POPULARITY
VOV1 - Thị trường quà tặng dịp Lễ Valentine 14/2 năm nay người tiêu dùng quan tâm đến chất lượng, ý nghĩa và tính bền vững của sản phẩm.Chỉ còn ít ngày nữa là đến ngày Lễ Tình nhân 14/2, thị trường hoa tươi và quà tặng đã trở nên sôi động.Đó là các mặt hàng quà tặng như trang sức, mỹ phẩm, nước hoa, túi xách, giày dép, đồ lưu niệm… Bên cạnh đó, mặt hàng hoa tươi những ngày cận kề 14/2 giá sẽ tăng khoảng 10-20% so với ngày thường.Qua khảo sát tại một số cửa hàng chuyên nhập hoa ngoại ở phố Trần Xuân Soạn, Ngô Thì Nhậm, Hàng Bè, Hàng Vải, Kim Ngưu, Kim Liên, Bà Triệu..., thị trường hoa tươi ngày Lễ Tình nhân năm nay khá phong phú về chủng loại gồm: hoa trong nước và nhập khẩu, giá các loại hoa nhập ngoại tăng cao. Thị trường quà tặng dịp Lễ Valentine 14/2 năm nay người tiêu dùng quan tâm đến chất lượng, ý nghĩa và tính bền vững của sản phẩm.
1991 yılında Romanya'da hayvancılıkla uğraşan Vasile Gorgos, rutin bir iş seyahati için evinden ayrıldı ve bir daha geri dönmedi. Hakkında herhangi bir kaza kaydı, suç dosyası ya da resmî iz bulunamadı. Ailesi ve yetkililer tarafından kayıp olarak arandı; ancak dosya yıllar içinde çözümsüz vakalar arasına karıştı.Aradan tam 30 yıl geçtikten sonra, 2021'de Gorgos aniden köyüne geri döndü. Kimliği doğrulandı, fiziksel durumu beklenenden iyi olduğu gözlemlendi. En çarpıcı bulgu ise, 1991'den sonraki döneme dair hiçbir anısının olmamasıydı. Kendi ifadesine göre evden ayrıldığı gün ile geri döndüğü gün arasında yalnızca kısa bir zaman geçmişti.Bilinmezler serimizde bu seferki konumuz Vasile Gorgos'un kayıp 30 yılı...
Teksas'ın Electra kentinde yaşayan 16 yaşındaki Treva Throneberry, Aralık 1985'te bir anda ortadan kayboldu. Ailesi ve özellikle babası hakkında akıllara durgunluk veren iddiaları vardı. Ardından ülkenin farklı yerlerinde farklı isimlerle belirmeye başladı. Yaşı ilerliyordu ama o hep on altı yaşında kaldı.
Teksas'ın Electra kentinde yaşayan 16 yaşındaki Treva Throneberry, Aralık 1985'te bir anda ortadan kayboldu. Ailesi ve özellikle babası hakkında akıllara durgunluk veren iddiaları vardı. Ardından ülkenin farklı yerlerinde farklı isimlerle belirmeye başladı. Yaşı ilerliyordu ama o hep on altı yaşında kaldı.
İlk bölümde Pakrat Estukyan ile Türkiye'nin ve Ermeni toplumunun gündemini konuşurken; ikinci bölümde Asadur Kayıp Kimliğinin İzinde belgeselininin yönetmeni Mehmet Emin Yıldız konuğumuz oluyor. Belgesel, Ermeni kimliğini ancak 60 yaşından sonra açıkça yaşamaya başlayan 80 yaşındaki Malatyalı Asadur'un hikâyesini merkezine alıyor. Son bölümde ise Norayr Daduryan ile Orta Çağ Ermeni dünyasındaki gezintimize devam ediyor ve bu kez gündemimizde Muş ovasında gerçekleşmiş Ermeni-İran savaşını konu alan savaş sonrası yazılmış bir halk şarkısı var.
İlk bölümde Pakrat Estukyan ile Türkiye'nin ve Ermeni toplumunun gündemini konuşurken; ikinci bölümde Asadur Kayıp Kimliğinin İzinde belgeselininin yönetmeni Mehmet Emin Yıldız konuğumuz oluyor. Belgesel, Ermeni kimliğini ancak 60 yaşından sonra açıkça yaşamaya başlayan 80 yaşındaki Malatyalı Asadur'un hikâyesini merkezine alıyor. Son bölümde ise Norayr Daduryan ile Orta Çağ Ermeni dünyasındaki gezintimize devam ediyor ve bu kez gündemimizde Muş ovasında gerçekleşmiş Ermeni-İran savaşını konu alan savaş sonrası yazılmış bir halk şarkısı var.
Türkiye'de özellikle 1980 sonrası gündelik hayatta yayılmaya başlayan ve 1990'larda neredeyse herkesin dilinde olan “ötekileştirme” kavramı, mahiyeti hakkında pek de bilgi sahibi olunmadan modalaşan bir kavram olarak dolaşımdaydı. “Biz” olarak tanımlanan merkezin dışında kalan grupların, kişilerin, tehdit unsuru olarak tasvir edildiği, “biz” ve “onlar” ayırımı üzerinden kutuplaştırılan bir toplumun inşasında “ötekileştirme” ameliyesinin önemli bir rol oynamış olduğunu başörtülü kadınlar örneği üzerinden de görmek mümkün.
Tanzimat modernleşmesi, Müslüman kadınların okuma yazma bilmesi, iyi bir eğitim alması gerektiğine dair tartışmalar eşliğinde, Cumhuriyet modernleşmesi, Batılı hemcinsleri gibi olabilmesi için erkeklerin yaptığı her işi yapan yeni Türk kadını kimliği üzerine inşa edildi. Bu inşa, 20. yüzyıl modernleşme politikalarının hemen hepsinin ortak noktası. Nitekim 24 Ekim 1917'de gerçekleşen Bolşevik Devrimi de hem cephenin hem de gündelik hayatın bütün mesuliyetini kadınların üzerine yıkarak, geçmişten kopup geleceğe yelken açtı. SSCB'nin yıkılışının en acı faturası, tıpkı Çarlık Rusya'sından kaçan “haraşolar” gibi “Nataşa”ların üstüne kaldı.
