POPULARITY
Sağ olsun, Genel Yayın Yönetmenimiz Hüseyin Likoğlu izin verdi, 2 hafta boyunca yazı kaygısı da olmadan Anadolu'da daha önce gitmediğim bir çok noktayı ziyaret fırsatı buldum. Yollarda ve gittiğim yerlerde şahit olduğum bazı olumsuzlukları, belki çözüm bulunur umuduyla tekrar dile getirmekte fayda görüyorum:
Farklı ülkelerden 14 medya kuruluşunun katılımıyla Lighthouse Reports Vakfı öncülüğünde yürütülen "Vize İmparatorluğu" dosyası büyük ses getirdi. Türkiye'den de 14 ülke için konsolosluk işlemlerini yürüten şirketin küresel ağı üzerinden vatandaşların yıllardır neden vize başvurularında büyük zorluk çektikleri, işlemlerin neden çok maliyetli olduğu ve hükümetlerin bu şirket ve alt taşıyıcılarıyla çalıştıklarına dair pek çok soruya cevaplar bulundu. Söz konusu dosyanın Türkiye ayağını araştıran Kısa Dalga haber sitesi Genel Yayın Yönetmeni Kemal Göktaş buldukları çarpıcı noktaları aktardı. Mikrofonda Gökçe Göksu ve Erkan Aslan var. Von Gökçe Göksu und Erkan Aslan.
Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu Reel Piyasalar programına tclira.com Genel Yayın Yönetmeni Taylan Büyükşahin konuk oldu.
Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu Reel Piyasalar programına tclira.com Genel Yayın Yönetmeni Taylan Büyükşahin konuk oldu.
Ünlülere yönelik 'uyuşturucu ve fuhuş' soruşturması yeniden başladı. 26 Mart sabahı gözaltına alınan ve adli kontrolle serbest bırakılan isimler arasında Eski Beşiktaş Başkanı Fikret Orman, Eski Galatasaray Başkanı Burak Elmas, Didem Soydan, Hakan Sabancı, Kerim Sabancı ve Güzide Duran var. 8 Ekim 2025 sabahı Hadise Açıkgöz, İrem Derici, Kubilay Aka, Kaan Yıldırım, Berrak Tüzünataç, Demet Evgar, Özge Özpirinçci gibi isimlerin gözaltına alınmasıyla başlayan operasyon nasıl derinleşti?Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy ve Ela Rümeysa Cebeci'nin de tutuklanmasıyla büyüyen operasyonda gelinen son nokta ne? Gazeteci Ersin Eroğlu, yaşananların perde arkasını T24'e anlattı.
3+3'ün 209. bölümünde konuğum Türkiye'de bir ilk, dostum Harvard Business Review Türkiye Genel Yayın Yönetmeni Serdar Turan'ın dijital ikizi Dijital Serdar.
Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu İşte Bunu Konuşalım programına Otomotiv Gazetecisi, otoriter.com.tr Genel Yayın Yönetmeni Babür Gürel konuk oldu.
Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu İşte Bunu Konuşalım programına Otomotiv Gazetecisi, otoriter.com.tr Genel Yayın Yönetmeni Babür Gürel konuk oldu.
Müzik dünyası 2025'te en çok yapay zekayı konuştu! Dijital platformlarda tespit edilen günlük AI şarkı sayısı 50.000'e yükseldi. Yıl sonu en çok dinlenen listeleri ne kadar gerçek derken, bu sene müziğin ne kadarı gerçek ne kadarı yapay sorusu soruldu. Peki bu nasıl ayırt edilecek? Eser sahiplerinin önlemi ya da tepkileri nasıl yankılanıyor? Yapay şarkılar zihnimizde nasıl yer ediyor, nasıl bir his bırakıyor? Müzik sektörünün yapay zeka planı ne olmalı? Yılbaşı sohbetlerinde Zeynepgül Alp sordu, kültür sanat platformu Bir Baba İndie'nin Genel Yayın Yönetmeni Cihad Satıroğlu ve Şef Editörü Pekcan Birinci yanıtladı.
İmralı Heyeti, Abdullah Öcalan'ın beklenen mesajını İstanbul'da paylaştı. Gazete duvar Genel Yayın Yönetmeni Barış Avşar ve Gazete Duvar Muhabiri Didem Mercan, konuklarıyla beraber yorumladı.
Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu İşte Bunu Konuşalım programına Ange Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Elif Doruk konuk oldu.
Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu İşte Bunu Konuşalım programına Ange Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Elif Doruk konuk oldu.
İstanbul yerel seçimlerini iki kez üst üste başarıyla tamamlayan ve kendisini CHP'nin en popüler, potansiyel Cumhurbaşkanı adayı olarak lanse eden Ekrem İmamoğlu'nun seçim kampanyası direktörü Necati Özkan'ın fikri midir? Yoksa en az kendisi kadar başarılı bir yayıncı, girişimci eşi MediaCat dergisi Genel Yayın Yönetmeni ve Brand Week Istanbul (BWI) kurucusu Pelin Özkan Hanımefendinin mi; bilmiyoruz… Ancak, kasım ayında Haliç Kongre Merkezi'nde “Bir Tarihin Başlangıcı” temasıyla düzenlenecek Brand Week, adeta bir Muhalefet Zirvesi'ne, geniş ittifaklarla sosyal paydaşlar toplantısına ve Ekrem İmamoğlu'nun liderliğini pekiştirecek bir etkinliğe dönüştürülmüş…
Konuğumuz İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Bozkurt ile Cumhuriyet'in 100. Yılında Türk Edebiyatı kitabı üzerine konuşuyoruz.
Mesleğe yeni başladığım yıllarda; abilerimizin, ablalarımızın dost meclislerinde veyahut bir köşe yazısında adı saygıyla anılan, atıflar yapılan ve düşünceleri hakkında sitayişle bahsedilen biri olarak tanıdım Ayşe Şasa'yı. Senarist, sinema yazarı, yolunu Yeşilçam'dan ayırıp manevi arayışların peşine düşmüş, bulduklarıyla başka arayanları buluşturmuş, okuyan, düşünen, konuşan ve Gayrettepe'deki evinden hiç çıkmadan sayısız dostlar edinen bir mütefekkir Ayşe Şasa. “Ayşe abla aradı uzun uzun konuştuk” sözünü çokça duymuş ve sohbetlerinden yapılan aktarımlara kulak kabartmışımdır. Önceki gün benim için gündem Ayşe Şasa idi. Çünkü Ankara'da, Ayşe Şasa'nın kişisel kitaplığının Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi'ne bağışlanması programındaydık. Şasa'ya ait 3 bin kitap özel koleksiyon odasında yerini aldı. Gözlerim hemen o büyük eseri aradı. Şasa'nın 1981'de Londra'dan getirtip İngilizcesinden okumaya başladığı, çok etkilenerek İslam'a ve İslam tasavvufuna yönelmesine vesilen olan İbnü'l Arabi'nin ‘Fusüsu'l-Hikem'i dört cilt halinde başköşedeydi. Kütüphanede kalabalık değildik. Ayşe Şasa'nın tüm eserlerini yeniden okurlarla buluşturan Ketebe Yayınları'nın Genel Yayın Yönetmeni Furkan Çalışkan, Ayşe Şasa'nın varisi Adem Taşkıran, Albayrak Grubu Kurumsal İletişim Direktörü Esad Sivri ve muhabir arkadaşların yer aldığı törenin ev sahipliğini Millet Kütüphanesi Okuyucu Hizmetleri Şube Müdürü Birgül Ünal yaptı. Ayşe Şasa'nın vefatının 10'uncu sene-i devriyesine tam bir ay var. 16 Haziran 2014'te, 73 yaşındayken Hakk'a uğurladığımız Şasa'nın varisi Adem Taşkıran ile ara ara sohbet ettik. Vaktiyle Gerçek Hayat dergisinde, Şaşa'nın hatıratına değinerek kaleme aldığım “İki rekâtlık tecrübe” yazımdan bahsettim. “Hayatta olsaydı yazılarınızı okur ve sizi de arardı mutlaka” dedi. Aranmış ve kendisi ile konuşmuş gibi mutlu oldum.
Arketon Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Aykut Köksal ile söyleşimizin devamında 2023 yılında Türkçe'ye kazandırdıkları mimarlık kitaplarından Rudolf Arnheim'ın Mimari Biçimin Dinamikleri'ni ve Jacques Derrida'nın mimarlık üzerine yazılarıyla söyleşilerini içeren Mimarlık ve Dekonstrüksiyon'u konuşuyoruz. Ayrıca yeni yıldaki yayın programlarından söz ediyoruz.
Arketon Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Aykut Köksal ile söyleşimizin devamında 2023 yılında Türkçe'ye kazandırdıkları mimarlık kitaplarından Rudolf Arnheim'ın Mimari Biçimin Dinamikleri'ni ve Jacques Derrida'nın mimarlık üzerine yazılarıyla söyleşilerini içeren Mimarlık ve Dekonstrüksiyon'u konuşuyoruz. Ayrıca yeni yıldaki yayın programlarından söz ediyoruz.
Agos Gazetesi'nin kurucusu ve Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülüşünün üzerinden 17 yıl geçti. Dink'in arkadaşları ve ailesi her yıl öldürüldüğü gün olan 19 Ocak saat 15:00'te Agos'un eski bürosunun önünde anma töreni düzenliyor. AKP 31 Mart Yerel Seçimleri'nde göstereceği belediye başkan adaylarını açıkladı. İstanbul'daki Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen törene AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, AKP'nin 26 ilde çıkardığı belediye başkan adaylarını açıkladı.
Türkiye Günlüğü Dergisi ve Cedit Neşriyat Genel Yayın Müdürü Dr. Mustafa Çalık, 6 Aralık'ta tedavi gördüğü hastanede vefat etti. Türkiye'nin duayen isimlerinden yazar ve siyaset bilimci Mustafa Çalık'ın hayatını ve bıraktığı düşünce mirasını Doç. Dr. Oğuzhan Bilgin ile konuştuk.
Kafa Dergisi'nin Genel Yayın Yönetmeni Ayça Derin Karabulut podcastin 31. bölüm konuğu oldu! Küçük yaştan beri işini tutkuyla, kalpten yapan Ayça ile kendine ait odasını, üretme motivasyonunu ve sektörde geldiği yolda karşılaştığı zorlukları konuştuk.
03.11.2023 | Dijital Hayat Bölüm454 - TRT Radyo1 | "Sosyal Medya Platformlarının Filistin Sansürü" Bilal Eren'in hazırlayıp, sunduğu Dijital Hayat programımızda bu hafta; Independent Türkçe Genel Yayın Yönetmeni Nevzat Çiçek ile; - Sosyal Medya Platformlarında Filistin Yanlısı Söylemlere Neden Sansür Var? - Sosyal Ağlar, Bu Sansürü Hangi Gerekçeler ile Yapıyorlar? - Facebook, Instagram, WhatsApp, TikTok, Google gibi Mecralar Sansür ve/veya Karartmayı/Gölgelemeyi Hangi Yöntemler ile Yapıyorlar? - Twitter (X), Bu Sansür Politikasına Daha Özgürlükçü mü Yaklaşıyor, Neden? - Hesap Kapatma, İçerik Kaldırma, İçerik/Hesap Gölgeleme Nasıl Yapılıyor? - Bu Filistin Yanlısı Söylem Sansüründen, Yapay Zeka Temelli Otomatik İçerik Moderasyonu Ne Kadar Sorumlu? - Filistin Yanlısı Olmayan ama Tarafsızca Olayları Paylaşan İçerikler ve Hesaplarada Sansür Uygulanıyor mu? - Uluslararası ve Ulusal Medya Bu Sansürden Nasıl Etkileniyor? - Sosyal Medya Platformları Sansürle İlgili Ne Diyor? - Sosyal Medya Platformlarının Filistin Sansürüne Karşı Neler Yapılabilir? Başlıklarını konuştuk. Dijital Hayat, her cuma saat 15:30'da TRT Radyo1 mikrofonlarında canlı yayında... Tüm geçmiş ve gelecek yayınlarımız için; Web: https://www.dijitalhayat.tv
Çin'i “varoluşsal tehdit” olarak gören Washington, Pekin'in ABD'yi küresel sahnedeki ayrıcalıklı yerinden etmek istediğini de savunuyor. Pekin ise ABD'nin Çin'in ekonomik yükselişini durdurmaya odaklandığını düşünüyor. Dünyanın en büyük iki ekonomisi arasında yaşanan rekabet, “Yeni Soğuk Savaş” olarak tanımlanıyor. “Yeni Soğuk Savaş” nitelemesini kabul etmeyen ABD'nin, “eski Soğuk Savaş”ın oyun kitabını Çin ile “Büyük güç rekabeti”ne uyarlamaya çalıştığıysa gözden kaçmıyor. ABD'nin şimdi “Hint-Pasifik” olarak etiketlediği “Asya-Pasifik”te Çin'i askerî olarak çevrelemeye yönelik ittifak girişimleri, eski Soğuk Savaş döneminde uygulanan “Sovyetler Birliği'ni çevreleme stratejisi”yle benzeştiriliyor. Bir süredir ABD Başkanı Joe Biden ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında bir iletişim kopukluğu yaşanıyor. İki ülkenin Savunma Bakanlarını da kapsayan kopukluğun en önemli sebeplerinden birisiyse, ABD'nin Tayvan'ı silahlandırma girişimleri. Tayvan, ABD'nin Çin ile Yeni Soğuk Savaşı'nın en kritik bağlantısı ve kaldıraç unsuru haline geldi. ABD Tayvan'ın Çin'in parçası olduğunu resmen kabul ediyor. Çin'in ikinci en büyük ekonomi olmasıyla birlikte ABD'nin Tayvan politikası değişmeye başladı. ABD “Tek Çin” politikasına bağlı olduğunu taahhüt etmesine rağmen, Tayvan'a ilişkin girişimleri Pekin'i rahatsız edecek düzeylere ulaştı. Biden Yönetimi Çin ile “Başkan'dan Başkana” iletişim ve diyalog kurmak için bir süredir girişimlerde bulunuyor. Pekin ise Biden Yönetimi'nin söylemleriyle eylemleri arasındaki bariz çelişkiler sebebiyle bu girişimleri geri çeviriyor. Halihazırda ABD ve Çin arasında giderek derinleşen bir “güvensizlik krizi” yaşanıyor. Krizin kısa sürede çözülmesiyse zor görünüyor. “The Atlantic” dergisinin Genel Yayın Yönetmeni Jeffrey Goldberg geçtiğimiz Perşembe günü ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile bir söyleşi gerçekleştirdi. Goldberg Blinken'a “Şu anda ABD ve Batı'nın demokratik çıkarları için Rusya mı daha büyük bir tehdit yoksa Çin mi?” sorusunu yöneltiyordu. Soruya verdiği cevapta Blinken, Çin'in askerî, ekonomik ve diplomatik kapasitesinin yanı sıra dünyanın dört bir yanındaki varlığıyla uluslararası sistemi şekillendirmeye çalışmak konusunda Rusya'dan çok daha büyük bir kabiliyete sahip olduğunu vurguluyordu. Blinken'ın cevabı medyada “Çin ABD için en büyük tehdit” olarak yer buldu. Çin'in askerî, ekonomik ve diplomatik olarak dünyada “hakim güç” olmak istediğini öne süren Blinken, “Bu amaca ulaşmak için ne yaptığına bağlı olarak da işler bir yöne, ya da başka bir yöne kayabilir. Ama bence temelde Çin'in, Şi Cinping'in peşinde olduğu şey bu” diyordu. Çin'in liberal olmayan bir dünya düzeni istediğini belirten Blinken, ABD'nin şekillendirmeyi umduğu dünyanın Çin'in tercih edebileceği dünyadan çok farklı göründüğünü söylüyordu. Blinken, ABD'nin Asya-Pasifik'teki müttefik ağını genişletme ve pekiştirme çabalarında başarılı olduğunu savunuyor. Yeni Delhi'deki “G-20 Zirvesi”nden hemen sonra ABD ile Komünist Parti yönetimi altındaki Vietnam arasında “Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması” imzalanmıştı. Blinken'a göre anlaşma pek çok açıdan olağanüstü ve yakın tarihin en sıra dışı hikâyelerinden biriydi. Blinken anlaşmanın kısmen Çin ile ilgili endişelerden kaynaklandığını itiraf ediyordu. Blinken “Stratejik Ortaklık Anlaşması”nın Vietnamlıların ABD ile güçlü ve daha kapsamlı bir ortaklığa sahip olma arzusunu yansıttığını belirterek, “Vietnam'da olağanüstü bir enerji, olağanüstü bir girişimci genç sınıfı, inanılmaz derecede genç bir nüfus görüyorsunuz ve bunlar ABD'ye ilgi duyuyorlar. Bu da tarihin olağanüstü, fevkalade bir değişimi” diyordu. Çin'in Tayvan'la ilgili statükoyu değiştirmek için ortalığı karıştırmaya çalıştığını, ABD'ninse müttefikleriyle birlikte ‘statüko'yu korumak istediğini öne süren Blinken şöyle diyordu:
Yeşil Gazete'nin gözünden haftanın haberlerini gözden geçirirken, Yeşil Gazete'nin Genel Yayın Yönetmeni Alev Karakartal ile deprem bölgesindeki izlenimlerini konuşuyoruz.
Esenler Belediyesi tarafından iki haftada bir yayımlanan ve “Türkiye'nin Dijital Kültür Sanat Gazetesi” sloganıyla yola çıkan Litros Sanat'ın Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Cerrahoğlu ile kültür sanat haberciliğinin önemini konuştuk.
"Kırklı yaşlarınıza geldiğinizde görüyorsunuz ki o hedef diye koyduğunuz şeyler aslında süreç. Eğer gerçek bir hedef koymazsanız hayatınız boyunca bir süreçte kalıyorsunuz." Marketing Türkiye Genel Yayın Yönetmeni Günseli Özen ile doğru hedefi seçmenin öneminden hayata anlam katan akışı keşfetmeye geleceği şekillendiren fikirlere keyifli bir sohbet gerçekleştirildi.
Sunucu: Cansu Çamlıbel | Konuk: Yıldız Tar Özgür Sohbetler'in 37. bölümünde gazeteci Cansu Çamlıbel, meslektaşı ve KaosGL.org Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar ile Türkiye'de LGBTİ+ hareketinin dününü, bugününü ve geleceğini konuştu. Tar'a göre Türkiye'de LGBTİ+ hareketine bakış, iki farklı dönemi kapsıyor. İlk dönem, 2010'lu yıllara kadar süren “görmezden gelme”, ikincisi ise LGBTi+ toplumunun 2013 yılındaki Gezi Parkı olaylarına aktif katılımı sonrasında başlayan “savaş ilan etme” dönemi. Bu doğrultuda özellikle 2015 yılından bu yana LGBTİ+ dernekleri ve sivil toplum üzerindeki baskının iktidar tarafından kademeli olarak artırıldığına dikkat çeken Tar, geçtiğimiz Mayıs ayında yapılan cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri sonrasında iktidarın LGBTİ+ hareketine yönelik baskıyı daha da artıracağına ve gündemdeki bazı yasal değişiklikleri kullanarak LGBTİ+ karşıtı politikaları kalıcı hale getirmeye çalışacağını düşündüğünü aktardı. Sohbette değinilen konu başlıklarından bazıları şöyle: Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) iktidara gelişinin öncesinde ve ilk yıllarında LGBTİ+ konusundaki tutum ve söylemler İktidar bloğunun LGBTİ+ hareketine dönük siyasi propagandası İktidarın yeni dönemde “aile” kavramı ve yasama gücüyle LGBTİ+ toplumu üzerindeki baskıyı artırma düşüncesi Türkiye'de 2023 Onur Ayı ve Onur Haftası kutlamaları Bu kayıt, Avrupa Birliğinin (AB) maddi desteği ile hazırlanmıştır. İçerik tamamıyla Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) sorumluluğu altındadır ve Avrupa Birliğinin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir.
İngiltere'deki Oxford ve Reuters Gazetecilik Çalışmaları Enstitüsü'nün 2023 Dijital Haber Raporu'na göre... -Cumhuriyet, Türkiye'deki En Güvenilir Gazete! Cumhuriyet, bu haberi 16 Haziran'daki nüshasında manşetine yerleştirmişti... -Hava atıyordu! D'İngiltere'de “En Güvenilir Gazete!” seçilmeleri, elbette boşuna değil... -Acayip “hak edilmiş” bir unvandır! Bunun en çarpıcı, en ibretlik örneklerden biri; Cumhuriyet'in seçimin ertesi günü yani 15 Mayıs 2023'te attığı manşettir! Yani? -Erdoğan Kaybetti! Gördüğünüz gibi, “En Güvenilir Gazete!” olabilmek veya seçilebilmek öyle kolay bir iş değil, büyük meziyet istiyor! ALAYINA ACİL ŞİFALAR Erdoğan ilk turda “kaybettiğine” göre... -Seçimi Kılıçdaroğlu “kazanmış” olmalı! Öyle değil mi? Oxford & Reuters Gazetecilik Çalışmaları Enstitüsü! Üstelik... Ekrem İmamson Efendi, 14 Mayıs akşamı Kemal Kılıçdaroğlu'nu “13. Cumhurbaşkanı” ilan etmişti, ya! Hani şu; İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi ile balıkçıda buluşan Pek Mutemet Eleman... Pardon “En Güvenilir Belediye Başkanı!” Ekrem Müdafa! ÇİKOLATA KUTULARINDA PARA Sakil bir sihirbazlık numarasıyla bir anda “13. Cumhurbaşkanı!” yapıverdiği Kemal Bey'i... Şu sıralar “Değişimin önünü aç; sen kalk, ben oturayım!” diye ablukaya alan İmamson Ekrem'i bir kenara (gözde bir tatil yöresine) bırakıp... Yine “En Güvenilir Gazete”den devam edelim! Alev Coşkun'un imtiyaz sahipliğindeki Cumhuriyet hakkında çarpıcı bir iddia kapıyı çaldı: “Kasıtlı haber yapma karşılığında çikolata kutularında para aldılar!” Cumhuriyet gazetesinin eski Genel Yayın Yönetmeni, İdari ve Mali İşler Müdürü ile Reklam Müdürü'nün e-ticaret yasası aleyhine manipülatif haber yapma karşılığında... -500 Bin TL kayıt dışı para aldıkları öne sürüldü! Tam da, D'İngiltere'den malum unvanları gelmişken, olacak iş miydi, bu? Haliyle... “En Güvenilir Gazete” unvanı, kayıt dışı bir unvandır! ÖZGÜRLÜKÇÜ ÇAMURİYET İddiayı konu edinen yazısı sansüre takılıp yayınlanmayan Yayın Yönetmeni Tuncay'ın görevine son verildi. Tercümesi şudur: “Alev Coşkun, Tuncay'ı azletti!” Gazeteden yapılan açıklama şuydu: “Altı aydır Genel Yayın Yönetmenliği yapan Tuncay Mollaveisoğlu, Cumhuriyet gazetesine uyum sağlayamadı. Yönetim yeteneği gösteremedi... Cumhuriyet'in Genel Yayın Yönetmeni makamının ne derecede önemli olduğunu özümseyemedi!” THE WASHINGTON PORTAKALI Uzun yıllardır “Solcu-Devrimci” geçinip aslında Komprador Burjuvazi'nin çıkarlarına hizmet eden Cumhuriyet gazetesi, aslında bir Vaşington Portakalı'dır.
Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tur oylamasına 5 gün kalırken dikkatler her iki adayın seçim hazırlıklarında. Mustafa Kurdaş psikolojik üstünlüğün Erdoğan'da olduğunu söylese de Kılıçdaroğlu'nun da rakibi kadar ciddi oy aldığını hatırlatarak Erdoğan'ın ilk defa bir seçimde başarısız olduğunu iddia etti.
* Yapay zeka hayatımıza alışılmışın dışında bir hızla girdi. Bu hızlı adaptasyonun altında ne yatıyor? * Yapay zekanın hızlı adaptasyonu herhangi bir güvenlik riski oluşturuyor mu? * Yapay zekanın birçok iş kolu için “tehlike” olduğu çokça dile getiriliyor. Gerçekten yapay zeka, istihdam konusunda bir daralma yaratır mı? #Paribu'nun sunduğu #YarınınGündemi'nde Harvard Business Review Türkiye Genel Yayın Yönetmeni Serdar Turan ile yapay zeka ve yeni iş modellerini konuştuk.
Gazetemiz, önceki gün, Hazine ve Maliye Bakanı Doç. Dr. Nureddin Nebati'nin ağırlandığı bir buluşma organize etti. Genel Yayın Yönetmeni'mizin davetiyle biz de katıldık ve iki saatlik görüşmede hem Sayın Bakan'ı dinleme hem de sorularımızı yöneltme fırsatı bulduk... En son söylenecek sözü baştan söyleyelim: Algılanan ve algıladığım Doç. Dr. Nureddin Nebati ile dinlediğimiz ve sohbet ettiğimiz Doç. Dr. Nureddin Nebati arasında dağlar kadar fark var. Sorumlusu da kendisi... Bunu da kendisine böylece söyledim; “Algılanmanızı neden gerektiği gibi yönetmiyorsunuz?” diye sordum...
Ardında 400'den fazla eser bırakan bestekar Rakım Elkutlu'nun nasıl bir eğitim sürecinden geçtiğini, kimlerden etkilendiğini, Türk musikisine neler kattığını, İzmir Kalkınma Ajansı Kültür Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Dr. Mehmed Akif Köseoğlu ile konuştuk.
Mürsel Ferhat Sağlam'ın hazırlayıp sunduğu Mürsel Ferhat Sağlam ile Kurumsal İletişim 2.0 programına Dikeyeksen Yayıncılık Genel Yayın Yönetmeni ve Editör Rahmi Dalıcı konuk oldu.
Mürsel Ferhat Sağlam'ın hazırlayıp sunduğu Mürsel Ferhat Sağlam ile Kurumsal İletişim 2.0 programına Dikeyeksen Yayıncılık Genel Yayın Yönetmeni ve Editör Rahmi Dalıcı konuk oldu.
39. Uluslararası TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı'nı, kitapseverlerin fuara ilgisini ve yayıncıların sorunlarını Paradigma Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Memmi ile konuştuk.
Gündeminin bütün yoğunluğuna rağmen Adalet Bakanı Bekir Bozdağ önceki gün gazetemizi ziyaret etti. Albayrak Grubu CEO'su Prof. Dr. Ömer Bolat ve Genel Yayın Yönetmenimiz Hüseyin Likoğlu'nun düzenlediği geleneksel ‘bakan-gazeteci buluşmasına' biz de davetliydik. Bakan Bey'le sohbetimiz iki saat sürdü... Bakan Bozdağ, konuşmasına şu tespitle başladı: “Temel hak ve hürriyetler konusunda Cumhuriyet tarihindeki en ileri değişiklikleri biz yaptık.” Çok iddialı değil mi? Peki, bunun karşısında oluşturulmak istenen algı ne? “Türkiye demokrasi ve özgürlüklerden yoksun, teokratik bir düzenle yönetilen, hukukun ve adaletin çalışmadığı, can ve mal güvenliği bulunmayan geri kalmış bir ülkedir.”
Hürriyet Gazetesi'nin Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan geçen perşembe günü köşesinde “Vahidüddin Meselesi” başlığıyla bir yazı yayımladı. Bu mesele, aradan geçen yüz yıla rağmen hâlâ “mesele” olmaya devam ettiği için, biraz da konuyla ilgili “Osmanlı tarihi”ni gözden geçirmiş olmam dolayısıyla yazıyı merakla okudum. İtiraz edeceğim bir değerlendirme değil. Durum böyle olunca, aşağıdaki satırlara haşiye, ilave ve açıklama gözüyle bakılmalıdır. Ahmet Hakan Bey'in yazısının kısa özeti şöyle: Osmanlı tarihini değerlendirirken, siyah ve beyaz olmak üzere sadece iki rengi esas alırsak bu sağlıklı
ABD Hazine Bakan Yardımcısı Wally Adeyemo haddini aşan iki hareketiyle kendini tüm Türkiye'ye tanıttı... Birincisi, Wall Street Journal'ın konu ettiği ve Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği'nin (TÜSİAD) doğruladığı mektubu... 22 Ağustos'ta Türkiye'de faaliyet gösteren Amerikan şirketlerinden oluşan bir ticaret birliği ve sivil toplum kuruluşu olan Amerikan Şirketler Derneği'ne (AmCham Türkiye) ve TÜSİAD'a gönderilmiş... Şöyle deniliyormuş: “ABD tarafından yaptırım uygulanan kişilere maddi destek sağlayan her kişi veya kuruluş, ABD yaptırımları riski altındadır.” İkincisi de Reuters'ın haberine göre, T.C. Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Yunus Elitaş ile yaptıkları telefon konuşmasının içeriği... Haberde, Adeyemo'nun “Rus kurum ve kişilerin, Ukrayna işgali nedeniyle getirilen Batı yaptırımlarını aşmak için Türkiye'yi kullanmaya çalıştıklarını” söylediği iddiası var... Rakamlardan hareket etmekte her zaman fayda görürüz... Haberturk.com Genel Yayın Yönetmeni Yavuz Barlas dün sabah yayınında ifade etti: Rusya ile ticaretimizin toplam ithalatımız içindeki payı %17 imiş... İhracatımızın da %7-8'ini Rusya'ya yapıyormuşuz. Oradaki toplam yatırımlarımız da 2 milyar doların biraz üstündeymiş. Peki ya Avrupa ülkeleri?.. Barlas onların rakamlarını da açıkladı. İngiltere'nin, Rusya'daki yatırımlarının toplam büyüklüğü 41 milyar dolar... Hollanda'nın 47 milyar, İrlanda'nın 29 milyar, Lüksemburg'un 32 milyar, Almanya'nın 18 milyar, Fransa'nınki ise 19 milyar dolar imiş... Ortada en az 18 milyar dolarlık yatırım yapan Avrupa ülkeleri varken, Amerika'nın sopayı, toplam yatırımı 2 milyar dolar civarı olan Türkiye'ye göstermesi hiç de mantıklı görünmüyor... Bu 'ayar verme' çabasının gerçek nedenini başka yerde aramak lazım... Üstelik Yunanistan'a asker ve mühimmat yığdıkları, Suriye'nin kuzeyinde PKK ve türevlerini destekledikleri bir dönemde bu küstahlığa girişmelerinin üzerinde de ayrıca olunmalı... Gelelim yaptırım tehditlerine... Daha önce de konu etmiştik (Bkz. “Yaptırım yapınca yapılmış oluyor mu?”, 2 Nisan 2022, https://www.yenisafak.com/yazarlar/ali-saydam/yaptirim-yapinca-yapilmis-oluyor-mu-2062457)... Drextel Üniversitesi farklı ülkelere uygulanan küresel yaptırımlarla ilgili bir araştırma yapmış... Buna göre; 1950- 2019 arasında, ekonomik, politik, diplomatik vb. pek çok alanda toplam 1101 yaptırım gündeme gelmiş... Çin, Kuzey Kore, Suriye, Küba, Rusya, Irak, İran bu ülkelerde başı çekiyormuş... Yaptırımlar çoğunlukla şu gerekçelerle gündeme gelmiş: Demokrasi, özgürlük, insan hakları, basın hürriyeti... En çok yaptırımı ABD (yüzde 42) uygulamış... Onu, Avrupa Birliği (yüzde 12) ve Birleşmiş Milletler (yüzde 7) izlemiş... Peki sonuç? Hiç de arzu ettikleri gibi değil... Görülmüş ki yaptırımlarla hedeflediklerinin ancak yarısına kısmen, yaklaşık yüzde 35'ine de arzuladıkları ölçüde ulaşabilmişler... Biz ise bu konuda tecrübeliyiz... Bizzat yaşadık ki ABD ne zaman yaptırım uygulasa, o ülke abat oluyor... Bu durum bizim için de geçerli... Mesela 1974 tarihli Johnson mektubu... Bugünkü millî savunma sanayimizi biraz da o mektuba borçluyuz... O nedenle, Teşekkürler Amerika! Yap bunları ki hem millî bağımsızlık konusunda toplum konsolide olsun hem de senin gerçek yüzün iyice anlaşılsın... Bu arada Kılıçdaroğlu'ndan da “Seçilirsek bu firmalara biz de yaptırım uygulayacağız” açıklaması gelirse şaşırmayız doğrusu... Gözümüze takılanlar...
Fetullahçı Terör Örgütü elebaşı ile ilgili “hastalandı, öldü ölüyor” haberleri çıkmaya başlayınca “eyvah bir şey geliyor” dedim kendi kendime. 18 Temmuz tarihli yazımda elebaşı Gülen'in hastalık yaygarasından sonra neler yaptığını yazdım. Fetullah'ın geberip gebermediğinin bir önemi yok. Hastayım yaygarası yapıyorsa arkasından ardından ne gelecek ona odaklanmamız gerektiğine dikkat çekmiştim. Türkiye, tarihinin en önemli dönemini yaşıyor. Cumhuriyet'in 100'üncü yılında bir seçim yapılacak. Türkiye Cumhuriyeti'nin ikinci yüzyılını kimin şekillendireceği bu seçimde tayin edilecek. Dünyanın çivisinin çıktığı, uluslararası kurum ve kuruluşların görevini yapamaz hale getirdiği, yeniden yeni bir dünya düzeninin konuşulduğu bir dönemde, kimlerin nasıl bir Türkiye peşinde olduğunu hepimiz biliyoruz. Fetullahçı Terör Örgütü hastalık numarasıyla yine neyin peşinde diye merak ederken, FETÖ konusunda algısı yüksek, alıcıları açık Odatv'nin Genel Yayın Yönetmeni Toygun Atilla'nın KPSS olayı ile ilgili yazısındaki “FETÖ toplumun sinir uçlarına dokunmayı bilen mahir bir örgüttür” cümlesi merakıma ışık tuttu. Fetullahçı Terör Örgütü'nün 15 Temmuz'a kalkışmasının en önemli sebebi, yaklaşan YAŞ'tı. Elebaşı Gülen, TSK içerisindeki general ve subaylarının tasfiye edilmesi korkusuyla belki daha ileri zamanlarda yapmayı düşündüğü darbeyi erkene aldı. Türk milletinin direnci karşısında büyük yıkım yaşayan ve yarım asırlık birikimini kaybeden Fetullahçı Terör Örgütü, bütün umudunu Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bir daha seçilememesine bağladı.
Sürdürülebilirlik Sohbetleri'nde bu hafta; Cyclist Türkiye Genel Yayın Yönetmeni Erman Öner, Süslü Kadınlar Bisiklet Turu Kurucusu Sema Gür ve Socrates Dergi Genel Yayın Yönetmeni Spor Yorumcusu Caner Eler'le bisiklet kültürü ve sürdürülebilirlik hakkında konuşuyoruz.
Erdoğan neyi başardı?” sorusunun cevabını bulmak için, onun sözlerine ve eylemlerine bakmanıza gerek yok. Kahırları ekrandaki ölü-balık yüzlerini daha da soldurmuş olan muhalefet liderlerinin şirazesi kaymış dillerine bakın! Kelimeleri çürük domates gibi kokan, gözlerini pörsümüş patatesler gibi belerterek Çengelköy hıyarlarına fiyat mersiyesi yazan, ekonominin gidişatını yeni yedikleri iyi bir armudun fiyatından okuyan... İttihatçı artıklarının yazdıklarına bakın! Bunlar Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eliyle memleket ve millet yararına hangi yeni iyiliklerin, güzelliklerin tahakkuk ettiğini anlamanız için yeterli gelecektir. Hâlâ yetmez diyorsanız: Erdoğan'ın uçağına binebilmek için birbirlerinin başlarına basan; ekranlarda iktidar güzellemesi yaparak görünürlük ve itibar kazanmak için çok değil daha birkaç yıl öncesine kadar kuruyan dilleri doymak bilmeyen boğazlarına kaçan; yeniden milletvekili yapılmadılar, batırmak üzere oldukları medya birimlerinden kovuldular diye vertigoya maruz kalıp yengeçler gibi yürümeye başlayan; iki kenef kapısı arasında CHP elemanlarıyla çektirdikleri hatıra fotoğrafından ikbal ve şeref devşireceklerini uman... Karar'ın (eski Taraf'ın) ve sair muhalif medyanın kalemli tetikçilerine, felaket tellallarına, müfterilerine, münkirlerine, sahtekârlarına, yüzsüzlerine, döneklerine de bir bakın! “Neden böyledir bunlar?” sorusuna cevap aradığınızda ise bakacağınız yer, bugünkü muhalefet anlayışını kurumlaştıran zihniyet olacaktır. CHP Grup Başkan Vekili Altay'ın “Bu hükümet dünyanın en iyi işini de yapsa alkışlamayız” sözü, tek dereceli, açık oy- gizli tasnif yöntemli seçimlerden sonra 1950'de yapılan ilk güdümsüz seçimde DP karşısında halk tarafından kokuşmuş lahmacun hamuruna döndürülen CHP elemanlarının, DP iktidarlı meclisin ilk oturumlarında kızgınlıktan köpürmüş ağızlarıyla söyledikleri cümlenin 2017 yılındaki tekrarından ibarettir. Dolayısıyla, Kılıçdaroğlu'nun bulduğu her fırsatta “Bizden korkmayın, rahat olun, vallahi biz değiştik” sözü büyük bir yalandan ibarettir. Bunu en açık şekliyle görebilmeniz için sizleri, gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Likoğlu'nun geçtiğimiz günlerde yayımlanan “İkna görevi siyasi münafıklarda” başlıklı harika yazısına yönlendirirken, CHP'nin DP'ye karşı kurumlaştırdığı müfrit ve yalanlar üzerine kurulu muhalefet anlayışının hâlen yürürlükte olduğunu özellikle belirtmeliyim. Bu müessese, artık sadece CHP'ye mahsus da değildir. Kılıçdaroğlu'nun yerli ve yabancı dostlarının tamamı, daha somut bir örnekle 6(+1)'li masada görünen siyasilerin ve karar onay makamı oldukları halde görünmeyen yabancı misyon şeflerinin muhalefet tarzı olarak da yayınlaştırılmış olup, muhalefetin her cinslisi ve her türlüsü Erdoğan'ın başarılarını başarısızlık olarak gösterme yarışına birlikte sokulmuşlardır. Bu nedenle iddia ediyoruz ki, Erdoğan'ın neyi başardığını görmek için kendisinin söz ve fillerine değil, münkir ve yalancı muhalefet müessesinin yapılandırılışına ve aslına tabi mevcut içleyişine bakmanız yeterlidir. İyi ki, iletişim anlayışının arttığı bir çağda yaşıyoruz. Açık oy-gizli tasnif yöntemli seçimlerle milletin iliğini kurutmuş, özgürlüğe ve siyasi tercihlere ipotek koymuş olan CHP'nin yerli ve yabancı şer ittifakı içinde dostlarıyla kurduğu yeni siyasi kumpasların, ayak oyunlarının, samimiyetsiz ilişkilerin büyük bir kısmına hemen tanık olabiliyoruz. Bundan daha bir ay önce CHP'li Ünal Çeviköz ile HDP'li Hişyar Özsoy'un Finlandiya medyasından ‘Helsingin Sanomat' (HS) isimli haber sitesi için kol kola girerek verdikleri röportajı hatırlayalım.
Yusuf Özhan, modern gazeteciliğin ortaya çıktığı 17'nci yüzyıldan, internet ve sosyal medya gazeteciliğinin öne çıktığı 21'inci yüzyıla uzanan gazeteciliğin değişimine ışık tutuyor. *Yusuf Özhan, Anadolu Ajansı Genel Müdür Yardımcısı ve Genel Yayın Yönetmeni. Özhan, kariyerine Star gazetesinde dış politika editörü olarak başladı. Ardından sırasıyla TRT World'te Dijital Haber Müdürü ve TürkMedya'da Dijital Grup Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yaptı. Sonrasında TRT ailesine tekrar katılan Özhan, TRT Uluslararası Haber Yayınları Dijital Kanal Koordinatörlüğü ve TRT Dış Yayınlar Daire Başkanlığı görevlerini üstlenmiştir. Yusuf Özhan sheds light on the change in journalism from the 17th century, when modern journalism emerged, to the 21st century, when internet and social media journalism took centre stage. *Yusuf Özhan is the Deputy Director-General and Editor-In-Chief at Anadolu Agency. Özhan started his career as a foreign policy editor at the Star newspaper. Later, he worked as the Digital Content Manager at TRT World and as the Digital Group Editor-in-Chief at TürkMedya, respectively. After joining the TRT family again, Özhan assumed the Digital Channel Coordinator of TRT International News Broadcasts and the Director of the TRT External Services Department positions.
Oleg Grabar'ın (ö. 2011), İspanya'dan Hindistan ve Türkistan'a kadar uzanan Müslüman bölgelerindeki uzun seyahatlerinde katıldığı kazılara, yaptığı inceleme ve araştırmalara, gözlemlere, değerlendirmelere tabi olarak İslam sanatı hakkında süreli yayınlara, ansiklopedilere, derleme kitaplara yazdığı makalelerden üçte ikisini seçerek oluşturduğu, İslam Sanatı Çalışmalarının İnşası 1954-2004 adlı dört ciltlik büyük seçkisinin, Erken Dönem İslam Sanatı 650-1100 ile İslami Görsel Kültür 1100-1800 başlıklı ilk iki cildi Albaraka Yayınları'nca okurlara sunuldu. Şenay Özgür'ün, hakkında yaptığı doktora çalışmasına (Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir 2007) göre, Grabar 1953-2003 yılları arasında İslam sanatları hakkında 205 makale yazmış; bu makalelerinden Erken Dönem İslam Sanatı 650-1100'de –Defne Karakaya ile Ayşe Meral'in tercümesiyle– 20'sine, İslami Görsel Kültür 1100-1800'de ise –Hayrullah Doğan ile Ayşe Meral'in tercümesiyle– 25'ine yer vermiştir. Kitabının genel başlığını açıklamak ve savunmak için yazdığı Önsöz'de, söz konusu dört cildin toplam 83 makalesinden oluşacağını söylemiş ve ilk iki ciltte yer alan toplam 45 makalenin ilk yayımlandığı yerleri listelemiş, -tercümesinde de uygulandığı şekliyle- ilk yayın yerindeki orijinal sayfa numaralarını da yeni metne işlemiştir. Albaraka Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Faruk Çağlar'ın verdiği bilgiye göre, diğer 38 makaleyi ihtiva eden 3. ve 4. ciltler de bu yılbaşına kadar yayımlanacaktır. Ben henüz dumanı üstünde olan ilk iki cilten birincisini okuyabildiğim için onu merkeze alıp, Grabar hakkındaki genel bilgime yaslanarak –şimdilik– bir iki hususa değinmek istiyorum: Grabar'ın da Önsöz'ünde söylediği gibi, yeni metinde tematik bir seçme yapıldığı için, makaleler kronolojik sırayı takip etmemektedir. Bu seçime rağmen, El-Ezrakî'yi Okuduktan Sonra başlığını taşıyan 3. makalenin, İslam ve İkonoklazm ile İslam Mimarisinin İkonografisi başlıklı 2. ve 4. makalelerin arasına girmesi amaçlanan tematiğe pek uygun düşmemektedir. Yine, “İslam mimarisinin anlamının kavranabilmesi için hem üst düzey bir okuryazarlık hem de alışılmadık bir soyut düşünme gücü gerekmektedir.” diyen (s. 130) Grabar'ın, Sanat Mimari ve Kur'an adlı 5. makalesinde soyut düşünme gücünü işletmeyip, sadece maddi bilgileri vermekle yetinmesi de önemli bir eksilik olarak işaret edilmelidir. Öte yandan Grabar'ın, kitabın 3. kısmını oluşturan Fatımî Mısır ve Müslüman Sanatı ana başlığı altındaki 5 makalesinde, İslam içinde heretik bir unsur yakalayabilmek için çırpınan birçok Oryantalistin aksine, nesnel bir tutum sergilemesi, Şiiliği nedeniyle bizden de birçoklarının mesafeli davrandığı Fâtımî devrini mezhep nitelemesine fazla bir ihtiyaç duymaksızın, –şu örnekteki gibi– İslam sanatının içinde değerlendirmesi ise bu cilde mahsus önemli bir güzelliklerden biridir:
Dergi Ekibimize Sorduk: Bir Dergi Nasıl Çıkarılmaz? Tüm süreci birlikte deneyimlediğimiz ekip arkadaşlarımızla bir sayı çıkarılırken dikkat edilmesi gereken noktalar, yaşanan zorluklar ve keyifli anları konuşarak 1 senelik dergi deneyimimizi sizlerle paylaştık. Keyifli dinlemeler! Moderatör: Rıdvan TÜZEMEN Dergi Ekibi: Alpagut Aykut Tüzemen - Genel Yayın Yönetmeni - Tasarımcı Emine Türal - Tasarımcı - Editör Rıdvan Tüzemen - Genel Yayın Yönetmeni - Reklam Melike Büyükşeker - Çizer Yiğit Cenan Ülker - Çizer Başak Tufan - Editör Dila Taşdelen - Editör Ozan Yazıcı - Editör Görkem Tırıç - Sosyal Medya Direktörü Erişim Kanallarımız: https://linktr.ee/MozartCulturesPodcast Türkiye'de tamamı gönüllülerden oluşan ve kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olan MozartCultures olarak sanatı ve bilimi güneşin doğup battığı tüm topraklara yayabilmek amacıyla çıktığımız bu yolda sizlere çok değerli podcast yayınları dinletmeyi amaçlıyoruz.
3+3'ün 36. bölümünde konuğum Harvard Business Review Türkiye Genel Yayın Yönetmeni, içerik stratejisti Serdar Turan. Kağıtları kalemleri hazırlayın. Notlar alınarak dinlenecek bir bölümle sizi baş başa bırakıyorum.
Karacan Yayınları'nda Genel Yayın Müdürü olarak çalıştığım yıllardı... Attilâ İlhan ile “Sanat Olayı” dergisini çıkarıyoruz... TED mezunu ve caz söyleyen Muazzez Abacı'yı kapak yapmışız... Attilâ Bey, Ahmet Kaya'ya şiirlerini vermiş; “Cinayet Saati”, “Mahur Beste”... Tatlı su solcuları kudurmuş gibi saldırıyorlar... Haftalık toplantılarımızdan birinde bu minval üzere sohbet ediyoruz... Attilâ Bey birden soruverdi: “Fransa Kralı 1. François, Cermen yenilgisinden sonra Kanuni Sultan Süleyman'dan yardım istemişti. Kendisine kallavi bir mektup yazan Kanuni, Marsilya'ya iki de kalyon gönderdi...
Evrensel Gazetesi Politika Editörü Çağrı Sarı'nın sunumu ve Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat'ın değerlendirmeleriyle Gündem Politika'nın ikinci bölümü yayında. Çağrı Sarı ve Fatih Polat, bu bölümde Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) açıkladığı ekonomik veriler ile gerçek ekonomik durum arasındaki uçurumu, Merkez Bankasının faiz kararını, iktidara gelişinin 19'uncu ve kuruluşunun 20'nci yıl dönümü vesilesiyle AKP hükümetinin icraatlarını ve HDP'ye yönelik yürütülen operasyonları konuştu.
“Zeytin Dalı” programının bu bölümünde Müge İplikçi, konuğu Can Yayınevi'nin kurucularından Samiye Öz ile Genel Yayın Yönetmenliği'ni yaptığı Can Çocuk Yayınları üzerine konuştu.
32. Yaz Olimpiyat Oyunları'nı, Medyascope spor editörü Doğa Üründül‘ün moderatörlüğünde, Eurosport spikeri, Tokyo 2020 Olimpiyatları'nın sesi, Socrates Dergi Genel Yayın Yönetmeni Caner Eler değerlendirdi. Bu keyifli sohbette, organizasyon, Simon Biles'ın çekilmesi, “Gelmiş geçmiş en iyi yarış” olan erkekler 400 metre engelli finali, Ledecky ve Titmus rekabeti, yüksek atlamada paylaşılan altın madalya ve Messi transferi konuşuldu.
Udo Ulfkotte, “Satılmış Gazeteciler (Gekaufte Journalisten) adlı kitabında “CIA ve BND için çalışan gazetecileri” deşifre etmişti. Vaktiyle kendisi de CIA için çalışmıştı. Bir bakıma, Olay Yeri'nden bildiriyordu! Ulfkotte Alman medyasındaki birçok ismin NATO/ABD tarafından “özel olarak seçilmiş” gazeteciler olduğundan söz ediyordu. “CIA hesabına çalışmış 100'den fazla Alman gazeteciyi ismen biliyorum” demişti. Bu isimler arasında Ertuğrul Özmerkel'in “Enseye Tokat” dostu Kai Diekmann'ın başı çektiğini hatırlatalım... Kendisi, Bild'in eski Genel Yayın Yönetmeni ve de Hürriyet'in eski Yönetim Kurulu üyesidir! Ulfkotte, dünyaya yön veren haberlerin CIA tarafından