POPULARITY
Categories
Selçuk Şengül ile Enerji Tarihi : Osmanlı'da 1900 Öncesi Elektrik
Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde devleti çöküşten kurtarmak için ortaya atılan en güçlü fikir akımlarından biri şüphesiz İslamcılık (Panislamizm) ideolojisiydi.Peki, Osmanlı'da İslamcılık fikri tam olarak nasıl doğdu? Tanzimat dönemi ve Genç Osmanlılar ile birlikte İslamcılık fikri nasıl şekillendi? Batı'nın sömürgeci hamlelerine ve içerideki milliyetçilik isyanlarına karşı II. Abdülhamid bu siyaseti nasıl bir devlet stratejisi haline getirdi?II. Meşrutiyet döneminde İslamcılık akımının destekçileri nasıl bir siyasi pozisyon aldı?Enerji ve teknoloji alanlarında iş yönetimi danışmanlığı faaliyetlerinde bulunan, multidisipliner kamu politikaları üreten Glocal Grup Danışmanlık'ın sunduğu Yerden Yüksek'te Dr. Bahadır Çelebi, konuğu Siyaset Bilimci Dr. Birol Başkan ile Osmanlı'nın son dönemini merkeze alarak İslamcılık akımının doğuşu, gelişimi ve neden başarısız olduğu üzerine konuşuyor.https://groupglocal.com/contact/ #reklam #işbirliğidk. 90'da bahsedilen "Türkiye'de Tarikatlar, Sekülerleşme, Modernleşme ve Laiklik" yayını: https://youtube.com/live/uYPFECD-sik00:00 Giriş00:50 Neleri konuşacağız?02:10 İslamcılık denince ne anlıyoruz? İslamcılık er disiplinde farklı inceleniyor03:40 Türkiye'deki çoğu araştırmacıların yanlışı: İslamcılığı politik ve siyasi olarak çalışmak05:10 İslamcılık bir isimler sözlüğü mü fikirler bütünü mü?06:40 Bütün ideolojiler bir Değer'e, Öz'e indirgenebilir. Peki, İslamcılığın özü var mı, varsa nedir?08:10 Napolyon'un ve Marx'ın "ideoloji" karşıtlığı10:40 İslamcılık, bir ideolojidir ve İslam'dan farklı, başka bir şeydir.14:00 Kelam, İslam felsefedir, denebilir mi?15:40 İslamcılık kendini yeni, modern bir İslam yorumu ve İslam'ın içinde görür.25:40 Mümtaz'er Türköne'nin "Siyasi İdeoloji Olarak İslamcılığın Doğuşu" kitabına dair31:40 Mümtaz'er Türköne ve Şerif Mardin'in Osmanlı'daki başlangıcına dair tartışmasına dair35:30 Oryantalizm, Edward Said ve "Doğu'yu nasıl daha iyi yönetiriz"40:10 Türk İslamcılığın kaynağı Cemaleddin Afgani mi Namık Kemal mi?44:00 Tarık Zafer Tunaya ve "İslamcılık Cereyanı"46:30 İslamcılık Genç Osmanlılar ile mi yoksa II. Meşrutiyet döneminde mi başladı?55:00 Namık Kemal'in İslamcılığına dair57:20 Gerçek İslamcı kime denir?01:16:30 Tanıl Bora ve "Türk Sağının Üç Hali"01:24:20 Neden meşruiyet ve meşrutiyet kelimelerini karıştırıyoruz?01:26:00 Namık Kemal'in "vatan" anlayışı bugün bizim vatan kavramımızla ne kadar örtüşüyor?01:30:20 II. Abdülhamid döneminde İslamcılık01:51:00 Sünnilikte hilafet şartı ve Osmanlı'nın halifeliğine dair02:05:30 Eğer II. Abdülhamid İslamcı ise...02:12:30 "Eyy, Namık Kemal, eyy Ziya Paşa! Sen din hakkında Şeyhülislam'a nasıl söz söylersin!"02:30:50 Selefiliğin iki kolu⌨️━━━━━━━DAKTİLO1984 AİLESİNİN BİR PARÇASI OLUN!━━━━━━━⌨️
