Podcasts about bundan

  • 241PODCASTS
  • 1,074EPISODES
  • 20mAVG DURATION
  • 1WEEKLY EPISODE
  • Jun 10, 2026LATEST

POPULARITY

20192020202120222023202420252026

Categories



Best podcasts about bundan

Show all podcasts related to bundan

Latest podcast episodes about bundan

Yeni Şafak Podcast
Ali Saydam - Kazananı olmayan oyun…

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Jun 10, 2026 6:52


Bir kuruluşun (devlet, şirket, herhangi bir organizasyon), hatta kişinin kendisi için saptadığı, sahip çıktığı varoluş nedeni, onun tüm süreçlerini belirler. Ancak, o takdirde kurum, kişi ve/veya marka kalıcı bir süreklilik yakalayabiliyor. Bundan yıllar önce “CHP denince aklınıza ne geliyor?” diye seçmen kitlelerine sorduklarında şu tür yanıtlar alınırdı: “Atatürk'ün kurduğu parti”, “Cumhuriyeti inşa etmiş olan parti”, “Özgürlüklerden yana, sosyal demokrat bir parti”…

Yeni Şafak Podcast
Yasin Aktay-Kurbanın taşıdığı medeniyet: Türkiye'den dünyanın mazlum coğrafyalarına

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later May 31, 2026 6:08


Yeni Türkiye'nin en büyük meziyetlerinden biri de sadece kendi sınırlarına gömülmüş, dünyanın başka köşelerinde yaşananlara kayıtsız, sadece kendi çıkarlarını düşünüp geri kalan dünyadan kendini soyutlamış olmayışı. Bütün uluslararası ilişkiler söylemi, hatta bütün bir millilik veya ulusalcılık söylemleri nesillerimizin zihnine bunu kazıyıp durdu. Bundan diğerkâmlıktan eser olmayan merhametsiz, seküler, dünyevi, bencil bir karakter çıkar.

Kerem Önder
Kendini ve aileni gelen felaketten koru? - Tahrim 6-7 tefsiri / Kerem Önder

Kerem Önder

Play Episode Listen Later May 29, 2026 60:33


“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.O ateşin başında gayet katı, çetin, Allah'ın kendilerine verdiği emirlere karşı gelmeyen ve kendilerineemredilen şeyi yapan melekler vardır.” Tahrim 6“Ey inkâr edenler! Bu gün özür dilemeyin! Siz ancak yapmakta olduklarınızın karşılığını görüyorsunuz.” 7Dünyadaki ateşler taşı yakamaz. Cehennem ateşi nasıl bir ateş ki yakıtı insan ve taş?“Keşşâfda, bu ifadeye, "Günahları terkedip, taatları yapmak ve ailenizi, kendinizi sorumlu tuttuğunuzşeylerle sorumlu tutmanız suretiyle, koruyun" manası verilmiştir. Yine bu ifadeye, "Kendinizi, nefsinizidavet ettiği şeylerden koruyun. Çünkü nefis, size kötü şeyleri emreder" manası verilmiştir."Bu ateşin başında iri gövdeli, sert tabiatlı melekler vardır." Cenâb-ı Hakk bu ifadeyle, on dokuzzebânî (cehennem bekçisi melek) ile onların yardımcılarını kastetmiştir. Bunlar, alabildiğine büyük, haşin vesert meleklerdir. Onların bu şekilde yaratılmış olmaları yadırganacak bir şey değildir. Yahut da onlar, Allah'ındüşmanlarına karşı, alabildiğine şiddetli, Allah dostlarına karşı alabildiğine merhametli oldukları için,hilkatlerinde değil de işlerinde böyle serttirler. Nitekim Hak teâlâ (mü'minleri vasfederken), "(Onlar),kâfirlere karşı alabildiğine sert; birbirlerine karşı ise son derece merhametlidirler" (Fetih 29) buyurmuştur.Ayetteki, "Ne emrolundular ise onu yaparlar" ifadesi. işin gerektirdiği ortamdan ötürü onların, çok çetin vesert olduklarına delâlet eder. Çünkü onlar Allah'ın emirlerini yerine getirme ve düşmanlarından intikamalma hususunda asla şefkatli davranmazlar. Burada, meleklerin, âhirette, Allahü teâlâ'nın emir ve yasaklarıile mükellef olmaya devam ettiklerine bir işaret vardır. Çünkü onlardan sâdır olacak isyan. Allah'ın emir veyasağına muhalefet olur."Ey kâfirler, bugün özür dilemeyin" buyurmuştur ki bu, "Onlara, "Bugün mazeret beyan etmeyin" denilecek"takdirindedir. Çünkü mazeret beyan atmek, tevbe etmek demektir. Tevbe ise, cehenneme girdikten sonra,artık makbul değildir. Binâenaleyh mazeret beyan etmek, onlara bir fayda vermez. yani, "Sizin yapmışolduğunuz o kötü amelleriniz, hikmet-i ilahiyye gereği size bu azabı gerekli kılmıştır."Allahü teâlâ, "Eğer yapamazsanız, ki kesinlikle yapamayacaksınız, o halde yakıtı insanlar ve taşlar olan oateşten korununuz. Zira o, kâfirler için hazırlanmıştır" (Bakara, 24) buyurarak, cehennemin kâfirler içinyaratıldığını bildirmiştir. Öyleyse burada, mü'minlere böyle hitap etmesinin hikmeti nedir? Deriz ki:Fasıkların derekeleri, kâfirlerin derekelerinin üstündedir. Çünkü fasıklar da kâfirlerle birlikte, aynı yerde,yani cehennemdedirler. Bundan dolayı mü'minlere, "Bu ateşin kendileri için hazırlandığı kimselerlebirlikte olmamanız için, fısk-ı fücurdan (günahtan) alabildiğine kaçınmak suretiyle kendinizi bu ateştenkoruyun" denmiştir. Bu hitapla, Cenâb-ı Hakk'ın onlara, mürtedlikten korunmalarını emretmiş olması dauzak bir ihtimal değildir.” RaziAli (radıyallahü anh), Katade ve Mücahid şöyle demişlerdir: Yaptığınız işlerle kendinizi koruyunuz, onlarayapacağınız tavsiyelerle de aile halkınızı koruyunuz.el-Kuşeyrî'nin zikrettiğine göre bu âyet-i kerîme nazil olunca, Ömer (radıyallahü anh) şöyle demiş:Ey Allah'ın Rasûlü! Haydi kendimizi koruduk diyelim. Peki aile halkımıza ne yapabiliriz?' Peygamber şöylebuyurdu: "Allah'ın size yasakladığı şeylerden onları alıkoyarsınız, Allah'ın emrettiklerini onlara daemredersiniz.""Sen aile halkına namazı emret, kendin de sabırla ona devam et" (Taha, 20/132)"Önce yakın akrabanı uyar." (eş-Şuara, 26/214)"Çocuklarınıza yedi yaşında namaz kılmalarını emrediniz. (Kılmazlarsa) on yaşında onları (hafifçe)dövünüz ve yataklarını birbirinden ayırınız." Ebû Dâvûd, I, 133; Hâkim“Hepiniz çobansınız ve hepiniz sürüsünden sorumludur. İnsanların başındaki İmâm (İslâm devletininyöneticisi) bir çobandır ve o, onlardan sorumludur. Adam aile halkı üzerinde bir çobandır ve onlardansorumludur."

Kerem Önder
Abdülkadir Geylani sohbetleri 29 / Kerem Önder

Kerem Önder

Play Episode Listen Later May 28, 2026 51:22


“Peygamber (s.a.v) Efendimiz şöyle buyurur: “İslâm dinini kabul etmiş biri, herhangi bir şahsa zenginliği için saygı gösterirse dininin üçte ikisi gider.” Ey münafıklar, bu yüce kelamı işitiniz. Bu hadîs-i şerifte belirtilen saygı, sadece önünden kalkmak mânasını taşır. Ya orucunu, namazını ve haccını zengin kişiler için yaparsa ne olur? Ya akşam sabah o zenginlerin eteğini öpen dindarlara (!) ne buyrulur?Dünyadan bol nasip alıp onunla meşgul olana bakma. Elinde maddî varlık taşıyana göz atma. Senin bakışların onun içine ağırlık verir. Her bakışında elimde olanı alacak diye çekinir, ruh sıkıntısına düşer, ayrıca onu üzüntüye soktuğun için hata etmiş olursun.Seni Hak doyurur. Kalbini ve sırrını da nurla doldurur. Kapısı önünde oturtur, zikir, ülfet hâlleri ile zengin kılar. Yakınlığı sayesinde kimseden bir şey talep etmez olursun.Ve sen ey Hakk'a kulluk eden, halbuki kalbin kullara bağlı. Onlardan bir şeyler bekliyor, herhangi bir isteğini vermezler diye korkuyorsun. Dıştan Allah içinmiş gibi görülen kulluğun, içten halk için oluyor. Her arzun ve çaban, kulların elindekine göre. Onların elinde bulunan saman çöpü kadar kıymetsiz şeylere tenezzül ediyorsun. Onların övmesini, yüceltmesini bekliyorsun. Onların kötülemesinden ve seni bırakıp gitmesinden çekiniyorsun. Elindekini alırlar diye titriyorsun. Onlardan alacağın bir şey için, sabahlara kadar uykunu kaçırıyorsun. Ümitlerini o kadar uzatıyorsun ki, hile yapmaya mecbur kalıyorsun. Kapılarına gittiğin zaman, içinden gelmediği hâlde ince ve yumuşak konuşuyorsun. Sebebi; sana bir şeyler versinler. Yazık sana, için bozuk olmuş. Hep gösteriş peşindesin; din yoluna girişin babadan kalma gibi. Kendini İslâm'ın emirlerine veremiyorsun.İsa (a.s) Peygamber ve şeytan arasında geçen şöyle bir konuşma anlatırlar. İsa (a.s.): “Halktan en çok kimi seversin?” diye sorunca şeytandan şu cevabı almıştı: “İmanlı olmakla beraber cimri olanı.” Bundan sonra sevmediği kimseyi sordu: “Cömert olan fâsık kişiyi sevmem.” cevabını aldı. Bunun sebebini sordu. Şeytan onu da şöyle anlattı: “İmanlı cimri, bir gün cimriliği sonunda imanını kaybedebilir; fâsık kişi ise, cömertliği yüzünden iyilere katılabilir.” Dünya ile yalnız dünya için meşgul ol. Çalışmak, kazanmak iyidir. Çünkü Hakk'a kulluk için yardımcı olur. Ama sen, bu iyiliği unuttun. Bütün servetini günah işlemekte harcadın. Çalışmak için namazı ve diğer hayırlı işleri bıraktın. Malın zekâtını vermedin. Daima isyan bayrağı çektin. Kulluk yolunu tutmadın. Çalışman, yol kesicilik gibi bir şey. Yakında ölüm gelir. Onun gelişi iman sahibini sevindirir, küfür ehlini ürkütür, münafıkları korkutur. Peygamber (s.a.v) Efendimiz şöyle buyurur:“İman sahibi öldüğü zaman, Mevlâ'sının iyiliklerini görür; yaptığı iyi işlerin karşılığını seyre dalar. ‘Ah, dünyada biraz daha kalsaydım; hayır işlerimi artırsaydım' der.”Peygamber (s.a.v) Efendimiz; “Bu iki göz zina eder.” buyurur. Gözün zinası harama bakmaktır. Gözlerin günde kaç defa zina ediyor, biliyor musun? Kadınlara ve çocuklara kötülükle bakıyorsun. Allah Teâlâ'nın şu kelâmını işitmedin mi: “İman sahiplerine söyle; gözlerini çevirsinler. (Harama bakmasınlar)” (En-Nûr, 24/30) Ey çaresiz, sabırlı ol. Dünyanın çaresizliği çabuk geçer. Büyük Peygamberimiz (s.a.v), Hz. Âişe'ye şöyle buyurdu: “Yâ Âişe, dünyanın acılığını, âhiretin iyiliği için iç.” Çalış, geçmişte verilen hükme güvenme; orada isminin hangi defterde yazıldığını bilemezsin. Şaki veya said olduğunu göremezsin. Bu sır, ilâhî bilgi hazinesinde saklıdır; karışma, karışacak olursan dinden çıkarsın. Çalış, yapacağın işler acı gelse de yap. Geçmişte verilen hüküm, seni ilgilendirmesin. Yapacağın işlere bak. O derin bilgiyi ne sen ne de başkası bilir. Buna kader bahsi denir. Kader ilmini ne sen tam bilirsin ne de başkaları.Zavallı, nefsinin perişanlığına ağla. Bir çocuğun ölse, kıyamet kopmuş gibi göz yaşı akıtırsın.

Yeni Şafak Podcast
Gökhan Özcan-İnsan… Ne meçhul ne malûm!

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later May 24, 2026 4:55


Bazen başkalarının bizi hiç anlamadığını düşünüp üzülüyoruz. Bundan kastımız bizi bizim içimizden geçirdiğimiz gibi anlamadıkları aslında. Bu duruma içerlerken, aslında imkânsız bir şeyi istediğimizi pek düşünemiyoruz.

Maksat 114
Bu Ayet ve Hadisleri Yanlış Anlıyoruz.

Maksat 114

Play Episode Listen Later May 20, 2026 4:08


“Güneş kendi yörüngesinde akıp gider.”Bundan 400 yıl öncesine kadar umum müslümanlarca bu ayet, güneşin dünyanın etrafında döndüğüne delil olarak gösteriliyordu.Veya bir kısım insanlar “O, sizin için yeryüzünü bir döşek kıldı” ayetini dünyanın düz olduğuna delil olarak getiriyordu.Diğer yandan, hadislerde de, deccalin bina boyunda olduğu ve dünyanın bir öküz ile balık üzerinde durduğu ifade ediliyor.Peki, asıl amacı insanları hidayete erdirmek ve doğru yolu göstermek olan bu metinler neden bu tarz ifadeleri tercih ederek anlayışı zorlaştırıp insanları açıkça yanılgıya itiyor?Gelin, bu ifadelerin ardındaki mantık örgüsünü ve hakikatin neden bazen metaforlara ihtiyaç duyduğunu birlikte inceleyelim.#deccal #bilim #kuran #hadis 0:00 Intro0:51 Kelamın Dört Filtresi ve Birinci Filtre (Sözün Maksadı)3:31 Sözün Muhatabı5:15 Mecaz Ve Gerçek Ayrımı7:03 İlgili Rivayetler10:03 Son

Mevlana Takvimi
MİSAFİRLİK ÜÇ GÜNDÜR-12 MAYIS 2026-MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later May 12, 2026 2:46


Efendimiz (s.a.v.)'in bizlere vasiyetlerinden biri; din kardeşimizin veya yakınımızın yanında fazla ikâmet etmememiz, uzun ziyaretlerimizle onu sıkmamamız, hal ve hatırını sorduktan sonra süratle oradan ayrılmaya çalışmamızdır. Yanında misafir kalmamızı ısrarla isterse, onu gücendirmemek üzere yanında ancak bir gece kalmamız, sabah olunca da ev sahibinden izin alarak ayrılmamız buyurulmaktadır. Şayet ev sahibi yanında kalmamızı isterse ve bu isteğinde bizi zorlarsa, gönlümüzde ve nefsimizde bu ısrarın kalbî ve doğrulukla yapıldığı kanaati uyanırsa, orada huzur içinde kalabiliriz. İçimizde aksine bir duygu doğarsa, kendisi bu ayrılığı kâbul etmese dahî, oradan izin alıp ayrılmamız icâb etmektedir. Özellikle ev sahibimiz oturduğu kasabanın tanınmış, eli açık ve birçok insanın ziyaret edip yanında yatıp kalktığı kimseyse, yanında çok kalmamalıyız. Çünkü ikrâm ve bağıştan kendisine usanç geleceği gibi, sonunda kendisini insanların gözünden saklamaya çalışacağı veya o kasabadan ayrılmak zorunda kalacağı bilinmelidir. Ziyaretlerini kısa ve hafif yapanların, Allâh (c.c.)'un rahmetine kavuşacaklarını Efendimiz (s.a.v.) buyurmuşlar ve bu yönü haber vermişlerdir. “Allâh (c.c.)'a ve âhiret gününe imân edenler, misafirini bir gece ve gündüz mükâfatlandırmalıdır. Misafirlik üç gündür. Bundan fazlası sadakadır. Bir misafirin ev sahibini sıkacak kadar kalması helâl sayılmaz." (Buharî) Hafız Münzirî (rh.a) şöyle der: "Bilginlerin yukarıda anlatılan hadîs üzerinde iki ayrı düşüncesi vardır. Bunlardan birincisi; kişi, başka yere giden yolcu misafirlere bir gün ve gece yiyecek ve içeceğini verir. Kalıcı misafirleri ise üç gün misafir eder. İkinci düşünce; kişi misafiri karşılayıp yedirip doyurduktan sonra ona yolluk olarak bir gün bir gecelik yiyeceğini yererek uğurlar." (İmâm Şarani, Büyük Ahidler, s.942-944)

Mevlana Takvimi
ÖFKE HALİNDE VERİLEN KARARLAR-06 MAYIS 2026-MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later May 6, 2026 2:31


Allâh Resulü (s.a.v.) bir hadisinde şöyle buyuruyor: "Hiçbir hâkim öfkeli iken iki kişi arasında hüküm vermesin." (Buhârî) Böyle bir durumda davayı ertelesin veya ara verip sonra devam etsin. Hadiste hâkimden kasıt herhangi iki kişi arasında hüküm verendir. Dolayısıyla bir öğretmen, usta ve baba, bu hükme tabidir. O hâlde çocukların, himaye/eğitim altındaki kişilerin ve zayıf insanların suç işlemesi hâlinde, denetimlerinden sorumlu olan kişilerin öfkeli iken bunları cezalandırmaması gerekir. Aksi takdirde zulmetme ihtimalleri artar ve bundan sorumlu olurlar. Öfke gittikten sonra düşünüp sağlıklı karar vermeliler. Vereceğimiz kararın Allâh ve Resulü tarafından hesabının alınacağı unutulmamalı ve suçluyu cezalandırma durumunda da ihtiyatlı olmamız gerekir.Öfkeliyken boşama, içi mermi dolu bir silaha benzer. Nasıl ki şaka yollu veya öfkeliyken silahın tetiğinin çekilmesi hâlinde silahtan ateş çıkıyorsa aynı şekilde öfke hâlinde boşama da geçerli olur. Bundan dolayı her iki silahı da kontrollü bir şekilde kullanmak gerekir. Öfkeliyken ceza kesmekten uzak durmak gerektiğini daha önce belirttik. Özellikle anne babanın bu konuda dikkatli olması gerekir. Açıkça şuna da dikkat çekmemiz yerinde olacaktır: Bazı öğretmenler öğrencileri sorgusuz sualsiz dövme hakkına sahip olduklarını düşünmektedirler. Öğrenciler küçük olduğu için bir şey diyemiyorlar. Anne babaları ise tedip amacıyla uydurulan "Eti senin kemiği benim" lafını dile getirirler. Hâlbuki bu kâbul edilecek bir durum değildir. Çünkü davacısı olmayan hakların davası, kıyamet günü Allâh ve onun Resulü tarafından açılacaktır. Bir hakim, zimmî bir kâfire bile haksızlık yapacak olsa onun hakkı kıyamet günü alınacaktır. (Derleme)

Mevlana Takvimi
CENNET'TEKİ NİMETLER NASIL OLACAK?-03 MAYIS 2026-MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later May 3, 2026 2:34


Cennet ehlinin içinde yaşayacağı nimetleri hiç kimsenin nitelendirmeye gücü yetmez. Zira Resûlullâh (s.a.v)'in bildirdiği gibi Cennet'te gözlerin görmediği, kulakların duymadığı ve insanın kalbinden geçmediği güzellikte nimetler vardır. Orada bulunan her şey Allâh (c.c.)'un kudretinin eseridir. Adet olduğu üzere dilin oluşması için manadan önce eşyanın var olması gerekir. Var olmayan bir nesnenin kelimesi olmaz. Çünkü önce eşyanın zihinde bir formunun olması gerekir. Bundan sonra o eşya için bir isim icât edilir. Ortaya çıkarılan bütün modern bilimsel icâtların ilk anda dünyanın hiçbir dilinde karşılığı yoktu. Ancak icât edildikten sonra dil bilginleri bir araya gelerek ona bir isim verdiler. Bir insana hiç görmediği bir nesnenin ismini öğretmek istediğin zaman, onun anlayabilmesi için o nesneyi bir başka eşyaya benzeterek misâl vermen gerekir. Meselâ dersin ki "top gibi" veya "silindir gibi" yahut "sandık gibi". Bir nesne bilinmez olduğu sürece aklın onu idrâk edebilmesi için bilinen bir nesneye benzetmek zorundasın. Şayet bilinen bir nesneye benzetmez isen, insan aklı onu idrâk etmekten aciz kalacaktır. Bu noktadan hareketle bize göre Cennet nimetleri meçhuldür. Dolayısıyla onlar hakkında bir bilgimiz yoktur. Cennet nimetleri bizim gücümüzün ve tasavvurumuzun çok üzerindedir. Bu nimetler Allâh (c.c.)'un kudretinin eserleridir. Bu nedenle Allâh (c.c.) bizlere Cennet hakkında konuşmak istediğinde, dünyada bulunan nimetleri misâl olarak göstermektedir. Bu misâller yalnızca takrib (konuya açıklık getirmek) içindir. Ancak bu bize Cennet'teki nimetlerin gerçek suretini vermemektedir. (Muhammed Mütevelli Şaravî, Kuran'da Kıyâmet Sahneleri, s.185)

Yeni Şafak Podcast
Hayreddin Karaman-Müslüman ve fıkıh mezhepleri

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Apr 26, 2026 5:57


Bundan önceki yazımda İbnü'l-Hümâm'ın, konumuzla ilgili görüşünü yazmıştım. Okuyucu haklı olarak “acaba bu İbnü'l-Hümâm kim, Hanefî mezhebi içinde ve genel olarak ulemaya göre yeri ve değeri nedir” diye düşünmüşlerdir. Bunu da açıklamak için bir sayfa yazmıştım, nasıl oldu bilmiyorum; gazeteye gönderirken bu kısım burada kalmış, şimdi, TDV İslam Ansiklopedisindeki Sayın Ferhat Koca'nın güzel maddesinden, bir sayfa olmasa da birkaç satır yazdıktan sonra İbn Abdüsselam'a geçelim.

Mevlana Takvimi
İNSANOĞLUNUN DÜŞMANLARI-22 NİSAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Apr 22, 2026 2:24


Ehl-i tasavvuf şöyle demiştir: "Birisi zahir, birisi de bâtın olmak üzere, senin iki düşmanın vardır. Sen bunların her ikisiyle de savaşmakla emrolundun. Cenâb-ı Hâkk zahir (görünen) düşman hakkında "Allâh (c.c.)'a inanmayanlarla savaşın" (Tevbe s. 29); batın (görünmeyen) düşman hakkında da, "Şeytan sizin bir düşmanınızdır. Onun için siz de onu bir düşman tutun" (Fâtır s. 6) buyurmuştur. Sanki Cenâb-ı Hâkk, bu ayetlerle şöyle demek istemiştir: Zahirî düşmanınızla savaştığında, senin yardımcın mutlak hükümran olan Allâh (c.c.) olur. Nitekim Cenâb-ı Allâh, "Râbbiniz size nişanlı beşbin melekle imdat edecektir." (Al-i imran s. 125) buyurur. Batınî düşmanınla savaştığında da senin yardımcın, yine mutlak hükümran olan Allâh (c.c.)'dur. Nitekim Cenâb-ı Hâkk, "Benim gerçek kullarım (var ya) Senin onlar üzerinde hiçbir hâkimiyetin yoktur." (İsrâ s. 65) buyurur. Keza, gizli düşmanla savaşmak açık düşmanla savaşmaktan daha önemlidir. Çünkü açık (zahirî) düşman eğer bir fırsatını bulursa, seninle dünya malı hususunda savaşır. Gizli (bâtınî) düşman ise, fırsatını bulursa din ve kesin hakikat bilgisi hususunda savaşır. Aynı şekilde, açık düşman bize galip gelse de yine ecrimizi alırız. Ama gizli düşman bize galip gelirse, o zaman fitneye düşeriz. Bunun gibi, açık düşmanın öldürdüğü kimse şehit olur, gizli düşmanın öldürdüğü kimse ise Allâh (c.c.)'un râhmetinden uzaklaştırılır. Bundan dolayı gizli düşmanın şerrinden kaçınmak daha evlâdır. Bu da ancak kişinin kalbi ve diliyle "Euzü billahi mine'şşeytani'r-racim" demesiyle olur. (Fahruddîn Er-Râzî, Tefsîr-i Kebîr Mefâtîhu'l-Ğayb, c.1, s.124)

Hardware Plus - HWP - Türkiye'nin Teknoloji Satın Alma Rehberi

Cuma Raporu #409 podcastimizde, geçtiğimiz haftanın öne çıkan haberlerini derledik. Bakalım neler olmuş?Cuma Raporu #409 zaman çizelgesi:00:00 Giriş, Dünya ve Türkiye Gündemi00:17 Türkiye'de 5G uygulaması başladı21:52 Uluslararası Basın Enstitüsü'nden Google CEO'su Sundar Pinchai'ye açık mektup24:11 Oracle'ın 30 bin çalışanı işten çıkarılacağını sabah gelen mesajla öğrendi: Hisseler işçi kıyımı haberiyle sert yükseldi25:50 UEFA 21 Yaş Altı Avrupa Şampiyonası Elemeleri'nde oynanan İsrail - Bosna Hersek karşılaşması öncesi seremonide yaşanan protesto gündem oldu. Budapeşte de oynandı maç38:56 ABD/İsrail - İran savaşı39:12 İran Devrim Muhafızları Google, Apple, IBM, Tesla dahil 18 şirketi hedef alacak40:29 Apple Hindistan üretimi sayesinde savaşın etkilerini en aza indirdi! İşte rapor!41:21 Xiaomi 12 güncelleme desteği bitti! Bundan sonra ne olacak?41:50 e-Devlet üzerinden operatör değişikliği yapılabilecek! İşte yeni düzenleme!43:24 İstenmeyen SMS ve çağrılara son! BTK 0850'li numaralara kısıtlama getiriyor.45:51 Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı, Roblox yetkilileriyle buluştu! Roblox yasağı kalkıyor mu?47:50 Nothing Phone 4a serisi Türkiye'de satışa çıktı! İşte fiyatı ve özellikleri!50:59 Honor X80i resmen tanıtıldı! İşte fiyatı ve özellikleri!53:38 Mart 2026 Türkiye'de en çok satılan elektrikli araçlar belli oldu! Birinci kim?

Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin

Herkesin hayatında “keşke o yaşta kalsaydım” dediği bir dönem vardır… Peki gerçekten en güzel yaş hangisi? Bu bölümde çocukluktan başlayıp 60 ve sonrasına kadar tüm yaşları tek tek konuşuyoruz. Hangi yaşta neyi yaşadık, neyi kaçırdık, neleri büyüttük? Ve en önemlisi: Bundan sonra bizi ne bekliyor? Belki de en güzel yaş tam da içinde olduğumuz yaştır… Show Notes Sponsor Find your ideal Turkish teacher on italki: https://go.italki.com/turkish3 Use the code TURKISH3 for 5€ off on your first lesson (of at least 10€) Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Transcript Intro Emin: [0:15] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin, bugünkü bölümümüzde Ömer'le beraberiz. Nasılsın Ömer? Ömer: [0:24] Teşekkür ederim Emin, iyiyim. Sen nasılsın? Emin: [0:26] Ben de iyiyim. Koca bir ramazan ayını ve Ramazan Bayramı'nı geride bıraktık. Düşüncelerin neler? Ömer: [0:34] Düşüncelerim neler? Güzel. Bayramı da atlattık dediğin gibi. Ziyaretlerimizi yaptık. Güzel. Yani yetti ramazan otuz gün. Yetiyor insana. Emin: [0:43] Ramazan kırk beş gün olsa fazla olurmuş değil mi? Ömer: [0:45] Ramazan kırk beş gün olsa oldukça fazla olurmuş. Emin: [0:50] Teşekkürler Rabb'im. En güzel yaş kaç? Emin: [0:53] Evet, biliyorsun 30 oldum artık. Sen de 29'un sonlarındasın artık. İkimiz de 30'uz diyebiliriz bence. Ömer: [1:01] Evet. Emin: [1:02] Biraz da burada artık 30 yıllık hayatımızda değerlendireceğimiz bir konu olacak Ömer'le beraber: En güzel yaş. Bunu kararlaştıracağız Ömer'le beraber bugün. Ömer: [1:11] Evet, umuyorum ki daha deneyimleyeceğimiz yaş sayısı deneyimlediğimizden fazladır. Emin: [1:18] Evet, sağlıkla diyelim. O da önemli. Ömer: [1:22] Amin, amin, aynen öyle. Emin: [1:24] Evet, tabii ki şu ana kadar değerlendirebileceğimiz yaş sayısı bizim 30 adet. Hatta ilk üçünü saymazsak hatırlamadığımız için... 27 adet yaş deneyimleyeceğiz. Diğer yaşları birazcık daha tabii ki tahmin etmek zorundayız. Evet, şu zamana kadarki hayatında diyelim o zaman Ömer, en güzel yaşın hangisiydi? Ömer: [1:43] Ooo... Yani direkt böyle zor oldu. En güzel yaşım hangisiydi? Herhâlde üniversite zamanlarım. Yani böyle bir 19-20-21 yaşlar falan... Oralar güzeldi sanki. Emin: [1:56] Evet. Ömer: [1:57] Ama tabii geniş geniş konuşacağız. Çok dezavantajı da var bazı açılardan. İnsan yaş aldıkça görüyor bunları. Ama hani genel verdiği hissiyat bakımından güzeldi. Senin? Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership

NTVRadyo
Pencere - Bayram Özel - Z kuşağı neden doğmadığı yılları özlüyor?

NTVRadyo

Play Episode Listen Later Mar 23, 2026 17:28


Mor Alev MESAJLAR
2026 İlkbahar Ekinoksu ve Yeni Başlangıçlar Meditasyonu

Mor Alev MESAJLAR

Play Episode Listen Later Mar 20, 2026 25:48


2026 İlkbahar Ekinoksunun diğer yıllardan ayrılan özelliği, çok güçlü Sabian sembolü, ekinoks tarihi ve Yeni Başlangıçlar Meditasyonu bu paylaşımda. Bugün dengelenin, niyetlerinizi tazeleyin ve bu müthiş yılın koşusunun başlangıç atışını içinizde hissedin. Yapabilirsiniz Bilge Baykuşlar, içinizden ne geçiyorsa başarabilirsiniz. Bundan böyle rüzgar arkanızda!00:00:00 - Ekinoks Nedir ve 2026 İlkbahar Ekinoksunun Getirdikleri00:11:30 - Yeni Başlangıçlar MeditasyonuSezon 4 Bölüm 172Dinlemek yerine okumak ya da enerjisi mesaja uygun, özenle seçilmiş görselleri görmek, bahsedilen bağlantılara ulaşmak için https://moralev.com/Meditasyonlar, yöntemler ve zamansız makaleler için https://moralev.com/Mor Alev'i Instagram'dan takip etmek için: ⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠https://www.instagram.com/moralev1111/

Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin

Emin ve Ömer bu bölümde, baba olmanın onları nasıl değiştirdiğini ve en çok neye şaşırdıklarını konuşuyor. Baba olmak düşündükleri gibi miydi? Yoksa onları hiç beklemedikleri bir şekilde mi dönüştürdü? Hazırsanız, iki taze babadan samimi ve içten bir bölüm sizi bekliyor. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Show Notes Sponsor Find your ideal Turkish teacher on italki: https://go.italki.com/turkish2 Use the code EASYTURKISH2026 for 5€ off on your first lesson (of at least 10€) Transcript Intro Emin: [0:15] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin. Bugünkü bölümümüzde Ömer'le beraberiz. Nasılsın Ömer? Ömer: [0:24] Teşekkür ederim Emin. İyiyim. Sen nasılsın? Emin: [0:27] Ben de iyiyim. Nasıl gidiyor ramazan? Ömer: [0:29] Çok şükür bir haftayı devirdik. %23'lere tekabül ediyor. Yaptığım hesaplamalar neticesinde bu sonuca ulaştım. Emin: [0:36] Evet. Ömer: [0:37] Güzel gidiyor. Geçen hafta konuşmuştuk. Kış ramazanı, yaz ramazanından sonra çıtır geliyor. Sadece son saatlerde bir böyle acıkma falan hissediyorum. Güzel. Ben memnunum ramazandan. Sen? Emin: [0:49] Evet ben de. Bundan önceki ramazanlar hep böyle baş ağrısı, açlık, susuzluk ekseninde geçerdi. Bu seneki ramazan çok daha rahat geçiyor. Tabii bunda ramazanın kışa denk gelmesinin de çok büyük bir payı var. Ömer: [1:02] Evet, evet. Tabii ki. Çünkü günler uzun olunca uzun oruç, kısa olunca kısa oruç tutuluyor. Ve dediğin gibi kışın çok daha rahat. Dışarıda olduğumuz zamansarf ettiğimiz efor daha az oluyor, soğuk havalarda. Sıcak havalarda daha bunaltıcı ve su kaybı meydana geliyor. Kış ramazanı iyidir abi. Ben şu an memnunum. Yıllar süren yaz ramazanından sonra şu an hâlimden memnunum. Emin: [1:25] Böyle emekli olacağımız zamana da böyle yaz ramazanı olur. Orada da bir emekli oluruz. Çok güzel sıyrılmış oluruz. Ömer: [1:32] Aynen ama öğrencilikte de geçen hafta konuştuk herhâlde bunu. Yaz ramazanı başkaydı şimdi o... Emin: [1:37] Evet evet. Ömer: [1:38] Sahura kadar çöplemeler falan başkaydı yani. Emin: [1:40] Aynen öyle. Evet. Taze babamız Ömer. Nasıl gidiyor? Baba olmak: Teoride her şeyi biliyorduk, ya pratikte? Ömer: [1:47] Valla nasıl gidiyor Emin'ciğim... İyi gidiyor çok şükür. Olağan. Yani en azından bir sağlık problemimiz yok çok şükür vesaire... Bunlar insanı çok rahatlatan şeyler. Çünkü kendini ifade edemeyen bir canlı ile karşı karşıyayız. Hani ağladığı zaman aç da olabilir, altı ıslak da olabilir. Gazı da olabilir, başka bir problemi de olabilir. Dolayısıyla şu an herhangi bir sağlık problemiyle vesaire karşılaşmadığımız için memnunuz. Ama, nasıl diyeyim? Çok olumlu duygular yaşatan bir şey insana. Bir yandan da gerginlik ve korku da veriyor bence. Çünkü o küçücük şey, yani onun sorumluluğu bazen psikolojik olarak insanın gerçekten dirayetli olmasını gerektiriyor ve gerektirecek gibi. Yani biz daha... Hani ben en azından yirmi gündür bunu yaşıyorum ama ileride de bu duygunun kaybolacağını çok zannetmiyorum. Onun için böyle bir korku, bir gerginlik de var üzerimde. Emin: [2:39] Evet ben de yaklaşık yüz yirmi gündür yaşıyorum bu hissi. Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership

Kerem Önder
"Kalbi ölüyken dirilttiğimiz kişi?" - En'am 122 tefsiri / Kerem Önder

Kerem Önder

Play Episode Listen Later Feb 28, 2026 49:06


“(Kalbi) ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine, insanlar arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimsenindurumu, hiç, karanlıklar içinde kalmış, bir türlü ondan çıkamamış kimsenin durumu gibi olur mu?İşte kâfirlere, işlemekte oldukları çirkinlikler böyle süslü gösterilmiştir.” (En'am 122)“Ehl-i Me'ânî (Dil bilginleri) şöyle demişlerdir: "Kâfirler, şu ayetlerde, "ölü" olarak tavsîf edilmişlerdir:"(Onlar) diri değil, ölülerdir. Ne zaman dirileceklerini de bilmezler" (Nahl, 21); "Şüphesiz sen (EyMuhammed), ölülere duyuramazsın" (Neml, 80); "Kör ile gören bir olmaz" (Fâtır, 19) ve “Dirilerle ölülerbir olmaz" (Fâtır, 22). Binaenaleyh küfür bir nevi ölüm, kâfirler de "ölüler" kabul edilince, hidayet bir nevî hayat, hidayete erenlerde "diri kimseler" kabul edilmiştir. Küfür (inkâr), bir nevi ölüm kabul edilmiştir. Çünkü o bir cehalet(bilgisizlik)tir ve cehalet şaşkınlık ile durmayı gerektirir. Bundan dolayı küfür, hareketsiz kalmayı gerektirenbir ölüm gibi olmuş olur. Ölen kimse de tıpkı bunun gibi, herhangi bir şeye ulaşıp onu elde edemez. Cahil de,bir çeşit ölü gibidir. Hidayet ise, bir ilim ve basirettir. İlim ve basiret, kurtuluşa erme ve rüşd sebebidir.Kâfirin durumu ayette, "İçinden çıkamaz bir şekilde karanlıklarda kalan kişi gibi mi?" ifadesi ile anlatılmıştır.Âyetteki, “içinden çıkamaz" ifadesinde şu şekilde aklî bir incelik vardır: Bir şey devamlı olarak başka birşeyle birlikte bulunursa, o onun kendisi ve ondan ayrılmayan bir sıfatı gibi olur. Binaenaleyh kâfir devamlıcehalet ve kötü ahlâk karanlıkları içinde olursa, o karanlıklar, sanki kendisinden uzaklaştırılamayan zatı veayrılmaz sıfatları gibi olur. Bu hale düşmekten Allah'a sığınırız. Hem sonra karanlıklar içerisinde kalan kimse,faydasına olan herhangi bir şeye ulaşamaksızın, şaşakalır. Böylece de o kimseye korku, feryâd, acziyyet veorada kala kalma hakim olmuş olur.İbn Abbas şöyle demektedir: "Henüz Hazret-i Hamza'nın iman etmemiş olduğu bir sırada, Ebu Cehil Hazret-iPeygamber'e bir deve tersi, (kığısı) atar.. Derken Hazret-i Hamza, yayı elinde olarak avdan döndüğü birsırada bunu duyar. Bunun üzerine Ebu Cehil'e yönetir ve yayıyla onu sıkıştırarak başına vurmaya başlar.Derken Ebu Cehil ona, "O'nun getirdiği şeyi görmüyor musun? Akıllarımızı hiçe çıkardı; ilahlarımıza sövdü,tenkid etti!" dedi. Bu söze karşılık Hamza, "Siz insanların en beyinsizisiniz; Allah'ı bırakıp taşlaratapıyorsunuz. Ben şehadet ederim ki, eşi benzeri olmayan, bir olan Allah'tan başka bir ilah yoktur! Yineşehadet edirim ki, Hazret-i Muhammed O'nun kulu ve elçisidir" dedi. İşte bu hadise üzerine, bu âyet-ikerime nazil oldu."Mukâtil şöyle demektedir: "Bu âyet, Hazret-i Peygamber ile Ebu Cehil hakkında nazil olmuştur. Bu böyledir,zira Ebu Cehil, "Şerefte Abd-i Menâf oğullan bizi sıkıştırdı; öyle ki biz, aynı gaye uğruna yarışan iki kimse gibiolduk.. Abd-i Menafoğulları, "Bizden, kendisine vahyolunan bir nebî çıktı!" diyorlar. Allah'a yemin olsunki, ona gelen vahiy bize de gelmediği sürece, biz ona inanmayız" der. İşte bunun üzerine bu âyet nazil olur.Cenâb-ı Allah, gerek daha önceki, gerek bundan sonraki ayette bu müzeyyinin sadece kendisi olduğunu açıkolarak belirtmiştir. Daha önce geçmiş olan âyet, "Allah'tan başkasına ibadet edenlere sövmeyin. Sonraonlar da haddi aşarak bilmeksizin Allah'a söverler. Biz her ümmetin yaptıklarını (kendilerine) öylece hoşgösterdik" (En'âm, 108) ayetidir. Sonra gelecek olan ayet de, "Her şehir ve kasabada, oralarıngünahkârlarını, o yerlerde hilekârlık etsinler diye, büyük adamlar yaptık" (En'âm, 123) buyruğudur."İnsanların yaptığı sınavlarda üç yanlış bir doğruya götürür üç günah bir iyiliği siler. Allahın yaptığı sınavda isebir doğru on yanlışı götürür 11 soru soruldu on tanesini yanlış cevap verdin ama bir tanesine doğru cevapverdin Allahın yaptığı sınavda o doğru cevabın on tane yanlışı götürür. Kur'an ayeti şöyle der:

Kerem Önder
Detoks ayı Ramazan? - Mektubat 162 / Kerem Önder

Kerem Önder

Play Episode Listen Later Feb 2, 2026 45:13


162. Bu mektûb, hâce Muhammed Sıddîk-ı Bedahşîye yazılmışdır. Mubârek Ramezân ayının üstünlüğünüve Kur'ân-ı kerîmin bu ayda indirildiğini ve hurma ile iftâr etmenin müstehab olduğunu bildirmekdedir:Allahü teâlânın zâtının şü'ûnâtından biri, kelâm şânıdır. Bu kelâm şânında, zâtın bütün üstünlükleri ve sıfatların bütün şü'ûnları bulunur. Böyle olduğu, önceki mektûblarda bildirilmişdi. Mubârek Ramezân ayında da, bütün iyilikler, bütün bereketler bulunur. Her iyilik, her bereket, Allahü teâlânın zâtından gelmekdedir “teâlâ ve tekaddes” ve Onun şü'ûnlarından hâsıl olmakdadır. Her kusûr, her kötülük de, mahlûkların zâtlarından ve sıfatlarından hâsıl olmakdadır. Nisâ sûresinin yetmişsekizinci âyetinde meâlen, (Sana gelen her güzel şey, Allahü teâlâdan gelmekdedir. Sana gelen her kötülük de, kendindendir) buyuruldu. Bunun için, bu aydaki iyiliklerin, bereketlerin hepsi, Allahü teâlânın zâtındaki üstünlüklerden gelmekdedir. Bu üstünlüklerin hepsi de, kelâm şânında bulunmakdadır. Kur'ân-ı kerîm, bu kelâm şânının hakîkatinin hepsinden hâsıl olmuşdur. Bundan dolayı, bu mubârek ayın, Kur'ân-ı kerîm ile tâm bağlılığı vardır. Çünki, Kur'ân-ı kerîmde bütün üstünlükler bulunmakdadır. Bu ayda da, o üstünlüklerden hâsıl olan bütün iyilikler bulunmakdadır. Bu bağlılıkdan dolayı, Kur'ân-ı kerîm bu ayda nâzil oldu. Bekara sûresinin yüzseksenbeşinci âyetinde meâlen, (Kur'ân-ı kerîm, Ramezân ayında indirildi) buyuruldu. Kadr gecesi bu aydadır. Bu ayın özüdür. Kadr gecesi, çekirdeğin içi gibidir. Ramezân ayı da, kabuğu gibidir. Bunun için, bir kimse, bu ayı saygılı, iyi geçirerek bu ayın iyiliklerine, bereketlerine kavuşursa, bu senesi iyi geçerek, hayrlı ve bereketli olur. Allahü teâlâ, hepimizi bu mubârek ayın iyiliklerine, bereketlerine kavuşdursun. Herbirimize bundan büyük pay versin! Resûlullah “aleyhissalâtü vesselâmü vettehıyye” buyurdu ki, (Oruclu olan kimse, hurma ile iftâr etsin! Çünki hurma bereketlidir). O Server “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem”, hurma ile iftâr ederdi. Hurmanın bereketli olması şöyledir ki, onun ağacına (Nahle) denir. Bu ağacın yaradılışında, topluluk ve adâlet vardır. İnsanın yaradılışı da böyledir. Bunun içindir ki, Peygamberimiz “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” Nahle ağacına, Âdem oğullarının halasıdır dedi. (Halanız olan nahleye saygı gösteriniz! Çünki bu ağaç, Âdem aleyhisselâmın çamurundan kalan artıkdan yaratılmışdır) buyurdu. Görülüyor ki, Nahle, Âdem aleyhisselâmın çamurundan yaratılmışdır. Nahleye bereket buyurması, bunda herşeyin bulunduğu için olsa gerekdir. Bunun için, nahlenin meyvesi olan hurma yinince, insanın parçası, dokusu olur. Böylece hurmada bulunan herşey, insana da aktarılmış olur. Hurmada bulunan sonsuz üstünlükler, bunu yiyende de bulunur. Hurmayı yiyen herkes böyle olur ise de, oruclu kimse, iftâr zemânında, şehvetlerden ve dünyânın geçici zevklerinden temiz olduğu için, hurmadan pekçok istifâde eder. Anlatdığımız fâideleri dahâ tâm ve dahâ olgun olur. O Server “aleyhi minessalevâti efdalühâ ve minettehıyyâti ekmelühâ”, (Mü'minin sahûrunun hurma ile olması ne güzeldir) buyurdu. Bu da belki, hurma insanın dokularına karışınca, insanın hakîkatini temâmladığı içindir. Oruclu iken, böyle şey olmadığı için, bunun karşılığı olarak sahûrda hurma yimenin güzel olduğunu bildirmişdir. Hurma yimek, çeşidli yemekleri yimek gibi fâideli olmakdadır. Hurmanın bu bereketi, kendisinde herşey bulunduğu için, iftâr zemânına kadar insanda kalır. Hurmanın bu fâidesi, ancak islâmiyyete uygun olarak yinildiği, islâmiyyetden kıl ucu kadar ayrılık bulunmadığı zemândır. Tâm fâidesine kavuşmak için, bir ağacın bir meyvesi olarak değil, bildirdiğimiz topluluğunu, bereketini düşünerek yimek lâzımdır. Yalnız bir meyve olarak yinirse, yalnız madde, kalori fâidesi elde edilir. İşin iç yüzü bilinerek yinirse, bereketine kavuşulup, bâtını da besler. Bereketine kavuşmadan yimek kusûr olur. İftârı erken, sahûru geç yapmakda da, bu incelik vardır. Vesselâm.” Rabbani

Mevlana Takvimi
PEYGAMBERLERİN SIFATLARINI BİLİYOR MUYUZ?-29 OCAK 2026-MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Jan 29, 2026 2:56


Peygamberler hakkında ismet, emanet, sıdk, fetanet, tebliğ gibi özellikler vâcip (zorunlu), bunların zıtları olan mâsiyet (günâh), hıyanet, yalan, gaflet, hakikati gizlemek gibi özellikler imkânsız, nefrete yol açacak bütün kusurlardan uzak ve salim oldukları ise tartışmasız bir gerçektir. Fakat peygamberlik makamına ve yüksek derecelerine zarar vermeyen beşerî durumların ve vasıfların onlarda da bulunabileceğinin cevazında şüphe yoktur.Imânın kemal derecesine ulaşabilmesi için, aşağıdaki hususların ayrıntılı olarak delilleriyle bilinmesi gerekir. Yüce peygamberler hakkında zorunlu olan "ismet" ve "emânet", onların görünen ve görünmeyen bütün yönlerinin her türlü günâh ve hıyanetten temiz olması demektir. Yüce peygamberlerimizin hepsi, kibir, haset ve riya gibi rûhî kötülüklerin hepsinden tamamen uzak ve mukaddes oldukları gibi, görünen her türlü yasakları işlemekten korunmuş bulunduklarının, kesin olarak bilinmesi gerekir. İsmet ve emânetin zorunlu, günâh ve hıyanetin imkânsız olmasına aklî delilimiz de şundan ibarettir: Eğer onlar günâh işleyip -hâşâ- doğru yoldan sapmış olsalardı, bizim de bu yola girmekle emrolunmuş olmamız gerekirdi. Çünkü Cenâb-ı Hak bizlere onların kendilerine özgü niteliklerinin dışındaki bütün söz, fiil ve davranışlarına uymamızı emretmiştir. Yüce bir kişiliğe sahip olan peygamberler için zeki (fetanet) ve uyanık olmanın zorunluluğu da çok açıktır. Çünkü zeki olmayıp gaflet içerisinde bulunsalar ümmetlerine delil ortaya koyamazlar ve onlara doğru yola ikna etmek için güzellikle mücadeleye güç yetiremezler. Bu ise kendilerinin gönderilmesindeki "doğru yola iletme" amacına zıt olduğu için, yüce peygamberlik makamına uygun düşmez. Bundan dolayı gaflet ve uyanık olmama vasfının onlar için imkânsız olması gerekir. (Manastırlı İsmail Hakkı, Telhîsu'l-Kelâm fî Berâhîni Akâidi'l-İslam, s.166)

Yeni Şafak Podcast
Taha Kılınç - Endülüs'ten esintiler

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Jan 28, 2026 5:38


İki yakın dostumla birlikte, geçtiğimiz çarşambadan pazara kadar Endülüs'teydim. Kısa yağmur geçişleri dışında mükemmel bir kış havası eşliğinde, bölgenin dört bir yanını gönlümüzce adımladık. Bundan sonra yolu düşecekler için bir seyahat rotası olmak üzere, bazı notlarımı paylaşmak istiyorum:

T24 Podcast
“Terörsüz Türkiye” sürecinde son durum ne? | Şirin Payzın'la Neden?

T24 Podcast

Play Episode Listen Later Jan 22, 2026 49:24


Bundan sonra ne olacak?“Terörsüz Türkiye” sürecinde son durum ne?Suriye'deki çatışma ve anlaşma süreçleri için DEM Parti ne diyor?DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Şirin Payzın'a yorumladı.

Mevlana Takvimi
Mİ'RÂC'IN RÛH VE BEDENLE OLUŞU-14 OCAK 2026-MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Jan 14, 2026 3:12


İmâm-ı Râzi (rh.a.) diyor ki gerçeği araştıran zâtlar buyurmuşlar ki: Cenâb-ı Hakk'ın Hz. Peygamber (s.a.v.)'in rûh vecesedi ile birlikte Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksâ'ya alıpgötürdüğünün delîli Kur'ân-ı Kerîm ve Hadîs-i Şerîfler'dir.Kur'ân-ı Kerîm'de meâlen:“Her türlü eksiklikten münezzeh olan Cenâb-ı Hakk,bir gece kulunu, Hz. Muhammed (s.a.v.)'i alıp Mescid-iHarâm'dan Mescid-i Aksâ'ya götürdü.” (İsra s. 1) buyurulmuştur. Muhakkak ki Âyet'teki abd (kul) sözü, rûhla cismin birleşiminin adıdır. Bundan İsrâ'nın rûh ve bedenle birlikte olduğuanlaşılır.Buna diğer bir delîl de şudur. Meâlen: “Bir kulu namâzkılarken, (onu namâzdan) men eden (adam) gördün müsen?” (Alak s. 9-10) buyurulmuştur. Bu Âyet'teki abd (kul) sözünden maksad, cesedle rûhun toplamı olduğunda şübhe yoktur.Bir de, mealen: “(Bana) şu hakîkatte (vahyedilmiştir).Allâh'ın kulu O'na ibâdet için (namâza kalktığı zamân” (Cins.19) Âyet'inde buyurulan abd (kul) sözünden maksad, rûhla cesedin toplamı olduğunda şübhe yoktur.Bunun gibi “Esrâ bi-abdihî” şerefli sözü de bu mânâdadırve Hz. Peygamber (s.a.v.)'in (Esra bi) yani, “Beni gece alıpgötürdüler ve seyrettirdiler” buyurduklarından da bu mânâanlaşılmaktadır. Olayın bu şekilde olduğu açıktır. Bunun aksinibildiren bir delîl yoktur.Bir de diyorlar ki Hz. Peygamber (s.a.v.), bu İsrâ haberinihalka bildirdiği zamân çok kimseler inanmadı. İmânı zayıf olankimselerden de niceleri eski dînlerine döndüler. Ahmak kimseler de inanmadılar. Eğer İsrâ olayı, rüyâda oldu diye bildirilseidi hiç inanmayan olur muydu. Gidişi de Burak'la olduğu bildirilmiştir. Burak ise cisimleri götürmek içindir. Doğrusunu bilenAllâh (c.c.)'dur.İbnü'l Münir, İsrâ'nın gece oluşu şundandır diyor: Gecenin hâli gündüze göre daha gizlidir. Mü'mînlerin görünmeyene îmân yönünden îmânları artsın diye ve kâfirlerin küfrüziyâdeleşsin diye gece oldu.(İmâm-ı Kastalânî, İlâhi Rahmet, c.2,s. 20-21)

Gerçek gazetesi
Levent Dölek: Gerçekte kaç parti var?

Gerçek gazetesi

Play Episode Listen Later Jan 14, 2026 6:17


Yargıtay her yıl Ocak ve Temmuz aylarında yaptığı gibi siyasi partilerle ilgili verileri açıkladı. Bu verilere göre Türkiye'de 188 siyasi parti faaliyette bulunuyor. Ama siyasi ve sınıfsal açısından bakarsanız 188 rakamını epey bir sadeleştirebilirsiniz. İkiye kadar indirebilirsiniz. Düzen partisi bir tarafta devrimci parti bir tarafta. Düzen partisi demek temel amacı ve işlevi sermayenin hakimiyetine dayanan mevcut kapitalist sistemi korumak olan parti demek. 2023'te Türkiye'nin kaderini çizeceği söylenen bir seçime girdik değil mi? Bir tarafta AKP lideri Tayyip Erdoğan vardı karşısında da CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu! Zafer Partisi üçüncü bir aday olarak Sinan Oğan'ı çıkardı. Bir anda 188 parti üç partiye düştü. İkinci turda Sinan Oğan Erdoğan'a, onu aday gösteren Ümit Özdağ da Kılıçdaroğlu'na katıldı. Sadece ama sadece bizim partimiz Devrimci İşçi Partisi Erdoğan'a da Kılıçdaroğlu'na da oy yok diye çağrı yaptı! Artık iki parti kalmıştı. Ne var ki bunda seçim sistemi böyle mi diyeceğiz? Eğer konu esas olarak iki turlu seçim sistemi olsaydı Sinan Oğan'ın seçimlerden sonra yani turlar bittikten sonra Erdoğan'a katılmasını ama çok daha önemlisi Kılıçdaroğlu'nun bugün fiilen Erdoğan'ın safına geçmiş olmasını nasıl açıklarız?Kılıçdaroğlu sattı diyelim, peki ya onun yerine geçen Özgür Özel? 2024 yerel seçimlerine CHP'nin başında gitti ve AKP'yi yendi. Madem yendi neden yerden kaldırmak için normalleşme sürecine dahil olup, erken seçim için bastırmak yerine önemli olan ekonomiyi düzeltmek diyerek İngiliz Mehmet'in işçi düşmanı Orta Vadeli Programı'na kredi açtı? Zaten Erdoğan'ı rasyonel politikalardan sapmakla suçlayan CHP'nin ekonomi politikası tam olarak rasyonel politikalara yani uluslararası ve yerli tekellerin çıkarlarına uygun politikalara dönüş vadeden Mehmet Şimşek'in anlayışı ile paraleldi. Ama orada da kalmadı. Yerel seçimde zafer kazanan Özgür Özel “içerde ana muhalefet partisiyiz dışarıda Türkiye'nin partisiyiz” diyerek AKP'yle aynı çizgiyi savunacaklarını ilan etti. Arada Özgür Özel'in Cumhurbaşkanı adayı hapse atıldı, CHP'li belediyelere kayyım atandı, CHP'nin kendisine kayyım atanmaya çalışıldı ve İstanbul örgütüne fiilen atandı da… Ve şimdi Özgür Özel bakın ne diyor: “Bundan sonra çağrımdır; CHP'li belediyeler AKP ve MHP'li başkanları, yöneticileri davet etsinler. Biz de davet edildiğimiz her yere gideceğiz!”Yargıtay listesi size bu düzenin asla değişmeyeceğini, en büyükler dışındaki partilerin ve dolayısıyla siyasetin de anlamsız olduğunu anlatır. Sınıf siyaseti ise AKP'ye, MHP'ye CHP'ye düzen partisinin hangi amblemine basmış olursa olsun gerçekte bu sömürü düzeniyle uzlaşmaz bir hayat yaşamakta olan milyonlarca işçi ve emekçiyi devrim partisinin asli gücü olarak göreceğiniz bir pencereyi açar. Burada artık sorular ve kriterler değişir. “Kime oy verdin? Hangi partiyi tutuyorsun?” değil “İşin var mı”, “Nerede çalışıyorsun”, “Geçinebiliyor musun?” soruları anlam kazanır. Gücünü kaç üyen olduğuna, kaç oy aldığına, kaç milletvekilin olduğuna göre değil “Kaç fabrikada örgütlendin?”, “Kaç işçi direnişine, greve, fabrika işgaline önderlik ettin?” sorularıyla ölçersin. Devrim için üye sayını değil önderlik kapasitesini arttırmaya çalışırsın. Herkesi kaydetmeye değil devrimci kadrolar yetiştirmeye ve öncü işçileri kazanmaya uğraşırsın. 188 partiden bir tanesini daha değil düzen partisine karşı devrim partisini inşa etmeye çalışırsın! Bu köhne düzenin yıkılmasının değil sürmesinin gerçekçi olmadığını anlarsın! Devrimin tek gerçekçi çözüm ve emeğin tek gerçek güç olduğunu kavrarsın. Bir ömür vermeye değer olan kavgadasın. Devrimci İşçi Partisi'nin saflarındasın!

Mevlana Takvimi
DİN HAKKINDA SORULAN EN GÜZEL SORU-13 OCAK 2026-MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Jan 13, 2026 2:35


Ensardan, sahâbiye bir hatun olan Hz. Esma bintiYezid (r.anha), Resûlullâh (s.a.v.) huzuruna gelerek:"Ya Resûlullâh (s.a.v.), anam babam sana feda olsun, Müslüman hanımlar tarafından elçi olarak yanınıza geldim. Şüphesiz Allâhü Teâlâ sizi erkek ve kadınlara Peygamber olarak gönderdi. Bundan dolayı bizkadınlar topluluğu sana iman ettik. Allâh'a iman ettik.Fakat biz kadınlar evlerde koruma içinde ve örtülerimizde kapalı duruyoruz. Beylerimizi evlerinde bekliyoruz.Onların arzuları bizimle tamamlanıyor. Onların çocuklarını karnımızda taşıyoruz. Bütün bunlara rağmen birçoksevaplı işlerde, erkekler bizi geçiyorlar. Onlar Cuma namazına ve cemaatle namaz kılmaya katılıyor, hastalarıziyaret ediyorlar, cenazelere katılıyorlar. Hac üzerinehac yapıyorlar. Bütün bunlardan daha üstünü cihadediyorlar. Onlar hac, umre ya da cihad için gidince bizkadınlar onların mallarını koruyor, onlara elbise hazırlıyoruz. Onların çocuklarına bakıyoruz. Acaba biz onlarınsevabına ortak değil miyiz?"Resûlullâh (s.a.v.) bunu duyunca Sahabe Kirâm(r.a.e.)'e dönerek, "Siz din hakkında bu kadındandaha iyi soru soran birini duydunuz mu?" buyurdu.Sahabîler (r.a.e.) "Ya Resûlullâh (s.a.v.), biz bir kadınınböyle soru sorabileceğini hiç düşünemezdik." dediler.Ondan sonra Resûlullâh (s.a.v.), Hz. Esma (r.anha)'yadönerek şöyle buyurdu: "Dikkatli dinleyip anla. Senigönderen kadınlara şöyle de "Kadının kendi kocasıyla iyi geçinmesi, onu memnun edecek şeyleriaraştırıp ona göre hareket etmesi (onların işlediği)bütün amellerin sevabına eşittir." Hz. Esma (r.anha)cevabı duyunca son derece sevinçli olarak geri döndü.(Zekeriya Kandehlevi, Fezaili Amal, s.124)

Yeni Şafak Podcast
Süleyman Seyfi Öğün-Venezüela'da olup bitenler üzerine(1)

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Jan 5, 2026 6:48


Geçtiğimiz cumartesi günü, dünyâ kamuoyunu sarsan bir havadise şâhit olduk. ABD ordusuna bağlı özel birlikler , aylardır abluka altında tuttuğu Venezüela'ya düzenlediği operasyonla , bu devletin lideri Maduro ve eşini kaçırdı ve ABD'ye getirdi. Bundan sonra mahkeme safahatı işleyecek. Muhtemelen Maduro'yu ağır bir cezâ bekliyor. Trump ve onun A Takımı operasyonu naklen izlemiş. Trump, verdiği beyânatta, “Sanki bir dizi izler gibi izledik” dedi. Derken dünyâ haber ajanslarına , Maduro'yu; sâdece onu değil, dolaylı olarak tekmil Venezüela halkını aşağılayan görüntüler servis edildi.

Yeni Şafak Podcast
İbrahim Karagül - Suudiler BAE'yi niye vurdu? Bundan sonra neler olacak? Üç ülke, üç örgüt, İsrail'in üç planı. BAE olan her şey aslında İsrail'dir.. Ama “Yahudi Kabilesi” için yol bitti.

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Jan 1, 2026 11:45


Suudi Arabistan'ın, Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) ait silah ve zırhlı araçları ve yine BAE'ye bağlı Güney Geçiş Konseyi güçlerini Yemen'de vurması, “Güçlerini 24 saat içinde Yemen'den çek” ültimatomu, bütün bölgeyi hareketlendirdi. BAE boyun eğdi ve çekileceğini açıkladı. S. Arabistan'la birlikte olduğu koalisyondan da çekildi. Bu beklenmedik sert tavır Riyad yönetiminin geleneksel politikası göz önüne alındığında şaşırtıcıydı. BAE'nin de “güç oyunu bozar” söylemine göre derhal boyun eğmesi de şaşırtıcıydı. O zaman gerçekten çok tehlikeli hareketler başlamış demektir.

Mevlana Takvimi
REGÂİB GECESİ VE NAMÂZI-25 ARALIK 2025-MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Dec 25, 2025 2:50


Ramazân-ı Şerîf'in karşılayıcısı durumunda olan mübârek aylardan Receb ayının ilk Cum'a gecesine Regâib gecesi denir. Bu geceye Regâib gecesi denmesinin asıl sebebi şudur: Bu gecede Peygamberimiz (s.a.v.)'e hâs bazı manevî ihsânlar gerçekleşmiştir ki olmasıdır ki bunun şükür ifâdesi olarak Peygamberimiz (s.a.v.) on iki rek'at namâz kılmışlardır.Resûlullah (s.a.v.): “Bir kimse Receb'in ilk perşembe gününü oruç tutup, o günün gece-sinde (akşam ile yatsı arasında) iki rek'atta bir selâm vererek on iki rek'at namâz kılsa şöyle ki: Her rek'atta bir Fâtiha, üç Kadîr sûresi, on iki İhlâs sûresi okumak sûretiyle namâzdan sonra “Allâhümme salli alâ Muhammedîn nebîyyi'l- ümmiyyi ve alâ âlihî ve sellim” diyerek benim üzerime yetmiş defa salevât-ı şerîfe getirdikten sonra secdeye varsa, secdede (70) defa “Süb-bûhun kuddûsün rabbünâ ve rabbü'l- melâiketi ve'r-rûh” dedikten sonra secdeden başını kal-dırsa, oturduğu yerde 70 defa “Rabbi'ğfir ve'r-ham vafu vetekerrem ve-tecâvez ammâ ta'lemü inneke ente'l- e'azzü'l- ekram” dedikten sonra ikinci defa secde edip secdede iken birinci defa secdede ne okumuşsa aynen onları tekrar eder bitiminde ise secdede Allâh (c.c.)'den isteye-ceklerini ister, duâ ve niyâzını yaparsa, Hâkk Teâlâ da onun ihtiyâçlarını, dilek ve temennile-rini kabûl eder.” buyurmuşlardır.Bu namâzı kılanlar hakkında Resûlullah (s.a.v.) şu mübârek sözlerini beyân buyurmuşlardır: “Nef-sim kudret elinde olan Allâhü Te'âlâ'ya kasem ederim ki herhangi bir erkek ve kadın ta'rif edi-len bu namâzı kılarsa, Yüce Allâh bütün günâh-larını bağışlar; günâhları denizin köpüğü ve kum taneleri de dağların ağırlığı ve ağaçların yaprakları kadar çok olsa bile. Bundan başka, kıyâmet günü âilesinden yedi yüz kişi hakkında şefâat hakkı verilir, müjdeler olsun ki sen her türlü sıkıntılardan kurtuldun, rahatı buldun, de-nilir.”(Seyyid Abdülkâdir-i Geylânî (k.s.), Gunyetü't Talibin, s.37)

Yeni Şafak Podcast
Süleyman Seyfi Öğün-2026'ya merhaba derken

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Dec 22, 2025 7:12


Artık sayılı günler kaldı. 10 gün kadar sonra 2026 senesini idrak etmeye başlayacağız. Bu takvim başlangıcı, hem mahallî hem de küresel ölçekte bâzı muhasebeleri yapmak arzusunu tahrik ediyor. Evvelâ niyet ve temenni seviyesinde olmak kaydıyla, yeni senenin başta Gazze olmak üzere hem içinde bulunduğumuz havzaya hem de küremize barış ve selâmet getirmesini niyâz edelim. Bundan sonra gerçeklere.gelelim…

Mesele Ekonomi
Yeni Dünya'nın tragedyası: İklim krizi ve Antroposen

Mesele Ekonomi

Play Episode Listen Later Dec 20, 2025 21:55


Yeni Dünya'nın bu bölümünde iklim krizini mercek altına alıyoruz! İklim krizinde gezegen olarak kritik eşiği geçtik. İklim krizinin etkileri hızlanarak hayatlarımızı etkiliyor. Peki Türkiye ve dünyayı nasıl bir gelecek bekliyor? Bundan sonra ne yapmalıyız? Hayatlarımız nasıl değişecek? Kaynaklar:IPCC – AR6 Synthesis Report https://www.ipcc.ch/report/ar6/syr/UNEP – Emissions Gap Report https://www.unep.org/resources/emissions-gap-report-2025WMO – State of the Global Climate https://wmo.int/publication-series/state-of-global-climate-2024Global Carbon Project – Global Carbon Budget https://globalcarbonbudget.org/World Bank – Climate Change Knowledge Portal https://climateknowledgeportal.worldbank.org/WWF-Türkiye – “Türkiye'nin Yarınları Projesi” Final Raporu https://d2hawiim0tjbd8.cloudfront.net/downloads/wwf__turkiyenin_yarinlari_projesi_final_raporu.pdf?3420= D2Hawiim CloudfrontWWF-Türkiye – İklim ve Enerji https://www.wwf.org.tr/kesfet/iklim_ve_enerji/ WWF Türkiye

evrensel podcast
HTŞ ile 1 yıl - Belirsizlik ülkesi Suriye | Bindik Bir Alamete #22 | Fehim Taştekin - Hakkı Özdal

evrensel podcast

Play Episode Listen Later Dec 11, 2025 52:13


Bindik Bir Alamete - Bölüm 22 (11 Aralık 2025)

Gerçek gazetesi
Ertuğrul Oruç: Özel Okmeydanı Hastanesi kamulaştırılsın!

Gerçek gazetesi

Play Episode Listen Later Dec 9, 2025 4:03


Kasım ayı başında İstanbul'da bulunan Özel Okmeydanı Hastanesi yönetimi, hastane binasının depreme dayanıksız olduğu bahanesiyle hastanenin faaliyetlerini durdurarak, aralarında hastane başhekimi ve doktorların da bulunduğu iki yüze yakın sağlık emekçisinin işine son verdi. Hastane yönetimi, işinden ettiği ve zaten iki buçuk aydır maaşlarını ödemediği sağlık emekçilerine yasal olarak hak ettiklerinin çok altında paralar teklif ediyor, haklarının tamamını ödemeyi reddediyor. Sağlık emekçileri haklarını alabilmek için hukuki yollara başvurmanın yanı sıra hastane önünde direnişe geçti ve önemli bir kısmı DİSK'e bağlı Dev Sağlık-İş sendikasına üye oldu.Hastane yönetimi şimdiye kadar hastane binasının depreme dayanıksız olduğuna dair bir raporu ne emekçilere ne de resmî makamlara sunabildi. Hastane özel de olsa “ben böyle uygun gördüm” diyerek hastane kapatılamıyor, bazı şartların oluşması gerekiyor. İlgili bakanlıklara yapılan itirazlar neticesinde hastanenin kapanmasına gerekçe oluşturacak bir neden bulunamadığı için hastane kısmen de olsa faaliyetine devam ediyor. Ancak hastane patronunun Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK), sağlık emekçilerini işten çıkarma gerekçesi olarak bildirdiği Kod 17 (hastane kapatma nedeniyle işten çıkarma) iptal edilmedi, emekçiler işlerine iade edilmedi.Sağlık Bakanlığı dahil devlet bürokrasisi sağlık emekçilerinin haklarını alabilmesi için şimdiye kadar kılını kıpırdatmadı. Sermayeden yana tutumda ortaklık mevcut. Patronlar gücünü sağlık emekçilerinin örgütsüzlüğünden de alıyor. Türkiye'de beş yüzden fazla özel hastane mevcut. Buna karşın yalnızca bir elin parmağını geçmeyen sayıda özel hastanede toplu sözleşmeli sendikal örgütlenme var. Neredeyse tamamen sendikasız bir sektörden bahsediyoruz. Bu anlamda Özel Okmeydanı Hastanesi sağlık emekçilerinin bir bölümünün Dev Sağlık-İş'te örgütlenmesi, sadece kendi mücadeleleri açısından değil özel hastanelerde çalışan sağlık emekçilerine izlemeleri gereken yolu göstermesi açısından da çok değerli bir örnek oluşturuyor.Son dönemde Türkiye çapında şimdilik sayıları çok olmamakla birlikte özel hastanelerin kapandığına şahit olmaya başladık. Önümüzdeki dönemde bu eğilim artabilir. Sanılmasın ki bundan dolayı sermayenin sağlık alanındaki ağırlığı azalacak. Aksine, büyük hastane zincirlerinin sektöre daha fazla hâkim olduğu, işçilerin ve emekçi halkın sağlık hakkına daha fazla saldırdığı, daha piyasacı ve sendikal örgütlenmenin daha da zor olacağı bir sağlık alanının bizi bekliyor olma ihtimali yüksek. Bundan dolayı bugünden adım atmaya başlamalıyız.Sağlık emekçileri anayasada açıkça yazan hakkını almak için bile mücadele etmek zorunda kalıyor. Bunun önemli bir sebebi özel sağlık sektöründe bugün için sendikal örgütlenmenin çok zayıf olması. Çalışma şartlarının çok ağır, buna karşın ücretlerin çok düşük olduğu özel sağlık sektöründe zinciri bir yerden kırar, toplu sözleşmeli sendikal örgütlenme örneği yaratabilirsek gerisi çorap söküğü gibi gelecektir. Ancak bunun için güçlerin birleştirilmesi, sendika konfederasyonlarının eylemde birliği esas alıp bir mücadele programı etrafında ortaklaşması ve adım atması gerekiyor. Elbette emek meslek örgütleri de bu sürece destek vermeli.Ancak bugün için öne sürülmesi gereken acil talep; faaliyetini durdurmak isteyen ve sağlık emekçilerini mağdur eden Özel Okmeydanı Hastanesi'nin bedelsiz kamulaştırılması, buradan elde edilecek gelirle bu hastanede çalışan sağlık emekçilerinin haklarının ödenmesi ve sağlık emekçilerine kamuda istihdam hakkı tanınmasıdır!

Mevlana Takvimi
KÖTÜ NİYETLE İLİM ÖĞRENMEK VE ÖĞRETMEK-8 ARALIK 2025-MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Dec 9, 2025 1:58


İlim yoluna giren ve ilim öğrenmeye son derece istekli olan bir müslüman; eşsiz bir âlim olup arkadaşlarından üstün olmak, onlardan daha önde görünmek, insanlardan ilgi ve alâka görmek veya dünyalık kazanmak düşüncesiyle ilim öğreniyorsa, bilmelidir ki, dinini yıkmak, kendi kendini mahvetmek ve âhiretini dünya karşılığında satmak için çalışıyor demektir. Böyle yaparsa, çok zararlı bir alışveriş yapmış olur. Çünkü böyle bir ticaret onu mahveder. Kişi bu niyetle ilim öğrenirken, bu niyetini bile bile ona yardımcı olan ilim öğreten hocası da suçta ona yardımcı olduğu için, onun bu manevî zararına ortak olur ve bu yol kesen eşkiyaya kılıç satmaya benzer. Bu hal ile ilgili sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyorlar ki: “Bir kimse, yarım kelimeyle bile olsa bir günâha yardım ederse, o da o günâha ortaktır.” (İbni Mâce)Bir kimseyi öldürecek olan kişiye, “Uktul (öldür)” demek yerine, sadece kelimenin yarısını söyleyen yani “Uk…” diyen bile o öldürme günâhına ortak olmuş olur. Ebû Ya'lâ (r.âleyh)'in Ebû Hureyre (r.a.)'den rivayet ettiği hadis-i şerifte de şöyle buyuruluyor: “Bir kimse, yarım kelimeyle bile olsa bir mü'minin öldürülmesine yardım ederse, alnında “Allâh (c.c.)'un rahmetinden ümitsizdir” diye yazılı olduğu halde ölür.” Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyorlar: “İlim öğrenmek, kadın-erkek her müslümana farzdır. Lâyık olmayana ilim öğretmek, domuzun boynuna cevher, inci ve altın takmak gibidir.” (İbni Mâce) Bundan anlaşılıyor ki, ilmin değer ve kıymetini bilmeyen kimseye ilim öğretmek zulümdür.(İmâm Gazâlî (r.âleyh), Nasıl İyi Bir Kul Olunur?, s.41-42)Taxonomy

Yeni Şafak Podcast
Ersin Çelik - “Sahipsiz toprak” mıyız?

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Nov 30, 2025 9:26


Sömürgecilik tarih boyunca biçim değiştirdi ama “işleyişi” asla değişmedi. Güçlü olan, zayıf olanı “bağımlı” kılmanın yollarını buldu. Bundan 500 sene öncesine kadar “keşif” adı altında topraklar işgal ediliyordu. Afrika kıtası 1800'lerin sonundaki Berlin Konferansı'nda cetvelle paylaşıldı. Ardından askeri işgaller başladı, koca Osmanlı İmparatorluğu pay edildi.

Yeni Şafak Podcast
Turgay Yerlikaya - Bir eğlence olarak ölüm: Bosna'da ölüm turizmi

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Nov 20, 2025 5:36


Bundan yaklaşık 15 yıl önce Türkiye'nin meşhur sosyal bilimcilerinden biri, Zincirlikuyu Mezarlığı'nın girişinde yazan “Her canlı ölümü tadacaktır” mealindeki ayete atıfla, sinir bozucu olduğunu söylemişti. Oldukça işlek bir yer ve sekülerleşme dinamiklerinin alabildiğine yoğun biçimde hissedildiği bir dönem ve mekanda, insanların ölümü hatırlaması hiç de istenen bir şey değil.

Kerem Önder
Bütün fiillerini amele dönüştür? - Mektubat 167, 169 / Kerem Önder

Kerem Önder

Play Episode Listen Later Nov 17, 2025 43:09


167. Bu mektûb, Herdîram-ı Hinde yazılmışdır. Allahü teâlâya ibâdet etmeği ve kendi yapdığı tanrılara tapınmakdan sakınmağı dilemekdedir: İki mektûbunuz geldi. İkisinde de, bu fakîrleri sevdiğiniz, bunlara sığındığınız yazılı idi. Bir kimseye bu devleti ihsân ederlerse ne büyük ni'met olur. Fârisî beyt tercemesi: Bildirmesi lâzım olanı söyledim sana! İster kıymetini bil, istersen darıl bana. İyi dinle ve iyi anla ki, bizim ve sizin ve hattâ herşeyin, yerlerin, göklerin, yüksekliklerin, alçaklıkların yaratanı, varlıkda durduranı birdir. Nasıl olduğu anlaşılamaz. Benzeri ve ortağı yokdur. Şekli ve görünüşü olmaz. Baba, çocuk değildir. Onun gibi, Ona benzer birşey düşünülemez. Onun birşey ile birleşmesi, bir şeyde bulunmasını düşünmek çok çirkin olur. Bir yerde bulunması, bir yerde görünmesi olamaz. Onda zemân yokdur. Zemânı O yaratmışdır. Bir yerde değildir. Heryeri O yaratmışdır. Hep var idi. Varlığının başlangıcı yokdur. Hep vardır. Varlığının sonu olmaz. Her iyilik ve yükseklik Onda vardır. Hiçbir kusûr ve aşağılık Onda olamaz. İşte bunun için, ma'bûd olmağa, tapınmağa hakkı olan yalnız Odur. Tapınmağa lâyık olan ancak Odur. Hindûların Râm ve Kerşen denilen putları, Onun yaratdığı şeylerden zevallı iki dânesidir. Her ikisinin de anası ve babası var idi. Râm, Ceretin oğlu ve Leknenin kardeşi idi. Sîtanın kocası idi. Râm, kendi çoluk çocuğunu koruyamamışdı. Başkalarını nasıl koruyabilir? İyi düşünmek lâzımdır. Câhillere uymamalıdır. Yerleri gökleri yaratana, Râm ve Kerşen gibi ismler takanlara milyonlarca yazıklar olsun! Bunların hâli, büyük bir pâdişâha, aşağı bir çöpçünün ismini takanlara benzemekdedir. Râm ile Rahmanı aynı şey sanmak, ne aklsızlıkdır? Yaratan, yaratdığı ile bir olur mu? Anlaşılamayan birşey, bilinen şeylere benzetilemez. Onlarla birleşemez. Râm ve Kerşen yaratılmadan önce, âlemlerin yaratanına Râm ve Kerşen denilmiyordu. Bunlar yaratıldıkdan sonra, ne oldu ki, o eşsiz olan ulu Allaha, Râm ve Kerşen denildi? Râm ve Kerşenin ismleri, yerlerin, göklerin sâhibinin adı sanıldı! Olamaz, olamaz, hiç olamaz! Gelip geçmiş olan, yüzyirmidörtbine yakın Peygamberlerin hepsi “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” insanları, yalnız bir yaratana ibâdet etmeğe çağırdılar. Ondan başkasına tapınmağı yasak etdiler. Bütün Peygamberler, kendilerinin âciz birer mahlûk olduklarını söylediler. Allahü teâlânın büyüklüğünden, kuvvetinden korkarlar ve titrerlerdi. Hindûların tapındıkları kimseler ise, herkesin, kendilerine tapınmasını istediler. Kendilerini ma'bûd olarak tanıtdılar. Bir yaratanın varlığına inanıyorlardı. Fekat, Onu kendilerine hulûl etmiş, kendileri ile birleşmiş sanıyorlardı. Bunun için, herkesin kendilerine tapınmasını istiyorlardı. Kendilerine tanrı diyorlardı. Her kötülüğü yapıyorlardı. Tanrı, her istediğini yapar ve yaratdığı şeyleri istediği gibi kullanır diyorlardı. Bunlar gibi, dahâ nice bozuk ve saçma sözleri vardı. Kendileri sapıtmış, başkalarını da sapdırmışlardı. Peygamberler “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” böyle değildiler. Başkalarına yasak etdikleri kötülüklerden kendileri de ençok sakınırlardı. Kendilerinin de, herkes gibi insan olduklarını söylerlerdi. Fârisî mısra' tercemesi: Yollardaki ayrılığı gör! Nerden nereye? 170Bu mektûb, şeyh Nûra yazılmışdır. Allahü teâlânın emrlerini yapmak ve yasaklarından sakınmak lâzım olduğu gibi, insanların haklarını gözetmek ve onlarla iyi geçinmek de lâzım olduğu bildirilmekdedir: Allahü teâlâya hamd olsun. Onun seçdiği, sevdiği kullarına selâmlar olsun! Ey akllı kardeşim! Allahü teâlânın emrlerini yapmak ve yasaklarından kaçmak lâzım olduğu gibi, insanların haklarını ödemek ve onlarla iyi geçinmek de lâzımdır. (Allahü teâlânın emrlerini büyük bilmek ve Onun yaratdıklarına acımak lâzımdır) hadîs-i şerîfi, bu iki hakkı yerine getirmek lâzım olduğunu göstermekdedir. Bu iki hakdan yalnız birini gözetmek kusûr olur. Bir bütünün, bir parçası, onun hepsi demek değildir. Bundan anlaşılıyor ki, insanlardan gelen sıkıntılara dayanmak lâzımdır.

Kerem Önder
Açgözlü Peygamber? - Tevbe 128, 129 tefsiri / Kerem Önder

Kerem Önder

Play Episode Listen Later Oct 13, 2025 46:37


“Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağırgelir. O, size çok düşkün, mü'minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.” (Tevbe 128)“Buna rağmen yüz çevirirlerse de ki: “Allah bana yeter, O'ndan başka ilah yoktur, ben yalnız O'nagüvenip dayanırım; O, büyük arşın sahibidir.” 129Hz. Muhammed bir insan olarak içimizden biridir; fakat Cenâb-ı Allah onu vahiy alma ve peygamberlerinsonuncusu olma mertebesiyle onurlandırmıştır. Başka bir âyette “bütün varlıklar için rahmet” olaraknitelenen (Enbiyâ 21/107) Resûl-i Ekrem'in müminlere karşı tutumuna ve hissiyatına ağırlık verilen 128.âyette o, Allah Teâlâ'nın iki güzel ismi ile, raûf ve rahîm olarak nitelenmiştir; raûf “çok şefkatli”, rahîm“çok merhametli” demektir. Yüce Allah'ın hiçbir peygamberini kendi isimlerinden ikisiyle birlikteanmamış olduğu dikkate alınırsa onun rabbimizin katındaki derecesi ve bütün bu açıklamalara rağmenondan yüz çevirenlerin ne büyük ziyanda oldukları daha iyi anlaşılır. İşte 129. âyette Hz. Peygamber'denbu gibi bahtsızların tutumlarından üzüntü duymaması, sadece Allah'a güvenip dayandığını hatırlaması veonlara da bunu duyurması istenmektedir.“Hem sonra o, sizin zarara uğramanız, kendisine çok güç gelen, dünya ve ahiret hayırlarını size ulaştırmadason derece istekli olan bir kimsedir. Bundan dolayı da sizin için tıpkı şefkatli bir doktor ve merhametli birbaba gibidir. Şefkatli olan doktor, çoğu zaman dayanılması güç, çetin ilaçlara yönelir. Merhametli baba da,çoğu kez. insana zor ve ağır gelen eğitme usullerine başvurur. Fakat insan, doktorun bilgili, sahasının ehli vebabasının da müşfik olduğunu bilince, o acı ilaçlara tahammül edilir ve o güç terbiye usulleri de bir lütuf veihsan yerini tutar. İşte burada da böyledir. Siz onun Allah katından gönderilmiş hak peygamber olduğunuanladığınıza göre, her türlü hayrı elde etmek için, onun bu zor tekliflerini kabul ediniz."Cenâb-ı Hak, Resulüne: "Eğer onlar bu mükellefiyetleri kabul etmez, yüz çevirip dönerlerse, onları bırak veonlara değer verme, Allah'a dayan ve bütün işlerinde Allah'a tevekkül et" demiştir."De ki: "Ben. ancak sizin gibi bir beşerim" (Kehf, 110) ayetlerinde olduğu gibidir. Bunlardan maksad şudur:En'am suresinde (9. ayet) de geçtiği gibi, eğer o peygamber, bir melek cinsinden olsaydı, insanların işi,bundan dolayı zorlaşırdı.insana bir şey zor geldiğinde, "Bu bana gâlib geldi" der.Buna göre ayetin manası, "Sizin sıkıntıya uğramanız ona güç gelir" yani "sizin kötülüğe dûçâr olmanız, onazor gelir" şeklindedir. Giderilmesi gerekli olan kötülüklerin en önde geleni, Allah'ın cezasının kötülüğüdür.İşte o peygamber, bu tür kötülüğü savuşturmak için gönderilmiştir."Ferrâ şöyle demiştir: "Haris, cimri ve düşkün demektir. Binâenaleyh ayetin manası, "Sizin cehennemegirmeniz ihtimaline karşı, size son derece düşkündür" şeklindedir."İbn Abbas (radıyallahü anh) şöyle demiştir: "Allahü teâlâ, peygamberini, kendi isimlerinden bu iki isimleisimlendirmiştir."Allah'a itaatten ve peygamberi tasdikten yüz çevirirlerse;Bu sûrede ele alınan, bahsedilen güç teklifleri kabul etmekten yüz çevirirlerse,d) Cihadda sana yardım etmekten yüz çevirirlerse, manaları verilmiştir.Bil ki bu ayetin gayesi, kâfirlerin, yüz çevirmeleri ve bu teklifi kabul etmemeleri hafinde, HazretiPeygamberin kalbine bir hüznün ve kederin gelmeyeceğini; zira Allah'ın, düşmanlarına karşı O'na yardımetmede ve O'nu, çeşitli lütuf ve nimetlerinin derecelerine ulaştırmada, o peygambere yeteceğini beyanedip açıklamaktır.

Kerem Önder
Düşmanını sevemezsin! - Mektubat 163 / Kerem Önder

Kerem Önder

Play Episode Listen Later Oct 12, 2025 50:31


163. Bu mektûb, esseyyid ve nakîb şeyh Ferîde “rahmetullahi teâlâ aleyh” yazılmışdır. İslâm ile küfrünbirbirinin zıddı, tersi olduğunu, İslâm düşmânlarını sevmemeği bildirmekdedir:Bize çeşidli ni'metleri veren ve müslimân yapmakla şereflendiren ve Muhammed aleyhisselâmınümmetinden eylemekle kıymetlendiren Allahü teâlâya hamd olsun! Dünyâ ve âhıret se'âdetlerine,râhatlıklarına kavuşmak ancak ve yalnız, dünyâ ve âhıretin efendisi, mahlûkların en üstünü, en kıymetlisiolan Muhammed aleyhisselâma uymakla, onun izinden gitmekle ele geçebilir. O yüce Peygambere ve Onuntemiz Ehl-i beytine ve Eshâbının hepsine en iyi düâlar ve en üstün selâmlar olsun! Muhammedaleyhisselâma uymak demek, ahkâm-ı islâmiyyeye ya'nî islâmiyyete uymak ve küfrü ve kâfirliği yok etmeğeçalışmakdır. Çünki islâm ile küfr birbirinin zıddıdır, tersidir. Birinin bulunduğu yerde, öteki bulunamaz, gider.Bu iki zıd şey bir arada bulunamaz. Birisine kıymet vermek, ötekini aşağılamak olur. Kur'ân-ı kerîmde, Tevbesûresinin yetmişüçüncü âyetinde meâlen, (Ey yüce Peygamber! Kâfirlere ve münâfıklara karşı cihâd et!Onlara sert davran!) buyuruldu. Hulk-i azîm sâhibi olan, çok merhametli olan Peygamberine, kâfirlerle cihâdetmeği, onlara karşı sert davranmağı emr ediyor. Bundan anlaşılıyor ki, islâma saldıranlara sert davranmakda, hulk-ı azîmdir. İslâma izzet vermek, kıymetini artdırmak için, küfrü ve kâfirleri ya'nî İslâm dînine vemüslimânlara saldıranları kötülemek, onları aşağı tutmak lâzımdır. Böyle kâfirlere kıymet vermek, onlarıyüksek tutmak, İslâmiyyeti ve müslimânları kötülemek, aşağılamak olur. Kâfirlere kıymet vermek demek,onları üstün tutmak, karşılarında eğilmek olmakla berâber, onlarla birlikde bulunmak, konuşmak, görüşmekde, onlara kıymet vermek olur. İslâm düşmanlarından, İslâmiyyete saldıranlardan, köpekden kaçar gibikaçmak, onların pis ve alçak olduklarını bilmek lâzımdır. İslâm dînine saldıran, bir mevkı', makâm sâhibi iseve bir müslimânın bu kimseye bir işi düşerse ve bu işi muhakkak onun yapması îcâb ederse, abdesthâneyegider gibi, işi bitirinciye kadar yanına gidilir. Fekat, yine o alçağa kıymet verecek birşey söylenmez ve böylebir hareket yapılmaz. Olgun bir müslimân, onun yüzünü görmemek için, o işinden bile vaz geçer. Onunzehrli, zararlı sözlerini işitmekden, Cehennemlik yüzünü görmekden kurtulur. Allahü teâlâ, Kur'ân-ı kerîmdeböyle kâfirlerin kendisine ve sevgili Peygamberine düşmân olduklarını bildiriyor. Allahü teâlânın ve OnunResûlünün düşmânları ile [Müslimânlara gerici diyenler ile] düşüp kalkmak, o alçaklarla arkadaşlık etmekbüyük cinâyet, çok çirkin bir suç olur. Bu kimselerle görüşmek, arkadaşlık etmek, çeşidli zararlara sebeb olur.Bu zararların en küçüğü, insan onların arasında Allahın emrlerini yapamaz. Küfre sebeb olan şeylerdenkaçınamaz. Bu vazîfeleri yapmağa sıkılır. Arkadaşlarından utanır, çok küçük görünen bu zarar, dikkat edilirse,pek büyükdür. Allahü teâlânın dînine saldıranlar ile arkadaşlık etmek, onlarla görüşmek, insanı Allahüteâlâya ve Onun Peygamberine “aleyhissalâtü vesselâm” düşman olmağa kadar sürükler. Bir kimse, kendinimüslimân sanır. Kelime-i tevhîd okur. İnanıyorum der. Müslimân olduğunu söyler. Hâlbuki kâfirlerle,münâfıklarla görüşerek, konuşarak onun müslimânlığı, îmânı saf ve temiz kalmaz. Hattâ, büsbütün gider de,farkında bile olmaz. Allahü teâlâ, hepimizi, nefslerimizin kötülüğünden ve amellerimizin bozuk olmasındankorusun!Fârisî beyt tercemesi: Zavallı câhil, sanır ki, din adamıdır; din ile ilgisi, yalnız böyle sanmasıdır.Hindistândaki islâm düşmânlarının azgınlarını görüyoruz. Müslimânlarla alay ediyorlar. Müslimânlarıkötülüyorlar. Ellerine fırsat geçerse, güçleri yeterse, müslimânlara her işkenceyi yaparlar. Hattâ hepsiniöldürürler. Yâhud onları dinden, îmândan ayırırlar. İslâm terbiyesini, ahlâkını, hayâsını, şerefini yok ederler.Web / https://keremonder.com

Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin

Ömer uzun bir aradan sonra Easy Turkish Podcast ile geri dönüyor ve hem eski günleri hem de yeni maceralarını konuşuyoruz. İsviçre'nin masalsı manzaralarından Bern'in ayı geleneğine, parlamentonun önünde kurulan plaj voleybolu sahasından Lauterbrunnen'in Tolkien'e ilham veren doğasına kadar keyifli bir yolculuğa çıkıyoruz. Sohbet ilerledikçe konu vahşi yaşama uzanıyor; ayılar, timsahlar ve hayatta kalma hikâyeleriyle eğlenceli bir bölüm sizi bekliyor! Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Transcript Intro Emin: [0:12] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin. Bugünkü bölümümüzde diğer bölümlerden farklı bir şekilde Ömer'le beraberiz. Ömer aslında Easy Turkish'in çok eski bir üyesi ama aynı zamanda da şu anda yeni üyesi tekrardan. Çok küçüklükten beri, eskiden beri aslında hayalimiz olan bir şey yapıyoruz Ömer'le. Çok eski de bir arkadaşız Ömer'le aynı zamanda. Emin: [0:39] Beraber podcast kaydedeceğiz bundan sonra. Evet Ömer, hoş geldin. Ömer geri döndü! Ömer: [0:44] Hoş bulduk. Buraya olan kalbî bağlılığımızda tekrar buradayız. Heyecanlıyım valla. Konuk olduk falan ama... Easy Turkish'lebu şekilde bir içerik üretmeyeli bayağı oldu. Mutlu ve heyecanlıyım. Emin: [0:56] Evet. Nasıl bir his tekrardan mikrofon karşısında konuşmak? Ömer: [0:59] Valla güzel. Özlemişiz bu heyecanı. Yani tabii şeyden farklı... Bundan önce hep kamera önündeydik. Şimdi bir kamera yok. Sadece mikrofonla baş başayız. O açıdan farklı. Ama o hissiyat, o heyecanı tekrar hissetmek güzel yani. Şey gibi... Dedim ya, böyle bir kalbî bağlılık var. İsmail Kartal - Fenerbahçe ilişkisi gibi yani. Emin: [1:22] Evet yani ne olursa olsun görev olduğunda asla hayır diyemeyen bir Ömer. Ömer: [1:27] Aynen aynen. Sen bana podcast dediğin anda ben zaten çoktan hazırdım. Hemen geldim yani. Çünkü o şeyi de özlemiştim gerçekten... Yani bu özlenecek bir şey gerçekten. Emin: [1:39] Easy Turkish bünyesinde olmasa bile seninle bir podcast çekelim fikrimiz vardı aslında. Ömer: [1:44] Kesinlikle. Emin: [1:45] Dedik Easy Turkish'ten neden olmasın? Bundan sonra Ömer'le beraber bölümlerimizdeyiz. Yine konuklar da alırız tabii ki. Üç kişi çektiğimiz, yeri gelir dört kişi çektiğimiz bölümler de olur. Ömer: [1:56] Evet. Emin: [1:57] Ama ana hostlar olarak, sunucular olarak diyeyim, ben ve Ömer devam edeceğiz bir süre. Evet Easy Turkish bünyesinde beş sene önceki Ömer'le şu anki Ömer arasında nasıl farklar var? Bize bahsetmek istediğin değişiklikler var mı hayatında? Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership

Özgür Mumcu ve Eray Özer'le Yeni Haller
Bu kış hepimiz için zor geçecek  

Özgür Mumcu ve Eray Özer'le Yeni Haller

Play Episode Listen Later Sep 11, 2025 23:38


Bir Başka Gündem'e devam ediyoruz.Bundan sonra klasik Yeni Haller bölümleri de gelecek. İkisini bir arada üretme hedefindeyim.Bir not: Planım kısa vadede, yani birkaç hafta içinde Bir Başka Gündem'i videoya taşımak. Hatta belki haftada birkaç video çekmek. O nedenle Yeni Haller'in Youtube sayfasını takibe alın derim.Adresimiz: https://www.youtube.com/@yenihallerİyi dinlemeler.Biliyorsunuz Yeni Haller sizlerin desteğiyle yayın hayatına devam eden bir podcast kanalı.Beni aşağıdaki link'lerden destekleyebilirsiniz:www.patreon.com/yenihallerYeni Haller'in bir de Buy Me A Coffee hesabı var artık. Buradan destek olmak çoook daha kolay. Patreon'da sorun yaşayanlar için açtım efendim. Buyurun:https://www.buymeacoffee.com/yenihallerBölümde bahsi geçen Yeni Haller'in T24 Youtube kanalındaki özel içeriklerine şuradan ulaşabilirsiniz:T24 Youtube Yeni Haller ListesiBana ulaşmak için:https://www.instagram.com/eray_ozerhttps://twitter.com/ErayOzeryenihallerpodcast@gmail.com  

Organik Beyinler Podcast
370-Organik mi, yapay mı?

Organik Beyinler Podcast

Play Episode Listen Later Sep 8, 2025 51:59


Bundan tam 3 yıl önce konuk aldığımız ve fotoğrafçılık üzerine konuştuğumuz sevgili Prof. Dr. Adil Alpkoçak ile bu sefer de yapay zekâ üzerine çok hoş bir sohbet gerçekleştirdik. Keyifli dinlemeler... Instagram hesabında yer alan görsel, Sn. Adil Alpkoçak tarafından yapay zekâ aracı kullanılarak üretilmiş ve düzenlenmiştir. https://www.organikbeyinler.net/ https://www.instagram.com/organikbeyinlerpodcast/

COSMO Köln Radyosu
Kürt sorununun çözümü için TBMM'de komisyon kuruldu

COSMO Köln Radyosu

Play Episode Listen Later Aug 6, 2025 22:42


Türkiye'de, PKK'nın silah bırakmasıyla başlayan yeni dönemde Kürt sorununun çözümünde çalışmalar yürütecek komisyon ilk toplantısını yaptı. Komisyonun görevleri neler? Bundan sonra süreç nasıl ilerleyecek? Von Aydın Işık und Elmas Topçu.

Bir AZ Felsefe
EP. 21 | BirAz Fəlsəfə | Martin Haydegger

Bir AZ Felsefe

Play Episode Listen Later Jun 6, 2025 31:23


Bundan sonra “Dasein” söyüşdür.

NTVRadyo
İşe Giderken - 13 Mayıs 2025

NTVRadyo

Play Episode Listen Later May 13, 2025 92:09


Kerem Önder
Güzel giyin ama israf etme! -A'raf 31, 32 tefsiri / Kerem Önder

Kerem Önder

Play Episode Listen Later Apr 25, 2025 38:04


“Ey ademoğulları; her mescide güzel elbiselerinizi giyinerek gidin; yiyin için ama israf etmeyin. Çünkü O; israf edenleri sevmez.” (A'raf 31)“De ki: Allah´ın kulları için yarattığı süsü ve temiz rızıkları kim haram kıldı? De ki: Onlar, dünya hayatında, özellikle kıyamet gününde müminlerindir. İşte bilen bir topluluk için âyetleri böyle açıklıyoruz.” A'raf 32"Çünkü saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankörlük etmiştir." (İsra 27)İbn Abbas (r.a) şöyle demiştir: Cahiliyye Arap kabileleri, Kabe'yi çırılçıplak olarak tavaf ederlerdi. Bunu, erkekleri gündüz, kadınları da geceleyin yaparlardı. Minâ'da mescide, ibadet ettikleri yere geldiklerinde, elbiselerini tamamen çıkararak, o yere çırılçıplak girer ve "Biz, içinde (giyinik iken) günah işlediğimiz elbiselerle tavaf (ibadet) etmeyiz" derlerdi. Bazıları da şöyle derlerdi: "Biz bunu, uğur sayarak yapıyoruz. Elbiselerimizi soyup attığımız gibi, günahlarımızdan da soyunup kurtulmuş oluyoruz." Onlar elbiseleri ile ibadet ediyor, yaşayacak kadar yiyor, et ve iç yağı yemiyorlardı. Bundan dolayı, müslümanlar, "Ya Resûlallah, bizim böyle yapmamız daha münasiptir" deyince, Cenâb-ı Hak bu ayeti indirdi. Bu, "Elbiselerinizi giyiniz, et ve iç yağı yiyiniz, (içilecek şeyleri) içiniz, ama israf etmeyiniz" demektir.Ayetteki "Zînetinizi alın"sözü, bir emirdir. Emrin zahiri vücûb (farziyyet) ifade eder. Dolayısiyle bu, her namaz kılındığında setr-i avretin vacib olduğunu gösterir.Bu, Ebu Bekr el-Esam'ın görüşüdür. Buna göre ayette bahsedilen israftan murad, cahiliyye Araplarının "bahire" ve "sâibe" gibi hayvanları haram saymalarıdır. Çünkü onlar o hayvanları, mülkiyetlerinden çıkarıyor ve onlardan istifade etmiyorlardı. Yine onlar hacc yaparlarken, Allah'ın kendilerine helal kıldığı bazı şeyleri haram sayıyorlardı. İşte bu da israftır.Daha sonra Cenâb-ı Hak, "Çünkü O, israf edenleri sevmez" buyurmuştur. Bu cümle, tehdidin doruk noktasını ifade eder. Zira, Allah'ın sevmediği herkes, sevabtan mahrum olarak kalır. Çünkü, Allah'ın kulunu sevmesi, ona mükâfatını ve sevabını ulaştırarak vermesi demektir. O halde, bu sevginin olmaması, sevabın ve mükâfatın olmaması demektir. Her ne zaman sevab bulunmazsa, orada ceza söz konusu demektir.Bu, bütün zînet çeşitlerini içine alan bir kelimedir. Böylece, ayette bahsedilen zînetin hükmüne, her türlü süsleme çeşitleri, bedeni her türlü şeyden temizleme, binecek şeyler ve her türlü takı çeşitleri dahil olur. Çünkü, bütün bunların hepsi bir zînettir. Eğer erkeklere, altın ve ipeğin haram olduğu hususunda bir nass (hadis) bulunmasaydı, bunlar da bu umûmî ifadenin hükmüne dahil olurlardı.Yine, ayette bahsedilen "temiz ve hoş rızıklar..." ifadesinin kapsamına, her türlü yiyecek ve içeceklerden leziz ve iştah çekici olanları girdiği gibi, aynı şekilde bunun hükmüne kadınlar ve güzel kokulardan faydalanmak da dahildir. Osman İbn Maz'ûn'dan rivayet edildiğine göre o, Hz. Peygamber (s.a.s)'e gelerek, "Nefsimin bana telkini, kendimi hadım etmeme karar verme hususunda bana üstün geldi..." dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber, "Yavaş ol, ey Osman! Benim ümmetimin hadımlığı, oruçtur" buyurdu. Bunun üzerine Osman, "Nefsim bana, ruhban olmamı telkin ediyor" dedi. Buna karşılık Hz. Peygamber, "Benim ümmetimin ruhbanlığı, namaz vaktini beklemek için, mescidlerde beklemektir" buyurdu. O, "Nefsim bana, yeryüzünde seyahat etmemi telkin ediyor" deyince, Hz. Peygamber "Benim ümmetimin seyahati, savaşmak, hacc ve umre yapmaktır"; O, "Nefsim bana, malik olduğum bütün şeyi elden çıkarmamı telkin ediyor" deyince, Hz. Peygamber, "(Bu hususta) evla olan, senin, kendin ve çoluk çocuğuna harcaman, yetim ve yoksula acıman ve onlara bundan daha iyisini vermendir." O, "Nefsim bana, eşimle cima etmememi telkin ediyor" deyince,

Trend Topic
453: Barış; Kim İçin, Ne İçin?

Trend Topic

Play Episode Listen Later Mar 7, 2025 34:41


Bu bölümde, Öcalan'ın Barış ve Demokratik Toplum Çağrısından çıkarak sürecin daha geniş bağlamına odaklanıyoruz. Neden şimdi böyle bir çağrı yapıldı? Arkasındaki dinamikler neler? Ve en kritik soru: Bundan sonra ne olacak?Sadece iç politik gelişmelerle değil, bölgesel ve küresel dengelerle şekillenen bir süreç içindeyiz. Türkiye'nin siyasi atmosferi, uluslararası aktörlerin hamleleri ve değişen güç dengeleri, bu çağrının anlamını ve olası sonuçlarını belirleyecek.Bu bölümde önce ‘neden' sorusuna odaklanacak, ardından ‘ne olacak' sorusunu tartışacağız. Hazırsanız başlayalım.------- Podbee Sunar -------Bu podcast Garanti BBVA BonusFlaş hakkında reklam içerir.Ramazan alışverişlerine 1.200 TL bonus!Ramazan'da Bonus üye işyerinde yapacağınız 2000 TL ve üzeri market alışverişlerinize toplam 1.200 TL bonus!Ramazan avantajlarını kaçırmamak için BonusFlaş'ı şimdi indirin.See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

Dr. Gulec Radio
kolektif mutsuzlukla nasıl başa çıkacağız?

Dr. Gulec Radio

Play Episode Listen Later Feb 7, 2025 26:18


Bundan 2 sene önce Hatay ve çevre illerinde yaşanan 6 Şubat Depremleri hepimizin içinde onarılamayacak yaralar açtı ve açmaya devam ediyor. Çünkü orada hayat hala normale dönmedi, depremzedeler hala çok zor şartlarda yaşam mücadelesi veriyor. Ve bugün bizim de hala 6 Şubat dendiğinde kalbimiz sıkışıyor, içimizi derin bir mutsuzluk, umutsuzluk ve çaresizlik kaplıyor. Peki ne yapacağız? Ülkece -maalesef- düzenli olarak yaşadığımız felaketlerle hep beraber üzüldükten sonra oturmaya devam mı edelim? Bu kolektif mutsuzluğun içinden çıkmak, onu dönüştürerek faydalı bir hala getirebilmek mümkün mü? Bölümde tüm bunları dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım, gelin konuşalım.------- Podbee Sunar -------Bu podcast, Hiwell hakkında reklam içerir.Hiwell'de 1600'den fazla uzman arasından ücretsiz ön görüşmelerle size en uygun uzmanı seçebilir, kendinizi tanıma yolculuğunuza kolay ve güvenilir bir şekilde başlayabilirsiniz. Hiwell'i şimdi indirinSee Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

Turkish Stories
Edison ve Annesi / Türkçe Hikayeler

Turkish Stories

Play Episode Listen Later Feb 3, 2025 3:16


  Edison ve Annesi İnsanlık tarihinde önemli bir yer edinmiş ünlü kişilerin çoğu üzerinde, kadınların etkisi büyük olmuştur. Büyük mucit Edison da çoğu zaman annesinin etkisi altında kalmıştır. Başarılarının birçoğunu annesine borçludur. Anlama güçlüğü çektiği düşünülerek okuldan uzaklaştırıldığında bile annesi oğluna çok güveniyordu. Küçük Edison'un kimseye benzemediğini, ileride onu çok parlak bir geleceğin beklediğini tahmin ediyordu. Günün birinde Edison'un annesi çok ağır bir hastalığa tutuldu. Vakit gece yarısıydı ve hastanın bekletilmeden, hemen ameliyat edilmesi gerekiyordu. Doktor, ışık yetersizliğinden dolayı bu ameliyatı yapamayacağını söylemişti. Küçük dâhi, annesini mutlaka kurtarmak istiyordu. Annesi onun için kutsal bir varlıktı. Ölmemeliydi. Edison, düşündü, taşındı. En sonunda, odanın her yanını aynalarla kaplarsa ışığın çoğalacağını, o zaman doktorun da ameliyat yapmaya razı olacağını düşündü. Komşu dükkânlardan toplandığı aynaları birkaç aya getirdi. Oda inanılmayacak derecede aydınlandı, ameliyat yapıldı. Böylece Edison da sevgili annesinin hayatını kurtarmış oldu. Ailesinin geçimini sağlamak ve çalışmalarını sürdürebilmek için trende gazete bile satan Edison'u hiçbir engel durdurmuyordu. Edison, çalışmalarının ilk neticesini 1868'de yaptığı buluşuyla aldı. Bu buluşu, seçimler sırasında oyların kolayca sayılabilmesi için elektrikle çalışan bir aletti. Edison daha küçük yaşta fotoğrafçılığa merak sarmıştı. Gençlik yıllarını da telgrafhanelerde çalışarak geçirdi. Bu arada, telgrafla haberleşme sistemini daha mükemmelleştirmek için çok uğraştı, telgrafla ilgili birçok buluş yaptı. Edison, yeni icat edilmiş olan telefonu da geliştirmek için çalıştı. Telefonu herkesin kullanabileceği hâle getiren de odur. Edison'un buluşları arasında en önemlilerden biri de fotoğraftır. Telgrafhanede çalışırken gelen telgrafları daha kolay yazabilmek için gerekli sesli “teyp” icat etmişti. Bir süre bu buluşları gizledi. Herkes onun telgrafları hatasız ve çabucak alışına şaşırıyordu. Edison, 1879'da, sonuçsuz kalan kırk bin deneyden sonra ilk ampulü yapmayı başardı. Bundan sonra elektrikle ilgili buluşlar üzerinde çalıştı. 1891'de, hareket eden fotoğrafları görüntü oluşturan ilk sinema makinesini yaptı. Edison, elli yıllık araştırmaları sonucunda, büyük ölçüde yüklü 1033 buluşun patentini almış ve dünyanın en verimli mucidi unvanını kazanmıştır. Hayat Ansiklopedisi

Özgür Mumcu ve Eray Özer'le Yeni Haller
Yapay Zeka 2024 Konferansı: Henüz buharlı makinenin icat kısmındayız, asıl bundan sonra ne olacak?

Özgür Mumcu ve Eray Özer'le Yeni Haller

Play Episode Listen Later Sep 26, 2024 34:50


Bu bölümde bir konuğum var:Kendi yapay zeka girişimi Morfeu AI'ı kuran, GAIN platformunun eski CEO'su Sali İgbal Ferad.Çok uzun bir süredir arkadaşım olan Sali bu yıl San Francisco'da düzenlenen Yapay Zeka 2024 Konferansı'na (THE AI CONFERENCE 2024) katıldı.İstedim ki, orada gördüklerini, yapay zekanın geleceğine dair neler tartışıldığını sizlere de anlatsın.Benim anladığım şu: Henüz bu işin çok başındayız. Bundan sonra YZ'nın sadece sohbet ettiğimiz bir chatbot'undan çok daha öteye geçip her tür endüstriye uygulanmasını göreceğiz.Buyurun bölüme...Yeni Haller sizlerin desteğiyle yayın hayatına devam eden bir podcast kanalı.Bizi aşağıdaki link'lerden destekleyebilirsiniz:www.patreon.com/yenihallerYeni Haller'in bir de Buy Me A Coffee hesabı var artık. Buradan destek olmak çoook daha kolay. Patreon'da sorun yaşayanlar için açtım efendim. Buyurun:https://www.buymeacoffee.com/yenihallerEray Özer'e ulaşmak için:https://www.instagram.com/eray_ozerhttps://twitter.com/ErayOzeryenihallerpodcast@gmail.com

Medyascope.tv Podcast
Esad ile barış mülteci krizini çözer mi? | Kuzey Suriye'de neler oldu?

Medyascope.tv Podcast

Play Episode Listen Later Jul 2, 2024 97:13


Türkiye'nin, Suriye'nin Fırat Kalkanı Operasyonu ile kontrol altına aldığı bölgelerde halk sokağa indi. Suriye Milli Ordusu (eski adıyla Özgür Suriye Ordusu) militanlarının Türk askerlerinin bulunduğu valilik binasına girmeye çalıştı, çatışma çıktı. Suriye'nin kuzeyinde yaşanan olayların arka planında neler var? Suriye ile normalleşme ivme kazanır mı? Ankara ve Şam arasında ilişkiler rayına girerse, ÖSO militanları ne olacak? Bölgeyi en iyi bilenlerden biriyle, gazeteci Hediye Levent ile konuşacağız. Bundan 11 yıl önce, 3 Eylül 2013'te, 33 aydın “Suriye'de üçüncü yol mümkün” başlıklı bir bildiriye imza attı. İktidarın Suriye politikasını eleştiren, barış görüşmelerine başlanması çağrısında bulunan aydınlar o dönem iktidar medyasında linç edildi, hedef gösterildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bugünlerdeki Suriye'yle normalleşme çabası, Kayseri olaylarıyla yeni bir boyuta geçen sığınmacılara yönelik şiddet ve Suriye'nin Türkiye'nin kontrolündeki bölgelerinde yaşananlar, bu bildiriye imza atanları haklı çıkarmaya devam ediyor. Bildirinin imzacılarından İslam Özkan ile konuşacağız. Bugün ayrıca Sivas'tayız. Özgecan Özgenç ve Enes Berk Demirkol Madımak olaylarının 31. yıl anma törenlerini takip ediyor. Sinan Ateş davasında da ikinci gün, Mahir Bağış bugünkü duruşmayı Sincan'dan takip ediyor. Son olarak bugün Türkiye-Avusturya maçı var EURO 2024'te. Medyascope Spor Müdürü Doğa Üründül maç öncesi son gelişmeleri ve beklentileri aktaracak. Editör: Aliye Altınışık

Kısa Dalga Podcast
Yeni bir yolculuk başlıyor: Karşınızda raflardaki dikkat çeken kitaplar

Kısa Dalga Podcast

Play Episode Listen Later Jul 2, 2024 23:38


Kısa Dalga Podcast'ta yeni bir yolculuğa başlıyoruz. Bu yolculukta sizleri kelimelerin sihirli dünyasında, hayal gücünün sınırsız evrenlerine doğru bir yolculuğa çıkaran kitapların dünyasında buluşuyoruz. Bundan böyle Kısa Dalga Podcast'ta, o ayın en çok okunan kitaplarını derleyecek, yorumlayacak ve hikayelerinde sizlerle birlikte yolculuk yapacağız.