POPULARITY
Categories
19. Yüzyılda kadınların sosyal hayata katılması, Mısır hıdivlerinin Istanbul hayatında bazı etkileri, Abdülhamit'in toplu etkinliklere tepkisi, sonra II. Meşrutiyete şöyle bir bakış, gazete haberleri, gezginlerin düşünceleri ve başka şeyler...
Abu Bakr Shawky'nin [Ebubekir Şevki] The Stories [Hikayeler] filmini Ramallah'ta, Mahmud Derviş Müzesi'nin bahçesinde izledim. O akşam orada sadece film için değil, izleyici profilini gözlemlemek için de bulunuyordum. Yanımda, yazları memleketleriyle bağlarını koparmamak için Amerika'dan Ramallah'a gelen Filistinli gençler oturuyordu. Karşılaştığım bu küçük ayrıntı, biraz sonra izleyeceğim filmin temel meselesi için kusursuz bir girişti: İnsanların tarihle, aileyle ve memleketle kurdukları bağın karmaşıklığı.
Geçmişte kadınlar güzellik için neler yapardı? Viktorya döneminde güzellik uğruna ölmeyi göze alan kadınlar, kimyasal kullanımı, korseler ve diğer şeyler…
19. yüzyıl başlarında askerlerin değişen kıyafetleri ve düzeni, İstanbul'da çıkan ilk gazete, toplumdan gelen tepkiler ve tarihin satır araları...
Mutlak butlan kararının ardından Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP Genel Başkanlığı'na dönüşünün tarihte bir benzeri var mı? Tarih, bu sürece dair bize ne söylüyor? Spekülatif programının bu bölümünde Emre Dündar, bu soruya tarih, edebiyat ve psikoloji üzerinden yanıt arıyor. Shakespeare'den Napolyon'a, Kral Lear'dan Moby Dick'e uzanan örneklerle güç, iktidar, liderlik, narsisizm ve trajik hata kavramlarını ele alan Emre Dündar, Kemal Kılıçdaroğlu'nun dönüşünü farklı bir perspektiften değerlendiriyor. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Yaşar ve Vahit dünya gündemini yorumluyor.00:00 Giriş04:52 ABD Japonya Ticaret Antlaşması22:56 Japonya'da Seçim35:40 Japonya'da Yükselen Yeni Sağ Parti45:01 Neler Oluyor İlk Bölümler51:41 Çin'in Devasa Baraj Projesi1:17:36 Çin'in Enerji Politikası1:20:12 Fransa'nın Filistin'i Tanıması1:23:06 Fransa'ya Gelen Tepkiler1:25:54 Macron Neden Bu Kararı Aldı?1:29:52 İngiltere Siyonizm Destekçiliğini Azaltır Mı?1:31:23 Gazze'de Açlık 5. Seviyeye Ulaştı ve Ölen Çocuklar1:33:41 Yüzsüzlük, Soykırım ve İnsanlığın Sessizliği1:34:29 Türkiye'nin ve Diğer Ülkelerin İki Yüzlülüğü1:40:27 Filistin'in Kurtuluşu Mümkün Mü?1:43:13 Soykırımın Tarihte Bulunacağı Konum1:44:45 Tayland-Kamboçya Savaşı1:47:47 Neden Savaşıyorlar?1:51:53 Tayland Başbakanının Kulisleri1:54:17 ABD ve Çin'in Rolü1:57:37 Savaşın Tarihçesi2:00:05 Nasıl Barış Sağlanır?2:02:39 Yapay Zeka İnterneti Öldürüyor2:04:39 İnternet Trafiğinde Düşüş2:09:07 Yapay Zeka ve Mahkemeler2:09:59 Çin'le AI Rekabeti2:11:41 Yapay Zekaya Karşıt Olmak2:17:15 Neler Oluyor Analizleri2:33:33 Teşekkürler
Erhan Erdem ile Energy Trading - Opsiyonlar Tarihçe ve Uniper
Boğaziçi'nin 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başındaki yalı kültürü, Osman Hamdi Bey ve dönemin seçkin aileleri üzerinden Boğaz yaşamının ilginç anekdotları, Kuruçeşme ve Ortaköy kıyılarındaki tarihi yalıların zamanla yıkılarak kömür depolarına dönüştürülmesi ve başka şeyler...
