Podcasts about hanefi

  • 18PODCASTS
  • 128EPISODES
  • 13mAVG DURATION
  • 1EPISODE EVERY OTHER WEEK
  • Jun 8, 2026LATEST

POPULARITY

20192020202120222023202420252026


Best podcasts about hanefi

Latest podcast episodes about hanefi

Mevlana Takvimi
ABDEST ALMANIN CAİZ OLDUĞU VE CAİZ OLMADIĞI SULAR-08 HAZİRAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Jun 8, 2026 2:07


Bir kimse çölde veya açık arazide su bulsa, onun necis olduğunu kesin olarak bilmediği müddetçe onunla abdest alabilir ve o su varken teyemmüm etmesi caiz olmaz. Kuyunun içine ağaç yaprakları düşmüş olsa ve bu sebeple suyun üç vasfı -yani tadı, rengi ve kokusu- değişse su, inceliğini muhafaza etmiş olduğu müddetçe onunla abdest almak caizdir. İçine necis bir madde düşmüş olan su ile abdest almak caiz değildir, necasetin az veya çok olması arasında fark yoktur. Ancak suyun, akarsu olması durumunda, vasıflarından biri değişmediği müddetçe su necis olmuş olmaz. Fakat suyun vasıflarından biri değişirse necis olur ve onunla abdest almak caiz olmaz. (Akarsu, velev akışı çok zayıf olsa da saman veya bir yaprağı sürükleyip götürebilen sudur) Büyük havuz, uzunluğu ve genişliği on arşın (5,5 m), derinliği ise bir avuçtan daha fazla olan yani bir kimse eliyle bir avuç su alsa tabanı meydana çıkmayan havuzdur. Böyle bir havuzun hükmü, akarsuyun hükmü ile aynıdır. Oraya necis bir maddenin düşmesi hâlinde bakılır, eğer sidik ve şarap gibi görülemeyen bir necaset ise havuzun her tarafından abdest almak caizdir; fakat eğer hayvan leşi gibi görülebilen bir necaset ise necasetin bulunduğu taraftan abdest alınmaz, diğer taraftan alınır. Necaset sebebiyle böyle bir suyun vasıflarından birinin değişmesi durumunda o havuzdan abdest almak asla caiz değildir. (Eşref Ali et-Tehânevî, Hanefi İlmihali, s.80)

Mevlana Takvimi
KURBANLA İLGİLİ MESELELER-1-22 MAYIS 2026-MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later May 22, 2026 2:26


Hz. Âişe'nin (r.anhâ) şöyle dediği rivayet edilmiştir: Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Âdemoğlu, nahir (kurban bayramının ilk) gününde Allâh Azze ve Celle'ye kan dökmekten daha sevgili gelen hiçbir amel işlememiştir. Muhakkak kesilmiş olan o hayvanlar kıyamet gününde, boynuzlarıyla, tırnaklarıyla ve kıllarıyla gelirler. Şüphesiz kesilen hayvanın kanı, yere düşmeden evvel, Allâh Azze ve Celle katında yüksek bir mevkiye düşmüş olur. Binaenaleyh bununla nefsiniz hoş olsun.” Zekât nisabına veya ihtiyacından fazla olup da kıymeti, nisap miktarına ulaşmış bir mala malik olan bu malın ticaret malı olup olmaması arasında fark yoktur- bir müslümanın kurban kesmesi vaciptir. Kurban kesmenin vakti, nahir günü (Zilhicce'nin onuncu günü) fecrin tuluundan (doğuşundan) itibaren başlar ve Zilhiccenin on ikinci (bayramın üçüncü) günü güneşin batımına kadar devam eder. Efdal olan, nahir günü (bayramın birinci günü) kesmek, ondan sonra on birinci günü kesmek, ondan sonra da on ikinci günü kesmektir. Zilhiccenin on ikinci günü güneş batımına kadar kurban kesmek caizdir; dolayısıyla on ikinci gün (bayramın 3. günü), güneş battığında artık kurban kesmek caiz olmaz. Nahir günü fecrin doğuşundan itibaren, on ikinci günü güneşin batımına kadar kurban kesmek caizdir, gerek gündüz kesilsin gerekse gece kesilsin fark etmez; fakat efdal olan, damarları kesme hususunda hata yapmamak için, gündüz kesmektir. Kurbanda ancak şu üç cins sahih olur: Koyun, sığır ve deve. (Eşref Ali et-Tehânevî, Hanefi İlmihali, s.516-518)

res hz teh kurban mevlana zek mayis koyun hanefi muhakkak
Mevlana Takvimi
KADININ HACCI VE BAŞKALARININ YERİNE HAC YAPMAK-11 MAYIS 2026-MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later May 11, 2026 2:29


Kadının, beraberinde kocası veya mahremi olmaksızın haccetmesi caiz değildir. Ancak bu hüküm, Mekke ile kadının bulunduğu yer arasında, üç gün üç gecelik mesafe (90 km) olması hâlindedir. Eğer mesafe bundan daha kısa olursa, mahremi veya kocası olmadan, yalnız olarak haccetmesi caizdir. Eğer kadın, mahrem bir kişi bulursa, kocasının onu hacdan menetmesi caiz değildir. Buluğ çağına ermiş kızın mahremi olmaksızın haccetmesi caiz değildir. Kadın ile birlikte hac için yolculuğa çıkmış olan mahremin nafakası (yol masrafı) kadına aittir. Kadın, talâk veya vefat iddetinde iken haccetmek üzere evinden çıkamaz. Kadın ihramda iken yüzünü açar; bununla kastedilen, örtünün, kadının yüzüne değmemesidir. Eğer örtüyü, yüzüne değmeyecek şekilde yaparsa caiz olur. Kadının eğer kendisiyle birlikte hacca gidecek mahremi veya kocası olmazsa kendisi adına, kendi malından haccın edâ edilmesini vasiyet etmesi icap eder. Bir kimseye hac farz olsa ve haccetmese, nihayet hastalansa ve hastalık, haccetmesine mâni olsa veyahut da gözleri âmâ olsa, kendi malından haccedilmesini vasiyet etmesi icap eder. Ölen kimse, kendi adına haccedilmesini vasiyet etmişse ve malının üçte biri buna yetmediği için varisler, onun namına hac yaptırmamışlarsa, ölen kişi günah işlemiş olmaz. Vasiyet, ölen kimsenin malının üçte birinden yerine getirilir. Vasiyet, ister hac, ister namaz fidyesi isterse de zekât olsun fark etmez. Fakat varisler yetişkin olup buna rızaları bulunmadığı müddetçe vasiyetin, malın üçte birinden daha fazlasından yerine getirilmesi caiz değildir. (Eşref Ali et-Tehânevî, Hanefi İlmihali, s.363-365)

Mevlana Takvimi
ABDEST ALMANIN CAİZ OLDUĞU VE CAİZ OLMADIĞI SULAR-1-02 MAYIS 2026-MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later May 2, 2026 2:13


Yağmur suyuyla, dere ve kuyu sularıyla, havuz sularıyla ve tatlı veya tuzlu olsun deniz sularıyla gusletmek ve abdest almak caizdir. Ağaç veya yapraklardan sıkılmış olan sularla, karpuz ve kavun suyuyla ve şeker kamışından sıkılmış sularla abdest almak caiz değildir. Temiz bir madde suya karışmış veya temiz bir şey suda pişirilmiş olsa ve nihayetinde suyun ismi değişip ona artık “su” ismi verilemeyecek hâle gelse; meselâ meşrubat, sirke ve çorba gibi isimler alsa onunla abdest almak caiz değildir. Toprak, safran veya sabun gibi temiz bir nesne suyla karışmış olsa ve suyun üç vasfı -yani tadı, rengi veya kokusu- değişmiş olsa, fakat incelik (rikkat) ve akıcılığı değişmese onunla abdest almak caizdir. Temiz bir nesne suda kaynatılmış olsa ve suyun üç vasfından -yani rengi, tadı veya kokusundan- birisi değişmiş bulunsa onunla abdest almak caiz değildir. Ancak daha iyi temizlemesi amacıyla temiz bir nesnenin, suda kaynatılmış olması bunun haricindedir; ölüyü gasletmek için sedir ağacı yapraklarını suda kaynatma böyledir. Böyle bir su ile gusletmek ve abdest almak caizdir. Safran suyunda kızıllık baskın gelir ve onun, elbise boyanan su gibi olması durumunda onunla abdest almak caiz değildir. Sütün suya karışmış olması durumunda bakılır, eğer sütün rengi baskın durumda ise onunla abdest almak caiz değildir, fakat baskın durumda değilse caizdir. (Eşref Ali et-Tehânevî, Hanefi İlmihali, s.79-80)

Mevlana Takvimi
GUSLÜ GEREKTİREN VE GEREKTİREMEYEN DURUMLAR-29 NİSAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Apr 29, 2026 2:27


Meninin şehvetle çıkması ile gusül farz olmuş olur; bu hususta onun, kadına dokunmakla veya ona bakmakla yahut da onu hayal etmekle çıkmış olması arasında bir fark yoktur. Ve yine onun uykuda iken çıkmasıyla uyanıkken çıkması arasında da bir fark yoktur. Gusül, erkeğin tenasül uzvunun, sünnet mahallinin, ferce veya dübüre dahil edilmesiyle farz olur, böyle bir durumda meninin gelmesiyle gelmemesi arasında bir fark yoktur. Gusül, meninin çıkmasıyla farz olur, mezinin çıkmasıyla farz olmaz. İkisi arasındaki fark şudur: Mezi, şehvet durumunda ve kişinin eşiyle oynaşması esnasında çıkan ince bir su olup onun çıkmasıyla şehvet kesilmiş olmaz, aksine ziyadeleşir; meni ise şehvetin son noktasında çıkan kalın (yoğun) bir sudur ve onun çıkmasıyla şehvet kesilmiş olur. Mezinin çıktığı bazen bilinmeyebilir de. Küçük abdest yapmadan evvel veya sonra gelen suya vedi denir. Vedi, kokulu olur ve vedi sebebiyle gusül değil, abdest gerekir. Bir kimse uyandıktan sonra ihtilâm olduğunu hatırlasa fakat elbisesinde veya bedeninde meni izi görmese kendisine gusül gerekmez. Ancak elbisesinde veya bedeninde meni izi görürse gusletmesi gerekir. Eğer yaşlık görse ve onun, meni değil de mezi olduğu kanaatinde olsa yine gusletmesi gerekir. Bir kimse ağır bir yük kaldırsa veya yüksek bir yerden düşse yahut da şiddetli bir şekilde darp edilse ve bunlardan dolayı menisi, bulunduğu yerden, şehvet olmaksızın ayrılarak dışarı çıksa, kendisine gusül farz olmaz. (Eşref Ali et-Tehânevî, Hanefi İlmihali, s.70-74)

Mevlana Takvimi
ORUÇ: TAKVAYA GİDEN YOL-19 NİSAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Apr 19, 2026 2:39


Oruç, Allâhü Teâlâ'nın, kullarına farz kılmış olduğu bir farizadır, İslâm'ın beş rüknünden dördüncüsü olup çok büyük bir ehemmiyete sahip bulunmaktadır. Allâhü Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Ey îmân edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi oruç tutmak size de farz kılındı. Umulur ki böylece günah ve fenalıklardan korunursunuz.” (Bakara s. 183) Ebû Hureyre'nin (r.a.) şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kim, îmân ederek ve karşılığını Allâh'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhârî) Yine Ebû Hureyre'nin (r.a.) şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Muhammed'in nefsinin, yedinde olduğu Zât'a yemin ederim ki; muhakkak oruçlu kimsenin ağız kokusu Allâh'ın nezdinde misk kokusundan daha hoştur.” (Buhârî) Hz. Enes'in (r.a.) şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Oruç tutan kimselerin ağızlarından misk kokusu yayılmaktadır ve kıyamet günü kendileri için arşın altına muazzam bir sofra kurulur da insanlar şiddet içinde bulunurlarken onlar, oradan yerler.” (Ed-Dürrü'l-Mensûr) Başka bir rivayette de şöyle denilmektedir: “Oruç tutanlar için muazzam bir sofra kurulur, insanlar hesapta iken onlar yemekte bulunur, insanlar derler ki: “Ey Rabbimiz! Bizler hesaba çekiliyoruz, onlar ise yemekle meşguller.” Bunun üzerine Râb Teâlâ şöyle buyurur: “Onlar daima oruç tutarlarken sizler daima yemek yiyordunuz, onlar daima geceleri ibadetle ayakta iken sizler daima uyuyordunuz.” (Buhârî) (Eşref Ali et-Tehânevî, Hanefi İlmihali, s.327-328)

Mevlana Takvimi
GUSÜL İLE ALAKALI MESELELER-11 MART 2026-MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Mar 11, 2026 2:21


Gusletmiş olan kimse gusülden sonra kuru bir yer görmüş olsa guslü yenilemesi icap etmez, bilâkis oraya su dökmesi yeterlidir, ancak ıslak eli sürmek yeterli olmayıp muhakkak su dökmek gerekir. Eğer mazmaza veya istinşâk etmediğini gusülden sonra hatırlayacak olsa ağzına ve burnuna su verir, yeniden gusletmesi gerekli değildir. Sünnetsiz olan kimsenin, kendisi için meşakkatli olmaması hâlinde suyu, sünnet derisinin içine sokması icap eder, meşakkat bulunması durumunda ise bu gerekli değildir. Kadının başını yıkaması, herhangi bir özürden dolayı kendisine zarar verecekse başını yıkaması farz değildir, bu durumda başını yıkamaz, geri kalan yerleri yıkar. Gusledecek kadının saçı eğer örgülü değil ise başının tamamını yıkaması ve suyu, saç tellerinin aralarına ulaştırması gerekir; dolayısıyla saçında, suyun ulaşmadığı bir yer kalmış olursa gusül sahih olmaz. Fakat kadının saçı örgülü ise yalnızca suyu, saç diplerine ulaştırması gerekir ve saç örgülerini ıslatması icap etmez. Hamur, tırnakta kurumuş bir hâlde bulunur ve su altına ulaşmamış olursa gusül sahih olmaz, hamuru ovarak çıkarmak ve tırnağı yıkamak icap eder. Bir kimse bu şekilde almış olduğu gusülle namaz kılmışsa namazı iade eder. Gusleden kimsenin elinde veya ayağında çatlak olup oraya ilaç/merhem veya yağ sürmüşse bakılır; eğer suyu, çatlağa ulaştırmak kendisi için zararlı olacaksa suyu, yağ/ilaç üzerine akıtmakla gusül sahih olur; fakat zararlı olmayacaksa bu durumda gusül sahih olmaz. (Eşref Ali et-Tehânevî, Hanefi İlmihali, s.68-69)

Mevlana Takvimi
HADİSLERLE CUMA GÜNÜ-27 ŞUBAT 2026-MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Feb 27, 2026 2:54


1."Güneşin doğduğu en hayırlı gün, Cuma günüdür. Âdem o gün yaratıldı, o gün cennete konuldu ve yine o gün oradan çıkarıldı. Kıyamet de ancak Cuma günü kopacaktır." (Tirmizî) 2."Cuma günü öyle bir saat vardır ki o saatte Allâh Azze ve Celle'den isteyen Müslüman bir kul, o saate tevafuk ederse muhakkak Allâhü Teâlâ, kendisine, istediğini o şeyi verir." (İmam Ahmed) 3."Muhakkak günlerinizin en faziletlilerinden biri de Cuma günüdür, Âdem o gün yaratıldı ve o gün ruhu kabzedildi, Sûr'a üfleme o gündedir, Sa'ka (kıyamet gününde herkesin bayılması) o gündedir. Hâl böyle olunca o günde bana çokça salavât getirin, zira sizin salavâtınız bana arz olunmaktadır. Oradakiler: "Ey Allâh'ın Resulü! Salavâtımız sana nasıl arz olunur, hâlbuki sen toprakta yok olmuş olursun" deyince Allâh Resulü şöyle buyurdu: "Muhakkak Allâh Azze ve Celle yere (arza), peygamberlerin cesetlerini (yemeyi) haram kılmıştır." (Ebû Dâvud) 4."Va'dedilmiş gün (elyevmü'l- mev'ûd), kıyamet günüdür ve şâhid olunmuş gün (el-yevmü'l-meşhûd) ise Arefe günüdür, şâhid de Cuma günüdür. Güneş, ondan daha faziletli bir gün üzerine ne doğmuş ne de batmıştır. Onda öyle bir saat vardır ki Allâh'a hayır duâda bulunan mü'min bir kul o saate tevafuk ederse muhakkak Allâh onun duâsına icabet eder, herhangi bir şerden de Allâh'a sığınırsa muhakkak Allâh, kendisini o şerden korur." (Tirmizî) 5."Cuma günü veya Cuma gecesi ölen hiçbir Müslüman yoktur ki Allâh Teâlâ onu kabir fitnesinden (azabından) korumuş olmasın." (Tirmizî) (Eşref Ali et-Tehânevî, El-Muhtasar fi'l Fıkhi'l Hanefi, s.262-266)

va onda cuma ubat teh mevlana resul arefe hanefi muhakkak
Mevlana Takvimi
ABDESTİN EDEPLERİ-08 OCAK 2026-MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Jan 8, 2026 2:29


Abdest alan kimse, yüzünü üç defa yıkadıktan sonrasakalını hilaller, fakat üç defadan fazla hilallemez. (İhramlı olan kişilerin durumu bu hususta farklı olup onların, sakallarını hilâllemeleri mekruhtur; zira bu, sakalkıllarının düşmesine sebep olur.)Eğer sakal sık olup altındaki deri görülmüyorsa, sakalın altındaki deriyi yıkamak farz değildir. Suyu, sakalınüzerinden geçirmek yeterlidir. Fakat eğer sakal seyrekolup altındaki deri görülüyorsa, sakalın altındaki deriyiyıkamak farzdır.Her bir uzvu, üzerinden su akıttıktan sonra ovalamakve böylece uzuvların güzelce ıslanmasını ve kuru hiçbiryer kalmamasını sağlamak sünnettir. (Özellikle de kışmevsiminde ovmaya ehemmiyet vermelidir, ta ki uzuvgüzelce ıslansın ve kuru bir yer kalmasın.)Abdest alan kimsenin, özürsüz olarak başkasındanyardım almaması, abdest esnasında dünya kelâmı konuşmaması, (Yani faydasız, mâlâyânî ve gereksiz şeyler konuşmamasıdır, gerekli olan bir şeyi söylemesindeise bir beis yoktur.) her bir uzvu yıkarken besmele çekmesi, suyu kullanma hususunda israfta ve ifratta bulunmaması, uzuvları üçten fazla yıkamaması, suyu yüzüneçarpmaması, suyu, üfürmek sûretiyle saçmaması, dudaklarını ve gözlerini sıkıca yummaması müstehaptır.Eğer dudakları ve gözleri sıkıca yumacak olursa dudakta veya göz kenarlarında kuru yer kalabilir ve böyleceabdest sahih olmaz.Abdest alan kimse yüzük ve benzeri şeyleri hareketettirir, ki böylece su, altına da ulaşsın. Eğer yüzük, altına su ulaşamayacak derecede sıkı olursa onu mutlakahareket ettirmek veya çıkarmak gerekli olur.(Eşref Ali et-Tehânevî, Hanefi İlmihali, s.55-56-57)

Mevlana Takvimi
NAMAZIN VACİPLERİ-10 EKİM 2025-MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Oct 10, 2025 2:24


Namazın vacipleri şunlardır:1. Her bir farzı mahallinde (yerinde) edâ etmek.2. Fâtiha suresi okumak ve ardından bir sure eklemek (veya üç kısa ayet yahut üç kısa ayete denk bir uzun ayet okumak).3. Fâtiha suresini, zamm-ı sureden önce okumak.4. Rükûyu, sure okuduktan sonra edâ etmek.5. Secdeyi rükûdan sonra edâ etmek.6. Birinci oturuşu yapmak (ka'de-i ûlâ).7. Her iki oturuşta teşehhüd (et-tahiyyâtü) duâsını okumak.8. Namazdan selâm vererek çıkmak.9. Vitir namazında kunut duâsını okumak.10. Ta'dîl-i erkân: yani her bir rüknü itminan (sakin sakin) ve itidal üzere (düzgün bir şekilde) edâ etmek.Eğer namazda uzun bir ayet veya üç kısa ayet okusa yahut Fâtiha'yı okumaksızın başka bir sure okusa veya Fâtiha okusa, ancak onunla birlikte uzun bir ayet veya bir sure okumasa veya Fâtiha suresini zamm-ı sureden önce okusa veya dört rekâtlı namazın ikinci rekâtın sonunda oturmasa veya otursa fakat teşehhüd duâsını okumasa, bütün bu zikredilen durumlarda kendisinden farz sakıt olur yani farz namazı edâ etmiş olur. Eğer bunları kasten yapmışsa namazı iade etmesi vaciptir, iade etmediği takdirde günâh işlemiş olur. Eğer sehven yapmışsa sehiv secdesi yapar, sehiv secdesi yapması hâlinde namazı iade etmesi gerekmez. Son oturuşta teşehhüd miktarı oturduktan sonra selâm vermese, fakat konuşsa veya doğrudan ayağa kalksa ve camiden dışarı çıksa yahut namaza münafi (aykırı) bir fiil işlese kendisinden farz sakıt olur, zimmetinden düşer, ancak namazı iade etmesi vaciptir.(Eşref Ali et-Tehânevî, El Muhtasar fi'l Fıkhi'l Hanefi, s.158-159)

Mevlana Takvimi
NAMAZIN MEKRUHLARI-20 EYLÜL 2025-MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Sep 22, 2025 1:57


Mekruh ikiye ayrılır. Birincisi tahrîmen mekruhtur. Tahrîmen mekruh, onu işlemekle namazın fâsid olmadığı fakat ecrin noksan olduğu ve onu işleyenin günâhkâr olduğu mekruhtur. İkincisi tenzîhen mekruhtur. Tenzîhen mekruhu işlemekte günâh yoktur, fakat işlememek evlâdır. Mekruh sözü mutlak olarak zikredildiği vakit onunla tahrîmen mekruh kast edilir.Namaz kılan kimsenin elbisesiyle veya bedeniyle oynaması yahut da özürsüz olarak secde edeceği yerdeki çakıl taşlarını temizlemesi mekruhtur. Namaz kılan kimsenin parmaklarını çıtlatması veya elini böğrüne koyması yahut yüzünü sağa sola çevirmesi mekruhtur. Fakat boynunu kıvırmadan yalnızca gözüyle sağa sola bakması mekruh değildir, ancak zaruret olmaksızın bunu yapması münasip değildir. Namaz kılan kimsenin ayaklarını dikmesi ve onların üzerine oturması veya bağdaş kurması yahut da köpeğin oturuşu gibi oturması (ik'â, yani kalçalarını yere koyup dizlerini dikerek oturması) mekruhtur. Ancak kendisinde bir özür varsa bu durumda kolayına geldiği şekilde oturur.Namaz kılan kimsenin, elbisesini topraktan korumak için kaldırması ve kendine doğru toplaması mekruhtur. Kişinin güleceğinden veya huşuuna halel geleceğinden yahut da kalbini meşgul edeceğinden endişe ettiği bir yerde namaz kılması mekruhtur.Kişinin, oturarak veya ayakta durarak konuşmakta olan veya bir işle meşgul olan bir erkeğin sırtına doğru namaz kılması mekruh değildir.Ancak oturan kimsenin bundan dolayı rahatsız olacağından -yani namaz kılan kimsenin namazını bitirmesini bekleyerek rahatsız olacağından- veya onun konuşması sebebiyle kalbinin meşgul olacağından endişe etmesi durumunda onun sırtına doğru namaz kılmaz.(Eşref Ali et-Tehânevî, El Muhtasar fi'l Fıkhi'l Hanefi, s.209-214)

ancak teh fakat namaz mevlana tahr birincisi hanefi
Mevlana Takvimi
NAMAZLAR CEM EDİLEREK KILINABİLİR Mİ?-10 EYLÜL 2025-MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Sep 11, 2025 2:05


Belli çevrelerin vakitleri birleştirmekten maksatları, öğle ile ikindi namazını öğle veya ikindi vaktinde; akşam ile yatsı namazını da akşam veya yatsı namazının vaktinde kılmaktır. Şayet namaz, önceki namazın vaktinde kılınırsa buna,“cem‘-i takdim”, sonraki namazın vaktinde kılınırsa buna da “cem‘-i te'hir” denir. Ayet-i kerimeler, hadîs-i şerifler ve Peygamberimiz (s.a.v.)'in hayat boyu fiilî tatbikatı gereğince, “her namazın kendi muayyen vakti içinde kılınması” Ehl-i Sünnet mezhepleri müctehidlerinin icmâı (söz birliği) ile kararlaşmış bir esastır. Fıkıhta temâyüz etmiş Sahâbe-i Kiram (r.a.e.)'den Abdullah bin Mes'ûd, Abdullah bin Ömer (r.a.e.), Tâbiin'den Hasan-ı Basrî, İbn Sîrîn, İbrahim Nehaî, Ömer bin Abdülaziz (r.a.e.),müctehid imamlardan İmam Sevrî, İmam Evzaî ve Hanefi mezhebine göre, “Her namazın kendi vakti içinde kılınması esası”nın sadece iki istisnası vardır:1. Hacıların, arefe günü Arafat'ta, vakfeden önce öğle ile ikindi namazını, tek ezân ve iki ikâmetle öğle vaktinde birleştirerek, cem‘-i takdimle kılmaları. 2. Yine hac yapanların Arafat'tan Müzdelife'ye geldikleri bayram gecesi, Müzdelife'de, akşam ile yatsı namazını, yatsı vaktinde birleştirerek, cem‘-i te'hirle tek ezân ve ikâmetle kılmalarıdır. İşte, yeri ve zamanı belirli bu iki durumun dışında “cem‘-i takdim” veya “cem‘-i te'hir” yapmak Hanefî mezhebine göre kesinlikle caiz değildir. Çünkü Cebrâil (a.s.), Peygamberimiz (s.a.v.)'e beş vakit namazın vakitlerini bizzat bildirerek, her namazı kendi vakitleri içinde kılması gerektiğini öğretmiştir. Bunlar içerisinde, bir vakit içinde iki namaz kılma uygulaması yoktur. Bundan öte, özürsüz olarak iki namazı aynı vakitte kılanlar hakkında tehditler de vârid olmuştur.(www.mevlanatakvimi.com)

Yirmibir, Bitcoin Podcasti
066 - Şeriat İncelemesi

Yirmibir, Bitcoin Podcasti

Play Episode Listen Later Aug 8, 2025 7:50


Bitcoin ve diğer kripto paraların İslami hukuktaki yeri, uzun süredir hem uzmanların hem de kamuoyunun zihnini meşgul eden karmaşık bir konu olmuştur. Bu bölümümüzde, bu dijital varlıkların Şer'i statüsünü derinlemesine inceliyoruz. Peki, Bitcoin caiz mi, değil mi?Hanefi fıkıhçıların titiz tanımlarına göre, bir varlığın mal (servet) sayılabilmesi için üç temel şart aranır: saklanabilirlik (iddikhār), insanlar tarafından arzu edilmesi veya tanınması (tamawwul) ve Şer'an kullanımının mübah olması (taqawwum). Bitcoin, dijital cüzdanlarda güvenle saklanabilme, küresel çapta bir değer deposu ve değişim aracı olarak giderek artan bir tanınırlık kazanması ve özünde yasak bir unsur barındırmamasıyla bu kriterleri eksiksiz karşılayarak meşru bir mal varlığı olarak kabul edilmektedir.Bitcoin'e yöneltilen yaygın itirazları da ele alıyoruz:• Soyut Olması: Bitcoin'in fiziksel olmayışı, dijital fiat paralar veya yazılımlar gibi modern ekonomideki yaygın soyut varlıklardan farksızdır. Klasik fıkıh, bir varlığın somutluğundan ziyade, işlevselliğine ve toplumsal tanınmasına odaklanır.• İçsel Değeri Olmaması: Altın ve gümüş gibi geleneksel paraların değeri de temelde toplumsal uzlaşıya (örf) dayanır. Bitcoin'in değeri kıtlığı, ademi merkeziyetçiliği ve sağladığı faydadan gelir, içsel değere bağlı değildir.• Devlet Desteği Bulunmaması: Şer'i hukuk, bir varlığın para veya mal sayılması için devlet tarafından çıkarılmasını veya düzenlenmesini şart koşmaz. Tarihsel örnekler ve Bitcoin'in küresel çapta artan kabulü bunun kanıtıdır.• Aşırı Volatilite (Gharar): Fiyat dalgalanmaları, Bitcoin'i Şer'an yasak kılmaz. Tarihte de paralar değer dalgalanmaları yaşamıştır ve bu, ticari riskin doğal bir parçasıdır.• Yasa Dışı Faaliyetlerde Kullanılması: Her türlü mal varlığı kötüye kullanılabilir. Bitcoin'in şeffaf ve izlenebilir yapısı, nakitten çok daha şeffaf olup, yasa dışı faaliyetler için uygun bir araç değildir.Mevcut durumda, Bitcoin günlük ticarette yaygın olarak kullanılmadığı için tam bir para (thaman) yerine, bir varlık (ʿarḍ) olarak sınıflandırılmaktadır. Ancak toplumsal benimseme arttıkça gelecekte para statüsüne geçme potansiyeli bulunmaktadır.Diğer kripto paralar (altcoinler) için ise dikkatli bir yaklaşım gerekmektedir. Bitcoin'in aksine, çoğu altcoin yüksek oranda spekülatiftir, merkeziyetçi yapıları nedeniyle manipülasyona açıktır ve bazıları etik olmayan kar elde etme modelleri üzerine kurulabilir. Tamamen desteklenen stablecoinler ise uygun görülmektedir.Bu değerlendirme, Bitcoin'in İslami hukuktaki yerini açıklığa kavuşturmayı amaçlamakta olup, herhangi bir yatırım tavsiyesi içermemektedir.Kaynak

Mevlana Takvimi
CUMA NAMAZI NASIL KILINIR?-08 AĞUSTOS 2025-MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Aug 8, 2025 2:14


Cuma namazı şu şekilde edâ edilir: Birinci (dış) ezan okunduktan sonra ve ikinci (iç) ezandan evvel dört rekât namaz kılınır, bu namaz, müekked sünnettir. Akabinde müezzin ikinci ezanı okuduğunda imam minbere çıkar ve iki hutbe okur, sonra da cemaate iki rekât farz Cuma namazını kıldırır, sonra cemaat dört rekât namaz kılar ki bu da müekked sünnet bir namazdır. Cuma namazı eda edildikten sonra kılınması faziletli olan, zuhr-u âhir namazı vardır ki, eğer Cuma namazının şartlarından biri olmadı ise öğle namazı yerine geçsin diye kılınan bir namazdır. İhtiyaten kılınır.Bu namaz cumanın 4 rekât son sünnetinden sonra kılınır. Aşağıdaki şartları tam olarak kendisinde bulunduran kişiye Cuma Namazı farzdır: 1. Mukim olması; yolcuya Cuma namazı farz değildir. 2. Sıhhatli olması; hastalık veya körlük yahut ileri derecede yaşlılık sebebiyle Cuma camiine gitmeye güç yetiremeyen kişiye Cuma namazı farz değildir. 3. Hür olması; mülkiyet altında bulunan köleye Cuma namazı farz değildir. 4. Erkek olması; kadına Cuma namazı farz değildir. Cemaati terk etmenin cevazı hususundaki özürlerden birisinin kendisinde mevcut olursa Cuma namazı farz olmaz. Bu özürlerden bazıları şunlardır: 1. Şiddetli yağmur. 2. Kendisinden başka bakıcısı olmayan hastanın yalnız kalmaktan dolayı zarar görmesi korkusu. 3. Düşman korkusu. Namazın vacip olması hususundaki şartlar yine burada da geçerlidir. Kendisine Cuma namazı farz olmayan kadın ve yolcu gibi kimse eğer Cuma namazı kılarsa namazı sahih olur ve öğle namazı kendisinden sakıt olur.(Eşref Ali et-Tehânevî , El Muhtasar fi'l Fıkhi'l Hanefi, s.271-272)

Mevlana Takvimi
KURBANLA İLGİLİ MESELELER-01 HAZİRAN 2025-MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Jun 1, 2025 2:13


Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Âdemoğlu, nahir (kurban bayramının ilk) gününde, Allâh Azze ve Celle'ye kan dökmekten daha sevgili gelen hiçbir amel işlememiştir. Muhakkak kesilmiş olan o hayvanlar kıyamet gününde, boynuzlarıyla, tırnaklarıyla ve kıllarıyla gelirler. Şüphesiz kesilen hayvanın kanı, yere düşmeden evvel, Allâh Azze ve Celle katında yüksek bir mevkiye düşmüş olur. Binaenaleyh bununla nefsiniz hoş olsun.” Zekât nisabına veya ihtiyacından fazla olup da kıymeti, nisap miktarına ulaşmış bir mala malik olan -bu malın ticaret malı olup olmaması arasında fark yoktur- bir müslümanın kurban kesmesi vaciptir. Kurban kesmenin vakti, nahir günü, Zilhiccenin onuncu günüdür, fecrin tuluundan (doğuşundan) itibaren başlar ve Zilhiccenin on ikinci (bayramın üçüncü) günü güneşin batımına kadar devam eder. Efdal olan, nahir günü (bayramın birinci günü) kesmek, ondan sonra on birinci günü kesmek, ondan sonra da on ikinci günü kesmektir. Zilhiccenin on ikinci günü güneş batımına kadar kurban kesmek caizdir; dolayısıyla on ikinci gün (bayramın 3. günü), güneş battığında artık kurban kesmek caiz olmaz. Nahir günü fecrin doğuşundan itibaren, on ikinci günü güneşin batımına kadar kurban kesmek caizdir, gerek gündüz kesilsin gerekse gece kesilsin fark etmez; fakat efdal olan, damarları kesme hususunda hata yapmamak için, gündüz kesmektir. Şehirde ikamet eden kimse kurbanını, açık araziye gönderecek olsa onun, fecrin doğuşundan sonra, bayram namazından evvel kesilmesi caizdir.(Eşref Ali et-Tehânevî, El Muhtasar fi'l Fıkhi'l Hanefi, s.516-518)

Mevlana Takvimi
ZEHEBÎ'NİN İMÂM-I AZAM EBÛ HANÎFE (R.A.)'E ÖVGÜSÜ-17 MAYIS 2025-MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later May 17, 2025 2:56


Hadîs ricâlini tenkîd noktasında büyük bir otorite olan (ehlü'l-istikrâ) Zehebî'nin söylemiş olduğu en doğru sözlerden birisi, Siyer-u A'lamî'n-nübelâ isimli eserinde Irak'ın fakihi Allâme İmâm Hammad b. Ebû Süleyman (r.âleyh)'in hayat hikâyesini aktarırken kullanmış olduğu şu ifâdelerdir: “Kûfelilerin en fakihi Hz. Alî (r.a.) ve İbn Mes'ûd (r.a.)'dir. Bu iki sahâbenin en fakih öğrencileri Alkâme, Alkâme'nin en fakih öğrencisi İbrâhîm en-Nehaî, Nehâî'nin en fakih öğrencisi Hammad, Hammad'ın en fakih öğrencisi ise Ebû Hanîfe (r.a.)'dir. Ebû Hanîfe (r.a.)'in en fakih öğrencisi Ebû Yusuf'tur. Ebû Yusuf'un öğrencileri dünyanın dört bir tarafına yayılmışlardır. Bunların en fakihi Muhammed b. el-Hasen'dir. İmâm Muhammed'in en fakih öğrencisi ise Ebû Abdullah eş-Şâfiî'dir.Allâh (c.c.) tamâmına rahmet eylesin.” Zehebî aynı eserinin bir başka yerinde İmâm Ebû Hanîfe (r.a.)'in hayatını anlatırken şu ifâdeleri kullanmaktadır: “İmâm, dînin fakihi ve Irak'ın âlimi Ebû Hanîfe (r.a.)… Hadîs ilmine önem verdi. Bu uğurda yolculuklar yaptı. Fıkıh, rey ve reyin kapalı noktalarını tetkik etmede zirvedir. Bu konuda bütün insanlar ona minnet borçludur.” Zehebî aynı eserinin bir başka yerinde Ebû Hanîfe (r.a.) hakkında “Fıkıhta ve fıkhın inceliklerinde önde gelen bir âlim olduğu herkesçe kabûl edilen bir gerçektir. Bu noktada hiçbir kuşkuya yer yoktur” demektedir.(Muhammed Abdurreşid En-Nûmanî, İmâm-ı Azam Ebû Hanîfe (r.a.)'in Hadis İlmindeki Yeri, s. 44-45)BIR FIKIH KAIDESI ÖĞRENELIM!Bir kimse iki veya daha fazla secde ayetini aynı mecliste okusa veya secde ayetini okusa ve akabinde aynı yerde başka işle meşgul olsa, mesela birçok şey yese veya yatarak uyusa yahut da kadın ise bebeğini emzirse, sonra da yine aynı yerde aynı ayeti okusa iki kere secde etmesi gerekir.(Misvâk Neşriyat, Eşref Ali Et-Tehanevi, Hanefi İlmihali, s.211)

Mevlana Takvimi
NAMAZIN FARZLARI-12 MAYIS 2025-MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later May 12, 2025 2:29


Namaz kılacak kimsenin, namaza başlamadan evvel bilmesi icap eden bir takım şartlar (farzlar) vardır ve bunlardan birini kasten veya unutarak yerine getirmemesi hâlinde namaz sahih olmaz. Altısı içinden altısı da dışından olmak üzere bu farzlar şunlardır: Namazın dışındaki farzları: 1. Hadesten taharet: Küçük ve büyük hadesten (cünüb ise gusül, değilse abdest almak) temiz olmak. 2. Necasetten taharet: Bedenin, elbisenin ve namaz kılınacak yerin temiz olması. (Görünür pisliklerden temizlenmek) 3. Setri avret: Avret yerinin örtülmesi. (Erkeğin avret yeri göbekten diz kapağının bitimi yerine kadardır, buna göre göbek, avrete dahil değil, diz kapağı ise dahildir. Kadının avret yeri ise yüz, eller ve ayakların haricinde bedenin tamamıdır) 4. İstikbal-i kıble: Namaza başlamadan kıble yönüne (Kâbe-i Mükerreme'ye) dönmek. 5. Niyet: Kalbin Namaz kılmayı kesin olarak irade etmesi. 6. Vakit: Namazı vaktinin girmesinden sonra kılmak. Namazın içindeki farzları: 1. Tahrime: Namaza “Allâhu ekber” lâfzıyla başlamak. 2. Kıyam: Farz Namazda güç yetiyorsa ayakta durmak. 3. Kıraat: Kıyamda Kur'an okumak. (Uzun bir ayet veya üç kısa ayet okusa farz sakıt yani farzı yerine getirmiş olur. Ancak Fâtiha suresi okumak vacip olduğu için sehven bunu terk ederse sehiv secdesi yapar. İmama uyan kimsenin kıraat yapması gerekmez) 4. Rükû: Kıyamdan sonra eller dizlere dokunacak derecede eğilmek. 5. Secde: Rükûdan sonra alnı, burnu, elleri, dizleri ve ayakları yere değdirmek. 6. Ka'de-i ahire: Namazın sonunda teşehhüd miktarı kadar oturmak. (Eşref Ali et-Tehânevî, El Muhtasar fi'l Fıkhi'l Hanefi,s.148-157)

Mevlana Takvimi
ORUÇTA KEFARET GEREKTİREN HALLER-15 MART 2025-MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Mar 15, 2025 1:57


Oruçlu kimsenin yeme veya içme yoluyla orucunu bozması hâlinde, aşağıdaki şartlarda kendisine kaza ile birlikte kefâret icap eder: Orucun, kişinin üzerine farz olan bir oruç olması; binaenaleyh küçük çocuğun veya yolcunun orucunda olduğu gibi, farz olmayan bir orucu bozmakla kefaret icap etmez. Kişinin Ramazan orucunu bozmuş olması; buna göre kişinin, Ramazan orucundan başka bir orucu bozması durumunda, bu, Ramazan orucunun kazası olsa bile kefaret icap etmez. Kişinin, lezzeti olan veya vücuda fayda veren gıda ve ilâç türü bir şeyi yemesi veya içmesi. Susam kadar küçük olsa bile böyle bir şeyi yediği/içtiği zaman kefaret gerekir. Buna göre çakıl taşı yutma veya hamur yemede olduğu gibi, lezzeti bulunmayan veya vücuda fayda vermeyen bir şey yemesi durumunda kendisine yalnızca kaza gerekir, kefaret icap etmez. Yenilen veya içilen şeyin, insanın tiksindiği bir şey olmaması; binaenaleyh eğer yenilen veya içilen şey, insanın tiksindiği bir şeyse, meselâ kişinin, bir lokma bir şey çiğnemesi, sonra onu ağzından çıkarması, sonra tekrar ağzına sokarak yutması hâlinde yalnız kaza gerekir, kefaret icap etmez. Oruçlu kimsenin cinsî münasebet yoluyla orucunu bozması hâlinde de kendisine kaza ile birlikte kefaret icap eder. Kefaret yalnızca kişinin geceden oruca niyet etmiş olması ve oruca başlaması, sonra da orucunu bozması durumunda gerekir, geceden oruç tutmamaya niyet eden kimseye gerekmez. (Eşref Ali et-Tehânevî, El Muhtasar fi'l Fıkhi'l Hanefi, S,344-345)

Mevlana Takvimi
ORUCU BOZAN VE BOZMAYAN ŞEYLER-09 MART 2025-MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Mar 9, 2025 2:20


Oruç tutan kimse eğer unutarak yer, içer veya cinsî münasebette bulunursa orucu bozulmuş olmaz. Bu hususta unutarak bir kere yemekle birden fazla kere yemek arasında fark olmadığı gibi, az veya çok yemek arasında da fark yoktur. Bir kimse, oruçlu bir şahsın unutarak yediğini görse bakılır, eğer kuvvetli biri olup orucunu tamamlama imkânına sahip olduğu görüşündeyse, oruçlu olduğunu kendisine hatırlatması icap eder. Fakat çok yaşlı olup orucu tamamlamakta zorlanacak olduğu görüşündeyse oruçlu olduğunu hatırlatmaması caizdir. Oruçlu kimsenin saçına ve vücuduna yağ sürmesi, gözüne sürme çekmesi ve güzel koku koklaması caizdir. Sürmenin tadını boğazında hissedecek veya rengini, tükürüğünde veya balgamında görecek olsa bile orucu bozulmuş olmaz, aynı zamanda bu, mekruh da değildir. Oruçlu kimsenin boğazına toz veya sinek girse orucu bozulmaz, fakat kasten sokarsa oruç bozulur. Oruçlu kimse eğer boğazına amber veya öd ağacı dumanı sokarsa yahut tütün içerse orucu bozulur. Fakat dumanının olmadığı yalnızca hoş kokulu bir madde koklarsa oruç bozulmaz. Oruçlu kişinin dişleri arasında yemek veya et artığı kalmış bulunur da onu yiyecek olursa bakılır, eğer nohut kadarsa veya ondan daha büyükse orucu bozulur, eğer ondan daha küçükse orucu bozulmaz. Eğer onu ağzından çıkarır, sonra da tekrar ağzına atıp yiyecek olursa her hâlükârda, yani nohuttan büyük olsa da küçük olsa da orucu bozulur. Oruçlu kişi tükürüğünü yutarsa orucu bozulmaz, tükürüğün az veya çok olması arasında fark yoktur. (Eşref Ali et-Tehânevî, El Muhtasar fi'l Fıkhi'l Hanefi, S.339-340)

Mevlana Takvimi
NAMAZIN FARZ VE VACİPLERİNE DAİR MESELELER-2 - 15 OCAK 2025 - MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Jan 15, 2025 2:24


7. Farz namazın ilk iki rekâtında Fâtiha'dan sonra tam bir sûre veya üç kısa yahut bir uzun ayet okumak vaciptir. Namaz kılan kimse eğer onu, ilk iki rekâtta okumamışsa son iki rekâtta, Fâtiha'dan sonra okur. Fakat bunu kasten yapmışsa namazı iade etmesi vaciptir, eğer sehven yapmışsa sehiv secdesi yapması vaciptir ve sehiv secdesi yapmışsa namazı sahihtir.8 . İkinci rekâtta, birinci rekâttan daha fazla kıraat yapmaz.9. Fâtiha'dan sonra herhangi bir sûre veya üç kısa ayet okur, üç kısa ayet miktarına eşit uzun bir ayet okusa da caiz olur.10. Evvelâ zamm-ı sûreyi, sonra da Fâtiha'yı okumuş olursa bakılır; eğer bunu kasten yapmışsa namazın iadesi vaciptir, sehven yapmışsa sehiv secdesi yapar ve iade gerekmez.11. Son iki rekâtında Fâtiha'dan sonra zamm-ı sûre okumasında bir beis olmayıp namazı sahihtir, bunun için sehiv secdesi gerekmez.12. Münferit olarak namaz kılan kimse Fâtiha'yı ve zamm-ı sûreyi, kendisine duyuracak şekilde gizli olarak okur, dolayısıyla eğer kendisine duyurmayacak derecede (tamamen içinden) okursa namazı sahih olmaz.13. Kişinin, peltek olup harfleri güzelce yerine getirememesi ve aralarını fark ettirememesi hâlinde harfleri sahih olarak çıkarmaya (tashih-i hurûfa) cehd ve gayret göstermesi gerekir, eğer gayret göstermezse günâh işlemiş olur ve namazı sahih olmaz.14. Herhangi bir namaz için belirli bir sure tayin etmek ve o namazda başka sûre okumamak mekruhtur. (Eşref Ali et-Tehânevî, El-Muhtasar fi'l Fıkhi'l Hanefi, s.158-161)

Mevlana Takvimi
NAMAZIN FARZ VE VACİPLERİNE DAİR MESELELER-1 - 14 OCAK 2025 - MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Jan 14, 2025 2:19


1. Namaz kılan kimsenin namazda abdesti bozulacak olsa abdest alır ve namazı iade eder.2. Rükûdan tam olarak doğrulmadan evvel secdeye gidecek olursa namazı iade eder. Bu, kasdî olması hâlindedir, eğer sehven olursa sehiv secdesi yapar.3. Eğer secdede alnını yere koymuş, burnunu koymamışsa namazı sahih olur, fakat burnunu koymuş ve özürsüz olarak alnını yere -kasten veya unutarakkoymamışsa namazı sahih olmaz. Kendisinde özür bulunması durumunda ise namaz sahih olur4. Pamuk gibi bir şeye secde ettiğinde, secdede mübalağa yapması gerekir. Öyle ki alnı yere iyice yerleştirip daha fazla yere yapışamayacak derecede sabit kılması gerekir. Eğer mübalağa etmez ve alnı yere iyice yerleştirmezse secdesi sahih olmaz. Bunun kasten veya sehven olması arasında fark yoktur.5. İki secde arasında tam olarak oturmamışsa bakılır, eğer ilk secdeden başını kaldırmamışsa veya çok az kaldırmışsa o, bir secde sayılır ve namazı kesinlikle sahih olmaz, dolayısıyla namazı iade etmesi gerekir. Fakat başını, oturmaya yakın olacak şekle kadar kaldırmışsa kendisinden (zimmetinden) farz, nakıs (eksik) olarak sakıt olur ve yine namazın iadesi icap eder.6. Eğer rükûdan kalkarken “semi'allâhü limen hamideh, Râbbenâ leke'lhamd” dememişse veya rükû ve secdede tesbîhât yapmamışsa veya son oturuşta (ka'de-i ahîre) Resûlullâh (s.a.v.)'e salât u selâm okumamışsa sehiv secdesi vacip değildir, fakat sünnete muhalefet etmiş, aykırı davranmış olur. (Eşref Ali et-Tehânevî, Hanefi İlmihali, s.158-161)

Mevlana Takvimi
GÜNLERİN EN FAZİLETLİSİ - 10 OCAK 2025 - MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Jan 10, 2025 2:16


Allâhü Teâlâ nezdinde namazdan daha sevgili bir ibadet yoktur. İşte bu yönden Şer-i Şerif, namaza gösterdiği itinayı hiçbir ibâdete göstermemiştir. Allâhü Teâlâ namazı, kullarının hayatları boyunca istifade ettikleri sonsuz nimetlerinin şükrü için bir vesile kılmıştır. Cuma gününde bu nimetlerin tahakkuku diğer günlere nispetle çok daha fazla olmasından dolayı, hatta ilk insan olan Âdem (a.s.) bu günde yaratılmıştır, Cenâb-ı Hâkk o günde, diğer namazlardan bazı bakımlardan ayrıcalıklı olan hususî bir namazı kullarına emretmiştir. Bilindiği üzere cemaatin hikmetleri ve onda bulunan bir kısım faydalar vardır. Ayrıca cemaatin çokluğu ile onun meyvelerinin de çoğalacağı herkesçe malumdur. İşte bu sebeple Allâhü Teâlâ, insanların muhtelif yerlerden gelerek bir camide toplanmaları ve cemaat hâlinde edâ etmeleri için Cuma namazını kullarına farz kılmıştır. Bu toplanma için Cuma gününü tayin buyurması ise onun, günlerin en faziletlisi ve en şereflisi olması sebebiyledir. Allâhü Teâlâ geçmiş ümmetleri, herhangi bir günü seçerek onu ibadete tahsis etmeleri ve o günde ibadet etmeye son derece yüksek önem vermeleri hususunda serbest bırakmış, bunun üzerine Yahudiler: “Allâh, göklerin ve yerin yaratılışını cumartesi günü tamamladı” diyerek o günü seçmişler, Hristiyanlar ise: “Allâh âlemi yaratmaya Pazar günü başladı” diyerek o günü seçmişlerdir. Allâh Teâlâ da bu ümmet için, günlerin en faziletlisi ve en şereflisi olan Cuma gününü tercih buyurmuştur. (Eşref Ali et-Tehânevî, El-Muhtasar fi'l Fıkhi'l Hanefi, s.261-262)

bu ayr cen cuma ocak teh pazar mevlana hristiyanlar hanefi bilindi
Mevlana Takvimi
RECEP AYININ FAZÎLETİ - 04 OCAK 2025 - MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Jan 4, 2025 2:43


Enes bin Mâlik (r.a.)'dan naklen Şeyh Ebü'l-Berekât Hibbetullah Sekatî'nin bize haber verdiği üzere, Resûlullâh (s.a.v.) buyurdu: “Receb, Allâhü Te'âlâ'nın ayıdır. Şa'ban benim ayımdır. Ramazan benim ümmetimin ayıdır.” Peygamber (s.a.v.) Efendimiz'e “Yâ Resûlâllah! Receb Allâhü Te'âlâ'nın ayıdır ne demektir?” diye sorulan suâle: “Receb Allâhü Te'âlâ'nın ayıdır. Çünkü Receb, Hakk'ın mağfiretine mahsus bir aydır. Bu ayda çarpışmaya izin yoktur. Bu ayda Allâhü Te'âlâ peygamberlerin dualarını kabul etmiştir. Yine bu ayda Allâhü Te'âlâ evliyasını düşmanlarının elinden kurtarmıştır. Bir kimse Receb ayında oruç tutsa, Allâhü Te'âlâ tarafından üç türlü lütuf ve inâyete mazhar olur. Bunlardan biri Allâhü Te'âlâ onun geçmiş günahlarının tümünü mağfiret eder. İkincisi ondan sonraki hayatında da onu korur. Üçüncüsü mahşer yerinde susuzluktan emin olur” buyurduğunda, orada bulunanlardan bir yaşlı ve pîr-i fânî ayağa kalkıp: “Ya Resûlullâh, ben Receb ayının hepsini oruç tutamam” dediğinde: “Sen Receb ayının birinci, onbeşinci ve sonuncu günleri oruç tut, hepsini tutmuş sevabına kavuşursun. Çünkü sevâblar on misli yazılır. Fakat sen Receb-i şerîfin ilk cum'a gecesinde gâfil olma ki, melekler o geceye Regâib gecesi demişlerdir. Zira o gece, gecenin üçte biri geçtikten sonra göklerde ve yerde bir melek kalmaz, hepsi Kâ'be-i Muazzama ve etrafında toplanırlar. Allâhü Te'âlâ onların bu toplanmalarına muttali' oldukda, onlara hitaben: “Ey meleklerim, dilediğinizi benden isteyiniz” buyurur. Onlar, “Yâ Rabbî, istediğimiz, Receb ayında oruç tutanları mağfiret etmendir” deyip, isteklerini arzederler. Allâhü Te'âlâ: “Ben Receb ayında oruç tutanları mağfiret ettim buyurur” dedi. (Regâib, Berât ve Kadir gecesi namazlarını cemâatle kılmak mekruhtur. Hanefi mezhebine göre nâfile namazlardan ancak teravih namazı cemaatle kılınabilir.) (Abdulkadir-i Geylâni (k.s.), Gunyetü't Tâlibîn, s.272)

Mevlana Takvimi
NAMAZDA SIRADAN KONUŞMALARA BENZER ŞEKİLDE DUÂ ETMEK - 19 ARALIK 2024 - MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Dec 19, 2024 2:06


Duâ mahalli olan son oturuşta sıradan konuşmalara benzer şekilde duâ etmenin namaza zararı var mıdır? Âlimler, namazda yapılan duâyı üç kısımda incelemişlerdir; 1. Kur'an-ı Kerim veya hadis-i şerif kaynaklı olan dualar. 2. Kur'an-ı Kerim veya hadis-i şerif kaynaklı olmayıp, insanların gündelik ve sıradan konuşmalarını andırmayan ve insanlardan istenilmesi muhâl (imkansız) olan şeyleri içeren duâlar. 3. Kur'an-ı Kerim veya hadis-i şerif kaynaklı olmayıp, insanların gündelik ve sıradan konuşmalarına benzer tarzda insanlardan istenilmesi muhâl olmayan şeyleri içeren dualar. Hanefi alimlerine göre birinci ve ikinci kısımlarda anlatıldığı şekilde duâ etmek namazı bozmaz. Üçüncü kısımda anlatıldığı şekilde duâda bulunmak ise namazı bozar. Buna göre kişinin mesela; “Allah'ım, bana baklava börek gönder, falan hanımla evlendir, borcumu öde...” emsâli şekilde bir duâda bulunması, sahih olan görüşe göre namazı bozar. Fakat “Allah'ım bana afiyet ver, beni affet, bana rızık ver” gibi insanların gündelik ve sıradan konuşmalarını andırmayan ve insanlardan istenilmesi muhâl olan şeyleri içerecek şekilde duâda bulunmak namazı bozmaz. Muaviye b. Hakem es-Sulemiyyi (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Peygamber (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurdu: “Muhakkâk ki şu namaz, insanların kelamından hiçbir şeye uygun değildir. Çünkü namaz ancak tesbih, tekbir ve Kuran okumaktan ibarettir.” (Müslim) (Suâlli Cevaplı İslâm Fıkhı, c.2, s.388-389)

Mevlana Takvimi
ALLÂH (C.C.) VE RESÛLÜ (S.A.V.)'E İTAATİN DÜNYEVÎ BAZI FAYDALARI - 10 ARALIK 2024 - MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Dec 10, 2024 2:06


1. Rızkın genişlemesi; 2. Mal, ömür ve amellerde bereketin olması; 3. Gam ve kederlerden kurtulmak; 4. Yağmurun yağması; 5. Tabî âfetlerden emîn olmak; 6. Allâhü Teâlâ'nın yardımına nail olmak; 7. Allâhü Teâlâ'nın emriyle, meleklerin, kişinin kalbini sabit kılması; 8. Hakikî izzet ve kuvvetin tahakkuk etmesi; 9. Yüksek mertebelerin kazanılması; 10. İnsanların kalplerinde onun sevgisinin oluşması; 11. Kur'ân-ı Kerîm'in ona şefaat etmesi; 12. Ona isâbet eden noksanlıkların, Allâhü Teâlâ'nın, noksanlığa bedel, başka bir şey ihsan etmesiyle onarılması; 13. Kalbin itminana kavuşması, mutmain bir kalbe sahip olmak; 14. Zikredilen hayırların evlâtlara da sirâyet etmesi; 15. Gaybî müjdelere nail olmak; 16. Ölüm esnasında meleklerin müjdelerine nail olmak; 17. Fakirlik ve iflâstan emin olmak; 18. Az bir şeyle iktifâ etmek; 19. Allâh (c.c)'un gazâbından emin olmak, korunmuş olmak. (Eşref Ali Tehanevi, Hanefi İlmihâli, s.43) ŞİRKTEN VE KÜFÜRDEN KORUNMAK İÇİN OKUNACAK DUÂ “Allâhümme innî e‘ûzü bike en-üşrike ve ene a‘lemü ve estağfiruke limâ lâ a‘lemü.” Türkçe Anlamı: “Allâh'ım! Bilerek şirk koşmaktan sana sığınırım. Bilmediklerim için de senden mağfiret dilerim.” (www.ibadettakvimi.org)

Mevlana Takvimi
GÜNÂHLARIN DÜNYEVÎ BAZI ZARARLARI - 02 EKİM 2024 - MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Oct 2, 2024 1:41


1. İlimden mahrum olmak; 2. Rızkın noksan olması; 3. Allâh (c.c.)'un zikrinden ve insanlardan, özellikle de hayırlı amel sahibi, ebrâr kişilerden uzaklaşmak; 4. İşlerde darlığa düşmek; 5. Kalbin kararması ve zayıflaması, bu sebeple bazen beden de zayıf düşebilir; 6. İbâdet ve tevbeye muvaffâk olamamak; 7. Günahları çirkin görmemek; 8. Allâh (c.c.) katında değersiz olmak; 9. Mahlukâta zarar vermek, zira günâhlar, kıtlık ve yağmurun kesilmesine sebep olur, dolayısıyla canlılar bundan zarar görür ve neticede günahkâra lânet ederler; 10. Aklın fesâda, bozulmaya uğraması; 11. Resulullâh (s.a.v.)'in lânetine uğramak; 12. Meleklerin duâsına dahil olmaktan mahrum olmak, 13. Göklerin ve yerin bereketlerinden mahrum olmak; 14. Gayret, kıskanma ve hayâ duygusunun gitmesi; 15. Allâh (c.c.)'un azâmet ve heybetinin kalpten uzaklaşması; 16. Üzüntü ve kederin çoğalması; 17. Şeytânların kişiye musallat olması; 18. Kalbin ızdırap duyması, mutmain olamaması; 19. Ölüm esnasında Allâh (c.c.)'u zikretmek ve tevbe etmekten mahrum olmak; 20. Allâh (c.c.)'un rahmetinden ümit kesmek. (Eşref Ali Tehanevi, Hanefi İlmihâli, s.43)

akl bazi mevlana kalbin hanefi
Mevlana Takvimi
NAMAZ KILMAYANIN HÜKMÜ NEDİR? - 02 EYLÜL 2024 - MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Sep 2, 2024 2:13


Namaz gibi önemli bir ibâdeti müslüman olanın yerine getirmemesi düşünülemez. Hatta o kadar ki sadece baş işareti (imâ) yapabilecek olan bir hastanın dahi namazı terk etmesine ruhsat verilmemiştir. Namaz, bu önemine rağmen terkedilecek olursa onu terk eden hem dünyada hem de ahirette cezalandırılır. Namaz kılmayanların ahirette ki cezalarına ilişkin olarak Allâhü Teâlâ şöyle buyuruyor; “Onlar cennetlerdedirler. Birbirlerine suçlular hakkında sorular sorarlar ve dönüp onlara şöyle derler: “Sizi Sekar'a (cehenneme) ne soktu?” Onlar şöyle derler: “Biz namaz kılanlardan değildik.” (Müddessir s. 40-43) “Onlardan sonra, namazı zayi eden, şehvet ve dünyevî tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azâba çarptırılacaklardır.” (Meryem s. 59) Namazı terk etmenin dünyadaki cezasına gelince; Hanefi fakihlerine göre; namazın farz bir ibâdet olduğunu kabul ettiği halde, onu sırf tembelliği veya umursamazlığından terk eden kişinin cezası; hapsedilmesi ve namaz kılıncaya kadar dövülmesidir. Bu durumda ya tövbe edip namazını kılar, ya da hapishanede ölür. Orucu terk edenin cezası da budur. Hanefilere göre, diğer üç mezhebin aksine, müslüman, namaz kılmadığından dolayı öldürülmez. Çünkü Peygamber (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Allâh (c.c.)'dan başka ilâh olmadığına ve benim Allâh Resûlü olduğuma şahadet eden müslüman bir kimsenin kanı (öldürülmesi) asla helâl değildir. Ancak üç şeyden dolayı helâldir; dul kadının zinası, cana karşı can, dini terk edip cemaatten (İslâm'dan) ayrılmak.” (Suâlli-Cevâplı İslâm Fıkhı, c.2, s.9-11)

Mevlana Takvimi
HACCIN FAZÎLETİ - 08 HAZİRAN 2024 - MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Jun 8, 2024 3:04


Hacca gitmeye gücü yeten insanlara, Beytullâh'ı ziyâret etmek Allâh (c.c.)'un bir emridir. Kim Allâh (c.c.)'un emrini inkâr ederse, şunu bilsin ki, Allâh (c.c.)'un hiç kimseye ve hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Hâkk Teâlâ: “Onda apaçık deliller, Makâm-ı İbrahim vardır. Oraya kim girerse, güven içinde olur. Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi, Allâh'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse, bu hakkı tanınmazsa, şüphesiz Allâh bütün âlemlerden müstağnidir. (Kimseye muhtaç değildir, her şey O'na muhtaçtır.)” (Âl-i İmrân s. 97) buyurmaktadır. Hac, İslâm'ın rükünlerindendir. Hac ve umrenin büyük fazîleti bulunmaktadır. Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Mebrûr, Allâh indinde kabul edilmiş olan haccın karşılığı ancak cennettir.” Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Hac ve umreyi birbiri peşi sıra yapın. Zira körüğün, demir, altın ve gümüşün cürufunu yok ettiği gibi hac ve umre de fakirlik ve günâhları yok eder. Mebrûr olan bir haccın sevâbı ancak cennettir.” Yine Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kim, yol azığına ve kendisini Beytullâh'a ulaştıracak bineğe sahip olur ve haccetmezse, Yahûdî veya Nasrânî (Hıristiyan) olarak ölmesi arasında hiç fark yoktur.” Bunun delili, Allâh (c.c.)'un, Kitâb'ında şöyle buyurmasıdır: “Hacca gitmeye gücü yeten insanlara Beytullâh'ı ziyaret etmek Allâh'ın bir emridir.” Medîne-i Münevvere'yi ziyaret, Resûlullâh (s.a.v.)'in kabr-i şerîfini ziyaret etmek, mendûbların en fazîletlilerindendir. Binaenaleyh, Allâhü Teâlâ'nın haccetmeye muvaffâk kılmış olduğu kimse, haccı tamamladıktan sonra veya ondan önce, Resûlullâh (s.a.v.)'in kabr-i şerîfini ziyaret etmek için Medîne-i Münevvere'ye gitmelidir. Zira Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kim Beytullâh'ı hacceder de beni ziyaret etmezse beni incitmiş olur.” Yine şöyle buyurmuştur: “Kim, ben öldükten sonra beni ziyaret ederse sanki hayatımda iken beni ziyaret etmiş gibi olur.” Resûlullâh (s.a.v.), Mescid-i Nebevî hakkında da şöyle buyurmuştur: “Benim mescidimde kılınan bir namaz, elli bin namaza muadildir.” (Eşref Ali Tehanevi, Hanefi İlmihâli, s.307-310)

Medyascope.tv Podcast
Ruşen Çakır ve Hanefi Avcı yorumluyor: Ankara'da neler oluyor? Kim, kime operasyon çekiyor?

Medyascope.tv Podcast

Play Episode Listen Later May 15, 2024 45:07


İki önemli dava: Ayhan Bora Kaplan ve Sinan Ateş. Kaplan soruşturmasında görevli emniyet personellerinin görevden alındı, haklarında soruşturma başlatıldı. MHP lideri Devlet Bahçeli, "komplo" dedi; AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan "kumpas" demedi. Yine de Emniyet'te yaşananlar, Yargıtay seçimi, Sinan Ateş dosyası gibi pek çok başlık AKP-MHP kavgasının sokağa taştığını gösteriyor. Peki cidden böyle mi? İttifak arasında bir kriz var mı, yoksa bu kriz göstermelik mi? Ruşen Çakır ve eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı ile konuştuk. Göksel Göksu da son bilgileri aktardı.

Yeni Şafak Podcast
ÖMER LEKESİZ - Bin Kayrevan'dan Bir Kayrevan'a

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later May 7, 2024 4:51


Önceki yazımızda Hz. Ukbe b. Nafi'nin (ra), Tanca'yı da fethederek, serin dalgalarıyla atının ayaklarını ıslatan Atlas Okyanusu'na doğru “Rabbim, şayet önümdeki şu deniz olmasaydı ben bu ülkede senin yolunda cihat etmek üzere devam edip gidecektim” şeklindeki nidasını onun cihat konusundaki cehdine örnek olarak vermiştik. Cihat, İslam'ın en muhteşem eylem biçimlerinden biridir. Çünkü hayatın her cephesini kapsar. Nefis terbiyesini “büyük”, silahla yapılan savaşı “küçük” cihat sayan İslam anlayışının mensupları, ezanı yeryüzüne yaymayı cihat olarak değerlendirdikleri gibi, insanın hayatını kolaylaştırıp güzelleştirmek için yeryüzünün imar etmeyi, hem kendine kem de başkalarına hayır ve iyilikte bulunmak üzere ferdî niyet ve eylemlerini terbiye etmeyi… “de” cihat olarak değerlendirirler. Yine o yazımızda Ukbe'nin Ifrikiyye'de Kayrevan adıyla bir şehir kurup, orada bir cami inşa edişinden de söz ederek, görmemizin Rabbimizce nasip edilmesi halinde Kayrevan'ı kaydi ve ayne'l-yakîn bilgilerle ayrıca anlatmayı vaat etmiştik. Rabbimize şükürler olsun o nasip tahakkuk etti ve şimdi sıra vaadimizi yerine getirmeye geldi. Kayrevan hakkındaki kaydi bilginin, kuşatılmasının zorluğunu da değil imkansızlığını peşinen ifade etmeliyiz. Bunun iki nedeni var. Birincisi Ifrikıyye / Tunus tarihinin aynı zamanda bir Akdeniz, Doğu ve Batı Roma, İslam fetihleri ve devletleri, Osmanlı ve Batı sömürgesi tarihi olmasındandır. Bu nedenle Kayrevan hakkında bizim dünyamızdan Belâzürî'ye (ö. 892-93), el-Makdisî'ye (ö. 1233), Ebü'l-Fidâ'ya (ö. 1331) baş vurulması ne kadar gerekliyse Batı dünyasından Braudel'e (ö. 1985) başvurulması da bir o kadar gereklidir. Bir de İslam sanat ve mimarisiyle ilgili boyutu var Kayrevan'ın. Bu konuda çalışanların en meşhurlarından ikisi, Georges Marçais (ö. 1962) ile Creswell'dir (ö. 1974). En iyisi biz bu bağlamda okurlarımızın kolayca erişebilecekleri Osmanlı Devrinde Tunus (Mehmet Maksudoğlu, İnkılab Yay.); Osmanlı Akdenizi (İdris Bostan, Küre Yay.) ve Tunus'ta Osmanlı Mimari Eserleri (Kadir Pektaş, TTK Yay.) adlı kitapları zikredip, el- Makdisî'den bir nakille sürdürelim sözümüzü. Makdisi, Ahsenü't-Tekâsîm'inde 970'li yılların Kayrevan'ı hakkında şu bilgileri vermiştir: “Kayravan bu iklimin (Mağrib ikliminin) merkezidir. Güzel, büyük, ekmekleri ve eti tatlı, zıtlıkları barındıran bir şehirdir. Meyveleri, ovası, dağı, denizi, nimetleri çok, ilmi olan, ucuz bir yerdir. Eti çok tatlı olup beş menni 1 dirhem, incirin beş menni 10 dirhemdir. Üzümünü, hurmasını, kuru üzümünü sorma! Burası iki Mağrib'in limanı, iki denizin ticaret yeridir. Buranın şehrinden daha kalabalık, daha rahatını göremezsin. Çok ülfet sahibi, gürültücü olmalarına rağmen Hanefi, Maliki mezhebinden başka bir mezhep yoktur. Asla tarafgirlik yapmazlar. Onlar Allah'ın nurudurlar, Kendi işleriyle uğraşırlar, kalpleri temizdir. Burası Mağrib'in medar-i iftiharı, sultanın merkezi, ana rükunlardan biridir. Nişabur'dan daha merhametli, Dımaşk'tan daha büyük, İsfahan'dan daha değerli bir yerdir. Ancak, suları az, edepleri hafiftir. Zarif kimse bulunmaz. Sularını sert toprakta biriktirirler, dükkan sahiplerine vergi koyarlar, geçimleri Sabra'dandır. Şehrin çarşıları işlemez, halkı salıverilmiş sürü gibidir, teravihleri kılmazlar. Halka 3x3 milden az yer kalmıştır. Şehrin suru yoktur. Yerdeki depolardan, sarnıçlardan su içerler. Buralarda yağmur suyu birikir. Halife Muiz onlara dağdan su getirmiştir. Bu su ile depolarını, doldururlar, Sabra'daki sarayına bir kısım su girer. Evleri yapışkan çamur ve tuğladandır.

Mevlana Takvimi
DOMUZ ÜRÜNLERİ VE GÜNLÜK HAYATIMIZ - 25 MART 2024 - MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Mar 25, 2024 2:49


Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Muhakkak ki Allâh ve Resûlü şarabın, meytenin(leşin), domuzun ve putların satışını haram kıldılar.” ”Ey Allâhın Resûlü! Meytenin yağları hakkında ne dersin, onlarla gemiler yağlanır ve insanlar onu aydınlanmak için kullanırlar?” diye sorulunca, Hz. Peygamber(s.a.v.) “Hayır o haramdır” diye buyurdu ve şöyle devam etti “Allâh yahudileri kahretsin, Allâh onlara hayvanların iç yağlarını haram kılınca onlar bunu erittiler ve sonra da satıp bedelini yediler.” (Buhârî, Müslim) Bu ve diğer kaynaklara dayanarak, Hanefi, Şafii, Mâliki ve Hanbeli fıkıh âlimleri ‘kan, leş, domuz ve şarabın kullanılmasını da alış verişini de caiz görmemişlerdir. Dolayısıyla Allâh'a inanan ve haramdan kaçan bir Müslümân domuz yetiştiremez, domuz kesemez, domuzun derisinden, etinden, kılından veya herhangi bir uzvundan istifade edemez, tabaklama yapamaz, alış verişini yapamaz ve tüketemez. Ülkemizde kaçak olarak salam, sosis, jambon gibi ürünlere karıştırılarak ciddi miktarda domuz eti tükettirildiği gibi domuzun derisi ve kılı da bir çok ürünün üretiminde kullanılmaktadır. Sakal tıraş fırçaları, elbise fırçaları, ayakkabı firçaları, berberlerin kullandığı fırçalar hem domuz kılından hem de başka hayvanın kılından yapılmakta, ama yağlı boya fırçaları çoğunlukla domuz kılından üretilmektedir. Bilhassa hamur işlerinin yağlanmasında evlerimizde ve iş yerlerimizde yağlama fırçası olarak genelde yağlı boya fırçası kullanılmaktadır. Bu durumda Müslümân tüketici ne yapmalıdır? Tüketiciler olarak öncelikle cebimizdeki cüzdanı, belimizdeki kemeri, sırtımızdaki deri ceketi ve altımızdaki deri pantolonu, ayağımızdaki ayakkabıyı, deri çanta ve valizlerimizi, evlerimizdeki ve bürolarımızdaki deri koltukları, diş, traş, elbise, boya ve badana fırçalarımızı sorgulamalıyız. Haram olduklarını tesbit edebildiklerimizden derhal vazgeçebilmeliyiz. Yeni alışverişlerimizde, bundan böyle fiyat araştırmasından önce haram mı değil mi sorgulamasını yapmalıyız. Ürünün üzerinde hangi hayvandan yapıldığını bildiren etiket talebinde bulunmalıyız. (Dr. Kamil Büyüközer, www.gimdes.com)

Yeni Şafak Podcast
Yasin Aktay - AİHM bütün Alevileri tanımlamış olmadı mı şimdi?

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Mar 25, 2024 6:33


2007-2008 yıllarında Dr. Necdet Subaşı'nın moderatörlüğünde gerçekleşen seri çalıştayların ortaya çıkardığı en önemli gerçek Alevilerin kendi içlerindeki çeşitliliğiydi. Birçok konuda birbirlerinden farklı düşünüyorlardı ki bundan doğal bir şey olamazdı. Bugün Sünni dünyanın da kendi içinde tek bir renk, mezhep ve meşrep olduğunu kim söyleyebilir? Biraz yakından bakıldığında Sünni dünyanın kendi içindeki bütün farklılaşmaları tespit edilebilir. Hanefi, Şafii, Maliki, Hanbeli fıkhi mezheplerden Selefi, Sufi meşreplere, Maturidi ve Eşari itikadi mezheplerden, Nakşibendi, Kadiri, Cerrahi, Halveti vs. Sufi tarikatlara ve bunların her birinin alt kollarına kadar gerçekleşen bir dizi çeşitlilik. Bunların hepsi araştırmalara konu olmuş, isteyenin hem pratiğinden hem metinlerinden rahatlıkla takip edebildikleri bir dünya. Alevilikle ilgili sorun şimdiye kadar böyle bir tarihinin, tasnifinin ve incelemesinin yapılmamış olması. Alevilerle ilgili popüler klişelerin dışında uzaktan bakanların elinde bir veri yok. Şimdiye kadar kimse onları bu dikkat ve rikkatle dinlemedi. Devlet yok saydı, halklar ise birbirlerini klişelerle tanıdı. Uzaktan bakınca farklar görünmez olur, klişeler konuşur. Ancak biraz daha özenli dinlemelerin ilk kaydettikleri şeylerden biri Alevilerin Sünniler tarafından Müslüman sayılmıyor olmalarının kendilerini ne kadar rencide ediyor olduğuydu. Çalıştaylar esnasında da en fazla dillendirilen konulardan biriydi bu. Aleviler Müslüman sayılmamaya karşı her zaman bu hassasiyeti sergilemişlerdi.

Mevlana Takvimi
YOLUNDAN GİDİLECEK ÂLİMLER - 16 ŞUBAT 2024 - MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Feb 16, 2024 2:20


Biz müslümanların bizleri doğru yoldan saptırmaya çalışanların aldatmacalarına kanmaması için İslâm inanç ve itikâdını silsile hâlinde Resûlullâh (s.a.v.)'e bağlayan kişilerin arkasından gitmesi gerekir. Bu zevât da Ehl-i Sünnet âlimlerimizdir. Türkiye'de milletimiz ağırlıklı olarak Hanefi mezhebine bağlıdır. Dolayısıyla İmâm-ı Âzam Ebû Hanife (r.a.) hazretlerini iyi tanımak ve anlamak gerekir. Onun fıkhını iyi öğrenmek gerekir. Bunlar iyi öğrenildiği takdirde dışarıdan gelebilecek aldatmacaların hiçbirisi Allâh (c.c.)'un izniyle kişiye tesir etmez. İslâm düşmanları yaşamımızı öylesine sarmışlar ki eğitim sistemimizde de onları tesiri vardır. Meselâ eskiden bazı lise kitaplarında Freud okutulurdu. Freud her şeyi şehvetle izâh eden yahudi bir kimsedir. Daha annesinden süt emen bebeğin bile annesine olan şehevî arzularından ötürü bunu yaptığını söyleyen sapık bir insandır. Öyle bir adam ki Allâh (c.c.) muhafaza etsin, o getirdiği hıyânet oklarından birisi insanın kalbine girdiği zaman, bir mürşid-i kâmil bulmadığı takdirde onları kalbinden çıkarması mümkün değildir. Bu zihniyette bir adamın lise ders kitaplarında okutulmasının ne faydası olabilir? Bu sadece bir örnektir, bunun gibi daha nice örnekler saymak mümkündür. Bütün bunlara rağmen şu eğitim sisteminde İmâm-ı Âzam Ebû Hanife (r.a.) hakkında bir şey bulmak mümkün değildir. Çünkü sistem onu tehlikeli kabul eder. Freud'un bir sakıncası yoktur; ama İmâm-ı Âzam Ebû Hanife (r.a.)'ın sakıncası vardır. (Ömer Muhammed Öztürk, Sohbetler-2, s.24-25)

Endüstri Radyo
Hanefi Oğuz - Çetin Ünsalan ile İşte Bunu Konuşalım

Endüstri Radyo

Play Episode Listen Later Dec 13, 2023 33:04


Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu İşte Bunu Konuşalım programına Türkiye Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifleri Merkez Birliği Genel Başkanı Hanefi Oğuz konuk oldu.

konu bunu genel ba hanefi
Endüstri Radyo
Hanefi Oğuz - Çetin Ünsalan ile İşte Bunu Konuşalım

Endüstri Radyo

Play Episode Listen Later Dec 13, 2023 33:04


Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu İşte Bunu Konuşalım programına Türkiye Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifleri Merkez Birliği Genel Başkanı Hanefi Oğuz konuk oldu.

konu bunu genel ba hanefi
Medyascope.tv Podcast
Hanefi Avcı ve Cengiz Erdinç yorumluyor:Kaplan çetesi operasyonu | Türk mafyası Yunanistan'da

Medyascope.tv Podcast

Play Episode Listen Later Sep 13, 2023 89:56


Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'ya yakın olduğu iddiasıyla gündeme gelen suç örgütü lideri Ayhan Bora Kaplan ve ekibi 7 Eylül'de yurtdışına kaçmak üzereyken gözaltına alındı. Ayhan Bora Kaplan, Ankara Sulh Ceza Hakimliği'nce tutukladı. Boyun çetesine mensup 6 kişi Yunanistan'da öldürüldü. Peki dünden bugüne neler oldu, Türk mafyası nasıl büyüdü, mafya yapılanmasında yargının rolü ne? Gökçe Çiçek Kösedağı sordu, Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı ve gazeteci Cengiz Erdinç yanıtladı. Türkiye mafya ve devlet ilişkisini konuşurken muhalefette de yerel seçim tartışmaları başladı. İYİ Parti bugün Genel İdare Kurulu'nda toplanıyor. Medyascope muhabiri Özgecan Özgenç aktardı. CHP'de değişim tartışmaları devam ediyor. Cuma günü CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel'in adaylığını ilan edeceği konuşuluyor. Özel kasım ayında yapılması beklenen kurultayda, Kılıçdaroğlu'nun karşısına aday olarak çıkacak. Kılıçdaroğlu ise Mansur Yavaş'ın adaylığını açıkladıktan sonra dün Ekrem İmamoğlu'nun da adaylığını açıkladı. Medyascope Ankara Temsilcisi Hıdır Göktaş detayları anlattı. İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İSBAK A.Ş.'de elektrikliye dönüştürülen İETT otobüsünün tanıtımının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Kılıçdaroğlu ve Akşener'in açıklamalarına değindi. Ali Deniz Çakır detayları aktardı. Editör: Aliye Altınışık 13.09.2023

ett ak kaplan cuma chp peki eski eyl genel cengiz ekrem kurulu yunanistan soylu y parti mansur yava medyascope bakan s hanefi soylu'ya ali deniz
SEYİR HALİ
Silahlı saldırılara ilişkin konuşan Hanefi Avcı: Bu olaylar hızla artmaya başladı

SEYİR HALİ

Play Episode Listen Later Jul 31, 2023 110:41


Esenyurt'taki ‘tekel bayisi' saldırısını değerlendiren Hanefi Avcı, “Maalesef bu olaylar son zamanlarda hızla artmaya başladı. İnsanlar kendi aralarındaki sorunları yargı ve hukuk yoluyla çabuk çözemezlerse şiddete başvuruyorlar” diyerek sorunların yargı ve hukuk yoluyla hızlıca çözüme kavuşturulması gerektiğini anlattı.

konu sald maalesef silahl hanefi
Hizmetten
Kur'anı herkes kendisine inmiş gibi okumalı! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Hizmetten

Play Episode Listen Later Apr 25, 2023 5:16


Bu video 03/05/2019 tarihinde yayınlanan “RAHMET, ÜMİT VE BEREKET AYI RAMAZAN” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel... Toplumumuzda âdet olmuş, mukabele yapıyoruz. Esasen, Kur'ân-ı Kerim'le meşguliyet bir aya münhasır olmamalı. Selef-i sâlihîne bakılınca görülüyor ki, onların Kur'ân'la irtibatı öyle Ramazan-ı Şerif'e münhasır değildi. Esasen, kütüb-i fıkhiyede de ifade ediliyor bu mesele; üç günde bir Kur'an-ı Kerim'i hatmetme meselesi var, her gün hatmetme meselesi var. Her gün hatmetme epey zor, onun için on beş saat ayırmanız lazım. Keşke insan manasını bilerek okusa!.. Cenâb-ı Hak'tan bize gelmiş bir mesaj. “İlahî mesaj, ne diyor; Allah, benden ne istiyor?” Efendimiz'e (sallallâhu aleyhi ve sellem) inmiş gibi değil de herkes kendisine inmiş gibi okumalı. Evet, O'na inmiş ama aynı zamanda bana da inmiş gibi; o mülahaza ile okuma. Bu, biraz manayı bilmeye vâbeste. Fakat bizde öyle okunmadığından dolayı, mukabeleler âdettir bizim câmilerde; yani, ibadet edâlı bir âdettir câmilerde onu öyle karşılıklı mukabeleli okuma, birinin okuyup diğerlerinin dinlemesi. “Ne diyor Cenâb-ı Hak onun içinde?” Onu merak etme meselesi hiç söz konusu değil. Evet, selef-i sâlihîn arasında Kur'an-ı Kerim'i üç günde bir hatmedenler olmuş; lâakall (en azından) on beş günde bir hatmetmişler. “Otuz gün” diyen, ben görmedim. Fakat en azından otuz günde bir; yani, her gün bir cüz okumak suretiyle otuz günde bir hatim yapmalı, lâakall. Allah'ın Kelamı'nı, bu kadar zaman içinde tekrar etmeli, hatmi lâakall bir ay içine sığıştırmalı. Burada antrparantez bir hususu daha ifade edeyim: Hanefi fukahasınca, icmâ'a yakın şekliyle, “Namaz kılarken, Kur'an-ı Kerim'e bakarak okumak, namazı bozar!” deniyor. İmam Ebu Yusuf hazretleri, istisnaî olarak, diyor ki: “Nafile namazlarda, Kur'an-ı Kerim'e bakarak okumakta bir mahzur yoktur.” İmam Ebu Yusuf, çok önemli bir şahsiyet; Abbasî döneminde Şeyhülislamlık da yapmış bir insan. Ve “Kitâbu'l-Harâc”ı yazmış; o dönemde devlet adına çok önemli bir kitap o da. O zat, “Nafile namazlarda, Kur'an-ı Kerim'e bakarak okumakta bir mahzur yoktur.” diyor. Günde kıldığımız namazların şu kadarı da nafiledir; şu kadarı farz, şu kadarı nafiledir. Şu rahle gibi Burada da var mı? Şu rahle gibi. bir rahle üzerine koyarak, Mushaf'ı önümüzde bulundurup nafile namazlarda ona bakarak okuyabiliriz. İçinizde hafızlar var ise, hafızsanız onu sadece bir yönüyle fâtih olarak kullanırsınız, yani takıldığınız yerlerde göz ucuyla bir nigâh-ı âşinâ kılarsınız ve tıkanıklığı açarsınız, onunla by-pass yaparsınız. Diğerleri, bütün bütün bakarak okuyabilirler. Fakîr, en azından nafile namazlarda Kur'an'ın hatmedilmesini diliyorum. Allah aşkına, hiç olmazsa her ay Kur'an-ı Kerim'i öyle hatmetseniz; işte senede on iki defa hatmetmiş olacaksınız. Allah Kelamı…

Hizmetten
"Nasıl iseniz öyle idare edilirsiniz" | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Hizmetten

Play Episode Listen Later Jan 20, 2023 8:16


Bu video 03/04/2016 tarihinde yayınlanan “Üç Şartı ve Dip Dalga” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel... Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi haftanın Bamteli sohbetinde özetle şu hususları dile getirdi: Bir hadisin ifadesiyle, adeta yerin altının üstünden hayırlı olduğu günlerde yaşıyoruz. *Hazreti Bediüzzaman'ın ifadesiyle, bu çağ, bir enaniyet çağı. İnsanlar her şeyi kendi benliklerine ve kendi mülahazalarına göre değerlendiriyorlar; Kitap, Sünnet ve Selef-i Sâlihîn'in sâlihâne yaşamaları umurlarında değil. Heyhat, toplum kendini temelden, dipten böylesine bir çürümüşlüğe terk etmiş. Toplumu sevk ve idare edenler veya o iddiada bulunanlar, işi dipten ele almadıklarından dolayı iş temelden çürümeye başlamış. Aslında, yukarıyı oluşturan ve şekillendiren de o diptir. Halk halk olsa, günümüzdeki müteğallibîn, mütehakkimîn, mutasallıtîn gelip haksız yere sizin işinize, servetinize, malınıza, mülkünüze el koyamazlar. *Hazreti Ebu Hüreyre (radıyallâhu anh) tarafından rivayet edilen bir hadis-i şerifte Rasûl-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz şöyle buyurmaktadır: عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِذَا كَانَ أُمَرَاؤُكُمْ خِيَارَكُمْ، وَأَغْنِيَاؤُكُمْ سُمَحَاءَكُمْ، وَأُمُورُكُمْ شُورَى بَيْنَكُمْ فَظَهْرُ الأَرْضِ خَيْرٌ لَكُمْ مِنْ بَطْنِهَا، وَإِذَا كَانَ أُمَرَاؤُكُمْ شِرَارَكُمْ وَأَغْنِيَاؤُكُمْ بُخَلَاءَكُمْ، وَأُمُورُكُمْ إِلَى نِسَائِكُمْ فَبَطْنُ الأَرْضِ خَيْرٌ لَكُمْ مِنْ ظَهْرِهَا» “Şayet sizin idarecileriniz en hayırlılarınız, zenginleriniz en cömertleriniz ve işleriniz de kendi aranızdaki istişarenin (ortak aklın) neticesi ise, o zaman sizin için yerin üstü altından hayırlıdır. Fakat yöneticileriniz en şerlileriniz, zenginleriniz en cimrileriniz ve işleriniz de (meşveretten mahrum olarak) cins-i sânîye bırakılmış ise, o takdirde de sizin için yerin altı üstünden daha hayırlıdır.” (Tirmizi, Fiten, 78) *Hadisin mealinde “cins-i sânî” kaydını koyduk; zira işlerin istişare ile götürülmeyip de ona mukabil olarak taife-i nisaya havale edilmesi meselesi, üzerinde ayrıca durulması ve açıklanması gereken bir husustur. *Bu hadis-i şerifin ilk bölümünde, yaşanabilir bir dünya resmeden Rehber-i Ekmel Efendimiz, hadisin ikinci kısmında da onun tersi olarak, dünyayı zindan edecek hususları gayet veciz bir şekilde dile getirmektedir. Mü'min, kendisinin olduğu gibi, uhdesine aldığı eşinin ve çocuklarının helal rızıkla beslenmelerine de azamî derecede dikkat etmek mecburiyetindedir. *İslamî geleneklerimiz ve aile yapımız açısından bir insan, kendisinin olduğu gibi, uhdesine aldığı kimselerin rızıklarının helal olmasına da azamî derecede dikkat etme mecburiyetindedir. Onun için kütüb-i fıkhiyede, helal yoldan ailenin maişetini temin edip edememe durumuna göre, ferdin izdivacının hükmü ele alınmıştır. Buna göre bazı Hanefi fukahasınca harama girecek bir insanın evlenmesinin farz olduğu; ciddi harama girme ihtimali bulunmayan fakat kendini kontrol edememe durumunda olan bir kimsenin ise izdivacının vacip olduğu ifade edilmiştir. *Buna karşılık harama girme endişesi bulunmayan ve kendini de kontrol etmesi kavi görünen bir kimse için izdivacın sünnet olduğu dile getirilmiştir. Çünkü Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), تَنَاكَحُوا تَكْثُرُوا فَإِنِّي أُبَاهِي بِكُمُ الْأُمَمَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ “Evlenin, çoğalın, zira ben, kıyamet gününde sizin çokluğunuzla iftihar ederim.” buyurmuştur. *Fıkıh kitaplarında evliliğin hükmünün açıklandığı yerlerde ele alınan bir husus daha vardır: Eğer bir insan eşine, çoluk çocuğuna şüpheli veya haram lokma yedirecekse onun evlenmesinin mekruh olacağı hükmüne varılmış ve böyle birinin evlenmemesinin daha uygun olacağı ifade edilmiştir.

Hizmetten
Rüşveti hediye kabul ediyorlarsa... | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Hizmetten

Play Episode Listen Later Jan 19, 2023 10:44


Bu video 03/04/2016 tarihinde yayınlanan “Üç Şartı ve Dip Dalga” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel... Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi haftanın Bamteli sohbetinde özetle şu hususları dile getirdi: Bir hadisin ifadesiyle, adeta yerin altının üstünden hayırlı olduğu günlerde yaşıyoruz. *Hazreti Bediüzzaman'ın ifadesiyle, bu çağ, bir enaniyet çağı. İnsanlar her şeyi kendi benliklerine ve kendi mülahazalarına göre değerlendiriyorlar; Kitap, Sünnet ve Selef-i Sâlihîn'in sâlihâne yaşamaları umurlarında değil. Heyhat, toplum kendini temelden, dipten böylesine bir çürümüşlüğe terk etmiş. Toplumu sevk ve idare edenler veya o iddiada bulunanlar, işi dipten ele almadıklarından dolayı iş temelden çürümeye başlamış. Aslında, yukarıyı oluşturan ve şekillendiren de o diptir. Halk halk olsa, günümüzdeki müteğallibîn, mütehakkimîn, mutasallıtîn gelip haksız yere sizin işinize, servetinize, malınıza, mülkünüze el koyamazlar. *Hazreti Ebu Hüreyre (radıyallâhu anh) tarafından rivayet edilen bir hadis-i şerifte Rasûl-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz şöyle buyurmaktadır: عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِذَا كَانَ أُمَرَاؤُكُمْ خِيَارَكُمْ، وَأَغْنِيَاؤُكُمْ سُمَحَاءَكُمْ، وَأُمُورُكُمْ شُورَى بَيْنَكُمْ فَظَهْرُ الأَرْضِ خَيْرٌ لَكُمْ مِنْ بَطْنِهَا، وَإِذَا كَانَ أُمَرَاؤُكُمْ شِرَارَكُمْ وَأَغْنِيَاؤُكُمْ بُخَلَاءَكُمْ، وَأُمُورُكُمْ إِلَى نِسَائِكُمْ فَبَطْنُ الأَرْضِ خَيْرٌ لَكُمْ مِنْ ظَهْرِهَا» “Şayet sizin idarecileriniz en hayırlılarınız, zenginleriniz en cömertleriniz ve işleriniz de kendi aranızdaki istişarenin (ortak aklın) neticesi ise, o zaman sizin için yerin üstü altından hayırlıdır. Fakat yöneticileriniz en şerlileriniz, zenginleriniz en cimrileriniz ve işleriniz de (meşveretten mahrum olarak) cins-i sânîye bırakılmış ise, o takdirde de sizin için yerin altı üstünden daha hayırlıdır.” (Tirmizi, Fiten, 78) *Hadisin mealinde “cins-i sânî” kaydını koyduk; zira işlerin istişare ile götürülmeyip de ona mukabil olarak taife-i nisaya havale edilmesi meselesi, üzerinde ayrıca durulması ve açıklanması gereken bir husustur. *Bu hadis-i şerifin ilk bölümünde, yaşanabilir bir dünya resmeden Rehber-i Ekmel Efendimiz, hadisin ikinci kısmında da onun tersi olarak, dünyayı zindan edecek hususları gayet veciz bir şekilde dile getirmektedir. Mü'min, kendisinin olduğu gibi, uhdesine aldığı eşinin ve çocuklarının helal rızıkla beslenmelerine de azamî derecede dikkat etmek mecburiyetindedir. *İslamî geleneklerimiz ve aile yapımız açısından bir insan, kendisinin olduğu gibi, uhdesine aldığı kimselerin rızıklarının helal olmasına da azamî derecede dikkat etme mecburiyetindedir. Onun için kütüb-i fıkhiyede, helal yoldan ailenin maişetini temin edip edememe durumuna göre, ferdin izdivacının hükmü ele alınmıştır. Buna göre bazı Hanefi fukahasınca harama girecek bir insanın evlenmesinin farz olduğu; ciddi harama girme ihtimali bulunmayan fakat kendini kontrol edememe durumunda olan bir kimsenin ise izdivacının vacip olduğu ifade edilmiştir. *Buna karşılık harama girme endişesi bulunmayan ve kendini de kontrol etmesi kavi görünen bir kimse için izdivacın sünnet olduğu dile getirilmiştir. Çünkü Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), تَنَاكَحُوا تَكْثُرُوا فَإِنِّي أُبَاهِي بِكُمُ الْأُمَمَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ “Evlenin, çoğalın, zira ben, kıyamet gününde sizin çokluğunuzla iftihar ederim.” buyurmuştur.

Hizmetten
Kitap, Sünnet onların umurlarında değil... | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Hizmetten

Play Episode Listen Later Jan 18, 2023 7:43


Bu video 03/04/2016 tarihinde yayınlanan “Üç Şartı ve Dip Dalga” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel... Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi haftanın Bamteli sohbetinde özetle şu hususları dile getirdi: Bir hadisin ifadesiyle, adeta yerin altının üstünden hayırlı olduğu günlerde yaşıyoruz. *Hazreti Bediüzzaman'ın ifadesiyle, bu çağ, bir enaniyet çağı. İnsanlar her şeyi kendi benliklerine ve kendi mülahazalarına göre değerlendiriyorlar; Kitap, Sünnet ve Selef-i Sâlihîn'in sâlihâne yaşamaları umurlarında değil. Heyhat, toplum kendini temelden, dipten böylesine bir çürümüşlüğe terk etmiş. Toplumu sevk ve idare edenler veya o iddiada bulunanlar, işi dipten ele almadıklarından dolayı iş temelden çürümeye başlamış. Aslında, yukarıyı oluşturan ve şekillendiren de o diptir. Halk halk olsa, günümüzdeki müteğallibîn, mütehakkimîn, mutasallıtîn gelip haksız yere sizin işinize, servetinize, malınıza, mülkünüze el koyamazlar. *Hazreti Ebu Hüreyre (radıyallâhu anh) tarafından rivayet edilen bir hadis-i şerifte Rasûl-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz şöyle buyurmaktadır: عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِذَا كَانَ أُمَرَاؤُكُمْ خِيَارَكُمْ، وَأَغْنِيَاؤُكُمْ سُمَحَاءَكُمْ، وَأُمُورُكُمْ شُورَى بَيْنَكُمْ فَظَهْرُ الأَرْضِ خَيْرٌ لَكُمْ مِنْ بَطْنِهَا، وَإِذَا كَانَ أُمَرَاؤُكُمْ شِرَارَكُمْ وَأَغْنِيَاؤُكُمْ بُخَلَاءَكُمْ، وَأُمُورُكُمْ إِلَى نِسَائِكُمْ فَبَطْنُ الأَرْضِ خَيْرٌ لَكُمْ مِنْ ظَهْرِهَا» “Şayet sizin idarecileriniz en hayırlılarınız, zenginleriniz en cömertleriniz ve işleriniz de kendi aranızdaki istişarenin (ortak aklın) neticesi ise, o zaman sizin için yerin üstü altından hayırlıdır. Fakat yöneticileriniz en şerlileriniz, zenginleriniz en cimrileriniz ve işleriniz de (meşveretten mahrum olarak) cins-i sânîye bırakılmış ise, o takdirde de sizin için yerin altı üstünden daha hayırlıdır.” (Tirmizi, Fiten, 78) *Hadisin mealinde “cins-i sânî” kaydını koyduk; zira işlerin istişare ile götürülmeyip de ona mukabil olarak taife-i nisaya havale edilmesi meselesi, üzerinde ayrıca durulması ve açıklanması gereken bir husustur. *Bu hadis-i şerifin ilk bölümünde, yaşanabilir bir dünya resmeden Rehber-i Ekmel Efendimiz, hadisin ikinci kısmında da onun tersi olarak, dünyayı zindan edecek hususları gayet veciz bir şekilde dile getirmektedir. Mü'min, kendisinin olduğu gibi, uhdesine aldığı eşinin ve çocuklarının helal rızıkla beslenmelerine de azamî derecede dikkat etmek mecburiyetindedir. *İslamî geleneklerimiz ve aile yapımız açısından bir insan, kendisinin olduğu gibi, uhdesine aldığı kimselerin rızıklarının helal olmasına da azamî derecede dikkat etme mecburiyetindedir. Onun için kütüb-i fıkhiyede, helal yoldan ailenin maişetini temin edip edememe durumuna göre, ferdin izdivacının hükmü ele alınmıştır. Buna göre bazı Hanefi fukahasınca harama girecek bir insanın evlenmesinin farz olduğu; ciddi harama girme ihtimali bulunmayan fakat kendini kontrol edememe durumunda olan bir kimsenin ise izdivacının vacip olduğu ifade edilmiştir.

Cevheri Güven
Hanefi Avcı Bölüm 4 Cemaat operasyonu başlıyor

Cevheri Güven

Play Episode Listen Later Dec 27, 2022 12:35


Hanefi Avcı Bölüm 4 Cemaat operasyonu başlıyor

hanefi
Cevheri Güven
Hanefi Avcı Bölüm 3 Cemaati tanıma ve sızma

Cevheri Güven

Play Episode Listen Later Dec 27, 2022 8:20


Hanefi Avcı Bölüm 3 Cemaati tanıma ve sızma

hanefi
Cevheri Güven
Hanefi Avcı Bölüm 5 Hanefi Avcı ve Kemalettin Özdemir

Cevheri Güven

Play Episode Listen Later Dec 27, 2022 15:45


Hanefi Avcı Bölüm 5 Hanefi Avcı ve Kemalettin Özdemir

hanefi
Cevheri Güven
Hanefi Avcı Bölüm 2 Kürtlere karşı Diyarbakır

Cevheri Güven

Play Episode Listen Later Dec 27, 2022 10:47


Hanefi Avcı Bölüm 2 Kürtlere karşı Diyarbakır

diyarbak hanefi
Cevheri Güven
Hanefi Avcı Bölüm 1 Solculara karşı

Cevheri Güven

Play Episode Listen Later Dec 27, 2022 8:51


Hanefi Avcı Bölüm 1 Solculara karşı

hanefi
Medyascope.tv Podcast
Hanefi Avcı ile söyleşi: İstiklal Caddesi'ndeki terör saldırısı bize neler söylüyor? | “PKK demek için erken”

Medyascope.tv Podcast

Play Episode Listen Later Nov 24, 2022 45:20


İstanbul Beyoğlu'ndaki İstiklal Caddesi'nde 13 Kasım Pazar günü bombalı saldırı düzenlenmiş, altı kişi hayatını kaybetmişti. Ruşen Çakır, eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı ile bombalı saldırının tüm boyutlarını tartıştı.

ru kas neler bize sald pazar erken demek beyo caddesi caddesi'nde hanefi caddesi'ndeki
HABERTURK.COM
Kunut Duaları

HABERTURK.COM

Play Episode Listen Later Oct 10, 2022 7:28


Namaz kılmak, İslam'ın farz ibadetleri arasında yer alır. Kunut Duaları da yatsı namazının hemen ardından kılınan vitir namazının üçüncü rekatında okunmaktadır. Kunut yapmak, Hanefi, Şafi ve Maliki mezheplerinde farklılık gösterse de Kunut Duası 1...

HABERTURK.COM
Kunut Duaları

HABERTURK.COM

Play Episode Listen Later Sep 17, 2022 6:12


Namaz kılmak, İslam'ın farz ibadetleri arasında yer alır. Kunut Duaları da yatsı namazının hemen ardından kılınan vitir namazının üçüncü rekatında okunmaktadır. Kunut yapmak, Hanefi, Şafi ve Maliki mezheplerinde farklılık gösterse de Kunut Duası 1...

Medyascope.tv Podcast
Güne Bakış: Hanefi Avcı ile CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun “provokasyon endişesi”

Medyascope.tv Podcast

Play Episode Listen Later Oct 13, 2021 32:45


Editör: Egemen Gök Güne Bakış'ta bu akşam emekli Emniyet Müdürü Hanefi Avcı ile Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun “Siyasi cinayet kaygım var” açıklamasından yola çıkarak Türkiye'deki siyasi atmosferi, siyasi cinayet iddialarını ve muhalefetin provokasyon endişesini konuştuk.