POPULARITY
Antik Yunan'dan günümüze uzanan unutulmuş bir kavram: Otium. Eksik Olan programında Alp Kozanoğlu ve Ömer Çeşit, Jean-Miguel Pire'in "Halkın Otiyumu" kitabını değerlendirirken boş zamanın, düşünmenin, felsefenin ve demokrasinin ilişkisini tartışıyor. Programda Antik Yunan'daki Skole kavramından Roma İmparatorluğu'na, Hristiyanlık döneminden kapitalizme, dijital çağdan sosyal medya algoritmalarına kadar uzanan geniş bir tarihsel ve sosyolojik yolculuk yapılıyor. Boş zaman gerçekten kayboldu mu? Yoksa insanın iç dünyası mı boşaldı? Günümüz insanı neden sürekli meşgul ama anlam arayışından uzak? Dijital çağ, dikkat ekonomisi ve sosyal medya bireyin düşünme kapasitesini nasıl etkiliyor? Jean-Miguel Pire'in "Halkın Otiyumu" kitabı üzerinden yapılan bu değerlendirmede; demokrasi, felsefe, eğitim sistemi, kişisel gelişim kültürü, kapitalizm, Foucault, Byung-Chul Han, Max Weber ve modern toplumun krizleri ele alınıyor. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Sabah gözlerinizi açtığımızda, kimse konuşmadan kafamızın içinde başlayan o sesi düşünelim. Peki bu ses gerçekten bize mi ait? Antik Yunan'dan nörobilime, Sokrates'ten Virginia Woolf'a uzanan bu bölümde iç sesimizin izini sürüyoruz. Tanrının sesi mi, beynin provasının mı, yoksa yıllar içinde içselleştirdiğimiz başkalarının sesi mi? Cevap sandığımızdan çok daha karmaşık. Yazan: Seray Soylu Ses Kurgu: Metin Bozkurt Video Kurgu & Görsel Tasarım: Umut Coşkun Yapımcı: Podbee Media Tüm bölümler ve daha fazlasına Podbee app ve podbeemedia.com'dan ücretsiz olarak ulaşabilirsiniz. ----- Podbee Sunar ----- Bu podcast reklam içermektedir.
Spekülatif programının bu bölümünde Emre Dündar, Antik Mısır'dan Antik Yunan'a, Hristiyan sanatından Bizans ikonoklazmına, Rönesans'tan modern seküler sanata uzanan büyük dönüşümü anlatıyor. Dündar; Mısır sanatının neden binlerce yıl değişmeden kaldığını, kilisenin sanatı nasıl bir propaganda aracına dönüştürdüğünü, Michelangelo ve Raffaello gibi sanatçıların neden birer “star” hâline geldiğini ve Aydınlanma Çağı'yla birlikte sanatın nasıl dinden ayrıştığını detaylı şekilde değerlendiriyor. Ayrıca yapay zekâ, metaverse ve dijital çağda din-sanat ilişkisinin geleceğine dair dikkat çekici öngörüler de paylaşılıyor. Din, sanat tarihi, Hristiyanlık, Rönesans, Bizans, yapay zekâ ve modern kültür tartışmalarına ilgi duyanlar için kapsamlı bir analiz. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Söyleşi: Faruk EkiciTiyatroyu kolektif bir yaratım laboratuvarı olarak kurgulayan CoLab (Collaboration Laboratory) topluluğu, Argonautika mitinden yola çıkarak hayata geçirdikleri Hybris oyunuyla Medea ve Iason'un hikâyesini; kibir, ihanet ve kader temaları etrafında şekillenen yenilikçi bir yorumla sahneye taşıyor.18 Mayıs'ta Kadıköy Boa Sahne'de seyirciyle buluşacak olan oyunun yaratıcı ekibinden yazar ve yönetmen İpek Sarı, yardımcı yönetmen Aykut Sezgi Mengi, dramaturg Burcu Şişli ve hareket ve ses tasarımcısı Mehmet Seven; Antik Yunan'dan bugüne değişmeyen insan doğasını, iktidarın kırılganlığını ve Türkiye'de kalabalık bir ekiple bağımsız tiyatro yapma inadını T24'e anlattı.KÜNYE:Yapım: Tiyatro CoLab Yazan/Yöneten: İpek Sarı Yönetmen Yardımcısı: Aykut Sezgi Mengi Dramaturji: Burcu Şişli Hareket/Ses Tasarım: Mehmet Seven Işık Tasarım: Uğur Sönmez Işık Uygulama: Taha Erişgin Proje Tasarım: Neslihan Su Aydın Dekor: İpek Sarı Kostüm/Saç/Makyaj: Sima Nur Bitiş Fotoğraf: Mertcan Demir, Elif Kambur Afiş: Mertcan Demir Oyun Asistanı: Sima Nur Bitiş, Dilara Bayram Oyuncular (alfabetik sırayla): Aykut Sezgi Mengi, Burcu Şişli, Elif Gezgin, Ezgi Ortagün, İpek Sarı, Kaan Yıldız, Merve Karademir, Mehmet Seven, Oğuzhan Özdemir, Selin Yiğitkuş, Uğur Sönmez, Yağmur Yosun Gençer, Yiğit Temel, Zehra Erdem
Emre Dündar, Spekülatif'in bu bölümde narsisizmin tarihsel kökenlerinden günümüz popüler kültürüne uzanan etkilerini inceliyor. Antik Yunan'da “kendini bil” felsefesinden başlayarak Narcissus miti ve Nergis Çiçeği üzerinden narsisizmin alegorik temellerini anlatıyor. Tarihte Stalin, Hitler, Mussolini, Napolyon ve Robespierre gibi büyük liderlerin narsisistik kişilik bozukluklarıyla nasıl tarih yazdığını ve topluma zarar verdiğini tartışıyor. Günümüzde sosyal medya ve dijital platformlar üzerinden narsisistik davranışların görünürlüğünün artışı, popülizmin yükselişi ve kolektif narsisizmin tehlikeleri ele alınıyor. Ayrıca Dündar, kırılgan narsisizm ve grandioza (büyüklenmeci) narsisizm arasındaki farkları, Werther örneği üzerinden açıklıyor. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Dinlediğimiz bir şarkıdan ya da izlediğimiz bir filmden neden utanırız? Beğenilerimiz gerçekten bize mi ait, yoksa içine doğduğumuz sınıfın ve "kültürel sermayenin" birer yansıması mı? Bu bölümde, son yıllarda dilimize dolanan "guilty pleasure" kavramına odaklanıyoruz. Antik Yunan'dan Bourdieu'ya, Karagöz ve Hacivat'tan günümüz sosyal medya kültürüne uzanarak hazzın ve utancın izini sürüyoruz. Gelin, olmak istediğimiz insanla olduğumuz insan arasındaki o mesafeyi birlikte keşfedelim! - Sunan: Barış Özcan - Yazan: Seray Soylu - Son Okuma: Kevser Yağcı - Ses Tasarım ve Kurgu: Metin Bozkurt - Yapımcı: Podbee Media - Tüm bölümler ve daha fazlasına Podbee App ve podbeemedia.com'dan ücretsiz bir şekilde ulaşabilirsiniz! ----- Podbee Sunar ------ Bu podcast reklam içermektedir.
Ne Nedenmiş'in bu bölümünde, Antik Yunan zamanından bir gelenek olan, erkeklerin kadınlara elma fırlatmasının ne anlama geldiğini ve bu geleneğin nereden çıktığını anlatıyoruz.
Konuklarımız yazar Hüseyin Irmak ile Tatavla'dan Heybeliada Çam Limanı'na, İstanbul'un Karnaval Kültürü: Baklahorani'yi konuşuyoruz. Kökenleri Antik Yunan şenliklerine uzanan, Kurtuluş'un (Tatavla) çok kültürlü kamusal eğlence geleneği Baklahoran'ı maskara alayları, müzikli yürüyüşleri ve gazinoları ile hatırlıyor; hafızasını tazeliyoruz. 1940'larda sona eren bu karnaval, Hüseyin Irmak'ın 2009'dan itibaren başlattığı çalışmalarla yeniden görünür oldu.
Eksik Olan'da bu hafta Alp Kozanoğlu ile Ömer Çeşit, Alain de Botton'ın "Felsefenin Tesellisi" adlı kitabı üzerine konuşuyor. Kozanoğlu ve Çeşit kitaptan yola çıkarak Antik Yunan ve Roma dönemi filozoflarının düşüncelerinin günümüz insanına nasıl teselli ve yaşam rehberliği sunabileceğini değerlendiriyor. Dostluk, mutluluk, özgürlük, demokrasi, arzu ve “iyi nedir?” sorusu etrafında antik felsefenin bugünün hayatına sunduğu teselliler tartışılıyor. Sokratik yöntem, Stoacılık ve Epikürcülük ışığında felsefenin neden rahatsız ederek güçlendirdiği, insanı nasıl daha bilinçli ve özgür kıldığı derinlikli bir sohbetle inceleniyor. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Bugün 15 ağustos 2025 #doğatakvimi Antik Yunan'da ağustos böceği evcil hayvanlardanmış. Platon da bir hikayesinde “ağustos böceğinin bir zamanlar insan olduğunu, zamanla müzik dışındaki özelliklerinin köreldiğini” yazmış.
Bir piton, kral kobrayı yakalayıp boğarak öldürmeye çalışırken kral kobra pitonu ısırmış ve güçlü zehrini zerk etmiş. Zehrin etkisi ile hızlıca ölen ve iyice kasılan piton kral kobrayı daha da sıktığı için kral kobra da ölmüş. Eski Mısır ve Antik Yunan'da birbirlerine sarılı halde ölen iki yılanı tasvir etmek için “Ouroboros hali” kavramı kullanılıyor. Peki ben neden bugünkü yazıma bu kavram ile başladım?
O Gezegen'in "Onur Ayımız" temalı programında Okan Urun, Antik Yunan'dan günümüze, üç şairden üç esere ses veriyor. Sappho'nun bir şiiriyle M.Ö. 6. yüzyılda Lesbos'da başlayan yolculukta Reynaldo Arenas ile Küba'ya uğruyor ve Vietnamlı Amerikalı şair Ocean Vuong ile günümüze varıyoruz. *O Gezegen, bir Okan Urun ve Ekin Sanaç ortak yapımıdır. Bu bölüm, 14 Haziran 2025 tarihinde seyirci eşliğinde bant mag. havuz / bina'da kaydedilmiştir. - İllüstrasyon: Sadi Güran.
Kayıp kıta Atlantis... İnsanlığın cevabını en merak ettiği gizemlerden birisi bu. Gerçekten var mıydı bu kara parçası? Sahiden de anlatıldığı gibi ileri bir medeniyet yaşamış mıydı bu adada? Daha da önemlisi, okyanusların derinliklerinde bir yerde gizleniyor olabilir miydi bu kadim şehir? Hiçbir Şey Tesadüf Değil'in bu bölümünde Platon'un bir diyaloğuyla insanlık tarihine giren Atlantis mitini inceleyeceğiz. Modern zamanların başlangıcında bir idealden, Nazi Almanya'sının propaganda aracına dönüşen bu anlatı üzerine düşüneceğiz.------- Podbee Sunar ------- Bu podcast, On Dijital Bankacılık hakkında reklam içerir. Bankacılık On'la Rahat. Dünya Döndükçe EFT-Havale- Fast Ücreti Yok. ON Mobil'i _ndir! Bu podcast, Pegasus hakkında reklam içerir. Yeni seyahat rotanı planlamak için hemen https://www.flypgs.com/ 'u veya Pegasus Mobil uygulamasını ziyaret et! Bu podcast, Garanti BBVA hakkında reklam içerir. See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.
Soyut Şeyler Ekonomisi'nin 192. bölümünde A. Selim Tuncer‘in konuğu Prof. Dr. Talat Çiftçi'ydi. Antik Yunan'dan Abbasilere, Rönesans Avrupasından günümüz ABD, Japonya ve Güney Koresine kadar bilim, sanat ve teknoloji alanlarında eşzamanlı ilerlemenin sürdürülebilir gücün ve refahın temelini oluşturan rekabet stratejisini Bilim, Sanat ve Teknoloji Merdiveni olarak tanımlayan Çiftçi ile dünyada son yaşanan savrulmalar karşısında ülkemizin durumu ve bu üç merdiven üzerinde yükselebilecek stratejiler üzerine sohbet edildi.Soyut Şeyler Ekonomisi her perşembe 21:30'da Ekotürk TV'de.
Geri Dönüyoruz'un 83. bölümünde Mahir Ünsal Eriş ve Töre Sivrioğlu, tiranlar ve totaliter figürleri ele alıyor. Tiran kelimesinin kökeni nedir? Antik Yunan döneminde tiran kime deniyordu? Anlamı nasıl bir dönüşüme uğradı? Tiranlık ile krallığı ne ayırır? Roma döneminde tiranlıktan bahsetmek mümkün mü? Orta Çağ Avrupası ve İslam dünyasında durum nasıldı? Hepsi ve daha fazlası bu bölümde...
Geri Dönüyoruz'un 83. bölümünde Mahir Ünsal Eriş ve Töre Sivrioğlu, tiranlar ve totaliter figürleri ele alıyor. Tiran kelimesinin kökeni nedir? Antik Yunan döneminde tiran kime deniyordu? Anlamı nasıl bir dönüşüme uğradı? Tiranlık ile krallığı ne ayırır? Roma döneminde tiranlıktan bahsetmek mümkün mü? Orta Çağ Avrupası ve İslam dünyasında durum nasıldı? Hepsi ve daha fazlası bu bölümde...
2 Mart 2025 #doğatakvimi
İnsan hikayeler anlatır. Kimi zaman zaferleri, kimi zaman kayıpları... Ama en çok da çatışmaları. Peki, neden binlerce yıl önce yazılmış trajediler hâlâ bizi derinden sarsıyor? 111 Hz'in bu bölümünde kadim metinlerin derinliklerine iniyor, Antigone'nin hikâyesiyle trajedinin zamanlar ötesi gücünü keşfediyoruz. Belki de her iyilik çabası, içinde bir trajedi ihtimalini de taşır. Trajediler, iyi olma mücadelesinin etrafında şekillenir; ancak bu mücadelenin, en karanlık ihtimalleri bile barındırdığını hatırlatır.Sunan: Barış ÖzcanHazırlayan: Uğur YıldırımSes Tasarım ve Kurgu: Metin BozkurtYapımcı: Podbee Media------- Podbee Sunar -------Bu podcast, Hiwell hakkında reklam içerir.Hiwell'de 1600'den fazla uzman arasından ücretsiz ön görüşmelerle size en uygun uzmanı seçebilir, kendinizi tanıma yolculuğunuza kolay ve güvenilir bir şekilde başlayabilirsiniz. Hiwell'i şimdi indirinSee Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.
Dalgıç Elias Stadiatis, bir kış günü Ege Denizi'nin derinliklerinde çok önemli bir şey keşfetmişti. Antik bir Roma gemisinin kalıntısından çıkan bir parçaydı bu. Fakat ilk bakışta bunun sıradan bir parça olduğunu düşünmüştü insanlar. Oysa ki bu küçük metal parça, insanlık tarihinin en büyük gizemlerinden birini barındıran, binlerce yıllık bir sırı saklıyordu. Hiçbir Şey Tesadüf Değil'in bu bölümünde o sırrın peşinden gidiyoruz. Antikitera Mekanizması'nın gizemlerini çözmeye çalışıyoruz.See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.
Hikayenin başında döngülerle dayanan zaman algımız, bugün çizgisel bir yarışa dönüştü. Evet, zaman hep aklımızda... Peki ama onu gerçekten anlayabiliyor muyuz? 111 Hz'in bu bölümünde antik mitolojinin derinliklerinden günümüze uzanan bir yolculuğa çıkıyor, zamanı yeniden keşfetmeye çalışıyoruz.Sunan: Barış ÖzcanHazırlayan: Hazal Beril ÇamSes Tasarım ve Kurgu: Metin BozkurtYapımcı: Podbee Media------- Podbee Sunar -------Bu podcast, Hiwell hakkında reklam içerir.Hiwell'in klinik psikologlarıyla ücretsiz tanışma görüşmeleri yapmak ve terapi seanslarınızda pod10 koduyla %10 indirimden faydalanmak için Hiwell'i indirin.See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.
Filistinliler'i öldürmeye devam ettikçe iktidarını da güvence altına aldığına inanan Netanyahu bu yüzden ateşkes ve rehine anlaşmasına yanaşmıyor. Hangi kanatta oldukları fark etmiyor, Siyonistler Filistin'i Filistinlilerden arındırmakta ittifak halindeler. Aleyhindeki yolsuzluk davaları sebebiyle hapse girmesine kesin gözüyle bakılan Netanyahu bu durumu kullanıyor. “İsrail'in cephaneliği” olan ABD'nin Netanyahu üzerinde etkili olacak bir baskı uygulamaya yanaşmadığı sürece ateşkes girişimleri akîm kalacaktır. “Silah ambargosu” dahil, ABD'nin İsrail'e baskı yapmaya yanaşmaması Netanyahu'yu soykırıma teşvik etmekten başka bir işe yaramıyor. Bu yüzden sözde ateşkes girişimleri bir “Sisifos sarmalı”na dönüşmüş bulunuyor. Antik Yunan efsanelerinde geçen hikâyeye göre Sisifos, bir kaya parçasını tepeye taşımakla cezalıdır. Hikâyenin can alıcı noktası, Sisifos'un kayasının tepeye çıkarıldığı anda gerisin geriye yuvarlanmasıdır. Sürekli tekrarlanan döngüde Sisifos'un cezasının son bulması imkânsız tabii. Biden Yönetimi ne zaman ateşkes ve rehine takası anlaşmasına ramak kalındığını duyursa, Netanyahu tarafından akamete uğratılıyor. Netanyahu hem Gazze'de soykırıma devam ederek, hem de savaşı bölgeye yaymak için kışkırtıcı suikastler gerçekleştirerek ateşkesi masadan uzaklaştırıyor. Biden Yönetimiyse her defasında İsrail'e askerî desteği artırma yoluna gidiyor. Böyle bir durumda Netanyahu yaptığını yapmaktan neden vazgeçsin? Biden Yönetimi sözde ateşkes girişimlerini sürdürürken İsrail ordusu Gazze'de çocukları öldürmeye devam ediyor. Cumartesi günü İsrail Gazze Şeridi'nin merkezindeki el-Zawayda kasabasındaki bir evi ve bitişiğindeki gıda deposunu bombaladı. Bu saldırıda aynı aileden 9 çocuğun yanı sıra anneleri ve büyükanneleri de hayatını kaybetti. İsrail Ordusu tarafından yapılan açıklamaya göreyse bu saldırı belirtilmeyen bir ‘terörist alt yapısını' hedef alıyordu. İsrail'e göre, bebek, çocuk, kadın, yaşlı fark etmiyor, nefes alan her Filistinli teröristtir. El Zawayda'da gerçekleşen saldırı, Gazze'deki soykırımın her gün yaşanan bir sahnesidir. ABD'nin askerî, diplomatik ve malî desteğiyle Siyonistler Filistin topraklarını dilim dilim Filistinlilerden arındırıyorlar. Siyonistler “Oslo” anlaşmaları dahil Filistinlilerle yapılan anlaşmalara riayet etmeyerek sözde “Büyük İsrail”i inşa etme politikasını sürdürdüler. Aldatılan her zaman Filistinliler oldu. Aldatanlarsa İsrail, ABD ve diğer Batı'lı müttefikleriydi.
Bugün 11 Ağustos 2024 #doğatakvimi Antik Yunan'da ağustos böceği evcil hayvan sayılırmış. Böceklerin en uzun ömürlüğü, doğanın en güzel ve dünyanın en güçlü sesine sahip ağustos böceklerinin son günleri...
Maraton koşusunun ortaya çıkışının Antik Yunan'da gerçekleşen bir olaya dayandığı söylenir. Efsaneye göre, MÖ 490 yılında Atina ile Pers İmparatorluğu arasında yapılan Maraton Savaşı'nı Atinalılar kazandı. Pheidippides isimli bir asker, zafer haberini Atina'ya iletmek için Maraton'dan Atina'ya kadar olan yaklaşık 42 kilometrelik mesafeyi koşarak gitti. Atina'ya ulaştığında da Nenikékamen!" (Zafer kazandık!) diye bağırdıktan sonra hayatını kaybetti. Bu hikâye, zamanla sembolik bir anlam kazandı ve modern Olimpiyat Oyunları'nın başlamasıyla birlikte, 1896 yılında ilk modern Maraton yarışı düzenlendi. Berna Abik'in sunumuyla dünden bugüne Olimpiyat tarihinde yaşanan olayların anlatıldığı '60 Saniyede Olimpiyatlar'ın yeni bölümünde maraton koşusunun icadı anlatılıyor.
#acıtatlımayhoş Bir yanda yas tutulur, ama bir yanda da aşure yapılıp dağıtılır. Antik Yunan'da, Rum, Ermeni ve Yahudi kültüründe de benzeri var. Aşurenin farklı kültürlerdeki yansımalarını Aylin Öney Tan'dan dinleyin
Antik Yunan tarihinde efsaneleşmiş bir direnişin, "300 Spartalı Efsanesi"ne değineceğimiz bu yeni bölümde Kahramanımız ilk savaş dalgasının sonrasında yaşananları anlatmaya devam ediyor. 1998 yılında Steven Pressfield tarafından kaleme alınmış muhteşem bir tarihi roman olan "Ateş Geçitleri"nden bahsedeceğim. Bu roman, Spartalı bir askerin gözünden Termopylae Muharebesi'ni anlatıyor. Antik Yunan dönemine damgasını vuran bu olayı, Pressfield'ın sürükleyici anlatımıyla keşfedeceğiz. Termopylae Muharebesi, sadece bir savaş değil, aynı zamanda kahramanlığın ve dayanıklılığın sembolüdür. Antik savaş stratejileri, Spartalı savaşçıların cesareti ve tarihi olayların detaylı anlatımıyla dolu dolu bir deneyim sunuyor. Kanalımda, "Ateş Geçitleri" romanının önemli bölümlerini seslendireceğim ve bu epik hikayeyi sizlerle paylaşacağım. Eğer tarih, antik dönemler veya kahramanlık hikayeleri ilginizi çekiyorsa, bu içeriği kaçırmamanızı öneririm. Unutmayın: Bu hikaye Thermopylae'de geçen bu epik hikaye, cesaretin, dayanıklılığın ve bir avuç savaşçının kararlılığının destanıdır. Seslendirenler: Xeones (anlatıcı): Ata Işınay Leonidas: Mert Dağdeviren Music: 'Light in Dark Places' by Scott Buckley - released under CC-BY 4.0. www.scottbuckley.com.au 'Titan' by Scott Buckley - released under CC-BY 4.0. www.scottbuckley.com.au
Geçmişteki öğretilerden bugüne dair bir şeyler bulmak mümkün mü?Bu bölümde konularını mitolojiden, efsanelerden, krallıklardan ve karakter kavgalarından alan en ünlü Antik Yunan tragedyalarına yakından bakıyor ve bu tragedyalarda günümüzde de kullanabileceğimiz 4 öğreti anlatıyorum.Bu podcast, Salus hakkında reklam içerir.Psikopatika10 kodunu kullanarak, ilk kullanımda size özel %10 indirimden faydalanabilirsiniz.Salus'u indirmek ve daha detaylı bilgi almak için tıklayınız.See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.
Bugün 6 Mart 2024 çarşamba #doğatakvimi #üçüncücemre
Latincede "başlangıç", "köken", "hareket kaynağı" gibi anlamlara gelen arkhe, Antik Yunan felsefesinde her şeyi yapan temel yapı taşına verilen isimdir; "ilk prensip" ya da "ilk element" olarak da düşünülebilir. Sokrates'ten önceki düşünürlerinin başlıca ilgi alanı, “arkhe”nin ne olduğunu araştırmak… Seslendiren: Gülfem Akdemir
Pelin Batu ile bu bölüm Astrolojinin Kökenini konuşuyoruz. Astroloji, burçlar, haritalar gerçek mi ve bu kavramlar nereden geliyor? Mezopotamya'da, Antik Yunan'da ve Osmanlı Devleti'nde astrologlar, müneccimler ve yıldız gözlemcileri nasıl bir hayat sürüyordu? Hristiyanlıkta ve Müslümanlıkta bulunan örnekleri neler? En önemlisi de, aslan erkekleri gerçekten bu kadar çekilmez mi? Tüm bu sorular ve daha fazlası bu bölümde sizlerle. İyi dinlemeler.
Bu bölüm yaprak kıpırdamayan Şirince'de zihnimin rüzgarlarıyla Stoacılıktan bilişsel davranışçı terapinin insana yaklaşımına, kendini ortaya koyma cesaretinden Rollo May'in yaratma cesaretine, modern dünyanın haz kültüründen Antik Yunan felsefesinde Epikür ve Aristo'nun mutluluk tanımlarına yani "eudaimonia" kavramına kadar aklıma geleni konuştuğum kapsamlı bir yolculuğa çıktım.Bu podcast, Salus hakkında reklam içerir.Psikopatika10 kodunu kullanarak, ilk kullanımda size özel %10 indirimden faydalanabilirsiniz.Salus'u indirmek ve daha detaylı bilgi almak için tıklayınız...See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.
Nevruz ve Hıdırellez'de marul önemli bir yiyecek. Ama acılığını dengelemek için, bal ya da pekmeze batırılıp yenirmiş. Antik Yunan, İran'da ve Mevlana sofrasında da "sirken cebin şerbeti" yapılırmış bunun için. Aylin Öney Tan'la bir tutam tarih biraz da tarifle #marul notlarını dinleyin. #acıtatlımayhoş
Antik Yunan'da tanrılara insan kurban ediliyor muydu? Başkomiser Yıldız iz peşinde. Kayıp Tanrılar Ülkesi 19. bölümüyle NTVRadyo'da.
Bu bölümde M.Ö 3 yıllarında Antik Yunan'da ortaya çıkan ve pratik öğretileriyle günümüzde hala güncelliğini koruyan Stoacılık felsefesini anlatıyorum. Kıbrıslı Zenon, Seneca, meşhur imparator Marcus Aurelius ve Epiktetos gibi tarihe damga vuran düşünürlerden, çok sevdiğim Gladyatör filmi ile Carl Sagan'ın Soluk Mavi Nokta'sına kadar uzanan patikalardan geçiyorum. Mutluluğu bir de bu felsefenin ışığında ele aldığım bu bölümden umarım sen de hayatına uygulayabilecek bazı dersler çıkarabilirsin.Konular:(02:52) Stoacılık Nedir?(07:36) Gladyatör: Marcus Aurelius ve Oğlu Commodus ile Sahnesi(09:15) Stoa Felsefesinin 4 Önemli Erdemi(11:04) Stoacılığa Göre Hayatin Anlamı(13:36) Stoacı Felsefeye Göre Mutluluğun 5 Yolu(25:49) Sen Bu Stoacı Öğretilerden Hangisini Uygulamayı Düşünüyorsun?Bu podcast, Salus hakkında reklam içerir.Psikopatika10 kodunu kullanarak, ilk kullanımda size özel %10 indirimden faydalanabilirsiniz.Salus'u indirmek ve daha detaylı bilgi almak için tıklayınız...See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.
Ortaçağ'ın "İslam düşünürleri" Felsefe'ye nasıl yaklaştılar? Farabi kimdir, Antik Yunan dönemi felsefecilerinden nasıl bir miras devraldı, Felsefe'ye katkıları ne oldu? "İslam Felsefesi"nde aklın rolü neydi, bu görüş ne gibi anlaşmazlıklara neden oldu? "Felsefe Portreleri" serisine, Ege Üniversitesi'nden felsefeci Doç. Dr. Mehmet Kuyurtar ile kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Meltem Suat konuğu Seran Vreskala ile "ilk günah"tan Antik Yunan'a ve Antik Yunan'dan günümüze uzanan bir yolculukla cinselliğin ve hazzın tarihini pişiriyor.
Sapien Tarihi'nin bu bölümünde konumuz Antik Yunan. Dini, felsefesi, siyaseti ve tüm yönleriyle Antik Yunan'ı konuştuk.
Antik Yunan ve Roma'da “orgia” (orji), çeşitli tanrılara tapınmada uygulanan herhangi bir töreni anlatan kutsal bir terimdi. Zaman içinde pagan tanrılar Bacchus ve Dionysos'un onuruna düzenlenen, genellikle coşkulu veya çılgınca danslar, şarkılar ve bolca içkiyle kutlanan gizemli kültleri ve ayinleri ifade eden bir terim oldu. Romalı tarihçi Livy'ye (ö.17) göre, bu törenler karanlığın "özgür erkek ve kadınların rastgele çiftleşmesini" ve ara sıra cinayetleri gizleyebilmesi için geceleri yapılırdı ve bu, din kisvesi altında klasik bir ahlaksızlık vakasıydı. Erken İslami kaynaklarında “mum söndü” benzeri ithamlara maruz kalanlar da Mazdekilik, Hürremilik, Babekilik, Deysanilik ve Karmatilik gibi, Sünni ulema tarafından “heretik/sapkın” ilan edilen mezheplerin mensuplarıydı. Osmanlı'nın Sünni uleması ise doğrudan Kızılbaşları hedef aldı. Ardından açık ya da örtük suçlama dairesi büyüyerek günümüze kadar geldi. Hatta, CB Erdoğan, “sadece sapkın zevklerin üzerine inşa edilmiş Alevilik” olmaz bile dedi! Bu söylemin altında ne yatıyor? Gelin tarihten örneklerle anlamaya çalışalım…
Turkish Stories for Learner Turkish OLİMPİYAT OYUNLARI Günümüzde yapılan modern olimpiyat oyunlarının kökeni Antik Yunan'da yapılan şenliklere dayanır. Milattan Önce 776 yılında Olimpia bölgesinde Kral Ligorgos'un önerisiyle yapılan gösteriler, tarihte ilk olimpiyat oyunlarını temsil eder. Önceleri 32 metre genişliğinde, 192 metre uzunluğunda küçük bir sahada 24 saat süren oyunlara sonraları değişik mesafede yarışlar eklendi. Şenlikler 5 güne çıkarıldı. İlk başlarda 8 yılda bir düzenlenen oyunlar, daha sonra 4 yılda bir yapılmaya başlandı. Romalıların Milattan Önce ikinci asırda Yunanistan'a hâkim olmalarıyla oyunların kurallarında bazı değişiklikler yapıldı. Sadece Yunan vatandaşlarına açık olan olimpiyatlara Roma İmparatorluğu içindeki herkesin katılması sağlandı. Yunanistan'daki olimpiyat oyunlarına yabancılar ve esirler katılamaz, kadınlar da sahaya seyirci olarak giremezlerdi. Eski Yunan'da olimpiyat şampiyonunun başlı başına bir yeri vardı. Olimpiyatlarda birinci olmanın ödülü ömür boyu yemek parası, dört atlı bir araba, tiyatrolarda ön sırada oturmaktı. OLİMPİYATLARIN TARİHÇESİ Modern olimpiyat oyunlarının kurucusu olan Baron Pierre de Coubertin, 1 Ocak 1863'te Paris'te doğdu. 1870 yılında Fransa'nın Prusya'ya yenilmesinden sonra monarşi, yerini cumhuriyete bıraktı. Coubertin'e göre bu kaosun sebebi fosilleşmiş eğitim sistemiydi. Fransız gençliğinin yeni bir eğitim sistemine ihtiyacı olduğunu düşünen Coubertin eğitimci olmaya karar verdi. Eğitim çalışmaları sırasında sporun, özellikle takım sporlarının, gençliğin benliğini bulmasında etkili olduğunu tespit etti. Bu tespitten sonra eğitimciliğinin yanında sporu yeni bir uğraş alanı olarak seçti. Olimpiyatların dünya barışı için oldukça önemli olduğunu düşünüyordu. Eski olimpiyat oyunlarını canlandırma ve modern şartlara adapte etme fikrini 1892'de yapılan Dünya Beden Eğitimi Konferansı'nda dile getiren Coubertin yeteri kadar taraftar bulamadı. Coubertin'i bu toplantı yıldırmadı. Fransa ve diğer ülkelerin spor teşkilatlarına sürekli mektuplar gönderdi; hedefi uğrunda mücadele etti ve beklenen gün geldi. 16 Haziran 1894 tarihinde 37 spor kuruluşunu temsilen 78 kişi ve 9 ülkeden 20 delege, Coubertin'in organize ettiği Uluslararası Atletizm Kongresi'nde buluştular. Coubertin'in bu kongredeki konuşmasından sonra olimpiyat oyunlarının yeniden başlatılması kararı alkışlarla ve oy birliğiyle kabul edildi. Olimpiyat oyunlarının yeniden başlatılması kararı Coubertin'in belirlediği aşağıdaki ilkelerle kabul edildi. Bu ilkeler ışığında 1. Olimpiyat Oyunları 1896 yılında Atina'da yapıldı.
Geri Dönüyoruz yeni bölümünde dünya tarihine damgasını vurmuş iki önemli içkinin, bira ve şarabın kültür tarihine bakıyor. Mahir Ünsal Eriş ve Töre Sivrioğlu, Sümer metinlerinden Antik Yunan ve Roma'ya, Divan edebiyatından Attila İlhan'a, nesiller boyu bu iki içkiye duyulan fiziksel ihtiyaç ve bunun kültürel yansımaları üzerine konuşuyor. Bu iki önemli içkinin dünya tarihinde insan topluluklarına eşlik edişi, onların kültürel ve sınıfsal kimlikleri, tüketim alışkanlıkları eğlenceli bir sohbetin konusu oluyor.
Geri Dönüyoruz yeni bölümünde dünya tarihine damgasını vurmuş iki önemli içkinin, bira ve şarabın kültür tarihine bakıyor. Mahir Ünsal Eriş ve Töre Sivrioğlu, Sümer metinlerinden Antik Yunan ve Roma'ya, Divan edebiyatından Attila İlhan'a, nesiller boyu bu iki içkiye duyulan fiziksel ihtiyaç ve bunun kültürel yansımaları üzerine konuşuyor. Bu iki önemli içkinin dünya tarihinde insan topluluklarına eşlik edişi, onların kültürel ve sınıfsal kimlikleri, tüketim alışkanlıkları eğlenceli bir sohbetin konusu oluyor.
"Demokrasinin sağladığı aşırı özgüven seçmeni sersemleştiriyor." Altılı masa: 1+1+1+1+1+1=0
Ben KİRKE - Sesli Kitap 6.Kısım (Madeline Miller)Ben Kirke konusu itibarıyla Antik Yunan tanrılarının büyülü mücadelelerini anlatan mitolojik bir roman. Eser, son dönemde ön plana çıkan büyülü gerçekçiliğin farklı bir uygulaması. Nitekim Miller, Ben Kirke romanında küçük karakterlerle büyük ve efsunlu bir dünya kuruyor.
Ben KİRKE - Sesli Kitap 7.Kısım ( Madelline Miller )Ben Kirke konusu itibarıyla Antik Yunan tanrılarının büyülü mücadelelerini anlatan mitolojik bir roman. Eser, son dönemde ön plana çıkan büyülü gerçekçiliğin farklı bir uygulaması. Nitekim Miller, Ben Kirke romanında küçük karakterlerle büyük ve efsunlu bir dünya kuruyor.
Ben KİRKE - Sesli Kitap 8.Kısım - Son (Madeline Miller)Ben Kirke konusu itibarıyla Antik Yunan tanrılarının büyülü mücadelelerini anlatan mitolojik bir roman. Eser, son dönemde ön plana çıkan büyülü gerçekçiliğin farklı bir uygulaması. Nitekim Miller, Ben Kirke romanında küçük karakterlerle büyük ve efsunlu bir dünya kuruyor.
Mutluluğun evrimsel kökeni nedir? İnsan evladı neden mutlu olur? Mutsuz olmak bir hak mıdır? Antik Yunan'ın iyi ruhlarından, Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi'ne, Happy Birthday şarkısından mutluluk diktatörlüğüne, kolonoskopiden büyük ikramiye kazananlara, Smiley'den pozitif psikolojiye, mutluluğun resmini yapabilir miyiz diye konuştuk. Hannah Arendt, Sara Ahmed, Wilhelm Schmid, Aristo, Nietzsche, Schopenhauer ve konuya kafa patlatan diğer düşünürlerin katkılarıyla... 1.23: Mutluluktan ne anlıyoruz 3.36: Ruhların ve talihin işi 5.04: Büyük amaçlar mı, gündelik hazlar mı 10.05: İşi öte dünyaya havale etmek 18.20: Cenneti dünyada aramak 22.18: Deneyimleyen benlik, anımsayan benlik 28.28: Mutluluk nasıl ölçülür 34.03: Mutluluk endüstrisi 39.10: Acı ve öfkenin dönüştürücü etkisi 45.03: Eray yine şiir okuyor (Sevdi, durdurulamıyor)
Hayatımızın büyük bir bölümünü ona adıyoruz. Ama kendisiyle pek tanışmıyoruz. Antik Yunan tanrılarından Marx'a, sanayi devriminden kafeine, uykusuzluktan eski uyku alışkanlıklarımıza... Bilim dünyasının kısıtlı ama somut bilgileri ışığında uykuyu konuştuk.