POPULARITY
Deniz Gamze Ergüven'in yönettiği, kadrosunda Nihal Koldaş, Elit İşcan ve İlayda Akdoğan gibi oyuncuları barındıran, tamamı Türkiye'de ve Türkçe çekilmesine rağmen Fransa'dan "Yabancı Dilde En İyi Film" dalında Oscar yarışına katılan 2015 yapımı Mustang filmini konuşuyoruz.Konu başlıkları:Mustang yıllar sonra neden tekrar gündem oldu?Mustang'in yurtdışında sevilip Türkiye'de eleştirilmesinin sebebi ne?Mustang'i sahiplenmeli miyiz?Filmin gerçekçilik ve tempo sorunlarıFilmdeki Batı Karadeniz temsiliOscar aday adaylığı mevzusuMakaleler:Mustang: Masal mı, Deney mi? - Şenay Aydemir (ArtfulLiving)Mustang bir Özgürleşme Filmi mi? - Aslı Özgen Tuncer (5harfliler)Mustang: Bir Zafer - Duygu Aytaç (5harfliler)Mustang: Deniz Gamze Ergüven'den Normalin Dışında Bir Film - Emre Eminoğlu (The Magger)Sinemada Temsil Kurmak: Mustang (2015) Filmi Üzerine Bir İnceleme - Zehra Cerrahoğlu (SineFilozofi Dergisi)Five Questions for Mustang Director Deniz Gamze Ergüven - Vadim Rizov (Filmmaker)Deniz Gamze Ergüven on Her Feminist Fable Mustang - Hillary Weston (The Criterion Collection)Tweetler:https://x.com/mc_sikintili/status/2026747023555190863?s=20https://x.com/JeffNihility/status/2027857267438075997?s=20https://x.com/tuncerhaydarlar/status/2028026775641460759?s=20https://x.com/murattolga/status/2028053513880715305?s=20https://x.com/natuckbaitan/status/2028115914260926591Sohbet muhabbet ve daha fazla içerik için Instagram @farklievrenn
İnsan nedir diye bir soran olsa sanırım bu sıralar tek bir cevap veririm: Bilmeyendir! Zübde-i âlemdir insan, eşref-i mahlûkattır, halifetullahtır, hayvan-ı nâtıktır, bir damla kan ve binlerce endişedir. Hepsine birden kabul ama insan bütün bunların ötesinde kelimenin tam ve en saf haliyle bilmeyendir.
Sevgili laik kardeşim! Sana bu mektubu 5 Ramazan 1447 tarihinde birbirimizi belki biraz anlarız umuduyla yazıyorum. Kardeşim deyişim lafın gelişi değil. İnsanların ya yaratılışta eş ya da dinde kardeş olduğuna inanıyorum ben. İnanıyorsan laik olsan da kardeşimsin, inanmıyor ve laiksen aynı vatanda yaşıyor olmamız itibariyle kardeşim diyebilirim sana.
1.Niyet mühim, hem de çok. Niyet ettim Allah rızası için oruç tutmaya. Bu asgarisi niyetin, olmazsa olmazı! Peşinden kalben şöylece niyaz eylense pek güzel olur: Ya Rabbi! Orucu sen emrettin, ben tutmaya gayret ediyorum ama acizim, bilmem, güç yetiremem. Peygamber Efendimiz başta olmak üzere sevdiğin kulların oruçlarını nasıl tutuyorsa bana da öylece oruç tutmayı nasip eyle. İmsaktan iftara kadar geçen vakitlerde razı olduğun kullarının hâli nasılsa benim hâlimi de onlar gibi eyle. Orucumun katında kabul edilmiş oruçlar gibi olması için bana yardım et.
Sanatın hemen her sahasında vaziyetimiz aynı: eserlerimiz ya köksüz ve bizimle hiç bir irtibatı olmayan sözüm ona modern bir forma bürünüyor yahut biz olduğumuz köklü zamanların birebir kötü bir kopyasından müteşekkil gereksiz, kuru ve kaba bir taklide.
Epstein Belgeleri açıklandıkça ahlaklı insanlar şaşırmaya ve etiyle kemiğiyle bu çağdan nefret etmeye devam ediyor. Rezilliğin, ahlaksızlığın, kepazeliğin bini bi para! Ortaya saçılan ilişkiler ağı, dünyayı yönetenlerin iğrençlikleri, insan hakları-hayvan hakları-kadın hakları diye ortalığı ayağa kaldıranların hayvanları utandıracak sefil halleri, sanatçı, meşhur, düşünür, devlet adamı diye bize kakalanan insan müsveddelerinin gerçek yüzleri, şantajlar, tehditler, envai çeşit ahlaksızlığın daniskası gözler önüne serilmiş nasıl şaşırmayacaksın ki?
İran karışıyor. Arkadaşın haritada İran'ı tak diye gösterebilecek kadar coğrafya bilgisi, Şah ve Humeyni'yi yerli yerine koyabilecek kadar tarih bilgisi, petrol, dolar ve altından üç dakika konuşacak kadar ekonomi bilgisi, ABD, İsrail, İran üçgenini kabaca izah edebilecek kadar jeopolitik bilgisi yok ama İran ve ABD gerilimine dair bir ton fikri var.
İnsanın bilgiye ulaşma, derinleşme, içselleştirme ve nihayet onu işe yarar kılma serüvenine dün ve bugün cihetinden bakmaya çalıştığımız vakit karşılaştığımız problemlerden birisi de bilgiye talip olan kişinin bilgi yahut malumatın öznesi mi nesnesi mi olduğu meselesidir.
Türkiye kamuoyunda Menzil Şeyhi olarak bilinen Seyyid Abdulbâki Elhüseynî Hazretlerinin vefatının ardından yaşananlarla alakalı hemen her platformda kimi yanlış kimi doğru pek çok şey yazıldı, söylendi, hâlen de konuşulmaya ve yazılmaya devam ediyor. Kırk senedir merhabam olan bu kapıyla alakalı, vefatın akabinde çektiğim bir video dışında şimdiye kadar bir şey yazmadım ve söylemedim. Fakat geçtiğimiz günlerde bir gelişme yaşandı. Problemleri çözmeye dönük bu güzel gelişmeyi görünce meseleyi anlayabildiğim kadarıyla ele almak istedim.
İnsanın hissesi hemen her meselede hissi kadar! Verdiğin emek, çektiğin çile, gördüğün rüya matlûbunu elde etme hususunda tevfîkinin derecesini belirliyor. Talep ettiğin ilim de olsa dünya da olsa ukbâ da olsa rızâ-i bârî de olsa netice değişmiyor. Bir önceki yazımızda buradan yola çıkarak, bilgiye ulaşmanın zorluğunun bilgiye talip olan kişiye kattıklarını kitap cihetinden ele almaya çalışmıştık, oradan devam edelim.
Eskiden bilgiye ulaşmak zordu. Bir kitap için aylarca bekleyen ilim taliplilerini, günlerce yol giden alimleri, sahaflarda bulduğu bir kitap için o günün şartlarında hatırı sayılır bedel ödemek zorunda kalan kitap meraklılarını duymuşsunuzdur. Merhum İsmail Çetin Hocaefendi'nin bir kitap için kaçakçılara karışıp canı pahasına İran'a gidişini, seneler sonra geri geldiği vakit öz babasının kendisini tanımayışını meseleyi bilenler hatırlayacaklardır. Sadeddin Ökten hocamın sahaflarda bulduğu bir kitabın müstamel nüshası için İstanbul'da bir dairenin birkaç aylık kira bedeline denk bir meblağ ödemek zorunda kalışını bendeniz bir hasbihalimizden hatırlarım.
Konya'dan İstanbul'a döneceğiz. Saat sabahın nuru, hava buz gibi soğuk, rüzgar da cabası, terminalden uçağa yürürken ellerimiz ayaklarımız çivi kesiyor. Bildiğin Balkan havası. Uçağın merdivenlerinden çıktık, tam kapıdan içeri gireceğiz, iklim değişti birden. Günlük güneşlik, Akdeniz'den çalıntı pırıl pırıl bir ilkbahar sabahı.
Aynı manaya delalet ettiğini düşündüğümüz için birbirinin yerine kullandığımız kimi kelimeler var ki tefrik edilmeden kullanımları ya meramımızı ifadede bizi acze düşürüyor yahut kastettiğimizin dışında bir anlaşılmaya sebep oluyor. Lisanımızı ‘öz' Türkçeleştireceğiz derken özünden koparma cinayetinin bedelini tefekkürümüzü kefenleyerek ödüyoruz.
İşçi sınıfından. Solcu bir ailede doğdu. İş hayatına otobüs şoförü olarak başladı. Babası gibi sendika lideri oldu. 2000'de Ulusal Meclise seçildi. Önce Meclis Başkanı, ardından Dışişleri Bakanı ve Devlet Başkan Yardımcısı oldu. 5 Mart 2013'te Chavez'in ölümünün ardından geçici olarak Başkanlığı devraldı. 2014 Nisan'ında yapılan özel seçimde Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi adayı olarak kazandı ve Venezuela Devlet Başkanı oldu. Biraz sosyalist, biraz diktatör, biraz devrimci, çokça ABD karşıtı, farklı bir adamdı. Diriliş Ertuğrul izler, Gazze'yi destekler, Trump'a kafa tutar, dans ederdi. 3 Ocak 2026 gecesi yapılan saldırıda üstünde eşofmanları, yanında eşiyle kelepçelenip ABD'ye götürüldü.
Bir hüküm cümlesi hemen peşinden gelen ‘ama'lı bir başka cümle ile devam ediyorsa o cümleleri kuran kişi size aslında şöyle demek istiyordur: İlk cümleyi unut beni de çok kâle alma! İlk cümleyi unut zira onun benim için bir kıymeti olsaydı hemen peşinden tereddüt, istifham ve hatta istihzâ içeren bir ‘ama'lı cümle kurma ihtiyacı hissetmezdim. Beni kâle alma, zira söylemek istediğini net ifade edemeyecek kadar zihni ve kalbi bulanık, sabiteden mahrum bir kimseyim. Sert mi oldu biraz?
Poem: Rhapsody of A Grateful HeartPoet: TJ EsubiyiGuest Poet: Dîba TuncerPoem: I WonderDîba Tuncer (she/her) is a trauma-informed somatic and systemic coach, educator, and researcher based in Germany. Her work bridges embodied healing with decolonial and critical pedagogies, offering a unique approach to personal and collective transformation. She specializes in individual and team coaching, supervision, and training—particularly supporting women in leadership roles—and facilitates safer spaces for learning, growth, and reflection.Dîba holds a BA in English Language and Literature and has experience teaching in both Turkey and Germany. She earned her MA in Anglophone Modernities in Literature and Culture at the University of Potsdam. Currently, she is pursuing her PhD in Education at the University of Bremen and Alice Salomon University, focusing on decolonial pedagogy, epistemic justice, and embodied learning.As the host of the podcast Pedagogy of Integrity, she continues to create relational, reflective spaces that nurture inner and collective wisdom.
Arz Allah'ındır bilirim. Ama vatanımdan ve Haremeyn'den sonra sokaklarında dolaşırken gurbet hissi taşımadığım birkaç diyar var ve şimdi onlardan birisindeyim. Kudüs-ü Şerif, omzumuzda vebalden bir yük, alnımızda mahcubiyetten bir yazı. Buhara-i Şerif, bir köşe başında her an bir azizle karşılaşı-verecekmişsiniz hissi veren koca bir dergah. Viyana, çocuklukta aşık olup da alamadığımız, gördükçe burnumuzun direğini sızlatan eski sevgili. Bosna, şartların icbarı ile terk edip geride bırakmak zorunda kaldığımız Rumelili evlatlarımızın en yakışıklısı. Ayvaz Dede'nin, ak zambakların ve ‘Allah'a emanet!' sözünün diyarı.
“İstanbul'u yenileştiren ve yerlisini şaşırtan istilaların en gizlisi ve en tesirlisi yabancı saatlerin hayatımıza girişi oldu. ‘Saat'den kasdımız zamanı ölçen âlet değil, fakat bizzat zamandır. Eskiden kendimize göre yaşayışımız, düşünüşümüz, giyinişimiz ve kendimize göre dinden, ırktan ve an'âneden hayat alan bir zevkimiz olduğu gibi, bu hayat üslubuna göre de “saat”lerimiz ve “gün”lerimiz vardı. Müslüman gününün başlangıcını şafağın parıltıları ve sonunu akşamın ışıkları tayin ederdi.”
Söz verdik. Ben sizin ‘Rabbiniz değil miyim?' dedi. ‘Belâ' dedik, ‘Evet, sen bizim Rabbimizsin!'. Sual herkese aynı soruldu ama her ruh ayrı bir şekilde duydu, buyrulmuş. ‘Ben sizin sevdiğiniz değil miyim?' ‘Ben sizin derdinizin dermanı değil miyim?' ‘Ben sizin her şeyiniz değil miyim?' Kim, suali nasıl işitmişse cevabı da öyle verdi derler: ‘Sen bizim sevdiğimizsin!' Sen bizim dermanımızsın' Sen bizim her şeyimizsin!' Sual birdir, insan birdir ama duyuşlar ve cevaplar başka başka.
“Ba'd ez vefât türbet-i mâ der zemîn mecûy Der sînehâ-yı merdüm-i ârif mezâr-ı mast” “Öldükten sonra kabrimizi toprakta aramayın Zira bizim kabrimiz âriflerin gönüllerindedir.”
Her anne baba evladının üzerine titrer. Kendince iyi ve güzel bildiği her şeye evladının sahip olmasını ister. Kendince ifadesi önemli burada. Zira iyi ve güzelin içini herkes kendince doldurur: Başarı, mutluluk, zenginlik, doğruluk, kulluk, cömertlik, güzel ahlak… İnsan hayata nereden bakıyorsa evladının oradan yol almasını ister. Kimisi çocuğunun elinden tutar camiye götürür kimisi meyhaneye. Kimisi güzel ahlaklı bir insan olmanın yollarını telkin eder, kimisi başarı için her yolun mübah olduğunu anlatır evladına.
‘Beşer şaşar', doğru tespittir ve ‘Allah şaşırtmasın' güzel duadır. İnsanız; zayıfız, nankörüz, unutkanız, aceleciyiz, zalimiz, cahiliz; zaaflarımız, heveslerimiz, ihtiraslarımız ve nefsimiz var. Hangimizin güzel ameller işleyeceğini görmek için Rabbimiz ölümü ve hayatı yaratmış. Dünya imtihan dünyası. Ayette ölüm hayattan önce zikrediliyor. Dünyanın yalan ölümün gerçek olduğunu ihtar için mi, bilmem. ‘Ağaç gölgesi' diyor Efendimiz, uzun bir yolculukta dinlenmek için eğleşilen bir ağaç gölgesi. Dünya buncağızdan ibaret fani ve güzel bir imtihan yurdu, ötesi değil.
Edibe Gider'in hazırlayıp sunduğu Konuşan Yazılımlar programına Yalova Üniversitesi, Bilgisayar Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç. Dr.Adem Tuncer konuk oldu.
Edibe Gider'in hazırlayıp sunduğu Konuşan Yazılımlar programına Yalova Üniversitesi, Bilgisayar Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç. Dr.Adem Tuncer konuk oldu.
Kemâlât teferruattan doğar! İnsanlar için de bu böyledir devletler için de. Büyük meselelerini halleden insan ve devletler, başkalarının nazarında küçük gibi görülen meselelere dair irade, teklif, iddia ve nihayet eylem ortaya koyabilirler.
Tadı yok hayli zamandır; dünyanın, hayatın, insanın ve muhabbetin. Pandemiyle birlikte bir şeyler oldu sanki. Dünyanın kahrını çekmek daha bir zorlaştı, hayatın anlamı hepten yitti, insanın çilesi katmerlendi iyice. Dünya, hayat ve insan hepsi birden muhabbetle anlamlıydı, muhabbetin bile tadı tuzu yok artık.
Hafta sonu Kitap Fuarları münasebetiyle Cizre ve Nusaybin'e seyahat etme fırsatım oldu. Bahardan kalma bir hava, pırıl pırıl gülen yüzler, mis gibi kitap kokusu ve kadim şehirlerin kendine has o efsunlu edası. Daha ne olsun!
Birinci bölüm: Her yere yetişmeye çalışırken kendilerine geç kalanlar Böyleydik biz. Okula yetişmeye çalışırken oyuna, derse yetişmeye çalışırken okumaya, işe yetişmeye çalışırken aileye, toplantıya yetişmeye çalışırken namaza, eve yetişmeye çalışırken tuvalete, para kazanmaya çalışırken dostlara; yani senin anlayacağın cancağzım, hep bir şeylere yetişeceğim diye hep bir şeye geç kalan insanlardık.
Arkadaşlarıyla parkta oynayan beş yaşındaki çocukların hiçbir şeyden haberi yoktur. Dünya yangın yerine dönmüş, ülkede sıkıntılar varmış, şu şöyle olmuş bu böyle olmamalıymış ne gam! Kaydırak sırası kendisine geldi mi, arkadaşı bebeğiyle oynamasına izin verdi mi, çikolatası da alındı mı, değme keyfine. İnsan bir köşede oturup o çocukları izlese, onların oyunlarını gerçek zannetmesine, oyundan başka bir gerçeğin var olabileceğini akıllarına bile getirmemesine biraz da imrenerek hayret eder.
“Batı adamının bunalımı çok tabiîdir, muallaktadır. Doğu adamı yerinmez ve sevinmez, çünkü dünyada yerinilecek ve sevinilecek bir şey yoktur. Ve bizim hüznümüz Allah'adır!” Fethi Gemuhluoğlu Ağabeyin -Sadettin Ökten hocamın tabiri ile Fethi Baba mı demeliydim yoksa- 22 Kasım 1975'te ‘Dostluk Üzerine' irticalen yaptığı muhteşem konuşmayı üstünden 50 yıl geçmişken şimdi tekrar okuyorum ve yukarıda alıntıladığım cümlelerin altını yeniden çiziyorum, aşkla.
In this episode, Stefan Lutzmayer, from IQVIA's EMEA Thought Leadership team, speaks with Özgür Tuncer, CEO & Executive Director of Stablepharma, about the growing complexity of the pharmaceutical cold chain and how innovation could make it more resilient, sustainable, and accessible.IQVIA's EMEA Thought Leadership team analyses major trends shaping the pharmaceutical market and their implications for healthcare systems and companies across the region.You'll hear about:•Why “keeping it cold” is more than logistics—it's about safety, equity, and sustainability•Where breakdowns happen in practice, from transport to site of administration•Why the cold chain is not just an issue of low- and middle-income countries•How hidden costs and emissions make the cold chain a big topic for healthcare systems around the world•The promise of thermostable technology to reduce waste, cut costs, and expand access globallyListen in for practical insights on how the next decade of cold-chain innovation could reshape the future of biologics and global health.For more insights, read IQVIA's white paper “Tip of the Iceberg: Economic and Environmental Impact of the Vaccine Cold Chain.”
Pastırma yazını fırsat bilip Üsküdar'da yürüyüşe çıkan Ali Bey, karşılaştığı Ahmet Bey'le iki çift lafın belini kırsa, sahil boyunca yürürken. Dünyanın ahvalinden, memleketin hal ve gidişinden laflasalar etraflıca, kendilerini takip eden iki şüpheli adamdan habersiz. Salacak'ta bir çay bahçesinde Mahmut Bey'le birlikte çaylarını yudumlayan Fatih Bey, ayak üstü gençlerle sohbet eden Yavuz Bey'i görüp masalarına davet etseler ve onların sohbet mevzuu da Türkiye ve dünya gündemi olsa. Sohbet o kadar koyulaşsa ki masaya çayları bırakıp giden garsonun içeri girerken yakasındaki mikrofondan bir yere fısıltıyla bir haber uçurduğunu görmeseler bile.
“Türk vatandaşı, Fransız idare hukukuna göre idare edilen, Alman ceza muhakemelerine göre yargılanan, İtalyan ceza yasalarına göre cezalandırılan, İsviçre medeni kanununa göre evlenen ve İslam hukukuna göre gömülen kişidir!”
Nice fena işler vardır ki önce kınayarak konuşuruz, sonra tiksinerek görürüz, sonra utanarak yaparız, ardından sıradan bir şeymiş gibi kolaylıkla yapar hale geliriz. Çünkü çirkin, yanlış ve kötü olan işlerin kolaylıkla yapılabilir hale gelmesinin ilk adımı o işlerin konuşulmasıdır. Belki de ilâhî emrin ‘yapmayın!' değil ‘yaklaşmayın!' diye gelmesi bu sebeptendir.
İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel altyapı; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım; şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar; ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar; konut, kültür sanat ve turizm, gençlik ve spor; sosyal hizmet ve yardım…
Sayın Tufan Erhürman Kıbrıs'ımızın yeni Cumhurbaşkanı oldu, hayırlı olsun. Kuzey'i hiç hesaba katmadan Kıbrıs'ımız diyorum, zira 1571'den 1878'e kadar, üç asrı aşkın zaman bizdi, bizimdi Kıbrıs. Sonrasında Kıbrıs'ın acısı Britanya kadar bizimdi, Lozan'la birlikte sızısı bizimdi Kıbrıs'ın. 74 Harekâtından bu yana ise dağına taşına şehitlerimizin al kanıyla vurduğumuz şanlı mühürle Kıbrıs bir zamanlar bizimdi hicranını bir kenara bırakıp biz bizatihi Kıbrıs olduk! Kıbrıs bizimdir, biz Kıbrıs'ız! Reddediyorum Güney'i! Bugün adını farklı telaffuz ediyor oluşumuz, yarınlarda kalbimizdeki telaffuzu dünyaya ezberletmemize mâni değildir!
Kenan Yıldız milli maça dua ederek çıkınca Memduh Bayraktaroğlu bir tweet attı: “Hatırladınız mı, 6 gol yedikleri maçtan önce de böyle dua etmişlerdi ama dua etmeden maça çıkan güçlü İspanyollar karşısında rezil olmuşlardı. Şimdi geleyim gerçeğe… Bu çocukları akılla yönetirseniz, Bulgaristan ve Gürcistan maçlarında olduğu gibi harikalar yaratırlar.
Polemikten hoşlanmıyorum. Sözle yahut yazıyla, yüz yüze veya sosyal medyada ne zaman birisiyle bir polemiğe girsem kendimi kirlenmiş hissediyorum, kalbim daralıyor. Haklı da olsam haksız da polemiği kazansam da kaybetsem de netice değişmiyor. Büyük bir günahın arkasından gelen iç sıkıntısına benzer bir huzursuzlukla baş başa buluyorum kendimi, utanıyorum.
Eleştiri ahlakının çerçevesini belirleyen bir anayasa yapılacak olsa değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek ilk madde için teklifim şu olurdu: Derdi üzüm yemek değil bağcıyı dövmek olan kişi, üzümler güneşe serilip kuruyana kadar, yaş üzüm dallarıyla, bir daha yapmayacağım kıvamına gelene dek itinayla pataklanır! Diğer bütün maddeleri mutabakat çerçevesinde, istişare ile belirleyebiliriz ama ilk madde bu olmak şartıyla!
Yıllar sonra gazeteme ve köşeme kavuşmanın mutluluğu içinde cümle ahbâb u yârâna gönülden bir merhaba. Yunus Emre'mizin iki mısraı ile başladım söze. Zira ‘Sözlerin büyüğü büyüklerin sözleridir' buyrulmuş. Mâlum, erenlerden bir iz taşıyan her iş bereketlenir, güzelleşir. Bizim Yunus edası ve üslubu teberrük olsun yazacaklarımıza, niyazım budur. Eda ve üslup diyorum çünkü O sadece bir Hak dostu değil, Türkçe'nin önünde diz çöküp kelime-i şehadet getirdiği zât aynı zamanda. Rahmet olsun.
Emulate: TJ EsubiyiSparkle Hunter: Dîba TuncerDîba Tuncer (she/her) is a trauma-informed somatic andsystemic coach, educator, and researcher based in Germany. Her work bridgesembodied healing with decolonial and critical pedagogies, offering a uniqueapproach to personal and collective transformation. She specializes inindividual and team coaching, supervision, and training—particularly supportingwomen in leadership roles—and facilitates safer spaces for learning, growth,and reflection.Dîba holds a BA in English Language and Literature and hasexperience teaching in both Turkey and Germany. She earned her MA in AnglophoneModernities in Literature and Culture at the University of Potsdam. Currently,she is pursuing her PhD in Education at the University of Bremen and AliceSalomon University, focusing on decolonial pedagogy, epistemic justice, andembodied learning.As the host of the podcast Pedagogy of Integrity, shecontinues to create relational, reflective spaces that nurture inner andcollective wisdom.
Vor wenigen Monaten rief Abdullah Öcalan die PKK überraschend dazu auf, ihre Waffen niederzulegen. Ob es einen gerechten Frieden geben wird, hängt jetzt nicht nur vom Willen des türkischen Staates ab. Interview geführt von Justus Johannsen (23. April 2025): https://jacobin.de/artikel/pkk-oecalan-kurden-tuerkei-erdogan-imamoglu Seit 2011 veröffentlicht JACOBIN täglich Kommentare und Analysen zu Politik und Gesellschaft, seit 2020 auch in deutscher Sprache. Die besten Beiträge gibt es als Audioformat zum Nachhören. Nur dank der Unterstützung von Magazin-Abonnentinnen und Abonnenten können wir unsere Arbeit machen, mehr Menschen erreichen und kostenlose Audio-Inhalte wie diesen produzieren. Und wenn Du schon ein Abo hast und mehr tun möchtest, kannst Du gerne auch etwas regelmäßig an uns spenden via www.jacobin.de/podcast. Zu unseren anderen Kanälen: Instagram: www.instagram.com/jacobinmag_de X: www.twitter.com/jacobinmag_de YouTube: www.youtube.com/c/JacobinMagazin Webseite: www.jacobin.de
24 Nisan 2025, Laflijazz bu hafta sevgili Cem Tuncer'i konuk ediyor. Müzik eğitiminden girdik, film müzikleri ve TRT Caz Orkestrasında bir mola verdik ama bu sezon yapmaya çalıştığımız gibi değerli caz gitaristimizin hiç bilinmeyen yönlerini de sizlere aktardık. Keyifli bir program oldu, bekleriz...
In Folge 21 des GovCasts spricht Faruk Tuncer mit Sabrina Donner, Stabsstellenleiterin Digitalisierung im Landkreis Lüchow-Dannenberg. Im Gespräch geht es um die Nutzung von LLMs im Landkreis, das KI-Tool scriba zur automatisierten Protokollierung und die eigene Mini-Cloud von Lüchow-Dannenberg. Außerdem sprechen Tuncer und Donner über die Rolle von KI-Administrator:innen, wie viel Zeit Künstliche Intelligenz wirklich spart und was Deutschland in der Digitalisierungssteuerung besser machen müsste.Host: Faruk Tuncer, Gründer & CEO von PolyteiaGast: Sabrina Donner, Stabsstellenleitung Digitalisierung Landkreis Lüchow-DannenbergTimestamps00:00 Beginn der Episode00:30 Lüchow-Dannenberg Syndrom der digitalen Transformation01:59 Was macht der Kreis Lüchow-Dannenberg (L-D)?03:59 Wolltest du schon mal etwas anderes als Verwaltung machen?05:25 scriba: KI-basiertes Protokollierungstool in L-D08:08 Zusammenarbeit mit LLMs09:05 Lüchow-Dannenbergs private Mini-Cloud11:41 Datenschutz unter der Stabsstelle Digitalisierung12:37 Wie agiert man als Verwaltung so schnell wie L-D?14:05 Plant L-D, KI-Agenten einzusetzen?17:17 Wie viel Zeit spart KI wirklich?21:58 Fachverfahren mit KI verbinden24:43 Daten aus den Fachverfahren?28:15 Was macht ein:e KI-Administrator:in?31:15 Was macht Deutschland bei der Digitalisierungssteuerung falsch?
Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu Reel Piyasalar programına Teksan Jeneratör Pazarlamadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Ebru Ata Tuncer konuk oldu.
Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu Reel Piyasalar programına Teksan Jeneratör Pazarlamadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Ebru Ata Tuncer konuk oldu.
Ankara'da Gezi Direnişi'ne katılan ve 16 yaşında darp edilerek ters kelepçeyle gözaltına alınan, bugünü avukatı Doğu Tuncer, 11 yıl önce bir çocuk olarak yaşadığı ağır travmayı ve yargı sürecini Kısa Dalga'ya anlattı.
Fidiro Kahvesi ekibi bu bölümde, 6 Şubat depremlerinin gündemimize taşıdığı meseleleri sahadan izlenimler, Kızılay, AFAD gibi kurumların yapılanmasındaki dönüşümler ve finansallaşma gibi olgular üzerinden incelemeye ve ülkece yaşadığımız faciayı anlamlandırmaya çalışıyor.Bahsi geçen metinler: "Kızılay'ın neden bir portföy şirketi var?" Gökçen Tuncer, Independent Türkçe. Mapping relations between state and humanitarian NGOs: the case of Turkey, Şerif Onur Bahçecik & Yunus Turhan, Mart 2022Türk Afet Yönetiminde Merkezileşme Sorunu ve Yerelleşme Çabaları, Hikmet Yavaş & Ömer Yavuz, Mayıs 2015Support the show
Adim atmaktan korkmak ve hayatimizda buyuk degisiklikler yapmak hic kolay degil. Peki ya cok unlu biriyseniz ve kaybedecek cok seyiniz varsa sifirdan hayat kurmak icin baska bir diyara gitme cesaretiniz olabilir mi? Yasanmis ve yasanan bir mukemmel hikaye Demet Tuncer'in anlattiklari. Dinlerken hem cok keyif alicaksiniz hemde anlatimina hayran kalacaksiniz. Dinledikten sonra “murtilerinizden kurtulmanızı” diliyoruz : ) Keyifli dinlemeler!Demet Tuncer Youtube: https://www.youtube.com/c/DemetTuncerDemet Tuncer Instagram: https://www.instagram.com/demetttuncer/
#MedyadaBugün #haber #sondakika #altay #göztepe Bülent Korucu ve Mahmut Filizer 29 Kasım 2022 Salı günü medyada öne çıkan manşetleri, köşe yazılarını ve satır arasında kalmış haberleri MEDYADA BUGÜN'de ekranlarınıza taşıyor... 00:00 Giriş 00:30 Altay Göztepe maçında çıkan olayların arka planı 05:40 Gülten Matur'u MİT bu yıl da tutukladı 10:33 Bulgaristan iade etmedi; Yandaş medya Ergenekoncu Levent Göktaş'ı Cemaatçi yaptı 38:00 Eksi iki netle üniversiteye kayıt dönemi