kurgu devrede. Bir şirketin gelecek seneye dair sahnesi net mi, yoksa herkes sadece günü kurtarmaya mı çalışıyor, bunu tartışıyoruz. Konfor alanını sessiz bir ölüm alanı olarak ele alıp hedef üretmeyen şirketlerin zamanla piyasadan nasıl silinebildiğini konuşuyoruz.Umut Vural bu üç katmanı sadece teori olarak anlatmıyor. Uzun yıllara yayılan ihracat deneyimi, büyük markalarla yaptığı çalışmalar, NLP ve psikoloji birikimiyle sahadan örnekler paylaşıyor. Bir firmaya girdiğinde önce o şirketi bir beden gibi okuyor: Üretimdeki dalgalanmalar bedensel tıkanıklık, departmanlar arası çatışmalar duygusal tıkanıklık, hedef eksikliği ise zihinsel tıkanıklık olarak ele alınıyor. Sonra da bunların her biri için uygulanabilir çözümlerden bahsediyoruz.Bölümün bir diğer tarafı ise dijital çağ ve yapay zeka perspektifi. ChatGPT ve algoritmalar sayesinde deneyim ve tecrübenin büyük kısmının artık koda dönüştüğünü; buna rağmen yapay zekanın tek yapamadığı şeyin hissetmek olduğunu konuşuyoruz. Ama aynı zamanda duygularımızı içerik akışıyla yönlendirebildiğini, yani his üretemese de hislerimizi şekillendirebildiğini tartışıyoruz. Bu yüzden şirketlerin kendi bedenini, duygusunu ve zihnini tanımasının artık lüks değil, zorunluluk olduğuna vurgu yapıyoruz.Bu bölüm özellikle ihracat yapan ya da yapmayı planlayan üreticiler, pazarlama ve satış ekiplerini dönüştürmek isteyen yöneticiler, mağaza veya web sitesi deneyimini insan bedeninin üç katmanına göre yeniden tasarlamak isteyen marka sahipleri için güçlü içgörüler içeriyor. Reklam ve pazarlamaya sadece panel ekranlarından bakmaktan sıkıldıysan, insan tarafını daha derin anlamak istiyorsan bu sohbet sana iyi gelecek.Bölüm sonunda Umut abiye nasıl ulaşabileceğini de paylaşıyoruz. Daha fazla bilgi ve danışmanlık için umutvural.com adresinden kendisiyle iletişime geçebilirsin.Türkiye'de Dijital Pazarlama podcastinde amacım; insanı, bedeni, duyguyu, zihni ve dijital araçları aynı masada buluşturmak. Bu bölümde sevgili dostum Umut Vural ile birlikte pazarlamayı sadece bir satış aracı değil, insanı ve şirketi bütün olarak dönüştüren bir alan olarak ele alıyoruz.Öneri ve reklam işbirlikleri için bana faruk@joykek.com adresinden ya da Instagram'da frktprk üzerinden ulaşabilirsin.
Sonraí an mháistirphlean aige atá curtha le chéile do Oileán Ciarraí ag an gComhairle Contae
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde Emin ve Ömer, ekran süresi ve sosyal medya bağımlılığı üzerine samimi bir sohbet yapıyor. Günde ortalama 5-6 saatimizi ekranlara bakarak geçirdiğimizi fark eden ikili, bunun zihinsel sağlık, dikkat dağınıklığı, uyku kalitesi ve “başarı” algısı üzerindeki etkilerini tartışıyor. LEGO'nun çocukların kaygısını azaltan MR setinden “dijital detoks” deneyimlerine kadar uzanan bu keyifli sohbet, modern hayatın dijital alışkanlıklarını sorgulatıyor. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Transcript Intro Emin: [0:14] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin, bugünkü bölümümüzde Ömer'le beraberiz. Nasılsın Ömer? Ömer: [0:24] Merhaba Emin, teşekkür ederim. İyiyim. Sen nasılsın? Emin: [0:27] Ben de iyiyim. Nasıl gidiyor? Nasıl geçti bir haftan? Ömer: [0:30] İyi. Koşuşturmacalı, fena değil, yoğun. Bir sıkıntı yok. Senin nasıl? Bir yaramazlık yok diyelim. Emin: [0:36] Çok şükür. İnanılmaz derecede sisli bir gündü bugün. Hiç fark ettin mi? Ömer: [0:40] Sabah öyleymiş. Ben evdeydim bu sabah. Fark edemedim. Sonra da herhâlde kalktı o sis. Emin: [0:46] Ya anormal bir sis vardı ya. Hani önümde araba var ama sadece tahmin ediyorum yani önümde araba olduğunu. Öyle bir sis vardı. Ömer: [0:54] Allah Allah çok ilginç. Geçtiğimiz günlerde de ben öyle bir izlenim edinmiştim. Sanki biraz böyle "Hava kirli mi ulan?" falan filan diye gelmişti bana. Ama meğer bir sis söz konusuymuş. Emin: [1:04] Ama bugünkü bayağı fenaydı yani. Ve genelde güneş açtığında gider ama bugün o kadar da şey olmadı. Gitmedi yani. Ömer: [1:12] Hava da güzel. Bu da şeyi gösteriyor herhâlde... Bir yüksek basınca işaret ediyor. Öyle olunca da basıyor bütün o şeyi, kirli havayı aşağı. (Evet, doğrudur.) Böyle bir bilgim var. Öyle olunca sisli bir durum ortaya çıkıyor. Haftanın haberi: LEGO'dan MR cihazı ve çocuklar üzerindeki olumlu etkisi Emin: [1:26] Evet, dinleyicilerimize bir söz vermiştik. Her podcast bölümünde ilginç bir haberle onları karşılayacaktık. Bugün bize ne hazırladın? Ömer: [1:34] Bugün gerçekten hoş bir haber bir yandan. Geçtiğimiz haftalarda paylaştığımız haberler biraz daha komikti. Bugün yine eğlenceli ama hoş bir haber. LEGO'nun MR tarayıcı seti. Sever misin LEGO öncelikle? Emin: [1:48] Severim ama bir koleksiyoncusu değilim yani bunun. Sen? Ömer: [1:52] Ben severim oldukça. Yani bir 8-10 setim de var. Dolayısıyla yapmaktan hoşlandığım bir şey. O reklamında var ya böyle... Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
HAYATIMIN EN ACI DERSİ İspanya'nın güneyinde Estepona isimli küçük bir kasabada büyüdüm. On altı yaşındayken bir sabah babam benden kendisini arabayla 30 kilometre uzaktaki bir köye götürmemi istedi. Ancak onu Mijas'a götürdükten sonra arabayı bakım için yakındaki bir tamirhaneye bırakmam gerekiyordu. Araba kullanmayı öğrenmiştim fakat pratik yapmak için pek de fırsatım olmamıştı. Onun için bu teklifi hemen kabul ettim. Babamı Mijas'a götürdüm. Onu öğleden sonra saat dörtte alacaktım. Sonra arabayı tamirhaneye bıraktım. Birkaç saat vaktim vardı. Ben de tamirhanenin yakınında bir sinemada film izlemeye karar verdim. Fakat sinemada çok vakit geçirdiğimin farkında değildim. Saat altı olmuştu. Dolayısıyla iki saat geç kalmıştım. Babam, sinemaya gittiğimi öğrenirse bana kızabilirdi. Bir daha arabayı kullanmama izin vermezdi. Ona tamirhanede arabanın işini uzun sürdüğünü söylemeye karar verdim. Buluşacağımız yere vardığımda babamın caddenin köşesinde umutla olduğunu gördüm. Geç kaldığım için özür diledikten sonra ona arabanın işinin uzadığını söyledim. Bunun üzerine babamın bana nasıl baktığını asla unutamam. Babam: – Bana yalan söylediğin için çok üzüldüm Jason, dedi. – Ne demek istiyorsun baba? Gerçeği söylüyorum, dedim. Babam, bana tekrar baktı. – Sen geç kalınca tamirhaneyi aradım ve bir problem olup olmadığını sordum. Bana senin henüz arabayı almaya gelmediğini söylediler. Yani araba ile ilgili bir problem olmadığını biliyorum. Birden ne kadar büyük bir suç işlediğimi anladım ve babama gerçeği itiraf ettim. Babam beni üzgün bir şekilde dinledi. – Kızgınım ama sana değil, kendime. Eğer sen bunca yıldan sonra bana yalan söyleyebiliyorsan demek ki ben iyi bir baba olamamışım. Kendi babasına bile yalan söyleyebilen bir çocuk yetiştirmişim. Eve yürüyerek döneceğim ve bu arada neyi yanlış yaptığımı düşüneceğim. – Ama baba... Eve 30 kilometre yol var ve hava da karardı. O kadar yolu yürüyemezsin, dedim. Babam, ne özür dilemelerime, ne itirazlarıma, ne de diğer söylediklerime kulak astı. Onu hayal kırıklığına uğratmıştım ve hayatımın en acı derslerinden birini almak üzereydim. Babam, tozlu yollarda yürümeye başladı. Ben de arkasından arab ile onu izliyordum. Ondan özür diliyor ve arabaya binmesini rica ediyordum. Maalesef beni duymazdan geliyor ve üzgün bir şekilde yürümeye devam ediyordu. 30 kilometre boyunca 10 kilometre süratle onu takip ettim. Babamın hem bedensel hem de duygusal olarak bu kadar sıkıntı çekmesine şahit olmak hayatımın en üzücü ve acı veren dersi olmuştur. Aldığım bu dersten sonra bir daha yalan söylemedim. Jason BOCARRO
"Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü" soruşturmasında 10 ay sonra iddianame hazırlandı. Zelenski, Donetsk ve Lugansk'ı Rusya'ya bırakmayacaklarını Trump'a bir kez daha söylediğini aktardı.Bu bölüm Datassist hakkında reklam içermektedir. Datassist, regülasyon teknolojileri ve esnek entegrasyon gücüyle bordrodan izin süreçlerine, teşviklerden mevzuat takibine kadar tüm İK operasyonlarınızı devralıyor. Ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
İki yıl süren yıkıcı çatışmaların ardından Ortadoğu'da temkinli barış kutlamaları yapılıyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın arabuluculuğunda İsrail ile Hamas arasında bir ateşkes anlaşmasına varıldı.
Gazze planı ne anlama geliyor? Hamas ve Gazze halkı bu plana nasıl yaklaşacak? Türkiye en olacak? İsrail'in İran'a saldırma ihtimali ne kadar güçlü? Bahçeli'nin Türkiye-Rusya-Çin ittifakı ne kadar gerçekçi? TİP PM Üyesi ve uluslararası ilişkiler uzmanı Doç. Dr. Hakan Güneş ile konuştuk. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices