POPULARITY
Abdest alan abdestini Allâh'a tazimle alsın. Ve bilsin ki; bu abdestle Râbbini ziyaret etmektedir.Sonra, bütün günâhlarına da tövbe etsin. Çünkü Allâhü Teâlâ su ile yıkanmayı, günâhlardan temizlenme belirtisi saydı. Yine, abdest alan, Allâh'ın adı ile başlamalıdır. Ağzına ve burnuna su verdiği zaman, yalandan ve gıybetten yıkamalı. Su ile nasıl yıkıyorsa, öyle yıkamalı. Yüzünü yıkadığı zaman, harama bakmaktan yana yıkamalı. Diğer uzuvlarını da, aynı niyetle yıkamalı. Abdestini bitirdikten sonra, Allâh'a yalvarıp O'nu teşbih etmelidir. Bir mü'min kul, abdestini bitirdikten sonra: "Allâh'ım, subhansın.Hamd sana mahsustur.Şehadet ederim ki, Sen'den başka ilâh yoktur.Günâhlarımın bağışlanmasını dilerim.Sana tevbe ederim." diye duâ ederse, bu duâsı, teşbihi veya abdesti alınır, mühürle mühürlenip; Arş'ın altına konur. Kıyamet Günü kendisine verilinceye kadar açılmaz. Ukbe b. Amr, Ömer b. Hattab (r.a.)'ın şöyle dediğini anlatır: "Herhangi biriniz, abdest aldıktan sonra: "Şehadet ederim ki, Allâh'tan başka ilâh yoktur; birdir, ortağı yoktur.Muhammed O'nun kulu ve Resulüdür" derse, cennetin sekiz kapısı açılır, Hangisinden dilerse, ondan girer". Ebû Derda (r.a.) yolu ile gelen bir rivayette, Resûlullâh (s.a.v.)'ın şöyle buyurduğunu anlattı: "Beş şey var ki, bir kimse imânlı olarak berâberinde getirirse, cennete girer. Şöyle ki: Bir kimse, abdesti, rükûu, secdesi ile vakitlerinde beş vakit namazı kılarsa; bir kimse, gönül hoşluğu ile malından zekâtını verirse, bunları da hâlis olarak îfâ ederse, Allâh'ın affına nail olur." (Ebu'l-Leys es-Semerkandi , Tenbihü'l- Gafilin s.307-308)
Akşam ile yatsı arası öyle bir vakittir ki, bu sürenin içindeki saatlerde insanlar tamamıyla Râblerinden gafil ve habersiz olurlar. Bu sebepledir ki, tarikât şeyhleri bu gibi vakitlerde bu namazların kılınması için müridleri üzerinde baskı yaparlar. Bu namazların edâsı insan kalbine azâmetli bir nurun dolmasına sebep olur. Bu sebepledir ki, bu vakitlerde aşağıda sayıları belirtilmiş ve hadîslerdeki işaret edilen namazları kılmalısın. Allâh (c.c.) seni hidayetinde sabit kılsın. Hâkk Teâlâ, bu namazların kılınması hakkında Kur'ân-ı Kerim'de meâlen şöyle buyurmaktadır: "Güneşin zevâl vaktinde kayması ânından gecenin kararmasına kadar güzelce namaz kıl" (İsra s. 78) Şu hadîs-i şerif rivayet edilmiştir: Efendimiz (s.a.v): "Herhangi bir kimse akşam namazından sonra altı rekât namaz kılar ve bu rekâtlar arasında kötü söz söylemezse bu kılınan namaz 12 senelik ibâdete eşit olur." (İbni Mâce) Ayrıca "Akşam namazından sonra 20 rekât namaz kılan kişiye Hak Teâlâ (c.c.) Cennette bir ev yapar" (İbn Mâce) hadîsi rivayet edilmiştir. Abdullah bin Mes'ud (r.a.)'in akşam ile yatsı arasında kılınan namazları kastederek, "Gaflet saati ne kadar güzeldir!" deyip durduğu nakledilmiştir. Huzeyfe (r.a)'den şu hadîs rivayet edilmiştir: Huzeyfe (r.a) der ki: "Bir gün Efendimiz (s.a.v)'e giderek onunla birlikte akşam namazını kıldım, kendisi yatsı namazına kadar namaz kılmıştı." (Nesâi) (İmâm Şarani, Büyük Ahidler, s.130-131)
Amerikalı Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, Siyonizm'in ileri karakolu İsrail'de basına verdiği demeçte yeniden “Bu, bir din savaşıdır” diyor. Demeçte geçen “This is a relagions war” cümlesini İngilizce olarak tarattığımızda karşımıza çok ilginç yazılar çıkıyor. Bunlardan biri 2021'de The New York Times Magazine'de yayımlanmış. Makale yazarı Andrew Sullivan için dijital kaynaklarda “İngiliz-Amerikalı muhafazakâr bir siyasi yorumcu” deniliyor.
Herhangi birimize “Bugün ne yaptın?” diye sorulsa, cevap yüksek ihtimalle o gün içinde yapılan işlerin sıralanmasından ibaret olacaktır. İşyerinde üç beş evrak düzenledim, faturaları ödedim, çeşmenin eskiyen contasını değiştirdim, marketten alışveriş yaptım, camları sildim, pilavın yanına kuru fasulye pişirdim, raporlarımı yazdım, kimya notlarına çalıştım, köpeğimi gezdirdim ve bunun gibi başka rutin işler… Bu işlerin getirdiği yorgunluk ve bıkkınlığı saymazsak içinde duyguların, tefekkür, tasavvur ve tahayyülün olmadığı bir dünya…
Herhangi biri değil, partinin önceki Genel Başkanı Kemal Bey CHP yönetimine seslendiğinde “Yolsuzluğa bulaşan herkesin hesap vermesi gerektiğini” söylemişti. Tek kelimelik özetle “Arının” demişti. Milyonlarca defa izlenen o görüntülü mesaj tarihe geçti.
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre 2024 yılında hastanelere toplam 660 milyon başvuru olmuş. Özel hastanelere başvuru sayısı ise yaklaşık 66 milyon (toplam hastane başvurularının %10'u). OHSAD (Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği), Eylül ayında bu istatistikleri işaret ederek “Özel hastanelere GSS başvuruları dibe vurdu” başlığıyla bir açıklama yayınladı. Oysa özel hastanelere başvurular ne dibe vurdu ne de özel hastanelerin sağlık sistemi içindeki ayrıcalıklı konumları değişti. Türkiye'de özel hastaneler Cumhuriyetin ilk yıllarından beri vardı. Ancak sağlık sisteminin ana aktörü haline gelmeleri AKP iktidarının 2003'te başlattığı “Sağlıkta Dönüşüm Programı - SDP” sonrasında oldu. İlk önce, sevk işlemi yapılmadan özel hastanelere başvurunun önü açıldı. Daha sonra (2006-2008) SGK'nın özel hastanelerden hizmet satın alması uygulaması başladı. Artık vatandaşlar “fark ücreti/ilave ücret” ödeyerek istedikleri özel hastaneye başvurabilecekti. Bu gelişmelerle beraber özel hastane başvurularında patlamalı bir yükseliş yaşandı. SDP'nin başladığı yıllarda özel hastanelere başvuru sayısı yaklaşık 5 milyonken (toplam hastane başvurularının %4'ü), 2009 yılına gelindiğinde bu sayı 60 milyona (toplam hastane başvurularının %26,4'ü) ulaşmıştı. Daha sonra başvuru sayısı 2015 yılında (90 milyon) tavan yaptıktan sonra azalışa geçerek 2024 yılında 66 milyon oldu. OHSAD patronlarının ağlamasının esas sebebi başka. Onlar başvuru sayısı azalırken kârlarından zarar etmek istemiyorlar. SGK'dan aldıkları pastanın artırılmasını istiyorlar. Oysa zaten özel hastanelere başvuran hasta sayısında ve oranında azalma olmasına rağmen SGK'nın özel hastanelere yaptığı birim ödeme yıldan yıla artıyor. 2012'den 2024'e gelene kadar özel hastanelere hasta başına ödenen tutar yaklaşık 9,5 kat artarken, devlet hastanelerine kıyasla yaklaşık 2 kat artmış. 2024 yılında SGK özel hastanelere, devlet hastanelerine göre hasta başına 3 kat daha fazla ödeme yapmış.Özel hastaneler, yasaya göre SGK'nın ödediği ücretin en fazla %200 kadarını “ilave ücret” olarak alma hakkına sahip. Bu da branşına göre değişmekle beraber yaklaşık 250-350 lira kadar ek bir ücret anlamına geliyor. Buradan soruyoruz: Herhangi bir özel hastaneye başvurunuzda talep edilen ücretler bu mu? OHSAD açıklamasında bu itiraf ediliyor: “Ya yaşamak, hayatta kalmak için vatandaştan alacaksınız, kural ihlal edeceksiniz, ya da kapanacaksınız.” Hem SGK'dan aslan payını al hem de vatandaştan kopar koparabildiğini.Ekonomik kriz koşullarında özel hastane faturalarını işçilerin ve emekçi halkın ödemesi imkânsız hâle geldi. Bu nedenle hastane başvuruları, kamuya kaydı. Ancak kaynaklar kamuya aktarılması gerekirken özel hastane patronlarına akmaya devam ediyor. Özel hastanelerin varlığı, kamu sağlık hizmetlerinin nitelikli şekilde verilmesine engel olmakta, işçilerin ve emekçi halkın sağlığına zarar vermekte. Nitelikli, ücretsiz, eşit-ulaşılabilir, devlet eliyle planlanan sağlık hizmetinin önünde engel olan özel hastanelerden SGK'nın hizmet satın alması derhal durdurulmalıdır! Özel hastanelerdeki “ilave ücret” soygununa göz yumulmasına son verilmeli, denetimler artırılmalı, cezalar caydırıcı hale getirilmelidir! Konkordato/iflas ilan eden özel hastaneler kamulaştırılmalı, buralarda çalışan sağlık emekçilerine kamuda istihdam hakkı tanınmalıdır! Kaynakların tamamı kamu sağlık hizmetinin yararına kullanılmalıdır!
Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz “İslâm güzel ahlâktır.” buyurmuşlardır. Bu kaide İslâm'ın tamamını kapsayıcı olduğu için, İslâm'da ticaret ahlâkı da bu kaideye uygun olmak durumundadır. Başka bir hâdis-i şeriflerinde Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz “Helâl rızkın onda dokuzu ticarettedir.” buyurmuşlardır. Fakat ticaret yaparken dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır. Ticarette satılacak mal alıcıya olduğu gibi anlatılmalıdır. Herhangi bir eksiği, kusuru, gizli tarafı var ise bunlar alıcıya nakledilmeli alıcıdan hiçbir şey gizlenmemelidir. Bu kaideye uymayan satıcılar zâlim ve hileci olurlar ki bunlar da haramdır. Resûllâh (s.a.v.) de bu konuda “Bize hile yapan bizden değildir.” (Müslim) buyurmuşlardır.Ticarette malın, satıldığı günün fiyatına uygun olarak, rayicinde satılması gerekir. Günün rayicinden herhangi bir şeyi gizlememelidir. Bununla ilgili olarak Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz, malını satmak için şehre getirenleri daha şehre girmeden karşılayıp, tüm malı satın alıp, şehirde daha pahalı bir fiyattan satış yapanların bu uygulamalarını yasaklamıştır. Günümüzde simsarlık ve karâborsacılık olarak tanımlanan bu uygulama İslâm'da yasaktır.Bu kâidelere dikkat ederek ve İslâmî kurallara uygun olarak ticaret yapan dürüst tüccarlar için Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz “Dürüst tüccar kıyâmet gününde sıddîk ve şehidlerle berâber haşrolunur.” (Tirmizi) buyurmuşlardır. Bu müjdeyi iyi düşünmek gerekir. Dürüst bir tüccar olmak kişinin kendi elinde olan bir şeydir. Bu başarıldığı takdirde gelinecek noktayı Resûlullâh (s.a.v.) bu hâdis-i şerifi ile bizlere beyân buyurmuştur.(Ömer Muhammed Öztürk, Sohbetler-2, s.81-86)
Gevşeyemez. Çünkü söz konusu İsrail olduğunda ateşkese, Mısır'da Trump'ın ortaya koyduğu sahne şovuna falan… Hiçbirine güvenemeyiz. Gevşeyemez. Çünkü İsrail'e bir lira para kazandırmak, bunu bilerek, isteyerek yapmak 21. Yüzyılın, hatta insanlık tarihinin gördüğü en vahşi soykırımlardan birine doğrudan ortak olmak manasına gelir. Herhangi bir insan tekinin bu yükü taşımaması gerekir.
Kitap Kulübü'müzün 54.buluşmasında Tali Sharot'un “Başkalarının Aklı” adlı kitabını konuştuk.Tali Sharot İsrail, İngiliz ve Amerikan vatandaşı bir sinir bilimci. Ekonomi lisans eğitiminin üzerine psikoloji mastırı ve sinir bilim doktorası yapıyor. Duygu, karar verme ve iyimserlik üzerine çalışmaları var.Bu kitabının alt başlığı “Neden bazılarımız ikna etmekte daha başarılı“, sinir bilim perspektifinden bu konuyu işliyor.Birkaç alıntı yapıp bizim de kulüp olarak faydalandığımız, beğendiğimiz bu kitaba ilginizi çekmek istiyorum.Beyniniz size ait değildir, mirastır. Kodları milyonlarca yıl içinde tekrar tekrar yazılmıştır.Bu alıntı hepimizin üzerinde düşünmesi gereken bir söz. Çok beğendiğimiz beynimizi ilk günden biz işlemiyoruz. Doğuştan, farkında bile olmadığımız yollar, patikalar, kısa yollar var beynimizde, bir karar verirken bunları izliyoruz. Bunlar insanlığın ortak mirası hayatta kalma şemaları.Kayıtlı bilgi ise çok yeni bir olgu medeniyet için. Bilginin düzenlenmesi ve yayılması çok yeni insanlık tarihinde. Ekonomi teorisinde bile bize öğretilen insan, sahip olduğu bilgilere göre çıkarını maksimize eden bir varlık yok. Kararlarını kulaktan kulağa dolaşan hikayeler, duygular ve sahip olduğu inançlarla alan varlıklarız.Değişim yaratmak için tek akçe, ortak motivasyonları keşfetmektir.İnsan aklı mevcut inanışını, düşüncesini korumaya meyilli, sorgulamaktan çok savunmaya çalışıyor. O nedenle birisinin düşüncesini değiştirmek için savunmaya geçmesine engel olacak ortak motivasyonlar bulmak gerekiyor. Ancak o sayede yeni bilginin değerlendirilme şansı var. Bu küçük bilgi bile sosyal hayatımızı değiştirmeye yetebilir aslında, twitter'da veya diğer sosyal medya platformlarında insanların görüşlerini karşı tarafa kabul ettirmek isterken saflarını belli etmek için nasıl çırpındıklarını ve sonra nasıl hiçbir konuda anlaşamadıklarını bol bol görüyoruz.Bu buluşmada üyemiz Sezgin İldeş, yapay zekada oluşturduğu çok faydalı bir prompt paylaştı. Herhangi bir kitabı yapay zekaya önce okutup ardından interaktif bir kurs oluşturmasını isteyebiliyorsunuz. Açık ve kapalı uçlu sorularla bilginizi ölçüp geri bildirim alabiliyorsunuz. Bunu her kitap için yapmak mümkün. Prompt'u siz de kullanmak isterseniz meteyurtsever.com'da bu bölümün sayfasında bulabilirsiniz.Bu buluşmada görüşlerine yer verebildiğim arkadaşlarım (03:00) Gözde Gülbaş, (05:44) İpek Altuner, (07:30) Murat Koca, (09:28) Uğur İyidoğan, (10:40) Suat Soy, (14:29) Mete Yurtsever, (15:20) Feyza Demir, (18:42) Dilek Geçit ve (19:27) Sezgin İldeşŞimdi sizi söyleşimizle baş başa bırakıyorum.Support the show
Hz. Ebûbekir (r.a.) şöyle buyurur: “Kim, Peygamber (s.a.v.) Efendimiz hazretlerinin mevlidinin okunması için bir dirhem harcama yaparsa;o kişi cennette benim refikim ve arkadaşımdır.”Cüneyd-i Bağdadî (k.s.) Hazretleri buyurdu ki: “Kim, Peygamber (s.a.v.) Efendimiz hazretlerinin mevlidinin okunduğu yerde hazır olur,mevlîde tazim' eder, kadr-u kıymetini bilirse;o kişi îmân ile ölür.”Celâleddîn Suyûtî (k.s.) hazretleri der ki: “Herhangi bir ev, mescid veya mahalle (yer)de Peygamber (s.a.v.) Efendimiz hazretlerinin mevlîdi okunursa; muhakkak ki melekler, o evi, mescidi veya mahalleyi (yeri) kuşatır. Melekler o mekanın ehli üzerine salât-ü selam okur (istiğfar) ederler. Allâhü Te‘âlâ Hazretlerinin rahmet ve rızâsı ile onların hepsini içine alır. Ama nûr ile tavaf edenler, yâni Cebrail, Mikâil, İsrafil ve Azrail (a.s.e.), Peygamber (s.a.v.) Efendimiz hazretlerinin mevlîdinin okunmasına sebep olanlar üzerine salât okur (onlar için tevbe ve istiğfarda) bulunurlar.Ama mevlîdin (ney, saz, tambur, def veya benzeri) herhangi bir çalgı ve musîkî aletiyle okunması doğru değildir.Çalgı ve musîkî aletlerinin çalınması asla sevabı olan bir şey değildir. Çalgı ve musîkî aletlerinden sevap beklemek büyük bir hatadır.Allâh korusun kişiyi küfre götürür. Bundan dolayı mevlîdlerin herhangi bir çalgı aleti olmaksızın büyük bir hüşû ve tefekkürle okunması gerekir.Özellikle Mevlîd-i Şerîfin “bahirleri”nin arasında getirilen salavatlar, tekbirler, tehliller ve okunan Kur'ân-ı Kerîm tilavetlerinin sevapları ölülere bağışlanabilir…Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Hazretlerinin doğduğu güne sevinmenin ve o gün yemek yedirmenin ve mevlid-i okutmanın fazileti çok büyüktür.Şükür için mevlid gecesinden önceki veya sonraki gün oruç tutmak güzel görülmüştür.(Şihâbüddin Ahmed b. Heytemî, Nîmetü'l Kübrâ, s.5)
Matruşka gibi. ABD, açıyorsunuz İsrail, açıyorsunuz, SDG/YPG/PKK… Şunu anlatamıyoruz; hepsini hırpalamanıza veya birine omuz atarken göz ucuyla diğerine bakmanıza gerek yok. Herhangi birinin kulağını büktüğünüzde, “iç içe” oldukları için hepsinin canı yanacak…
IPC raporu, Gazze'deki kıtlığın "tamamen insan eliyle yaratıldığını" belirtiyor. Raporda şu uyarı yer alıyor: "Herhangi bir gecikme, hatta tek bir gün bile, kıtlık sebepli ölümlerde kabul edilemez bir artışa yol açacaktır."Yazan: Hilal Elver Seslendiren: Halil İbrahim Ciğer
Netanyahu hükümetinin Gazze'yi işgal planı, anlık olarak icra edilmektedir. Dün itibarıyla başlayan bu mühendislik, kendileri açısından çatışma bölgesi olarak tanımladıkları alanlar ile başlayacak. Söz konusu bölgelerden güney'e doğru zorla bir yer değiştirme operasyonuna imza atacak olan hükümet, süreci bütün ayrıntılarıyla planlamış durumda. Herhangi bir uluslararası engele takılmaksızın sistematik bir plan dahilinde icra edilen bu işgal programı, Gazze'deki trajediyi daha fazla derinleştirecek. Bir yanda Batı Şeria'da yerleşimci adı altında yeni işgal ve demografik mühendislik faaliyetleri diğer yanda ise kademeli olarak hayata geçirilecek olan Gazze'nin insansızlaştırılma planı.
