POPULARITY
Categories
Müslüman bir kadın ya evlidir ya da bekar, iki durumda da bir aile içinde bulunur. Nur Suresi'nin 31. ayetinde sayılan bu yakın hısım ve birlikte yaşanan kimselerin yanına kadın, son sınır olarak diz kapağı ile göbeği arasını, sırt ve karın kısmını örtmek şartıyla çıkabilir. Ancak bu bir fetva sınırı olup, kadının bunların yanında da edeb ve takva gereği daha fazlasını örtmeyi gaye edinmesi gerekir. Evde çamaşır veya bulaşık yıkayan yahut hamur karan ya da bahçe sulayan bir kadının hizmet gereği kimi yerleri açılabilir. Yine çocuğunu emziren kadının evin içinde kendisini sürekli olarak sakınması güçlük doğurur. Ancak şunu hemen belirtelim ki fitne korkusu olur veya aile içinde zayıf ahlaklı kişiler bulunursa, kadın örtünmesini dikkat etmelidir. Bir müslüman kadına mahrem sayılan kimseler şunlardır: 1. Kocası: Kadın, kocasının yanında dilediği gibi giyinebilir. Eşler arasında örtünme bakımından bir sınır söz konusu değildir. Kadının kocasına güzel görünmek için süslenmesi ve açılması mubahtır. Ancak yabancı erkeklere güzel görünmek ve onların ilgisini çekmek için süslenmek caiz olmaz. 2. Babası 3. Kocanın babası, buna büyük babalar da girer. 4. Kendi oğulları, erkek torunlar da bu kapsama girer. 5. Kocasının oğulları, erkek torunlar da bu kapsamdadır. 6. Erkek kardeşi. 7. Erkek kardeşin oğulları, erkek kardeşin torunları da bu kapsama girer. 8. Kız kardeşin oğulları, bunların torunları da mahrem sayılır. 9. Müslüman kadın, mü'min bir kadının diğer mü'min hanımların yanında diz kapağı ile göbeği arası kapalı olarak bulunabilir. Ancak müslüman bir kadın gayrimüslim kadınların yanında tesettürsüz bulunamaz. (Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslam Hukuku, s.212-243)
Kendi evimiz, işimiz, sorumluluklarımız varken anne babamızın yanında neden bir anda kapıları çarpmak isteyen o ergen çocuğa dönüşüyoruz? Anne babamızla ettiğimiz tartışmalarda neden olgun bir yetişkin olamıyoruz? Yakın İlişkiler'in bu bölümünde aile yanında yaşanan duygusal gerilemeyi, kavga sonrası gelen suçluluk ve utanç hissini ve o tartışmada bir yetişkin olarak kalabilmenin yollarını konuşuyoruz. Bu bölümde: (00:00) Ebeveyn Yanında Ergenleşmek (02:43) Yetişkin Zırhlarının Sökülmesi (07:06) Bağlam Tepkisi, Anılar ve Gerçek Ayrışma (09:10) Eski Rollere Dönmek ve Senaryonun Tekrarlanması (13:54) "Beni Artık Bir Yetişkin Olarak Gör" (16:05) Suçluluk ve Utanç Ayrımı (18:32) Anne Yanında Duygu Regülasyonu (20:53) Özerk Benlik ve "Kötü Evlat" Hissi (22:45) Yetişkin Kalabilmek ve Onarma Adımları Yaratıcı: Gizem Sürenkök Yapımcı: Podbee Media Tüm bölümler, videolar ve daha fazlasına Podbee App ve podbee.com'dan ücretsiz olarak ulaşabilirsiniz. Bu bölüm reklam ve sponsorluk içerebilir.
1. Nikâh, Peygamberimiz (s.a.v.)'in sünnetidir. Sünnetler ise icma ile nafilelerden daha önce gelir. Çünkü sünneti terk edenler hakkında tehdit (vaîd) vardır. Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur: “Kim benim sünnetimden yüz çevirirse, benden değildir.” Oysa nafileleri terk etmekten dolayı böyle bir tehdit bulunmamaktadır. 2. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) nikâhı sürekli olarak devam ettirmiştir. İlk evlenmelerinden sonra hiçbir zaman zevcesiz yaşamamışlardır. Eğer nafile ibadetlerle meşgul olmak daha faziletli olsaydı, Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.) nikâhı terk edip nafile ibadetlere yönelirdi. 3. Nikâh, nafilelerden daha faziletli olan maksatlara ulaştırır. Nikâh sayesinde ümmetin bireylerinin çoğalması sağlanır. Nikâh sayesinde insanlık, zinadan korunmuş olur. Yine nikâh ile yaratılış itibariyle zayıf olan kadınların nafaka ve barınmaları temin edilir ve nefisleri helake maruz kalmaktan korunmuş olur. Sonuç olarak, nikâh; ahlakın güzelleşmesine, çocukların terbiyesine, Müslümanların yararına olacak işlerin gerçekleştirilmesine ve insanlarla iyi geçinmeye vesile olduğu için, hiç şüphe yok ki bu yüksek maksatların her biri, nafile ibadet için uzlete çekilmekten (yalnız kalmaktan) daha faziletlidir. Bununla birlikte, nafile ibadetin faydası sadece yapan kişiye mahsustur. Nikâhın faydaları ise sadece evlenen kişiye ait olmayıp başkalarına da yayılır. Evlenen bir kimse başkalarına da faydalı olmaya çalışmış olur. İnsanların en hayırlısı, insanlara en çok faydası dokunandır. (Ömer Nasuhi Bilmen, Ailenin Gücü Nüfusun Geleceği, s.40-41)
20. yüzyıl dünya tiyatrosunun ve devrimci sanatın devi Bertolt Brecht'in ölümünün 70. yıl dönümünü yeni geride bıraktık (14 Ağustos 1956). Bu sözün ağırlığını tartmak istiyorsanız Brecht'in yan sütunda yer alan şiirine bakın: “Okuyan Bir İşçi Soruyor”. Bu şiirdeki pedagojiye dikkat! Herkesin aşina olduğu olayları birdenbire başka bir ışığa yerleştiriyor şiir. Sorgulatıyor insana. O güne kadar aşina olanı yabancılaştırıyor. Ve en önemlisi cevap vermiyor, soruyor: “İşte size bir alay öykü/Bir alay da soru.” Brecht, sadece tiyatrosunda değil şiirinde de muhatabını, okurunu, işçiyi, emekçiyi, aktif ve sorgulayan özne haline getirmeye çalışıyor. Al sana sorular diyor. İş başa düşüyor! Yine işçinin başına!Yazımıza dönersek, başlığı okuyan bazı okurlarımız, “demek Brecht Marksist sanatçılar arasında herkesten daha parlak, daha önemli deniyor” diye düşünebilir. Hayır, meramımız o değil. Brecht tiyatroda bildiğimiz kadarıyla en iyidir ama esas söylediğimiz başka: Brecht'in erdemi, sanat alanının Marx'ı olması. Marx nasıl bilimde ve felsefede devrimci pratiğin bilimsel düşüncesini, kılavuzunu, fenerini yaratmışsa, Brecht de Marksist sanatın yol göstericisi, teorisyeni, diyalektisyeni olmuştur. O, Marksist sanatın özbilincidir.Önemli olan Brecht'in sanatı alımlayan topluluğu aktif ve bilinçli hale getirmeye çalışması, sanatın hayatla ilişkisini kurmasını ve görüntünün ardına geçmesini sağlamasıdır. Nasıl Marx kapitalist üretimin toplumsal biçimlerinin ardındaki derin sırrı ortaya çıkararak bütün sınıfları çağdaş toplumda kapitalist ile işçi arasındaki uzlaşmaz çelişki karşısında tavır almak zorunda bırakmıştır, Brecht de onun bilim alanında yaptığını, onun sadık bir öğrencisi olarak sanat alanında yapmaya baş koymuştur. Ve bunu fazlasıyla başarmıştır.Kimileri artık Brecht'in modasının geçtiğini söylüyor. Sanat modayla yürümez. Hayır, Brecht, Marx'a karşı 1970'li yılların sonunda başlayan büyük taarruzun sonucunda, nasıl sanat alanında onunla var olduysa yine onunla birlikte tarihin karanlığına gömülmek istendiği için açık saldırı altında kalmıştır. Bakın Bir Fransız yazar kendi ülkesinde Brecht'in defterinin dürülmesini nasıl anlatıyor:“[Brecht'in] mutlak usta gibi görüldüğü yılı, hatta ayı bile kesin biçimde saptayabiliriz: Nisan 1979. Le Monde gazetesinde, Michel Cournot oyuncuların ve seyircilerin geri zekâlı çocuk muamelesi görmesinden nefret ettiğini yazıyordu. Birkaç gazete, Ionesco'nun, Arrabal'ın [ve başka ünlülerin] imzaladığı bir manifesto ile oyun yazarı-yönetmen Brecht ile öğrencilerinin Stalinist totalitarizmini mahkûm ediyordu. Aynı yıl Guy Scarpetta Grasset yayınevinde Brecht ya da Ölü Asker başlıklı bir kitap yayınlıyordu.” Scarpetta'dan bir alıntı: “Brecht Kamboçya'da ya da Kolıma'da öldü, her nerede Marksizm kendi cisimleşmesinin canavarlığını gün ışığında ortaya koyduysa.” (Aktaran: Olivier Neveux, Brecht et les mauvais temps modernes, La Fabrique Editions, 2026, s. 16-17).Fransa'da anti-komünist “Yeni Filozoflar” Michel Foucault'nun desteğiyle 1975'te Marx'a ve fikir arkadaşlarına büyük bir taarruz başlatmıştı. Hemen dört yıl sonra sıra demek ki Brecht'e gelmişti. Görüyorsunuz, burjuvazinin ve onun yamacına sığınan zengin modern küçük burjuvazinin ideologları Brecht'i neden devirmeye çalışıyor tam da Marx'ın düşünce yoldaşı olduğu için. Sanat alanını, aynen düşünce alanı gibi, sınıf mücadelesinin dışında düşünmek en büyük hatalardan biridir.Brecht hakkında yazılacak çok şey var. Ama yerimiz yok. Bu konuda okura Devrimci Marksizm dergisinin çok yakında yayınlanacak olan 63. sayısında yayınlanacak yazıları okumasını kuvvetle tavsiye edelim.
