Podcasts about gazze'ye

  • 17PODCASTS
  • 142EPISODES
  • 12mAVG DURATION
  • 5WEEKLY NEW EPISODES
  • Feb 11, 2024LATEST

POPULARITY

20192020202120222023202420252026


Best podcasts about gazze'ye

Latest podcast episodes about gazze'ye

Yeni Şafak Podcast
SELÇUK TÜRKYILMAZ - KÜRESEL ŞİRKETLERİN İRTİCASI

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Feb 11, 2024 4:43


Gazze'deki Şifa Hastanesi'nde çalışan Norveçli Doktor Mads Gilbert, Türk insanına seslendiği konuşmasında Filistinlilere yönelik her türlü desteğin önemini vurguluyor. Bu çerçevede birçok şeyin yapılabileceğini belirtiyor. Ayrıca Filistinlilere yönelik ilginin kesilmemesi gerektiğini vurgulayan Doktor Mads Gilbert, Gazze'ye küresel desteğin sürekli arttığını da söylüyor. Fakat Norveçli doktorun sözlerinin Türkiye'de yankılandığı saatlerde bir temizlik firmasının reklam panolarında Filistinlileri yok edilmesi gereken mikroba benzetmesi İsrail'in gördüğü küresel desteği de ortaya çıkarmış oldu. Şirketin reklamlarında geçen “durdurulamaz” ifadesinin yok edilmesi gerekenlerle ilgili kararlılığı zihinlere kazımak istediği anlaşılıyordu. Türkiye'de faaliyet gösteren küresel bir şirketin Filistinlilerle ilgili iması inkâr edilemeyecek kadar açıktı. Daha önce de benzer bir firma Filistinlilerle ilgili kullandığı görselde Gazze şeridinin haritasını olumsuz bir anlam verebilmek için kullanmıştı. Temizlik şirketinin Gazzeliler konusunda harita üzerinden mesaj vermesi son derece önemlidir. Şirketinin kullandığı görsellerde Gazze'yi hatırlatacak başka ögeler de yer alıyor. Filistin bayrağındaki renkler ve şekiller bariz bir şekilde ortadadır. Şirketin açıkça meydan okuduğunu görebiliriz. Türkiye'de ve dünyanın başka yerlerinde faaliyet yürüten bir şirketin İsrail'in vahşetini desteklediğini meydanlarda görülecek şekilde ifade etmesi meydan okumanın boyutlarını göstermesi açısından önemlidir. Avrupalı şirketler on dokuzuncu yüz yılda kolonyalist arzuları tatmin için uzak coğrafyalarda faaliyet yürütüyordu. Bunlar arasında Doğu Hindistan Şirketi en meşhur olanıdır. Bu şirket ve diğerleri deniz aşırı topraklarda İngiltere'yi temsil etmekteydi. Bir bakıma Hint alt kıtası Doğu Hindistan Şirketi'nin faaliyet alanıydı. Şirketin uyguladığı politikalar Hindistan'da isyanlara sebep oldu ve İngiltere için Hindistan yönetilemez hâle geldi. Şirketin uygulamalarının İngiltere'deki yansımaları da ciddî bir boyuta ulaştı. Batı Avrupa ülkelerinde benzer örnekler takip edildiğinde kolonyalizm karşıtı fikirlerin halkta nasıl yansıma bulduğu da görülecektir. Batı kamuoylarında şirketlerle sıradan insanların fikirleri arasındaki zıtlıklara bu çerçeveden de bakılabilir. Yükselen kapitalizm eleştirisini de bu çerçeveye dâhil edebiliriz. Kolonilerin tasfiye sürecinde kolonyalizm karşıtı fikirlerin bir düzeye kadar rol oynadığı bilinmektedir.

hint bu bat ayr daha bunlar norve hindistan gazze avrupal temizlik hastanesi gazze'ye gazze'deki
Yeni Şafak Podcast
İSMAİL KILIÇARSLAN - DURDUĞUM YER HAKKINDA BAZI CEVAPLAR

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Feb 9, 2024 4:39


Bugün Gazze'yi yazacağım ama başka, bambaşka bir yerinden. Kendi muhasebemi yapmaya çalışacağım. Umulur ki başkaları da bu muhasebeye cesaret eder. İlk soru şu olsun: “Gazze konusunda nerede duruyorum?” Cevabı şöyle bu sorunun: Gazze'nin ve Gazze'nin lehine olabilecek her durumun yanında, İsrail'in ve İsrail'in lehine olabilecek her durumun karşısındayım. Bu pozisyonumu korumak ve berkitmek için yapabileceklerimin tümünü yapabildiğimi söyleyemem. Yapabileceklerimin tamamını yapmak cesaretle alakalı bir şey çünkü. Ya Siyonist asker öldürmek yahut Siyonist asker öldürmeye çabalarken başıma gelecek her ihtimale razı olmak istiyorum. Henüz bunun için cesaretimi toplayabilmiş değilim. Ama hiçbir şey yapmadım da demem, bu da haksızlık olur kendime. Hesabım kolaylaşsın diye yazı yazmak, programda konuşmak, boykot etmek, maddi yardımda bulunmak, Gazze hakkında konuşmaya devam etmek başlıklarında emek veriyorum. Hesabımın kolaylaşıp kolaylaşmayacağını ise cidden bilmiyorum. Pek umudum yok aslına bakarsanız. İsrail isimli terörist organizasyon Gazzeli kardeşlerimizi şehit edip dururken elimden gelenin bu kadarcık olması, hesabımı kolaylaştırmıyor, göğsümü genişletmiyor. Yine de yapıp ettiklerimi yapıp etmekten başkası gelmiyor elimden. Acziyet beyan ettiğimin farkındayım ama en azından burada bir cesaret gösterdiğimi söyleyebilirim bu itirafla. İsrail'i ve tüm Siyonistleri haritadan siline kadar hesabımız kolaylaşmayacak. İkinci soru şu olsun: “Erdoğan ve AK Parti destekçisi olmam Gazze konusunda çifte standart yaptırıyor mu bana?” Bunun cevabı da şu: Hayır. Kesinlikle hayır. Bu böyle olsaydı Aksa Tufanı'nın ilk gününden bu yana limanlarımızın ve hava sahamızın İsrail'e kapatılmasını savunamaz, İsrail ile tüm ticari ilişkileri bitirme çağrısı yapamaz, Türkiye de dahil olmak üzere tüm İslam dünyasını “yeteri kadar inisiyatif almamak”la suçlayamazdım. Burayı daha da açayım. İsrail ile, bu soykırıma rağmen ticaretini devam ettiren, tatlı kârından vazgeçemeyen adamın Tüsiad ya da Müsiad üyesi olması, seküler ya da muhafazakar olması umurumda değil. Daha da açayım. Türkiye'nin mevcut iktidarının Gazze konusunda tarihin doğru tarafında durduğuna bir anlığına ikna olmasam bu duruma isyan ederim. Türkiye, evet, tarihin doğru tarafında duruyor ama benim tam olarak istediğimi de yapmıyor ve/veya yapamıyor. Limanları ve hava sahasını kapatmaması, ticareti ebediyyen durdurmaması falan benim açımdan sorun elbette. Hatta ordumuza “hedefiniz İsrail'i haritadan silmektir” emrinin verilmemesini de “asıl sorun” olarak tanımlıyorum. Ancak mevcut durumda Türkiye bunları yapmıyor ve/veya yapamıyor diye mevcut iktidarın Gazze konusunda aldığı bir dünya inisiyatifi de görmezden gelmiyorum. Üçüncü soru şu olsun: “Türkiye'de başka bir iktidar olsaydı Gazze konusundaki tavrım farklı olur muydu?” Cevap şöyle: “Hem evet hem de hayır. Hayır, çünkü Gazze'ye ve bir bütün olarak Filistin'e bakışım iktidarlardan bağımsız bir bakış çünkü. Üstelik bu mesele, dünyadaki bütün geçici iktidarlardan daha çok önem verdiğim bir mesele. Dolayısıyla hayır, bakışımda en küçük bir değişiklik olmazdı. Ve evet, çünkü Türkiye'yi yöneten mevcut iktidardan farklı bir iktidar olsaydı şu an, muhtemelen Gazze konusunda kılını kıpırdatmayacak, Hamas'a “terör örgütü” diyecek, İsrailli dostlarını üzmemek için her türlü naneyi yiyecek bir iktidar olurdu büyük ihtimalle bu iktidar. O bakımdan elbette bu iktidara karşı geliştirdiğim refleksle o iktidara karşı geliştirdiğim refleks birbirinden farklı olurdu. Hamas'a “mücahitler topluluğu” diyenle Hamas'a “terörist” diyene aynı tepki olur mu?”

Yeni Şafak Podcast
TURGAY YERLİKAYA - Birleşmiş Milletler'e İsrail Baskısı Ve Batı'nın Desteği

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Feb 4, 2024 5:57


İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze'de gerçekleştirdiği terör politikalarına yönelik uluslararası bir müdahalenin mümkün olmaması, her geçen gün derinleşerek farklı yönleriyle müşahede ettiğimiz bir trajediyi ortaya çıkartmaktadır. Küresel ölçekteki kitlesel protestoların güçlü etkisine rağmen özellikle ABD ve Avrupa'nın koşulsuz desteği, Netanyahu'nun saldırgan politikalarını sürdürmede etkili olmaktadır. Son dönemde İsrail'in Gazze'ye yönelik ortaya koyduğu askeri politikaların istenilen sonuçları vermemesi, iç kamuoyunda Netanyahu'ya yönelik eleştirileri artırmaktadır. Bu eleştirilerin geldiği nokta, bugün seçim yapılsa iktidarın değişeceğini gösteren çok güçlü kamuoyu araştırmaları desteklenmektedir. Güney Afrika tarafından Uluslararası Adalet Divanı'na açılan davada ortaya çıkan ara kararlar da Netanyahu'nun daha fazla sıkışmasına neden olmaktadır. Öyle ki son günlerde İsrail'in çatışmayı bölgeye yaymak suretiyle azalan kamuoyu desteğini artırmaya dönük bir çaba içerisinde olduğu görülmektedir. Benzer bir çaba da Batı Kamuoyunda İsrail'i aklayacak argümanlar üretme ve Hamas'ı şeytanlaştırma söylemi üzerinden görülmektedir. Özellikle hükümet sözcüsü Eylon Levy'nin Batı başkentlerindeki yoğun medya diplomasisi ve görünürlüğü bu çabanın en somut göstergesidir. Son günlerde dikkat çeken diğer bir husus da İsrail'in Birleşmiş Milletler ile girdiği diyalog. Özellikle Nakba sonrası yaşanan demografik müdahalelerin yarattığı tahribatı engellenmeye dönük kurulan Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansına (UNRWA) yönelik baskı, Gazze'de her geçen artan trajedinin derinleşmesine neden olmaktadır. Yaklaşık 6 milyon Filistinli mülteciye yardım amacıyla kurulan söz konusu kurum gıda, eğitim ve barınma gibi konularda ciddi faaliyetler icra etmektedir. İsrail'in baskısı nedeniyle bölgede temel ihtiyaç maddelerine yönelik erişim neredeyse imkânsız hale gelmekte ve soykırımı mümkün hale getirecek ortam teşekkül ettirilmektedir.

Medyascope.tv Podcast
İki cinayet, üç ayrı olay: "Sosyal çürüme" diyen Zeliha Bürtek değerlendiriyor

Medyascope.tv Podcast

Play Episode Listen Later Feb 2, 2024 50:08


Sosyal medya dün yaşanan iki ayrı cinayeti konuşuyor. İzmir'de bir taksici üşümesin diye aldığı yolcu tarafından vuruldu. Sosyal medyada Diyarbakırlı Ramazan Hoca olarak bilinen Ramazan Pişkin Fatih'te işlettiği çay ocağında bıçaklanarak öldürüldü. Gebze'de bir Amerikan şirketini basıp işçileri rehin alan bir kişi Gazze'ye destek mesajları yayınladı. Bir kişi Amerika Birleşik Devletleri İstanbul Konsolosluğu'na girip "ABD başkanı ben olmalıyım" diye bağırdı. Bir kadın KADES uygulamasından çağırdığı polisi yaraladı. Türkiye'de bir gün içinde yaşanan bu olaylar Sosyolog Zeliha Burtek'in sosyal medyada gündem olan "sosyal çürüme" dediği röportajı hatırlattı. Gökçe Çiçek Kösedağı'nın konuğu Sosyolog Dr. Zeliha Bürtek. Editör: Aliye Altınışık 02.02.2024

Yeni Şafak Podcast
BÜLENT ORAKOĞLU - GAZZE KASABI NETANYAHU'NUN TUTUKLANMASININ ÖNÜ AÇILDI

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Jan 30, 2024 6:19


Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) önceki gün Güney Afrika'nın İsrail aleyhine açtığı "soykırım" davasında aldığı ihtiyati tedbir kararlarına, İsrail Gazze katliamlarına ve soykırım suçlarına destek veren ABD ve İsrail müttefiki birçok ülke İsrail'e sırt çevirdi. Gazze'ye saldırdığında İsrail'e koşup katil Gazze kasabı Netenyahu'yu kucaklayan Batı'lı suç ortakları Lahey'den sonra şimdi İsrail ABD ve İngiltere'yi birer birer terk ediyor. AB, Almanya, Fransa ve Hollanda, İsrail'i Lahey'ın kararına uymaya çağırdı. Zoru gören ABD ve İngiltere de İsrail'i ‘itidale' davet etmeye başladı. DÜNYA, 26 BİN FİLİSTİNLİNİN VAHŞİCE KATLEDİLMESİNE SES ÇIKARAMAMIŞTI UAD, İsrail'in Gazze sakinlerine yönelik öldürme, saldırı ve yıkımla ilgili her türlü eylemden kaçınması ve soykırımı önlemek için tüm tedbirleri almasına hükmetti. Birçok ülke UAD'nin kararını olumlu karşılarken Tel Aviv'in bu karara uyma zorunluluğuna da vurgu yaptı. Soykırım davasında İsrail'in yalnız kalması dikkati çekti. Avrupa Birliği (AB) Komisyonu ile AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, kararla ilgili, "AB, bunların tam, derhal ve etkili bir şekilde uygulanmasını beklemektedir" dedi. Birleşmiş Milletler (BM) Sözcülük Ofisi, "İsrail'in soykırımı önlemek için tüm tedbirleri alması" ve "İsrail devleti, Gazze'de yürüttüğü askeri operasyonları derhal durdurmalı" hükümlerinin not edildiğini kaydetti Alman hükümeti, UAD'nin İsrail ile ilgili kararının uluslararası hukuk kapsamında bağlayıcı olduğunu ve İsrail'in de bunlara uymak zorunda olduğunu belirtti. İSRAİL'E SOYKIRIMI DURDUR ÇAĞRISI Fransa Dışişleri Bakanlığı, "Fransa, Uluslararası Adalet Divanı'na güvendiğini ve onu desteklediğini bir kez daha belirtiyor" dedi. İspanya Dışişleri Bakanlığı, "ateşkes" ve "iki devletli çözüm" çağrılarını yineleyerek "UAD'yi destekliyoruz ve şiddet sarmalını durdurmak için çalışıyoruz" ifadelerini kullandı. Hollanda'nın geçici hükümeti, UAD'nin İsrail'e yönelik aldığı ihtiyati tedbir kararlarına uyulması çağrısında bulundu. Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, karara ilişkin, "İnsanlığın zaferi, İsrail'in yaptığı soykırımı durdurmalı" ifadesini kullandı. İrlanda ve İspanya karardan memnun olduğunu dile getirdi. Mısır, İsrail'e UAD'nin Gazze Şeridi'ne ilişkin tedbirlerine uyma çağrısı yaptı. Suudi Arabistan kararı memnuniyetle karşıladı. NETENYAHU İLE İSRAİL ORDUSU KOMUTANLARINA TUTUKLAMA EMRİ ÇIKARILACAK İDDİASI Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde (UCM) üst düzey görev yapmış bazı Müslüman ülke avukatları editörler UAD'nin kararına ilişkin yaptıkları değerlendirmede, ''Çok yakın bir gelecekte  Netanyahu 'ya ve İsrail ordusu komutanlarına ve askeri kampanyaya katılan kişilere karşı tutuklama emirlerinin çıkarıldığı haberlerini görmemiz gerçekten mümkün'' olduğunu öne sürerek,'' Netanyahu  hükümetinin siyasi iflasının UAD'nin kararından sonra da devam edeceği, bu durumun İsrail'i zamanla kesinlikle daha fazla izole edecek'' öngörüsünde bulunmuşlardı.

Yeni Şafak Podcast
İSMAİL KILIÇARSLAN - NASIL AMERİKANCI OLDUM?

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Jan 27, 2024 7:00


Saadet Partili “tutuk” hesaplar çarşambadan beri, yani Saadet Partisi'nin doğrudan “İran'ın arka bahçesi” haline geldiğini açık açık anlattığımdan beri üzerimde tepiniyorlar. Rahmetli anneme küfür etmekten tutun da bin türlü tehdide kadar akla gelebilecek her şey. Tabii ki alayını dava ettim ve tabii ki kazandığım tüm tazminatları Gazze'ye yollayacağım. İnsanın “Bana kızacaklarına Saadet'i İran'ın ‘saadetli bahçesi' haline getiren Saadet Partili tiplere kızsalar daha hayırlı bir iş yapmış olurlar” diyesi geliyor gelmesine de sonra “boşuna çaba” deyip vazgeçiyor. Ben Saadet Partili olsam mesela Birol Aydın'a falan bazı sorular sorarım. Mesela daha 2014'te falan sağda solda “İran hakkında çok şey etmeyelim” diyorlar mıydı? Diyorlardıysa, Suriye'de yüzbinlerce insanın kanını elinde bulunduran İran'ı koruyup kollamalarının sebebi neydi? Saadet Partili ekip Suriye'ye, Beşşar Esed'e niçin, kimlerin yardımıyla, hangi konuları konuşmak, hangi pazarlıkları yapmak için gitti? İslam'ından Erhan'ına Türkiye'nin mimli İran etki ajanları Saadet Partisi'nin bir kanadı üzerinde niçin bunca etkili? Dahası da var da cidden bu “boşuna çaba”yı sürdürme niyetinde değilim. Daha “eğlenceli” bir mesele konuşmak istiyorum bugün sizinle. Saadet Partili hakaret makinelerinin bana hakaret ederken en çok üzerinde durduğu tez “Amerikancı” olduğum teziydi ki tek başına bu tez bile Saadet Partisi tarlasının İran tarafından sürüldüğüne delalet eder. Peki, ama ben nasıl Amerikancı oldum? Anlatayım. 2006'da Furkan Savaşı esnasında boğazım patlayana kadar Hasan Nasrallah'ı ve Hizbullah'ı desteklerken Amerikancı değildim. Ama sonra Hizbullah önce Lübnan'daki Sünnilere hayatı zehir etmeye, ardından Suriye'de açık açık Sünni Müslümanları katletmeye başladığında doğal olarak Amerikancı oldum. Çünkü Sünni Müslümanlar, tamamen yayılmacı, etnik üstünlüğe dayalı ve mezhepçi İran rejimi tarafından öldürülürken “Durun, bunu yapmayın, sadece kendi politik çıkarlarınız için Suriye'de milyonlarca Müslümanı ateşe atmayın. Bir başka çözüm var” deyince İran'ın amaçlarına aykırı hareket etmiş olduğumdan Amerikancı haline geldim. Birinci ve İkinci Körfez savaşlarında da Amerikancı değildim. Ama bilhassa İkinci Körfez Savaşı'nın ardından Irak'taki Şiileri organize eden İran, Amerika'nın da kesin desteğiyle ülkede bir dünya Sünni Müslümanı öldürmeye başladı ve buna itiraz edince Amerikancı oldum.

Yeni Şafak Podcast
Taha Kılınç - Küfrün Kardeşliği...

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Jan 27, 2024 4:40


İsrail'in Gazze'ye yönelik soykırım saldırıları başladığından beri, özellikle sosyal medyada çok dikkat çekici bir durumla karşı karşıyayız: İslâm düşmanı Hindu fanatikler, katledilen Müslümanların ölüm haberlerini çılgın bir şekilde kutlarken, İsrail ordusuna övgüler yağdırıyor. Paylaşılan sayısız mesajda coşku ve sevinç öylesine baskın ki, Hindistan'ın Filistin mevzusuna doğrudan muhatap bir Ortadoğu ülkesi olduğunu bile düşünebilirsiniz. Hadisenin o kadar içindeler. Mesele bu kadarla da kalmıyor üstelik. Dahasını, Kaliforniya Üniversitesi Hukuk Fakültesi hocalarından Prof. Dr. Hâlid Ebu'l-Fadl, 12 Ocak Cuma günü Usuli Institute'de irat ettiği hutbede anlattı. Gönüllü Hindu milislerin, sadece ve sadece “Müslüman öldürme zevkini tatmak için” İsrail ordusuna katıldığını ve Gazze'de savaştığını kaydeden Prof. Dr. Ebu'l-Fadl, şu cümleleri kullandı: “Gazze'de Filistinlilere uygulanan en kötü katliamlardan bazıları, İsrail ordusu bünyesinde görev yapan Hint askerler eliyle gerçekleştiriliyor. Hindu milliyetçiler, İsrail'in Filistinlilere yaptığını açıkça destekliyor ve şunun altını çiziyor: “İsrail, etnik temizlik konusunda bize ilham veriyor. Çünkü Keşmir'deki Müslümanlara yapacağımız şeyler de bunlar.” Hindistan, Müslümanlara yönelik soykırımı planlamaya çoktan başladı.” Prof. Dr. Ebu'l-Fald'ın söylediklerini teyit edercesine, geçtiğimiz hafta Hindistan'ın bazı şehirlerinde Müslümanlara yönelik fiziksel saldırılar ve tacizler daha da yoğunlaştı: Önce, Hindistan Başbakanı Narendra Modi, ülkenin kuzeyindeki Uttar Pradeş eyaletinin Ayodhya şehrinde Ram Mandir Tapınağı'nı ibadete açtı. Burası, vaktiyle Bâbürlüler döneminden kalma Babri Mescid'in bulunduğu yerdi. Mescit, 1992'de Hindu saldırganlar tarafından yıkılmış, çıkan olaylarda en az 2 bin kişi hayatını kaybetmişti. Modi, Babri Mescid'in yerine bir Hindu tapınağı yapılması için düzenlediği etkin kampanyalarla Hindistan'daki İslâm düşmanı ırkçıların desteğini kazanmayı başarmış, ardından iktidara yürümüştü. Ram Mandir Tapınağı'nın açılışına Hindistan'ın ünlü sanatçıları, sinema oyuncuları ve yazarları iştirak ederken, törenin düzenlendiği alanda toplanan Hindular, Bâbürlü İmparatorluğu'nun kurucusu Bâbür Şah'ın resimlerini yakarak İslâm ve Müslüman karşıtı sloganlar attılar. Bu tablo, 1530'da vefat eden Bâbür Şah'a yönelik düşmanlığın hâlâ ne kadar canlı ve diri olduğunu göstermesi bakımından çok çarpıcıydı.

Yeni Şafak Podcast
ABDULLAH MURADOĞLU - BATI'NIN SON İTİBAR SINAVI..

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Jan 27, 2024 5:02


“Uluslararası Adalet Divanı” Cuma günü İsrail hakkındaki ilk kararını verdi. Divan'ın Gazze'de soykırımın durdurulması için “ateşkes” çağrısında bulunması bekleniyordu. Divan “ateşkes” çağrısı yerine insanî durumun düzeltilmesi gerekçesiyle bazı tedbirlere hükmetti. Ortada ateşkes çağrısını gerektiren onlarca neden vardı. Ara kararlarla İsrail'e bazı sınırlamalar getirildiyse de, Divan'ın ateşkes çağrısı yapmama nedenini açıklamaması dikkat çekiciydi. Mahkemenin kararının en önemli sonucu, Güney Afrika Cumhuriyeti'nin sunduğu soykırım kanıtlarının davanın sürdürülmesi için yeterli bulunmasıydı. Böylece İsrail'in davanın tümüyle reddedilmesine ilişkin itirazı da reddedildi. Belki de ilk kez, İsrail'in kuyruğu kaptırmış oldu. 1993'te “Uluslararası Adalet Divanı” Bosnalı Müslümanlara yönelik tüm soykırım eylemlerini durdurması ve vazgeçmesi için Yugoslavya Yönetimi'ne çağrıda bulunmuştu. Geçici koruma tedbirlerini içeren bu Karar “Soykırım Sözleşmesi” bağlamında kazanılan ilk karar idi. 30 yıl sonra, bu kez İsrail'in Filistinlilere yönelik soykırım suçları aynı Mahkemenin önüne geldi. Gazze'de ezici çoğunluğu çocuk ve kadın 26 bine yakın insan katledildi. İsrail'in saldırıları insan kayıplarıyla sınırlı değildi, ibadethaneler, okullar, hastaneler de yerle bir edildi. Diğer yandan Gazze, insan hayatının devam etmesini neredeyse imkansız hale getiren “ekolojik soykırım”a da maruz bırakıldı. Su, gıda ve yakıt ikmalinin engellenmesi, fosfor bombalarıyla tarım alanlarının çölleştirilmesi İsrail ordusu tarafından bir “savaş yöntemi” olarak kullanıldı. Bazı uzmanlar Mahkemenin kararlarını “dolaylı ateşkes” olarak niteliyorlar. Ancak tedbir kararlarının İsrail tarafından yerine getirilmemesi durumunda hangi mekanizmaların devreye gireceği konusu boşlukta kalıyor. “Ateşkes” çağrısı daha fazla masum insanın hayatını kaybetmesini önleyebilirdi. Güney Afrika'nın sunduğu soykırım kanıtlarını davanın sürdürülmesi için yeterli bulan Divan'ın ateşkes kararı vermemesi bu yüzden hiç adil değil. İsrail'in Divan'ın kararlarına verdiği tepkilerse utanma duygusundan yoksundu. İngilizce açıklamalarında Gazze'ye insanî yardımları kolaylaştırmaya devam edileceğini ve İsrail'in uluslararası hukuka bağlılığının sarsılmaz olduğu yalanını söyleyen Netanyahu'nun İbranice açıklamalarda böyle bir vaatte bulunmaması gözlerden kaçmadı. Kararları ‘Yahudi karşıtı' olarak niteleyen Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ise ” İsrail Devleti'nin varlığını tehlikeye atan kararlara kulak asılmamalıdır” diyerek “soykırıma devam” mesajı veriyordu. Divan'ın ateşkes çağrısında bulunmayarak boşlukta bıraktığı alanı İsrail'in istismar edeceği açıktır. Tedbir kararlarının uygulanmasını sağlayacak otorite ise ” BM Güvenlik Konseyi”. Kararlara uymaz ve mesele Konseye taşınırsa İsrail yine “ABD vetosu”na mı güveniyor?

Yeni Şafak Podcast
MEHMET ŞEKER - DOĞRU SORU HANGİSİ?

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Jan 25, 2024 3:00


ABD, Irak'ı terk mi ediyor? ABD, Irak'ı terk ediyor mu? ABD, Irak'ı mı terk ediyor? ABD mi Irak'ı terk ediyor? * ABD Irak'a demokrasi getirme iddiasıyla girmişti. Dediği gibi olmadı. Geldiklerinde baktık ki yanında demokrasi yok. Yolda düşmüştü herhâlde. Demokrasi bu. Düşer mi düşer! İRAN'IN FÜZELERİ İran, etrafındaki Müslüman ülkeleri vurdu. İsrail'e kaşlarını çattı ve füzeleri komşularına gönderdi. ABD'ye parmak salladı ve füzeleri ateşledi. Füzeler sinek gibi uçuşuyor. Ne var ki füzelerin düştüğü yerdeki etkisi, sinek gibi değil. Füze dediğimiz bomba. Bomba dediğimiz ateş. Ateş dediğimiz ölüm. ATEŞİN DÜŞTÜĞÜ YERLER İsrail'in Gazze'de yaptıklarını bütün dünya canlı yayında izliyor. Baskı, şiddet, katliam, soykırım. Batı Şeria da İsrail'in elinden payına düşeni alıyor. Başka nereler ateş altında? Lübnan, Suriye, Irak, İran, Pakistan, Yemen… Her gün biri diğerine bomba yağdırıyor. Hava durumu verir gibi, deniz suyu sıcaklığı, hava kalitesi veya rüzgâr durumunu bildirir gibi “bomba durumu” rapor ediliyor ekranlarda. Maalesef, kanıksamaya başlayanlar var artık. Sıradan görünüyor kimi gözlere. Ateşin düştüğü yerler, Müslüman ülkeler. Etrafımızdaki coğrafya. Kimlerin eli var oralarda? Baş aktör İsrail, diğerleri yardımcı oyuncu, senarist, yönetmen. ABD, İngiltere, Çin, Rusya, Fransa… İkinci Dünya Savaşı sırasında Japonya'ya atılan bombalardan fazlası, İsrail tarafından Gazze'ye atıldı. Bir gün mutlaka bitecek. İlelebet devam edemez. O gün çok uzak değildir inşallah.

Yeni Şafak Podcast
Yasin Aktay - Aksa Tufanı, Gazze'ye acımaya değil katılmaya davet ediyor

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Jan 24, 2024 6:09


gazze'de siyonist İsrail'in 109 gündür irtikap ettiği soykırım suçuna karşı dünyanın her yanında ortaya konulan protestolar, dayanışma gösterileri insanlık vicdanının hala ölmemiş olduğunun bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Gerçekten başta Avrupa olmak üzere ABD ve Latin Amerika'da gördüğümüz emsalsiz kalabalıklarla gerçekleşen dayanışma manzaraları insanlık açısından ümitvar olmaya yeter. Uluslararası Adalet Divanı'na nüfusunun sadece yüzde 2'sinin Müslüman olduğu Güney Afrika'nın İsrail'i taşımada sergilediği öncülük Gazze'deki olayın bir din meselesi olmanın ötesinde bir insanlık meselesi olduğunu da gösterdi. (Bu arada Türkiye'nin bu olayda nerede olduğunu soranlar için söyleyelim. Geçtiğimiz hafta Adalet ve Demokrasi Forumu heyetiyle ziyaret ettiğimiz TBMM Filistin Dostluk Grubu başkanı Hasan Turan ve diğer üyeleri, grup adına 3 milletvekilinin duruşmaları takip etmek ve her türlü bilgi ve belge desteği vermek üzere görevlendirilmiş olduğunu anlattı. Ayrıca Türkiye'den üç bin avukatın şu anda İsrail'e karşı bilgi belge toplamakta ve ilgili yerlere ulaştırmakta etkili bir biçimde çalıştığı da biliniyor.) “Filistinlilerle

Yeni Şafak Podcast
ÖMER LEKESİZ - ASHABÜ'L UHDUD'UN YENİ YÜZÜ: SİYONİST HIRİSTİYANLIK

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Jan 24, 2024 5:21


Batı medeniyetinin kendi farkını belirtme tahtında sunduğu insan hakları, demokrasi, özgürlük vb. sözüm ona tüm değerler Gazze'de çöktü. Savaş hukukundan söz eden bir medeniyetin mensupları ABD-İsrail özelinde ittifak ederek Gazze'nin her bir metrekaresine çocuk, kadın, genç, ihtiyar, sivil, asker... ayrımı gözetmeksizin tonlarca bomba attılar. Sadece evleri değil hastaneleri, su kaynaklarını, okulları, camileri, kiliseleri, yardım merkezlerini, gıda depolarını... yerle bir etmekle kalmadılar, HAMAS mücahitlerince kullanıldığını vehmettikleri tünelleri bulabilmek için Gazze toprağının altını üstüne getirdiler. Şimdi Gazze'den evsizlerin, asgari sağlık hizmetlerinden bile yoksun aç ve biilaç insanların ölüm haberleri geliyor. Çünkü Türkiye dahil vicdan sahibi birkaç ülkenin gönderdikleri yardımlar, Refah kapsına bir yılan gibi çöreklenmiş olan ABD-İsrail tarafından Gazze'ye sokulmuyor. On yaşlarında bir kız çocuğunu –bir savaş hedefi olarak– katlettiğini ama asıl arzusunun bebek katletmek olduğunu söyleyen bir ABD-İsrail askerinin, Siyonistlerin muharref Tevrat'tan güncelledikleri Amelekliler'i öldürme safsatasıyla dininin emrini yerine getiren biri olarak aklanmaya kalkışılmasının yanı sıra, sayısı üç milyona yakın bir topluluğun aç ve susuz bırakılarak ölüme terkedilmeleri de inanç bağlamında normalleştirilmeye çalışılıyor. Bunların karşısında Gazze halkına yardım edemedikleri için acziyet duygusunu iliklerine kadar yaşayan vicdan sahipleri biliyorlar ki, ABD-İsrail eliyle sergilenen bu vahşet, Ashâbü'l-uhdûd'un yeni yüzü olarak Yahudilerin ilk vahşeti olmadığı gibi, başka milletlerin, toplulukların kanından ve acısından beslenen yeni Siyonist Hıristiyanlığın son vahşeti de olmayacaktır. Sızlayan vicdanlarıyla “İnsanlar açlıktan ölüyor, bilginin ne önemi var!” diye tepki gösterebilecekler için şunu hemen iletmeliyiz ki, mezkûr vahşetin kavranması, insanlık düşmanlarının evvelini bilerek şimdiyi ve geleceği doğru inşa etmeye sebep olacaktır. Bu manada Gazze halkının maruz kaldığı olumsuzluklar üzerinden Batının sözüm ona insani değerlerinin beraberinde, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Siyonistlerin ürettikleri Yahudi mağduriyeti masalının bitirilmiş olması küçümsenebilecek bir şey değildir. Böylece Siyonist Hıristiyanlığın her koşulda tüm insanlığı tehdit eden varlığı açığa çıkmış, onlara gösterilecek en küçük bir merhametin bile insanlığa nasıl bir hadsiz vahşet olarak hemen geri dönebileceği kuşkulardan arındırılmış bir gerçekliğe dönüşmüştür. Gazze'den sonra dünya artık iki kutupludur: Bir yanda vahşi Siyonist Hıristiyanlık, diğer yanda insana sahip çıkan vicdan ehli vardır.

Yeni Şafak Podcast
Kadir Üstün - Bölgesel savaşın zaten içinde değil miyiz?

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Jan 19, 2024 6:00


7 Ekim sonrasında İsrail'in Gazze'ye saldırılarının bölgesel bir savaşı tetikleme ihtimalinden bahsediyoruz. Son haftalarda yaşanan gelişmeler aslında bölgesel bir savaşın zaten içinde olduğumuza işaret ediyor. Ancak bu tür çatışmaların yoğunluğunun artıp azalması ve taraflarının her zaman net olarak belli olmaması bölgesel savaşın adını koymamızı zorlaştırıyor. Artık ülkeler arasındaki savaşların karmaşık bir şekilde gerçekleşmesi, farklı mecralarda cereyan etmesi ve tarafların farklı kapasitelerini harekete geçirmesi ‘klasik' topyekûn savaşların daha ender hale gelmesi sonucunu doğurdu. Daha az maliyetli, düşük riskli ve inkâr edilebilir olması itibariyle birçok ülkenin vekalet savaşlarını tercih ettiğini görüyoruz. Bu tür vekalet savaşları, ülkelerin doğrudan birbirlerine savaş ilan etmeden yoğunluk derecesi gerektikçe artırılabilen bölgesel bir savaşın tarafı olmalarına olanak veriyor. Amerika'nın Irak'ın işgalinde Birleşmiş Milletler'den müdahale kararı çıkarmadan eski BM kararlarının yeterli olduğunu iddia etmesiyle uluslararası sistemde yeni bir dönem başlamıştı. ABD'nin uluslararası düzenin kurallarını açıkça ihlal etmeyi göze alması, sistemin meşruiyetiyle ilgili soru işaretlerini güçlendirmekle kalmadı. Aynı zamanda herhangi bir ülkenin diğerine askeri müdahale etmesinin hukukla değil ne kadar güçlü olduğuyla alakalı olduğunu ayan beyan ilan etmiş oldu. ABD'nin kendi kurduğu düzenin kurallarına uymayı reddedip ‘tek taraflı hareket etme özgürlüğünde' ısrar etmesinin yarattığı etkinin sonuçlarını Ukrayna'da ve Gazze'de görüyoruz. Gerek Rusya'nın Ukrayna'yı işgal girişimi gerek İsrail'in Gazze'deki etnik temizlik çabası güçlü olanın uluslararası hukuku hiçe sayabilmesinin sonraki örnekleri olarak önümüzde duruyor. NETANYAHU'NUN SAVAŞI GENİŞLETME ARAYIŞI İsrail'in Gazze operasyonlarını yavaşlatma sinyalleri vermesine karşın bunun yeni bir hazırlık olduğu yönündeki sinyaller güçlü. Biden bir yandan ateşkes çağrısı yapmamakta direnirken bir yandan da seçim kaygısıyla Gazze'deki insani dramın ve savaş suçlarının gündemden düşmesini istiyor. Bunun için çabalayan Blinken'ın lobisi henüz işe yaramış görünmüyor ancak İsrail kayıplarını azaltmak ve rezerv güçlerinin mobilizasyonunun ekonomiye maliyetini düşürmek için operasyonları daraltmaya başlama eğiliminde. Ancak bu değişikliğin bir sonraki hedef olan Hizbullah'a odaklanmak için bir toparlanma çabası olma ihtimali de yüksek. Netanyahu'nun Hizbullah ve İran'la savaş ederek iktidarda kalma çabası, seçim senesine giren Biden için huzur kaçıran bir durum yaratıyor. Biden'ın verdiği açık çeke rağmen Netanyahu'nun kontrolsüz gidişinden rahatsız olduğu Amerikan basınına yansımaya başladı. Blinken'ın İsrail ziyaretinde aşırı sağ liderlerle ve muhalefetle de görüşmesini Netanyahu'ya alternatif arayışının hazırlığı olarak yorumlayanlar dahi var. İsrail'e bölgeden yönelecek herhangi bir tehlikeye karşı koruyacağını göstermek isteyen ABD'nin Husileri vurmasının bir nedeni de Tel Aviv'e bölgesel tehditlere karşı güvence vermek. Hizbullah'ı tehdit eden, Suriye ve Irak'ta Şii milisleri vuran İsrail'e karşı İran'ın Kuzey Irak ve İdlib'deki saldırıları bölgesel savaş ihtimalinin artık bir gerçekliğe dönüştüğünü gösteriyor. Gazze'de Hamas'ı bitirme ihtimali olmadığının farkında olan Netanyahu'nun çatışmayı bölgeselleştirerek iktidarını koruma çabasında şimdilik muradına erdiğini söylemek mümkün. ABD SAVAŞIN AKTÖRÜ HALİNE GELİYOR

Yeni Şafak Podcast
YASİN AKTAY - "İSLAMCI AYDINLARIN SAĞCILAŞMASI" MI DEDİNİZ?

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Jan 19, 2024 8:07


afganistan'daydım, bir yandan ülkede 45 yıllık işgal ve iç savaşlardan sonra en son dünya gücü ABD'yi en ilkel silahlarıyla ve düzensiz ataklarıyla çekilmeye mecbur bırakan bir halkın, bir sosyal-siyasi hareketin sırrını çözmeye çalışıyorum. Sır aslında bugünlerde Gazze'de de tekrarlanarak bilenler için sır olmaktan çıkmıştır. Bütün olup bitenlere şahit olduktan sonra sır kendini ifşa ediyor: Aslında sır yok. Herşey insani kapasitenin sınırları içinde cereyan ediyor. Biri sosyal medyada anlatıyor: “Ashab-ı kiramın neredeyse dünyanın dışında, gerçeklerin üstünde gibi göründüğü için bugün bize bir şey söylemekten uzak gibi duran hayat hikayelerini dinliyordum. Bir de bunlara tarihselci veya sözümona gerçek tarih meraklısı tiplerin bu hayatlara dair en kötü aktarımlarla büyüsünü bozmaya çalışanların çabası neredeyse bu insanların imanlarına, kahramanlıklarına, temizliklerine dair inancımı yitirmeme yol açmıştı. Gazze'de gördüğümüz iman, sabır, sebat ve cihat manzaraları tarihe yönelik bakışımı da, ashab-ı kirama yönelik bakışımı da tekrar restore etti. Eskiden şöyle düşünüyordum: Dün bu sahneler gerçekleşmişse bugün de gerçekleşir, buna engel olan ne olabilir? Bugünse zihnimin üzerinden geçen onca ayartıcı, iğva edici tarihselci düşüncenin ardından şöyle düşünüyorum: Bugün Gazze'de bu destansı sahneler oluyorsa, geçmişte de olmuştur.” Tarihe mal olmuş, tarihte kalmış sanılan insani yüceliklere günümüzde şahit olabilmemiz veya tersi. Belki Akif'in “Bedr'in aslanları ancak bu kadar şanlı idi” derken kapıldığı duygu da benzer bir duygu idi. Tam isabet: Duygu. Aslında tarihe bakışımızı da birçok olaya bakışımızı da belirleyen temel saik akıl veya delil değil duygularımız. Etkilenimlerimiz. O yüzden tarih felsefecilerinden bilgeliğe bir yol bulanların sürekli tekrarladıkları bir söz vardır: tarih her an yeniden yazılır. Çünkü duygularımız sürekli değişiyor. Kalp taşıyoruz çünkü ve düşünmemiz üzerinde, olaylara bakışımız üzerinde taşıdığımız kalbin etkisi beynimizden daha fazla oluyor. Salt aklı arayanlar, bu aklın yeryüzünde soy haldeki gerçekleşimini mümkün görenler aramaya devam etsin, bulabilirlerse bize de haber versinler. Kabil'de tam bu duygular içinde geçmişimize, Afganistan'a, Gazze'ye bakarken önüme bir yazının linki düştü. Ruşen Çakır'ın “İslamcı Aydınların Sağcılaşması” başlığı altında yazdığı bir yazı. Başlık çarpıcı, ilk anda, kendi önyargılarımla nereye denk düşeceği belli ilk anda kışkırttığı soru da belli: İslamcı aydılar solculuktan mı sağcılaşmışlar, yoksa kendilerine ait bir konumları vardı da oradan mı sağa geçmişlerdi. O konum kendilerine aitse oradan takip edebilecek bir göz var mı bu analizlerde acaba?

Yeni Şafak Podcast
TAHA KILINÇ - HAMAS'I BİTİRMEK

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Jan 16, 2024 4:58


İsrail cephesinden, Hamas'ı ortadan kaldırma hedefinin imkânsızlığına dair itiraf ve açıklamalar gelmeye devam ediyor. Son olarak, eski adalet bakanı ve mevcut “savaş kabinesi” üyelerinden Gideon Saar, Hamas'ın “yenilmekten çok uzak” olduğunu söyledi. İsrail Ordu Radyosu'na konuşan Saar, “buna rağmen, hedeflerimize odaklanmaktan başka çaremiz yok” dedi. Bu sözler, Gazze'ye uygulanan soykırımın başlangıcında, eski İsrail başbakanlarından Ehud Barak'ın sarf ettiği cümlelerin de teyidiydi aslında: “Hamas'ı bitirmemiz mümkün değil. Çünkü Hamas, insanların zihinlerinde ve düşünce dünyalarında yaşamaya devam eden bir ideal.” Herhalde, Hamas'ın ne olduğuna dair en gerçekçi tanım da Barak'ınkiydi. Tarihî serüveni bir asra yaklaşan, Filistin topraklarında Siyonist işgale karşı direniş süreci, devamlı biçimde dış faktörlerin müdahalesine maruz kaldı. Bir yandan her Müslüman ülke kendi Filistin projeksiyonunu sahaya yansıtmaya çalışırken, diğer yandan da İsrail ve Batılı ülkeler Filistin siyaset sahnesini manipüle etmek için her yolu denediler. Direnişin ilk döneminde İzzeddîn el-Kassâm, tamamen kendi imkânlarıyla organize ettiği bir cihad faaliyeti çerçevesinde hem İngiliz manda yönetimine hem de Siyonist işgale karşı direniş başlatmıştı. Aynı dönemde, Filistin'de siyasî ve diplomatik sahanın parlayan yıldızı Hacı Emîn el-Hüseynî idi. Kassâm'ın 1935'teki şehadetinden sonra silahlı direniş sahasında ciddi bir dağılma gözlemlense de, Hacı Emîn 1974'te vefat edinceye kadar diplomasi silahını kullanmaktan hiç vazgeçmedi. Ancak o da karşısında sürekli olarak çatışan Arap menfaatlerini buldu ve sıklıkla Müslüman başkentler arasındaki yaylım ateşinde kaldı. 1959'da Yâser Arafat ve arkadaşları, o dönemde İngilizlerin kontrolü altında bulunan Kuveyt'te Fetih'i kurduklarında, bu hamleye cevap Kahire'den geldi: Arap milliyetçiliği bağlamında Filistin davasının hamiliğine soyunan Mısır Cumhurbaşkanı Cemâl Abdunnâsır, 1964'te Filistin Kurtuluş Örgütü'nü kurarak, başına kendisine çok yakın bir ismi, Ahmed Şukayrî'yi getirdi. 1967'deki Altı Gün Savaşı'nda Mısır hezimete uğrayınca, Arafat ve arkadaşları Filistin Kurtuluş Örgütü'nün denetimini ele geçirdiler ve sonraki süreçte Arafat, dünya nezdinde Filistin davasının “meşru” temsilcisi kabul edildi. Hamas'ın kurulduğu Birinci İntifada'ya (1987) kadar, Filistin davasında sürekli farklı ülkeler devredeydi. Arafat ve arkadaşları, olayların seyriyle Ürdün'den Lübnan'a, oradan Tunus ve Cezayir'e intikal ederken, Arap dünyasının farklı aktörleri de Filistin Kurtuluş Örgütü üzerinde denetim ve hâkimiyet yarışı içindeydi. Zaman geçtikçe, Arafat, tüm bu rekabetleri yönetebilmek ve Filistin meselesinde liderliği kaybetmemek için tam bir ip cambazına dönüştü. Bunun sonucunda da, İsrail işgaline karşı direnme hedefi önceliği yitirilerek, dava tümüyle Filistin siyaset sahnesinin dizaynında ipleri elden kaçırmama kavgasına evrildi. Örgüt içi mücadeleler, dünyanın dört bir yanından gelen yardımların doğurduğu rant ve bu rantın dağıtımında yaşanan gerilimler, zamanla farklı menfaat odaklarının çatışması neticesini doğurdu. Arafat 2004'te öldüğünde, arkasında derinleşmiş bir statüko, işgalle mücadele yerine kazanımlarını korumaya odaklanmış kadrolar ve pörsümüş bir yönetim bırakacaktı.

Aposto! Altı Otuz
Aposto Altı Otuz | 15 Ocak Pazartesi - 100. gün, bağımsızlık zaferi

Aposto! Altı Otuz

Play Episode Listen Later Jan 15, 2024 9:18


Günaydın. İsrail-Hamas Savaşı 100 günü aşarken İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları devam etti. Çok sayıda ülkede Gazze'ye destek eylemi yapıldı. Tayvan'daki başkanlık seçimini iktidar partisinin adayı Lai Ching-te kazandı. Bu bölüm German Legend hakkında reklam içermektedir. Türkiye'nin ilk medya sanatı odaklı uluslararası sanat fuarı Noise_Media Art kapsamındaki tüm sergi, eğitim ve konuşma programları ücretsiz gerçekleşecek. Detaylı programa buradan ulaşabilir, 17 - 21 Ocak tarihlerinde Kadıköy Kent Müzesi'ndeki German Legend Lounge'a uğrayabilirsiniz.

Yeni Şafak Podcast
ERSİN ÇELİK - DÜNYANIN DÜZENİ YIKILIRKEN...

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Jan 13, 2024 4:54


Gazze'deki soykırım 100. günü geride bıraktı. Amerika ve İngiltere'yi arkasına alan İsrail terör devleti bir adım bile geri atmadı. Vahşetlerinden milim taviz vermedi. İsrail ve ona güç veren Batı, inşa ettikleri mevcut dünya düzeninden çıkmış durumdalar. Birleşmiş Milletler'in bir hükmü, etkisi, gücü kalmadı. Kimse aksini iddia edemez. Kanarya Sevenler Derneği'nin alabileceği kararlardan aciz bir BM'den; dünya barışını ve güvenliğini korumaya yönelik kararlar almasını beklemek de çaresizliğin ilanıdır artık. Buna mukabil dünyanın çivisini çıkaran İsrail'in, Lahey'de soykırım suçundan yargılanması tabii ki tarihi bir olay olarak kayıtlara geçti. Mahkeme başladı, iki oturum yapıldı ve davayı açan Güney Afrika Cumhuriyeti, Uluslararası Adalet Divanı'ndan İsrail'in Gazze'deki tüm askerleri faaliyetlerinin durdurulması için ivedilikle ihtiyati tedbir kararı verilmesini istiyor. Böyle bir karar verilse de İsrail buna uyar mı? Gazze'ye saldırıları durdurur mu? Yüz gündür tüm insanlığın gözleri önünde, Batı'da ve Doğu'da halkından artık nefret edildiğini gördüğü halde soykırımdan vazgeçmeyen bir anlayış yargılanıyor. Öyle görülüyor ki sunulan delillerin ve işlenen bariz suçların İsrail'de bir karşılığı yok. Leicester Üniversitesi uluslararası hukuk profesörü Malcolm Shaw, geçtiğimiz cuma günü mahkemede yaptığı savunmada; “İsrail herhangi bir çatışma kuralını ihlal etmişse, bu konu ‘İsrail'in sağlam ve bağımsız hukuk sistemi' tarafından uygun zamanda ele alınacaktır” dedi. Ne demek bu: İsrail'i ancak, zamanı gelince, uygun görülürse İsrail yargılayabilir! Görüyoruz musunuz kendilerini tüm dünyadan, hukuk kurumlarından, devletlerinden nasıl da üstün görüyorlar? Avrupalı hukukçular, yargılamanın bile İsrail açısından büyük bir prestij kaybı olduğunu uluslararası itibarının tehlikede olduğunu ve yalnızlaşacağını dillendiriyorlar. Ama herkes görüyor ki İsrail'in böyle bir derdi yok.

Yeni Şafak Podcast
Yahya Bostan - Blinken ziyaretinden notlar: Ankara faturayı kime kesti?

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Jan 12, 2024 5:05


ABD Dışişleri Bakanı Blinken'ın İstanbul (ve bölge) ziyareti önemliydi. Üzerinde durulmayı hak ediyor. Sebebi Gazze konusunda yeni bir arayışın başlamış olması. Bu arayışın ne olduğunu, Blinken'ın İstanbul'a ne amaçla, hangi dosyayla geldiğini, Ankara'nın konuya yaklaşımını -hatta ne yanıt verildiğini- hepsini konuşacağız ama önce bazı noktaların altını çizmem gerekiyor. Gazze'den korkunç görüntü ve fotoğraflar gelmeye devam ediyor. Bölgede sivillerin doğrudan hedef alındığı, son yüzyılın en kirli saldırısı devam ediyor. İsrail geçtiğimiz hafta -tam da Blinken'ın ziyareti öncesinde- Gazze'ye yönelik hava ve kara saldırılarında yavaşlamaya gideceğini açıkladı. Bunun bir sebebi Güney Afrika'nın açtığı soykırım davasıdır. Netanyahu paniklemiştir. Diğer sebep Tel Aviv'in Hamas'ı ortadan kaldıramayacağını anlamasıdır. ABD de bu noktaya gelmiştir. Bu yüzden çatışmaların sona ereceği, Hamas'ın oyun dışı bırakılacağı, “savaş sonrası Gazze” için çalışmalar hız kazandı. Blinken bölgeye bu yüzden geldi. İsrail, bir yandan da çatışmayı bölgeye yayacak adımlar atıyor. Lübnan'da Hamas ve Hizbullah'ın üst düzey isimlerine suikastler düzenliyor (İran'da DEAŞ'ın düzenlediği terör saldırısını da buna ekleyelim.) 7 Ekim'den hemen sonra söylediğimiz gibi, İsrail'in Gazze'den sonraki hedefi Lübnan ve Suriye'nin güneyinde tampon bölge oluşturmak. İsrail bu kapsamda, Hizbullah'ı açıkça tahrik ediyor. Hizbullah yanıt vermezse bu kez muhtemelen kendisi Lübnan'ın güneyine girecek. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın “İsraillilerin Lübnanla savaşa girmemek için kendilerini zor tuttuklarını düşünüyorum” vurgusunu not edelim. ABD ise Hizbullah'ın çatışma yaşanmadan Litani nehrinin kuzeyine çekilmesi için İran'la arka kapıdan görüşüyor (Bakınız, Terör Saldırısı ve ABD-İran anlaşması, 29 Aralık 2023). Blinken bu konjonktürde Türkiye'nin de aralarında bulunduğu bölge ülkelerini ziyaret etti. İstanbul'da yapılan görüşmelerin perde arkasından ve yapılan resmi açıklamalardan anladığım kadarıyla gelinen noktada son durum şu üç başlıkta özetlenebilir: Bir. ABD Gazze'de çatışmalar bittiğinde sürecin nasıl işleyeceğine ilişkin zemin yokluyor. Muhataplarının gündemine “Gazze'yi kim yönetecek?” sorusunu getiriyor. ABD Gazze'yi El Fetih'in yönetmesini istiyor. (Bunu mümkünse Abbas'sız yapmak istiyorlar.) ABD'nin Gazze'nin kuzeyine BM misyonu sokulması konusunda İsrail'i ikna ettiği de söyleniyor. Ve burası önemli: Yunan medyasına yansıyan bilgilere göre Blinken Yunanistan'da, Türkiye'nin Gazze'de garantör olabileceğini söylemiş. O halde süreç Ankara'nın en başta dile getirdiği garantörlük modeline evrilebilir. İki. ABD meşruiyet sorununun farkında. Hamas'ın son olaylar nedeniyle sadece Gazze'de değil Batı Şeria'da da artan popülaritesini görüyorlar. ABD, Hamas'ı oyun dışı bıraktıktan sonra yerine koyacağı aktörün (İsrail ve Mısır'la iyi geçinecek bir aktör) meşruiyetinin nasıl sağlanacağını kara kara düşünüyor. “Hamas'sız bir Filistin'de meşruiyeti nasıl sağlarız” sorusunu muhataplarına soruyorlar. Ankara'nın bu konudaki tavrı net: Filistinlilerin oyuyla işbaşına gelmiş, toplumsal tabanı olan bir aktörün varlığının reddedilmesi söz konusu olamaz. Peki, Hamas'sız bir Gazze ile ilgili Washington'un Ankara'dan bir beklentisi var mı? Bu soruyu sorduğum kaynaklar “Bizi ikna edeceklerini zaten düşünmemişlerdir. Bizden bir beklentileri yok. Zemin yokluyorlar. Bu konu daha çok Körfez ülkelerini ilgilendiriyor” yanıtını veriyor. Amerikalıların Gazze'nin geleceğine ilişkin Türkiye politikası şu: Ankara projemizi desteklemezse de engel olmasın yeter.

Yeni Şafak Podcast
Samed Karagöz - Kurşun Geçirmez Düşler

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Jan 10, 2024 3:19


Gazze'de yaşananlar gündemden, gündemimizden düşüyor. Yaşananların şiddetinde bir azalma olmamasına rağmen gözlemlediğim acı verici gerçek bu. Gazze hakkında konuşmaya devam etmemiz gerekiyor. Filistin hakkında konuşmaya devam etmemiz gerekiyor. Ama bir şekilde başka gündemler bizi işgal ediyor. Geçtiğimiz günlerde Taksim Meydanı'nda Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen “Kurşun Geçirmez Düşler: Gazzeli Çocuk Ressamlar Sergisi” bu unutulmaya, gündem düşmeye karşı yapılmış güzel bir adım. 2008-2009 yıllarında İsrail gene benzer bir katliam yapmıştı. “Dökme Kurşun Operasyonu” adını verdikleri bu saldırılarda gene çocuk, kadın, yaşlı dememiş Gazze'ye saldırmıştı. Ailesinden 26 kişiyi İsrail saldırılarında kaybeden 6 yaşındaki Mona'nın çizdiği resimler gazeteci Abdullah Aytekin'e ilham oluyor. Gazze'deki çocuklara kâğıt ve boya ulaştırıyor. Çocuklar yaşadıklarını, hissettiklerini, hayallerini resmediyorlar. “Kurşun Geçirmez Düşler” başlıklı sergideki eserler işte Abdullah Aytekin'in Gazzeli çocuklara yaptırdığı bu resimler. Serginin hemen girişinde Gazzeli Maysa Yousuf'un bir resmi dikkat çekiyor. “Dökme Kurşun Operasyonu” günlerinde Emine Erdoğan, “Filistin'de Barış İçin Kadınlar Toplantısı”ndaki konuşmasında, Gazze'de katledilen çocuklara ve kadınlara dikkati çekmiş, Gazze'deki trajedi nedeniyle gözyaşlarını tutamamıştı. Bu görüntüleri televizyondan izleyen Gazzeli Maysa Yousuf Emine Erdoğan'ın gözlerinden yaş gelen o halinin resmini çizerek altına “Sayın Hanımefendi, gözyaşlarınız bize ulaştı” yazmış. Son derece etkileyici. Sergide resimler sadece fiziksel olarak yer almıyor. Resimlerin dijital versiyonları, enstalasyonlarla desteklenerek izleyicilere sunuluyor. Ortaya son derece etkileyici, Gazze'de yaşanan gerçekleri yüzümüze vuran bir sergi çıkıyor. İstanbul Türkiye'nin, Taksim Meydanı ise İstanbul'un en turistik mekânı. İstanbul'a gelen bir turistin Taksim Meydanı'nda gelmemesi düşünülemez. Bu sebeple “Kurşun Geçirmez Düşler”in sadece Türkiye'de yaşananlara değil ülkemizi ziyarete gelen turistlere de hitap ettiğini belirtmek lazım. Bu sergi ülkemizin Gazze konusunda duruşunu herkese göstermesi açısından da önemli. Genele hitap eden bu tarz bir sergi önemli lakin aynı zamanda işin sanatsal boyutunu önceleyen bir serginin de düzenlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu ne işe yarayacak? Hemen anlatayım. Öncelikle Filistinlilerin yaşadıkları zulmü farklı ve içeriden bir şekilde görmüş olacağız. İki Filistinlileri daha iyi anlayacağız. Unutmamak gerekir ki sanatını, edebiyatını ve sinemasını bilmeden bir toplumu anlamak neredeyse imkânsızdır. Üç sanatın sadece Batı'da yapıldığını ve önemli olanın Batı'da yapılan veya Batı tarafından etiketlenen sanat olduğunu düşünenlere bu vesileyle önemli bir ders verilmiş olur. Dört kendi fanusunda yaşayan bizim sanat tayfasından görmek isteyenlere Filistin'in önde gelen sanatçılarını görme fırsatı sunulmuş olur.

Yeni Şafak Podcast
MEHMET METİNER - SENİ UNUTTUK MU EY GAZZE?

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Jan 8, 2024 4:30


Başkalarını bilmem ama biz seni unutmadık ey Gazze! Unutmayacağız! Unutturmayacağız! Unutursak dilimiz lâl olsun bizim! Öte yurdumuz viran olsun bizim! Ey Gazze! Sen o yıkık hanelerden ibaret değilsin! Sen o taş duvarlardan müteşekkil değilsin! Sen harita üzerindeki yerleşim birimlerinden herhangi biri değilsin. Sen ey Gazze, sen günümüzde ve gönlümüzde imanın tecessüm etmiş muhteşem anıtısın! İman denildiğinde akla gelensin sen ey Gazze! Sen ey Gazze, yalnızca bir coğrafî mekândan ibaret değilsin! Sen imanın ve cihadın sembolüsün! Bizimle her yerdesin ve bizim her şeyimizsin! Yaşadığımız her yersin sen ey Gazze! O yeryüzünün müstekbirleri bilsinler ki Gazze yıkılır ama Gazze yenilmez. Gazze'nin ruhu yenilmez asla. Gazze'nin yiğitleri bir bir toprağa düşüp şehadet şerbetini içseler bile Gazze düşmez, Gazzeli yiğitler tükenmez. Gazze'yi işgal edebilirsiniz ama Gazze'ye hükmedemezsiniz, Gazzelilere baş eğdiremezsiniz. Görüyoruz Gazze'miz yerle yeksan. Her gün ölüyoruz orda. Ama bilesiniz ki biz ölerek ölümsüzleşenlerdeniz. Öldükçe çoğalanlardanız. Bizim imanla harladığımız ateşi söndürmeye sizin ölüm makineleriniz yetmez. Yakıtı kanlarımız olan o ateş, gün gelir sizi boğacaktır.

ama yak mehmet bizim gazze gazze'ye gazze'nin
Yeni Şafak Podcast
ABDULLAH MURADOĞLU - İSRAİL BÖLGESEL BİR SAVAŞ PEŞİNDE..

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Jan 7, 2024 5:12


güney Afrika, İsrail'in yargılanması için “Uluslararası Adalet Divanı”na başvurmuştu. ABD'de yayın yapan “Axios” haber sitesinde 5 Ocak tarihli Barak Ravid imzalı “İsrail'in Güney Afrika'nın Gazze soykırımı davasını düşürme plânının iç yüzü” başlıklı haberde, paniğe kapılan İsrail'in mahkeme üzerinde uluslararası baskı kurmak için harekete geçtiği belirtiliyor. Habere göre İsrail, Büyükelçilikleri'nden bulundukları ülkelerdeki en üst düzeydeki diplomat ve siyasetçilerden ‘Gazze'ye insani yardımı arttırmak ve sivillere verilen zararı en aza indirmek için' uluslararası aktörlerle birlikte çalıştığı yalanını söyletmelerini istiyor. Haberde söz konusu ülkelerin İsrail hakkındaki suçlamaları kabul etmediklerini kesin dille kamuoyuna açıklamaları da isteniyor. İsrail'in amacı, Gazze'de durmasını gerektirecek bir tedbir kararı vermemesi için Mahkeme üzerinde baskı kurmak. Batı medyalarının utanç verici işbirliğine rağmen kara propagandası işe yaramayan İsrail, hukuk savaşını kaybetmekten korkuyor. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü John Kirby ise Çarşamba günü yaptığı açıklamada “Bu başvuruyu haksız, verimsiz ve hiçbir temele dayanmayan bir başvuru olarak görüyoruz” diyordu. Yüzde 70'i çocuk ve kadın 22 binden fazla insanın katledilmesi ABD için yargılama gerektiren bir temel olarak görülmemesi insanın tüylerini diken diken ediyor. ABD'nin İsrail'e verdiği koşulsuz silah, istihbarat ve diplomatik desteği Gazze'de yürütülen soykırım savaşının bölgeselleştirme riskini artırdı. İsrail'in niyetinin Hamas'ı cezalandırmak değil, Gazze'yi tümden yok edip yaşanmaz hale getirmek, Filistin varlığını ait olduğu topraklardan kazımak olduğu çok açık. Biden Yönetimi'nin tutumuysa, İsrail'e yol vermekten öteye geçmiyor. Amerikalılar da, Batılılar da İsrail'in ne yapmak istediğini çok iyi biliyorlar. Lübnan'da Hamas'ın liderlerinden Salih el -Aruri'ye yönelik suikastin İsrail'in savaşı Lübnan'a doğru genişletme plânının adımlarından biri olduğunu fark etmemiş oldukları düşünülemez. ABD'nin Kızıldeniz, Irak ve Suriye'deki askerî eylemleri de İsrail'in savaşı bölgeselleştirme amacına hizmet ediyor. Oysa ABD'nin, savaşın bölgeye yayılmasını istemiyorsa, yapması gereken tek akıllıca davranış, İsrail'i Gazze'de durdurmak. ABD'nin İsrail'i durduracak gücü var, ancak Biden Yönetimi bu gücü kullanmak yerine Netanyahu'nun ekmeğine yağ sürmeyi tercih etti. Netanyahu'nun ekmeğine sürülen yağ, daha fazla masum insanın kanı demek. İsrail yıllarca ABD'nin “Avrupa Komutanlığı”nın (EUCOM) operasyonel yetkisi altındayken etrafındaki ülkelerse “ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı”na (CENTCOM) bağlıydı. İsrail 2021'de “CENTCOM”a kaydırıldı. ABD İsrail ve bölgedeki Arap rejimlerini ‘anlaştırmak' suretiyle “Asya-Pasifik”e odaklanmak istiyordu. İsrail'in “CENTCOM”a kaydırılmasının diğer amacıysa, İsrail'in tek taraflı olarak İran'a savaş açmasını engellemekti. Askeri stratejistler İsrail'in “CENTCOM” kapsamına alınmasını bu yüzden “Ayı kucaklaması” olarak niteliyorlar.

Yeni Şafak Podcast
YASİN AKTAY - DÜNYANIN EN FAZLA BELGELENEN SOYKIRIMI

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Jan 7, 2024 6:25


Gazze'de İsrail'in irtikap ettiği soykırım suçu bütün hızıyla ve bütün barbarlığıyla devam ederken bu hafta Perşembe ve Cuma günü bu insanlık suçu Lahey'de Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) görülmeye başlıyor. Böylece dünya soykırım tarihinde de bir ilk yaşanmış olacak. Soykırım devam ederken, hatta hiç hız kesmeden olanca vahşiliğiyle işlenmeye devam ederken bir yandan da yargı sürecinin devam ediyor olması. Soykırım ve yargılamasının aynı anda devam etmesi, neresinden bakılırsa tuhaf bir şey aslında. Uluslararası Adalet Divanı'na götürülen bir soykırım şikayetinin bu kadar hızlı bir biçimde görülmeye başlaması biraz da işlenen suçun yıkıcı etkisinin, suçüstü halinin çok açık olması ve onu durdurmak için hiçbir etkili önlemin alınamıyor olması. Önlem alabilecek durumda olanlar da bu soykırım suçunun ortağı çünkü. Herkes biliyor ki, ABD'den başka şu anda İsrail'i alenen irtikap ettiği insanlık suçlarından alıkoyabilecek bir güç yok, ama o güç de şu anda İsrail'in ateşkese yanaşmasını bile istemiyor. İsrail'i bu suçları işlemeye bizzat kendisi tahrik ve teşvik ediyor, saldırganlığında her türlü yardım ve yataklığı yapıyor. UAD işin bu kısmını da görecek mi, ne kadar görüp ne kadar yargılayabilecek? Bu sorudan önce tabi UAD'nin gerçekten de adil bir yargılamayı yapıp yapamayacağı sorusudur. ABD'nin yardım ve yataklığını yaptığı soykırıma karşı Avrupa'dan da siyasi düzeyde hiçbir ciddi itiraz görülmedi şimdiye kadar. Bilakis hala Gazze'ye destek olanlara, İsrail'i kınayan veya eleştiren ifadelerde bulunanlara karşı Avrupa medyasında, akademisinde ve sokaklarında ciddi kısıtlamalar sözkonusu. Şimdiye kadar davası güdülmüş Avrupa Değerleri adına ne varsa İsrail karşısında feda edilmiş durumda. Böyle bir ortamda Güney Afrika'nın başvurusuyla, kural gereği harekete geçmiş olan Uluslararası Adalet Divanı'nın Avrupa'nın ortasında bu davayı nasıl görüp yöneteceği Avrupa için gerçek anlamda ileri seviye bir imtihan konusu olacaktır. Aslında UAD'de bu sürecin başlamış olmasının kendisi başlı başına önemli olsa da yetki ve etkileri bakımından çok büyük kısıtlılıkları var. Mesela savaş suçları veya insanlığa karşı suçlarla itham edilen kişileri yargılama yetkisi bulunmuyor ve bir ceza mahkemesi olmadığı için yargılama başlatabilecek bir savcısı da olmuyor. Divan'ın kendi inisiyatifiyle bir uyuşmazlığı ele alma yetkisi de bulunmuyor ve Divan, bir uyuşmazlığa ancak bir veya daha fazla devletin talebi üzerine ele alabiliyor. Ayrıca uyuşmazlığa taraf olan devletlerin de Divan'ın yargı yetkisini kabul etmiş olmaları, başka bir deyişle UAD'nin söz konusu uyuşmazlığı ele almasına rıza göstermeleri gerekiyor. İsrail'in UAD'de Güney Afrika'nın başvurusuyla başlamış olan bu sürece katılmaya razı olması sadece Divan'ın kararlarını bağlayıcı görmesinden kaynaklanmıyor. İsrail bu tür uluslararası kurumlara taraf olsa da bağlayıcılıklarını tanıma küstahlığını sergilemekten hiç çekinmiyor. Bu konuda her zaman ABD'ye güvenerek tepe tepe kullandığı bir istisnailiği var. Buna rağmen UAD'nına katılmayı kabul etmesi o zemini yine küstahça ve şımarıkça bir meydan okuma yeri olarak değerlendirme isteğinden. Ama 7 Ekim'den beri İsrail'den görmeye alışık olduğumuz bu şımarıklıklar ne onun ne de onun efendilerinin, hamilerinin istediği sonucu ve fırsatı vermiyor. Varlığını ve haksız meşruiyetini bir soykırım iddiasına dayandırmış olan İsrail ilk defa resmen bir soykırım iddiasıyla yüzleşmek zorunda kalıyor ve neticesi ne olursa olsun bu ilk defa kayıtlara geçmiş olacak.

Yeni Şafak Podcast
TAHA KILINÇ - DİNSİZLİK ÇÖKÜŞTÜR

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Jan 5, 2024 4:46


üç ay önce, İsrail işgal rejimi tarafından Gazze'ye yönelik soykırımın başlatıldığı ilk günlerde, Benyamin Netanya-hu'nun söylemlerini hatırlayınız: İsrail'in “kendini savunma” hakkından söz ediyor ve masum kadınların, çocukların ve yaşlıların üzerine yağdırılan bombaları “demokratik dünyanın barbarlıkla savaşı” olarak isimlendiriyordu. Son derece seküler, uluslararası ilişkilerin sözüm ona “değer”lerine uygun ve herhangi bir dinî gönderme barındırmayan bir üsluptu bu. Çünkü ordunun savaşma gücünden emindi. Ancak kısa süre sonra, eski İsrail ordusunun yerinde yeller estiği bütün çıplaklığıyla ortaya çıktı. 1950'lerin, 60'ların, 70'lerin iç disiplini gitmiş, eşcinsellik başta olmak üzere Yahudi şeriatının en katı yasaklarının fütursuzca işlenip afişe edildiği bir çürüme yaygınlaşmış, “vadedilmiş topraklar için savaşma” ülküsünün yerini ödlekçe bir ölüm korkusu almış, velhasıl o “anlı şanlı” İsrail ordusu, bir avuç inanmış adam karşısında nal toplamaya başlamıştı. Kassâm mensupları ayaklarında terlik, üzerlerinde eşofman ve dillerinde dualarla, adeta tapınılan o devasa tankları tuzaklıyor, haftalarca zaten başlayamayan kara operasyonları, İsrail açısından tam bir fiyaskoya dönüşüyordu. Netanyahu bunun üzerine canhıraş Yahudiliğin temel metinlerine sarıldı. Muharref Tevrat'tan pasajlar okudu, askerleri motive etmeye çabaladı. Ama bu taktik de tutmadı. En başından itibaren din dışı bir ideoloji olarak örgütlenen Siyonizm, bir “dinler coğrafyası” olan Ortadoğu'ya yerleşmek ve Filistin'in işgalini meşrulaştırmak için mecburen dinî argümanlara sığınmış, Arap ve İslâm dünyasının dağınıklığından faydalanarak on yıllar boyunca İsrail'i “din devleti” kılığında yaşatmayı başarmıştı. Karşımızda şimdi makyajı silinmiş, dişleri dökülmüş, yorgun bir acuze duruyor. Orta-doğu'da dinî ideolojinin kitleler üzerindeki ateşleyici tesirini kullanarak nüfuz sahasını genişletme noktasında, en başarılı ülke İran. Sadece son 10 yılda Arap Yarımadası'nın güneyinde ve kuzeyinde yaşanan gelişmeleri takip eden herkes, Suudi Arabistan'ın dört koldan kuşatıldığını görecektir. Gazze'de şimdilerde yaşanan süreç, Yemen'de çok sağlam ve sarsılmaz bir İran karakolunun inşasına yaradı. Aynı şey, 2006'da Lübnan'da hayata geçirilmiş, İsrail'in 34 günlük saldırıları sona erdiğinde, İran adına hareket eden Hizbullah, ülkeye el koymuştu. Suudi Arabistan, son yıllarda Batılılaşmayı merkeze alan bir dönüşüm sürecine girdi. Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın öncülük ettiği hamleler, “Vehhâbîlik” ideolojisi etrafında kümelenen olumsuz imajı ortadan kaldırmayı ve Suudi Arabistan'ı dünya sahnesinde “mutedil” bir devlet olarak yeniden yapılandırmayı hedefliyor. Muazzam futbol ve sanat yatırımları, bilhassa genç nüfusun resmî makamlar eliyle eğlence sektörüne yönlendirilmesi, okullarda okutulan müfredatın baştan aşağı yenilenmesi, tamamen bu hedef için. Ancak... Suudi Arabistan'ın konumlandığı coğrafya, İskandinavya değil ne yazık ki. Ortadoğu'da, sadece kapitalle veya dünyevîleşmeyle var olunamaz, mutlaka kitleleri motive edecek ve kimliklerini belirleyecek bir “muharrik ideoloji” gerekiyor.

Yeni Şafak Podcast
Ersin Çelik - Dünya uyurken Galata'dan verilen fotoğrafın anlamı

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Jan 2, 2024 5:20


T Tarihi yürüyüşten dönerken, İstanbul dışında yaşayan akademisyen arkadaşım aradı. Instagram'dan yaptığım yayını henüz bitirmiş ve Süleymaniye yokuşunda nefes nefeseydim. “Sen konuş dinliyorum” dedim, şunları söyledi: “İtiraf edeyim beklemi-yordum. Sabah namazı cemaati gelir, köprüde iki slogan atar dağılırsınız diye düşünmüştüm. O kadar insanın sabahın ilk saatlerinde önce camilere doluşması sonra da Galata'ya akması muhteşem bir hadise. Bu refleksi, yollara ve meydanlara taşan bu coşkuyu, duyarlılığı ve de öfkeyi çok doğru okumalı ve toplumlar yapaylaşırken ortaya konulan en gerçek, en sahici etkileşimin sonuçlarını çok iyi işlemeliyiz. Dünya uyurken, uyuşurken böylesi zinde olmak ve her türlü rahatlıktan feragat etmeyi göze almak Türkiye için büyük bir kazanç.” Arkadaşım sosyolog. Arada uzun uzun konuşuyoruz. Müslümanların Gazze'deki soykırım karşısında pasif kaldığını düşünüyor. Çok haklı tezleri ve tespitleri var. Batı'daki yürüyüşlerin ise duyarsız insanları etkilediğini ve onları da yollara düşürdüğünü, toplaşmaların toplumları ikna etme gücü olduğunu söylüyor. İsrail'e karşı meydanlara inmenin Avrupa ve Amerika'da çok normal olmadığını ve Gazze'ye destek yürüyüşlerinin seküler Avrupalılara dahi cesaret verdiğinin altını çiziyor. Telefonu kapattıktan sonra kendi kendime Galata'daki buluşmanın ‘nasıl bir kazanç?' olduğu ve ‘neyin kazancı?' olabileceği sorularına yanıt aradım. Türkiye'nin Gazze'de soykırım devam ederken dünyaya vereceği fotoğraflara, bizdeki karşılığının çok ötesinde anlamlar yükleniyor. Türk halkının doğal seyrinde üstlendiği rolleri, etkileri olduğunu biliyoruz. Müslüman toplumlar ve ülkeler kadar Batı'da da karşılığımız var. Milli İrade Platformu'nun çağrısıyla sabah namazından sonra toplanılan Galata Köprüsü'nde verilen İstanbul siluetli “direniş hattı” fotoğrafı da karşılığını bulacak. Soykırımı izleyip duyarsız kalmayı seçen Müslüman halkları silkeleyecek, 9 binden fazla çocuk ölmesine rağmen hâlâ “acaba” diyenlerin vicdanlarını kanatacak, İsrail'in baskısından korkup sinenleri cesaretlendirecek çok güçlü, çok anlamlı bir fotoğraf verildi İstanbul'da. Galata tarafından çekilen o kare tarihin akışında mutlaka yer alacak. Bu kadar iddialıyım. Abarttığımı ise asla düşünmüyorum. Galata mesajını ‘abartılı' buluyorsak; 110 yıl önce İstanbul ve Anadolu'nun işgal edilmesine geçit vermeyen, direniş hatlarını kurup Batılı emperya-listleri toprakları- mızdan kovan Milli Mücadele ruhunu da ‘abartmış' oluruz. Galata buluşması eğer abartıysa; 15 Temmuz gecesi darbecilerin tanklarına, tüfeklerine ve hainlerin hedef gözetmeksizin ateş açmalarına rağmen bedenini siper eden, canını ortaya koyanların destansı direnişini de abartmış oluruz.

Yeni Şafak Podcast
Süleyman Seyfi Öğün - Kumar...

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Jan 1, 2024 6:58


Yeni bir senenin eşiğinde, büyük bir ekseriyetin gündeminde III. Umûmî Harp ihtimâli çeşitli yoğunluklarda olsa yer alıyor. Bu hususta yapılan konuşmaları dinler; çeşitli yazıları okurken , nedense zihnimde tuhaf çağrışımsal kıpırtılar oluşuyor. Bir başka bağlamın kuşatıcılığını hissediyorum sanki. III.Umûmî Harp ihtimâlini konuşuyoruz. Eyvallah... Ama lâf dönüp dolaşıyor, tıpkı zelzele münâkaşalarında olduğu gibi, savaşın tek parçalı mı, değilse çok parçalı kırılmalardan oluşacağı mesele ediliyor sanki. Meselâ, Rusya-Ukrayna savaşını bir öncü sarsıntı olarak değerlendirenler var. Esas zelzelenin ABD-Çin arasında, Pasifik'de yaşanacağını iddia edenler hiç de azımsanmayacak kadar çok. Başka bir senaryo ise Armageddon Savaşı'nın öncü zelzelesi olan Gazze'de İsrâil ordusunun nereden gireceği, nasıl ilerleyeceği; buna mukâbil HAMAS'ın ne gibi taktikler kullanacağı uzmanlar tarafından uzun uzun tartışılması üzerinden işleniyor. Savaşın yayılıp yayılmayacağı, yayılırsa bunun hangi istikâmette olacağı , İran'ın veyâ Hizbullah'ın İsrâil ile savaşıp savaşmayacağı ayrı birer bahis konusu. Hay Allah; aklıma yine, muhtemel İstanbul zelzelesi için yanal-dikey atılım tartışmalarını yapan, bizleri 7.6 mı, değilse 5.3'lük şiddetlerindeki sarsıntıların mı beklediğini saatlerce ve de hunharca tartışan deprem mühendislerimiz geliyor. Geçen sene yaşanan Hatay zelzelesi, zelzele bahislerini açmıştı. Aylarca bunu konuştuk. Sonra sıkıldık. Bıraktık. Sanki, bir kaç sâniyede onbinlerce hayâtı söndüren bu hâdise yaşanmamış gibi işimize gücümüze devâm ettik. Bu arada deprem mühendisleri, birkaç nöbetçi bırakılarak evlerine gönderildi. Sonra 7 Ekim Gazze başladı. Aylarca da bunu konuştuk. Strateji, güvenlik uzmanları çıktı sahneye.. Artık bundan da sıkıldık. Yavaş yavaş ipin ucunu bırakıyoruz. Bizi, bu hâdiseye yeniden bağlaması için bir şeyler olmalı. Meselâ savaş büyümeli.. Yeni cepheler açılmalı. Değilse, koyuvereceğiz ve gidecek..... Tuhaf bir zihin iklimi bu. Bir hâdisenin neden veyâ ne için husûle geldiği sorusu, nasıl yaşanmakta olduğundan; bu da nereye evrileceği sorusundan çok daha ehemmiyetsiz . Meselâ İsrâil neden veyâ ne için Gazze'ye saldırdı? Bu soruya derinlikli bir cevâp, muhtemelen bundan en az yarım asır sonra vasıflı bir târihçi ekip tarafından yazılacaktır. Çok defâ öyle olmaz mı? Hanyayı Konya'yı çok sonra anlıyoruz. II.Umûmî Harp yaşanıyorken, çok az çevre bunun on sene evvel patlayan 1929 Dünyâ Buhrânı ile bağını kurabiliyordu.. Aradan 10 koca sene geçmiş, ekonomi toparlanmıştı. Savaş bundan ayrı, başta Hitler olmak üzere bir avuç siyâsal manyağın çıkardığı târihsel bir ârıza gibi görülüyordu. Hâlbuki ekonomik krizi toparlayan bizzat savaş ekonomisinin desteklenmesiydi. Bunun tüketiminin de savaş olacağı besbelli değil miydi? Ama o günlerde savaşın yegâne izâhı Hitler'in çılgınlıkları üzerinden yapılıyordu.. Şu ara, İsrâl-Filistin savaşında da, hazır teopolitik cevapların masaya sürülmesi üzerinden aynı kolaycılık ve basitçilik dikkatimi çekiyor.

Yeni Şafak Podcast
Yusuf Kaplan - İşkodra'yı canı pahasına savunan Osmanlı paşası “İşkodralı” Hasan Rıza Paşa!

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Dec 31, 2023 7:10


Gazze'deki soykırım sürüyor hâlâ! Türkiye başka bir gerilimin ortasına düşüveriyor: Futbol üzerinden yaşanan yeni bir Gezi provokasyonunun... Biz, seyahatimizi İşkodra'dan sürdürmek istiyoruz. İşkodra, bugünlerin ve hatta yarınların habercisi olacak çok nefis bir mücadeleye ev sahipliği yapıyor... Kastamonu Tosyalı Hasan Rıza Paşa'nın hikâyesi, Gazze'nin direnişinin köklerinin nerelerde yattığını çok güzel özetliyor. Kalemi her geçen gün işlek hâle gelen Seyfullah Yiğit kardeşimin kaleminden paylaşıyorum...  Tarih bilinci çok önemli. Bizde tarih bilinci yok. Ustamın çok sevdiğim ifadesiyle, “Celladına aşık tasmalı çekirgeler...” bu tarih bilincini yok ettiler Türkiye'de ve hatta tüm İslâm coğrafyasında. Birliğin nasıl bir nimet olduğunu zaten unuttuk, unutmakla da kalmayıp yüzyıllarca tesis edilmiş ümmet birliğini yeniden ihya edebileceğimize de inanmıyoruz artık, böyle hazin bir tablo var karşımızda! Biz kimiz sorusunun o kadar güçlü cevabı var ki Balkanlar'da ve tüm İslâm coğrafyasında, ancak buna rağmen gelin görün ki; Türkiye'de tarihî bilinç üstelik eğitim adı altında linç edilmiş! Sevgili okuyucu! Evet, tam olarak buradan ayağa kalkmalıyız, diyorum. İşkodra'dan Gazze'ye, Fas'tan Uygur'a, Çeçenistan'dan Yemen'e kadar tüm İslâm beldeleri arasındaki sahte sınırları en azından gönül ve zihin dünyamızdan kaldırmalıyız. Böylece zihnî işgale dur diyerek ayağa kalkmalıyız.. İşte bizler... bu bir avuç inanmış insan, bunun için İşkodra'dayız. Çok yorgun bir günün son durağı, Arnavutluk'un İşkodra vilayetiydi. Makedonya'nın Ohri şehrinden yola çıkıp sırayla Elbasan, Tiran ve son olarak İşkodra'da konaklamak için durmuştuk. Uzun ve yorucu bir gün olmuştu. Arnavutluk'ta güneşi henüz selamlamamıştık. Arnavutluk sınırlarına girdiğimizde hava kapalıydı ve akşam vaktine yakındı. 16 Kasım Perşembe günü İşkodra'da yeni bir güne güneşle birlikte merhaba dedik. Kahvaltıdan hemen sonra dışarı çıktık. Kaldığımız hotelin yanında bir park var. Parkın karşısında bir anıt: “İşkodralı Arnavut” Hasan Rıza Paşa anıtı. Hasan Paşa bir Türk diye itiraz edecekler var, acele etmeyin, bir durun hele. Asabiyet, biz Müslümanlar için İslâm'dan sonra gelir. Bunu ifade edelim. Hasan Paşa Kastamonulu bir Türk bunu da yazalım. Neden İşkodralı Arnavut dediğimi biraz daha merak ede durun...

Bir bakışta
Küresel ticaretin rotası Kızıldeniz'de neler oluyor?

Bir bakışta

Play Episode Listen Later Dec 29, 2023 19:18


İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının başlamasından sonra İran destekli Husiler'in, İsrail'e yardım götüren gemilere saldırması, Kızıldeniz'de gerilimin artmasına neden oldu. Mardin Artuklu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Dr. Necmettin Acar ile Kızıldeniz'deki son durumu konuştuk.

Yeni Şafak Podcast
Ömer Lekesiz - ‘Urfa umman ise sahili Kudüs'tür'

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Dec 28, 2023 5:13


Yazımıza başlık olan söz, “Kutsal yerleri temizlemek ve Türkleri ortadan kaldırmak için” Kudüs'e doğru başlatılan Haçlı Seferi'nde (1096) ilk işgal edilen Urfa'nın (1098), Türklerin yaklaşık yarım asır süren mücadeleleri sonrasında Haçlılardan kurtarılması (1144) üzerine söylenmiş bir sözdür. O günleri yaşayan İslam alimlerinden birkaçına birden izafe edilen bu söz, söyleyeninden çok hem Haçlı Seferleri'nin hem de Müslümanların siyasetindeki ufku -tersinden ve düzünden- birlikte beyan etmesiyle değerlidir. Zira bölgedeki asıl amaçları Kudüs'ü işgal etmek olan Haçlılar, bu emellerine ulaşmadan önce Kudüs'teki muhtemel varlıklarını güven altına alabilmek için önce Urfa'yı ardından Antakya'yı işgal ettikten sonra 1099 yılında Kudüs'ü işgal ederek, hakimiyetlerini Cübeyl, Beyrut, Sayda, Sûr, Akkâ, Hayfa, Taberiye, Kaysâriye, Arsûf, Nablus, Nâsıra, Yafa, Remle, Beytülahm, Askalân, el-Halîl ve Gazze şehirlerini de içine alan Lübnan, Akabe Körfezi, Doğu Akdeniz, Mısır, Suriye toprak ve sahillerine yaydılar. Batı yönündeki güvenliklerini ise Trablus merkezli olarak kurdukları Haçlı devletçikleriyle sağladılar (Bkz.: Sevtap Gölgesiz Karaca, Kudüs Haçlı Krallığı Siyasi Tarihi 1099-1187, TTK Yayınları, Ankara 2020). Hal böyle olunca o günden bugüne bölgenin hâkimiyet ve savunma stratejisi, HAMAS'ın Gazze ablukasını kırmak için ABD-İsrail'e karşı başlattığı harekat üzerine Siyonistler tarafından yeniden gündeme getirilen Arz-ı Mev'ud'un tamamını kapsamış ve böylece Kudüs'ü savunmanın Urfa'dan, Urfa'yı savunmanın da Basra ve Akka körfezleriyle Bağdat ve Kudüs'ten başladığını söylemek haklı ve tüm zamanlarda geçerli bir siyasî ufka dönüşmüştür. Bu esasta “Urfa umman ise sahili Kudüs'tür” sözü bugün de hakikatini koruyorken ve bu bağlamda Gazze'ye, Kudüs'e sahip çıkmakla Urfa'ya, Hakkari'ye, Halep'e, Musul'a, Süleymaniye'ye, Kerkük'e... sahip çıkmak hakimiyet ve güvenlik esasında “tek bir şeyi söylemek” demek iken, ABD-İsrail'in Gazze'de sürdürdüğü şu vahşet günlerinde, Kuzey Irak'ta 12 canımızın ABD-İsrail'in vekil terör örgütü PKK tarafından şehit edilmeleri üzerinden bu ufku kapatmaya ve ırkçı ayrımcılığı öne geçirmeye dair kimi kalkışmalara tanık oluyoruz. Bu kalkışmanın, mezkûr sözün deniz ve kara mülkünden ibaret olmadığını, onun bir tarih şuurunu, Haçlılara karşı durma direncini, daha net bir söyleyişle cihat eylemini ihtiva ettiğini bilenler tarafından tezgâhlandığını anlamak için fazla bir şey de gerekmiyor aslında.

SBS Turkish - SBS Türkçe
Maç öncesi Avustralyalı futbolculardan Gazze'ye yardım

SBS Turkish - SBS Türkçe

Play Episode Listen Later Nov 20, 2023 2:34


2026 Dünya Kupası ön elemeleri kapsamında Filistin ile karşılaşacak Avustralya futbol milli takımı Socceroos oyuncuları maç ücretlerini Gazze'ye yapılacak insani yardım için harcayacak.

COSMO Köln Radyosu
İsrail-Hamas savaşı: Gazze'ye ne olacak?

COSMO Köln Radyosu

Play Episode Listen Later Nov 14, 2023 24:16


Hamas'ın saldırılarından sonra İsrail'in Gazze'ye başlattığı operasyonlarda 1,5 milyon insan yerinden oldu. 10 bini aşkın Filistinli hayatını kaybetti. Hamas saldırılarında 1.200 İsrailli öldü. Bölgede bir insanlık dramı yaşanıyor. Hafta sonunda Almanya'nın farklı kentlerinde Filistin yanlısı gösteri düzenlenmesi bekleniyor. Podcast COSMO TÜRKÇE'ye konuşan gazeteci Hediye Levent'e göre Gazze'nin geleceği Hamas'ı tamamen çökertmek isteyen İsrail'e bağlı. Mikrofonda Gökçe Göksu ve Erkan Aslan var. Von Gökce Göksu.

Medyascope.tv Podcast
Gazze'de "insani ara" ilan edilecek mi? & İsrail-Hamas savaşı ne zaman sona erecek?

Medyascope.tv Podcast

Play Episode Listen Later Nov 9, 2023 32:55


Hamas'ın 7 Ekim saldırısıyla başlayan ve İsrail'in verdiği yanıt ile büyüyen savaşta 32 günü geride bıraktık. İsrail günlerdir abluka ve bombardıman altında tuttuğu Gazze'nin kent merkezine girdiklerini açıkladı. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), 7 Ekim'den itibaren Hamas militanlarıyla sürdürdüğü “karmaşık ve zor” çatışmada Gazze'nin “önemli merkezlerinde” savaştıklarını açıkladı. ABD Dışişleri, İsrail Başbakanı Netanyahu'nun Gazze'de tüm güvenliği sağlama vaadine, “Gazze'nin yeniden işgalini desteklemiyoruz. Gazze Filistin toprağıdır, öyle de kalacaktır” yanıtını verdi. Peki ABD, İsrail'e desteğini ne zaman kesecek? ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, ikinci Ortadoğu gezisinden de sonuçsuz döndü. Rehineler ve insani ateşkes konusunda ilerleme kaydedilmezken, Blinken'ın bölgeye ziyareti sırasında Gazze'ye giden yardım tırlarının sayısı da azaldı. Blinken'ın Türkiye temasları sonuç verdi mi? Avrupa Birliği (AB) Komisyonu'nun bugün yayımladığı yıllık ilerleme raporunda Türkiye'deki demokratik kurumların işleyişinde ciddi eksiklikler bulunduğu belirtilerek, demokratik gerilemenin devam ettiği vurgulandı ve “Cumhurbaşkanlığı sisteminin yapısal eksiklikleri devam etmektedir” denildi. Senem Görür Yücel ve Ömer Taşpınar, Transatlantik'te değerlendiriyor.

NTVRadyo
Kayıttayız - 03 Kasım 2023

NTVRadyo

Play Episode Listen Later Nov 3, 2023 28:50


İsrail'in Gazze'ye yönelik harekatında bugün 28. gün. Dört hafta sonunda artık tam bir kuşatmadan söz etmek mümkün. Kent, günlerdir kent ağır bombardıman altında.. İsrail birlikleri Gazze'nin dış mahallelerinden merkeze doğru ilerliyor. Savaşta ölen Filistinlilerin sayısı 10 bine yaklaşırken; İsrail de kayıplar veriyor. Gazze kuşatılırken, Amerikan dışişleri bakanı Antoni Blinken 3 hafta içinde ikinci kez bölge turuna çıktı. Blinken, İsrail'e hangi mesajları iletecek, kuşatma nasıl ilerliyor, Gazze'de ateşkes umudu var mı? Diplomasi hala mümkün mü? Süreçte Arap dünyası neden sınıfta kaldı? Kayıttayız'da bu sorulara yanıt arandı..

Kısa Dalga Podcast
Marjinal Fayda 59 | Bakan Şimşek'i afakanlar basıyor olabilir

Kısa Dalga Podcast

Play Episode Listen Later Oct 30, 2023 16:21


Döviz bulma, dış kaynak, taze kaynak bulma konusunda işler iyi gitmiyor. Ekonominin yakın geleceğini kestirmek bakımından dikkate alınması gereken en önemli veri bu. Çünkü eğer döviz girişi sağlanmazsa işlerin toparlanması zordur. Kuru tutmak, enflasyonu dizginlemek, faizleri düşürmek, ekonomiyi desteklemek, büyütmek zordur. Kur atakları, ödemeler dengesi riskleri gündemden çıkmamıştır. Merkez Bankası'nın bilançosu hala 64 milyar dolar eksidedir. Yurtiçi bankalardan swapla aldıkları dövizi brüt rezervlere koyarak orada bir iyileşme sağlıyorlar ama bu bir bakıma düğün törenine komşunun ödünç elbisesi ile gitmeye benziyor. Kısacası sorun devam ediyor. Şu ana kadarki arayışlardan, temaslardan bir sonuç çıkmadı. Şimşek yeniden Körfez ülkelerine döndü. Önümüzdeki günlerde bu ülkelerin katılımı ile bir uluslararası yatırım konferansı düzenleneceği duyuruldu.  Bu uluslararası koşullarda, bu derin güvensizlik koşullarında hiç de kolay para bulunamayacağı anlaşılmış oldu. Dahası var: Jeopolitik konjonktür de küresel iktisadi koşullar da aleyhe değişiyor.  Savaş tam tamları çalarken, - ABD hazine tahvillerinin faizleri yüzde 5'i bulurken, - Enerji fiyatları yükselirken - Türkiye'de ekonominin her işinde aslında tek karar vericinin Erdoğan olduğu gerçeği ortada dururken, en son Filistin sorununda görüldüğü gibi Erdoğan'ın ne zaman nasıl bir tavır alacağı bilinemezken dışarıdan taze döviz kaynağı bulmak zor. - Küresel olarak risk iştahı düşük. Uluslararası Ödemeler Bankası'nın (BİS) verisi de Türkiye gibi ülkelere yönelik bir risk iştahı olmadığını gösteriyor. BİS verisine göre bu yılın ikinci çeyreğinde sınır ötesi banka kredileri yıllık bazda yalnızca %1 arttı. Gelişmekte olan ekonomilere yönelik dolar cinsinden kredilerde son 10 yılın en hızlı düşüşü gerçekleşti. Bu arada, İsrail'in Gazze'ye saldırısı sonrası başlayan protestoların Yahudi sahipli marka ve şirketlere uzanmasının da Şimşek'in işini zorlaştırdığını, bakanı afakanlar bastığını tahmin etmek güç değil. (Bu arada bilgi notu: AKP Gençlik Kolları'nın hedefi olan Starbucks markası Yahudi sahipli ancak Türkiye'deki yatırımlar Kuveytli Alshaya Grubu'na ait.) Fakat asıl Erdoğan'ın İsrail – Hamas çatışması ile ilgili tutum değiştirmesi “Türkiye'nin yüzünü tekrar batıya dönmekte olduğuna” ilişkin değerlendirmeleri bir kez daha berhava etti. Erdoğan'ın söylemleri batı basınında manşetlere çıktı. Bu gelişmenin depreşmiş Türkiye ve Erdoğan aleyhtarlığını yükselteceği tahmin edilebilir ki bu da Şimşek'in işini zorlaştıran başka bir gelişme. Şimşek, batıya şirin görünmeye çalışırken, Erdoğan, tek hamlede söylemlerinin altını boşaltmış oldu.

SBS Turkish - SBS Türkçe
Halk Cumhuriyet'in yüzüncü yılını kutlarken hükümet Gazze'ye odaklanıyor

SBS Turkish - SBS Türkçe

Play Episode Listen Later Oct 28, 2023 16:33


Hükümetin İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını gerekçe göstererek bazı Yüzüncü Yıl programlarını düzenlememesi büyük tepkiye neden olurken halk arasında cumhuriyetin yıldönümü kutlanıyor. Gazeteci Yavuz Oğhan Cumhuriyet'in yüzüncü yılı çevresinde devam eden tartışmaları SBS Türkçe için değerlendirdi.

FOX Haber
İsrail'den Gazze'ye kara baskını...

FOX Haber

Play Episode Listen Later Oct 27, 2023 44:36


Günün en sıcak ve çarpıcı gelişmelerini bulabileceğiniz FOX Ana Haber, deneyimli gazeteci Selçuk Tepeli'nin sunumuyla podcast yayınlarında sizlerle buluşuyor! FOX Türkiye Resmi Web Sitesi: www.fox.com.tr Facebook: https://www.facebook.com/foxhaber Twitter: http://www.twitter.com/FOXhaber Instagram: https://www.instagram.com/FOXhaber

sel bask gazze gazze'ye fox t
TR724 Podcasts
Mehmet Efe Çaman | Gazze'ye uluslararası insani hukuk perspektifinden yaklaşmak

TR724 Podcasts

Play Episode Listen Later Oct 26, 2023 12:25


Mehmet Efe Çaman | Gazze'ye uluslararası insani hukuk perspektifinden yaklaşmak by Tr724

FOX Haber
Gazze'ye saldırılar vahşete dönüştü...

FOX Haber

Play Episode Listen Later Oct 26, 2023 46:20


Günün en sıcak ve çarpıcı gelişmelerini bulabileceğiniz FOX Ana Haber, deneyimli gazeteci Selçuk Tepeli'nin sunumuyla podcast yayınlarında sizlerle buluşuyor! FOX Türkiye Resmi Web Sitesi: www.fox.com.tr Facebook: https://www.facebook.com/foxhaber Twitter: http://www.twitter.com/FOXhaber Instagram: https://www.instagram.com/FOXhaber

sel sald gazze gazze'ye fox t
FOX Haber
İsrail tanklarından Gazze'ye baskın...

FOX Haber

Play Episode Listen Later Oct 26, 2023 120:12


Günün öne çıkan haberlerini tarafsız bir bakış açısıyla ve FOX Haber farkıyla dinleyin! Güvenilir, tarafsız ve kaliteli haberin adresi FOX Haber; podcast yayınlarıyla sizlerle. Türkiye'nin lider sabah haber programı İlker Karagöz ile Çalar Saat, podcast yayınlarıyla sizlerle! FOX Türkiye Resmi Web Sitesi: www.fox.com.tr Facebook: https://www.facebook.com/foxhaber Twitter: https://www.twitter.com/FOXhaber Instagram: ⁠⁠https://www.instagram.com/FOXhaber

saat bask gazze karag gazze'ye fox t fox haber
Politik Merkez - Robot Okuyucu Yayını

Bu makale Gazze merkezli düşüncelerimizin yanı sıra İsrail'e ²tam destek² veren özellikle ABD'nin durumunu analiz etmektedir. Sıcak çatışmaların 19ncu gününe gelindiğinde, halen Gazze'ye İsrail Hava Kuvvetleri acımasız taarruzlarına devam ederken, sürece daha büyük boyutlu bir savaşın eklenip eklenmeyeceğinin cevabını aramaktayız. Bu analizde ABD'nin bölgeye olan ilgisini eldeki verileri gözden geçirerek sorgulayacağız.

Medyascope.tv Podcast
Ahmet İnsel ve İlhan Uzgel yorumladı: Savaşın "kazananı" kim?

Medyascope.tv Podcast

Play Episode Listen Later Oct 24, 2023 47:20


Gazze'ye insani yardım ulaşmaya devam ediyor ancak Birleşmiş Milletler'e göre bu yetersiz. İsrail'in hava saldırıları dün gece de devam etti ve Gazze'de hayatını kaybedenlerin sayısı beş bini geçti. Erdoğan İsveç'in NATO'ya Katılım Protokolü'nü imzalayarak TBMM'ye gönderdi. İlhan Uzgel ve Ahmet İnsel son gelişmeleri Gökçe Çiçek Kösedağı'na değerlendirdi. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) ve Milliyetçi Hareket Partisi'nin (MHP) grup toplantıları yapıldı. Medyascope Ankara Haber Müdürü Senem Büyüktanır aktardı. Editör: Aliye Altınışık

Medyascope.tv Podcast
Aydın Selcen ve Serhat Güvenç yorumluyor: İsrail neden kara harekatı yapmadı? İsrail'i durduran ne?

Medyascope.tv Podcast

Play Episode Listen Later Oct 23, 2023 52:55


İsrail ordusu dün gece Gazze'ye savaşın başından beri en büyük bombardımanlardan birini gerçekleştirdi. Sadece dün gece 400 Filistinlinin hayatını kaybettiği iddia ediliyor. Gazze'de kapana kısılmış yüz binlerce insana yardım ulaştırılması için en kritik geçit olan Refah sınır kapısı açıldı ve yardım geçişleri başladı. Lübnan Hizbullahı ve İsrail arasında gerilim artıyor. Türkiye çatışmaların durması için nasıl bir rol alabilir, ABD - Türkiye ilişkiler çatışmalardan nasıl etkilenecek, İsrail'i durdurmak mümkün mü? Gökçe Çiçek Kösedağı soruyor, Medyascope yazarları Aydın Selcen ve Serhat Güvenç yanıtlıyor. Cumhuriyet Halk Partisi'nde kurultaya sayılı günler kala Merkez Yürütme Kurulu toplanıyor. Medyascope Muhabiri Cansu Timur aktardı. 23.10.2023

neden sadece ayd kurulu serhat gazze hizbullah harekat selcen medyascope gazze'ye
FOX Haber
Gazze'ye 15 gün sonra yardım ulaştı...

FOX Haber

Play Episode Listen Later Oct 21, 2023 52:08


FOX Haber Merkezi'nin güçlü ve deneyimli kadrosu tarafından tarafsız habercilik anlayışıyla hazırlanan hayatın içinden haberler, Gülbin Tosun'un sunumuyla FOX Ana Haber'de! Bizi sosyal medyadan takip edin: Facebook: https://www.facebook.com/foxhaber Twitter: http://www.twitter.com/FOXhaber Instagram: https://www.instagram.com/FOXhaber/ Podcast: https://anchor.fm/fox-haber

Medyascope.tv Podcast
Gazze'ye insani yardım için anlaşma sağlandı | Şimdi ne olacak? | CHP'de kurultay öncesi imza krizi

Medyascope.tv Podcast

Play Episode Listen Later Oct 19, 2023 52:33


Gazze için can damarı olan Refah sınır kapısının açılması ve Mısır'ın insani yardım ulaştırması için bir kez daha anlaşma sağlandı. Mısır'ın yollayacağı insani yardım kamyonlarıyla, Gazze halkının temel ihtiyaçlarına kısmen de olsa erişebilmesi amaçlanıyor. El Ehli hastanesinde 471 kişinin ölümüne neden olan patlamanın ardından tartışmalar ve protestolar devam ediyor. Cumhuriyet Halk Partisi'nde ise kurultaya sayılı günler kaldı. Gökçe Çiçek Kösedağı'nın konukları Rafet Akgünay ve Berk Esen. Editör: Aliye Altınışık

Medyascope.tv Podcast
Aydın Selcen yorumluyor: İsrail Gazze'ye girerse ne olur? Türkiye garantör olabilir mi?

Medyascope.tv Podcast

Play Episode Listen Later Oct 17, 2023 45:17


Hamas-İsrail savaşında 10 gün geride kaldı. İsrail'in Gazze'deki operasyonlarında sivil can kaybı artıyor, Gazze'de yüz binlerce Filistinli hayatta kalma mücadelesi veriyor, Tel Aviv bir yandan da kara harekâtına hazırlanıyor. Bu gelişmeler ışığında bölgede diplomasi trafiğini sürdüren Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Başkan Joe Biden'ın yarın İsrail'e gideceğini açıkladı. Aydın Selcen Gökçe Çiçek Kösedağı'nın sorularını yanıtladı. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bugün Irak ve Suriye tezkere oylaması yapıldı. Oylamadan detayları, hangi partinin ne oy vereceğini bütün detayları Medyascope Ankara Temsilcisi Hıdır Göktaş anlattı. Editör: Aliye Altınışık

Medyascope.tv Podcast
Nuray Mert yorumluyor: İsrail Gazze'ye girecek mi? İnsani kriz ne olacak? Türkiye ne yapabilir?

Medyascope.tv Podcast

Play Episode Listen Later Oct 17, 2023 36:32


Hamas-İsrail savaşında 10 gün geride kaldı. İsrail'in Gazze'deki operasyonlarında sivil can kaybı artıyor, Gazze'de yüz binlerce Filistinli hayatta kalma mücadelesi veriyor, Tel Aviv bir yandan da kara harekâtına hazırlanıyor. Bu gelişmeler ışığında bölgede diplomasi trafiğini sürdüren Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Başkan Joe Biden'ın yarın İsrail'e gideceğini açıkladı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İsrail ile Filistin arasında yaşanan kriz için garantörlük formülü önerdi. Bazı ülkelerin Filistin adına, bazı ülkelerin de İsrail adına garantör olmasını öneren Fidan, "Buna Türkiye de dahil. İsrail için de başka ülkeler garantör olsunlar. Antlaşmaya varıldıktan sonra, bunun gereklerinin yerine getirilmesi hususunda garantör ülkeler sorumluluk üstlensin" dedi. Gökçe Çiçek Kösedağı sordu, Nuray Mert cevapladı.

Medyascope.tv Podcast
Hamas-İsrail savaşı: Yas tutmak, taraf olmak, geleceğe bakmak

Medyascope.tv Podcast

Play Episode Listen Later Oct 16, 2023 34:58


İsrail'in Gazze'ye beklenen kara saldırısı öncesi binlerce Filistinli Gazze'nin güneyine geçmeye devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü tahliye emrini "ölüm cezası" diye tanımladı. Bülent Somay, Akıntıya Karşı'nın bu haftaki bölümünde İsrail'in Gazze'ye saldırılarını değerlendiriyor.

FOX Haber
İsrail askerleri Gazze'ye girdi...

FOX Haber

Play Episode Listen Later Oct 14, 2023 45:55


FOX Haber Merkezi'nin güçlü ve deneyimli kadrosu tarafından tarafsız habercilik anlayışıyla hazırlanan hayatın içinden haberler, Gülbin Tosun'un sunumuyla FOX Ana Haber'de! Bizi sosyal medyadan takip edin: Facebook: https://www.facebook.com/foxhaber Twitter: http://www.twitter.com/FOXhaber Instagram: https://www.instagram.com/FOXhaber/ Podcast: https://anchor.fm/fox-haber

NTVRadyo
Kayıttayız - 13 Ekim 2023

NTVRadyo

Play Episode Listen Later Oct 13, 2023 25:00


Dünyanın gözü bir kez daha Ortadoğu'da.. İsrail – Hamas gerilimi bu kez bölgesel bir çatışma riski taşıyor.. Hamas'ın İsrail'de düzenlediği terör saldırıları sonrası İsrail yönetimi savaş kararı aldı. Gazze'ye günde ortalama bin ton bomba yağıyor. Netanyahu,, “vereceğimiz yanıt Ortadoğu'yu değiştirecek” dedi. Açık hapishane olarak nitelenen kentte insani dram yaşanıyor. Su, gıda, elektrik, yakıt ve ilaç sıkıntısı yaşanıyor. İsrail tankları Gazze sınırında. Siyasi iradeden onay alındığında çok kanlı geçmesi beklenen ve bölgeyi ateşe atabilecek bir süreç başlayabilir. Sahadaki gerilime rağmen arka planda görüşmeler de sürüyor. Türkiye de bu süreçte devrede. Kayıttayız'da bu hafta İsrail – Hamas savaşı konuşuldu..

Kısa Dalga Podcast
Bülten | Gazze'ye insani koridor talebi...

Kısa Dalga Podcast

Play Episode Listen Later Oct 11, 2023 10:55


Gündemin öne çıkan gelişmeleri Demet Bilge Erkasap'ın hazırlayıp sunduğu Kısa Dalga Bülten'de…

gazze gazze'ye
TVNET
Akıl Odası-10 Ekim 2023/Cinnetin arkasındaki akıl kimin?

TVNET

Play Episode Listen Later Oct 11, 2023 131:13


Dış politikanın nabzını tutan tek program, analizleriyle gündemi sarsmaya devam ediyor. Küresel bakış açısıyla dünyadaki gelişmeler masaya yatırılıyor, diplomasi analiz ediliyor. Prof. Dr. Süleyman Seyfi Öğün, Prof. Dr. Hasan Köni ve Avni Özgürel'in konuk olduğu, 10 Ekim 2023 tarihli Akıl Odası'nda bu hafta: 00:00 Giriş 2:18 ABD İsrail için nasıl bir hazırlık içerisine girdi? 10:12 İsrail, Gazze'ye saldırırken nerede insan hakları? 15:23 Erdoğan Guterres ile görüştü 20:42 Türkiye'nin Ortadoğu'da yaşananlara tavı ne oluyor? 26:41 ABD Ukrayna'dan umudunu kesti mi? 33:11 Ortadoğu için yazılan senaryo ne? 36:49 Ortadoğu'yu bu noktaya ne getirdi? 46:45 ABD'nin Ortadoğu'ya askeri sevkiyatına Erdoğan ne dedi? 52:18 Ortadoğu'da yaşananlar arkasında kim var? 1:09:23 Bölgede yaşananların uluslararası yansıması ne olur? 1:23:00 İsrail güvenlik zafiyetini bilinçli mi yaşadı? 1:36:42 İsrail-Körfez normalleşmesi sabote mi edildi? 1:43:15 Rusya, Hamas-İsrail çatışmasına ne diyor? #hamas #harekat #israil Nedret Ersanel moderatörlüğünde Akıl Odası her salı ve perşembe 20.45'te TVNET'te.

Kısa Dalga Podcast
Bülten | Gazze'ye abluka: Açlık, susuzluk...

Kısa Dalga Podcast

Play Episode Listen Later Oct 10, 2023 12:49


Gündemin öne çıkan gelişmeleri Demet Bilge Erkasap'ın hazırlayıp sunduğu Kısa Dalga Bülten'de…

gazze gazze'ye