POPULARITY
Categories
#doğakonuşmalarıYaşadığınız şehirde "önemli doğa alanı" var mı? Nerede olduğunu biliyor musunuz? Orada hangi türler var? Mesela kızböceği / yusufçuk var mı? Türkiye'nin önemli doğa alanları envanteri güncelleniyor. Merak ettiklerimizi uzmanlara sorduk. NEDEN DOĞA KONUŞMALARI? Merak ettiklerimizi, bilmemiz gerekenleri bilenlere soruyor, doğayla uyumlu bir hayatın yollarını öğreniyoruz. Çünkü sürdürülebilir geleceğin yolu, doğayla uyumdan geçiyor. Doğa Konuşmaları cumartesi 19.30, pazar 10.30'da NTVRadyo'da. Kaçıranlar ve tekrar dinlemek isteyenler için programın arşivi ntvradyo.com.tr adresinde ve podcast platformlarında. #ntvradyo #doğa This podcast is hosted by Podcastics, the easiest platform to create and publish your podcast.
İsrail'in bugüne kadar imzaladığı hemen her ateşkes anlaşmasının artık iyice alışıldık bir rutini, anlaşmaların standart bir formatı gibi: Anlaşma imzalanır, uluslararası kamuoyu rahat bir nefes alır, arabulucular diplomatik başarılarını ilan eder, ardından İsrail çok geçmeden, hatta anlaşma imzalandığı esnada anlaşmanın ruhunu da hükümlerini de ihlal etmeye başlar. Çünkü İsrail açısından ateşkes hiçbir zaman barışa giden yol olmamıştır. Ateşkes, uluslararası baskıyı geçici olarak hafifleten, ordusunu yeniden organize eden, yeni askerî hedeflerini belirleyen ve bir sonraki saldırı dalgasına hazırlık yapan taktik bir ara dönemden ibarettir.
Konu, İstanbul'daki iki köprünün “belirli süreli işletme hakkı devri” ve bu girişimin iletişimi… Bilindiği üzere, ‘kamu diplomasisi' dünyada ilk kez kavram olarak 1965 yılında gündeme gelmiş. Bizde ise 30 Ocak 2010'da kurumsal olarak, “Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü” ismiyle, Prof. Dr. İbrahim Kalın yönetiminde, Başbakanlık bünyesinde faaliyete geçmiş bir yapıydı.
Türkiye neden sürekli aynı gündemleri konuşuyor? Gündem bağımlılığı siyaseti ve toplumu nasıl etkiliyor? Kemal Can, Beş Soru On Cevap'ta bu hafta Türkiye siyasetindeki kısır döngüyü, YENİ Parti tartışmalarını, seçim belirsizliğini, çerçeve yasa sürecini ve ekonomi gündemini kapsamlı şekilde değerlendiriyor. Türkiye'de gündem her gün değişiyor gibi görünse de temel sorunların değişmediğini vurgulayan Can, YENİ Parti tartışmalarını, CHP'deki gelişmeleri, erken seçim iddialarını, çerçeve yasa beklentisini ve ekonomi üzerine yürütülen tartışmaları yayında masaya yatırıyor. Yayında, siyasetin neden takvim odaklı ilerlediği, seçim gündeminin neden oluşmadığı, ekonomi tartışmalarının neden dar bir alana sıkıştığı ve kamuoyunda fikir üretiminin neden zayıfladığı ayrıntılı biçimde ele alınıyor. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Necip Bahadir | ‘Dış güçler' Ankara'da, ‘AK troller' nerede? | 08.07.2026 by Tr724
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Meslek seçmek gerçekten tek bir karar mı, yoksa kendimizi tanıma sürecinin bir parçası mı? Bu bölümde çocukluk hayallerinden eğitim sistemine, aile beklentilerinden "doğru meslek" kavramına kadar birçok konuyu konuşuyoruz. Bölümün sonunda ise tavsiye vermekten çok, kendinizi daha iyi tanımanıza yardımcı olabilecek bir bakış açısını paylaşıyoruz. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Transcript Açılış Emin: [0:14] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin, bugünkübölümümüzde Ömer'le beraberiz. Nasılsın Ömer? Ömer: [0:24] İyiyim Emin, sağ ol. Sen nasılsın? Emin: [0:26] Ben de iyiyim. Ömer, küçükken ne olmak isterdin? Büyüyünce. Büyüyünce ne olacaktık? Ömer: [0:30] Küçükken ne olmak isterdim? Vardı hayallerimiz. Bugün gerçekleştiremediğimiz... Emin: [0:37] Aynen öyle. Ömer: [0:38] Tabii ki pek çok çocuk gibi ben de gökyüzüne meraklıydım. (Evet.) Uçaklara oldukça bir ilgim vardı.Böyle hatırladığım kadarıyla ciddi bir süre, nedense mesela pilot olmak istersin normal şartlarda amaböyle bir şey için, ben uçak mühendisi olmak isterdim. Emin: [0:55] İşin daha teknik kısmında mı? Ömer: [0:56] İşin daha teknik kısmında. Sen? Emin: [0:58] Çok da alakalı bir bölüm takip etmedin ama lisede. Ömer: [1:02] Tamamen ters bir bölüm. Emin: [1:03] Hani uçak teknikerliği, teknisyenliği değil de herhangi bir mühendislik de seçmedin. Ömer: [1:09] Aynen öyle. Sosyal bilimler lisesine giderek zaten o yolu daha 14 yaşında kapattım yani. Emin: [1:15] Aynen öyle. Ömer: [1:16] Hata. Bugün baktığım zaman hata olarak görüyorum. Emin: [1:20] Şöyle... Bilmeyen dinleyicilerimiz için ufak bir hatırlatma yapalım. Biz Ömer'le 2002 yılından beri, yani6 yaşımızdan beri tanışıyoruz. 1. sınıftan 8. sınıfa kadar beraber okuduk. O yüzden çokça defa beraber birşekilde "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" sorusuna maruz kalmışızdır. Ömer: [1:38] Aynen. Aynen öyle. Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
Geçen hafta bu köşede Türkiye'nin savunma sanayiinde asıl başarısının ürettiği platformlardan değil, o platformları mümkün kılan üretim ekosisteminden kaynaklandığını ifade etmiştim. Yazının ardından birçok okur aynı soruyu sordu: ‘Peki bu başarıyı ortaya çıkaran sistem tam olarak nedir?'
Uzaylılar size bir gün açık adres sorarsa ne yapacaksınız? Hiçbir Şey Tesadüf Değil'in bu bölümünde, giderek daha geniş bir pencereden Dünya'nın evrenin tam olarak da neresinde olduğuna bakıyoruz. Bu bölümde: (00:00) Intro (03:53) Güneş Sistemi (07:24) Yerel Yıldızlararası Grup Yaratıcı: Bebar Bilim | Cengiz Çalışkan Yapımcı: Podbee Media Bu bölüm reklam ve sponsorluk içerebilir. Tüm bölümler, videolar ve daha fazlasına Podbee App ve podbee.com'dan ücretsiz olarak ulaşabilirsiniz.
5 Soru 10 Cevap programının bu bölümünde Kemal Can, Türkiye'de yeni bir siyaset tarzının gerçekten doğup doğmadığını kapsamlı bir şekilde değerlendiriyor. CHP'de yaşanan dönüşüm tartışmaları, Özgür Özel'in saha performansı, yeni parti iddiaları, AKP'nin yaşadığı siyasal tıkanma, Erdoğan'ın "yorulanlar kenara" mesajı, sokak siyaseti, toplumsal muhalefet ve Türkiye'nin değişen siyaset kültürü bu bölümde masaya yatırılıyor. Yeni bir siyaset mümkün mü? Muhalefet neden hâlâ seçim odaklı hareket ediyor? CHP gerçekten dönüşebilir mi? AKP neden taban siyasetini kaybediyor? Sokak hareketleri kalıcı bir dönüşüm yaratabilir mi? Türkiye'de yeni siyasi aktörlerin ortaya çıkma ihtimali ne kadar güçlü? Videoda ayrıca siyasal kutuplaşma, seçmen davranışı, muhalefetin geleceği, erken seçim ihtimali, demokrasi, siyasi partiler, toplumsal talepler ve yeni siyaset dili üzerine dikkat çeken detaylar ele alınıyor Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Böyle olmaz. Sosyalizmin adı ve itibarı böylesine harcanamaz. Her biri tarihî bir öncüle yaslandığını iddia eden, bir bölümü geçmişin partilerinin ve sosyalizmin önderlerinin adını bayrağı yapan birtakım sosyalist partiler, en azından Kılıçdaroğlu'nun 2017'de düzenlediği “Adalet Yürüyüşü” adı verilen gösteriden bu yana seçimlerde, en azından cumhurbaşkanı seçimlerinde CHP'yi halka umut olarak göstererek toplumun önünde sosyalizmin adını yerle yeksan ediyorlar! Devrimci İşçi Partisi, Erdoğan ile Kılıçdaroğlu'nun yarıştığı 2023 cumhurbaşkanı seçimi öncesi ve sonrasında Altılı Masa'nın ve onun seçimdeki uzantısı olan Millet İttifakı'nın nasıl hem gerici hem de son derece kırılgan olduğunu ısrarla ortaya koydu. Kılıçdaroğlu'nun seçimi kazansa bile istibdad rejimine son vermeyeceğini, CHP'nin temsil ettiği TÜSİAD burjuvazisinin kurulan düzenin (büyük aşırılıklar olmadıkça) devamından yana olduğunu ifade etti. Ayrıca, Altılı Masa'nın seçim öncesinde ya da sonrasında dağılabileceğine de işaret etti.Biz de köşe yazılarımızda bunları dile getirdik. Ayrıca, Akşener'in Mart ayında masadan kalkıp gitmesinin ardından hem diğer partilerin başkanlarının, hem de İmamoğlu ve Yavaş'ın Cumhurbaşkanı Yardımcısı sıfatıyla Kılıçdaroğlu'nun başına gardiyan olarak dikildiğinin de altını çizdik. Bu konuyu işlediğimiz yazının başlığını da tiyatro tarihimizin en popüler oyunlarından biri olan “Yedi Kocalı Hürmüz”den ödünç aldık. Yedilinin her birine Kılıçdaroğlu'nun gardiyanı olarak yaklaştık.Kılıçdaroğlu şimdi sekizinci bir gardiyanın himayesi altında CHP'nin başına döndü. Bu seferki gardiyan öyle Babacan ya da Davutoğlu gibi arkasında herhangi bir güç olmayan türden değil. İstibdad rejiminin baş aktörü Tayyip Erdoğan. Tam anlamıyla sefil bir manzara! Çok sayıda sosyalist partinin Türkiye'yi istibdaddan ve onun baş aktöründen kurtarma gerekçesiyle halkı oy vermeye çağırdığı şahıs, Erdoğan'ın CHP içindeki kayyımı konumunda!Ama bundan en ufak bir ders çıkaran yok. Nerede başını elleri arasına alıp “Yahu biz ne yaptık? Bu adamı halka nasıl çözüm olarak sunduk?” demek? Nerede “yanılmışız” diye açıklama yapmak, halktan özür dilemek. Sosyalizmin geleneği, bırakın böyle devasa hataları, bireysel düzeyde bile yapılan politik, örgütsel ve kişisel hataların özeleştirisini davanın ilerletilmesi için önkoşul sayar. Oysa özeleştiri vermek bir yana yine aynen Adalet Yürüyüşü'nde yaptıkları gibi, yalnız bu sefer Kılıçdaroğlu'nun yanında değil karşısında aynı tutumu tekrarlıyor sosyalist partiler.Oysa perşembenin gelişi çarşambadan belliydi. Biz, seçimlerin hemen ertesinde Kılıçdaroğlu/İmamoğlu çekişmesinin büyük sorunlara yol açacağını yazdık. Birkaç ay sonrasında da “CHP'nin Geleceği (Var mı?)” başlığını taşıyan bir yazı yazdık. Kim bilir, o zaman Kılıçdaroğlu'na oy vermiş partilerin bazı kadroları dudak büküp yazıyı okumaktan sarfınazar etmişlerdir. Kısaca alıntılayalım:“Öyle görünüyor ki partinin önünde üç ihtimal var. İlki CHP'nin daha küçük partilere ayrışarak orta vadede sahneden silinmesidir. Cumhuriyet kuruculuğuyla övünen bu partinin cumhuriyetin 100. yıldönümünde ufalanmaya başlaması tarihin ilginç bir cilvesi olur.” Bu senaryoya şimdi “katiyen olmaz” diyebilecek yiğit var mı? İki kanadın dışında başka parçalanmalar da mayalanmaya başladı (Mansur Yavaş sadece ilk örnektir). Kılıçdaroğlu'nun nerelere kadar alçalabileceğini de üçüncü ihtimal olarak saymıştık. Seçimin iki turu arasında Ümit Özdağ'la imzaladığı, o an gizli tutulan ama sonradan bu faşist politikacıya İçişleri Bakanlığı'nı ve MİT Müsteşarlığı'nı vadeden anlaşmaya yaslanarak partiyi onunla birlikte yönetebileceğini yazmıştık. Şimdi “CHP ülkücüleri” diye andığı çeteler CHP Genel Merkezi'ni polisten önce tehdit edenler oldu.
“Yine mi savaş?” diyeceksiniz. Belki savaş, belki güç mücadelesi. ABD ve İran anlaşsa da dosya henüz kapanmış değil. 60 günlük nükleer müzakere kapısı aralandı. Ama Lübnan hala kanıyor. İran'da amacına ulaşamayan Tel Aviv yönetimi, caydırıcılık inşası için bilhassa Türkiye'yi ilgilendiren dosyalarda provokasyona yönelebilir. Bunun karşısında, İsrail'in alanını daraltacak bazı adımlar gelmelidir. “Her şey bitti” demek için erken. Fırsatlar ve tehditleri analiz etmek gerekir.
Müslümanlar, İslam'ın ikinci yüzyılı olan 8. yüzyıldan itibaren 16. yüzyılın sonuna kadar düşünce ve bilimden kültür ve sanata kadar yüksek bir medeniyet kurup Batılılar dahil dünyanın dört bir tarafındaki insanlara kendi ürettikleri ilim, düşünce, teknoloji ve sanatı götürüp paylaştılar. Bu, tüm insaflı tarihçilerin ittifakla tespit ettikleri bir husustur. Ancak 17. yüzyıldan 21. yüzyıla kadar bir gerileme ve zayıflama dönemi yaşandı.
''Zafer Algöz 21 gündür nerede olduğunu açıkladı.'' | 249.5 Bölüm by Zafer Algöz Can Yılmaz
Gülistan Doku'nun 2020 yılında ortadan kaybolmasıyla ilgili soruşturmada önemli gelişmeler var. Adalet Bakanı Akın Gürlek "Önemli olan bu mezarın yerini bulmak" dedi. Faili meçhul dosyalar raftan iniyor. Bahçeli seçime kapıyı kapattı, Özgür Özel ısrarlı: İlk seçimi bekliyoruz... ABD ve İran arasında geçici ateşkesin bitmesine saatler kala masa dönüş muamması... Haber yoğunluğunda kaybolmak istemeyenler için gündemin öne çıkan başlıklarını özetledik...
Bugünün konusu, Asimov'a doğrudan bir cevap olarak yazıldığı düşünülen -ve benim de en çok sevdiğim bilimkurgu romanı olan- Dune. Sistemler, kahramanlar, din, teknoloji, kehanet gibi birçok konuda örtüşüyorlar. Karşılaştırmalı bir analiz yapalım. (Dune hakkında biraz spoiler içerir) Konular: (00:00) Epstein serisi notu (02:08) Hangisi daha iyi (03:37) Roma vs Feodalizm (07:52) Tekno-iyimserlik (10:33) Nerede bu yapay zeka (13:19) Kehanet (17:31) Kahramanlık (19:53) Zeitgeist farkı (21:13) Dune kitapları Kaynaklar: Video: Dune vs Foundation - Which Future is Better? --- Bu bölüm reklam içermektedir
Hz. Ebubekir (r.a.) bir konuşmasında şöyle demiştir: "Gençliklerine hayran bırakan o güzel, o alımlı yüzleri nerede? Nerede o şehirler bina edip etraflarını surlarla kuşatan melikler? Nerede o harp meydanında muzaffer olanlar? Şüphesiz ki kader onlara ihanet ettiği vakit hepsinin sarayları yitip gitti, harap oldular ve kabrin karanlıklarında kayboldular. Acele ediniz! Acele ediniz! Kaçınız! Kaçınız!" Hz. Selman (r.a.): "Hz. Ebubekir (r.a.)'dan bir nasihat istedim, bana dedi ki: "Ey Selman! Allâh'tan kork ve bil ki, ömrü kısa olan galibiyetler olacaktır; lakin, senin bunlardan payın nedir, karnına giren ne olacaktır yada sırtına yükleyeceği nedir ben bilmem; ama şunu bil ki, her kim beş vakit namazını kılar, o kişi Allâh'ın himayesi altındadır ve O'nun himayesi altında yürür. Bu yüzden, Allâh'ın (c.c.) himayesindeki hiç kimsenin canına kıyma; yoksa Allâh'ın (c.c.) sözüne karşı gelmiş olursun ve Allâh da seni cehennem ateşlerinde perişan eder." Ebu Bekir (r.a.)'in şöyle söylediği rivayet olunmuştur: "Kim ağlayabiliyorsa ağlasın, şayet ağlayamıyorsa buna çaba göstersin." Başka bir rivayette ise "İlkin en salih olan insanlar, ardında da onlara rütbece yakın olanlar alınacak; ta ki tıpkı buğdayın ve hurmanın kabuğunun geriye kalması gibi insanlığın kabuğu geriye kalana kadar; şüphesiz ki Allâh da bu geriye kalanları nazar-ı dikkatine almaz." Müslim B. Yesar'ın Hz. Ebubekir (r.a.)'ten naklettiğine göre: "Müslüman, her vesileyle hatta sıkıntıda dahi mükafatlandırılır. Öyle ki, başına gelen bir sıkıntıdan, ayak bağının kopmasından tutun da kaybedip de araya araya heybesinde bulduğu eşyasına kadar, herşey onun mükafatlandırılmasına vesiledir." (Celaleddin Suyuti, Halifeler Tarihi, s.116)
Küresel ölçekte yaşanabilecek bir petrol şoku, yalnızca enerji fiyatlarını değil, üretimden tüketime kadar tüm ekonomik dengeleri yeniden şekillendirir. Türkiye gibi enerji ithalatına bağımlı ekonomilerde bu tür şokların etkisi çok daha hızlı ve sert hissedilir. Bu nedenle petrol krizlerini doğru analiz edebilmek için ilk olarak enerji tüketiminin sektörel dağılımını anlamak gerekir.
Canlı yayında ilgimizi çeken haber ve videoları yorumluyoruz, boş yapmak için fırsat kolluyoruz. 00:00 | Giriş 04:25 | Zeynep'in Saçı05:45 | 5G'ye Geçiş Sancıları14:10 | Instagram Plus 18:35 | 1 Nisan Şakaları 20:50 | 12 Ton KitKat Çalındı 23:55 | Evlilik Teklifi Soytarılıkları32:20 | Kılıçdaroğlu'nun Paylaşımı 36:00 | Milli Takımı Destekleme Motivasyonu 43:50 | Federasyon Başkanı ve Villalar46:40 | İspanya-Mısır Maçında Irkçılık50:30 | BAE Kabine Toplantı Odası 53:50 | Gal Gadot'nun Yıldızı Tahrip Edildi 58:13 | Hayatsızlar Sözü 1:00:35 | Galliano & Zara 1:03:18 | Yağmurlu İstanbul1:05:45 | Domates Meselesi1:09:25 | Peynir-Zeytin Meselesi1:12:30 | Turşu Vakti 1:13:00 | Çekirdek Saçmalaması1:22:35 | Kerem Bürsin & Nuri Bilge Ceylan 1:29:45 | Çirkin Dizisi: "Çirkin" Nerede? 1:36:20 | Nicole Kidman'dan Burcu Biricik'e Bağlantılar1:43:20 | Kaan Şu Anda Ne Oynuyorsun?1:48:25 | Kutu Oyunu Sevenlere Öneri: Palavra 1:53:40 | Zeynep'le Palavra Oyunu2:00:55 | Teşekkürler
Bloomberg HT Editörü Begüm Nur Alkış'ın hazırlayıp sunduğu “Bu Fikir Tutar!”, her bölümde teknoloji ve girişim dünyasının yeniden şekillenen dinamiklerini odağına almaya devam ediyor. Bu bölümde, SAP Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Bülent Karal ile yapay zekanın yalnızca bir teknoloji yatırımı değil, şirketlerin çalışma biçimini, karar alma mekanizmalarını ve veri kullanımını kökten değiştiren bir dönüşüm olup olmadığını ele alıyoruz. Türkiye'de kurumların dijital olgunluk seviyesini, şirketlerin yapay zeka yolculuğuna nereden başladığını ve bu dönüşümün önündeki en kritik engelleri konuşuyoruz.
Yarın Ramazan Bayramı. Zihinlerde dolaşan tek soru: Nerede o eski bayramlar? Bu bayram, şekerlerin tadından ziyade ağzımızdaki o kekremsi yalnızlık tortusunu konuşalım.
İsrail'in hamlelerini yakından takip ediyorum. Panik havası yansıtan bir aceleleri var. Gazze'de “Barış Kurulu çerçevesini” bozmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Batı Şeria kararı (1968'de durdurulan arazi kayıt sürecinin yeniden başlatılması) bir eşiktir. “Vadedilmiş topraklar” tartışması bu eşiği ileriye taşımıştır.
Bugün dünyanın her yerinde kadınlar bir yandan erkek egemen kapitalist sistemin yarattığı işsizlik, ücret eşitsizliği, güvencesizlik, yoksulluk, bakım yükünün tümüyle emekçi kadınların üzerine yıkılması ile boğuşurken diğer yandan kadın düşmanı politikaların izlenmesi sonucu ayrımcılık, şiddet ve kadın cinayetleri ile karşı karşıya adeta bir yaşam mücadelesi veriyor. Aralık 2025'e ait verilere göre geniş tanımlı işsizlik oranı %29. Ortalamayı yükselten de emekçi kadınlar. Çünkü erkeklerde işsizlik oranı %23 iken, kadınlarda %38. Yani çalışmak isteyen her 10 kadından en az 4'ü işsiz. Bunun bir nedeni patronların krizin faturasını işçilere ödetmek için işler iyi gitmiyor bahanesiyle işçi çıkarması ise diğer nedeni de kadınların üzerindeki bakım yükü ile düzenli, sürekli bir işte çalışmalarının engellenmesi. Evdeki çocuğa, hastaya, yaşlıya bakacak biri olmadığında, işyerlerinde kreş, mahallelerde devletin bakım evleri olmadığında kadınlar ev dışında çalışamaz hale geliyor. Çalışan kadınlar da eğer sendikalı işlerde çalışmıyorlarsa erkeklerin 9 ayda kazandıklarını ancak bir yılda kazanıyor, yani daha düşük ücretlere çalışıyorlar. Bu düzenin emekçi kadınlara vaadi: Esneklik adı altında güvencesiz işlerde, düzensiz çalışmaDaha düşük ücretlerEv işleri ve bakım yükünün altında ezilmeKreş yok, git istediğin yere şikayet et! Çocuğun, evdeki hastan veya yaşlın yüzünden devamsızlık mı yaptın? Kapı orada! Patronlar için hiçbir şey kendi kârlarından daha önemli değildir. Çalışırken üç kuruş kısmanın hesabını yapıp iş cinayetlerine zemin hazırlayan patron için işçinin canının bile değeri yok ki, çocuğunun bir kıymeti olsun, mutfakta pişen yemeğin içinde et var mı yok mu diye düşünsün. Öyleyse onların çocuğumuz hasta oldu mu vicdanlı olmasını, hakkımız olanı vermek için insafa gelmesini beklemek gerçekçi değil. Hakkımızı almak için mücadele etmek zorundayız. Bu mücadelede biz neyi savunacağız? Çalışmak isteyen her kadına iş!Her işyerine kreş! Eşit işe eşit ücret! Mahallelerde kamu tarafından finanse edilen hasta, yaşlı bakım merkezleri! Elbette emekçi kadınlar sadece iş istemiyor, sadece eşit ücret istemiyor. Eşit, özgür bir dünya istiyor. O dünyanın kapıları emekçi kadınlar için dünya tarihinde bir kez aralandı. Ne zaman? Nerede? Ekim devriminin topraklarında, Sovyetler Birliği'nde, işçi sınıfının iktidarı altında. Bugün türlü yalanlarla, başka hayaller peşinde koşmak değil, gerçekçi yoldan yürümek gerek. Erkek egemenliğine ve kapitalizme karşı emekçi kadınların öncülüğünde büyüyecek bir mücadelenin yolundan! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nün anlamı8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, emekçi kadınların mücadelesine dayanıyor. Önce dokuma işçisi kadınlar 1857'de 10 saatlik işgünü ve insanca çalışma koşulları talebiyle greve gitti. Ardından 1908'de 15 bin tekstil işçisi kadın ABD'nin New York kentinde daha kısa çalışma saatleri, daha yüksek ücretler, doğum izni ve oy hakkı talebiyle bir mücadele başlattı. Mücadele eden kadınların diğer işçilerle ilişkisini kesmek için, işçi kadınları fabrikaya kilitlediler ve fabrikada "bilinmeyen bir nedenle çıkan" yangın sonucu 129 kadın işçi yaşamını yitirdi. Kadınların yaşamları pahasına verdikleri bu mücadelenin en öne çıkan sloganı, "Ekmek ve Gül" idi. Ekmek, yaşama güvencesini, gül ise daha insanca, daha güzel, kadının da izini taşıyan bir yaşamı simgeliyordu. Bugün de 8 Mart'ta patronların ikiyüzlü çiçeklerini değil, “Ekmek, Gül ve Hürriyet” istiyoruz!
Kendi sözlerini ve davranışlarını başkalarının söz ve davranışlarına bakarak belirleyen ve bunu alışkanlık haline getiren kişi, kendine ait bir kişilik inşa etme fırsatını hiçbir zaman bulamayabilir. Bu anlamda her insanın başkalarının yapıp ettiklerinden bağımsız bir dünya kurması bir ihtiyacın da ötesinde bir mecburiyettir.
AK Parti yeni çözüm sürecinde nerede duruyor? Devlet Bahçeli'nin Abdullah Öcalan çıkışıyla başlayan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Ahlat konuşmasıyla çerçevesi çizilen süreçte iktidar partisi sürecin içinde mi, dışında mı yoksa çevresinde mi konumlanıyor? Alişer Delek Gazeteci Bakışı'nda, AK Parti'nin Kürt meselesine yaklaşımını, MHP'nin lokomotif rolünü, Suriye-SDG hattındaki gelişmeleri ve Meclis'te kurulması planlanan yasal zemini detaylı biçimde analiz ediyor. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Yatırım dünyasında parayı kazanmak zor, ama paranın alım gücünü korumak çok daha zordur. Midas Podcast'in bu bölümünde; mevduat faizlerinin 2026'daki seyrini, borsanın 16.000 puan yolculuğunu ve Merkez Bankası'nın kritik enflasyon raporunun şifrelerini çözüyoruz. Yeni dönemde paranızın değerini koruyacak stratejiler bu bölümde. İyi dinlemeler. Midas uygulamasını indir: https://app.getmidas.com/gmih/mie6gpeu X (Twitter): https://twitter.com/getmidas Instagram: https://www.instagram.com/get_midas/ YouTube: https://www.youtube.com/@midasplus TikTok: https://www.tiktok.com/@midasinkulaklari Midas'ın Kulakları: https://www.getmidas.com/midasin-kulaklari Not: Bu içerik, içeriğin yayınlandığı günkü veriler ve haberler baz alınarak hazırlanmıştır. Eğer varsa içerikte geçen hedef fiyat tahminleri, uzman ve analist yorumları bu içeriğin yayınlandığı tarihte geçerlidir. Bu tahmin ve yorumlar zaman içinde değişkenlik gösterebilmektedir. Bu podcast'te yer alan haberler ve haberlerin içerdiği şirketler hakkındaki bilgiler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Bahsi geçen hisselerdeki; hisse adı, fiyatı ve grafikleri de dahil temsilidir, yatırım tavsiyesi değildir.
Nerede o eski ustalar dedirten sanatlardan birisi de Kündekârî sanatıdır. Endüstri devrimi ve sanayileşme ile birlikte pek çok kıymetli sanat yerini, makinelerin ürettiği ucuz işlere bırakıp bizi terk etti. Kündekârî, Farsça bir kelime olup ahşap oymacılık sanatını adlandırır. “Künde,” masif ağaç, tomruk gibi anlamlara gelirken, “kârî,” işlemek, oymak gibi anlamlara gelir. Genelde ahşap işlerini tanımlamakla birlikte özelde ince ahşap işçiliği ve sanatını tanımlamak için kullanılır. Kündekârî, sekizgen, beşgen, yıldız gibi çokgen geometrik şekillerde kesilmiş ahşap parçalarının çivi ile çakılmadan ve bir yapıştırıcı ile yapıştırılmadan sadece birbirlerine geçirilmeleriyle meydana getirilen dekoratif bir süsleme ve konstrüksiyon tekniğidir. Bu şekilde elde edilen yapı, ısı ve nem değişiklikleri ile ağacın çalışmasından ve deformasyonundan etkilenmez. Türk-İslam sanatında sadece Anadolu'da görülen kündekârî tekniğinin erken örnekleri Suriye ve Mısır'da Abbasiler döneminden itibaren bazı cami ve mescitlerde görülür. Bunlar arasında Mısır'da yaptırılan İbn-i Tolun Camii (879) en önemlileridir. Anadolu'da hemen hemen her büyük şehirde, Selçuklular'dan miras kalan eserler arasında en önemlileri ulu camilerdir. Şehrin merkezinde yer alan bu camiler, taş ve ahşap işçiliğinin en güzel örneklerini sergilerler. Selçuklu camilerinin bilhassa kapıları ve minberleri şaheserdir. Anadolu'da Selçuklulardan miras kalan camiler içerisindeki minberler, ahşap kündekârî sanatının en iyi örnekleri olarak tanımlanabilir. Bunlar arasında Konya Alaeddin Cami minberi, Kayseri Ulu Cami minberi ve Aksaray Ulu Cami minberi en önemlileri olarak sayılabilir. Bursa Ulu Camii'nin minberi de Selçuklu üslubundan Osmanlı üslubuna geçişin bir örneği olarak önemli bir sanat eseridir. (Doç. Dr. Rasim Soylu, Zafer Dergisi, Aralık 2017, 492. Sayı)
Zaman nedir? Nerede başlar? Nerede biter? Büyük patlamadan önce mesela… Zaman diye bir şey var mıydı? Ya da bir sonu olacak mı zamanın? Daha da önemlisi biz bu soruların cevabını bulsak bile, tam olarak ne işimize yarayacak? Hiçbir Şey Tesadüf Değil'in bu bölümünde insanlığın tarih boyunca yanıt aradığı bu soruya odaklanıyoruz. Zaman kavramına bilimsel bir bakış atıyoruz. Tüm bölümler ve daha fazlası için podbeemedia.com'u ziyaret et! ----- Podbee Sunar ------- Bu podcast reklam içermektedir.
İletişim araçları sayesinde artık hepimiz diyet programları hakkında az çok fikir sahibiyiz; sağlıklı beslenme, kilo verme, kalori hesabı… Kilo vermenin temel prensibi harcadığından daha az yemek. Sağlıklı beslenmenin ana şartları da belli: taze sebze, meyve, yeterli protein tüketmek ve paketli gıdadan, endüstriyel şekerden ve rafine karbonhidrattan uzak durmak. Beslenme ve diyetetik eğitimi alan bütün diyetisyenler de neredeyse aynı müfredattan, aynı eğitimden geçiyor ve kişiye özel programlar hazırlayarak sağlıklı beslenme danışmanlığı yapıyor.
Yargıtay her yıl Ocak ve Temmuz aylarında yaptığı gibi siyasi partilerle ilgili verileri açıkladı. Bu verilere göre Türkiye'de 188 siyasi parti faaliyette bulunuyor. Ama siyasi ve sınıfsal açısından bakarsanız 188 rakamını epey bir sadeleştirebilirsiniz. İkiye kadar indirebilirsiniz. Düzen partisi bir tarafta devrimci parti bir tarafta. Düzen partisi demek temel amacı ve işlevi sermayenin hakimiyetine dayanan mevcut kapitalist sistemi korumak olan parti demek. 2023'te Türkiye'nin kaderini çizeceği söylenen bir seçime girdik değil mi? Bir tarafta AKP lideri Tayyip Erdoğan vardı karşısında da CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu! Zafer Partisi üçüncü bir aday olarak Sinan Oğan'ı çıkardı. Bir anda 188 parti üç partiye düştü. İkinci turda Sinan Oğan Erdoğan'a, onu aday gösteren Ümit Özdağ da Kılıçdaroğlu'na katıldı. Sadece ama sadece bizim partimiz Devrimci İşçi Partisi Erdoğan'a da Kılıçdaroğlu'na da oy yok diye çağrı yaptı! Artık iki parti kalmıştı. Ne var ki bunda seçim sistemi böyle mi diyeceğiz? Eğer konu esas olarak iki turlu seçim sistemi olsaydı Sinan Oğan'ın seçimlerden sonra yani turlar bittikten sonra Erdoğan'a katılmasını ama çok daha önemlisi Kılıçdaroğlu'nun bugün fiilen Erdoğan'ın safına geçmiş olmasını nasıl açıklarız?Kılıçdaroğlu sattı diyelim, peki ya onun yerine geçen Özgür Özel? 2024 yerel seçimlerine CHP'nin başında gitti ve AKP'yi yendi. Madem yendi neden yerden kaldırmak için normalleşme sürecine dahil olup, erken seçim için bastırmak yerine önemli olan ekonomiyi düzeltmek diyerek İngiliz Mehmet'in işçi düşmanı Orta Vadeli Programı'na kredi açtı? Zaten Erdoğan'ı rasyonel politikalardan sapmakla suçlayan CHP'nin ekonomi politikası tam olarak rasyonel politikalara yani uluslararası ve yerli tekellerin çıkarlarına uygun politikalara dönüş vadeden Mehmet Şimşek'in anlayışı ile paraleldi. Ama orada da kalmadı. Yerel seçimde zafer kazanan Özgür Özel “içerde ana muhalefet partisiyiz dışarıda Türkiye'nin partisiyiz” diyerek AKP'yle aynı çizgiyi savunacaklarını ilan etti. Arada Özgür Özel'in Cumhurbaşkanı adayı hapse atıldı, CHP'li belediyelere kayyım atandı, CHP'nin kendisine kayyım atanmaya çalışıldı ve İstanbul örgütüne fiilen atandı da… Ve şimdi Özgür Özel bakın ne diyor: “Bundan sonra çağrımdır; CHP'li belediyeler AKP ve MHP'li başkanları, yöneticileri davet etsinler. Biz de davet edildiğimiz her yere gideceğiz!”Yargıtay listesi size bu düzenin asla değişmeyeceğini, en büyükler dışındaki partilerin ve dolayısıyla siyasetin de anlamsız olduğunu anlatır. Sınıf siyaseti ise AKP'ye, MHP'ye CHP'ye düzen partisinin hangi amblemine basmış olursa olsun gerçekte bu sömürü düzeniyle uzlaşmaz bir hayat yaşamakta olan milyonlarca işçi ve emekçiyi devrim partisinin asli gücü olarak göreceğiniz bir pencereyi açar. Burada artık sorular ve kriterler değişir. “Kime oy verdin? Hangi partiyi tutuyorsun?” değil “İşin var mı”, “Nerede çalışıyorsun”, “Geçinebiliyor musun?” soruları anlam kazanır. Gücünü kaç üyen olduğuna, kaç oy aldığına, kaç milletvekilin olduğuna göre değil “Kaç fabrikada örgütlendin?”, “Kaç işçi direnişine, greve, fabrika işgaline önderlik ettin?” sorularıyla ölçersin. Devrim için üye sayını değil önderlik kapasitesini arttırmaya çalışırsın. Herkesi kaydetmeye değil devrimci kadrolar yetiştirmeye ve öncü işçileri kazanmaya uğraşırsın. 188 partiden bir tanesini daha değil düzen partisine karşı devrim partisini inşa etmeye çalışırsın! Bu köhne düzenin yıkılmasının değil sürmesinin gerçekçi olmadığını anlarsın! Devrimin tek gerçekçi çözüm ve emeğin tek gerçek güç olduğunu kavrarsın. Bir ömür vermeye değer olan kavgadasın. Devrimci İşçi Partisi'nin saflarındasın!
Konuğumuz İstanbul Üniversitesi Bilim Tarihi bölümü öğretim üyesi Gönenç Göçmengil ile bilim tarihi perspektifiyle doğa tarihi müzelerini ele alarak, 'Anadolu'da bugün Avrupa'daki ya da Kuzey Amerika'daki örnekleri gibi bir doğa tarihi müzesi olsaydı biyoçeşitlilik algımız nasıl olurdu?' sorusuna yanıt arıyoruz.
Dünyada her yıl 600 milyon kişi kirli gıda nedeniyle hastalanıyor. 420 bin kişi hayatını kaybediyor, 125 bini 5 yaş altı çocuk. Peki hızlı ve yavaş zehirlenmede öne hangi ürün çıkıyor? Pişirme kapları ve kullanılan malzemeler bu zehirlenmelerin neresinde? Zehirlenme nerede başlıyor, nasıl devam ediyor? Engel olabilecek bir formül var mı? Merak ettiklerimizi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Vedat Göral'a sorduk.
Açık Oturum'un bu bölümünde siyaset bilimci Yunus Emre, siyasetçi Nesrin Nas ve DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen, Göksel Göksu'nun gündeme dair sorularını yanıtlıyor. Cumhuriyetin kuruluşunun 102'nci yılında düzenlenen ve CHP, MHP'nin katılmadığı, DEM Parti'nin davet edilmediği, Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan'ın katılmasının ise “eve dönüş” olarak değerlendirildiği resepsiyonun değerlendirildiği programda, tıkanıklık yaşadığı düşünülen süreç ile CHP'nin başını çektiği muhalefet cephesinin toplum üzerindeki etkisi konuşuluyor. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
159. Bu mektûb, Şerefeddîn Hüseyn-i Bedahşîye yazılmışdır. Merhûm babası için sabr dilemekdedir:“Başa gelen belâlar, sıkıntılar, her ne kadar acı ve üzücü görünür ise de, bâtına ya'nî kalbe, rûha tatlı gelmekdedir. Çünki, beden ile rûh birbirinin zıddı, tersi gibidir. Birine acı gelen, ötekine tatlı olmakdadır. Yaratılışda duygusuz olan, bu ikisinin ters olduğunu ve hâllerini, özelliklerini ayıramaz. Böyle kimseleri hesâba katmıyoruz. Bu sözlerimizi onlar için bildirmiyoruz. A'râf sûresinin yüzyetmişsekizinci âyetinde meâlen, (Onlar, hayvanlar gibidir. Dahâ da aşağıdırlar) buyuruldu.Fârisî beyt tercemesi: Kendinden haberi olmayan kimse, Nerede kaldı başka şeyleri bile? Bir kimsenin rûhu alçalarak beden mertebesine yerleşse ve Âlem-i emri, âlem-i halkına bağlansa, bu ince bilgileri nasıl anlıyabilir? Rûhu kendi makâmına çıkmadıkca ve Âlem-i emri, Âlem-i halkından ayrılmadıkca, bu ma'rifetlerin güzelliğini nasıl görebilir? Bu ni'mete kavuşmak için, ecel-i müsemmâ gelmeden önce olan ölüme kavuşmak lâzımdır. Tarîkat büyükleri “kaddesallahü teâlâ esrârehüm” bu ölüme (Fenâ) adını vermişlerdir. Fârisî beyt tercemesi: Toprak ol toprak ki, gül bitsin sende, Toprakdan başka yok, kavuşan güle. Ölüm gelmeden önce ölmeyen kimseyi dertli bilmelidir! Ona geçmiş olsun demelidir! İyilikle tanınmış olan ve emr-i ma'rûf ve nehy-i münker ibâdetini elden bırakmıyan kıymetli babanızın ölüm haberi müslimânları çok üzdü. Hepimiz, Allah için yaratıldık ve hepimiz Onun huzûruna çıkacağız. Siz oğlumuz sabr ederek, bizden önce gidenlere, sadaka ile ve düâ ile ve istigfâr ederek yardım etmeli, imdâdlarına yetişmelisiniz! Çünki, dirilerin yardımına ölülerin çok ihtiyâcı vardır. Hadîs-i şerîfde buyuruldu ki, (Ölü, suda boğulmak üzere olan biri gibidir. Babasından, anasından, kardeşinden ve arkadaşından gelecek olan bir düâyı hep beklemekdedir. Ona bir düâ gelince, dünyâya ve dünyâda olanların hepsine kavuşmakdan dahâ çok sevinir. Allahü teâlâ, yeryüzünde olanların düâları yardımı ile, kabrde olanlara dağlar gibi rahmet gönderir. Dirilerin ölülere olan hediyyesi, onlar için istigfâr etmekdir). Nasîhatların sonuncusu, hep zikr yapmak ve hep Allahü teâlâyı düşünmekdir. Çünki, elimizde bulunan zemân çok azdır. Bunu en lüzûmlu yerde kullanmak lâzımdır. Vesselâm.
Nerede ve hangi konuda olursa olsun çok hızlı gidersek öyle bir an gelir ki durmak zorunda kalırız ve bu da bizim ilerlememizi önler. Keyifli dinlemeler... https://www.organikbeyinler.net/ https://www.instagram.com/organikbeyinlerpodcast/
Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin
Emine'nin İstanbul'dan Sivas'a doğru yaptığı yolculuğun lezzet duraklarını konuşuyoruz. Karabük'ten Sinop'a, Samsun'dan Amasya ve Sivas'a kadar hangi yemekleri denediğinden bahsediyoruz. Aynı isimli yemeklerin farklı şehirlerde bambaşka tatlara dönüşmesinden, Türkiye mutfağının dünyadaki eşsiz yerine kadar uzanan keyifli bir sohbet sizleri bekliyor. Interactive Transcript and Vocab Helper Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership Show Notes Yolculukta denediğim lezzetlerden birkaç kare (https://drive.google.com/drive/folders/1iDZUsXpbiwMULUriK7HZjIMdp1k3DsSb?usp=sharing) Transcript Intro 1- Emin: [0:15] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin, bugünkü bölümümüzde Emine ablamla beraberiz. Nasılsın Emine abla? 2- Emine: [0:25] İyiyim Emin, sen nasılsın? 1- Emin: [0:27] Ben de iyiyim. Nerede kalmıştık? 2- Emine: [0:30] Lezzetli bir yerde kalmıştık. 1- Emin: [0:32] Evet, bir önceki bölümü dinlemeyenler varsa, Emine ablam yakın zamanda bir Batı Karadeniz, Orta Karadeniz ve Sivas gezisine gitti. Orada geçen bölümümüzde gezdiği yerleri anlattı bize. Şimdi bu bölümde çok daha önemli bir şey, yediği şeylerden bahsedecek bize. 2- Emine: [0:52] Gelelim asıl konuya. 1- Emin: [0:53] Aynen. Gelelim önemli konuya. Dedik yani bu bölüm apayrı bir bölüm olmalı. Bunu öyle kestirip atamayız yani kısa bir bölümde bunu bitiremeyiz. Evet en son bölümün sonunda en beğendiğin şeyin Sinop mantısı olduğunu söylemiştin. Bu hâlâ geçerli mi? 2- Emine: [1:10] Geçerli sanırım. Böyle ana yemek olarak Sinop mantısını çok beğendim. Bir de Sivas'ta bir Divriği pilavı diye bir pilav denedim. Pilav da şahaneydi ya dışarıda yediğim en iyi pilavlardandı. Ama pilav bizde biliyorsun böyle ana yemek gibi geçmiyor. Bir de ben ekstra sevdiğim için pilavı... O da çok ağır basıyor. 1- Emin: [1:30] Nasıl bir pilavdı? 2- Emine: [1:32] Nasıl bir pilavdı... İçinde bolca kuru meyve vardı. Kuru üzüm falan... Üstünde de haşlanmış et gibi bir et vardı. Ama ikisi beraber pişiyorlarmış galiba. 1- Emin: [1:41] Bayağı ana yemek bu ya. 2- Emine: [1:44] Ya ben pilav kısmını daha çok beğendim. O yüzden oraya odaklanıyorum. Evet eti de düşününce doğru diyorsun. Ana yemek gibi. O çok güzeldi. Böyle et suyuyla pişen pilav zaten çok lezzetli oluyor. O şekilde... O ikisini diyorum. 1- Emin: [1:57] Evet. Peki o zaman gezinin başından başlayalım. İlk gittiğin yer Karabük'tü herhâlde. Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership
Youtube üzerinden kanala üye olup destek olmak için: https://www.youtube.com/channel/UCXW_YJnQ0ICJ0a4CdjHAC6Q/join @Pick N Pod Youtube kanalına abone olursanız ve videolarımızı beğenirseniz çok seviniriz. Hedef sezon sonuna kadar 10.000 abone!
Bu bölümde, II. Dünya Savaşı'nın ardından izini kaybettiren bir diktatörün, bizim seçtiğimiz ismiyle “Sivrisinek”in peşine düşüyoruz. 1945'te Berlin'in yerle bir olduğu günlerde ortadan kaybolan bu karakterin, resmi kayıtlara göre son nefesini başkentte verdiği söylenir. Ancak yıllar içinde ortaya çıkan tanık ifadeleri, gizli servis raporları ve Arjantin'deki bazı sığınaklar, Sivrisineğin aslında Güney Amerika'ya kaçtığına dair alternatif bir senaryoyu besliyor.Özellikle Arjantin'in Patagonya bölgesinde rastlanan Alman yerleşimleri, Onun dava arkadaşları için hazırlanan kaçış hattı olan “Ratlines” ve Bariloche gibi şehirlerdeki izler, bu teoriyi destekleyen taşları ağırlaştırıyor. Sivrisinek gerçekten Berlin'de mi hayata veda etti? Yoksa bu sadece bizlere dayatılan bir yalandan mı ibaret?
Putin'in İran ile sivil nükleer programı üzerinde çalışmaya devam edebileceğini ve bu alandaki çıkarlarını güvence altına alabileceğini duyurması, Batı ile İran konusunda bir pazarlığa hazır olduğunun sinyalini veriyor. Yazan: Prof. Dr. Salih Yılmaz Seslendiren: Halil İbrahim Ciğer
Ortadoğu yeniden savaşın eşiğinde. İsrail ve İran karşı karşıya. İran gerçekten köşeye mi sıkıştı? İsrail'in asıl hedefi nükleer program mı, rejim mi? Trump neden “koşulsuz teslimiyet” istiyor? ABD savaşa dahil olur mu? İran halkı rejimin arkasında mı duruyor, yoksa sistem içten çöküyor mu? Türkiye bu büyük krizin neresinde duruyor? İsrail, İran'dan sonra gerçekten Türkiye'ye mi saldıracak? Soli Özel ile Sınır Ötesi'nin yeni bölümünde konumuz sadece İsrail-İran savaşı. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Gazeteciler Savaş Kerimoğlu ve Seat Bozkurt, İsrail ve İran arasındaki savaşta Türkiye'nin rolünü konuşuyor: Türkiye ne yaptı, ne yapmalı? İki usta gazeteci aynı zamanda suların durulmadığı CHP'ye de merceklerini tutuyor ve Kılıçdaroğlu'nun İmamoğlu ziyaretinin şifrelerini açıklıyor. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Antibiyotik direnci geleceğimizi tehdit ediyor. Türkiye'de 100 bilim insanı bir araya geldi. Antibiyotik direncinin korkutucu boyutlarını gözler önüne serdi. Böyle giderse Türkiye'nin 2050 yılına kadar antibiyotik direncinden en çok kayıplar veren ülke olacağı belirtiliyor. Peki antibiyotik direnci neden oluyor? Nerede yanlış yapılıyor? Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. İftihar Köksal NTVRadyo'da anlatıyor.
Necip Bahadir | İmamoğlu, meydan okudu: “Ayakkabı kutuları nerede?” | 19.05.2025 by Tr724
Popüler bir emlakçı ve dört çocuk annesi 51 yaşındaki Suzanne Simpson San Antonio'daki üyelere özel bir kulüp olan Argyle'daki akşam partisine katıldıktan sonra bir daha görülmedi. Komşular sokaktan gelen çığlıklar duyduklarını söylediler ancak aramalar sonuç vermedi. Suzanne'ın başına gelenlere bakıyoruz.
Popüler bir emlakçı ve dört çocuk annesi 51 yaşındaki Suzanne Simpson San Antonio'daki üyelere özel bir kulüp olan Argyle'daki akşam partisine katıldıktan sonra bir daha görülmedi. Komşular sokaktan gelen çığlıklar duyduklarını söylediler ancak aramalar sonuç vermedi. Suzanne'ın başına gelenlere bakıyoruz.
#ŞehirKuşçuları
Bir ilişkide bir kurban olacaksa, o siz olmayın. Çünkü bazı erkekler yeni kurbanlarını arıyor.Keyifli dinlemeler
Nuray Mert bu videoda iktidarın ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini ancak bunun hem toplum hem de muhalefet tarafından nasıl kanıksandığını anlattı. Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Dünya dengelerinde Batı ve Çin nerede? Rusya ve NATO doğrudan çatışır mı? Emekli büyükelçiler, Aydın Adnan Sezgin ve Fatih Ceylan Monşer vs. Monşer'in yeni bölümünde dünyadaki son gelişmeleri ve Rusya ve NATO'nun ilişkisini değerlendiriyor.