İsrail'in Ebu Zuhur saldırısı sonrası bölgede tansiyon bir hayli yüksek. Yine de arka kapı diplomasisinin devreye girdiğini görüyoruz. Pozisyonları ve kritik gelişmeleri şöyle özetleyebiliriz:
Ekrem İmamoğlu bir “proje”ydi. FETÖ üzerinden yürütülen Türkiye tasarımının, kalkışmasının, yeni bir aşaması, siyasi ayağıydı. Siyasi yol ve yöntem kullanılarak Türkiye'yi Avrupa, ABD, İsrail eksenine yamama, bir yüz yıl daha böyle götürme hesabıydı.
Alman Der Spiegel dergisi, 2023 başlarında “Yoksa Marx haklı mıydı?” sorusuyla Karl Marx'ı kapak yapmıştı. Dergi Marx'ı yeniden kapağa taşımış, üstelik bu kez soru işaretini bir kenara bırakarak: “Marx bunu öngörmüştü.” Yazıyı okurken Batı'nın büyük paniğine tanık olduk. Özet: “İnsan gidiyor, yerini makine devralıyor.”
İran serisinde anlattıklarıma benzer bir bölümle karşınızdayım.Yine yeni sömürgecilerin dünyayı paylaşma kavgasına kurban giden halklar var karşımızda.İspanya'ya hücum eden mülteciler aslında çok uluslu bir gerilimin sadece küçük bir parçası.İşin içinde ABD, İsrail, İspanya, Fas, Cezayir, Fransa ve hatta Almanya ile İtalya bile var.Dinleyince Kuzey Afrika'da yaşananlara dair kimsenin dillendirmediği bir arka plan hikayesine hakim olacaksınız.İyi dinlemeler.Yeni kitabım "Petrolün Diyetini Ödeyen İran'ı Anlamak"ı satın alabileceğiniz link'i de paylaşayım. Alınız, aldırınız lütfen. Yenisini yazma motivasyonum açısından çok önemli benim için. :)Buradan veya dilediğiniz başka bir satıcıdan alabilirsiniz. Bir de, biliyorsunuz Yeni Haller sizlerin desteğiyle yayın hayatına devam eden bir podcast kanalı.Beni aşağıdaki link'lerden destekleyebilirsiniz:www.patreon.com/yenihallerYeni Haller'in bir de Buy Me A Coffee hesabı var artık. Buradan destek olmak çoook daha kolay. Patreon'da sorun yaşayanlar için açtım efendim. Buyurun:https://www.buymeacoffee.com/yenihallerBir de bu sezon spor basınımızda apayrı yeri olan, ben ustam olarak kabul ettiğim Yiğiter Uluğ'la T24'ün Youtube kanalında bir spor programına başladık. Korkmayın, sadece futbol konuşmuyoruz. Hele sahadaki skorları, maçları hiç konuşmuyoruz. Yeni Haller tadında spor sohbeti isteyenler için:Yiğiter Uluğ ve Eray Özer'le GazozunaBana ulaşmak için:https://www.instagram.com/eray_ozerhttps://twitter.com/ErayOzeryenihallerpodcast@gmail.com
Zamanı hayat cinsinden biriktirmek artık pek çok kişiye gerçek anlamda nasip olmuyor. Pek çoğumuz eskilerin meşhur söyleyişiyle elimizdeki zaman sermayesini bozuk para gibi harcıyoruz. Yine pek çoğumuz bu gerçek bir şekilde yüzümüze vurulduğunda da muhtemelen kabullenmek istemiyoruz. Bunun sağlamasını yapmak pek de zor değil oysa! Yaşadıklarımızdan elimizde ne kaldığına, zihnimizde ve kalbimizde ne biriktiğine samimiyetle bakalım; orada bu kahredici gerçeği gözlerini üstümüze dikmiş bize bakarken göreceğiz!
Türkiye Kadın Voleybol Milli Takımı (Filenin Sultanları) Pazar günü 2026 FIVB Voleybol Uluslar Ligi (VNL) finalinde Brezilya'yı 3-1 mağlup ederek tarihindeki ikinci şampiyonluğunu kazandı.ÖNE ÇIKANLARSon derece çekişmeli geçen maçta, ilk seti 23-25 kaybeden Filenin Sultanları, daha sonra ikinci seti 23-25 alıp maçı 1-1'e getirdi. Üçüncü ve dördüncü setlerde de çekişmeli geçse de setleri 26-24 ve 25-21 alarak ikinci VNL şampiyonluğunu elde etti.Milli takım, 2018 finalinde ABD'nin ardından ikinci olduktan sonra, 2023 finalinde Çin'i mağlup ederek ilk şampiyonluğunu kazanmıştı İki altın, bir gümüş ve bir bronz madalyayla Türkiye, VNL tarihinin en başarılı takımlarından biri olarak öne çıkıyor.Türkiye'nin pasörü Melissa Vargas, 2026 Kadınlar VNL'nin En Değerli Oyuncusu (MVP) seçildi. Ayrıca, VNL final maçlarında 33 sayıyla tek bir maçta en fazla sayı kaydeden oyuncu olarak da tarihe geçti.Podcastlarımızı dinlemek ve bizi takip etmek için: https://podfollow.com/sbs-turkishSBS Türkçeyi Salı hariç hafta içi her gün dinleyebilirsiniz. Bizi ayrıca Facebook'tan takip edebilirsiniz.
ABD başkanlık seçimlerinde dış politikanın belirleyiciliği özellikle kaybedilen ve kamuoyunun girilmesini istemediği savaşlarda daha da görünür olmuştur. Her ne kadar savaşlara girilmiş olsa da başkanlar aradıkları halk desteğini bulamadıklarından ikinci dönemleri için yarıştan çekilmiştir.
