POPULARITY
Mehmet Dilaver'in hazırlayıp sunduğu Proses Sohbetleri programına Hed Akademi Yönetici Direktörü Özgür Şener konuk oldu.
Mehmet Dilaver'in hazırlayıp sunduğu Proses Sohbetleri programına Hed Akademi Yönetici Direktörü Özgür Şener konuk oldu.
31.Sohbet“Yapılan öfke, Allah için olursa iyi sayılır. Başka sebeplerle duyulan öfke iyi sayılmaz. İman sahibi, hiddetini Allah'ın emri olmadan göstermez. Nefsi için hiçbir hiddete kapılmaz. İslâm dininin zaferi için hiddet eder; fakat nefsin arzusunu yerine getirmek için sertleşmez. İman sahibi, dinî emirlerin biri zedelenecek olursa sonsuz hiddete kapılır; onun hiddeti şiddetlidir. Evi elinden alınan bir kaplan, belki onun kadar hiddete gelemez. Şüphesiz, Allah Teâlâ da öfkelenir. İman sahibinin öfkesi, ilâhi öfkeye benzer. İmanı bütün olan Yaratan'ın darıldığı şeylere darılır, hoşlandığı şeylerden hoşlanır, sevinç duyar. Aslında nefsin için olan, fakat dışta Allah için olduğu görülen hiddeti etme. Sonra münafık olursun. Münafık olmasan bile benzersin. Allah için olan şey devamlı, ömürlü olur. Başkası için yapılacak hiddet az zaman durur, sonra geçer. Varlığını Hak yoluna vakfeden kimselerle ol. Onların kuvveti ile kuvvet bul. Görüşlerini onların görüşlerine uydur. Bunları yaparsan Yaratan, onları övdüğü gibi seni de över. Seni meleklere metheder. Daha başka tabirle, seninle övünür. Her şey zıddından ve sevmediği şeyden kaçar. Kuvvetler çeşitlidir. O zıtlar arasında kudsî kuvvetler ve onun karşısında kudsî olmayan kuvvetler vardır; sana düşen ilâhî kuvveti alıp aksini bir yana atmak. Varlığını Hak varlığı ile doldur. O kudsî varlığı yitirirsen, hiçbir şey bulman kabil değildir. Görürsün. Sonra yine O'nu görürsün. O'nun dışında varlık görmek mümkün olmaz. Yeter ki, varlığını temizlemen kabil ola. Neler görmezsin ki? Ancak temizlik şarttır. Bir padişahın katına dış pisliği ile girilmediği gibi mukaddes varlığa da derûnî kirle girmek mümkün değildir. İçin boşalmış, orayı aç kurtlar doldurmuş. Seni neylerler? Ruhunda bir inkılâp yap, temizle. Ancak bundan sonra şahın katına girebilirsin. Hak yakınlığı dehşet verir. Şayet bir dehşet duymuyorsan, sakın O'nun yakınlığından dem vurma, sonra yalancı olduğunu yüzüne vururlar. Kulların işiyle gönlünü eğlendirmektesin. Onların sana gelip el öpmelerini bekliyorsun. Onlar gelip bir şeyler versinler diye kapıda bekliyorsun. İstediğini yerine getirmedikleri zaman üzüntü duymaktasın. Övülünce yüzün gülüyor. Kötülüğünü söyleyen olursa yüzün buruşuyor. O büyükler Hak varlığında sakin olurlarsa, imanları artar. Kullara güvenir, onların geçici metalarına koşarlarsa perişan olurlar, imanları kuvvetten düşer. Ama onlar hiçbir zaman yaratılmışlara dayanamazlar. Yaratan'larına güvenirler, O'na tevekkül ederler. İstinat noktaları Hak'tır. O'ndan korkarlar. Bir şey bekleyecek olurlarsa yine O'ndan beklerler. Çünkü er geç gidecekleri yer orasıdır. Tevhid ehlidirler. Şirk yolunu bilmezler bile. Düşkün oldukları hâl budur. Tevhidleri kalplerinde yer etmiştir. Halkla sohbet eder, iyi geçinirler. Kendilerine karşı bir cahillik eden olsa onunla bir olmazlar. Hak Teâlâ onların bu vasfını şöyle anlattı: “Cahiller onlara söz attıkları zaman, selâm derler.” (el-Furkân, 25/63) Sus; cahillere yumuşak davran. Cahil kişinin yanlış hâli seni üzmesin. Onların tabiatında mevcut olan huysuzluk yüzünü buruşturmasın. Nefis ve şahsî arzularının sapık tezahürü seni üzmesin. Ama bir günah işledikleri zaman da susma, konuş. Hatalı işlere karşı susmak yasaktır. O zaman konuşmak ibadet sayılır. Gücün yeterse, iyiliği yaptır. Kötülüğe mâni ol. Bu babta kusurlu olma. O kapı bir hayır kapısıdır. Kendin için bir ganimet bil, içeri girmeye bak. Dünyanın ömrü nedir? Nimeti ne kadar sürer? Bir gün mevcut olan güzel hâli, ikinci gün oluyor mu ki? İman sahibi bunları iç âleminde sezer. Dünya çirkin huyludur. Elinde karası bulunur. Her sözü zehir taşır. Tadı hemen gider. Ve bir daha dönmez. Hiçbir vaadinin aslı çıkmaz. Ahdine vefa etmez. Ona güvenip üstünde köşkler kurmak, su üstünde ev yapmaya benzer. İman sahibi dünyayı tutmaz. Onda yerli olmayı aklına koymaz. Bu sebeple derecesini artırır. Hak irfanına sahib olur. Mahlûk şeyleri sevmez. Bu yüzden öbür âlemi de istemez.
“Peygamber (s.a.v) Efendimiz şöyle buyurur: “İslâm dinini kabul etmiş biri, herhangi bir şahsa zenginliği için saygı gösterirse dininin üçte ikisi gider.” Ey münafıklar, bu yüce kelamı işitiniz. Bu hadîs-i şerifte belirtilen saygı, sadece önünden kalkmak mânasını taşır. Ya orucunu, namazını ve haccını zengin kişiler için yaparsa ne olur? Ya akşam sabah o zenginlerin eteğini öpen dindarlara (!) ne buyrulur?Dünyadan bol nasip alıp onunla meşgul olana bakma. Elinde maddî varlık taşıyana göz atma. Senin bakışların onun içine ağırlık verir. Her bakışında elimde olanı alacak diye çekinir, ruh sıkıntısına düşer, ayrıca onu üzüntüye soktuğun için hata etmiş olursun.Seni Hak doyurur. Kalbini ve sırrını da nurla doldurur. Kapısı önünde oturtur, zikir, ülfet hâlleri ile zengin kılar. Yakınlığı sayesinde kimseden bir şey talep etmez olursun.Ve sen ey Hakk'a kulluk eden, halbuki kalbin kullara bağlı. Onlardan bir şeyler bekliyor, herhangi bir isteğini vermezler diye korkuyorsun. Dıştan Allah içinmiş gibi görülen kulluğun, içten halk için oluyor. Her arzun ve çaban, kulların elindekine göre. Onların elinde bulunan saman çöpü kadar kıymetsiz şeylere tenezzül ediyorsun. Onların övmesini, yüceltmesini bekliyorsun. Onların kötülemesinden ve seni bırakıp gitmesinden çekiniyorsun. Elindekini alırlar diye titriyorsun. Onlardan alacağın bir şey için, sabahlara kadar uykunu kaçırıyorsun. Ümitlerini o kadar uzatıyorsun ki, hile yapmaya mecbur kalıyorsun. Kapılarına gittiğin zaman, içinden gelmediği hâlde ince ve yumuşak konuşuyorsun. Sebebi; sana bir şeyler versinler. Yazık sana, için bozuk olmuş. Hep gösteriş peşindesin; din yoluna girişin babadan kalma gibi. Kendini İslâm'ın emirlerine veremiyorsun.İsa (a.s) Peygamber ve şeytan arasında geçen şöyle bir konuşma anlatırlar. İsa (a.s.): “Halktan en çok kimi seversin?” diye sorunca şeytandan şu cevabı almıştı: “İmanlı olmakla beraber cimri olanı.” Bundan sonra sevmediği kimseyi sordu: “Cömert olan fâsık kişiyi sevmem.” cevabını aldı. Bunun sebebini sordu. Şeytan onu da şöyle anlattı: “İmanlı cimri, bir gün cimriliği sonunda imanını kaybedebilir; fâsık kişi ise, cömertliği yüzünden iyilere katılabilir.” Dünya ile yalnız dünya için meşgul ol. Çalışmak, kazanmak iyidir. Çünkü Hakk'a kulluk için yardımcı olur. Ama sen, bu iyiliği unuttun. Bütün servetini günah işlemekte harcadın. Çalışmak için namazı ve diğer hayırlı işleri bıraktın. Malın zekâtını vermedin. Daima isyan bayrağı çektin. Kulluk yolunu tutmadın. Çalışman, yol kesicilik gibi bir şey. Yakında ölüm gelir. Onun gelişi iman sahibini sevindirir, küfür ehlini ürkütür, münafıkları korkutur. Peygamber (s.a.v) Efendimiz şöyle buyurur:“İman sahibi öldüğü zaman, Mevlâ'sının iyiliklerini görür; yaptığı iyi işlerin karşılığını seyre dalar. ‘Ah, dünyada biraz daha kalsaydım; hayır işlerimi artırsaydım' der.”Peygamber (s.a.v) Efendimiz; “Bu iki göz zina eder.” buyurur. Gözün zinası harama bakmaktır. Gözlerin günde kaç defa zina ediyor, biliyor musun? Kadınlara ve çocuklara kötülükle bakıyorsun. Allah Teâlâ'nın şu kelâmını işitmedin mi: “İman sahiplerine söyle; gözlerini çevirsinler. (Harama bakmasınlar)” (En-Nûr, 24/30) Ey çaresiz, sabırlı ol. Dünyanın çaresizliği çabuk geçer. Büyük Peygamberimiz (s.a.v), Hz. Âişe'ye şöyle buyurdu: “Yâ Âişe, dünyanın acılığını, âhiretin iyiliği için iç.” Çalış, geçmişte verilen hükme güvenme; orada isminin hangi defterde yazıldığını bilemezsin. Şaki veya said olduğunu göremezsin. Bu sır, ilâhî bilgi hazinesinde saklıdır; karışma, karışacak olursan dinden çıkarsın. Çalış, yapacağın işler acı gelse de yap. Geçmişte verilen hüküm, seni ilgilendirmesin. Yapacağın işlere bak. O derin bilgiyi ne sen ne de başkası bilir. Buna kader bahsi denir. Kader ilmini ne sen tam bilirsin ne de başkaları.Zavallı, nefsinin perişanlığına ağla. Bir çocuğun ölse, kıyamet kopmuş gibi göz yaşı akıtırsın.
Mehmet Dilaver'in hazırlayıp sunduğu Proses Sohbetleri programına İletişim Akademisyeni Dr. Nurcan Usta konuk oldu.
Mehmet Dilaver'in hazırlayıp sunduğu Proses Sohbetleri programına İletişim Akademisyeni Dr. Nurcan Usta konuk oldu.
Mehmet Dilaver'in hazırlayıp sunduğu Proses Sohbetleri programına Gazi Universitesi Teknopark Gene Müdürü Elif Başak Teksin konuk oldu.
Mehmet Dilaver'in hazırlayıp sunduğu Proses Sohbetleri programına Gazi Universitesi Teknopark Gene Müdürü Elif Başak Teksin konuk oldu.
Mehmet Dilaver'in hazırlayıp sunduğu Proses Sohbetleri programına İSG ve Çevre Müdürü Eren Enerji Begüm Yaşarkurt konuk oldu.
Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları; daha adil, daha dengeli ve daha yaşanabilir bir gelecek için ortak bir yol haritası sunuyor. 99 bölüm boyunca Sürdürülebilirlik Sohbetleri'nde iş dünyasından akademiye, girişimcilikten sivil topluma uzanan çok sayıda konuğumuzla sürdürülebilir dönüşümün farklı boyutlarını ele aldık.100. bölümümüzde ise Yekta Kopan'nın konuğu, Yapı Kredi Kurumsal İletişim Direktörü Arda Öztaşkın oldu. Kopan ve Öztaşkın, sürdürülebilirliğin geleceğini konuştular.
Mehmet Dilaver'in hazırlayıp sunduğu Proses Sohbetleri programına İSG ve Çevre Müdürü Eren Enerji Begüm Yaşarkurt konuk oldu.
Kehf Sûresi ve Üç Sırlı Dönem | Gaybubet Sohbetleri 18 | M. Fethullah Gülen by Çınar Medya
Mehmet Dilaver'in hazırlayıp sunduğu Proses Sohbetleri programına SPAC Danışmanlık Yalın 6 Sigma ve Güvenilirlik Danışmanı Burcu Yıldırım konuk oldu
Mehmet Dilaver'in hazırlayıp sunduğu Proses Sohbetleri programına SPAC Danışmanlık Yalın 6 Sigma ve Güvenilirlik Danışmanı Burcu Yıldırım konuk oldu
Kimya sahasında dünyaca ünlü bir bilim adamı olan Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu ile yapılan bir röportajda şunlar kaydedilmiştir: “Bize zamanında öğretmemişler. Ama Amerika'da iken, Gazali'nin eserlerini bulup okuyunca dünyam değişti, hayretler içinde kaldım. Kimya-ı Saadet'i okurken gördüm ki, Gazali, bugünkü batı dünyasından beş yüz yıl ilerideymiş. Davos'ta milletlerarası bir toplantıda, Gazali'den, Mesnevi'den biraz bahsettim. Çeşitli ülke başbakanlarının, dünyaca ünlü işadamlarının katıldığı toplantıda dünyanın meseleleri tartışılıyordu. Onların düşünce ve tekliflerini dinleyince dayanamadım ve Mesnevi'den, Gazali'den bir-iki şey anlattım. Maddi ve manevi dünyanın iç içe olması gerektiğini aktardım. Başlangıçta bende bir çekingenlik, hatta korku vardı. Adamlar öyle bir meraklandılar ki, ondan sonra bana dört tane konferans verdirdiler. İşadamları, birinci mevki uçak biletleri gönderip, beni ülkelerine davet ediyorlardı.” Selçuklu Devleti döneminin büyük âlimi İmam-ı Gazali'yi, Mevlana Celaleddin-i Rumi'yi, Yunus Emre'yi, Molla Gürani, Molla Hüsrev, Kemalpaşazade ve Ebussuud Efendi'yi öncelikle bu millete kimler anlatacak diye düşündüğümüzde herhalde İlahiyat fakülteleri ve hocaları gelecektir. Oysa onlar Türk ve Osmanlı düşmanı Cemaleddin Afgani, Abduh, Seyit Kutup, Reşid Rıza, Mevdudi ve Hamidullah'ı anlatmaktan bunlara sıra bulamadılar. (İstisnalar kaideyi bozmaz). Biz Tarihimize sırt çevirdiğimizde nice bin yıllık kültürümüze, medeniyetimize, ilim adamlarımıza, yazılı eserlerimize yabancılaştığımızı da görmüyor muyuz? Türk bilim adamlarının bin yıllık bir dönem içinde bırakmış olduğu eserlere, yabancı yazarların eserleri gibi bakmak herhalde bu neslin en büyük kaybıdır. Ya onları düşman eseri gibi görmeye ne söylenebilir? (Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, Devr-i Gül Sohbetleri, s.92-93)
Mehmet Dilaver'in hazırlayıp sunduğu Proses Sohbetleri programına ProSCon Kurucu Ortağı Yusuf Mert Sönmez konuk oldu.
Mehmet Dilaver'in hazırlayıp sunduğu Proses Sohbetleri programına ProSCon Kurucu Ortağı Yusuf Mert Sönmez konuk oldu.
Herkesin bir hayali var… Ama gerçekten senin hayalin mi?Bu bölümde konuğum Gizem Erbirer ile hayallerin peşinden gitmeyi değil, önce o hayalin sana ait olup olmadığını konuşuyoruz. Çünkü bazen hayal kurmuyoruz, sadece bize öğretilenleri istiyoruz.Gizem Erbirer:Instagram: https://www.instagram.com/gizemerbirer/ YouTube: @gizemerbirer Gizem'in hikayesi de tam burada başlıyor:Televizyon ve sinema sektöründen düğün organizasyonuna, kurumsal hayattan içerik üreticiliğine uzanan bir yolculuk…Ama asıl kırılma noktası şu: “İstiyorum” dediği şeylerle, gerçekten istemediğini fark ettiği şeyler arasındaki farkı iyi belirlediğinde.Bu bölümde konuştuğumuz bazı şeyler: Hayal kurmak mı, yoksa sadece istemek mi?“Öğrenilmiş hayaller” neden bizi mutsuz eder?Türkiye'de neden bu kadar az insan gerçekten hayal kuruyor?Sosyal medyada gördüğümüz hayatlar ne kadar gerçek?Online dünyadaki acımasızlık neden bu kadar normalleşti? Hayallerini gerçekleştirmek için atabileceğin 3 somut adımVe belki de en önemlisi: Mutluluk gerçekten bir seçim mi?Gizem'in dediği gibi: Küçük ama gerçekleştirilebilir hayaller kurmak, bizi hem daha özgür hem de daha huzurlu yapabilir.------Bölüm Akışı:(03:03) Gizem'in hayal tanımı(08:25) Gizem'in kendi düğün planlamasından düğün organizasyonluğu işine girişi(10:00) Hayal senin mi başkasının mı?(15:40) Bu benlik değil diyebilmek(19:00) Gizem'in kendi düğün planlamasından düğü n organizasyonluğuna ve kurumsala geçişi(24:50) Çocuğu olunca kurumsaldan ayrılması ve dijital içerik üreticisi olma yolculuğu(29:00) Neyi hedeflersem onu yaparım, yapmıyorsam istemiyorumdur(30:50) Siber zorbalık ve hadsizlik(33:10) Gizem'in Süper Gücü(36:00) Hayal kuramayanlar için Gizem'in 3 önerisi#gizemerbirer #influencer #hayal #merak
Kehf Sûresi ve Deccal'den Korunma | Gaybubet Sohbetleri 17 | M. Fethullah Gülen by Çınar Medya
Doxa Masa Başı Sohbetleri'nde bu kez Fatih Mert Esmer ile; şirket, çalışan ve marka arasındaki hassas dengeyi, dijital dönüşümün nerede başladığını ve bu süreçte en sık yapılan hataları birlikte masaya yatırdığımız ilham verici bir sohbet var.Henüz dinlemediyseniz, masaya bekliyoruz!
Mehmet Dilaver'in hazırlayıp sunduğu Proses Sohbetleri programına Elva Mühendislik Kurucu Ortağı Hayri Mutluoğlu konuk oldu.
Mehmet Dilaver'in hazırlayıp sunduğu Proses Sohbetleri programına Elva Mühendislik Kurucu Ortağı Hayri Mutluoğlu konuk oldu.
Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları'nın 12'nci sırasında “Sorumlu Üretim ve Tüketim” yer alıyor. SKA 12; doğal kaynakların daha verimli kullanılması, atığın azaltılması ve üretimden tüketime kadar tüm süreçlerin daha sürdürülebilir hale getirilmesi gerektiğini vurguluyor. Daha bilinçli tüketim alışkanlıkları ve sorumlu üretim modelleriyle, çevresel etkinin azaltılmasını ve uzun vadeli değer yaratılmasını hedefliyor.Sürdürülebilirlik Sohbetleri'nin bu bölümünde Yekta Kopan, Onarım Atölyesi ve Doughnut Türkiye Topluluğu Kurucusu Ekin Al ile sürdürülebilirlik yolculuğunda üretim ve tüketim alışkanlıklarının nasıl dönüşebileceğini, kurumların bu alandaki sorumluluklarını ve daha sürdürülebilir bir gelecek için atılması gereken adımları konuşuyor.
Mehmet Dilaver'in hazırlayıp sunduğu Proses Sohbetleri programına Hitachi Energy Türkiye-Ülke İSG-Ç Koordinatörü Yılmaz Şenoğul konuk oldu.
Mehmet Dilaver'in hazırlayıp sunduğu Proses Sohbetleri programına Hitachi Energy Türkiye-Ülke İSG-Ç Koordinatörü Yılmaz Şenoğul konuk oldu.
Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları'nın 17'nci sırasında “Amaçlar için Ortaklıklar” yer alıyor. SKA 17; sürdürülebilir kalkınmanın yalnızca tek bir kurumun ya da sektörün çabasıyla değil; kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplum kuruluşlarının iş birliğiyle mümkün olabileceğini vurguluyor. Bilgi paylaşımı, finansal kaynakların etkin kullanımı ve çok paydaşlı ortaklıklar aracılığıyla küresel sorunlara birlikte çözüm üretmeyi hedefliyor.Sürdürülebilirlik Sohbetleri'nin bu bölümünde Yekta Kopan, Katalist Yönetici Ortağı Emre Gür ile sürdürülebilirlik yolculuğunda kurumlar, sivil toplum ve farklı paydaşlar arasında kurulan iş birliklerinin neden kritik olduğunu ve bu ortaklıkların nasıl daha güçlü hale getirilebileceğini konuşuyor.
Külliye'de Ramazan programı kapsamında düzenlenen Ramazan'da Kur'ân Sohbetleri, Vaize ve Yazar Fatma Bayram ile Ankara Millet Kütüphanesi'nde gerçekleştiriliyor.Bu sohbetlerde Ramazan ayının maneviyatı, Kur'ân-ı Kerim'in rehberliği ve hayatımıza yansımaları ele alınıyor.Tüm içerik ve güncel paylaşımlarımıza bu bağlantılardan ulaşabilirsiniz:
Doxa Masa Başı Sohbetleri'nde bu kez Mimar Boğaçhan Dündaralp ile; mimari düşüncenin nasıl şekillendiği, tasarımın nerede başladığı ve mimarlık pratiğinin geleceği üzerine durup düşündüğümüz keyifli bir sohbet var.Henüz dinlemediyseniz, masaya bekliyoruz!
Külliye'de Ramazan programı kapsamında düzenlenen Ramazan'da Kur'ân Sohbetleri, Vaize ve Yazar Fatma Bayram ile Ankara Millet Kütüphanesi'nde gerçekleştiriliyor.Bu sohbetlerde Ramazan ayının maneviyatı, Kur'ân-ı Kerim'in rehberliği ve hayatımıza yansımaları ele alınıyor.Tüm içerik ve güncel paylaşımlarımıza bu bağlantılardan ulaşabilirsiniz:
Karanlıktan ışığa… Hayatının yönünü değiştiren bir hayalin peşinden gitmeye hazır mısın?Bu bölümde konuğum Berna Atahan, vintage ve ikinci el tasarım ürünlere yeniden hayat veren Nish Solutions'ın kurucusu.Hayaller, yaratıcılık, sürdürülebilirlik ve kişisel dönüşüm üzerine derin bir sohbet yaptık.Berna, kendi içindeki sabotajı aşarak nasıl hayalinin peşinden gittiğini anlatıyor. Vintage ve ikinci el tasarım mobilyaların sadece bir “eşya” olmadığını; ustalığı, emeği, zamanı ve hikâyeyi taşıdığını söylüyor. Bugünün hızlı tüketim kültüründe “kullan ve at” anlayışına karşı; koruyan, onaran ve değer veren bir bakış açısını savunuyor.Peki genç nesiller tüketimle nasıl bir ilişki kuruyor? Neden ikinci el bir kitap ya da aileden kalan bir obje bize daha derin bir bağ hissettiriyor? Bir eşyanın hikâyesi, bizim hikâyemize nasıl dokunuyor? Müzayedecilik geçmişi sayesinde kaliteyi, özgünlüğü ve hikâyeyi ayırt etme konusunda keskin bir bakış geliştiren Berna; objelerin karanlıktan ışığa çıkışını, kendi hayat yolculuğuyla paralel bir metafora dönüştürüyor.Ayrıca kişisel hayallerinden de bahsediyor: Çocukluğundan beri kurduğu Porsche hayalini nasıl gerçekleştirdiğini ve yarış tutkusu üzerinden disiplin, cesaret ve kararlılığın hayatındaki yerini paylaşıyor.Bölümün sonunda ise hayallerini büyütmek isteyenler için 3 güçlü öneri veriyor.Berna'nın mottosu: “Karanlıktan ışığa.” Hem unutulmuş objeler için hem de insanın kendi potansiyeli için…Bu bölüm, sadece tasarım ve sürdürülebilirlik üzerine değil; hayallerini korumak ve büyütmek üzerine. Eğer sen de bir hayalin eşiğindeysen, bu sohbet sana iyi gelecek.Bölüm akışı:01:30 Berna'nın hayal tanımı02:00 Berna'yı heyecanlandıran hayali03:40 Vintage, eski ürünlerin yeniden kazandırılması fikri yeni nesile biraz uzak olabilir06:30 Zanaatın önemi09:00 Berna'nın müzayedecilik geçmişi ve Nish'e etkisi12:00 Berna'nın hayali?14:40 Berna'nın Porsche hayali21:00 Berna hayal kurmak isteyenler için 3 yöntemi#hayal #podcast #merak #vintage #kadıngirişimci #girişimci
Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları'nın 12'nci sırasında “Sorumlu Üretim ve Tüketim” yer alıyor. SKA 12, yalnızca atık yönetimi ve geri dönüşümü değil, aynı zamanda doğal kaynakların verimli kullanımını ve tedarik zincirlerinin sürdürülebilirliğini kapsıyor. Küresel üretim ve tüketim alışkanlıklarımızı gezegenin sınırları içinde tutmayı hedefleyerek, çevre üzerindeki ayak izimizi küçültmenin önemini vurguluyor. Sürdürülebilirlik Sohbetleri'nin bu bölümünde Yekta Kopan, Kognitif Nörobilim ve Nöropsikoloji Uzmanı Neşe Merdinler ile bireylerin ve kurumların tüketim tercihlerini sadece bir "niyet" olmaktan çıkarıp somut "eyleme" dönüştürmenin yollarını konuşuyor.
Mehmet Dilaver'in hazırlayıp sunduğu Proses Sohbetleri programına Posco Assan İş Güvenliği Birim Müdür Yardımcısı Merve Birinci ve Posco Assan Yalın Altı Sigma Birim Müdürü Can Şişmantürk konuk oldu.
Mehmet Dilaver'in hazırlayıp sunduğu Proses Sohbetleri programına Posco Assan İş Güvenliği Birim Müdür Yardımcısı Merve Birinci ve Posco Assan Yalın Altı Sigma Birim Müdürü Can Şişmantürk konuk oldu.
Külliye'de Ramazan programı kapsamında düzenlenen Ramazan'da Kur'ân Sohbetleri, Vaize ve Yazar Fatma Bayram ile Ankara Millet Kütüphanesi'nde gerçekleştiriliyor.Bu sohbetlerde Ramazan ayının maneviyatı, Kur'ân-ı Kerim'in rehberliği ve hayatımıza yansımaları ele alınıyor.Tüm içerik ve güncel paylaşımlarımıza bu bağlantılardan ulaşabilirsiniz:
Hayal Sohbetleri'nin bu bölümünde konuğum Seda Demirdöğen.Bu bölümde “hayal kurmak” kavramını bildiğimiz yerden alıp bambaşka bir yere taşıyoruz. Hayal kurmak sadece hedef belirlemek mi? Yoksa korkudan, yargıdan ve toplumsal beklentilerden arınmış bir “olma hali” mi?Seda'ya göre hayal kurmak; bir çocuğun masumiyetiyle, sınırsız bir varoluş enerjisiyle temas etmek demek. Ama büyüdükçe üzerimize taktığımız maskeler, sosyal medyada gördüğümüz kusursuz hayatlar ve kendi iç sesimizin yargıları bu alanı daraltıyor. Bu bölümde tam da bu maskeleri konuşuyoruz.Sosyal medyanın yarattığı görünür ama yalnız dünyayı, başkalarıyla kıyas yaparken içimizde büyüyen eksiklik hissini ve “güçlü görünme” çabasının ardındaki kırılganlığı ele alıyoruz. Çünkü gerçek güç; kırılganlığımızı kabul etmekten, destek istemekten ve kalp merkezli bir yerden yaşamayı seçmekten geçiyor.Seda bu bölümde hayal kuranlar için çok somut öneriler paylaşıyor:Hayallerini erken paylaşarak enerjini dağıtmamak,Küçük ve günlük adımlarla güven inşa etmek,Zihnin korku merkezli sesinden çıkıp kalbin rehberliğine geçmek.Eğer sen de hayallerini ertelediğini hissediyorsan, başkalarının hayatına bakarken kendi ışığını küçültüyorsan ya da artık maskesiz bir hayat yaşamak istiyorsan, bu bölüm sana iyi gelecek.Yorumlara düşüncelerini yazmayı unutma!Bölüm Akışı:(01:00) Seda Demirdöğen kimdir?(02:35) Sosyal medyada içerik üretiyorsan yalnızlaşıyorsun(03:40) Seda'nın Hayal tanımı nedir?(07:40) İnsanların hayallerine ulaşmasına engel olan neler?(09:30) Kendini tanımak nasıl mümkün olur?(12:10) Yakın arkadaşlar birbirini ne kadar tanıyor?(12:30) Nish Solutions'a göz atmayı unutmayın!(13:25) Hayalin peşinde koşmak isteyenlere 3 öneri(14:40) Zihne düşmek(18:30) Hayallerinizi paylaşmayın(21:00) Büyük düşünmek yerine küçük düşünmek(23:30) Hayalinin gerçekleşmesinden korktuğun oldu mu?(30:00) Dinleyenler bu bölümden hangi soru ya da cümle ile ayrılsınlar?
Mehmet Dilaver'in hazırlayıp sunduğu Proses Sohbetleri programına Yapay Zeka Eğitmeni & Strateji Danışmanı Defne İncekara konuk oldu.
Mehmet Dilaver'in hazırlayıp sunduğu Proses Sohbetleri programına Yapay Zeka Eğitmeni & Strateji Danışmanı Defne İncekara konuk oldu.
Doxa Masa Başı Sohbetleri'nde bu kez Doxa & Creavit Genel Müdürü Ahmet Sağlam ile; liderlik, dönüşen yapı sektörü ve yolun kendisi üzerine durup düşündüğümüz keyifli bir sohbet var.Henüz dinlemediyseniz, masaya bekliyoruz!
Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları'nın 11'inci sırasında “Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar” yer alıyor. SKA 11, şehirlerin ve yerleşim alanlarının herkes için kapsayıcı, güvenli, dirençli ve sürdürülebilir hale getirilmesini hedefliyor. Hızla artan kentleşmenin yarattığı barınma, ulaşım, çevre kirliliği ve afet riskleri gibi sorunlara karşı insan odaklı planlama, yeşil alanların korunması ve güçlü altyapı çözümlerinin önemini vurguluyor.Sürdürülebilirlik Sohbetleri'nin bu bölümünde Yekta Kopan; WRI Türkiye Kentsel Gelişim Kıdemli Yöneticisi Merve Akı Yaman ile sürdürülebilir şehirlerin nasıl mümkün olabileceği, kentlerde yaşam kalitesini artıran uygulamalar ve yerel–küresel ölçekte yaratılan çevresel ve toplumsal etkiyi konuşuyor.
Fatma Bayram hocamızın, Timaş Yayınları tarafından düzenlenen Ramazan'a Adım Adım Sohbetleri kapsamında, “Ahlâk – İbadet İlişkisi” başlığıyla gerçekleştirdiği sohbetin ses kaydıdır.Tüm içerik ve güncel paylaşımlarımıza bu bağlantılardan ulaşabilirsiniz:
“Bir gün Peygamber Efendimiz'in huzuruna biri geldi ve “Seni Allah için seviyorum.” dedi. Şu cevabı aldı: “Ohalde, fakri gömlek gibi giy. Belaya sarıl. Öbür âlemde beni bulmak, benimle olmak için yaptıklarımıyapmalısın. Sevginin baş şartı; uymaktır.” Hz. Sıddîk, Peygamber (s.a.v) sevgisine sadık idi. Bütün malınıPeygamber yoluna harcadı. Peygamber'in sıfatına büründü. Hak kapısında Peygamber'e eş oldu. Her şeyidağıttığı zaman, kendisine sarınacak bir aba kalmıştı. Çocukları için, Allah ve Peygamberi'nden başka hiçbirşey ayırmadı. İçini ve dışını Peygamber'in hâline uydurmuştu. Sana gelince, yalancısın. İyi insanların sevgisipara ile ölçülemez. Onların karşısına paranı, altınını çıkarmaktasın. Bu hâlinle onlara yakınlık iddiaediyorsun. Onlara yakın olmayı diliyorsun. Aklını başına al. Bu sevgi yalandır. Seven sevdiğinden bir şeyesirgemez. Sevilen her şeye tercih edilir. Fakr hâli Peygamber (s.a.v) Efendimiz'den ayrılmazdı. Bu sebepleşöyle buyurmuştu: “Fakr hali, beni sevenlere, selden daha çabuk varır.” Hz. Âişe'nin şu sözü önemlidir:“Peygamber hayatta iken dünya bize gülmedi. Daima darlık ve sıkıntılı oldu. Peygamber'in öbür âlemegöçünden sonra üzerimize çöktü.” Peygamberimiz 'in sevgisini kazanma şartı fakr hâlidir. Allah sevgisi için debela şarttır. Bazı büyükler şöyle der: “Her velayet hâlini bela takip eder.” Sebebi, boş yere Allah sevgisi iddiaedilmeye. Öyle olmazsa, riyakâr ve münafıklar da Allah sevgisi iddia eder; belki de davalarınıkazanabilirlerdi. Boş davadan dön. Yalan işleri bırak. Kendi başına tehlikeler çıkarma. Şayet bir dava açmakistiyorsan, ispatlı, delilli olsun. Aksi hâlde ne bizden olursun ne de davayı kazanabilirsin. Altın işlerindenanladığını iddia ederek övünme. Sonra pişman olursun. Utandırırlar; bir şey sorarlar, bilemezsin.Yılan ve yırtıcı hayvanlarla uğraşma. Onlar seni perişan eder. Eğer Havva isen yılana yanaş. Kuvvetinegüveniyorsan, yırtıcı hayvanlarla dalaş.Ey evlat! Münafıkları bırak. Allah'ın azabına kendini atmak isteyenlerden uzak ol. Aklını başına al. Zamaneinsanlarının çoğundan uzak dur. Onlar elbise giymiş kurtlara benzerler. İyi insanlar azdır.Her şeyi sizin için arıyorum. Bana bir şey gelmese de olur. İpimi kuyuya salarım; oradan çıkanı size veririm,ben almam. Beni zengin edecek şeyim var. Sizden hiçbir şey talep etmiyorum. Bana göre çalışmak vardır.Çalışamayacak olursam, tevekkül ederim. Sizin getireceğinize bakmam. Getirmenizi zaten beklemem. Nifaksahipleri sizi bekler; Allah'a güvenmez, sizin vereceğinize dayanır. Allah'ı unutur. Yaratan'a itimat etmez.Kurtuluş istiyorsan, örsümün üstüne yat. Çekicimin vuruş sesleri ile nefsin, şeytanî duyguların ve sana tesireden şeytanî kuvvetlerin beynine sesleneyim. Düşmanlarını korkutayım. Kötü arkadaşlarını kaçırayım.Afetler çoktur; fakat onu indiren bir tanedir. Hastalık sayılamayacak kadardır; ama onun doktoru bir tanedir.Ey nefisleri hasta olanlar. Varlığınızı doktora teslim ediniz. Sizi tedavi ederken onu itham etmeyekalkmayınız. Onun kadar şefkatli olamazsınız. Sizi incitmeden tedavi eder. Nefsinizi o doktor kadarkorumanız kabil değildir. O Aziz tabibin önünde dilinizi tutunuz. Ona taarruz etmeyiniz. O'na teslimolduğunuz takdirde dünya ve âhiretin hayrını bulursunuz.
“Akıllı ol. Yalancı olma. Allah'tan korktuğunu söylüyorsun, fakat halktan biri seni tehdit etse korkuyorsun. Hiç kimseden korkma. İnsanlar sana bir şey yapamaz. Cin tayfasından çekinme, sana zararları dokunmaz. Dünya azabından korku duyma. Öbür âlemin sıkıntısından üzüntü çekme. Azabı yapacak kudret sahibinden kork. Silâhtan korkma, onu atacak elden kork. Aklı başında olan, kulların dil uzatmasına üzüntü duymaz. Allah yolunda akıl sahibi, ondan gayri şeylerin sözünden üzülmez. O insan bilir ki, yaratılmışların cümlesi Hak katında aciz ve perişandır. Hepsi O'na muhtaçtır.Bir gün Bayezid-i Bistamî oturuyordu. İçeri biri girdi. Sağa ve sola bakmaya koyuldu. Niçin baktığı soruldu, namaz kılmak için temiz bir yer aradığını söyledi. Bayezid ona döndü ve şöyle dedi:Pisliğin görülmediği her yer temizdir. Yalnız, kalbini temiz et. İstediğin yerde namaz kılmaya başla.”İhlas sahibi olanlar, riyadan korkarlar. Bu bir akabedir. Bu an geçtikten sonra riya ortadan kalkar. Çünkü her varlık Hakk'ın olur. Riya yapacak kimse kalmaz. Gösteriş, için dışa uymaması hâli, kendini beğenmek, şeytanın oklarındandır; o bu okları kalbe atar ve yaralar. Büyük insanları dinleyiniz. Hakk'a götüren yolu onlardan öğreniniz. Büyük yolun yolcuları onlardır. Onlara nefsinizin kötü hallerini sorunuz. Şahsî arzu ve tabiî isteklerin kötü durumlarını onlardan öğreniniz. O büyükler, başlarına gelecek belâyı bildiler. Nefsin kötülüğünü anladılar. Bu yüzden etrafı bırakıp kendi hallerine düştüler. Hayli zaman öyle kaldılar. Nefis canibinden gelen arzuya yıllarca uzaklık duygusu beslediler. Böylece ona galip geldiler; nefislerine hâkim oldular.Şeytanın üflemesine aldanma. Nefisten bir ok atılırsa yıkılma. O kendi oku ile atar. Ve ancak onun yoluna girersen ok sana değer. Nefsin yoluna girmeyene ok değmez. Malûm şeytan, ancak insan şeytanları vasıtası ile kötülük yapar. Nefis ve kötü arkadaştan Allah'a sığın; yardım iste. Bu kadar düşmanla baş edemezsin, ondan daima yardım talep et. O yardımını esirgemez. Hakk'ın yardımını varlığında sezer, manevî bir kuvvete sahip olursan, hemen çık; halka koş, nefse yanaş ve şöyle de: “Topunuz birden geliniz; bana zarar veremezsiniz.” Yusuf (a.s) Peygamber, mülk sahibi olup kuvvet kazanınca bütün hane halkını yanına çağırdı. Mahrum, Allah'tan yardım bulamayandır. Asıl zavallı, dünyada ve âhirette Allah'a yakınlık duygusunu kaybedendir. Geçmişte, kullara gönderilen kitapların bazısında, şöyle buyrulmuştu: “Ey âdemoğlu, sana sahip olmasam her şey senden el çeker.” Hak Teâlâ senden neden el çekmesin ki? O'nun her işine itiraz ediyorsun. O'ndan daima kaçıyorsun. İman sahiplerinden geri durduğun yetmiyormuş gibi, bir de eziyet ediyorsun. İşlerin, iman sahiplerini üzmekte, onları incitmekte. İçinle ve dışınla onları kırmaktasın. Yaptığın işin kötülüğünü Peygamber (s.a.v) Efendimiz'den dinle: “İman sahibine eziyet etmek, Beytü'l-Mamur'u ve Kâbe'nin yapılmışını on beş defa yıkmaktan günah itibarı ile daha büyüktür.”Yazık sana. Ey durmadan Allah adamlarına eziyet eden, yukarıdaki büyük sözü iyi dinle ve anla. Peygamber'in yüce kelâmını iyi dinle. Eziyet ettiğin kimseler, sâlih kimselerdir. Onlar, Allah'a iman etmiş insanlardır. O'nun varlığına iman sahibi olmuşlardır. O'na dayanan ve O'na itimat eden, onlardır. Yakında öleceksin. Malın geri kalacak, bulunduğun evden atacaklar, öğünmekte olduğun mal, seni hiçbir sıkıntıdan kurtaramayacak.” Geylani“Kişi, bilmediği şeyin düşmanıdır.” Hazreti Ali r.a.Zayıf adamlarla yola çıkmayın! Küçük bir zorlukta ya yolu satar ya da sizi...Telefonunun şarjı %5 se, Onun enerjisi de 5 te oluyor. Tamamen aletle senkronize olmu
Zekat, Hizmet ve Zamanın Öncelikleri | Himmet Sohbetleri by Çınar Medya
Peygamber (S.A.) efendimizden şöyle rivayet edilir: - «Musibetleri saklı tutmak, Arş hazinelerinden birine sahip olmak kadar büyüktür.» Ey halka dert yanan ve Hakk'ı halka şikayet eden, onlara yaptığın bu şikayet, sana ne gibi bir fayda sağlar? Onlar sana fayda sağlayamazlar. Onlar kendi başlarına kimseye zarar da veremezler. Onlara itimat ederken, Hak kapısına ortak etmiş olursun. Onlar seni Hak kapısından uzak kılar. Hakk'ın gazabına bu yüzden çarpılırsın. Mevlâ'dan kalbine perde inmesine sebep olurlar. Yazık sana, şu saldırıcı av hayvanı öğrendiğini yapıyor. Avını kimseye vermiyor, kendisi de yemiyor. Halbuki onun âdeti, bulduğunu kapıp yemektir. Bütün tabiî hallerini bir yana atarak öğrendiği şeyin gereğini yapmaya çalışıyor. Av kuşları da aynı şeyi yapmakta... Nefsin öğrenmeye daha lâyıktır. Vahşî hayvanlar güzel terbiye edilirken bir insan cevheri, irade ile nasıl yola getirilemez?.. Ona bir şey öğret; fehmini aç. Anlayış kabiliyetini geliştir. Dinini yiyip bitirmesine mâni ol. Hak Teâlâ'nın emanet ettiği şeye ihanet etmesin. İman sahibi için din, manevî varlığına et ve kan sayılır. Nefsini iyi terbiye etmeyenin ona bir şey teslim etmesi doğru olmaz. Her şeyi öğrettiğin zaman istediğini teslim et. Anlayışına ve kavrayışına güvendiğin zaman ona her varını bırakabilirsin. Yine de kontrol etmen yerinde olur; unutma. Her gittiğin yerde seninle olur. Alim ve Halîm olan Allah tarafından gönderilene razı olur. Onun için, buğday içi ile arpa kepeğinin farkı yoktur. Nefsi için hiçbir haz almaz. Hırs ile yemek yemez. Aç kalır, susuz bekler, yine kimseden bir şey ummaz. Daima iyi işler ve Hakk'a kulluk için kendini atar. Tabiî olan kötü dileklerini unutur. Cömert olur. Gönlünü dünyaya kaptırmaz, öbür âleme hasret çeker. Az zaman böyle gider, sonra âhireti de bırakır. Mevlâ'ya koşar. Aklı başında olan hasta, yalnız doktorun verdiğini yer ve tavsiye ettiği ilâcı alır. Onun terbiyesinde ve gösterdiği yolda kendini tedavi eder. Gerek doktorun yanında gerekse olmadığı zaman, nefsinin isteklerine kapılmaz. Ey hırsa kapılan, o yiyecek ki, sana yazılmış, senden başka kim yiyebilir? O elbise ve o binek ile alacağın o kadın sana yazılmış ise, senden başka kim onu alabilir? Hırsı bırak; acele etme. Ey evlâd! Konuştuğun zaman iyi niyetle konuş. Sustuğun zaman, kalbinde iyi duygu besle. Niyeti amelden önce bilmeyen adamın yaptığı işler eksiktir. Sen, susmuş olsan veya konuşsan, yine de günah işlemiş olursun; çünkü niyetin bozuk. Söz etmen ve sessiz durman, peygamberin sünnetine uymuyor. Bir hâl değişikliğinde ve rızık darlığında hemen Hakk'a karşı haliniz değişiyor. Hele gelecek bir şeyin ipi kopup kırılsa, hemen küfür yolunu tutuyorsunuz. Dünyada hemen hemen her şey ölçülü ve muayyendir. Sana bir nimet gelirse, diğer kimsenin elinden çıkmış sayılır. Bir gün de senden alınır, başkasına verilir. Ne hepsi senin olur ne de daima bir şahsın elinde kalır. Kendinizi hükümdar gibi görüyorsunuz. Allah sanki sizin keyfinize göre hareket edecek!.. - Niçin yaptın? Şunu yapma! Bunu yap! gibi emirler vereceksiniz O'na öyle mi?.. Hâşâ!.. Tevhid ilmini edinmek farz, helâl bulup yemek farz, Allah için yapılan işlere, karşılık beklememek farzdır. İçi dışına uymayan fâsık kişilerle olma. Salih ve düzenli iş edenlere koş. Karışık bir durumda olursan, salih ile nifaklı kişiyi ayırt edemeyecek hâle düşersen Allah'a yalvar. Oturduğun yerden hemen kalk; gece olsa, daha iyi olur. İki rekât namaz kıl, sonra yalvar: - Ya Rabbi, kulların arasında olan salih kişileri bana buldur. Sana varmama delil olanı bana göster. Manevî sofrandan yememe vesile ver. Manevî susuzluğumu, sonsuz denizinden kandıracak zatı bana bildir. O zat gözlerimi, yakınlık nurunla sürmelesin. Taklitçi olmayarak ayan beyan nurunu gördüreni bana haber ver. Ey cemaat! Takvayı terk ettiniz; bu halinizden hemen dönünüz. Takva gönüllere şifa verir. Onu terk, ruhu hasta eder. Kendinizi tevbe etmeye alıştırınız. Tevbe ilâçtır. Günahlar ise mikrop çıkarır.
“İsa Peygamberi (a s.) şöyle anlatırlar: Güzel bir koku aldığı zaman, burnunu tıkar ve: - «Bu, dünyakokusudur,» dermiş. Bu size güzel bir örnektir. Ey zühd iddia edenler, hâlinize bir bakın. Sözünüz ve işiniz, İsapeygamberinkine uyuyor mu? Elbisenize bakılırsa, dünyadan elini çekmiş derviş kılığı var; fakat içinizdünyalık hasreti ve sevgisi ile dopdolu. Bu libasınızı çıkarıp içinizde olanı açığa vursaydınız benim için dahaiyi olurdu. Ve siz, içi başka, dışı başka olmaktan uzak olurdunuz. Dünyalık şeylere karşı kalp zenginliği duyananasibi rahat varır. O kimse dışına desinler için hiçbir şey giymez. Kalbi gerek dünyalık işlere gereksebaşkalarına karşı istiğna duyar. Şu da bir vakıadır. Bizim Peygamberimiz (S.A.), İsa (a s.) ve diğerlerindendaha fazla dünyaya karşı istiğna duyardı. Onun zühdü herkesten daha fazla idi. Herkese yazılmış olanı bilirdi.Ve: - «Dünyanızdan bana üç şey sevdirildi: Güzel koku, kadın ve gözümün nuru namaz,» buyururdu.Dünyalıktan tamamen kalbini almasına rağmen, bunlar kendisine sevdirilmişti. Bunlar İlâhî bilginin geçmişteverdiği hükümdü. Rabbi tarafından verilen bir hisse idi. Almak ve faydalanmak zorunda idi. Yaratanın emrinegöre alır ve yerdi. O'nun emrine uymak, tâat sayılır. Buna benzer şekilde kısmetini alıp yiyen tâat içindedir.Dış cephesi ile dünyaya karışmış dahi olsa ibadet ehli arasındadır.Ey niyeti bozuk, Hakk'a muhatap olmaktasın. Ve O'nu görür gibi konuşmaktasın. Her namazda: - «Yalnız sanakulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz.» (Fatiha/5) Derken anlattığımız gibi yapmaktasın. - «Ya Rabbi,yanımdasın. Ey beni bilen ve bütün hâlime şahit olan, kulluğum sana, yardım talebim senden,» demekistiyorsun. Her zaman Hakk'a hitap ediniz. O'na hitabınız yalnız namaz vaktine inhisar etmesin. O'nunvarlığını hazır bilin; kulluğunuzu o niyetle yapın. Peygamber (S.A.) efendimiz şöyle buyuruyorlar: - «Allah'ıgörür gibi ibadet et; sen O'nu görmesen bile O seni görür.»Ey evlâd! Helâl yiyip içerek kalbini temizle. Rabbini bilirsin. Giydiğini, yediğini ve kalbini temiz tut. Bu yoldaniç âlemi temiz olanlar zümresine dâhil olabilirsin. Tasavvuf, safâdan gelir. Suf (kalın yün elbise) giymektengelmez. Tam mânası ile sofi olan, kalbini Allah sevgisi ile doldurur. Başka sevgilere yer vermez. Bu hâl birbaşka hâldir. Kolay elde edilecek cinsten değildir. Elbise değiştirmekle ve renk sarartmakla olmaz. Omuzeğmek, bu hâli veremez. Geçmiş büyüklerin hikâyesini dil gürültüsü ile anlatmak bu hâle vardıramaz.Parmak aralarına tesbih almak insanı o yola götüremez. O yola ileten şey, sadık kalple Allah'ı aramakla olur.Allah'ın size gönderdiği peygambere iyi bağlanınız. Ona bağlılığınız doğru olsun. O'na bağlılık, getirdiklerineuymakla olur. Peygamberin emirlerini ne kadar iyi yaparsanız uymanız o kadar iyi olur. Dünyadapeygamberin sözlerini tutup yaptığı işleri yaparsanız öbür âleme göçtüğünüzde ona arkadaş olursunuz.Allahü Teâlâ'nın şu yüce kelâmını duymadınız mı? - «Peygamberin size yapmanız için getirdiği şeyi alınız;yasak ettiği şeylerden kendinizi çekiniz.» (Haşr/7) Peygamberin emirlerini tutunuz. Yasak ettiği şeylerdenberi durunuz. Bunu yaptığınız takdirde, Rabbinize yakınlık kazanmış olursunuz. Dünyada kalbinizle yakınolursunuz. Öbür âlemde ise, varlığınız ve cesedinizle yakınlık duyarsınız.
Abdülkadir Geylani sohbetleri 24 / Kerem Önder