Bu bölümde, markaların ses ile kurduğu bağın gücünü ve Türkiye'de neden “duyulmanın” artık görselliğe eş değer hatta bazen daha da etkili olduğunu Sonic Minds'ın Türkiye Direktörü Konuğumuz Senar Toksöz ile tartışıyoruz. Audio branding nedir, audio logo ve müzikal kimlik nasıl oluşturulur, ses tasarımı ve kullanıcı deneyimi seslerinin (UI/UX sound) marka algısına katkıları neler gibi kritik sorulara derinlemesine bakıyoruz.Sonic Minds'ın:2004'ten bu yana audio logo, müzik stratejisi, UX/UI ses tasarımı ve oto-ses tasarımı gibi alanlarda markalara hizmet veriyor olması,Her sesin “duyulmakla kalmayıp hissedilmesi” için kullanıcı geri bildirimleriyle test edilmesi ve rafine edilmesi yaklaşımını benimsemesi,İskandinav tasarım mirasıyla hareket ederek; sesin fonksiyonel, duyarlı ve kullanıcı odaklı olmasına önem vermesi, Sadece yaratıcı olmaması, aynı zamanda stratejik düşünmesi — audio marka kimliğini marka hikâyesiyle bütünleştirmesi — Türkiye'deki ses pazarlaması yaklaşımlarına ışık tutuyor.Bu konuşmada ayrıca hem global hem yerel bakış açılarıyla; markalar için sesin sadece bir “ek” değil, temel kimlik öğesi haline gelme sürecini örneklerle ele alıyoruz. Ses, sessizliğin ötesine geçmeli; çünkü sessizliği bozmak yetmez, anlam yaratmalı.Hazırlayan ve Sunan: Mesut Uğurlu
Bu haftadan itibaren Nazife Şişman ile 1999 yılında Adapazarı depreminin yıkıntıları, kederleri içinde, kucağımızda bebeklerimizle hazırladığımız Kamusal Alanda Başörtülüler kitabının bazı bölümlerini tefrika olarak dikkatinize sunmaya başlıyorum.
SDG'nin ABD ile olan yakın askeri ve siyasi ittifakı, özellikle Arap toplumları nezdinde şüpheyle karşılanmaktadır. Bu bağ, SDG'nin Suriye'de yabancı ajandaların taşeronu olduğu algısını güçlendirmekte ve ulusal aidiyet duygusunu zayıflatmaktadır. Yazan: Dr. Muhammed Akif Seslendiren: Halil İbrahim Ciğer
"Kripto, Hakikat ve İktidar" adlı özel bir podcast bölümüne hoş geldiniz. Bu bölümde, kripto varlıkların askeri birer savaş unsuru olarak gerçek değerini ve bu değerin ekonomik öneminin önüne geçtiğini keşfedeceğiz. Satoshi Nakamoto'nun ideolojisinin devlet kapitalisti bir fanteziden ziyade, açıkça bir kripto-anarşist vizyonu olduğunu anlayacağız.Kriptoyu bir savaş mühimmatı ve garantili mahremiyetin taktiksel organizasyonu için bir siper olarak ele alarak, gerçek gücünün ekonomide değil, savaşta yattığını göreceğiz. Michel Foucault'nun biyo-iktidar merceğinden güç, hukuk ve kriptografi ilişkisini deşifre ederek, kripto sistemlerinin sosyal, ekonomik ve nihayetinde politik gücün tamamen yeni bir biçimini nasıl yarattığını inceleyeceğiz.Bu yeni süper yapının adı "Sifernet". Sifernet, hukuku garanti eden (ve daima şiddetle oluşan) otoriteyi, kendini kirletemeyen veya eylemlerini zorlamak için şiddet kullanamayan bir hakikat sistemiyle değiştiriyor. Blockchain'in hakikat taşıma kapasitesinin devlet otoriterliği üzerindeki üstünlüğünü ve mutabakatla güç inşa etmenin önemini vurgulayarak, Sifernet'in oluşturduğu yeni iktidar biçimini anlamaya çalışacağız.Satoshi'nin, herhangi bir devlet iktidarının ulaşamayacağı tamamen dışarıda bir konumda kalarak yeni bir para biçimi yaratmayı nasıl hedeflediğini, yani "nihai suçu" işlerken aynı zamanda "yeni anlaşmanın ilk vatandaşı" haline nasıl geldiğini ele alacağız. Kimliğini ve fiziksel varlığını dijital alana taşıyarak, şiddetin ve yasal gücün dayanağı olan fiziksel tanımlamanın önüne nasıl geçtiğini göreceğiz.Podcast'te, devletlerin sadece otoritelerinin yasa yapıcı olduğunu (auctoritas, non veritas facit legem) iddia ettiği bir dünyada, kriptonun "hakikatin yasa yapıcı olduğu" (veritas, non auctoritas facit legem) prensibini nasıl tersine çevirdiğini derinlemesine işleyeceğiz. Bu, blockchain'i yeni bir para birimi olmaktan öte, Sifernet'te bulunan yeni bir sosyal sözleşme haline getiren devrimci bir güçtür.Foucault'nun devletin iktidarındaki çatlaklara dair görüşleriyle, devletin aparatlarının tüm gücüne rağmen gerçek güç ilişkilerinin tamamını kapsayamadığını ve devletin zaten var olan diğer güç ilişkileri üzerinden işlediğini analiz edeceğiz. Kripto, kimliği körleştirerek bu negatif güç biçimlerinden nasıl kaçıyor ve aynı zamanda Sifernet aracılığıyla bir alternatif nasıl oluşturuyor. Bu, devletin şiddetle tekelinde tuttuğu güç ilişkilerinin farklı bir kodlamasıyla devrimi temsil ediyor.Bu podcast, devlet emperyalizminin boyunduruğunu atmak ve teknolojik faşizmin gölgesini dağıtmakla kalmayıp, geçmiş siyasi sistemlerin tuzaklarından arınmış, tamamen yeni bir siyasi faaliyet biçimi yaratma olasılığını sunan kriptodaki gücü keşfetmemiz için bir rehber olacak. Çünkü siyasi mesele, yanılsama değil, hakikatin kendisidir.Kaynak
