POPULARITY
Categories
ABD Başkan yardımcısı JD Vance “İsrail'de ABD'yi eleştiren bazı kabine üyelerine şunu söylemek isterim: Son üç ayda, vatanınızı koruyan savunma silahlarının üçte ikisi Amerikan elleriyle üretildi ve Amerikan vergi mükelleflerinin parasıyla finanse edildi. İsrail'in sorunu Donald Trump değildir.
ABD ve İran devlet başkanları mutabakat metnini imzaladı. Trump yönetimi bir yandan Amerikan kamuoyuna bu metnin faydalarını anlatırken diğer yandan İsrail'den gelen eleştirilere cevap veriyor. AA Amerika Haberleri Müdürü Can Hasasu ile konuştuk.
NATO kisvesiyle Türkiye'ye gelen, insanlık düşmanı Epstein koalisyonudur! İşçiler emekçiler uyanın! Genel grevle hayatı durdurun ve bu zillete son verin!İçinden geçtiğimiz emperyalist kapitalizmin çürüme çağında, son dönemde yaşanan krizlerle ve savaşlarla birlikte medeni Batının maskesi çoktan düştü. Ardından ırkçı, sömürücü, katliamcı, soykırımcı emperyalizmin ve Siyonizmin gerçek yüzü çıktı. Tüm dünya bu gerçek yüzü tecavüzcü, sübyancı, yamyam ve katil Epstein'in suretinde gördü. İnsanlık, Filistin'den Lübnan'a, Yemen'den İran'a tüm Batı Asya'yı kana bulayan, doğrudan hedef alarak çocukları katleden, insani altyapıyı tahrip ederek kuşatma ve ambargolarla halkları aç bırakan, insan kaçırmayı devlet politikası haline getiren Trump ve Netanyahu'nun cenahına Epstein koalisyonu adını taktı. Dünya halkları Trump ve Netanyahu'nun terörist saldırganlığını, Epstein adasında yaşanan tecavüzcü, sübyancı, yamyam barbarlıkla aynı kefeye koydu. Batı'nın medeniyet adı altındaki canavarlığı ifşa oldu. İnsanların zihninde şekillenen Epstein koalisyonunun somut hayatta kurumsal bir yapısı, hatta resmi bir adı da var: NATO!Kurulduğu 1949'dan beri halkların kanını döken NATO! Türkiye'nin, 1952'de kabul edilmek için, ABD'nin dünyanın öbür ucunda devrim yapan Koreli işçi ve köylülere karşı başlattığı savaşa gençlerini kurban ettiği NATO! Sadece Yugoslavya ve Afganistan'da olduğu gibi resmen taraf olduğu savaşlarda değil, Asya'da, Afrika'da, Latin Amerika'da Amerikan emperyalizminin halklara karşı işlediği tüm suçların arkasındaki güç olan NATO! İsrail'in Gazze'deki soykırımının aktif parçası olan NATO!Tüm üye ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de de kurduğu kontrgerilla örgütlenmesiyle devrimcileri ve anti-emperyalistleri işkenceden geçiren, kurşunlayan ve darağacına gönderen NATO! Kontrgerillaya devşirdiği faşist çetelerle Kemal Türkler başta olmak üzere mücadeleci sendikacıları ve işçi liderlerini katleden NATO! Darbelerle ülkenin emekçi halkına kan kusturan NATO! Özellikle 12 Eylül 1980'de “bizim çocuklar” dedikleri paşaların darbesiyle patronların “bugüne kadar işçiler güldü, bundan sonra biz güleceğiz” demesini mümkün kılacak kadar işçi düşmanı olan NATO! Emperyalistlerin çıkarı için memleketin işçilerini ezen ve ucuz emek olarak tekellere sunarak 12 Eylül'ün izinden yürüyen tüm iktidarların ve tabii ki bugünün istibdadının da tabi olduğu NATO!İşçi sınıfının yükselişini 1 Mayıs 1977'de Taksim'i kana bulayarak ezmeye çalışan, beslediği faşistlerle Alevilere yönelik Maraş, Çorum, Tokat katliamlarını düzenleyerek, ülkeyi mezhep çatışmasına sokmaya yeltenen ve tüm bunlarla 12 Eylül'ün yolunu döşeyen NATO! 12 Eylül'den sonra Kürt halkını faili meçhul cinayetlerle sindirmeye çalışan, Sivas'tan Gazi'ye katliamlarına devam eden, yakın dönemde Suruç'tan 10 Ekim Ankara katliamına kadar DAİŞ'in tekfirci mezhepçi çetelerini kanlı planları için istihdam eden NATO! 90'larda Susurluk kazasıyla, yakın zamanda eski bir kontrgerilla elemanı Sedat Peker'in itiraflarıyla, bir katliam, hırsızlık ve uyuşturucu kaçakçılığı şebekesi olarak ifşa olan NATO! Dönemin kötü ünlü kontrgerilla şefi Mehmet Ağar'ın “bir tuğlayı çekersek yıkılır” dediği duvarın temeli olan NATO! Sömürülen sınıfların ve ezilenlerin katili, işçi sınıfının kanlısı NATO!Bu suç örgütü Epstein'in adası gibi Karayiplerin ücra bir yerinde değil! Tam içimizde… Sömürü çarklarıyla işçinin emekçinin hayatının tam ortasında! NATO üyesi ülkelerin kapitalistlerinin fabrikalarında; Bursa'da, Gebze'de, Manisa'da, Trakya'da! Askeri üs ve karargâhlarda; İncirlik'te, Kürecik'te, İzmir'de, İstanbul'da, Ankara'da! NATO ülkemizdeki üsleriyle sadece İsrail'e kalkan olup komşu halklara kan kusturmuyor… 15 Temmuz'da halkı katleden NATO beslemesi darbecileri, meclisi bombalayan uçaklara yakıt veren NATO tankerlerini nasıl unuturuz?
ABD ile İran cuma günü bir “anlaşma”ya imza atacak.Bu mutabakat metni nihai barışı getirecek mi?İsrail'in sabotajları ve Trump'a tepkisi ne anlama geliyor?Barış gerçekten sağlanırsa savaş bölgede neler değişmiş olacak?Doç. Dr. Helin Sarı Ertem ile konuştuk.
Ekimde İsrail'de, kasımda ise ABD'de seçimler var. Cumhuriyetçiler halihazırda ABD Kongresi'nin az farkla da olsa iki kanadını kontrol ediyorlar. İran'la savaş ve Amerikan kamuoyunda İsrail aleyhinde kökleşen duygular Cumhuriyetçilere pahalıya mal olabilir. Cumhuriyetçilerin Kongre'nin iki kanadından birini bile kaybetmeleri Trump için ciddi zorluklara yol açacaktır. Üstüne üstlük Senato'yu da kaybetmek bu zorlukları katlayacaktır.
Üç Kuzey Amerika ülkesinin ortaklığında düzenlenecek olan dünya kupası en büyük küresel spor etkinliği olması itibariyle Amerika'nın imajı açısından kritik önem taşıyor. Bu sene İran savaşı, göçmen politikaları ve bilet fiyatları etrafındaki tartışmaların öne çıktığı organizasyon, dünyanın en önemli sporunun Amerikan pazarındaki payını artırması hedefini de içeriyor.
Amerikan medyasında yer alan haberlere göre Pentagon İstihbaratı (DIA) İsrail›in ABD'ye yönelik karşı istihbarat değerlendirmesini en yüksek seviye olan “kritik” düzeye yükseltti. Bu seviyenin ABD'nin düşman gördüğü bazı devletlerden bile daha yüksek olduğu belirtiliyor.
Şu aralar Amerikan stratejistleri Amerika'nın İran'a karşı askeri üstünlük kurmasına rağmen stratejik olarak kaybetmiş olabileceğini tartışıyor. Washington'ın savaşı kaybettiğini söylemek için erken olduğunu savunanlarla İran'ın yeni bölge jeopolitiğinde söz sahibi haline geldiğini savunanlar arasındaki tartışma, Amerikan gücünün sınırlarını bize bir kez daha hatırlatıyor.
John Murillo is an acclaimed poet. He is the author of the collections “Up Jump the Boogie”, his debut work, “Kontemporary Amerikan Poetry”, a meditation on racism and institutional violence in America, and “Variation On A Theme By Gil Scott-Heron”. His honors include the Kingsley Tufts Poetry Award, the North American Book Award, and the Four Quartets Prize. His poetry has appeared in Prairie Schooner, American Poetry Review, Ploughshares, Poetry, and Prairie Schooner as well as Best American Poetry. And he's been a professor at several major colleges. My featured song is “Constable On Patrol” from the album East Side Sessions by my band, Project Grand Slam. Spotify link. —----------------------------------------------------------- The Follow Your Dream Podcast:Top 1% of all podcasts with Listeners in 200 countries! Click here for All Episodes Click here for Guest List Click here for Guest Groupings Click here for Guest Testimonials Click here for Reflections Click here for Special Collections Click here for Legends Click here to Subscribe Click here to receive our Email Updates Click here to Rate and Review the podcast —---------------------------------------- CONNECT WITH JOHN:www.johnmurillo.com —---------------------------------------- ROBERT'S NEWEST RELEASE:“MI CACHIMBER ALL STARS” is the new, expanded version of Robert's single, “Mi Cachimber”, which he wrote for his father. Featuring Camila Cortina on Rhodes and Xito Lovell on trombone in addition to Benny Benack III and Dave Smith on flugelhorn, and Project Grand Slam's rhythm section. CLICK HERE FOR OFFICIAL VIDEO CLICK HERE FOR ALL LINKS —-------------------------------------- ROBERT'S RECENT RELEASE: “MA PETITE FLEUR STRING QUARTET” is Robert's latest release. It transforms his jazz ballad into a lush classical string quartet piece. Praised by a host of classical music stars. CLICK HERE FOR YOUTUBE LINK CLICK HERE FOR ALL LINKS —---------------------------------------- Audio production: Jimmy RavenscroftKymera Films Connect with the Follow Your Dream Podcast: Website - www.followyourdreampodcast.comEmail Robert - robert@followyourdreampodcast.com Follow Robert's band, Project Grand Slam, and his music: Website - www.projectgrandslam.comYouTubeSpotify MusicApple MusicEmail - pgs@projectgrandslam.com
İki türlü de olur. Trump'ın Avrupa ve dünyadaki Amerikan askeri varlık ve taahhütlerini geri çekmesi, personel ve bütçe tasarruf politikalarıyla hayata geçse de, veya Kasım ayında Trump ara seçimleri kaybetse de tatsız ihtimal vücut bulabilir…
Planet FM 88.7 radiosunun "Tam Vaxtı" verilişinin növbəti qonağı Amerikada 11 il yaşayan və böyük təcrübəyə malik olan Sevda Abdurrahmanlı oldu!Bu buraxılışda Amerikada təhsil almaqdan tutmuş, orada sıfırdan biznes qurmağın texniki tərəflərinə, çətin vergi sistemindən sürücülük vəsiqəsi almağın yollarına və Amerikanın mütləq görülməli gizli yerlərinə qədər hər şeyi ən xırda detalına qədər danışdıq. Əgər sizin də Amerika xəyalınız varsa və ya orada qanuni addımlar atmaq istəyirsinizsə, bu podcast tam sizin üçündür!
ABD başkanı Donald Trump ilk döneminde ve hatta ikinci döneminin başlarında Çin'e karşı daha şahin bir duruş izliyordu. Trump bu şahin duruşundan uzaklaşmış görünüyor. Trump Çin ve ABD ekonomisinin iç içe geçmiş bulunmasının Çin üzerinde daha fazla baskı kurmasını zorlaştırdığını anlamış olabilir. Trump ilk döneminde Çin'in Amerikan işlerini Amerikalıların elinden aldığını, bu yüzden de işleri Amerika'ya geri getireceği vaadinde bulunmuştu. Trump bu seçim vaadini “Amerika'yı Yeniden Büyük Yapalım” sloganıyla da parlatmıştı.
Trump'ın Pekin ziyareti, Amerika'nın Çin'e baskı ve çevreleme politikasından vazgeçtiğinin en somut işaretlerinden biri olarak öne çıkıyor. Özellikle Amerikan teknoloji devlerinin CEO'larını yanında götürmesi, Trump'ın Çin'le jeopolitik mücade-leden daha çok ticaret anlaşma-larına önem verdiğini gösteriyor.
ABD'nin altıncı başkanı ve Dışişleri Bakanlığını da yapmış olan John Quincy Adams'ın 1821 Bağımsızlık Günü konuşmasındaki “Amerika yok edilecek canavarlar aramak için yurt dışına gitmez” sözü Amerikan dış politika çevrelerinde sıklıkla alıntılanır. Adams bu ifadelerle, ABD'nin sürekli yurt dışına müdahale etmesi durumunda kendi cumhuriyetçi karakterini ve gücünü kaybedebileceği konusunda uyarılarda bulunur. Cumhuriyetçi izolasyonculuğun ve/veya gerçekçi pragmatizmin temeli sayılabilecek olan bu görüşün başlangıçta ABD'nin 47.'inci Başkanı Donald Trump'ta akis bulacağı düşünülmüştü.
Nyheterna Radio 08:00
CNN'in kurucusu Ted Turner'ın 87 yaşında hayatını kaybetmesi, Amerikan medyasının amiral gemisinin habercilikle birlikte siyaseti de uzun yıllar şekillendirdiğini bir kez daha hatırlattı. 1980 yılında kablolu ağ üzerinden 24 saat kesintisiz haber yayını yapmak başarısızlığa mahkûm bir girişim gibi görülmüştü. ABC, NBC, CBS gibi ulusal kanallar klasik yayın ağları üzerinden haber bülteni yayınlarken bütün gün haber yayını fikri saçma bulunmuştu. 10 sene gibi kısa bir süre içerisinde habercilikte devrim sayılan Irak'tan ilk canlı savaş yayınına imza atan CNN, Turner liderliğinde Amerikan siyasetinde liberal ana akımını temsil eden en güçlü yayın organı haline geldi.
Trump karşı tertip edilen sûikast teşebbüsü dünyâyı sarstı. Tepeden tırnağa müselleh olan Amerikan toplumu için Başkan sûikastleri çok da yadırgatıcı bir durum değil. Bugüne kadar ABD'de 47 Başkan vazife yaptı.
Hallituksen järjestöleikkauksista puhkesi ankara väittely. Millaisesta ilmiöstä on kyse, kun hallitus ja perussuomalaiset haluavat leikata tuntuvasti juuri sosiaali- ja terveysjärjestöiltä? Pitävätkö ministeri Rydmanin perustelut kutinsa? Entä miksi sote-järjestöjen rooli Suomessa poikkeaa niin paljon monista muista maista? Mennäänkö meillä kohti Amerikan meininkiä, jossa osa apua tarvitsevista on hyväntekeväisyyden varassa? Aiheesta ovat keskustelemassa sosiaalityön työelämäprofessori Minna Kivipelto Jyväskylän yliopistosta ja toimitusjohtaja Sanna Aunesluoma Hyvinvointiala Halista, joka edustaa sosiaali- ja terveysalan yrityksiä ja järjestöjä. Toimittajana on Antti Pilke.
Foreign Affairs dergisinin Mart-Nisan sayısında realist okulun önde gelen ismi Stephen M. Walt imzasıyla yayınlanan ‘Yırtıcı Hegemon: Trump'ın İktidarı Kullanış Biçimi' başlıklı makale, Trump'ın dış politikası yaklaşımını anlamak açısından son derece açıklayıcı önemli bir perspektif sunuyor.
İki partili ABD Kongresi'nde bir de üçüncü parti var: “Amerikan-İsrail Halkla İlişkiler Komitesi(AIPAC)” ya da “Önce İsrail Partisi”. İsrail Lobisi'nin en güçlü kuruluşu olan “AIPAC” son yıllarda siyasette daha fazla görünür hale geldi. Bu görünürlük Amerikan kamuoyunda İsrail'e desteğin çözülüşüyle ilgili. İlkin iki partili olarak çalışan “AIPAC” Barack Obama'nın başkanlığı döneminden itibaren ivmesini daha çok Cumhuriyetçiler'e doğru çevirmişti.
Prof. Dr. Murat Ferman NTVRadyo'da hafta içi her sabah canlı yayında, o gün Türkiye ve dünyada ekonominin gündemini, olan biteni, piyasalardaki gelişmeleri, beklentileri, olayların etkisini, vatandaşa nasıl yansıyacağını anlatıyor.
Bandırmalı Ali Efendi, “Bir genci kurtarmak vatanı kurtarmak gibidir” der. Dünya devletleri arasında ABD tesirine fırtınaya tutulmuş gibi açık olan iki devlet var. Bunlardan birisi Güney Kore, ikincisi Türkiye'dir. İngiltere, Almanya, Fransa sanılanın aksine Amerikan liberal ahlaksızlığına Türkiye'den daha kapalı ülkelerdir. Maraş'taki okul katliamı her birimizi derinden sarstı. Her fikir sahibi kendi bakış açısına göre bir şeyler söylemeye çalışıyor. Bu hassas konuyu ele alırken temel dayanakları yerli yerine koymak lazım.
ABD ve İsrail'in birlikte komşumuz İran'a açtığı savaş, Trump'ın iktidara gelmesinden bu yana dış politikada en büyük sendelemesinin yolunu döşedi. Venezuela'da Devlet Başkanı Maduro'yu tereyağından kıl çeker gibi kolayca ele geçirip onun yönettiği hükümeti bütünüyle kendi yanına alması, tarihî ölçekte başarılı bir operasyon oldu. Tabii çok riskli bir operasyon, Venezuela'da bir süre sonra büyük patlamalara yol açabilir. Ama şimdilik işler tıkırında. O kaleyi düşürünce Küba'yı sıkıştırmak için en önemli kozu, Venezuela petrolü üzerindeki kontrolü de eline geçirdi. Ama İran'da bir ayı çoktan geçen bir savaşta ABD-İsrail korsanlar kampı tokat üstüne tokat yiyor. Hepimiz seviniyoruz ama bizim gördüğümüz kadarıyla kimse şu soruyu ciddi biçimde sormuyor: İran'ın kolay lokma olmadığını bizim kadar onlar da biliyordu. O zaman savaş neden?Devrimci İşçi Partisi, daha savaş çıkmadan kaleme alınan bir bildiriyle bu savaşa toptan karşı çıktı. Sonra ilk gün ABD İstanbul Başkonsolosluğu'nun önünde savaşı lanetledik. 22 Mart'ta o gün var olan bilgiler ışığında savaşın bütün önemli yanlarını ortaya koyan bir bildiri yayınladık. Ama şimdi ABD-İsrail savaşının dezenformasyon amaçlı açıklamalarla (“biz saldırmasak İran saldıracaktı”, “İsrail zaten saldıracaktı, o zaman daha da kötü bir durum doğacaktı” vb.) kasıtlı olarak karanlıkta bırakılmış olan gerçek nedenini biliyoruz.New York Times gazetesi, tam da bizim son bildirimizin yayınlandığı 22 Mart günü, en kıdemli muhabirlerinden birinin imzasını taşıyan, ama buna rağmen kimsenin çok dikkat etmediği, yaygın tartışmaya açılmayan bir haber yayınladı. Bu savaşın nedeni, daha sonra yeni belgeler ortaya çıkmadıkça kesin olarak biliniyor: İsrail'in dış istihbarat örgütü Mossad'ın önce Netanyahu hükümetini, ardından Ocak ayının ortasında Washington'u ziyaretinde ABD yetkililerini, savaş başladığında İran'da ayaklanma olacağına inandırması. Yani onların her dakika kullandığı deyimle “rejim değişikliği”. Bilimsel adıyla söylersek İran'da iktidarın çökertilmesi. Diyeceksiniz ki bu zaten biliniyor. Hayır, sadece kıyısından köşesinden sızan belirtileri biliniyor. Savaşın Mossad'ın savaşı olduğunu ve bütün varsayımının bu ayaklanma olduğu bilinmiyordu. Bir düzine Amerikan ve İsrail yetkilisinin demeçlerine yaslanan haber, ayaklanma beklentisinin savaşın gerçek nedeni olduğunu delilleriyle ortaya koyuyor. Bırakın ayaklanmayı, İran halkından hükümete karşı en ufak bir muhalefet belirtisi bile görülmeyince, önce Trump'ın, ardından Netanyahu'nun Mossad'a nasıl öfkelendiği, ama İsrail başbakanının ümidini en azından üçüncü hafta sonuna kadar tam olarak yitirmediğini kanıtlarıyla gösteriyor.Bu mesele bizi, Türkiye'nin emekçilerini ve ezilen kitlelerini yakıcı şekilde ilgilendiriyor. Zira bu ayaklanmanın iki ayrı biçimi planlanmış durumda. İlki Aralık sonu-Ocak başı yaşanan türden bir kitlesel kalkışmanın yeniden yaşanması beklentisi. Bunun neden gerçekleşmediğini Trump da, güya onun muhalifi olan New York Times gazetesi de halkın korkusuna yoruyor. Bunda bir gerçek payı olduğu, bir ülke savaştayken ayaklanma başlatmanın bir katliama yol açabileceği doğrudur ama işler bu kadar basit değil. En bilinen örnekleri hatırlatacak olursak 1917 Şubat ayında Petrograd'ın yoksul kadınları ve ardından bütün işçileri, 1918'in Kasım ayında ise Almanya'nın işçi sınıfı dünya savaşının orta yerinde ayağa kalkarak sırasıyla Çar'ı ve Kayzer'i devirdi. İranlılar bunu yapmıyorsa, bunun en azından bir nedeni, Çar ve Kayzer'den farklı olarak mollaların haklı bir savaşı yönetmekte olduğudur. İran halkı onurlu bir halktır, 1979'da yüzlerce binlerce ölü vererek Şah'ı devirmiştir. Ama şimdi, karşı olduğu hükümetin, ülkeyi emperyalistlere ve Siyonistlere karşı savunduğunu biliyor. Bu bize de ders olsun! Ama NATO üyesi Türkiye'nin kolay kolay kendini İran'la aynı durumda bulması düşük mü düşük bir olasılık. Meselenin bizi doğrudan ilgilendiren yanını savaşın birinci haftasında yapılan tartışmalardan dolayı herkesin bilmesi gerekir.
ABD ile İran arasında yapılan görüşmelerde, savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya varılamadı ve iki hafta sürmesi planlanan ateşkesi tehlikeye attı. Barış müzakerelerinin çökmesi ve ABD'nin Hürmüz Boğazı'nı abluka altına alma planları, zaten gergin olan bölgede tedirginlik yaratıyor.
Yahudiler, Amerikan derin devleti'nin bütün görünür görünmez kurumlarının sahibi, dolayısıyla Amerika'nın hâkimi.
Amerikan medyasında yer alan haberlere göre ABD Başkanı Donald Trump, Netanyahu'nun İran'ı düşürme plânında yer alan “kolay zafer” cazibesine kapılarak giriştiği savaştan çıkmanın yollarını arıyor. Varsayımlar üzerine bina edilen plânların, stratejilerin sahadaki gerçekliklerle temas ettiklerinde patlak vermek gibi bir huyu olduğu bir kez daha anlaşıldı.
ABD ve İran arasındaki gerilimde ilk ay geride kalırken, bölgenin labirentini en iyi bilen isimlerden Gazeteci Hediye Levent ile savaşın görünmeyen yüzünü mercek altına alıyoruz. İsrail'in Washington'u doğrudan müdahaleye zorladığı, Trump yönetimi ile Amerikan güvenlik bürokrasisinin yol haritası konusunda ayrıştığı bu kritik dönemde; Tahran, "oyun kurucu" değil "oyun bozucu" asimetrik hamlelerle nasıl ayakta kalıyor? Levent, dış saldırıların İran iç siyasetindeki şaşırtıcı etkisini, Hürmüz Boğazı eksenindeki enerji savaşlarını ve Rusya-Çin ikilisinin sessiz ama nokta atışı desteklerini analiz ediyor. Kara harekâtı bir illüzyon mu, yoksa kapıdaki gerçek mi? Türkiye bu ateş çemberinde dengeyi nasıl koruyor?
Lajmet kryesore të ditës me datë 2 Prill.
İran'la İsrail-ABD arasındaki gerilim ve çatışma süreci devam ederken, devrik Şah Muhammed Rıza Pehlevî'nin oğlu Rıza Pehlevî de çeşitli platformlarda sahne alarak Amerikan yönetimine yaltaklanmayı sürdürüyor. Son olarak, Teksas'ta düzenlenen bir etkinlikte konuşan Rıza Pehlevî, Başkan Donald Trump'a İran'la anlaşmak yerine rejim değişikliğini zorlaması çağrısında bulundu.
Milattan önce 416'da Atina “Sparta”ya karşı savaşlarında “tarafsız” kalmayı seçen Melos şehir devletinin kayıtsız şartsız teslim olmasını istemişti. Önceki yazımda da değindiğim gibi Meloslular kabul etmediler ve katliama maruz bırakıldılar. O sırada Atina ve Sparta arasında kırılgan bir ateşkes yürürlükteydi. Bu ateşkesin mimarıysa Atinalı General Nikias idi.
*Is Amerikan Overdose the Hardest-Working Band in Metal Right Now?
Amerikan dış politika elitleri, uzun yıllardır uluslararası sistemin istikrarından faydalanan ‘bedavacılardan' şikâyet ediyorlardı. Bu yaklaşıma göre Amerika küresel ticaret yollarının açık kalmasını ve enerji fiyatlarının istikrarını sağlayarak uluslararası sistemin istikrarını temin edegeldi.
Bu ayın başlarında Beyaz Saray'da Evanjelik Hıristiyan rahipler ABD Başkanı Donald Trump'ı ve İran'a karşı açtığı savaşı kutsayan sözde bir dua seansı gerçekleştirdiler. Amerikan medyasında bazı komutanların ise askerlerine İran'a açılan savaşın Tanrı'nın ilahî plânının bir parçası olduğunu söyledikleri, “Armageddon”a (Kıyamet Savaşı) ve ‘İsa Mesih'in ikinci gelişine atıfta bulunan İncil metinlerinden alıntı yaptıklarına dair haberler yer aldı. Bir astsubay ise komutanının kendilerine Trump'ın Armageddon'u başlatmak ve İsa›nın dünyaya dönüşünü işaretlemek için İsa tarafından görevlendirildiğini söylediğini ifşa ediyordu.
Serinin üçüncü bölümünde İran tarihinde apayrı bir yeri olan bir ismin, Başbakan Muhammed Musaddık'ın İngiliz-Amerikan ortaklığında gerçekleşen bir darbeyle nasıl devrildiğini anlatıyorum.Çok şaşıracaksınız zira aslında darbe başta başarısız oluyor. Fakat sonra İngiliz ve Amerikalı gizli servis elemanları şeytanın aklına gelmeyen bir planla darbeyi amacına ulaştırmayı başarıyor.İran petrolünü millileştiren Musaddık gidiyor ve bizim "Şah Dönemi" diye bildiğimiz Baba Rıza Pehlevi'nin oğlu Muhammed Rıza Pehlevi'nin dönemi başlıyor.Tabii petrol kuyuları yeniden yabancıların emrine veriliyor.İyi dinlemeler.Biliyorsunuz Yeni Haller sizlerin desteğiyle yayın hayatına devam eden bir podcast kanalı.Beni aşağıdaki link'lerden destekleyebilirsiniz:www.patreon.com/yenihallerYeni Haller'in bir de Buy Me A Coffee hesabı var artık. Buradan destek olmak çoook daha kolay. Patreon'da sorun yaşayanlar için açtım efendim. Buyurun:https://www.buymeacoffee.com/yenihallerBir de bu sezon spor basınımızda apayrı yeri olan, ben ustam olarak kabul ettiğim Yiğiter Uluğ'la T24'ün Youtube kanalında bir spor programına başladık. Korkmayın, sadece futbol konuşmuyoruz. Hele sahadaki skorları, maçları hiç konuşmuyoruz. Yeni Haller tadında spor sohbeti isteyenler için:Yiğiter Uluğ ve Eray Özer'le GazozunaBana ulaşmak için:https://www.instagram.com/eray_ozerhttps://twitter.com/ErayOzeryenihallerpodcast@gmail.com
Nereden Edebiyat'ın bu bölümünde, 20. yy Amerikan edebiyatının en büyük ismi ve kendisinden sonra gelen yazarların ilham perisi olan Ernest Hemingway.
Nereden Edebiyat'ın bu bölümünde bıraktığı kültürel miras bugün bile halen Latin Amerika'nın büyük bir parçası olan usta isim Garbiel Garcia Marquez'in hikayesini dinliyoruz.
BROADCASTING FROM VALHALLA STUDIOS IN THE MOUNTAINS OF ARIZONA...THIS IS YOUR PIRATE RADIO SHOW "AMERIKA" AS WE DISCUSS NATIONAL POLITICS, CURRENT EVENTS, GEOPOLITICS AND BREAKING NEWS. WE ARE A RADIO VARIETY SHOW DISCUSSING WAR AND PEACE AND WE WILL HAVE GREAT CALLERS FROM ALL OVER THE LAND AND INTERNATIONAL EXPATS ARE ALWAYS WELCOME....SIT BACK AND ENJOY OR CALL IN AND JOIN THE SHOW. THE CHOICE IS ALWAYS YOURS AND ENTER THE RADIO OCTAGON AT YOUR OWN RISK....BROADCASTING FROM A GALAXY FAR FAR AWAY...
ABD'nin İran'a askerî müdahalede bulunacağına dair sinyaller artarken Tahran'ın hedefi olabilecek Katar'daki Amerikan üssü boşaltılıyor. Gazze'de ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının başladığı açıklandı.Bu bölüm Stella hakkında reklam içermektedir. Paylaşmanın sıcaklığını ve aynı sofrada buluşmanın büyüsünü odağına alan “Bugün Daha Fazlasına Değer” kampanyası, Tersane İstanbul'un büyüleyici atmosferinde kutlandı.
Lajmet kryesore të ditës me datë 15 Janar.
Epstein süreci, geride bıraktığımız yılda Amerikan siyasetinde güven tartışmalarını beraberinde getirdi ancak sistemde ciddi bir reform ihtiyacı hasıl olmasına rağmen bunun uygulamaya geçirilmesi mevcut koşullarda zor görünüyor. Yazan: Bekir İlhan Seslendiren: Halil İbrahim Ciğer
ABD'nin Venezuela'ya müdahalesinin nedenleri incelendiğinde, olayın tarihsel, jeopolitik ve stratejik yönlerine de değinmek gerekmektedir. Amerikan iç politikasıyla küresel politikası arasındaki bağlantılar da değerlendirilmelidir. Yazan: Doç. Dr. Kürşat KorkmazSeslendiren: Halil İbrahim Ciğer
Age of Disclosure. Yani "İfşa Çağı".Dünya dışı yaşam hakkındaki bu belgesel benzerlerine göre daha farklı bir yerde duruyor. Çünkü ABD'nin dışişleri bakanı Marco Rubio'nun da aralarında olduğu üst düzey Amerikan bürokratları uzaylılar hakkında çok çarpıcı açıklamalar yapıyorlar.Uzay araçları nasıl çalışıyor?Dünyayı niçin ziyaret ediyorlar? Amaçları ne?İnsanlara zarar veriyorlar mı?Dünyada hangi ülkelerin elinde bu dünya dışı teknolojiye sahip uzay araçlarından var?Bu bölümde "Age of Disclosure" belgeselini ve orada uzaylılar hakkında dile getirilen çarpıcı bilgileri anlatıyorum.İyi dinlemeler!Biliyorsunuz Yeni Haller sizlerin desteğiyle yayın hayatına devam eden bir podcast kanalı.Beni aşağıdaki link'lerden destekleyebilirsiniz:www.patreon.com/yenihallerYeni Haller'in bir de Buy Me A Coffee hesabı var artık. Buradan destek olmak çoook daha kolay. Patreon'da sorun yaşayanlar için açtım efendim. Buyurun:https://www.buymeacoffee.com/yenihallerBir de bu sezon spor basınımızda apayrı yeri olan, ben ustam olarak kabul ettiğim Yiğiter Uluğ'la T24'ün Youtube kanalında bir spor programına başladık. Korkmayın, sadece futbol konuşmuyoruz. Hele sahadaki skorları, maçları hiç konuşmuyoruz. Yeni Haller tadında spor sohbeti isteyenler için:Yiğiter Uluğ ve Eray Özer'le GazozunaBana ulaşmak için:https://www.instagram.com/eray_ozerhttps://twitter.com/ErayOzeryenihallerpodcast@gmail.com
Amerikan mimarisinin en büyük ve özgün isimlerinden Frank O. Gehry, 96 yaşında hayatını kaybetti. Björk ve James Merry tarafından düzenlenen Echolalia sergisinde sanatçının yeni albümünden müziklerin eşlik edeceği duyuruldu.Bu bölüm ING Türkiye hakkında reklam içermektedir. Türkiye'nin en sevilen dijital bankası olmayı hedefleyen ING Türkiye, masrafsız bankacılık stratejisi kapsamında ING Mobil üzerinden yapılan bütün EFT, havale ve FAST işlemlerini hiçbir koşul ya da süre sınırlaması olmadan sonsuza kadar ücretsiz sunuyor. Ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Sağduyu'nun bu bölümünde Tarık Çelenk, Amerika'daki New York seçimlerini ve gençlik hareketlerinin küresel etkilerini Siyasal iletişimci Dr. Türker Çelik ile değerlendiriyor. Türker Çelik, Amerika'daki Türk göçmen toplumunu ve Mamdani kampanyasının sosyo-politik etkilerini anlatıyor. Programda ayrıca Türkiye'deki gençlik, iş güvencesizliği, milliyetçilik ve siyasal bilinç gibi konulara dair kapsamlı analizler yapılıyor. Bu bölümde konuşulan konular: - New York seçimlerinin Amerikan siyasetine etkisi - Gençlik hareketleri ve sandığa katılım oranları - Mamdani kampanyası ve çok kültürlü seçmen dinamikleri - Türkiye'deki gençlik sosyolojisi, iş güvencesizliği ve milliyetçilik trendleri - Trumpizm, MAGA ve Amerikan siyasal yapısındaki dönüşümler Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Çavuşesku'nun Termometresi'nde, Ekin Keleş moderatörlüğünde, Burak Tekin, Burak Bilgehan Özpek ve İlkan Dalkuç; Amerikan seçimlerini, Türkiye'deki futbol taraftarlığı kültürünü ve gündemi tartışıyor.Bizi Patreon'dan Destekleyin
Të ftuar në “Live From Tirana” me Ronaldo Sharkën, kanë qenë Ervin Toro, një shqiptar i suksesshëm në Amerikë, si dhe Bruno Shemsho, për të folur për markën e veshjeve ‘Shq1pe', mjaft e njohur në SHBA por jo vetëm. Si lindi ideja e këtij biznesi me identitet shqiptar?
#acıtatlımayhoşAylin Öney Tan bu kez Amerikan simidi 'bagel'ı anlatıyor. Simit gibi yuvarlak, ortası delik, suda haşlanıp fırınlanan, susamlı, simitten daha tombul bir hamur. Çin ve Türki Cumhuriyetler'deki 'girde' ise biraz daha farklı.
#acıtatlımayhoş Aylin Öney Tan bu kez Amerikan simidi 'bagel'ı anlatıyor. Simit gibi yuvarlak, ortası delik, suda haşlanıp fırınlanan, susamlı, simitten daha tombul bir hamur. Çin ve Türki Cumhuriyetler'deki 'girde' ise biraz daha farklı.