Podcasts about cebrail

  • 15PODCASTS
  • 76EPISODES
  • 14mAVG DURATION
  • 1MONTHLY NEW EPISODE
  • Mar 6, 2026LATEST

POPULARITY

20192020202120222023202420252026


Best podcasts about cebrail

Latest podcast episodes about cebrail

Mevlana Takvimi
SEMA EHLİNİN SEVDİĞİ KUL-06 MART 2026-MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Mar 6, 2026 2:44


Ehli hikmetten biri şöyle der: "Amelleri hususunda kişi, koyun çobanını örnek edinmeli ve onun gibi olmalıdır.". Bunun ne demek olduğunu soranlara şu cevabı verir: "Çoban, koyunlarının yanında namaz kıldığı zaman nasıl ki onlardan herhangi bir övme beklemez. Herhangi bir hayır işleyen de onun gibi olmalı. Yâlnız da kalsa, halkın yanında da olsa, yaptığı iyiliğe aynı şekilde devam etmeli." İslâm alimleri, amellerin selâmetle sona ermesi için şu üç şeyin gerekli olduğunu bildirmişlerdir: 1. Başlamadan önce bilgi. Çünkü ilimsiz amelin hiçbir faydası yoktur. Ilimsiz yapılan bir işiri zararı faydasından çoktur. 2. Bir işe başlamadan önce niyet. Zira, amel niyetle yararlı olur. Nitekim bu mânâda, Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ameller, niyetlere göredir. Ve herkese niyetindeki vardır." Meselâ: Namaz, oruç, hac, zekât ve diğer ibâdetler hep niyetledir. Bütün bu ibâdetlerin başında niyet gereklidir. Tâ ki , yapılan ibâdet bir işe yarasın. Yâni ibâdet sırasında sabırlı olmalı ki, sakin ve huzurla ibâdetini tamamlasın. 3. İşin bitiminde ihlâs. Çünkü ameller ihlassız kâbul edilmez. İhlâs ile amel edersen, Allâhü Teâlâ yaptığın ameli kâbul buyurur. Bu mânâda Hirem bin Hıyan'dan nakledilen bir rivayet şöyledir: "Bir kul, kalbi ile Allâh'a yöneldiği zaman, Allâhü Teâlâ mü'minlerin kalbini ona yöneltir. Böylece, kulların sevgisini ve şefkatini o kuluna nasip eder. "Allâhü Teâlâ, bir kulu sevdiği zaman, Cebrail'e şöyle buyurur: "Ben falan kulu sevdim, sen de sev." . Cebrail o kulu sever. Ve göktekilere şöyle seslenir: "Râbbiniz falan kulu sevdi; siz de seviniz." Semâ ehli de o kulu sever. Sonra, o kulun sevgisi yerdekilerin kalbine konur.

Mevlana Takvimi
MELEKLERE İMAN HAKTIR-06 ŞUBAT 2026-MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Feb 6, 2026 2:37


Melekler, Hak Teâlâ'nın muhterem, nazik, nûrânî, erkeklik-dişilik vasfı bulunmayan, yeme-içmeye ihtiyaç duymayacak bir halde yaratmış olduğu bir kısım yüce mahlûkatlardır. Bunlar, mümin, masum, Hak Teâlâ'nın emirlerine layık olduğu şekilde itaat eden, tesbih (Sübhanallah demek) ve tehlîl (Kelime-i Tevhidi söylemek) ile ve kâinatla ilgili bazı işlerle meşgul bulunmaktadırlar. Bir kısmı yerde, bir kısmı göklerde, bir kısmı da Allah'ın (c.c.) arşı etrafında bulunurlar. İşte bu mübarek zatların varlığını bilip mevcudiyetlerine iman etmek, bizim için dinî bir farzdır. Birçok ayet-i kerimeler ve hadis-i şerifler bunların varlığını bize haber vermektedir. Melekler başlıca iki kısımdır. İlki Kerûbiyyân'dır ki, daima tesbih ve tehlîl ile meşgul, Allah'ın (c.c.) muhabbetine gark olup mâsivâ (Allah'tan uzaklaştıran her şey) ile asla alakaları yoktur. Diğeri de Müdebbirât'dır ki, bunlar hem ibadetler ve tâatler ile meşgul, hem de kâinatta birtakım işlerin idare ve tasarrufuyla mükelleftirler; koruyucu melekler gibi. Cebrâîl, Mîkâîl, İsrâfîl ve Azrail (a.s.) adındaki dört melek, risâlet rütbesine sahiptirler. Şanı yüce Peygamberlerin (a.s.) çoğu Cebrail (a.s.) vasıtasıyla ilâhi vahyi telâkki etmişlerdir. Mîkâîl (a.s.) kâinattaki bir kısım hadiselerin gerçekleşmesini temin etmekle vazifelidir. İsrâfîl (a.s.) kıyamet hadiselerinin gerçekleşmesiyle alakadar olacaktır. Azrail (a.s.) de ruhların alınmasıyla vazifelidir. Bir kısım melekler de vardır ki, ‘hafaza' ismini alıp insanların amellerini tespit ederler. (Ömer Nasuhi Bilmen, Sualli Cevaplı Dinî Bilgiler, s.74-75)

Mevlana Takvimi
MİSVÂKTA BULUNAN GÜZELLİK-21 EKİM 2025-MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Oct 21, 2025 2:26


İbn Mes'ud (r.a.) yolu ile gelen rivayette,Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Misvâk kullanmanız gerekir. Zira misvâkta on güzel şey vardır. Şunlardır: Ağzı temizler Râbbi razı eder. Melekleri sevindirir. Gözü parlatır. Dişleri beyazlatır. Diş etlerini pekleştirir. Diş kirini giderir. Yemeği hazmettirir. Balgamı keser. Namaza kat kat sevap getirir. Ayrıca ağız kokusunu gûzelleştirir, ağzın çirkin kokularını önler. O ağız ki, Kur'ân yoludur.” Hassen b. Atiyye (r.a.) Resûlullâh (s.a.v.)'den bir hadîs-i şerifi şöyle anlattı: “Abdest imânın yarısıdır. Misvâk ise abdestîn bir parçasıdır. Eğer ümmetime zor gelmeyeceğini bilseydim, her namaz için abdest aldıklarında misvâk kullanmalarını emrederdim. Misvakla kılınan iki rekât namaz, misvâksız kılınan yetmiş rekât namazdan daha faziletlidir.”Ebû Hureyre (r.a.)'den naklen Ebû Seleme (r.a.) Resûlullâh (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu anlattı: “Beş şey var ki, fıtrat icabı yapmak gerek. Şunlardır: Bıyıkları kısaltmak, tırnakları kesmek, etek (kasık) tıraşı olmak, koltuk altlarını tıraş etmek, misvak kullanmak.”Mücâhid (r.âleyh) anlatır: Bir süre, Cebrail (a.s.)'ın Resûlullâh (s.a.v.)'e gelmesi gecikti. Sonra geldi. Gelince Resûlullâh (s.a.v.) sordu: “Ey Cebrail! Seni tutan (gelmemeye zorlayan) ne oldu?” Cebrail (a.s.) şöyle anlattı: “Size nasıl gelebilirdim ki? Aranızda tırnaklarını kesmeyen, bıyıklarını kısaltmayan, parmak aralarına su ulaştırmayan, misvâk kullanmayanlar (Ağız temizliğine riayet etmeyenler) var.(Ebu'l-Leys es-Semerkandi, Tenbihü'l-Gafilin, s.338-340)

Mevlana Takvimi
SAYILARLA KURÂN-I KERİM-22 EYLÜL 2025-MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Sep 22, 2025 2:48


Adı: Kur'an-ı Kerim. Lakabı: Mecid. Lisanı: Arapça. Nüzul zamanı: 27 Ramazan, Fil senesinin 40 yılı. Nüzul mekanı: Mekke, Medine, Hira Mağarası. Nazil eden: Allâhü Teâlâ. Vahimeleği: Hz.Cebrail. Vahyi alan: Hz.Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Vahiy sayısı: 24.000 defa. Nazil olma müddeti: 23 yıl. İlk nazil olan ayet: “Yaratan Râbb'inin adı ile oku” (Alak s. 1) İlk nazil olan sure: Alak. Son nazil olan sure: Nasr. Son nazil olan ayet: “Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim” (Maide s. 3) Cüz sayısı: 30. Sure sayısı: 114. En azametli ayet: Ayet'el Kürsi. En uzun sure: Bakara 286. En kısa sure: Kevser 3. En uzun ayet: Bakara s. 282. En kısa ayet: Taha Suresi “Ta-ha” ayeti. Mekkî surelerin sayısı: 82. Medenî surelerin sayısı: 20. Mekkî ve Medenî sürelerin sayısı: 12. Kuran'ın yarısındaki sure: Kehf suresi. Kuran'ın anası: Fatiha suresi. Kuran'ın kalbi: Yâsin. Kuran'ın gelini: Rahman Suresi. İki besmele olan sure: Neml Süresi. Besmele olmayan sure: Tevbe Suresi. Hizb sayısı: 120 hizb.Tüm ayetinde Allâh ismi olan süre: Mücadele Süresi. Ayet sayısı: 6236. Ayet Kelime sayısı: 77439. Kelime Harf sayısı: 330733. Harf Nokta sayısı: 105684 nokta. Kuran üç bölümden ibarettir: 1. Allâh (c.c.)'un vahdaniyeti 2. Kıssalar 3. Ahkâm.Kuran'da erkek ve kadın eşit oranda,eşit kelimelerle zikrolunmuştur. Yani; Kuran'da, Erkek 24 defa, Kadın da 24 defa zikrolunmuştur. Bu nokta insanı hayrete düşüren ve insanın üzerinde tefekkür etmesi gereken bir noktadır. Bu nokta Kur'an'da her konunun eşit olarak beyan olunduğunu göstermektedir. Kur'an'da Dünya: 115 defa, Ahiret de: 115 defa, Melekler: 88 defa Şeytan da: 88 defa, Yaşamak: 145 defa ,Ölüm de: 145 defa, Fayda: 50 defa, Zarar da: 50 defa. Bütün bunlar insanı derin tefekküre sürüklemektedir.(www.mevlanatakvimi.com)

Mevlana Takvimi
MEVLÎD OKUTMANIN VE DİNLEMENİN FAZÎLETİ-02 EYLÜL 2025-MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Sep 5, 2025 2:14


Hz. Ebûbekir (r.a.) şöyle buyurur: “Kim, Peygamber (s.a.v.) Efendimiz hazretlerinin mevlidinin okunması için bir dirhem harcama yaparsa;o kişi cennette benim refikim ve arkadaşımdır.”Cüneyd-i Bağdadî (k.s.) Hazretleri buyurdu ki: “Kim, Peygamber (s.a.v.) Efendimiz hazretlerinin mevlidinin okunduğu yerde hazır olur,mevlîde tazim' eder, kadr-u kıymetini bilirse;o kişi îmân ile ölür.”Celâleddîn Suyûtî (k.s.) hazretleri der ki: “Herhangi bir ev, mescid veya mahalle (yer)de Peygamber (s.a.v.) Efendimiz hazretlerinin mevlîdi okunursa; muhakkak ki melekler, o evi, mescidi veya mahalleyi (yeri) kuşatır. Melekler o mekanın ehli üzerine salât-ü selam okur (istiğfar) ederler. Allâhü Te‘âlâ Hazretlerinin rahmet ve rızâsı ile onların hepsini içine alır. Ama nûr ile tavaf edenler, yâni Cebrail, Mikâil, İsrafil ve Azrail (a.s.e.), Peygamber (s.a.v.) Efendimiz hazretlerinin mevlîdinin okunmasına sebep olanlar üzerine salât okur (onlar için tevbe ve istiğfarda) bulunurlar.Ama mevlîdin (ney, saz, tambur, def veya benzeri) herhangi bir çalgı ve musîkî aletiyle okunması doğru değildir.Çalgı ve musîkî aletlerinin çalınması asla sevabı olan bir şey değildir. Çalgı ve musîkî aletlerinden sevap beklemek büyük bir hatadır.Allâh korusun kişiyi küfre götürür. Bundan dolayı mevlîdlerin herhangi bir çalgı aleti olmaksızın büyük bir hüşû ve tefekkürle okunması gerekir.Özellikle Mevlîd-i Şerîfin “bahirleri”nin arasında getirilen salavatlar, tekbirler, tehliller ve okunan Kur'ân-ı Kerîm tilavetlerinin sevapları ölülere bağışlanabilir…Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Hazretlerinin doğduğu güne sevinmenin ve o gün yemek yedirmenin ve mevlid-i okutmanın fazileti çok büyüktür.Şükür için mevlid gecesinden önceki veya sonraki gün oruç tutmak güzel görülmüştür.(Şihâbüddin Ahmed b. Heytemî, Nîmetü'l Kübrâ, s.5)

Mevlana Takvimi
NEFSİNİ, ALLÂH (C.C.)'UN ZİKRİNE ARKADAŞ KILMAK-07 TEMMUZ 2025-MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Jul 28, 2025 2:48


Nefsini, Allâh (c.c.)'un zikrine arkadaş kıl ki, her iki dünyada O'ndan uzak olmayasın. Hz. Peygamber (s.a.v.)'den, şu rivayet edilmiştir. O, Hz. Ebû Bekir (r.a.)'e yüzüğünü vermiş ve ona şöyle demişti: “Bu yüzüğe, “Lâ ilahe illallâh” yazdır.” Bunun üzerine, Hz. Ebû Bekir (r.a.) yüzüğü, nakışçıya vererek ona, “Lâ ilâhe illallâh Muhammedun Resûlullâh” yaz dedi. Nakkaş, yüzüğe bunu yazdı. Daha sonra Hz. Ebû Bekir (r.a.) yüzüğü Hz. Peygamber (s.a.v.)'e getirdi de, Hz. Peygamber (s.a.v.) yüzükte, “La ilahe illallâh Muhammedun Resûlullâh Ebû Bekr es-Sıddîku” diye yazıldığını gördü. Bunun üzerine, “Ya Ebâ Bekr, bu ilâveler ne?” dedi. Hz. Ebû Bekr (r.a.) de, cevaben, “Ya Resûlallâh, senin ismini, Allâh'ın isminden ayrı düşürmeye gönlüm razı olmadı. “Ebû Bekr es-Sıddîku” cümlesine gelince, bunu ben söylemedim” dedi ve utandı. Bunun üzerine Cebrail (a.s.) gelerek şöyle dedi: “Yâ Resûlallâh “Ebû Bekr es-Sıddîku” cümlesini ben yazdım. Çünkü Ebû Bekir (r.a.), senin isminin Allâh'ın isminden ayrı olmasına razı olmadı. Allâh (c.c.) da, onun isminin senin isminden ayrılmasına razı olmadı.” Buradaki incelik şudur: Hz. Ebû Bekir (r.a.), Hz. Peygamber (s.a.v.)'in isminin Allâh (c.c.)'un isminden ayrılmasına razı olmadığı için bu ikrama nail olmuştur.Kişi, Allâh (c.c.)'u yâdetmeyi hiç terketmediği zamansa durum nasıl olur? Var sen düşün. Hz. Nûh (a.s.) gemiye bindiği zaman “Geminin akıp gitmesi ve demir alması Allâh'ın ismiyledir.” (Hûd s. 41) deyince, besmelenin yarısıyla umulan kurtuluşu elde etmiştir. Ömrü boyu bu kelimeye devam eden kimse, kurtuluştan nasıl mahrum kalır? Hz. Süleyman (a.s.) “Bu mektup Süleyman'dan gelmektedir. O, “Bismillahirrahmanirrahîm” diye başlamaktadır.” (Neml s. 30) sözüyle kulun dünya ve ahiret mülküne ulaşacağı umulur.(Fahruddîn Er-Râzî, Tefsîr-i Kebîr Mefâtîhu'l-Ğayb, c.1, s.236-237)

Mevlana Takvimi
CEBRAİL (A.S.)'IN GELİŞİ VE İLK VAHİY-20 TEMMUZ 2025-MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Jul 28, 2025 2:30


Ebû Nuaym (r.âleyh) şöyle rivayet etmiştir: “Cebrail (a.s.) Peygamberimiz (s.a.v.)'i kucaklayıp inci ve yakutlarla süslenmiş bir yaygı üzerine oturtmuş ve kendisine: “Ey Muhammed! Râbbinin adıyla oku!” demiştir. Beş ayeti sonuna kadar okuduktan sonra: “Korkma yâ Muhammed! Sen gerçekten Allâh (c.c.)'un resûlüsün!” diyerek O (s.a.v.)'i teyid etmiştir. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, Ecyâd denilen yerde iken ufukta bir melek görmüş. Melek: “Ey Muhammed, ben Cebrail'im” diye seslenmiş… Bu sebeble Peygamberimiz (s.a.v.) korku içinde kalmış. Başını ne zaman semâya kaldırsa Cebrail (a.s.)'ı görüyormuş. Derhal evine dönmüş. Hatice (r.anhâ)'ya: “Ey Hatice, Allâh (c.c.)'a yemin ederim ki ben, şu putlara ve kâhinlere kızdığım kadar hiçbir şeye kızmış değilim! Böyle sesler duymakla, “Ben de mi kâhin olacağım” diye korkuyorum.” demiştir.Hatice (r.anhâ) da: “Böyle söyleme, asla sen kâhin olamazsın! Çünkü Allâh (c.c.) edebiyyen senin hakkında böyle bir şeye izin vermez. Zira sen, akrâbayı gözetir, sözün daima doğrusunu söyler, emaneti edâ edersin. Gerçekten sen, son derece güzel bir ahlâka sahipsin. Böylesine güzel bir ahlak verdiği kulunu, Yüce Allâh yalnız ve yardımsız bırakmaz. Kötü varlıkların kendisine dokunmasına izin vermez. Bir kâhin olmasına müsade etmez…” gibi sözlerle tesellî vermiştir. Sonra Hatice (r.anhâ), Varaka bin Nevfel'e gitmiş, durumu anlatmış. Varaka da demiştir ki: “Allâh'a yemin ederim ki o gerçektir! Bu, gerçekten peygamberliğin bir başlangıcıdır. Muhakkak ona Nâmus-ı Ekber gelecektir. Sen Muhammed'e söyle, içinde hayır düşünceden başka bir şey bulundurmasın, asla korku ve endişeye düşmesin.”(Celaleddin es-Suyuti, Peygamberimizin Mucizeleri ve Büyük Özellikleri, s.168)

Mevlana Takvimi
MİRAC MUCİZESİ-01 TEMMUZ 2025-MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Jul 1, 2025 2:49


Mirac mucizesi, Peygamber (s.a.v.)'e has ilâhi bir iltifâttır. Allâhü Teâlâ tarafından peygamber olarak seçtiği zevâta bahşettiği, bilim ve tabiat üstü ilâhi bir kudrettir. Kur'an-ı Kerim, Mirac olayına şehâdet ettiği gibi Peygamber (s.a.v.)'in Miracları tevatürle sabittir. Peygamberimiz (s.a.v.)'in Mirac mucizesi, onun yüce bir peygamber olduğuna yeterli bir delildir. Mirac olayı Peygamber (s.a.v.)'in peygamber oluşunun on üçüncü yılı, Recep ayının yirmi yedinci gecesi gerçekleşmiştir. Bu gece Cebrail (a.s.)'ın yanına gelerek Burak adlı bineğe bindirip Mekke'deki Mescid-i Haram'dan, Kudüs'deki Mescid-i Aksa'ya götürmüştür. Oradan da birinci kat gökten yedinci kata kadar yükselmişlerdir. Buralarda büyük peygamberlerle tanışmışlar, Allâh (c.c.)'un sonsuz sırlara ve tecellisine mazhar olmuşlardır. Peygamberimiz (s.a.v.), Sidretül Müntehâ denilen yere yalnız varmıştır. Yüce Allâh ile zamansız ve mekânsız, sessiz ve sözsüz olarak görüşmüş ve konuşmuşlardır. Bu mübarek gecede beş vakit namaz farz olmuştur. Hiçbir mahlukun kavuşamadığı nimetlere kavuşup tekrar geriye dönmüştür. Onun bu gidişi, kısa bir zaman içerisinde katettiği mesafe, O (s.a.v.)'in büyük mucizelerinden biridir. Dönüşte bu akıllara durgunluk veren olayı müslümanlara anlatmıştır. Bütün müslümanlar onu tasdik ettikleri halde, her zaman olduğu gibi müşrikler bu fırsatı ganimet bilip bu mucizeyi inkar edip, müslümanlar aleyhinde olmalarına devam etmişlerdir. Fakat müşriklerin sorularına Resûlullâh (s.a.v.) cevâplar verince, müslümanlar sevinmişler, kafirler ise düşmanlıklarını arttırmışlardır. Peygamberimiz (s.a.v.)'in bu gece yaptığı seyahat, beden ve ruhla gerçekleşmiştir. O (s.a.v.), bu gecede zaman ve mekân dışına, göklere çıkmıştır. Dönüşünde yatağının sıcaklığı bile henüz kaybolmamıştır. İşte bu kısa zaman içerisinde böylesi uzun bir yolculuk, onun mucizelerinden biridir.(Mehmet Çağlayan, Ehl-i Sünnet ve Akaidi, s.143-144)

Mevlana Takvimi
FAIZ ALAN DA VEREN DE ATEŞTEDIR-20 MAYIS 2025-MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later May 20, 2025 2:25


Enes'den şöyle rivayet olunmuştur: “Resûl-i Ekrem (s.a.v.) bize bir hutbe irad etti. Hutbesinde faizi anlattı, ehemmiyetinden bahsetti ve şöyle buyurdu: “Adama faizden isabet eden bir dirhem, Islâm nazarında otuz altı zinadan daha çirkindir.” Bir hadîs-i şerifte: “Faiz yetmiş türlü büyük fenalığa denktir. Bunların en hafifi kişinin anası ile zina etmesi ne ise o kadardır.” buyrulmuştur. Bir rivayette de Resûl-i Ekrem (s.a.v.): “Yedinci kat göğe çıkarıldığımda başımın üstünde şimşeklerin çaktığını, göklerin gürlediğini duydum. Bir takım adamlar gördüm. Mideleri evler gibi kocamandı. Içlerinde yılan ve akrepler vardı, dışlarından içleri görünüyordu. Cebrail'e bunların kimler olduğunu sordum, “faiz yiyenler” cevabını verdi.” Hz. Ebû Bekir (r.a.): “Faiz alan da veren de ateştedir” diyor. İbn Mes'ud (r.a.): “Birisinde alacağın varsa verdiği hediyeyi kâbul etme, çünkü faizdir” diyor. Hasan Basrî (r.a.): “Sana borcu olan bir adamın evinde yediğin yemek haramdır.” der. Hasan Basrî (r.a.)'in bu sözü Resûl-i Ekrem (s.a.v.)'in şu hadîsinden mülhemdir: “Menfaat sağlayan her borcun sağladığı fayda bir cins faizdir.” İbn Mes'ud (r.a.) şöyle diyor: “Her kim birine şefaatta bulunup şefaat ettiği kimse de kendisine bir hediye verirse bu hediye haramdır.” İbn Mes'ud (r.a.)'in bu ifadesini Resûl-i Ekrem (s.a.v.)'in şu hadîsi tasdik ediyor: “Her kim bir adama aracı olsa, şefaatta bulunsa, şefaat edilen zat da kendisine hediye verse, o da bu hediyeyi kâbul etse faiz kapılarından bir kapıya yanaşmış olur.” (Imâm Zehebî, Büyük Günâhlar,s.64-65)

Mevlana Takvimi
ŞAKK-I SADR MUCIZESI-02 MAYIS 2025-MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later May 2, 2025 2:19


Peygamberimiz (s.a.v.) Hz. Hatice (r.anhâ) ile birlikte Hira'da bir ay itikâfta bulunmaya karar vermişti. Bu Ramazan ayına rastladı. Bir gece dışarı çıktığında, “Ey Allâh'ın elçisi, selâm sana!” diye bir ses duydu. O (s.a.v.), bu hususta buyurdu ki: “Ben bu sesi duyduğum zaman korktum, hattâ bunu ansızın karşılaştığım bir cin zannettim. Acele gelip Hatice'ye anlattım. O da bana: “Müjde sana ey Muhammed! Bilesin ki selâm hayırlıdır, bunda korkulacak bir şey yoktur.” Sonra yine dışarı çıkmıştım, bu sefer Cebrail ile karşılaştım, kanadının birini doğuya, diğerini de batıya yaymıştı. Yine korkuya kapılarak hızlıca döndüm. Eve geldiğimde kapının önünde onu yine gördüm. Benimle konuştu ve korkum yok oldu. Bana, belli bir zaman sonra tekrar geleceğini söyledi. Ben de kendisini bekledim, hattâ gelmeyecek sandım. Bir de ne göreyim o, Mîkâil ile birlikte karşımda durmakta. Ufku tamamen kaplamış vaziyetteydiler. Cebrail aşağıya inip yanıma geldi, beni iyice kucaklayıp sırtüstü yere yatırdı. Sonra kalbimi yarıp çıkardı. Sonra çıkarılmasını Allâh'ın dilediği şeyleri çıkarıp altından bir tas içinde zemzem ile yıkadı. Sonra yerine iade etti. Sonra güzelce bağlayıp dikti. Sonra beni alıp tersime çevirdi ve arkama bir mühür vurdu. Hatta bunu tâ kalbimde hissettim. Sonra bana: “Oku ey Muhammed! Râbbinin adıyla oku!” diye emretti ve beş ayetin sonuna kadar okudu. Bu olaydan sonra, her ne zaman bir ağaca veya taşa rastlasam, mutlaka bana; “Es-selâmü aleyke yâ Resûlallâh” diyerek selam veriyordu.” (Celaleddin es-Suyuti, Peygamberimizin Mucizeleri ve Büyük Özellikleri,S.167)

Kerem Önder
Allah, üzülmeni istiyor? - Mektubat 140, 146 / Kerem Önder

Kerem Önder

Play Episode Listen Later Mar 2, 2025 37:10


Bu mektûb, Muhammed Ma'sûm-i Kâbilîye yazılmışdır. Sevenlerin sıkıntılara, üzüntülere dayanmaları lâzım geldiği bildirilmekdedir:“Fakîrleri seven kardeşim! Kalbinde sevgi taşıyanların sıkıntı ve üzüntü çekmeleri lâzımdır. Dervîşliği seçenlerin dertlere, sıkıntılara alışması lâzımdır.Fârisî beyt tercemesi: Seni sevmek, dert ve gam tatmak içindir, Yoksa, râhat etdirecek şeyler çokdur.Sevgili, sevenin çok üzülmesini ister. Böylece, kendinden başkasından büsbütün soğumasını, kesilmesini bekler. Sevenin râhatlığı, râhatsızlıkdadır. Âşıka en tatlı gelen şey, sevgili için yanmakdır. Sükûnet bulması çırpınmakdadır. Râhatı, yaralı olmakdadır. Bu yolda istirâhat aramak, kendini sıkıntıya atmakdır. Bütün varlığını sevgiliye vermek, ondan gelen herşeyi seve seve kapmak acısını, ekşisini, kaşları çatmadan almak lâzımdır. Aşk içinde yaşamak böyle olur. Elinizden geldiği kadar böyle olunuz! Yoksa, gevşeklik hâsıl olur. Sizin çalışmanız iyi idi. Bunun dahâ artmasını beklerken, azalıverdi. Fekat üzülmeyiniz. Eğer, kendinizi bu duraklamadan kurtarırsanız, eskisinden dahâ iyi olur. Sizi bu dağınıklığa sürükleyen şeylerin, toparlanmanıza da sebeb olacaklarını biliniz! Böylece, çalışmanız artar. Vesselâm.”146.“Oğlum Şerefeddîn Hüseynin mektûbu geldi. Allahü teâlâya hamd olsun ki, fakîrleri hâtırlamakla şereflenmekdesiniz. Aldığınız vazîfeyi çok yaparak zemânlarınızı kıymetlendiriniz! Fırsatı elden kaçırmayınız. Geçici olan şânlar, şerefler sizi aldatmasın. Dünyâ lezzetleri, hakîkî lezzetlerden mahrûm etmesin.Fârisî beyt tercemesi:Sana söyliyeceğim hep şudur: Çocuksun, yol ise korkuludur.Allahü teâlâ, bir kulunu gençlikde tevbe etmeğe kavuşdurursa ve bu tevbesini bozmakdan korursa, ne büyük ni'met olur. Diyebilirim ki, bütün dünyâ ni'metleri ve lezzetleri, bu ni'metin yanında, büyük deniz yanındaki bir damla su gibidir. Çünki bu ni'met, insanı Allahü teâlânın rızâsına, sevgisine kavuşdurur. Bu ise, dünyâ ve âhıret ni'metlerinin hepsinin üstündedir. Âl-i İmrân sûresinin onbeşinci ve Tevbe sûresinin yetmişüçüncü âyetinde meâlen, “Allah'ın râzı olması nimeti dahâ büyüktür” buyuruldu. Doğru yolda olanlara ve Muhammed Mustafâya “aleyhi ve alâ âlihissalevâtü vetteslîmâtü etemmühâ ve ekmelühâ” uymakla şereflenenlere selâm olsun!” RabbaniSahabîlerden biri şöyle dedi: Bir gün Peygamberimiz, aramızda gülüşürken çıkagelmişti. Bize, “Cehennem ardınızdayken nasıl gülersiniz? Vallahi, sizi gülerken görmemeliyim!" dedi ve yüzünü dönerek giti. Sanki başlarımıza birer kartal konmuş gibi olmuştuk. Fakat, az sonra yanımıza gelerek şu müjdeyi verdi: "Biraz önce Cebrail gelerek bana şöyle dedi. Yüce Allah buyuruyor ki: "Niçin kullarımın ümidini rahmetimden kesiyorsun? Kullarıma Benim affedici ve merhametli olduğumu, bunun yanında azabımın da ağır olduğunu bildir."ّدَاصرملابلّكَ برّنَ اBütün peygamberlerin ortak nasihati. Utanmadıktan sonra dilediğini yap.İyilikte kötülükte bulaşıcıdır."İnsanlar için hak yolunu kapatan beş şey vardır:Cahillikten rahatsız olmamak, dünya hırsı, cimrilik, amelde riya, kendi fikrini beğenmek." Hz. Ali ra.Bir vehabi yazdı sen ölünce cenaze namazına asla gelmicem. Hiç cevap vermem ama buna yazdım: Benim cenaze namazıma 1000 Peygamber gelecek, sen eksik kal nolur.“Güneşin Görevi Işık Saçmaktır! Yarasalar Rahatsız oluyor Diye, Güneş Bu Görevinden Vazgeçecek Değil Ya!” Şems-i TebriziŞeytan taşlamaktan tavaf yapamıyoruz!Başarı, en iyi intikamdır.Yiğit 1000 gün yaşar fırsat bir gün düşerBereket diye bişey var İslam'da. Kurtuluş savaşında Yunan nüfusu 10 milyon; Türkiye 10 milyon. Yıl 2025. Yunan yine 10 milyon; Türkiye 85 milyon.Korkularının üstüne git! Agresif ol ve yüzleş onlarla. Sert saldır! Vücudunda bir yer tutulup ağrıdığında, masör kişi o bölgeye sert bir masaj yapar, ödeme dönüşmüş olan kas yapını yumuşatır ve ağrı biter.Mülk Allahındır yazıyo apartmanda. Altında sahibinden satılık yazısı var!“Kendi ayıbı, insanların ayıbını görmekten alıkoyan kimseye müjdeler olsun." (Aclûnî, Keşfu'l-Hafa, II, 46)

Mevlana Takvimi
KÖPEK SORUNU ÜZERİNE - 12 OCAK 2025 - MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Jan 12, 2025 2:25


Tarih boyunca Müslüman Türk, köpeğe, kedi kadar itibar etmemiştir. Kedi evin içinde rahatça gezerken, köpeğin yaladığı yer bile pis olur. Hatta bazı âlimlere göre biri topraklı suyla olmak üzere yedi defa yıkanması icab eder. Bu sebeple köpek, cemiyette ürkülen ve uzak durulan bir hayvan olmuştur. Hadîs-i şeriflerde, “Hiçbir ev halkı yok ki, evde köpek bağlasın da her gün sevabından bir kırat eksilmesin. Ancak av, bekçi veya koyun köpekleri hariç” buyuruldu. (Tirmizî) Bir ara vahiy kesilmişti. Bunun sebebi sorulduğunda Cebrail (a.s.), “Biz, suret ve köpek bulunan eve girmeyiz” dedi. Sonra küçük yaştaki Hz. Hasan (r.a.)'in oynadığı köpek yavrusunu eve getirdiği anlaşıldı. (Ebu Davud) Hadis-i şerifte, “Hayvanlardan zararlı olan şu beşi Harem-i Şerif'te bile öldürülebilir: Karga, çaylak, fare, akrep ve saldırgan köpek” buyuruluyor. Anlaşılıyor ki, çoğu zaman zarar veren köpekleri öldürmek câiz, hatta müstehap oluyor. Zararı kesin ise vacip oluyor. Nitekim İbn Ömer ve Cabir anlatır: “Resûlullâh (s.a.v.)'in talimatı üzerine Medine ve civarındaki başıboş köpekler itlâf edildi. Etraf temizlendikten sonra Resûlullâh artık bu işe lüzum kalmadığını bildirdi. Av, çoban ve bekçi köpekleri istisna edildi.” (Buhari, Müslim) Bütün mahlukât insanların istifadesi için yaratılmıştır. Hayvanların hayat hakkı insanların istifadesi ve emniyeti ile sınırlandırılmıştır. Etinden, yününden, derisinden istifade için nasıl hayvanlar boğazlanıyorsa, zarar sebebiyle de öldürülmesi dinen meşru kılınmıştır. Bu itlafın sebebi de hem insanların emniyetini hem de şehrin sıhhat ve temizliğini temindir. (Ekrem Buğra Ekinci, Türkiye Gazetesi, 2024)

Kur'an-i Kerim Tefsiri
Tahrim Suresi Tefsiri Ali Kucuk N107 M066

Kur'an-i Kerim Tefsiri

Play Episode Listen Later Oct 22, 2024 56:50


TAHRÎM SÛRESİ MEALİ N107 M066 Medine döneminin ortalarında nâzil oldu. On iki âyettir. Helâl olanları haram kılmamamız bize öğretilir. "Helal ve meşru olan bir şeyi yapmayacağım" diye yemin eden kişinin, yeminini bozması daha iyidir. Yaptığımız kötülüklere yürekten pişmanlık duyarak nasuh tevbesi yapmamız gerektiği bildirilir. Toplumu ifsad eden kâfirlerle ve münafıklarla cihat emredilir. بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adı ile 1 Ey peygamber! Eşlerinin rızasını arayarak Allah'ın sana helâl kıldığını, niçin haram ediyorsun? Allah afvedicidir. 2 Allah, yeminlerinizin çözülmesini farz kılar. Allah'tır sizin Mevlanız. O her şeyi bilen her şeye hükmedendir. 3 Hani peygamber eşlerinden birine (Hafsa'ya) gizlice bir söz söylemişti. O eşi bu sözü (bir başka eşi Ayşe'ye) haber verdi. Allah da bu söz sır naklini peygambere açıklayınca, (Peygamber eşlerinden birine) Bunun bir kısmını bildirdi, bir kısmını bildirmekten vazgeçti. Bunu ona (Hafsa'ya) haber verince (Hafsa) "Bunu sana kim haber verdi?" dedi. (Peygamber de) "Bana her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan Allah haber verdi" dedi. 4 Eğer ikiniz de Allah'a tevbe ederseniz, (iyi olur). Çünkü ikinizin de kalpleri kaymıştı. Eğer onun (peygamberin) aleyhine birbirinize arka çıkarsanız, şüphesiz O Allah, Cebrail ve mü'minlerin salihi onun dostudur. Bunun ardından melekler de yardımcıdırlar. 5 Eğer o sizi boşarsa, Rabbi ona sizden daha hayırlı, Müslüman, mü'min, itaatkar, tevbe eden, ibadete düşkün, oruç tutan, dul ve kızlar verir. 6 Ey iman edenler, kendinizi ve ailenizi ateşten koruyun ki, onun yakıtı insanlar ve taşlardır. Onun (ateşin) üzerinde kaba ve güçlü melekler vardır. Allah'ın onlara emrettiklerine karşı gelmezler ve emredilenleri yaparlar. 7 Ey kâfirler, bugün özür dilemeyin. Ancak yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız. 8 Ey iman edenler, nasuh tevbesiyle Allah'a tevbe edin. Umulur ki Allah kötülüklerinizi gizler ve sizi altından ırmaklar akan Cennetlere koyar. O gün Allah, peygamberi ve iman edip onunla beraber olanları rusvay etmez. Onların nuru önlerinde ve sağ taraflarında koşar. "Rabbimiz bizim nurumuzu tamamla, bizi afvet. Şüphesiz Sen, her şeye gücü yetensin" derler. 9 Ey Peygamber! kâfirlere ve münafıklara karşı cihat et ve onlara (savaşırken) sert davran. Onların yeri Cehennemdir. Orası ne kötü bir dönüş yeridir. 10 Allah kâfirlere, Nuh'un hanımı ile Lût'un hanımını örnek verdi. İkisi de bizim kullarımızdan iki salih kulumuzun (nikahı) altında idiler. İkisi de (iman etmemekle) ihanet ettiler. O ikisi (iki peygamber) onları (eşlerini) hiç bir şeyle Allah (azabın)'dan kurtaramadılar. Onlara: ‘Ateşe girenlerle beraber siz de girin" denildi. 11 Allah, Firavun'un hanımını da örnek verdi. Hani o kadın: "Rabbim benim için katından cennette bir ev yap, beni Firavun'dan ve yaptığından ve zalimler topluluğundan beni kurtar" demişti. 12 Namusunu koruyan, Imran kızı Meryem'i de (Allah örnek gösterdi). Biz, ona ruhumuzdan üfürdük. O, Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını tasdik etti ve itaat edenlerden oldu. https://soundcloud.com/kuranikerimtefsiri/tahrim-suresi-tefsiri

Kur'an-i Kerim Tefsiri
Maide Suresi 110-120 Tefsiri Ali Kucuk N112 M005

Kur'an-i Kerim Tefsiri

Play Episode Listen Later Oct 12, 2024 52:32


MAİDE SÛRESİ 110-120 MEALİ N112 M005 Rahman ve Rahim olan Allah'ın adı ile 110 Allah şöyle demişti: "Ey Meryem oğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi hatırla. Seni Ruhül Kudüs (Cebrail)le desteklemiştik. İnsanlara hem beşikte, hem de yetişkinken konuşuyordun. Sana kitabı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğrettik. İznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yapıyor sonra üflüyordun da iznimle kuş oluyordu. Anadan doğma körü ve abras (alaca) hastasını iznimle iyi ediyordun. İznimle ölüyü hayata çıkarıyordun. Onlara apaçık mucizeler getirdiğinde İsrail oğullarını Senden defetmiştik. Onlardan kâfir olanlar "Bu ancak apaçık bir sihirdir" dediler. 111 Hani havarilere: "Bana ve peygamberime iman ediniz" diye vahyetmiştim de onlar "Biz iman ettik, şüphesiz bizim Müslüman olduğumuza şahit ol" demişlerdi. 112 Havariler şöyle demişlerdi: "Ey Meryem oğlu İsa, Rabbin gökyüzünden bize sofra indirmeye gücü yeter mi?" O da "Eğer iman ediyorsanız Allah'tan sakının" dedi. 113 "Kalplerimizin kanaat getirmesini, Senin bize doğru söylediğini bilmek, ve onu (Sofrayı) görenlerden olmak için (gökten inen sofradan)yemek istiyoruz" dediler. 114 Meryem oğlu İsa: "Allah'ım, Ey Rabbimiz, gökyüzünden öyle bir sofra indir ki, öncekilerimiz ve sonrakilerimiz için bayram olsun, senden de bir mucize olsun. Bizi rızklandır, sen rızk verenlerin en hayırlısısın" dedi. 115 Allah buyurdu: "O'nu size indiririm, ancak ondan sonra sizden kim inkâr ederse onu âlemlerde hiç kimseye yapmadığım azapla azap ederim." 116 Allah: "Ey Meryem oğlu İsa, insanlara "Anamı ve beni Allah'tan başka iki ilâh edinin diye sen mi söyledin?" dediğinde, O, "Seni tesbih ederim, hakkım olmayan şeyi söylemek bana yakışmaz. Eğer onu söylemişsem sen mutlaka bilirsin. Sen benim nefsimde olanı bilirsin, Ben ise Sende olanı bilmem. Gizli olanları bilen ancak sensin Sen" dedi. 117 Ben onlara ancak: "Benim Rabbim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a kulluk yapın" diye Bana emrettiğini söyledim. Onların arasında kaldıkça ben onlara şahit oldum. Sen beni vefat ettirince, onlar üzerinde gözetici Sen oldun. Sen her şeye şahitsin. 118 Eğer Sen onlara azap edersen, şüphesiz onlar, Senin kulların. Eğer onları afvedersen, şüphesiz Sen aziz'sin, hakim'sin. 119 Allah buyurur: "İşte bugün doğrulara, doğruluklarının fayda verdiği gündür. Onlara, altından ırmaklar akan cennetler vardır. Orada ebedi olarak kalıcıdırlar. Allah onlardan razıdır. Onlar da Allah'tan razıdırlar. İşte bu büyük bir başarıdır. 120 Göklerin, yerin ve bunlardakilerin hükümranlığı Allah'a aittir. O her şeye gücü yetendir. https://soundcloud.com/kuranikerimtefsiri/maide-suresi-110-120-tefsiri

Mevlana Takvimi
RESÛLULLÂH (S.A.V.)'E SALÂT-Ü SELÂM GETİRMEMENİN GÜNÂHI - 20 EYLÜL 2024 - MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Sep 20, 2024 2:28


Ebû Hüreyre (r.a.)'den rivâyet edilmiştir. Der ki: “Resûl-i Ekrem (s.a.v.) minbere çıktı, “âmin” dedi. Sonra bir basamak daha çıktı “âmin” dedi. Sonra bir basamak daha çıktı, “âmin” dedi. Bunun üzerine Muaz (r.a.) tekrar tekrar âmin demesinin sebebini Resûlullâh (s.a.v.)'e sordu. “Cebrail bana gelerek dedi ki: “Yanında ismin zikredilir de sana salât-ü selâm getirmeyen kimse bu halde iken ölürse, cehenneme girsin, Allâh onu rahmet ve mağfiretinden uzaklaştırsın. Âmin de.” Ben de “âmin” dedim. “Kim Ramazan ayına ulaşır da onun orucu, ibâdeti-kabul olmaz ve o kimse böyle iken ölürse, cehenneme girsin, Allâh onu rahmet ve mağfiretinden uzaklaştırsın” dedi ve bana da “âmin de” dedi. Ben de “âmin” dedim. “Kim annesine, babasına veyahut bunlardan birine ulaşır da onlara bakmaz, böylece ölürse o kimse cehenneme girsin, Allâh onu râhmet ve mağfiretinden uzaklaştırsın” dedi. Bana da “âmin de” dedi. Ben de “âmin” dedim.” Ali b. Ebû Tâlib (r.a.)'den rivâyetle Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Yanında ismim zikredilip, bana salât-ü selâm getirmeyen kimse cimrilerin en cimrisidir.” Cafer b. Muhammed (r.âleyh) babasından rivâyet etmiştir. Resûlullâh (s.a.v.) buyuruyor: “Kim ki, yanında anılırım da bana salât-ü selâm getirmezse o kimse cennetin yolunu bulamaz.” Ebû Hüreyre (r.a.)'den rivâyetle, Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Herhangi bir kavim, bir yerde toplanarak oturup, sonra bana salât-ü selâm getirmeden, Allâh'ı zikretmeden dağılırsa, Allâh onlara noksanlık verir. Allâh dilerse onlara azâb eder, dilerse bağışlar.” (Kadı Iyâz, Şifâ-i Şerif, s.465-466)

Mevlana Takvimi
FAİZ YİYENLER KIYÂMET GÜNÜNDE DELİ OLARAK DİRİLTİLECEKLER - 30 AĞUSTOS 2024 - MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Aug 30, 2024 2:27


Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu: “Riba (faiz) yiyenler kendilerini şeytan çarpmış birer mecnundan başka bir halde kabirlerinden kalkmazlar. Böyle olması da onların “alım satım da ancak riba gibidir” demelerindendir. Hâlbuki Allâh alışverişi helâl, ribayı haram kılmıştır.” (Bakara s. 275) Yâni, fâiz yiyenler, Allâh (c.c.)'un haram kıldığını helâl saymalarından dolayı, halk kabirlerinden süratle kalkıp mahşer yerine doğru yol aldıklarında, o tefeciler, kendilerini cin çarpmışçasına her kalkmak istediklerinde sendeleyerek yere yıkılacaklar. Çünkü faizle karınlarını doldurmuşlardı. Bu ağırlıklar kalkmalarına engel olacak, insanlar koşarak mahşer yönüne doğru giderlerken onlar tökezleyip sürüneceklerdir. Katade (r.a.): “Faiz yiyen, kıyâmet gününde deli olarak diriltilecek. Bunun böyle olması diğer insanlar onun tefeci olduğunu bilmeleri içindir” buyurmuştur. Ebû Saîd el-Hudrî (r.a.)'den Resûl-i Ekrem (s.a.v.)'in şöyle anlattığı rivâyet olunmuştur: “Mirac gecesi bir topluluk gördüm, her bir adamın karnı kocaman bir ev gibi öne doğru çıkmış bir halde Firavun hanedanının yolları üzerinde dizilmişlerdi. Firavun hanedanı ise akşam sabah cehenneme arz olunurlar. (Peygamberimiz (s.a.v.) devamla): Firavun hanedanının ne işiten, ne de laf anlayan ürkmüş develer gibi sağa sola koşuştuklarını, bu adamlar hissettiklerinden yollarından çekilmek istiyorlardı. Fakat karınlarının aşırı derecede büyüklüğü buna imkan vermiyordu. Firavun hanedanı onları da kendi içlerine katarak ateşe doğru hem giderken hem de dönerken birlikte azâb olunuyorlardı. İşte bu adamların dünya ile âhiret arasında bir geçit yeri olan kabirdeki azâbları bu idi. Cebrail'e: “Bunlar kimlerdir?” diye sordum. Cebrail: “Bunlar faiz yiyenlerdir, kabirlerinden şeytan çarpmışcasma kalkacaklardır” cevabını verdi.” (İmâm Zehebî, Büyük Günâhlar, s.63-64)

Kur'an-i Kerim Tefsiri
Nahl Suresi 90-102 Tefsiri - Ali Kucuk

Kur'an-i Kerim Tefsiri

Play Episode Listen Later Apr 14, 2024 57:03


*16 NAHL SÛRESİ 90-102 N070 M016 Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. 90 Şüphesiz Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya vermeyi emreder, fuhşiyatı, kötülüğü ve zorbalığı yasaklar. Öğüt alasınız diye size öğüt verir. 91 Andlaşma yaptığınızda Allah'ın sözünü yerine getirin. Sağlamlaştırdıktan sonra yeminleri bozmayın. Çünkü Allah'ı üzerinize kefil kıldınız. Şüphesiz Allah yaptıklarınızı bilir. 92 İpliğini sağlamca eğirdikten sonra çözen kadın gibi olmayın. Bir ümmet (kâfirler) diğer ümmetten (mü'minlerden) daha çok diye yeminlerinizi aranızda (faydalı) bir giriş edinirsiniz. Ancak Allah sizi O (kâfirlerin çokluğuyla) imtihan eder ve hakkında ihtilaf ettiklerinizi kıyamet günü size muhakkak açıklayacaktır. 93 Eğer Allah dileseydi sizi bir tek ümmet yapardı. Ancak O dilediğini saptırır, dilediğini hidâyete erdirir ve siz, yaptıklarınızdan muhakkak sorguya çekileceksiniz. 94 Yeminlerinizi (fesada) bir giriş edinmeyin, yoksa sapasağlam bastıktan sonra ayak kayıverir, Allah yolundan saptığınız için azabı tadarsınız. Sizin için büyük azap vardır. 95 Allah'a verdiğiniz sözü az parayla satmayın. Eğer bilirseniz Allah katındaki sizin için daha hayırlıdır. 96 Sizin yanınızdakiler (dünyalık) tükenir, Allah katındaki ise bakidir. Biz, sabredenlerin mükâfatını yaptıklarının en güzeliyle vereceğiz. 97 Erkek veya kadınlardan, kim mü'min olarak salih amel işlerse onu (dünyada) güzel bir hayatla yaşatırız ve onun (âhirette) mükâfatını yaptıklarının en güzeliyle veririz. 98 Kur'ân okuduğunda (okumadan önce) koğulmuş şeytandan Allah'a sığın. ("Euzû billahi mineşşeytanirracim" de) 99 Çünkü onun, iman edenler ve Rablerine tevekkül edenler üzerinde otoritesi yoktur. 100 Ancak onun (şeytanın) otoritesi, onu (şeytanı) kendisine dost edinen ve onunla (Allah'a) ortak koşanlar üzerindedir. 101 Biz bir âyetin yerine bir âyet getirdiğimiz zaman ki Allah neyi indirdiğini iyi bilir "Sen uyduruyorsun" dediler. Hayır onların bir çoğu bilmez. 102 De ki: "İman edenleri sağlamlaştırmak, Müslümanlara hidâyet ve müjde olmak üzere onu (Kur'ân'ı) hak ile Rabbinden Ruhul Kudüs (Cebrail) indirdi." https://soundcloud.com/kuranikerimtefsiri/nahl-suresi-90-102-tefsiri-ali-kucuk

Yeni Şafak Podcast
MAHMUT AY - 16. Yazı Efendimiz'in (sav) Ramazanı

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Mar 25, 2024 6:24


İnsanlık güzeli Muhammed Mustafa Efendimiz (sav) için, Ramazan'ın hususi bir mana kazanması, Hira Mağarası'nda ilk vahye muhatap olmasıyla başlamıştı. Zira günlerden kadir gecesi, aylardan ramazandı. Vahye bu ayda mazhar olması sebebiyle, ramazan ve özellikle vahiy gecesi olan kadir gecesi onun için, hayatının en muazzam tecrübesini yaşamış olması hasebiyle çok anlamlıydı. Efendimiz'in (sav) ve ashâbının Mekke dönemindeki hayatları zulüm ve baskı altında geçtiği için, Mekke'de ibadetleri özgürce yapamıyorlardı. Dolayısıyla ibadetlerin farz kılınması ya da son şekillerini almaları, belirli bir süreç içerisinde olmuştu. Meselâ namazların beş vakit olarak eda edilmesi dahi, Mekke döneminin sonlarında farz kılınmıştı. Efendimiz (sav), Kur'an'ın doğum ayı olan ramazan ayı ve doğum gecesi olan kadir gecesi için hususi bir “manevî kutlama” yapmayı muhtemelen çok arzulamıştı. Ancak mezkûr sebep dolayısıyla ramazan orucu, Medine'yi teşrif ettikten on sekiz ay sonra, hicretin ikinci yılının Şaban ayında farz kılınabilmişti. Ramazan ayının sonu ise, bir bayram neşesi ve coşkusuyla hitama erecek, böylece İslâm'da iki dinî bayramdan ilki başlamış olacaktı. İlk kurban bayramı ise, aynı kamerî yılın sonunda kutlanacaktı. Şu halde Müslümanların ilk kutladıkları bayram, ramazan bayramıydı. “Ramazan” demek, öncelikle ve özellikle “vahiy” demekti Efendimiz (sav) için. Nitekim rivâyetlerden öğrendiğimize göre ramazan ayında vahiy meleği Cebrail, her gece Efendimiz (sav) ile buluşur, karşılıklı Kur'an okurlardı. İbn Abbas'ın anlatımına göre, zaten cömert olan Efendimiz (sav)'in cömertliği, ramazanda Cebrail ile her gece mukabele için buluştuğundan dolayı, kat kat artardı. Onun ifadesiyle, “Esmek için engel tanımayan bereketli rüzgârdan daha cömert olurdu.” (Buhârî, “Fedâilü'l-Kur'ân”) Bir insanın cömertliği ne zaman artar? Mutluluğu arttığında ve Rabbi'ne şükretmek istediğinde. Demek ki Efendimiz'in (sav) ramazanda neşesi o kadar artıyordu ki, eline geçen her şeyi insanlarla paylaşmak istiyordu. Âdeta vahiy ikliminin manevî neşesinden ve sevincinden uçuyor gibiydi. Efendimiz (sav) için ramazan demek, rahmet ve bereket sağanağı demekti. Nitekim şöyle buyurmuşlardı: “Ramazan olduğu zaman rahmet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincirlere vurulurlar.” (Müslim, “Sıyam”) Bizim için soyut bir anlatım gibi olan bu ifadede geçenler, onun için kim bilir ne kadar somut hakikatlerdi! Çünkü o, duvarın ardındaki âlemi görüyordu. Madde duvarının ardındaki hakikat âlemini. O hakikat âlemini temâşâ edip ramazanın hususiyetini bildiği için, bu ayda gündüzleri oruç tutup geceleri namaz kılanların geçmiş günahlarının silineceğinin müjdesini vermişti. (Buharî ve Müslim) Ramazanda kendisi çok cömert olduğu gibi, ashâbını da cömertliğe teşvik eder ve en hayırlı sadakanın, ramazanda verilen sadaka olduğunu söylerdi. (Tirmizî, “Zekat”) Vahye olan şükür borcunu daha çok ibadetle ifâ etmek için, ramazan gecelerini namazla geçirir ve ashâbına da öyle yapmalarını tavsiye ederdi. (Buhârî, “Savm”) Geceleri sahura mutlaka kalkar, az da olsa bir şeyler yer, içer ve sahâbîlerine de sahurda bereket olduğunu ifade buyurarak sahur yapmalarını teşvik ederdi. (Müslim, “Sıyâm”) Ramazanda adeta bir iyilik, bir yardımseverlik, bir muhabbet paylaşımı seferberliği başlatırdı. Meselâ iftar sofralarına başkalarını da davet etmeyi şiddetle tavsiye ederdi. O derece tavsiye ederdi ki, bunu yapanın meleklerle dost olacağını söylerdi. Meselâ bir keresinde şöyle buyurmuştu: “Helâl yoldan kazandığı rızkıyla kurduğu iftar sofrasına oruçlu birini davet eden kişiye, melekler Ramazan geceleri

Mevlana Takvimi
MİRAC HEM RUH HEM BEDENLE OLMUŞTUR - 05 ŞUBAT 2024 - MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Feb 5, 2024 3:12


“Kulunu geceleyin, delillerini göstermek için, Mescid-i Haram'dan, çevresini mübarek kıldığı Mescid-i Aksâ'ya götüren Allâh, noksan sıfatlardan münezzehtir. O, her şeyi çok iyi işiten, çok iyi görendir.” (İsra s. 1) Bu âyet-i kerîme, Resûlullâh (s.a.v.)'in, Mekke'den, Kudüs'te bulunan Mescid-i Aksâ'ya, ilâhî bir güçle götürüldüğünü beyân etmektedir. Bu hadiseye “İsra ve Mirac” denilmektedir. Resûlullâh (s.a.v.) uyanık bir haldeyken, geceleyin, Mekke'den Mescid-i Aksâ'ya “Burak” denilen bir bineğe bindirilerek götürülmüş, Mescid-i Aksâ'ya varınca bineğini mescidin kapısında bırakmış, içeri girip iki rekât mescid namazı kılmış sonra, merdivene benzeyen ve “Mirac” denen bir aracın yanına varmış, o araç vasıtasıyla önce dünya semasına çıkmış sonra göğün diğer katlarına gitmiştir. Her kata vardığında, oranın ileri gelen sâkinleri tarafından karşılanmıştır. Resûlullâh (s.a.v.) göklerin her katına vardığında, derecelerine göre oralarda bulunan Peygamberlerle selâmlaşmış, altıncı katta Hz. Musâ (a.s.) ile yedinci katta da Hz. İbrahim (a.s.) ile görüşmüş, daha sonra onların ve diğer Peygamberlerin makamlarını da aşarak kaderleri yazan kalemlerin gıcırtısının işitildiği makama kadar ulaşmıştır. Burada bulunan Cebrail (a.s.)'ı aslî suretiyle görmüş, yine bütün ufukları tutan yeşil “Refref'i de görmüştür. Göğün Kâbesi olan Beytül Mamuru görmüş, yeryüzündeki Kâbeyi yapan Hz. İbrahim (a.s.)'ın ona yaslandığına ve kıyâmete kadar bir daha dönmemek üzere her gün oraya yetmiş bin meleğin gelip Allâh'a ibâdet ettikten sonra ayrılıp gittiklerine şahit olmuştur. Yine cennet ve cehennemi görmüş, Allâhü Teâlâ, günde elli vakit namaz kılınmasını farz kılmış, daha sonra bir lütuf olarak bu elli vakti beş vakte indirmiştir. Eğer Mirac sadece ruhla olsaydı, Kureyşlilerin bunu yalanlamalarına gerek kalmazdı. Çünkü bilirlerdi ki, kişi uyku halindeyken birçok harika olayları görebilir. İsra ve Mirac olayı ise ruhen ve bedenen cereyan etmiştir. (Ebû Cafer Muhammed b. Cerir et-Taberi, Taberi Tefsiri, c.5, s.253)