Teknolojinin ne kadar büyüleyici olduğunu ve akıllı telefonlar gibi günlük cihazların bile birkaç nesil önce yaşayan birine sihir gibi görünebileceğini hiç düşündünüz mü? Aynı şekilde, Bitcoin de bu "sihirli" niteliği paylaşıyor. Tıpkı bir araba veya akıllı telefon gibi, kullanmak için her teknik detayını anlamanız gerekmiyor. Bu yeni değer biçimine alışmanın en iyi yolu, bizzat deneyimlemektir.Bitcoin, internetin bir çocuğu. Bilimsel bir dergide değil, internette ücretsiz olarak yayınlanan bir teknik makaleyle duyuruldu. İlk viral reklamı, mavi bir sihirbazın yer aldığı "Magic Internet Money" temalı bir internet memesi aracılığıyla yayıldı. Bu dijital paranın sabit 21 milyon adetlik arza sahip olması gibi benzersiz parasal özellikleri bu bölümde ele alınıyor.Bitcoin'in takma adlı yaratıcısı Satoshi Nakamoto'nun gizemine dalıyoruz. Satoshi, 2008'de aniden ortaya çıktı ve 2010'da ortadan kayboldu. Kimliğinin bilinmemesinin, lidersiz bir sistem için bir özellik olduğuna inanılıyordu. Bitcoin'in erken tarihindeki önemli olayları takip ediyoruz: 2008'de teknik makalenin yayımlanması, 2009'da Genesis Bloğun çıkarılması ve Satoshi'nin 2010'daki son kamu mesajı.Mt. Gox gibi öne çıkan erken projeleri öğrenin. Başlangıçta bir "Magic: The Gathering Online eXchange" (sihirli kart takas sitesi) olan Mt. Gox, zamanla lider Bitcoin borsası haline geldi. Ancak 2014'teki dramatik çöküşüyle 850.000 bitcoin kaybetti. Buradan çıkarılan ders şuydu: "Anahtarlar senin değilse, bitcoin de senin değil".Ayrıca, 2011'de başlatılan kötü şöhretli Silk Road'u ele alıyoruz. Yaratıcısı Ross Ulbricht, liberter ideallerle uyumlu, kısıtlamasız bir çevrimiçi pazar yeri hayal ediyordu. Bitcoin, bu vizyonu gerçeğe dönüştürmek için eksik olan anonim ödeme çözümünü sağladı. Ross, sihirli mantarları sihirli internet parası karşılığında satarak ilk satıcı oldu. Silk Road, Ulbricht'in tutuklanmasına kadar devasa boyutlara ulaştı. Karanlık geçmişine rağmen, Silk Road birçok kişi için Bitcoin'i keşfetme yolunda bir "geçiş kapısı" oldu.Sihri bizzat deneyimleyin: bir iletişim kanalı üzerinden doğrudan değer almak. Bitcoin, herhangi bir aracı olmadan doğrudan alıcı ve satıcı arasında akar. Satoshi'nin benzetmesiyle Bitcoin, "sihirli bir baz metal" gibidir. Herhangi bir iletişim kanalıyla taşınabilir ve metin, QR kodları gibi çeşitli şekillere bürünebilir. Bu şekil değiştirme özelliği, onu sansüre karşı dirençli kılar. Bitcoin'in diğer bir sihirli özelliği ise "görünmezlik" veya inkar edilebilirliğidir; servetiniz, onu açığa çıkaran sihirli bir büyü (özel anahtarınız) gibidir.Bu mümkün çünkü Bitcoin, internetin "çift harcama sorununu" çözdü. Geleneksel çevrimiçi para sistemleri, işlemleri izleyen ve düzensizliği yöneten aracı kurumlara güvenmeyi gerektirir. Bitcoin ise bu güveni üçüncü partilerden kişinin kendisine kaydırır, ağdan sağlam para çıkışını mümkün kılar.Bitcoin kullanmak giderek kolaylaşsa da, teknik ve parasal yeniliklerini anlamak sizi bir "Bitcoin Sihirbazı" yapabilir. Bu yolculuk, genellikle "tavşan deliğine düşmek" veya "turuncu hapı almak" olarak adlandırılır. Bu kontrolle birlikte sorumluluk gelir; anahtarlarınızı kaybeder veya bir dolandırıcıya gönderirseniz, geri dönüşü yoktur. Bu bölüm, Magic Internet Money'nin bu büyüleyici kökenlerini ve özelliklerini keşfediyor.Kaynak
'Thưa rằng tôi, Kiều Nguyệt Nga, Còn đây tỉ tất tên là Kim Liên, Quê nhà ở quận Tây Xuyên, Cha làm tri phủ ở miền Hà Khê'.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Teşkilat Akademisi Liderlik Okulu Programı'nda yaptığı konuşmada “Coğrafya ve tarih Türk, Kürt ve Arap'ı çözülmez, dağılmaz biçimde birbirine sıkıca bağlamıştır. Malazgirt, Çaldıran, Ridaniye, Kudüs'ün ve İstanbul'un fethi Türk, Kürt ve Arap'ın ortak zaferidir. Biz bu coğrafyada ittifak yapınca büyüdük, güçlendik, cihana hükmettik” ifadelerini kullandı.