19. yüzyıl Britanya'sında yeşil rengin kullanımı, ölümler, cinayetler, şapka psikolojik ve bilişsel bozukluklara yol açar mı, dekorasyonda ve günlük hayatta riskli malzemeler ve başka şeyler...
“Tarih boyunca her dilde “İnsan…” diye başlayan sonsuz sayıda cümle kurulmuştur. Ben dahi yüzlercesini kurdum. Bunca insan bunca insana ne anlatmak istiyor acaba?
17. yüzyıl dönümünde Kraliçe Elizabeth'in Osmanlı sarayına gönderdiği hediyeler, İngiltere'de Türk etkisinin konutlara yansıması, ticaret, alışveriş, Safiye Sultan ile ilişkiler, Thomas Dallam'ın örgü ve başka şeyler...
On yıl önce bugün, 15 Temmuz'da, Türkiye siyasi tarihinin en ağır saldırısı yaşandı. Tarih yapıcı milletimiz, Anadolu'daki bin yılı boyunca hiç tanık olmadığı, en alçak ihanet örneği ile yüzleşti. Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) kullanılarak ülkemize açık bir saldırı yapıldı. Elli yıl boyunca Batılı istihbarat teşkilatları tarafından korunan, beslenen, devlet içine yerleştirilen, dünya genelinde örgütlenen bir yapı, bir terör örgütü, Türkiye Cumhuriyeti'ni rehin almaya, ülkemize diz çöktürmeye çalıştı. Milletin ve devletin imkanları kullanılarak milleti, ülkeyi ve devleti yok etmeye çalıştı.
İstibdat devrinde yasaklar, yasak kelimeler, selamlaşılması riskli kişiler, rütbe, nişan, makam bolluğu; padişah ihsanı nasıl bir şeydi, kimlere verilirdi, kimler almak için neler yapardı ve başka şeyler...
İsrail hükümeti, Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar'ın girişimiyle 1915 hadiselerini “Ermeni Soykırımı” olarak tanıma kararı aldı. Kararın gerekçesi tam bir stand-up şov şakası gibi: “Tarihî ve ahlaki sorumluluk.”
Ayastefanos Anıtı inşası ve yıkılışı, Schneider Efendi'nin Osmanlı yöneticilerine verdiği borçlar, Ayastefanos Antlaşması'nin imzalandığı evin Ruslara verilmesi ve başka şeyler...
II. Abdülhamid dönemi gerçekten anlatıldığı gibi miydi? Ulema, şeyhler ve tarikatlar Sultan Abdülhamid'e neden destek verdi ya da neden karşı çıktı? Sağduyu programında Tarık Çelenk ve Abdüssamed Aydın, Osmanlı'nın en tartışmalı padişahlarından II. Abdülhamid'i tarihsel belgeler, arşiv kayıtları ve dönemin ulemasının görüşleri üzerinden değerlendiriyor. Bu programda; II. Abdülhamid'in medrese politikaları, ulema ile ilişkileri, İttihat ve Terakki dönemi, Mehmet Akif'in eleştirileri, Elmalılı Hamdi Yazır'ın görüşleri, Bediüzzaman Said Nursi'nin yaklaşımı, İskilipli Atıf Hoca'nın değerlendirmeleri, sansür politikaları, İslamcılık, Panislamizm ve Osmanlı'nın son dönemindeki siyasi kırılmalar ele alınıyor. Tarih, siyaset ve Osmanlı araştırmalarına ilgi duyanlar için kaçırılmayacak bir analiz. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Atlantik İttifakı NATO'nun 7-8 Temmuz'da Ankara'da yapılacak 36. zirvesi, küresel iktidar alanlarındaki büyük sarsıntılar hesaba katıldığında, belki de “son büyük zirve” olacak. Çünkü dünya, yarınların güç haritasına dair “ezberlenmiş doğrular”ın çok ötesinde gerçeklerle yüz yüze. Bir adım sonrasında hangi ülkenin kimlerle ortaklık yapacağına dair bilinmezlikler çok arttı.