Mevlana Takvimi
İSLÂM, ÎMÂN VE İHSÂN HADİSİ - 10 ARALIK 2023 - MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Dec 10, 2023 3:02


Ömer bin El-Hattab (r.a.) Hazretlerinin şöyle dediği rivâyet edilmiştir. “Biz bir ara Resûlullâh (s.a.v.)'in yanında oturuyorduk. Yanımıza elbisesi gâyet beyaz, saçları simsiyah üzerinde yolculuk eseri görünmeyen ve bizden kimsenin kendisini tanımadığı bir adam çıkageldi. Nihâyet Efendimiz (s.a.v.)'in önünde oturdu. İki dizini Efendimiz (s.a.v)'in dizlerine dayadı. Ellerini dizlerinin üzerine koyup oturdu. Ve: “Ya Muhammed! Bana İslâm'dan haber ver” dedi. Resûlullâh (s.a.v.): “İslâm, Allâh (c.c.) 'dan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in Allâh'ın Resûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman ve yoluna gücün yeterse Beyti (Kâbe'yi ziyaret ve) haccetmendir” buyurdu.” O kişi: “Doğru söyledin” dedi. Hz. Ömer (r.a. diyor ki, “Biz onun suâline ve tasdîkine hayret ettik.” O kişi sonra: “İmân nedir?” dedi. Resûlullâh (s.a.v.): “İmân senin, Allâh (c.c.)'a, meleklerine, kitablarına, peygamberlerine ve ölümden sonra dirilmeye, Cennet ve Cehennem'e yani âhiret gününe, kadere ve hayır ve onun şerrine inanmandır” dedi. O: “Doğru söyledin” dedi. Sonra: “İhsân nedir?” diye sordu. Efendimiz (s.a.v.): “İhsân senin, onu görür gibi, Allâh (c.c.)'a ibâdet etmendir. Çünkü her ne kadar sen onu görmüyorsan da muhakkâk Allâh, seni görüyor” dedi. O: “Doğru söyledin” dedi. Sonra: “Bana kıyâmetin saat ve vaktinden haber ver” dedi. Resûlullâh (s.a.v.): “Bu hususta sorulan, sorandan daha âlim değildir” buyurdu. “Doğru söyledin” dedi. Sonra, “Bana kıyâmetin işaretlerinden haber ver?” dedi. Resûlullâh (s.a.v.): “Cariyenin sahibesini doğurması, yalın ayak, çıplak ve koyun çobanlarının yüksek binalar yapmakta birbirleriyle yarıştıklarını görmendir” dedi. O, “Doğru söyledin” dedi ve gitti. Efendimiz (s.a.v.): ”O Cebrail (a.s.) idi. Size dininizin emirlerini öğretmek için geldi. Cebrail, hep benim kendisini tanıdığım surette gelirdi, ancak bu sureti hariç” buyurdular. (İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu'l-Beyan Tefsiri, c.1, s.136-138)

Kur'an-i Kerim Tefsiri
Meryem Suresi 62 98 Ayetlerin Tefsiri Ali Kucuk

Kur'an-i Kerim Tefsiri

Play Episode Listen Later Nov 24, 2023 58:49


MERYEM SÛRESİ 62-98 N044 M019 Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adı ile. 62- Orada boş bir söz işitmezler. Ancak "Selam" (işitirler). Onlar için orada sabah-akşam rızklar vardır. 63- İşte o cenneti biz, kullarımızdan mûttaki olanlara miras kılarız. 64- (Cebrail'in sözünü nakleden ayet) Biz, ancak Rabbinin emriyle ineriz. Önümüzde, arkamızda ve bunların arasında olanlar O'na aittir. Rabbin asla unutkan değildir. (Cebrail'in efendimize gelirken gecikmesi Rabbin emriyledir.) 65- O, göklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin Rabbidir. O halde O'na ibadet et ve O'na ibadetinde sabret. Sen O'na (Allah adıyla çağrılan) bir adaş biliyor musun? 66- İnsan diyor ki: "Öldüğüm zaman mı diri olarak çıkarılacağım?" 67- Daha önce hiçbir şey değilken bizim onu yarattığımızı düşünmez mi? 68- Rabbine yemin olsun ki, onları ve şeytanları toplayacağız, sonra hepsini cehennemin etrafında diz çökmüş olarak hazır tutacağız. 69- Sonra da her toplumdan Rahmân'a en şiddetli karşı gelen hangisi ise çekip çıkaracağız. 70- Sonra o cehenneme yaslanmaya en layık olanı biz biliriz. 71- Sizden herkes oraya varacaktır. Bu, Rabbinin kesinleşmiş bir hükmüdür. 72- Sonra mûttakileri kurtarırız ve zalimleri diz üstü bırakırız. 73- Ayetlerimiz onlara açık açık okunduğunda kâfirler iman edenlere şöyle derler: "Bu iki guruptan hangisinin makamı daha iyi ve mevkii daha güzeldir?" 74- Biz kendilerinden önce, mal ve gösterişte daha güzel olan, nice çağlardan (kavimler) helâk ettik. 75- De ki: "Kim dalalette ise, Rahmân onun sûresini uzatsın. Kendilerine va'd olunan azap veya kıyameti gördüklerinde kimin mekanca daha kötü ve orduca daha zayıf olduğunu bilecekler." 76- Allah, hidâyete erenlerin hidâyetini artırır. Baki olan salih ameller; Rabbinin katında sevapça daha hayırlı, sonuç bakımından daha iyidir. 77- Ayetlerimizi inkâr eden ve "(kıyamette) elbette bana mal ve evlad verilecek" diyenleri gördün mü? 78- O gayba mı muttali oldu? veya Rahmân'ın katından bir söz mü aldı? 79- Hayır..! Biz onun söylediklerini yazacağız ve onun için azabı uzattıkça uzatacağız.! 80- Onun söylediği (mal ve evladı) na biz varis olacağız ve o bize tek başına gelecek. 81- Kendilerine izzet-kuvvet olsun diye Allah'tan başka ilahlar edindiler. 82- Hayır.! Onların ibadetlerini inkâr edecekler ve onlara zıt (düşman) olacaklar. 83- Görmedin mi? Biz, şeytanları kâfirler üzerine gönderdik. Onları oynatıp duruyorlar. 84- Onlar için acele etme. Biz onlar için (günlerini) sayıyoruz. 85- Muttâkileri heyet halinde Rahmân'ın huzurunda toplayacağız. 86- Suçluları da susuz olarak cehenneme sevk edeceğiz. 87- Rahmân'ın katından izin alanlardan başkası şefaata malik olamayacak. 88- "Rahmân çocuk edindi" dediler. 89- Yemin olsun ki çok kötü bir şey yaptınız. 90- (Bu sözden) Neredeyse gökyüzü çatlayacak, yeryüzü yarılacak ve dağlar devrilecekti. 91- Rahmân'a çocuk iddia ettiler diye. 92-Çocuk edinmek Rahmân'a yaraşmaz. 93- Göklerde ve yerde olan herkes Rahmân'a kul olarak gelecektir. 94- Yemin olsun ki onların hepsini kuşattı ve hepsini saydı. 95- Kıyamet gününde hepsi O'na tek başına gelecektir. 96- İman edip, ameli salih işleyenlere Rahmân, şüphesiz bir sevgi yaratacaktır. (Herkes onları sevecek). 97- Onunla mûttakileri müjdeleyesin ve onunla inat bir kavmi sakındırasın diye senin diline, onu (Kur'ân'ı) kolaylaştırdık.” 98- Onlardan önce nice çağlardan (kavimler) helâk ettik. Onlardan birini hissediyor musun veya onlara ait gizli bir ses duyuyor musun? https://soundcloud.com/kuranikerimtefsiri/meryem-suresi-62-98-tefsiri

Mevlana Takvimi
PEYGAMBERİMİZ (S.A.V.)'İN GELECEĞİNİN TEVRAT'TA ZİKREDİLMESİ - 05 KASIM 2023 - MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Nov 5, 2023 2:46


İbn-i Asâkir (r.âleyh) Muhammed bin Hamza (r.âleyh) tarikından “Târîh-i Dımaşk” adlı kitabında şöyle rivâyet eder: O demiştir ki: “Büyük dedem Abdullah bin Selâm (r.a.), Peygamber (s.a.v.)'in Mekke'de çıktığını duyduğu zaman, O (s.a.v.) ile karşılaşmak istemiş, O (s.a.v.)'in yanına gitmiştir. Peygamberimiz (s.a.v.) kendisine: “Sen, Abdullah bin Selâm'sın ve Yesrib (Medine) halkının âlimisin!” buyurmuştur. Dedem de “Evet” demiştir. Peygamberimiz (s.a.v.) ona “Ey Abdullah, Allâh aşkına doğru söyle, Allâh (c.c.)'un Musa'ya indirdiği Tevrat'ta benim vasfım yok mudur?” demiş. O, bu soru karşısında demiş ki: “Yâ Muhammed! Bana Râbbinden bahset!” Tam bu sırada Cebrail (a.s.) gelip: “De ki: Allâh ehâddir, Allâh samed'dir! Doğurmamış ve de doğurulmamıştır! Hiçbir şey O'nun dengi olmamıştır” mealindeki İhlâs Sûresinin âyetleriyle cevâp vermesini söylemiştir. Peygamberimiz de bu âyetleri okuyarak cevâplamıştır. İşte bunun üzerine büyük dedem Abdullah bin Selâm (r.a.): “Şehâdet ederim ki sen, Allâh (c.c.)'un resûlüsün! Gerçekten Allâh (c.c.) sana yardım edecek ve senin elinle İslâm'ı diğer dinlerin üzerine çıkaracaktır. Ben senin sıfatını Tevrat'ta: “Ey Peygamber, biz seni şâhid, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik! Sen benim kulum, resûlümsün! Sana el-Mütevekkil adını verdim, sen sert ve şiddetli değilsin, sokaklarda bağırır değilsin, kötülüğe iyilikle karşılık verirsin, affeder bağışlarsın. Allâh, eğri milleti O'nunla doğrultmadıkça, onlar: “Lâ ilâhe illallâh!” Kelime-i Tevhidi ile doğru yolu bulmadıkça; O'nun vâsıtası ile kör gözleri açmadıkça, işitmeyen kulakları işitir hâle getirip kapalı kalbleri açmadıkça, O'nu dünyadan âhirete göçürmeyecek, O'nu vefât ettirmeyecektir!” şeklinde bulup okumuşumdur” demiştir. (Celaleddin es-Suyuti, Nebî (s.a.v.)'in Mucizeleri ve Büyük Özellikleri, s.28)

Mevlana Takvimi
PEYGAMBERİMİZ (S.A.V.)'İN VASİYETİ - 12 EKİM 2023 - MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Oct 12, 2023 3:07


Hadîs-i şerîfte: “Size gecesi gündüzü gibi parlak olan bir yol bırakıldı. Başka tarafa sapan helâk olur” buyuruldu. İbni Mes'ûd (r.a.) buyuruyor ki: Resûlullâh (s.a.v.)'in bu dünyâdan ayrılma zamanı yaklaşmıştı. Aişe (r.anhâ) validemizin evinde toplandık. Bize bakıp gözleri yaşardı: “Allâhü Teâlâ size iyilikler versin, ömür versin, rahmet etsin. Size Allâhü Teâlâ'dan ittikayı ve ona itaat etmeyi vasiyyet ediyorum. Ayrılık yaklaştı. Allâhü Teâlâ'ya, Sidretü'l Müntehâ'ya, Cennetü'l Me'vâ'ya kavuşacağım. Ehl-i Beytimin erkekleri beni yıkasın. Bu üzerimdeki elbisemle kefenlesinler veya isterlerse hulle-i yemânî ile kefenlesinler. Yıkayıp kefenledikten sonra beni bu divanımın üzerine koyunuz. Bu yatağımın olduğu yere gömersiniz. Sonra beni bir müddet yalnız bırakarak dışarı çıkarsınız. Benim namazımı önce habîbim Cebrail, sonra Mîkâil, sonra İsrafil, sonra Melekü'l-mevt askerleri ile beraber gelip kılarlar. Sonra grup grup girip namazımı kılınız” buyurdu. Firâk, ayrılık sesini işiten Ashâb-ı Kirâm (r.a.e.) sesli olarak ağladılar. “Yâ ResûIâllah! Sen Rabbimizin Resûlüsün, aramızda ışık, işlerimizde sultansın. Eğer bizi bırakıp gidersen ne yapacağımızı kime sorar, kime müracaat ederiz” dediler. Resûlullâh (s.a.v.): “Size gecesi gündüzü gibi olan geniş bir yol bıraktım. Biri konuşan, öteki susan iki vaiz bıraktım. Konuşanı Kur'ân-ı Kerîm, susanı ölümdür. İşlerinizde bir müşkiliniz otursa Kur'ân ve sünnete başvurursunuz. Kalbleriniz karardığında ölüm hallerini hatırlayıp ibret alırsınız”buyurdu. Bundan sonra Resûlullâh (s.a.v.) daha çok başı ağrıyordu. Zaten on sekiz gündür hasta idi. Ashâb-ı Kiram ziyârette bulundular. Sonra bir Pazartesi günü, Hâkk Teâlâ, Habîbine ölümü tattırdı. Peygamber oluşu (bi'seti) de pazartesi günü idi. Hz. Alî (r.a.) yıkadı. Fadl bin Abbas (r.a.) ki amcasının oğlu idi, su döküyordu. Salı veya çarşamba gecesi, gece yarısı Hz. Âişe (r.anhâ)'nın hücresine, odasına defnedildi. (Seyyid Alizâde, Şir'atü'l İslâm)

Kur'an-i Kerim Tefsiri
Kiyamet Suresi 16-40 Tefsiri - Ali Kucuk

Kur'an-i Kerim Tefsiri

Play Episode Listen Later Oct 8, 2023 55:32


KIYÂMET SÛRESİ MEALİ N031 M075 16- (Ya Muhammed,) onunla (Cebrail'le) beraber acele ederek, dilini onunla (Kur'ân okumak için) hareket ettirme. 17- Onu toplamak (ezberletmek) ve okutmak bize aittir. 18- Biz onu (Kur'ân'ı) okuduğumuz vakit onu takip et. 19- Sonra onu (Kur'ân'ı) açıklamak da bize aittir. 20- Hayır hayır, siz acele (dünya) yi istiyorsunuz. 21- Ahireti bırakıyorsunuz. 22- O gün bir kısım yüzler parıldayacaktır. 23- Rablerine bakacaklar. 24- O gün bir kısım yüzler de asıktır. 25- Kendisine bel kemiğini kıracak şeyler yapılacağını sanacak. 26- Hayır, ne zamanki, (can) köprücük kemiğine dayanır, 27- "Okuyacak (tedavi edecek) kim var" denir. 28- (Can çekişen) Bilir ki, artık o ayrılık vaktidir. 29- Bacaklar birbirine dolaşır. 30- O gün sevkıyat Rabbinedir. 31- O, sadaka vermedi namaz kılmadı. 32- Fakat yalanladı, yüz çevirdi. 33- Sonra gerinerek yandaşlarına gitti. 34- Yazıklar olsun sana, (azap) sana layıktır. 35- Sonra (korktuğun) sana yaklaşsın, sen buna layıksın. 36- İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır? 37- Dökülen meniden bir küçük parça değil miydi? 38- Sonra alaka oldu, sonra yarattı ve düzeltti. 39- Ondan erkek ve kadın iki çift yarattı. 40- Peki bunları yapan Allah ölüleri diriltmeye kadir değil mi? https://soundcloud.com/kuranikerimtefsiri/25-kiyamet-suresi-tefsiri

Kur'an-i Kerim Tefsiri
Necm Suresi Tefsiri - Ali Kucuk

Kur'an-i Kerim Tefsiri

Play Episode Listen Later Sep 29, 2023 52:10


18 *53- NECM SÛRESİ Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adı ile. 1- And olsun batan yıldıza ki, 2- Arkadaşınız (Muhammed) ne saptı, ne de azıttı. 3- O, hevadan konuşmaz. 4- O, kendisine vahy olunan, vahiyden başka bir şey değildir. 5- Onu çok kuvvetli (Cebrail) öğretti. 6- Kâmil akıl sahibi (Cebrail) hemen doğruldu (kendi sûretinde göründü.) 7- O en yüksek ufukta idi. 8- Sonra (Cebrail) yaklaştı ve sarktı (daha da yaklaştı). 9- İki yay kadar veya daha da yakın oldu. 10- (Allah'ın) kuluna vahy ettiğini vahy etti. 11- Gönül gördüğünü yalanlamadı. 12- Gördüğü konusunda onunla çekişiyor musunuz? 13- Andolsun ki! Onu diğer bir inişte yine gördü. 14- Sidret'ül –Münteha'nın yanında. 15-Cennetül Meva, onun (Sidre'nin) yanındadır. 16- Sidre'yi bürüyen bürüyordu. 17- Göz ne kaydı ne de saptı. 18- And olsun o, Rabbinin büyük âyetlerini gördü. 19- Gördünüz mü Lat ile Uzza'yı?, 20- Ve üçüncüsü olan diğer Menat'ı? 21- Erkek sizin de, dişi O'nun (Allah'ın) öyle mi? 22- İşte bu haksız bir taksim. 23- Bu (putlar, Lât, Menat ve Uzza) sizin ve babalarınızın taktığı isimden başka bir şey değildirler. Allah onlar hakkında bir delil indirmedi. Onlar ancak zanna ve nefislerin hevasına uyarlar. And olsun onlara, Rablerinden hidâyet gelmiştir. 24- Yoksa insana her umduğu şey var mıdır? 25- Ahiret de, dünya da Allah'ındır. 26- Gökyüzündeki meleklerin şefaati, ancak Allah'ın dilediği ve razı olduklarına izin verdikten sonra fayda verir. 27- Âhirete iman etmeyenler, Meleklere dişi adı takarlar. 28- Onların bu konuda bilgileri yoktur. Onlar zanna uyarlar. Zan ise haktan hiçbir şey ifade etmez. 29- Onun için zikrimizden (Kur'ân'dan) yüz çeviren ve dünya hayatından başkasını istemeyenden, sen yüz çevir. 30- İlimden ulaşabilecekleri yer işte budur. Şüphesiz Rabbin, yolundan sapanı daha iyi bilir. Doğru yolda olanı da O daha iyi bilir. 31- Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır. Kötülük edenleri yaptıklarına karşılık cezalandırması ve iyilik yapanları da daha güzeliyle mükâfatlandırması için (yaratmıştır.) 32- (O iyilik yapanlar) ufak tefek hatalar hariç, günahın büyüklerinden, fuhuştan kaçınırlar. Şüphesiz Rabbinin mağfireti boldur. O, sizi topraktan yarattığında da, annelerinizin karnında iken de en iyi bilendir. Kendinizi temize çıkarmayın. Mûttaki olanı en iyi O bilir. 33- (Kur'ân'dan) yüz çevireni gördün mü? 34- (Malından) azıcık verip de kaskatı kesileni, 35- Gaybın ilmi yanında da o görüyor mu? 36- Musa'nın sahifelerindekiler ona haber verilmedi mi? 37- Görevini tam yerine getiren İbrahim'in (sahifelerindekiler haber verilmedi mi?) 38- Hiçbir günâhkar başkasının günahını taşımayacaktır. 39- İnsana ancak çalıştığının karşılığı vardır. 40- Şüphesiz çalıştığı yakında görülecektir. 41- Sonra tam karşılığı verilecektir. 42- Son varış yeri Rabbinedir. 43- Şüphesiz güldüren de ağlatan da O'dur. 44- Öldüren de dirilten de O'dur. 45- Şüphesiz erkek ve dişi, iki çifti yaratan O'dur. 46- Atıldığı zaman meniden (yaratan O'dur.) 47- Şüphesiz tekrar diriltmek de O'na aittir. 48- Zengin edip memnun eden O'dur. 49- Şi'ra yıldızının Rabbi O'dur. 50- Evvelki Ad'ı (Hud'un kavmini) helâk eden O'dur. 51- (Salih'in kavmi) Semud'u da bırakmadı. 52- Daha önce Nuh kavmini de (helâk etti). Çünkü onlar çok zalim ve azgın idiler. 53- (Lût kavminin) şehirlerini kaldırıp yere vurdu. 54- Onları bürüdükçe bürüdü. 55- Peki, Rabbinin hangi nimetlerinden şüpheleniyorsun? 56- Bu, önceki uyarıcılar gibi bir uyarıcıdır. 57- Yaklaşan (kıyamet) yaklaştı. 58- Allah'tan başka onu açığa çıkaracak yoktur. 59- Bu söze mi (Kur'ân'a mı) şaşıyorsunuz? 60- Gülüyor da, ağlamıyorsunuz. 61- Sizler(Kur'ân dinlenilmesin diye) oynayıp duruyorsunuz. 62-Artık Allah'a secde edin ve O'na ibadet edin. (Secde ayeti) https://soundcloud.com/kuranikerimtefsiri/18-necm-suresi-tefsiri https://soundcloud.com/kuranikerimtefsiri/necm-suresi-tefsiri-ali-kucuk Kuranı kerim tefsir grubu günde 1 ders : https://chat.whatsapp.com/GNtQOkfXY7q4twBoslXoOi

Hizmetten
Yürüdüğünüz yolda Allah sizi sabit-kadem kılsın! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Hizmetten

Play Episode Listen Later Aug 17, 2023 6:01


Mesajlarınız insanlarda yeni bir dünya görüşü ve hayat felsefesi oluşturacak Allah'ın izni ve inayetiyle. İşte bunun hatırına, cihan sulhu ve salahı, umum insanların birbirini sevmesi, herkesin birbirine kucak açması ve topun tüfeğin susması adına her türlü musibete katlanılır. *Arzulanan bu neticeler bütünüyle hâsıl olur mu olmaz mı, bu bizi alakadar etmez. Bizim o yolda olmamız önemlidir. O hayır yolunda atacağımız her adımla Allah (celle celaluhu) neticede lütfedeceği şeyleri lütfeder. Çünkü müminin niyeti, amelinden hayırlıdır. Niyetin amelle desteklenmesi, mücerret niyetten de hayırlıdır. O amelin ihlasla desteklenmesi, rızayla enginleştirilmesi, halis aşk u iştiyak talebiyle derinleştirilmesi ondan da hayırlıdır. Allah'ın cemalini müşahede yanında Cennet bal-kaymağı biber gibi kalır ve onun için her şeye katlanılır!.. *Allah uzun ömür versin, hizmetinizi katlayarak devam ettirmeye muvaffak kılsın; fakat siz bütün zorluklarına rağmen bu yolda olursanız, öbür âleme gittiğinizde bir de bakarsınız Cebrail (aleyhisselam) yanınıza geliyor ve size hitap ediyor: “Kardeşim nasılsın? Orada biraz sıkıntı çektiniz ama görüyorsunuz ya buraya adımınızı atar atmaz o günleri bütünüyle unuttunuz. Kafanızı silktiniz, o levsiyât bütünüyle döküldü. Dupduru duygularınızla şimdi burada Cenâb-ı Hakk'ı müşahedeye doğru yürüyorsunuz; Firdevs'e gideceksiniz, Cuma yamaçlarına yükseleceksiniz; Zat-ı ulûhiyeti perdesiz, hâilsiz müşahede edeceksiniz ve O, kelam-ı mübîniyle ‘Ben sizden razıyım!..' diyecek. İliklerinize kadar öyle bir zevk zemzemesi içinde kendinizi duyacak ve hissedeceksiniz ki, balı-kaymağı dudağınıza değdirdiğiniz zaman ‘Allah Allah!.. Bu biber de ne oluyor O'nun cemalini müşahede etmenin yanında?!.' diyeceksiniz!..” *Evet, o zulümler, o gadirler, o tagallüpler, o tahakkümler, o esaretler, o zindanlara atmalar… Bunlar bütünüyle unutulur gider ve öbür tarafta hakkınızda birer hayra inkılap eder Allah'ın izni ve inayetiyle. Öyleyse, doğru tercihte bulunmak lazım; O'nu mu öbürünü mü?!.. *Cenâb-ı Hak, bugüne kadar size istikamet içinde önemli hizmetler gördürdü, gördürüyor. Allah'ın size şimdiye kadar gördürdüğü hizmetler ileride gördüreceklerinin de en inandırıcı referansıdır. İlahi adet öyledir. Bugüne kadar dünyada yüz yetmiş küsur ülkeye girip kendinizi ifade etme imkânını size veren Allah'ın, gelecekte kısa zamanda bin dört yüz okulunuzu iki bin sekiz yüz yapmayacağını ne biliyorsunuz!.. *Bakmayın şunun bunun çelmelerine. Onlar zavallı insanların çelmeleri. Şimdiye kadar hazımsızlar, hased girdabına düşmüş ve hemz u lemz akıntısına kendisini kaptırmış kimseler binlercesine bunları yaptılar fakat her şey netice itibarıyla aleyhlerine döndü. Yaptıklarına bin pişman oldular ama fayda vermedi. *Yürüdüğünüz yolda Allah sizi sabit-kadem kılsın. Bu video 27/09/2015 tarihinde yayınlanan “Terakki Rampası Tazyikler” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...

Hizmetten
Helal dairesi geniştir, keyfe kâfi gelir! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Hizmetten

Play Episode Listen Later Jul 18, 2023 5:54


Kur'an-ı Kerim, “Mü'min erkeklere söyle: (Kendilerine nikâh düşen kadınlar ve başka erkeklerin avret yerleri gibi, bakmaları haram manzaralar karşısında) bakışlarını kıssınlar ve mahrem yerlerini açmaktan ve gayrı meşrû ilişkilerden korusunlar. Böyle yapmaları, kendileri için en nezih ve en uygun davranış şeklidir. Muhakkak ki Allah, onların her davranışından, yaptıkları her hareketten hakkıyla haberdardır.” (Nur, 24/30) buyurmakta ve bir sonraki ayette aynı emirleri kadınlar için de tekrar etmekte; böylece inananları iffetli yaşamaya çağırmaktadır. Şu halde, her mümin elini, ayağını, gözünü, kulağını Allah'ın istemediği şeylere karşı korumak zorundadır. *Bediüzzaman Hazretleri “Helal dairesi geniştir, keyfe kâfi gelir. Harama girmeye hiç lüzum yoktur!” der. Mümin, meşru daire içinde yaşayıp gayr-i meşru sahaya nazar etmemeli, el uzatmamalı, adım atmamalıdır. İffetli bir insan, göz, kulak, el, ayak gibi bütün âzâların helal dairedeki lezzetleriyle iktifâ etmeli, hiçbir şekilde ve hiçbir yolla haram işlememeli, izzet ve haysiyetine dokunacak durumlardan da sakınmalıdır. Evet, o harama elini uzatmamalı, rüşvete tenezzül etmemeli; elini, ayağını, gözünü, kulağını, dilini, dudağını dünya sevdasıyla kullanmamalıdır. Mümin, Allah'ın verdiği o uzuvları ve nimetleri bütün himmetiyle O'na ulaşma istikametinde kullanmalıdır. *Hususiyle çoklarının dünyaya taptığı bu fesat asrında, “mü'minim” dedikleri halde dünyaya taptıkları, villalar arkasında koştukları, yattan yata geçtikleri, bir sarayı az görüp çeşitli sarayları kendileri adına dizayn ettikleri ve nifakın diz boyu, belki gırtlakta bir seviyeye ulaştığı bir dönemde, kendini iman ve Kur'an hizmetine adamış, milli ruhun ikamesine adamış, ruh ve kalb abidesini ikameye adamış insanlara düşen şey, başkalarının deli diyeceği kadar, dünya ve mâfihâyı elinin tersiyle iterek, ukbaya ve cemalullaha ölesiye bir iştiyakla müteveccih olmaktır. “Cennet çepeçevre nefsin hoşuna gitmeyen şeylerle kuşatılmıştır.” *Cennet insanın nefsaniyetine ağır gelecek şeylerle kuşatılmıştır. Onları aşacaksın. Dikenli tarlaları geçerken ayağına dikenler batacaktır fakat “Ohh, ayağıma diken battı ama Allah yolunda, Rasûlullah'la aynı sofrada, aynı yemeğe kaşık çalma yolunda, Cebrail ile el ele tutma yolunda, Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali ile aynı sofrayı paylaşma yolunda!..” diyeceksin. Meseleyi hep neticeye göre değerlendirdiğinizde dikenlerin batması bile size sunulmuş güller gibi gelecektir Allah'ın izniyle. *Evet, bu yolda mekârih (aklın zâhirî nazarına göre nâhoş, zor, çetin şeyler) yok demek değildir. Ama hedefte mekârihi hiçe indirecek ve sıfırlayacak öyle şeyler var ki!.. “Gelse Celâlinden cefa, yahut Cemâlinden vefa; ikisi de cana safa, lütfun da hoş kahrın da hoş.” diyecek ve Allah yolunda yürüyeceksiniz.

Mevlana Takvimi
PEYGAMBERİMİZ (S.A.V.)'İN ADININ MELEKÛT ÂLEMLERİNDE OKUNAN EZÂNLARDA ANILMASI - 24 HAZİRAN 2023 - MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Jun 24, 2023 3:14


Ebû Hüreyre (r.a.) demiştir ki: “Peygamberimiz (s.a.v.) buyurdu: “Âdem, Cennet'ten çıkarıldığı zaman Hind'e oradaki Serendip arzına indi ve yalnızlık sebebiyle korktu. O sırada Cebrail inerek ezân okudu: “Allâhü Ekber Allâhü Ekber! Eşhedü enlâilâhe illallâh (iki defa), eşhedü enne Muhammeden resûlüllah (iki defa)” diyerek nidâ etti. Âdem ona sordu: “Muhammed kimdir?” Cebrail (a.s.) de: “Senin evladından peygamber olanların en sonuncusudur” diyerek cevâp verdi.” Ali (r.a.) şöyle demiştir: “Allâhü Teâlâ Peygamberimiz'e Ezân'ı öğretmek istediği zaman, Cebrail (a.s.) Burak'a binerek geldi. Burak, önce O (s.a.v.)'i bindirmemek istedi. Cebrail (a.s.) ona dedi ki: “Sakin ol yâ Burak! Allâh (c.c.)'a yemin ederim ki Allâh indinde Peygamber (s.a.v.)'den daha kerim olan birisi sana binmiş değildir. Peygamberimiz (s.a.v.) Burak'a binerek tâ ilâhî huzura kadar yükseldi... Orada dururken perde arkasından bir melek çıkıp: “Allâhü Ekber Allâhü Ekber!” dedi. Perdenin arkasından o meleğe cevâben: “Kulum doğru söyledi, gerçekten Ben'den başka ilâh yoktur!” denildi... Melek tekrar: “Ben şehâdet ederim ki Muhammed Allâh (c.c.)'un resulüdür” diye şehâdette bulundu. Kendisine yine perde arkasından o meleğe cevâben: “Kulum doğru söyledi, ben Muhammed'i resûl olarak gönderdim” denildi. Melek: “Hayye ales-salâh, hayye alal-felâh! kad kâmetis-salâh!” dedi ve devamla: “Allâhü ekber Allâhü ekber!” diye nidâ etti. Perde arkasından: “Kulum doğru söyledi, ben en büyüğüm, ben yegâne büyük olanım!” denildi. Sonra melek: “Lâ ilâhe illallâh” kelime-i tevhidi ile ezânı bitirdi. Perde arkasından da: “Kulum doğru söyledi! Gerçekten benden başka ilâh yoktur!” diye cevâp verildi. Sonra Melek Peygamber (s.a.v)'in elinden tutarak O (s.a.v.)'i ileri götürdü, biraz daha ilâhî huzura yaklaştırdı. Semâvât ehline gelince, Âdem ve Nuh (a.s.e.) gibi peygamberler de o zaman göktekilerin arasında bulunuyorlardı. İşte o gün, şanı yüce Allâh sevgili Resûlü (s.a.v.)'in şerefini, gerek gök ehli olanlara karşı, gerek yer ehli olanlara karşı kemâle erdirmiştir.” (Celaleddin es-Suyuti, Nebî (s.a.v.)'in Mucizeleri ve Büyük Özellikleri, s.23)

Mevlana Takvimi
CENNETE İLK GİRECEK OLANLAR - 20 HAZİRAN 2023 - MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Jun 20, 2023 2:34


Cennet ehlinden Cennet'e ilk girecek olanlar, Resûlullâh (s.a.v.) ve onun ümmetinden olan salih mü'minlerdir. Çünkü onlar dünyada fitnenin kol gezdiği bir dönemde geldiler. Onlar yeryüzünde fitnenin alevlendiği bir zamanda yaşadılar. Öyle bir zaman diliminde yaşadılar ki yeryüzü fitneyle ve zevklerle doluydu ayrıca kıyâmet de yeryüzü bütün süslerini geri aldıktan sonra onların üzerine kopmuştu. Öyleyse bu şartlarda Resûlullâh (s.a.v.)'e tabi olanlar elbette ki cennet ehlinden olmak durumundadırlar. Bu Resûlullâh (s.a.v.)'e ve ümmetine olan ikrâmdır. Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmaktadır: “Allâhü Teâlâ Hazretleri Cennet'i yarattığı zaman Cibril (a.s)'a: “Git ona bir bak” buyurdular. O da gidip cennete baktı ve “Ey Râbbim! Senin izzetine yemin olsun, onu işitip de ona girmeyen kalmayacak, herkes ona girecek” dedi. Allâhü Teâlâ Cennet'in etrafını mekruhlarla çevirdi. Sonra “Hele git ona bir daha bak” buyurdu. Cebrail (a.s.) gidip bir daha baktı. Sonra da “Korkarım ona hiç kimse girmeyecek!” dedi. Cehennem'i yaratınca Cebrail (a.s.)'a: “Git bir de şuna bak” buyurdu. O da gidip ona baktı ve “İzzetine yemin olsun, işitenlerden kimse ona girmeyecektir” dedi. Allâhü Teâlâ onun etrafını şehvetlerle kuşattı. Sonra da “Git ona bir kere daha bak” dedi. O da gidip ona baktı. Döndüğü zaman “İzzetine yemin olsun ki tek kişi kalmayıp herkesin ona gireceğinden korkuyorum!” dedi.” (Ebû Davud) Hadiste bahsedildiği şekilde Cennet'in zorluklarla kuşatılmış olması, oraya girmenin ancak Allâh (c.c.)'a ve Resûlullâh (s.a.v.)'e tâbî olmak, nehiylerinden kaçınmak, nefsin hevâ ve heveslerine karşı koymak ve bu yolda karşılaşılacak bütün meşakkâtlere katlanmakla mümkün olduğunu ifade etmektedir.(Muhammed Mütevelli Şaravî, Kur'ânda Kıyâmet Sahneleri, s.167-168)

Mevlana Takvimi
İLK VAHİY - 10 HAZİRAN 2023 - MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Jun 10, 2023 2:40


Zamanımızın ilim sahipleri de bilir ki nebilere vahiy inmesinin başlangıcı salih rüya ile olagelmiştir. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz kırk yaşına geldiği, kendisine türlü feyizlerin eriştiği vakitlerde altı ay kadar rüya yoluyla vahiy gerçekleşmiştir. Yüce Allâh bu altı ay içinde peygamberine önce uykuda, sonra da uyanıkken vahyetti. Sonra kendine halvet, yalnızlık sevdirdi. Peygamberlik günleri yaklaştıkça Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz'in, meleklerin bile kapılıp gittikleri mübarek gözleri sıra dışı şeyler görmeye başlamıştır. Rast geldiği taş ve ağaç cinsi varlıklar gâyet fasih bir dille, “Selâm sana ey insanlığın efendisi” derlerdi. O vakitlerde alışkanlık haline getirdiği yalnızca oturmak ve kimseyle görüşmemekti. Yollarda giderken ve etrafında da hiç kimse yokken “Yâ Muhammed” şeklinde gaipten gelen sesten vehme düşer, bu vehimden kurtulmak için bir yerde kendini saklayıp gizlenirdi. Dünya nakışlarını gönül haritasından tamamen silip yok eder, halkın arasında bulunmak şeklindeki bağları keserdi. Bu yüzden hakkında, “Muhakkâk Muhammed Rabb'ine âşık oldu” dendi. Cebrail (a.s.)'ın gelişi ve Kur'ân âyetlerinin inişi yaklaştıkça insanlarla görüşmekten yüz çevirir, uzlet köşesine çekilmeyi yeğlerdi. Hira mağarasında kendini tevekkül ve takvâya verir, sabahlara kadar ibâdet ve duâ ile gözyaşı dökerdi. Günleri bu hal ile bir müddet geçip tertemiz gönlü kabiliyet feyziyle dolunca, Cibrîl-i Emîn (a.s.) kutlu peygamberlik elbisesini âlemlerin Râbb'inin Resûlü (s.a.v.) Efendimiz'in sırtına giydirmiştir. Akabinde de, “Bütün varlıkları yaratan Râbb'inin ismiyle başlayıp Kur'ân'ı oku.” (Alâk s. 1) manasındaki âyet-i kerimeyi tebliğ etmiştir. (Eyüp Sabri Paşa, Mahmudu's Siyer, s.65)

Tarih Köşesi
İslamiyet Tarihi: Miraç ve İsra Hadisesi

Tarih Köşesi

Play Episode Listen Later May 24, 2023 5:40


Bölümün Youtube videosu; https://youtu.be/5Jez01zRM6U Destek vermek isterseniz; Youtube linki: www.youtube.com/@yasinacarpodcast Patreon Hesabım: www.patreon.com/yasinacar/membership Instagram linki: www.instagram.com/yasinacar50 Kaynak; • Muhammed İbn Salih edDimaşkî, Subulu'l-hüda ve'r-reşad fi hedyi hayri'l-ibad, Beyrut 1993, (terc. Ebu Bekir Sifil), İstanbul 2011, c. III, s. 148. • 9 Bu bilgilerle ilgili rivayetler genel olarak sahih kabul edilmektedir. Bkz. Buhârî, Salât 1; Menakıbu'lEnsar, 42; Enbiya 5; Bed'u'l-halk 6; Müslim, İman 263. • Buhârî, Menakıbu'l-Ensar, 42; Müslim, İman 259; İmam Ahmed, Müsned, c. III, s. 148. • 13- İmam Zehebî, Sîre, Beyrut 1982, s. 154. • "Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti. Kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı. (Ey Müşrikler! Şimdi siz Peygamberin) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz? And olsun ki, o, Cebrail'i bir başka inişte daha (asli şekliyle) Sidretü'l-Münteha'nın yanında görmüştü. Me'va cenneti de Sidre'nin yanındadır. O zaman Sidre'yi kaplayan kaplamıştı. Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı. And olsun, o, Rabbinin en büyük alametlerinden bir kısmını gördü." (Necm, 53/8–10) • "Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed'i) gecenin bir kısmında Mescid-i Haram'dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya götüren Allah'ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir." (İsra, 17/1) • Buhârî, Tefsir (İsra Suresi), 3 (4709). Sütü tercih ettiğine dair kaydedilen hadislerin sahih olduğu ile ilgili olarak bkz. M. es-Sûyânî, es-Siretun Nebeviyye, c. I, s. 146 • Abdullah İbn Abbas'ın rivayetiyle gelen hadiste Resûlullah şöyle buyurmuştur: "Cebrail beni öyle yüksek bir yere çıkardı ki, orada kaza ve kaderi yazan meleklerin kalem cızırtılarını duymaya başladım" (Buhârî, Enbiya 5; Müslim, İman 263.

Mevlana Takvimi
HACAMATLA İLGİLİ HADİS-İ ŞERİFLER - 10 MAYIS 2023 - MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later May 10, 2023 2:43


Peygamber (s.a.v.) Efendimiz'in hacamatla ilgili çok sayıdaki hadîs-i şerîifi hacamatın önemini göstermektedir. Bu hadislerin bir kısmı şunlardır: “Miraçta, “Ya Muhammed (s.a.v.)! Ümmetine kan aldırmalarını emret. Kan aldırmada sizin için şifâ vardır'' demeyen meleğe rastlamadım.” (Tirmizî) “Hacamat, bütün hastalıklara şifâdır. Tedavi olduğunuz şeylerin en hayırlısı hacamattır. Kim hacamat yaptırırsa, herhangi bir tedavi görmemesinden, ona bir şey zarar vermez.” (Ebû Davud) “Boyundan ve kürek kemiği civarından hacamat olun.” Baştan hacamat (ona Peygamber (s.a.v.) Efendimiz “Can kurtaran” derdi) olmak, yedi derde şifâdır: Cinnet, baş ağrısı, cüzzam, baras, uyuklama, diş ağrısı, baş dönmesi.” (Ramuz el e-hadis) “Aman hacamat olun! Cebrail (a.s.) hacamatı o kadar tavsiye etti ki, mutlaka gerekli olduğunu düşündüm.” “Aç karnına hacamat aklı ve hafızayı ziyâde eder. Tok karnına hacamat olmak derttir.” “Ayın (hicri) 17, 19, 21. günlerinde, Perşembe, Pazartesi ve Salı, oruçlu iseniz de, hacamat olun. Cuma, Cumartesi, Pazar, Çarşamba günlerinden sakının. Kafa çukurundan hacamat unutkanlık getirir. Bundan sakının. Kim kan aldırırken Âyete'l-Kürsi'yi okursa, kan aldırmaktan fayda görür.” “Aç karnına hacamat daha iyidir. Bunda şifâ ve bereket vardır. Aklı ve hafızayı ziyâde eder.” “Perşembe günü Allâh (c.c.)'un bereketi üzerine hacamat olun. Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri hacamattan sakının. Pazartesi ve Salı hacamat olun. Çünkü bu günler Cenâb-ı Hâkk'ın Eyyub (a.s.)'a belâdan afiyet verdiği günlerdir. Çarşamba'dan da sakının. Zira Eyyub'un hastalığı bugün geldi. Cüzzam ve baras hastalığı Çarşamba günü veya gecesi meydana çıkar.” “Sıcağın şiddeti üzerine hacamatla istiane ediniz. Zira kan yoğunlaşır da adamı hasta eder, hatta öldürür.”

Mevlana Takvimi
MUCİZEVİ TEDAVİ YÖNTEMİ: HACAMAT - 30 NİSAN 2023 - MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Apr 30, 2023 2:37


Peygamber (s.a.v.)'in mübarek ağızlarından çıkan her bir kelimenin doktorlar için büyük tıp kitabı olduğunu hiçbir akıl sahibi inkar edemez. Nitekim günümüzde birçok alanda olduğu gibi tıp alanında da hadis-i şerifler sayesinde ilerleme kaydedilmekte, bazen de hadis-i şeriflerde haber verilen gerçeklere dolaylı yoldan ulaşılmaktadır. İnsanı ve hastalıkları yaratan Allâhü Teâlâ, yarattığı her derdin devâsını da yaratmıştır. İnsana düşen vazife bir yandan duâ ederken diğer yandan da hastalıklardan kurtulma yollarını arayıp tedavi olmaya çalışmaktır. Nitekim insanlara her konuda rehber olarak gönderilen Allâh Resûlü (s.a.v.) de hastalandığında, hekimlere tedavi olmuş, hastalanan ashabı için de hekimler çağırmış ve zamanın tedavi yöntemlerinden faydalanmıştır. O zamanın tedavi yöntemleri arasında en yaygın olarak kullanılan hacamat da Peygamberimiz (s.a.v.)'in sıkça başvurduğu bir tedavi uygulaması olup bizzat Cebrail (a.s.) tarafından kendisine ve ümmetine tavsiye edilen bir tedavi şekli olmuştur. Hacamat, binlerce yıldır dünyanın birçok yerinde koruyucu hekimlikte ve hastalıkların tedavisinde uygulanmış, günümüzde de dünyanın birçok yerinde alternatif tıpta en fazla tavsiye edilen tedavi metodu hâline gelmiştir.Hacamatta maksat, derinin altındaki akıcılığı olmayan kirli kanı ve dokular arasındaki sıvıda biriken atıkları belli yöntemlerle dışarı atmak suretiyle kanın rahatça dolaşmasını sağlamaktır. Kan aldırmak belli bir bölge veya herhangi bir organdaki aşırı kan hücumunu (basıncını) azaltmak için veya hasta bir organın kanını tazelemek için yapılır. Almanya'dan Çin'e Malezya'dan Kanada ve Avustural-ya'ya kadar bir çok ülkede tatbik olunan hacamatla kan alma yöntemine yöneliş, bilhassa son yıllarda dünyada gözle görülür bir şekilde artmıştır. Bunun sebebi ise hacamat ile tedavinin ÇOK BASİT, GÜVENİLİR ve İLAÇSIZ bir tedavi şekli olmasıdır. (Ömer Muhammed Öztürk, Misvâk ve Hacamat, s.47-50)

Mevlana Takvimi
KADİR GECESİ VE EFENDİMİZ (S.A.V.)'İN ALLÂH (C.C.) İNDİNDEKİ YÜCE KADRİ - 16 NİSAN 2023 - MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Apr 16, 2023 2:59


Enes bin Mâlik (r.a.) buyuruyor ki, Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz geçmiş insanların ömürlerine göre, kendi ümmetinin ömürlerinin kısa olması ve öncekilerin uzun ömürleri sebebi ile işledikleri amellere ümmetinin kavuşamayacağını düşünmesi ile, Allâhü Teâlâ ona bin aydan hayırlı olan Kadir gecesini ihsân buyurdu. Saîd bin Hasîb (r.a.): “Bir kimse Kadir gecesinde, yatsı namazında (cemaatte) hazır bulunsa, Kadir gecesinden nasibini almış olur” demiştir. Bir hadîs-i şerîfte: “Kadir gecesinde Kadir sûresini okuyan, Kur'ân-ı Kerîm'in dörtte birini okumuş olur” buyuruldu. Başka bir hadis-i şerifte bu gece okunacak şu duâ öğretilmiştir: “Allâhümme inneke afüvvün tühıbbül afve fa'fü annî” (Yâ Rabbi, muhakkak ki sen afvedicisin, afvı seversin, beni de afvet.) İbn-i Abbâs (r.a.)'den bildirilir: Kadir gecesi olduğunda, Allâhü Teâlâ, Cebrail (a.s.)'a yeryüzüne inmesini emreder. Sidre-i Müntehâ'da bulunan yetmiş bin melek de, ellerinde sancaklarla beraber onunla inerler. Yeryüzüne indiklerinde Cebrail (a.s.) ve melekler, sancaklarını dört yere dikerler. Bunlar, Kâ'be-i' Muazzama, Ravda-i Mutahhara, Beytü'l-Mukaddes Mescidi ve Tûr-i Sînâ Mescidleri'dir. Sonra Cebrail (a.s.) meleklere dağılınız der. Onlar da, içinde mü'min bulunan ev, oda ve gemilere girerler. İçinde köpek, domuz, şarap, cünüb ve resim bulunan eve girmezler. Melekler girdikleri evde tesbîh, takdîs ve tehlîl ederler. Hz. Peygamber (s.a.v.) ümmeti için sabaha kadar istiğfar ederler. Sabah olunca gökyüzüne yükseldiklerinde, dünya göğünde bulunan melekler onları karşılayıp, “Nereden teşrif ediyorsunuz?” derler. “Dünyâda idik. Çünkü bu gece Hz. Peygamber (s.a.v.)'in ümmetinin gecesi olan Kadir gecesi idi” derler. Dünya göğündeki melekler, “Allâhü Teâlâ, Hz. Peygamber (s.a.v.)'in ümmetinin istekleri için ne muamele buyurdu?” derler. Cebrail (a.s.) buyurur ki: “Allâhü Teâlâ onların sâlihlerini afv ve mağfiret etti. Sâlihlerini, günahkârlarına şefaatçi kıldı.” (Abdulkâdir Geylânî (k.s.), Gunyetü't-Tâlibîn, s.306-307)

Synergy Kendiyas
RAMAZANIN 15.GÜNÜ İÇİN SÖYLENEN HADİS İ ŞERİF BU RAMAZANIN 15. OLAN 07 NİSAN CUMA GÜNÜ MÜ MERAK EDİLEN SORUNUN GELEN CEVABINI SİZLERLE PAYLAŞIYORUZ. 03.04.2023 | Synergy Kendiyas |

Synergy Kendiyas

Play Episode Listen Later Apr 3, 2023 3:13


Ramazan ayının 15.inde gerçekleşeceği bildirilen hadis i şerifle ilgili gelen sorulara istinaden bu kaydı sizlerle paylaşıyoruz. Bu rivayetin bir başka şekilde şöyle; Ramazan ayında bir ses olur dediler ki Ya Resulallah başında mı ortasında mı sonunda mı olur? Buyurdu ki: Ayın ortasında olur. Ramazan'ın 15 cuma günü gece yarısında bu ses olur. 70000 kişi bayılır. Birçok bakirenin bakireliği gider. Birçok kişi kör olur dediler ki: Ya Resulallah, bundan kim kurtulur? Buyurdu ki: Evinde kalan secde yaparak Allah'a sığınan ve onun büyüklüğünü söyleyen kurtulur. Bu sesi diğer bir ses takip eder. İlk ses Cebrail'in Sesi 2-ci. Sese şeytanların sesidir. Ramazan'da ses şevvalde, kargaşa zilkadede, kabileler ayrışır, zilhiccede hacılara saldırı olur. Muharrem ayının başında belalar olur. Sonra da ümmetimin Mehdi ile fereci yani kurtuluşu olur.” diye taberaniye dayandırılan böyle bir hadis var. Bununla ilgili Cübbeli hoca yani Mehti aleyhisselamın olduğu dönemde olacak bir hadise diye diğer bir bilgi de bu. #synergykendiyas #ramazan #oruç Facebook: ⁠⁠⁠⁠⁠⁠https://www.facebook.com/SynergyKendiyas⁠⁠⁠⁠⁠⁠ İnstagram: ⁠⁠⁠⁠⁠⁠https://instagram.com/synergykendiyas⁠⁠⁠⁠⁠⁠ Youtube: ⁠⁠⁠⁠⁠⁠https://www.youtube.com/channel/UC_xe-4OhrGjeQkX9dWA96fQ⁠⁠⁠⁠⁠⁠ TikTok: https://www.tiktok.com/@synergykendys Yaay: https://yaay.com.tr/SynergyKendiyas Twitter: ⁠⁠⁠⁠⁠⁠https://twitter.com/SynergyKendiyas?t=rF3t1yDh7eLgUg_Djh5khQ&s=0⁠⁠⁠⁠

Mevlana Takvimi
ORUÇLUNUN DİKKAT ETMESİ GEREKLİ OLAN ŞEYLER-2 - 29 MART 2023 - MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Mar 29, 2023 3:02


5. Ramazân'ın Gün ve Gecelerini Daha İyi Değerlendirmek: İbn-i Abbas (r.a.), Hz. Peygamber (s.a.v.)'in Ramazan'ını şöyle anlatıyor: “Resûlullâh (s.a.v.), Ramazân'da her gece Cebrail (a.s.) ile karşılaşır, onunla Kur'ân-ı Kerîm müzâkere ve mukâbelesinde bulunurdu.” (Buhârî) Bize gereken, Ramazan'ı zikir, tesbih, salavât-ı şerîfe getirmek ve istiğfar etmek sûretiyle değerlendirmek, Hz. Peygamber (s.a.v.)'i izlemek düşüncesiyle de Kur'ân'dan ve âlimlerden istifâde etmektir. Çünkü ilim amelden önce gelir. İlim de zaten ilk ameldendir. Farzlardan önce farz olan ilimdir. Zira uygulanması farz olanın bilinmesi farzdır. 6. Kur'ân-ı Kerîm'den ve Hadîs-i Şerîflerden Gereğince İstifade Etmek: Kur'ân-ı Kerîm'in hem lafzını tecvid kaidelerine uyarak okumak hem de imkân nispetinde meâl ve tefsiri ile manasından istifâde etmek gerekir. Kur'ân-ı Kerîm mukâbelesine bir ay katılınca tecvidle ilgili hatalar düzeltilir ve güzel okuma becerisi kazanılabilir. 7. Belli başlı Zikir ve Duâlardan Vird Edinmek: Evde tuvalete girerken, çıkarken, elbise giyerken, evden çıkarken, eve girerken, yatarken, kalkarken, yemek yemeden önce, yedikten sonra okunacak duâlar belli ve uygun yerlere önce asılır, yüzünden okunur, ezberlendikten sonra kaldırılır. Ayrıca belli başlı duâlar cebimizde durur, yeri gelince cebimizden çıkarılır, okunur, sonra da ezberlenir. Meselâ ezân duâsı, sabah akşam okunması tavsiye edilen Seyyidü'l-İstiğfâr yazılır okunur. Zikirlerden de bellibaşlı olanları öğrenilir ve günlük olarak gelirken-giderken arabada, yürürken, otururken ve yatarken okunur. Meselâ: “Sübhânallâhi ve bihamdihî sübhânallâhi'l-azîm” “Sübhânallâhi ve'l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber” “Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehülmülkü ve lehülhamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr.” “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh” “Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minezzâlimîn” “Estağfirullâhe'l-azîm ve etûbü ileyhi” “Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin ve sahbihî ve sellim” (www.mevlanatakvimi.com)

Mevlana Takvimi
ORUÇLUNUN DİKKAT ETMESİ GEREKLİ OLAN ŞEYLER-1 - 28 MART 2023 - MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Mar 28, 2023 2:37


1. Sahura Kalkmak: Hz. Peygamber (s.a.v.) şu tavsiyede bulunmuştur: “Sahura kalkınız. Çünkü sahur yemeğinde bereket vardır.” (Buhârî) Çocuklar, derunleri temiz olduğu için o berekete katılmak isterlerse engel olunmamalıdır. 2. İftarı Acele Etmek: Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Ümmetim iftarı acele edip, sahuru da geciktirdikleri sürece hayır üzerindedir.” (Buhârî) İftar vakti olunca önce iftar edilmeli yani önce oruç açılmalı sonra namaz kılınmalıdır. Sahuru da imsâkla bitirilmelidir. 3. İftarda Dua Etmek: Bu vakitte yapılan duâ geri çevrilmemektedir. Allâh'ın Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Üç kimse vardır ki duâları reddolunmaz: İftar anında oruçlu olanın, âdil devlet başkanının ve mazlumun duâsı. Allâh bunu (mazlumun duasını) bulutların üstüne kaldırır, göğün kapılarını ona açar ve Râbb Teâlâ: “İzzetim hakkı için, bir zaman sonra da olsa öcünü almakta mutlaka sana yardım edeceğim” buyurur.” (Tirmizî) 4. Fakirlere İkrâm Etmek: Zeyd b. Hâlid el-Cühenî (r.a.)'den, Hz.Peygamber (s.a.v.): “Oruçlu bir kimseyi iftar ettiren, oruçlunun alacağı ecir kadar ecir alır, oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmez” buyurmuştur. (Tirmizî) Hz. Peygamber (s.a.v.), Ramazân ayında infâkını arttırırdı. Hadîste şöyle anlatılmaktadır: “Hz. Peygamber (s.a.v.) hayır yapmada insanların en cömerdi idi. Ramazan ayında Cebrail (a.s.) ile karşılaştığı zaman ise en cömert davranandı.” (Buhârî) Bize gereken, Peygamberimiz (s.a.v.)'in yaptığı gibi ihsânı ve ikrâmı, infâk ve tasadduku Ramazan ayında daha çok arttırmaktır. İkrâm edene Allâh (c.c.) ikrâm eder. Şüphesiz Allâh (c.c.) hem maddî hem manevî ikrâm eder. Allâh'ın ikrâmı da kendi zâtına uygun olur. (www.mevlanatakvimi.com)