Herhangi bir durumda, toplum ya da bir grup içinde kendinizi nasıl görürsünüz? Uyumlu musunuzdur, yoksa asi mi? İnsanları takip eden bir takipçi mi, yoksa normları yıkan bir karşı çıkan mı? Birçok insan kendisini bir aykırı olarak tanımlar, fakat durum pek de öyle değil. Hiçbir Şey Tesadüf Değil'in bu bölümünde insanın topluluk içindeki davranışsal reflekslerine odaklanıyoruz. Asch Deneyi üzerinden, zihnimizin nasıl çalıştığını anlamaya çalışıyoruz. Tüm bölümler ve daha fazlası için podbeemedia.com'u ziyaret et! ------ Podbee Sunar ------- Bu podcast, Garanti BBVA reklamı içermektedir. Bonus Platinum'un avantajlarını keşfet!
Bu videoda, genç yaşında kendi işini kurarak 45 milyon TL ciroya ulaşan bir genç girişimci ile tanışacaksınız. Bu, yalnızca bir başarı hikayesi değil; aynı zamanda girişimcilik, cesaret ve başarı dolu bir efsanenin anlatımı. E-ticaretin gücü sayesinde sıfırdan zirveye çıkan bu genç, kendi sitesinden satış yaparak tüm ezberleri bozdu.
Bu podcastte, Ozon Global Türkiye Genel Müdürü Hazal Maraş ile birlikte Rusya pazarına nasıl ihracat yapılır, Ozon'da mağaza açma süreci, satış yaparken dikkat edilmesi gerekenler ve Türk satıcılar için büyük fırsatlar hakkında kapsamlı bir sohbet gerçekleştirdik.#Ozon #HazalMaraşTürkiye'den Rusya'ya ürün satmak istiyorsanız, bu video tam size göre!Video Konu Başlıkları: • Ozon nedir? Türkiye'deki rolü nedir? • Rusya e-ticaret pazarı neden önemli? • Ozon'da mağaza açma ve satışa başlama adımları • Lojistik, ödeme ve müşteri hizmetleri detayları • Türk satıcılar için özel tavsiyelerSatıcı Kayıt Linki:Başvurunuzu hemen başlatmak için tıklayın:https://seller.ozon.com/?utm_source=t...Adım Adım Kayıt Rehberi:Başvuru süreci için PDF rehberi:https://drive.google.com/file/d/1ALY-...Instagram'dan Takip Edin:@global.ozon00:00 - Giriş ve Konuk Tanıtımı 01:20 - Ozon Global Nedir? 03:45 - Rusya'da E-Ticaret Fırsatları 06:10 - Mağaza Açma Süreci 08:30 - Lojistik ve Satış Tüyoları 11:00 - Kapanış ve Tavsiyeler
Teknolojinin ne kadar büyüleyici olduğunu ve akıllı telefonlar gibi günlük cihazların bile birkaç nesil önce yaşayan birine sihir gibi görünebileceğini hiç düşündünüz mü? Aynı şekilde, Bitcoin de bu "sihirli" niteliği paylaşıyor. Tıpkı bir araba veya akıllı telefon gibi, kullanmak için her teknik detayını anlamanız gerekmiyor. Bu yeni değer biçimine alışmanın en iyi yolu, bizzat deneyimlemektir.Bitcoin, internetin bir çocuğu. Bilimsel bir dergide değil, internette ücretsiz olarak yayınlanan bir teknik makaleyle duyuruldu. İlk viral reklamı, mavi bir sihirbazın yer aldığı "Magic Internet Money" temalı bir internet memesi aracılığıyla yayıldı. Bu dijital paranın sabit 21 milyon adetlik arza sahip olması gibi benzersiz parasal özellikleri bu bölümde ele alınıyor.Bitcoin'in takma adlı yaratıcısı Satoshi Nakamoto'nun gizemine dalıyoruz. Satoshi, 2008'de aniden ortaya çıktı ve 2010'da ortadan kayboldu. Kimliğinin bilinmemesinin, lidersiz bir sistem için bir özellik olduğuna inanılıyordu. Bitcoin'in erken tarihindeki önemli olayları takip ediyoruz: 2008'de teknik makalenin yayımlanması, 2009'da Genesis Bloğun çıkarılması ve Satoshi'nin 2010'daki son kamu mesajı.Mt. Gox gibi öne çıkan erken projeleri öğrenin. Başlangıçta bir "Magic: The Gathering Online eXchange" (sihirli kart takas sitesi) olan Mt. Gox, zamanla lider Bitcoin borsası haline geldi. Ancak 2014'teki dramatik çöküşüyle 850.000 bitcoin kaybetti. Buradan çıkarılan ders şuydu: "Anahtarlar senin değilse, bitcoin de senin değil".Ayrıca, 2011'de başlatılan kötü şöhretli Silk Road'u ele alıyoruz. Yaratıcısı Ross Ulbricht, liberter ideallerle uyumlu, kısıtlamasız bir çevrimiçi pazar yeri hayal ediyordu. Bitcoin, bu vizyonu gerçeğe dönüştürmek için eksik olan anonim ödeme çözümünü sağladı. Ross, sihirli mantarları sihirli internet parası karşılığında satarak ilk satıcı oldu. Silk Road, Ulbricht'in tutuklanmasına kadar devasa boyutlara ulaştı. Karanlık geçmişine rağmen, Silk Road birçok kişi için Bitcoin'i keşfetme yolunda bir "geçiş kapısı" oldu.Sihri bizzat deneyimleyin: bir iletişim kanalı üzerinden doğrudan değer almak. Bitcoin, herhangi bir aracı olmadan doğrudan alıcı ve satıcı arasında akar. Satoshi'nin benzetmesiyle Bitcoin, "sihirli bir baz metal" gibidir. Herhangi bir iletişim kanalıyla taşınabilir ve metin, QR kodları gibi çeşitli şekillere bürünebilir. Bu şekil değiştirme özelliği, onu sansüre karşı dirençli kılar. Bitcoin'in diğer bir sihirli özelliği ise "görünmezlik" veya inkar edilebilirliğidir; servetiniz, onu açığa çıkaran sihirli bir büyü (özel anahtarınız) gibidir.Bu mümkün çünkü Bitcoin, internetin "çift harcama sorununu" çözdü. Geleneksel çevrimiçi para sistemleri, işlemleri izleyen ve düzensizliği yöneten aracı kurumlara güvenmeyi gerektirir. Bitcoin ise bu güveni üçüncü partilerden kişinin kendisine kaydırır, ağdan sağlam para çıkışını mümkün kılar.Bitcoin kullanmak giderek kolaylaşsa da, teknik ve parasal yeniliklerini anlamak sizi bir "Bitcoin Sihirbazı" yapabilir. Bu yolculuk, genellikle "tavşan deliğine düşmek" veya "turuncu hapı almak" olarak adlandırılır. Bu kontrolle birlikte sorumluluk gelir; anahtarlarınızı kaybeder veya bir dolandırıcıya gönderirseniz, geri dönüşü yoktur. Bu bölüm, Magic Internet Money'nin bu büyüleyici kökenlerini ve özelliklerini keşfediyor.Kaynak
Toplum olarak fiziksel dünyadan dijital bilgi alanına doğru hızlı bir geçiş yapıyoruz. Kaynakta ele alınan konulara göre, artık biletler, kartlar ve hatta para gibi pek çok şey sıfır ve birlerden oluşan dijital bilgiye dönüştü. Dijital bilgi, fiziksel nesnelerden çok farklı özelliklere sahip. Kolayca parçalara ayrılabilir, birleştirilebilir, mükemmel şekilde kopyalanabilir, anında doğrulanabilir ve fiziksel bir alana bağlı değildir, bu da onun neredeyse sonsuz form almasını sağlar.Kaynakta, bu değişimi anlamak için bir benzetme kullanılıyor: Her şeyi toza dönüştüren sihirli bir çekiç ve tozu eski haline getiren sihirli bir iksir. Dijital dünyada da benzer bir belirsizlik var; örneğin şifrelenmiş dijital bir pasaportun veya bir Bitcoin özel anahtarının ("paranızı harcamanızı sağlayan bilgi") nerede olduğu sorusu fiziksel anlamını yitiriyor. Bitcoin'de paranız saf bilgidir, yani özel anahtarınızdır. Bu bilgi, sayılar, kelimeler veya görseller gibi birçok farklı şekilde kodlanabilir.Bu durumun önemli sonuçları var. Mevcut yasa ve düzenlemelerimiz fiziksel dünyaya göre şekillenmiştir, dijital alan için pek kullanışlı değildir. Hükümetlerin ve şirketlerin belirli bilgi türlerini (örneğin algoritmaları) yasa dışı ilan etme çabaları, bilginin doğası gereği giderek zorlaşmaktadır. Bilgi bir "şey" değildir; fiziksel alemi aşar.Bu yeni kavramlar toplumdaki güç dengesini değiştiriyor. Kriptografi gibi araçlar hem özgürleştirici olabilir hem de suç veya baskıya yol açabilir. Durdurulamaz ve sansüre dayanıklı kodların sonuçlarını anlamaya çalışmalıyız. Fiziksel nesnelerin dijital olarak indirilip basılabildiği, değerin anında aktarılabildiği bir çağa giriyoruz. Herhangi bir şeyi sihirli kriptografik toza dönüştürebilir ve sadece sihirli kelimelerle eski haline getirebiliriz.Kaynak
Bu videoda genç yaşta büyük bir başarıya imza atan bir girişimcinin gerçek hayat hikayesine tanıklık edeceksiniz. Taha'nın hikayesi, sadece genç girişimci başarı hikayesi değil, aynı zamanda e-ticaret ile para kazanmak isteyen herkes için ilham verici bir örnek. Sıfırdan şirket kurmak, hele ki genç yaşta girişimcilik yolculuğuna atılmak kolay değil. Ancak Taha, tüm imkânsızlıklara rağmen adım adım kendi yolunu çizmiş.Hikâyenin en dikkat çeken noktalarından biri, anneannesi üzerine şirket açtıktan sonra başlayan serüveni. Bu detay, “istifade ettiren fikirler” serisinin en çarpıcı örneklerinden biri. Taha'nın çocukluk yıllarında su balonuyla para kazanmak için gösterdiği çaba, onu bugünlere taşıyan girişimcilik ruhunun bir yansıması.Bugün geldiği noktada, bir kargo acentesi nasıl olunur sorusuna da adeta canlı bir yanıt veriyor. Çünkü Taha artık günlük 5000 kargo gönderen girişimci olarak tanınıyor. Bu video, genç yaşta ticaret yapmak isteyenler için eşsiz ipuçları ve yol haritaları sunuyor.Zorluklardan başarıya ulaşan bu hikaye, sadece bir başarı öyküsü değil; aynı zamanda e-ticaret gençler için fırsat olabilir mi sorusunun da cevabını veriyor. Taha'nın sıfır sermaye ile şirket kurmak gibi cesur bir adım atması, bu alanda ilerlemek isteyen herkese ilham kaynağı olacak.Eğer siz de bu hikâyeden ilham almak, motivasyon bulmak ve kendi işinizi kurmak istiyorsanız bu videoyu sonuna kadar izlemeyi unutmayın. Ayrıca videoyu beğenip yorum yaparak daha fazla kişiye ulaşmasına destek olabilirsiniz. Girişimcilik sadece bir fikirle değil, o fikri hayata geçirme cesaretiyle başlar. Şimdi siz de bu yolculuğa hazır mısınız?