Yalı bahçelerinde İstanbul ile özdeşleşmiş ağaç-bitki türleri, Köçeoğlu Yalısı'nın akıbeti, Sofi Köçeoğlu'nun tablosu ve başka şeyler...
19. yüzyılda Katolik misyonerlerin İstanbul'a yerleşme çabaları, Ortaköy'de okul şubesi açılması sırasında yaşananlar, halktan alınan tepkiler, yaşanan sel felaketi ve başka şeyleri konuşmaya devam ediyoruz.
İki seneden fazla oldu. Bir hocamız, Prof. Dr. Ali Abdurraûf'un 2014 yılında Kahire'de Arapça olarak yayınlanan “Min Mekke ilâ Lâs Vecâs-Utruhât Nakdiyye fi'l-İmâra ve'l-Kadâse” (Mekke'den Las Vegas'a-Mimarî ve Kutsallık Üzerine Eleştirel Tezler) adlı kitabının Türkçe tercümesini bana gönderdi ve Ketebe Yayınları etiketiyle yayınlanması konusunda ricacı oldu. Halihazırda Ketebe Yayınları'nın Tarih serisinin editörlük sorumluluğunu da yürüttüğüm için metni teslim aldım ve yayınevinin ilgili birimlerine ilettim.
Parti içinde -tabire cevaz varsa- kan gövdeyi götürüyor. Genel merkez binasında cam çerçeve indirildi, koltuklar havada uçuştu, gelenlerin ayağını kaydırmak maksadıyla yerlere sıvı sabun döküldü.
19. yüzyılda Katolik misyonerlerin İstanbul'a yerleşme çabaları, Ortaköy'de okul şubesi açılması sırasında yaşananlar, halktan alınan tepkiler, yaşanan sel felaketi ve başka şeyler...
Türkiye bizim canımız. Sadece bizim değil, büyük coğrafyanın da vatanı. Ona yönelik dostluklardan büyük sevinç duyarız. Ona yönelik düşmanlıklara korkunç öfke duyarız. Dostlarımızı başımızın üstünde tutarız. Düşmanlığımız da sınırsızdır. Bu temel eksenimiz hiçbir zaman esnemez, değişmez. Tarih buna tanıktır. İnsan tarihinin en keskin güç kırılmalarının yaşandığı, dostlukların ve düşmanlıkların birbirine karıştığı bu dönemde, kimler Türkiye'nin yanında kimler değil, çok ince detaylara kadar sorgulayacağız. Çünkü yeni bir tarih yolculuğu başlarken, biz yeniden yola çıkmışken, kimlerle yol yürüyeceğimize çok dikkatli bakacağız.
19. yüzyıl sonlarında İstanbul'da değişen alışveriş biçimleri, büyük mağazaların ortaya çıkışı, Avrupa mağazalarının şubelerinin açılışı ve başka şeyler...
II. Abdülhamid döneminde Kurban Bayramı sırasında yaşanan büyük İstanbul depremi ile sert kış koşullarındaki bayram törenleri, Osmanlı saray ritüelleri, şehir yaşamını ve depremlerin İstanbul'un ahşap mimari geleneği üzerindeki etkileri ve daha birçok şey...
At school, work, council offices or sporting events, you might see a red, black and yellow flag flying beside the Australian national flag. This is the Aboriginal flag, representing the Aboriginal people of Australia and their connection to land, community and stories. - Okulda, iş yerinde, belediye ofislerinde veya spor etkinliklerinde, Avustralya ulusal bayrağının yanında dalgalanan kırmızı, siyah ve sarı bir bayrak görüyorsunuzdur. Bu, Avustralya'nın Aborijin halkını ve onların toprak, toplum ve hikâyeleriyle olan bağlarını temsil eden semboldür.
Bizans'tan Osmanlı'ya Boğaziçi kıyılarındaki saray ve yalı kültürünün dönüşümü; Dolmabahçe, Beşiktaş ve Çırağan saraylarının gelişimi ve daha birçok şey...