Mevlana Takvimi
BERÂT GECESİ - 04 MART 2023 - MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Mar 4, 2023 3:03


Berât gecesini ibâdetle ihyâ etmek, mendup ve müstehabdır. Berât gecesini ihyâ edene, cennet vacip olur. Berât gecesi bütün bir yılın günâhına keffarettir. Berât gecesinde Yüce Allâh hayrı yağmur gibi yağdırır. Duâların geri çevrilmeyeceği beş geceden birisidir. Peygamberimiz (s.a.v.): “Şaban ayının yarısı olduğunda, gecesini namazla, gündüzünü de oruçla geçiriniz” buyurmuştur. İbâdetle ihyâ, gecenin çok kısımında veya bir saatinde olsun ibâdetle, Kur'an-ı Kerîm veya hadis-i şerif okumak veya dinlemekle, tesbih çekmek, duâ etmek ve salavât getirmekle meşgul olmaktır. Yüce Allâh, Berât gecesinde mü'min kullarına rahmet nazarıyle bakar, bağışlanmak isteyenleri bağışlar, rızık dileyenleri rızıklandırır, dertlere uğrayanlara şifalar ihsân eder. Fakat bu gece, müşriklerin, kindarların, akrabaları ile ilişkilerini kesenlerin, sahip olduğu dünyalıkla gururlananların, ana ve babalarına asi olanların, içki düşkünlerinin yüzlerine bakmaz. Nebî (s.a.v.) Berât gecesinde uzun uzun ibâdet eder, secdeye kapanınca uzun müddet secdede kalır ve; “Allâh'ım azâbından afvına, gazâbından rızana sığınıyor, senden yine sana sığınıyorum. Senin şanın yücedir. Sana yaptığım senâyı, senin kendine yaptığın senâya denk bulmuyorum. Ben sana yaraşır bir surette hâmd etmekten acizim” diyerek niyazlarda bulunurdu. Hz. Aişe (r.anhâ) o zamana kadar hiç işitmediği bu duâdan söz açınca, Peygamberimiz (s.a.v.): “Ey Âişe! Demek onların farkında oldun” buyurdu. Hz. Âişe (r.anhâ): “Evet Yâ Resûlallâh” deyince Peygamberimiz (s.a.v.): “Siz bunları hem öğreniniz, hem de öğretiniz. Çünkü bunları secdede zikretmemi, bana Cebrail (a.s.) (Allâh (c.c.)'den alarak) emretti” buyurdu. Atâ bin Yesâr (r.âleyh)'den yapılan rivayette: “Şa'ban'ın on beşinci gecesinde de bir senelik işler takdîr olunur, ayrılır, ta'yîn olunur. Bir kimse evinden ayrılıp yolculuğa çıkar. Halbuki onun da adı yaşayanlar defterinden, ölüler defterine geçirilmiştir” diye beyân olunmuştur. (M. Asım Köksal, Sohbetlerim, s.361-362)

Mevlana Takvimi
ASIL MARİFET GELMEYENE GİTMEK - 09 ARALIK 2022 - MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Dec 9, 2022 2:52


Ebû Hüreyre (r.a.) anlatıyor: Resûlullâh (s.a.v.) bana şöyle buyurdu: “Yâ Ebâ Hüreyre, şüpheli işlerden sakın; insanların en abidi olursun. Kanaatkar ol; insanların en çok şükredeni olursun. Kendin için sevdiğini insanlar içinde sev; mü'min olursun.Sana komşu olanın komşuluk haklarını gözet ki, tam Müslüman olasın. Gülmeyi azalt; çok gülmek kalbi öldürür.” Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu: “Allâh (c.c.)'a ibâdet edin. O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanındaki arkadaşa, yolda kalmışa, idareniz altındakilere, kölelere iyilik edin...” (Nisâ s. 36) Burada yakın komşu, akraba olan komşudur. Uzak olan komşu ise akraba olmayan komşudur. Ebû Hüreyre (r.a.) Resûlullâh (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu anlatıyor: “Cebrail, komşuyu bana o kadar anlatırdı ki, komşu komşuya mirasçı olacak sandım.” Hasan Basrî (r.a.) anlattı: “Komşunun komşuya eziyet etmemesi iyidir; ama daha iyisi komşudan gelen eziyete sabredip katlanmaktır.” Amr b. As (r.a.) şöyle anlattı: “Ziyarete gelene gitmek, gelmeyene gitmemek marifet değildir. Karşılık vermek, her insaflının yapabileceği şeydir. Asıl önemli olan gelmeyene gitmektir. Eziyet edene de şefkât duymaktır. Kendisine yumuşak davrananlara yumuşak davranan yumuşak huylu değildir. Cahillik edenlere de uygun hareket eden halîm değildir. Çünkü bu da mukâbil bir harekettir. Asıl yumuşak huyluluk hem halîmlere hem de kendini bilmezlere karşı halîm selim davranmaktır. Enes b. Mâlik (r.a.) Resûlullâh (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu anlattı: “Kıyâmet Günü, bir komşu diğer komşuya yapışır ve şöyle der: Yâ Rabbi! Sen bu kardeşime bol nimet verdin, bana da az verdin. Ben, aç kaldım; o tok uyudu. Hele ona bir sor: Niçin bana kapısını kapadı? Ona verdiğin bol ihsandan niçin beni mahrum bıraktı?” (Ebu'l-Leys Semerkandî, Tenbihu'l Gafilîn, s.151-154)

Yeni Şafak Podcast
Tamer Korkmaz - Meral Hanım, Siyasi Tarih dersinden nasıl sınıfta kaldı?

Yeni Şafak Podcast

Play Episode Listen Later Dec 6, 2022 4:37


Akşener, yeri geldiğinde siyasi rakiplerine “Tarih öğretmeni olarak hatırlatmak isterim!” diyerek itiraz etmeyi pek sever.  Oradan ilhamla… Bu defa, “Siyasi Tarih” dersi için kendisini “tahtaya” çağırıyoruz!  Meral Hanım, Sözcü yazarına söyledikleri ile öylesine çuvalladı ki… “Hazreti Musa değil, Hazreti İbrahim; kız değil, erkek; Ayşe değil, İsmail; Azrail değil Cebrail; keçi değil, koç! Ben bunun neresini düzelteyim?” kıssasını hatırladık! 

Hizmetten
O'nu size fısıldamaya geldik | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Hizmetten

Play Episode Listen Later Oct 23, 2022 5:30


Bu video 21/08/2016 tarihinde yayınlanan "TEVEKKÜL İÇİNDE SABREDECEĞİZ!.." isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel... Meccânen Allahım.. meccânen.. meccânen!.. Konuya dönelim: وَلَكِنَّ اللهَ يَمُنُّ عَلَى مَنْ يَشَاءُ مِنْ عِبَادِهِ “Allah, kullarından dilediğine meccanen lütuflarda bulunur.” Var ya el-Kulubu'd-Dâria'da: اَللَّهُمَّ خَلَقْتَنِي مَجَّانًا، وَرَزَقْتَنِي مَجَّانًا، فَاغْفِرْ لِي مَجَّانًا “Allah'ım, beni meccânen yarattın.. Allah'ım, beni meccânen rızıklandırdın.. Meccanen de mağfiret buyur!” Çoğaltabilirsiniz; Allah'ım, beni meccânen Müslüman yaptın.. meccânen insan şeklinde yarattın.. meccânen Hazreti Muhammed'e ümmet yaptın.. meccânen âhirzamanda “kardeşlerim!” dediği zümre içinde gönderdin.. meccânen din-i mübin-i İslam'a hizmet etme imkanları verdin.. meccânen bir cemaat-i uzmâ içinde -şom ağızların “terör örgütü” demesine bakmayın-, nâm-ı Celîl-i İlahî'yi güneşin doğup battığı her yere götürmeye kararlı bir cemaat içinde beni yarattın.. meccânen.. meccânen… Allah'ım, biz karşılığını ortaya koyamasak bile bu işi tamamlamayı da meccanen bize lütfeyle.. Kereminle, lütfunla, Nâm-ı celil-i sübhanîni, Nâm-ı celil-i nebevîyi, güneşin doğup battığı, hatta Kıtmir'in mülahazasıyla, Güney Kutbu'ndaki penguenlere kadar götürmeyi nasip et. Onlara da fısıldayalım: “Biliyor musunuz penguenler! Muhammedun Rasûlullah.. Allah'ın şanlı, nâmlı, nişanlı, adlı, ünvanlı bir kulu vardı! İnsanlık, O'nunla ışığa gözlerini açtı.. O'nu size fısıldamaya geldik. Buralarda da fısıldayalım O'nun adını buralar, bu buzullar da duysun!..” Peygamberler sözlerine devam ederler: وَمَا كَانَ لَنَا أَنْ نَأْتِيَكُمْ بِسُلْطَانٍ إِلاَّ بِإِذْنِ اللهِ “Size hemen bir sultan (delil, mucize, burhan) getirmek de bizim elimizden gelmez.”. Zira mucize, bildiğiniz gibi, Peygamberin, dava-i nübüvvetini ispat etmek üzere, Peygamberin eliyle Allah'ın yarattığı harikulade şeydir. Birilerinin gözünün açılmasını ve hakka hakikate uyanmasını sağlamak üzere velinin vilayetini izhar etmek için o velinin eliyle, onun gayret ve iradesini ortaya koymasıyla, Allah'ın yarattığı hârikulade şeye de “kerâmet” denir. Hazreti Pîr bir basamak aşağıya çekerek ona “ikrâm” diyor. İsterseniz bir basamak daha aşağıya çekerek “kerem” diyebilirsiniz. “Kereme teveccüh” de diyebilirsiniz.. Şahsınız hakkında düşünürken böyle düşünmeniz uygun olabilir. “Başkasına değil, tevekkül edeceklerse mü'minler, ancak Allah'a tevekkül ederler!” Bu, peygamber mülahazası.. Onlar “metluv” veya “gayr-ı metluv” vahiy ile konuşuyorlar; hevâ-i nefislerine göre konuşmuyorlar: وَمَا يَنْطِقُ عَنِ الْهَوَى إِنْ هُوَ إِلاَّ وَحْيٌ يُوحَى عَلَّمَهُ شَدِيدُ الْقُوَى ذُو مِرَّةٍ “O, asla heva ve hevesinden konuşmaz; O'nun size söyledikleri, ancak kendisine vahyolunan vahiyden ibarettir. (Kur'ân'ı) O'na o pek güçlü ve kuvvetli (Cebrail) öğretti; pek metin, kemal ve üstün melekeler sahibi.” (Necm, 53/3-6) Diyorlar ki: وَعَلَى اللهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ “Başkasına değil, ancak Allah'a tevekkül eder mü'minler.” Evet, وَعَلَى اللهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ denmek suretiyle, “alâ” harf-i cerri, lafz-ı celâle başında hasr ve inhisara delalet ediyor: “Başkasına değil, tevekkül edeceklerse mü'minler, ancak Allah'a tevekkül ederler!”

Mevlana Takvimi
GIYBET ÖLÜ ETİ YEMEKTİR - 15 EKİM 2022 - MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Oct 15, 2022 2:56


Ebû Hüreyre (r.a.) şöyle anlattı: Resûlullâh (s.a.v.) sordu: “Gıybet nedir? Bilir misiniz?” “Allâh (c.c) ve Resulü (s.a.v.) daha iyi bilir” dediler. Şöyle buyurdu: “Din kardeşini sevmediği bir şeyle anarsan gıybetini etmiş olursun.” Sahabelerden biri sordu: “Dediğim ayıbı kendisinde görürsem ne olur?” Şöyle buyurdu: “Dediğin şey onda varsa gıybet olur, yoksa yalan söylemiş, iftira etmiş olursun.” Bir rivâyette Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Mirâca çıktığım gece bir topluluğa rastladım. Yanlarından etleri kesiliyor, lime lime edilip kendilerine yedirlliyordu. Ve onlara şöyle deniliyordu: “Daha önce kardeşinizin etini yediğiniz gibi bunu da yiyiniz.” Cebrail (a.s.)'a sordum: Bunlar kimdir? Bunlar, ümmetinden gıybet edenlerdir.” İbrahim b. Edhem (r.âleyh) hazretleri bazı kimseleri ziyarete çağırdı. Oturunca birini çekiştirmeye başladılar. Şöyle buyurdu: “Bizden öncekiler yemeğe ekmekle başlardı. Siz etle başladınız.” Ebû Ümame Bahilî (r.âleyh) şöyle dedi: “Kıyamet günü kul, amel defterine baktığı zaman işlemediği bazı iyilikler görür. Sorar: “Bunlar nereden geldi Yâ Râbbi?” Şu cevâbı alır: “Haberin olmadan insanlar gıybetini etti. (Onların sevâbı alınıp sana verildi).” Allâh (c.c.) âyet-i kerîmede buyurmuştur ki: “Ey imân edenler! Zannın birçoğundan sakının; çünkü zannın bazısı günâhtır.” (Hucûrât s. 12) Süfyan der ki: “Zan iki türlüdür: 1. Günâh olan zan. 2. Günâh olmayan zan. Günâh olan zan, konuşularak dile getirilen zandır. Günâh olmayan zan, konuşulmayan kalpten gecen zandır. Âyetin devamını okuyalım: “Casusluk etmeyiniz.” (Hucurat s. 12) Yâni, kardeşinizin gizli yanını araştırmayınız. “Bâzınız, bazınızın gıybetini etmesin. İçinizden biri, ölü kardeşinizin etini yemeyi sever mi? İşte bundan tiksindiniz.” (Hucurat s. 12) Yâni, ölü etini yemekten nasıl kaçarsanız kardeşinizi, arkadaşınızı arkasından hoşlanmayacağı bir sözle anlatmaktan da öyle kaçınınız. (Ebu'l-Leys Semerkandî, Tenbihu'l Gafilîn, s.174-181)

Mevlana Takvimi
YAPTIĞI İŞİN FIKHINI BİLMEYEN FAİZE DÜŞER - 26 EYLÜL 2022 - MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Sep 26, 2022 2:52


Abdullah bin Mes'ûd (r.a.) buyuruyor ki, alışveriş, ya'nî ticâret ilmini bilmeyen faiz yer. İstese de, istemese de bundan kurtulamaz. Resûlullâh (s.a.v.) buyurdu ki: “Bile bile bir dirhem gümüş değerinde faiz yemek, otuz zinâdan daha çok günâhdır.” (Mişkât) Sahîh-ül Mahrec'de, Ebû Hüreyre (r.a.)'in bildirdiği hadîs-i şerîfte: “Mi'râc gecesinde, bana, karınları anbarlar gibi şişmiş insanlar gösterdiler. İçleri yılanla dolu olup, dışardan görünürlerdi. Cebrail (a.s.)'a, “bunlar kimlerdir” dedim. Cebrail (a.s.), “bunlar faiz yiyenlerdir” buyurdu” buyurulmuştur. Birisi, İmâm-ı Âzam (r.a.)'in huzûruna geldi. “Ey müslümanların imâmı! Benim için zühde dâir bir kitab yaz da, okuyayım” dedi. İmâm-ı Âzam ona alışveriş bilgileri hakkında bir risâle yazdı. O kimse, “sizin bu yazdıklarınız, çarşıda pazarda iş yapan kimseleri ilgilendirir. Bunun zühdle ne alâkası vardır” deyince, Hz. İmâm: “Herkesin yiyecek ve giyeceğe ihtiyâcı vardır. Bunların alışveriş yolunu bilmedikçe, meşru olmamak tehlikesi ile başbaşadır. Böyle olunca, tâati noksan, şübheli olur, kabul edilmez, çalışmaları boşa gider. O ise, sevâb ve karşılık aldığını zanneder, halbuki azaba dûçâr olacaktır” buyurdu. Allâhü Teâlâ: “Onlar, o kimselerdir ki, dünyâ hayâtında yaptıkları çalışmalar boşa gitmiştir; halbuki güzel bir iş yaptıklarını sanıyorlar” (Kehf s. 104) buyuruyor. Herkes kendi sanat ve mesleğine âid emir ve yasakları bilmelidir ki, bununla satın alacağı yiyecek nurlu olsun, ibâdet lezzetini duysun ve bu kazancında bereket bulunsun. Bu kazançta, el işte, gönül Allâhü Teâlâ'da olmalıdır. Kazanç, arada sadece bir sebebdir. Yoksa hakîkâtte rızkı veren Allâhü Teâlâ'dır. Ama her işi sebeble yapması âdet-i ilâhîsidir. Sen rızkı, kendi çalışmandan bilme! Nitekim fetvâlarda diyor ki, “bu iki altın bilek bende oldukça, benim rızkım azalmaz” demek küfürdür. (Muhammed Rebhami, Riyâdü'n-Nâsihîn, s.315)

Kerem Önder
Dinde aşırı gidenler! / Kerem Önder

Kerem Önder

Play Episode Listen Later Aug 21, 2022 54:06


Dinde aşırı gidenler! مَا أَنزَلْنَا عَلَيْكَ الْقُرْآنَ لِتَشْقَى “Biz bu Kur'an'ı sana güçlük çekesin diye indirmedik.” (Tâhâ 2) يُر۪يدُ اللّٰهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلَا يُر۪يدُ بِكُمُ الْعُسْرَۘ “Allah sizin için kolaylık ister, güçlük istemez.” Bakara 185 Allah'ın kulları için kolaylaştırdığı dini, kulların Allah adına zorlaştırma yetkisi yoktur. Peygamber Efendimiz dini tebliğde daima kolaylık yolunu tutmuş ve ashâbına da bunu sıkça tavsiye etmiştir. “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; müjdeleyiniz nefret ettirmeyiniz” (Buhârî, İlim 11; Müslim, Cihâd 5) emri onun ana prensibi idi. Dine davet için gönderdiği görevlilere bunu daima hatırlatırdı. “Allah beni zorlaştırıcı ve şaşırtıcı değil, öğretici ve kolaylaştırıcı olarak gönderdi” (Müslim, Talak 29) Bu âyet, yeryüzünde İslâm'ı tebliğ görevi yapanlara da Allah katından bir tesellidir. Hz. Ömer'in müslüman oluşunun hemen öncesinde indirilmişti. Ömer'in müslüman olması, bu sûrenin ilk âyetlerini okumasıyla gerçekleşti. Hz. Peygamber (s.a.s) teheccüd namazlarında bir ayağı üzerinde duruyordu. Cenâb-ı Hak ona, iki ayağı üzerinde durmasını emretti. Hz. Peygamber (s.a.s), ayakları şişinceye kadar gece namazı kılmıştı. Bunun üzerine Cebrail (a.s) ona, "{Biraz da) nefsine (zaman) bırak. Çünkü onun da, senin üzerinde bir hakkı var" dedi. Buna göre ayetin manası, "Biz, Kur´ân´ı sana, hep ibadet ede ede nefsini helak etmen ve ona büyük bir meşakkat vermen için indirmedik. Sen ancak dosdoğru, lekesiz ve hoşgörülü bir din ile gönderildin" şeklinde olur. Bazı alimler de şöyle demişlerdir: "Bu ayetten muradın, "Kendine eziyet etme ve nefsine, şu kâfirlerin küfrüne üzülerek, azâb etme. Şüphesiz ki Biz, Kur´ân´ı sana, ancak onunla öğüt veresin (uyarasın) diye indirdik. Binâenaleyh kim iman eder ve kendisini düzeltirse, kendisi içindir. Kim de inkâr ederse, onun inkârı seni hüzünlendirmesin. Sana düşen ancak tebliğ etmektir" manası olması muhtemeldir. Bu, "Onlar mümin olmayacaklar diye neredeyse kendine kıyacaksın" (Şuara, 3) ve "Onların sözleri seni hüzünİendirmesin" (Yûnus. 76) ayetlerinde anlatıldığı gibidir. Ayet, "Şüphesiz ki sen, kavminin küfründen ötürü kınanacak değilsin" manasınadır. Bu, "Onların üzerine musallat (bir adam) değilsin"(Gâşiye,22) ve "Sen onlar üzerine (görevli) bir vekil değilsin"{En´am, ıo?) ayetlerinde olduğu gibidir. Yani, "Sen onlara tebliğ ettikten sonra, onları küfürlerinden sorumlu değilsin, günahlarından dolayı sorgulanmazsın" demektir. Kurtuluşun Yolu, Şu 5 Farza Uymakladır: Farz-ı evvel: İlim Farz-ı sânî: İ'tikâd Farz-ı sâlis: Amel Farz-ı râbi': İhlâs Farz-ı hâmis: Beyne'l-havf ve'r-recâ (ümit ile korku arasında) olmak Abdullah İbnu Amr İbni'l-Âs (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e benim "Hayatta kaldığım müddetçe vallahi gündüzleri oruç tutacağım geceleri de namaz kılacağım" dediğim haber verilmiş. Beni çağırtarak: "Sen böyle böyle söylemişsin doğru mu?" dedi. "Annem babam sana feda olsun, evet böyle söyledim ey Allah'ın Resûlü" dedim. "İyi ama, dedi, sen buna güç yetiremezsin, bazan oruç tut, bazan ye; gece kalk, uyu da. Ayda üç gün tut (bu yeter), zira hayırlı işleri Allah on misliyle kabul ederek ücret veriyor. Bu üç gün, aynen yıl orucu yerine geçer" buyurdu. Ben: "Söylediğinizden daha fazlasına güç yetiririm" dedim. "Öyleyse, dedi, bir gün oruç tut, iki gün ye" Ben tekrar "Bundan başkasına da güç yetiririm" dedim. "Öyleyse, dedi, bir gün tut, bir gün ye. Bu Hz. Dâvud aleyhisselam'ın orucudur. Bu en kıymetli oruçtur -veya en efdal oruçtur." Ben yine: "Ben bundan daha fazlasına güç yetiririm" dedim. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Bundan efdali yoktur" buyurdu. (Buhârî, Savm 54, 55, 56, 57, 58,59, Teheccük 7, 19, Enbiya 37, Fedâilu'l-kur'ân 34, Nikâh 89, Edeb 84, İsti'zan 38; Müslim, Sıyâm 181-194, (1159); Ebu Dâvud, Sıyâm 53, (2425); Nesâî, Sıyâm 76, (4, 209-210); Tirmizî, Savm 57, (770)

Mevlana Takvimi
KAÇIŞI OLMAYAN SON - 02 AĞUSTOS 2022 - MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Aug 2, 2022 2:37


Âyet-i kerîmede şöyle buyrulur: “Sizi ilk önce çamurdan yaratan, sonra ölüm zamanını hüküm ve takdir kılan O'dur. Bir de yanında, ecel-i müsemma (Âhiret eceli) vardır. Sonra da (gerçek böyle iken ba's hakkında) hâlâ şüphe ediyorsunuz.” (En'âm s. 2) Rivâyet edilir ki: Cenâb-ı Hâkk, Âdem (a.s.)'ı halketmek istediği vakit, Cebrâil (a.s.)'a yerden bir miktâr toprak getirmesini emretti. Yer: “Senden Allâhü Teâlâ'ya sığınırım, benden bir şey eksiltme!” dedi. Cebrâil (a.s.) da bir şey almaksızın Hâkk Teâlâ'ya döndü: “Yâ Rabbi! Sana sığınınca ona dokunmaya teeddüb ettim.” dedi. Özür diledi. Sonra Cenâb-ı Hak Mikâil (a.s.)'ı gönderdi. O da eli boş döndü ve i'tizâr etti. Allâhü Teâlâ müteakiben Azrâil (a.s.)'ı vazifelendirdi. Yer ondan da istiâze etti. Fakat Azrâil (a.s.); “Ben de emrine muhalefet etmekten Allâhü Teâlâ'ya sığınırım” dedi. Ve yerin beyaz, siyah ve kırmızı toprağından aldı. Bu sebeble Âdemoğullarının renkleri çeşitli oldu. Sonra bunu suyun tatlısı, acısı ve tuzlusuyla yoğurdu. Bu sebeple de Âdemoğullarının ahlâk ve tabiatları çeşitli oldu. Toprağı Râbb'ine getirdi. Allâhü Teâlâ: “Senden önce Cebrail ve Mikâil'i göndermiştim. Onlar yere merhamet ettiler, sen etmedin. Âdem'i bu getirdiğin topraktan yaratacağım. Rûhları kabzetmeye de seni me'mûr ettim.” buyurdu. İbn-i Abbas (r.a.) der ki: “Herkesin iki eceli vardır. Biri ölümüne kadar, diğeri dirilmesine kadardır. Eğer kişi takvâ sâhibi olur da sıla-ı rahim yaparsa, dirilme ecelinden alınıp, ömür eceline katılır. Günahkâr olur da sıla-ı rahmi yapmazsa, ömür ecelinden alınıp, dirilme eceline verilir.” (Ayıntabî Mehmed Efendi, Tibyân Tefsiri, c.2, s.6-7)

Osman Sungur Yeken
Gözyaşlarınızı Tutamayacağınız Bir Hikaye - Abdullah İbn Mes'ûd

Osman Sungur Yeken

Play Episode Listen Later Jun 10, 2022 17:04


Kur'an'ın 4 mualliminden biri, Kur'an-ı Cebrail'in okuyuşu ile okuyan, Peygamber efendimizi (sav) ağlatan, Kur'an'ın tercümanı, ilim dolu küpcük, cesur çoban Abdullah ibn Mesud'u konuştuk.

Mevlana Takvimi
SÛ-İ HATİME (KÖTÜ SON) TEHLİKESİ - 27 MAYIS 2022 - MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later May 27, 2022 2:36


İnsanların en bahtiyarı son nefesinde îmânını muhafaza edendir. Çoğu vaktini ibâdet ve taatle geçirdiği halde, sonunda îmânsız giden az değildir. Hadîs-i şerîfte buyruluyor: “Kul, cehennem ehlinin amelini işlemişken, tövbe-i sahihaya muvaffâk ve işlediği salih amellerle cennet ehlinden olur. Veya cennet amelini işlemişken, gazâbı İlâhi'yi davet eden seyyiat sebebiyle cehennem ehlinden olur. Amellerin sonucuna itibar olunur.” İşte insan son nefesinde îmân nurunu muhafazaya muvaffâk olmak için, bütün kötülüklerden, günâhlardan el çekmelidir. Büyük günâhlar, nimetin tağyirine sebep olur. Küçük günâhlarda ısrarın da kötü akibetle neticelendiği çok görülmüştür. Bilhassa günâhlardan uzaklaşmaksızın, tövbe etmeden vefat edenlerde sû-i hatime ihtimâli pek fazladır. Zira İblis, ölümün sarsıntı ve şiddetinden istifadeyi ganimet bilir. Îmân nurunu çalmak için her vesveseye teşebbüs eder. Nitekim hadîs-i şerîfte: “Ölümünden önce şeytân gelip, Nasranî veya Yahudî dînini ikrar ve tasdik ettiğin halde vefât et diye iğfale (aldatma) teşebbüs eder.” buyurulmuştur. Cenâb-ı Hâkk, kullarına şu duâyı ta‘lim buyurmuşlardır: “Ey Râbbimiz, bizi dîn-i müstakîme hidâyet ettikten sonra, ölüm halinde kalbimizden îmânı selb etme!” Cenâb-ı Hâkk, kuluna hidayet dilerse, son nefeste, Cebrail (a.s.), râhmeti İlâhiye ile yetişir ve yanından şeytanları kovar. O halde kul, nâil olduğu nimet ve müjdeden büyük bir sevinç ve memnunluk duyar. Biraz önce işaret ettiğimiz gibi, son nefeste îmân nurunu muhafaza edebilmek müşkül, hüsn-i hâtime (güzel son) ancak Cenâb-ı Hâkk'ın fazl ve keremiyledir. Tövbe-i nasûha muvaffâk olmak, tâate yönelmek, insanı iyi sonuca ulaştıracak tek yoldur. (Mehmet Şakir Çörüş, İrşadü'l Gafilîn, s.272)

Hizmetten
“Dehâ için intihap yoktur!” | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Hizmetten

Play Episode Listen Later May 26, 2022 9:47


Bu video 12/03/2017 tarihinde yayınlanan "İDEAL DÜNYANIN HAK ÜÇGENİ" isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel... İstişare, mü'min bir toplumun en bariz alâmeti ve İslâm'a gönül vermiş bir cemaatin en önemli hususiyeti olmalıdır. Üçüncü olarak; وَأُمُورُكُمْ شُورَى بَيْنَكُمْ “İşleriniz, kendi aranızda meşveret sistemine, istişare sistemine bağlı yürüyorsa!..” Her meseleyi “kolektif şuur”a müracaat ederek çözmeye çalışıyorsanız.. problemlerinizde mutlaka “çok akıl”a müracaat ediyorsanız… Bu öyle bir sistemdir ki, vahiy ile müeyyed olan enbiyâ-ı izâm bile; Hazreti Nuh, Hazreti Hûd, Hazreti Sâlih, Hazreti İbrahim, Hazreti Musa, Hazreti İsa ve Efendiler Efendisi Hazreti Muhammed Mustafa (sallallâhu aleyhi ve sellem) vahiy ile müeyyed oldukları halde, her şeyi kendilerinden öğrenen insanlarla meseleleri meşveret ediyorlar. Avamca izah ederken, şöyle diyebilirim: “Benim çıraklarım! Hele gelin şu meseleyi sizinle bir istişare edelim; nasıl buluyorsunuz bunu?!. Her şeyi benden öğrenenler, vahy-i semavî vasıtasıyla; hele gelin çıraklar, talebelerim benim!..” Size hiç öğretmenleriniz öyle dedi mi: “Çocuklar, şu meseleyi sizinle bir istişare edelim! Bizim yaptığınız -böyle- akıllıca bir şey mi; yoksa öğretmen olarak delice bir şey mi yapıyoruz? Bir de sizin fikrinizi alalım!” Evet, her meselesini meşverete havale ederek çözümü orada arayanlar… İnsanlığın İftihar Tablosu (sallallâhu aleyhi ve sellem), verdiği kararlarda milimi milimine isabetli karar veriyordu. Hani “dehâ” için derler ki: “Dehâ için intihap yoktur!” Söz, bu. Dâhî bir insan, bir mevzuda karar verdiği zaman, şip-şak o, yerine oturmuş olur. “Şip-şak” da halk ifadesi, rahatsız olmadınız inşaallah. Enbiyâ-ı izâmın, insanlığı aşkın, insanı aşkın “fetânet”leri, dehâyı bilmem kaç adım geride bırakan bir dinamizmdir, bir güç kaynağıdır. Fakat düşünün; bu tabiat, bu fıtrat, bu firâset, bu kiyaset, meselelerini hallederken, “meşveret”e müracaat ediyor. Sadece küçük bir örnek; hadise itibariyle küçük değil fakat Siyer felsefesi açısından örneklerden bir tane örnek: Allah Rasûlü, Uhud'a çıkacağı zaman, rüyada görüyor; olup bitecek şeyleri görüyor. Enbiyâ-ı izâmın rüyaları, aynıyla çıkar; “gayr-ı metlüv vahiy” gibidir; yani, Cebrail araya girmeden, Allah'ın (celle celâluhu) onlara göstermesiyle görürler. Resmeder Allah (celle celâluhu); o resim, onların nöronlarına mı, hipofiz bezine mi, talamus bezine mi, hafızasına mı akseder?! Şuuraltı müktesebatın dışa vurması değil; Freud'ca bir mülahaza o. Ve onlar kalkar, bir yönüyle, ona göre hareket ederler. “Allah Rasûlü, Medine'de taş taşın üstünde kalmayacağını bilseydi, meşveretin hakkını vermek için yine Uhud'a çıkardı.”

Kuran Time
Cebrail O'nunla Buluştuğunda | Efendimiz'le (s.a.v.) Tanışalım - B24

Kuran Time

Play Episode Listen Later May 19, 2022 6:08


Tek seferlik bağışlarınız için: https://gofund.me/873fa74d YouTube kanalımızın "KATIL" (JOIN) özelliğine üye olan takipçilerimiz bu videonun metin haline ulaşabilecektir: https://www.youtube.com/channel/UCYNV...

tek bulu unda efendimiz cebrail
Mevlana Takvimi
DİN KARDEŞİNİN ETİNİ YEMEK: GIYBET HASTALIĞI - 14 NİSAN 2022 MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Apr 14, 2022 2:59


Peygamber (s.a.v.) Efendimiz bizlere gıybeti açık bir şekilde tarif etmişlerdir. Bu konuda Efendimiz (s.a.v.); “Gıybetin ne olduğunu biliyor musunuz?” buyurur. Oradakiler, “Hayır! Bunu ancak Allâh (c.c.) ve Resûlü (s.a.v.) bilir” derler. Efendimiz (s.a.v.), “Din kardeşini kerâhet duyduğu ve nefret ettiği bir şeyle anmaktır” buyurur. Bir Sahabi (r.a.), “Din kardeşimde gördüğüm bir şeyi söylemiş olursam ne olur?” deyince, Efendimiz (s.a.v.), “Söylediklerin doğru ise gıybet yaptın. Yalan ise, iftira ettin demektir” buyurmuşlardır. (Müslim) Efendimiz (s.a.v.) bizlere gıybet yapmamamızı vasiyet etmişlerdir. Bunun din kardeşinin etini yemek, ırzına dil uzatmakla aynı olduğunu bildirmişlerdir. Nitekim Ebû Davûd (r.âleyh) şu hadîsi anlatır: “Cebrail (a.s.) ile birlikte göklere yükselirken, tırnakları bakırdan olan birtakım insanların, yüzlerini ve göğüslerini tırmaladıklarını gördüm. Bunların kimler olduklarını Cebrail (a.s.)'a sordum. Bana, “Bunlar gıybet yaparak insanların etlerini yiyenler ve ırzlarına sataşan kimselerdir” dedi.” Taberanî (r.âleyh) şu hadisi anlatır: “Efendimiz (s.a.v.)'in yanında oturan bir kimse, kalkıp gider. Âshâb (r.a.e.) adamın güçlükle kalktığını görünce, “Amma da zayıf ve halsiz” derler. Efendimiz (s.a.v.) onlara, “Böyle konuşmakla, bir din kardeşinizin etini yemiş oldunuz, gıybetini yapmış oldunuz” buyururlar.” Yine Taberanî şu hadîsi anlatır: “Adamın biri, Efendimiz (s.a.v.)'in meclisinden kalkar. Meclistekilerden biri, o kimsenin aleyhinde konuşur. Efendimiz (s.a.v.) o kimseye, “Kalk ağzını ve dişlerini temizle” der. O kimse, “Neden? Zira ben ne et ne de ona benzer bir şey yedim” der. Efendimiz (s.a.v.) de, “Çünkü sen, kardeşinin etini yedin” buyururlar.” İmâm Ahmed (r.âleyh) anlatır: “Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Cehennem'de birtakım insanların leş yediklerini görür. Yanında bulunan Cebrail (a.s.)'a: “Bunlar kimlerdir?” diye sorar. Cebrail (a.s.), ”Bunlar insanların etini gıybet yaparak yiyenlerle insanların namusuna dil uzatanlardır” der.” (İmâm Şaranî, Büyük Ahidler, s.976-977)

Kur'an Mealleri
53.Necm Suresi (Arapça: سورة النجم) Hasan Basri Çantay KHMK sesli Kur'an Hakim Meali Kerim

Kur'an Mealleri

Play Episode Listen Later Feb 11, 2022 7:54


Sure, “necm” kelimesi (yıldız veya yıldızlar) ve Allah'ın yıldızlara yemin etmesiyle başladığından dolayı bu adı almıştır. [1] Yeminle başlayan surelerin dokuzuncusudur. Aynı şekilde dört Azaim surelerin (secde edilmesi farz olan sureler) üçüncüsüdür. Son ayetinde (62. ayet) secde etmek vaciptir. [2] Farz Tilavet Secdesine Sahip Necm Suresi, içinde tilavet secdesi (Secde ayeti) olan 4 sureden biridir. [3] Tilavet secdesi farz olan surelere “Azaimi” (En üstün ) sureler denilmektedir. [4] Secde tilaveti olan sureleri okumanın hükümlerinden bir diğeri de cünüp şahsın, secde tilaveti olan sure ve ayet-i kerimeleri okumasının haram olmasıdır. [5] [6] Ayet sayısı bazı karilere göre 62 ve bazı karilere göre ise, 61 veya 60'dır; ancak birinci görüş daha doğrudur. Sure, 359 kelime ve 1432 harften oluşmaktadır. Mushaf'taki sırasına göre elli üçüncü ve iniş sırasına göre ise, yirmi üçüncü suredir ve Kur'an-ı Kerim'in 27. cüz'ünde yer almaktadır. [7] Sure, Mekke'de inmiştir. Hacim olarak mufassal surelerden ve tıval kategorisinde bulunmakta ve yarım hizip kadardır. [8] Bazılarının inancına göre, Necm Suresi, Peygamber Efendimiz'in (s.a.a) Mekke'de aleni olarak, İslam'a davet etmeye başladığı zaman yüksek sesle ve aşikârca okuduğu ilk suredir. [9] İçeriği Bu sure Hz. Muhammed Efendimizin (s.a.a) miracına (5. ayetten 18. ayete kadar) değinmiş ve Peygamber Efendimizin (s.a.a) “Kavseyn” katından daha da yukarı dereceye çıktığını haber vermiştir (bunun ilk bölümü İsra Suresi'nde zikredilmiştir). Müşrik ve putperestlerin, hurafe içerikli inanç ve ibadetleri. Tövbenin istifade şartları. Allah'ın özel lütuf ve mağfireti. İnsan amellerinin her iki cihandaki neticesi. Geçmişte yaşamış bazı kavim ve toplulukların yaşantısından kesitler, surede sunulmaktadır.[10] Tarihi Rivayetler ve Öyküler Necm Suresi, 7-18. ayet-i kerimelerde Allah Resulü'nün (s.a.a) Miraç'a yükselme öyküsü beyan edilmiştir. Bu ayetlerde, Peygamber Efendimiz'in (s.a.a) Sidretü'l Muntaha'ya ve Cennetü'l Me'va'ya yaklaştığına ve Yüce Allah'ın bazı nişanelerini gördüğüne işaret edilmektedir. Yine aynı şekilde 50-53. ayet-i kerimelerde Ad, Semud, Nuh ve Lut kavimlerinin helak edilişlerine işaret edilmektedir. Meşhur Ayetler وَمَا يَنطِقُ عَنِ الْهَوَى إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْيٌ يُوحَى Ve kendi dileğiyle söz de söylemedi. Sözü, ancak vahyedilen şeyden ibaret. Necm Suresi / 3 ve 4) Tefsir-i Numune'ye göre, Allah Resulü (s.a.a) heva ve hevesiyle konuşmaz. Bu konu sadece Kur'an ayetleriyle sınırlı olmadığı gibi, Resulullah'ın sünneti olan ‘‘söylem ve eylem''ini de kapsamaktadır. [12] Bu esas üzere bazıları bu ayet-i kerimeyi, Peygamber Efendimiz'in (s.a.a) Sünneti'nin muteber olduğuna delil ve kanıt olarak sunmaktadır. [13] Yine aynı şekilde Peygamber Efendimiz'in (s.a.a) ismet makamını ve masum olduğunu ispatlamak için bu ayet-i kerime kullanılmaktadır. [14] El-Burhan Tefsiri'nde bu konu hakkında farklı rivayetler nakledilmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.a) İmam Ali'nin (a.s) menzileti ve halafiyeti hakkında konuştuğunda, bazıları Allah Resulü'nün (s.a.a) amcaoğlu hakkında heva ve havesiyle konuştuğunu söylediler. İşte bundan dolayı Necm Suresi'nin ilk ayetleri nazil oldu. [15] ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّى فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَى Sonra yaklaştı, yakınlaştı. İki yay kadar kaldı araları, yahut daha da yakın. (Necm Suresi / 8 ve 9) Miraç olayını anlatan ayetler arasında 8. ve 9. ayet-i kerimeler, Peygamber Efendimiz'in (s.a.a) Yüce Allah ile arasında olan mesafeden bahseden en meşhur ayetlerdir. Bazıları, Allah Resulü (s.a.a) ile araları ‘‘İki yay kadar kaldı'' cümlesinden maksadın Peygamber Efendimiz (s.a.a) ile Cebrail arasındaki mesafenin olduğunu söylemişlerdir. [16] Bazıları da fasıla ve mesafeden maksadın, Peygamber Efendimiz (s.a.a) ile Allah-u Teâlâ arasındaki ‘‘Manevi Şuhud'' olduğuna inanmaktadır. [17] وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَانِ إِلَّا مَا سَعَى Ve gerçekten de insan, ancak çalıştığını elde eder. (Necm Suresi / 39) Tefsir'de şu şekilde beyan edilm

ge bu ve allah hakim baz kur sonra yine lut nuh kerim arap sesli cennet mekke suresi manevi ayet tefsir secde muntaha cebrail mekke'de kur'an kerim'in
Mevlana Takvimi
YA HANNÂN YA MENNÂN DİYE NÎDÂ EDENLER - 05 ŞUBAT 2022

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Feb 5, 2022 2:56


Bir hadîs-i şerîfte Allâh Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Cehennemde bir kul bin sene yâ Hannân, yâ Mennân” diye nida eder. Bunun üzerine Allâhü Teâlâ, Cebrail (a.s.)'a: “Kulumu getir” buyurur. Cebrail (a.s.) gider ve cehennem halkını yüzleri üzerine baş aşağı çevrilmiş görünce geri döner ve: “Ey Rabbim ben o kulu göremedim” der. Allâhü Teâlâ: “O kul şu ve şu yerdedir” diye yerini tarif eder. Bunun üzerine Cebrail (a.s.) kulun yanına gelip onu Allâh (c. c.)'un manevi huzuruna getirir.” Allâhü Teâlâ kula: “Ey kulum, yerin ve uyuman nasıldır?” buyurur. O kul: “En kötü yer, en şerli uyumaktır” der. Bunu takiben Allâhü Teâlâ: “Kulumu geri çevirerek yerine götürün” buyurur. O kul da: “Ey Râbbim sen beni ateşten çıkardıktan sonra tekrar beni oraya göndereceğini ummuyordum” der. Bunun üzerine Yüce Allâh “Kulumu serbest bırakın” buyurur. Yani sonra bu kul Allâh (c.c.)'un râhmetiyle cennete girer.” Bir başka hadîs-i şerifte ise şöyle buyrulmuştur: “Hiçbir kâfir ve hiçbir mû'min yoktur ki Cennet'te de, Cehennem'de de bir konağı olmasın. Cennet ehli Cennet'e, cehennem ehli de cehenneme girdikleri zaman Cennet, cehennem ehline kaldırılıp gösterilir, Cennet'teki konaklarını görürler. Kendilerine “Şâyed siz, Allâhü Teâlâ'ya tââtle amel etmiş olsaydınız işte bunlar sizin konaklarınızdı” denilir. Sonra: “Ey Cennet ehli! İşte iyi amelleriniz sâyesinde, bunlara siz vâris oldunuz” denilir. Ve bu konaklar Cennet ehli arasında taksîm olunur.” (İmâm Şaranî, Ölüm, Kıyâmet, Âhiret ve Âhirzaman Âlametleri, s.291) BİR MECELLE KAİDESİ ÖĞRENELİM Bir kelamın i'mali mümkün olmaz ise ihmâl olunur. (Mecelle k. 62) Yani, bir söze gerçek veya mecaz mana verilemediği takdirde artık bu söze itibar edilmez. Mesela bir kimse kendisinden yaşça büyük birisine bu benim oğlumdur derse, bu söze itibar edilmez. (www.mevlanatakvimi.com)

Mevlana Takvimi
KUR'ÂN MUCİZESİ - 24 OCAK 2022 MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Jan 24, 2022 3:03


Yüce Allâh, Kur'ân-ı Kerîm'in Hz. Peygamber (s.a.v.)'in eseri olmadığını ve Hâkk Teâlâ tarafından nazil olduğunu ispatlamak için ve inkarcılara ağız açtırmayacak bir şekilde susturmak için şöyle buyururlar: “(Ey Resûlüm) De ki: Yemin olsun, eğer insanlar ve cinler bu Kur'ân'ın benzerini getirmek üzere toplansalar, birbirlerine yardımcı da olsalar, yine onun benzerini getiremezler” (İsrâ s. 88) Kur'ân-ı Kerîm'in terkibi, fesahât ve belâgâtı, eskimeyen yeniliği, gâybdan haber vermesiyle beşerin erişemeyeceği şekilde veciz olduğu kadar, ilmi bakımdan da vecizdir. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz'in bulunduğu zamanlarda hiçbir kimsenin bilmediği konular hakkında Cenâb-ı Hâkk şöyle buyuruyordu: “O kafir olanlar görmediler mi ki, göklerle yer bitişik olduğu halde, biz onları ayırdık. Hayatta olan her şeyi sudan yarattık. Halâ inanmıyorlar mı?” (Enbiya s. 30) Göklerin ve yerin birbirinden ayırdıklarını o zaman bilen, ne bir kişi ne de bir müessese vardı. Güneşin kendi ekseni etrafında ve sabit bir merkezde döndüğünü, bu hareketin oluşumuyla meydana gelen güçten genel çekimle fezâdaki düzenin sağlandığını 14 asır önce bilen var mıydı? Ümmi olan bir Nebî (s.a.v.)'in Allâh (c.c.)'un kelâmından bu bilgileri Cebrail (a.s.) vasıtasıyla öğrenip diğer insanlara bildirmesi hem Kur'ân'ın, hem de Peygamberimiz (s.a.v.)'in varlığına (Hakk olduğuna) işâret değil midir? Bu konuda Kur'ân-ı Kerîm şöyle buyuruyor: “Güneş kendi ekseni etrafında kararlaştırılmış bir vakit için dönmektedir. Ayın da zamanını ve yörüngesini tayin ettik. Nihayet görünüşü eski hurma dalının yay şeklini almıştır. Ne güneşin aya yetişmesi mümkün olur, ne gece gündüzü geçer. Hepsi (güneş, ay ve yıldızlar ayrı ayrı) bir felekte (yörüngede) yüzerler.” (Yasin s. 38-40) (Mehmed Çağlayan, Ehl-i Sünnet ve Âkâidi, s.129-130)

Anti-Shirkist's Podcast
Yaşar Nuri Öztürk Din Bilim Darwin Evrim Teorisi İbni Miskeveyh 12.03.2009 - Fatih Altaylı Teke Tek

Anti-Shirkist's Podcast

Play Episode Listen Later Jan 3, 2022 29:54


https://youtu.be/9NxkR1-FKWM 12 Mart 2009'da Konuğun Yaşar Nuri Öztürk Konunun da Evrim ve İslam olduğu Fatih Altaylı ile Teke Tek Programının İkinci Kısmınının Özeti Programda İsmi Geçen İslam Literatüründeki Evrim Düşünürleri ve Evrimle İlgili Eserleri: - İbni Miskeveyh (d.940 - ö.1030) - *El-Fevzü'l-Asğar Kitabı (Türkçe Çevirisi Var) - İbrahim Hakkı Erzurûmî (d.1703 - ö.1780)- *Marifetname - Mevlana (d.1207 - ö.1273)- Mesnevi (Yaşar Nuri *Mevlana Celaleddin Rumi ve İnsan Kitabı'nın 188. ile 201. sayfaları arasındaki Mevlana ve Evrim Bölümünden bakılabilir.) *Başında Yıldız işareti olan kitaplar ile Yaşar Nuri Öztürk Kur'an meali program esnasında Yaşar Nuri Öztürk'ün önünde sıralı duran kitaplardır. Program İçeriği: Yaşar Nuri Öztürk Din Bilim Darwin İlişkisini ve Evrim Teorisiyle ilgili İlahiyat Çevresindeki Yanlış Tutumu Ağır Eleştiriyor. Tubitak Kapağındaki Darwin resminin neden senelerce durduktan sonra 2009 yılında o dönem neden kaldırıldığını soruyor ve cevap olarak da bu işin planlı bir şekilde yapıldığını vurguluyor. Ancak burada stratejik hata yapıldığını Darwinden Yüzyıllar önce İbni Miskevey'in Kurandan Yola çıkarak Evrimle İlgili kitap yazdığını yani buradaki puan hakkının doğu medeniyeti olduğunu söylüyor. Yaşar Nuri Öztürk eğer evrim teorisi fikrine gerçekten karşılarsa fikrin sahibine sövün diyerek rest çekiyor ancak müslüman dünyasındaki önemli bir ilim adamına kimsenin laf atamayacağını söylerek burada kahpelik yapıldığını ortaya koyuyor. Bu açıklamaları yaptıktan sonra, Yaşar Nuri hoca İbni Miskeveyh - *El-Fevzü'l-Asğar Kitabı'ndaki Evrim Teorisini (Tekamülünü) izleyicilerle paylaşarak önce bitkiler oluştuğunu, sonra hurma ağacı aracılığıyla tekamül ile hayvanlar oluştuğunu hayvanlardan da maymun aracılığıyla insanların hayvansal bedeni oluştuğunu; bu noktadan sonra ise Allah'ın ruhundan üfleyerek insanların iç benliklerini ruhlarını oluşturduğunu ve bu sırada Cebrail ile Peygamberlerin devreye girdiğini açıklıyor. Daha sonra programda 19. yy'da da İbrahim Hakkı Erzurûmlu'nun İbni Miskevey'in bu mirasını geliştirerek Darwinden daha gelişmiş bir evrim teorisi oluşturduğundan bahsediliyor. Ayrıca Mevlana'nın da bedensel tekamülü dile getirildiğinden bahsediliyor ve hoca kendi kitabında Mevlana ve Evrim bölümünde Mevlana'nın eserinde Tekamül görüşünü derlediğini söylüyor (yukarıda sayfa ayrıntısı var). Son olarak programın birkaç yerinde Karafi'nin oluşturduğu Güçler Ayrılığı ilkesi de örnek gösterilerek batının kaynak göstermeden aşırmış olmasından dem vuruluyor. NOT: 12 Mart 2009 Tarihli Teke Tek Videosunun ikinci kısmı özetlenerek Yaşar Nuri Öztürk'ün Evrimle ilgili düşünceleri derlenip haber yapılmıştır. İçerikten habercilik maksatıyla yararlanılmış olup Youtube'da İçeriğin sahibi olan HaberTürk Tv Kanalında bu Videonun bozulmamış tek parça tam olarak orijinal halini izlemek için tıklayınız: https://youtu.be/aGT7sAepDcc?t=3418 #yaşarnuri #darwin #evrim #teketek #fatihaltaylı #şirkkarşıtı --- Send in a voice message: https://anchor.fm/sirkkarsiti/message

Mevlana Takvimi
KABİRDEN ŞEYTÂN ÇARPMIŞ GİBİ KALKANLAR - 13 EKİM 2021 MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Oct 13, 2021 2:45


Allâhü Te‘âlâ buyurdu: “Ribâyı (faizi) öyle kat kat artırılmış olarak yemeyin, Allâh (c.c.)'dan korkun, ta ki muradınıza eresiniz.” (Âl-i İmran s. 130) Allâhü Te‘âlâ buyurdu: “Ribâ (faiz) yiyenler kendilerini şeytan çarpmış birer mecnundan başka bir halde kabirlerinden kalkmazlar. Böyle olması da onların alım satım da ancak riba gibidir demelerindendir. Halbuki Allâh alış verişi helâl, ribayı haram kılmıştır.” (Bakara s. 275) Katade (r.a.): “Faiz yiyen, kıyâmet gününde deli olarak diriltilecek. Bunun böyle olması diğer insanlar onun tefeci olduğunu bilmeleri içindir.” buyurmuştur. Ebû Saîd el-Hudrî (r.a.)'dan Resûl-i Ekrem (s.a.v.)'in şöyle anlattığı rivâyet olunmuştur: “Mirac gecesi bir topluluk gördüm, her bir adamın karnı kocaman bir ev gibi öne doğru çıkmış bir halde Firavun hanedanının yolları üzerinde dizilmişlerdi. Firavun hanedanı ise akşam sabah cehenneme arzolunurlar. Firavun hanedanının ne işiten, ne de laf anlayan ürkmüş develer gibi sağa sola koşuştuklarını, bu adamlar hissettiklerinden yollarından çekilmek istiyorlardı. Fakat karınlarının aşırı derecede büyüklüğü bana imkân vermiyordu. Firavun hanedanı onları da kendi içlerine katarak ateşe doğru hem giderken hem de dönerken birlikte azab olunuyorlardı. İşte bu adamların dünya ile ahiret arasında bir geçit yeri olan kabirdeki azabları bu idi. Cebrail (a.s.)'a: “Bunlar kimlerdir?” diye sordum. Cebrail (a.s.): “Bunlar faiz yiyenlerdir, kabirlerinden şeytan çarpmışcasına kalkacaklardır” cevâbını verdi.” Resûl-i Ekrem (s.a.v.) buyurdu: “Bir toplumda faiz yaygınlaşırsa muhakkak içlerinde delilik çoğalır, bir millette zinâ zuhur ederse içlerinde öletlik (farkedilir derecede çok ölüm) belirir. Bir kavim, tartı ve ölçüde hile yaparsa Allâh (c.c.) kendilerinden yağmuru keser, senelerce kıtlığa maruz kalırlar.” (İmâm Şemsüddin ez-Zehebî, İslâm Şeriatinde Büyük Günâhlar, s.41-42)

Mevlana Takvimi
CENÂB-I HÂKK'IN İKRÂMI: MEZİD GÜNÜ - 12 EKİM 2021 MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Oct 12, 2021 2:48


Ebû Hüreyre (r.a.) diyor ki: “Günahkârın elindeki dünyalığa imrenilmesin. Onun peşinde amansız bir takipçi vardır ki, onun durumu şu âyetle anlatılır: “...Onların varacağı yer cehennemdir ki, ateşi yavaşladıkça biz onun alevini artırırız.” (İsra s. 97) Enes (r.a.) anlatıyor: “Resûlullâh (s.a.v.)'e Cebrail (a.s.) geldi. Elinde parlak bir ayna vardı. Aynanın ortasında da siyah bir benek bulunuyordu. Resûlullâh (s.a.v.) sordu: “Yâ Cebrail, bu beyaz ayna nedir?” Cebrail (a.s.) anlattı: “Bu ayna cumadır. Bu siyah nokta ise, cuma içindeki bir saattir. Sen ve ümmetin sizden evvelki ümmetlere bakarak değer kazandınız. O cuma içinde bir saat vardır ki, hangi mü'min o saatte, Allâh (c.c.)'dan bir iyilik dilerse, mutlaka, Allâhü Te‘âlâ onun duâsını kabul buyurur. Hangi kötülükten Allâh (c.c.)'a sığınsa, Allâhü Te‘âlâ onu o kötülükten korur. Cuma günü bizim gözümüzde günlerin efendisidir. Ahiret halkı ona “mezid günü” der.” Resûlullâh (s.a.v.) sordu: “Mezid günü nedir?” Cebrail (a.s.) şöyle anlattı: “Rabbin Firdevs cennetinde bir vadi yarattı. Orada miskten bir tepe vardır. Cuma günü olunca, o tepenin çevresi, nurdan minberlerle donatılır. O minberlere peygamberler çıkarlar. Ayrıca, yakut ve zebercedle süslü altın minberler de vardır. Bunlara da sâdıklar, şehitler ve sâlihler çıkarlar. Cennet köşklerinde oturanlar da iner, hâmd ve senâ ederler. Bu sırada Allâhü Te‘âlâ onlara şöyle buyurur: “Benden ne isterseniz, bugün isteyin.” “Senin rızânı istiyoruz” derler. Fakat Allâhü Te‘âlâ tekrar şöyle buyurur: “Sizden razıyım. Sizden razıyım ki, ihsan evime aldım. Benim size bir ihsanım daha var.” Bundan sonra, onlara zâtı ile tecelli eyler. Hepsi de O (c.c.)'u görürler. İşte mezid budur. Hem de fazladan ikramdır. Bu ikram karşısında onlara cuma gününden daha sevimli bir şey olmaz. (Ebu'l Leys Semerkandî, Tenbihu'l Gafilîn, s.71-74)

Kuran Time
Kadir Suresi Tefsiri | Kadir Gecesi ve Anlamı

Kuran Time

Play Episode Listen Later Jun 15, 2021 8:48


İnsan için yenilenme ve diriliş vesilesi olan ramazan ayında saklı bulunan Kadir Gecesi, insanlığın sonsuz saadetine vesile olacak fırsatlarla gelmektedir. Yüce Allah, Kur'an'da Kadir Gecesi'nin bin aydan hayırlı olduğunu bildirmektedir. (Kadr, 97/3.) Peygamber Efendimiz de, “…Bu ayda öyle bir gece vardır ki bin aydan daha hayırlıdır. Bu gecenin hayrından mahrum kalan, bin ayın hayrından mahrum kalmış gibidir.” (Nesâî, Sıyâm, 5.) buyurarak Kadir Gecesi'nin önemine vurgu yapmaktadır. Bin ay yaklaşık seksen yıl, seksen yıl ise bir ömürdür. Bunun için Kadir Gecesi'nde yapılan ibadet ve taatler seksen yıllık bir ömür boyunca yapılanlara bedeldir. Her ne kadar bazı âlimlere göre bu ifadeler kesretten kinaye olsa da, bir yönüyle Allah'ın rahmetinin ve lütfunun da bir tecellisi, müminler için geri çevrilmeyecek bir kapı niteliğindedir. Bir hadis-i şerifte geçmiş ümmetlerin uzun ömürlü olmaları sebebiyle fazla sevap kazanmalarına karşılık Müslümanlara da Kadir Gecesi'nin verildiği belirtilmiştir. (Malik, İ'tikaf, 6. Ayrıca geniş bilgi için bkz. Mustafa Uzun, “Kadir Gecesi”, DİA, XXIV, 124-125.) Bu hususiyet başka hiçbir geceye verilmemiştir. Öte yandan Kur'an'da dile getirilen ilahi müjdeler, başta Hz. Cebrail olmak üzere meleklerin fecre kadar yeryüzünde dualara, zikirlere ve tilavetlere ortak olmalarıyla taçlandırılmaktadır. #KadirGecesi #Kuran #Tefsir #Dua #Meal

Mevlana Takvimi
SAHÂBE'DEN ADDAS (R.A.) - 11 HAZİRAN 2021 MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Jun 11, 2021 2:32


SAHÂBE'DEN ADDAS (R.A.) Şeybe b. Rebia'nın azatlısıdır. Mavsıl köylerinden biri olan Ninova halkından bir Hristiyan idi. Taif'te Peygamber (s.a.v.) ile karşılaştı. İbn İshâk şöyle demiştir: “Şeybe ve Utbe Taif'te idiler. Peygamber (s.a.v.) Taiflileri İslâm'a çağırdığında reddettikleri zaman bu ikisi şahit olmuşlardı. Addas (r.a.)'e dediler ki: “Şu üzümden bir salkım al, tabağa koy ve şu adama götür, yemesini söyle.” Addas (r.a.), kendisine verilen talimatı yerine getirdi. Resûlullâh (s.a.v.), elini tabağa uzatınca: “Bismillah” dedi. Addas (r.a.), şaşırdı ve şöyle dedi: “Bu sözü, bu beldelerin ahalisi söylemez.” Bunun üzerine kendisinin Allâh'ın Resûlü olduğunu ona anlattı. O da onu sıfatlarından tanıdı. Addas (r.a.), Resûlullâh (s.a.v.)'in üzerine kapandı. Başını, ellerini ve ayaklarını öptü. Addas (r.a.) dönünce, ona şöyle sitem ettiler: “Yazıklar olsun sana ey Addas! Sakın bu adam seni dininden çıkarmasın.” Süleyman et-Teymi şöyle demiştir: “Bize ulaştı ki, Allâh (c.c.)'un Resûlullâh (s.a.v.)'i özel kıldığı ilk şey Hira'da gösterdiği rüyadır. O, kavminin ilâh dedikleri şeylere yaptıklarından firar ederek Hira'ya çıkardı. Cebrail (a.s.) ona nazil olarak yaklaşmış, o da korkmuştu. Hatice (r.anhâ) ona dedi ki: “Müjdelen! Sen bu ümmetin peygamberisin. Nitekim evlenmeden önce bana hizmetçim ve rahip Bahira bunu haber vermişlerdi.” Sonra onun yanından çıkıp rahibe gitmiş ve o da ona: “Şüphesiz Cebrail Allâh'ın Resûllerine gönderdiği güvenilir elçisidir.” demişti. Sonra onun yanından ayrılıp Utbe b. Rebia'nın Ninova'lı Hıristiyan kölesi Addas (r.a.)'e gitti ve ona anlattı. Addas (r.a.) şöyle dedi: “O (Cebrail) Allâh ile peygamberleri arasında emini, Musâ ve İsâ (a.s.)'ın arkadaşıdır.” (İbnu Hacer el-Askalânî, el-İsabe (Seçkin Sahabeler), s.161-162)

MyMecra Podcast
Allah'ın Konuştuğu Peygamber: Hz. Musa - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer

MyMecra Podcast

Play Episode Listen Later Jun 1, 2021 21:13


Serdar Tuncer ile “Biri Bir Gün” uzun bir aranın ardından kendine has tarzıyla kaldığı yerden devam ediyor. Bu bölümde Serdar Tuncer Hz. Musa (a.s) kıssalarını ve Allah'ın adaletini anlatıyor. Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer bu hafta Hz. Musa (a.s) kıssalarını ve Allah'ın adaleti hikayesini anlatıyor. Serdar Tuncer'in Biri Bir Gün'de anlattığı hikaye; Hz. Musa (a.s) Tur dağına çıkıp Rabbine münacatta (Yalvarışta) bulunurdu. Bir münacatında: – Ey Rabbim! Bana, kullarına uyguladığın adaletini göster, diye dua etti. Allahu Teala: – Ey Musa! Sen atılgan, cesur ve aceleci birisin; “Sabretmeye gücün yetmez“ dedi. Musa (a.s): – Senin özel yardımınla sabredebilirim, dedi. Allah (c.c): – O zaman filan yerdeki çeşmenin yanına git, çeşmenin hizasında, orayı görebilecek bir yere gizlen; kudretime ve gaybî ilmimde sırlarıma bak buyurdu. Musa (a.s) çeşmenin yakınlarındaki bir tepeciğe çıktı ve kendini gizleyerek çeşmede olacakları gözetlemeye başladı. Biraz sonra çeşmeye bir atlı geldi. Adam atından indi, abdest aldı, suyunu içti. Kuşağına bağlı ve içinde altın bulunan kesesini çözerek yan taraftaki ağacın dalına astı. Namaz kıldı. Sonra, acele ile atına bindi; Altın kesesini orada unutarak çekip gitti. Atlıdan sonra çeşmeye atlaya zıplaya küçük bir çocuk geldi; Çeşmeden su içti, o esnada altın kesesini gördü, onu alarak gitti. Çocuktan sonra çeşmeye ihtiyar ve kör olan bir adam geldi; Su içti, abdest aldı ve namaz kıldı. O sırada atlı, altın kesesini unuttuğunu anlayınca geri döndü. Çeşmenin yanında ihtiyar kör adamı görünce hemen yakasına yapışıp ona: “Ben burada az önce bir altın kesesi unuttum; kesemi bana ver! Çünkü buraya senden önce başka birisi gelmedi!” dedi. İhtiyar kör: ”Baksana ben yaşlı ve kör birisiyim! Nasıl olur da senin keseni görebilirim?” dedi. Atlı, yaşlı adamın sözüne inanmadı, kızdı; Kılıcını çektiği gibi adamı orada öldürdü. Yaşlı adamın üzerinde altın kesesini aradı ama bulamadı. Atına binip tekrar yoluna koyuldu. Musa (a.s) o an daha fazla dayanamayarak: “Ey Rabbim! Sabrım tükendi. Ben biliyorum ki sen en adilsin. Acaba bu gördüğüm şeylerin aslı nedir?” dedi. O esnada Cebrail (a.s) geldi ve şöyle dedi: “Ey Musa! Allah (c.c) şöyle buyuruyor: ‘Ben senin bilmediklerini ve bütün gizlilikleri bilenim.' Gördüklerine gelince: –Altın kesesini alan küçük çocuk, hakkını ve kendisine ait olan malı aldı. Onun babası bu atlı adamın yanında ücretle çalışan bir işçiydi, ama parasını alamamış, alacakları birikmişti. İşte bu altınlar onun hakkıdır. Bu ihtiyar ise kör olmadan önce atlının babasını öldürmüştü. Bu da onu öldürerek (benim katımdaki) kıssayı uyguladı. Gördüğün gibi her hak sahibi hakkına kavuştu. Benim adaletim çok gizlidir.” Gelin, Beraber Yürüyelim...

Mevlana Takvimi
KUR'ÂN-I KERÎM'İ HATİM ETMEDE ÂDÂB - 5 MAYIS 2021 MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later May 5, 2021 2:32


Kur'ân-ı Kerîm'i başından sonuna kadar okuyup hatmetmek sünnettir. Ramazân ayında bir defa hatim yapmak da sünnettir. İmâm-ı Âzam Hazretleri, “Bir kimse Kur'ân-ı Kerîm'i senede iki defa hatmederse hakkını vermiş olur” buyurmuştur. Cebrail (a.s.) her yıl Ramazân ayının her gecesinde gelir, Ramazanın sonuna kadar Kur'ân-ı Kerîm'i Peygamberimiz (s.a.v.) ile mukabele ederdi. Kur'ân-ı Kerîm'i hatmederken, Duhâ sûresinden itibaren bütün sûrelerden sonra, “Allâhü ekber, Allâhü ekber. Lâ ilahe illallâhü vallâhü ekber, Allâhü ekber ve lillâhil hamd” diye tekbir getirmek sünnettir. Hatim yapılırken, İhlâs sûresini üç kere okumalıdır. İhlâs sûresi Kur'ân-ı Kerîm'in üçte birine denk olduğu için, üç defa okununca bir hatim sevâbı alınır. Hatim yapacak kimse, hatmi bitireceği gün oruçlu olursa daha iyidir. Hatim bitince ev halkını toplar, duâ eder, Allâh (c.c.)'a hâmd ve istiğfar edip Rabbimizden hayır ister. Kur'ân'ı her zaman okumak sevâptır ancak daha sevâp olduğu vakitler, namaz kılmanın efdâl olduğu vakitlerdir. Gecenin efdâl vakti akşamla yatsı arası, gündüz de sabahtan sonradır. Hatimden sonra hemen ikinci hatme başlamak da sünnettir. Onun için, Nâs sûresini bitirip hatim yaptıktan sonra hemen Fâtiha'yı, arkasından da Bakara sûresinin ilk beş âyetini okumalıdır.Bir kimse, “Yâ Resûlallah! Hangi amel Allâh (c.c.)'a daha sevimlidir?” diye sormuştu. Peygamberimiz (s.a.v.), “Konup göçenin ameli” buyurdu. O zat, “Konup göçen ne demektir?” diye sorduğunda şöyle cevap verdi: “Kur'ân'ı başından sonuna kadar okuyan ve ne zaman sonuna kadar okusa hemen baş tarafına geçip yeniden okumaya başlayan kimsedir.” Hatimden sonra duâ etmek de sünnettir. Peygamberimiz (s.a.v.), “Kur'ân'ı hatmedenin duâsı kabul olunur” buyurmuştur. (Muhammed Alâüddin, El-Hediyyetü'l- Alâiyye, s.875-876)

BİR SORUN MU VAR?
GECELERİN İMARI: KADİR

BİR SORUN MU VAR?

Play Episode Listen Later May 5, 2021 48:39


Cebrail ile peygamberimiz (s.a.v) arasında Kadir Gecesi'nde yaşanan olayın günümüze verdiğimiz mesaj nedir? Tüm ömrümüzü Kur'an ile inşa etmek için bin aydan hayırlı olan bu geceyi nasıl değerlendirmeliyiz ? Vahyin gelmesinin insana verdiği heyecanı taze tutmak icin nelere dikkat etmeliyiz?

kur cebrail
Kur'an Mealleri
Cevşen-ül Kebir (Büyük Kalkan) Duası Sureler Evrad-ı Kudsiye

Kur'an Mealleri

Play Episode Listen Later May 2, 2021 273:59


Cevşen-i Kebir Duası (Arapça: دعاء الجوشن الكبير); Peygamber Efendimizden (s.a.a) nakledilen ve yüz bölümde, Allah'ın 1001 isim ve sıfatını içeren duadır. Bu duayı Cebrail (a.s) Allah Resulüne (s.a.a) öğretmiştir.  Bu münacaat 100 segmentten oluşur , her bir segmentinde Allah'ın 10 mubarek ismi bulunur ve onunla "YA!" diye nida edilir. her segmentte 10 ismi esmaul husna , 100 segmentte 1000 esmaul husna ya ulaşır. Başındaki besmeleyle Allah'ın 1001 isim ve sıfatını içeren muazzam bir duadır Rivayetlere binaen bu duayı okumanın faziletleri şunlardır: Her kim evden çıkarken bu duayı okursa, Allah-u Teala onu korur ve çok sevap verir. Kim bu duayı kefenine yazarsa, kabir azabından korunur. Her kim bu duayı Ramazan ayının başında halis niyetle okursa, Allah-u Teala ona Kadir gecesini kavramayı nasip eder. Birisi bu duayı Ramazan ayında üç defa okursa, Hak Teala cesedini cehennem ateşine haram kılar; cenneti ona vadeder; onu günahkârlardan koruyacak iki melek görevlendirir ve hayatı boyunca Allah'ın emanında olur.[6]

Mevlana Takvimi
“ALTERNATİF”SİZ TEDAVİ METODU: HACAMAT - 2 NİSAN 2021 MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Apr 2, 2021 2:42


İnsanı ve hastalıkları yaratan Allâhü Te‘âlâ, yarattığı her derdin devâsını da yaratmıştır. İnsana düşen vazife bir yandan duâ ederken diğer yandan da hastalıklardan kurtulma yollarını arayıp tedavi olmaya çalışmaktır. Nitekim insanlara her konuda rehber olarak gönderilen Allâh Resûlü (s.a.v.) de hastalandığında, hekimlere tedavi olmuş, hastalanan Ashâbı (r.a.e.) için de hekimler çağırmış ve zamanın tedavi yöntemlerinden faydalanmıştır. O zamanın tedavi yöntemleri arasında en yaygın olarak kullanılan hacamat da Peygamberimiz (s.a.v.)'in sıkça başvurduğu bir tedavi uygulaması olup bizzat Cebrail (a.s.) tarafından kendisine ve ümmetine tavsiye edilen bir tedavi şekli olmuştur. Hacamat, yüzlerce yıldır dünyanın birçok yerinde koruyucu hekimlikte ve hastalıkların tedavisinde uygulanmış, günümüzde de dünyanın birçok yerinde alternatif tıpta en fazla tavsiye edilen tedavi metodu hâline gelmiştir. Hadiste buyurulmuştur: “Hacamat olmak aç karnına daha faydalıdır. Hacamat olmak, aklı ve hıfzetme (ezberleme) gücünü artırır. Hafız olanın da hıfzetmek kabiliyetini kuvvetlendirir. Artık kim hacamat olmak isterse Allâh (c.c.)'un ismini zikrederek perşembe günü hacamat olsun.” (İbn Mâce) Tıbb-ı Nebevî'de kan aldırma işlemi, vücuttan alınan kanı, bir başka yerde kullanmak için değil, ancak hasta bir vücudu sağlığa kavuşturmak için yapılmaktadır. Bu sebeple hasta bir bedenden ayrılan kan, hasta bir kandır, kullanılması doğru değildir. Bilindiği üzere vücuttaki fazla kan kalp ve beyin sektelerine, sinirsel rahatsızlıklar, allerji gibi bir çok hastalığa sebeb olmaktadır. Hacamatla; işte bu fazla kan ve deri altındaki kirli kanlar dışarı çıkartılır. Ayrıca hacamatla baş ağrısı, bel ağrısı, diz ağrısı, uyuşukluk, tembellik, ağırlık vs. gibi rahatsızlıklar tedavi edilir. İngiliz Nürolog Dr.Henry Head (1861-1940)'in keşfedip bize bildirdiğine göre deri üstündeki “receptor”lerin iç organlarımızla olan irtibatları sayesinde hacamatla bu organlarımızın tedavisi mümkün olmaktadır. (Ömer Muhammed Öztürk, Misvâk ve Hacamat)

MyMecra Podcast
Anlam Parçada Değil Bütündedir - Bertan Rona | Bakışlar

MyMecra Podcast

Play Episode Listen Later Mar 22, 2021 16:39


Bertan Rona ile “Bakışlar” düşündürmeye, düşündürürken sorgulatmaya kaldığı yerden devam ediyor. Bertan Rona bu bölümde “İkra ne demek?” sorusunu cevaplıyor. Her hafta farklı konuları ele alarak izleyicilerini farklı yolculuklara çıkaran Bertan Rona bu bölümde “İkra” kelimesine açıklık getiriyor. Bertan Rona, Bakışlar'ın bu bölümünde başlıca şunları söyledi; İkra, Hz. Peygamber'e gelen ilk emir, ilk vahiy. İkra oku demek fakat burada ilginç bir şey var Cibril'in oku vahyine, bunu dile getirmesine karşılık Hz. Peygamber'in verdiği cevap çok ilginç, burada Resulullah ben okuma bilenlerden değilim diyor. İlginç olan şey ne? O da şu, sokakta hiç tanımadığınız biri size birden bire oku dese ne dersiniz? Elinde de herhangi bir şey yok, size bir metin gösteriyor değil, kitap gösteriyor değil yani burayı oku demiyor elinde hiçbir şey yok sadece sizin gözlerinize bakarak oku diyor. Bu durumda siz şunu dersiniz, ne okuyayım? Fakat cevap böyle değil, Hz. Peygamber'in cevabı; ne okuyayım değil, ben okuma bilenlerden değilim şeklinde. Biz Cebrail ‘in (a.s) herhangi bir şekilde tablet, bir varak, bir deri, bir parşömen yani üzerinde yazı olan herhangi bir şey getirmediğini biliyoruz dolayısıyla buradan çıkaracağımız ilk sonuç Hz. Peygamber kesinlikle kendisinden neyi okumasının istendiğini biliyordu yani Cebrail ona oku dediği zaman, benim kanaatim neyi kastettiğini anlamıştı çünkü öyle olmasaydı ne okuyayım diye sorardı çünkü yazılı bir şey yok. Tabi uzun bir konu bu, biz doğrudan kelimeye gelelim, ikra meselesine gelelim. Ne demek? Oku demek, böyle biliyoruz. Bu anlamları arttıran bazı alimler olmuş vs… Fakat bu okumak, nasıl bir okumak? Burada önemli bir tespit şu, okumak söylemek anlamına da gelir. Türkçe açısından bakacak olursak mesela maval okuma bana ya da masal okuma, türkü okumak… Bu açıdan baktığımızda burada ki okumanın aslında söylemek anlamına geldiğini görürüz. Anlam içeriklerinden, demek ki bir tanesi söylemek… Öte yandan bir anlamı daha var o da davet etmek. Bunu da biliyoruz. Nerden biliyoruz? Meydan okumaktan biliyoruz. Aslında meydan okumak tabiri, kalıplaşmış bir ifade bu yani meydana çağırmak, hadi gel bakalım burası er meydanı diye davet etmek… Anadolu köylerinde bildiğim kadarıyla bazı yerlerde hala düğün için davetiye götüren kişiye okuyucu veya okutucu derler çünkü davetçi o aslında davet etmiş oluyor. Bu arada davet etmek çağırmaktır. Dikkat edin türkü çığırmak veya türkü çağırmak da diyoruz. Devamı videomuzda… Gelin, Beraber Yürüyelim...

Mevlana Takvimi
CEHENNEMDEKİLERİN EN PİS KOKANI - 15 MART 2021 MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Mar 15, 2021 3:06


Allâhü Te‘âlâ: “Zinâya yaklaşmayın, çünkü o şüphesiz bir hayâsızlıktır, kötü bir yoldur.” (İsra s. 32) Hz. Davud (a.s.)'a indirilen Zebur'da şöyle yazıldığı rivâyet edilir: “Zinacı kadın ve erkekler cehennemde tenasül organlarından asılırlar ve kendilerine demirden sopalarla vurulur. Her vuruluşta feryad edince cehennem zebanisi: “Ne sızıldanıp duruyorsun, dünyada iken aklın neredeydi? Halbuki sen dünyada o ahlâksızlığı işlerken gülüyor, eğleniyor, Allâh (c.c.)'un hakkını gözetmiyor, O'ndan utanmıyordun” der. Sahih-i Buhârî'de, Semüre b. Cündüb (r.a.) Resûl-i Ekrem (s.a.v.)'in rüyasında Cebrail ve Mikâil'in kendisine gelerek birlikte gayb âlemini seyre çıktıklarını anlattığını rivâyet ettiği uzunca hadisin bir bölümünde Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: “Birlikte yürüdük, üstü dar, altı oldukça geniş, içinden şamata ve seslerin geldiği fırın gibi bir yere vardık. İçine baktığımız vakit çıplak bir takım erkek ve kadınlar gördük. Altlarından alevler hücum ettikçe ateş hararetinin şiddetinden bağrışıyorlardı. Cebrail (a.s.)'a: “Bunlar kimlerdir dedim?” Cebrail (a.s.): “Bunlar zina yapan kadınlar ve erkeklerdir, kıyâmete değin azâbları budur” cevâbını verdi.” “Onun (cehennemin) yedi kapısı vardır” (Hicr s. 44) âyetinin tefsirinde şöyle demiştir: “Bu kapıların musibet, sıcaklık ve belâ yönünden en fenâsı, haram olduğunu bildikleri halde zinada ısrar eden zânilere aittir.” Mekhul ed-Dimeşkî (r.a.)'in şöyle dediği rivâyet edilmiştir: “Cehennem ehli çok pis bir koku duyar ve “Bundan daha pis rayiha hissetmemiştik” derler. Kendilerine: “Bu koku zinakârların tenasül organlarının kokusudur” denilir.” Tefsir imâmlarından biri olan İbn Zeyd (r.a.) şöyle söylemiştir: “Allâhü Te‘âlâ'nın Musa (a.s.)'a levhalar halinde indirdiği on emirden biri de şu idi: “Cehennemlikler zinakârların tenasül uzuvlarının yaydığı pis kokudan rahatsız olurlar.” (İmâm Şemsüddin ez-Zehebî, İslâm Şeriatinde Büyük Günâhlar, s.34-36)

Mevlana Takvimi
FATİHA SÛRESİNİN FAZÎLETİ - 8 OCAK 2021 MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Jan 8, 2021 3:13


Salebi, Hz. Ali (r.a.)'in şöyle dediğini rivâyet etmiştir. “Fatiha sûresi, Arşın altındaki hazinelerden inmiştir.” Yine Sa'lebî, Amr b. Şurahbil'in şöyle dediğini rivâyet etmiştir. “Kur'ân'dan ilk nazil olan Fatiha Sûresi'dir.” Çünkü vahyin başlangıcında Hz. Peygamber (s.a.v.), Hz. Hatîce (r.a.)'e gizlice şöyle dedi: “Bana bir şeyin karışmasından (yani aklıma bir halel gelmesinden) endişeleniyorum.” Bunun üzerine, Hz. Hatice (r.anhâ), “O nedir?” dedi. Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle dedi: “Yalnız kaldığımda, “oku” diye bir ses duyuyorum.” Sonra Hz. Peygamber (s.a.v.) Varaka b. Nevfel'e gitti ve bu durumu ondan sordu. O, Peygamber (s.a.v.)'e şöyle dedi: “Sana ses geldiğinde dur.” Böylece Cebrail (a.s.), Hz. Resûl (s.a.v.)'e geldi ve “Bismillahirrahmanirrahim. El-hamdü lillahi rabbi'l-alemin” de dedi. Ebû Sa'id el-Hudrî (r.a.)'dan, Hz. Peygamber (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: “Fatiha Sûresi her türlü zehre karşı şifa (ilaç)dır.” Huzeyfe b. el-Yemânî (r.a.)'dan, Hz. Peygamber (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: “Bir kavme Cenâb-ı Hâkk, kesinkes hükmedilmiş azabını gönderir. Ancak, onların çocuklarından birisi mektepte “El-hamdü lillahi rabbi'l-âlemîn” diye okuyunca, Allâhü Te‘âlâ bunu duyar. Bu sebeble onlardan azabını kırk yıl kaldırır.” Hz. Hüseyin (r.a.)'dan şöyle dediği rivâyet edilmiştir: “Cenâb-ı Hâkk gökten yüzdört kitap indirdi. Bunların yüzünün bilgisini, Tevrat, İncil, Zebur ve Furkân'a koydu. Sonra bu dört kitabın taşıdığı ilimleri Furkân'a (Kur'an'a); Furkân'ın ilimlerini, Mufassal sûrelere; Mufassal sûrelerin ilimlerini Fâtiha'ya koydu. Kim Fatiha Sûresi'nin tefsirini bilirse, Allâh (c.c.)'un indirdiği bütün kitapların tefsirini bilmiş olur. Kim Fatiha Sûresini okursa, sanki Tevrat, İncil, Zebur ve Furkân'ın tamâmını okumuş gibi olur.” (Fahruddîn Er-Râzî, Tefsîr-i Kebîr Mefâtîhu'l-Ğayb, c.1, s.252-253)

Mevlana Takvimi
BESMELENİN BEREKETLERİ - 1 OCAK 2021 MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Jan 1, 2021 3:02


Müslümanın bir işe başlarken Besmele çekmesi, “Ben bu işi kendim için değil Allâh (c.c.) adına, onun emriyle ve ancak onun için yapıyorum” demektir. Peygamberimiz (s.a.v.), “Besmele her kitabın anahtarıdır. Besmele ile başlanmayan her meşrû iş kesik (bereketsiz)dir” (Beyhakî) buyurdular. Yine buyurdular ki: “Cebrail (a.s.) bana vahiy getirdiğinde ilk indirdiği şey Bismillâhirrahmânirrahîm'dir.” Hz. Âdem (a.s.)'a ilk olarak Besmele nazil olunca, “Zürriyetim Besmeleyi okumaya devam ettiği sürece azaptan emin olur” dedi. İbrahim (a.s.), Nemrut kendisini ateşe atmak için mancınığa koyduğunda Besmele okudu. Allâhü Teâlâ ateşi İbrahim (a.s.)'a soğuk ve selâmet eyledi. Hz. Mûsâ (a.s.), Firavun'a ve sihirbazlarına Besmele ile galip geldi. Besmele Süleyman (a.s.)'a indirildiği zaman Melekler ona, “Ey Süleyman! Bugün mülk ve saltanatın tamamlandı” dediler. Hz. Süleyman (a.s.) Besmeleyi neye okusa emrine girerdi. Besmele ile diğer milletlere galip geldi. Hz. Îsâ (a.s.) ve havariler Besmele okuyarak ferâha erdiler. Hz. Allâh (c.c.) şöyle buyurdu: “Ey Îsâ! Sana hangi âyetin indirildiğini biliyor musun? Bismillâhirrahmânirrahîm emniyet âyetidir. Her durumda onu çok oku. Okumanın ve namazının başı Besmele olsun. Kim namazdan ve bir şey okumadan önce onu okumaya devam ederse, ölümü kolay olur. Kabirde Münker ve Nekir onu korkutmaz. Kabir onu sıkmaz. O kimse rahmetime kavuşur. Kabri nurlanır. Kabrinden onu vücudu ve yüzü beyaz olarak haşrederim. Sırat üzerinde onun nurunu tamamlarım. Böylece cennete girer. Kendisine, saadete ve mağfirete kavuştun diye müjde verilir.” Hz. Îsâ, “Yâ rabbi! Bu sadece bana mı mahsustur?” diye sordu. Allâhü Teâlâ, “Sana, sana uyanlara ve senden sonra Ahmed (a.s.)'a ve onun ümmetine mahsustur” buyurdu. (Muhammed Alâüddin, El-Hediyyetü'l- Alâiyye, s.13-15)

Mevlana Takvimi
RESÛLULLÂH (S.A.V.)'İN TEBESSÜMÜ VE AĞLAMALARI - 10 ARALIK 2020 MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Dec 10, 2020 2:36


Resûlullâh (s.a.v.)'in gülmesi hakkında Hz. Âişe (r.anhâ) şöyle buyurmuştur: “Ben, Resûlullah (s.a.v.)'in tamamen güldüğünü görmedim, hep gülümserdi.” (Buhârî) Bazı hadis-i şeriflerde, Resûlullah (s.a.v.) güldü denmesi bu görüşe aykırı değildir. Çünkü Hz. Âişe (r.anhâ) gördüğünü söylemiştir. İbn-i Ebi Hâle (r.a.) şöyle buyurmuştur: “Resûlullâh (s.a.v.)‘in en büyük gülüşü gülümseme idi ve o anda mübarek dişleri habbül-ğamâm gibi görünürdü.” Habbü'l-ğamâm, buluttan tane tane düşen parlak damlalardır. Mübarek dişlerini ona benzetmiştir. İbn-i Hacer (rh.a.) diyor ki, hadis-i şeriflerin tümünde belirdiğine göre Hz. Peygamber (s.a.v.) birçok hallerde gülmez, sadece tebessüm ederdi. Mekruh olan da çok gülmektir. Çünkü çok gülmek ağır başlılığı giderir. İbn-i Battal (rh.a.) diyor ki, Mü'min'e yakışan Resûlullâh (s.a.v.)'in yaptıklarına uymaktır, yani gülünecek birçok hallerde gülümsemek ve gülünecek acâip olaylar karşısında da fazla gülmemek lâzımdır. Resûlullâh (s.a.v.): “Çok gülmeyin çünkü çok gülmek kalbi öldürür.” (Buhârî) buyurmuştur. Yine Ebû Hüreyre (r.a.) buyurmuştur ki, Resûlullâh (s.a.v.) güldüğü zaman nuru duvarlara ışık verirdi ve Cebrail (a.s.) ile görüştüğü zaman, o hal üzerinden gidinceye kadar gülümsemezdi. Hutbe okuduğu veya kıyametten bahsettiği zaman öfkesi artınca sesini de fazla çıkarırdı. Resûlullâh (s.a.v.)'in ağlamaları da gülmeleri gibi orta halli idi. Ne kahkaha ile güler ne bağırarak ağlardı. Fakat ağlarken mübarek gözlerinden yaş akardı ve mübarek göğsünün coşuş şekli işitiliyordu. Bu ağlayışı, ya bir ölüye merhametinden veya ümmetine karşı duyduğu korkudan meydana geliyordu. Bazen de bu ağlayışı Cenâb-ı Hakk'tan korktuğu veya okunan Kur'ân-ı Kerîm'i işittiği yahut namaz kıldığı zamanlar da oluyordu. (İmâm Kastalâni, Mevahib-ü Ledünniye, 304-305.s.)

Mevlana Takvimi
RESÛLULLÂH (S.A.V.)'İN FESÂHAT VE BELÂGATI - 9 EKİM 2020 MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Oct 9, 2020 2:41


Resûlullâh (s.a.v.)'in mübarek dilinin fesahati (açık ve anlamlı konuşma) hakkında şöyle buyrulmuştur: “Cenâb-ı Hakk'ın yaratıklarında ondan daha açık anlamlı, ard arda ve tatlı konuşan bir kimse yoktu. Şerefli konuşması gönülleri alırdı, ruhları kendine çekerdi. Onun dilinin fesahati öyle bir derecede idi ki, gayesine akıl ermezdi. Nasıl böyle olmasın ki, şerefli dili Cenâb-ı Hakk'ın kılıçlarından bir kılıçtı. Allah (c.c.)'un dileği onunla bildirildi. Bütün ilâhî emir ve yasaklar onunla açıklanır, farzlar ve sünnetler, gerçekler onunla aydınlanır açıklığa kavuşurdu. Doğru, gerçek ve âhiretle mutluluğa kavuşturacak yolu onunla belirlenmiş ve aydınlanmıştır. Konuşması o kadar açık, anlamlı ve güzeldi ki, söz söylediği zaman kelimeleri inci gibi dizilirdi ve teker teker sayılabilecek kadar açıktı. Hz. Âişe (r.ânhâ) diyor ki; Hz. Peygamber (s.a.v.) sözlerini sizin gibi dizmezdi. O öyle söz söylerdi ki, saymak isteyen sayabilirdi. Bazı kelimeleri iyice anlaşılsın diye üç kere tekrarlardı ve “Ben Arapların en açık ve anlamlı konuşanıyım.” buyururdu. Ve “Cennet ehli onun diliyle konuşurlar.” derdi. Ebu Nuaym şöyle buyuruyor: Bir gün Hz. Ömer (r.a.): “Ya Resûlullâh (s.a.v.) sen çıkıp bir yere gitmedin, aramızda büyüdün fakat hepimizden fasih, beliğ (açık, anlamlı) konuşuyorsun. Hz. Peygamber (s.a.v.): “Ya Ömer, Hz. İsmail (a.s.)'in konuştuğu lisan kaybolup gitmişti, Cebrail (a.s.) bana getirip ezberletti.” buyurdu. Kısaca fesahat ve belagatta benzeri yoktu. Resûlullâh (s.a.v.)'in sözleri az mânâsı çok olan konuşmalarından bazısı şunlardır: “Kişi sevdiği kimse iledir.” (Buhâri, Müslim) Yani salih (iyi) kimseleri seven onlarla, kötü insanları seven de onlarla haşr olur demektir. (İmâm Kastalâni, Mevâhibü'l-Ledünniye, 292-294.s.)

Mevlana Takvimi
KIYÂMET GÜNÜNÜN DEHŞETİ HAKKINDA - 11 AĞUSTOS 2020 MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Aug 11, 2020 2:30


Abdullah ibn Mes'ûd (r.a.) şöyle derdi: “Kıyâmet gününde halk onların kaplar içinde sıkıştıkları gibi sıkışırlar. O günde saîd olan kimse, ayağını orada koyabilecek boş bir yer bulabilen kimsedir. Sonra mahşer ahalisi mizan başına davet edilince korkularından akılları başlarından gidecek gibi olur. Her kimin tartıları ağır gelirse bir münadi; “Haberiniz olsun filân oğlu filânın tartıları (sevâbı) ağır geldi ve o öyle bir saadete erdi ki bundan sonra hiçbir zaman şaki ve bedbaht olmayacaktır.” diye nida eder. Her kimin de tartılardaki sevâbı hafif olursa yine bir münadi; “Ey mahşer ahalisi iyi dinleyin, filan oğlu filan öyle bir şakî, öyle bir bedbaht oldu ki, bundan sonra ebedî olarak bir daha mesûd olmayacaktır, yani sevâbı ağır gelen kimsenin saadeti gibi mesûd olmayacaktır.” diye nida eder. Kâfirlere gelince, (kıyâmet gününde) onların amelleri hiçbir suretle mizana, tartıya tutulmazlar (Çünkü küfürlerinden dolayı bütün âhiret amelleri yok olmuştur). Allâh Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kıyâmet gününde insanların teri muhakkak toprağın içinde yetmiş kulaç derinliğe inecektir. Ve insanların ağızlarına kadar (başka rivayetteki hadiste olduğu gibi) ağızlarına gem olmak için yükselecektir.” (Müslim) Ebü'l-Ferec bin Cevzî (r.a) şöyle zikretmiştir: “Cebrail (a.s.), Resûlullâh (s.a.v.)'i kıyâmet gününden o derece korkuttu ki nihâyet Allâh'ın Resûlü (s.a.v.)'i ağlattı ve: “Yâ Cebrail, Allâhü Te'âlâ benim geçmiş ve gelecek bütün günahlarımı mağfiret buyurmadı mı?” diye sordu. Bunun üzerine Cebrail (a.s.): “Vallahi sen o günde sana mağfireti unutturacak korkulara muhakkak şahit olacaksın” dedi. O günde bize lütf ile muamele buyurmasını Yüce Allâh'ın fazlından isteriz. Amin… (İmam Şarani, Ölüm, Kıyamet, Ahiret ve Ahirzaman Âlametleri, 158-160.s.)

Karmati Arman - Gerçekler ve Tarih
Cebrail ve Kadın Peygamber Cumalı Sibel

Karmati Arman - Gerçekler ve Tarih

Play Episode Listen Later Jul 30, 2020 24:35


Bu video'da geçmişte peygamber olarak kabul edilen kadınlardan bahsediyoruz. Özellikle Antik Yunan kültüründeki Sybil'leri (Sibel) ve daha sonraki zamanlarda kadının neden şeytanlaştırıldığını merak ediyorsanız farklı bir bakış açısı için mutlaka izleyin. Cebrail nedir? Cebrail kavramı zaman içerisinde nasıl bir deformasyona uğramış çok şaşıracaksınız. Elbette en önemlisi Cebrail ve Kadın arasındaki bağlantı, hepsi bu video'da sizleri bekiyor. 24/35 "Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre; içinde BİR KANDİL, kandil de bir CAM FÂNUS İÇİNDE. Fânûs sanki inci gibi parlayan bir yıldız. Mübarek bir ağaçtan, ne doğuya, ne de batıya ait olan ZEYTİN ağacından tutuşturulur. Bu ağacın yağı, ateş dokunmasa bile neredeyse aydınlatacak (kadar berrak)tır. Nur üstüne nur. Allah, dilediği kimseyi nuruna iletir. Allah, insanlar için misaller verir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir." --- Send in a voice message: https://anchor.fm/karmatiarman/message

Mevlana Takvimi
ZİLHİCCE'NİN İLK ON GÜNÜ DUÂLARI - 23 TEMMUZ 2020 MEVLANA TAKVİMİ

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Jul 23, 2020 2:52


Tergîb-i Hamîdî'de geçtiğine göre bu günlerde şu duâlar yapılabilir: 1- Lâ ilâhe illâllahü vahdehû lâ şerike leh lehül mülkü ve lehül hamdü yuhyî ve yümît ve hüve hayyün lâ yemût bi-yedihil hayr ve hüve alâ külli şey'in kadir. 2- Eşhedü en lâ ilâhe illâllahü vahdehu lâ şerîkeleh ilâhen vâhiden sameden lem yettehız sâhıbeten ve lâ veledâ. 3- Eşhedü en lâ ilâhe illâllahü vahdehu lâ şerîkeleh ehaden sameden lem yelid ve lem yûled ve lem yekûn lehû küfüven ehad. 4- Eşhedü en lâ ilâhe illâllahü vahdehu lâ şerîkeleh lehül mülkü ve lehül hamdü yuhyî ve yümît ve hüve hayyün lâ yemût bi-yedihil hayr ve hüve alâ külli şey'in kadir. 5- Hasbiyellah ve kefâ semi'allahü limen de'â leyse verâullâhi müntehâ. Umeyrîşî der ki: Havarileri İsâ (a.s.)'a sorup, Ey Rûhullâh, bu kelimeleri, ya'nî duâları okuyanların sevâbı nedir dediklerinde, İsâ (a.s.): “Kim birinci duâyı yüz kere okursa, o gün yeryüzünde hiç kimsenin ondan üstün ameli olmaz. Kıyâmet günü de sevâbı, diğer ibâdetlerden çok olur. İkinci duâyı yüz defâ okuyan, Tevrat ve İncili, on iki defa okumuş gibi olur ve ona her ikisinin sevâbı verilir. Üçüncü duâyı yüz defa okuyana, on milyon sevâp yazılır ve amel defterinden on milyon günâhı silinir. Cennetteki dereceleri bir milyon derece yükseltilir. Dünyâ göğünden, ya'nî birinci kat gökten yetmiş bin melek iner, ellerini kaldırıp duâ ederler ve bu kelimeleri okuyanlara mağfiret isterler. Dördüncü duâyı yüz kerre okuyanın duâsını, bir melek Allâh (c.c.)'ya arz eder. Allâhü Te‘âlâ bunu okuyan kuluna rahmet nazarı ile bakar. Allâhü Te‘âlâ'nın râhmet nazarı ile baktığı kimse, hiçbir zaman bedbaht olmaz.” İsâ (a.s.), “Ey Cebrail, beşinci duânın sevâbı nedir?” deyince, Cebrail (a.s.): “Benim da'vetimdir. Bunu sana açıklamam için bana izin verilmedi” buyurdu. (Muhammed Rebhâmî, Riyâdü'n-Nâsihîn, 271-273.s.)

Kur'an-i Kerim Tefsiri
526.Ders - Mahmut Toptaş - Tefsir Günlüğü - Tahrim Suresi Ayet 1-12

Kur'an-i Kerim Tefsiri

Play Episode Listen Later Jun 3, 2020 32:39


*66- TAHRÎM SÛRESİ Medine döneminin ortalarında nâzil oldu. On iki âyettir. Helâl olanları haram kılmamamız bize öğretilir. "Helal ve meşru olan bir şeyi yapmayacağım" diye yemin eden kişinin, yeminini bozması daha iyidir. Yaptığımız kötülüklere yürekten pişmanlık duyarak nasuh tevbesi yapmamız gerektiği bildirilir. Toplumu ifsad eden kâfirlerle ve münafıklarla cihat emredilir. بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adı ile 1- Ey peygamber! Eşlerinin rızasını arayarak Allah'ın sana helâl kıldığını, niçin haram ediyorsun? Allah afvedicidir. 2- Allah, yeminlerinizin çözülmesini farz kılar. Allah'tır sizin Mevlanız. O her şeyi bilen her şeye hükmedendir. 3- Hani peygamber eşlerinden birine (Hafsa'ya) gizlice bir söz söylemişti. O eşi bu sözü (bir başka eşi Ayşe'ye) haber verdi. Allah da bu söz sır naklini peygambere açıklayınca, (Peygamber eşlerinden birine) Bunun bir kısmını bildirdi, bir kısmını bildirmekten vazgeçti. Bunu ona (Hafsa'ya) haber verince (Hafsa) "Bunu sana kim haber verdi?" dedi. (Peygamber de) "Bana her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan Allah haber verdi" dedi. 4- Eğer ikiniz de Allah'a tevbe ederseniz, (iyi olur). Çünkü ikinizin de kalpleri kaymıştı. Eğer onun (peygamberin) aleyhine birbirinize arka çıkarsanız, şüphesiz O Allah, Cebrail ve mü'minlerin salihi onun dostudur. Bunun ardından melekler de yardımcıdırlar. 5- Eğer o sizi boşarsa, Rabbi ona sizden daha hayırlı, Müslüman, mü'min, itaatkar, tevbe eden, ibadete düşkün, oruç tutan, dul ve kızlar verir. 6- Ey iman edenler, kendinizi ve ailenizi ateşten koruyun ki, onun yakıtı insanlar ve taşlardır. Onun (ateşin) üzerinde kaba ve güçlü melekler vardır. Allah'ın onlara emrettiklerine karşı gelmezler ve emredilenleri yaparlar. 7- Ey kâfirler, bugün özür dilemeyin. Ancak yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız. 8- Ey iman edenler, nasuh tevbesiyle Allah'a tevbe edin. Umulur ki Allah kötülüklerinizi gizler ve sizi altından ırmaklar akan Cennetlere koyar. O gün Allah, peygamberi ve iman edip onunla beraber olanları rusvay etmez. Onların nuru önlerinde ve sağ taraflarında koşar. "Rabbimiz bizim nurumuzu tamamla, bizi afvet. Şüphesiz Sen, her şeye gücü yetensin" derler. 9- Ey Peygamber! kâfirlere ve münafıklara karşı cihat et ve onlara (savaşırken) sert davran. Onların yeri Cehennemdir. Orası ne kötü bir dönüş yeridir. 10- Allah kâfirlere, Nuh'un hanımı ile Lût'un hanımını örnek verdi. İkisi de bizim kullarımızdan iki salih kulumuzun (nikahı) altında idiler. İkisi de (iman etmemekle) ihanet ettiler. O ikisi (iki peygamber) onları (eşlerini) hiç bir şeyle Allah (azabın)'dan kurtaramadılar. Onlara: ‘Ateşe girenlerle beraber siz de girin" denildi. 11- Allah, Firavun'un hanımını da örnek verdi. Hani o kadın: "Rabbim benim için katından cennette bir ev yap, beni Firavun'dan ve yaptığından ve zalimler topluluğundan beni kurtar" demişti. 12- Namusunu koruyan, Imran kızı Meryem'i de (Allah örnek gösterdi). Biz, ona ruhumuzdan üfürdük. O, Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını tasdik etti ve itaat edenlerden oldu.

Mevlana Takvimi
VAHİY SADECE KUR'AN'DAN İBARET DEĞİLDİR - 19 Şubat 2020 Mevlana Takvimi

Mevlana Takvimi

Play Episode Listen Later Feb 19, 2020 2:31


Resûlullâh (s.a.v.)'e gelen vahiy, sadece Kur'ân âyetlerinden ibaret değildi. Meselâ Kur'ân- ı Kerîm'de namazın farziyeti konusunda pek çok âyet bulunmaktadır. Ancak namazın ne kadar, ne zaman, kaç rekât ve nasıl kılınacağına dair bir detay yoktur. Ayrıca biz bugün alışmış olduğumuz için namazın ne olduğunu biliyoruz; fakat namazın mahiyetinden hiç haberdar olmayan biri için “salât” kelimesinin anlamı da açık değildir. Gerçek şudur ki, bugün kıldığımız şekliyle namazların mahiyetini, biz Resûlullâh (s.a.v.)'den öğreniyoruz. Burada önemli bir soru cevap beklemektedir: Acaba Resûlullâh (s.a.v.) namazları bugünkü şekliyle bize gösterirken tamamen kendi re'yine göre mi hareket etmiştir, yoksa bu konuda kendisine birileri öğretmenlik yapmış mıdır? Her aklı başında insanın kabul edeceği üzere Resûlullâh (s.a.v.) bunları Cebrail (a.s.)'dan öğrenmiştir. Bunlar Kur'ân- ı Kerîm'de bulunmadığına göre, Resûlullâh (s.a.v.)'e Kur'ân dışında da vahiy geldiğini göstermektedir. Namaz için söylediklerimizi zekât, oruç, hac vb. diğer ibadetler için de söylemek mümkündür. Bu misâlleri şüphesiz daha da çoğaltmak mümkündür. Resûlullâh (s.a.v.)'e ve emirlerine uyulması gerektiğini emreden âyeti-i kerimelerde şöyle buyrulur: **“Resûl size neyi verdiyse alın, neyi men ettiyse ondan sakının!” (Haşr s. 7) “Sizler için, Allâh (c.c.)'a ve âhiret gününe inananlar için Allâh'ın Resûlü'nde pek güzel bir örnek vardır.” (Ahzâb s. 21) “Resûle itaat eden, Allâh (c.c.)'a itaat etmiş olur. Kim yüz çevirirse, biz seni onlara muhafız göndermedik.” (Nisa s. 80) “Peygamber'in emrine aykırı hareket edenler, başlarına bir musibet gelmesinden veya elîm bir azaba uğramaktan sakınsınlar!” (Nûr s. 63)** **(İbnu'l-Esîr El-Cezerî, _Camiu'l-usul_)**

Çağlayan Dergisi
Eskimeyen Sünnet Misvak / 2019 Eylül

Çağlayan Dergisi

Play Episode Listen Later Sep 3, 2019 9:55


Dişleri temizlemek için bazı bitkilerden eldeedilmiş çubukların kullanılması ilk defa M.Ö.3500'lerin başlarında Babilliler döneminde görülmektedir. Eski Yunan ve Roma edebiyatınaait eserlerde diş ve ağız temizlenmesine yardımcı olmak için çiğneme çubuklarından bahsedilmektedir.1 Hipokrat (M.Ö. 355), diş temizliğiiçin bir çubuğa sarılmış yün topunu balın içinebatırıp dişlere sürülmesini tavsiye etmektedir.Romalılar ayrıca sakız ağaçlarından elde ettikleri macunları diş temizliğinde kullanmışlardır.2Eski Arap dünyasında, diş temizliğinde misvak kullanılmıştır.3 Japonlar "koyoji" ve Yahudiler "kesam" adında bir tahta çubuk kullanmışlardı. 1920'li yıllarda bile Amerika'nın bazıkırsal alanlarında, kızılcıktan yapılmış, dişleresürülen bir çubuk hâlâ kullanılmaktaydı.3 17.yüzyıl Çin ansiklopedisine göre, ilk diş fırçası1498'de Çin'de yapılmıştır.Peygamber Efendimiz'in dişleri sararmış olduğu halde yanına gelen sahabi efendilerimizidiş temizliği konusunda ikaz etmesi (Ahmed binHanbel, Müsned 1/214), “Misvak hakkında tavsiyelerimi size çok tekrarladım (Buhari, cuma 8; Nesei,Taharet 5; Ahmed bin Hanbel, Müsned 3/143; Darimi, Vudu18)” ifadesiyle tavsiyelerde bulunması ve “Cebrail (aleyhisselâm), misvak kullanmayı bana o kadarçok tavsiye etti ki misvak hakkında âyet inecekve misvak kullanmak farz kılınacak zannettim(İbni Mâce)” beyanlarıyla diş temizliğine çok önemverdiğini göstermiştir. Burada dikkatimizi çekenhusus diş temizliği için tavsiye edilen misvağınelde edildiği Arak ağacı (Salvadore persica)'nınbaşka ağaçlarda görülmeyen özelliklere sahipoluşu ve Peygamber Efendimiz'in de bizzat buağacı nazara vermesidir.Bir sünnet olarak Müslümanların hâlen kullanmaya devam ettikleri misvak alışkanlığınınilmin ve modern tıbbın ölçülerine göre ne gibitesirleri olduğunu göstermek için uzun yıllardan beri çalışmalar yapılmıştır. En son olarak2010 yılında İsveç'te Nobel mükâfatının verildiği Karolinska Enstitüsünde yapılan bir doktora çalışması bu konuda dünyaya verilen önemlibir mesajdır.4

Çağlayan Dergisi
Bir Sevgi Meşalesi Olarak Kültür Festivalleri / 2019 Mayıs

Çağlayan Dergisi

Play Episode Listen Later May 10, 2019 6:43


estivaller birer eğlence programı olmasının ötesinde onlarca yılgözyaşlarıyla sulana sulana büyütülen �idanların dal budak salması, gelen baharın müjde si Hıdırellez kutlamasıdır.Yeryüzünü cennetlere çevirecek �ikir işçilerinin bütün dünyaya tanıtıldığı bir vitrindir.Fransa'daki festivallerden sonra Fransız misa�irlerin yaptığı şu tespitler,bu mayanın tuttuğunun bir delilidir:Piyanist Cyril Diard: “Çok güzel bir gösteriydi. Bir müzisyen olarak hayran kaldım. Davetinizle beni onurlandırdınız. Gördüğüm kadarıyla programda çok ciddi bir emek var. Bu muhteşem organizasyonun gönüllülerİsmet Macit Toplumestivaller birer eğlence programı olmasının ötesinde onlarca yılgözyaşlarıyla sulana sulana büyütülen �idanların dal budak salması, gelen baharın müjde si Hıdırellez kutlamasıdır.ya tanıtıldığı bir vitrindir.FBu insanlıkprojesininkültür ve sanatsancağı düşmedi,düşmeyecek...16 ÇAĞLAYAN | MAYIS 2019tarafından yapılması ve samimiyetleri beni çoketkiledi. Bu festival, birkaç saat içinde dünyakültürlerine seyahat imkânı veriyor. Bundansonraki organizasyonlarda gönüllü olarak bulunmak istiyorum.”Paris'teki bir dernekte gönüllü çalışan Fransız gençler: “Bu ağabey ve ablaların bilmedikleri bir konu yok sanki. Ne yaparlarsa mükemmel yapıyorlar. Adeta nefes almadan izledik.Bu kadar ağabey ve ablayı bir arada görmekbizi çok sevindirdi. Biz de bir gün onlar gibi olmak istiyoruz.”Fransız bir aile: “Böyle program beklemiyorduk. Ailecek çok memnun kaldık. Alkışlamaktan ellerimiz yoruldu.”Müzisyen ve eğitimci Bayan Florise: “Bu çocukların bu kadar etkileyici olmasını sağlayanbu motivasyon keşke her birimizde olsa. Böylece hayat çok daha kolay ve sevimli olurdu.”Programa ilk defa katılan, Fransız KomünistPartisi üyesi Marie-Françoise Hanım: “Adanmışlığın bariz olarak hissedildiği bir gösteriydi. Gelecek yıllarda, bu çorbada tuzumuz olabilecekse, seve seve hizmet etmeye hazırım.”Programa üçüncü defa katılan, gazeteci veöğretmen Marie-Laure Hanım: “Bu Festival diğerine göre çok daha günceldi ve barış mesajlarıdaha netti. Çocukların performansı mükemmeldi. Sizinle gönüllü olarak çalışmayı çok isterim.”Dünya genelindeki dostların da ifade ettiğigibi, insanlığın hakiki insaniyet u�kuna yürüyeceği köprülerin sahneye taşınmasıdır bu festivaller.Bitmeyecek, bitirilmeyecek bir barış ve birlikte yaşama projesinin ekrana yansımış kesitidir.Seyredenlerin gözyaşlarına boğulduğu birsahne var ki gelecek adına bir ümit tomurcuğugibidir. Renkleri, dilleri ve dinleri farklı olan,dünyanın dört bir tarafından festival için gelençocukların; farklı iklimlerin çiçekleri gibi birbirlerine sarılarak sevgiden bir buket halindedöktükleri gözyaşları; kin, nefret ve ö�ke çöllerini cennetlere çevirecektir.Artık bu kadar kini ve ö�keyi taşıyamayanyaşlı dünyamızın ümit çiçeklerinin bahçesidirfestivaller.Türkiye'de toprağa düşmüş, rüşeym olup�iliz �iliz dünyaya mal olmuş; şimdilerde binbir çile ile inleyen cefakâr Anadolu insanının,“Aman bu rüyayı yarım bırakmayın” sözlerineverdiği cevaptır festivaller.Festivaller insanlık düşmanlarının, “Bitirdikbunları” dedikleri anda, “Bitmedik!” diye haykıran ümidin, azmin ve kararlılığın sesi soluğudur.Uhud'da alınan yaradan bir gün sonra bitmedik/bitmeyeceğiz mesajı için Hamrâu‘l-Esed'de yakılan yedi yüz ateştir, Mevla'nın yaktığı, ü�lemekle söndürülmeyecek meşaledir.Allah Rasûlü (aleyhissalâtü vesselâm), Hicret'inyedinci yılında, Kaza Umre'si için 1600 arkadaşıyla Mekke'ye gelmişti. Müşrikler bir öncügönderip Müslümanların hallerini öğrenmekistemişlerdi. Gözcü Mekke'ye dönüp Müslümanların hallerini Kureyş'in ulularına alayederek anlatmıştı: “Müslümanlar zayıf, bitkin,hasta, yorgun ve perişan haldeler.” Kureyş uluları ise, “Çıkalım Darü'n-Nedve'nin damına veMüslümanların perişan hallerine gülelim” demişlerdi. Cebrail bu durumu Efendimize haberverince Allah Rasûlü, Mescid-i Haram'a girerken şöyle buyurmuştu: “Ey mümin erkekler!İhramlarınızı sağ kollarınızın altından alın (ızdıba) ve kısa adımlarla canlı canlı yürüyün (remel) ki bugün heybetli görünüp bu şekilde yürüyene Allah ahirette merhamet edecek.” İşteböyle bir yürüyüşün, canlılığın, ümidin, aşkın,şevkin adıdır festivaller.Bugün bu meşaleyi yıllar önce tutuşturanlar, çile ve ızdırabın pençesinde inim iniminliyorlar. Analar rahat rahat emzirirken yavrularını, anne sütünden mahrum bırakılanyavrular akıllarına gelince, gözyaşları damlıyor yavrularının yüzüne. Her şeye rağmen, birolimpiyat meşalesinin taşınması gibi elden eleulaşan bu emaneti uzatırken bütün dünyayaAnadolu'nun vefakâr, cefakâr ve çilekeş insanları; “Alın bu meşaleyi, sakın düşürmeyin, zirabiz bu çileyi ömrümüzü vakfettiğimiz ışıktanyarınlar için çekiyoruz” diyorlar.“Kıyamet kopuyor da olsa elinizdeki �idanıdikin” buyuran Allah Rasûlü'nün (aleyhissalâtüvesselâm) kutlu emrine binaen, geleceğin ümittohumlarını, kızılca kıyamete rağmen dünyanın dört bir tarafındaki mümbit topraklara saçmaya devam edenlere, bu işi Anadolu'da başlatıp bu meşaleyi dünyaya taşıyan ve şimdilerde“akrebin kıskacında yoğrulan” binlerce vicdanişçisine selam olsun!Bu insanlık projesinin kültür ve sanat sancağı düşmedi, düşmeyecek...