Hayvanlara zulüm ve hakaret etmek haramdır. Bir kediyi evde hapis edip açlıktan ölmesine sebep olan kadının cehennemlik olduğunu Peygamber (s.a.v.) Efendimiz bizlere şöyle haber vermektedir. “Bir kadın, ölesiye kadar hapsettiği bir kedi sebebiyle azap olundu da bu yüzden cehenneme girdi. Kediyi hapsettiği vakit; onu doyurmamış, su vermemiş, yerdeki, haşaratı bile yemeye bırakmamıştı...” (Buhârî) Sultan Süleyman birgün şöyle sorar: “Ağacı sarmış olsa eğer karınca / Zarar var mı karıncayı kırınca?” Şeyhülislam Zembilli Ali Efendi zarif bir ifade ile sorulan bu suâlin altına şu beyti yazarak cevap verdi: “Yarın divânına Hakk'ın varınca / Süleyman'dan alır hakkını karınca!” Hayvanlara merhamet etmeyenler, insanlara acımaz. Hayvanlara iyilik yapan kötü insanların bile günahları af olunur. Günün birinde bir köpek, kuyu etrafında dolaşıp duruyordu. Susuzluk onu öldürecek hale getirmişti. Derken İsrailoğulları'ndan fuhuşla uğraşan biri, onu görüverdi. (Ayağından) ayakkabısını çıkardı, onun için mestiyle su çıkardı ve köpeği suladı. Buna karşılık o kadın bağışlandı. Bâyezid-i Bestâmî Hazretleri, Hemedan şehrinin pazarında Usfur çiçeğinin tohumu aldı. Bestam'a geldi. Usfur çiçeğinin tohumlarını çıkarmak için torbayı açıp baktığında Hemedan'da torbanın içine bir miktar karıncanın da girmiş olduğunu gördü. Karıncaların hakkı kendisine geçmesin diye; yine Hemedana döndü. 0 karıncaları aldığı yere geri bıraktı. Seyyid Ahmed Rufâî Hazretleri, uyuz bir köpeği kendi elleriyle tedavi etmiştir. Yine bir gün cübbesinin üzerinde bir kedi gelip uyudu. Ezan okundu. Kediye zulüm olmasın ve hakkı kendisine geçmesin diye; kediyi uyandırmadı; cübbesini kesti. Kedi uyandıktan sonra cübbesini parçasıyla yamaladı.Üzerinde hayvan hakları olan kişi samimiyetle istiğfar etmelidir. Günahının bağışlanması için Allâhü Teâlâ Hazretleri'ne yalvarmalıdır. Yoksa gerçekten ilâhî azap çok şiddetli ve helak edicidir. (Ömer Faruk Hilmi, İslam'da Ölü Hakları, s. 21-23)
Sahabelere sövenler hakkında bilginler ihtilâf etmiştir. İmam Mâlik (r.a.)'ın mezhebinde bu hususta meşhur olan şudur: Verilecek ceza hakkında içtihad etmek ve acı verecek şekilde dövüp terbiye etmek. İmam Malik (r.a.) diyor ki: "Kim peygambere söverse öldürülür. Kim peygamberin ashabına söverse dövülerek terbiye edilir." Yine İmam Malik (r.a.) şöyle buyurur: "Peygamber (s.a.v.)'in sahabelerinden birine, (meselâ) Ebu Bekir (r.a.), Ömer (r.a.), Osman (r.a.), Ali (r.a.), Muaviye (r.a.), Amr b. Âs'a (r.a.) söverse, eğer onlar sapıklık ve küfür içinde idiler derse, öldürülür. Eğer onlara bunların dışında, insanlar arasında olan sövüşme gibi söverse o zaman şiddetli tenkil (herkese ibret olacak bir ceza vermek) edilir." İbn Habib diyor ki: "Şia'dan kim, aşırı derecede Osman (r.a.)'a buğzeder, ondan beri olduğunu söylerse, şiddetli cezalandırılıp terbiye edilir. Kim buna, Ebu Bekir (r.a.) ve Ömer (r.a.)'a olan buğzunu ilâve ederse, cezası daha şiddetli olur, tekrar tekrar kendisine sopa atılır. Ölünceye kadar zindanda bırakılır. Bu hususta ancak peygambere söven öldürülür." İmam Malik (r.a.)'ten de şöyle rivayet edilir: "Kim Ebu Bekir (r.a.)'a söverse, ona yüz sopa vurulur. Kim Aişe (r.anha)'ya söverse öldürülür. Hz Âişe (r.anha)'ya kim iftira atarsa o kimse Kur'ân-ı Kerim'e muhalefet etmiştir. Çünkü Allâhü Teâlâ Kur'ân-ı Kerim'de: "Eğer inanıp tasdik ediyorsanız, böyle bir şeye ebediyyen bir daha dönmenizi Allâh size yasaklıyor." (Nur 17) buyurmaktadır. Aynısına avdet eden kimse küfretmiş olur." (Kadı İyaz, Şifâ-i Şerîf, s. 725)
Bayram Özel programı gibi bol şarkılı türkülü sezon finali. Adeta bir görsel şölen! (Tabii görmesini bilen gözlere... Yoksa mal gibi bakarsın, bir bok göremezsin. Ama daha önce de belirttiğim gibi görmesini bilen gözleriniz varsa ciddi anlamda bir sıkıntı yaşanacağını düşünmüyorum. Yine de şöyle bir ara yol bulunabilir bence: Bölümü dinlerken şölen tipi bir şey gözünüze çarparsa dikkatli bakın. Yok eğer çarpmazsa, görmesini bilen gözlere sahip olmadığınızı düşünebilirsiniz. Bunun hayatınızın diğer aşamalarında size sorun çıkaracağını düşünmeyin. İçiniz rahat olsun... Çok da rahatlayıp abuk subuk hareketlere de kalkışmayın sakın. Esas sorunu o zaman yaşarsınız. Ama kalbinizde gerçekten memleket sevgisi varsa, o sıkıntı da bir şekilde aşılır. Yani memleketini seven her türlü hareketi yapabilir diye düşünebilirsiniz. Tabii gerçekten seven!) Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Son zamanlarda dini ve manevi değerlere dönük saldırıların arttığına şahit oluyoruz. Maalesef İslâm'a ve manevi değerlere yönelik azgın bir düşmanlık içinde olanlar var.
Kendi hikâyemizi yazıp anlatmaya çok düşkünümdür. Her gün hevesim biraz daha kırılsa da bir yazarın kendisinin ve “biz” diyerek tanımladığı evrenlerin hikâyesini anlatmaktan daha iyi bir işi olmadığını düşünüyorum.
Sevgili dinleyenler, bu bir orijinal Anlat Eren masalıdır. İyi dinlemeler...Çerçi Hasan, kasabada yaşarmış. Kınalı ve Benekli diye iki atının çektiği arabasıyla köy köy dolaşır, kasabadan aldığı ürünleri satarmış. Yalnız bir köy varmış ki, oraya gitmek onu çok hüzünlendirmiş. O köyde 7 yaşında Zehra adında gözleri görmeyen bir kız yaşarmış. Zehra bu hali yüzünden evden pek çıkmazmış ama Çerçi Hasan onu her gidişinde ziyaret eder, O'na hediyeler götürürmüş.Yine günlerden bir gün Zehra'nın köyüne doğru giderken Kınalı ile Benekli bir anda duruvermiş. Çalılardan bir hayvan çığlığı sesı geliyormuş. Çalıları aralayan Çerçi Hasan dikenlere takılmış bembeyaz bir tavuk görmüş...
Kevin Warsh'ın ilk toplantısı faiz beklentilerini boşa çıkarırken, Fed'in geleceğe ilişkin yol haritasını paylaşmaktan kaçınması piyasalarda yeni bir tartışmayı da beraberinde getirdi.
2026 Dünya Kupası başlıyor. Futbolseverlerin dört yıl beklediği bu büyük organizasyona ABD, Kanada ve Meksika ev sahipliği yapacak. 24 yıl sonra nihayet Türkiye Milli Takımı Dünya Kupası'na katılma hakkı kazandığı için bu turnuva hiç şüphesiz ki çok daha büyük ilgi görecek. Dünya Kupası'nda her futbolseverin hatta futbolla ilgisi az olanların da favori gördüğü, tuttuğu ya da sempati duyduğu takımlar olur. Biz genelde Dünya Kupası'na katılamadığımız için Türkiye haricinde tuttuğu takımlar olur. En çok sempati duyulan takımlar içinde gurbetçilerimiz dolayısıyla Almanya öne çıkar. Tüm dünyada olduğu gibi bizim ülkemizde de futbolu en estetik şekilde oynayan Brezilyalı sambacılar da en çok desteklenen takımlar arasında yer alır. Eskiler tabii ki böğründe kocaman CCCP yazan ikonik formalarıyla, makine gibi işleyen, kolektif takım oyunu ile gönüllerde taht kuran Sovyetler Birliği takımını da tutardı. Biz yetişemedik. 1988 Avrupa Kupası'nda izleyebildik sadece.Maradona'dan beri Arjantin'in kalplerdeki yeri de hep ayrı olmuştur. Onu izleyenler için, Messi dahil, onun gibisi yer yüzüne gelmemiştir. Pek örnek alınamayacak bir özel hayatı olsa da Arjantin'in yoksul mahallelerinden gelen bir kahramandır. ABD'den verilen bir ödülü reddedip Küba'ya giderek Fidel Castro'dan ödül almayı tercih ettiğini, sağ omzuna Che Guevara'nın, efsanevi sol ayağına da Fidel Castro'nun dövmesini yaparak, “kalben Filistinliyim” diyerek her daim safını belli ettiğini biliyoruz. 1986 Dünya Kupası'nda İngiltere'nin Malvinas savaşında Arjantin'e yaşattığı zilletin intikamını meşhur “tanrının eli” golüyle almıştı. Yıllarca onun hatırına Arjantin'i tuttuk. Onun dünya futboluna veliahtı olarak bıraktığı Messi'yi alkışladık. Ama futbol hayatına çok büyük paralarla ABD'de devam eden Messi'nin Beyaz Saray'da Trump'a yaltaklandığı görüntüleri gördükten sonra sanırız ki herkes büyük bir hayal kırıklığına uğramıştır. Yine de Maradona'nın hatırını Messi'nin ihanetinden üstün tutup Arjantin'i destekleyecekler olacaktır. Biz de sanırız ki onlardan olacağız.Bir de her daim kupalara renk katan, mazlumların temsilcisi olarak Afrika takımları desteklenir. İtalya 90'da açılış maçında son şampiyon Arjantin'i yenip çeyrek finale kadar gelen Kamerun, 2002'de Fransa'yı yenip çeyrek finale kadar gelen ve bize elenen Senegal, son dünya kupasına damga vurup dördüncü olan Fas gibi... Bu sefer Afrika'dan 10 takım katılıyor. Artık Fas'ın yarı finale kadar çıkması değil erken elenmesi sürpriz olur. Gözümüz yine Senegal, Gana, Güney Afrika gibi turnuvanın gediklilerinin dışında Yeşil Burun Adaları ve Demokratik Kongo'nun üzerinde olacak. Dünya Kupası'na katılan en küçük ülke Çuraçao… Venezuela kıyılarında bulunan Karayiplerin bu küçük ada ülkesi büyük sürpriz yaparak geliyor. Ama Çuraçao'yu mazlum Afrika'nın yanına koymak pek olmaz. Bu ada bir Hollanda sömürgesi ve Venezuela'nın ne kadar gericisi, karşı devrimcisi, Amerikancısı varsa onların toplandığı bir üs gibi. Batı medyası tarafından el üstünde tutulup parlatılması da büyük ölçüde bundan. Bir nevi Yugoslavya'nın parçalanması sürecinde NATO garnizon devleti olarak kurulan Kosova gibi. Küçük ama pek sevimli değil.
“Yine mi savaş?” diyeceksiniz. Belki savaş, belki güç mücadelesi. ABD ve İran anlaşsa da dosya henüz kapanmış değil. 60 günlük nükleer müzakere kapısı aralandı. Ama Lübnan hala kanıyor. İran'da amacına ulaşamayan Tel Aviv yönetimi, caydırıcılık inşası için bilhassa Türkiye'yi ilgilendiren dosyalarda provokasyona yönelebilir. Bunun karşısında, İsrail'in alanını daraltacak bazı adımlar gelmelidir. “Her şey bitti” demek için erken. Fırsatlar ve tehditleri analiz etmek gerekir.
İhtiyaçlarımızdan fazla olan giyecek, yiyecek, içecek gibi şeyleri Resûlullâh (s.a.v) Efendimiz'in ahlâkına uyarak- tasadduk etmemiz ve toplayıp saklamamamız, Efendimiz (s.a.v.)'in bizlere emir ve vasiyetlerinden biridir. Sadakasız bir gün geçirmemeye dikkat etmeliyiz. Mal cinsinden sadaka verecek bir şey bulamadığımız takdirde, Kur'ân okumak, Allâh (c.c)'u tesbih etmek, Resûlullâh (s.a.v) Efendimiz'e salât ve selâm getirmek suretiyle sadakada bulunmalıyız. Aliyyü'l-Havvâs (rh.a), bir fakir kendisinden bir şey istemiş olsa, yanında bulunan para veya yiyecek gibi ne varsa ikiye böler, bunun yarısını fakire verir ve "Hâkk Teâlâ, kendisini fakir kardeşinden üstün tutandan nefret eder" derdi. Muhtelif hadîs-i şerîflerde de sadaka vermenin önemine işaret edilmiştir. Şu hadîs rivayet edilmiştir: Resûlullâh (s.a.v.), "Sadaka malı eksiltmez veya sadaka vermekle mal eksilmez" (Müslim) buyurmuşlardır. Bir hadîste Resûlullâh (s.a.v.) "Suyun ateşi söndürdüğü gibi verilen sadaka da kişinin hatalarını düzeltip söndürmüş olur" (Ebu Ya'lâ) buyurmuşlardır. Bir hadîste, "Sadaka az olsa dahi, Râbbin hiddet ve gazâbını söndürdüğü gibi, kötü ölümü de kişiden uzaklaştırır" (Tirmizî) buyurulmuştur. Yine bir rivayet de şöyledir: "Hâkk Teâlâ bir sadaka ile yetmiş kötü ölüm kapısını kapamış olur." Şu hadîs rivayet edilmiştir: "Kıyâmet gününde kişi, insanlar arasında hüküm verilinceye kadar sadakasının gölgesi altında bulunur." (İmâm Ahmed) Başka bir hadis-i şerifte: "Sadaka vermekte acele ediniz, zira belâ sadakayı geçemez." (Beyhakî) buyurulmuştur. (İmâm Şarani, Büyük Ahidler, s.180-185)
İstanbul'un iş dünyası, 3-4 Haziran'da, 25'inci kez düzenlenen ‘Perakende Günleri' için Haliç Kongre Merkezi'ne aktı. Olayın mimarı, Suat Soysal'ı (Soysal Eğitim ve Danışmanlık) kutlamak lazım. Katılım rekorları kıran etkinliğin başrolünde 4 temel konu vardı: Yapay zekâ, verimlilik, veri analitiği ve müşteri deneyimi.
Herkese merhaba,Widow's Bay bu hafta yine çok eğlenceli ve korkunç: Tom, Patricia ve Wyck adanın laneti kalktı diye sevinirken işler hiç de göründüğü gibi gitmiyor.Boogeyman, Patricia'nın peşinde, o ise yine kendi başına hem kendini hem kasabayı kurtarıyor! Tom ve Evan tam da geçmişle biraz barıştı ve işleri yoluna koydu derken Wyck'in gelmesiyle planlar suya düşüyor.Yine çok keyif aldığımız bir bölüm oldu, bekleriz.Eda & Mert