Nietzche, tarihi objektif bir şekilde yazmaya çalışan vakanüvistler için “tarihin şehvetli hadımları” ifadesini kullanır. Vakanüvistler için objektif tarih yazımı imkânsız olsa da her tarih yazımı için bu imkânsızlıktan söz edemeyiz. Tarih yazımında imkânsız olan “makul objektiflik” değil “saf objektiflik”tir. Filhakika, yazarından bağımsız bir tarih yazımı düşünülemez. Tarih yazarı, ne kadar nesnel ve tarafsız kalmaya çalışsa da belirli oranda yazdığı konudaki şahsi fikirlerinin etkisi altında kalmaya mahkûmdur. Bu, bir kusur da değildir; insan olmanın doğal bir sonucudur. Gadamer'in dediği gibi bir metni “ön yargısız” anlamak mümkün değildir (Gadamer “ön yargı”yı salt olumsuz anlamıyla kullanmaz). Hata, tarihi tamamen kendi durduğu yerden yorumlayarak yazmaktır. Pek çok oryantalist tarih yazımı bu konuda ciddi sabıkalarla maluldür.
İstanbul'da geçtiğimiz iki gün içinde düzenlenen Dünya Dekolonizasyon (sömürgesizleşme) Forumu, son yıllarda Türkiye'de düzenlenen sıradan uluslararası toplantılardan biri olmanın çok ötesinde bir olay oldu. Her şeyden önce burada tartışılan şey yalnızca akademik bir teori ya da geçmiş sömürgecilik hikâyeleri değil, modern dünyanın hangi ahlaki ve epistemolojik krizlerin içine sürüklendiği ve insanlığın bundan sonra kendisini hangi kavramlarla yeniden kuracağı meselesiydi.
Osmanlı saray düğünleri, dedikodular, detaylar incelikler, gösteriş, debdebe, araba ve atlar ve başka şeyler...
Heykeltraş olsaydım, yukarıdaki fotoğraftaki iki insanı aynen bu pozisyonda gösteren Rodin tarzı bir heykel yapar, kaidesine de “sol liberalizmin Türkiye'ye 1 Mayıs hediyesi” yazardım. 12 Eylül'ün hemen ardından1984'ten itibaren, daha bütün sosyalist örgütler zindanlarda işkence görürken pompalanan sol liberalizmin, nasıl bugüne kadar 40 yıldır solu tutsak aldığını, yanlış yola sürüklediğini gösteriyor.Bugün kendisine solcu diyen aydınların ve gençlerin çok büyük bir bölümünün ülkenin en önemli sosyalist dergilerinden biri olarak kabul ettiği, eli kalem tutanların çoğunun yazısını sayfalarında yayınlatmaktan gurur duyduğu Birikim dergisi, 3 Kasım 2002 seçimlerinde AKP'nin hükümet kuracak çoğunluğa erişmesini “muhafazakâr demokratik devrim” olarak alkışladı ve Türkiye'nin bu yoldan Avrupa Birliği'ne girebileceğini ve nihayet demokrasiye kavuşabileceğini savunmaya başladı. Bu safsata, en azından 2013 Gezi halk isyanına kadar devam etti. Solda insanlar bunu yalnızca 12 Eylül 2010 referandumunda, başta Birikim'in liberalleri olmak üzere sözde solda bulunan bir dizi çevre ve partinin “Yetmez ama evet!” sloganı ile anıyor. Oysa mesele çok daha köklüdür. Bir anlık bir “taktik hatası” değildir. O slogan ne kadar yüz kızartıcı olsa da, özellikle yargının AKP tarafından sulta altına alınmasında ne kadar önemli bir rol oynamış olsa da, koca bir on yıllık destek aslında çok daha derin bir harabiyet yaratmıştır. 2008 1 Mayıs'ında AKP, polisi Taksim'e çıkmak isteyenlerin üzerine yolladı. DİSK'in (henüz Ankara'ya hicret etmeden önce) Şişli'de bulunan binasından sendikalarla birlikte Taksim'e yürümek için toplananlar, aralarında DİP Girişimi yöneticisi olarak şahsen biz de bulunmak üzere, polisin defalarca üzerimize sıktığı gazın acısıyla yerlerde kıvrandık. Olayın hemen ardından artık yayınlanmayan Radikal gazetesinin Pazar Eki'ne 11 Mayıs günü yayınlanmak üzere “Marksizmle Tartışma Çağrısı” başlıklı bir yazı yolladık. Radikal İki olarak bilinen bu eke her hafta yazılar yazan sol liberallere meydan okuduk, 1 Mayıs kutlamak isteyen işçilere, sendikacılara ve sosyalistlere eziyet eden bir iktidarı “demokrasi havarisi” olarak göstermekten nasıl utanmadıklarını sorduk, onları tartışmaya çağırdık. Tarihin sol liberalizme armağanı olarak Radikal'in internette bir arşivi yok. Ama arayan muhtemelen bulur. Kendine Marksist pozu veren bir dizi liberal yanıt vermeye kalktı. Sorulan sorulara cevap ver(e)meyen, incir çekirdeğini doldurmaz yanıtlar.2010'da Taksim Meydanı 1 Mayıs'a açıldı. O yıl (ve onu izleyen iki yıl) Taksim'in kutlamalara açık olmasının anlamını tartışan yok. 2010 referandumuna dört ay kala meydanın açılması solun büyük bölümünü AKP'ye destek vermeye ikna etmeye dönüktü elbette. Politikanın p'sini anlayan bunu kavrar. Solun (Fransızların deyimiyle) “kullanışlı budala”larını arkasına alan ve referandumda tarihinin en yüksek oy oranına ulaşan AKP (yüzde 58) işi bitince biraz bekledi, 2013'te Taksim Meydanı'nı “yayalaştırma” bahanesiyle gösterilere kapattı.2013'te DİP artık kurulmuştu. Beşiktaş'a inen bulvarda en önde “Taksim Tahrir olacak” pankartı ile yürüyen DİP, polisin gazlı saldırısıyla bütün kortejle birlikte durduruldu. Bütün gün sokak kapmaca ile geçti. Ama kitle Taksim'e çıkamadı. Ama 1 Haziran günü Taksim Tahrir olmuştu. Gezi halk isyanı, meydanı fethetmişti!Ey liberaller! Solu, işçiye, emekçiye ve kendisine karşı kurulan istibdada destek verme sefaletinin içine ittiniz. Ama en ufak bir özeleştiri yapmadınız. Biz ise hiç bıkmadan sizin işçi sınıfına ve emekçi halka karşı işlediğiniz politik suçları teşhir ettik ve etmeye devam edeceğiz. Şimdi hava dönüyor. Dünya ve Türkiye, sınıf politikasından başka hiçbir şeyin anlamının kalmayacağı bir döneme giriyor. Tarih peşinizi bırakmayacak. Suçumuz, insan hafızasının nisyanı sayesinde sonsuza kadar gizli kalacak diye umutlanmayın hiç. Tarih sizi daima suçunuzla anacak.Sizin heykeliniz bir utanç abidesi olacak.
18. yüzyıl sonrası resmi törenlerin Tarihi Yarımada dışına çıkması, yöneticilerin Boğaziçi'nde mülk edinmesi; devlet toplantıları, anlaşmaların surdışı mülklerde yapılması; yaşananlar ve başka şeyler...
Tarih 30 Nisan 2026… Yer yine Akdeniz'in uluslararası suları, Girit açıkları... Sahne tanıdık, senaryo ise tam bir İsrail Alçaklığı Klasiği…
17. yüzyılda Boğaziçi kıyıları; Anadoluhisarı, Göksu, Kandilli, Kuzguncuk, Üsküdar, Bostancıbaşı hikayeleri, padişahla veya padişahsız marifetleri ve başka şeyler...
Men-E-Men Stüdyo tarafından hazırlanan iki yüz yirmi beşinci bölüm sizlerle.Bu bölümümüzün başında, geçtiğimiz hafta sonu Çin'de düzenlenen bir yarı maratondan bahsettik. Hem insanların, hem de insansı robotların katılabildiği bu yarı maratonda, Lightning adlı robotun nasıl rekor kırdığını değerlendirdik.Ardından, geçen bölümümüzde çok detaylandıramadığımız Coachella Festivali'ni anlattık. Tarihçesine ve festivalin bu yıl itibarıyla geldiği noktaya değindik. Epey bir data paylaştık.Son olarak, Las Vegas'ta Caesar's Palace'ta düzenlenen yıllık sinema endüstrisi konferansı CinemaCon'dan konuştuk. Dört gün süren konferansın yoğun programında sunum yapan film stüdyolarını ve tanıttıkları yeni filmleri anlattık.
Gezmek Yetmez (30 Mart 2026)- Mustafa B. Bozkurt - Gölgedeki Tarih İstanbul, Roma, Viyana by Kafa Radyo
Pakistan, ABD ve İran arasında 'mesajlı' dolaylı görüşme yapıldığını açıkladı. NATO, Irak'tan çekiliyor. İBB davasında ilk ara kararın açıklanacağı tarih belli oldu. DEM Parti'den Bahçeli'ye 'hız' yanıtı geldi. Gazetecilerden ortak açıklama yaptı: "Gazeteciler düşman değildir..." Haber yoğunluğunda kaybolmak istemeyenler için gündemin öne çıkan başlıklarını özetledik...
Bir liderin aile travmaları, dünyanın geleceğini nasıl şekillendirir? Psikolojik bir hikâyenin ürünü , dünyayı nasıl sallıyor? ABD Başkanı Donald Trump'ın psikolojisine dair ABD'li psikiyatristlerin analizleri…. Tarih onun gibisini gördü mü? Prof.Dr Hasan Bülent Kahraman'a sorduk…
"Barutla Yazılan Tarih”, savaşın gölgesindeki Karios köyünde annesini kaybeden ve intikam arzusuyla bilimsel araştırmalara yönelen genç Arion'un, tarihin akışını değiştiren keşfini anlatır. Kimya ve simyaya olan tutkusuyla büyük bir yıkım gücüne sahip olan barutu icat eder. Arion barutu keşfettiğinde yaşadığı coğrafyayı ve kendi hayatını nasıl etkileyeceğinden habersizdir. Dönemin en güçlü kralları bu duruma nasıl bakacaktır? Yeni silahlarının üstünlüğü sayesinde gücünü pekiştiren Arion; çevresindeki krallıklar için büyük bir tehdit oluşturarak, barutun gücüyle sadece bir savaş lideri değil, aynı zamanda tarihin seyrini yeniden yazan bir hükümdar olma yolunda ilerler. https://www.organikbeyinler.net/ https://www.instagram.com/organikbeyinlerpodcast/
Evrim Altuğ'un Lübnanlı sanatçı Akram Zaatari ile söyleşisi Açık Dergi'de! Tarih, arkeoloji ve güncel sanatın kesişimindeki bu sohbetin deşifresi ise Artdog İstanbul'un internet sitesinden okunabilir.
Konuğumuz Amerikan Doğa Tarihi Müzesi'nde kıdemli araştırma görevlisi olarak çalışan Peter Capainolo ile “Doğa tarihine baktığımızda ilk karşımıza çıkan şey nedir?” sorusundan yola çıkarak, doğa tarihine veri ile tarih arasındaki gerilim üzerinden yaklaşıyor; bilginin nasıl üretildiğini ve doğayı okuma biçimlerimizi birlikte tartışıyoruz.
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde Emin ve Ömer'e Kırım'dan Lenur Vacip, namıdiğer ‘seyahatdelisi' (https://www.instagram.com/seyahat_delisi_/) konuk oluyor. Kırım Tatarı olmak nasıl bir kimlik, Kırım'da anadil ne kadar korunabiliyor ve Kırım Tatarcası Türkçeye gerçekten benziyor mu? Lenur hem kendi deneyimleri hem de kültürel arka planıyla bize Kırım'ın görünmeyen yüzünü anlattı. Türkiye'de yaşayan Kırım Tatarları, göçler ve kültürel bağlar üzerine de duruyoruz. Dil, kimlik ve kültür üzerine yaptığımız bu sohbeti kaçırmayın. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Show Notes Lenur Vacip'in Instagram hesabını buradan ziyaret edebilirsiniz.
İbretlik bir hayat öyküsü… Utbe bin Rebîa'yı ele alıyoruz: Kureyş içindeki konumu, merhametli/itidalli tavırları, Peygamberimizle (sas) meşhur diyaloğu ve Bedir'deki akıbeti. Bu bölümde neler var?• Utbe'nin aile kökleri ve Kureyş'teki itibarı• Mescid-i Haram'daki teklif ve Efendimiz'in (sas) Kur'an tilavetinin etkisi• Taif sonrası insani bir jest: Addas ile üzüm ikramı • Bedir'deki mübareze ve Utbe'nin sonu• “Yazık Oldu Utbe'ye” derken hangi dersleri çıkarıyoruz?Neden önemli?Tarih, yalnızca kronoloji değildir—karakterin kaderle karşılaşmasıdır. Utbe'nin hikâyesi “doğruya çok yakın olup son adımı atamamanın” bedeli üzerine güçlü bir tefekkür imkanı sunuyor. ✨
Bu bölümde Prof. Dr. Emre Alkin ile “Paranın Geleceği”ni masaya yatırıyoruz!Nakitin yerini kredi kartının aldığı dünyada para teorisinin özüne iniyor; itibar, kredi limiti, kripto, enflasyon ve devletin ekonomideki rolünü tartışıyoruz. Weimar'dan Arjantin'e tarihi örneklerle, korumacılık-serbest ticaret dengesiyle ve bireysel borçlanma alışkanlıklarımızla bugünü ve yarını okuyoruz. “Para devletin mi, milletin mi?” sorusundan “tek küresel ünite” ihtimaline uzanan ufuk açıcı bir sohbet.
İPM-Sabancı Üniversitesi-Stiftung Mercator Girişimi ve Medyascope işbirliğiyle hazırlanan “Nasıl bir Dünya? Nasıl bir Türkiye?” programında cumhuriyeti konuşuyoruz. 29 Ekim'de cumhuriyetin 102. yılı kutlandı. Peki cumhuriyet ilan edildiğinde ortam nasıldı, neler konuşuldu, cumhuriyet bugüne kadar neler yaşadı ve geleceği ne? Tarihçi Mehmet Öznur Alkan, Cenk Narin'in sorularıyla yanıtlıyor. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Yazın sonuna doğru Sakız Adası'na gittim.Orada Nea Moni Manastırı'nı gezerken Yunan halkının ve Sakız Adası sakinlerinin "Sakız Katliamı" dedikleri bir tarihsel olayla karşılaştım.Türklerin de içinde olduğu ve bu kadar kritik bir olayı hiç bilmememizi garipsedim ve "Tam da Yeni Haller'e yakışır bu hikaye" diyerek araştırdım.Yani başka hiçbir yerde bulamayacağınız bir hikayeyle karşınızdayım.Biraz adanın tarihinden bahsettim, biraz da Yunan milli kimliğinin oluşmasına -Osmanlı tam tersini arzu ederken- vesile olan bu olayı ve sonrasında yaşananları anlattım.İyi dinlemeler.Biliyorsunuz Yeni Haller sizlerin desteğiyle yayın hayatına devam eden bir podcast kanalı.Beni aşağıdaki link'lerden destekleyebilirsiniz:www.patreon.com/yenihallerYeni Haller'in bir de Buy Me A Coffee hesabı var artık. Buradan destek olmak çoook daha kolay. Patreon'da sorun yaşayanlar için açtım efendim. Buyurun:https://www.buymeacoffee.com/yenihallerBir de bu sezon spor basınımızda apayrı yeri olan, ben ustam olarak kabul ettiğim Yiğiter Uluğ'la T24'ün Youtube kanalında bir spor programına başladık. Korkmayın, sadece futbol konuşmuyoruz. Hele sahadaki skorları, maçları hiç konuşmuyoruz. Yeni Haller tadında spor sohbeti isteyenler için:Yiğiter Uluğ ve Eray Özer'le GazozunaBana ulaşmak için:https://www.instagram.com/eray_ozerhttps://twitter.com/ErayOzeryenihallerpodcast@gmail.com
Donald Trump, tarihî İngiltere ziyaretinde Kral 3. Charles tarafından Windsor Kalesi'nde görkemli bir şekilde ağırlandı. AB Komisyonu, üye ülkelere İsrail'e karşı kapsamlı yaptırımlar önerdi.Bu bölüm Tissot hakkında reklam içermektedir. Tissot, zamana meydan okuyan kadınlar için SRV'yi tanıtıyor. Vintage ruhu modern zarafetle buluşturan bu koleksiyon, köşeli siluetiyle öne çıkıyor. SRV ışıltısıyla buradan tanışabilirsiniz.