Sultan Abdülaziz, 32. Osmanlı padişahı ve II. Mahmud ile Pertevniyal Valide Sultan'ın oğludur. 7-8 Şubat 1830 gecesi doğdu. Kardeşi Sultan Abdülmecid'in ölümünden sonra tahta çıktı. Kardeşi Abdülmecid'in saltanatı süresince oldukça serbest bir hayat yaşadı ve itinalı bir eğitim gördü. Kardeşinin ölümü üzerine 25 Haziran 1861'de tahta çıktı. Sultan Abdülaziz İngiltere ve Fransa'nın davetini kabul ederek 21 Haziran 1867 tarihinde Avrupa seyahatine çıktı. Böylece Osmanlı tarihinde yabancı ülkelere seyahate çıkan yegâne padişah oldu. Karşılaşılan en büyük güçlük malî sıkıntı olduğu için, Abdülaziz hükümetten, önce bu konunun ele alınmasını istedi. Alınan bu tedbirlerle devletin malî durumu düzeldi. Avrupa'dan pek çok yeni model silâh satın aldı. Satın alınan büyük çaplı toplarla Boğazlar ve sınır boylarındaki kaleler tahkim edildi, tophâne modernleştirildi. Abdülaziz denizciliğe de büyük önem verdi. İngiltere ve Fransa ayarında bir donanmaya sahip olabilmek için bütçe gücünün üstünde paralar harcadı. Tersaneler ıslah edildi. Abdülaziz döneminde ulaşım ve haberleşme alanında önemli ilerlemeler kaydedildi. Abdülaziz'in saltanatı süresince millî eğitimde, teknik ve meslekî eğitimde de ileri adımlar atıldı. Midhat ve Hüseyin Avni paşalar Abdülaziz'i hem devlet için hem de kendileri için zararlı gördüklerinden düşmanca bir tavır içinde idiler. Sultan Abdülaziz'in tahtan indirilmesini ve yerine yeğeni V.Murad'ın geçirilmesini sağladılar. Bu darbe sonrası Sultan 4 Haziran 1876 günü odasında bilek damarları kesilmiş bir vaziyette şehit edildi. (Cevdet Küçük, İslam Ansiklopedisi, c.1, s.179-185)
Sydneyli ünlü MasterChef Somer Sivrioğlu ile başladığımız söyleşi serimizin ikinci bölümündeTürk Mutfağında Deniz Kültürü'nü ve Deniz Ürünlerini konuştuk.
II. Abdülhamid döneminde Kurban Bayramı sırasında yaşanan büyük İstanbul depremi ile sert kış koşullarındaki bayram törenleri, Osmanlı saray ritüelleri, şehir yaşamını ve depremlerin İstanbul'un ahşap mimari geleneği üzerindeki etkileri ve daha birçok şey...
II. Abdülhamid döneminde Kurban Bayramı sırasında yaşanan büyük İstanbul depremi ile sert kış koşullarındaki bayram törenleri, Osmanlı saray ritüelleri, şehir yaşamını ve depremlerin İstanbul'un ahşap mimari geleneği üzerindeki etkileri ve daha birçok şey...
