POPULARITY
CHP'nin 8'inci Olağan Kurultayı'nda Genel Başkan seçilen Özgür Özel PKK'nın siyasi uzantısı HDP'ye selefi Kılıçdaroğlu gibi aynı ideolojik çizgiden baktığı yaptığı skandal açıklamalardan anlaşıldı. CHP'nin yeni lideri Özel PKK terör örgütünün siyasi kolu olan HDP'yi aklınca ve cahilce aklamaya çalışarak ‘Bir suç işlemeyen partileri şeytanlaştırmam' sözleri ile CHP'de liderler değişse de terör muhibbi zihniyetin değişmediğini bir kez daha gözler önüne sermiş oldu. HDP'lilerle hiçbir sorunu olmadığını açıklayan Özel “Gözümün önünde bir suç işlemeyen partileri birileri istiyor diye şeytanlaştıracak değilim” demişti!!! PKK ile kendi sorunu yok anladık ama Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve milletinin vatan uğruna canını seve seve feda etmiş şehitlerimizin ve onların yakınlarının sorunları var! Bu durumda Atatürk'ün partisinin başına hasbel kader gelmiş bu kifayetsiz yöneticilerin ABD başta olmak üzere İsrail'in dahi yönettiğini açıkladığı PKK ve onun siyasi kolu HDP'den oy alma hevesi uğruna devletimizi ne kadar zarar verebilecekleri ortada! ÖZGÜR ÖZEL'E GÖRE CHP'DEKİ DEĞİŞİM, KAPATMA DAVASI AÇILAN TERÖR ÖRGÜTÜ PKK'NIN SİYASİ KOLU OLAN HDP'DE HEYECAN UYANDIRMIŞ! Bilindiği gibi CHP'nin yeni lideri Özgür Özel'in ‘Gözümün önünde suç işlemeyen siyasi partileri birileri istiyor diye şeytanlaştıracak değilim' skandal açıklamalarında kastettiği o birileri Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ile Anayasa Mahkemesi olsa gerek! Zira Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın HDP ile ilgili hazırladığı iddianamesinde “Anayasa'nın 14. maddesinde temel hak ve hürriyetlerden hiçbirinin, ‘Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve ortadan kaldırmayı amaçlayan' faaliyetler biçiminde kullanılamayacağı” belirtilerek Anayasa'nın 69. maddesinin 6. fıkrasında ve Siyasi Partiler Yasası'nın 103. maddesinde, bir siyasi partinin Anayasa'nın 68. maddesinin 4. fıkrası hükümlerine aykırı eylemlerinden ötürü temelli kapatılmasına ancak bu nitelikteki fiillerin işlendiğinin ve odak hâline geldiğinin Anayasa Mahkemesi'nce tespit edilmesi hâlinde karar verileceği belirtilmiş; fıkranın devamında da bir siyasi partinin, bu nitelikteki fiiller o partinin üyelerince yoğun bir şekilde işlendiği ve bu durum o partinin tüm organlarınca zımnen veya açıkça benimsendiği yahut bu fiiller doğrudan doğruya anılan parti organlarınca kararlılık içinde işlendiği takdirde söz konusu fiillerin odağı hâline gelmiş sayılacağına işaret edilmiştir.
Bütün muhaliflerle kol kola girdi. 6'lı Masa kurdu. HDP'yi masanın altına, FETÖ'yü kanatlarının arasına aldı. İçerideki, dışarıdaki bütün mihrakların rüzgarını arkasına alarak Cumhurbaşkanlığına aday oldu. Tam yüzde yüz kazanacakken, Yeni Şafak'ın sosyal medya platformlarına verdiği reklamlar yüzünden seçimi kaybetti. Dün sabah gündem toplantısını yaptık; öğlen, bugünün gazetesini hazırlamaya başladığımız bir zaman diliminde CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun bomba konuşması gündeme düştü. “Bir gazete nasıl olur da 3 milyon liraya yakın bir reklamı verir, Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı seçilmesin diye. Yeni Şafak Gazetesi'nden söz ediyorum. Hangi şafak? Hangi yenilik?” diye isyan ediyordu Kemal Bey. Hayretle konuşmanın devamını dinledim. “Ne diyor Kemal Bey sağlığı yerinde mi acaba” diye düşündüm. Basılı yayıncılığın tarafı olduğumuz için ilk başta neyi kastettiğini anlayamadık. Sonra baktık ki Kemal Bey, Yeni Şafak'ın dijital tarafının çok izlenen içeriklerine içerlenmiş. İlahi Kemal Bey, Yeni Şafak senin seçilmemen için niye reklam versin?.. Yeni Şafak, yayıncılık hayatında çeyrek asrı geçmiş 28 yılı geride bırakmış, 29. yılında ilk günkü heyecanla milli ve manevi değerleri rehber edinerek faaliyetlerini sürdürüyor.
Eski Halkların Demokratik Partisi Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, ArtıGerçek'te İrfan Aktan'a verdiği röportajda aktif siyaseti bıraktığını açıkladı. Demirtaş'ın açıklaması gündemi belirledi. Demirtaş, açıklama öncesinde Halkların Demokratik Partisi'ne yönelik eleştirel bir yazı kaleme almıştı. Demirtaş neden böyle bir karar verdi? Bu karar HDP'yi nasıl etkiler? Kürtler Demirtaş'ın bu kararına nasıl tepki verir? HDP'nin seçim sonrası girdiği özeleştiri sürecinde Kemal Kılıçdaroğlu'nun cumhurbaşkanlığı adaylığının desteklenmesi ve ittifak siyaseti nasıl yer alacak? Medyascope Açık Oturum'da Gülçin Karabağ sordu, akademisyen-Medyascope yorumcusu Ayşe Çavdar ve Kürt Çalışmaları Merkezi Direktörü Reha Ruhavioğlu yanıtladı.
Ekrem İmamoğlu 2023 seçimleri için çok iddialı konuştu ve “İlk seçimde yollayacağız. Hiç tereddütsüz. Bu saatten sonra bu seçimi iktidar ka za na maz bizim de kaybetmeye hiç niyetimiz yok. Ekrem İmamoğlu seçilecek cumhurbaşkanı adayının “ego ve kibire” sahip olmaması gerektiğini belirtince İsmail Küçükkaya, ‘Başkanım siz kibirli misiniz' diye sordu. Bu soru üzerine Ekrem İmamoğlu, “İddialıyım asla kibirim olmaz. Tevazum yüksektir. Beni çalışanlarıma sorsunlar diyerek Cumhurbaşkanlığına aday olduğunu bir kez daha açıkça açıklamış oldu. 6'lı masanın özellikle de İYİ Parti Genel Başkanı Akşener'in ve parti organlarının adayı olduğu iddia edilen Mansur Yavaş ise daha politik davranarak 6'lı masa ne derse odur diyerek hem Kılıçdaroğlu'na hem de 6'lı masa liderlerine pozitif göndermede bulunuldu. O halde İmamoğlu'nun öncelikle CHP Genel Başkanı KIlıçdaroğlu ve 6'lı masa liderlerine rağmen adaylığını sol'un önemli ismi İsmail Saymaz'a açık bir şekilde açıklaması bırakın 6'lı masa liderlerini göz ardı etmeyi öncelikle Parti lideri Kılıçdaroğlu'nu da görmezden gelme veya Cumhurbaşkanlığı konusunda Batı ve Amerika'dan yeşil ışık aldığının açık işaretlerini mi taşıyor. Aslında İmamoğlu'nun Emperyalist Büyükelçiler ve Amerikan Kongresi Temsiciler Meclisindeki bazı senatörler ile yaptığı görüşmeler ile ilgili bir çalışma yaparken İmamoğlu'ndan bu konuda kendisini deşifre etmesini doğrusu hiç beklemiyordum. Diğer önemli bir konu ise ABD Büyükelçisi'nin Türkiye'deki siyasete açıkça müdahale ederek dizayn etme faaliyetleri olmuştu. İstanbul Belediye Başkanı'nın Emperyalist güçlerin menfaatleri doğrultusunda Türkiye'nin çıkarlarına aykırı hareket ettiği iddialarına karşı şüphesiz İmamoğlu'nun Emperyalistlere ve Türk kamuoyuna vereceği cevabı da önemsiyorum doğrusu. ABD Büyükelçisi Flake CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'na karşı Ekrem İmamoğlu'nun adaylığı için özellikle 6'lı masa liderleri ile kulis faaliyeti yürütüyor.. ABD Büyükelçisi Jeffrey Flake 2022 Nisan- Mayıs ayları arasında yaklaşık bir aydır muhalefet liderlerini ziyaret ediyor. Göreve başladığında ilk olarak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun yanına koşan Flake, CHP'de cumhurbaşkanı adaylığı konusunda Kemal Kılıçdaroğlu ismi öne çıkınca panik içinde turlara başladı. 26 Ocak'ta ilk ziyaretini İmamoğlu'na yapan Flake, bu ziyaretten aylar sonra, 13 Nisan'da CHP Genel Merkezi'ne giderek Kılıçdaroğlu ile görüştü. İddiaya göre Jeff Flake yukarıdan aldığı talimat doğrultusunda CHP lideri Kılıçdaroğlu'na uygun bir dille şu mesajı iletti: “Bir Alevi olarak cumhurbaşkanlığı seçiminde başarılı olman zor. Adaylık konusunda Ekrem İmamoğlu'nun önünü açmalısın. Eğer adaylık ısrarını sürdürürsen İmamoğlu, İYİ Parti ve HDP desteğiyle zaten aday olacak. Sen CHP'nin başında kalmaya devam etmelisin.” ABD Büyükelçisi Flake, CHP ziyareti sonrasında İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile HDP eş başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar'a gitti. Kılıçdaroğlu ziyaretinin ardından Flake'in bu iki partiye gidişi “Ekrem İmamoğlu'na destek turları” olarak yorumlanıyor. İYİ Parti ile HDP'yi ziyaret eden Flake, ülkesinden gelen talimat doğrultusunda daha sonra da DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan'la bir araya geldi. ABD KONGRE ÜYESİNİN ‘İMAMOĞLU İTİRAFI' TÜRKİYE'Yİ ROTAYA SOKMAK İÇİN EKREM'LE GÖRÜŞÜYORUZ
Bu programda yalan da yok algı da! Gündem masaya yatırılıyor, arka planlar detaylıca analiz ediliyor. Net Bakış'ın 29 Kasım 2022 tarihli bölümüne; Güvenlik Politikaları Uzmanı Mete Yarar, Gazeteci Yazar Nedim Şener, Doç. Dr. Hulki Cevizoğlu konuk oldu. Kara harekatı için belirlenen hedefler nasıl bir öneme sahip? Kara harekatında odak noktası neresi olacak? Türkiye'nin terörle mücadelesi Ankara'nın resti bölge dinamiklerini nasıl değiştirdi Kimler, neden terör seviciliği yapıyor? Tel Rıfat, Münbiç ve Ayn El-Arab harekat için neden önemli? Mete Yarar harita üzerinden anlattı. Kara harekatı nasıl bir özelliğe sahip olacak? Yeraltına çekilen terör örgütünün asıl planı ne? Teröre karşı önleyici harekat mı? NATO ile diplomatik ilişkiler hangi seviyede? Esed ile görüşme bölgede nasıl sonuçlar doğurur? Esed ile temas göçü nasıl etkiler? Erdoğan-Esed görüşmesinin harekatın seyrine etkisi nasıl olur? ABD, PKK/YPG ile ilgili plan değişikliğine mi gidiyor? Belediyelerdeki terör soruşturmaları Terör soruşturmasına duyulan rahatsızlık HDP'yi incitmemek için mi? İmamoğlu ve Kaftancıoğlu neden ters düştü? #terörlemücadele #harekat #suriyeoperasyonu Serhat İbrahimoğlu ile Net Bakış her pazartesi 20.45'te TVNET'te.
Editör: Gamze Elvan Prodüksiyon: Özgün Özgül Reji: Özge Elvan & Elif Özge Yalçın İktidar, son dönemde Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Kürt seçmene yönelik adımlar atıyor. Eski HDP Van Milletvekili Aysel Tuğluk, cezaevinde yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle tutuklu bulunduğu Kocaeli 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi ‘nden 27 Ekim'de tahliye edildi. Tuğluk, uzun süredir tahliye edilmeyi bekliyordu. Daha sonra Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, AKP Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz ve AKP Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş anayasa değişikliği teklifi nedeniyle, 2 Kasım'da HDP'yi ziyaret etti. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli bu görüşmeye destek verdi ve “Son derece doğal ve doğrudur” dedi. 12 Kasım'da da Selahattin Demirtaş, babasının rahatsızlığı nedeniyle özel jetle Diyarbakır'a getirildi. Haber Hafta Sonu'nda bu akşam HDP'de üç dönem milletvekilliği yapan Kürt siyasetçi Altan Tan, bu gelişmeler ışığında iktidarın hamlelerini değerlendirdi. İstanbul-Beyoğlu'ndaki İstiklal Caddesi'nde 13 Kasım'da düzenlenen bombalı saldırıyla ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma sürüyor. Soruşturma kapsamında beşi Bulgaristan'da olmak üzere toplam 13 kişi gözaltına alındı.
AKP heyeti geçtiğimiz günlerde anayasa değişikliği teklifi kapsamında HDP'yi ziyaret etmişti. Bunun üzerine gözler Cumhur İttifakı'nın bir diğer ortağı MHP'ye ve Devlet Bahçeli'ye çevrilmişti. Bahçeli ise dünkü grup toplantısında konuyla ilgili, “Son derece doğal” dedi. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de görüşme üzerinden hem AKP'ye hem HDP'ye yüklenirken Bahçeli'ye yönelik hiçbir şey söylemedi. “Adını Koyalım”da Ruşen Çakır, Edgar Şar, Ayşe Çavdar ve Burak Bilgehan Özpek tartıştı.
Bursa'da bir evde çıkan yangında sekizi çocuk dokuz kişi hayatını kaybetti. Bursa Valisi Yakup Canbolat, itfaiyenin ilk tespitine göre yangının sobadan kaynaklandığını açıkladı. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş da hayatını kaybeden çocukların 1 ile 11 yaş arasında olduğunu söyledi. Altılı Masa ikinci tur ikinci toplantısını 14 Kasım'da Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ev sahipliğinde yapacak. DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, toplantı öncesinde bugün (9 Kasım) Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu ziyaret etti. CHP Genel Merkezi'ne 11.00'de gelen Babacan'ı CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek karşıladı. Babacan'ın ikili görüşmeleri yarın saat 11.30'da İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'i ziyaret etmesiyle tamamlanacak. Partisinin grup toplantısında konuşan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, AKP'nin anayasa değişikliği teklifi için HDP'yi ziyaret etmesini “Açılımcılar kumpanyası” diyerek hedef aldı. Gökçe Çiçek Kösedağı'nın sunduğu “Güne Bakış”ta, gazeteci ve yazar Fehmi Koru ile AKP-HDP görüşmesinin yankılarını ve Akşener'in açıklamasını, Ufuk Çeri ile Bursa'daki yangını konuştuk. Editör: Egemen Gök
Anayasa değişikliği teklifi kapsamında AKP heyetinin HDP'yi ziyaret etmesi siyaset tartışmalarının gündeminde. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin ziyarete ilişkin “Doğru bir adımdır” açıklamasının ardından gözler İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'e çevrilmişti. Akşener görüşme üzerinden hem AKP'ye hem HDP'ye yüklenirken Bahçeli'ye yönelik hiçbir şey söylemedi. Ruşen Çakır, Akşener'in neden Bahçeli'yi hedef almadığını yorumladı.
AKP'nin Anayasa değişikliği için HDP'yi ziyaret etmesiyle başlayan tartışmalar sürüyor. Kimler ne söyledi?… / AKP'li Cevheri'dein ‘çözüm süreci' açıklaması: Neden olmasın?… / Savcılıktan takipsizlik kararı: Gazeteciler bir dereceye kadar abartma hakkına sahiptir… / Şahkulu Derhgahı'nda "açılım", Meclis önünde engel… / Öğretmenler AYM önünde 'meslek nöbeti' tutacak… / Alkollü içkilere yeni düzenleme geliyor…/Gündemin önemli gelişmeleri Demet Bilge Erkasap'ın hazırladığı bültende…
Günün en sıcak ve çarpıcı gelişmelerini bulabileceğiniz FOX Ana Haber, deneyimli gazeteci Selçuk Tepeli'nin sunumuyla podcast yayınlarında sizlerle buluşuyor! FOX Türkiye Resmi Web Sitesi: www.fox.com.tr Facebook: https://www.facebook.com/foxhaber Twitter: http://www.twitter.com/FOXhaber Instagram: https://www.instagram.com/FOXhaber/ Bölüm analizi
Ruşen Çakır, anayasa değişikliği görüşmeleri kapsamında AKP heyetinin HDP'yi ziyaret etmesinin ardından başlayan tartışmayı değerlendirdi. Çakır, AKP Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Ali Cevheri'nin “HDP'ye gidilmesi değil, gidilmemesi abes” sözlerini de yorumladı.
Meclis Genel Kurulunda gizli oylama sonucunda Anayasa Mahkemesi (AYM) üyeliğine, eski İçişleri Bakan Yardımcısı ve Sayıştay üyesi Muhterem İnce seçildi. Bu seçimin HDP'nin kapatma davasına büyük etkisi olabileceği belirtiliyor.
Görünen o ki HDP üzerinden tartışmalar devam edecek. CHP'li Gürsel Tekin'in açık yüreklilikle serdettiği “HDP'ye bakanlık verilebilir” sözlerine kendi partisi adına verilen cevap, aslında sorunu çözmüyor, tersine soru işaretini derinleştiriyor. “Kürt meselesini çözeceğim” diyen bir CHP bugüne kadar bu sorunun ne tanımını yaptı ne de bu sorunu nasıl çözeceğini ortaya koydu. Bu çelişkili siyaset, HDP konusunda da kendini açığa vuruyor. HDP'yi demokratik siyasetin meşru gücü olarak gören CHP, nedense zımnen işbirliği yaptığı HDP'ye gayrı meşru muamelesi yapmakta bir sakınca görmüyor. HDP'yi alenen terör örgütü PKK'nın yanında konumlandırdığını söylediği İYİ Parti ile ittifak yapmakta hiçbir beis görmüyor.
Çocuklarının dağa kaçırılmasından HDP'yi sorumlu tutan Diyarbakır annelerinin 3 Eylül 2019'da başlattığı ve yarın 1000'inci gününü dolduracak evlat nöbeti devam ediyor. Diyarbakır annelerinin kararlılıkla sürdürdüğü evlat nöbetini Anadolu Ajansı Muhabiri Ömer Yasin Ergin ile konuştuk.
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ın mültecilere yönelik söylemleri toplumda nasıl yankı bulacak? HDP'yi siyasal parti olarak görmediğini söyleyen Özdağ, Kürt seçmenden nasıl karşılık bulacak? Özdağ'ın “Muhalefet şimdi olduğu haliyle Erdoğan'ın iktidarda kalmasına yardımcı oluyor” sözlerinden ne anlaşılmalı? Hakkı Özdal ve Bahadır Özgür, İki Satır'da değerlendirdi. Yayını izleyebilirsiniz: bit.ly/3LfbmeQ
Erk Acarer: AKP Ve MHP HDP'yi Kapatıp Baskın Seçime Gitmek Istiyor | Özgün Emre Koç Ile Rota by Artı TV
Kemal Özkiraz: HDP'yi Seçime Yakın Bir Tarihte Kapatabilirler | Erk Acarer Ile Haber Peşinde 1 by Artı TV
Çocuklarının dağa kaçırılmasından HDP'yi sorumlu tutan ailelerin evlat nöbeti devam ediyor. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde Diyarbakır annelerinden İmmihan Nilifırka ile konuştuk.
Türkiye gündemi yine bir şarkıyla hareketlendi.... Tarkan "Geççek" dedi, şarkıyı binlerce kişi paylaştı... Kılıçdaroğlu: Biz zaten HDP'yi yok sayamayız... 1'i kanser ilacı, 13 ilaç daha geri ödeme listesine alındı... Tüketici güven endeksi yüzde 2,8 geriledi... Stokçuluk yapanlara 100 bin TL ile 2 milyon TL arasında ceza ... İngiltere 'altın vize' uygulamasını durdurdu...
Altı muhalefet partisinin liderinden "güçlendirilmiş parlamenter sistem" taahhüdü... CHP lideri Kılıçdaroğlu'ndan zirve açıklaması: "HDP'yi yok saymıyoruz"... Üniversiteye girişte baraj puanı uygulaması kaldırıldı... Eğitim Sendikaları tepkili: "Diplomalı işsiz yaratacak..." YÖK Başkanı: "Rekabeti artıracak"... 'Deltacron' İngiltere'de resmi kayıtlara geçti: 'İzlemeye aldık'... KDV indirimi nedeniyle marketlerdeki denetimler yoğunlaştırılacak... Devletlerden vatandaşlarına peş peşe Ukrayna çağrısı: "Ayrılın..." Zelensky: 'Rusya Ukrayna'yı işgal edecek' diyenler, kanıtları bizimle paylaşın..." Okumak için: https://kisadalga.net/haber/detay/bulten-_24750
https://www.tele1.com.tr/destek
Bilge Denkleme HDP'yi Koymadan Çıkış Yolu Olmadığını Herkes Öğrenmek Zorunda | Çetele 2 by Artı TV
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Sağlık Başdanışmanı Dr. Rüstem Zeydan, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in Halkların Demokratik Partisi'ni (HDP) konumlandırma ile ilgili açıklamalarından sonra CHP olarak HDP'yi nereye konumlandırdıkları konusunda açıklamalarda bulundu. Zeydan, “HDP'yi TBMM'nin tam da kalbinde konumlandırıyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin muhatabı olarak kabul ediyoruz. HDP bugün ülkenin bir realitesi ve bir gerçeğidir. An itibariyle meşru bir partidir. Muhatap almak gibi bir mecburiyetiniz vardır” dedi.
Bahçeli'nin CHP ve HDP'yi hedef alması ne anlama geliyor? Akademisyen Yektan Türkyılmaz Son Tahlilde'de Onur Öncü'nün konuğu oldu ve yaşananları değerlendirdi.
Kandil'den HDP'ye gönderilen talimat açıktı. Mealen denilen şuydu: “Seçimin kilit partisisiniz. Size muhtaçlar. O yüzden rolünüzü iyi oynayınız. Çantada keklik olmadığınızı gösteriniz. Tezkere konusunda CHP'yi açık tutum almaya davet ediniz. HDP'yi açıktan muhatap almayan ve tezkere konusunda da evet diyen bir CHP ile yol yürüyemeyeceğinizi aleni belirtiniz.” HDP bu talimat doğrultusunda tavrını net bir biçimde ortaya koydu. CHP'ye adeta siyasi bir ültimatom verdi. Başka bir deyişle rest çekti. Kandil'in HDP üzerinden CHP'ye gönderdiği mesajın taşıyıcı aktörlerinden biri olan HDP Diyarbakır Milletvekili İmam Taşçıer'in attığı şu tivit her şeyi gayet iyi açıklıyordu aslında: “CHP tezkereye ‘Evet' diyecekse hiçbir Kürt, ‘CHP, daha iyidir' diye oy vermemeli.” CHP Kandil üzerinden HDP'ye, HDP üzerinden de kendisine yapılan bu uyarı üzerine pozisyonunu değiştirdi. 2015'ten itibaren Irak-Suriye tezkerelerine “Evet” diyen CHP bu kez “Hayır” diyeceğini açıkladı. Bu tavır, Kandil/HDP hattında olumlu karşılandı ve alkışlandı. HDP'NİN ÇİFTE STANDARDI HDP sınır dışına asker gönderilmesine “Savaş politikalarına hayır” gerekçesiyle karşı çıkıyor. Oysa gerçekte PKK'ya karşı Irak'ın ve Suriye'nin kuzeyinde sürdürülen mücadeleden duydukları rahatsızlığın bir kılıfıdır bu. Türk ordusu DEAŞ'e karşı operasyon yaptığında buna karşı çıkmayan HDP'nin PKK söz konusu olduğunda “savaşa hayır” demesi manidardır. Daha manidar olanını söyleyeyim. HDP, PKK'nın elindeki Kobane'yi almak için DEAŞ saldırıya geçtiğinde Türkiye'nin askeri gücüyle müdahale etmesi çağrısında bulunmuştu. PKK ve PKK'nın elindeki kantonal yönetimi korumak için sınır dışına asker gönderilmesini istemişti. O zaman sormazlar mı: Sınır ötesine asker gönderilmesine prensipte karşı iseniz niye böyle bir istekte bulundunuz? Hatta bununla yetinmeyip Kandil'in açık talimatıyla milleti her yerde sokağa nasıl çağırdıklarını hatırlayınız. Bu çağrı üzerine Diyarbakır'da sokağa çıkan vandalların nasıl gencecik Yasin Börü'yle birlikte onlarca insanımızı katlettiklerini hatırlayınız. Demek ki HDP'nin asıl derdi PKK'yı korumak ve kollamaktır. “Savaşa karşıyız, barış istiyoruz!” sözleri birer kandırmacadan ibaret. Sahiden savaşa ve teröre karşı olmuş olsalardı ABD ve kimi bölge ülkeleri tarafından bir savaş/terör makinesi olarak kullanılan PKK'ya da karşı olduklarını açıklamaktan geri durmazlardı. Yapamazlar, zira PKK'nın emrindeki siyasi bir aparattan öte bir şey değiller.
Medyascope yayınında Edgar Şar, konuğu HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı İlknur Birol ile 26 Ekim Salı günü TBMM'de kabul edilen ve Suriye ve Irak'ta Türkiye'nin askeri faaliyetlerinin iki yıl uzatılmasını öngören tezkereyi ve CHP'nin “hayır” tercihini konuştu.
Kürkçü HDP'yi Eldeki Iddianame Ile Kapatmak Imkansızdır | Hayko Bağdat Ile Bağdat Cafe by Artı TV
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, “Kürt sorununun çözümünde meşru muhatap HDP olabilir” açıklamasını Medyascopetv'ye değerlendiren CHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi Diyarbakır İl Başkanları, sorunun çözüm adresi olarak Meclis'i, Meclis'teki muhatap olarak ise HDP'yi gösterdiler.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, YouTube'da izleyebileceğiniz “Bay Kemal ve İttifakları” adlı belgeselde yine pek veciz (!) konuşmuş. 2015 seçimlerinde HDP'nin parti olarak Meclis'e girmesini desteklediğini ifade ederek, “Siyaset kurumunun 35-40 yıldır çözemediği bir Kürt sorunu var. Kürt sorununu çözmek için meşru bir organa ihtiyacımız var. Devlet dediğiniz kurum gayrimeşru bir organla muhatap olmaz" demiş. Şöyle devam ediyor Kılıçdaroğlu: “Mesela İmralı meşru bir organ değil. Meşru organ kimdir? HDP'yi meşru organ olarak görebiliriz. Halkın desteği var. Parlamentoya gelmiş, dolayısıyla parlamentonun içinde bulunuyor, görevini yapıyor. Bu sorun çözülecekse, meşru bir organla, HDP ile çözebiliriz. Bu nedenle HDP'nin Meclis'te olması gerektiğini düşünüyorum.” İfadenin özü şu: “Biz Kürt sorununu meşru HDP ile çözeriz.” Dört kavramdan oluşan bir cümlede 4 tane gaf... 1. “Biz” ile Sayın Genel Başkan kimi kastediyor? “Dostlarla iktidar olacağız” dediğine göre CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, DEVA Partisi, Gelecek Partisi vs. Yani kelamını, bu siyasi partiler adına da ediyor. Oysa onların, böyle bir söylemle yüzde yüz mutabık olduklarına inanmak için hiçbir sebep yok... 2. Koskoca muhalefetin liderinin durumu hâlâ “Kürt sorunu” diye adlandırma çabası hiç de hafife alınmamalı... Ortada bir ‘terör' meselesi vardır ve bunun adı
İki usta isim, Nedim Şener ve Mete Yarar, Memleket Aşkına programıyla güncel yorum ve analizlerinin yer aldığı podcast..
Çözümde Kılıçdaroğlu da HDP de “Meclis” dedi...HDP'li Sezai Temelli: "O tweet kişisel görüşümdür, partiyi bağlamaz"...Bahçeli: "HDP'yi meşru organ görmek demek, PKK'yı muhatap almak demektir"...Vartinis Katliamı davasında 28 yıl sonra tutuklama kararı çıktı...Freedom House 2021 raporu: Türkiye 34 puanla “özgür olmayan ülkeler” arasında....Türkiye'de 18 yaş üstünde aşı olanların oranı yüzde 50'yi geçti...Takibe düşen bireysel kredilerde rekor artış...Yerli fasulye tohumu iki kat fazla ürün verdi...Avrupa ve ABD arasında Fransa krizi: "Vefasızlık"...Kısa Dalga Bülten yayında..
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun “Siyaset kurumunun 35-40 yıldır çözemediği bir Kürt sorunu var. Kürt sorununu çözmek için meşru bir organa ihtiyacımız var. Devlet dediğiniz kurum gayrimeşru bir organla muhatap olmaz. Erdoğan bunu yaptı. Devleti, İmralı ile muhatap kıldı. Mesela İmralı meşru bir organ değil. Meşru organ kimdir? HDP'yi meşru organ olarak görebiliriz. Halkın desteği var. Parlamentoya gelmiş, dolayısıyla parlamentonun içinde bulunuyor görevini yapıyor. Dolayısıyla eğer bu sorun çözülecekse meşru bir organla da biz bu sorunu çözebiliriz; bu düşüncedeyim” sözlerine ilk itiraz eski HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli'den“Asıl muhatap İmralı'dır“ diye geldi. Sahiden Öcalansız olmaz mı?
Kamuoyunda son günlerde ortaya çıkan gelişmeler, eski tabirle seçim sath-ı mailine girmekte olduğumuzu gösteriyor. Bir yandan Erdoğan ve Cumhur İttifakı kanadının “kimlik siyaseti” üzerinden bir strateji oluşturmaya çalıştığı, diğer yandan millet ittifakının da ortak aday konusu üzerinde yoğunlaştığı görülüyor. Bekir Ağırdır, “Eksik Türkiye'yi Nasıl Yöneteceksiniz” başlıklı yazısında, özellikle muhalefetin seçim sürecinde “Erdoğan mı, öbürü mü?” yaklaşımını terkederek, sistem değişimi, geçiş sürecinin planlanması ve CB adayı ile diğer kilit mevkilerdeki adaylar üzerinde yoğunlaşan bir tavır geliştirmesi gerektiğini vurguluyor. Bu vurgu, Selahattin Demirtaş'ın “İlle de Demokrasi” başlıklı yazısındaki bazı temalarla çakışıyor. Özellikle sistem değişikliği vurgusu ve muhalefeti sistem değişikliğinin temel ilkeleri üzerinde birleşmeye çağıran boyutu bakımından bu böyle. Demirtaş yazısında ayrıca, seçimlerin muhalefete “kazanırken kaybetmek” gibi bir sonuç da yaşatabileceğini belirtiyor. Bunun olmaması için, sistem değişikliğinin ana ilkeleri üzerinde geniş bir demokratik güçler birliği sağlanmasını ve seçim sürecinden sonra demokratik cumhuriyetin nasıl bir geçiş dönemi üzerinden inşa edileceği üzerinde anlaşılmasını gerekli görüyor. Kanımca bu tesbitlere katılmamak mümkün değil. Önümüzdeki seçim sürecinin sonucunda Türkiye, hukuk devleti ile önlem devletinin birlikte var olabildiği, “ikili devlet” dediğimiz bir kalıcı diktatörlük rejimine düşebileceği gibi, Demirtaş'ın deyimiyle bir demokratik cumhuriyet inşa etme fırsatını da yakalayabiliriz. HDP dışı muhalefetin, 2015'teki gibi yapmayıp, bu defa HDP'yi, HDP seçmeninin tabanını ciddiye alarak hareket etmesi ve “kazanarak kaybetme” ihtimalinden kendisini kurtarması gerekiyor.
Hatimoğulları: HDP'yi Potansiyel Suçlu Konumuna Sokmak Isteyene Müsaade Etmeyiz | Odak by Artı TV
HDP'in terörden tutuklu eski eş Başkanı Selahattin Demirtaş, “Demokrasi havarisi” kesilmiş de haberimiz olmamış..! T24'de öyle bir yazı yazmış ki değme demokratlara taş çıkartmış. 2023 seçimlerini demokrasi için bir şans görüyor terörden tutuklu eş başkan ve muhalefeti HDP ile uzlaşmaya çağırıyor. HDP'nin meşruiyetini muhalefet ile kurduğu ilişki biçimine dayandırıyorlardı. Bu yüzden yerel seçimlerden bu yana her fırsatta, “açık, şeffaf ittifak” çağrılarını yinelemişlerdi. “Kapalı kapılar ardında görüşmekten” bıktıklarını da söylüyorlardı. Daha sonra, ittifakın ismini ilan ettiler, önce “Demokratik ittifak”, sonra “Barış ittifakı!” Şimdi de önümüzdeki günlerde HDP'nin ilan edeceği “Tutum belgesi”ne Millet İttifakı dahil, muhalefetin “imza atması”nı öneriyorlar. Çünkü, silah zoruyla, terörle ve emperyalistlerle geliştirdikleri ittifaklarla Türkiye'de belli bir sosyolojiyi oluşturdular ve o sosyolojinin gücünü de şantaj olarak kullanabileceklerini biliyorlar! Demirtaş diyor ki yazısında, “HDP bu açığı kapatabilmek ve tartışmayı ana eksene, demokratikleşmeye oturtabilmek için bir tutum belgesi açıklamaya hazırlanıyor. HDP'nin bu siyasi hamlesini yakından ve ciddiyetle takip etmek gerekir.” Yani? Yanisi, “HDP'nin istekleri yerine getirilmezse Türk siyaseti çıkmaza girer” diyerek tehdit ediyor. İktidara da aynı metinde gönderme yapmayı ihmal etmiyor. “İktidar ve muhalefet dâhil tüm siyasi güçlerin, HDP'yi ve açıklayacağı ilkeleri ciddiye almasında, Türkiye'nin geleceği için büyük yarar var. Çünkü demokratikleşme konusunda HDP'nin şakası yok, HDP blöf yapmıyor, taktik yapmıyor” diyor Demirtaş! Blöf yapmıyor, şaka yapmıyor! Yani, alenen “ayağınızı denk alın” diyor. HDP, “DEMOKRASİ” DERSE SİZ ANLAYIN Kİ “KANDİL”, DİYOR “İMRALI” DİYOR HDP'nin demokrasiden ne anladığını izah etmeye gerek var mı? Ya da daha pazar günü Ahmet Davutoğlu'nun Diyarbakır Anneleri'ni ziyareti esnasında annelerin ve babaların feryatları HDP'nin demokrasiden ne anladığının bariz işareti değil mi? Ama Demirtaş, hükümlü olarak bulunduğu Edirne Cezaevi'nden Türk siyasetini, alenen tehdit etme cüretini gösterebiliyor, “HDP'nin şakası yok” diyebiliyor. Hem de “demokrasinin olmadığını” önü sürdüğü bir ortamda..! Devam ediyor, “HDP'nin demokrasi ilkelerini ciddiyetle ele alıp tartışmaya yanaşmayacakları, HDP de asla ciddiye almayacaktır” diyor. Sanırım, yazar burada 7 Haziran 2015 seçimlerine gidilirken oluşan iklimin yeniden varlığını vehmediyor. Neredeyse tüm kesimleri istismar ettikleri o günler çoktan geride kaldı. Geçti o günler, geçti..! Tehdidini devam ettiriyor Demirtaş, “(...)
Sermayenin ve emperyalizmin orman kanunlarına son! Ülkede keyfî yönetim yani istibdad rejimi var. Anayasa yok hükmünde. Ülkeyi yöneten bir grup sivil ve asker kişinin keyfi, Anayasa'nın da yasaların da üstünde. Halkın feryatlarına kulaklarını tıkayanlar sermayenin ve emperyalizmin bir dediğini iki etmiyor. Amerikan şirketlerini toplayıp “güvenceniz benim” diyen Erdoğan polis şefine “ağzını açanı gözaltına al” dedirtiyor. İstibdad rejiminde sermayenin ve emperyalizmin orman kanunları işliyor! Bir öğretmen Erdoğan'a sesleniyor: “atama yapın lütfen!”. Erdoğan, ihtiyacımız kadarını aldık diye cevap veriyor. Milli Eğitim Bakanlığı 97 bin, Sayıştay 138 bin öğretmen açığı var diyor. Atanamayan yüz binlerce öğretmen atama, dersleri boş geçen öğrenciler öğretmen bekliyor. Kimin ihtiyacından bahsediyorsunuz? Demirören'e yandaş medya kurması için Ziraat Bankası 750 milyon dolar kredi vermiş. Bir kuruşu geri ödenmemiş. Öğrenim kredisini gençlerden işe girer girmez ilk maaşından kesmeye başlayan, çiftçinin traktörüne kadar haciz koyanlar nerede? İşçi, emekçi anayasal hakkını kullanıyor ve sendikaya üye oluyor. İşten atmalara, baskılara göğüs geriyor, seneler süren mahkemeleri aşıyor. Arkalarını istibdada dayayan patronlar ne Anayasa, ne yasa ne mahkeme kararı tanıyor. Gebze'de Baldur, Çorlu'da Bel Karper işçileri bunun için grevde, Dilovası'nda Systemair HSK, Çerkezköy'de Indomie Adkoturk işçileri kimisi haftalardır, kimisi aylardır bu nedenle direnişte… Bu mücadelenin sembolü olmuş Cargill işçilerinin Amerikan tekeline karşı direnişi 1180 günü aştı! Devlet, gücünü Anayasa'yı ve yasaları uygulamak için değil, hakkını aramak için yollara düşen işçilere gösteriyor. Kadın cinayetleri durmak bilmiyor ama devlet gücünü “şiddetin faillerini değil kadınları koru” diyen kadınları durdurmak için kullanıyor. Gündüz gözüyle HDP'yi basan bir faşist cinayet işliyor. Binayı ateşe vermeye çalışıp Madımak'a selam çakıyor. Dün Madımak'ta “şükür ki dışarıdaki halka bir şey olmadı” diyen devlet bugün katile “senin adın ne abicim” diyor! Devlet dün neredeyse bugün de aynı yerde. Memleketin Kürdü Alevisi nefsi müdafaada! Türkiye Ankara'dan yönetilmiyor. Sabah akşam yerli millî masallar dinliyoruz. Ama Afganistan'a asker gönderme kararını Brüksel'den öğreniyoruz. Hani bir meclis vardı Ankara'da… Hani 1 Mart 2003'te ABD'nin istediği Irak tezkeresinin reddeden meclis! Daha sorarlar mı o meclise? Erdoğan ve Bahçeli el ele verip başkanlık sistemini ne için getirdi sanki? Anayasa yok hükmünde. 12 Eylül'ün darbeci Anayasa'sını bile uygulamıyorlar. Faşistler kalkmış bir de “sivil Anayasa” taslakları hazırlamış. Güler misin ağlar mısın? Meclis zincire vurulmuş! Milletvekillerine figüranlık bile zor geliyor artık. Ya uğramıyorlar meclise ya da sıraların üstünde uyukluyorlar! Seçilecekler figüran olduktan, orman kanunları hüküm sürdükten sonra seçim erken olmuş 2023'te olmuş ne fark eder! Sermayenin ve emperyalizmin orman kanunlarının hükmü sınıf mücadelesinin yasalarının başladığı yerde biter! Emekçi halkın iradesinin tecelli edebildiği mekânlar artık sadece sokaklar, meydanlar, grev ve direniş çadırlarıdır. Bu irade dalga dalga büyümeli, yasaksız, barajsız, eşit koşullarda yapılan seçimlerle oluşturulmuş tam yetkili, egemen ve zincirsiz bir Kurucu Meclis'in toplanmasını dayatmalıdır! Ekmek ve hürriyet hemen şimdi! Zincirsiz Kurucu Meclis için ileri!
Erdoğan, MHP'nin Yerine HDP'yi Mi İYİ Parti'yi Mi Geçirecek? [M. Ahmet Karabay] by Tr724
“İnandırıcılık zaafı ve güvenlikçilik endişesi kıskacına düşmek ihtimali kampanyanın iki zayıf noktası: 1-Açlık grevleri ve tecrit konuları, savunma kampanyasına yönelik toplumsal desteği zaafa uğratma riski barındırıyor. Halkların Demokratik Partisi (HDP) toplumsal destek kazanmak için açlık grevlerini destekleyecek ve teşvik edecek politikalardan kaçınmalı. Çünkü toplum genelinde açlık grevleri, seçilmiş kişilerin ‘ölüme yatırılması' olarak algılanıyor. Tecrit ise tek bir erkek için, tek kişinin cezaevi koşullarının iyileştirilmesi için tüm kitlenin haklarının feda edilmesi olarak görülüyor dışarıdan bakanlar için. 2-İçişleri ve emniyet, güvenlikçi politikaların saldırganlık dozunu yükseltebilir. Özellikle Süleyman Soylu, Peker videolarından sonra zayıflayan imajını yeniden yükseltip, kendisini parlatmak için ‘Kürtler'e saldırma' fırsatı olarak kullanabilir. HDP'yi Savunma Kampanyası, emniyetin terörle mücadelesi havasına büründürülebilir iktidar tarafından. Buna karşı da ülkedeki demokratik muhalif kesimlerin üstüne düşen kampanyaya desteği olabildiğince yükseltmek.”
"Türkiye'de Anayasa Mahkemesi, HDP'yi kapatma davasına ilişkin iddianameyi kabul etti. İddianamede HDP'ye yönelik ""parti binalarının örgüt hücresi haline getirildiği"", ""PKK'ye eleştiri yönetilmemesi"", ""terör örgütü propagandası yapma"", ""halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama"" gibi suçlamalar yer aldı. HDP Eş Genel Başkanları, davanın iktidar ve ortaklarının partilerini hedef gösterme kampanyasının bir parçası olduğunu ileri sürüyor. Rahmi Yıldırım'ın haberi"
"Türkiye'de Anayasa Mahkemesi, HDP'yi kapatma davasına ilişkin iddianameyi kabul etti. İddianamede HDP'ye yönelik ""parti binalarının örgüt hücresi haline getirildiği"", ""PKK'ye eleştiri yönetilmemesi"", ""terör örgütü propagandası yapma"", ""halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama"" gibi suçlamalar yer aldı. HDP Eş Genel Başkanları, davanın iktidar ve ortaklarının partilerini hedef gösterme kampanyasının bir parçası olduğunu ileri sürüyor. Can Dündar'ın yorumu"
Ahval Türkçe Editörü Ergun Babahan, Gidişat'ta HDP'yi kapatma iddianamesinin AYM tarafından kabul edilmesi dahil sıcak gündem başlıklarını Yektan Türkyılmaz ile değerlendiriyor.
Ahval Türkçe Editörü Ergun Babahan, Gidişat'ta HDP'yi kapatma iddianamesinin AYM tarafından kabul edilmesi dahil sıcak gündem başlıklarını Yektan Türkyılmaz ile değerlendiriyor.
Ülkü Doğanay ile Mesela: O kurşunda HDP'yi yalnızlaştıran herkesin payı var by Medyascope
Ahmet Taşgetiren ve Mehmet Ocaktan sıcak gündemi canlı yayında yorumladı. Taşgetiren ve Ocaktan HDP'ye kapatma davasını ele aldı. HDP'yi kapatmanın çözüm olup olmayacağını değerlendiren Ocaktan, AK Parti'nin bu konuda somu bir tavrı olmadığını dile getiren Ocaktan, "AK Parti HDP konusunda MHP'ye bağımlı durumda" dedi.
Mart ayını tamamladık. Geçtiğimiz haftalardaki gündem başlıkları üst sıralardaki yerini koruyor: Naci Ağbal ve Merkez Bankası. Keyifli dinlemeler!
Can Dündar Bilanço'da haftanın son gelişmelerini değerlendiriyor...“HDP'ye ilişkin süreç seçime kadar yayılabilir. Yargının ipleri ellerinde olduğu için bunu yaparak, olası kapatmada toparlanma fırsatı vermemek isteyebilirler. HDP ile gösterilecek dayanışma, demokrasi meselesi. HDP'yi yalnız bırakanların başına aynı şeyler gelebilir. Gergerlioğlu ile Berberoğlu arasında hukuken bir fark yok. İmamoğlu, bir belediye başkanı gibi değil de bir cumhurbaşkanı adayı gibi konuşuyor. Hamleleri geleceğe yatırım gibi görünüyor. Sözleri, CHP'den beklenen sözleri yansıtıyor...”
Sesli Köşe-Aytunç Erkin-'AKP ile HDP'yi buluşturan ANT'
Pervin Buldan'ın açıklamaları ne anlama geliyor? Yeni bir süreç olur mu? Son Tahlilde'de Onur Öncü'nün konuğu HDP Van milletvekili Tayip Temel. Temel: “AKP'ye yönelik kapatma kampanyasını yüksek sesle yürütenler, bugün HDP'yi kapatma çağrıları yapıyor ve bunu AKP ile yan yana yapıyorlar. AKP kendi iradeleri ve inisiyatifleri ile başlattıkları bir süreci, yine kendi iradeleri ile bitirerek savaşı tercih etti. Kandil'e, İmralı'ya giden heyetlerimiz oldu. Dolmabahçe mutabakatına kadar süren görüşmeler oldu. Bu görüşmelerin tümü her yönüyle devlet mekanizmalarının ortaklaştığı ve planlayıcısı olduğu görüşmeler..."
Düzen siyasetinde çözüm yok: Muhalefetin istediği erken seçim iktidarın silahına dönüşebilir Erdoğan ve müttefikleri ellerinde olsa elbette 2023'e kadar herhangi bir erken seçim olmadan iktidarda kalmak isterler. Ancak ekonomideki çöküş tablosu ile AKP-MHP'nin seçmen tabanına da sirayet eden ve giderek artan hoşnutsuzluk bunun hiç de kolay olmayacağını gösteriyor. Ekonomideki kötü gidişi durduracak hiçbir çözümleri yok. Kapitalist sisteme ve sermayenin sınıf çıkarlarına tamamen bağlı olan Erdoğan ve iktidarının yapabildiği, kaçınılmaz çöküşü “ağrı kesici” yöntemlerle ertelemek ve emekçi halkın tepkisini istibdadın şiddetiyle bastırmaktan ibaret. Ama artık ne ekonomik krizin yıkıcı sonuçları daha fazla ertelenebilir ne de emekçi halkın tepkisi sonsuza kadar bastırılabilir durumda. Bunu en iyi istibdad cephesi görüyor. Erdoğan ve Bahçeli'nin sene başında baş başa yaptıkları ev toplantılarının başlıca gündeminin bu olduğuna şüphe yok. Ellerinde kendileri için hiç de hoş olmayan epey anket birikmiş durumda. Muhalefet de aynı anketleri görüyor ve bu yüzden en yüksek sesle “erken seçim” talebini gündemde tutuyorlar. Erdoğan'ın havucu Bahçeli'nin sopası Erdoğan ve Bahçeli bu baskıyı kırmak amacıyla uzunca bir süredir alttan alta muhalefeti bölmek ve parçalamak için yürüttükleri faaliyetleri hızlandırdılar. Son yerel seçimlerde büyükşehirleri kaybetmelerine neden olan HDP'nin Millet İttifakı'na dışarıdan destek verdiği modeli parçalamayı hedefliyorlar. CHP'de Kılıçdaroğlu-Kaftancıoğlu eksenine karşı Muharrem İnce'yi; İyi Parti'de ise Meral Akşener-Koray Aydın merkezine karşı Ümit Özdağ'ı kopartmayı başardılar. Erdoğan'ın, Milli Görüş'ün önde gelen isimlerinden Oğuzhan Asiltürk'ü ve “hocaefendi” olarak hitap edilen Nedim Urhan'ı ziyareti, Saadet Partisi'nin de hedefte olduğunu gösteriyor. Erdoğan ve Bahçeli'nin bu isimleri, Cumhur İttifakı'na katmaları zor. Amaçları da söylendiği gibi Cumhur İttifakı'nı genişletmekten ziyade karşı tarafı bölmek. Bunun için de ellerindeki en etkili yöntem düzen muhalefeti cephesi içindeki her türlü ırkçı, mezhepçi ön yargıyı kaşımak, HDP'yi şeytanlaştırmak ve yerel seçimlerde muhalefete kazandıran modelin tekrarını imkânsız hâle getirmek. Tabii bu konuda manevi ve siyasi baskı her zaman yeterli olmuyor. Gelecek Partisi'nden Selçuk Özdağ'a, Yeniçağ gazetesi (İyi Parti çizgisi) yazarı Orhan Uğuroğlu'na ve KRT televizyonu programcısı eski Ülkü Ocağı reisi Afşin Hatipoğlu'na yönelik “faili belli” seri dayak ve saldırı vakalarının “ikna edici” rolü küçümsenmemeli. Elbette ki HDP'nin kapatılması tartışması da bu gündemin bir parçası. HDP'yi (Kürt hareketini) olası bir erken seçime katılmasını engelleyecek bir zamanlama ile kapatmak, HDP kapatılırsa yerine bir değil, birden fazla parti kurulmasını sağlamak ya da HDP'yi hazine yardımından mahrum bırakıp bölünmesine yol açmak, olası seçenekler olarak karşımıza çıkıyor. Ayhan Bilgen ve Altan Tan'ın yeni muhafazakâr Kürt partisi eğilimi bu anlamda istibdad cephesinden büyük bir ilgi ve destek görüyor. Hulusi Akar'ın Erbil ziyareti ile Kürt siyasi hareketi içinde Barzaniciliğin önünün açılacağı sinyalleri veriliyor. Yani kapatma tehdidi, baskılar, tutuklamalar, kayyımlar ile yürütülen sopa politikasının yanında bir havuç politikası da devrede. Erdoğan ve Bahçeli'nin muhalefetin Millet İttifakı kanadını HDP umacısıyla, HDP'yi de havuç sopa politikasıyla bölme çabası karşılık bulduğu ölçüde, siyasi partiler yasası ve seçim sisteminde yapılacak ince ayarlarla birlikte bir anda muhalefetin erken seçim taktiği istibdad cephesinin silahına dönüşebilir. Tek alternatif emekçi halkın tepkisini örgütlemek Halkın istibdada karşı ekmek ve hürriyet isteğini suistimal eden Amerikan muhalefetine asla güvenilmemesi gerektiğini söylüyoruz.
Muhalefet neden AKP'nin yanında yer aldı? Son Tahlilde'de Onur Öncü'nün konuğu siyaset bilimci Eren Aksoyoğlu. Aksoyoğlu: "CHP neden ABD yaptırımına karşı AKP'nin yanında durdu? “NATO'nun içinde yer almak ve S-400 satın almak bir bağımsızlık politikası değil! İki tane farklı bağımlılık politikasının parçası. Bu açıdan baktığımız zaman Türkiye'nin egemenlik hakkı olmaktan çıkıyor. HDP'yi kapatır mısınız? Çok gerçekçi değil. Reel politik açıdan gerçekçi durmuyor. Çünkü kapatırsanız başka bir yola doğru itmiş olacaksınız... “
Can Dündar Bilanço'da haftanın son gelişmelerini değerlendiriyor... Can Dündar: “İktidarın HDP'yi ne yapıp edip devre dışı bırakması lazım. Eğer erken seçim olacaksa ve iktidar bunu kaçınılmaz olarak görüyorsa gelecekte HDP'ye karşı büyük operasyonlar beklemeli. Daha ilerisi ise parti kapatmak. Ege'de Libya'da, Akdeniz'de Avrupa'da, Akdeniz'de, Kafkasya'da, Amerika'da başımız belada. Bu kadar yolsuzluğa bulaşıp başını her yerde belaya sokmuşken elbette korkacaklar...”
Türkiye Nereye'de Can Dündar HDP Eski Milletvekili Sibel Yiğitalp ile Kürt meselesini, HDP'ye yönelik baskıları, kayyum ve tutuklamaları konuşuyor. Sibel Yiğitalp: "Mesele Kürtler değil. Türkiye'nin demokratikleşememesinden kaynaklı sürekli ötekileştirilen bir halk yığını var. Siyaset çözüm bulma sanatıdır. O çocukların dağa gitmesini istemiyorsanız Türkiye'yi demokratikleştirmeniz gerekiyor! Yönetim anlayışı açısından HDP büyüdükçe, CHP küçülecek. Ama halkların demokratikleşmesi açısından en kıymetli çözüm bir araya gelmektir." Can Dündar: “HDP, örgütle arasına mesafe koysun” söylemine karşı, konuştuğum her HDP'li aslında aynı tabandan bahsedildiğini söylüyor. Ben başından beri HDP'yi barış için bir fırsat olarak görüyorum. Bu ülkede demokratik bir çözüm olacaksa HDP arada katalizör bir rol oynayacak.
Can Dündar ve Altan Sancar, Bilanço'da haftanın son gelişmelerini değerlendiriyor. Can Dündar: “RTÜK'ün tehditleri cezasız bırakması barbarlığa yeşil ışık demek. Darbecileri elbette sevindirmemek lazım ancak 15 Temmuz'dan bahsediyorsak darbecilerin karşısında kafa kesenler de vardı. Hükümet el yükseltti ve muhalifleriyle nasıl savaşacağını belli etti. Hükümetten insaf beklemeyi ve savcıları göreve çağırmayı naiflik olarak görüyorum. Artık çocuklarımızı ve eşlerimizi koruyacağımızı planlamamız lazım. Hükümet ciddi bir şekilde eriyor. Hem tabana güven vermek hem de karşı tarafa korku salmak için böyle bir yol buldular ve bu da toplumu ateşe atmayı göze almak. Burada muhalefetin güven duygusunu vermesi lazım. Kamuoyu yoklamalarında Millet ve Cumhur ittifakı başabaş ve kilit parti HDP. iktidarın HDP'yi tamamen devre dışı bırakması gerekiyor ve ayrıca İYİ Parti ya da MHP'yi cepte tutması lazım. Dolar'ı sabit tutmaya çalışıyorlar ama ülkeden müthiş bir para kaçışı var. Tabanda şikayet, açlık ve işsizlik büyüyor. Aklı olan iktidar bu koşullarda seçimden kaçar. Tek yolu huzursuzluğu baskı ile boğmak ve şu anda bunu yapıyorlar.”