VOV1 - Chiều 15/5, Tổng Bí thư Tô Lâm đã tới dự lễ trao tặng tác phẩm điêu khắc ánh sáng “Trang sử vàng”, thăm tặng quà những người có công, gia đình chính sách, gặp mặt viên chức, người lao động tại Khu Di tích quốc gia đặc biệt Kim Liên và tặng phòng học Stem cho thầy và trò Trường THPT Kim Liên.
Lo lắng đoàn Việt Nam ăn uống không hợp khẩu vị, chị Kim Liễu, 65 tuổi, một người Việt ở Moskva, gọi điện xin Đại sứ quán được nấu ăn miễn phí cho đoàn.
Lo lắng đoàn Việt Nam ăn uống không hợp khẩu vị, chị Kim Liễu, 65 tuổi, một người Việt ở Moskva, gọi điện xin Đại sứ quán được nấu ăn miễn phí cho đoàn.
Sydney ve Melbourne'de Kıbrıs Türk toplumu ile bir araya gelen çok yönlü sanatçı Abdullah Öztoprak, Sydney ve Melbourne'de sanatseverlerle buluştu. Türk Maarif Koleji'nden mezun olduktan sonra Ankara ODTÜ'de Kimya eğitimi alan ve üniversitede öğretim üyeliği yapan Öztoprak, içindeki tutkuya kulak vererek sanata yöneldi.
Bugün farklı bir konu ve farklı bir yazıya ayırıyorum sütunumu: Camiler. Camilerle ilgili ihmal edilen veya görülemeyen çok çarpıcı meselelere çarpıcı bir dille parmak basan bir yazıyla baş başa bırakıyorum sizleri. MTO'muzun en parlak talebelerinden Mehmet Varıcı hocamızın zihin açan güzel bir yazısını paylaşıyorum. Zihin açıcı okumalar…
Nurullah Albayrak | Mağdurun kimliği değil, hukukun yokluğu! | 25.3.2025 by Tr724
1888 yılında Londra'da 5 kadın korkunç şekilde katledildi. Bu cinayetlerin arkasındaki isimsiz kişi kendine gelecekte efsaneleşecek bir lakap takmıştı: Karındeşen Jack. Tarihin en ünlü seri katillerinden Karındeşen Jack hiçbir zaman yakalanamadı. Peki, dönemin dedektifleri kimlerden şüphelendiler? Karındeşen Jack'in kimliği 2025 yılındaki hangi gelişmeyle ortaya çıktı?Sunan: Sezgi Aksu Hazırlayan: Uğur Yıldırım Ses Tasarımı ve Kurgu: Tolgacan Bozca Yapımcı: Podbee MediaCanlandırmalar:Gazeteci: Aykut CeylanKarındeşen Jack: Ada KanburDedektif Swanson: Metin BozkurtSir Melville Macnaghten: Tolgacan Bozca Mary Ann Nichols: Gülşah DimMontague John Druitt: Umut CoşkunDruitt'in Akrabası: Ceyda AslanDoktor Houchin: Uğur YıldırımSpiker: Yaprak GülbaharKaren Miller: Hazal Beril Çam See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.
Konda Araştırma işbirliğiyle hazırlanan Apaçık Radyo Dinleyici Araştırması: konda.com.tr/apacikradyo --2023 yılının başında yaşanan depremlerin üzerinden iki yıl geçmiş olduğu bugünlerde, deprem konusu etrafında kitaplar ardı ardına yayınlanmakta. Bu kitaplardan; yakın zamanda İstos Yayınları'ndan çıkan, Nehna tarafından hazırlanan Deprem Sonrası Antakya: Tanıklıklar, Miras ve Gelecek başlıklı önemli bir tanesini, kitabın editörleri Anna Maria Beylunioğlu ve Jose Rafael Medeiros Coelho ile konuşuyoruz. Kitapta çok sayıda yazardan; çok farklı ağızlardan, uzmanlık alanlarından kişilerin yorumlarından, en önemlisi Antakyalılardan depremi ve depremin yarattığı durumları okuyoruz. Çok fazla kullanılan ve biraz da tüketilmekte olan tanım; “Antakya'nın çok kültürlü kimliği” nasıl kurulmuş, evveli, aslı neymiş, bugüne nasıl gelmiş, deprem felaketinden nasıl etkilenmiş, kitaptaki yazılar bunları çok farklı yönlerden ele alarak çözümlüyor ve somut bilgilere dönüştürüyor. Kitap, Korku: Tanıklıklar, Endişe: Deprem, Antakya, Toplum ve Umut: Antakyalılık, Tarih ve Miras temalarıyla tanımlanan üç bölümde gruplanmış yazılardan oluşuyor.
Konda Araştırma işbirliğiyle hazırlanan Apaçık Radyo Dinleyici Araştırması: konda.com.tr/apacikradyo --2023 yılının başında yaşanan depremlerin üzerinden iki yıl geçmiş olduğu bugünlerde, deprem konusu etrafında kitaplar ardı ardına yayınlanmakta. Bu kitaplardan; yakın zamanda İstos Yayınları'ndan çıkan, Nehna tarafından hazırlanan Deprem Sonrası Antakya: Tanıklıklar, Miras ve Gelecek başlıklı önemli bir tanesini, kitabın editörleri Anna Maria Beylunioğlu ve Jose Rafael Medeiros Coelho ile konuşuyoruz. Kitapta çok sayıda yazardan; çok farklı ağızlardan, uzmanlık alanlarından kişilerin yorumlarından, en önemlisi Antakyalılardan depremi ve depremin yarattığı durumları okuyoruz. Çok fazla kullanılan ve biraz da tüketilmekte olan tanım; “Antakya'nın çok kültürlü kimliği” nasıl kurulmuş, evveli, aslı neymiş, bugüne nasıl gelmiş, deprem felaketinden nasıl etkilenmiş, kitaptaki yazılar bunları çok farklı yönlerden ele alarak çözümlüyor ve somut bilgilere dönüştürüyor. Kitap, Korku: Tanıklıklar, Endişe: Deprem, Antakya, Toplum ve Umut: Antakyalılık, Tarih ve Miras temalarıyla tanımlanan üç bölümde gruplanmış yazılardan oluşuyor.
Nuri Çetin, Alper Çelik ve Ömür Okumuş ile varyantlı hususlara yolculuk.
Bölüm içeriği ve zaman damgaları: 00:00 Giriş | Takip Et, Bildirimleri Aç00:25 Kitap yazmayı düşünüyor musun?01:27 Kimliğini açıklayacak mısın?01:56 2025'te finansal kırılma bekliyor musun?03:02 Gurbetçiler için bir şeyler anlatacak mısın?04:27 Birikime yeni başlayan bir öğrenci ne yapsın?04:37 Katılım hisseleri nasıl seçinir?04:56 Aylık gelire göre yatırım aracı değişmeli mi?05:17 Ülkemizde finansal özgürlüğün karşılığı nedir?06:12 ETF mi (BYF), yatırım fonu mu daha mantıklı?08:00 Kredili işlemler sence tuzak mı?09:11 Hisse senedi önerir misin?11:29 Küçük paralarla nasıl finansal özgür olurum?12:06 Kapanış | Bölümü Paylaş Bir "Zorlu Ekonomilerde Servet Edinme ve Varlık Yönetimi" yayını olan Finans Podcasti, tüm sosyal ağlarda @finanspodcasti kullanıcı adıyla, tüm podcast platformlarında ise adıyla bulunabilir. Soru, öneri ve diğer iletişim ihtiyaçları için finanspodcasti@gmail.com e-posta adresinden bana ulaşabilirsiniz. Tüm önemli sayfaların bağlantıları finanspodcasti.com adresinde. Bölümü bulmanızı kolaylaştıracak diğer ilgili konu başlıkları: Kişisel Bütçe Yönetimi, Yatırım Soruları, Emeklilik Planlama, Hisse Senedi Soruları, Kripto Para Rehberi, Borç Yönetimi, Ekonomik Öngörüler, Tasarruf Stratejileri, En İyi Yatırım Araçları, Gelir Çeşitlendirme, Faiz Hesaplama, Döviz Yatırımları, Risk Yönetimi, Portföy Dağılımı, Mali Hedefler Belirleme, Finansal Okuryazarlık, Varlık Yönetimi, Kredi Kartı Kullanımı, Faizsiz Yatırımlar, Uzun Vadeli Planlama, Alım Fırsatları, Finansal Özgürlük Hedefleri, Acil Durum Fonu Oluşturma, Pasif Gelir Kaynakları, Vergi Avantajları, Yatırım Fonları, Temettü Yatırımı, Emeklilik Fonları, Borsa Bilgileri, Para Yönetimi Taktikleri, Harcama Alışkanlıkları, Zenginlik Planları, Mali Krizden Çıkış, Çocuklar İçin Yatırım, Değer Yatırımı, Hedefe Dayalı Yatırım
Konuklarımız Fevzi Özlüer ve Ecevit Alkan ile Antakya Tarihi Merkezi Koruma Planı'nı nasıl okuduklarını, planlama aktörlerinin benimsedikleri projeci bakış açısının koruma yaklaşımı ile nasıl bağdaşabileceğini konuşuyoruz.
Konuklarımız Fevzi Özlüer ve Ecevit Alkan ile Antakya Tarihi Merkezi Koruma Planı'nı nasıl okuduklarını, planlama aktörlerinin benimsedikleri projeci bakış açısının koruma yaklaşımı ile nasıl bağdaşabileceğini konuşuyoruz.
Müsliminal Mesaj'ın 10. bölümünde, genç hayatların dert edindiği konulara değindik. * Video Linki: https://youtu.be/zR7h3OYZIr8 * Bölümler: 0:00 Giriş 0:35 Konu 0:57 Arkadaş Ortamları 8:18 Müslüman Kimliği 11:38 Ruhsal Sıkıntılar 15:25 Evlilik * Takip Etmeyi Unutma: Instagram: @maksat114bursa YouTube: @maksat114 Spotify: Maksat 114 X: @maksat114bursa
Ukrayna Savaşı'nın başladığı günlerde İngiltere ve ABD'nin Doğu Avrupa'da büyük bir savaşa sebep olduktan sonra bu savaşın devamı için ellerinden geleni yapacakları üzerinde durulmuştu. Bu iki devletin Ukrayna'yı zorla savaşa sürükledikten sonra Doğu Avrupa'da telafisi mümkün olmayan büyük bir yıkıma sebep olacakları çok açıktı. Türkiye savaşın sona erdirilmesi yönünde dünya çapında ses getiren adımlar attı fakat özellikle İngiltere, barış masasında kaydedilen ilerlemeleri hükümsüz kılmak için Ukrayna üzerinde büyük bir baskı kurmuştu. Çünkü Doğu Avrupa'nın savaş meydanına çevrilmesi aynı anda hem Rusya'yı hem de Kıta Avrupa'sını doğrudan etkiliyordu. Türkiye de savaşın olumsuz sonuçlarından doğrudan etkilendi.
2020 yılında yazdığım bir yazı bu. Önemine binaen tekrar yayınlamayı gerekli gördüm. Çünkü birileri hala AK Parti'nin kimliğini değiştirmeye, istikametini bozmaya çalışıyor. İşte o yazı…
Türkiye geçtiğimiz hafta zemini ve toplumsal tabanı yıllardır ilmek ilmek hazırlanmakta olan büyük bir operasyona Kayseri'den başlayarak maruz kaldı. Kayseri'de başlayan operasyonda üretilen görüntülerin Suriye'nin Kuzeyinde, Türkiye'nin kontrolü altında bulunan bölgelerde tam aksi bir provokasyonu harekete geçirmesi aslında olayın kaçınılmaz sonucu gibi görünebilir, ama Kayseri'deki olayın da kendiliğinden, kaçınılmaz bir sosyal patlama olduğu kabul edilirse… Oysa Kayseri'deki olay kendiliğinden gelişmiş değil. Kayseri halkının yıllardır mustarip olduğu iddia edilen Suriyeli mültecilere karşı asla doğal bir tepkisi olarak ortaya çıkmış değil. Mutlaka Kayseri halkı içinde Suriyeli sığınmacıların varlığından rahatsız olan, onların bir an önce evlerine gitmesini isteyen bir kesim vardır. Mikrofon uzatıldığında eteklerinden bir sürü taş da dökülebilir, şu andaki işsizliğin de enflasyonun da toplumdaki bütün suçların da kadına karşı şiddetin artışının da yolsuzluğun da hastanelerdeki muhtemel hizmet aksamalarının da hepsinin sebebinin Suriyeli olduğunu bir çırpıda söyleyebilecek çok sayıda insan bulunabilir. Ama bu insanların var olması Kayseri halkının Suriyeli mültecilere karşı bu düzeyde bir öfkeyi bir sosyal patlamaya dönüştürebilecek bir kapasitesi olduğunu göstermez. Sadece Kayseri'de değil, Türkiye'nin hiçbir yerinde göçmen karşıtlığının böyle bir öfkeye kaynaklık edecek gücü yok. Belki genel olarak haddinden fazla siyasallaştırıldığı, siyasilerin karlı bir alan olarak görüp kaşımaları ölçüsünde bu konudaki ilk kanaatler ciddi hoşnutsuzluklara dönüşmektedir, ancak bir sosyal patlamaya yol açacak boyutta asla değil. Bırakınız sosyal patlamayı, o kadar seçim yaşadık, Suriyeli sığınmacılar konusu muhalefet tarafından o kadar kaşınıp neredeyse seçimin öncelikli birkaç konusundan birisi haline getirildiği halde bütün seçimleri AK Parti kazanmaya devam etti. Aslında 2019 seçimlerinden itibaren İktidar partisi bu ırkçı göçmen karşıtı homurtuları gereğinden fazla ciddiye aldı, hatta bu endişelere gereğinden fazla prim verdiği için bu konudaki söylemini ve siyasetlerini bile giderek, maalesef, sığınmacıyla mücadele politikalarına dönüştürdüğü halde İstanbul ve Ankara belediyelerini kaybetmekten kurtulamadı. Seçimleri kaybetmesinin sebebi asla insani sığınmacı politikaları değildi. 2019 İstanbul seçimlerinde iktidara karşı belli bir düzeye ulaşmış olan öfkenin içinde sığınmacılarla ilgili kısım devede kulak mesabesinde bile değildi. Nitekim seçimlerin iptaliyle yenilenen seçimlerde başta 12 bin seviyesinde olan fark 800 bine kadar çıkarken göçmen politikalarının bunda hiçbir rolü olmadığı aslında çok net bir biçimde görüldü. Aynı göçmen konusu 2023 başkanlık seçimlerinde yine gündemdeydi ve seçimlerin sonucunu tayin etmesi bekleniyordu ama hiç de belirlemedi, aksine Erdoğan yine seçimleri kazandı. Maalesef son yerel seçimlere gidilirken bu durum iyi teşhis edilip ayırt edilemedi. Sığınmacılarla insani ölçülerin aşılması pahasına mücadele edildiği taktirde seçimlerin kazanılacağı zannedildi. Yapılan sıkı kontrollerle büyük şehirlerimiz Suriyeli sığınmacıların sokağa çıkamayacağı hale geldi. En ufak bir kimlik tereddüdü sergileyen şahıslar otobüslere doldurularak geri gönderme merkezlerine gönderildi. Suriyeli işçi çalıştıran İstanbul'daki işyerleri kapanma noktasına geldi. Kimliğini ve şehirdeki mevcudiyetini kanıtlamakta azıcık gecikenler kendilerini geri gönderme merkezlerinde, ardından Suriye'de buldu. Seçimlere doğru gidilirken İstanbul ve Ankara'daki yabancı görünürlüğü azaltılmak suretiyle kamuoyuna (artık kimse bu kamuoyu) mesaj verilmesi hedeflendi.
Pensilvanya'da mukim terör örgütü elebaşı Fetullah Gülen'in hasta olduğu ve bu yüzden örgüt içinde büyük kavgalar yaşandığı haberleri dolaşıyor. Pensilvanya iblisinin yaşıyla ilgili çelişkili bilgiler olsa da nihayetinde 80'i aşmış, hasta olması normal şartlarda olağan. Kimliğindeki yaşı 83. Bir iddiaya göre memur olmak için yaşını büyütmüş, örgüt içi hurafelere göre ise 1938 doğumlu. Hurafenin nedeni de ilginç: Atatürk'ün öldüğü yıl, mehdi olarak gördükleri hocaları doğmuş. Yaşı itibarıyla elebaşı Gülen'in hasta veya ölmüş olabileceği normal. Ancak örgütün tarihi boyunca hastalık numarası ve ardından gelen kumpaslar göz önünde bulundurulduğunda, dikkatli olunması gereken bir durumu aklımızın bir kenarında tutmamız lazım!.. Fetullah Gülen, 12 Mart Muhtırası'ndan sonra kısa bir süre cezaevinde kalıyor, ardından ruh ve sinir hastalıkları tedavisi gördüğü belirtiliyor. 12 Eylül Darbesi'nden kısa bir süre sonra sıkıyönetim mahkemeleri tarafından aranmasına rağmen, 12 Aralık 1980 tarihinde 20 gün istirahat raporu alıyor. AMAN DİKKAT İBLİS HASTA! 20 günlük raporu bitince de İstanbul'da Vakıf Gureba'dan koroner yetmezliği teşhisiyle 2 aylık heyet raporu alıyor. Raporun süresi bitince de Cerrahpaşa'da psikiyatri bölümünden 20 gün daha rapor alıyor. Teşhis ilginç; madde bağımlısı psikozu! Bütün bunlar Fetullah'ın darbeciler tarafından sözde arandığı dönemde gerçekleşiyor. Örgüt elebaşı Gülen'in emekli vaiz olduğu da yalan. Fetullah Gülen, 20 Mart 1981 tarihinde yine hastayım ayağına Diyanet İşleri Başkanlığı'na istifa mektubu gönderiyor. İstifasının ardından faaliyetlerine hız vererek, sıkıyönetim döneminde il il gezip örgütlenmeye devam ediyor. 28 Şubat sürecinde hasta olduğu dedikodusu yayarak, geçmiş olsun ziyaretleri altında, muhafazakâr camiayı Refah Partisi'ne karşı darbecilerin yanında yer alması için telkinlerde bulunuyor. Aynı Gülen, 1999'da ABD'ye ‘hastayım' ayağına gidiyor. TÜRKİYE'YE “HASTAYIM” MESAJI ABD'YE “DAHA ÖLMEDİM” MEKTUBU!
- Sau hơn 1 tuần diễn ra với nhiều hoạt động sôi nổi, ý nghĩa, tối nay 19/5 tại Sân vận động Làng Sen - xã Kim Liên, huyện Nam Đàn, tỉnh Nghệ An, Lễ hội lễ hội Làng Sen năm 2024 chính thức bế mạc. Đây là hoạt động thiết thực kỷ niệm 134 năm Ngày sinh Chủ tịch Hồ Chí Minh, Kỷ niệm 55 năm Ngày Bác Hồ gửi bức thư cuối cùng cho Đảng bộ tỉnh Nghệ An, 55 năm thực hiện di chúc của Người. Chủ đề : Làng Sen, Chủ tịch Hồ Chí Minh --- Support this podcast: https://podcasters.spotify.com/pod/show/vov1tintuc/support
Vâris, vefat etmeniz durumunda Apple hesabınızdaki verilere erişmesi için seçtiğiniz kişidir.
Levan Akın'ın Geçiş filmiyle Berlin Uluslararası Film Festivali'nde cast ödülü alan Bulut Sezer, Geçiş filmini; filmde yer alan Bayram Sokak gibi mekanların hafızasını tutmanın önemini; transların yaşam alanlarının Geçiş filmindeki temsilinin ana akımdakinden farkını; Geçiş filminin casting'ini yaparken önceliklendirdiklerini; cinsiyetsiz bir dili konuşmanın potansiyellerini ve sektörde çalışan LGBTİ+ların güncel sorunlarını anlattı. Video
Mất chiếc xe và một phần căn nhà trong bão lửa, chị Kim Liên được hàng loạt bạn bè Mỹ gọi đề nghị cho chỗ ở miễn phí vô thời hạn và cung cấp mọi đồ dùng dù sống ở Lahaina chưa lâu.
ERKAM TUFAN Merdan Yanardağ niçin tutuklandı? Erdoğan zemin mi yokluyor? Bu süreç ülkeyi parçalayabilir! İfade özgürlüğü nereye kadar? 28 Şubat davası nedeniyle 22 aydır tutuklu olan emekli orgeneral Çetin Doğan (83), cezaevinde mide kanaması geçirdi. Kimliğine bakmaksızın insan hakları savunucusu olabilmek. Harp Okulu öğrencesi Murat Tekin'in suçsuz olduğu ortaya çıktı.
On our mid-month check in for June 2023, we review the latest Asian American book and publishing announcements, while Reera catches Marvin up with the latest tea from Asian book twitter.Upcoming books mentioned in our publishing news:The Night Ends with Fire by K.X. SongThe Kamogawa Food Detectives by Hisashi KashiwaiMomo by Ranran ZhouIf Lin Can by Richard Ho; illust. by Huỳnh Kim Liên and Phùng Nguyên QuanWish I Was a Baller by Amar Shah; illust. Rashad DoucetThis Is How You Fall in Love by Anika HussainThe Lotus Shoes by Jane YangLast Chance Academy series by Debbi Michiko FlorenceMy Olive Tree by Hazar ElbayyaThe Last Dragon of the East by Katrina KwanA Sky for the Birds by Rina Singh; illust. by Barkha LohiaThe Beasts Beneath the Winds edited by Hanna AlkafSimone by Viet Thanh Nguyen; illust. Minne PhanThreads by Ashley WongSophia Lee Can Fly by Marie Tang; illust. by Lenny WenNews stories covered on this episode:British Museum Removes Writer's Translations of Chinese Poetry After Being Accused of Copyright Infringement*Support the podcast by supporting our new Patreon*Follow our hosts:Reera Yoo (@reeraboo)Marvin Yueh (@marvinyueh)Follow us:FacebookTwitterGoodreads GroupThe Books & Boba June 2023 pick is We Have Always Been Here by Lena NguyenThis podcast is part of Potluck: An Asian American Podcast CollectiveMentioned in this episode:Books & Boba started a Patreon!After 6 and a half years, Books & Boba has started a Patreon! Our little podcast has been a wonderful labor of love and we've been proud of the book discussions and author chats that we've been able to bring to you all, but we want to do more! We've got big dreams for Books & Boba and so we're asking our community for support. Help us grow the book club so we can support more books written by Asian diaspora authors! The Books & Boba Patreon has 2 membership tiers, our “Regular Boba” tier at $3 a month which gives you access to the brand new Books & Boba members-only discord...
Şanlıurfa'da, sulama kanalına düşerek boğulan çocuğun kimliği tespit edildi. Dün akşam saatlerinde dalgıç polisler tarafından kanaldan çıkarılan ve hastanede hayatını kaybeden çocuğun, Suriye uyruklu Amir El Ali olduğu belirlendi
Hear about book suggestions and upcoming activities for young folks in November, which is National Picture Book Month as well as Native American Heritage month. Carol Roberts, head of young people's services at Troy Public Library presents four books related to social justice: "My First Day" (Phùng Nguyên Quang & Huỳnh Kim Liên, 2021); "Keepunumuk: Weeáchumun's Thanksgiving story" (Greendeer, Perry & Bunten, 2022); "In the Name of Emmett Till" (Mayer, 2021); and "We Are Still Here: Native American Truths Everyone Should Know" (Sorell, 2021). Upcoming activities include "DiNo-vember," plus watercolor workshops for teens and younger kids. For info and to register, see www.thetroylibrary.org. Produced by Brea Barthel for Hudson Mohawk Magazine.
Kimliğimizin bir parçası olan adımız ve soyadımız Almanya'da dışlanmanın ilk adımı olabiliyor. Araştırmalara göre alışılmış bir Alman ismine sahip olmayanlar eğitim ve iş hayatında veya kiralık ev ararken ayrımcılığa uğruyorlar. Bu faktörler Almanya'da çocuk yetiştiren göçmen kökenli ailelerin isim seçiminde giderek yaratıcı olmasına yol açıyor. Daha çok uluslararası tınıya sahip isimler seçiliyor. Von Ceyhun Kara.
- Chủ tịch nước Nguyễn Xuân Phúc trao tặng danh hiệu Anh hùng Lực lượng vũ trang nhân dân cho Ban Dân y Khu 5. - Thủ tướng Phạm Minh Chính dâng hương, dâng hoa tưởng niệm Chủ tịch Hồ Chí Minh tại Khu di tích quốc gia đặc biệt Kim Liên và một số “địa chỉ đỏ”. - Bộ Chính trị phân công ông Nguyễn Anh Tuấn, Bí thư thứ nhất Trung ương Đoàn giữ chức Bí thư Tỉnh Ủy Bắc Ninh nhiệm kỳ 2020-2025. - Các báo cáo cho thấy, lợi nhuận của một số ngân hàng trong quý II / 2022 tăng trưởng khá, nhưng cần xác định khó khăn có thể rơi vào nửa cuối năm khi các yếu tố thuận lợi không còn. - Thủ tướng Thái Lan Prayut Chan-ocha vượt qua cuộc bỏ phiếu bất tín nhiệm tại Quốc hội. - Nga- Ucraina đạt thỏa thuận về xuất khẩu ngũ cốc, thắp sáng “Ngọn hải đăng hi vọng” ở Biển Đen. Chủ đề : Chủ tịch nước, Anh hùng Lực lượng vũ trang nhân dân, Ban Dân y Khu 5 --- Support this podcast: https://anchor.fm/vov1thoisu0/support
- Vụ tai nạn thảm khốc tại Bắc Giang vừa qua làm chết 3 người trong cùng một gia đình đã làm nhiều người bàng hoàng. Trước đó, cách đây 3 năm, một vụ tai nạn thảm khốc cũng đã xảy ra tại hầm Kim Liên, làm chết 2 phụ nữ tuổi đời còn khá trẻ. Điều đáng nói là người gây tai nạn giao thông đã sử dụng rượu bia, dẫn đến không kiểm soát được hành vi khi điều khiển phương tiện tham gia giao thông. Người ra đi để lại bao niềm đau xót, thương tiếc, còn những người ở lại là những đứa trẻ mồ côi cha mẹ với tương lại vô cùng khó khăn cùng niềm đau khôn nguôi. Những vụ tai nạn thương tâm như vậy được ví như hồi chuông cảnh tỉnh cho những ai đã uống rượu bia mà vẫn tham gia giao thông. Chủ đề : uống rượu bia, lái xe, an toàn --- Support this podcast: https://anchor.fm/vov1sukien/support
- Trong 2 lần về thăm Làng Sen, Bác Hồ kính yêu của chúng ta đã vô cùng xúc động khi được trở lại nơi Người và gia đình đã sống từ năm 1901 đến 1906. Hơn 60 năm trôi qua, hai câu thơ “Quê hương nghĩa trọng tình cao/ Năm mươi năm ấy biết bao nhiêu tình” của Người vẫn như vang vọng nơi đây. Với người dân Kim Liên hôm nay, hình ảnh Bác Hồ kính yêu, giản dị vẫn đẹp một cách lạ thường, thanh cao như chính những bông sen tháng 5. Tác giả : Sỹ Đức/VOV1 Chủ đề : làng sen, quê bác, tháng năm --- Support this podcast: https://anchor.fm/vov1sukien/support
- Nhân kỷ niệm 132 năm Ngày sinh Chủ tịch Hồ Chí Minh và kỷ niệm 35 năm tổ chức Giáo dục, Khoa học và Văn hóa của Liên hiệp quốc (UNESCO) vinh danh Chủ tịch Hồ Chí Minh là “Anh hùng giải phóng dân tộc", "Danh nhân văn hóa kiệt xuất”, tối qua (17/5), tại Sân vận động Làng Sen, xã Kim Liên, huyện Nam Đàn, Uỷ ban nhân dân tỉnh Nghệ An phối hợp với Bộ Văn hóa, Thể thao và Du lịch khai mạc Lễ hội Làng Sen và Liên hoan Tuồng và Dân ca kịch toàn quốc năm 2022. Chủ đề : Khai mạc L, ễ hội Làng Sen 2022 --- Support this podcast: https://anchor.fm/vov1tintuc/support
14 Şubat 1982, ABD'nin Arizona eyaletindeyiz. I-40 karayolunda yapılan rutin sabah kontrolleri sırasında yarı çıplak bir kadın cesedine rastlanır. Kimliği belirlenemeyen bu kadın kim olabilir? 39 sene sonra yaşanan gelişmeler ışığında Valentine Sally dosyasını inceliyoruz.
Çerkes kimliği ve dili üzerine Kafkas Dernekleri Federasyonu (Kaffed) Genel Başkanı Ümit Dinçer ile söyleşi Kafkas Dernekleri Federasyonu (Kaffed) Genel Başkanı Ümit Dinçer, Çerkesler'in kimlik ve dillerini korumak için neler yaptıkları, talepleri ve sorunları üzerine konuştu. Son dönemde yapılan asimilasyon tartışması üzerinde durdu.