Osmanlı'da vakıflar, toplumun hayır ve iyiliği için çalışan bir tür “yardımlaşma sandığı”ndan farksızdı. Osmanlı toplumunda adeta darb-ı mesel haline gelmiş şu söz, vakıfların hayatın içine nasıl yayıldığını ve ne denli önemli bir fonksiyon ifa ettiğini çok mükemmel bir şekilde ifade etmektedir: “Vakıflar sayesinde bir adam, vakıf bir evde doğar, vakıf beşikte uyur, vakıf mallardan yer ve içer, vakıf kitaplardan okur, vakıf bir mektepte hocalık eder, vakıf idaresinden ücretini alır, öldüğü zaman vakıf bir tabuta konur ve vakıf bir mezarlığa gömülür". Vakıf hastanelerde her dinden ve ırktan insanların tedavi edildiğini, doktor temin edildiğini ve gerekirse ücretsiz ilaç verildiğini de görmekteyiz. Aynı zamanda vakıflar yolu ile gelir dağılımındaki dengesizlikler asgariye indiriliyor, toplumsal adalet sağlanarak sosyal patlamaların ve sınıf çatışmalarının da önü alınıyordu. Vakıfları, sadece fakirlere yardım eden ve cümle mahlûkata hizmet götüren bir müessese olarak görmek eksik bir değerlendirme olur; zira vakıflar aynı zamanda Osmanlı kültür ve medeniyetinin, fikir ve irfan hayatının da belkemiği mesabesindeydi. Osmanlı, halkının ekseriyeti Hıristiyan olan Rumeli'de fetihlerin hemen ardından vakıf müesseseleri, külliyeler kurmaya o kadar önem verdi ve bunları, Osmanlı/İslam mimarisine göre o kadar süratle inşa etti ki, bu sayede hem halkın gönlünü kazandı, varlığını benimsetti hem de iskân siyasetini kolayca tatbik etmesini sağlayarak buraları birer Müslüman-Türk toprağı haline getirmeyi ve devletin güç ve kudretini sergilemeyi başardı. (İsmail Çolak, Zafer Dergisi, Haziran 2012, 426. Sayı)
Bizans'tan Osmanlı'ya Boğaziçi kıyılarındaki saray ve yalı kültürünün dönüşümü; Dolmabahçe, Beşiktaş ve Çırağan saraylarının gelişimi ve daha birçok şey...
Bizans'tan Osmanlı'ya Boğaziçi kıyılarındaki saray ve yalı kültürünün dönüşümü; Dolmabahçe, Beşiktaş ve Çırağan saraylarının gelişimi ve daha birçok şey...
Sağduyu programının bu bölümünde medreselerden neden Kant ve Hegel çıkmaz? sorusu üzerinden Türkiye'de eğitim, düşünce tarihi ve İslam felsefesi tartışılıyor. Tarık Çelenk, konuğu Prof. Mehmet Çelik ile medrese geleneği ile Batı felsefesinin akıl, metafizik ve bilgi üretim yöntemlerini karşılaştırıyor. Programda; Gazali, İbn Rüşd, Farabi, Kant ve Hegel ekseninde “akıl–vahiy dengesi”, medrese sistemi, Nizamiye medreseleri, Osmanlı eğitim yapısı ve modern Türkiye'de düşünce üretiminin neden sınırlı kaldığı tartışılıyor. İslam dünyasında felsefenin gelişimi, Batı'da üniversite geleneğinin oluşumu ve eğitim sistemlerinin ideolojik yönü detaylı şekilde ele alınıyor. Ayrıca medreselerin tarihsel rolü, bugün neden aynı entelektüel üretimi gerçekleştiremediği ve “hikmet” kavramının kaybı üzerine güçlü analizler yapılıyor. Sağduyu programında, Eğitim sadece bilgi mi üretir yoksa zihniyet mi şekillendirir? sorusuna cevap aranıyor. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Bekri Mustafa ismini ve hikâyelerini toplumunu büyük bir çoğunluğu bilir. Osmanlı padişahlarından 4. Murad döneminde yaşadığı varsayılan, içkiyi çok seven sarhoş bir karakter. Onun adına en iyi bileneni, “Bekri Mustafa Ayasofya'ya İmam Oldu” hikayesidir.
Osmanlıca derslerimizde öyle sıradan yazıları değil, ilgi çekici, bilgi verici metinleri okumayı ve okutmayı tercih ediyorum. Mesela Prenses Kadriye Hüseyin Hanım'ın “Temevvücat-ı Efkâr” isimli kitabında “Sultan Gavri” başlığıyla yer alan metin buna bir örnektir. Kadriye Hanım, Sultan Gavri'yi, Kahire'de bir camiyi ve Yavuz Sultan Selim'i anlatırken şöyle diyor:
İkili Görüş'te İlkan Dalkuç, konukları Reza Talebi (00.00 - 54.00) ve Aydın Selcen (54.00'ten it.) ile Trump'in Çin ziyareti bağlamında Hürmüz ablukasını, kırılgan ateşkesin son durumunu, İran'ın iç dengelerini ve SAHA EXP0 2026 bağlamında savunma sanayisinin dış politikaya etkisini tartışıyor.00:00 Giriş00:30 Trump'ın Çin ziyareti ve ne savaşabilmek ne de barışabilmek02:30 Çin, İran'a rağmen ya da İran'a uyarak Hürmüz'den gemi geçirebilirken ABD...04:15 İran-Çin ilişkilerinde BAE'nin pozisyonu06:00 Çin'in İran'a ihraç ettiği askerî (olarak da kullanılabilen) ekipmanlara dair07:00 Çin, İran'ın sattığı petrolün %90'ını satın alıyor.11:05 Trump'ın Çin ziyaretinde soya, uçak da konuşuldu ama esas konu İran'dı11:45 ABD, İran'a/Hürmüz'e saldırmak için gereken bütün askerî hazırlığı yapmış durumda14:20 Çin, Pakistan'a sattığı Rafale düşüren ekipmanı İran'a neden satmıyor?16:50 Çin ve Rusya'nın İran stratejisi: Serçeyi avucunda ölecek kadar sıkmamak, kurtulacak kadar gevşetmemek22:30 Çin, İran'a saldırıyı affetmez diyenlere Çin'in yarım ağızla barış daha güzel demesi şoku25:50 İran'a karar alma pozisyonundaki değişimler, Hamaney'in durumu, grupların fikir ayrılıkları38:50 İran'ı bekleyen Libyalaşma54:00 "müstafilik/istifa etmek" VS "affını istirham etmek"56:00 Trump, Çin ziyaretinde alışmadık ciddiyette — emlakçılıktan uzak günler59:20 Trump handiyse: Başkan olmam benim/oğlumun şahsi ekonomik kazanımlarımızı sekteye uğratsın?01:01:05 Trump, Çin'de sululuk yapmadı, muhataplarını aşağılamadı, basına konuşmadı; kâğıttan şaşmadı01:02:10 Trump'ın Şi Cinping'i 24 Eylül için ABD'ye davet etti; o zamana kadar ne planlıyor?01:04:05 Çin'in kafası rahat; ABD'de seçimler, isimler...01:09:10 ABD ve Çin, ticaret savaşından yatırım barışına mı geçiyor? Tayvan ne olacak?01:12:20 Tayvan, Hong Kong gibi mi olacak?01:19:20 Trump'ın eski kelime takıntısının arka planı (destroyer>battleship)01:21:10 "Neden" Çin'den ayda bir, iki, üç... yolsuzluk soruşturması haberi geliyor?01:25:50 Çin, müdahaleci ve askerî müdahaleci değil; her diplomat, cephe gerisindeki bir özel kuvvetler mensubu anlayışını bıraktılar ve...01:27:30 Çin Wolf Warrior filmleriyle Afrika'yı kurtarmayı bile bıraktı01:31:40 Körfez ülkeleri liderlerinin Türkiye ziyaretleri ve Heybeliada Ruhban Okulu01:34:10 Erdoğan'ın Temmuz'daki Trump ziyaretinden beklentileri01:38:00 Türkiye'nin perhizi ve lahana turşusu01:45:50 Türkiye ve Fransa savunma sanayisinde işbirliği yapabilir ama yapmıyorlar01:48:30 Türkiye ve postkolonyalizm ve Afrika'da Osmanlı mimarisinde cami yapmak01:58:45 Yıldırımhan füzesinin menzili 6000 km olabilir ama hedefi iç politikadır02:04:50 Yıldırımhan dahil her şeyin iletişimi yapmak: Olayın içindeysen kameranı olaya çevir, selfi çekme02:07:20 Savunma sanayi, paraşütlü tümgenerallik, dayı sevgisi, kıtalararası füze, perhiz-turşu02:12:20 Tüccar devlet ve Sudan'da Türkiye yapımı İHA'lar02:16:50 Türkiye'nin çok meselesi var ama en büyük meselesi seçme-seçilme meselesidir⌨️━━━━━━━DAKTİLO1984 AİLESİNİN BİR PARÇASI OLUN!━━━━━━━⌨️
Osmanlı sultanlarının on altıncısı olan II. Osman'ın babası Sultan I. Ahmed Han, annesi Mahfiruz Hadîce Sultandır. 1604 senesinde İstanbul'da doğdu. İyi bir eğitimle yetiştirildi. Arapça, Farsça, Latince, Yunanca, İtalyanca gibi doğu ve batı dillerini öğrendi. Kuvvetli bir edebiyat, tarih, coğrafya ve matematik tahsili gördü. 26 Şubat 1618 günü Osmanlı sultanı oldu. Sultan İkinci Osman Han güneş yüzlü, heybetli, yüksek himmet sâhibi, bahadır bir pâdişâhtı. Fevkalâde iyi bir binici, silâh ve harp âletlerini kullanmakta pek mâhirdi. Şecâat ve binicilikte akranı pek az olup, şirin çehreli ve güzel tavırlıydı. Sultan Genç Osman dînî ve fennî ilimlerde âlimdi. Fârisi mahlasıyla yazdığı şiirlerinin toplandığı Dîvân'ı vardır. İkinci Osman'ın tahta çıkışının ilk aylarında İran ile barış antlaşması imzâlanarak harbe son verildi. Sultan Osman, Lehistan'ı ele geçirip, Baltık Denizine çıkmak, orada bir donanma kurarak, Atlas Okyanusuna geçip Avrupa hıristiyanlığını hem Akdeniz hem okyanus donanmalarıyla çember içine almak gâyesiyle 21 Mayıs 1621'de Cuma namazını kıldıktan sonra sefere çıktı. Netîcede kış mevsiminin gelmesi üzerine Lehistan'la barış yapılarak geri dönüldü. Lehistan Seferinde tam muvaffakiyet elde edemeyen Sultan, bunun sebebinin askerlerin gayretsizliği olduğuna inanıyordu. Kapıkulu ocaklarını kaldırmak istiyordu. Ancak onun bu ıslâhât fikirlerine kapıkulu ocakları açıkça karşı çıkıyordu. Nitekim yeniçerilerle sipâhiler ayaklandılar. Netîcede isyan Sultan Osman Hanın hal'i (ve şehit edilmesivle) ve Sultan Mustafa'nın ikinci defâ tahta geçirilmesiyle son buldu. (Rehber Ansiklopedisi, Osman-II, c.16)
Osmanlı saray düğünleri, dedikodular, detaylar incelikler, gösteriş, debdebe, araba ve atlar ve başka şeyler...
Mezarlıklar arasından yokuşa vuruyorum kendimi. Sağda solda yıkılmış kavuklu, güzelim yazıları ile Osmanlı'dan kalma mezar taşları. Geçmiş hayatımızın ölümle noktalanan bütünlüğünü o nesih, o sülüs, o talik yazılardan görmek, okumak mümkün. Hayata gösterilen itina ölüme de gösterilmiş.
Osmanlı saray düğünleri, dedikodular, detaylar incelikler, gösteriş, debdebe, araba ve atlar ve başka şeyler...
- Hocam, Fâtiha okuyacak mıyız? - Okuyun, okuyun. Ruhuna giderse gider, gitmezse sevap kazanmış olursunuz. Her Semerkand ziyaretimizde, Emir Timur'un o koyu yeşil yeşim taşından sandukasının başında durduğumuzda, yukarıda aktardığım diyalog muhakkak yaşanır. Osmanlı kültürü içinde yetiştiğimiz için, “rakip” hükümdarın payitahtında tarihî ihtilafların hafızamıza hücum etmesi, iç dünyamızda titreşimler oluşturması ve kalbimizi çelişkilere sürüklemesi gayet normaldir.
Mayıs ayının ikinci haftası Vakıflar Haftası. Çarşamba günü Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın himayelerinde 202 vakıf eserinin Toplu Açılış Töreni gerçekleşti. Hoca Ahmet Yesevî Dergâhında temelleri atılan vakıf medeniyetimiz, Yesevi Erenleri ile Anadolu'dan Balkanlar'a kadar yayıldı. Selçuklu'dan Osmanlı'ya uzanan çizgide vakıflar, aşevlerinden kervansaraylara, darüşşifalardan medreselere, kütüphanelere kadar hayatın her alanına dokunan, insanı merkeze alan bir anlayışın ürünüdür.
Türkiye neden geri kaldı, neden üretim toplumu olamadı? Sağduyu programında Tarık Çelenk, konuğu gazeteci yazar ve akademisyen Mehmet Altan ile birlikte sanayi devrimi ve Victoria dönemi üzerinden Türkiye'nin ekonomik, tarihsel ve toplumsal yapısını konuşuyor. İngiltere'nin sanayi devrimiyle kurduğu üretim modeli; ahlak, hukuk ve disiplin üretirken, Türkiye'de neden aynı dönüşüm gerçekleşmedi? Üretim ekonomisi mi, rant ekonomisi mi? Rekabet mi, devlet bağımlılığı mı? Bu bölümde; sanayi devrimi neden bir kırılma noktası, Victoria dönemi dünyayı nasıl değiştirdi, Osmanlı neden “mali imparatorluk” olarak kaldı ve Türkiye'de üretim, hukuk ve ahlak ilişkisi neden kopuk soruları tartışılıyor. Ayrıca Mehmet Altan, kitabı Yüksek Güvenlikli Notlar üzerinden Türkiye'de hukuk ve özgürlükler üzerine dikkat çeken değerlendirmeler yapıyor. Türkiye'nin neden kalkınamadığını ve yapısal sorunlarını anlamak istiyorsanız bu analizi kaçırmayın. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
#AcıTatlıMayhoş
Hat sanatının Kuran'ı en güzel bir şekilde yazma kaygısıyla geliştiği söylenebilir. Ancak hat sanatının Araplarda değil de Türkler içerisinde mükemmel bir hale gelmesi Türkler'in İslam sanatına ve ilimlerine verdikleri önem ve değerden kaynaklanmaktadır. Hat sanatının bilinen en eski Üstadı Bağdatlı İbn-i Mukle'dir. Henüz o zamanlar Arap yazıları köşeli ve geometrik formlara sahip kûfi yazı şeklinde idi. Miladi 1200'lü yıllarda ise, Halife Mustasimi'nin hizmetkârı olduğu için Yakut-u Mustasimi olarak adlandırılan büyük sanatkâr, hat sanatının bugün “Aklam-ı Sitte” olarak isimlendirilen altı çeşit yazısını geliştirdi. Bunlar; tevki, rika, muhakkak, reyhani, sülüs ve nesih hatlarıdır. Bütün bu yazı çeşitleri Selçuklu ve Osmanlı hattatları elinde ölümsüz sanat eserlerine dönüşmüştür. Ayrıca İranlıların kullandığı talik yazı da vardır ki, yine Osmanlı hattatları bu yazı çeşidinde de çok mükemmel eserler vermişlerdir. Bu sebeple “Kur'an, Mekke'de indi; Mısır'da okundu; İstanbul'da yazıldı” vecizesi meşhur olmuştur. Gerçekten de dünyanın en büyük hattatları İstanbul'da yaşamıştır. Hat sanatının tarihinde pek çok büyük hattat bu topraklarda yetişmiştir. Sultan II. Bayezid'ın büyük iltifatlarına mazhar olan Amasyalı Şeyh Hamdullah Çelebi (1429-1520) bu sanatta en önemli bir ekoldür. Hafız Osman (1642-1698) ise yazdığı Kur'an ile meşhur olmuştur. Bugün bile dünyanın pek çok yerinde onun hattı esas alınarak Kur'an-ı Kerîm basılmaktadır. III. Ahmet ve II. Mahmut gibi bazı Osmanlı padişahları da hat sanatı ile ilgilendiler ve yazdıkları yazılar hala büyük camilerimizin duvarlarını süslemektedir. (Doç. Dr. Rasim Soylu, Zafer Dergisi, Aralık 2020, 528. Sayı)
Büyük tarihçi Kemal Karpat, Osmanlı ve Dünya adlı kitabında birçok ünlü düşünürün makalelerine yer verir. Arnold Toynbee, “Osmanlı ve Modern Türkiye” başlıklı yazısında oldukça ilginç bir konuya değinir ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kaybedilen Osmanlı topraklarıyla ilgili neden bir talepte bulunmadığını sorgular.
Kendi ecdadından aşırı derecede nefret eden dünyada başka bir ülke var mı bilmiyorum. Bildiğim şu ki, başta padişahlar olmak üzere diğer bir takım Osmanlı ricaline kin besleyen, olmadık iftiralarda bulunan, onlar hakkında abuk sabuk sözler söyleyen insanların sayısı biz de – maalesef – büyük bir yekûn tutuyor. Ve bu güruhun eleştirileri de – haliyle – eleştiri olmaktan çıkıyor ve hezeyana dönüşüyor.
23 Nisan 1920'de gerçekleşen olay İstanbul'da zaten faal halde bulunan ve İngilizlerin baskınıyla İstanbul'da çalışamaz hale getirilen Meclis'in Ankara'ya taşınması ve faaliyetlerine burada başlamasından ibarettir. Kuşkusuz Meclis'in işgal şartlarında taşınarak da olsa faaliyetlerine devam etmesi çok önemlidir. Ama Ankara'ya taşınmasının İngilizlere rağmen değil bilakis İngilizlerin müdahalesi ve zorlamasıyla gerçekleşmiş olduğu da göz ardı edilen gerçeklerden biri. O tarihte İstanbul'un doğrudan ve fiilen işgal altında olması aslında bütün Osmanlı topraklarının resmen işgal gözetimi altında olması anlamına geliyor ki, Samsun, Erzurum ve Ankara'da da bir İngiliz (işgali değilse bile) varlığı yok değildir.
Suriye, geçtiğimiz günlerde ilginç bir iddia ile çalkalandı. Sosyal medyada yapılan paylaşımlarda, yeni Suriye yönetiminin Şam'daki 11 ayrı noktada bulunan Osmanlı eserlerini Türkiye'ye devredeceği belirtildi. Bunlar arasında Kanunî Sultan Süleyman tarafından yaptırılan ve son padişah Mehmed Vahîduddîn'in kabrinin de yer aldığı Tekke-i Süleymaniye, Hicaz Demiryolu istasyonu binası, Merce Meydanı ve çevresi, Sâlihiyye semtinde Muhyiddîn İbn Arabî'nin kabrini de kapsayacak şekilde tarihî mahalleler, sur içi Şam'da çok sayıda han ve çarşıyla Kefer Sûse ve Şa'lân semtlerinde geniş araziler bulunuyordu.
İsminin önünde “prof.” ünvanı da olan şahsın bir yıl önceki mülakatında sarf ettiği sözler geçtiğimiz günlerde yeniden gündeme geldi. Şahıs, özbeöz Çorumlu olan Şeyhülislam Ebüssuûd Efendi'nin Mısır'dan getirildiğini, onun eliyle Osmanlı'nın Türkleri Araplaştırdığını iddia ediyordu.
18. yüzyıldan sonra Osmanlı sarayının ve şehir içi mekanlarının kullanımında değişiklikler olmaya başladı; İmparatorluk merkezi sur içinden sonra Boğaz'a doğru kaydı. Peki sonra?
18. yüzyıldan sonra Osmanlı sarayının ve şehir içi mekanlarının kullanımında değişiklikler olmaya başladı; İmparatorluk merkezi sur içinden sonra Boğaz'a doğru kaydı. Peki sonra?
Sağduyu programında Tarık Çelenk ve Saro Dadyan, Osmanlı'nın reform sürecini, iç dinamiklerini ve özellikle gayrimüslim cemaatlerin bu sürece katkılarını konuşuyor. Programda, Tanzimat'ın yalnızca dış baskıyla değil, Osmanlı'nın yaşadığı büyük siyasi ve ekonomik krizler sonucunda ortaya çıktığı vurgulanıyor. Ermeni cemaatinin bu süreçteki rolü ise ayrı bir başlık olarak inceleniyor. Avrupa'ya gönderilen öğrenciler, özellikle Paris'te aldıkları eğitimle Osmanlı'ya yeni fikirler taşıyor. Mimarlık, tıp, ziraat ve eğitim alanlarında uzmanlaşan gayrimüslim aydınlar, Osmanlı modernleşmesine önemli katkılar sunuyor. Ayrıca 1863 yılında kabul edilen Ermeni Nizamnamesi, cemaat içinde anayasal bir düzen ve parlamenter yapı kurulmasını sağlıyor. Bu gelişmelerin, Osmanlı'daki genel anayasal sürece ve Birinci Meşrutiyet'e nasıl zemin hazırladığı da videoda ele alınıyor. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
19. yüzyılın ilk yarısında İstanbul'da salgın hastalıklar, kolera ve veba salgınlarıyla mücadele eden doktorlar, salgın hastalıklara devrin bakışı, ABD'nin Osmanlı ile yaptığı ilk anlaşma ve başka şeyler...
#AcıTatlıMayhoş ☕
#AcıTatlıMayhoş☕
#HerkeseSanat #Dârülbedâyi
Sağduyu programında Sevan Nişanyan ve Tarık Çelenk, Türklerin tarih boyunca İran, Fars kültürü, Bizans ve Anadolu medeniyetleriyle ilişkisini tartışıyor. Programda özellikle Fars kültürünün Türk devlet geleneğine etkisi, İran'daki Türk kimliği, Azerbaycan'ın tarihsel dönüşümü ve Osmanlı'nın kültürel yapısı ele alınıyor. Sohbette ayrıca Osmanlı'da Farsça ve Arapça'nın rolü, İran'daki kültürel süreklilik, Osmanlı'nın çöküş nedenleri ve Cumhuriyet dönemindeki toplumsal dönüşüm gibi önemli başlıklar değerlendiriliyor. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Osmanlı döneminde gazetelere yansıyan ilk olaylardan, 1990'larda ortaya çıkan ünlü Ünal Kozak videosuna, uluslararası medyanın ilgisinden yerel halkın açıklamalarına kadar Van gölü canavarının bütün katmanlarını inceliyoruz. Türkiye'de Van gölü canavarına en derin dalışı yapan podcast olarak karşınızdayız!
#acıtatlımayhoşRamazan sofralarının izini sürüyoruz…
#acıtatlımayhoşReyhan, demirhindi, lohusa şerbeti…
#acıtatlımayhoşAylin Öney Tan, güllacın Orta Asya'dan Osmanlı sarayına uzanan yolculuğunu anlatıyor. Topkapı kayıtlarından Evliya Çelebi'ye uzanan bir tarih
#acıtatlımayhoş Aylin Öney Tan, güllacın Orta Asya'dan Osmanlı sarayına uzanan yolculuğunu anlatıyor. Topkapı kayıtlarından Evliya Çelebi'ye uzanan bir tarih
Osmanlı devrinde lonca alayları, geçitlerde yer alan bazı esnaf grupları ve başka şeyler...
#acıtatlımayhoşAylin Öney Tan bugün hurmayı, "kültür mirası" kabul edilen hurma ağacının önemini, bereketini anlatıyor. Bir de, Osmanlı döneminde ramazan sofralarında bulunan, bugün unutulmuş olan bir tarifi hatırlatıyor: Hurmalı yumurta. This podcast is powered by Podcastics, the easiest platform to create and publish your podcast.
Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Ceyda Nurtsch yeni yayımlanan ilk kitabının adını müzik grubu Bulutsuzluk Özlemi'nin bir şarkısından yola çıkarak "Jeder Atemzug ein Fest“ (Her nefes alışımız bayramdı) koymuş. Konuştuğu farklı kişiler üzerinden Türkiye toplumundaki kutuplaşmayı ve gerilimi, ama heyecan ve umudu da göstermek istiyor. Stüdyomuza konuk olan Ceyda Nurtsch, sunucumuz Aydın Işık'a kitabın ortaya çıkış hikayesini, Türkiye'de konuştuğu farklı kültür çevresinden insanların onda yarattığı izlenimleri ve Osmanlı'dan gelen ailesini anlattı. Keyifli bir sohbet sizi bekliyor... Von Aydın Işık und Erkan Aslan.
Osmanlı İmparatorluğu'nun dış borç sarmalı, 1875 iflası ve 1881'de kurulan Düyun-u Umumiye'ye giden süreç bu yayında tüm boyutlarıyla ele alınıyor. Rivayet Muhtelif'in bu bölümünde Hilmi Hacaloğlu'nun sorularını yanıtlayan akademisyen Murat Birdal, Osmanlı'nın neden borçlandığını, Kırım Savaşı'nın finansmanını, Galata bankerlerinin rolünü, Baltalimanı Anlaşması'nın etkilerini ve bütçe yönetimindeki yapısal sorunları anlatıyor Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices