Podcasts about ekme

  • 55PODCASTS
  • 106EPISODES
  • 22mAVG DURATION
  • 1MONTHLY NEW EPISODE
  • May 15, 2026LATEST

POPULARITY

20192020202120222023202420252026


Best podcasts about ekme

Latest podcast episodes about ekme

Gerçek gazetesi
Levent Dölek: 1 Mayıs'ı hangi irade kazanacak?

Gerçek gazetesi

Play Episode Listen Later May 15, 2026 7:15


1 Mayıs'ta Taksim'e çıkmak isteyenlere önde polis biber gazlarıyla arkadan da istibdad medyası zehirli diliyle saldırıyor. Bitmek bilmeyen marjinal gruplar edebiyatı “aralarında hiç işçi yok” yalanıyla köpürtülüyor. 1 Mayıs işçi bayramıdır ama işçi sınıfının tüm toplumu etrafında kenetleyen sosyal ve tarihsel gücü bu bayramı tüm ezilenlerin sahiplendiği bir mücadele gününe dönüştürmüştür. Bu yönüyle 1 Mayıs sadece coğrafi değil toplumsal kapsayıcılığı ile de tek evrensel bayramdır. Ancak tabii ki 1 Mayıs bir işçi bayramıdır ve tüm 1 Mayıs alanlarında olduğu gibi Taksim için Mecidiyeköy'de ve Beşiktaş'ta toplananların da aralarında işçiler vardı. Bir dizi sendika bu alanlara çağrı yapmıştı. Ve istibdadın medyası ne kadar gizlemeye çalışırsa çalışsın istibdadın polisi işçilerin gözüne biber gazı sıkıyor, işçileri tartaklayıp gözaltına alıyordu. Bir başka edebiyat daha var. Neymiş, 1 Mayıs'ı işçiler dışında herkes kutluyormuş, işçiler 1 Mayıs'ta çalışıyormuş… Burjuva medyasında sanki bir eleştiri yapıyormuş havasıyla “işçiler ekmeğinde 1 Mayıs'ta meydana çıkanların derdi başka” iması yapılıyor. Bu hikâyeyi anlatanların çoğu 1 Mayıs'ta işçileri zorla çalıştıran patronların kendisi aslında. O medya kuruluşları da işçi sömürüsünde en başta gidiyor zaten. Bugün işçi sınıfının önemli bir kesimi 1 Mayıs'ı alanlarda kutlayamıyor çünkü patronlar zorunlu mesai dayatıyor. Bu işçilerin 1 Mayıs'ta çalışması “ekmeğinde olmalarından” değil örgütsüz olmalarından kaynaklanıyor. Ekmeğinde olmak 1 Mayıs'a gitmemek değildir; örgütlenmek, insanca çalışma koşulları ve geçinebilecek bir ücret için mücadele edip, haklarını söke söke almaktır!Peki “1 Mayıs'ta işçiler çalışıyor” edebiyatı parçalayan istibdadın ve patronların kalemleri ekmeği için sendikaya üye olan işçiler patronun işten çıkarmalarıyla karşılaştığında, buna karşı direndiklerinde ise devletin polis ve jandarmasının baskısına uğradıklarında neredeler? Tabii ki ortadan kayboluveriyorlar. Ara ki bulasın! Bu kara propagandanın arka planında işçi sınıfından duyulan korku var. Sermayenin istibdadı işçi sınıfının gücünün farkında. Bu gücün alanlara inmesi, yollara düşmesi en büyük kâbusları. İşçi de insan… Belki sanayide 1 Mayıs'ın efsanevi afişinde zincirleri kıran işçi gibi daha güçlü kollara sahip olabilir. Ama hiçbir işçinin biber gazına bağışıklığı da yok. Mesele kas gücü değil. Toplumsal bir güçten bahsediyoruz. Bu gücün en önünde de emekçi kadınlar var. Biber gazı sıkarsınız, copla dağıtırsınız, gözaltına alırsınız ama bunu topluma anlatamazsınız. İşçiler direnir, grev yasaklarını çöpe atar, barikatları aşar; işçilerin mücadelesi toplumu hem haklı hem de güçlü olanın etrafında kenetler… Bu gerçek bizi işçi sınıfına güvenmeye ve işçi sınıfına dayanarak siyaset yapmaya yöneltmelidir. Çuvaldızı istibdada ve patronlara batırdıktan sonra bu noktada iğneyi biraz da kendimize batırmalıyız. İstibdadın ve patronların medyasının kara propagandasının bir diğer teması ise şu: 1 Mayıs solcuların eylemidir, işçilerse çoğunlukla sağ partileri destekliyor… Bu propagandanın aslında solda da epey bir alıcısı olduğunu söyleyebiliriz. Burada sorun işçi sınıfının sağ partileri desteklemesi değil patron partilerini desteklemesidir. Sermaye düzeni siyasette hegemonyasını hem sağda hem solda patron partilerini hâkim kılarak sağlar. İşçinin AKP'ye oy vermesi sınıf bilincinin olmadığını gösterir. Bunun ilacı bir başka patron partisi CHP'ye oy vermek değildir. Bu durumdan çıkartılacak sonuç “işçi sınıfından bir şey olmaz” değildir. Çünkü işçi sınıfımızdan çok şey olur. Düzen siyasetinin seçimlerinde hangi partiye oy vermiş olursa olsunlar iş ve aş için birleşirler ve mesela metal işçilerinin yaptığı gibi istibdadın grev yasaklarını çöpe atarlar… Polonez işçileri gibi omuz omuza verip barikatları aşarlar, maden işçileri gibi Ankara'yı sarsarlar! Her durumda bunu örgütlü olarak yaparlar.

Aposto! Altı Otuz
Asker çekme kararı, Küba hedefi | 3 Mayıs 2026

Aposto! Altı Otuz

Play Episode Listen Later May 3, 2026 6:36


Trump-Merz arasındaki İran gerginliği sonrası ABD, Almanya'daki 5 bin askerini 12 ay içinde çekme kararı aldı. Trump, İran'dan sonraki hedefin Küba olduğunu ve bölgeye uçak gemisi göndereceğini iddia etti.Bu bölüm Into The Wild Festival hakkında reklam içermektedir. Into The Wild Festival, Kabak Koyu'nda müzik, doğa ve çok disiplinli deneyimleri bir araya getiren programıyla 16–19 Mayıs'ta gerçekleşiyor. Ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Masaldan Erdeme
EKMEĞİN YOLCULUĞU-Okul Öncesi Çoklu Zeka Masalı

Masaldan Erdeme

Play Episode Listen Later Apr 4, 2026 6:47


GIDA İSRAFINI MASALLA SON Soframızda hazır bulduğumuz ekmek ne kadar emeklerden sonra bize ullaşııyor ““muhteşem bir masalla, çocuklarımızın hayal gücüne katkı sağlayarak anlatılıyor .Diyanet yayınlarından çıkan Kukla Misket serisinin.EKMEĞİN YOLCULUĞU isimli esere ses verdik. Yazar Pınar Başar Ünlüer, resimleyen Merve Topal. Kainatta yaratılan herşeyin bir hikmeti olduğunu deneyimleyerek öğreniyor kukla misket.çocuk #masal #çocuklariçin

Kısa Dalga Podcast
Ara seçim formülü - Anketler ne gösteriyor? - Trump'ın NATO resti

Kısa Dalga Podcast

Play Episode Listen Later Apr 2, 2026 14:48


CHP'ye yönelik operasyonlar, devam eden davalar siyaseti hareketlendirdi. Özgür Özel'in gündeme getirdiği ara seçim yeni bir tartışma başlatırken Cumhurbaşkanı Erdoğan da CHP'yi hedef alan açıklamalar yaptı. Kamuoyu araştırma şirketlerinin son anketlerinden ilginç sonuçlar çıktı. Savaş sürerken ABD Başkanı Trump, NATO'dan ayrılmayı düşündüklerini söyledi. Ekmeğe ve akaryakıta zam geldi. Milli takım 24 yıl sonra Dünya Kupası'na gidiyor...  Haber yoğunluğunda kaybolmak istemeyenler için gündemin öne çıkan başlıklarını özetledik...  

NTVRadyo
İşe Giderken - 02 Nisan 2026

NTVRadyo

Play Episode Listen Later Apr 2, 2026 99:17


Begumtells
2 Şubat Haftası - Herkes kalbinin ekmeğini yer

Begumtells

Play Episode Listen Later Feb 1, 2026 18:15


Aslan Dolunayı ile başlıyor hafta. Kalbinizin sesini dinleyin. Saygı duyun ve sonra özgürleşin.

Mevlana Takvimi
YEMEK YEMENİN FARZ, SÜNNET VE MEKRUHLARI-28 KASIM 2025-MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Nov 28, 2025 2:45


Yemek yemenin farzları:1. Aç olmayacak kadar yemek,2. O yemeği yiyince ağzına lezzet gelmesini Allâhü Azimü'ş-şan'dan bilmek,3. Yediği zaman doymayı ve içtiği zaman kanmayı Allâhü Azimü'ş-şan'dan bilmek,4. Helalinden yemek,5. O yemeğin kuvveti geçinceye dek Allâhü Teâlâ'ya kulluk etmek,6. Kanaat etmek,Yemek yemenin sünnetleri:1. Pabucunu çıkarıp yemek,2. Diz çöküp yemek,3. Sofrayı aşağı kurmak,4. Sirke yemek,5. Âhirinde (sonunda) hâmd etmek,6. Yemeğe başlarken besmele demek,7. Yemek evvelinde tuz yemek,8. Arpa ekmeği yemek,9. Ekmeği eliyle parçalamak,10. Üç parmağıyla yemek,11. Önünden; yemek kabın kenarından yemek,12. Ekmek ufağını devşirmek,13. Kabı parmağıyla sıyırmak,14. Üç kere parmakların yalamak,15. Dişini kurcalamak,16. Lokmayı küçük almak,17. Çokça çiğnemek.Yemek yemenin mekruhları:1. Sol eliyle yemek,2. Yemeği koklamak,3. Pişmiş eti bıçak ile kesmek,4. Besmeleyi terk etmek.Yemek yemenin haramları:1. Karnı doyduktan sonra yemek (eğer misafir, yemek sahibi yemedikçe yemezse yahut sahurda kuvvet ziyade olsun diye olursa doyduktan sonra yemek caizdir),2. İsraf etmek,3. Haram li-gayrihi yani aslı harâm olmayıp, sonradan hâsıl olan bir sebepten dolayı harâm olan şeyin evvelinde besmele demek -(ulema küfründe ihtilaf ettiler),4. Davetsiz yere gitmek,5. İzinsiz gayrın ekmeğini almak ve izinsiz gayrın bağına girmek ve meyvesini koparmak,6. Bedenine maraz (hastalık) olacak şeyi yemek,7. Altın ve gümüş tabaktan yemek,8. Riya (gösteriş) ile hazırlanmış yemekten yemek,9. Nezrettiği (adadığı) yemeği yemektir.(Mızraklı İlmihal, s.34)

Yirmibir, Bitcoin Podcasti
069 - Bitcoin'in Öznel Değeri ve "İçsel Değer" Yanılgısı

Yirmibir, Bitcoin Podcasti

Play Episode Listen Later Aug 14, 2025 8:08


Bitcoin'in "içsel değeri olmadığı" iddiası, özellikle İslam dünyasında sıklıkla dile getirilen bir eleştiri. Peki gerçekten de bir şeyin "içsel değeri" diye bir kavram var mıdır? Yoksa bu, yaygın bir yanılgı mı? Bu bölümde, Avusturya Ekonomi Okulu'nun kurucusu Carl Menger'in ve iktisatçıların sunduğu derinlemesine bilgilerle, değerin doğasına dair temel yanılgıları aydınlatıyoruz.Bu sohbet, değerin öznel doğasını keşfe çıkarıyor. Bir ürünün herkes için aynı değeri taşımadığını, hatta aynı kişi için farklı durumlarda farklı değerlere sahip olabileceğini gösteren çarpıcı örnekler inceliyoruz: Ekmeğin glüten intoleransı olan biri için değerinin olmaması veya petrolün yüzyıllar içinde negatif değerden muazzam bir değere dönüşmesi gibi. Ayrıca, bir ürünün değerinin, o ürünün son biriminden elde edilen tatmine göre belirlendiği "marjinal fayda" kavramını da açıklıyoruz."İçsel değer" yanılgısının sadece akademik bir tartışma olmadığını, aynı zamanda ekonomik hesaplamalar (TÜFE/GSYİH gibi), devlet politikaları ve hatta paranın değerine ilişkin inançlar gibi birçok yanlış anlamaya yol açtığını ortaya koyuyoruz. Bir şeyin değerinin üretim maliyetinden veya harcanan emekten gelmediğini, ölçülemeyen ve öznel bir nitelik taşıdığını vurguluyoruz.Bu bölüm, Bitcoin'in değerine yönelik eleştirileri ele alırken, aynı zamanda altının bile "içsel değer" iddialarının nasıl çürüdüğünü gösteriyor. İslam iktisadında da sıklıkla karşılaşılan, devletin paranın değerini sabitleyebileceği veya 'fiat' paranın kendi başına bir değeri olduğu yanılgılarını ele alarak, gerçek değer anlayışının önemini vurguluyoruz.Bu bölüm, ekonomik düşünceye yeni bir pencere açarak, değerin ne olduğunu ve neden insan algısına bağlı olduğunu derinlemesine anlamamızı sağlayacak. Bitcoin'in Riba temelli finans sistemlerinden kaçış için en iyi parasal teknoloji olduğuna inanan Bitcoin Majlis'in bakış açısıyla, bu konuyu genişleterek finansal okuryazarlığınızı artırın.Kaynak

Gerçek gazetesi
Armağan Tulun: “Biz duvarları yıkarak ilerlemek zorunda olan işçileriz”

Gerçek gazetesi

Play Episode Listen Later Jul 21, 2025 5:27


Tam bir yıl önce Polonez işçileri, o zamana kadar belki de kendileri dışında kimsenin doğru dürüst yolunu bilmediği, önünden geçmediği, Çatalca'da ormanın içindeki fabrikanın önünde tutuşturdu ilk kıvılcımı. İlk günlerde kimse 173 gün sürecek, sınıf mücadelesi gündemine damga vuracak ve işçi sınıfının tarihine adını altın harflerle yazdıracak bir mücadeleye girişildiğinin farkında değildi. Ama Polonez direnişi öyle bir mücadele oldu ki, işte bugün direnişin birinci yıldönümü ve aileleri ile birlikte kadın erkek 146 Polonez işçisinin her anından gurur duyulan şanlı direnişine selam durma günü. Çünkü Polonez direnişi son yıllarda Türkiye'deki en öğretici işçi mücadelelerinden birisi oldu. Yıllarca asgari ücretin bile altında maaşlara mahkûm edilen işçilerin “artık yeter” diyerek sendikalarında örgütlendiklerinde, birbirlerine kenetlendiklerinde neler yapabileceklerini gösterdi. İşçi sınıfından umudunu kesenlerin yüzüne, işçi sınıfı burada, sadece kendi geleceğine değil, tüm işçi sınıfının onuruna, memleketin geleceğine sahip çıkıyor diye çarpan bir tokat oldu. Sendikaya üye olmaya karar verdiklerinde, belki de sadece mutfakta kaynayan tencereyi, çocuklarına, ailelerine daha iyi bir gelecek sağlayacak ücretleri, her Pazar mesai yapmadan çoluğuna çocuğuna daha fazla vakit ayırabileceği bir çalışma düzenini düşünerek yola çıkmışlardı. “Biz ekmeğimizin peşindeyiz” dediler ama karşılarına sadece Anayasa 51 sendika hakkının gasp edilmesi değil, yürüyüş hakkının, eylem hakkının gasp edilmesi de çıktı. Sadece patronun saldırılarına değil, biber gazına, polis şiddetine, ters kelepçe ile gözaltına alınmaya, polisin, kaymakamın, valinin her türlü baskısına göğüs germek zorunda kaldılar. Ama ne olursa olsun 173 gün boyunca yılmadılar, bir adım geri atmadan direndiler. Ekmeğimizin peşindeyiz diye çıktıkları yolda yürüyüşleri engellenince aç kaldılar ama onurlu mücadelelerinden vazgeçmediler. Bu ülkenin sermayenin istibdadı altında bir çadır devlete dönmesine karşı çadırlar kurdular, meydanlarda yattılar, iş, aş için başlayan mücadelelerini hürriyet mücadelesi ile birleştirdiler. “İş, Aş, Hürriyet” sloganları direniş çadırında, Anayasal hak yürüyüşü yollarında, adliye binalarının önünde yankılandı. Her adımlarında patronların çıkarını korumak için karşılarına dikilen duvarları gördüler ama polisin fabrika önündeki şiddetli bir saldırısının ardından bile kararlılıklarını gösterip “Duvarları yıka yıka geldik, bundan sonra da öyle devam edeceğiz” dediler ve sonuna kadar sözlerinin arkasında durdular. Patronların sendikalaşmayı engellemek için işçileri hiçbir gerekçe göstermeden, iftira ile hırsızlık ve yüz kızartıcı suçtan Kod-46 ile işten çıkarmasına karşı, “Sendika kazanır, 46'yı kaldırır” sloganını direniş çadırında buldular ve mücadeleleriyle o sloganın gerçek olmasını sağladılar. Direniş sırasında buna benzer sayısız kazanımın yanında elbette her şeyden önemlisi Polonez işçilerinin birliği, kazandığı sınıf bilinci ve mücadele deneyimi oldu. Direnişin sonunda bu büyük direnişin hakkı olan tüm hedeflerine ulaşamamış olsalar da yine de Polonez işçisi kazandı. Ve sendikaya üye olup, sahip çıkmanın ama aynı zamanda denetlemenin ne kadar kritik olduğu dersini bir kez daha kendi deneyimi ile işçi sınıfına vermiş oldu.Polonez direnişi, yazın kavurucu sıcağını, kışın ayazını yaşadığı 173 günün ardından bitti; ama Polonez işçileri mücadelede saf tutmaktan vazgeçmiyor. İşte en büyük kazanım budur. Yağmur çamur yağsa da kış kıyamet kopsa da direneceğiz diyerek tuttukları nöbeti şimdi artık başka fabrikalarda yanan çoban ateşlerinin başında dayanışma göreviyle devam ettiriyor Polonez işçileri. Ve daha da önemlisi işçi sınıfı siyasetine omuz veriyor, onu büyütmek için taşın altına elini koyuyor. Fabrikanın kapısında son kez bir arada olduğumuz gün, ellerimiz havada önce yumruk olup sonra tutuştuğunda, bir söz vermiştik: “Bu kavuşan ellerimiz ayrılmayacak, bu buluşan yüreklerimiz kopmayacak!”

Yeni Şafak Podcast
Bülent Orakoğlu - ABD askerlerinin tamamını 30, 60, 90 gün içinde Suriye'den çekme planı

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Apr 20, 2025 4:47


NBC, Şubat ayı başında iki ABD Savunma yetkilisine dayandırdığı haberde, Trump yönetiminin politikaları gereği Savunma Bakanlığının, ABD birliklerini Suriye'den 30, 60 veya 90 gün içinde tamamen geri çekmek için planlar hazırlamaya başladığını öne sürmüştü.

Besin Piramidi
Bölüm 880: Biyolojik yaşınızı geri çekme yolları

Besin Piramidi

Play Episode Listen Later Apr 17, 2025 7:54


Yaşam tarzınızda belirli değişiklikler yaparak biyolojik olarak genç kalma yöntemleri nelerdir?

yollar ekme biyolojik
EKSEN
‘Ekonomi programı, yabancı sermayeyi Türkiye'ye çekme çabasından başka bir şey yapmadı'

EKSEN

Play Episode Listen Later Mar 26, 2025 84:23


Ekonomist Arda Tunca'ya göre para piyasalarındaki yabancı sermaye, olaylar yatışınca geri dönebilir. Türkiye'nin yerli üretim için yapısal reformlara ağırlık vermesi gerektiğini kaydeden Tunca, diğer yandan dünyada ekonomik büyümede düşüş ve enflasyonda artış beklendiği uyarısında bulundu.

Gerçek gazetesi
Başyazı: Ekmeğin kokusu (Şubat 2025)

Gerçek gazetesi

Play Episode Listen Later Feb 11, 2025 5:37


Baskıcı ve keyfî yönetim yani istibdad rejimi yargıyı bir sopa gibi kullanarak kendisine muhalif olarak gördüğü herkesi bastırmaya çalışıyor. Belediye başkanlarından teğmenlere, siyasi parti başkanlarından gazetecilere kadar çok geniş bir kesim bu baskıdan nasibini alıyor. Böylesine keyfî yönetim ve baskı rejimi elbette ki haklı bir tepkiye neden oluyor. İstibdad bu tepkinin sokaklarda ve meydanlarda kendini ifade etmesini bir suçmuş gibi göstermeye çalışıyor. Halkın haklı ve meşru mücadelesinin bir örneği olan Gezi ile başlayan halk isyanı, her fırsatta sanki bir darbe girişimiymiş gibi gösterilerek bugün hakkını sokakta arayan insanlara gözdağı veriliyor. Devlet Bahçeli çıtayı yükseltiyor ve “yüreğiniz yetiyorsa sokağa çıkın da görelim” diyerek hak arayan insanları tehdit ediyor. “Kınında beklemekten yorulmuş kılıç gibi buradayız” diyerek yaptığı şiddet iması faşizmin alametifarikası olan paramiliter tedhiş yöntemlerini gündeme taşıyor.Bu baskılar ve tehditler kimseyi yıldırmamalıdır. Toplantı ve gösteri yürüyüşü, hak arama, örgütlenme, sendika ve grev anayasal haktır. Anayasal hakların kullanılmasının engellenmesi, hele ki hak arayanları kitlesel şiddetle tehdit etmek suçtur. Bununla birlikte temel hak ve hürriyetleri savunmak bu hak ve hürriyetleri kullanmaktan geçiyor. Kullanmadığın hak, hakkın değildir. Korkmadan yılmadan haklarımızı kullanmalıyız. “Nasıl korkmayalım?” diyecekler olabilir. Koskoca belediye başkanları, büyük medya kuruluşlarına bağlı gazeteciler hapse giriyor. Hakkımızı mahkemede savunacak avukatların kendisi parmaklıkların ardına konuyor. Eli silahlı teğmenler tek bir kararla ordudan atılıyor. En kudretli görünen siyasetçiler dahi tutuklanabiliyor, haklarında soruşturmalar açılarak baskı altında tutulabiliyor. Koca profesörler, aydınlar, sanatçılar susuyor, sütre gerisine çekiliyor. Sıradan vatandaşlar haklarını nasıl savunacak?Cevabımız şudur: Belki de o çok güçlü ve kudretli gördüğünüz kişiler, ünlü olduğu için, zengin olduğu için, makam mevki sahibi olduğu için dokunulmaz zannettiğiniz kişiler o kadar da güçlü ve kudretli değildir. Paraları, malları, mülkleri, makam ve mevkileri, şöhretleri onların gücü değil zaafıdır. Düzenin muhalifleri, bir yandan hak mücadelesi verirken bir yandan da bu düzen sayesinde elde ettiklerini kaybetmekten korkuyor. Bu korku onları bu düzene bağlayan hareketsiz ve güçsüz bırakan bir zincir oluyor. İstedikleri kadar heyecanlı nutuklar atsınlar, onların korkusu etrafa bir burjuva kokusu yayıyor. Bu burjuva sınıfının kokusudur ki emekçi halka “onlar yine kendini kurtarır olan bize olur” duygusunu veriyor. Bu yüzden daha dün bu düzenden nemalanan burjuva siyasetçiler, daha dün istibdad rejimiyle normalleşme ve yumuşama dansına kalkanlar, müteahhitlikten siyasete sıçramış belediye başkanları, işçi sınıfının içinde olması gerekirken bunların arkasına katar katar dizilmiş solcular emekçi halkı hürriyet mücadelesinde seferber edemiyor. Edemezler de! Düzen siyaseti hürriyet mücadelesinin zayıf karnıdır… Erdoğan'ı işçi düşmanı İngiliz Mehmet'in ekonomi yönetimine karışma diye uyaranlar, işçiyi emekçiyi cahil görüp ona tepeden bakanlar, Batı'ya hayran olup emperyalizmin himayesinde demokrasi arayanlar, işçinin, köylünün, yoksulun derdiyle dertlenmeyip, kendi derdinin peşine düşenler istibdadın baskılarının arkasında sermayenin ve emperyalizmin çıkarlarının yattığını teşhir edemez. Edemiyorlar da!Hürriyeti kazanacak güç ve kudret işçi sınıfının ve emekçi halkın saflarında mevcuttur. İşte grev yasağını yırtıp atan grevci metal işçileri! İşte sendika hakkını her türlü baskıya rağmen savunan, yürüyüş hakkını polis barikatlarını aşarak kazanan Polonez işçileri! İşte istibdadın açık çek verdiği, OHAL'i sizin önünüzü açmak için ilan ettik dediği, “millî güvenlik” gerekçesiyle fabrikalarındaki grevleri yasakladığı Amerikan, İngiliz, Fransız, Alman, Japon tekellerine karşı göze göz dişe diş sınıf kavgası veren Türküyle Kürdüyle Sünnisiyle Alevisiyle bu memleketin işçisi!

Yeni Şafak Podcast
Yaşar Süngü - Ekmeği zenginleştirmenin kelebek etkisi

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Jan 19, 2025 5:19


Biz ekmek yemeden ve görmeden doyduğunu anlamayan bir milletiz. Az da yesek çok da ekmek sofraların en saygıdeğer köşesindedir her zaman. Sofraların olmazsa olmazıdır. Yemesek bile her öğünde ekmeği baş köşeye koyarız. Hem en çok ekmek tüketen ülkeler listesinde, hem de ekmeğe saygıda birinciyiz.

Yeni Şafak Podcast
YAŞAR SÜNGÜ - ABD, beyaz ekmeği sağlıklı gıda listesinden çıkardı

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Jan 8, 2025 5:09


ABD'nin 30 yıl gecikmeyle değiştirdiği yeni sağlıklı gıda listesi muhtemelen başta Avrupa olmak üzere ABD ile ticareti olan bütün ülkeleri ve bu ülkelerdeki üretim biçimini etkileyecek. Diğer ülkelerin de sağlıklı gıda konusunda gecikmeden listelerini güncellemeleri gerekiyor. Son istatistiklere göre Amerikalıların yüzde 77'si doymuş yağ alımına ilişkin tavsiyeleri aşıyor, yüzde 63'ü ilave şeker sınırlarını aşıyor ve yüzde 90'ı çok fazla sodyum tüketiyor. Neredeyse yüzde 80'i süt ürünleri, meyve ve sebze konusunda yetersiz kalıyor.

Audio Sandhya - Sant Shri Asharamji Bapu Sandhya
Dec 13,2024 Friday : Noon : Sandhya Satsang - Noon Panchtatvo Ki Shrushthi Ka Rahashya Sabme Ek Ekme Sab

Audio Sandhya - Sant Shri Asharamji Bapu Sandhya

Play Episode Listen Later Dec 13, 2024


Dec 13,2024 Friday : Noon : Sandhya Satsang - Noon Panchtatvo Ki Shrushthi Ka Rahashya Sabme Ek Ekme Sab

Ahşaptan Betona, Mecidiyeden Jetona
Ekmeğin tarihi süreci

Ahşaptan Betona, Mecidiyeden Jetona

Play Episode Listen Later Nov 12, 2024 24:19


Tarihi süreçte en temel ihtiyaçlarımızdan ekmeğin anlamını ve biçimlenmesini konuşuyoruz.  

Ahşaptan Betona, Mecidiyeden Jetona
Ekmeğin tarihi süreci

Ahşaptan Betona, Mecidiyeden Jetona

Play Episode Listen Later Nov 12, 2024 24:20


Tarihi süreçte en temel ihtiyaçlarımızdan ekmeğin anlamını ve biçimlenmesini konuşuyoruz.  

Mevlana Takvimi
BELÂLARI NİMETLERE TERCİH EDENLER - 04 KASIM 2024 - MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Nov 4, 2024 2:13


Selefi Salihin'in güzel bir ahlâkı sıkıntı ve belâları nimet ve rehâvete tercih etmeleri idi. Çünkü bu sayede Allâh (c.c.)'a yönelişleri sürekli oluyordu. Öyle ya, Allâh (c.c.)'u seven kendisini Allâh (c.c.)'a yaklaştıran, kendisine Allâh (c.c.)'u hatırlatan her şeyi sever. Vehb b. Münebbih (r.âleyh) şöyle diyordu: “Belâyı nimet, rehâveti de musibet olarak değerlendirmeyen fakih değildir.” Bir keresinde bir grup Mâlik b. Dinar (r.âleyh)'i ziyarete gider. O sırada Mâlik (r.âleyh) karanlık bir odada, elinde bir ekmek somunu oturmaktadır. “Mâlik kandil yok mu? Ekmeği üzerine koyacağın bir şey yok mu?” derler. Mâlik (r.âleyh) “Beni bırakın, vallâhi ben geçmişimden nedâmet duymaktayım” der. Hasan-ı Basrî (r.a.) şöyle diyordu: “Allâhü Teâlâ'nın dünya nimetlerine boğduğu birisi bunun bir tuzak olabileceğinden endişe duymazsa, Allâh (c.c.)'un mekrinden emin olmuş demektir Oysa hüsranda olanlar dışında kimse kendini Allâh (c.c.)'un mekrinden güvencede hissedemez.” Mü'minlerin Emiri Ömer b. el-Hattâb (r.a.) şöyle buyurmuştur: “Her gece yiyeceği bir parça kuru ekmek bulan fakir değildir, fakir hiçbir şey bulamayandır.” Mutasavvıfların bu ahlâkla ilgili delillerinden biri Resûlullâh (s.a.v.)'in şu sözleridir: “Sûr'un sahibi (İsrafil (a.s.)) Sûr'u ağzına götürmüş kulağını dikmiş, alnını germiş ne zaman emir alacak da Sûr'a üfleyecek diye bekleyip dururken, insan nimetlerden nasıl zevk alabilir?” Bu hadis-i şerif bize, kâmil zatların bu dünyadan kıyâmet gününün korkunçluklarını seyredebildiklerini göstermektedir. Temâşa ettikleri o manzaralar kendilerinde ne yeme ne içme ne uyku ne de cinsel zevk bırakmıştır! (İmâm Şa'rânî, Tenbihü'l-Muğterrin Tercümesi, s.206-207)

Sapien Podcast
Hamburger ve İçindekilerin Binlerce Yıllık Tarihi

Sapien Podcast

Play Episode Listen Later Oct 27, 2024 12:55


Bu bölümde Sapien olarak, günlük hayatımızın en ikonik yiyeceklerinden birinin, hamburgerin kökenine iniyoruz!

Aposto! Altı Otuz
Aposto Altı Otuz | 21 Eylül Cumartesi - Göbeklitepe ekmeği, hibrit engeli

Aposto! Altı Otuz

Play Episode Listen Later Sep 21, 2024 11:05


THY, Göbeklitepe'de üretilen buğdaydan yapılan "dünyanın ilk ekmeği"ni yolcularına sunacak. Elektrikli araç ithalatına getirilen 7 bölgede 20 yetkili servis kısıtlaması, hibrit ve plug-in hibrit araçları kapsayacak şekilde genişletildi. Bu bölüm Schneider Electric hakkında reklam içermektedir. Schneider Electric, Dünya Sıfır Emisyon gününde de fosil yakıt kullanımını ve karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik faaliyetlerine devam ediyor. 2025 yılı sonuna kadar 1 milyon kişiye enerji yönetimi becerileri kazandırma hedefiyle faaliyetlerine devam eden Schneider Electric'in Sürdürülebilirlik Etki (SSI) programının çıktılarına buradan ulaşabilir; düzenlediği Innovation Summit 2024 kaydınızı buradan yapabilirsiniz. Aposto Gündem'e buradan ulaşabilirsiniz.

Yeni Şafak Podcast
GÖKHAN ÖZCAN - Şükrün varlığı ve yokluğu

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Aug 14, 2024 4:15


Çok yakınımızdaki bir şehirde, Gazze'de temel ihtiyaç dendiğinde ekmek, su, ilaç gibi olmadığında hayatın idame ettirilemediği şeyler anlaşılıyor. Gazzeli kardeşlerimiz içecek su, yiyecek aş, yarasını saracak bir doktor bulabildiğinde kendini her şeye sahipmiş gibi hissediyor. Bizim herhangi bir ek gayret göstermeden sahip olabildiğimiz nimetler bunlar. Herhalde bu kadar kolaylıkla sahip olabildiğimiz için olacak, ekseriyetimizin aklına bu nimetlere şükretmek gelmiyor. Yokluğu yaşayanlarsa bir parça kuru ekmek için bile gönül dolusu şükrediyor. Görüyoruz işte, zalimlerin saldırılarında bir kolunu kaybetmiş gazi, diğer kolunu kaldırıp geriye kalan kolu için şükrünü ifade ediyor. Kulluk imtihanında sorular farklı yerlerden geliyor; kimine varlıktan sual ediliyor, kimine yokluktan. Yokluğu, yoksunluğu yaşayanlar, ellerinde kalan en ufak şey için bile hallerine şükrediyor, görünen o. Temel hayati ihtiyaçlarını rahatlıkla giderebilenler içinse bu temel seviye şükre layık bulunmuyor pek. Ekmeğe, suya, ilaca, barınağa, güvenliğe ve başka temel ihtiyaçlarına kolayca sahip olanların şükür kavramını hatırlamaları için bundan fazlası gerekiyor çoğu zaman. Hayatı idame ettirmemiz için olmazsa olmaz olan bu nimetlerin bize bu kadar kolay bağışlanıyor olması şükrü icap ettiren bir şey olarak görülmüyor. Sokak röportajlarında sık sık “Ben neyime şükredeyim…” ile başlayan yakınma cümleleriyle konuşan insanlarımıza rastlıyoruz.

Gerçek gazetesi
Sivas'ın hesabını sormak için örgütlen! Yeni katliamları engellemek için kardeş kavgasına karşı sınıf kavgası!

Gerçek gazetesi

Play Episode Listen Later Jul 1, 2024 5:01


2 Temmuz 1993'te Sivas Madımak Oteli'nde 35 canımızı bizden koparıp aldılar. Bir grup faşistin ve siyasal İslamcının yaktığı ateşin arkasında, içinde yaşadığımız kirli düzenin ekip çalışması vardı: NATO beslemesi kontrgerilladan, devletin hâkim güçlerinden, düzen siyasetçilerinden oluşan koskoca bir ekip! Peki, bu düzenin kirli güçleri neden böyle bir katliama imza attı? 1993 yılının öncesine dönelim. 1989 Bahar Eylemleri'nden başlayan, 1990'da kamu emekçilerinin mücadelesiyle, Zonguldak maden işçilerinin grevleriyle devam eden bir süreçte, işçi sınıfı 12 Eylül 1980 darbesinin yenilgisinden sonra tekrar ayağa kalkıyordu. Kürt halkı özgürlük mücadelesini büyütüyor, sokaklar, meydanlar bu mücadelenin sesiyle yankılanıyordu. İşte katliam yükselen bu hareketi bastırmak içindi. İşçilerin, emekçilerin, gençlerin, Kürt halkının gözünü korkutmak fakat ondan da öte toplumu kendi istedikleri şekilde bölmek, kardeş kavgasını kışkırtmak için mezhepçiliğin ve faşistlerin kullanıldığı bu katliamı seçtiler. Sivas katliamı, polisin de TSK'nın da (Türk Silahlı Kuvvetleri) saatlerce müdahale etmemesiyle, devletin başındakilerin bu güçleri harekete geçirip katliamın önüne kolaylıkla geçebileceği halde geçmemesiyle planlı bir devlet operasyonudur. Devletlû bir katliamdır. Katliamın hesabını kimler sormadı? Sivas katliamının davası 19 sene sürdü, 2012 yılında AKP döneminde zaman aşımına uğratıldı. Bu 19 senede düzen siyasetinin her renginden 12 farklı hükümet geldi geçti. DYP, CHP, SHP, ANAP, Refah Partisi, DSP, MHP, AKP… Hadi faşistler, siyasal İslamcılar zaten bu katliamın arkasında durdular, peki ya diğerleri? Onların hükümetlerinde de hiçbir şey değişmedi ve onların da göz yummasıyla, destek vermesiyle bu katliam örtbas edildi. Unutmayalım, Sivas katliamının hesabı bu düzenin mahkemelerinde sorulamadı! Zaten Sivas katliamı sırasında iktidarda olanlar da siyasal İslamcılar ya da faşistler değildi. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel devletin başındaydı. Başbakan Tansu Çiller ve koalisyon ortağı da SHP, yani o günün CHP'siydi. Sadece ön saflarda maşa olarak kullanılan siyasal İslamcılar ya da faşistler değil, düzen siyasetinin sözde karşı kutbunda görünenler de katliamın sorumlusuydu. Madımak'tan yükselen dumanların sorumluluğunu taşıyanlar bugün de kimseye nefes aldıramaz. Katliamın hesabını kim soracak? Katliamdan sonra geçen 31 yıl bize gösterdi ki, Sivas katliamının hesabını ancak bu düzenden hiçbir çıkarı olmayanlar, bu düzenle kanlı bıçaklı olanlar sorabilir. Kontrgerillayı besleyen emperyalistlerle iş birliği yapmayanlar, onlardan medet ummayanlar bu hesabı sorabilir. Onlar halkı Alevi-Sünni, Türk-Kürt diye bölüp kardeş kavgası çıkarmaya çalışırken, sınıf kavgasında birleşen ve kardeşleşen her ulustan ve mezhepten işçiler, emekçiler katliamın hesabını sorabilir! Yeni katliamlar nasıl engellenecek? Yerli-yabancı kapitalistler kazansın, emperyalistler ceplerini doldursun, sömürü ve baskı sürsün diye işçi sınıfını ve emekçi halkı bölüp kardeş kavgasını çıkarmaktan, cinayetlerden ve katliam yapmaktan geri durmayan bu kirli düzen yıkılmadıkça başta Aleviler olmak üzere emekçi halkımız asla güvende olmayacaktır. Bugün düzen siyasetinde kavak yelleri estirmeye çalışıyorlar. Düzen siyasetinin aktörleri birbirlerine “normalleşme” çağrısı yapıyor çünkü işçiler ve emekçiler için bir cehennem hazırlıyorlar. Ekonomik krizin faturasını AKP emekçi halka ödetirken CHP ve diğer düzen partileri buna çanak tutacak. Tabii işçi sınıfı ve emekçiler birleşip sesini yükselttiğinde, düzeni grevlerle eylemlerle sarstığında sicili kirli bu düzenin yeni katliamlarla halkı sindirmeye çalışmasının önünde bir engel var mı? Biz gardımızı indirirsek yok! Düzen siyasetçilerine kanmayacağız. Kavak yelleriyle gevşemeyecek, fırtınaya hazırlanacağız! Örgütleneceğiz, kendi gücümüze güveneceğiz! Ekmeğimiz için, hürriyetimiz için kardeş kavgasına karşı sınıf kavgasında birleşip sınıf kavgasını büyüteceğiz! Sivas'ın hesabını böyle soracak, yeni katliamları da böyle engelleyeceğiz!

Yeni Şafak Podcast
MEHMET ŞEKER - “Ben Bilmem, Bahçeli Bilir” Demeliydi

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Jul 1, 2024 3:21


Özgür Bey ilk zaman erken seçime karşı olduğunu açıklamıştı. Kısa süre sonra fikir değiştirdi. Şimdi, bir buçuk yıl sonraya tarih veriyor. İmkânsızlığını bilmesine rağmen “Bana kalsa hemen olsun, bu hafta olsun…” bile dedi. Demek kolay. Dil, kastan ibaret; kemiği yok. Bir de o kararı alacak vekillerine sorsun bakalım, özlük haklarını elde etmeden Meclis'te kabul oyu verecek üç kişi çıkar mı? * Hem adı Devlet, soyadı Bahçeli değilken, ne zaman erken seçim olacağına karar vermek kimseye düşmez. Aklı başında bir siyasetçinin, bu konuda soru geldiği zaman “Ben bilmem, Bahçeli bilir” demesi gerekir. Bu memlekette erken seçimin ne zaman yapılacağına kimin karar verdiği, vereceği bellidir. * Yerel seçimle genel seçim arasında büyük fark var. 1950'den bu yana yapılan yerel ve genel seçimlere bakınca, her açıdan görülür. Sadece son iki seçime baksak bile anlarız. Vatandaşın söylediği özetle şudur: “Siz hükümeti kurun, ülkeyi yönetin; siz de belediyeleri alın.” Biraz daha ayrıntı isteyenler için şu şekilde anlatabiliriz: İsmail ha burada / Hasan geçsin çördeğe / Uşaklar ben dümende / Coştum arkadaş coştum / Biraz çalam kemençe… Çekin uşaklar çekin / Hemen aldık ırgatı / Geliyor bir sert poyraz / Vuralım iki katı… * Bu arada bilmeyen olabilir, çördek nedir, birkaç kelimeyle söyleyelim. Çördek: Yukarı çekmekte kullanılan ip, halat. Irgat da burada işçi anlamında değil, gemilerde ve yapılarda kullanılan, yatay kolları olan ve birkaç kişi tarafından çevrilen bocurgat. Bir nevi çıkrık. Bocurgat sözlükte şöyle yer alır: Ağır yükleri yukarı kaldırmakta kullanılan, manivela ile döndürülen ve döndürüldükçe, kaldırdığı şeyin bağlı bulunduğu urganı kendi üzerine saran dolap. * Siyasette de bunların karşılığı olsa gerek. Kimi ırgattan, bocurgattan sorumludur, çördekle ilgilenir. Kimi de dümendedir. Yeri geldiğinde coşmak ise herkesin hakkı. İsteyen kemençe çalar, isteyen horon teper veya halay çeker. İstemeyen bir köşede burnunu çeker. FATURASI ÇOK AĞIR OLUR Dedelerimiz Birinci Dünya Savaşı'nı gördü. Görmek ne kelime, savaşta bizzat görev aldılar. Ateşin ortasında kimi şehit oldu… Kimi kolunu yahut bacağını cephede bırakarak evine döndü. Çoğu, evini bıraktığı gibi bulamadı. * Babalarımız İkinci Dünya Savaşı döneminde yaşadı. Sıkıntılı yıllardı. Yokluk, fakirlik, imkânsızlıkla mücadele ettiler. Ekmeği karneyle aldılar. Bir avuç bulgur bulunca mutlu oldular. * Biz üçüncü nesil… Bolluk içinde bir hayata kavuştuk ama endişeyle bekliyoruz. Atalarımıza kıyasla büyük bir konfor içinde olsak da ciddiye alınması gereken bir risk altındayız. Üçüncü savaş çıkarsa, onlardan çok daha fazla zarar görebiliriz. Kol-bacak vermek yetmez, can ile canandan geçme faslı başlar o savaşla birlikte. Dördüncü nesil?

FOX Haber
Ekmeğe yüzde 31,25'lik zam...

FOX Haber

Play Episode Listen Later May 11, 2024 122:31


Türkiye'den ve dünyadan gelişmeler Çalar Saat Hafta Sonu'nda! Hafta içi meydana gelen tüm olayları özetleyen ve canlı bağlantılarla süslenen "Çalar Saat Hafta Sonu" Her Cumartesi ve Pazar 08.30'da NOW'da! Bizi sosyal medyadan takip edin: Facebook: https://www.facebook.com/nowhaber.tr X: https://twitter.com/nowhaber Instagram: https://www.instagram.com/nowhaber.tr

Mesele Ekonomi
Ekonomide acı çekme sırası başkalarında! & Neye, neden yatırım yapmalı? | Ömer Gencal & Ali Ağaoğlu

Mesele Ekonomi

Play Episode Listen Later Apr 3, 2024 34:17


Ali Ağaoğlu & Ömer Rıfat Gencal, Pusula'nın bu haftaki bölümünde, dün gerçekleşen yerel seçimlerin sonuçlarının olası ekonomik etkilerini tüm boyutlarıyla tartışıyor! İyi dinlemeler...

neden neye ekonomide ekme
Aposto! Altı Otuz
Aposto Altı Otuz | 16 Mart Cumartesi - Trollün çağı, dünyanın en eski ekmeği

Aposto! Altı Otuz

Play Episode Listen Later Mar 16, 2024 13:54


Dünyanın bilinen en eski ekmeği Çatalhöyük'te keşfedildi. THY, Güney Amerika ülkelerine yönelik seyahat uyarısında bulundu. "Demir akciğerli adam" Paul Alexander hayata gözlerini yumdu. Bu bölüm Sneaks Up hakkında reklam içermektedir. Sokak modasını şekillendiren Sneaks Up, Nike ile “Own The Floor” diyor ve sokağın ritmine ayak uydurmaya çağırıyor. Sokak kültürünün vazgeçilmez parçası hâline gelen Nike Dunk ve Nike Air Force 1 ile senin sahnen nereyse stilin de rahatlığın da seninle birlikte.

Yeni Şafak Podcast
GÖKHAN ÖZCAN - Gazze'nin Kutlu Hikâyesi

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Mar 13, 2024 4:16


Dikkatli bakanlar için Gazze'de zulmün ve yol açtığı acıların ötesinde, başka şeyler de oluyor. Dilimizden düşürmediğimiz ama anlamlarını derinliğine kavramaktan gün gün uzaklaştığımız kimi kavramların, Gazze'nin mübarek insanları marifetiyle yeniden muhteva kazandıklarına şahit oluyoruz. Bunlardan belki en önde geleni, aynı zamanda en kıymetli olanı: İman. Gazze'de imanın, yurt tuttuğu kalplerde nasıl yıkılmadan ayakta kaldığına, nasıl o insanların hamuruna karıştığına ve onları ne kadar güçlü kıldığına şahit oluyoruz. Neredeyse her Gazzelinin, belki yeryüzünde işlenmiş en büyük zulme karşı yıkılmaz bir gücü var. Ekmeği, suyu, evi barkı, parası pulu ve belki en önemlisi can güvenliği yokken, bu gibi gecelerde imanına sarılıp uyuyan, tankların üstüne yürüyen, kanlar içindeki minicik evladına sarılıp Allah'a tevekkül eden insanlar görüyoruz. Bir şey hariç hiçbir şeyleri yokken, bir şey hariç her şeyi olan zalimlere kafa tutuyorlar. Nedir o bir şey? İman elbet! Onlar başlarına gelen bela ve musibetlere sabır gösteriyor, Allah'a sığınıyorlar. Bunu imtihanları biliyor, bu zorlu imtihandan geçerken teslimiyetlerinin bir nişanesi olarak, "Allah bize yeter, o ne güzel vekildir" hakikatini adeta tesbih ediyorlar. İman, imtihan, sabır, teslimiyet... Gazze'de yaşananlara şahit oldukça, bu kelimeleri ne kadar kolay telaffuz ettiğimizi fark ediyoruz. Bizim için bu kelimeleri cümlelerimize serpiştirmenin görünür hiçbir bedeli, maliyeti yok neredeyse. Böyle olunca galiba hafifliyor sanki biraz bu ağır kelimeler zihinlerimizde. Söylenip geçilen, muhtevasından kaybeden tekrarlara, hatta biraz ezberlere dönüşüyor. Gazze, bedelini can can ödeyerek bize yeniden bu kelimelerin ağırlığını, nasıl idrak edilmesi, nasıl yaşanması, nasıl taşınması gerektiğini hatırlatıyor bize. En çarpıcı, en yakıcı, en hakiki şekliyle...

Yeni Şafak Podcast
Aydın Ünal - Allah bize yeter… O ne güzel dosttur!

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Mar 11, 2024 5:10


Her yönden kuşatıldık. Hristiyan, Musevi, Siyonist, Budist, Hindu, Şamanist, ateist ve daha nicesi Müslüman düşmanlığında ittifak ettiler, güç birliği yaptılar. Şair Fuzuli'nin asırlar önce kim bilir hangi iç sıkıntısıyla yazdığı “Derd çok hemderd yok düşman kavî tâli' zebun” (Dert çok, derdi paylaşan yok, düşman güçlü, talih zayıf) dizeleri bugün ümmet-i İslâm'ın ortak sesi oldu. Evet, düşman güçlü, hem de çok güçlü. Çok paraları var… Afrika'nın elmaslarını, Amerika'nın altınlarını, Ortadoğu'nun petrolünü çaldılar. Ekmeği de emeği de sömürdüler. Ticaret yollarını tuttular. Yoksul bıraktılar, borç verdiler, faizle, tefecilikle daha da çok kazandılar. Dilediklerini büyütüyor, dilediklerini yok ediyorlar. Hırsla üretiyor, azgınlıkla tüketiyorlar. Hesabı bilinmez hazinelerin üzerinde oturuyor, suyun başında duruyor, paralarıyla köleler, ülkeler, zalim diktatörler satın alıyorlar. Çok güçlü silahları var… Karada, denizde, havada ölüm yağdıran, yenilmez gibi görünen orduları var. Bir düğmeye basıp insanlığı tümden yok edecek bombaları var. Bilimde çok güçlüler… İnsanlığın birikimini şeytanca hedefleri için tutsak ettiler. Üniversitelerinde sömürmenin ve öldürmenin ilmini çoğaltıyorlar. Dünyanın her yanından zeki çocukları devşirip, dönüştürüp yıkıcı emellerine alet ediyorlar. Hikmete açılan tüm kapıları kapatıyor, kendi şahsi çıkarlarına hizmet etmeyen bilgiyi bilgiden saymıyorlar. Kendileri gibi düşünmeyenlere tahammülleri yok. Bilgiyi de, bilimi de, akademiyi de esir almış durumdalar. Kültürde çok baskınlar… Kendi dillerini, inançlarını, yaşam tarzlarını, alışkanlıklarını, müziklerini, filmlerini bütün dünyaya dayatıyorlar. Televizyonları, radyoları, gazeteleri, kitapları, internet içerikleriyle en ücraya kadar ulaşıyor, beşikteki bebeklerimize, okuldaki çocuklarımıza kadar kültürlerini enjekte ediyor, bozuyor, çürütüyor, saptırıyor, kendilerine benzetiyorlar. Enformasyonda güçlüler… Bütün kaynakları kontrol ediyor, haberleri süzgeçlerinden geçiriyor, bazen sağır, kör, dilsiz oluyor, bazen pireyi deve yapıyorlar. Kurnazlar. Hem para kazanıyor, hem istihbarat topluyor, hem dönüştürüyor, etkiliyor, algıyla oynayabiliyorlar. Bir o kadar da zalimler… Gözlerini kırpmadan öldürüyor, toplu halde yok ediyor, soyları kırıyor, eziyor, işkence ediyorlar. Merhametleri, acımaları yok. İlkeleri, sınırları yok. Medeniyet görüntüsü altında her türlü barbarlığı büyütüp üzerimize boca ediyorlar.

Mevlana Takvimi
AZ YEMEĞİN ÇOK OLMASI - 18 ŞUBAT 2024 - MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Feb 18, 2024 3:15


Cabir bin Abdullah (r.a.)'in Hendek savaşı sırasında başından geçen bir olayı şöyle anlatır: “Hendek günü yeri kazârken sert bir taşa rastladık, durumu Resûlullâh (s.a.v.)'e bildirdik. Resûlullâh (s.a.v.): “İnip onu ben kıracağım” buyurdu. Taşı kırmak için doğrulduğu zaman, karnına bir taş bağlamış olduğunu gördük. Üç gün olmuştu ki, hiçbir şey yememiştik. Resûlullâh (s.a.v.) bir vuruşta taşı parçaladı. Eve gitmek için izin istedim ve gittim. Eşime, “Resûlullâh (s.a.v.)'de açlık alâmetlerini gördüm, doğrusu sabrım tükendi, evde yenilecek bir şey var mı” dedim. Eşim bana, biraz arpa ile bir oğlağımız var” dedi. Önce oğlağı kestim, sonra da arpayı öğüttüm. Eti çömleğe koyduk. Hamur mayalanmış, et de pişmek üzere idi. Eşim bana, “Resûlullâh (s.a.v.) ile cemaatine karşı mahcup olmayalım” dedi. Resûlullâh (s.a.v.)'in yanına varıp yavaşça bana misafir olmalarını arzettim. Ancak bir oğlak kestiğimi ve bir Sa' (yaklaşık dört avuç) kadar da arpa olduğunu belirttim. On kişiden az bir cemaatle gelmelerini söyledim. Bunun üzerine Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdular: “Çok güzel, yalnız ben gelinceye kadar ne tencereyi ocaktan indirin, ne de ekmeği tandırdan çıkarın” buyurdu. Daha sonra Resûlullâh (s.a.v.), Hendek'te çalışanlara seslenerek: “Ey cemaat, Cabir sizin için ziyafet hazırlamıştır, acele geliniz” buyurdu. Cabir (r.a.) diyor ki, eşimin yanına varınca: “Çok mahcup olacağım, zira Resûlullâh (s.a.v.) bütün Muhacir, Ensar ve diğerleri (r.a.e.)'i getirdi” dedim. Eşim: “Hiçbir şey olmaz, Allâh (c.c.) ve Resûlü (s.a.v.) yemeğin miktarını bilir” dedi. Resûlullâh (s.a.v.) ile beraber cemaat de geldi. Kadın, yoğurduğu hamuru orta yere koydu. Resûlullâh (s.a.v.) ağzının suyundan birazını unun içine koydu, sonra bereketli olması için duâ etti. Daha sonra yemek tenceresine de aynı şeyi yaptı, duâ etti. Ekmeğin pişirilmesi için, hanımına yardım etmek üzere bir kadının daha çağrılmasını tenbih etti. Yemeği kaba doldururken ocaktan indirilmemesini emretti. Cemaat, bin kişi vardı. Onar onar gruplar halinde oturarak yemeklerini yediler. Yemin olsun ki, topluluğun tamamı doyduğu halde, tenceremizdeki yemek olduğu gibi duruyor, bir taraftan de yemek kaynıyordu. Ekmekte bir taraftan pişiyordu.” (Buhari) (Mehmet Çağlayan, Ehl-i Sünnet ve Akaidi, s.144-145

Evrim Ağacı ile Bilime Dair Her Şey!
Ekmeğin, Peynirin veya Meyvelerin Küflü Kısmını Kesip, Gerisini Yemek Sağlıklı Mıdır?

Evrim Ağacı ile Bilime Dair Her Şey!

Play Episode Listen Later Jan 29, 2024 5:20


Ekmeğinizin yüzeyindeki, meyvelerinizin içerisindeki noktacıklı veya gruplar halindeki küfün arkasında çok daha fazlası var. Genellikle yiyeceklerinizin üzerinde gördüğünüz ve "küf" dediğiniz renkli kısımlar, buna neden olan mantarların üreme hücreleridir (sporlarıdır). Küfe neden olan mantarların geri… Seslendiren: Gülfem Akdemir

yemek veya ekme genellikle akdemir
Bi Aile Meselesi
Bölüm 13 | Umut: Fakirin Ekmeği mi Yoksa Koruyucu Psikolojik Bir Faktör mü?

Bi Aile Meselesi

Play Episode Listen Later Dec 25, 2023 29:44


Podcast'imizin bu bölümünde Prof. Dr. Zeynep Cihangir Çankaya ve Psikolojik Danışman Serdar Çankaya "Umut" üzerine konuştular. Umarım dinlerken keyif alırsınız.Instagram ve Youtube için: @birailemeselesi'ni takip etmeyi unutmayın.

Farklı Kaydet.
Tottiler Messiler #284 - TSL | GS ZORLANDI, FB DEPLASMANDA GÜLDÜ, TS-IST, SAHADAN ÇEKME OLAYI

Farklı Kaydet.

Play Episode Listen Later Dec 21, 2023 78:13


Sezonun ilk süper derbi coşkusu TOD'da yaşanıyor! Şimdi TOD'un Süper Lig Paketleriyle tanışın, dev Fenerbahçe-Galatasaray derbisini kaçırmayın! @TODTR www.todtv.com.tr/sinirsiz-spor/su…-lig?utm_source= VoxifyMedia&utm_medium= TottilerMessilerPodcast&utm_campaign=TOD_Spor_Aralik_1223&utm_term=Display&utm_content=FB-GS_Super_Derbi_Iletisimi Menümüz için buyrunuz: (4.00) Sıcağı sıcağına GS-Karagümrük, (23.00) Kayseri-FB, Recep Uçar övgüsü, Cengiz Ünder (33.00) IST-TS, Avcı eleştirisi, sahadan çekme olayı, (44.00) BŞK-Sivas (47.00) Fikstüre bakış (55.00) Soru, cevap, kapanış. İlginize teşekkürler, iyi dinlemeler!

Farklı Kaydet.
Tottiler Messiler #284 - TSL | GS ZORLANDI, FB DEPLASMANDA GÜLDÜ, TS-IST, SAHADAN ÇEKME OLAYI

Farklı Kaydet.

Play Episode Listen Later Dec 20, 2023 78:13


Sezonun ilk süper derbi coşkusu TOD'da yaşanıyor! Şimdi TOD'un Süper Lig Paketleriyle tanışın, dev Fenerbahçe-Galatasaray derbisini kaçırmayın! @TODTR https://www.todtv.com.tr/sinirsiz-spor/super-lig?utm_source= VoxifyMedia&utm_medium= TottilerMessilerPodcast&utm_campaign=TOD_Spor_Aralik_1223&utm_term=Display&utm_content=FB-GS_Super_Derbi_Iletisimi Menümüz için buyrunuz: (4.00) Sıcağı sıcağına GS-Karagümrük, (23.00) Kayseri-FB, Recep Uçar övgüsü, Cengiz Ünder (33.00) IST-TS, Avcı eleştirisi, sahadan çekme olayı, (44.00) BŞK-Sivas (47.00) Fikstüre bakış (55.00) Soru, cevap, kapanış. İlginize teşekkürler, iyi dinlemeler!

Aposto! Altı Otuz
Aposto Altı Otuz | 9 Haziran Cuma - Çaya, ekmeğe zam

Aposto! Altı Otuz

Play Episode Listen Later Jun 9, 2023 12:15


Günaydın. Çaya %43 zam geldi. Merkez Bankası net rezervi tarihin en düşük seviyesini gördü. İTO Başkanı Avdagiç, asgari ücretin Türk Lirası bazında güncellenmesi gerektiğini söyledi.  Politika yayınımız Spektrum'a ücretsiz abone olmak için buraya tıklayabilirsiniz. Bu bölüm Yatsan hakkında reklam içermektedir. Bu Babalar Günü'nde bir baba gibi gördüğünüz tüm kahramanlara sadece bir hediye almakla kalmayıp yaşam kalitelerini iyileştirmek için Yatsan'ı uyku çözümlerini buradan inceleyebilirsiniz.

Kurandan Hayata
Mustada İslamoğlu Siretü'l Kur'an #55. Ders Tîn Suresi Bir “İnsanın Potansiyeline Dikkat Çekme” Dersi

Kurandan Hayata

Play Episode Listen Later Apr 2, 2023 105:00


der s dikkat ekme suresi
Acı, tatlı, mayhoş
Çoban ekmeğiyle omaç tarifi

Acı, tatlı, mayhoş

Play Episode Listen Later Feb 24, 2023 3:08


Sardunya adasının meşhur ekmeği Pane Carasau çobanların ekmeği olarak da anılıyor. Tıpkı bizim kışlık kurutulan yufka ekmek gibi bozulmadan uzun süre dayanıyor. Biraz ıslatılıp yumuşayınca peynirle çok güzel sokma dürüm gibi oluyor. Bizde de kuru yufka ekmek türlü yemeklere temel olur, tiritlerden ıslamalardan, dürüme kadar her türlü imdada yetişir. Kuru yufka ekmekten yapılan en güzel tariflerden biri ise Gaziantep mutfağında omaç veya oğmaç denilen, hemen çarçabuk yapılabilen bir nevi etsiz köfte diyebileceğimiz lokmalık bir lezzet. İçinde domates, soğan, maydanoz, domates biber salçası, sadeyağ, Antep peyniri gibi malzemeler birlikte yoğruluyor, içine parça parça kırılmış yufka ekmek katılıyor, köfte gibi sıkma lokmalar yapılıyor, tadına doyulmuyor. Aylin Öney Tan'la bir tutam tarih biraz da tarif.

Acı, tatlı, mayhoş
Ekmek haftası

Acı, tatlı, mayhoş

Play Episode Listen Later Feb 20, 2023 2:49


Ekmek kutsallık atfedilen bir öneme sahip. Ziyan edilmesi en büyük günah olarak kabul edilir. Ekmek parası kazanmak hayatını kazanmak demektir. Ekmek-tuz hakkı ifadesi vefa borcunu temsil eder. Depremin vurduğu Güneydoğu Anadolu toprakları buğdayın beşiği, dolayısı ile ilk ekmek kültürü de bu bölgeden çıkmış. Ekmek deyince ilk ekmekler mayalı somun ekmekler değil. Ekmeğin ilk örnekleri bugün Anadolu mutfağının temel ekmekleri ince yufka ekmekler, yassı ekmekler. Buğdayın öğütülüp un halini alması, sonra mayalanıp ekmek yapılması, hatta fırın teknolojisinin gelişmesi uzun bir süreç içinde gelişmiş, bu süreçte sacda pişirilen mayasız ince yufka ekmekler ilk aşama olmuş. Bu yassı ince ekmek pratiği bu bölgeden çok geniş bir coğrafyaya yayılmış. İtalya'da Bari üniversitesinden gıda bilimcisi Antonella Pasqualone bu konuda çok ilginç bir araştırma yayınlamış.    Aylin Öney Tan'la bir tutam tarih biraz da tarif.

Hizmetten
“Düstur - U Nübüvvet ‘Kuvvet Haktadır, Hak Kuvvette Değildir ' Der M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Hizmetten

Play Episode Listen Later Jan 9, 2023 8:11


Bu video 10/04/2016 tarihinde yayınlanan “Meşru Siyaset ve Makyavelist Politikacılar” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel... Raşit Halifeler ve onların yolunda yürüyenler meşru siyaseti temsil etmiş ve Makyavelizm'e asla başvurmamışlardır. *Hazreti Osman (radıyallahu anh) da tevazu ve mahviyette ondan geri değildi. Önce Mekke'nin, daha sonra da Medine'nin en zenginlerinden olan ve Mute Hareketi'ne hazırlanılırken beş yüz deveyi yüküyle beraber İslam'a bağışlayan bir insandı. Fakat öyle bir mahviyet ve tevazu içindeydi ki, halife olduğu dönemde Mescid-i Nebevî'de kumdan bir döşek ve yastık yaparak öyle yatıyordu. Şehit edildiği esnada baraka gibi çok basit bir hanede bulunuyordu. İstese o da yaptırabilirdi ama onun yalıları, villaları, sarayları yoktu. *Hazreti Ali efendimizin, halife olduğu dönemde hükmettiği cihan bir yönüyle şimdiki Türkiye kadar yirmi idi. Fakat o iki kat elbiseye sahip değildi. Uzun zaman kuyulardan su çekip evlere su taşıyarak geçimini sağlamıştı. Merhum Seyyid Kutub “El-Adaletü'l-İctimaiyye fi'l-İslam” adlı eserinde diyor ki: “Hazreti Ali kış günlerinde yazlık elbise ile tir tir titriyordu. Yaz günlerinde de bazen kışlık elbiseyle buram buram ter döküyordu. Çünkü iki kat elbisesi yoktu.” Odun Taşıya Taşıya Omuzları Yağırlaşan Bir Peygamber Kızı.. ve Ekmeğini Zeytinyağına Bandırarak Karnını Doyuran Bir Halife *Hazreti Fatıma annemizin odun taşıya taşıya omuzları yağırlaşmış, değirmen çevire çevire elleri nasır bağlamıştı. Bir gün Efendimiz'e gelip o nasırlı ellerini göstermiş, “Ya Rasûlallah! Tahammülfersa oldu, artık götüremiyorum! Bize de ganimetten…” demişti. Peygamber Efendimiz, “Eve gidin, beni orada bekleyin” cevabını vermişti. En sahih hadis kitaplarında nakledildiğine göre, mübarek annemiz hadisenin devamını şöyle anlatıyor: “Gece olmuştu, biz yataktaydık. Efendimiz gelince, ayağa kalkmak istedik, ‘Olduğunuz gibi kalın' dedi. (Detayına kadar anlatıyor annem; diyor ki) Ayağının serinliğini göğsümde hissetim! Buyurdular ki, ‘Ben size istediğinizden daha hayırlı bir şey söyleyeyim mi? Yatağa girmeden önce 33 defa Subhanallah, 33 defa Elhamdüllilah, (33 veya) 34 defa da Allahu Ekber deyin, bu sizin için daha hayırlıdır!'” *Raşit Halifeler'in beşincisi sayılan Ömer bin Abdülaziz devletin başında bir emanetçi memur gibi durmuş; hazinenin dolup taştığı bir dönemde kendisi zeytinyağına ekmek bandırarak iftar ve sahur yapmıştır. Halası “Yeğen, hani abim zamanında bana bir şey veriliyordu?!.” deyince, “Halacığım, benim şahsi malım yok ki sana vereyim; ben ekmeğimi zeytinyağına banıp yiyorum!” cevabını vermiştir.

Hizmetten
Çünkü iki kat elbisesi yoktu... | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Hizmetten

Play Episode Listen Later Jan 5, 2023 8:17


Bu video 10/04/2016 tarihinde yayınlanan “Meşru Siyaset ve Makyavelist Politikacılar” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel... Raşit Halifeler ve onların yolunda yürüyenler meşru siyaseti temsil etmiş ve Makyavelizm'e asla başvurmamışlardır. *Hazreti Osman (radıyallahu anh) da tevazu ve mahviyette ondan geri değildi. Önce Mekke'nin, daha sonra da Medine'nin en zenginlerinden olan ve Mute Hareketi'ne hazırlanılırken beş yüz deveyi yüküyle beraber İslam'a bağışlayan bir insandı. Fakat öyle bir mahviyet ve tevazu içindeydi ki, halife olduğu dönemde Mescid-i Nebevî'de kumdan bir döşek ve yastık yaparak öyle yatıyordu. Şehit edildiği esnada baraka gibi çok basit bir hanede bulunuyordu. İstese o da yaptırabilirdi ama onun yalıları, villaları, sarayları yoktu. *Hazreti Ali efendimizin, halife olduğu dönemde hükmettiği cihan bir yönüyle şimdiki Türkiye kadar yirmi idi. Fakat o iki kat elbiseye sahip değildi. Uzun zaman kuyulardan su çekip evlere su taşıyarak geçimini sağlamıştı. Merhum Seyyid Kutub “El-Adaletü'l-İctimaiyye fi'l-İslam” adlı eserinde diyor ki: “Hazreti Ali kış günlerinde yazlık elbise ile tir tir titriyordu. Yaz günlerinde de bazen kışlık elbiseyle buram buram ter döküyordu. Çünkü iki kat elbisesi yoktu.” Odun Taşıya Taşıya Omuzları Yağırlaşan Bir Peygamber Kızı.. ve Ekmeğini Zeytinyağına Bandırarak Karnını Doyuran Bir Halife *Hazreti Fatıma annemizin odun taşıya taşıya omuzları yağırlaşmış, değirmen çevire çevire elleri nasır bağlamıştı. Bir gün Efendimiz'e gelip o nasırlı ellerini göstermiş, “Ya Rasûlallah! Tahammülfersa oldu, artık götüremiyorum! Bize de ganimetten…” demişti. Peygamber Efendimiz, “Eve gidin, beni orada bekleyin” cevabını vermişti. En sahih hadis kitaplarında nakledildiğine göre, mübarek annemiz hadisenin devamını şöyle anlatıyor: “Gece olmuştu, biz yataktaydık. Efendimiz gelince, ayağa kalkmak istedik, ‘Olduğunuz gibi kalın' dedi. (Detayına kadar anlatıyor annem; diyor ki) Ayağının serinliğini göğsümde hissetim! Buyurdular ki, ‘Ben size istediğinizden daha hayırlı bir şey söyleyeyim mi? Yatağa girmeden önce 33 defa Subhanallah, 33 defa Elhamdüllilah, (33 veya) 34 defa da Allahu Ekber deyin, bu sizin için daha hayırlıdır!'” *Raşit Halifeler'in beşincisi sayılan Ömer bin Abdülaziz devletin başında bir emanetçi memur gibi durmuş; hazinenin dolup taştığı bir dönemde kendisi zeytinyağına ekmek bandırarak iftar ve sahur yapmıştır. Halası “Yeğen, hani abim zamanında bana bir şey veriliyordu?!.” deyince, “Halacığım, benim şahsi malım yok ki sana vereyim; ben ekmeğimi zeytinyağına banıp yiyorum!” cevabını vermiştir.

Aposto! Altı Otuz
Aposto Altı Otuz | 3 Ocak Salı - “Erken seçim değil, tarihi az geriye çekme”

Aposto! Altı Otuz

Play Episode Listen Later Jan 3, 2023 11:30


Aposto Premium dünyasına katıl! Günaydın. İTO, İstanbul enflasyonunun yıllık bazda %92,9 seviyesinde gerçekleştiğini açıkladı. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, erken seçime ilişkin açıklama yaptı. Türkiye, İstanbul Sözleşmesi'nden resmen çekildi. Bugünün bülteni Zingat ile birlikte ulaşıyor. Fotoğraf: Reddit

Socrates Dergi
Transatlantik #4 | Japonya'nın Temizliği, Lionel Messi, Baget Ekmeği

Socrates Dergi

Play Episode Listen Later Dec 6, 2022 28:14


Transatlantik'in iki yakasını bir masa etrafında topladığımız dördüncü bölümümüzde Caner Eler, Ozan Can Sülüm ve Mustafa Taha, Fransa'da yedi gole katkı yapan ve rekora koşan Kylian Mbappe'yi, Japonya'nın soyunma odası tertibini, Messi'nin Meksika'ya attığı golün Mar Del Plata'da yankılarını, son bir ay içinde hayatını kaybeden üç kripto milyarderini ve baget ekmeğinin UNESCO tarafından insanlığın kültürel hazinelerinden biri olarak kabul edilmesini konuşuyor.

Aposto! Altı Otuz
Aposto Altı Otuz l 8 Temmuz Cuma - Ekmeğe zam, Johnson'a veda

Aposto! Altı Otuz

Play Episode Listen Later Jul 8, 2022 10:00


Günaydın. Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson, başbakanlık ve parti liderliğinden istifa etti. Kadir şeker hakkında tahliye kararı verildi. İstanbul Ticaret Odası fırınlarında satılan ekmeklere zam geldi. Bugünün bülteni Company Global destekleriyle ulaşıyor. Fotoğraf: NTV

Kısa Dalga Podcast
ENERJİSA İŞÇİLERİ: EKMEĞİMİZİ ALANA KADAR BU MÜCADELENİN PEŞİNDEYİZ

Kısa Dalga Podcast

Play Episode Listen Later Jun 10, 2022 12:03


Eşit Haklar İçin İzleme Derneği ve Kısa Dalga işbirliğinde hazırlanan Yasaksız Meydan'da bu hafta Enerji-Sen Genel Başkanı Süleyman Keskin, 2 ayı aşkın bir süredir direnişlerini sürdüren EnerjiSA işçilerinin barışçıl gösterilerine yapılan polis müdahalelerini ve kaymakamlık yasağını anlatıyor.

Medyascope.tv Podcast
Güne Başlarken (12 Kasım 2021): İstanbul'da ekmeğe zam

Medyascope.tv Podcast

Play Episode Listen Later Nov 12, 2021 8:01


Günaydın, cuma sabahından herkese merhaba! Ben Gamze Elvan, Medyascope'un podcast'i “Güne Başlarken” ile karşınızdayım. Türkiye ve dünyanın gündemini, trafik ve hava durumunu, ekonomide son verileri, yani güne başlarken bilmeniz gereken her şeyi size aktaracağım. O zaman, başlayalım!

larken ekme medyascope
Medyascope.tv Podcast
Gündem: Ekmeğe zam, dolar kuru, işsizlik, adalet arayan aileler

Medyascope.tv Podcast

Play Episode Listen Later Nov 12, 2021 28:55


Gündem: Ekmeğe zam, dolar kuru, işsizlik, adalet arayan aileler

dolar kuru adalet ekme aileler
Acı, tatlı, mayhoş
Belafonte'nin şarkısından muzlu ekmeğe

Acı, tatlı, mayhoş

Play Episode Listen Later Feb 4, 2021 5:07


Aylin Öney Tan bugün Harry Belafonte'nin meşhur şarkısı "Banana boat song"u hatırlatarak başlıyor bu bölüme Havai'den bir tarif veriyor: Banana bread - Mutlu ekmek. İyi dinlemeler

Yeşim'in ŞifaEvi
Hayat Bahçenize Tohum Ekme Meditasyonu

Yeşim'in ŞifaEvi

Play Episode Listen Later Jan 16, 2021 13:05


Bu meditasyonda, geçmişinizi arındırıp, geleceğiniz için hayat bahçenize yeni güzel tohumlar ekip, geleceğinizi yeniden şekillendirebilirsiniz. Umudunuz ve heyecanınız yeniden canlansın... Şifa olsun

Acı, tatlı, mayhoş
Zengin yemeği, fakirin ekmeği: Kestane

Acı, tatlı, mayhoş

Play Episode Listen Later Dec 9, 2020 4:45


Aylin Öney Tan bugün kestane ağacının kıymeti ve kullanım alanlarıyla ilgili bilmek isteyeceğiniz şeyler anlatıyor. Tarihten bir not; M.Ö 300'de Yunan tarihçi Ksenofon, zengin Pers ailelerin, çocuklarını kestaneyle beslediğini yazmış. Kestane, İtalya'da ise tam anlamıyla "fakir ekmeği". Çünkü besin değerleri açısından kestane bütüncül bir gıda. İyi dinlemeler Yarın: Bir kontun sofrasına konuk olacağız ve kestaneli tarifi dinleyeceğiz

Virgin Radio - Modern Sabahlar
Modern Sabahlar 462 A: 01.11.2017 Çarşamba | Kasımınız hayırlı olsun... Uzaydaki taze yiyecek sorunu ve ekmeğinin peşinde koşan astronotlar... 'Kaybolduk' diyen Pasifik okyanusu mağdurlarının Gökhan Özen ile ne alakası var?.. Çin'de bi

Virgin Radio - Modern Sabahlar

Play Episode Listen Later Nov 1, 2017 31:16