Herhangi bir otoriteden kaynaklı huzursuzluk veya kızgınlık nedeniyle yapılan her türlü bilinçli ve sürekli eylem, toplumsal hareket olarak kabul edilir. Modern dönem ile ilişkilendirilen bu tür kitlesel hareketlerin motivasyonları dönemsel olarak farklılık gösterse de aşağı yukarı üç yüzyıllık bir tarihe mündemiç bir repertuvara işaret eder. Milatla ilgili tartışmalar da dikkate alındığında, insanlığın bir otorite ile tanışması ve sosyo-politik meselelere yönelik itirazları bu eylemliliği çok daha geçmiş dönemlere götürebilir.
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde burçlara inanıp inanmadığımızı, en sevdiğimiz ve en kaçtığımız burçları konuştuk! Bir Akrep ve bir Oğlak olarak kendi burçlarımızı masaya yatırırken, astrolojiye dair eğlenceli stereotipleri de tartıştık. Sizce burçlar gerçekten karakterimizi yansıtıyor mu, yoksa hepsi tesadüf mü?
Bu videoda, yapay zeka alanındaki en son haberleri ve gelişmeleri sizler için derledik!Videoda Neler Var?Deepseek'in Güney Kore'de yasaklanması
Herhangi bir somut adım atmadan, bir nihai karar vermeden, bir hakkı yerine getirmek üzere harekete geçmeden evvel, olan biteni bir muhake-meden geçirmek elzem… Elzem ama; bunu yaparken, muhakeme kabiliye-timizin bir sınırı, bir bize göreliği olduğunu, bir şaşabilirlik ve yanılabilirlik potansiyeli taşıdığını da hatırda tutmak gerekiyor. Her muhakeme bizi doğru sonuca götürmeyebilir, hatta o muhakeme öncesindeki kanaatlerimiz sonrasından daha sağlıklı da olabilir.
7. Farz namazın ilk iki rekâtında Fâtiha'dan sonra tam bir sûre veya üç kısa yahut bir uzun ayet okumak vaciptir. Namaz kılan kimse eğer onu, ilk iki rekâtta okumamışsa son iki rekâtta, Fâtiha'dan sonra okur. Fakat bunu kasten yapmışsa namazı iade etmesi vaciptir, eğer sehven yapmışsa sehiv secdesi yapması vaciptir ve sehiv secdesi yapmışsa namazı sahihtir.8 . İkinci rekâtta, birinci rekâttan daha fazla kıraat yapmaz.9. Fâtiha'dan sonra herhangi bir sûre veya üç kısa ayet okur, üç kısa ayet miktarına eşit uzun bir ayet okusa da caiz olur.10. Evvelâ zamm-ı sûreyi, sonra da Fâtiha'yı okumuş olursa bakılır; eğer bunu kasten yapmışsa namazın iadesi vaciptir, sehven yapmışsa sehiv secdesi yapar ve iade gerekmez.11. Son iki rekâtında Fâtiha'dan sonra zamm-ı sûre okumasında bir beis olmayıp namazı sahihtir, bunun için sehiv secdesi gerekmez.12. Münferit olarak namaz kılan kimse Fâtiha'yı ve zamm-ı sûreyi, kendisine duyuracak şekilde gizli olarak okur, dolayısıyla eğer kendisine duyurmayacak derecede (tamamen içinden) okursa namazı sahih olmaz.13. Kişinin, peltek olup harfleri güzelce yerine getirememesi ve aralarını fark ettirememesi hâlinde harfleri sahih olarak çıkarmaya (tashih-i hurûfa) cehd ve gayret göstermesi gerekir, eğer gayret göstermezse günâh işlemiş olur ve namazı sahih olmaz.14. Herhangi bir namaz için belirli bir sure tayin etmek ve o namazda başka sûre okumamak mekruhtur. (Eşref Ali et-Tehânevî, El-Muhtasar fi'l Fıkhi'l Hanefi, s.158-161)
Herhangi bir kimse bize iyilikte bulunursa, o kişiye teşekkür etmeyi unutmamalı, hiç olmazsa Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz'in yüce ahlâkına uyarak, edeben bir hayır duâda bulunmalıyız.. Nitekim Hâkk Teâlâ, “Bana, ana ve babana şükürde bulun” (Lokman s. 14) buyuruyor. Yine Hâkk Teâlâ, “Ey Dâvud ailesi, Allâh'a şükür için çalışın. Kullarımdan şükür edenler azdır” (Sebe s. 13) buyururken, amelî şükrün ehemmiyetine işaret etmiştir. Bu konuda çeşitli hadîs-i şerîfler rivayet edilmiştir: Bir hadis-i şerifte “Allâh (c.c) adına sığınmak isteyeni sığındırın, Allâh (c.c) için isteyene veriniz, size iyilik yapana aynıyla mukabelede bulununuz. Eğer öyle bir şey bulamazsanız, aynıyla mukÂbelede bulunduğunuza kanâat getirinceye kadar kendisine duâ ediniz.” (Nesâî) buyurulmuştur. Başka bir hadiste: “Kendine bağış yapılan kimse bulduğunda aynıyla mukâbelede bulunsun. Bulamazsa sahib-i fazîlet kişiyi övsün. Öven teşekkür etmiştir. İyiliği gizleyen de nankörlük etmiştir.” (İbn Hibbân) Bir hadîste ise şöyle buyurulur: “İnsanlardan Hâkk Teâlâ'ya en iyi şükredenler, halka hakkıyla teşekkürde bulunanlardır.” (İmâm Ahmed) Rivayet edilen bir hadîste, “Halka teşekkür etmeyen, Allâh (c.c.)'a da şükretmez” (Ebû Dâvud) buyurulmuştur. Şu hadîsi rivayet edilmiştir: “Aza şükretmeyen, çoğa da şükretmez. İnsanlara şükretmeyenler, Allâh (c.c)'a da şükretmezler. Allâh (c.c)'un nimet ve rızıklarından söz açmak ve konuşmak şükür; bunları bilip de konuşmamak ise nankörlüktür.” (İbn Ebi'd-Dünyâ) (İmâm Şarani, Büyük Ahidler, s.210-214)
Pazar günkü yazıya ortalamanın çok üzerinde geri dönüş oldu. Yorumların arasında kayboldum desem yeridir. “Herhangi bir yetkili aradı mı, yazıdaki dehşete düşüren bilgileri veren o cerrah ile görüşmek isteyen oldu mu?” diye soracak olursanız yanıtını vereyim.
MÜNÂFİKÛN SÛRESİ MEALİ Medine'de, Beni müstalik / Müreysi gazvesinin ardından nâzil oldu. Onbir âyettir. Münafıkların röntgenini çekiverdiği için bu isim verilmiştir. İnsanların görüntüleri ve cazibeli konuşmalarına aldanmamamız istenir. Hiç bir şeyin bizi Allah'ın kitabından alıkoymaması istenir. Ekonomik baskılardan yılmamamız gerektiği, bütün hazinelerin Allah'a ait olduğu vurgulanır ve bizim insanlara yardım etmeye devam etmemiz istenir. بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adı ile 1 Münafıklar sana geldiğinde: "Biz şahitlik yaparız ki, sen şüphesiz Allah'ın Rasülü'sün." derler. Allah biliyor ki, şüphesiz sen O'nun Rasülü'sün. Allah şahitdir ki, şüphesiz münafıklar yalancıdırlar. 2 Yeminlerini kalkan edindiler de, Allah yolundan alıkoydular. Muhakkak onlar ne kötü şeyler yapıyorlar. 3 Bu, onların iman etmeleri, sonra da kâfir olmaları sebebiyledir. Artık onların kalplerine mühür vuruldu onlar anlamazlar. 4 Onları gördüğün zaman bedenleri hoşuna gider, konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Sanki onlar giydirilmiş keresteler gibidirler. Her bağırmayı kendi aleyhlerine zannederler. Onlar düşmandırlar. Onlardan sakın. Allah onları gebertsin. Nasıl da döndürülüyorlar? 5 Onlara: "Gelin Allah Rasülü size istiğfar etsin." denildiği zaman başlarını bükerler ve sen onları kibirlenerek yan çizerlerken görürsün. 6 Onlara istiğfar etsen de istiğfar etmesen de birdir. Allah onları ebediyen affetmeyecektir. Allah fasıklar topluluğuna hidâyet vermez. 7 Onlar: "Allah Rasülü'nün yanındakilere yardım etmeyin ki (onun yanından) dağılsınlar" diyenlerdir. Halbuki göklerin ve yerin hazineleri Allah'a aittir. Ancak münafıklar bunu anlamazlar. 8 (Münafıklar): "Medine'ye döndüğümüzde aziz olan zelil olanı çıkaracaktır." diyorlar. Halbuki asıl izzet, Allah'a, Rasûlü'ne ve mü'minlere aittir. Ancak münafıklar bilmiyorlar. 9 Ey iman edenler, mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah'ın zikrinden alıkoymasın. Kim bunu yaparsa, işte onlar zarara uğrayanlardır. 10 Herhangi birinize ölüm gelip de: "Rabbim, beni yakın bir zamana kadar geciktir de, sadaka vereyim ve salihlerden olayım" demeden önce, bizim size verdiğimiz rızktan infak ediniz. 11 Eceli geldiği zaman hiçbir kimseye Allah, (ecelini) geciktirmeyecektir. Allah yaptıklarınızdan haberdardır. https://soundcloud.com/kuranikerimtefsiri/munafikun-suresi-tefsiri 241027
İngilizcede sıkça kullanılan kavramlardır; investigation, research, study, survey, poll… Türkçede ise bunların topuna birden ‘araştırma' denilebiliyor… Peki aradaki nüansı yakalamak önemli midir? Tabii ki çok önemli… Çünkü, örneğin ‘poll', çok az soruyla, birkaç saat içinde tamamlanması gereken bir ölçümlemedir. Buna karşılık ‘survey' denen anketlerin sonuçlanması aylar alabilir, almalıdır da… Herhangi bir kriz anında ya da ‘gündem belirleme' veyahut ‘konu yönetimi' uyguladığınızda yapmanız gereken zorunlu hareketlerden biri, hiç şüphesiz, attığınız adımların ‘toplum üzerindeki etkisi'ni (impact on society) tespit etmektir…
Ebû Hüreyre (r.a.)'den rivâyet edilmiştir. Der ki: “Resûl-i Ekrem (s.a.v.) minbere çıktı, “âmin” dedi. Sonra bir basamak daha çıktı “âmin” dedi. Sonra bir basamak daha çıktı, “âmin” dedi. Bunun üzerine Muaz (r.a.) tekrar tekrar âmin demesinin sebebini Resûlullâh (s.a.v.)'e sordu. “Cebrail bana gelerek dedi ki: “Yanında ismin zikredilir de sana salât-ü selâm getirmeyen kimse bu halde iken ölürse, cehenneme girsin, Allâh onu rahmet ve mağfiretinden uzaklaştırsın. Âmin de.” Ben de “âmin” dedim. “Kim Ramazan ayına ulaşır da onun orucu, ibâdeti-kabul olmaz ve o kimse böyle iken ölürse, cehenneme girsin, Allâh onu rahmet ve mağfiretinden uzaklaştırsın” dedi ve bana da “âmin de” dedi. Ben de “âmin” dedim. “Kim annesine, babasına veyahut bunlardan birine ulaşır da onlara bakmaz, böylece ölürse o kimse cehenneme girsin, Allâh onu râhmet ve mağfiretinden uzaklaştırsın” dedi. Bana da “âmin de” dedi. Ben de “âmin” dedim.” Ali b. Ebû Tâlib (r.a.)'den rivâyetle Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Yanında ismim zikredilip, bana salât-ü selâm getirmeyen kimse cimrilerin en cimrisidir.” Cafer b. Muhammed (r.âleyh) babasından rivâyet etmiştir. Resûlullâh (s.a.v.) buyuruyor: “Kim ki, yanında anılırım da bana salât-ü selâm getirmezse o kimse cennetin yolunu bulamaz.” Ebû Hüreyre (r.a.)'den rivâyetle, Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Herhangi bir kavim, bir yerde toplanarak oturup, sonra bana salât-ü selâm getirmeden, Allâh'ı zikretmeden dağılırsa, Allâh onlara noksanlık verir. Allâh dilerse onlara azâb eder, dilerse bağışlar.” (Kadı Iyâz, Şifâ-i Şerif, s.465-466)
*4 NİSA SÛRESİ 58-65 MEALİ Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. 58 Muhakkak Allah size emanetleri ehline vermenizi, hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah bununla size ne güzel öğüt veriyor. Muhakkak Allah işitici ve görücüdür. 59 Ey iman edenler, Allah'a itaat ediniz; Rasülüne itaat ediniz; ve sizden olan emir sahiplerine de (itaat ediniz.) Herhangi bir şeyde çekişirseniz, eğer Allah'a ve âhiret gününe iman ediyorsanız onu Allah'a ve Rasülüne havale ediniz. Bu daha hayırlı ve sonuç itibariyle daha güzeldir. 60 Sana indirilene ve senden önce indirilenlere iman ettiklerini iddia edenlerin, Tağut (put adamlar) önünde muhakeme olmalarını istediklerini görmedin mi? Halbuki, onları inkâr etmekle emr olunmuşlardı. Şeytan onları uzak bir sapıklığa düşürmek ister. 61 Onlara: "Allah'ın indirdiğine ve Rasülüne gelin" dendiği zaman, münâfıkların senden tamamen uzaklaştığını görürsün. 62 Elleriyle yaptıklarından dolayı, başlarına bir musibet geldikten sonra sana gelip de: "Biz ancak iyilik yapmak ve arayı bulmak istemiştik" diye nasıl yemin ederler. 63 Onlar, öyle kişilerdir ki, Allah onların kalplerindekini bilir. Sen onlardan vazgeç ve onlara va'zet. Onlar hakkında beliğ (az, öz ve etkili) söz söyle. 64 Biz gönderdiğimiz her rasülü, Allah'ın izni ile, itaat olunsun için gönderdik. Keşke onlar nefislerine zulmettiklerinde sana gelselerdi de, Allah'a istiğfarda bulunsalardı da, rasül de onlar için istiğfar etseydi, muhakkak Allah'ı tevbeleri kabul edici ve merhamet edici olarak bulacaklardı. 65 Hayır, öyle değil. Rabbine yemin olsun ki, onlar aralarındaki çekişmede seni hakem tayin etmedikçe ve Senin verdiğin hükme yüreklerinde sıkıntı duymadan teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar. https://soundcloud.com/kuranikerimtefsiri/nisa-suresi-58-65-tefsiri-ali-kucuk
Son yıllarda insanların en önde gelen bilgi kaynağı arama motorları… Özellikle de bir tanesi… Siz zaten biliyorsunuz, adını buraya yazmama herhalde gerek yok! Herhangi bir konuda kestirmeden bilgi sahibi olmak isteyen hemen oraya müracaat ediyor ve sayfalarca enformasyona anında ulaşabiliyor. Ancak kütüphane gibi bir şey değil arama motoru dediğimiz şey… Aradığımız her ne ise o kelimenin ya da kelimelerin geçtiği her şeyi hiç filtrelemeden getirip önümüze yığıyor. İstemediğimiz kadar çok enformasyon; ama doğru mu değil mi bu bilgiler, orası meçhul! Bütün yumurtalar aynı sepette yani; gerçek bilgi ile çürük enformasyon iç içe… Ayırt edebiliyor iseniz ne ala ama bunu yapamıyorsanız yanlış bilgilendirilmeniz, yanıltılmanız, manipüle ya da sabote edilmeniz ihtimali hiç de az değil! Başka yazarlardan alıntıladığım bir paragrafın sosyal medyada benim ismimle paylaşıldığına sıkça rastlıyorum ben mesela. Bunun tersi de oluyor. O mecralarda faal insanların önemli bir kısmı bu konularda gerekli dikkati ve hassasiyeti göstermiyor ve sonrasında bir yanlış aktarma paylaşıla paylaşıla çoğaltılıyor. Düzeltilmesi, geriye alınması mümkün de olmuyor. O yanlış paylaşım belki yıllarca bir yanlışı yayarak dolaşımda kalmaya devam ediyor. “Bir cümle yanlış paylaşıldı diye kıyamet kopmaz” diyenler olabilir, evet kopmaz. Ama bu sık sık yapılırsa yanlış yanlışa eklenir, her şey birbirine karışır ve bir yerden sonra gerçeğin ne olduğunu bilemez hale geliriz. O meşhur arama motoruna yazdığınız her kelime bu yanlış enformasyon yığınlarını önünüze taşır ve sizi yanıltır. Bu bir örnek, tatsız bir durum olmasına rağmen bir yere kadar tolere edilebilir. Ancak meselenin gerçek boyutu çok daha ürkütücü birtakım problemler vaat ediyor, bunları görebiliyor olmamız lazım. Gerek arama motorları ve gerek sosyal medya mecraları bu tür yanlış bilgiler, hatalı kayıtlar, manipülasyon amaçlı ve dezenformasyon yayan kayıt ve paylaşımlarla dolu… Dahası her an sayısız yanlış kayıt girmeye devam ediyor insanlar. Bir liyakat gerekmiyor, bir meselenin doğrusunu bilmeniz de istenmiyor. Kafanıza göre takılabiliyor, her istediğiniz şeyi doğrusuna yanlışına bakmadan milyarlarca insanın savunmasız biçimde dolaştığı bu mecralara kayıtlayabiliyorsunuz. Sanal alemde malumunuz hiçbir şeyin tam olarak kontrolü sağlanamıyor. Bilgi bütün yanlışlığı ve tahrip gücüyle
İran, İsrail'i vursa da, vuruyor gibi yapsa da, Çin, Rusya ve evet ABD de bunu istemiyor… Adı geçen her süper gücün kendine göre diğerine zıt stratejik gerekçeleri, bölgede yaşanan çatışmanın üzerinde nedenleri var ve ögelerine ayrılmaları, bunlara bakarak İran'ın da İsrail'i gerçekten vurmayı isteyip istemediğini konuşmak gerekiyor… Herhangi bir ülkenin üç süper gücün hilafına İsrail'i vurması mümkün mü? Bu olay özelinde mümkün… Bu da bizi Tahran'ın ‘içine' taşıyor, tekrarlayalım; İran Cumhurbaşkanı Reisi ve Dışişleri Bakanı Abdullahiyan'ın “tasfiye edilmesi” İran için yeni politik gerçeklik yarattı. Haniye suikastında ve soruşturmasında da gördük. Anladık ki, Tahran çarkı içinde bir dişli takılıyor… Siyasetteki izlerini şuradan izleyebilirsiniz; yeni Cumhurbaşkanı reformist kimliğiyle birlikte Batı'yla daha düzgün ilişkiler kurmak isteyen bir profil. Adaylık sürecinde alenen söyledi. Haniye suikastı bunu çelmeledi, Pezeşkiyan'ın elini bozdu. Yine de Dışişleri Bakanı'nı bile atamadan Cevad Zarif'i stratejik işlerden sorumlu yardımcılığına atadı. Zarif'i anlatmaya gerek yok. İran iç tahterevallisinde nerede oturduğu belli. Biz bu ipucunu/delili sizlerle paylaştıktan 10 gün sonra istifa etti. Neden? İşte o “diş”li ısırdı! Aynı dişli İran dış politikasında esnemek istemiyor. İçeride menfaatlerin dağıtılması konusunda da taraf. Ve yine İsrail'e açık ve güçlü bir cevap verilmesini istiyor. Bu bağlamda Tel Aviv'in savaşı yükseltme arzusunun da paydaşına dönüşüyor… *** Gelelim süper güçlerin stratejik ögelerine ayrılmasına… Çin resmi dili, İsrail'in durdurulmasından yana. İki devletli 1967 çözümünü destekliyor, Filistin örgütlerinin liderlerini bir araya getirip çözüm üretmeye davranacak kadar da ileri gidiyor, Haniye'nin öldürülmesini, “buna karşı” girişim olarak tarif ediyor. Yine de İran'ın İsrail'e fırsat verecek bir karşılık vermesini kesinlikle istemiyor. Sebebi Pekin için hassas bir konu; böylesi durumun geniş Ortadoğu'da, özel olarak Çin'in genel olarak Doğu'nun ilerleyişini sakatlama, özellikle “yatırımlar/yollar” üzerinden ilerlemesini geriletme riski… Rusya açısından yine aynı saikler geçerli olmakla birlikte, ABD ve İsrail'in İran'ı vurması durumunda rejimi düşürme potansiyeli yeşerteceğini, bunun hayati nitelikte jeopolitik kayıp oluşturacağını teşhis etmesi. (Aynı düşünceyi/kaygıyı Çin de paylaşıyor.)
İsrail, Golan saldırısından Hizbullah'ı sorumlu tuttu ve bölgesel savaş endişeleri arttı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimatı sonrası belediye borçlarının tahsilatı süreci hızlandırıldı. Bu bölüm Daikin hakkında reklam içermektedir. Herhangi bir klima değil, Daikin. Bu çok özel klimalar 25.990 TL'den başlayan fiyatlarla Daikin bayilerinde ve Daikin.com.tr'de. Aposto Gündem'e buradan ulaşabilirsiniz.
Paris 2024'te yarışacak millî güreşçimiz Evin Demirhan Yavuz ve annesi, spor yazarı Ali Murat Hamarat'ın sorularını yanıtladılar. Bu bölüm Daikin hakkında reklam içermektedir. Herhangi bir klima değil, Daikin. Bu çok özel klimalar 25.990 TL'den başlayan fiyatlarla Daikin bayilerinde ve Daikin.com.tr'de. Aposto Gündem'e buradan ulaşabilirsiniz.
Ekibe oyuncu Isabelle Huppert başkanlık edecek. Cansu Baydar'ın yazıp yönettiği kısa film, festivalin Orizzonti (Ufuklar) bölümünde yarışacak. Bu bölüm Daikin hakkında reklam içermektedir. Herhangi bir klima değil, Daikin. Bu çok özel klimalar 25.990 TL'den başlayan fiyatlarla Daikin bayilerinde ve Daikin.com.tr'de. Aposto Gündem'e buradan ulaşabilirsiniz.
* Biz ülkemizden kaçarak gitmedik veya ülkemize bir nefret besleyerek kaçmadık veya o şekilde gitmedik. Sadece fırsatları veya kendi fırsatını yaratma adına farklı olanakları, farklı seçenekleri değerlendirip ona göre bir yön verdik hayatımıza. Hayatının ilk 20 senesini geçirdiğin kültür her zaman için senin ana kültürün oluyor ve bundan bir şekilde kopman zaten mümkün değil.* Türkiye'nin dışarıya veya dünyaya entegre olması yönünde teknolojik anlamda kolaylaşıyorsa bile yaşanılan sistemde gitgide bir içine kapanan bir Türkiye görüyorum ben.* Türkler pozitif anlamda söylüyorum rahatsız bir millet. Mutlaka gittikleri yerde hiç rahat durmuyorlar. Mesela İsveç'teki, muhtemelen Almanya'da da böyle, Fransa'da da böyledir. Yabancı grupları arasında Türkler sosyal yardıma en az giden gruplardan bir tanesi.* Birazcık önlerindeki engeller aslında aşılabilse Türkiye'nin çok hızlı bir şekilde kaybettiği yılları geri kazanabileceğini düşünüyorum açıkçası.* İzinsiz inovasyon yapabilme ortamı Türkiye'de yok. Onun için de insanlar daha fazla karamsar. Herhangi bir şey yapmak için, bir pizza dükkanı açmak için diyorsun, Türkiye'de pizza dükkanı açmak için önce izin alman gerekiyor.* Biz burada kabile sistemi içinde sadece kendi güvendiğimiz insanlarla iş yaparak diğer insanların tepesine çıkacağız. İnsanlar kendi hayatlarının veya kendi önüne çıkan fırsatların doğru kullanılmadığına bakmıyor. Sadece ben komşumdan daha mı iyiyim? Benim arabam komşumdan daha mı iyi? Veya Fenerbahçe ise Galatasaray'dan daha mı iyiyiz? Yani bir komperatif açgözlülük var. Bunun sürekli olarak bu şekilde devam etmesi biraz da o şeyleri tıklıyor.* Anadolu'da yaşayan nüfus da artık bu şartlarda nasıl yaşanılması gerektiğini biraz daha kültür olarak kanıksamış bir kültür oluşturuyor. Bunlar dil değişiminde, din değişiminde ciddi etken olan şeyler. Çünkü Anadolu insanı gerektiğinde dilini değiştirir, gerektiğinde dinini değiştirir.Böyledir. Tarih boyunca hep böyle olmuştur.* Parayla burjuva kültürü arasında ciddi bir fark var. Yani parayı bulmakla o burjuva kültürünü edinemiyorsun. O burjuva kültürünün içinde cesaret de var, haddini bilmek de var. Burjuva kelime kökeni olarak burç ve şehirlikten geliyor. O şehirlik kültürü nerede ne yapılacağını bilmek, bir yemek sofrasına oturduğun zaman, köyde yer sofrasına oturduğu zaman da nasıl oturacağını bilmek, Michelin restorana gittiğin zaman da çatalı nereye koyacağını, hangi çatalla hangi kaşıkla yiyeceğini, o sıralamaları bilmek.Korkut (@5posta) ile Twitter Space üzerinden yaptığımız sohbet. Keyifli dinlemeler.[Kayıt tarihi: 30 Mart 2024]Güncellemelerden haberdar olmak ve daha fazlası (bölüm notları, soru ve yorumlarınız) için: tersaci.substack.comTwitter: @trscbrs @5posta Get full access to Ters Açı'dan at tersaci.substack.com/subscribe
evital ile ihtiyacın olan sağlıklı yaşam çözümlerine dilediğin yerden dilediğin zaman ulaşabilirsin. evital'i indirmek için: https://app.adjust.com/1cbd9cyd?adgroup=lansman&creative=spotify İlk seansa özel indirim Kodumuz: EA15 *** Bu bölüm "evital" hakkında reklam içerir ***. Örümcekler... Zıplarlar, koşarlar, atlarlar... Örümcek korkusu olan (araknofobik) insanların korkulu rüyasıdırlar. Herhangi bir gece, üzerinizde yürüyor olmamaları için hiçbir neden yoktur. Ancak örümceklere yönelik korkuların büyük bir kısmı gerçekler üzerine değil, uydurma hikayeler, hatalı bilgiler… Seslendiren: Can Demirci
“Ey evlâd! Âhireti dünyadan öne al; böyle yap, ikisini birden kazanırsın. Dünyayı âhiretten öne alacak olursan ikisini de kaybedersin. Ve bu, sana bir ceza olur. Emir almadan nasıl dünya ile uğraşırsın?.. Dünya ile kalbini meşgul etmezsen, Allah sana yardımcı olur. Başarı ihsanı sana gelir. Bir şey alacak olursan içinde bereket bulunur. İman sahibi hem dünyası hem de âhireti için çalışır; dünyası ile yalnız sözle olur. İhtiyacı kadar bağlanır ve o kadar alır. Kanaat sahibidir. Bir yolcu ne kadar azık alabilirse, o da o kadar alır. Çok almaz, çünkü yolculuğa mâni olacağına inanır. Cahilin, bilgi yoksulu adamın, bütün derdi dünyadır. Bilgi sahibinin, bütün cehdi öbür âlemdir; sonra Mevlâ... ama bu hepsinden üstün... Önünde bulunan bir parça ekmek, nasıl yeniyor ve nereden geliyor? Nefsin, ona nasıl bakıyor?.. Onu almak için gayret sarf ediyor mu?.. Vermeyecek olsan seni yıkıyor mu? Bunlara dikkat et. Nefsini kırmaya güçlü olmalısın. Hak canibine onu böyle vardırman kabil olur. Şah birdir; güçlüğü bir olan verir, fayda yine O'ndan gelir; hareket ettiren ve durduran O'dur. Sana sataşacak biri varsa yine O'ndan gelir. Emrinde çalışana O gönderir; veren, alan yine O varlıktır. Yaratan ve doyuran Allah, Azizdir, Celildir. O ezelî ve ebedî bir varlıktır. Yaratılmışlardan önce O'nun varlığı vardı. Babanızdan ve ananızdan, güvendiğiniz zenginlerin varlığından önce O gelir. Yer ve semanın, ayrıca onların üstünde ve boşluğunda olan her şeyin yaratanı O'dur. «O'na benzeyen yoktur; bizzat gören ve işiten O'dur.» (Şura/11) Ey okuyucu, yalnız beni oku, yer ve gök ehlini bir yana at. Yalnız beni gör, böylece bilgini almış olursun. Bildiği ile amel edene Hak tarafından kapı açılır. Bu kapı kalp yönünden açılır; Hakk'a oradan varılır. Bu, bildiği ile iş tutanın hâlidir. Dedikodu ile gününü gün eden, bu hâlden mahrumdur. Sen böyle yaptıkça, bilgini dünya uğruna harcadıkça, eline bir şey girmez. Dıştan iyi görünse bile, içi bozuk olur. Allah, kullarından herhangi birine hayır dilerse bilgi verir; bu bilgiden sonra amel ve ihlâs nasib eder; iyilik verir, kendine yaklaştırır, irfan nasib eder, kalp bilgilerini öğretir, sırları çözdürür. Bunu yalnız o kula yapar. Bu hâlde başkasının iştiraki yoktur. Artık o kul sevilmiştir. Musa peygamber gibi yalnız Hak varlığın malı olur. Hak Teâlâ, Musa peygambere şöyle buyurdu: «Seni zatım için seçtim.» (Taha/41) Yâni, benden başkası seni meşgul edemez. Şehvet duyguları, geçici tatlar ve zevkler seni benden alamaz. Yer ve gök benim katımda söz sahibi olamazlar. Cennet seni doyuramaz; ateş seni korkutamaz. Mülkün sende kıymeti yoktur; yokluk seni düşündüremez. Hiçbir bağ seni, benden çekemez. Benden başkası seni meşgul edemez. Herhangi bir şekil seni eğlendiremez ve bana perde olamaz. Hiçbir yaratığın bende hakkı yoktur. Tabiî istek ve şahsî duygular burada yer alamaz.
Herhangi bir zihinsel rahatsızlığı olmayan bütün insanlar ve diğer tüm canlılar beyinlerinin 0'ünü kullanabilirler.Bu iddianın kökenleri, 1890 yılında Harvard Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nde araştırma yapmakta olan bilim insanları olan William James ve Boris Sidis'in "rezerve enerji teorisi"ne… Seslendiren: Can Demirci
Dersimiz Fitness'ın bu bölümünde egzersizi yaşam boyu alışkanlık haline getirmenin yolları ve önemi konuşuldu. Ailen, arkadaşların ve tüm sevdiklerinle paylaşmak isteyeceğin bu bölüm, sağlıklı yaşama bakış açını değiştirecek. #1 Hedeflerini Gerçekçi Belirle #2 Kendini Kademeli Olarak Zorla #3 Yaptığın Egzersizden Keyif Al #4 Kendini Cezalandırmak İçin Antrenman Yapma #5 Küçük Gelişmeleri Farket ve Kendinle Gurur Duy #6 Kendini Aşağılama Fakat Kendine Yalan Da Söyleme (00:53) Kilo verirken daha da yağlanman mümkün (07:23) Elde etmek istediğin fiziğin sahip olduğu alışkanlıklara odaklan. Sonuç değil, süreç odaklı ol. (13:31) Sporu yaşam boyu alışkanlık haline getirebilen insanların ortak özellikleri (18:33) Mutlaka kilo verme dışında da bir amacın olsun (26:14) Herhangi bir davranışı alışkanlık edinmenin altın kuralı (34:39) Antrenman yapmadığın günlerin kalitesi, yaptığın günlerden daha önemli (38:25) Hayatında gerçekleşen olumlu gelişmeleri gözlemle ve kendinle gurur duy. Sosyal Medya: https://linktr.ee/dersimizfitness Email: bilgi@dersimizfitness.com Hepinize güzel yorumlarınız için teşekkürler! --- Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/dersimiz-fitness/message
2024'ün ilk podcastinde tekrar sizlerle bir aradayız. Bu bölümde, önemli bir konuya değinerek Ticaret Bakanlığının Reklam Kurulu Kararları hakkında konuşacağız. Özellikle sağlık, emlak, siyaset gibi sektörlerde reklam yayını ve kampanya yayınlarken, uluslararası kuralların yanı sıra iç hukuku ilgilendiren önemli kurallara da uymamız gerekiyor. Reklam kurulu kararları, dijital pazarlama uzmanlarının düzenli olarak takip etmesi gereken kritik bilgiler içeriyor. Hangi markalara hangi kurallarla ve hangi gerekçelerle cezalar verildiğini bilmek son derece önemli çünkü benzer hataları yaparak, istemeden hizmet verdiğimiz bir markaya ciddi zararlar verebiliriz. Reklam Kurulu Kararları Ne Zamandır Faaliyette? Reklam kurulu kararları 2012 yılından beri yayınlanmaktadır. Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Reklam Kurulu, reklamların idari denetimini yapma yetkisine sahip bir kurumdur. https://ticaret.gov.tr/tuketici/ticari-reklamlar/reklam-kurulu-kararlari bu link üzerinden aylık düzenli olarak yayınlanan kararlara ulaşabilirsiniz. Herhangi bir reklamın yayına çıkmadan önce, pazarlama sürecinde veya sonrasında hukuki destek almanız son derece önemlidir. Bu kişinin markanızı ve ürününüzü bilen bir uzman olması son derece önemlidir. Peki bunu neden sağlamalısınız? Rakip firmalardan, bireylerden veya kurumlardan gelebilecek şikayetlere karşı dikkatli olmak son derece önemlidir. Ticaret Bakanlığı, ürün veya web sitenizle ilgili yapılan şikayetleri detaylı bir şekilde inceleyerek, maddi ceza uygulayabilir. Bu durum markalar için ek bir yük anlamına gelmektedir. Ayrıca, reklam kurulu kararları doğrultusunda, bazen ceza olarak reklamların durdurulması kararı da alınabilir. Bu sebeple pazarlama stratejilerinizi belirlerken reklam kurulu kararlarını dikkate almak, etkili ve sorunsuz bir dijital varlık oluşturmanız için önemlidir. Reklam kurulu kararları herkese açık ve incelenebilir niteliktedir. Bu sebeple çalıştığınız markalar veya firmalar için pazarlama stratejilerinizi oluştururken bu kaynakları incelemek, sektöre uygun ve başarılı kampanyalar yürütmenizde yardımcı olabilir. Bu nedenle kararları inceleyerek uygulanan cezaları kontrol edebilir ve bu örnekleri pazarlama çalışmalarınıza dâhil edebilirsiniz. Çalıştığınız marka veya firma için benzer durumları önlemek adına bu verilerden faydalanmak oldukça değerlidir. Reklam kurulu kararları, dijital pazarlama dünyasında önemli bir rehberdir. Bu kararlar, markaların doğru ve etik bir şekilde hedef kitlelerine ulaşmalarını sağlamak adına bizlere değerli bilgiler sunar. 2023 yılında yaşanan dönüşümleri değerlendirdik ve 2024'e dair pazarlama stratejilerimizi şekillendirdik. Yeni yılda daha etkili ve bilinçli kampanyalarla dolu bir dijital pazarlama dönemi diliyoruz. Bu bölümün kaynaklarına ve içeriğine faruktoprak.com web sitemizden ulaşabilirsiniz. --- Support this podcast: https://podcasters.spotify.com/pod/show/dijital-pazarlama/support
As more Australians than ever seek ways to manage their living costs, many are turning to personal loans. When shopping for options, it's important to research and carefully consider your circumstances before signing on the dotted line. - Birçok Avustralyalı hayat pahalılığına bağlı sıkıntılar yaşarken bireysel kredilerle hane bütçesini dengelemeye çalışıyor. Herhangi bir anlaşmayı imzalamadan önce dikkatli bir şekilde seçenekleri araştırmanızda yarar var.
Herhangi bir yayının 200'ü görmesi 'bir şey'; bir 'podcast' yayınının 200'ü görmesi ise 'çok daha şey'.Nasıl Olunur'un 200'üncü bölümüyle karşınızdayız.Bu bölümde muhteşem pasları, güzel soruları ve empatisiyle bir ara toplam yapmama, biraz anlatmama vesile olan kişi, ilk bölümde de, 100'üncü bölümümde de konuğum olan, 200'de ise daha çok benim ona konuk olduğum gazeteci-profesyonel konuşmacı Serdar Kuzuloğlu.Bendeki podcast ışığını görüp beni 'bu aleme' sokan, Storytel'in Türkiye müdürü Berk İmamoğlu da bize bu yayında eşlik ediyor.....200'üncü bölüm bir eşikti, benim için önemliydi... "O gün geldiğinde nasıl bir yayın, nasıl bir program yaparız?" diye çok düşündüm, günü geldiğinde ise her hayal çok büyük, her hayal 'çok iş' geldi...Bu bölüm dinleyici yorumları da içeriyor... Ancak belki daha sonra dinleyicilerin ve konuklarımın olduğu, ses kayıtları da içeren bir bölüm yaparız. Ya da belki bir gün bir büyük parti de organize edilir; bilemiyorum.200'üncü bölüm vesilesiyle tüm konuklarıma, bu yayınları mümkün kılan tüm Storytel ekibine, 190 küsur bölümün editini benimle yapan sevgili Baturalp Özcan'a, ne yaptıysam onlarla geçirilecek vakitten çalarak yaptığım için aileme ve tabii ki dinleyicilerime çok teşekkür ediyorum.Öğrenmeyi seven, önyargılarından kurtulmak ve daha iyisini yapmak için çaba gösteren, Türkiye'de ya da dünyada 'birlikte' daha iyi, daha huzurlu yaşamak isteyen, bu yayınları dinlemekle yetinmeyip her yerde paylaşan, anlatan, bana mektuplar yazan, hatta hediyeler gönderen tüm dinleyicilerime teşekkür borçluyum...Teşekkür ederim. Birlikte nice muhabbetli bölümlere...
Eşit Haklar İçin İzleme Derneği ve Kısa Dalga işbirliğinde hazırlanan Yasaksız Meydan'da bu hafta Akbelen'in röntgeni çekiliyor. Deniz Gümüşel - Kemal Göktaş, Muğla'da yaşananları ve direnişin kronolojisini tutarken, Akbelen'i nelerin beklediğini de cevaplandırıyor. 00:09 Yasaksız Maydan yeniden meydanlarda… 01:00 Ortaçağ kalıntısı bir ceza: Milas sınırlarına girmek yasaklandı 02:00 Akbelen'de neden direniş var? 06:30 Devletin Akbelen'deki motivasyonu nedir? 08:30 Devlet şirketlerin karları artsın diye uğraşıyor 09:50 “Mesele sadece ağaç değil” 12:00 Akbelen'de yargının rolü ne? 13:00 Hakim bize hakaret etti 14:00 Mahkeme, bilirkişi raporunu beğenmeyince yeni bir bilirkişi heyeti görevlendirdi 17:00 Ağaç kesimlerinin önünü açan mahkeme kararı 19:00 Akbelen'de halk direnişe ne ölçüde destek veriyor? 21:00 Maden işçileri direnişe nasıl bakıyor? 22:30 Şirket işçilere ve halka nasıl baskı kurmaya çalışıyor? 24:15 Şirket köyün suyunu kesti 27:40 Herhangi bir parti ya da grup öne çıkmaya çalışmadı 30:00 Akbelen'de direnişçiler muhalefete neden tepki gösterdi? 32:30 Akbelen'de eşit ve yatay bir ilişki kurduk 35:00 Muhalefetteki Akbelen rüzgarı: Daha çok sokak 37:20 Akbelen'de bundan sonra ne olacak?