Zorunluluk oluşmadıkça evliliğin korunması ve boşanmaktan kaçınılması gerektiği konusunda pek çok şer'i öğüt ve ilahi uyarı bulunmaktadır. Koca, eşiyle güzel bir şekilde geçinmeli, yani söz ve davranışlarında ona karşı nazik ve cömert olmalıdır. Enes bin Malik (r.a.) anlatıyor: Ben, Hz. Peygamber (s.a.v)'e “Müminlerin iman yönünden en mükemmeli kimdir?” diye sordum. Nebi (s.a.v.): “Ailesine karşı ahlakça en güzel olanlarıdır.” diye cevap verdi. Diğer bir hadiste de “Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır. Ben de aileme karşı en hayırlı olanınızım.” buyurulmuştur. Bir kadın kocasının meşrû isteklerine itaat eder, insani zaaflarından kaynaklanan hatalarını düzeltmeye çalışırsa, artık böyle bir kadını boşamak, insaf ve dini hassasiyetle bağdaşmaz. Nitekim ayette: “Eğer size itaat ederlerse, artık onların aleyhine başka bir yol aramayın.” (Nisâ s. 34) buyurulmuştur. Bu ilahi emrin devamında ise şu uyarı yapılmaktadır: “Allah yücedir, büyüktür.” (Nisâ s. 34) Bu ayet, çok önemli ilahi uyarılar içermektedir. Adeta denilmektedir ki: Allah, sonsuz yüceliği ve büyüklüğüyle birlikte, günahkâr kullarının tövbelerini kabul eder, onları bağışlayarak affeder. O halde, hata yapıp itaate dönen eşleriniz için de siz affedici ve hoşgörülü davranmalısınız. Yine şu anlam ortaya çıkmaktadır: Kadınlar her ne kadar güçsüz olup erkeklerin zulmüne karşı kendilerini koruyamazlarsa da Allah sonsuz kudret ve adalet sahibidir. Kadınlara zulmeden erkeklerden intikam almaya muktedirdir. Erkekler, bunu düşünerek kadınlara zulmetmekten ve gereksiz yere boşamaktan sakınmalıdır! “Evlenin, fakat boşanmayın. Çünkü boşanma, Rahman'ın arşını titretir.” anlamındaki hadis-i şerif boşanmanın ne kadar kötü ve kaçınılması gereken bir şey olduğunu ortaya koymaktadır. (Ömer Nasuhi Bilmen, Ailenin Gücü Nüfusun Geleceği, s.82-83)
“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.O ateşin başında gayet katı, çetin, Allah'ın kendilerine verdiği emirlere karşı gelmeyen ve kendilerineemredilen şeyi yapan melekler vardır.” Tahrim 6“Ey inkâr edenler! Bu gün özür dilemeyin! Siz ancak yapmakta olduklarınızın karşılığını görüyorsunuz.” 7Dünyadaki ateşler taşı yakamaz. Cehennem ateşi nasıl bir ateş ki yakıtı insan ve taş?“Keşşâfda, bu ifadeye, "Günahları terkedip, taatları yapmak ve ailenizi, kendinizi sorumlu tuttuğunuzşeylerle sorumlu tutmanız suretiyle, koruyun" manası verilmiştir. Yine bu ifadeye, "Kendinizi, nefsinizidavet ettiği şeylerden koruyun. Çünkü nefis, size kötü şeyleri emreder" manası verilmiştir."Bu ateşin başında iri gövdeli, sert tabiatlı melekler vardır." Cenâb-ı Hakk bu ifadeyle, on dokuzzebânî (cehennem bekçisi melek) ile onların yardımcılarını kastetmiştir. Bunlar, alabildiğine büyük, haşin vesert meleklerdir. Onların bu şekilde yaratılmış olmaları yadırganacak bir şey değildir. Yahut da onlar, Allah'ındüşmanlarına karşı, alabildiğine şiddetli, Allah dostlarına karşı alabildiğine merhametli oldukları için,hilkatlerinde değil de işlerinde böyle serttirler. Nitekim Hak teâlâ (mü'minleri vasfederken), "(Onlar),kâfirlere karşı alabildiğine sert; birbirlerine karşı ise son derece merhametlidirler" (Fetih 29) buyurmuştur.Ayetteki, "Ne emrolundular ise onu yaparlar" ifadesi. işin gerektirdiği ortamdan ötürü onların, çok çetin vesert olduklarına delâlet eder. Çünkü onlar Allah'ın emirlerini yerine getirme ve düşmanlarından intikamalma hususunda asla şefkatli davranmazlar. Burada, meleklerin, âhirette, Allahü teâlâ'nın emir ve yasaklarıile mükellef olmaya devam ettiklerine bir işaret vardır. Çünkü onlardan sâdır olacak isyan. Allah'ın emir veyasağına muhalefet olur."Ey kâfirler, bugün özür dilemeyin" buyurmuştur ki bu, "Onlara, "Bugün mazeret beyan etmeyin" denilecek"takdirindedir. Çünkü mazeret beyan atmek, tevbe etmek demektir. Tevbe ise, cehenneme girdikten sonra,artık makbul değildir. Binâenaleyh mazeret beyan etmek, onlara bir fayda vermez. yani, "Sizin yapmışolduğunuz o kötü amelleriniz, hikmet-i ilahiyye gereği size bu azabı gerekli kılmıştır."Allahü teâlâ, "Eğer yapamazsanız, ki kesinlikle yapamayacaksınız, o halde yakıtı insanlar ve taşlar olan oateşten korununuz. Zira o, kâfirler için hazırlanmıştır" (Bakara, 24) buyurarak, cehennemin kâfirler içinyaratıldığını bildirmiştir. Öyleyse burada, mü'minlere böyle hitap etmesinin hikmeti nedir? Deriz ki:Fasıkların derekeleri, kâfirlerin derekelerinin üstündedir. Çünkü fasıklar da kâfirlerle birlikte, aynı yerde,yani cehennemdedirler. Bundan dolayı mü'minlere, "Bu ateşin kendileri için hazırlandığı kimselerlebirlikte olmamanız için, fısk-ı fücurdan (günahtan) alabildiğine kaçınmak suretiyle kendinizi bu ateştenkoruyun" denmiştir. Bu hitapla, Cenâb-ı Hakk'ın onlara, mürtedlikten korunmalarını emretmiş olması dauzak bir ihtimal değildir.” RaziAli (radıyallahü anh), Katade ve Mücahid şöyle demişlerdir: Yaptığınız işlerle kendinizi koruyunuz, onlarayapacağınız tavsiyelerle de aile halkınızı koruyunuz.el-Kuşeyrî'nin zikrettiğine göre bu âyet-i kerîme nazil olunca, Ömer (radıyallahü anh) şöyle demiş:Ey Allah'ın Rasûlü! Haydi kendimizi koruduk diyelim. Peki aile halkımıza ne yapabiliriz?' Peygamber şöylebuyurdu: "Allah'ın size yasakladığı şeylerden onları alıkoyarsınız, Allah'ın emrettiklerini onlara daemredersiniz.""Sen aile halkına namazı emret, kendin de sabırla ona devam et" (Taha, 20/132)"Önce yakın akrabanı uyar." (eş-Şuara, 26/214)"Çocuklarınıza yedi yaşında namaz kılmalarını emrediniz. (Kılmazlarsa) on yaşında onları (hafifçe)dövünüz ve yataklarını birbirinden ayırınız." Ebû Dâvûd, I, 133; Hâkim“Hepiniz çobansınız ve hepiniz sürüsünden sorumludur. İnsanların başındaki İmâm (İslâm devletininyöneticisi) bir çobandır ve o, onlardan sorumludur. Adam aile halkı üzerinde bir çobandır ve onlardansorumludur."
1. Zaruret olmadan namaz kılınan yerdeki şeyleri düzeltmek: Çünkü böyle yapmak boş bir hareket ve oyundur. Ancak mecburiyet olursa, müstesna. Namaz kılarken çakıl taşlarını düzelten Ebû Zerr (r.a.)'e Hz. Peygamber (s.a.v.) şu ikazda bulunmuştur: “Ey Ebû Zerr, bunu ya bir defada yap, ya da bırak.” 2. Eli ile selâm almak: Dil ile selâm almak insan kelâmı olduğundan dolayı, namaz kılmakta olan bir kimsenin verilen selâmı dil ile alması namazı bozar. El ile selâm almak ise mekruhtur. 3. Esnemek, gerinmek: Çünkü Hz. Peygamber (s.a.v.) namazda esnemeyi menetmiştir. Kişiyi zorlarsa, o zaman mümkün mertebe yutulmaya çalışılır. El de ağzın üzerine konur. Hz. Peygamber (s.a.v.) bu durumda böyle davranılmasını emretmiştir. 4. Gözleri yummak mekruhtur: Çünkü Hz. Peygamber (s.a.v.) bunu yasaklamıştır. 5. Namazı, huzuru bozacak ve kalbi meşgul edecek şeylerin bulunduğu yerlerde kılmak mekruhtur. Çalgı ve eğlencelerin bulunduğu yerlerde namaz kılmak gibi. Mescidlerde çalınması düşünülecek olan ayakkabılarıda arka tarafa bırakmak, huzuru bozacağından mekruh sayılmıştır. 6. Yanmakta olan sobaya, ocağa ve ateş dolu mangala karşı namaz kılmak mekruhtur. Muma, kandile, lâmbaya karşı namaz kılmak ise, mekruh değildir. Yine asılı bulunan Mushaf-ı Şerif'e veya bir kılıca karşı namaz kılmak da mekruh değildir. Çünkü bunlara hiçbir kimse tarafından tapılmamıştır. 7. Bir insanın yüzüne karşı, arada engel olmaksızın namaz kılmak mekruhtur. Fakat bir insanın arkasına karşı namaz kılmak mekruh değildir. Namazda iken yılan ve akrep öldürmenin namaza bir zararı olmaz: Zira Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Namazda bile olsanız, o ikisini öldürün.” (Ebû Dâvud, Tirmizî, Neseî, İbn Mâce) (Mavsılî, El-İhtiyar Li-Ta'lîlî'l-Muhtar, c. 1, s. 125-126)
Herkese merhaba,Widow's Bay'de bu hafta iki bölüm birden yayınlandı. 6. bölümde adanın tarihine ve kurucusu Richard Warren'a dair önemli bilgiler edindik. 7. bölümde ise adanın lanetini ortadan kaldırmak için Tom, Patricia ve Wyck'in çabalarını izledik. Evan annesiyle ilgili büyük bir sırrı öğrendi ve babasına çok öfkeli. Yine iki iyi bölümle geldik, bekleriz.Eda & Mert
El-İdrisî 1099'da Septe'de doğan botanikçi ve coğrafyacıdır. Öğrenimini Kurtuba'da yapmış, Sicilya Kralı II. Roger'in Palermo'daki sarayına yerleşmiş ve burada hayatını kaybetmiştir. 16 yaşında seyahat etmeye başlamış, Anadolu, Güney Fransa, İngiltere, İspanya ve Kuzey Afrika'da geziler yapmıştır. Palermo bilimsel açıdan birtakım üstünlüklere sahiptir. Sicilya Akdeniz, Atlantik ve Kuzey sularından gelen çok sayıda gezginin ve tüccarın uğrak yeridir. Onlardan alınan bilgiler bilimsel çalışmalarını olumlu yönde etkilemiştir. İdrisî'nin tespitlerine göre, dünyanın farklı yerlerinde dağların konumu, akarsuların ve kıyıların uzanışında belirsizlikler vardı. Bunun üzerine Kral Roger dünyanın değişik alanlarına gözlemciler göndermiş, 15 yıl süren çalışmaların sonucunda bunlardan elde dilen bilgilere göre, İdrisî yeni bir coğrafya kitabı yazmıştır. 1154 yılında biten Nüzhetü'l Müştak kitabında Batlamyus'a haritalarında önemli düzeltmeler yapmıştı. Ona göre, Hindistan'ın güneyinde büyük bir kara parçası yoktu. Hazar Denizi büyük bir okyanusun körfezi değildi. Tuna ve Nijer nehirleri gibi çok sayıda akarsuyun akış doğrultusunu doğru bir biçimde belirlemişti. Birçok dağ sırasının uzanış doğrultusu da düzeltilmişti. El-İdrisî kitabında yerkürenin genel ve sistematik coğrafyasını ele almakta ve gerçeğe en yakın bilgiler vermektedir. Yine eser, fizikî, tasvirî, etnokültürel ve siyasî coğrafya üzerine Ortaçağ'da en zor kaleme alınmış kitaplardan biridir. Eser, coğrafyanın yanı sıra botanik, fauna, zooloji ve terapötik alanlarında da kıymetli bilgiler içerir. (Prof. Dr. Alpaslan Aliağaoğlu, Araplarda Coğrafya, s.498-499)
Evvel zamanın birinde, avlanmayı seven yiğit bir şehzade yaşarmış. Yine bir gün ormanda avlanırken kulakları tırmalayan tiz bir ses duymuş. Sesin nereden geldiğini araştırırken gözü bir ağaç dalındaki kuzguna ilişmiş. Bir yılanın, kuzgunu öldürmek üzere olduğunu fark etmiş. Hemen sapanına davranıp yılanı başından vurmuş ve kuzgunu kurtarmış. Bir anda kara bir duman kuzgunun etrafını sarmış ve şehzade bir sesin kendisi ile konuştuğunu işitmeye başlamış...
Meydanlarda, ekranlarda bangır bangır iktidara yürüdüğünü söyleyen Özgür Özel'in diline “Yine de şahlanıyor aman kolbaşının kıratı”nı söylemek yakışırdı.
“(Kalbi) ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine, insanlar arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimsenindurumu, hiç, karanlıklar içinde kalmış, bir türlü ondan çıkamamış kimsenin durumu gibi olur mu?İşte kâfirlere, işlemekte oldukları çirkinlikler böyle süslü gösterilmiştir.” (En'am 122)“Ehl-i Me'ânî (Dil bilginleri) şöyle demişlerdir: "Kâfirler, şu ayetlerde, "ölü" olarak tavsîf edilmişlerdir:"(Onlar) diri değil, ölülerdir. Ne zaman dirileceklerini de bilmezler" (Nahl, 21); "Şüphesiz sen (EyMuhammed), ölülere duyuramazsın" (Neml, 80); "Kör ile gören bir olmaz" (Fâtır, 19) ve “Dirilerle ölülerbir olmaz" (Fâtır, 22). Binaenaleyh küfür bir nevi ölüm, kâfirler de "ölüler" kabul edilince, hidayet bir nevî hayat, hidayete erenlerde "diri kimseler" kabul edilmiştir. Küfür (inkâr), bir nevi ölüm kabul edilmiştir. Çünkü o bir cehalet(bilgisizlik)tir ve cehalet şaşkınlık ile durmayı gerektirir. Bundan dolayı küfür, hareketsiz kalmayı gerektirenbir ölüm gibi olmuş olur. Ölen kimse de tıpkı bunun gibi, herhangi bir şeye ulaşıp onu elde edemez. Cahil de,bir çeşit ölü gibidir. Hidayet ise, bir ilim ve basirettir. İlim ve basiret, kurtuluşa erme ve rüşd sebebidir.Kâfirin durumu ayette, "İçinden çıkamaz bir şekilde karanlıklarda kalan kişi gibi mi?" ifadesi ile anlatılmıştır.Âyetteki, “içinden çıkamaz" ifadesinde şu şekilde aklî bir incelik vardır: Bir şey devamlı olarak başka birşeyle birlikte bulunursa, o onun kendisi ve ondan ayrılmayan bir sıfatı gibi olur. Binaenaleyh kâfir devamlıcehalet ve kötü ahlâk karanlıkları içinde olursa, o karanlıklar, sanki kendisinden uzaklaştırılamayan zatı veayrılmaz sıfatları gibi olur. Bu hale düşmekten Allah'a sığınırız. Hem sonra karanlıklar içerisinde kalan kimse,faydasına olan herhangi bir şeye ulaşamaksızın, şaşakalır. Böylece de o kimseye korku, feryâd, acziyyet veorada kala kalma hakim olmuş olur.İbn Abbas şöyle demektedir: "Henüz Hazret-i Hamza'nın iman etmemiş olduğu bir sırada, Ebu Cehil Hazret-iPeygamber'e bir deve tersi, (kığısı) atar.. Derken Hazret-i Hamza, yayı elinde olarak avdan döndüğü birsırada bunu duyar. Bunun üzerine Ebu Cehil'e yönetir ve yayıyla onu sıkıştırarak başına vurmaya başlar.Derken Ebu Cehil ona, "O'nun getirdiği şeyi görmüyor musun? Akıllarımızı hiçe çıkardı; ilahlarımıza sövdü,tenkid etti!" dedi. Bu söze karşılık Hamza, "Siz insanların en beyinsizisiniz; Allah'ı bırakıp taşlaratapıyorsunuz. Ben şehadet ederim ki, eşi benzeri olmayan, bir olan Allah'tan başka bir ilah yoktur! Yineşehadet edirim ki, Hazret-i Muhammed O'nun kulu ve elçisidir" dedi. İşte bu hadise üzerine, bu âyet-ikerime nazil oldu."Mukâtil şöyle demektedir: "Bu âyet, Hazret-i Peygamber ile Ebu Cehil hakkında nazil olmuştur. Bu böyledir,zira Ebu Cehil, "Şerefte Abd-i Menâf oğullan bizi sıkıştırdı; öyle ki biz, aynı gaye uğruna yarışan iki kimse gibiolduk.. Abd-i Menafoğulları, "Bizden, kendisine vahyolunan bir nebî çıktı!" diyorlar. Allah'a yemin olsunki, ona gelen vahiy bize de gelmediği sürece, biz ona inanmayız" der. İşte bunun üzerine bu âyet nazil olur.Cenâb-ı Allah, gerek daha önceki, gerek bundan sonraki ayette bu müzeyyinin sadece kendisi olduğunu açıkolarak belirtmiştir. Daha önce geçmiş olan âyet, "Allah'tan başkasına ibadet edenlere sövmeyin. Sonraonlar da haddi aşarak bilmeksizin Allah'a söverler. Biz her ümmetin yaptıklarını (kendilerine) öylece hoşgösterdik" (En'âm, 108) ayetidir. Sonra gelecek olan ayet de, "Her şehir ve kasabada, oralarıngünahkârlarını, o yerlerde hilekârlık etsinler diye, büyük adamlar yaptık" (En'âm, 123) buyruğudur."İnsanların yaptığı sınavlarda üç yanlış bir doğruya götürür üç günah bir iyiliği siler. Allahın yaptığı sınavda isebir doğru on yanlışı götürür 11 soru soruldu on tanesini yanlış cevap verdin ama bir tanesine doğru cevapverdin Allahın yaptığı sınavda o doğru cevabın on tane yanlışı götürür. Kur'an ayeti şöyle der:
Sezon 6, Bölüm 1: Bir varız, bir yokuz. Arada uğruyoruz, sizden ateş alıyoruz. Yine uzun bir aradan sonra Batı Karadeniz'e, güncel siyasete, bazı kuşaklara ve modern çağın bazı kurulmalarına yer verdik.
Yine çok konuştuk, çenemiz düştü. Ama takıntılı ilişki, ısrarlı takip ve cinayeti de anlattık. İyi dinlemeler. Suça karışmayın
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Gündemden haberleri aktardığımız bu bölümde "Danimarka'da ciddi suç işleyen yabancılar sınır dışı edilebilir", "Venezuela'da siyasi tutuklular için genel af hazırlığı" ve "Türkiye'de açlık sınırı" gibi haber başlıkları var. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Transcript Intro Emin: [0:16] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Bu bölümümüzde sizlere dünya gündeminden haberleri yavaş bir şekilde aktaracağım. Podcastlerimizden çok daha verimli yararlanabilmek için easyturkish.org/membership adresine gidip podcast kademesine abone olabilirsiniz. Danimarka'da ciddi suç işleyen yabancılar sınır dışı edilebilir Emin: [0:45] İlk haberimizle başlayalım. Danimarka'da ciddi suç işleyen yabancılar sınır dışı edilebilir. Danimarka hükûmeti yeni bir plan açıkladı. Bu plana göre Danimarka vatandaşı olmayan biri çok ciddi bir suç işlerse ve en az bir yıl hapis cezası alırsa, Danimarka o kişiyi sınır dışı edebilir. Bu plan kabul edilirse 1 Mayıs tarihinde başlayacak. Ayrıca ülkede yasal izni olmayan kişiler daha sık kontrol edilecek. Bildirim yapmayanlara elektronik kelepçe de gelebilir. Başbakan bazı durumlarda mahkeme kararını beklemeden alışılmışın dışında davrandıklarını söyledi. Devlet verisine göre bir yıl veya daha fazla ceza alan yabancıların yaklaşık %70'i zaten sınır dışı edilmiş. Yine de son 5 yılda bu gruptan 315 kişi sınır dışı edilmemiş. Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
Çavuşesku'nun Termometresi'nde Ekin Keleş moderatörlüğünde Prof. Dr. Burak Bilgehan Özpek ve İlkan Dalkuç; Devlet Bahçeli'nin yine, yeniden Öcalan açıklamasını, Rojava'dan sonra sürecin devam etme ihtimalini, açıklanan Epstein dosyalarının yarattığı çalkantıyı konuşuyor.27. dakikada bahsedilen akademi üzerine yayın: https://youtube.com/live/wHHXgOncuggBahçeli'nin başlığı belirleyen açıklamasının tam metni: https://www.mhp.org.tr/htmldocs/mhp/5520/mhp/Milliyetci_Hareket_Partisi_Genel_Baskani_Sayin_Devlet_BAHCELI__nin_TBMM_Grup_Toplantisinda_yapmis_olduklari_konusma_3_Subat.html00:00 Giriş00:35 Erdoğan'ın tekelleri, medyanın finansmanı ve itaatine dair16:50 Bir medya organı maksimum ne kadar bağımsız olabilir? (Reklamcılıkta zekâ kullanımının düşmesi)20:00 Gerçek bakanlıkları olarak teyit kurumları21:40 Medyada en düzgün iş belki de "fonculuk"tur22:40 “Medya neyi düşüneceğinizi değil ne hakkında düşüneceğinizi söyler"24:00 İnfantillik, filtresiz/editörsüz medya30:00 Niye "inatla" pazar gazetesi (Daktiko2)* çıkarmaya çalışıyoruz?32:30 "Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar"35:00 Erdoğan Suriye'de, Irak'ta kazanmışken neden Bahçeli'nin Öcalan PR'ını satın alsın?38:00 Gençlerin oyu AKP'den kayarken, millet geçinemezken Bahçeli neden Öcalan şartı koyuyor?41:40 Erdoğan'ın kayyumları kaldırmaya, Öcalan'a umut hakkı vermeye, Demirtaş'ı salıvermeye ihtiyacı yok43:40 Bahçeli, Erdoğan'dan zarar görmeden ayrılmak istiyor46:40 Ortada bir süreç yoktu ki bitsin, darbe alsın52:50 "İlkan Bey, Demirtaş bu hafta sonu çıkıyor mu?" (Clickbait değil)54:15 Kenan Evren otoriterdi (ama değil) ve Norveç başbakanı gibi davranmıyordu56:20 Chomsky ile röportaj* yapan Ekin Keleş anlatıyor. Hiç işkillenmedi mi?59:20 "Trump'ı eşiyle Epstein tanıştırmış olabilir"* https://ayrintidergi.com.tr/sayi-43-bahar-2023/ Ayrıcalıklardan yararlanmak için bu kanala KATIL:https://www.youtube.com/channel/UCWyDy24AfZX8ZoHFjm6sJkg/joinBizi Patreon'dan Destekleyin
- Lavaş ekmek çetesine operasyon yapıldı. 2026'da İstanbul'da 3 kişi lüküs lambası yüzünden hayatını kaybetti. Antalya Büyükşehir soruşturmasında 702 sayfalık iddianame hazırlandı... - Amerika'da binlerce kişi göçmen polisi cinayetlerini protesto ediyor. ABD hükümeti kapanma ihtimaliyle karşı karşıya... - Ekonominin gündemi; küresel krizlerin etkisiyle yükseldikçe yükselen altın fiyatları... Günün önemli başlıkları Kısa Dalga Bülten'de... Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Bu bölümün konuğu benim. Ev sahibi ise İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) Reklamcılık Bölümü Başkanı Doç. Dr. Gonca Yıldırım Öge. Ben aslında Marka Konseyi ile birlikte düzenledikleri YouTuba'da yayınlanan Marka Pusulası serisinin dokuzuncu bölümüne konuk olmuştum. Bu günlerde bu söyleşi video olarak da Reklamcılık Bölümü'nün resmi kanalında yayınlanacak.Gonca Hoca, yurt dışında marka yönetmek üstüne bir söyleşi gerçekleştirelim deyince pek fazla paylaşım yapmadığım bir konu olduğu için de memnuniyetle kabul ettim. Yine bu nedenle kendi podcastimde yer vermek istedim.Bu bölümde neler mi konuştuk? Birkaç örnek verebilirim."Marka" ve pazarlama kavramlarına yönelik yerel ve benim tecrübe ettiğim 5 ülkedeki bakış açısı farkları.Bir expat olarak yabancı uluslardan ekiplerle birlikte, ülkelerin sosyo-kültürel, ekonomik ve siyasi dinamiklerini yönetmenin zorlukları ve bu süreçteki dengeler.Uluslararası pazarda yer almak için gereken içsel hazırlıklar, değer önerisinin farklı pazarlarda yeniden konumlandırılması.Yurt dışına açılırken kültürel kimliği vurgulama veya global duruş benimseme arasındaki seçim.Türk markalarının başarısı önündeki engeller, küreselleşme yolunda zorluk yaşayan markalardan çıkarılacak dersler ve global başarı potansiyeli yüksek sektörler.Daha bir çok konuda naçizane görüşlerimi paylaştım, Gonca Hoca'nın değerli sorularını yanıtlamaya gayret ettim. Umarım sadece marka yöneticileri için değil, dünyaya açılma hayali kuran her girişimci için faydalanacağınız bir söyleşi olmuştur.Support the show
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde Emin ve Ömer, 2025'te Google'da en çok nelerin arandığını masaya yatırıyor. Yapay zekâdan dizilere, futboldan “100 kişilik mercimek çorbası”na kadar herkesin merak ettiği başlıklar bir bir açılıyor.Bazıları şaşırtıyor, bazıları “zaten belliydi” dedirtiyor ama hepsi Türkiye'nin dijital gündemine dair ipuçları veriyor.Kısacası bu bölümde Google'a biz değil, Google bize soruyor.
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde Emin ve Ömer'in Lenur ile sohbeti kaldığı yerden devam ediyor. Kırım mutfağının öne çıkan lezzetlerinden yola çıkıyorlar, Lenur'un Türkiye seyahatindeki deneyimlerinden bahsediyorlar. Yemekler üzerinden kültürel benzerlikleri ve farkları konuşurken, Türkiye'de bir Kırım Tatarı olarak karşılaştığı önyargıları da samimi bir şekilde ele alıyorlar. Gündelik deneyimler, sürpriz gözlemler ve tanıdık tatlar eşliğinde keyifli bir sohbet sizleri bekliyor.
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde Emin ve Ömer absürt haberlerden yola çıkıyor, tüketim kültürünün derinliklerine iniyor. Influencer'lardan Labubu çılgınlığına, Dubai çikolatasından matcha furyasına… Gerçekten tüm bunlara ihtiyacımız var mı, yoksa sadece “influence” mı ediliyoruz? Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Show Notes Matcha ile sınırlarımızı zorladığımız o bölüm
Youtube kanalımıza abone olursanız ve videolarımızı beğenirseniz çok seviniriz. Hedef sezon sonuna kadar 10.000 abone!(1:30) Kuzeybatı Grubu - DEN, OKC, MIN(36:56) Güneybatı Grubu - HOU, DAL, SPURS(1:04:42) Pasifik Grubu (1:09:59) Phoenix Suns Kavgası(1:14:52) Pasifik Grubu - LAL, GSW, LAC(1:46:09) Batı Konferansını Kim Kazanır?
*Bu bölüm Hiwell hakkında reklam içerir.Hiwell'e ulaşmak için tıklayın.İlk seansınızı %15 indirimle almak için kodunuz: merdiven15
Adem Yavuz Arslan | Müjdesi 300 uçak; faturayı yine millet ödeyecek! | 20.09.2025 by Tr724
*Bu bölüm Hiwell hakkında reklam içerir.https://hiwell.app/merdivenaltiterapii3
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Ömer uzun bir aradan sonra Easy Turkish Podcast ile geri dönüyor ve hem eski günleri hem de yeni maceralarını konuşuyoruz. İsviçre'nin masalsı manzaralarından Bern'in ayı geleneğine, parlamentonun önünde kurulan plaj voleybolu sahasından Lauterbrunnen'in Tolkien'e ilham veren doğasına kadar keyifli bir yolculuğa çıkıyoruz. Sohbet ilerledikçe konu vahşi yaşama uzanıyor; ayılar, timsahlar ve hayatta kalma hikâyeleriyle eğlenceli bir bölüm sizi bekliyor! Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Transcript Intro Emin: [0:12] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin. Bugünkü bölümümüzde diğer bölümlerden farklı bir şekilde Ömer'le beraberiz. Ömer aslında Easy Turkish'in çok eski bir üyesi ama aynı zamanda da şu anda yeni üyesi tekrardan. Çok küçüklükten beri, eskiden beri aslında hayalimiz olan bir şey yapıyoruz Ömer'le. Çok eski de bir arkadaşız Ömer'le aynı zamanda. Emin: [0:39] Beraber podcast kaydedeceğiz bundan sonra. Evet Ömer, hoş geldin. Ömer geri döndü! Ömer: [0:44] Hoş bulduk. Buraya olan kalbî bağlılığımızda tekrar buradayız. Heyecanlıyım valla. Konuk olduk falan ama... Easy Turkish'lebu şekilde bir içerik üretmeyeli bayağı oldu. Mutlu ve heyecanlıyım. Emin: [0:56] Evet. Nasıl bir his tekrardan mikrofon karşısında konuşmak? Ömer: [0:59] Valla güzel. Özlemişiz bu heyecanı. Yani tabii şeyden farklı... Bundan önce hep kamera önündeydik. Şimdi bir kamera yok. Sadece mikrofonla baş başayız. O açıdan farklı. Ama o hissiyat, o heyecanı tekrar hissetmek güzel yani. Şey gibi... Dedim ya, böyle bir kalbî bağlılık var. İsmail Kartal - Fenerbahçe ilişkisi gibi yani. Emin: [1:22] Evet yani ne olursa olsun görev olduğunda asla hayır diyemeyen bir Ömer. Ömer: [1:27] Aynen aynen. Sen bana podcast dediğin anda ben zaten çoktan hazırdım. Hemen geldim yani. Çünkü o şeyi de özlemiştim gerçekten... Yani bu özlenecek bir şey gerçekten. Emin: [1:39] Easy Turkish bünyesinde olmasa bile seninle bir podcast çekelim fikrimiz vardı aslında. Ömer: [1:44] Kesinlikle. Emin: [1:45] Dedik Easy Turkish'ten neden olmasın? Bundan sonra Ömer'le beraber bölümlerimizdeyiz. Yine konuklar da alırız tabii ki. Üç kişi çektiğimiz, yeri gelir dört kişi çektiğimiz bölümler de olur. Ömer: [1:56] Evet. Emin: [1:57] Ama ana hostlar olarak, sunucular olarak diyeyim, ben ve Ömer devam edeceğiz bir süre. Evet Easy Turkish bünyesinde beş sene önceki Ömer'le şu anki Ömer arasında nasıl farklar var? Bize bahsetmek istediğin değişiklikler var mı hayatında? Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
KARA TOPRAK Dost dost diye nicisine sarıldım, Benim sadık yârim kara topraktır. Beyhude dolandım boş yere yoruldum, Benim sadık yârim kara topraktır. Nice güzellere bağlandım kaldım, Ne bir vefa gördüm ne fayda buldum, Her türlü isteğim topraktan aldım, Benim sadık yârim kara topraktır. Koyun verdi kuzu verdi süt verdi, Yemek verdi ekmek verdi et verdi, Kazma ile döğmeyince kıt verdi, Benim sadık yârim kara topraktır. Âdem'den bu deme neslim getirdi, Bana türlü türlü meyva yetirdi, Her gün beni tepesinde götürdü, Benim sadık yârim kara topraktır. Karnın yardım kazmayınan belinen, Yüzün yırttım tırnağınan elinen, Yine beni karşıladı gülünen, Benim sadık yârim kara topraktır. İşkence yaptıkça bana gülerdi, Bunda yalan yoktur herkes de gördü, Bir çekirdek verdim dört bostan verdi, Benim sadık yârim kara topraktır. Havaya bakarsam hava alırım, Toprağa bakarsam dua alırım, Topraktan ayrılmam nerde kalırım, Benim sadık yârim kara topraktır. Dileğin varsa iste Allah'tan, Almak için uzak gitme topraktan, Cömertlik toprağa verilmiş Hak'tan, Benim sadık yârim kara topraktır. Hakk'tat ararsan açık bir nokta, Allah kula yakın kul da Allah'a, Hakk'ın gizli hazinesi toprakta, Benim sadık yârim kara topraktır. Bütün kusurumuzu toprak gizliyor, Merhem çalıp yaralarımı düzeltiyor, Kolun açmış yollarımı gözlüyor, Benim sadık yârim kara topraktır. Her kim ki olursa bu sırra mazhar, Dünyaya bırakır ölmez bir eser, Gün gelir Veysel'i bağrına basar, Benim sadık yârim kara topraktır. Âşık Veysel ŞATIROĞLU
İki konuyu birleştirdim bu bölümde.Hem Harvard Üniversitesi'yle Trump yönetimi arasında yaşanan kavgayı hem de genel olarak üniversitelerin tarihini ve misyonunu anlatmak istedim.O yüzden hem çok geriye gittik hem de lafı fazla uzatmadan konuyu bir noktada Harvard'a bağladık.Bölümün iki sonu var bu defa üstelik. Zira kaydı yaptıktan sonra Amerikan yönetimi Harvard'ın yavancı öğrenci alımını yasaklamak istedi.Bu tuhaf kararın yürütmesi şimdilik mahkeme tarafından durduruldu.Yine de Harvard gibi bir üniversitenin pek çok şeyle birlikte "Çin Komünist Partisi"yle iş birliği yapmakla suçlanması akıllara ziyan bir vaziyet.Buyurun.Biliyorsunuz Yeni Haller sizlerin desteğiyle yayın hayatına devam eden bir podcast kanalı.Beni aşağıdaki link'lerden destekleyebilirsiniz:www.patreon.com/yenihallerYeni Haller'in bir de Buy Me A Coffee hesabı var artık. Buradan destek olmak çoook daha kolay. Patreon'da sorun yaşayanlar için açtım efendim. Buyurun:https://www.buymeacoffee.com/yenihallerBölümde bahsi geçen Yeni Haller'in T24 Youtube kanalındaki özel içeriklerine şuradan ulaşabilirsiniz:T24 Youtube Yeni Haller ListesiBana ulaşmak için:https://www.instagram.com/eray_ozerhttps://twitter.com/ErayOzeryenihallerpodcast@gmail.com