POPULARITY
British Museum'ın Filistin adını sergi, pano, tanıtıcı afiş ve haritalardan silmesinden sonra Siyonist İsrail'le ilgili tartışmalar hız kesmedi. Türkiye'de pek çok kişi hâlâ Siyonist Yahudilerle ilgili hadiseleri gizli örgütler, teşkilatlar ve bâtınî inançlara bağlı gruplar merkezinde değerlendirme eğilimdedir. Buna karşın, Siyonizm'i kolonyal bir ideoloji olarak değerlendirenler ise gelişmeleri sistemli bir analiz çerçevesine göre tahlil ediyor. Bu sebeple British Museum gibi kolonyal kurumların Filistin adını silme kararının, belirli bir bağlam içinde değerlendirilmesine ve benzer olaylarla ilişkilendirilmesine yönelik çalışmalarla daha fazla karşılaşıyoruz. Buradan hareketle ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin Siyonist İsrail'in yayılmacı saldırganlığı çerçevesinde işlediği bütün suçların, Batı toplumları tarafından desteklenmesi gerektiği yönündeki çıkışını da aynı çerçevede ele almamız gerekiyor.
Açık Dergi'nin haftalık etkinlik önerilerine dalmadan Berlinale'ye uzanıyoruz; Win Wenders ve Emin Alper'in Filistin açıklamaları gündemimizde. Ardından kentten notlar bekliyor sizleri: Kremerata Baltica, Cass McCombs konserleri, Oscar'ın Yabancıları film gösterimleri, Ankara'da “Oyunun Oyunu” ve Eskişehir'de “Ödenmeyecek Ödemiyoruz” oyunları...
Almanya, İngiltere ve Avustralya'da Filistinlileri desteklemek için gösterilere katılanlara gittikçe daha sert müdahale ediyor. Fakat bununla paralel olarak özellikle ABD merkezli olmak üzere Siyonist Yahudilere yönelik tepkiler de artmaktadır. Şimdiye kadar Siyonist Yahudilere yönelik tepkiler daha çok soykırım suçuyla doğrudan ilişkilidir. Bunu antisemitizm olarak tanımlamak mümkün değil. İsrail'in Gazze'de sergilediği vahşet tüyler ürpertici boyutlara ulaştığı için sözlü tepkileri daha çok düşünsel bir çıkış olarak görebiliriz. Almanya, İngiltere ve Avustralya devletinin tavrı ise umumî tepkilerden oldukça farklıdır. Onlar da Filistin taraftarlarına çok sert müdahale ediyor. Ekranlara yansıyan görüntülere bakıldığında İsrail'in sergilediği vahşetten geri kalmadıklarını söyleyebiliriz. İkisini aynı kategoride değerlendirmemiz belki abartılı görülebilir fakat ortam farklılığını göz önünde bulundurduğumuzda Almanya, İngiltere ve Avustralya'nın Filistin taraftarlarına yönelik tavrının daha vahşice olduğunu bile söyleyebiliriz.
Soykırımı tamamlanması beklenen 10 Ekim ateşkesine rağmen İsrail'e yönelik saldırılar yoğunlaşıyor. İsrail, Batı Şeria'da ise toprak gaspı için statükoyu değişmek üzere yeni adımlar atıyor. Anadolu Ajansı Kudüs Muhabiri Enes Canlı anlatıyor.
Epstein belgeleri açıklandıkça yıllardır dünyanın içinde yaşamakta olduğu düzenin bütün dayanakları, temelleri, esaslarına dair fotoğraf iyice netleşiyor. Aslında çok şey bekliyorduk bu düzenden, her türlü kötülüğü, her türlü ahlaksızlığı beklerdik, ama herhalde bu kadarını da beklemezdik diyebileceğimiz şeyler. Gazze'de, Filistin'de yıllardır gördüğümüz ve küresel düzenin bütün adalet, insan hakları, eşitlik, özgürlük ve hümanizm iddialarının tamamını ayaklar altına alan vahşetine karşı dünyanın sessizliğine şaşırıp duruyorduk.
AMAZING GRACE PROGRAM - PS. TIMOTHY ROY, M.A., D.Min., Ph.D - GEREJA KRISTUS PENEBUS
"Ulusal sınırlara çekilmiş Türk milleti" projesinin Osmanlı subayları arasında konuşulduğu 1906-1907 yılları şöyle bir göz önünde bulundurun. Daha II. Abdülhamit'in sultanlığı devam ediyor. Osmanlı toprakları Balkanlar'dan tamamen çekilmemiş. Selanik, Manastır, bugünkü Yunanistan'ın önemli bir kısmı hâlâ Osmanlı'da. Dahası bugünkü Irak, Suriye, Lübnan, Filistin, Ürdün, Suudi Arabistan, Yemen, Mısır, Libya hâlâ bizde ve iyi-kötü istikrarlı bir devlet var.
Filistin ve eğitim konusunda çalışma yapan bazı sivil toplum kuruluşları, 2025-2026 akademik yılı öncesinde üniversitelerde açılış dersinin 'İlk Ders Filistin' temasıyla yapılması çağrısında bulunmuştu. Filistin konusunu akademik bir derinlikle anlama ve Siyonizm'i tüm boyutlarıyla ele almanın amaçlandığı çağrının devamı Mardin Artuklu Üniversitesi'nin (MAÜ) hazırladığı “Kudüs ve Filistin Dersleri” kitabı ile geldi. Üniversitelerde Filistin derslerinin okutulmasının önemini İslam Ülkeleri Akademisyen ve Yazarlar Birliği (AYBİR) Başkanı Doç. Dr. Ebubekir Ceylan ile konuştuk.
Programdan çıkarılan yazar Randa Abdel-Fattah, Adelaide Yazarlar Fesitavi'nin iptalinin ardından Güney Avustralya Başbakanı'nın yorumları üzerine iftira davası açmak için işlemlere başladıklarını söyledi.
İsrail ateşkes anlaşması yürürlüğe girdikten sonra da tarihî Filistin topraklarında yayılmacı saldırganlığını sürdürüyor. Gazze'de anlaşmayı birçok defa ihlal etti ve savaş suçları listesi biraz daha kabardı. Ne yazık ki Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te her gün yeni bir tecavüz haberi ile derinden sarsılıyoruz. Soğuk ve yağmur gündelik hayatı daha da zorlaştırdığı için bütün yıkımlara rağmen sağ kalanlar yeni sınavlardan geçmek zorunda kalıyorlar.
ABD'nin Venezuela'ya yaptığı adam kaçırma operasyonu aslında fiilen ABD hegemonyasının söz konusu olduğu yıllardan itibaren yaptığından farklı bir eylem değil. 7 Ekim'den beri Siyonist katil İsrail'in Gazze'ye karşı işlediği soykırım suçuna karşı uluslararası düzenin sergilediği lakaytlığa bakarak dünyada aslında sandığımızdan çok daha farklı bir düzenin hâkim olduğu konusunda bütün dünyada bir bilinç oluştu. Evet görünürde işgal altında olan Filistin toprakları ve şu anda en kesif ordularıyla İsrail, ABD'nin sınırsız desteğiyle Gazze'ye yüklenmektedir.
Yemen'deki Husilere karşı savaşan Arap devletleri koalisyonu neden bölündü? Suudi Arabistan, BAE'yi neden Yemen'den kovdu? İsrail bu tablonun neresinde? Mardin Artuklu Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Necmettin Acar anlatıyor.
7 Ekim 2023'ten sonra Avrupa ve Batı kavramlarının bizim düşündüğümüzden daha farklı bir içeriğe sahip olduğunu görmüş olduk. İspanya Filistin'e desteği ile öne çıkan Avrupa ülkeleri arasındaydı. Aynı şekilde Latin Amerika ülkelerinden bazıları da Filistin'e destek vermekten çekinmedi. Bu, klasik manada Batı ve hususi olarak Avrupa kavramı içinde anlaşılacak bir farklılaşma değildi. Batı ve Avrupa ile kast ettiğimiz aslında büyük ve kendi içinde bütünlüğünü sağlamış bir coğrafya değildi.
Yeni yılın ilk gününe, Galata Köprüsü'nde insanlık onurunu hatırlatan güçlü bir eylemle başladık. Filistin'e destek için bir araya gelen yüz binlerce insan, yalnızca Gazze'de yaşananları değil, aynı zamanda küresel düzenin içine sürüklendiği ahlaki ve hukuki çöküşü de haykırdı. İsrail'in 75 yılı aşan apartheid rejimi, Gazze'de uygulanan soykırım ve sınırsız şiddet, artık tekil bir zulüm alanı olmaktan çıkmış; küresel sistemin nasıl işlediğini gösteren bir modele dönüşmüştür.
Türkiye bu ikilemi her zaman yaşadı, yaşamaya da devam ediyor… Bu yılbaşında olduğu gibi… Bir yandan 1 Ocak bir kez daha vicdanın sesinin İstanbul'dan dünyaya yankılandığı gün oluyor… Millî İrade Platformu'nun Filistin'de yaşanan İsrail katliamına dikkat çekmek ve kamuoyu oluşturmak amacıyla düzenlediği destek yürüyüşü, Gazze'de 70 binin üzerinde masum insanın ve en az 20 bin çocuğun katledildiği soykırımı haykırıyor. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran'ın sözleriyle “Adaletin, merhametin ve ortak insanlık değerlerimizin güçlü bir çağrısı” yineleniyor.
İsrail'in kolonyal bir yapı olarak kurulduğu dönemde Ürdün Kralı Abdullah'ın Filistin'e ihaneti, bilinen bir hadisedir. Aslında babası da Osmanlı'ya ihanet etmiş, İngilizlerin İslam coğrafyasında hâkimiyet kurmasında büyük bir rol oynamıştı. Bizde Şerif Hüseyin'in ihaneti daha çok bilinir. Ne yazık ki oğul Abdullah'ın ihaneti de çok büyüktür. Sebepleri üzerinde duracak değilim fakat her iki hadiseyi birbirine bağlayan asli unsurlar üzerinde durulmadığı için farklı fikirler daha çok öne çıkmıştır. Bunların ayrıntılarına girdiğimizde kısır tartışmalardan kurtulmamız mümkün olmayacaktır. Buna karşın tarihî önemi olan hadiseleri mutlaka yeni bir gözle değerlendirmek gerekiyor. Bugün Birleşik Arap Emirlikleri'nin İsrail'le derinleştiği ortaya çıkan ilişkileri benzer olayların tekrarlandığını gösteriyor. Dolayısıyla geçmişin olaylarını ve kişilerini yeni görüşler çerçevesinde yeniden ele almak gerekiyor. Böylelikle bugünkü hadiseleri daha iyi analiz etmek mümkün olacaktır.
Gazze'deki soykırım, ateşkes, İran-İsrail savaşı, Ukrayna-Rusya savaşı ve ABD'de Başkan Trump'ın krizlere el atma biçimi, çıkardığı ticaret savaşları ve tehditleri 2025'i tarihe geçiren faktörler oldu. Anadolu Ajansı'nın Amerika, Avrupa ve Ortadoğu haber müdürleri Can Hasasu, Nazlı Yüzbaşıoğlu ve Turgut Alp Boyraz hem 2025'i değerlendirdi hem de yeni yıla dair beklentileri anlattı.
Milli İrade Platformu ile Beşiktaş, Fenerbahce, Galatasaray ile Trabzonspor'un da katılacağı Filistin eylemi yine Galata Köprüsü'nde düzenlenecek. Filistin'deki katliama 'dur' demek için 1 Ocak'ta Galata Köprüsü'nde gerçekleştirilecek eylemin detaylarını ve küresel çapta arttırılmasını sağlamak için ÖNDER İmam Hatipliler Derneği Genel Başkanı Abdullah Ceylan ile konuştu.
Bir gücün kendisini zirvede hissetmesi, çoğu zaman kendi zevalinin de habercisidir. İsrail, Gazze'de yürüttüğü katliam ve soykırımla yalnızca Filistin halkına değil, insanlık fikrinin kendisine savaş açtığını bütün dünyaya göstermiştir. Hukuku tanımadığını, ahlaki sınırları çoktan terk ettiğini ve merhametin zerresine dahi sahip olmadığını artık gizlememektedir.
Amerika'daki “Beyaz, Evanjelik Hıristiyan –Siyonistler” İsrail'in Batı Şeria dahil tüm Filistin topraklarını ilhak etmesini istiyorlar. ABD Başkanı Donald Trump ise 15 Ekim'de “Time” dergisine verdiği röportajda İsrail'in Batı Şeria'yı ilhak etmesi halinde ABD'den aldığı tüm desteği kaybedeceğini söylemişti. Hıristiyan-Siyonistler bu açıklamadan rahatsız olmuşlardı.
Birçok defa üzerinde durduğumuz gibi Avrupa ülkeleri Filistin'in tarihî topraklarında işlenen soykırım suçlarından doğrudan sorumludur. Özellikle İngiltere ve Almanya'yı destek kategorisinde anmamak gerekir.
Bugün 2 milyarlık Müslüman dünyanın 6 milyonluk uyduruk İsrail'e karşı sergilediği zafiyetten konuşurken akla ilk gelen şey bir İslam dünyasının var olup olmadığı. Filistin bir Arap meselesiyse koskoca Arap dünyasının bu aşağılayıcı saldırganlığı, bu tecavüzleri hiç üstüne alınmaması…
Gazze'de sorunlu bir ateşkes süreci başladığında içimizi kaplayan endişe boşuna değildi. Çünkü biliyoruz ki İsrail, her ateşkesi unutturma ve normalleştirme aracı olarak kullanır. İkinci Dünya Savaşı sonrası kendi mağduriyet anlatısını merkeze alarak küresel bir siyonizm tekeli inşa eden bu yapı, yıllardır insanlık vicdanını baskı altında tutmaya çalıştı. Bugün ise bu düzenin sürdürülemez olduğu açıkça görülmektedir.
10 Ekim'de ilan edilen ateşkesten beri İsrail yüzlerce Filistinliyi öldürdü. Hava koşulları sebebiyle donarak ölenlerin sayısı da her geçen gün artıyor. Ateşkes sonrası düzen nasıl şekillenecek? Batı Şeria'da toprak gaspı neden hızlanıyor? Tüm süreci Anadolu Ajansı Muhabiri Enes Canlı ile konuştuk.
Önce köşe yazısında üzerinde durduğumuz “kusursuz tahrik” yöntemi sadece Filistin'de ve Filistin'e komşu ülkelerde uygulanmadı. En genel bir tasnif ile bu metodun aynı anda İslam coğrafyasına ve Batı dünyasına bakan iki ayrı yüzü vardı. Yöntemi hayata geçirenler Filistin'de ve Filistin'e komşu ülkelerde yaşayan Arapları, Müslümanları ve diğer unsurları zayıf oldukları bir anda savaşa zorlamıştır. Siyonistler, karşı tarafı mağlup edecek mutlak bir üstünlüğe sahip oldukları inancı ile hareket etmişlerdi. Bunun yanında Siyonistler İngiltere, ABD ve Almanya'nın Doğu Akdeniz'de kurdukları bir yapı içinde hareket ettikleri için Batı kamuoyları nezdinde İsrail'in düşman bir çevre içinde varlığını korumaya çalıştığı inancını canlı tutmak istemişlerdir. Filistinlilere ve komşu devletlere karşı ezici bir güce sahip oldukları inancı ile hareket ederken Batı kamuoylarında “gadre uğrayan” Yahudi imajını canlı tutmuşlardır. Dolayısıyla “kusursuz tahrik” yöntemi ile her iki yüze hitap etmeyi başarmışlardır. Her iki yüzde İsrail'in ürünlerini satın almaya hazır bir kitle zaten medya aracılığı ile meydana getirilmişti. İngiltere, ABD ve Almanya'nın nüfuz alanlarında hareket ettikleri müddetçe Siyonistlere daima zemin hazırlanmıştır.
Gazze de şehid edilen Rim ve dedesi, birnirlerine olan sevgileri , hediye seçwrken tüketimi tercih etmmmesi ve ağaç dikşmşni tavsiye etmesi ,Filistin hassasiyetinede vurgu yapılarak güzel bir masalal dile getirilmiş . Diyanet yayınlarından çıkan bu masalmızın yazarı Merve Kahraman Öztürk
Gazze'de soykırımın ardından ateşkes ilan edildi ancak kalıcı bir düzenin nasıl kurulacağı belirsizliğini koruyor. İsrail, müzakereleri neden kilitliyor? ABD Başkanı Trump, tıkanıklığı gidermek isterken sürecin en önemli ülkelerinin yetkilileri Miami'de toplanıyor. Detayları Anadolu Ajansı Amerika Haberleri Müdürü Can Hasasu aktardı.
İsrail, Filistin'in tarihî topraklarında kurulan İngiliz manda yönetiminde “kusursuz tahrik” yöntemi ile hedeflerine ulaşmaya çalışmıştı. İngiltere himayesinden İsrail koloni devleti olarak çıktıktan sonra aynı yöntemi Filistin'i çevreleyen ülkelere yönelik olarak da kullandılar. Bu yöntemin detaylarını merak edenler özellikle “Altı Gün Savaşı”yla ilgili kaynaklara bakabilir. Fakat Siyonizm'in tarihine ilgi duyanlar “kusursuz tahrik”in önemini ortaya çıkarabilmek için daha farklı olaylara da yöneleceklerdir. Özellikle Doğu Avrupa'da yaşayan Yahudilerin İsrail'e yönlendirilmesinde bahsi geçen yöntemin ne kadar başarılı olduğu bilinmektedir. Aynı yöntem Irak Yahudilerinin İsrail'e yönlendirilmesinde de sonuç vermiştir. Merak edenler Avi Shlaim'in “Üç Dünya” adlı kitabına bakabilir.
Taş İntifadası ile Aksa Tufanı arasında onlarca yıl, sayısız İsrail saldırısı, diplomatik girişim tecrübe edilmiştir. Ancak Filistin halkının özgürlük talebi ve işgale karşı direnişi devam etmektedirYazan: Dr. Mehmet RakipoğluSeslendiren: Halil İbrahim Ciğer
BMGK'nin 2803 sayılı kararı, ABD Başkanı Donald Trump'ın 20 maddelik "Gazze'de barış planı" ile sağlanan ateşkesin kurumsal bir zemine oturmasını sağladı. Yazan: Gökhan Batu Seslendiren: Halil İbrahim Ciğer
Bu hafta kültür-sanat gündeminde Teoman'ın Zorlu PSM'deki Koyu Antolojisi konserinden, “Herkes için adalet” ilkesiyle başlayan 15. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali'ne uzanan geniş bir yelpaze var. Festivalin açılışını Dante'nin İlahi Komedyasından uyarlanan film yaparken, programda Gazze'den hikâyeler taşıyan yapımlar da öne çıkıyor. Direnen Akademi'de Prof. Dr. İsmail Gezgin'in “Görmezden Gelinenin Arkeolojisi” dersi; Sabancı Müzesi'nde ise Hegel'den yapay zekâya Büyük Dil Modelleri tartışması haftanın düşünsel odağını belirliyor. Edebiyat dünyasında, Bursa Uluslararası Edebiyat Festivali uluslararası yazar Georgi Gospodinovu konuk ediyor. Sinema ve sahne sanatlarında ise Salt Beyoğlu'nda Filistin'deki soykırıma dair 23 saatlik deneysel film gösterimi ile Türkiye Tiyatro Vakfı'nın “Tiyatro Hazinemizden” başlıklı arşiv sergisi haftanın kaçırılmaması gereken etkinlikleri arasında yer alıyor.
Gazze'deki soykırımın ateşkesle durdurulması insani bir rahatlama sağlasa da İsrail'in Batı Şeria'daki işgali tüm hızıyla ilerliyor. Dünyanın soykırımı pasif biçimde izlemesi, Siyonistlerin diğer Filistin topraklarındaki işgalini görünmez kıldı. Yazan: Dr. Jan BiçkovskySeslendiren: Halil İbrahim Ciğer
Gazze Mahkemesi'nin İstanbul Üniversitesi'ndeki final oturumu, İsrail ve destekçilerinin soykırım suçunu delilleri ile gösterirken, Filistin halkının korunması ve onlara destek çağrısı yapan bir küresel sonuç bildirgesi ile sonuçlandı. Yazan: Prof. Dr. Cemil Aydın Seslendiren: Halil İbrahim Ciğer
Siyonist ve komünist ideallerle şekillenen gençlik yıllarının ardından totaliter rejimlerin karanlığına tanıklık eden Arthur Koestler'in kişisel tarihini ve eserlerini ele alıyorlar.Koestler'in "13. Kabile"den "Mağlup Olan İlah"a uzanan düşünsel dönüşümünün izinde bir edebiyat yolculuğuna çıkıyorlar.Bizi Patreon'dan desteklemek isterseniz:
Dünya Alem'in bu bölümünde İslam Özkan'ın konuğu Levent Baştürk, Gazze ateşkesi sonrası Orta Doğu dengeleri değişiyor! İsrail-Filistin çatışması, Hamas, İran ve Arap dünyasındaki gelişmeleri değerlendiriyor. ABD'de gençler arasında yükselen No King hareketi ve Trump-Biden politikalarının bölgeye etkileri detaylı şekilde analiz ediliyor. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Almanya'nın Gazze halkına destek gösterilerinin bir kısmını yasaklaması, izin verdiği bir kısmında ise Alman polisinin göstericilere orantısız şiddet uygulaması Berlin'in insan hakları konusundaki karnesinde silinmez bir leke olarak kalacaktır. Yazan: Prof. Dr. Kemal İnatSeslendiren: Halil İbrahim Ciğer
İsrail E1 planıyla Filistin'in etkin devlet kurmasını neredeyse imkansız hale getiriyor, Filistinlileri başkentleri Doğu Kudüs'ten dışlıyor. Böylece hukuk ile gerçeklik çatışıyor, bağlayıcı normlar ihlal edilirken uluslararası kararlar uygulanmıyor. Yazan: Mutaz M. Qafisheh ve Mazen Zaro Seslendiren: Halil İbrahim Ciğer
Gazze'de iki yıllık yıkım ve on binlerce sivil kaybın ardından gelen ateşkes, uluslararası baskının ve küresel dayanışmanın sonucuydu. Aktivistler Şenol Karakaş ve Bekir Turunç, Sumud Dayanışma Filosu'nun İsrail üzerindeki etkisini ve dünya kamuoyunda oluşturduğu kırılmayı anlattı. İslam Özkan'ın sunduğu Dünya Alem programında konuşan Filistin dostu aktivistler, 44 gemiyle Gazze ablukasını delmek için yola çıkan Sumud Filosu'nun hem politik hem moral etkisine dikkat çekti. Uluslararası Adalet Divanı'nın (ICJ) Netanyahu'yu soykırımdan suçlu bulması ve Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (ICC) yakalama kararı çıkarmasının, Sumud'un oluşturduğu baskının ardından geldiği vurgulandı. Bekir Turunç, İsrail ordusunun uluslararası sularda filosuna "korsanlıkla el koyduğunu" söyledi: "Bizi ters kelepçeyle güneş altında tuttular, ilaç vermediler. Gemimizi gasp ettiler ama direnişimiz devam edecek." Şenol Karakaş ise Sumud'un küresel boyutunu şöyle anlattı: "Bu sadece bir deniz konvoyu değildi. Madrid'den Londra'ya, Meksika'dan İstanbul'a uzanan küresel intifadanın parçasıydı. BDS boykotları İsrail ekonomisini sarstı." Ateşkes Trump'ın sunduğu 20 maddelik planla gelse de, aktivistler “Bu geçici, İsrail'e güven yok” diyerek uyarıyor. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
7 Ekim öncesi Gazze kronolojisine bakıldığında şiddet, mülksüzleştirme, yerinden etme, işgal, hatta ölümden başka bir şey görülmeyecektir. 1948'den beri Filistinliler, kendi yurtlarında onurlu direniş ile ölümden birini tercih etmeye zorlanmıştır. Yazan: Prof. Dr. Zekeriya Kurşun Seslendiren: Halil İbrahim Ciğer
Gazze'de savaş ikinci yılını doldurdu. İki yıl önce radikal İslamcı terör örgütü Hamas'ın saldırısı sonrasında, İsrail'in düzenlediği operasyonların sonucu, Gazze şeridinde taş üstünde taş kalmadı. Onbinlerce insan yaşamını yitirdi, yerinden yurdundan oldu. Berlin, Amsterdam, Londra gibi büyük Avrupa kentlerinde yüz binlerce kişi savaşın bitmesi ve Filistin'e destek için gösteri yaptı. İsrail'de de Netanyahu hükümetine yönelik protestolar yapılıyor. Ancak bugüne kadar Gazze'ye barış gelmedi. Şimdi umutlar ABD Başkanı Trump'ın hazırladığı plana bağlanmış durumda. Gazze'deki durumu bir soykırım olarak niteleyen Uluslararası Af Örgütü Türkiye şubesinden Ruhat Sena Akşener ile bölgedeki insan hakları ihlallerini, uluslararası toplumun sorumluluğunu ve barış umutlarını konuştuk. Mikrofonda Gökçe Göksu ve Elmas Topcu var. Von Gökçe Göksu und Elmas Topcu.
Çavuşesku'nun Termometresi'nde, Ekin Keleş moderatörlüğünde, Prof. Dr. Burak Bilgehan Özpek, Doç. Dr. Yunus Sözen ve İlkan Dalkuç; Hakan Fidan'ın KAAN uçaklarına ilişkin açıklaması ile ardından gelen tepkileri ve Filistin meselesini konuşuyor. (Yunus Sözen, 55. dakika dahil oluyor.)Bizi Patreon'dan Destekleyin
Avustralya Filistin'i devlet olarak tanıyan 150'den fazla ülke arasına katıldı... Ancak Gazze'de çatışmaların iki senedir sürmesinin ve ölü sayısının 65 bini aşmasının ardından, bir Filistin Devleti ne anlama gelecek? Filistin'i devlet olarak tanıma, tamamen sembolik bir anlam mı taşıyor yoksa gerçek hayatta bir karşılığı olacak mı? En önemlisi de çatışmayı sona erdirebilecek mi?
Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada Gazze'de bir soykırım yaşandığını söyledi ve liderleri Filistin'in yanında durmaya çağırdı. Ankara Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik operasyonda 13 kişi gözaltına alındı.Bu bölüm Garanti BBVA Portföy hakkında reklam içermektedir. Bugünden geleceğe yatırım yapmak için siz de birikimlerinizi Garanti BBVA Portföy'ün fon evreni ile çeşitlendirebilirsiniz. Ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Çavuşesku'nun Termometresi'nde, Ekin Keleş moderatörlüğünde, Prof. Dr. Burak Bilgehan Özpek ve İlkan Dalkuç; Erdoğan-Trump zirvesi, Batı devletlerinin Filistin'i tanımaya başlaması ve ABB'ye yapılan soruşturma üzerine konuşuyor.Bizi Patreon'dan Destekleyin
İngiltere, Kanada, Avustralya ve Portekiz dün Filistin'i tanımış, Fransa'nın ise bugün BM Genel Kurulu'nun 80. oturumunda Filistin'i tanıması beklenmektedir. Bu kararlar, Avrupalı devletlerin artık bu hususta ABD'den farklılaştığını göstermektedir. Yazan: Dr. Hasan Basri BülbülSeslendiren: Halil İbrahim Ciğer
BM Genel Kurulu öncesi Avustralya, Kanada ve İngiltere, Filistin Devleti'ni resmen tanıdı. Özgür Özel iki yılda üçüncü kez CHP Genel Başkanlığına seçildi.Bu bölüm Darüşşafaka Cemiyeti hakkında reklam içermektedir. Darüşşafaka'ya yapacağınız aylık düzenli bağışlarla öğrencilerin yanında olabilir, hayatlarına dokunabilirsiniz. Ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
RTÜK, yayımladıkları bazı içeriklerin “millî ve manevi değerlere aykırı” olduğu gerekçesiyle 5 dijital platforma ceza verdi. 400'den fazla sanatçı ve plak şirketi, müziklerini İsrail'de erişimden kaldıracağını açıkladı.Bu bölüm Borusan Contemporary hakkında reklam içermektedir. Borusan Contemporary, 2025–2026 kültür sanat sezonunu, çağdaş fotoğrafın öncü isimlerinden Edward Burtynsky'nin Türkiye'deki ilk büyük kişisel sergisi ile açıyor. Ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Hükümetin düşmesi halinde Macron'un üç seçeneği bulunuyor: Birincisi, yeni hükümet kurmak üzere bir aday atamak, ikincisi erken milletvekili seçimi düzenlemek, son ihtimal ise istifa etmek. Yazan Dr. Nevzet Çelik Seslendiren: Halil İbrahim Ciğer
Bu podcast bölümünde, dünya ekonomisinin perde arkasındaki gizli bağlantıları mercek altına alıyoruz. Siyonizm ile günümüzdeki itibarî para (fiat para) sistemi arasındaki şaşırtıcı ilişkiyi derinlemesine inceliyoruz.Amerika Birleşik Devletleri Federal Rezervi ("Fed") ve küresel borca dayalı para sisteminin nasıl Siyonist bir araç olarak görüldüğünü keşfedin. Fed'in SWIFT ödeme ağını tek taraflı yönetimi ve diğer merkez bankalarının işlemlerini iptal etme yetkisi gibi konulara değiniyoruz. Rothschild bankacılık ailesinin Fed'in kuruluşu ve İsrail'in oluşumundaki kilit rolü vurgulanıyor. İngiliz hükümetinin Filistin'de bir "Yahudi ulusal yurdu"nu destekleyen Balfour Deklarasyonu'nun, Rothschild ailesinin önemli bir üyesine gönderilmesi bu ilişkinin bir kanıtı olarak sunuluyor.Ayrıca, itibarî paranın uzun süreli ve yıkıcı savaşların devamında nasıl bir rol oynadığını analiz ediyoruz. Altın standardı dönemindeki savaşların daha kısa ve insancıl olduğu karşılaştırması yapılıyor. Küresel merkez bankacılığı sisteminin Siyonist hareketin finansmanında temel bir rol oynadığını öğrenin. Filistinlilerin İsrail Şekeli'ni kullanmaya zorlanmasının ve bu paranın işgali finanse etmek için değer kaybetmesinin, Filistinlilere yönelik bir hırsızlık olarak nasıl yorumlandığını ele alıyoruz.Peki, bu sisteme karşı bir çözüm var mı? Bitcoin'in, Siyonist bankacılık sistemini ve itibarî paraları zayıflatma potansiyeli üzerine konuşuyoruz. Bitcoin, Filistinliler için ekonomik kısıtlamalardan kaçış ve merkezi banka kontrolünden bağımsız bir para sistemi umudu sunuyor.Kaynak