Dersimiz Fitness'ın bu bölümünde kas gelişimine farklı bir boyut kazandıracak büyük ihtimalle düzenli olarak antrenmanlarında uygulamadığın izometrik kas kasılmaları konuşuldu. Küçümsenen ve sıkıcı bulunan bu çok etkili antrenman yöntemi hakkında bilgi edinmek istiyorsan bu bölümü kaçırma. Hangi hareketler izometrik kasılmaya örnek gösterilebilir? İzometrik ismi nerden geliyor, ne demek? Kas kasılma çeşitleri (isometric, concentric, eccentric, isotonic) İzometrik kasılma çeşitleri; (12:33) Hareket etmeyen cisime karşı direk uygulamak (15:16) Belli bir pozisyonu dirence maruz bırakarak korumak (17:43) Herhangi bir dirence maruz kalmadan içerden gerçekleşen (içsel) kasılma İzometrik kasılmaları antrenmanlarına uygulama yöntemleri; (19:15) Antrenmandan önce (21:38) Antrenmandan sonra (23:46) Set aralarında 19.Bölüm YouTube: https://youtu.be/8Pd2c6rNFcA Sosyal Medya: https://linktr.ee/dersimizfitness Email: bilgi@dersimizfitness.com Hepinize güzel yorumlarınız için teşekkürler! --- Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/dersimiz-fitness/message
Günaydın. Cumhurbaşkanı Erdoğan tahıl anlaşmasına dair "Görüşmelerimiz sürekli devam ediyor, [...] Herhangi bir sıkıntı yok" dedi. NATO liderleri toplantısına katılmaması için "Önemsiz olan işlere gitmemize de gerek yok. Okey?” diyerek cevap verdi. Bugünün bülteni Roche Türkiye ile birlikte ulaşıyor. Fotoğraf: Joe Rimkus Jr./Reuters
Welcome back to the Magician On Duty Journey Series! On this edition we welcome herhangi (@herhangi) Being a story-teller who encapsulates noises throughout a shared-universal narration of culture is the main sound concept behind of Herhangi's perspective. Since 2012, under the name "Herhangi", Adem Kurt has been producing and giving live performances by capturing emotional depth sounds. Based in Istanbul and Tokyo, Adem also works as a music director, song writer and vocal performer which gives him access to create instances of creation/alteration/cancellation in a multi-disciplinary art. Journey playlist: Willem Dafoe(At Eternity's Gate/The Movie) Nada - Túnel (Original Mix) Sydney Sëymour - Religious Truth (træer Remix) Aurel - Mentally & Physically (Bassara Remix) soy & luçïd - Hafahafa (Original Mix) Xique-Xique - Prelúdio Seba Campos - Víctor Jara (Roni Iron Remix) SEVN & Juliano Gomez - Spellbound (Original Mix) Temple Tears - One Rule In The Jungle (Kunterweiß Remix) Jean Vayat - Shamanic Dance (Daniel Hokum Remix) Überhaupt & Außerdem feat. Calum Graham - The Nomad Katabtu – Nuage (Original Mix) Mayanaay - Orka En Amazonia (Glenn Shaw Remix) NAM - The Last Goan Hippie NILS & BUTTON - Your Future (Mula Remix) Sydka - Halcyon (Original Mix) Mula - René Swing Kunterweiß & Vikk - Turtle Terror I hope you enjoy this journey as much as I did! Follow herhangi here: https://soundcloud.com/herhangi https://www.instagram.com/herhangisound https://www.facebook.com/herhangisound https://www.youtube.com/channel/UCjgAB_uLtxNjGbmQ9j-4v4g herhangisound@gmail.com
Bu video 11/12/2016 tarihinde yayınlanan " KALBE OKLAR SAPLANIRKEN" isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel... Gerçek sabır, hâdisenin şoku yaşandığı ânda olandır!..” Ben çoğu arkadaşımızdan onu duydum; “O vermişti, O aldı; Allah'a binlerce hamd u senalar olsun!” falan dediler. Bu açıdan da ilk defa aklımıza geldiğinde, o zaman sabretmek düşüyor. Nitekim İnsanlığın İftihar Tablosu (sallallâhu aleyhi ve sellem) إِنَّمَا الصَّبْرُ عِنْدَ الصَّدْمَةِ الأُولَى “Sabır, hâdisenin şoku yaşandığı ândadır!” buyuruyor. İğneyi batırdıkları zaman, dişini sıkacak, “Ufff!” demeyeceksin. Hani Urve b. Zübeyr hazretlerinin menkıbesinde anlatılır ya!.. Urve b. Zübeyr, oğlu Muhammed ile beraber Velid b. Abdilmelik'i ziyaret maksadıyla Şam'a gitmişti. Oğlu Muhammed atların bulunduğu yere girmiş, bir atın tekme vurmasıyla orada vefât etmişti. Az bir zaman sonra İmam'ın ayağında bir yara çıkmış, Velid'in doktorları ayağın kangren olduğunu, bunun ancak kesilmekle tedavi olabileceğini, yoksa bütün vücudu kaybetme ihtimalinin bulunduğunu söylemişlerdi. İmam ayağının kesilmesini kabul edince, doktorlar ameliyat için devrin şartlarına göre narkoz mahiyetinde uyuşturucu vermek istemişlerdi. Fakat İmam, onu kabul etmemiş; şuurunun muvakkaten de olsa izale edilmesini katiyen uygun görmemişti. Doktorlara “Siz böylece vazifenizi yapınız!” diyerek hazır olduğunu bildirmişti. Doktorlar kendisini bağlamak isteyince, “Herhangi bir harekette bulunmayacağım, endişe etmeyiniz.” deyip başlayın işareti yapmıştı. Doktorlar, kemiği testere ile kesmeye başlayınca İmam'ın Allah'ı zikre daldığını görmüşlerdi. Buna taaccüp eden doktorlar, kestikleri ayağı, kızgın yağa daldırıp yaktıkları zaman İmam'a küçük bir baygınlık gelmiş, uyanır uyanmaz yüzünün terini silerek şu mealdeki âyeti okumuştu: “… Gerçekten bu seyahatimizde epey yorgun düştük.” (Kehf, 18/62). Kesilen ayağı kendisine gösterilince de şu sözü söylemişti: “Beni senin üzerinde yürüten Zât'a yemin ederim ki, seninle hiç harama yürümedim.” Urve bin Zübeyr, o seferden sonra hep şöyle hamd edermiş: “Allahım! Sen bana yedi oğul verdin, birisini alsan da altısını bana bıraktın; bana dört âzâ verdin birisini aldın ama üçünü bana bıraktın. Sana hamd ü sena ederim!” Evet, hâdisenin şoku yaşandığı ân, dişini sıkıp sabretmek…
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Bu bölümde dil öğrenme tecrübemizden bahsediyoruz. Yabancı bir dil öğrenirken öğrendiklerimizi paylaşırken, yararlı bulduğumuz yöntemleri paylaşıyoruz. Maruz kalmanın dil öğrenme sürecini kolaylaştırıp, kolaylaştırmadığını konuşuyoruz. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Show Notes Rafet El Roman - Amerika: https://youtu.be/uGxqtWuUEt8 Transcript Intro Müzik Haftanın Konusu Emin: [0:20] Herkese merhaba! Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hoş geldiniz. Nasılsın Cihat? Cihat: [0:26] İyiyim Emin, teşekkür ederim. Sen nasılsın? Emin: [0:28] Ben de iyiyim. Bugünkü bölümümüzün konusunu şöyle belirledik: Bize gelen sorulardan birisi dil öğrenme sürecimizle alakalıydı. Biz de dedik ki Cihat'la: "Zaten dil öğrenmeyle ilgili bir bölüm çekmek istiyoruz. Hazır böyle bir soru gelmişken hem o soruyu cevaplayalım hem de dil öğrenme konusu üzerine bir bölüm çekelim." dedik. Gelen soruyu direkt olarak soruyorum Cihat sana: Herhangi bir dili nasıl öğrendin ve ne kadar vaktini aldı? Cihat: [0:55] Şöyle yanıt vereyim buna: Ben akıcı bir şekilde sadece İngilizce konuşabiliyorum yabancı dil olarak. Ama lisedeyken Almanca öğrenmeye başlamıştım. Sonrasında da kendim, tekrar tekrar öğrenme çabalarım oldu. Ama hiç tamamen odaklanıp o dil öğrenme tecrübesini yaşayamadım. Almancayı biliyorum diyemem yani. Bu soruya verebileceğim yanıtı İngilizce üzerinden verebilirim. İngilizce öğrenmem ne kadar vakit aldı? İngilizceyi aslında, çocukluğumdan beri maruz kaldığım için... Hep kendimi İngilizceye maruz bıraktığım için diyeyim. Yani çocukken seyrettiğimiz şeyler, oynadığımız oyunlarda genellikle dil İngilizceydi. O sayede hep benim bir aşinalığım olmuştu açıkçası. O yüzden ben yıllardır kendimi İngilizce biliyormuş gibi hissediyorum. Bununla alâkalı ekstra bir vakit harcayıp, ekstra bir kitap okuma, dil öğrenmek için bir çaba harcama gayesinde hiçbir zaman olmadım. İngilizceyi bildiğin ortaokuldan beri, ilkokuldan beri akıcı bir şekilde konuşamasam da hep biraz anlayabildim. Üzerine de kendimi daha çok İngilizce içerik tüketerek geliştirdiğimi düşünüyorum. Senin dil öğrenme tecrüben nasıl oldu? Sen bayağı dile merak salmış ve öğrenme yolunda mesafe katetmiş birisin. Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership